GÜZELLİK

Bahçeşehir Üniversitesi’nde Moda Tutkusu

Moda Tutkusu Konsept yaratıcılarıyla birlikte Jean’i kendi stilinde yorumlamak üzere makası eline alan gençler günün her anına uygun kombini hazırlarken keyifli anlar yaşadı. Bol bol selfie çektiren gençler tüyoları not aldılar.
 

24 SAAT JEAN COSKUSU!!!
 

JEANDE BÜYÜK DEVRİM! Love my body’NİN ‘‘MODA TUTKUSU’’ JEANLE BULUŞTU…
 

GÜNDÜZ, GECE, SPOR, KLASİK…

Farklı tarzları ile sosyal medyada ve moda dünyasında fenomen olan ‘‘Moda Tutkusu’’ konsept yaratıcıları Ayşegül Afacan Köksal ve Yasemin Öğün’ün ‘‘Love my body&MODA TUTKUSU’’ herzaman heryerde Jean çılgınlığı başladı.
 

Zamansızlığın sınırlarını tasarımlarıyla buluşturan, Moda Tutkusu’nun konsept yaratıcıları Ayşegül Afacan Köksal ve Yasemin Öğün, 3. sezon da her yerde Jean sloganıyla baharı kutluyor. Sahip olduğu geniş ürün yelpazesiyle dikkat çeken güçlü, şık ve çekici kadın stili ile göz dolduran Love my body, ‘‘Moda Tutkusu’’yla güçlerini birleştirdi ve eşsiz tasarımlarını jeanle buluşturdu.
 

Koleksiyonda yer alan tüm ürünler Jean ruhunu zamansız şekilde yansıtarak günün her anında rahat ve şık bir görünüm sağlıyor. Jean kumaşı, elbiseden, gömleğe, pantolondan monta etekten bluza birçok modelde yorumlanarak farklı ürün gruplarında  özgün  zamansız alternatifler ve tamamlayıcı stil parçaları sunuyor. Boy friend kesimler ve mom jeans modelleri maskülen bir tavırla sportif şıklığı ifade ederken, skinny jeanler vücut hatlarına vurgu yaparak feminen bir duruş sergiliyor. Farklı zamanların ruhu, çizgili Jean kumaşları ,dantel detayları, farklı bel-paça boyları ,çift renkli jeanler ile yaşatılıyor. Jean özgürlüğü ise yırtık , püskül , payet detaylarda saklı…Bu sene koleksiyonda herkesin bildiği military  gibi desen ve dokular moda tutkusu donuşuyla farklılık kazanarak yer aldı.

55 parçadan oluşan koleksiyonun süprizi ise ; sıcak yaz günleri düşünülerek oluşturulan farklı kesimlerde, sade ve şık bir görünüm sunan crop bluzlar ve salaş rahat ,pamuklu kumaşların kullanıldığı elbiseler oldu.

Moda Tutkusu kreatif yaratıcılarından Ayşegül Afacan Köksal ve Yasemin Öğün  “Jean bir gardrobun en vazgeçilmez parçasıdır. Koleksiyonu hazırlarken bir kadının her anına eşlik edebilecek ve Jean ruhunu zamansız şekilde yaşatacak tasarımlar gerçekleştirdik. Bu sezon Moda Tutkusu by Love my body koleksiyonunun en öne çıkan özelliği ise ; Jean kumaşının elbiseden, gömleğe, pantolondan monta etekten bluza birçok modelde yorumlanarak farklı ürün gruplarında  özgün , zamansız alternatifler ve tamamlayıcı stil parçaları sunması “dedi.

adL Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Tasarım direktörü Zehra Işık: Gün içerisinde en çok kullandığımız parçalardan olan jeanleri özgünleştirmek ve günün her anına uygun hale getirebilmek  için ; kullandığımız farklı kesim ve formlar, renk yıkamaları , tasarımsal dokunuşlar ile 36-50 alternatif beden aralığında maskülen bir tavırla sportif şıklığı yakalamak isteyenlere ve feminen bir duruş sergilemekten kaçınmayanlara da alternatifler oluşturduk’’ dedi.

Koleksiyonda yer alan çizgili jean kumaşları ,dantel detayları, farklı bel ve paça boyları ,çift renkli jeanler ile farklı zamanların Jean ruhunu yaşatacağız , aynı zamanda koleksiyonda yer alan her ürüne gerçekleştireceğiniz küçük dokunuşlarla jeanın zamansız şıklığını stilinize uyarlayabileceksiniz dedi.

Cilt Gözeneklerini Anında Sıkılaştıran Oksijen Maskesi

1. Adım: Peeling ile cildinizi yenilemek

Temiz cilt üzerinde yavaşça ovulduğunda, incitaşları ölü hücreleri nazik bir şekilde giderirken, enzimler cildi soyarak yeniler.

2. Adım: Cilde oksijen katan, yaşlanmaya karşı etken madde

Peelingi uyguladıktan sonra cildinizin üzerinde bırakın. NCTF hücrelerin yeniden oluşumunu tetikler, oksijen baloncukları cildin nefes almasını sağlar. Baloncuklar yok olduğunda cildi yıkayın.

Filorga Scrub Mask, NCTF + HA kronosferler ile cildi dolgunlaştırır, canlandırır ve tazeler, hücre yenilenmesini düzenlemeyi destekler. Perflorür içeren moleküller, dokuların yoğun şekilde reoksijenasyonunu ve hücresel solunuma yardımcı olur.

Türkiye’nin İlk Niş Kozmetik Butiği “Home Of Scents” Açıldı

Lüks kozmetik dünyasının Xerjoff, Tiziana Terenzi, Francis Kurkdjian, M.Micallef, Burberry Beauty, Orogold, Escentric Molecules gibi 30’u aşkın ayrıcalıklı markasını barındıran “Home of Scents”, modern ve elegan bir mimariye sahip. 300 m2 alışveriş alanı, 2 farklı make-up odası, cilt bakım alanı,  kişiye özel parfüm hizmeti alacağınız Scents Bar ve VIP hizmet odasıyla lüks kozmetiğin yeni adresi olacak.

Evinizin rahatlığında lüks hizmet alabileceğiniz “Home of Scents”, aynı zamanda birçok kozmetik aktivitesine de ev sahipliği yapacak.  Home of Scents, dünyaca ünlü burunlarla bir araya gelebileceğiniz, runway make up artistlerden styling tüyoları alabileceğiniz, niş dünyasının en önemli markaları ile tanışabileceğiniz bir dünyanın kapılarını açıyor.

Adres: Valikonağı Caddesi No:67 Nişantaşı, 34365 İstanbul

Tel: (0212) 343 1573

Legend Spirit ile Efsane Devam Ediyor

Bazen onu New York’ta bir rooftop barda kokteylini yudumlarken, bazen de bir Brezilya plajında görüyoruz; ancak her iki hali de sofistike ve merak uyandırıcı… Gösterişten uzakta, dayanılmaz derecede çekici bir erkek. 
 
Koku
 
Beyazın tüm formlarından ilham alınmış, fresh, canlı aynı zamanda nefes kesici yoğun bir parfüm.  Bu odunsu aromatik kokunun içerikleri özenle seçilmiştir. Pembe biber, greyfurt ve bergamotun canlandırıcı açılışı, güçlü aromatik kalp notalar olan lavanta, kakule ve ozon bileşimi ile devam ediyor. Dip notalarında yer alan meşe-yosun birleşimi, beyaz misk ve kaşmir Montblanc Legend kokularının imzasıdır.

Cesur İmza

Parlak beyaz lake kaplı Montblanc Legend ikonik şişesi, saflık ve tazelik sembolü olmaya devam ediyor. Metalik kapak, siyah parlak detayları ile, güçlü erkeksiliği belirginleştiriyor. Montblanc Legend Spirit ambalajı, Montblanc marka kodlarının izlerini taşıyor, ‘White Meisterstück Solitaire’ isimli beyaz meşhur dolma kaleminden esinlenilerek tasarlanmıştır. Efsanevi erkeği Simon Clark ise kampanyada çekiciliğini ve karizmasını koruyor.

Mont Blanc Legend Spirit Fiyatı

Mont Blanc Legend Spirit 100 ml 248 TL, 50 ml 177 TL

En Şekil Saçlar İçin Conti

Yenilikçi ve şık tasarımlarıyla dikkat çeken Conti saç düzleştirici; seramik plakası sayesinde saçınızı capcanlı bir görünüme kavuştururken aynı zamanda saçlarınızın kolayca kırılıp yıpranmasını önler. Kolayca dönebilen kablo teknolojisi ile kablonun dolanmadan rahatlıkla kullanılmasında da yardımcı olur. 230 dereceye kadar çıkabilen ısı özelliği sayesinde Conti Saç düzleştiricisi ile en şekilsiz ve kalın saçlara bile rahatça şekil verebilirsiniz.

En doğal buklelere Conti ile sahip olun…
Seramik kaplaması ile dikkat çeken Conti saç maşası ile saçlarınızın kırılmasını önlerken her zaman elde etmek istediğiniz saç şekillerinin keyfine varacaksınız. 220 dereceye kadar ayarlanabilen sıcaklık ile en kalıcı buklelere Conti Saç maşası ile sahip olacaksınız. 360 derece dönebilen kablo özelliği sayesinde elinize dolaşmadan hızlı ve rahat bir şekilde uygulayabilirsiniz.

İnovasyon merkezi Digicom’un çatısı altında bulunan Conti Elektrikli Küçük Ev Aletleri, birbirinden kullanışlı seçenekleriyle hayatınızı kolaylaştırmak için sizleri bekliyor. Digicom’un yaygın teknik servis ağı avantajı ile, Conti müşterisini satış sonrasında da  memnun etmeyi hedefliyor.

DIGICOM hakkında:

DIGICOM grup şirketleri arasında;  Pioneer, Pioneer DJ, Roadstar, Sharp gibi teknoloji devlerinin distribütörlüğünü yapan ve aynı zamanda Conti Elektrikli Küçük Ev Aletleri marka sahibi Digicom Teknoloji Ürünleri, Starlife Silivri, Starlife Güzelce, Starlife Göktürk, Philippe Starck imzalı yooistanbul projeleriyle  ve yalı restorasyonlarıyla gayrimenkul sektörünün önemli isimlerinden olan Say Yapı Teknoloji,  temizlik malzemeleri ve hızlı tüketim ürünleri ile sektöre inovatif bir bakış açısı kazandıran Parex , inşaat malzemeleri alanında faaliyet gösteren Yapaş Yapı Ürünleri, radyoloji alanında çalışan ve Carestream ile Villa markalarının temsilciliğini yapan Digicom Sağlık Ürünleri, çöp torbaları, ambalaj ve tüketim ürünleri üzerine faaliyet gösteren Ekomis Tüketim Ürünleri, finans sektöründe hizmet veren Çözüm Finans Faktoring  bulunmaktadır.

Ataşehir Belediyesi’nden Kuaförlük Hizmeti

Yapılan ziyaretten ve hizmetten memnun kalan huzurevi sakinleri hizmetlerinden dolayı Ataşehir Belediyesi’ne teşekkür ettiler.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Çantanızın Yeni Aksesuarı: Givenchy Clutch Make Up Set

Zarif bir kış makyajı için bu birbirini tamamlayan 6 renk  metalik ve mat göz farları güzel bir renk uyumu sunuyor. Setin içeriğinde ayrıca Noir Couture Volume Maskara 4g, Magic Khol Siyah Göz Kalemi ve çift taraftlı göz aplikatörü bulunuyor.

Burberry Yeni Yıla Özel Limitli Adetli Festive Koleksiyonunu

My Burberry EDP, üst notalarında bergamout, frezya içerirken, alt notalarında damask gülü ve paçuli barındırıyor.  Fiyatı: 430 TL

FESTIVE MAKYAJ KOLEKSİYONU

FRESH GLOW LUMINOUS FLUID BASE

Burberry’nin ikonik makyaj ürünü aydınlatıcı baz Fresh Glow sınırlı bir sayıda özel gold ambalajında. Fiyatı: 130 TL
Nude Radiance No.01

EYE COLOUR CREAM

Uzun süre kalıcı, kadife yapıdaki yeni Burberry farlar limitli sayıdaki renkleriyle özel gold ambalajında. Fiyatı: 90 TL

Festive Gold No. 120

BURBERRY KISSES

 
Yeni yıla özel canlı bir kırmızı Military Red No. 109 ve altın ışıltıları içeren  Festive Gold No. 120 gold ambalajında.
Fiyatı: 95 TL

BURBERRY KISSES GLOSS

Daha parlak ve canlı bir görünüm için Military Red No. 109  ve Festive Gold No. 120 gloss formatında. Fiyatı: 90 TL

BURBERRY OJE 

Ekstra parlak ve kalıcı formülü ile Military Red No. 300 ve Festive Gold No. 449. Fiyatı: 58 TL

Türk Tekstili Yeni Pazarlara Açılıyor

Fashionist’16 Türkiye’nin tekstil sektörüne taze kan getirecek yeni pazarlara açılıyor…

Düzenlendiği ilk iki yılda 250 katılımcı marka ve butik, 40.000’e yakın ziyaretçi ağırlayan ve toplamda 500 milyon dolarlık ticari hacim yaratan Fashionist’in üçüncü yılı için İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği(İTHİB) ve Ekonomi Bakanlığı’nın desteği ile Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en büyük alım heyeti çalışması gerçekleştirildi. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) da desteklediği Fashionist, için çalışmalar 11 ay öncesinden başlatıldı.

Patika Fuar A.Ş.;  yeni pazarlardan getirilecek alım heyetleri için ağırlıklı olarak ORTADOĞU, AFRİKA, İRAN, TÜRK CUMHURİYETLER ve BALKAN ÜLKELERİ’nde saha çalışmaları yaptırdı. Saha çalışmalarında 4 farklı ekip ile çalışılıp bölgelerin tüm pazarları, AVM’leri, sokak sokak gezilip tüm potansiyel alıcılarla görüşmeler yapıldı. Büyük alım yapabilecek mağaza zincirleri, toptancılar ve diğer butik alıcılar fuara davet edildi.

Fashionist’16’ya üç kıtadan 700’ün üzerinde alım heyeti geliyor…

Başta Ortadoğu’dan Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt, Ürdün, Filistin, İran, Irak, Lübnan, Umman Sultanlığı olmak üzere, Türk Cumhuriyetler’den Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Gürcistan, Doğu Türkistan, Güney Amerika’dan Brezilya, Avrupa’dan Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, İtalya, Kosova, Makedonya, Sırbistan, Bosna-Hersek, Albania, Karadağ,  Güney Afrika’dan Angola, Nijerya, Fildişi Sahili, Gana, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Mısır ve Sudan’dan 700’ün üzerinde moda profesyoneli ve alıcı fuar kapsamında ağırlanacak.

İstanbul’da ağırlanacak alıcılar 3 gün boyunca fuarı ziyaret ederek yeni işbirliklerine imza atacaklar. Fashionist 3. yılında tüm katılımcılarına yeni pazarlar ve yeni müşteriler kazandıracak.

Patika Tanıtım Genel Müdürü Didem Cılga: ‘’İstanbul, dünyanın sayılı moda başkentleri arasında yer alacak.’’
İstanbul’un dünyanın en önemli ticaret merkezinden biri olduğuna dikkat çeken Patika Fuar A.Ş. Genel Müdürü Didem Cılga, Fashinoist’16’dan beklenti ve hedefleri hakkında şunları söyledi: ‘’Kültürlerin buluşma noktası olan İstanbul, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan, jeopolitik konumu itibariyle dünyada önemli bir yer tutan, 350 ülkeden direk uçuşa sahip olan ve modanın trendlerinin belirlenmesinde önemli rol oynayan bir merkez. Bugüne kadar 40 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayan ve abiye, gelinlik ve damatlık alanında dünya trendlerini belirleyen Fashionist fuarı kapsamında İstanbul’u İtalya, Paris, New York, Londra gibi dünyanın sayılı moda başkentleri arasında konumlandırmayı hedefliyoruz. Türkiye tekstil ve konfeksiyon sektörünü uluslararası pazarda temsil eden Fashionist, tüm yerli ve yabancı moda profesyonellerini buluşturan bir organizasyon. Bu yıl da yine 25 bin ziyaretçiyi Fashionist’16 çatısı altında bir araya getirerek ciddi bir ticaret hacmi oluşturmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda bugüne kadar Türkiye’de yapılmış en büyük alım heyeti çalışmasını yaptık. Dünya konjektörünü ve içinde bulunduğumuz genel ortamı göz önüne alarak yeni pazarlara açılmayı hedefledik. Ocak ayından beri tüm dünyada 120 bin davetiye ve broşür dağıtımı yaptık. Abiye, gelinlik, damatlık modası ile ilgili dünyada öne çıkan tüm yayınlarda Ocak ayından beri haber ve ilan çalışmaları yaptık. Tarih itibariyle iç pazara da hitabeden Fashionist’in dünyadaki en önemli fuarlar arasında yer almasını sağladık. Tüm sektör profesyonellerini Fashionist’e bekliyoruz.’’ dedi.

OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı İlker Karataş bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek Fashionist’16 kapsamında şunları söyledi: ‘’İlk iki yılında yoğun emeklerle Patika Fuarcılık iş birliğiyle yaptığımız Fashionist, hem tekstil sektörü hem de İstanbul için gurur verici bir başarı ile neticelendi.  İstanbul’un bir ticaret merkezi olması ve önemli geçiş yolları üzerinde bulunması nedeniyle büyük ilgi gören Fashionist, 3. yılında da dünyanın pek çok ülkesinden alıcıları ağırlamaya hazırlanıyor. Yeni Pazar arayışlarında İTKİB, İTHİB ve Ekonomi Bakanlığı’nın da desteğiyle, başta İran olmak üzere Afrika, Türk Cumhuriyetler, Balkanlar ve Ortadoğu pazarlarına ulaşılarak tekstil sektörünün lokomotifi olan Osmanbey’i dünyanın farklı noktalarıyla buluşturacak bir organizasyonu daha hayata geçiriyoruz. Markalaşıp, üretim dönemlerimizi dünya ile senkronize ettiğimizde, abiye, gelinlik, damatlık firmalarımız özgün tasarımları, üretimdeki hızları ve kalite-güvenlik konularında dünya platformunda hak ettiği yeri alma yolunda hızla ilerliyor. OTİAD olarak Osmanbey’de bulunan 4000’e yakın firma ile tekstil pazarını temsil eden bir sivil toplum kuruluşuyuz. Birlikteliğimizden doğan bu gücü, Fashionist ile buluşturarak markalaşma yolunda daha sağlam adımlar atmaya devam ediyoruz. Abiye, Gelinlik ve Damatlık sektöründe dünyanın önde gelen organizasyonu olma yolunda güçlü ve emin adımlarla ilerlerken 3. yılımızda da modanın profesyonellerini Fashionist’e bekliyoruz’’ dedi.

Hollywood’un Yıldızı Thermaperfect, Türkiye’de

Deri altına ısı verilerek uygulanan yöntem, cilt içindeki kollajen bantların ısınarak deri alt dokusunun sıkılaşmasını, bu sayede cildin gerilerek yeniden canlılık kazanmasını sağlıyor. 1 saat süren tek seans uygulamasından sonra iş ve sosyal hayatınıza kaldığınız yerden devan edebilecek olmanız da Thermaperfect’in en büyük avantajlarından biri. Dünyada estetik alanındaki gelişmelerin Türkiyede’ki en başarılı uygulayıcılarından olan Medikal Estetik Doktoru Mustafa Karataş, Türkiye’de yeni olan yöntemin çok başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çekti.

Dr. Karataş, Thermaperfect’in kendini kanıtlamış bir yöntem olduğunu belirterek, ‘Uygulama sonrası başarılarıyla yöntem kendini kanıtladı. Bu yüzden de medikal estetik alanında ‘altın standart’ olarak anılıyor. Cildinden hoşnutsuzluk duyan, zamanı kıymetli, iş ve sosyal hayatı aktif kadınlar, Thermaperfect ile tek seansta hayallerine kavuşabiliyor. Kişiye göre değişiklik göstermekle birlikte, ciltte on yaşa kadar gençleşme görmek mümkün’ diye konuştu.

Uygulamanın ardından 2 hafta içinde gözle görünür bir değişim yaşanırken, 1 yıl süresince her geçen gün etkileri devam ediyor. 30-60 yaş arasında tüm kadın ve erkekler tarafından uygulanabilen Thermaperfect, belli zaman aralıkları olmak koşuluyla diğer medikal yöntemlerle  birlikte de kullanılabiliyor.

My Burberry İle Başlayan Parfüm Hikayesine Yeni Bir Yorum: My Burberry Eau de Toilette

 
KOKU

Işıltılı çiçeksi kokular içeren My Burberry Eau de Toilette, uçlarından yağmur damlaları süzülen tomurcukları bir araya getirerek, bahar çiçeklerinden bir bahçeyi size taşıyor.

Üst notalar
Tatlı bezelye ve limon çiçeği

Orta notalar
Şakayık, şeftali çiçeği ve frezya

Alt notalar
Şam gülü, beyaz yosun ve misk

KAMPANYA

Çekimleri Christopher Bailey'nin yaratıcı direktörlüğünde, fotoğrafçı Mario Testino tarafından Londra'da yapılan yeni My Burberry kampanyasının öncülüğünü, İngiliz
modeller Kate Moss ve Cara Delevingne yapıyor.

Heritage trençkotlarının içinde Kate ve Cara, etrafa yayılan enerjileriyle My Burberry'nin ruhunu zahmetsizce yakalıyor.

ŞİŞE

Yeni koku, tüm tasarımıyla Burberry trençkotunun ayrıntılarını yansıtan klasik My Burberry cam şişesinde yer alıyor. Cesur  kemik görünümlü taş rengi ve siyah kapak, trençkotun özgün düğmelerini hatırlatırken; elle bağlanan ve İngiliz dokuması gabardin taş rengi fiyongu ise 100 yılı aşkın bir süre önce Thomas Burberry tarafından icat edilen kumaşa bir övgü niteliğindedir.

Kokunun içine konulduğu gabardinden esinlenilen dokuya sahip ve yine taş rengi kutu, son olarak altın rengi kabartma bir fiyonkla süslenmiş.

Müşteriler My Burberry Eau de Parfum ile olduğu gibi, My Burberry  Eau de Toilette şişesini de Burberry.com sayfasında veya seçkin Burberry ve toplu satış mağazalarında sunulan hizmet sayesinde, adlarının
üç harfini monogramlatarak kendilerine özel hale getirebilecekler.
 

My Burberry Eau de Toilette Eylül 2015'ten itibaren  90 ml ve 50 ml'lik seçeneklerle  seçkin Burberry mağazalarında ve satış noktalarında bulunabilir.

Diyetteki Başarısızlığınızın Sebebi Duygusal Yeme Sendromu Olabilir

Kilo Verememenizin Sebebi Açlığa Tahammülsüzlük Değil
 
Obezitenin bir davranışın yani yeme davranışının sonucunda oluştuğu bilinse de bu davranışı kontrol etmek çoğumuz için zordur. Bunun nedeni yeme davranışının birçok şeyden, en çok da duygusal durumumuzdan etkilenmesidir. Birçok kişinin diyet uygulayamamasının nedeni sanıldığı gibi açlığa tahammülsüzlük değildir. Hatta birçok diyet kişilerin aç kalmadan zayıflaması üzerine programlanır. Buna rağmen diyette başarısız olmanın nedeninin hepimizin zaman zaman yapmaktan kendini alıkoyamadığı duygusal nedenlerle yemedir. Bu yüzden insanların çoğunun kilo almasının ve sağlıklı beslenmemesinin önündeki temel nedenlerden biri de duygusal yemedir. Yeme ihtiyacına odaklanmak, dikkati hoşnutsuzluk duygularından uzaklaştırsa da obeziteye ve sağlık sorunlarına zemin hazırlar.
 
Stres ve Yoğun İş Hayatı Duygusal Yeme Sendromlu Kişi Sayısında Artışa Yol Açıyor
 
Yemek yeme bilinen en kolay ve ulaşılabilir haz ve ödül kaynağıdır. İnsan tıpkı sadece üremek için cinsel ilişki kurmadığı gibi sadece karnını doyurmak için yemez. Bebekler sadece açken değil sıkıntıları olduğunda da meme ile yatışırlar. Bu kısmen sonraki yıllarda da devam eder. Yani; erişkin bir insan üzüldüğünde, öfkelendiğinde, yalnız hissettiğinde ve kaygılandığında yemek yemek isteyebilir. Özellikle kendini suçlama ve fiziksel olarak beğenmeme tıkınırcasına duygusal yeme ataklarına neden olur. Stres ve olumsuz duygular hayatımızın bir parçası olduğu için ve insanların iş dışında kendilerine ayırdıkları zaman gittikçe azaldığından, günümüzde duygusal yeme yani; yeme ile rahatlamaya çalışmak gittikçe yaygın bir hal almaktadır.
 
Sizinki Duygusal Açlık Mı? Yoksa Fiziksel Açlık Mı?
 
Fiziksel açlık bedende başlar. Fiziksel açlık hissini kan şekeri düşüklüğü ve gördüğümüz yiyecekler tetikler. Duygusal açlığı ise stresli deneyimler tetikler. Yani bir bakıma bedenimizi değil ruhumuzu yiyeceklerle beslemeye çalışırız. Stresli olduğumuzda tatlı ya da tuzlu, genellikle yüksek kalorili yiyecekleri canımız çeker. Yiyecekleri sıkıntı yatıştırıcı birer ödül olarak kullanırız. Açlık söz konusu olduğunda genellikle duygusal ve bedensel duyumların birbirine karışması söz konusudur. Tıpkı stresle ilgili baş ağrılarında olduğu gibi fiziksel olan ile duygusal olan iç içedir. Duygusal açlık genellikle boş bir mideden kaynaklanmaz. Bazen de kişi ne istediğini bilmez ve yiyeceğe verir kendini. Yani açlık midede değil bedende başka bir huzursuzluk şeklinde hissedilebilir. Duygusal açlığın bir diğer özelliği birdenbire beden hücum etmesidir. Oysa fiziksel açlık yavaş yavaş kendini gösterir. Duygusal açlık aynı şekilde acilen doyurulmak isterken fiziksel açlık eğer şeker hastalığı, vs gibi tıbbi bir durum yoksa bir ölçüde bekleyebilir. Eğer kısa bir süre önce yemek yediyseniz ya da doymanıza rağmen tıkınırcasına yemeye devam ediyorsanız o anda duygusal açlık baskındır. Ayrıca duygusal açlıktan kaynaklanan yeme atakları sonucunda suçluluk, pişmanlık duyguları daha fazla oluşur. Duygusal yeme sendromu olan kişiler yiyecekleri en iyi yatıştırıcı olarak görür ve yiyeceklerin olduğu ortamlarda kontrolden çıkıyormuş gibi hissederler. Tıka basa yemedikleri durumlarda başka şeylere odaklanmakta zorlanırlar.

Yiyeceklerle Duygunuzu Değil Midenizi Doyurmaya Çalışın

Güzel tadı olan yemeklerin bir ödül kaynağı olduğu ve beyindeki haz merkezlerini uyardığı doğrudur. Dolayısıyla yorucu ve yoğun bir gün sonunda lezzetli yiyecekler yemek tıpkı alkol ve keyif verici maddelerin yaptığı etkiye benzer. Keyif verici etki gün boyu birikmiş olan ya da gün içindeki hoşnutsuzluk yaratan duyuları bertaraf eder. Bu yüzden duygusal yeme alışkanlığından kurtulmak alkol ya da keyif verici maddeyi bırakmak kadar zor olabilir. Diyet yapmanın birçok kişi için zor olmasının nedeni aslında budur. Bu zorlukla başa çıkmak için birinci koşul üzüntü, suçluluk, öfke, kaygı, gibi olumsuz duygularımızı tanımaktır. Diğer koşul ise yemek dışındaki haz verici etkinlikleri artırmaktır. Duygusal yeme sorunu olanların yeni haz verici etkinlikler keşfederken ilk başlarda bunların yemenin verdiği zevki vermeyeceğini kabul etmeleri işi kolaylaştırabilir.
 
Duygusal Yeme Sendromu İle Başa Çıkabilirsiniz
 
Duygusal açlık bir yeme bozukluğunun ya da depresyon, anksiyete bozukluğu gibi bir rahatsızlığın parçası olabilir. Bunun bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi gerekir. Fiziksel açlık belirtilerinin tanınmasını içeren beslenme eğitimi ve fiziksel aktivite faydalı olabilir. Olumsuz duygularla ilgili farkındalığın artırılması ve yeme tetikleyicilerinin tanınması farklı başa çıkma yolları geliştirmede ilk adımdır. Haz ve doyum kaynaklarını zenginleştirmemiz bizi tek ödül kaynağı olarak gördüğümüz yemeğe mahkum olmaktan kurtarır.

Tatilde İpin Ucu Kaçmasın

Kahvaltıya yetişmeye çalışın

Kahvaltı, yaz tatillerinde en çok atlanan öğündür. Özellikle gece geç saatlerde yatıp, sabah uykuyu bölmemek adına yapılmayan kahvaltılar, yaz aylarında güne yanlış başlanmasına sebep olmaktadır. Özellikle peynir, bol yeşillik, zeytin vb. Akdeniz tipi bir kahvaltı sağlıklı bir başlangıç olup, bedeninizin sıcak havalara ve gün içerisindeki yemek seçimlerine uyumunu kolaylaştıracaktır.

Aktivitelere dalıp ara öğünleri atlamayın

Tatilde sık yapılan hatalardan biri de günü 2 öğünle geçiştirmektir. Öğün sayısı azaldıkça, her öğünde yenilen miktarların artmaktadır. Tatilde özellikle öğleden sonra deniz-havuz etkinlikleriyle yorulup akşama kadar ara öğün yapmadan beklemek, akşam yemeğinde gereğinden fazla yemeye hatta daha fazla karbonhidrat tüketmeye sebep olabilir. Öğle yemeğinden sonra hafif atıştırmalıklarla ara öğün yapılabilir. Yaz meyveleri, 2 top dondurma veya şekersiz limonata gibi tatile uygun ara öğünler planlamak günü doğru programlamanıza yardımcı olacaktır.

Mayonezli meze ve salatalara dikkat!

Özellikle öğle ve akşam yemeklerinde çok çeşitli yemekler sunulmakta ve bunların içerisinde hazırlanma ve pişirme yöntemleri sebebiyle potansiyel tehlikeye dönüşebilecek ürünler yer almaktadır. Özellikle mayonez tüketimi, sıcak havalarda sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebep olabilir. Bu nedenle, mayonezle hazırlanmış özellikle salata-meze gibi alternatiflerden uzak durulmalıdır.

Yazın zehirlenme riski fazla

Yaz tatillerinde, sadece kilo alma değil çeşitli sağlık problemleri de kendini gösterebilir. Özellikle sıcak havanın etkisiyle zehirlenme riskinin en yüksek olduğu dönem yaz aylarıdır. Sindirim sisteminin rahat çalışabilmesi, tatil boyunca konforunuzun bozulmaması için önemli bir kriterdir. Bu nedenle tatilde de bedeni yormayacak şekilde, dengeli ve planlı beslenmeye özen göstermek önemlidir.

Böbrek ve kalp sağlığınız için bol su için

Sıcak havalarda günlük sıvı alımı son derece önemlidir. Sıvı alımındaki eksiklik, böbrek fonksiyonlarında sorunlara neden olabilir. Sıvı tüketimi çay, kahve, soğuk içecekleri de kapsasa da en önemli unsur su tüketimidir. Yaz aylarında özellikle terleme yoluyla daha da fazla vücuttan su kaybı olacağı için, kilogram başına 30 cc olarak planladığımız normal su tüketimi, yaz aylarında kilogram başına 40 cc olarak tüketilmelidir.

Tatil konseptlerinin en cezbedici kısımlarından biri de sınırsız alkol seçeneğinin olmasıdır. Özellikle alkol oranı yüksek içeceklerin sınırlandırılması bu dönemde son derece önemlidir. Tansiyon, kalp, böbrek rahatsızlıkları gibi sağlık problemleri olan kişilerin havanın en sıcak olduğu gündüz saatlerinde alkol tüketmesi tehlikeli sonuçlara sebep olabilir. Fazla alkol tüketimi, vücuttan fazla su atımına neden olup kan basıncını artırabilir. Bu da özellikle öğle saatlerinde sağlık açısından ciddi bir risk oluşturabilmektedir. Tatil öncesinde alkol tüketimi sınırlı ölçülerde ya da yokken tatil süresince her gün limitsiz alkol konseptine girilmesi, tatili alkol kaynaklı ciddi kilo alımlarıyla sonuçlandırabilir.

Sıcak Havalar Varisi Tetikliyor

Ülkemizde 5 milyon varis hastası var

Varis hastalığı, toplumdan topluma değişmekle birlikte günümüzde %10-35 arasında görülmektedir. 50 yaşın üzerinde görülme oranı 2 kat artmaktadır. Kadınlarda, erkeklere oranla 2-4 kat fazla görülmektedir. 20-70 yaş arası kadınların yaklaşık yarısı varislerden şikayetçi olabilmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak Türkiye’de 5 milyon bireyde değişik derecelerde varis olduğu öngörülmektedir.

Plajda bacaklarınızı kuma gömmeyin

Varis kaynaklı bacak ağrılarını geçirmek için sıcak uygulama yapılması doğru değildir. Bu ağrılar için kaplıcalara gitmek ya da yazın kuma bacaklarını gömmek yanlıştır. Sıcak uygulama, varis ve damarsal yetmezlik şikayetlerini artırmaktadır. Sıcak havalarda yeterli miktarda sıvı tüketilmemesi ve hareketin azalması ile bozulmuş damar yapısı, damar içi pıhtılaşma ve akciğerde pıhtı oluşumlarına neden olabilmektedir. Akciğerde damar embolisinin en önemli nedeni, derin toplardamarlarda oluşan pıhtılardır.

Yazın çok dar kıyafetlerden kaçının

Toplardamarlarda basınç artışına yol açan gebelik, ayakta ya da oturarak uzun süre durmayı gerektiren meslekler, şişmanlık, az lifli gıdayla beslenme alışkanlığı, kabızlık, dolaşımı etkileyecek derecede sıkı kıyafetler varis gelişimini artırabilmektedir. Ayrıca toplardamarları zayıflatan nedenlerden kadın cinsiyet, hormon kullanımı, yaşlılık, sigara kullanımı, genetik etkenler de varis gelişimine neden olabilmektedir. Varis hastalarında en sık görülen şikayetler; ağrı, yanma hissi, kaşıntı, kas krampları, şişlik hissi, huzursuz bacak, cilt değişiklikleri ve yaraların oluşmasıdır.

Tedavi varisin türüne göre kişiye özel planlanıyor

Varis, erken tanı konulması, koruyucu önlemlerin alınması, doktor önerisiyle ilaç veya varis çorabı kullanılmasıyla büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Varis tedavisinde sorunun kaynağına ve sonuca yönelik uygulamalar yapılmaktadır. Ameliyatla tedavi yapılabildiği gibi günümüzde hastaya daha az zarar veren modern yöntemler ile daha estetik sonuçların elde edilmesi mümkün olmaktadır.

Dikişsiz uygulamalar ile son derece başarılı ve estetik sonuçlar alınıyor

Günümüzde tüm dünyada en yaygın tedavi, büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır. Renkli doppler ultrason eşliğinde “Endovenöz lazer ablasyonu” yöntemi sayesinde varis tedavisi sağlanabilmektedir. Dikişsiz ameliyat uygulaması ile cerrahi gereksinimi bulunan hastalara kesi uygulamadan ameliyatta dikişe gerek olmaksızın başarılı kozmetik sonuçlar elde edilmektedir. Varisleri başlangıç evresinde bulunan hastaların tedavileri ise “köpük skleroterapisi” ve “yüzeysel radyofrekans ablasyon” yöntemi ile sağlanabilmektedir.

Varisten korunmak için dikkat edilmesi gerekenler

 
· Hareketsizlikten kaçınılmalıdır. Uzun süre bacak bacak üzerine atmak kan dolaşımı bozabilir.
 
· Sigara varis oluşumunu artırabilir. Sigara içenlerin yanında bulunmanın bile varis riskini %30 oranında etkilediği unutulmamalıdır.
 
· Çok dar giysiler ve yüksek topuklu ayakkabılar tercih edilmemelidir.
 
· Sıcaktan kaçınılmalıdır. Aşırı güneşlenme ve sıcak uygulama, damarları genişleterek varislerin artışına yol açabilir. Ilık su ile yıkanmanın ardından bacaklara soğuk su uygulanması yararlı olacaktır.
 
· Düzenli ayak ve bacak egzersizleri yapılmalıdır.
 
· Mümkünse günde en az 2-3 kez,10-15 dakika süre ile bacaklar kalp seviyesinden yukarı kaldırarak dinlendirilmelidir.
 
· İdeal kiloda kalınmalıdır.
 
· Doktorun önerdiği ilaçlar ve varis çorabı düzenli kullanılmalıdır.

Mont Blanc Legent Parfüm

Legend, koyu renkleri, maskülen tasarımı ve camın kalitesiyle eşsiz, zarif ve erkeksi bir şişe tasarımına sahiptir.    Markanın logosu olan Mont Blanc yıldızı şişenin ön cephesinde markanın gücünü yansıtıyor.
    
Üst notalarında, italyan bergamutu, çin defnesi yaprağı, fransız lavantası ve ananas yaprakları bulunuyor. Orta notalarında, yasemin, beyaz sedir ağacı; alt notalarında ise yosun, amber ve sandal ağacı bulunuyor.

Mont Blanc Legend efsanenizin kahramanını seçiyor

Sizde efsanenizdeki kahramanı seçtiyseniz #heismylegend hashtag’i ile dilediğiniz görseli sosyal medyada yayınlayabilir ve global kampanyanın bir parçası olabilirsiniz.

Limon Cilde Parlaklık Badem Gençlik Katıyor

Cildin A, E ve C vitamini ihtiyacının karşılanması önemli
 
A vitamini; dokuların, cildin sağlıklı olmasını sağlayan ve bağışıklık sistemini güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Havuç, zengin bir A vitamini kaynağıdır. Özellikle yeşil yapraklı sebzelerde olan E vitamininin; yaraların çabuk iyileşmesi, yaşlanmanın cilt üzerindeki belirtilerinin engellenmesi, cildin daha parlak olması ve kırışıklıkların hafiflemesine önemli katkısı vardır.

C vitamini bağ dokusunu destekleyici özelliği ile cildin daha parlak bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra saç ve tırnak sağlığı üzerinde de oldukça etkilidir. Kuvvetli bir C vitamin deposu olan limon, cilt sağlığı ve parlaklığı için tüketilmesi gereken bir besindir.

Brokoli, enginar ve kerevizin gücünü gözlerinizle görebilirsiniz

 
Cilt sağlığı için lifli besin tüketimi artırılmalıdır. Lifli besinler, vücuttaki toksinlerin atılmasına ve arınmaya yardımcı olur. Brokoli, enginar ve kereviz bu konudaki en önemli yardımcılardır. Brokoli cildi esnek ve genç tutmaktadır. Bunun için haftada birkaç kez pişmiş olarak brokoli tüketilebilir. Kerevizin içindeki K vitamini ise daha sağlıklı bir kan dolaşımına destek vermektedir. Brokoli, güneşten hasar gören cildin korunması açısından önemli bir kaynaktır. Bir enginar günlük lif ihtiyacının neredeyse yüzde 25-30’unu karşılar. Enginar vücuttaki iltihaplanmayı ve kızarıklıkları azaltan bir antioksidandır.

Badem ve ceviz ile saç ve tırnaklar güçleniyor

 
Çinko, cildin ve kasların erken yaşlanmasını önlemektedir. Hücre yenilenmesini destekleyerek cildi güzelleştirir, tırnakları güçlendirir ve saç dökülmesini önler. Vücudun ihtiyacı olan çinko, kavrulmamış ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişlerde, kuru baklagiller ve kırmızı ette bulunmaktadır. Kuruyemişlerin tuzlanmamış, kızartılmamış ve işlem görmemiş olanlarının tercih edilmesi önemlidir.

Sağlıklı görünümün sırrı kefir

 
Kefirin cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkileri bulunmaktadır. Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önler, saçları kuvvetlendirir. Kefirde bir takım mikroorganizmalar ve mayalar mevcuttur.  Bunlar bağırsakta bir takım reaksiyonlara sebep olup sindirimi düzenleyerek cildi çok daha sağlıklı hale getirmektedir. Günde bir bardak kefir tüketimi cildin sağlıklı ve ışıltılı olmasını sağlamaktadır.

Susuz kalan cilt kuruyor ve çabuk yaşlanıyor

 
Tüm yararlı besin kaynakları dışında cilt için en önemli noktalardan birisi yeterli miktarda su tüketimidir. Susuz kalan vücutta cilt kurur ve kırışıklıklar daha kolay ortaya çıkmaya başlar. Her gün 2,5 litre su tüketmek cilt sağlığı için önemlidir. Bunun yanı sıra günde 1 fincan yeşil çay içilmesi de sağlıklı bir cilt görünümü için önerilmektedir.

Bitter çikolata pürüzsüz bir görünüm sağlar

 
Bitter çikolatanın içeriğinde flavonoidler ve antioksidan maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler cilt dostu ve güneş hasarına karşı koruyucu özelliktedir.  Bitter çikolatanın içindeki kakao, atardamarları genişleterek cilde giden kan miktarını artırmakta ve cildin daha sağlıklı görünmesini sağlamaktadır. Bitter çikolata konusunda tüketim miktarı ve içindeki kakao oranının yüzde 70 olmasına dikkat edilmelidir.

Bayramda Yapılan Bu Hatalar Dişleri Çürütüyor

Tatlı, şeker, çikolata tüketiminin arttığı bayram tatilinde, şekerli gıdalar kadar asitli içecekler de dişlere zarar vermektedir. Bu tarz gıdaların sıklıkla tüketimleri diş çürüklerini hızlandırmaktadır. Özellikle gelişme çağındaki çocukların asitli içeceklerden uzak tutulması hem ağız ve diş sağlığı hem de genel sağlığı için faydalı olacaktır. Her yemek ile bakteriler, yiyeceklerle etkileşime geçerek dişlerde çürük oluşumuna zemin hazırlayan asitleri üretmektedir. Şeker, asit üretiminin artmasını sağlayan en önemli etkendir. Özellikle öğün aralarında tüketilen abur-cubur çürük oluşumu hızını artırmaktadır.

Tatile gitmeden ağız ve diş bakımı şart

 
Bayram tatilini uzatarak yaz tatiline gidecek kişiler, tatile çıkmadan kesinlikle ağız ve diş sağlığı için doktor kontrollerini gerçekleştirmelidir. Gittikleri tatil beldesinde, otelde ağız ve diş sağlığı merkezi olmaması durumunda tedavi yaptıramayan kişilere tatilleri zehir olabilir. Bunun için tatile çıkmadan yapılacaklar listesinin başında ağız ve diş kontrolü olmalıdır. Dişlerde en küçük bir hassasiyet varsa bu tür tedaviler vakit kaybetmeden yapılmalıdır; çünkü çürükler oluşumunda herhangi bir belirti vermeden sinsice ilerler ve çok hızlı yayılabilir.

Yemekten 1 saat sonra dişleri fırçalamak aşınmayı önler

 
Ağız ve diş sağlığı konusunda yapılan en önemli hatalardan biri de yemekten hemen sonra dişleri fırçalamaktır. Asitli yiyecek ve içecek tüketimi sonrası hemen dişleri fırçalamak dişlerdeki aşınmayı daha da hızlandırmaktadır. Asitli yiyecek ve içeceğin dişle teması sonucu diş minesi geçici olarak yumuşamaktadır. Bu yumuşama zamanla önemli bir aşınmaya ve dolayısıyla diş minesinin incelmesine ve beraberinde dişlerde duyarlılığa neden olmaktadır. Dişlerin yemekten bir saat sonra fırçalanması doğrudur.

Çürükten koruyan önlemler

 
Şekerli gıdalar tüketildikten sonra mutlaka su içilmeli ya da ağız bol su ile çalkalanmalıdır. Şekersiz sakız çiğneme de ağızda oluşacak asidik ortamın önüne geçerek diş çürüklerini engelleyebilmektedir. Tatlı tüketimi sonrası ağıza atılan bir parça peynir, çürüklerin önlenmesinde fayda sağlar. Çok fazla şeker tüketiminin çocukların diş ve dişetleri üzerinde yaratacağı hasarı önlemek için tatlı tüketimi sonrası su içmeleri sağlanmalıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, florürlü suların çocukların süt dişlerinde görülen çürük sayısını azalttığı ortaya koymaktadır.

Şekersiz kahve dişlerinizi korur

 
Kahve tanelerinin içindeki “trigonelline” isimli maddenin, bakterilerin dişe yapışmasını engellediğine dair çalışmalar bulunmaktadır. Bayram ziyaretlerinde içecek olarak şekersiz kahveyi tercih etmek; karamel, lokum gibi dişe yapışan şekerli gıdalar yerine bitter çikolatayı tercih etmek daha doğru olacaktır. Ara öğünlerde, dişleri temizleyerek plak oluşumunu önleyebilecek elma, armut gibi sert meyveler de tercih edilebilir. Bayramda özellikle çocukların; yoğurt ve pekmez ikilisi, meyveler, doğal besinler içeren kekler, ev yapımı reçeller gibi daha faydalı gıdalar tüketilmesi sağlanmalıdır.

Bayramı Sağlıkla ve Kilo Almadan Geçirin

Bayram sabahında poğaça ve kızartma yemeyin

Sağlıklı yaşam için çok önemli olan kahvaltı, bayramda daha fazla önem kazanmaktadır. Ramazan boyunca oruç tutarken yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak ve güne hazırlamak için bayram sabahında mutlaka kahvaltı yapılmalıdır. Kahvaltı yapmak kadar, bu öğünün içeriği de çok önemlidir. Börek, poğaça, kızartma gibi mideyi yoracak ağır yiyecekler yerine; peynir, zeytin, haşlanmış yumurta ve söğüş salata gibi hafif yiyeceklerden oluşan bir mönü seçilmelidir.

İkramlara hayır diyebilmek istiyorsanız ara öğünleri atlamayın

Hafif bir kahvaltıdan 2-2,5 saat sonra bir ara öğün yapmak metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olurken, vücudun şeker dengesini sağlayarak şeker düşmesi olarak adlandırılan hipoglisemiyi önleyecektir. Ramazan ayı boyunca uzun saatler boyunca aç kalmaya alışan kişilerin bayramda ara öğünleri atlamaları hipoglisemi oluşumuna ve sonrasında daha çok yemek yeme isteğinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bayram gezmeleri sırasında ara öğün yapmaya fırsat bulamamak gibi bir durum söz konusu olmamalıdır. Çantada bulundurulan kuru meyve ve yemişler sağlıklı bir ara öğün için yeterli olacaktır. Ara öğünlerin atlanması hipogliseminin ortaya çıkmasına ve misafirlikteki ikramlara hayır denilememesine neden olacaktır. Bu durum da ciddi sindirim sorunlarının yaşanmasına neden olabilir.

İkram olarak sadece 1 bardak su isteyebilirsiniz

İkramların oldukça bol olması bayramlarda tansiyon ve şeker yükselmesi, reflü, taşikardi gibi ciddi sağlık sorunlarının daha sık görülmesine sebep olabilmektedir. Bayram ziyaretlerinde önünüze gelen ikram tabağının içindeki her şeyi yemek yerine ikramlıklardan tercih yaparak bu sorun ortadan kaldırılabilir. Örneğin; bir ziyarette dolmayı tercih ediliyorsa, diğerinde hafif bir tatlı, diğerinde sadece su seçilebilir. Tercih edilen ikramların porsiyonlarına dikkat edilmelidir.

Baklava yerine süt tatlıları ve yaz meyvelerini seçin

Bayram denilince ilk akla gelen tatlı baklavadır. Günler öncesinden hazırlanan, şerbetlenen baklavalar misafirlere sunulmak için evlerdeki yerlerini alırlar. Ancak karbonhidrat ve yağ içeriği çok yüksek olan baklava tüketimi, hem içeriği hem de ramazanda yavaşlayan metabolizmanın etkisiyle daha fazla kilo alımına sebep olabilmektedir. Bu sebeple hem ikram için hazırlanan tatlılarda, hem de tüketilen tatlılarda sütlü tatlıyı tercih ederek daha sağlıklı bir tercih yapılabilir. Sıcak havalarda hafif sütlü tatlılar ve dondurma tercih edilebilir.

Çay ve kahvenin fazlası çarpıntı nedeni olabilir

Yaz günlerine rastlayan bayramda sıvı alımına dikkat edilmeli günde en az 1,5-2 litre su içilmelidir. Çikolata ve tatlı tüketimiyle alınan fazla şekeri dengelemek amacıyla su dışında tercih edilen içecekler şekerli içecekler değil, ayran, soda, komposto, az şekerli limonata olmalıdır. Çay ve kahve tüketimine dikkat edilmeli, bu içeceklerin yüksek tansiyon ve taşikardiye neden olduğu unutulmamalıdır.

Bir öğünde et yediyseniz diğerinde sebze tercih edebilirsiniz

Çoğu insan bayram sofralarında sevdikleri ile birlikte uzun vakitler geçirmektedir. Bu durum ramazanda dinlenen mideyi çok yoracağından çeşitli sağlık problemlerine zemin hazırlamaktadır. Öğlen ve akşam yemeklerinde dikkat edilmesi gereken hususlardan biri saat diğeri ise içeriktir. Ziyaretlerde tüketilen ikramlar sonrasında açlık hissinin olmaması bayramlarda öğle yemeklerinin atlanmasına, akşam yemeklerinin de geç saatlerine kaymasına neden olmaktadır. Bu dengesizlik bayramda kilo alımını hızlandırarak sağlık problemlerini artırmaktadır. Saatli yenilmesi gereken öğle ve akşam yemeğinin içeriğinde bir öğün et varsa diğer öğün sebze, çorba, salata, yoğurt veya ayran olmalıdır. Yemekler az yağlı olmalı, pilav, makarna ve mantıdan kaçınılmalıdır. Kepek, çavdar, tam buğday gibi posalı ekmekler tercih edilmelidir. 

Kolajen Tedavisi İle Vücut Yaşlanmasını Erteleyebilirsiniz

30 yaş sonrası kolajen üretimi azalır

İnsan vücudunda en fazla bulunan protein tipi kolajen, vücudun en önemli mineralidir. 30 yaş sonrası vücutta azalan hatta bazen tamamen duran kolajen üretimi ilk belirtilerini; ciltte kuruluk, kırışıklık, sarkmalar ve bunun yanında çeşitli sırt, bel, boyun ve eklem ağrıları ile göstermeye başlar. Kısacası zamanın tüm etkilerini üzerinde taşıyan vücut yaşlanır.

Kolajen, biyolojik yaşınızı etkiler

Kolajen; cildin,  göz küresinin, kemiklerin, saçın ve tırnakların durumundan sorumludur. En son bilimsen araştırmalara göre, cilt durumundaki değişiklikler aracılığı ile kolayca görülebilen kolajen durumu, insanın biyolojik yaşını belirlemektedir.

Vücuda dinçlik veriyor

Kolajen içeren doğal ürünlerin, kas-iskelet sisteminin ağrılı hastalıklarında değişik bölgelere enjeksiyon yolu ile uygulanan yeni bir yöntemdir. Bio ürünlerin lokal uygulamasının amacı, uygulama yapılan bölgeyi yenilemek,  güçlendirmek ve korumaktır.

Kıkırdak, bağ doku, eklem kapsülü gibi yoğun kolajen içeren yapıların dıştan kolajen enjekte edilmesi ile etkilenmiş olan bu yapılarda mekanik güçlenme sağlanır. Kolajen içeren ampuller, cilt altından uygun bölgelere enjekte edilir. Kolljen aşısı sonucu bu yapılar güçlenir ve bu bölgede yenilenir ağrılar ortadan kalkar.

Kolajen bağ dokuyu canlandırıyor

Kolajen cildin, saçın ve tırnakların kondisyonunu gözle görünür bir şekilde iyileştirir. Bağ dokuyu, kıkırdakları, kemikleri, göz elmacığının ve saçı onarır. İnsan organizmasının en önemli dokusu olan bağ dokunun içinden beslenmesini destekler ve yeniden canlandırır.

 Eklem ağrıları için de etkili

Eklemlerde hissedilen ağrının en önemli nedeni eklem içi ve eklem dışı yapıların gevşemesidir. Bu yapıların gevşemesi sonucu eklemlerin fizyolojik olmayan yönlere hareketi meydana gelebilir. Bu da destek dokunun daha çabuk yıpranmasına ve kıkırdak fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir. Kolajen tedavisi, fizyolojik eklem hareketlerinden ileri gelen ağrıları ve postüre bağlı oluşan ağrıları da azaltabilmektedir.

 Spor yaralanmalarında hızlı iyileşme sağlar

Kollajen tedavisi; sırt-omurga-eklem ağrıları, kas ve yumuşak doku ağrıları, fibromiyalji (kulunç), eklem ve bağ doku travmaları, osteoporoz, artroz, osteokondroz, gut hastalığı, periartrit ağrılar, boyun-sırt ve bel fıtıkları, bel boyun düzleşmesi, romatizma ve artrit hastalıkları, eklem ve kemik ağrıları, spor travma ve yaralanmalarının hızlı iyileşmesine ve kas -bağ dokusunun korunmasına yardımcı olmaktadır.

 Eklem içi sıvıların akışkanlığı artar

Bu yapıların dengesini korumak için kullanılan bir diğer yöntem “proloterapi”dir. Kollajen aşısı, proloterapi ile kıyaslandığında, daha fizyolojik bir yöntem olduğunu ve küçük iltihaplanmalara bile neden olmadığı için reaksiyonlar gelişmez. Ayrıca kolajen aşısı içindeki solüsyonda bulunan “proteoglikanlar” eklem içi sıvıların akışkanlığını da artırmaktadır.

 

Yalnızca Yiyecekler Değil Kozmetikler de Hasta Edebilir

Alerji ömür boyu devam eder

Glüten enteropatisi yani çölyak hastalığı ince bağırsağın glüten proteinine karşı ömür boyu gösterdiği bir alerjidir. Çölyak hastalığı, yaşam boyu devam eden bir gıda alerjisi olarak bilinmektedir. Vücudun verdiği tepki neticesinde 12 parmak bağırsak yapısı bozulmakta ve ince bağırsağın özellikle başlangıç kısmı normal yeteneğini kaybetmektedir. Dolayısıyla kişiler bu noktada gelişmesi gereken emilim faaliyetlerinden yoksun kalmaktadır.

Bu belirtiler varsa siz de çölyak olabilirsiniz

Çölyak hastalığı farklı yaşlarda ortaya çıkabilmektedir. Çocukluk yaşlarında ortaya çıkabileceği gibi ilerleyen dönemlerde de kendini gösterebilmektedir. Hastalığın çok hafif ilerlemesi ve belirtilerin farklı rahatsızlıklarla karıştırılması teşhisin ileri yaşlarda konulmasına neden olabilmektedir. Çocukluk döneminde en bilinen belirtisi büyüme geriliği olan çölyak hastalığı;

•Karın bölgesinde öne doğru şişkinlik

•Yaşa göre kilo azlığı

•Kas zayıflığı ve kansızlık

•Gaz şikayetleri ve dışkıda anormallik

•Kusma, halsizlik ve iştahsızlık

•Ağız içinde oluşan aftlar

•Eklem ve kemik ağrıları

•Sinirlilik

•Ciltte kaşıntılı ve döküntüler gibi belirtilerle kendisini göstermektedir.

Çölyak hastalığının belirtileri farklı hastalıkları da akla getirebilir. Doğru tanının konulabilmesi için bazı özel kan testleri, endoskopi ve alınan doku örneklerinin patoloji tarafından incelenmesi gerekmektedir.

Yiyeceklerinizi ayırın

Çölyak hastalığının tek tedavisi glütensiz diyet olarak bilinmektedir. Glütensiz bir yaşama geçildiğinde hastalıkla ilgili bir sorun görülmemektedir. Burada önemli olan glütenli ve glütensiz gıdaların iyi ayrılmasıdır. Glüten daha çok buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunmaktadır. Ancak günümüzde hazır gıda sektöründe glüten sıklıkla kullanılmaktadır. Bisküviler, hazır çorba ve köfteler, malt içecekler, glüten içeren sakız ile çikolatalar çölyak hastaları için tehlikeli olabilmektedir.  Hatta kadınların kullandığı bazı kozmetik ürünlerinin içinde bile gluten bulunabilmektedir. Bunların yanı sıra ilaç, şampuan, krem gibi ürünler glüten içerikleri nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır. Çok iyi bir etiket okuyucusu olunmalı, gıdaların etiketleri mutlaka okunmalıdır. Özellikle evde glütenli ve glütensiz gıdaların birbirinden ayrı ve uzak saklanması önemlidir. Yemek hazırlığı sırasında glütenli gıdalara değmiş veya bulaşmış çatal, kaşık, süzgeç, tabak gibi gereçler kesinlikle çölyaklı kişilerin gıdalarına dokundurulmamalıdır. Bir ton gıdada 2 kaşık glütenin bile tehlikeli olabileceği unutulmamalıdır.

Bu gıdaları tercih edin

Çölyak hastaları tükettikleri her gıdayı sorgulamak zorunda kalmaktadır. Glütensiz ama sağlıklı beslenme alışkanlığı yaşam şekli haline getirilmelidir. Mısır, pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık gibi besinleri ve bu besinlerden elde edilen un ve nişastaları tercih etmek gerekmektedir. Ceviz, fındık gibi kuruyemişler ile incir ve kuru üzümü beslenme zincirinden eksik etmemek önemlidir. Bunların yanı sıra kümes hayvanları ve kırmızı et, tüm sebze ve meyveler, bakliyatların tüm çeşitleri, yumurta, bal gibi gıdalar rahatlıkla tüketilebilmektedir. Buğday ekmeği yerine mısır ekmeği yenilebilir. Hazır alınan mısır ekmeklerinin içine farklı unların karışabileceği ihtimaline karşı mısır ekmeğini evde yapmak daha sağlıklıdır.

Diyeti aksatmanın sonuçları ağır olabilir

En sık görülen sıkıntı bağırsaklardaki emilimle ilgili sorunlardır. Kötü beslenme ve besin emilimi bozukluğu en sık görülen rahatsızlıklardır. Bunlarla birlikte halsizlik, kemik erimesi, osteoporoz, kısırlık, düşük ve depresyona neden olabilir. Tedavi edilmemiş çölyak hastalığı uzun dönemde ince bağırsak kanseri ve lenfoma gibi rahatsızlıkların ortaya çıkma riskini de artırır.  Çocuklarda ise boy kısalığı, davranışsal sorunlar ve gelişme geriliğine neden olabilir. Kişi eğer diyetine gerekli dikkati gösteriyorsa ömrünün sonuna kadar rahatça yakınmasız yaşamını sürdürebilir. Ancak yine de belirli aralıklarla gerekli tetkikleri yaptırmak önemlidir.

10 Adımda Fazla Kilolarınıza Veda Edin

1- Ulaşmak istediğiniz kiloyu belirleyin

Kilo vermek isteyen birçok kişi sık sık diyete başlamakta fakat bir süre sonra pek çok farklı nedenle diyet programına sadık kalamamaktadır. Kişiyi günlük hayatında zorlamayacak, doğru planlanmış bir diyet programı sayesinde beslenme alışkanlıkları değiştirilerek başarılı sonuçlar alınabilir. Diyete başlayanlar “Acaba kilo verebilir miyim, versem bu kilomu koruyabilir miyim?” gibi motivasyonu etkileyecek sorularla kendilerini yormamalı, gerçekçi hedeflerle yola çıkmalıdırlar. Sağlıklı bir şekilde ideal kiloya ulaşmak için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.

2- Uzman yardımı alın ve bilinçli beslenin

Yazın sıcağın etkisi de düşünülerek ağır yemeklerden özellikle kızartmalardan kaçınılmalıdır. Bunun yerine haşlama, ızgara tercih edilmelidir. Hamur tatlıları yerine daha hafif süt tatlıları ya da dondurma tüketilmelidir. Meyve kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla meyve tüketilmemelidir. Çünkü meyvelerde fruktoz yani meyve şekeri bulunmaktadır. Meyve suyu, asitli içecekler gibi şekerli içecekler yerine daha az kalorili ayran tüketilmelidir. Bunların yanı sıra bol bol su içilmelidir. Her öğünde salata tüketilmelidir.

3- Diyet sırasında halsizlik ve baş dönmesini önlemek için sıvı tüketiminizi artırın

Yaz aylarında vücudun sıvı ihtiyacı da artmaktadır. Yaz mevsiminde sıcakların da etkisiyle vücutta suyla beraber sodyum, potasyum gibi minerallerin de atılması sonucunda bayılma hissi, yorgunluk, bulantı, baş dönmesi, nabız düşüklüğü, dolaşım bozukluğu gibi sağlık problemleri görülebilir. Özellikle terleme ile artan sıvı kaybını karşılamak amacıyla günde 2,5-3 lt. su içilmelidir. Kilo vermek, kilo korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol sıvı tüketilmesi gerekir.

4- Her gün tartılmayın

Kilo takibi amacıyla sık sık tartılmak yanlış bir yöntemdir. Sağlıklı bir diyetle kilo değişimi ayda 4-6 kilodur. Buna göre haftada 1-1,5 kilo kaybı normaldir. Fazlasını beklemek hayal kırıklığına sebep olabilir. Uygun tartılma sıklığı haftada bir ve sabahları aç karnına olmalıdır. Gün içinde farklı saatlerde birkaç kez tartılmak ise moral bozmaya ve motivasyonun azalmasına neden olacaktır.

5- Kendinizi ödüllendirin

Diyet programına başladıktan bir süre sonra kilo vermeye başlanırsa, verilen kilolar için kişiler kendilerini ödüllendirebilirler ancak bu ödüllendirme diyeti bozarak olmamalıdır. Kendilerine ödül olarak; beğendikleri bir kıyafeti alabilir, saç modellerini değiştirebilir ya da uzun zamandır görmek istedikleri bir yere gidebilirler. Bu şekilde motivasyon artırılabilir.

6- Pozitif düşünün

Diyet süresince motivasyonu yüksek tutabilmek amacıyla verilen her kilo için sevinmek önemlidir. Verilen kilo miktarı ne olursa olsun, diyet yapan kişiler başarılarını takdir etmelilerdir. Diyete başlayan kişiler, çevrelerindeki diğer kişilerin istedikleri her şeyi yerken kendilerinin yasakların olduğu bir program içinde olduğunu düşünerek dışlanmış hissetmemelilerdir.

7. Aç olup olmadığınızı sorgulayın

Çoğu insan sıkıldığında, mutsuz olduğunda, sinirlendiğinde ya da mutlu olduğunda kendini aç hisseder. Böyle durumlarda açlık hissi tekrar sorgulanmalıdır. Duygu yoğunluna bağlı açlık hissi durumlarında mutlaka bir şeyler yemeleri gerektiğini düşünen kişiler, kalorisi olmayan ve mevsime uygun çiğ sebzeleri tercih etmeliler

8. Öğünlerde ne yediğinizi not edin

Diyet yapan kişilerin yediklerini not almaları kendilerini kontrol etmeleri için etkili bir yöntemdir. Notlar sayesinde, öğün sayısını ve öğünlerde doğru besin gruplarına yer verilip verilmediğini kontrol ederken; yaptıkları yanlışlar varsa onları da görme şansı yakalayabilirler. Not almanın diğer bir avantajı ise diyet programına uyulup not tutulmasına rağmen bir hafta sonunda hiç kilo verilmemesi ya da çok az kilo verilmesi durumunda, tüketimin diyetisyenle incelenerek yapılan hatanın bulunma şansını yaratmasıdır.

9- Aburcubur yerine kuru meyve tüketin

Evde ve iş yeri çekmecelerinde bulundurulan çikolata, gofret, bisküvi gibi yüksek kalorili atıştırmalıklar diyet programının bozulmasına neden olabilir. Bunların yerine iş yeri çekmecelerinde kuru meyve, leblebi, galeta gibi sağlıklı ve ara öğün olmaya uygun yiyecekler bulundurmak daha faydalı olacaktır.

10- Fiziksel aktivitenizi artırın

Sağlıklı beslenmenin yanı sıra yapılan fiziksel aktiviteler de kilo vermeyi hızlandıracaktır. Günde en az bir saat tempolu yürüyüş kişinin sağlıklı kilo vermesini hem de kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır.

Aşırı kilolarınızdan Modern Yöntemlerle Kurtulun

2030’da büyük bir obezite krizi yaşanması öngörülüyor
 
Vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanan obezite günümüzde oldukça sık rastlanan global bir sağlık sorunudur.  Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre 2030’da Avrupa’da ciddi bir obezite krizi yaşanması, Türkiye’de kadınların %73’ünün, erkeklerin ise %68’inin obezite hastalığına yakalanması öngörülmektedir. Obezite; diyabet, yüksek tansiyon, insülin direnci, kalp koroner arter hastalıkları, metabolik sendrom, kadınlarda meme-yumurtalık ve rahim kanseri; erkeklerde kalın bağırsak-prostat ve rektum kanseri, osteoartrit, uyku apnesi, solunum bozuklukları, adet düzensizlikleri, hamilelik sıkıntıları ve psikolojik bozukluklar gibi çok ciddi ve ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir.

Bilinçli tedavi ile eski kilonuza dönebilirsiniz

 
Ancak dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelen obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Dahiliye, endokrinoloji, diyet uzmanı, genel cerrahi ve eşlik eden spesifik soruna yönelik uzman hekimlerle işbirliği çerçevesinde başarıya ulaşılabilir. Cerrahi tedavi son yıllarda oldukça gelişmiş olup, doğru seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Obezite cerrahisi;  beden kitle indeksi yüksek olup, buna eşlik eden Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, hiperlipidemi gibi ek hastalığı olan, diyet, egzersiz ve ilaç tedavisini denemiş ancak başarılı olamamış hastalarda uygundur. Hangi hastaya hangi yöntemin uygulanacağı hastanın muayene ve tetkiklerinin sonuçlarının değerlendirilmesiyle hasta-hekim görüşmesinde karar verilecek bir durumdur. Ameliyatlar laparoskopik yöntemle başarı ile uygulanabilmekte ve hasta laparoskopik cerrahinin daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi, daha iyi kozmetik sonuç gibi avantajlarından da yararlanabilmektedirler.

Cerrahi Yöntemler:

Sleeve gastrektomi: En güncel cerrahi tedavi yöntemidir. Midenin belli bir bölümü çıkarılarak tüp mide oluşturulur. Mide hacminin küçülmesi ile çok az gıda ile çabuk tokluk hissettirir.

Gastrik bypass: Hem midenin küçültüldüğü hem de ince bağırsakların yeni küçük mideye bağlandığı bir yöntemdir. Bağırsaksak bütünlüğü bozulmadan belli bir mesafeden ince bağırsakların yeni küçük mideye bağlandığı mini gastrik bypass veya bağırsakların kesilerek ayrıldığı bir ucun yeni küçük mideye bir ucun ise belli bir mesafeden yine ince bağırsağa bağlandığı Roux en Y gastrik bypass olmak üzere iki çeşit gastrik bypass vardır.  Bu yöntemlerde de mide küçültüldüğü için az gıda ile çabuk tokluk hissedilmesi ve bağırsak geçişi değiştirildiği için ek olarak emilim bozucu mekanizma, salınan hormonlardaki değişiklikler ile kilo verilmesi sağlanır.

Gastrik band (Kelepçe uygulaması): Midenin üst bölümüne yemek borusunun biraz aşağısından mide etrafına geçirilen dışarıdan şişirilerek mideye geçen gıda miktarını kontrol eden silikon bir banttır. Bandın üzerinde oluşan küçük mide poşu hızla dolarak tokluk hissi oluşturur ve alınan gıdaların aşağıya geçişini yavaşlatır.

Gastrik balon: Mide içinde yer kaplayıcı olduğundan hacim küçültücü etki yapar. Sıvı ya da hava ile şişirilen tipleri vardır.  Balonun mide içinde 6 aydan uzun kalması ortaya çıkan balon sönmesi, enfeksiyon ve mide aşınması gibi komplikasyonlar nedeni ile önerilmez.

Fazla Kilolar Ruh Sağlığınızı Bozmasın

Mutsuzluk çikolata ve hamur işine itebiliyor

Depresyon ve kilo arasında her zaman yakın bir ilişki vardır. Depresyondaki kişiler keyifsizlik ve mutsuzluk problemi yaşar, sosyal hayata katılmak istemez ve enerjisini toplayamaz. Bu durumda kişi hiçbir şeyden zevk alamadığından daha çok yemek yemeye yatırım yapabilir. Bu yatırımda tercihler genellikle mutluluk veren yiyecekler olan çikolata, şekerli ürünler ya da hamur işleridir. Ancak burada geçici bir haz duygusu yaşanır ve tekrar bu yiyeceklere yönelme ve kilo artışı gündeme gelir. Depresyona bir de kilo problemi eklenmiştir. Daha çok depresyon kilo alımına sebep olur ancak kısa sürede kilo kaybı da depresyonda görülebilen bir durumdur.

Görünümünden memnun olmamak da depresyon nedeni olabilir

Beslenmeyi düzenleyememe, tiroit, diyabet, kronik hastalıklar, uzun süre yatak istirahati, genetik yatkınlık, düzensiz yaşam, düzensiz yemek yemeler, hareketsizlik gibi pek çok sebeple alınan kilolar da depresyona sebep olabilir. Beden imajından hoşnut olmama, kendini beğenmeme, kilolu olma sebebiyle etraftan gelen bakışlar, eleştirilere maruz kalma, flört ilişkilerine başlayamama, kendine güvenin azalması durumları ve hayal edilen beden imajında olamama mutsuzluk getirebilir.

Stresten yemeyin

Kendine değer veren kişi bedeni ve ruhsal durumu ile yeterince ilgilenen, kendine iyi bakabilmek için mesai harcayan bir yapıdadır. Duygusal eksiklikler yemekle doldurulmaya çalışıldığında probleme problem eklemekten başka bir sonuca götürmeyecektir. Her streste yemek yemekten geçici haz almalar, uzun vadede daha derin mutsuzluklara yol açabilir. Mutsuzlukların ve duygusal boşlukların çözümü yemek yemek ile gelmeyecektir.

Diyet ve spor kadar psikolojik yardım da önemli

Sürekli diyete başlama, sürdürememe, bırakma, başarısızlık ve hayal kırıklığı döngüsünün tekrar tekrar yaşanması ve vücuda besin alımının ayarlanamaması psikolojik sorunların varlığı ve stres yönetiminin iyi yapılmadığına işarettir. Burada psikolojik destek almak, sorunun kaynağına yönelme, içsel farkındalık kazanma, kısırdöngüyü içsel olarak kırma ve problem davranıştan uzaklaşma için etkili olacaktır. Kilo probleminde, psikolojik destek ile aynı zamanda yapılan, kişiye özel beslenme programının depresyon ve anksiyete bozukluğunda azalmaya yol açtığını ve kilo verme programında daha başarılı olunduğuna dair çalışmalar vardır.

Kilo kontrolünde altta yatan bir psikolojik stres varsa sadece beslenme programı almak başarı oranını düşürür, eş zamanlı terapi görmek fiziksel ve ruhsal sağlığa kavuşmada etkilidir.

Ataşehir Belediyesi’nden Evde Kuaförlük Hizmeti

Bu uygulama ile başta kuaförlük olmak üzere bay-bayan saç kesimi, kaş-bıyık alımı, saç-sakal tıraşı, saç boyama ve el-ayak tırnak kesim hizmeti veriliyor.

Evde bakım hizmeti hakkında detaylı bilgi almak ve randevu başvurusunda bulunmak isteyen vatandaşlar, Ataşehir Belediyesi’nin (0216) 570 50 00 numaralı telefon hattından “Evde Kuaförlük Hizmeti” hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşabilirler.

 
 
Kayanak: Ataşehir Belediyesi

Kilo Artışı ve Halsizliğin Nedeni Tiroit Olabilir

Ruh sağlığınız ve günlük enerjiniz de tiroit hormonlarından etkilenir
 
Tiroit bezi,  vücutta hayati fonksiyonları olan organların çalışma hızlarını düzenleyen, bu faaliyetlerin yerine getirilmesinde yardımcı olan bir organımızdır. Vücuttaki tüm sistemleri ve dokuları etkileyebilmektedir. Saçlardan kalbe, beyne kadar hemen her doku, tiroit tarafından salgılanan T3 (triiodotironin) ve T4 (tiroksin) adı verilen hormonlar tarafından etkili bir şekilde kontrol edilmektedir. Buna genel olarak “metabolizma” adı verilmektedir.  Tiroit bezinin çalışma durumu ruh sağlığını da yakından ilgilendirir. Günlük enerjiyi,  ruh halini ve uyku düzenini etkilemektedir. Tiroit boyun bölgesinde “adem elması” olarak tanımlanan bölgenin altında bulunur. Normal boyutunda iken gözle görülmesi ya da elle hissedilmesi mümkün değildir.

Tansiyon ve şeker düzeyiniz kontrol altına alınmıyorsa…

 
Tiroide bağlı pek çok hastalık bulunmaktadır. Buna ek olarak çoğu tiroit hastası var olan hastalığının farkında değildir. Çoğu kişi var olan şikayetlerinin tiroit kaynaklı olduğundan habersizdir. Halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi,  çarpıntı,  kilo alma, kabızlık,  adet düzensizlikleri,  uyku problemleri, mide ve bağırsak şikayetleri,  hafıza zayıflığı, hatta tansiyon, şeker, kolesterol gibi hastalıkların yeterli derecede kontrol altına alınamaması, ilaçların yetersiz kalması veya zehirli etki göstermesi bile tiroid rahatsızlıklarından kaynaklanabilmektedir.

Belirtiler tiroidin tipine göre değişiyor

 
Tiroit bezinin sağlıklı olup olmadığı, laboratuvar incelemeleri ve boyun ultrasonografik görüntüleme yöntemleri ile kolayca anlaşılabilmektedir. Tiroitlere bağlı birçok hastalık bulunmaktadır. Tiroit bezinin hastalıklarına halk arasında genel olarak “guatr” denmektedir. En yaygın olanları şunlardır:

•Hipotiroidi: Tiroit yeterli hormonu üretmez.

•Hipertiroidi: Tiroit çok fazla hormon üretir.

•Noduler guatr: Normal tiroit fonksiyonu olmasına rağmen tiroidin şekli bozulmuş, şişlikler veya nodüller oluşmuştur. Bu üç yaygın bozukluk kişide birçok rahatsızlığa neden olmaktadır.

Birçok ciddi rahatsızlığın altında tiroit fonksiyon bozukluğu olabilir.  Bununla birlikte bazı hastalıkların ilaçla tedaviye yanıt vermemesindeki neden tiroit fonksiyon bozukluğu olabilmektedir. Eğer tiroid bezi yeterli hormon üretmiyorsa ( hipotiroidi); hareketlerde yavaşlama, depresyon, yorgunluk,  kuru cilt ve saç, kabızlık, kas krampları veya kilo alımı olabilir.

Hipertiroidi belirtileri ise; kilo kaybı, sinirlilik, huzursuzluk, artan terleme, çarpıntı, ellerde titreme, anksiyete, uyuma güçlüğü, artan bağırsak hareketleri, ince kırılgan saç ve kas zayıflığı içerebilir.

Boyunda şişlik, yutma güçlüğü veya yutkunurken takılma, boğazda gıcık hissi gibi belirtiler ise “nodül” denilen tiroit bezi şişliklerinden kaynaklanabilmektedir. 

Kadınlarda sık görülüyor ancak erkek hastalarda hayati risk artabiliyor

Tiroit bezi hastalıkları özellikle kadınlarda daha sık görülmektedir. Ayrıca iyot eksikliği olan bölgelerde fazla görüldüğü bilinmektedir. Türkiye bu açıdan riskli bölgeler arasındadır. Bunun yanında erkek hastalarda tiroit hastalığı hayati riski artırabilir. Sigara içenler, radyasyona maruz kalanlar, ailede guatr öyküsü olanlar, yetersiz beslenenler ve yaşlılar da tiroide yatkınlığı bulunan gruptadır. 

Erken tanı hayat kurtarıyor

 
Geçmiş yıllarda çoğu tiroit hastalığına teknolojik yetersizlik nedeniyle tanı konulamıyordu. Günümüzde ilerleyen tıp sayesinde bu hastalıkların teşhisi çoğu zaman bir kaç kan testi ile konabilir, hatta erken tedavi ile kişi tamamen iyileşebilir. Ayrıca tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi nedeniyle tiroit bezi kanserleri de daha sık teşhis edilir ve erken tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilir oldu.

Eksik Dişlerimizi Neden Yaptıralım?

“Zaman zaman muhtelif sebeplerle kaybedilen dişler, özellikle de gülümsendiğinde görünmeyen noktada ise önemsenmiyor. Oysaki eksik bir diş ağız sağlığı açısından pek çok olumsuz gelişmeye ve hasara neden olabilir” diyen Dt. Yüksel Tozlu  şunları söyledi.

1.Öncelikle uzun süre dişsiz kalan kişilerin daha sonra diş kullanmaya alışmaları tahmin edilenden daha zor bir süreçtir.

2.Dil, yanak ve dudaklar mevcut duruma; yani dişsizliğe adaptasyon gösterir. Dişsiz kısımda yanak içeri çöker, dil de bu boşluğa doğru yayılır. Eksik dişin yerinin boş kalma süresi ile yapılan dişe yanak ve dilin alışması için geçen zaman doğru orantılıdır. Yani diş ne kadar erken yaptırılırsa, bünyenin dişe alışma süresi de o kadar kısa olur.

3.Diş eksikliği olan taraf çiğneme sırasında kullanılmaz veya daha az kullanılır. Bu durum, ilgili çene kaslarının zayıflamasına neden olur.

4.Dişsiz kalan tarafta çene kemiği küçülmektedir. Bunun sonucu olarak;

 
– Hareketli bir protez yani damaklıklı protez kullanılacaksa, çene protezi tutamaz ve protez düşer.
 
– İmplant gibi sabit bir diş yapımı düşünülüyorsa genişliği ve yüksekliği azalmış kemik yapısı durumu zorlaştırabilir.

5.Diş olmayan bölgede karşı çenenin dişlerinde uzama olur. Dişler karşı çeneye temas edene kadar sürmelerini devam ettirirler veya çene kemiği ve dişeti ile birlikte sarkarlar.

6.Diş eksikliğinde eksiğin önündeki ve arkasındaki dişler boşluğa devrilirler. Buraya diş yapmak için devrilmiş dişleri tel tedavisi ile düzeltmek veya daha başka ilave uygulamalar yapmak gerekir.

Armadent Ağız ve Diş Polikliniği uzmanlarından Diş Hekimi Yüksel Tozlu, tek köklü dişlerin çekilmesi durumunda, yeni dişlerin 1-2 ay, iki köklü dişlerin (alt azılar) çekiminde 2-3 ay, 3 köklü dişlerin (üst azılar) çekiminde 3-4 ay sonra yaptırılmasını tüm eksik dişi olanlara ısrarla tavsiye ediyor.

Sağlıklı Beslenmede Doğru Bilinen Yanlışlara Dikkat

YANLIŞ: Su içersem zayıflarım

DOĞRU: Suyun sağlıklı beslenmedeki yeri çok önemlidir. Su; sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini sağlar, vücutta oluşan toksik maddelerin uzaklaşması için gereklidir. Kilo vermede ise vücudun ihtiyacı olan kalori, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer bazı mineralleri içermediği için tek başına zayıflamada etkisi yoktur.
Sağlık için günde ortalama 2 litre su içmek yeterlidir.

YANLIŞ: Öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm!

DOĞRU: Öğün atlayan kişiler kısa sürede kilo verebilir. Ancak daha sonra hızla verilen kilonun tamamımı geri almaktadır.
Sağlıklı kilo; çeşitli besinlerden oluşan küçük porsiyonlu 3 ana öğün ve en az 1 veya 2 ara öğünle verilebilir.

YANLIŞ: Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım

DOĞRU: Sigara içerisinde bulunan nikotinin metabolizma hızına çok önemli bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle sigara bırakıldığında hızlı kilo alımına  neden olmamaktadır.
Kilo alımının nedeni metabolizmadaki ufak değişiklik değil, yerine konulan yiyeceğin türü ve miktarıdır. Sigarayı bırakan bireyler, şekersiz sakız ve haftalık 150 dakikalık fiziksel aktivite ile kilo alımının önüne geçebilir.

YANLIŞ: Saat 18.00’den sonra bir şey yersem şişmanlarım

DOĞRU: Sağlıklı kilo vermek için temel kural yemeğin ne zaman yenildiği değil, gün içerisinde ne kadar yenildiği ve ne kadar fiziksel aktivite yapıldığıdır. Öğünlerde miktarlar açlık durumuna göre ayarlanırsa, saat 19.00’dan sonra yenilen yemekler kilo alımına neden olmaz ve kilo kontrolünü sağlar.
Yemek yeme saatine günün ilk öğünü olan kahvaltıyla başlayarak, öğünler arasında en az 3-5 saat boşluk bırakmak gerekir. Yatmadan en geç 2 saat önce 1 ara, en geç 4 saat önce ana öğün yapılmalıdır.

YANLIŞ: Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm

DOĞRU: Kepekli ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermez. Kepek, diyet lifi içeriğini artırarak, kalp damar hastalığı ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklardan korunmada önemlidir. Kilo vermek için sebze ve meyvelerden yeterince diyet lifi alınabilmektedir.
Kilo verecek kişinin sağlık profiline göre kepekli ürünlerin miktarı ayarlanmalıdır.

YANLIŞ: Sabah aç karnına limon suyu içersem yağ yakarım

DOĞRU: Hiçbir besin yağ yakamaz. Bazı besinler içerdikleri kafeinden dolayı kısa süreli etkisi ile vücuda alınan kalorinin enerji olarak kullanılmasına yardımcı olur. Ancak asitli besinlerin böyle bir etkisi asla bulunmamaktadır.
Bu içecekleri içerek mide asidini artırıp daha çok acıkmak yerine salatalara limon sıkılmalıdır.

Çocuğunuza Eğlenerek Diş Fırçalama Alışkanlığı Kazandırmanın 10 Kuralı

“Çocuklarda süt dişleri 6 ay-3 yaş arası çıkar. Bunu 6-12 yaş arasında karma diş dizisi izler. Bu iki dönem gelişimin en aktif olduğu dönemdir. Dişler ilk çıktığında mine olgunlaşmamış olduğundan çürümeye son derece elverişlidir. Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak bu dönemde son derece önemlidir.

Ebeveynlere çocuklarına eğlendirerek diş fırçalama alışkanlığı kazandırabilmek için şunları tavsiye ediyoruz:

1.Çocukların diş çürükleri hakkında bilgileri ve önemini kavrayabilecek yeterlilikleri yoktur. Bu konudaki tüm görev anne babaya düşmektedir. 6 yaşına kadar çocuğunuzla birlikte dişlerinizi fırçalayın. Siz çocuğunuzun rol modelisiniz. Sizi diş fırçalarken gören çocuğunuz da kendi dişlerini fırçalamak isteyecektir.

2.Diş fırçasını ve macununu çocuğunuzla birlikte seçerek alın. Kendi beğendiği fırçayı ve macunu alan çocuk onu kullanmak için de istekli olacaktır.  Çocuğunuz, diş macununun tadını sevdiği için dişlerini fırçalamak istiyorsa kesinlikle macunu yutmasına izin vermeyin. Bu alışkanlığın önüne geçemiyorsanız, normal şartlarda mercimek tanesi kadar olması gereken macun miktarını mümkün olduğunca azaltın.

3.Mümkünse birden çok fırça ve macun alın ve her fırçalamada ondan farklı seçimler yaparak dişlerini fırçalamasını isteyin. Seçim yapmasını istemeniz, çocuğunuzda karar verme ve özgüven mekanizmasını da geliştirecektir.

4.Çocuk aynada kendisini izlemeyi sever. Ayna karşısında dişlerini fırçalamasını sağlayın. Fırçalama esnasında sevdiği bir şarkıyı hareketleriyle birlikte söyleyebilir ya da dinleyebilirsiniz.

5.Fırçalama esnasında, banyo aynanızın önünde 2 dakikalık eğlenceli bir kum saati bulundurmanız, çocuğunuza tam 2 dakika boyunca dişlerini fırçalama alışkanlığı kazandıracaktır.

6.Fırçalama sonrası gargara, hem diş fırçasının ulaşamadığı yerleri temizlemenizi sağlayacak hem de çocuğunuzu eğlendirecektir.

7.Yine banyo aynanızın yanında kendiniz ve çocuğunuz için haftalık ya da aylık diş fırçalama karneleri bulundurun. Her fırçalamada karnede olumlu işaretlemeler yapın ve başarılı karnesi için çocuğunuzu ödüllendirin.

8.Çocuğunuzla çikolata, şekerleme, tatlı vs yedikten sonra aynada dişlerinize bakın ve dişlerinize yapışan bu yiyecek parçacıklarının onları çürüteceği konusunda bilgilendirme bulunun.

9.Çocuğunuza çürüklerle ilgili, çocuklar için hazırlanmış yaş grubuna uygun animasyonlar izletin.

10.Çocuğunuzu asla dişlerini fırçalamazsa dişlerinin çürüyeceği gerçeği ve diş doktoruna götürmekle tehdit etmeyin. Aksine çocuklarını sağlıklı da olsalar diş hekimine götürerek aferin almalarını sağlayın. Bu çocuklarınızı diş fırçalama konusunda motive edecektir.

Armadent olarak bugünün küçükleri, yarının büyükleri, geleceğin teminatı tüm çocuklara sağlıklı dişler, mutlu yarınlar diliyor, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutluyoruz.

Dünya çocuklarla güzel.”

Metabolizma Hızını Arttıracak 11 Öneri

İdeal bir şekilde ağırlık kaybı sağlayabilmek için bireyin bazal metabolizma hızına (BMH) göre beslenmesinin planlanması gerekir. Bazal metabolizma hızı; bazal koşullar altında solunum, dolaşım,  gastrointestinal faaliyetler, kas tonusu, vücut sıcaklığının korunması gibi temel metabolik olayların sürdürülmesi ve böbrek, karaciğer gibi organlar ve endokrin bezlerin fonksiyonlarının devam ettirmesi için harcanan enerji anlamına gelmektedir. Eğer kişi BMH’nin altında besleniyorsa, ideal yağ kaybı yerine su ve kas kaybı oluşmakta, bu da kişinin sağlıksız bir şekilde kilo vermesine neden olarak günden güne yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Bu şekilde zayıflayan kişilerde tekrar kilo alımı kaçınılmazdır.

Metabolizma hızı ölçümünde doğru merkez çok önemli

 
Kilo veremediği için ‘Su içsem yarıyor’ diyen kişilerde büyük olasılıkla metabolizma hızı yavaştır. Her bireyin metabolizması farklıdır. Metabolizma hızını belirleyen faktörler arasında; yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, vücut cüssesi ve kompozisyonu, hormonlar,  hastalıklar, menopoz,  kullanılan çeşitli ilaçlar, diyet ve fiziksel aktivite büyük rol oynamaktadır. Dolayısıyla kişi kilo vermeden önce mutlaka metabolizma hızını ölçtürmelidir. Birçok merkezde metabolizma hızı vücut analiz cihazlarında formülize edilerek hesaplanmaktadır. Ancak bu tam olarak metabolizma hızını göstermeyebilir. 500 kaloriye kadar varabilecek hesaplama hatası olabilir. Hastanemizde kişinin gerçek metabolizma hızı en son teknoloji uygulanarak hatasız bir biçimde ölçülmektedir. Kişi metabolizmasına uygun beslendiği takdirde; kas ve su yerine yağ kaybeder, ideal kilosuna kavuşur, vücut fonksiyonlarının daha da iyi olmasını sağlayarak yaşam kalitesini mükemmele yaklaştırır.

Metabolizmanız yavaşsa vakit kaybetmeden önlem alın

 
Bazal metabolizma hızı ölçülecek hasta, en az 8 saat her hangi bir şey yiyip içmemeli ve rahat kıyafetler giymelidir. Ölçüme başlamadan önce kişi, rahat bir yatağa uzanarak 10 dakika dinlendirilir. Bu süre sonunda kalp atışları yavaşlayarak kendini dinlenmeye alır. Özel bir maske takıldıktan sonra 15 dakika boyunca kişinin normal soluk alıp vermesi istenir. Kişinin ortalama oksijen tüketimi, nefes miktarı, nefes sıklığı ve ortalama oksijen yoğunluğuna bağlı olarak metabolizma hızı en doğru şekilde ölçülür. Böylelikle kişinin metabolizmasının hızlı mı yavaş mı çalıştığı öğrenilir. Çıkan metabolizma hızına göre, kişinin beslenme programı ayarlanır. Metabolizma hızı yavaş ise hızlandırıcı metotlar önerilir. Beslenme ve fiziksel aktivite durumunuz yeniden düzenlenir. Kişi hazırlanan beslenme programına uyduğu takdirde ideal kilosuna kısa sürede kavuşabilmektedir.

 
Metabolizma hızınızı artırmak için;

1.Güne uyanır uyanmaz 1 bardak su içerek başlayın.

2.Uyandıktan sonra kahvaltınızı ilk yarım saat içerisinde yapmaya özen gösterin. Bu şekilde metabolizmanız hızlanacaktır.

3.Metabolizmayı hızlandırma için, susamasanız bile günde 2-2,5 litreye yakın su tüketin.

4.2,5-3 saatte bir beslenerek, metabolizmanızın düzenli çalışmasını sağlayın.

5.Eğer kişinin herhangi bir problemi yoksa gün içerisinde 2 fincan yeşil çay, 2 fincan kahve içebilir.

6.Hamur işleri metabolizmanızı ağırlaştırır, o nedenle tüketmekten kaçının.

7.Et, tavuk, balık, yumurta, süt, yoğurt gibi protein ağırlıklı beslenme metabolizmanızı hızlandırır. Ancak protein miktarının günlük gereksiniminize göre ayarlanması çok önemlidir.

8.Kışın vücudumuz ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürmektedir. Bu nedenle metabolizmanın canlandırılması için fiziksel aktiviteler artırılmalıdır. Haftanın 2 günü orta tempolu 45 dakikalık yürüyüşler iyi gelecektir

9.Özellikle lifli besinler tercih edilmelidir.

10.Zencefil, zerdeçal ve tarçın gibi baharatlar metabolizmanızın hızlanmasına yardımcı olur. Her akşam 1 kase yoğurdun içerisine 1 çay kaşığı bu baharat karışımını ekleyerek tüketebilirsiniz.

11.Eğer tiroit ve hipertansiyon hastalığınız yoksa sabahları aç karnına 1 çay kaşığı tere tohumunu çok az balla karıştırarak tüketebilirsiniz.

Çok Satan Erkek Parfümü Emblem’e Güçlü Bir Yorum

Değerli, Maskülen ve Güçlü İlham Kaynağı

Montblanc'ın klasik tasarımını benzersiz malzemelerle birleştirmek arzusuyla hazırlanmış EMBLEM INTENSE, Meisterstück Solitaire Royal Legrand dolma kalemden ilham alıyor.

Odunsu, Aromatik ve Baharatlı

EMBLEM INTENSE, tazelik hissi veren, odunsu, baharatlı ve aromatik bir koku… Üst notalarında, turunçgil kokteyli, ferahlatıcı bir greyfurt karışımı ve kakule ile kişniş tohumu ikilisinin yarattığı tazelik hissiyle karşılaşıyorsunuz.

Orta notalarında yoğun olarak buzlu menekşe yapraklarının uyumu açığa çıkıyor. Tarçın kabuğu ve Hindistan cevizi notalarıyla zenginleştirilip, Pomarose (elma tadındaki gül esintileri) ile sarmalanıyor.

Alt notalarında ise değerli ağaçlar, paçuli, zarif kadife ve süet uyumuyla vurgulanarak oldukça maskülen koku açığa çıkarıyor. Bağımlılık yapan tonka fasulyesiyle zenginleşen EMBLEM INTENSE, derin bir şehvet yayarak güçlü bir imza atıyor.

2 Ayı Geçen Saç Dökülmesini Önemseyin

Saçlı deride ortalama 100 bin adet saç bulunmakta ve erişkinlerde yıkanma ve taramaya bağlı olarak günde ortalama 100-150 adet saç teli dökülebilmektedir. Saç dökülmesi; hormonal ve besinsel faktörler, kimyasal maddelere maruziyet, genetik yatkınlık, sistemik hastalıklar, kıl gelişimi bozuklukları, ilaçlar, psikolojik stres ve saçlı deri hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Yılda 3 kez tekrarlanan saç dökülme süresinin 2 ayı aşması ise bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzman yardımı alınmasını gerektirebilir. Saç dökülmesi genellikle tetikleyici faktörden 3-4 ay sonra başlamakta ve bu faktörler tedavi edildikten 6-12 ay sonra normale dönebilmektedir.

Uzun süreli hipotiroidi kalıcı kök kaybına neden olabilir

Tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi durumunda yaygın saç kaybı ya da vücut kıllarında kayıp görülebilmektedir. Tiroid hormonu tedavisi sonrası ortalama 8 haftada saçlar normal haline dönmeye başlamaktadır. Uzun süreli hipotiroidide kalıcı kök kaybı gelişmekte olup tiroid bezinin çok çalışması yani hipertiroidizm ise saç dökülmesi sebebi olabilmektedir.

Demir eksikliği olan kadınların %70’inde saç dökülmeleri görülür

Doğum sonrası özellikle 1-4. aydan itibaren hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesi başlar ve genellikle 6 aydan kısa sürer. Kadın hastalarda özellikle saçların ön bölgelerinde seyrelme, akne, adet düzensizliği, tüylenmede artış gibi problemler olduğunda cinsiyet hormonlarının düzeyini kontrol etmek gerekmektedir. Diffüz yani tüm saçlı deriyi kapsayan saç kaybından yakınan kadınların %70’inde demir eksikliği saptanmaktadır. Kansızlık olmadan sadece demir depolarının azalması bile saç dökülmesine neden olabilmektedir.

Çinko, B12 ve D vitamini eksikliğine dikkat

Çinko, biotin, B12 vitamini, folik asit eksikliği ve D vitamini eksikliği de saç dökülmesine neden olmaktadır. Sıkı diyetlere başladıktan yaklaşık 1-6 ay sonrasında saç dökülmesi oluşabilmektedir. Vücuttaki protein depolarının azalması, kıl hücrelerinde yetersiz protein üretimine ve kıl kaybına yol açmaktadır. Yüksek ateşli hastalıklar veya geçirilen cerrahi müdahalelerden 2-5 ay sonra saç dökülmesi görülebilmektedir.

Stresin derecesi ile saç kaybı miktarı doğru orantılıdır

Bazı tansiyon ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar, tiroid hormonunu düşürücü ilaçlar, doğum kontrol hapları, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, A vitamini ve türevi bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilmektedir. Saç kaybının kendisi de stres düzeyini artırabilmekte ve bir kısır döngüye neden olabilmektedir.

Uzun süren saç dökülmesi durumunda altta yatan farklı hastalıkların olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Kilo Vermeyi İstiyorsan 5 Yanlışı Asla Yapma

Tartı hiçbir zaman tek başına belirleyici olamaz. Kaç kilo verdiğiniz ne kadar önemli ise, ne verdiğiniz de o kadar önemlidir.  Protein diyeti, Süt diyeti, Elma diyeti gibi tek düze palavralar, sadece vücudunuza zarar verir.

2-Diyet yaparken YAĞ’dan uzak durmalıyım. Light ürünler tüketmeliyim! YANLIŞ

Diyet yaparken en çok dikkat etmeniz gereken gıda, karbonhidratlardır. Karbonhidrat tüketimi o kadar önemlidir ki, protein ve yağın nasıl ve ne şekilde kullanılacağına/depolanacağına karar verir. Kan şekerindeki ani oynamalar, diyetinizdeki verimliliği hemen düşürür veya yok eder. Diyet yaparken, karbonhidrat alımını minimuma düşürmelisiniz ve aldığınız karbonhidratların Glisemik İndeksi düşük gıdalar olduğunu dikkat etmelisiniz. Buna ek olarak, diyet yaparken Light ürünler falan tüketmeyiniz, bu ürünler işlenmiş ve sağlığınıza zararlı ürünlerdir. Oradan alacağınız 5-10 gram yağ ile diyetiniz bozulmaz, fakat yiyeceğiniz 5-10 gram GI’i yüksek karbonhidrat diyetinizi bozar. Dolayısı ile asıl düşman YAĞ değil, Karbonhidratlardır.
 

3-Kilo vermek için spor yapmalıyım! YANLIŞ

Sağlık bir yaşam için spor yapmanız gerekir. Kilo vermek için değil. Spor yaparak kilo veremezsiniz. ‘Ne kadar yersem yiyeyim akşam spora giderim’ mantığı tamamen yanlış olup, ne yazık ki hala gündemdedir. Metabolizmanızı sağlıklı bir biçimde hızlandırmak için spor gereklidir. Fakat saatlerce yapılan koşu/bisiklet gibi kardiyovasküler antrenmanlar, eklemlerinize zarar vereceği gibi kilonuza ve yaşınıza bağlı olarak kalbinizi de yorabilir. Diyet yaparken kişinin yapacağı spor; yaşına, vücut tipine ve sağlık durumuna göre dizayn edilmelidir. Yapılan diyete destek amacı ile yapıldığı bilinmelidir. Aksi halde spor yaparken geçirilen kalp krizlerinin sayısı artacak veya bilinçsizce yapılan hoplamalı zıplamalı grup derslerinin dizlerinize pek de fayda sağlamadığını göreceksiniz.
 

4-Diyet yaparken, meyve tüketmemeliyim! YANLIŞ

Diyet yaparken en çok tüketmeniz gereken gıdaların başında, birinci olarak SEBZELER ve ikinci olarak MEYVELER gelir. Şunu çok iyi bilmeniz gerekir ki, her gün sebze ve meyve tüketmeden sağlıklı olamazsınız. Diyet yaparken, meyve tüketimi belirli ölçüde şarttır. Meyve şekeri sizin düşündüğünüz gibi diyetinizi bozmaz. Burada önemli olan kararında tüketmektir. Aksi halde, gerekli vitamin ve minerallerden yoksun kalacak ve vücudunuz bu diyet döneminde zarar görecektir. Diyet yaparken mutlaka, ekşi yeşil elma ve içi kırmızı greyfurt tüketmek diyeti bozmanın aksine içerdiklerinden ötürü diyetinize fayda sağlayacaktır. Burada diğer bir konu, meyveler yenmelidir. Suyu sıkılıp içilmemelidir. Lifinden ayrılan meyve şekeri, işte o zaman sizin için faydasını büyük ölçüde yitirmiştir. Her gün mutlaka meyve tüketin. Diyet yapsanızda, diyet yapmasanız da meyve tüketin. 

5-Belimi inceltmek, göbeğimi eritmek için mide antrenmanı yapmalıyım! YANLIŞ

Birincisi, bölgesel zayıflama diye bir şey yoktur. Vücut, tipine göre nereye depolamak isterse, oraya depolar ve nereden yakmak isterse oradan yakmaya başlar. Mide bölgesindeki kaslar, diğer her bölgedeki kas grupları gibi sağlıklı olmak için çalıştırılmalıdır. Mide antrenmanı yapmak, o bölgedeki yağların yanmasına ZERRE fayda sağlamaz. Bu antrenmanların şiddetini bilinçsizce arttırırsanız, bel vb gibi sakatlıkları beraberinde getirir. Her bölgedeki kas grupları gibi mide bölgesi de çalıştırılmalıdır ve buradaki yağların erimesinin, belin incelmesinin doğru ve dengeli bir diyet programı ile mümkün olacağını bilmelisiniz.

Burberry Brit Rhytm Koleksiyonunun Yeni Kadın ve Erkek Parfümünü Sunuyor

PARFÜM

Brit Rhythm For Men, Intense EDT: Burberry Brit Rhythm’in yoğunlaştırılmış Intense versiyonu, deri akordları ve maskülen notaları ile kışkırtıcı bir kokudur. Baharatlı üst notaları kimyon ve biber ile zenginlik kazanırken, amber, paçuli ve kehribar orta notalarında hayat buluyor. Alt notalarında ise cashmeran, guiac ağacı ve Tonka fasulyesi bulunuyor.

Brit Rhythm For Women, Floral EDT: Yeni Brit Rhythm Floral, pudramsı çiçek notaları ve rock’n roll’u biraraya getirerek güçlü bir feminenlik yaratıyor. Üst notalarında Sicilya limonu ve portakal ile beklenmedik meyveli bir iz bırakan, Brit Rhythm Floral, orta notalarında, yasemin, nilüfer çiçeği ve leylak barındırıyor. Alt notalarında ise amber ve musk bulunuyor.

KAMPANYA

Londra’da çekimleri yapılan kampanya, Burberry Kreatif Direktörü ve CEO’su Christopher Bailey’nin kreatif direktörlüğünde hazırlandı. Suki Waterhouse ve George Barnett’in Burberry Brit deri ceket giydiği çekimler, canlı müzik performansından sonra ortaya çıkan enerji ve yoğun adrenalinden ilham alıyor. Tutkulu ve samimi bir atmosferde gerçekleştirilen çekimlerde Waterhouse ve Barnett ikinci kez birlikte kamera karşısına geçti.

KOLEKSİYON

·         Brit Rhythm For Men – Eau De Toilette Intense 90ml  225 TL

·         Brit Rhythm For Men – Eau De Toilette Intense 50ml  171 TL

·         BritRhythm For Women – Floral Eau De Toilette 90ml  270 TL

·         BritRhythm For Women – Floral Eau De Toilette 50ml  201 TL

Japon Epilasyon Uzmanlığı Musee Platinum’la Türkiye’de

Halaskârgazi Cad. Koza Apt. No:113 K:2 D-3 Osmanbey adresinde faaliyete geçen Musee Platinum’da Japon uzmanlar, Türk asistanlarıyla birlikte randevu sistemi ile ağrısız ve acısız, cilt dostu epilasyon hizmeti sunuyor.
 
Musee Platinum salonlarında, Japonya’da çok önem verilen yüksek hijyenik standartlar titizlikle uygulanıyor. Musee Platinum’un ilgi çeken sade ve minimalist dekorasyonu da insana huzur veren atmosferiyle beğeni topluyor.
 
FARK YARATAN ÖZELLİKLER
 
Musee Platinum, müşteri odaklı bir servis sunuyor. Mutlak müşteri memnuniyetini sağlamak için de hizmetlerinde 3 temel unsur öne çıkıyor:
 
“Yüksek Kalite”, “Güvenilir ve Emniyetli Uygulamalar”, “Uygun Fiyat”.
 
“Yüksek Kalite” için tüm estetisyenler, bulundukları ülkelerdeki salonlarda Tokyo merkezli “Musee Beauty Academy” (Musee Güzellik Akademisi) tarafından uygulanan eğitime alınıyor. Süreklilik arz eden bu eğitimlerde uzmanlar tarafından cilt için en iyi teknikler geliştiriliyor ve personele öğretiliyor.
 
“Güvenilir ve Emniyetli Uygulamalar” ile Japon “flash” epilasyonu hayata geçiriliyor.
 
Musee Platinum’un “Uygun Fiyat” politikası sayesinde de her gelir grubundan kadın bu ayrıcalıklı hizmetten faydalanabiliyor; arzu ederse herhangi bir bedel ödemeksizin hizmet alımından vazgeçebiliyor…
 
MUSEE PLATİNUM HAKKINDA
 
İlk salonunu 2003 yılında Koriyama City’de hizmete açan Musee Platinum’un Japonya genelinde 186, Hong Kong’da 8, Singapur’da 7, Malezya’da 5, Endonezya’da 1 epilasyon merkezi bulunuyor. Bu salonlarda yaklaşık 3.600 personel çalışıyor.
 
Kuruluşundan bu yana yaklaşık 2.400.000 kadına epilasyon hizmeti veren Musee Platinum, Türkiye’de yeni epilasyon salonları açmayı planlıyor.

Musee Platinum: (212) 343 99 96

Kış Kilosu ve Hastalıklarından Korunmak Sizin Elinizde

Vücudunuzun savunma mekanizmasını güçlendirin

Kış hastalıklarından korunmak ve savunma mekanizmasını güçlendirmek için antioksidan özellikleri olan A,C,E vitaminlerin, selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin, omega-3 ve omega-9 yağ asitlerinin alımını artırmak gerekir. Portakal, mandalina, greyfurt, havuç, kivi, maydanoz, tere, ıspanak, karnabahar, brokoli ve lahana A ve C vitamini zengin besinlerdir. Haftada 2-3 kez ızgara, buğulama şeklinde tüketilen balık omega yağ asitleri, fosfor iyot ve selenyum açısından önemlidir.

Enfeksiyonlara karşı E vitamini

Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttıran diğer bir vitamin ise E vitaminidir. Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler iyi birer E vitamini kaynağıdır ve yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.

Bıçak kullanmayın, haşlama suyunu dökmeyin

Vitamin ve mineraller kış aylarında daha da fazla önem kazandığından, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi sırasındaki kayıplar olabildiğince önlenmelidir. C vitamini en fazla kayba uğrayan vitamin olduğu için, C vitamini içeren besinler bıçakla değil elle kesilmeli ve haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir.

20 dakika güneş vitamin gibidir

Kış mevsiminde azalan güneş ışığı ve kapalı giysiler nedeniyle D vitamini eksikliği de görülebilir. D vitamini kemik ve iskelet sistemi için çok önemli bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmak, haftada 2-3 kez balık tüketmek ve günde en az 2 kez süt ve süt ürünleri tüketmek içeriklerinde bulunan kalsiyum, fosfor ve D vitamini açısından son derece önemlidir.

Güzel bir kahvaltı kilo kontrolüne yardımcıdır

Kış aylarında en önemli sorunlardan biri de kilo artışıdır. Havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişiklikler olmakta, genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilim artmaktadır. Gündüzlerin kısa gecelerin uzun oluşu, azalan fiziksel aktivite ve vücut ısısının düşmesiyle birlikte metabolizma da yavaşlamaktadır. Öncelikle güne sıkı bir kahvaltıyla başlamak hem kilo kontrolünde yardımcı olur, hem metabolizma hızının yavaşlamasına engel olur hem de soğuk havalarda vücut direncini arttırmaya destek olacaktır.

Karbonhidrat olarak kuru baklagilleri tercih edin

Kış aylarında kilo kontrolü için, yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı margarin ve tereyağından uzak durulmalıdır. Kızartma ve kavurmalar yerine ızgara, haşlama pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Yüksek enerji veren şekerli veya unlu basit karbonhidratlar yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur ve kuru baklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Hamur tatlıları ve şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Kilo artışının en önemli sebebi yetersiz su tüketimi

Kış aylarından kilo artışının bir diğer sebebi de, susama hissimizin azalmasıyla gün içinde su tüketiminin azalmasıdır. Yeterli sıvı tüketimi, vücut ısı dengesinde, vücutta oluşan toksinlerin atılmasında ve metabolizma dengesinin sağlanmasında önemli rol oynar. Dolayısıyla 2-2.5 litre su tüketimine önem verilmelidir.

Yılbaşı Ertesi Gün Diyeti

Yeni yılda sağlıklı beslenme ve spora adım atma konusunda, daha güzel ve kaliteli bir yaşam sürmek için yeni kararlar alabilir; 2015 yılını bu kararları hayata geçirmek için başlangıç sayabiliriz. Yeni yıla pozitif bir başlangıç yapmak, yılbaşı gecesini en dinamik şekilde yaşayabilmek ve 1 Ocak 2015’i de aynı dinamiklikle karşılamak için Dermaslim Zayıflama, Estetik, Sağlık ve Güzellik Merkezi’nden Diyetisyen Elif Yıldız’dan öneriler aldık.  
 
Yılbaşı Ertesi gün diyeti

Mümkün olduğunca erken kalkın.

 
Su tüketiminizi arttırın. Kalkar kalkmaz bol bol için ve bir kaç kuru meyve tüketin.
 
Biberiye, kekik ve yeşil çay gibi bitki çaylarının yanı sıra bol miktarda yeşillik ve sebze tüketin.
 
Kafeinli içeceklerden uzak durun.
 
Açık havada 1-1,5 saat hafif tempoda yürüyün.
 
Karbonhidratı azaltın.
 
Ağır bir kahvaltıdan kaçının (yağlı ve tuzlu yiyecekler)
 
Ara öğünlerde az yağlı süt ve yoğurt tercih edin.

 
Yılbaşı ertesi rahatlıkla uygulayabileceğiniz MDN diyeti
 
Kahvaltı
 
Kalkınca 1 bardak su + 1-2 adet kuru incir
1 tabak dolusu (bol miktarda) maydanoz+dereotu+taze nane+tere + bol limon + az miktarda nar ekşisi +  1-2 dilim az yağlı beyaz peynir + 2-3 adet ceviz
1-2 dilim tam buğday ekmeği
1 bardak taze sıkılmış meyve suyu
Su

Ara öğün

 
1 porsiyon meyve
Su

Öğle yemeği

 
1 tabak dolusu (bol miktarda) maydanoz+ dereotu+ taze nane+ tere + bol limon + az miktarda nar ekşisi +1 tatlı kaşığı zeytin yağ +  1-2 porsiyon tavuk eti (yağsız, haşlama ya da ızgara)
1-2 dilim tam buğday ekmek
1 su bardağı diyet ayran
Su

Ara öğün

 
1 bardak diyet süt + 1 porsiyon meyve
7-8 adet çiğ badem
Su

Akşam yemeği

1 kepçe tarhana çorba
1 tabak dolusu(bol miktarda) maydanoz+ dereotu+ taze nane +tere + bol limon + az miktarda nar ekşisi + 1 avuç içi kadar balık (yağsız, ızgara ya da fırında)
½ kase diyet yoğurt
Su

Gece ara öğün

1-2 porsiyon meyve

Dermaslim’de Bulvar 216’da

Diyet, Beslenme, Bölgesel İncelme, Lazer Epilasyon, Medikal, Aletli Pilates, İsveç Ayak Sağlığı, Cilt Vücut Bakımları ve Estetik operasyon alanlarında profesyonel hizmetleri bir arada bulunduran Dermaslim’in Bulvar 216’daki açılışına çok sayıda ünlü isim katıldı. Aralarında Mehmet Aslantuğ, Bennu Yıldırımlar, Eda Özerkan, Yeliz Akkaya, Buket Dereoğlu , Ferit Aktuğ, Işıl Yücesoy ve Adnan Koç’un da bulunduğu ünlü isimler açılışa renk kattı.
 
Dermaslim’in kurucusu Bihter Fidangül, “Batı Ataşehir’de güzellik, sağlık ve estetik dendiğinde akla gelen ilk isim olmanın gururunu yaşıyoruz. Açılışımızı onurlandıran, çoğu da üyemiz olan herkese teşekkür ediyorum. Bundan sonra da hizmet veren  yerlerimiz ve yeni açılacak şubelerimizle, en son teknoloji ve uzman kadromuzla hizmet vermeye devam edeceğiz. Ayrıca franchise konusunda gelen talepleri de değerlendirmeye başladık.” diye konuştu.
 
Açılışa katılan Buket Dereoğlu da “Bugüne kadar bilmediğim, tanımadığım ve cildimin ihtiyacı olan hep çok yenileyici ürün ve uygulamayla Dermaslim’de tanıştım. Bölgesel zayıflama, pilates ve medikal estetik uygulamalarından çok memnunum. Ayrıca profesyonel ve uzman ekibiyle kendimi emin ellerde hissediyorum.” dedi.
 
“Kertenkele” adlı diziyle son dönemde adından sıkça söz ettiren oyuncu Eda Özerkan ise “Hem sağlıklı ve güzel,  hem de bakımlı olabilmek adına kapısını çaldığım Dermaslim, bu anlamda gidilebilecek en doğru adres diye düşünüyorum. Mesleğim nedeniyle düzensiz beslendiğimi fark ettiğimde bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. Dermaslim uzman diyetisyenleri ile ilk olarak bu konuda yaşam kalitemi arttırdı. Şimdi bilinçli ve sağlıklı besleniyorum. Üstelik hiç aç kalmıyorum. Selülit tedavisi için kullanılan ve ileri teknikteki bir masaj yöntemi olan LPG ise tam anlamıyla mükemmel bir yöntem. Dermaslim cilt bakımı konusunda da oldukça uzman ve başarılı. Aynı başarı ve uzmanlık epilasyon alanında da geçerli. Tüm bunların yanı sıra gösterilen ilgi, en önemlisi güler yüz, insana kendini değerli hissettiriyor. Açıkçası tüm stresimi Dermaslim çatısı altında bırakıp, yenilenmiş biri olarak hayata geri dönüyorum.” sözleriyle düşüncelerini ifade etti.
 
Adnan Koç da Dermaslim ile ilgili olarak “ Personelin güler yüzlü olması çok güzel. işini doğru yapan uzman bir ekip karşılıyor sizi.. Benim cilt bakımı yaptırmadan önce yıllardır şikâyetçi olduğum bütün siyah noktalarımdan kurtulmam Dermaslim sayesinde oldu. Kesinlikle, yürekten söyleyebilirim, Dermaslim en iyisi.” diye konuştu.
 
 

Dermaslim açılışına katılanlar

Bennu Yıldırımlar

Buket Dereoğlu

Mehmet Aslantuğ

Adnan Koç

Ferit Aktuğ

Yeliz Akkaya

Burak Demir

Sema Atalay

Sevil Uyar

Esra Akhisarlı

Işıl Yücesoy

Işıl Sergen

Eylem Şenkal

Bahar Akça

Ayçin İnci

Başak Parlak

Aslı Omag

Zeynep Gülmez

Eda Özerkan

Ayşen Batıgün

Emir Benderlioğlu

İpek Düzgünkaya

Ceren Benderlioğlu

Cilt Çatlakları ve Sivilce İzlerine Altın Dokunuş

Yaşlanmanın etkilerini en aza indirin

Güzellik ve sağlıkta altın çağ dönemini başlatan “Altın İğne Radyo Frekans” yöntemi, pek çok estetik uygulaması için kullanılabilmektedir. Cilt gençleştirme, kırışıklıkların önlenmesi, kol ve bacaklardaki sarkmalar, boyun ve dekolte bölgesinin toparlanması, sivilce izlerinin giderilmesi, gözenek sıkılaştırılması ve çatlaklardan kurtulmak bu sayede daha pratik bir hale geldi. Üzerinde altın iğneli başlıklar bulunan ve cilt altına radyo frekans uygulanan özel bir cihaz sayesinde ciltteki sorunlar başarı ile tedavi edilebilmektedir.

Cilde zarar verilmeden kısa sürede iyileşme sağlanıyor

Altın iğne fraksiyonel radyo frekans yönteminde altın iğneler sayesinde atış, direkt olarak cilt altı dokulara yapılarak hedeflenen alana verilir. Radyo frekans cihazının altın iğneli başlığı cilde temas ettirildiğinde mikro iğneler, otomatik olarak ayarlanan derinlikte cilt içerisine ani bir giriş yapar. Çok sayıdaki mikro iğne, cilt üstünde fraksiyonel mikro delikler oluşturur ve sadece iğne ucundan gönderilen, cilt üstüne temas etmeyen radyo frekans ile kollajen (cildin sağlıklı görünmesini sağlayan protein) ve elastin (cilde esneklik vererek kırışıklığı önleyen protein) üretimi tetiklenirken, epidermis ve yüzeysel cilt tabakalarına hasar verilmez. Burada amaç, verilebilecek en yüksek enerjileri deriye bir zarar vermeden doğrudan cilt altına ulaştırmaktır.

Sivilce izlerinde son derece başarılı sonuçlar alınıyor

Altın iğneli radyo frekans uygulaması özellikle yüzde alın, kaş arası, göz çevresi, dudak üstü ve yanaktaki kırışıklıkların tedavi edilmesinde sıkça kullanılmaktadır. Ayrıca cihazın yüzde gerginliğe yol açan ve sarkmayı toparlayıcı bir etkisi de bulunmaktadır. Altın iğne yöntemi, boyun ve dekolte bölgesindeki kırışıklıkları ve sarkmaları düzeltmede oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Altın iğneli radyofrekans yönteminin en sık kullanıldığı alanlardan biri de yüzdeki sivilce izlerinin tedavisidir. Bu izlerin çapları küçülür, derinlikleri azalır, derin olan sivilce izleri hafifler, hafif olanlar geçer, gözenekler daralır, cilt daha canlı berrak bir hale gelir. Bu amaçlı fraksiyonel lazerle kombine edilerek kullanılması tedavinin verimliliğini artırmaktadır.

Cilt çatlakları ve kol bacak sarkmaları ile etkin mücadele

Çatlaklarda bir çeşit iz olduğu için deri ve deri altı yırtıklarının tedavisinde radyo frekans oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Çatlakların tamamen yok olması mümkün değildir ancak daha iyi hale getirilebilir; rengi düzelir, çapları daralır, deri daha pürüzsüz bir hale gelerek çatlakların görünürlüğü azaltılır. Çatlak tedavisi farklı yöntemlerle de kombine edilmektedir. Özellikle kilo alıp vermeden kaynaklanan, kolların iç yüzeylerinde ve bacak içlerine meydana gelen sarkma ve gevşemeler, altın iğne radyo frekans yöntemi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Bir ay aralıklarla 3 seans yapılan son derece konforlu bir uygulamadır. Kol ve bacak bölgesinde ortalama 1 ay sonra derinin gerginleştiği ve sarkmaların azaldığını görülebilmektedir. Bu sayede derideki gevşeklik ve sarkmalar ameliyatsız olarak en aza indirilmektedir. Radyo frekans yöntemi haricinde bu bölgelerde deri sıkılaştırma işlemini başarıyla yapabilen başka bir tedavi metodu bulunmamaktadır.

Koltuk altı terlemesi sona eriyor

Altın iğne radyo frekans tedavisinin kullanıldığı bir diğer alan, koltuk altı aşırı terlemesi sorunudur. Bu uygulamada radyo frekans ter bezlerini kalıcı olarak tahrip eder ve bu bölgeden ter salınımını durdurur. Uygulamada ter bezleri kalıcı olarak azaldığından sonuçlar kalıcı olmaktadır.

Tedavi yaz kış uygulanabiliyor

Uygulamanın hasta için en önemli özelliklerinden biri fraksiyonel lazerde yaşanan kızarıklık, pullanma ve soyulma gibi etkilerin görülmemesidir. Dolayısıyla yaz döneminde tedaviye ara verilmesine gerek kalmamaktadır. Ciltte 3-5 saat kadar hafif bir pembelik oluşmakta, pembelik bu sürenin sonunda tamamen normale dönmektedir. Dolayısıyla bu yöntem hastanın günlük yaşantısında bir kısıtlama yapmayan bir tedavi çeşididir. Uygulama sonrasında oluşan belli belirsiz ödem de kısa sürede geçmektedir.

Centilmenliğin Yeni Temsilcisi Simon Baker

Simon Baker Etkileyici Duruşuyla Centilmen Erkeğin Yeni Temsilcisi…

Parfümün yüzü Avustralyalı ünlü aktör Simon Baker. Ünlü fotoğrafçı Cédric Buchet tarafından görselde yansıtılan ilk fiziksel temas parfümün baştan çıkarıcı yoğun kimliğini vurguluyor. Simon Baker  iddialı  duruşu, asaleti ve etkileyici bakışları ile gerçek bir Givenchy centilmeninde bulunan tüm özelliklerini ortaya koyuyor.

Desert Boots YAYA Erkeği’nin Son Şehir Trendi