Yeni Yılda Düşünce Hatalarınızdan Kurtulun

“Yeni yılda spora başlayacağım”
“Yeni yılda sigarayı bırakacağım”
“Kariyerimde daha da yükseleceğim”

Yeni bir yıla yaklaşırken içinizde yavaş yavaş filizlenen yeni karar, başlangıç ve değişim tohumlarını hissetmeye başladınız mı? Doğum günü, yıl dönümü, özel gün derken insanların en çok yeni bir dönüm olarak düşündüğü tarihlerden biridir 31 Aralık… Gece 12’yi vurduğunda; beyaz sayfa açılır ve tüm olumsuzluklar geride bırakılır. Yeni kararlar alınarak, ilişkilere ve günlük hayata kafada bir çeki düzen verilir. İstenmeyen özelliklerle ilgili kurtarma planları yürürlüğe sokulur ve “nasıllar,nedenler” gözden geçirilir. Maddi sebepler, zamansızlık, yoğunluk ve sağlık sorunları gibi bir takım nedenler aldığımız bu kararları uygulamaya geçtiğimizde başarısızlıkla sonuçlanabilir. Ancak bu dış ve beklenmedik olaylar dısında kendi iç sebeplerimize yönelerek düşünce ve duygularımızda yenileme yapabilmek mümkün…

Us Psikiyatri Enstitüsü’nden Psikiyatrist Dr. Uğur Hatıloğlu, yeni bir yıla girerken düşünce, duygu ve davranışlarımızdaki hataların farkına varmamız için önerilerde bulundu.

Ya Hep Ya Hiç Düşünce Tarzından Kurtulun

Yeni yılın ilk günü itibariyle; “yeni yılda ilk iş rejime başlayacağım, sigarayı bırakacağım, spora başlayacağım’ gibi cümleler duyuyorsunuz ya da şimdiden kendinize söz mü verdiniz? Bir programa başlamak için gün belirlemek oldukça motive edici olabilir ama başlamaya motive olmak kadar, sürdürebilmek de önemlidir. “Ya hep ya hiç” düşünce tarzına sahipseniz, ilk gün planınıza başlayamaz ya da ilk birkaç gün içinde işler istediğiniz gibi yürümezse, planınızı tamamen bırakma eğilimindesiniz demektir. En ufak bir hatada her şey bozulmuş, sanki siz de beceriksizmişsiniz gibi hissedebilirsiniz. Halbuki süreli bir eylemde amaç mükemmel başlangıcı yapıp aynı şahanelikte devam etmek değildir. Eğrisiyle, doğrusuyla, azıyla, çoğuyla sürdürebilmek ve elinden geleni yapmaktır.

Duygusal Kararlar Vermekten Kaçının

Hepimiz zaman zaman zorluklarla karşılaşırız. Ya da bazen her şey üst üste gelebilir. Böyle durumlarda duygularımızı, gerçek durumlarla birbirine bağlama riskimiz olur. Sanki hissettiklerimiz gerçeğin ta kendisiymiş gibi gelebilir. En güzel örneklerden biri de; ertelemektir. Çünkü genelde ertelemenin nedeni olumsuz bir duygudan kaçınmaktır. O duyguyu hissetmemek için yapmakla sorumlu/yükümlü olduğumuz işleri yap(a)maz ve yap(a)madıkça da olumsuz duyguların daha da artmasına neden olabiliriz. Bunun tam tersine, olumsuz duygularımıza rağmen bir işe başlamak ve onu sonlandırmak kişiyi iyi hissettirdiğinde, kişi boşuna bu duyguların kendisini yönetmesine izin verdiğini anlayacaktır.

Gereklilik Eklerinden Uzak Durun

“Şunu yapmalıyım, buna başlamalıyım” gibi kalıplarla hayatını yaşayan insanlarda endişe ve öfke daha çok görülür. Çünkü bu tarz cümleler insanı baskı altına sokarlar. Biz ne kadar -meli ve -malı’larımıza uyum sağlasak da dış dünya kendi kuralları ve istekleriyle önümüze geldiğinde ortaya çıkan uyuşmazlık, kişide suçlanma ve kızgınlık yaratır. Bu yüzden isteklerimizi daha gerçekleşebilir hale getirmek ve beklentilerimizi daha yapılabilir kılmak daha huzurlu bir hayatın kapısını açan anahtarlardan biridir.

Taşıyabileceğinizden Fazla Yük Sırtlanmayın

Aynı anda birkaç zor eylemi yapmayı tasarlarken, yükün ağırlığı nedeniyle elinizdeki bulgurdan da olabilirsiniz. Bu yüzden kaldırabileceğiniz kadar aktiviteyi planlarınıza dahil edin. Unutmayın ki hiçbir başarı (piyango hariç) birden altın tepside önünüze gelmez. Emeksiz yemeğin yenmediği dünyamızda beklentilerinizin gerçekleşmesinin zaman alacağını, bu yüzden sabretme kartınızı cebinizden çıkarıp sık sık bakacağınızı baştan kabullenin.

 

Bu yazı 289 kez okunmuştur.