YEME İÇME

Bu Gıdalar Beyninizin Zinde Kalmasını Sağlıyor

 
Folik asit hafızayı güçlendiriyor

Vücuttaki bütün hücreler gibi beyin hücreleri de besine ihtiyaç duyar. Kişilerin uzun süren beslenme bozuklukları, sinir sistemi üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Dengesiz ve yetersiz beslenme, beyindeki hücre sayısını ve sinir hücrelerinin gelişimini engelleyerek kalıcı hasarlara bile neden olabilmektedir. İnsanın beyin gelişimi anne karnında başlamaktadır. Annenin gebelik boyunca düzenli ve sağlıklı beslenmesi beyin gelişimi açısından önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle anne adaylarının gebelik süresince folik asidi yeterli miktarda alması, bebek beyninin hafıza hücreleri için anahtar görevi görmektedir. Folik asit desteği yetişkinler için de önemlidir. Alzheimer ve bunama riskine karşı folik asit bakımından zengin fasulye, bezelye, ıspanak, şalgam, limon ve portakal gibi gıdalar tüketilmelidir.

Karbonhidrata dikkat!

Beynin enerji kaynağı glikoz yani şekerdir. Şeker düzeyinin beyinde azalması ya da artmasına bağlı olarak sorunlar yaşanabilmektedir. Glikozun elde edilebileceği karbonhidrat ve yağ tüketiminde dikkatli olunması gerekmektedir. Uzun süreli fazla şeker tüketiminin nörolojik sorunları ortaya çıkardığını unutmamak gerekmektedir. Unlu mamuller, baklagiller, patates, muz, elma, karbonhidrat bakımından zengin besinlerdir. Balık yağıyla birlikte bitkisel yağ tüketimi beyin sağlığı bakımından önemli bir yer tutmaktadır.

Yeterli ölçüde muz, yağsız süt ve yoğurt tüketin

Hafıza ve zeka gelişimi açısından B vitaminlerini içeren yiyecekler birinci sırada gelmektedir. B vitamini özellikle beyin ve sinir sisteminin sağlığını korumak açısından önem taşımaktadır. Eksikliğinde depresyon, kısa süreli hafıza kaybı, dikkat eksikliği, el ve ayaklarda yanma, iğnelenme, duyu kusuru, unutkanlık ve sinirlilik görülebilmektedir. Ayrıca B vitamini eksikliğinde, beyin ve beynin emirlerini uygulayan sinir sisteminde çeşitli derecede hasarlar oluşabilmektedir. Et, balık, yağsız süt, yoğurt, muz, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagillerde B vitamini bulunmaktadır.

Unutkanlık için balık yemeyi unutmayın

Omega 3 asidi bakımından zengin olan balık, beyin fonksiyonlarının daha düzgün çalışmasına yardımcı olmaktadır. Omega 3, beyin için daha fazla oksijen sağlayarak eski bilgileri hatırlamasını sağlamaktadır. Balık içerdiği protein ve amino asitlerle de, beyin tabakasının ihtiyacı olan sıvıyı karşılayarak hafızayı güçlendirmektedir. Balık yemek, ayrıca yoğun stres altında daha hızlı düşünmeye yardımcı olmaktadır.

Yumurtayla beyninizi yenileyin

Beynin iletim servisi olan nörotransmitterleri destekleyen kolin maddesi bir çeşit B vitaminidir. Kolin ayrıca yeni beyin hücresi üretiminde de fayda sağlamaktadır. Yapılan araştırmalar yumurtanın kolin açısından en zengin besin maddesi olduğunu ortaya koymaktadır. Yumurtanın yanında yer fıstığı, balık, yeşil yapraklı sebzeler, soya ve keten tohumu da kolin kaynakları arasındadır. Bunun yanı sıra yumurtada bulunan amino asitler, hücre fonksiyonu ile etkileşime geçerek zihinsel ve nörolojik bozuklukları önlemek için nörotransmitter dengesini korumaktadır.

Beyin yaşlanmasını bademle durdurun

E vitamini beyinde yaşlanmayla birlikte oluşabilecek gerilemeyi durdurmaktadır. E vitamini yönünden zengin olan badem, beyindeki yaşlanmaya yavaşlattığı gibi beyin gelişimi ve sağlığı için birçok elementi de içermektedir. Bademin yanı sıra ceviz, fındık, kaju, yer fıstığı, ay çekirdeği, susam, keten tohumu da beyin sağlığı açısından tüketilmesi gereken gıdalar arasındadır.

Problemleri üzümle çözün

Son yıllarda yapılan araştırmalar üzümün dopamin salgılamasını artırarak problem çözme yeteneğini geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Bunun yanın da bor bakımından zengin olan üzüm, beyin sağlığı açısından tüketilmesi gereken besinlerin arasında yer almaktadır. Bor tüketiminin konsantrasyon ve hafızayı geliştirdiği de bilinmektedir. Üzümün yanı sıra elma ve fındıkta da bor bulunmaktadır.

Hafızaya yaban mersini dopingi

Yaban mersini, çilek gibi bazı meyveler ve domates, havuç gibi sebzeler yüksek oranda antioksidan içermektedir. Beynin daha uzun süre sağlıklı kalmasını sağlayan antioksidan içerikli bu gıdaları tüketen yaşlı insanların kısa dönem hafızalarının geliştiği görülmektedir. Bunun yanında yaban mersininin sinir hücreleri ile etkileşime geçerek belleği geliştirdiği ve strese karşı beyni koruduğunu ortaya koyan çalışmalar da bulunmaktadır.

Bunlardan uzak durun

Demir deposu olan yağsız kırmızı et beyin gelişimi için büyük yarar sağlarken süt, peynir, hindi, tavuk gibi gıdalar da tüketilmesi gerekmektedir. Beyin için sağlıklı gıdaların yanında uzak durulması gerekenler de bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanmaktadır:

 
· Alkol
 
· İşlenmiş gıdalar
 
· Çok tuzlu besinler
 
· İşlenmiş proteinler
 
· Fazla miktarda kullanılan şeker

Saray Muhallebicisi Tek Kişilik Yeni Pastaları ile İddialı

Bu özel pastalardan “malaga” ve “profiterol kule”, gençler tarafından en çok tercih edilen çeşitlerin başında geliyor.
Çikolatalı devils kek üzerinde beyaz çikolatalı prenses kreması, fıstık draje, parça muz ve çikolatalı sos ile hazırlanan malaga, deneyenleri keyifli bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.
 
Çikolatalı devils kek üzerine yerleştirilmiş krema, profiterol sos, mini pataşu topları ve üzeri çikolata sos ile kaplanarak hazırlanan profiterol kule ise; hafif ve çikolatalı tatlı sevenleri tarifsiz bir mutlulukla buluşturuyor.
 
BU ÖZEL TATLAR ŞİMDİLİK SADECE SARAY MUHALLEBİCİSİ’NİN 12 ŞUBESİNDE:
 
Enfes lezzetleri birbiriyle yarışan bu özel tatlılar şimdilik Saray Muhallebicisi’nin 12 şubesinde (Teşvikiye, Zorlu Avm, Kanyon Avm, Özdilek Avm, Etiler, Galleria Avm, Mall of İstanbul Avm, Feneryolu, Suadiye, Bağdat, Palladium Avm, Meydan Avm) sıcak yaz günlerine mutluluk katıyor.

Asya Mutfağının Popüler İsmi P.F Chang`s Ataşehir Bulvar 216`da Açıldı

Akneye Karşı Somon, Pürüzsüz Bir Cilt İçin Bitter Çikolata Yiyin

Bu besinlere sofralarınızda mutlaka yer verin

Doğal gıdaların genel sağlığa önemli katkıları bulunmaktadır. İçeriğinde fitokimyasallar, polifenoller, antioksidan ve antiinflamatuar öğeler içeren besinler, çeşitli metabolizmaları etkileyerek cilt sağlığını olumlu yönde etkiler.

Zeytinyağı ile genç kalın

Tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidan polifenol bileşikler sayesinde yaşlanmayı yavaşlatır. Çiğ olarak salatalarda veya sebze yemeklerinde kullanılabilir. Her ne kadar sağlıklı bir yağ olsa da aşırı tüketimi önerilmez.

Domates güneşten koruyor

Antioksidan likopen içeriği sayesinde cildi güneşten korur. Zeytinyağı ile birlikte tüketilirse koruyucu etkisi artmaktadır. Güneş kremi kullanımı yine de ihmal edilmemelidir. 5 tatlı kaşığı domates püresi ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağını 12 hafta boyunca tüketen kişilerin ciltlerinde, sadece zeytinyağı tüketenlere kıyasla %33 daha fazla güneş koruyucu etki gözlenmiştir. Domates püre haline getirildiğinde, içeriğindeki likopen miktarının arttığı unutulmamalıdır.

Bitter çikolata ciltteki pullanma ve pürüzleri önlüyor

Kakaoda bulunan flavanoller ve antioksidan özellikteki bitki bileşenleri cildi nemlendirir ve dolaşımı düzenler. 12 hafta boyunca yüksek oranda kakao flavanolleri içeren içecek tüketen kadınlarda, tüketmeyenlere göre ciltte pullanma ve pürüzlerde azalma gözlenmiştir. Kakaonun faydalarından yararlanıp, aynı zamanda kilo alımını önlemek adına günlük 28 gram veya 150 kalori olacak şekilde tüketim yapılmalıdır.

Her gün 1 fincan Türk kahvesi içip, 1 küçük kare bitter çikolata tüketin

Her gün kahve içen kadınlarda, içmeyenlere göre cilt kanseri riski daha düşük bulunmuştur. Kahve çekirdeklerinin kavrulma işlemine göre antioksidan içeriği değişir. Orta derecede kavrulma yöntemi tercih edilmelidir. Her gün bir fincan şekersiz Türk kahvesi ve bir kare bitter çikolata, hem kan şekerini dengeler hem de cilde ışıltı verir.

Sardalya ve somon sivilceye karşı koruyucudur

100 gram sardalya 1,5 gram omega 3 yağ asitlerini içerir. Omega 3 yağ asitlerinin, özellikle aknenin temel sebeplerinden olan inflamasyonu kırıcı etkileri vardır. Omega 3 yağ asitleri balıklarda yüksek oranda bulunmaktadır; sardalya ve sonra somon en iyi kaynaklardır. Haftada en az 3 kez balık tüketimi önemlidir.

Ceviz, fındık ve badem cildi yeniliyor

Omega 3 yağ asitlerinin en iyi bitkisel kaynaklarıdır. Çinko ve E vitaminini yüksek içermeleri sayesinde yara iyileşmesinde, doku hasarının korunması ve hücre yenilenmesinde rol alarak cilt yaşlanmasını geciktirirler. Günlük 2 adet ceviz veya 5 adet badem, fındık tüketilmelidir.

Su cildinizin kırışmasına engel olur

Deri nemliliği için her gün 2,5 litre su içmek gerekmektedir. Su cildi nemlendirir ve kırışıklıkların azalmasını sağlar. Ayrıca vücudun toksinlerden arınması için de suya ihtiyacı vardır. Böylece cilt toksinlerden arınacak ve daha sağlıklı olacaktır. Su içmekte zorlanan kişiler şekersiz komposto, ayran, cacık olarak su alımını destekleyebilirler. Su içmeyi unutan kişiler saat planı koyarak su ihtiyaçlarını karşılayabilirler.

Sarı biber göz çevresinde kırışıklık oluşumunu önlüyor

Bir günde 250 gram yeşil ve sarı sebzeleri tüketenlerin özellikle kazayağı bölgesi başta olmak üzere tüm yüzde daha az kırışıklık olduğu gözlenmiştir. Bir sarı biber yaklaşık olarak 190 gramdır. Bu etkilere renklerden gelen koruyucu özelliklerin sebep olduğu düşünülmektedir. İyi yıkanmış sebzeler çiğ olarak salatalarda veya yağsız hazırlanmış meze olarak tüketilebilir. Pişmiş sebzeleri tercih edenler ise sebzeleri çok pişirmeden buharda veya yağsız sote yöntemi tercih edebilirler.

Kırmızı ve mor üzümü çekirdeği ile yiyin

İçeriğindeki resveratrol sayesinde cildi güneşin zararlı etkilerinden ve dolayısıyla cilt kanserinden korur. Her gün bir porsiyon mor üzüm tüketmeye özen gösterilmelidir. Üzümü iyi çiğnenmiş bir şekilde çekirdekleri ile birlikte tüketmek faydasını artıracaktır.

Selva Kristal Lezzet Ödülü”ne Sahip Dünyadaki İlk ve Tek Makarna Markası Oldu

Konuyla ilgili açıklama yapan Selva Gıda Genel Müdürü Özkan Koyuncu; “27 yıldır, Konya ovası başta olmak üzere Anadolu’da yetişen en kaliteli durum buğdayından ürettiğimiz gerçek gıdaları müşterilerimize sunuyoruz. İşimizi yaparken en vazgeçilmezimiz elbette ki kalite… Kalite anlayışımız doğrultusunda;  gerçek gıda üretimine önem vererek insanlara sağlık, lezzet ve besleyiciliği bir arada sunmayı hedefliyoruz. Selva ürünleri ile “damak tadınızdan ödün vermeden sağlıklı beslenebilirsiniz” diyoruz. Biz Selva olarak üretimde kalite standartlarımızdan asla taviz vermiyoruz. Üçüncü kez aldığımız bu ödülü de vermediğimiz ödüne borçluyuz. Bu ödüller vesilesi ile tüketicilerimize en kaliteli ürünü, en iyi lezzette sunduğumuz gerçeği uluslararası arenada bir kez daha tescillenmiş oldu.  Bu topraklarda kurulan bir  marka olarak ülkemize uluslararası alanlarda ödüller kazandırmak bizim için büyük bir onurdur.” diyerek sözlerini tamamladı.
 
Alınan Üstün Lezzet Ödülü’nün yanı sıra Selva Gıda ürünlerinin hiçbir kimyasal ya da koruyucu katkı maddesi içermemesi, gerçek gıda üretimi için sürekli Ar-Ge çalışmaları yapılması, helal gıda sertifikasına sahip olması gibi özellikleri ürünün üstün yönleri arasında yer alıyor.

iTQi Hakkında:

 
Avrupa'nın lezzet konusundaki lider bağımsız otoritesi iTQi,  şefler ve sömeliyelerden oluşan bağımsız bir kuruluş olarak, dünyanın dört bir yanından gelen tüketici yiyecek ve içeceklerini test etme ve üstün lezzetli olanları tanıtma üzerine faaliyet göstermektedir.
 
Ürünler, üzerinde herhangi bir ambalaj ve işaret olmadan kör tadım bazında değerlendirilmektedir.
 
En güvenilir takibi sağlayabilmek için her ürüne bir kod verilmektedir. Ürünler, değerlendirme sırasında üreticinin vermiş olduğu talimatlara göre hazırlanmakta ya da pişirilmekte ve evde olduğu gibi servis edilmektedir.
 
iTQi'ın tadım oturumları ile amacı her ürünün hedonik lezzetini ayrı ayrı ölçmektir. Her jüri üyesi, tattıkları ürün için Duyusal Analiz Raporunda puanlama yapmaktadır. Bu puanlama ürün lezzeti, aroma, yapı, koku, doku, tadım sonrası ağızda bıraktığı tat gibi kriterler dikkate alınarak yapılmaktadır
 
Üstün Lezzet Ödülü, mükemmel tat ve kalitedeki yiyecek ve içecekleri onaylayan ve her yıl verilen bir ödüldür. Ödüller 2005 yılından beri Brüksel, Belçika'da bulunan International Taste&Quality Institute (ITQi) tarafından verilmektedir. Ödül; aşçılar, içecek uzmanları ve içki uzmanları tarafından hazırlanan detaylı raporlar ve duyusal analizler de sağlamaktadır.

Burrito Shop Meksika Mutfağı Ataşehir’de Açıldı

Ataşehirli Öğrenciler Ekmeğin Hikayesini Öğrendiler

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Uzun Soluklu ve Sürdürülebilir Yatırımın adresi ; CHAY

CHAY ’larda demleme çay ve kahve kültürünün lezzet beklentileri özellikle dikkate alınarak, demleme çay tiryakilerinin tereddütsüz her zaman lezzetli ve taze çay bulabilecekleri mekânlar olması hedeflendi.

CHAY, ürün kalitesi ve çeşitliği, çalıştığı uluslararası markalar ve sahip olduğu know-how ile birlikte yenilikçi aksesuarları ve uygulamalarıyla sektörde birçok alanda fark oluşturacak. Tasarımı, dünya çapında markası, içeriği, lojistiği ve yönetim modeli ile fark yaratmaya aday. Ürün yelpazesinde bulunan, son derece ekonomik fiyatlarla sunduğu kaliteli demleme çay ve kahve çeşitlerini; muhtelif sandviç, kek, kurabiye ve özgün soğuk içecekler ile destekliyor.

CHAY, yatırımcısına özel franchising modeli ile ister kendi başınıza isterseniz de marka ile ortak olarak yatırım yapma fırsatları sunuyor. İşe başlamayı kolaylaştıran, kısa zamanda yüksek getiriden ziyade uzun soluklu ve sürdürülebilir yapısıyla sizlere kalıcı bir yol arkadaşlığı öneriyor.

Yazın Tüm Renkleri Saray Muhallebicisi’nde

Serinlemenin En “Doğal” Hali
 
Sade, çikolatalı, çilekli, fıstıklı, karamelli, limonlu, vişneli, kayısılı, portakallı, muzlu, kivili olarak üretilen ve Saray Muhallebicisi’nin sütlü-hamurlu tatlılarının vazgeçilmezi olan doğal dondurması; sadece tatlılarla değil tek başına da yaz aylarının favorisi.

Dondurmalar Saray Mandıra’dan gelen doğal manda sütüyle üretiliyor

Saray Muhallebicisi’nin kendi mandırası Saray Mandıra’dan gelen doğal manda sütü, gerçek meyveler ve salepten üretilen “doğal dondurma”sı; A, B, C, D, E grubu vitaminlerin yanı sıra magnezyum, potasyum, demir gibi mineraller bakımından da zengin.

Hem damak zevkini hem de sağlığını düşünenlerin, özellikle de annelerin ilk tercihi olan Saray Muhallebicisi dondurmaları, tam 80 yıldır ilk günkü tazeliğini ve lezzetini koruyor.

Isıtıldığında Rengi Değişen Sütü İçmeyin

Kalsiyumun en iyi kaynağı “süt”

Süt, yaşamın hemen hemen her döneminde tüketilmesi gereken bir gıdadır. Özellikle büyüme-gelişme, gebelik ve emziklilik döneminde önemi daha fazla artmaktadır. Kalsiyumun en önemli kaynağı olan süt;

•Çocukların kemik ve diş oluşumlarının tamamlanmasında,

•Güçlü kalp atımında,

•Kanın pıhtılaşması ve kan basıncının kontrolünde,

•Kasların hareketinde,

•Sinirsel mesajların iletiminde,

•İleri yaşlarda kemik yoğunluğunun azalmasını önlemede,

•Gebelik ve emziklilikte artan ihtiyaca bağlı depolardaki azalmayı önlemede yardımcıdır.

Günde 2 bardak süt içilmeli

Yetişkin bireyler özellikle kadınlar, ileriki dönemlerde ortaya çıkacak olan kemik erimesine karşı; ergenlik dönemindeki kız ve erkek çocukları ise kemik gelişimi için günde mutlaka 2 bardak süt içmelidir. Gebelerin de her gün yatmadan içecekleri bir su bardağı süt, hem rahat uyumalarını hem de gerekli ihtiyaçların karşılanmasını sağlar. Kalan 3-4 porsiyonluk süt ve süt grubu ihtiyaçları ise yoğurt ve peynirden sağlanabilir. 

Kolesterolü olanlar süt tüketimine dikkat etmeli

Süt su, yağ, protein, karbonhidrat, mineral ve vitaminlerden oluşur. Bir su bardağı sütte yaklaşık olarak 9 gr. karbonhidrat, 6 gr. protein ve 6 gr. yağ bulunmaktadır. Sütte bulunan yağların 2/3’ü doymuş yağlardan oluşmaktadır. Bu nedenle kolesterol problemi yaşayan bireylerin süt ve süt ürünlerini tüketirken dikkat etmeleri ve yağı azaltılmış ürünleri seçmeleri gerekmektedir.

Çocuklarda süt tüketimi yaşa göre değişiyor

Çocukların günlük almaları gereken kalsiyum miktarı yaşa göre değişir. 1-3 yaş aralığındaki çocukların 500 mg kadar kalsiyum ihtiyacı varken, ergenlikte bu miktar 800-1000 mg’a kadar çıkar. Bu miktarı karşılamak için 2-3 yaşındaki çocukların 2 bardak, 4-8 yaşındaki çocukların 2,5 bardak, 9-18 yaş arasındaki çocukların ise 3 bardak süt içmeleri yeterlidir.  

Cam şişede, günlük pastörize süt tüketin

Pastörize edilen sütler, buzdolabında 4-5 derecede yazın bir gün, kışın 2-3 gün saklanabilir. Pastörizasyon işlemi tam yapılmamış olan sütlerde tat ve renk değişimi olur. Süt ısıtıldığında sütün rengi değişmezse iyi pastörize olmuş demektir. Bu nedenle süt satın alınırken iyi bir markadan, güvenilir bir süt tercih etmek doğru olacaktır. Mümkünse cam şişelerde, günlük pastörize edilmiş sütler tercih edilmelidir.

Çocuğunuza sütü sevdirmek için…

•Çocuğun tat duygusu anne karnında oluşmaya başlar. Gebelikte tüketilen gıdalar yabancı gelmeyeceği için çocuk da kolaylıkla yiyecektir. Bu nedenle gebelikte süt tüketimi ihmal edilmemelidir.

•1 yaşında sonra alerjisi yoksa inek sütü verilmeye başlanmalıdır.

•Anne-baba süt içerek çocuğa örnek olmalıdır.

•Pipet ve renkli, eğlenceli bardaklar süt içimini kolaylaştırdığı unutulmamalıdır.

Çocuklar için sağlıklı süt tarifleri

Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Merve Yüksek, sade süt içmeyen çocukların ailelerine önerilerde bulundu.

Hurmalı Süt: 3 adet çekirdeksiz hurma (ya da 1 yemek kaşığı hurma püresi), 1 çubuk tarçın ya da toz tarçın ve 1 su bardağı süt. Hurmalar birkaç saat öncesinden sıcak suda bekletilerek yumuşatılır. Süt ve hurmalar mikserde iyice karıştırılır. Bardağa koyulan hurmalı sütü çubuk tarçın ya da üzerine toz tarçın serperek tatlandırılabilir. 

Meyveli Süt: ½ muz, 3-4 adet çilek ve 1,5 su bardağı süt. Meyveler iyice yıkandıktan sonra süt ile birlikte mikserden geçirilir. İsteğe göre meyve parçaları ile süslenerek soğuk olarak servis edilebilir.

Çikolatalı Süt: 4 kare bitter çikolata ve 1 su bardağı süt. Çikolatalar, benmari yöntemi ile eritilir. Eritilen çikolatalar süt ile mikserde karıştırılır. Üzerine az miktarda rendelenmiş çikolata serperek süslenir.

Dondurmalı Süt: 1 top vanilyalı ya da meyvelerden yapılmış meyveli dondurma ve 1 su bardağı süt. Dondurma ile süt mikserden geçirilip, hızlıca servis edilir.

Bayram Şekerleri Çocuğunuzu Sağlığından Etmesin

Yaz aylarında artan ishal vakalarını tetikliyor

Fazla şeker tüketiminden ilk olarak sindirim sistemi etkilenir. Günlük beslenme düzeni bozulduğu için çocuklarda bulantı, kusma, dışkılama alışkanlıklarının değişmesi ve iştahsızlık görülür. Özellikle sıcak havalarda çocuklar arasında yaygın olarak görülen ishalleri şeker ve şekerli tüketimin daha çok tetiklediği ve şiddetini artırdığı unutulmamalıdır. Başlangıçta karın ağrısı ile başlayan belirtiler, sulu dışkılamayla kendini gösterir.

Beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor

Çocuklar her zaman güzel ve tatlı olanı tercih ederler ve enerji veren, mutlu eden, lezzet aldıkları bir şeyi bırakmak istemezler. Fakat sadece şekerden kalorilerini aldıklarında düzenli beslenmeleri ve günlük almaları gereken gıdalardan uzaklaşmaya başlarlar. Bu durum da hem iştah kaybına, hem vücut direncinin düşmesine, hem de başka hastalıklara yol açar. Şeker tüketimi beslenme alışkanlıklarını bozmadan, bayramın güzelliğini de kaçırmadan ölçülü bir şekilde olmalıdır.

Çocuklar şekerlemeleri öğleden sonra yemeli

Şekerleme tüketiminin planlanması çocukların iştahı ve yaşına göre değişir. Eğer şeker tüketimi öğleden sonraya bırakılabilirse çok iyi olur. Sabahları meyveyle tatlı ihtiyacını karşılamak, öğleden sonra birkaç parça çikolata ve akşamları da dondurma saati yapılabilir. Bayramda ekstra kaçamaklar olabilir. Ancak sabah ve öğle arasındaki döneme yani enerjinin yüksek olduğu zamanlara dikkat edilmelidir. Çocuklar konuştuğumuzu anlayacak yaşta ise, onlarla konuşulmalı ve şekerlerin hepsinin onun olduğunu ve bunu zamana bölerek yemesi gerektiği anlatılmalıdır. Çocukların şeker tüketimi ailelerin kontrolünde olmalıdır.

Alerjik reaksiyonlara yol açabilir

Şekerlerdeki boyar maddeler, renklendiriciler, katkı ürünleri, doğal olsunlar ya da olmasınlar çok ciddi anlamda çocuklarda alerjik reaksiyonlara yol açabilirler. Bunların en tehlikelisi hızlı gelişen alerjidir. Renkli jelatin içeren ürünlerde sıkça görülür. Çocuk yer yemez 5-10 dakika içinde hızlıca döküntü, yüzde kulaklarda ödem meydana gelir. Bir de çocuklarda ürtiker denilen ve halk arasında kurdeşen olarak bilinen kaşıntılı döküntüler olabilir. Nispeten zararsız gözükse de bazen çok şiddetli olup ve çocuğun tedavi alması gerekebilir. Bunun için ilk kez temas ettiği şeyler çocuklara az miktarda verilip, gözlemlenmelidir.

Çocuğunuza şeker yedikten hemen sonra 1 bardak su verin

Şeker tüketimi çocukların diş sağlığını olumsuz etkilemektedir. Özellikle çürükleri olan çocuklarda yaygın ağrılarla yol açabilir. Bu nedenle her şeker tüketiminden sonra su içmeleri sağlanmalıdır. Günde iki kez dişlerini fırçalamaları sağlanmalıdır. Buna rağmen şiddetli ağrıları olursa hekimlerine gidene kadar ağrı kesici alabilirler.

Günlük şeker tüketimi bir iki taneyi geçmemeli

Günlük şekerleme tüketimi yaş grubuna göre değişmektedir. 2 yaşın altındaki çocuklar şeker ya da hazır gıdalar yememelidir. Özellikle cam şekerler bebekler için riskli olabilir. Hareket kabiliyeti gittikçe gelişen bebek, ani bir refleksle yemeği kontrol edemeyebilir ve cam şekeri geriye kaçırabilir. Ailenin kontrolü dışında yutulursa bebeği yüzükoyun çevirip sırtını pat patlayarak kusması sağlanmalıdır. Kusmuyorsa ve nefes borusuna kaçtığından şüpheleniliyorsa sağlık kuruluşuna gidilmelidir. 2 yaşın üzerindeki çocuklarda ise tüketilen şekerin cinsine bağlı olarak değişmekle birlikte günde bir ya da iki tane küçük bir misafir şekeri ya da en fazla üç parça çikolata tüketilebilir. Bayram tabaklarında hamurlu ve şekerli gıdalar da olacaktır. Neyse ki çocuklar bunları çok fazla tüketmemektedir. Ancak yine de çocuklar için sütlü tatlılar ve dondurma eşliğinde farklı alternatifler hazırlanmalıdır.

Kolonyalar bebekler ve küçük çocuklardan uzak tutulmalı

Bayram misafirliklerinin olmazsa olmazı kolonyalara da dikkat edilmelidir. Bu kolonyaların bebekle teması tehlikeli olabilir. Öncelikle bebekler her şeyin tadına bakmak ister, kolonyayı da içebileceği unutulmamalıdır. Böyle durumlarda hemen hastanelerin zehir danışma merkezleri aranmalı ve bilgi alınmalıdır. Temas edilen maddenin cinsi ve içilen miktar çok önemlidir. Eğer bebeğin kolonya içtiği biliniyorsa ağzı hemen soğuk su ile yıkanmalı ve yumuşak gıdalarla beslenmelidir. Ancak çocuk yutkunmakta zorluk çeker, ağlama krizlerine girerse yanık ve zehirlenme tehlikesinden şüphelenilmeli ve doktora gidilme

İthal Çay – Yerli Çay

Elbette bilenler, konuya hakim olanlar içindi bu ayrıntı. Onun için hem çayımıza hakkını teslim etmek, hem de çay tüketicisi vatandaşlarımızı bu hassas konuda bilgilendirmek ve neticede bir çay müstahsili olarak da çay endüstrimize katkı sağlamak için RİMER’in facebook sayfasında “Çayımızın Kıymetini Bilelim” başlığıyla bir yorum yazdım. 
 
“Bir çay bahçesi fotoğrafı paylaşacağım. Süper bir görüntü; muntazaman, kalemle biçimlendirilmiş, imrenilecek bir bahçe.
 
Bizden değil, muhtemelen Uzakdoğu’dan Hindistan veya Seylan’dan bir plantasyon. Plantasyon kelimesini de özellikle kullandım, zira bizdeki gibi miras bölüşümü veya arazinin yapısı, azlığı nedeniyle çaylıklar o coğrafyada aile – kişi bazlıdan çok kurumsal işletme şeklinde değerlendiriliyor. Gelelim konuya…
 
Fotoğrafa bakınca insan çay bahçesine gıpta ediyor ama ürün karakteri açısından maalesef durum aynı lezzette değil.  En azından layıkıyla üretilmiş tüm Karadeniz çaylarımız için bu bir gerçek. Basitçe ifade edeyim, fotoğrafta görüleceği üzere tüm çay setleri arasında aydınlatma direkleri var. Nedeni de bu coğrafyada yaş çayın zorunlu olarak geceleri toplanıyor olması. Çünkü, bölgede yoğun, yılandan farklı böceklere haşere var ve gündüz bu canlılar insanlara daha çok zarar verebiliyor. Bu yoğun haşere ile mücadele içinde üretici işletmeler nerdeyse haftada birkaç kez kimyasal olmasa da ilaçlama yapmak zorunda. Fotoğrafın görünmeyen yüzünü böyle gördüğümüzde bugünün seçici, sağlığına özen gösteren çay tüketicilerinin bu coğrafyadan ithal edilen çayları açıkçası tüketmemesi ve Rize çayının önemini, değerini bilmesi gerekiyor.
 
Çünkü Rize çayında asla sinek veya herhangi bir haşere ilacı kullanılmamaktadır.”
 
Yorumum iki günde 12 binden fazla dostumuz tarafından okundu, yüze yakın duyarlı dostumuz tarafından da paylaşıldı. Belli bir sayıda çay tiryakisi ile de çayımızın ve ithal, özellikle kaçak çayların kalitesi ile ilgili de özelden yazıştık, tartıştık. Öyleyse bu bizler için çok bilindik olan bu ayrıntının daha geniş kitlelerce de bilinmesi medyaya yönelik bir yazı şart oldu.
 
Daha önce defalarca yazdım, uyardım içerisinde ki katkı maddeleri yüzünden kaçak çayları tüketmemek gerekiyor. Aynı şekilde yüksek rakımda ve nerdeyse teknik desteklerin etkisiyle yılın 12 ayı hasat edilebilen zorunlu ilaçlamaya mazur kalan ithal çaylar konusunda da çay tiryakilerinin dikkatini çekmek istiyorum.
Ağırlıklı Rize yöresinde hasat edilen Türk Çayında geçmişte olduğu gibi artık amonyum sülfat gübresi de kullanılmamakta, denize seviyesine oldukça yakın rakımda ve yılın sadece Mayıs – Eylül ayları arasında toplanan, özellikle İftar sonrası su dan sonra en güzel, en yararlı içecek olan doğal Türk Çayını tercih edin.

Recep Ali Aksoylu
Ataşehir, 11.07.2015

Bu Hatalar Oruç Tutanları Hasta Edebiliyor

Sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin

Özellikle tansiyon, şeker, böbrek ve kalp hastalarının Ramazan ayı boyunca tahlillerini yaptırması gerekmektedir. Doktor kontrolünde oruç tutması gereken bu kişilerin haftalık üre, şeker kontrolü ve günlük tansiyon ölçümü yapılması unutulmamalıdır. Bunun yanında belli bir yaş grubunun da olanların da Ramazan ayı boyunca sağlık kontrolünden geçmeleri önemlidir. Diyabeti olanların 3 ana ve 3 ara öğün olarak beslenmesi gerekmektedir. Bu hastalar oruçluyken şeker düzeyleri düşer iftarda ise tersine yükselir. Ramazan ayında vücudun değişen beslenme düzenine uyum sağlaması, bazen 3 haftayı bulabilmektedir. Bu durum özellikle kalp hastalarının tedavisinde bazı zorluklara yol açarak, ilaç alım saatlerinin yeniden düzenlenmesini gerektirmektedir.

İftarda hızlı yemeyin

Uzun süreli açlık sonrasında iftar sofrasında fazla ve hızlı yemek yenmesi sindirim sisteminde sıkıntılara neden olabilmektedir. Reflü şikayetlerinin artmasına neden olan hızlı ve fazla yemek yerine, bir dilim ekmek ve çorba ile orucu açmak daha sağlıklıdır. Bir süre ara verdikten sonra ana yemeğe geçilebilir. Normal günlerde tüketilen miktardan daha fazlasını tüketmemeye özen gösterilmelidir. İftarda aşırıya kaçıp sahura kadar yapılması gereken ara öğünlerin atlanması, vücudun dengesini bozarak hem sindirim sistemi sorunlarına hem de kan şekerinin aniden yükselmesine neden olabilmektedir. Vücudun dengesini bozmamak ve kan şekerinin aniden yükselmesini engellemek için iftarla sahur arası küçük öğünlerle geçilmelidir. Kan şekerini hızlı yükselten hamur ve şerbetli tatlılar yerine, sütlü tatlılar seçilmelidir. Et ve tavuk ızgara tercih edilmeli, ağırlık zeytinyağlı yiyeceklere verilmelidir. Günlük vitamin ihtiyacını karşılamak için mutlaka bol yeşil yapraklı sebzeler tüketilmelidir.

Orucu sigarayla açmayın

Orucu sigarayla açmak önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Uzun saatler süren açlığın ardından sigara içmek damarlarda ani daralmalara neden olabilmektedir. Kalp krizi riskini artıran bu durumun haricinde ciddi nabız ve tansiyon düzensizliklerine de yol açmaktadır. Sigarayla oruç açmak mideyi de olumsuz yönde etkileyerek gastrit ve ülser riskini artırmaktadır. Bunun yanı sıra orucu soğuk su ile açmak da mideyi zorlayıp hazımsızlık, kusma ve bulantı gibi sorunların oluşmasına neden olabilmektedir.

Asitli ve gazlı içecekler yerine su tüketin

İftarda yemekle beraber gazlı ya da asitli içecekler tüketilmemelidir. Yaz aylarında oruç tutmak ciddi su kayıplarına neden olabilmektedir. Gazlı ve asitli içecekler sanıldığının aksine içerdikleri yüksek tuz-şeker ve katkı maddeleri ile vücudun yeterli suyu alamamasına, aksine susuz kalmasına neden olmaktadır. Özellikle mide ve sindirim sisteminde ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra gazlı içecekler diyaframın kalbe bası yapmasına ve ritim bozukluğu ile nefes darlığına yol açmaktadır. İçerdikleri şeker oranıyla kan şekerinde ani oynamalara neden olup metabolizmanın bozulmasına yol açabilmektedir. En sağlıklı içeceğin su olduğu unutulmamalıdır. İftarda yemeğe başlamadan önce 1 veya 2 bardak su içmek kaybedilen sıvının yerine konulması ve doygunluk hissinin oluşması bakımından önemlidir. Günlük 2-3 litre olan su tüketimi ihmal edilmemelidir. Suyu bir anda tüketmek yerine, iftarla sahur arasına yayılmalıdır.

Doktorunuza danışmadan ilaç almayın

Ramazan ayında da doktora danışılmadan ilaç alınmamalıdır. Özellikle ülser ve gastrit hastalarının, ağrı keseci ve aspirin kullanımına dikkat etmesi gerekmektedir. Mide için zararlı olabilecek bu tür ilaçların doktor önerisi olmadan kullanılması mide kanaması ve delinmesine neden olabilmektedir.

Sahuru atlamayın

Sahura kalkarak oruç tutmak gün içinde kan şekeri düzeyinin korunması bakımından önemlidir. Sahura kalkmadan tutulan oruçta açlık dönemi uzayacağı için kan şekerinin düşmesinin yanında konsantrasyon eksikliği, baş ağrısı ve yoğunluk hissi oluşmaktadır. Ağır yemekler yerine sahurda hafif kahvaltılar tercih edilmelidir. Protein içeriği nedeniyle süt ve yumurta tüketmek açlık hissini azaltacaktır. Kan şekerini hızlı yükseltip daha çabuk azlık hissi yaratan beyaz ekmek yerine kepek ya da çavdar ekmeği tüketmek besleyicilik ve tokluk hissi bakımından faydalıdır.

Yemekten sonra hemen uyumayın

Sahurdan sonra hemen uyumak özellikle reflü şikayetlerinde artışa neden olmaktadır. Yatar pozisyonda yiyeceklerin yemek borusundan geri gelmesi daha kolay olmaktadır. Özellikle sahurda yemekle yatma saati arasında süre bırakmak şikayetlerin azalmasını sağlayacaktır.

Sofrada sohbete dalmayın

İftar sofralarında yapılan uzun sohbetler alınan besin miktarını artırmaktadır. Kişinin Ramazan ayında kilo almasına neden olacak bu sohbetler gereksiz tuz ve kalori alımına da neden olmaktadır. Kalp damar sağlığını olumsuz etkilenmesiyle uzun vadede ritim bozuklukları yaşanabilmektedir.

Ağır egzersizlerden kaçının

Oruçluyken ve iftardan sonra ağır sporlar yapmak ciddi su kayıplarına neden olabilmektedir. Bayılmalar ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilecek ağır sporlar yerine Ramazan ayı boyunca daha hafif sporlara yönelmek gerekmektedir. Özellikle iftardan sonra hafif yürüyüşler hem hazmı kolaylaştırmak hem de metabolizmayı düzenlemek bakımından yararladır.

Mira Ev Yemekleri Yeni Sahipleri ile Yoluna Devam Ediyor

Pizza House ‘tan Yeni Konsept: Pizza House Gourmet

Girişimciler için; ‘’ Lezzetli pizza ile iyi iş modeli’’  bir arada…

Pizza House 2015 yılında başlattığı 80 metrekarelik Gourmet konspeti ile hızlı bir büyüme hedefliyor. Marka, lezzet odaklı ince hamur gerçek Italyan pizzası, salata ve sandviç üretimi yapan mekanları anahtar teslim 50 bin USD bedelle franchiseelere sağlayarak, yeni konseptini girişimcilerle buluşturdu. 200 metrekareden büyük mekanlarda , Coffee Corner Bistro ve Pizza House markalarının beraber uygulandığı konseptlerde ise franchise bedeli 35.000 USD ve  aylık %6 franchise bedeli bulunmaktadır.

 
Markanın uyguladığı bayilik paketleri içerisinde, lokasyon seçimi, mimari projelendirme, mimari uygulama projesi, ekipman temininde tam destek, personel seçimi, personel eğitimleri, stok ve satış programı temini mevcut. 

Pizza House Gourmet, uygun fiyatlı anahtar teslim konseptiyle gelecek 24 ay içerisinde Türkiye çapında çok hızlı büyüme planlıyor.

 
Marka, yeni yatırımcıları ve dinamik yapısı ile eşsiz tadlar sunmaya devam edecek.

Bitmeyen Tartışma: Sakız Dişleriniz İçin Yararlı mı Zararlı mı?

Günümüzde sentetik elastomer esaslı madde ve tat verici maddeler içeren sakızlar üretilmektedir. İlk üretilen sakızlar şeker ile tatlandırılırken günümüzde bu amaçla sorbitol veya xylitol kullanılmaktadır.
Sakızın diş ve çene sağlığı üzerine şu etkileri vardır:

1-Sakız çiğnemek tükürük akış hızını arttırır. Tükürük vücudun en önemli savunma mekanizmalarından biridir. Ayrıca, tükürüğün yıkama etkisi çürük riskini azaltan önemli bir etkendir. Sakız çiğneme ile artan tükürük akış hızı normale oranla 3 ile 10 kat daha fazladır.

2-Sakız çiğnemenin diştaşı oluşumunu önlemeye etkisi vardır. Diştaşı (tartar, calculus), dental plağın sertleşmesi ile oluşur. Sakız çiğnemek dental plağın pH’ını artırıp asiditesini azaltır.

3-Yeni oluşmakta olan çürükte tamir sürecine olumlu katkıda bulunur. Yapılan çalışmalar yemekten veya atıştırmalardan sonra şekersiz sakız çiğnemenin çürük başlangıcı lezyonlarını azalttığını ortaya koymaktadır.

4-Sakız çiğnemenin dişleri temizlemeye veya plağı mekanik olarak uzaklaştırmaya olan etkisinin diş fırçalamaya göre çok az olduğu göz ardı edilmemelidir.

5-Uzun süre sakız çiğneme çene kaslarını yorar. Bu kas ağrısı, yanma, kulak ağrısı ve çeneyi açıp kaparken oluşan klik seslerine neden olabilir.

Genel olarak, klinik ve deneysel çalışmalar sakız çiğnemenin dişler üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir.
 
Şekerli sakızların çürük yapıcı etkisinden dolayı diş dostu olarak nitelendirilen özellikteki sakızların tercih edilmesi önerilmektedir. Xylitollü sakızların diş çürüklerini önlediği düşünülmektedir. ”

Bahar Yorgunluğundan Sağlıklı Beslenerek Kurtulun

Kahvaltıda meyve suyu değil meyvenin kendisini tercih edin

Bahar yorgunluğu ihmal edilmemesi gereken ve beraberinde bazı hastalıkları da getirebilecek olan önemli bir tablodur. Öncelikle sağlıklı beslenmek için bu konuda deneyimli bir beslenme uzmanına danışılmalıdır. Bahar sabahlarında uyanmak ve güne başlamak daha zordur. Bu zorluğu aşmanın en basit çözümü güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamaktır. Yumurta, beyaz peynir, bol yeşillik, 1 tatlı kaşığı bal veya pekmez, posalı ekmek sağlıklı bir kahvaltı mönüsüdür.  Genelde sağlıklı olarak düşünerek içilen taze sıkılmış meyve suları içerisinde bulunan meyve şekeri sebebiyle fazla kalori alımına neden olurken, kahvaltıdan kısa bir süre sonra tekrar açlık hissi oluşmasına neden olur. Bu sebeple kahvaltıda meyve suyu yerine meyvenin kendisinin yenmesi sağlık açısından daha uygundur.

Öğün aralarını sıklaştırın ve lifli gıdalar tüketin

Sağlıklı beslenmenin başlıca kuralı az ve sık yemektir. Uzun süre aç kalmak şekerin düşmesine  (hipoglisemiye) neden olur. Hipoglisemi; stres, baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetleri beraberinde getirir. Bahar yorgunluğunda bu istenmeyen durumları yaşamamak için öğün aralarını sıklaştırmalı, 2-2,5 saat de bir sağlıklı atıştırmalar yapılmalıdır. Sağlıklı ara öğün olarak; meyve, süt veya ayran, galeta, hafif sütlü tatlılar tüketilebilir. Baharın gelmesiyle baş gösteren sindirim sistemi problemlerini ortadan kaldırmak için, günlük alınan posa miktarını artırmak gerekir. Öğünlerde salata yemek, kabuğu ile yenebilen meyveleri soymadan tüketmek, tam buğday, kepek, çavdar gibi posalı ekmek tercih etmek bu problemleri önlemek için başlıca çözümler arasında sayılabilir.

Çay ve kahve tüketimini sınırlandırın

Fazla çay, kahve tüketimi içindeki tanenler sebebiyle vücutta su tutulmasına neden olur. Mevsim değişikliklerinde vücudun adaptasyonu sürecinde vücutta ödem oluşur. Tüketilen tanenli içecekler ödemli durumu artıracağından, baharda bu tür içecekler sınırlandırılmalıdır. Adaçayı, papatya çayı, yeşil çay gibi bitki çayları rahatlatıcı ve ödem artırıcı etkisiyle bahar aylarında tercih edilmelidir. Ayrıca bahar aylarında su tüketimi artırılmalıdır.

Diyeti fiziksel aktiviteyle destekleyin

Havaların ısınmasıyla beraber incelen kıyafetler kışın alınan kilolarla yüzleşmeye neden olur. Bu durum da sağlıksız diyetlerle çabuk kilo verme isteğini beraber getirir. Az kalorili diyetler, tek yönlü beslenme (protein ağırlıklı diyetler) ve ağır fiziksel aktiviteyi kapsayan bu sağlıksız diyetler kişinin hızlı kilo vermesini sağlarken sağlığını olumsuz yönde etkiler. Haftada 1-1,5 kilo kaybı sağlıklı kabul edilir. Diyet kişiye özel olmalı, boyuna, yaşına, kilosuna ve beslenme alışkanlıklarına uygun olmalı,  fiziksel aktiviteyle desteklenmelidir.

Sınav Öncesi Fazla Çikolata Konsantrasyonu Bozuyor

Memorial Ataşehir Hastanesi ve Suadiye Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sevil Ürer, TEOG sınavı öncesi sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu.

Beslenme öğrencinin başarısında önemli rol oynar

Öğrencilerin hem sınav hem de öğrenim dönemlerindeki motivasyon ve başarısının artmasında beslenmenin önemli bir rolü vardır. Bunun için öğrenciler bilinçli ve sağlıklı bir beslenme programı uygulamalıdır. Sınav döneminde öğrencilerin yaşadığı yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk ve yoğun stres beraberinde mide bulantısı, baş dönmeleri, kilo alma-verme gibi sağlık sorunları yaşamalarına sebep olabilir. Doğru ve dengeli bir beslenme planı ile sınav döneminde oluşabilecek bu tip sağlık sorunlarının önüne geçilebilir.

Kafein, sınav stresini artırır

Aşırı kafein, fastfood ağırlıklı diyet, asitli içecekler gibi sağlıksız beslenmek sınav stresini arttırıp kötü sonuçlara neden olabilir. Sınav öncesinde stresten uzak rahat bir uyku için kafeinli içecekler yerine melisa, papatya gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Fazla sıvı alınmamasına da dikkat edilmelidir; çünkü fazla sıvı alımı, gece sık idrara çıkmaya ve kişinin uykusuz kalmasına neden olabilmektedir.

Çikolatanın fazlası konsantrasyonu bozabilir

Konsantrasyonu artırmak için ceviz, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, pekmez, maydanoz, yeşilbiber, kivi, portakal ve kuşburnuna mutlaka beslenme planında yer verilmelidir. Yeterli miktarda çikolata stresi azaltarak mutluluk verebilir; ancak fazla tüketimin konsantrasyonu düşürebileceği unutulmamalıdır. Sınav sırasında çikolata, şeker gibi kan şekerini hızlı yükselten besinler yerine kuru meyveler ve ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler tercih edilebilir.

Yağlı ve tatlı yiyeceklerden kaçının

Sınav öncesi, aşırı yağlı ve tatlı yiyeceklerin tüketilmesi bağırsak hareketlerinin bozulmasına neden olabileceğinden önerilmez. Bir gün öncesinde gaz problemi oluşturacak kuru baklagil, lahana, pırasa, kereviz, bezelye, bulgur pilavı, kısır, mercimek köftesi gibi besinlerden de uzak durulmalıdır. Susamaya neden olabilecek sucuk, tuzlu çubuk krakerler gibi aşırı tuzlu besinlerden de kaçınılmalıdır.

Kahvaltı konsantrasyon ve motivasyon sağlar

Sınav döneminde kahvaltı atlanmaması gereken en önemli öğündür. Beyin, kan şekeriyle çalışır ve sabah kalktığımızda kan şekerimiz düşüktür. Çok düşük kan şekeri öğrencilerin konsantrasyonunu olumsuz etkiler, çok yüksek kan şekeri ise öğrenme, test çözme, okuma gibi beynin aktif olması gereken zamanlarda uyku hali yaratır. Ayrıca yapılan araştırmalarda, sabah kahvaltı yapan kişilerin başarı oranlarının ve dikkat düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Bu yüzden güne; süt, kepekli ekmek, peynir, yumurta, pekmez, yulaf ezmesi gibi besleyici değeri yüksek gıdalar ile başlamak önemlidir.

Beslenme alışkanlıklarının dışına çıkmayın

Öğünlerde, sınav sabahı kahvaltıda çok fazla miktarda ve karışık yağlı besinlerin tüketiminden de kaçınılmalıdır. Sınav öncesi ve sabahında kişinin alışkanlığı olan daha önce tükettiğinde vücutta reaksiyon vermeyen besinler tercih edilmelidir. Besin zehirlenmeleri riski olduğu için bir gün öncesinde dışarıda yemek yenilmemelidir.

Sınav sabahı için ideal kahvaltı mönüsü

· 1-2 dilim tam buğday ekmeği

· 1 dilim peynir

· 1 yumurta (haşlanmış veya yağsız tavada omlet)

· 1 tam ceviz veya 5-6 badem

· 4-5 adet zeytin

· 1 tatlı kaşığı pekmez veya 1 porsiyon meyve

· Domates, salatalık

· 1 bardak meyve suyu (taze sıkılmış)

· 6-7 kaşık yulaf

· 1 bardak süt

· 1 porsiyon meyve veya kuru meyve

· 2-3 tam ceviz

Ataşehir Hint Mutfağı ile Buluştu: Tandoori Ataşehir Açıldı

Porland Fas Tarzını Sofralarımıza Taşıyor

Koleksiyon, temaya uygun olarak düz renkli ve altın yaldızlı ürünlerle de çeşitlendirilerek, günlük yemek servisleri, kahvaltı, çay ve kahve ikramları için ideal formlarda üretildi.
Porselenin yanı sıra, düz renkli hasır suplalar, koleksiyonun ana renklerindeki hasır sepetler ve Amerikan servisler ile zenginleştirilen Morocco Koleksiyona ait masa örtüleri, klasik  karo desenlerinden yola çıkılarak tasarlandı.
 
Koleksiyonda; farklı boylarda düz tabakları, çay ve kahve fincanları, kupa, kahvaltı tabağı, baton pasta tabağı, kâse yer almaktadır. Porland’ın bütün ürün ve koleksiyonlarında olduğu gibi Morocco Koleksiyonda takım olarak ya da tek tek istenilen parçalardan seçilerek satın alınabilir.

 
PORLAND Hakkında:

 
1976 yılında açılan ilk züccaciye mağazası ile temelleri atılan Porland markasının, doğuşu sayılabilecek bu ilk adımdan sonra, 1984 yılında özellikle gastronomi tüketicilerine yönelik masa üstü malzemeler pazarlama faaliyeti yürütülür. 1980'lerin sonuna doğru üretime yöneliş başlar 1992 yılında, % 100 yerli sermaye ile kurulan Porland; porselen üretiminin yanı sıra portföyündeki üç markası (Festino, Fiamma, Porland Style), yılda yaklaşık 70 milyon adet üretim kapasitesi, 1.500 çalışanı, 21 mağazası ve pek çok satış noktası ile sektörde önemli bir yere sahiptir. Porland, başarısını uluslararası platformlara da taşıyarak dört ana bölgede 40'den fazla ülkeye üretiminin % 65'ni ihraç etmektedir. 20 yılı aşkın Ar-Ge deneyimine ve güncel teknoloji ile donatılmış Ar-Ge laboratuvarlarına sahip olan Porland, bu yöndeki çalışmalarını strateji ve büyüme hedeflerine paralel olarak şekillendirerek, bu çerçevede hedef pazarlara optimize edilmiş ürünleri, yaratıcı tasarımları, çevreci yaklaşımlarla sunmaktadır. Porland, Türk Standartları Enstitüsünün 10850 kalite belgesine ilk sahip olan yerli porselen üreticisidir.

Türkiye’nin Yeni Trendi Ev Yapımı Burger Burger@’ten

Günlük hazırlanan taze burger ekmekleri ve yüzde yüz doğal ve katkısız etleri ile kişiye özel alternatifler sunulan Burger@ menüleri, annelerin çocukları için hazırladığı ev yapımı burgerlerin damakta bıraktığı tadı aratmıyor.

Türkiye’nin ilk burger şefi tarafından hazırlanan menüleriyle, alışageldiğimiz burgerlara fark yaratacak olan Burger@’in menülerinde, her damak tadına özgün zengin burger çeşitleri mevcut. Burger@ menülerinde yer alan Et Burger, Chef’s Special Burger, Tavuk Burger, Steaks ve Çıtır Çıtır atıştırmalıklarıyla iştahınızın kabarması adına tüm sınırları zorluyor. Burger@ burgerleri, anne burgerlerinden aşina olduğumuz lezzeti, doyurucu büyüklükte ve dünya çapında rağbet gören farklı soslarıyla harmanlayarak, damağınızdan silinmeyecek tatlar bırakıyor.

 
6 şubesi ile 2013 yılında hizmet vermeye başlayan ve İstanbul’un en güzel noktalarına konumlanan Burger@, franchising ile büyümeye devam ediyor. Burger@’ in başarısı, gıda sektöründe yıllardır üst yönetimde bulunan 4 marka kurucusunun toplamda 75 yıllık deneyiminden geliyor. 2015 yılında 30 şube hedefi olan Burger@, tüm müşterilerini mutlu edecek sürprizler ile müdavim sayısını gün geçtikçe arttırıyor.
 
Damak tadınıza özel, güvenilir, sağlıklı ve lezzet dolu bir seçim için Burger@ şubelerine uğramayı unutmayın…

Hangi Sektör Hangi Yemeği Yiyor?

Bilişim, yazılım, araştırma, danışmanlık ve internet siteleri çalışanları- Teknoloji sektörü
 
Ağırlıklı olarak 20- 35 yaş arası çalışanların bulunduğu teknoloji sektörünün, fast food ürünler tüketmeyi tercih ettiğini söyleyen Çelik, " Yemek menülerinde fast food tarzı yiyeceklerin bulunmasını talep eden bu sektörlerin tercihlerinin yaş gruplarına bağlı olduğunu düşünüyoruz. Genç nesil çalışanlar menülerinde klasik veya tencere yemeklerinin dışında pizza, pide, hamburger gibi yiyeceklerin bulunmasını istiyor" diyor.

İnşaat sektörü

İnşaat sektörü çalışanlarının mühendis ve işçi kadrosu olmak üzere ikiye ayrıldığını vurgulayan Sadık Çelik, "Mühendis kadrosunun yemek seçimlerinde salata ve protein dengeli daha düzenli bir beslenme modeli olduğu görülürken, işçi sınıfı tercihlerinde ise ağırlıklı olarak kalorisi daha yüksek yiyecekler bulunuyor. Yağlı ve kalorili yiyecekler tercih eden işçi kadrosu, yemeklerinde seçmeli olan meyve tercihi yerine de tatlı tercih ediyor. İşçi kadrosunda görülen bu tercihler ise çalışma koşulları nedeniyle baş gösteriyor. Yoğun tempoda ve yüksek enerjide çalışan işçiler, çok fazla efor ve enerji sarf etmeleri sebebiyle yemeklerinde mutlaka tatlı yemek ve doyurucu menüler tüketmek istiyorlar" diye açıklıyor.

Ağır sanayi sektörü

Ağır sanayi sektörü çalışanlarının ağırlıklı olarak tencere yemekleri tercih ettiğini bildiren Çelik, "Bilişim ve teknoloji sektörünün aksine kesinlikle fast food yiyecek tüketmek istemiyorlar. Ekmeği fazla tüketmekle birlikte karbonhidratı yüksek besinler yemek istiyorlar. Bunun sebebi ise en fazla ayakta çalışmak durumunda olan sektörde yer almalarından kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra, bu sektör çalışanlarının çoğu geleneksel Türk aile tarzında yetiştiriliyor. Halk arasında ekmeği suya bandırmak şeklinde bir söylem vardır. Bu sektör çalışanlarının temsilcilerinin talebi de bize bu yönde oluyor. Ekmeği suyuna bandırılacak çeşitlerde yemekler yemeyi tercih ediyorlar" diyor.

AVM, Otel, Hastane. Hizmet Sektörü

Hizmet sektöründe çalışanların tümünün fazla detaycı olduğuna dikkat çeken Sadık Çelik, "Daha özenilmiş ve düşünülmüş menüler bekliyorlar. Verilen hizmetin tüm detayını sorguluyorlar. Kullanılan ekipmandan yemeğin hammaddesine kadar sorular soruyorlar. Hemen hemen her çeşit yemeği belirli bir plan ve sıklık dahilinde yemeyi tercih ediyorlar. Bunun sebebi ise kendileri de müşteri ve hizmet odaklı olarak çalışıp hizmet ettikleri için, kendilerine verilen hizmetin de kusursuz olmasını beklemelerinden kaynaklanıyor" diyor

Gıda ve sağlık sektörü

Gıda sektörü çalışanlarının sağlıklı ve dengeli besinler tüketmeyi tercih ettiğini söyleyen Sadık Çelik, "GDO’lu olma ihtimali bulunan, işlenmiş ve naylon ürünlerden uzak duruyorlar. Daha az işlenmiş ürünleri tercih ediyorlar. Patates kızartması, nugget ve schnitzel gibi ürünleri menülerinde görmek istemiyorlar. Bunun sebebi de;  içinde bulundukları sektörde yiyeceklerin besin değerlerini ve zararlarını çok iyi bilmelerinden kaynaklanıyor. Sağlıksız gıdaların ve hazırlanış şekillerinin bilincinde olmaları sebebiyle işlenmiş ürünlerin sağlığı tehdit edici unsurlarından kaynaklı doğal ürünler yemek istiyorlar." diyor

Kimya sanayi, deri, ayakkabı, tekstil ve matbaa sektörü

Kimyevi madde solunumuna maruz kalan bu sektörlerin çalışanları menülerinde özellikle yoğurt ve yoğurt ürünleri tercih ettiğini açıklayan Sadık Çelik, "Çalışma şartlarından kaynaklı kimyevi maddeler ile iç içe olmalarına bir önlem olarak tükettikleri yoğurtla kimyevi madde zararlarının önüne geçmek istiyorlar" diyor.

Spor ve fitness sektörü

Spor sektörü çalışanlarının ağırlıklı olarak eğitmen kadrosundan oluştuğunu ve bu kişilerin de genellikle spor akademisini bitirmiş kişiler olduğunu belirten Sadık Çelik, "İşleri gereği kendi vücutlarına ve formlarına da dikkat eden spor sektörü çalışanları, ağırlıklı olarak gramajı belli protein ürünleri tercih ediyorlar. Ketçaplı mayonezli yağlı yiyeceklerden uzak duruyorlar. Yağsız ve kalorisiz protein ağırlıklı beslenme tercih ediyorlar" diyor.

Ofis tipi çalışan beyaz yakalılar

Bu grupta çalışan özellikle kadınlar salata bar seçeneği fazla ve zeytinyağlı menüler tüketmeyi tercih ediyor. Masa başı çalışmalarından kaynaklı gün içinde hareketsiz kaldıklarından dolayı hafif yiyeceklerin kilo alma riskini önleyeceğini düşünüyorlar. Bu konuda çok haklılar. Özellikle gün içinde egzersiz yapılmadığı ve uzun saatler oturulduğu müddetçe yenilen yemekler enerji olarak dışarı atılamadığından dolayı kilo olarak vücutta kalıyor. Bu yüzden sindirimi kolay ve kalorisi düşük salata ve zeytinyağlıların tercih edilmesi formunu ve kilosunu korumak isteyen kişiler için ideal bir seçenek oluşturuyor. Bu kişilerin diyet menü taleplerinin de ağırlıkta olduğu zamanlar olabiliyor. Kalorisi düşük, yağsız, karbonhidratsız menüler yemek istiyorlar. Özellikle yaz aylarında bu talepler artıyor.
Yine ofis tipi çalışanları incelediğimizde ay içinde belirli dönemlerde brunch tarzı kahvaltılık yiyecek talepleri olduğu görülüyor.

Ekler İstanbul Ataşehir’de

Şehirde Böyle Bir Tazelik Yok

Peki Tazedirekt kırmızı ette neden bu kadar iddialı?

tazedirekt.com, hayvanları Boğazköy Çiftliği’nin tertemiz havasında serbestçe dolaştırarak, stresten uzak bir şekilde doğal yonca, arpa, buğday, yulaf ile ve tamamen GDO’suz gıdalarla besleyerek büyütüyor. Üstüne üstlük, stresten uzak kalsınlar diye onlara klasik müzik bile dinletiyor. Lezzetini bu yöntemden alan etler, Tazedirekt’in yine kendi tesislerinde *VST skin pack teknolojisiyle paketleniyor. Böylelikle etler suyunu ve tazeliğini kaybetmiyor. Yani Tazedirekt’e ait modern bir et kesim ve paketleme tesisi de sisteme entegre durumda. Çok hassas bir ürün olan kırmızı etlerin sağlığı ve lezzeti, araya başka aracı sokulmadan güvence altına alınıyor. Bu özel yöntemleriyle tazedirekt.com tazelikte ailenizin soğuk zinciri bozmayan, aracısız kaynağı haline geliyor.

*VST Skin Pack: Etin suyunu salmasını tamamen önleyen özel bir paketleme sistemi

Sebze ve meyvelerin doğalı çiftliklerden

tazedirekt.com et üretiminde gösterdiği özeni, sebze ve meyvenin yetiştirilip seçilmesinde de uyguluyor. Tüm endüstriyel üretim alan ve yollarından uzakta yetiştirilen sebzeler; gübre, hormon ve ilaç kullanılmadan dinlendirilen topraklarda, organik ve doğal üretim yapan yerel tarla ve bostanlardan sofranıza geliyor.

Arkadaşını davet et 50 TL kazan

İstanbul’da ilk etapta Ataşehir, Kadıköy, Üsküdar ve Ümraniye bölgelerinde teslimata başlayan tazedirekt.com, ileride İstanbul’un diğer bölgelerine de servise başlayacak. Tanıtım döneminde tamamen ücretsiz teslimat imkanı sunan Tazedirekt, ayrıca arkadaşını davet eden müşterilerine 50 TL değerinde alışveriş hediye sunuyor. Sipariş verebilmek için, online ortamda kredi kartı bilgilerini vermek şart koşulmuyor; müşteri dilerse ödemesini, ürünler evine ulaştığında da yapabiliyor. Beğenmediği bir ürün olursa anında iade edebiliyor. Gece 23:00’e kadar alınan siparişler, hemen ertesi gün istenen saat aralığında evinize kadar ulaştırılıyor.

Hasan Aslanoba’nın hayali gerçek oldu

Tazedirekt’in ana odağı taze gıdalar olmakla beraber, müşterilerinin başka ürünler için ayrıca markete gitmesine de gerek kalmıyor. Aslanoba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Aslanoba’nın en taze ürünlerden oluşan bir e-market kurma hayalinin sonucu olan tazedirekt.com, sitesinde bir marketten alabileceğiniz diğer ürünleri de satıyor. Bu özellikleriyle vakti olmayan şehirli insan için büyük kolaylık ve zaman tasarrufu demek olan Tazedirekt, güvenle tercih edebileceğiniz, taptaze bir online alış veriş ortamı haline geliyor.

Aslanoba Grubu Hakkında:

Su sektörünün önde gelen markası Erikli’nin ortaklarından Hasan Aslanoba tarafından 2006’da kurulan Aslanoba Grubu, bugün Tazedirekt, Boğazköy Çiftliği, Aslanoba Capital gibi önemli markaların sahibi olarak büyük bir çatı işlevi görüyor. 200 büyükbaş ve 5000 küçükbaş yetiştirme kapasitesine sahip, toplam 207.913 m2’lik alana kurulmuş olan Türkiye’nin en modern besi çiftliklerinden Boğazköy Çifliği markasıyla et sektörüne yenilik getiren Aslanoba Grubu, kendi ürettiği üstün ırk hayvanlarını, 24 ton işleme kapasitesine sahip et işleme ve paketleme tesisinde işliyor. Organik tarımın en önemli uygulama bölgelerinden olan 1100 dekarlık markası Bostandere ile ise tarımda sağlığı ve lezzeti öne çıkarıyor. Tazedirekt ile ürünlerini internet üzerinden kullanıcıya aracısız, tazeliğini yitirmeden ulaştıran marka online alış-verişin en önemli aktörlerinden biri haline gelmeye hazırlanıyor.

Yeni Yılın İlk Gününe Dinç Uyanmak İçin Öneriler

2015 sizin için sağlıkla başlasın

Sağlıklı olmanın temelinde tükettiğiniz ve tüketmediğiniz gıdalar yatmaktadır. Beslenme biçiminizde neyi seçer ve tüketirseniz ona göre sonuçlarla karşılaşacağınızı unutmayın. Bunun için yeni yılın ilk sabahı itibariyle bu önerilere kulak verin. Sağlıklı olmadıktan sonra alacağınız diğer kararların hiçbirini uygulayamayacağınızı düşünün ve sağlıklı yaşama ilk adımı beslenme biçiminizi düzenleyerek atın.

“Nasıl olsa yılbaşında çok yerim” demeyin

Akşam nasıl olsa çok yerim düşüncesi ile uyandıysanız, gerçekten istemeseniz de çok yiyeceksiniz demektir. Yılbaşı gününün koşuşturması kahvaltınızı aksatmasın, mutlaka sıkı bir kahvaltı yapın. Yumurta, birkaç çeşit az yağlı peynirler, bol yeşillik, mutlaka kahvaltınızı tamamlayacak 1-2 dilim tam buğday ekmeği ve gün içerisinde size enerji sağlayacak 1-2 tatlı kaşığı fındık ya da fıstık ezmesi iyi bir başlangıç olacaktır.

Günün telaşı yüzünden ara öğününüzü aksatmayın

Günlük beslenme planımızda çok sık olmasa da mutlaka ara öğün yapılması gerekmektedir. Yılbaşı günü yine ekstra telaşlarımız bize yapmamız gereken öğünlerimizi aksatabilir. Sabah evden çıkmadan badem / ceviz / fındık + kuru meyve şeklinde öğünler hazırlayıp çantanıza atın. En güzel ara öğünlerden biri olan süt de 200 ml’lik kutu şekliyle çantanızda yer alabilir. Bu pratik öğünler, gün içerisinde çok acıkmalarınızı engelleyip, sizi akşama daha stressiz, daha tok hazırlayacaktır.

Yılbaşı akşamı yasak değil, dikkat önemli

Eğer programınız dışarıdaysa ve yemekliyse aperatiflerle başlayıp tatlıyla son bulan zengin menü ile karşı karşıya kalacaksınız demektir. Gece uzun olduğu için neredeyse her şeyin tadına bakılacaktır. Yılbaşı akşamı yasağınız olmamalı, ancak gerçekten önünüzdeki masaya hakim olmalısınız. Önce gözünüzle sizin için ne doğru, ne yanlış bunu seçmelisiniz. Sonra herkes gibi, tabağınıza önce uygun gördüklerinizi almalısınız.

Aşırı soslu yemeklerden uzak durun

Yılbaşı günü, en tehlikeli şeylerden biri de soslu yemek çeşitleridir. İçeriğini bilemediğimiz soslar, birçok sağlıklı yemeği bir anda çok kalorili hale getirebilir. Mümkün olduğu kadar sade haliyle hazırlanmış yemekleri veya aperatifleri seçin. Karbonhidratlara yılbaşı gecesi dikkat edin; ana yemeklerin yanında çok fazla püre, patates kızartması, pilav ve makarna tüketmeyin.

Yeni yıla sağlıklı girmenin yolları

Yeni yılın ilk sabahı itibariyle alacağınız basit önlemlerle yeni yılınızın sağlıkla başlamasını sağlayabilirsiniz:

1. Gün boyu bol su tüketin. Örneğin; 2 litre sürahinizi su ile doldurun, içerisine limon dilimleri, nane yaprakları, çubuk tarçın atarak alkolün etkisiyle oluşabilecek ödemleri atın.

2. Sabah hafif ama içeriği zengin kahvaltı yapın. Örneğin; Prebiyotik yoğurt içerisine yulaf ezmesi ve yaban mersini ekleyerek güzel bir kahvaltı kasesi hazırlayabilirsiniz.

3. Sabah ve akşam olmak üzere günde 2 defa 40-45 dakikalık yürüyüşler yapın.

4. Yılbaşı ertesinde öğünlerinizde mutlaka bol yeşillikli salatalar seçin.

5. Gün içerisinde tüketeceğiniz yeşil çay, mısır püskülü, kiraz sapı gibi bitki çayları da yorulmuş vücudunuza ve sindirim sisteminize iyi gelecektir.

6. Kafein alımınızı yeni yılın ilk gününde mümkün olduğu kadar sınırlandırın.

Ataşehir’de Yılbaşı Hindisinin Adresi: Atacity Gourmet Cafe

Fruitflowers’dan Yeni Yıl’a Özel Çam Ağaçlı Lezzetler

Oldukça geniş ürün yelpazesine sahip olan Fruitflowers, sipariş verildikten sonra

2 saat içerisinde hazırlanarak sevdiklerinizin kapısına kadar ulaştırılmaktadır.

Ayrıntılı bilgi ve sipariş için;

 
Tel: 444 3 002- 0850 296 03 63
 

Beş Çayını Nasıl Alırsınız?

New Frank’s Sosis Ataşehir’de

Kış Sebzeleri İle Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirin

Yeşilleri bol bol tüketin

C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlayarak savunma sistemini güçlendirmektedir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içermektedir. Ispanak, içerdiği C, E ve B grubu vitaminler ve demir, magnezyum, fosfor, iyot mineralleri sayesinde bağışıklığı kuvvetlendirmekte ve soğuk algınlığına karşı korumaktadır. Kışlık sebzelerden pırasa C, K, B vitaminlerini, potasyum, kalsiyum, manganez, kükürt, bakır, iyot minerallerini içermektedir. Bağırsakları yumuşatmakta ve kabızlığı gidermektedir. Aynı zamanda vücut direncini artıran pırasanın, böbrek taşlarının oluşumunu engelleyici ve kanserden koruyucu özellikleri vardır. Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sisteminin, adrenal bezin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir. Yapraklarında uçucu yağlar, flavonoidler, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar vitamin( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum yönünden zengindir. Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılamaktadır.

Kereviz hipertansiyon ve kolesterol düzenlenmesinde önemli

A, B, C vitaminlerinden zengin, fosfor, çinko, bakır, selenyum minerallerini içeren kereviz, bağışıklığı kuvvetlendirmekte ve gaz gidermede etkili olmaktadır. Böbrek kumunun ve taşlarının düşmesine yardımcı olmaktadır. Antioksidan etkisi olan kerevizin içerisindeki “fitalid” adlı madde, kandaki stres hormonunu azaltıcı etkisi ile hipertansiyonu ve kolesterolü dengelemektedir.

Lahana vücut direncini artırıyor

B, C, E vitaminlerinden ve potasyum, kalsiyum, kükürt, demir, bakır, magnezyum gibi minerallerden zengin bir besin olan lahana vücut direncini artırır. İdrar söktürücü ve içerdiği yüksek posa sayesinde kabızlığı giderici etkisi vardır. Antioksidan özelliği sayesinde bağırsak kanserine karşı koruyucu etkisi olmaktadır.

Karnabahar enfeksiyonlardan koruyor

C vitamini ve manganez kaynağı olan karnabahar ise bu etkisinden dolayı iyi bir antioksidandır. Kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olan karnabahar antibakteriyel özelliğinden ve enfeksiyonlara karşı etkin olmasından dolayı idrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelmektedir.

Brokoli kansere karşı koruyucu özelliğe sahip

Beta karoten içeriği yüksek olan brokoli, bu etkisinden dolayı yemek borusu, mide ve bağırsak kanseri tehlikesini azatlığı bilinmektedir. B1, C vitaminlerinden zengin ve kalsiyum, kükürt, potasyum, selenyum minerallerini içermektedir. Kansere karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Brokoli lif oranı yüksek bir besindir.

Sarımsağın kokusunu değil faydasını düşünün

Sebze yemeklerine tat veren sarımsak sağlıklı beslenmede önemli bir yere sahiptir. Sarımsağın yapısında bol miktarda su, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunmaktadır. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içermektedir.

Sarımsağın en önemli biyokimyasal özelliklerinden biri antioksidan potansiyelidir. Çiğ sarımsakta antioksidan potansiyeli vardır ancak yüksek dozları kalp, karaciğer ve böbreğe toksik etkiler gösterebilmektedir. Ayrıca sarımsakta bulunan flavonoidler de antioksidan etkilerine katkıda bulunabilmektedir. Bu mekanizmalar, sarımsağın ateroskleroz ve hipertansiyon tedavisi ile koruyucu önlem rollerini açıklayıcı olabilmektedir. Sarımsak bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyerek, kansere karşı yararlı olabilmektedir.

Ahmad Tea “Kırmızı Orman Meyveleri ve Nar çiçeği” ile Zihin-Beden Dengenizi Koruyun

Ahmad Tea Hakkında
 
Tam 4 nesildir kalitede klasik aile geleneğini sürdüren İngiliz lüks çay markası Ahmad Tea, dünyanın dört bir köşesinde yer alan özel çay bahçelerinden özenle toplanan çay yapraklarıyla çay tutkunlarına eşsiz bir aroma ve harman sunuyor. İngiltere'nin kalbinde hergün çay kültürünü yeniden yaşatan Ahmad Tea, 70'i aşkın ülke ve 6 kıtada lüks aromasıyla eşsiz bir çay deneyimi sunuyor. Ahmad Tea bugün hala ilk yöneticisinin “Evde keyifle içmeyeceğim bir çayı asla satmam” vizyonuyla ilerliyor.

Rusya ve Kuzey Afrika'da faaliyette olan Barnet İnşaat ve Dış Ticaret şirketi, Türkiye pazarına sunduğu lüks çay markası Ahmad Tea'nin uzun zamandır dağıtım ve satış kanalını yürütüyor. Deneyim ve uzmanlığını çay tutkunu Türkiye'ye taşımak isteyen Barnet İnşaat ve Dış Ticaret, tüketici ve Ahmad Tea'yi güvenle buluşturuyor.

Yemeğinizi Çocuğunuzla Birlikte Yiyin

Posadan zengin sebze ve meyveler tüketilmeli
 
Çocukların tek tip beslenmesi engellenmelidir. Öğün içerisinde tabaklarındaki besin çeşitliliği mutlaka arttırılmalıdır.  Fast food gibi daha hızlı ve daha kolay erişilebilir yiyecekler yerine sebze ve meyve gibi posa içeriğinden zengin yiyecekler tüketmeleri sağlanmalıdır.  Posasız besinlerden en çok tercih edilen rafine edilmiş tahıl gruplarına giren beyaz ekmek, pirinç ve makarna miktarlarının fazla tüketilmesi önlenmelidir. Pişirme yöntemlerine de özen gösterilmeli, kızartmadan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

Düzenli öğün saatleri ve birlikte yemek önemli

 
Sevmediği bir besini yemesi için çocuğa ısrar edilmemelidir.  Birkaç gün sonra tekrar o besini sunarak çocuğun sevmesi sağlanabilir. Çocuğun tüketmesi istenen besinler anne babalar tarafından da çocukla birlikte yenmelidir. Onunla beraber düzenli öğün saatleri belirleyip yemek hazırlarken onlardan yardım almak; masada birlikte yeme alışkanlığı edinmek ve bu öğünlere vakit ayırmak doğru beslenme alışkanlıkları kazanılmasında fayda sağlar. Çocuklara mutlaka su içme ve yavaş yeme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Çocuklar çikolatayla ödüllendirilmemeli

 
Büyük porsiyonlar azaltılmalı, çocuk ideal porsiyonlara alıştırılmalıdır. Fast food, çikolata ve bisküvi gibi alışkanlıklar asla yasaklanmamalıdır.  Unutulmamalıdır ki yasaklı besinler her zaman çocuğa daha cazip gelecektir. Belirli ölçülerde ara ara tüketilmelerine izin verilmelidir.  Burada bir diğer önemli nokta çocukların fast food ve çikolata gibi besinlerle ödüllendirilmemesi gerektiğidir. Ödül olarak meyve tercih edilmelidir. Çocukların özellikle beslenme çantalarına önem verilmelidir.  Ara öğün olarak meyve, süt ya da peynirli sandviçler hazırlayarak daha sağlıklı öğün tüketimi sağlanabilir.

Kilo problemi olan çocuk diyete sokulmamalı

 
Çocukların fiziksel aktivitelerini artırılmalıdır. Okuldaki spor aktiviteleri desteklenebileceği gibi anne babalarıyla beraber hafif ve orta tempolu egzersizler yapmaları sağlanabilir. Eğer çocuğun kilo problemi varsa asla diyete sokulmamalıdır.  Bu konuda mutlaka yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazandıracak bir beslenme ve diyet uzmanından destek alınmalıdır.

Kendini Özgür Hisseden Çocuk Süt İçiyor

Sütün içindeki laktoz bazı çocuklara dokunabilir
 
Bazı çocuklar anne sütünden kesilirken yerine konan inek sütünü reddedebilir. Bu reddetme çocuğun sütün tadını beğenmemesinden ya da biberondan içmek istememesinden kaynaklanabilir. Hatta çocuk duygusal olarak anne memesine bağlandığı için de süt içmek istemeyebilir. Süt sevmemenin bir diğer nedeni laktoz intoleransı olabilir. Bazı çocuklarda süt içtikten sonra karın ağrısı, kramplar ve gaz şikayetleri ile birlikte seyreden laktoz intoleransı süt içindeki laktozun iyi sindirilmemesi nedeniyle oluşan bir hastalıktır.

9 yaşına kadar günde 2 bardak süt tüketilmeli

 
Çocukların günlük almaları gereken kalsiyum miktarı yaşa göre değişir. 1-3 yaş aralığındaki çocukların 500 mg kadar kalsiyum ihtiyacı varken, ergenlikte bu miktar 800-1000 mg’a kadar çıkar. Bu miktarı karşılamak için 2-3 yaşındaki çocukların 2 bardak, 4-8 yaşındaki çocukların 2,5 bardak, 9-18 yaş arasındaki çocukların ise 3 bardak süt içmeleri yeterlidir.  

Çocuğunuza sütü sevdirmek için

•Başlangıçta az miktarda süt vermelisiniz. Bir su bardağı yerine bir çay bardağı süt verilmeli, alıştıkça bu miktar artırılmalıdır.

•Çocuğun kendini özgür hissetmesi önemlidir. “Süt içmek ister misin” yerine (Yüksek olasılıkla hayır cevabı alınır), “Sütünü ballı mı, çilekli mi, muzlu mu istersin?” diye sorulmalı ve ona tercih şansı verilmelidir. Böylelikle çocuk, hem sütünü içecek hem de kendini özgür hissedecektir.

•Süt için özel bir bardak ya da pipet alınabilir. Ayrıca çocukların taklit ederek ve düzenli tekrar ile öğrendikleri unutulmamalıdır. Çocuğa örnek olarak anne baba da düzenli olarak süt içmelidir.

•Yoğurt ya da kefir evde yapabilir, tüm bu işlemlere çocuk dahil edilerek yardım etmesi sağlanabilir.

•Gıdalar süt ile zenginleştirebilir; patates püresine, makarnaya süt ekleyebilir;  muhallebi, puding, dondurma, sütlaç ya da sütlü meyveli içecekler hazırlanabilir.

•Çocuk yine de süt içmiyorsa, sütün yerini tutabilecek besin grupları bilinmelidir. Peynir, yoğurt, ayran, kefir ve tereyağı kalsiyum yönünden zengindir. Yeşil yapraklı sebzeler de (brokoli, ıspanak gibi) kalsiyum içerir. Ayrıca bu sebzelerin sağladığı K vitamini kemik yapısını da güçlendirir. Soya ürünleri iyi bir kalsiyum kaynağıdır ancak soya proteinleri GDO’lu olabileceği için güvenilir bir kaynaktan alınması önemlidir.

•Sütün aşırı tüketiminin tek tip beslenmeye yol açıp, çocuğun diğer gıdaları tüketmesini engelleyeceği de unutulmamalıdır.

40 Yaşından Sonra Kırmızı Et Tüketimine Dikkat Edin

 
Taze ve yağlı et sağlığınızı bozabilir

Sağlıklı bir yaşam sürmenin temel unsurlarından biri dengeli beslenmedir. Dengeli beslenmenin ilk basamağı olan protein ve güçlü bir protein kaynağı olan et ise özellikle çocuklar, gençler ve doğurganlık çağındaki kadınlar için son derece önemlidir. Kırmızı etin kalori değeri, yağ miktarı, et kaynağının doğal ortamda beslenip beslenmediği, nasıl pişirildiği ve tazeliği altı çizilmesi gereken önemli noktalardır. Taze ve yağ oranı fazla olan etler, sağlığa daha çok zarar vermektedir.

Fazla et tüketimi kalp ve tansiyon hastaları için riskli

Kolesterol açısından zengin ve kalorisi yüksek olan kırmızı etin aşırı tüketilmesi kalp ve tansiyon hastaları için risklidir. Özellikle koroner kalp hastası, 40 yaşın üzerinde, az hareket eden, kilolu, kolesterolü ve tansiyonu yüksek olan hastaların kırmızı et tüketimine dikkat etmeleri gerekmektedir. Kırmızı et tüketimi ile birlikte sakatat tüketimi de ürik asit yüksekliğine neden olduğu için gut ve böbrek hastalığına yol açmaktadır.

Bayramda mangal keyfinin sonu kötü bitmesin

Kırmızı et tüketirken yağsız ve fazla tuz eklemeden pişirilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Eti pişirirken ateşe yakın tutmamalı ve yanması önlenmeli, tercihen fırında ya da sebze ile birlikte pişirilmelidir. Etin mangal yöntemi ile ateşe yakın pişirilmesi kanserojen maddelerin oluşmasına neden olmakta ve bu durumun kalın bağırsak kanserine sebep olabileceği bilinmektedir. Tüm bayram süresinde protein ihtiyacımız göz önüne alındığında günlük 200 mg geçmeyecek şekilde protein alınmalıdır. Bu genel vücut ihtiyacının üzerinde olsa da kurban bayramı için nisbeten güvenli bir sınırdır. Ayrıca etin tüketim miktarının kişinin yaşına, boyuna, kilosuna ve kronik bir hastalığı olup olmadığına göre değiştiği unutulmamalıdır.

Tatlı servislerini yemekten 2 saat sonra yapın

Bayram sofralarının vazgeçilmezi tatlılar konusunda da seçici olmak gerekmektedir. Sadece kolesterol ya da diyabet hastaları değil, sağlıklı insanlar da tatlı tüketiminde dikkatli olmalıdır. Kan şekerini dengede tutmak için o öğünde ki yemek miktarını azaltıp tatlıyı ara öğün şeklinde tüketmek daha doğru bir yaklaşımdır. Sofralarda şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Gün içerisinde taze sebze ve meyve tüketimi önemli

Bayramlarda zamansız tüketilen şeker ya da tatlılar, beslenme saatlerinin değişmesine neden olmaktadır. Gereğinden fazla et ya da tatlı yenildiyse günün geri kalanı meyve, salata ve sebze gibi besin değeri yüksek ancak kalorisi düşük besin gruplarından tercih edilmelidir. Taze meyve ve sebzeler, tok tutma özelliğine sahip olduğu için kurtarıcı olduğu unutulmamalıdır.

 Her gün yenen kırmızı et hayati risk doğurabilecek hastalıklara neden olabilir

Harvard Üniversitesi’nin araştırmasına göre her gün kırmızı et yemek, ölümcül hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. 30 yıldan fazla süren araştırma, kırmızı et tüketiminin kanser ve kalp krizini tetiklediğini ortaya koymaktadır. Her gün salam, sosis ve jambon gibi işlenmiş et tüketenlerde erken ölüm riskinin yüzde 20, işlenmemiş et tüketenlerde ise yüzde 13 olduğu gözlenmiştir. Günlük tüketilen et miktarını 40 grama düşürmenin; erkeklerde 10, kadınlarda ise 13 erken ölümden birini engelleyebileceği ifade edilmiştir. 

Bayram Tatlısı Sonrası Sızlayan Dişler Çürük Habercisi

Bayramda dişler ekstra özen ister

Bayramda fazla tüketilen şeker ve tatlılar sonrasında sızlayan dişler, çürüklere işaret edebilir. Asitli içeceklere karşı da dişler duyarlılık gösteriyorsa bu durum önemsenmelidir. Yapılan diş temizliği sonrası oluşan diş eti kanamaları, ağız ve diş sağlığının bozulmaya başladığını gösterebilir. Pestil gibi sert şekerlemelerin uzun süre ağızda emilerek kalmasının bakterileri besleyeceği unutulmamalıdır.

Yemek ve tatlı sonrası su için

Dört günlük Kurban Bayramı süresince tüketilen şeker, çikolata ve şerbetli tatlılar kilo alma problemi yaratabildiği gibi diş çürüklerine de zemin hazırlayabilmektedir. Yemek sonrası diş aralarına sıkışan ve yardımcı ağız bakım ürünleri ile temizlenemeyen yiyecekler, çürük ve diş eti problemlerine neden olmaktadır. Bunun için et, tatlı, şeker tüketiminin fazla olduğu bayramlarda dişlere daha fazla özen gösterilmesi gerekir. Yemeklerden, tatlılardan ve ara atıştırmalardan sonra su içmek zararlı kalıntıların az da olsa uzaklaştırılmasını sağlayabilir.

Eksik dişler sindirim sorunu yaşatır

Eksik dişlerin olması ve bunların dağılımı yenen yemeklerin çiğnenmesi ve sindirilmesine olumsuz etki etmektedir. İyi çiğnenmeyen ve hazmedilmeyen bir beslenme biçimi ile kilo kontrolü sağlanması zorlaşmaktadır. Ağızdaki eksik dişlerin, hem estetik hem de genel sağlık açısından tamamlanması önemlidir.

Yanlış kürdan kullanımı diş etine zarar veriyor

Kurban Bayramı'nda kurulan sofralarda en çok tüketilen et ve et yemekleri olacaktır. Yemek sonrası diş aralarına sıkışan ve rahatsızlık veren artıkları çıkarmak için de kürdan kullanılır. Ancak sivri olan ve sert bir şekilde kullanılan kürdanlar diş etinin tahrip olmasına zemin hazırlar. Yanlış kürdan kullanımının dişlerde kızarıklık, şişlik, kanamalara yol açar ve diş etlerine zarar verir.

Ağız ve diş sağlığı için güneşe çıkın

Beslenme biçimi sadece kilo kontrolü için değil ağız ve diş sağlığı içinde oldukça önemlidir. Anne karnından başlayarak yeterli D vitamini alımı diş yapısını güçlendirmektedir. D vitaminin en önemli kaynağı ise güneştir. Her gün yarım saat açık hava da olmak vücudun D vitamini alması için faydalı olacaktır. Proteinden zengin gıdalarda bulunan fosfor da dişler için oldukça faydalıdır. Et, balık, baklagiller, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Çay ve kahve tüketimini sınırlandırın

Bayram ikramlarının bir diğer vazgeçilmezi de çay, kahve gibi içeceklerdir. Masum gibi görünseler de dişlerde oluşan leke ve renk değişikliği üzerinde oldukça etkilidirler. Bunun için çay ve kahve tüketimini sınırlandırmak gerekir. Hem genel sağlık hem de ağız ve diş sağlığı açısından günde 6 fincan çay, 2 fincan kahveden fazlasının tüketilmemesini önerilmektedir.

Ataşehir’de Bitkisel Yağların Kontrolü ve Toplanması Devam Ediyor

Gereğinden fazla kullanılan ve kanserojen özellikler taşıyan kızartma yağlarının işyeri tarafından çevre lisanslı geri kazanım tesisleri veya toplayıcılarına verilmesi gerekiyor.

Ataşehir Belediyesi ekipleri yaptıkları denetimlerde Atık yağlarını çevre lisanslı firmalara vermeyen işletmelerin atık yağlarını lisanslı işletmelere vermelerini sağlıyor.

Özellikle çocukların en sevdiği yemekler arasında yer alan patates kızartması evlerde de sık sık yapılıyor. Uzmanlar, Türk mutfağının vazgeçilmezi olan kızartmalarda kullanılan bitkisel atık yağların en fazla 3 ile 5 kızartma arasında kullanılmasının doğru olduğunu belirtiyor.

Evlerde kullanılan bitkisel atık yağlar biriktirilip en az 6 litreye ulaştığı takdirde Ataşehir Belediyesi tarafından alınıp, geri dönüşüme kazandırılıyor.

Biriktirdiğiniz bitkisel atık yağlarınız için Ataşehir Belediyesi’nin 0216 570 50 00 numaralı çağrı merkezi arayabilirsiniz.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kurban Etini Sebze İle Tüketin

Kurban Bayramı’nda tek tip beslenmeyin

Demir emilimi ve besin çeşitliliğinin sağlanması açısından ana öğünlerde tabağın yarısı sebze ve salatayla doldurulmalıdır. Yine ara öğünlerde bağırsak hareketlerini düzenlemek adına meyve tüketimine özen gösterilmelidir. Etleri pişirirken doğru pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Etler, kızartma ve kavurma yerine, haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır. Etlerin çok yağlı olan kısımları da tüketilmemelidir. Et ile yapılan yemeklere yağ eklenmemelidir. Özellikle kalp damar ve kolesterol hastalığı bulunan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır.

Eti hemen kahvaltıda tüketmeyin

Kurban Bayramı’nda görülen yanlış alışkanlıkların başında kurban etlerinin kesildikten hemen sonra kahvaltıda tüketilmesidir. Etler sindirimi zor besinlerdir ve yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede, hem de sindirimde zorluğa sebep olur. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra kavurma veya kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirerek tüketmelidir.

Sebze yemekleri ile sofranızı çeşitlendirin

Sağlıklı bir bayram geçirmek için yüksek tansiyon, obezite, kalp-damar, mide-bağırsak ve şeker hastalığı olan kişilerin doğru beslenmesi çok önemlidir. Kırmızı et, iyi kalitede hayvansal proteinin yanı sıra; demir, çinko, fosfor, magnezyum mineralleri ile B ve A vitaminleri içermektedir. Fakat C ve E vitamini içermemektedir. Bu nedenle etlerin tek başına değil C vitamininden zengin sebzelerle beraber pişirilmesi veya tüketilmesi besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir. Aynı zamanda sebzelerde bulunan C vitamini, demir emilimini de artıracaktır.

Sağlıklı bir bayram yemeği tarifi

Kurban Bayramı’nda hem sağlıklı hem de lezzetli bir yemek olan “kiremitte et sote” yapılabilir. Küçük küçük doğranmış kuşbaşı etler, önce yüksek ateşteki tencereye konulur ve suyunu çekinceye kadar pişirilir. Daha sonra 1 çay bardağı sıcak su ilave edilip, kısık ateşte iyice yumuşayıncaya kadar pişirilir. Kayık şeklindeki toprak kaba alınır. Üzerine kabukları soyulmuş ve küp şeklinde doğranmış domatesler konulur. Sivri biberler doğranır. Az olacak şekilde tuz, karabiber ve zeytinyağı konulur ve 200 C’deki fırında 15-20 dakika pişirebilirsiniz.

 Bunlara dikkat edin

·Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalı ve kahvaltı her besin ögesini içerir nitelikte olmalıdır.
 
Etlerin yanında kan şekerini hızlı yükselten beyaz ekmek, pilav, makarna yerine tam buğday ekmeği ve bulgur pilavı tercih edilmelidir.
 
Ağır hamurlu tatlılar ve çikolatalar yerine, sütlü tatlıları veya meyve tatlıları tercih edilmelidir. Günde 1 porsiyondan fazla tatlı tüketmemeye özen gösterilmelidir.
 
Bayram süresince günde 10-12 bardak su içilmelidir.
 
Meyve suları, asitli/gazlı içecekler yerine açık çay, bitki çayları veya ayran tüketilmelidir.
 
Fazla çay ve kahve tüketimi yerine bitki çayları tercih edilmelidir.
 
Gaz, hazımsızlık ve şişkinlik şikayetleri için rezene, anason, kimyon, tarçın, papatya ve melisa bitkilerinden yardım alınabilir.
 
Fiziksel aktivitelere bayram boyunca da dikkat edilmeli, günlük tempolu yürüyüşlere devam edilmelidir.
 
Tuz tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Gönül Kahvesi Ataşehir’de

Doğru Beslenerek Gripten Korunun

Taze sebze ve meyveler C vitamini deposu. Hem kış hem de yaz aylarında düzenli bir beslenme alışkanlığına sahip olmak gerekir. Bunun için; et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin grupları dengeli bir biçimde tüketilmelidir. Özellikle taze sebze ve meyveler, soğuk havalarda da sağlıklı kalmak isteyenler için ideal besinlerdir. C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar ve savunma sistemini güçlendirir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. C vitamini kaybını önlemek için salata ve meyve suları, tüketilmeden hemen önce hazırlanmalıdır.

Balık, süt ve yumurta enfeksiyon düşmanı

Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır. Bu besinlerin belirli ölçülerde tüketilmesi, hastalıklardan korunmada önemli rol oynar.

Güçlü bağışıklık sistemi için fındık, ceviz, badem ve balık

E vitaminin en önemli görevi antioksidan özelliğidir. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerdir. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Hastalıklara karşı yoğurt ve kefir

Yoğurt prebiyotik, kefir ise probiyotik olarak tanımlanmaktadır. Bunlar vitaminlerin emilimini artırarak hastalıklara karşı koruyucu bir etki sağlar.

Doğal şifa kaynağı bal

Bal, enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır.

Faydası da kokusu kadar etkili

Sarımsağın yapısında bol miktarda su, fruktoz içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunur. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir. Bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyen sarımsak, kansere karşı da etkili bir silahtır.

Bir tutam maydanozla gelen sağlık

Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi, adrenal bezin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir. Yapraklarında uçucu yağlar, flavonoidler, protein, klorofil ve glikozit; köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar vitamin ( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum ve magnezyum yönünden zengindir.

Ara öğünlerde kayısı

Kayısı, mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karoten bakımından çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bunlara ek olarak; A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar.

En zengin meyve kivi

Dünyada yoğun olarak tüketilen 26 meyve içerisinde yer alan kivi, besin maddesi yönünden de en zengin olandır. Kivi meyvesinin 100 gramında ortalama 100-400mg C vitamini bulunur. Ayrıca yüksek potasyum miktarı ve düşük sodyum ile magnezyum içeriği bakımından en zengin meyve olarak ön sıralarda yer almaktadır. E vitamini, bakır, fosfor, B2 vitamini ve A vitamini bakımından da iyi bir içeriğe sahiptir. Kivi, karotenoidler (beta karoten, lutein ve ksantofil), fenolik bileşikler (flavanoidler ve antosiyaninler) ve antioksidant içerikleri yönünden de oldukça önemli meyvelerdendir.

Ahmad Tea Detoks ile Canlanın

Ahmad Tea Hakkında
 
Tam 4 nesildir kalitede klasik aile geleneğini sürdüren İngiliz lüks çay markası Ahmad Tea, dünyanın dört bir köşesinde yer alan özel çay bahçelerinden özenle toplanan çay yapraklarıyla çay tutkunlarına eşsiz bir aroma ve harman sunuyor. İngiltere'nin kalbinde hergün çay kültürünü yeniden yaşatan Ahmad Tea, 70'i aşkın ülke ve 6 kıtada lüks aromasıyla eşsiz bir çay deneyimi sunuyor. Ahmad Tea bugün hala ilk yöneticisinin “Evde keyifle içmeyeceğim bir çayı asla satmam” vizyonuyla ilerliyor.

Rusya ve Kuzey Afrika'da faaliyette olan Barnet İnşaat ve Dış Ticaret şirketi, Türkiye pazarına sunduğu lüks çay markası Ahmad Tea'nin uzun zamandır dağıtım ve satış kanalını yürütüyor. Deneyim ve uzmanlığını çay tutkunu Türkiye'ye taşımak isteyen Barnet İnşaat ve Dış Ticaret, tüketici ve Ahmad Tea'yi güvenle buluşturuyor.