GEZİ

Dünyanın En Değerli Pasaportuna Sahip Ülkeleri Belli Oldu (Türkiye 44.Sırada)

Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press, Pasaport Index’ten elde ettiği veriler ışığında dünyanın en değerli pasaportları araştırması ile ilgili medya incelemesi gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler’e (BM) üye 193 ülke ve 6 özel bölgenin pasaportlarının dahil edildiği sıralamada, pasaportların değer ölçümleri; pasaportların sınır geçişlerinde sağlandığı imkanlar, pasaport sahibinin vizesiz ya da havalimanı vizesiyle seyahat edebileceği ülke sayısı dikkate alınarak hesaplandı. 173 ülkeye seyahat imkânı sağlayan Singapur pasaportu, 159 puanla ilk sırada yer aldı. 199 ülkenin sıralandığı listede Singapur’u 158 puanla Almanya, 157’şer puanla İsveç ve Güney Kore izlerken Türkiye 104 puanla 44. sırada yer aldı. oku

İstanbul’a 7 Milyon Yabancı Turist Geldi

Kültürel zenginlikleri ve tarihi dokusuyla dünyanın sayılı metropolleri arasında yer alan İstanbul’u bu yıl, ilk 8 ayda 7 milyon yabancı turist ziyaret etti. İstanbul’a en çok gelen yabancı ziyaretçiler listesinde Almanya başı çekti. Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press, İstanbul’un turizm istatistiklerini inceledi. Ajans Press’in Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerini derlediği incelemede 2017 yılının Ağustos ayında İstanbul’u ziyaret eden yabancı turist sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 37 gibi yüksek bir artış oranıyla 1 milyon 247 bin 384 kişiye ulaştı. Yılın ilk 8 aylık diliminde ise İstanbul’a gelen turist sayısı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 10,8 arttı. oku

Havayolları Rekora Koşuyor

2017 yılının ilk 8 aylık diliminde transit uçuşlar da dâhil toplam yolcu sayısı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 9,1 artış göstererek 127 milyon 136 bin 893 olarak gerçekleşti. Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press, havayolları istatistiklerini inceledi. Ajans Press’in Devlet Hava Meydanları İşletmesi(DHMİ) verilerinden elde ettiği bilgilere göre havayollarında büyük hareketlilik yaşandığı saptandı. Edinilen bilgilere göre bu yıl 127 milyon 136 bin 893 kişi havayolunu tercih ederken üstgeçişler de dâhil 1 milyon 265 bin 900 uçuş gerçekleşti. Ajans Press ve ITS Medya’nın incelemesine göre yıl içerisinde havayolu konulu 9 bin 207 yazılı basın yansıması tespit edilirken internette ise 34 bin 359 haber çıktığı belirtildi. oku

Yanlış Dalış ve Yüzme Teknikleri Kulağa Zarar Veriyor

Hava sıcaklıklarının 35-40 dereceye ulaşması nedeniyle havuz ve denizde serinlemek isteyenler bazı sağlık problemleri ile karşı karşıya kalabiliyor. Bunların başında ise dış kulak yolu iltihapları geliyor. Şiddetli ağrılarla tatili zehir edebilen bu rahatsızlık tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde daha ciddi tablolara neden olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Murat Koç, dış kulak yolu iltihabı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. oku

Havuzdan Bulaşan Kulak Enfeksiyonları Yaz Tatilinizi Zehir Etmesin

Kulak çubuğu ve rastgele kulak tıkacı kullanmak zararlı olabilir

Kulak kanalının nemli kalması ve kulak çubuğuyla temizlemenin dış kulak kanalı hastalıklarına zemin hazırladığına işaret eden Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları kaydetti:

“Dış kulak yolu, normalde iyi korunan ve kendi kendini temizleyebilen bir yapıya sahiptir. Ancak, dış kulak yolundaki asidik ortamı sağlayan bizim serumen dediğimiz, halk arasında kulak kiri olarak da tabir edilen doğal koruyucu yağlı tabaka bozulabiliyor. Uzun süre hijyenik olmayan havuzlarda kalmanın yanında, bir de kulak çubuğu gibi çeşitli aletler nedeniyle, dış kulak yolu temizliğine bağlı oluşan hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Havuz veya deniz suyunun kulağa kaçması sonucunda da, dış kulak kanalında iltihap oluşabiliyor. Kulak zarının delik olduğu durumlarda ise, orta kulakta oluşan iltihap hızla ilerleyerek çevre kemikleri de eritebilen enfeksiyonlara neden olabiliyor.  Altını çizeceğimiz bir diğer konu da, dış kulak yolunu koruyucu olarak uygulanan tıkaçlar ile ilgilidir. Tıkaçları, sadece kulak zarı delik olanlara ve kulağına havalandırma tüpü takılan kişilere, uygun bir bone ile öneriyoruz. Orta kulak ile dış kulak yolu arasında sağlam kulak zarı olan kişiler de, kulak tıkacı kullanmak anlamsız olup, tam tersine bölgede tahriş ile birlikte nemli ortam oluşturması sebebiyle flora bozukluklarına veya orta kulak basıncı eşitlenmesi bozukluklarında da sebep olabilmektedir" diye konuştu.

Dış kulak yolu, ıslak ve nemli kalmasın

Dış kulak enfeksiyonlarından korunmak için kişisel olarak yapılabilecekler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, konuşmasına şöyle devam etti:

“Suyla temas durumlarında, sıkça dış kulak yolu enfeksiyonu geçiren erişkin ve çocuklarda, suya girmeden önce yarı yarıya sulandırılmış sirke suyu veya limon suyu uygulaması korunma amaçlı faydalıdır. Bu koruyucu doğal uygulamaları güvenle gerçekleştirebilmek için kulak zarında bir delik olmaması gerekli olup, emin olmak amaçlı bir KBB uzmanı tarafından önceden değerlendirilmesinde fayda vardır. İster kulak zarı delik olsun, isterse sağlam olsun, tüm bireylerde suyla temasın her türlüsünün sonrasında, dış kulak yolunun kurulanması, yani buranın ıslak ve nemli kalmaması gereklidir. Bu amaçla, havlu yada ucu pamuklu kulak temizleyicilerini, kulak kanalının sadece girişinden kurulama amaçlı uygulayabiliriz” dedi.  

Her kulak iltihabının tedavisi farklıdır

Kulak iltihaplarında, mümkünse bir KBB hekiminin hastayı görerek uygun tedaviyi yapması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları anlattı: 

“Flora değişikliğine bağlı oluşan mikrobik dış kulak yolu enfeksiyonlarında, sıklıkla ağrı ön planda olup, bunlarda ödemi azaltması amacıyla antibiyotikli damlalara ilaveten kortizonlu damlalar faydalıdır. Eğer mantar enfeksiyonu söz konusu ise kaşıntı ön planda olup, mantara dönük solüsyonlar kullanılır ve bunlarda kesinlikle kortizonlu damlalar kullanılmaz. Bazen de, ağrının sebebi orta orta kulak iltihapları olup, bunların tedavilerinde bölgesel damlaların yeri yoktur ve ağızdan antibiyotik kullanmak gerekir. Genellikle bakteriyel enfeksiyonlarda sıkça görülen bir başka durum ise, dış kulak yolunun çok ödemli olup damlaların gerekli sahaya yeterince ulaşamamasıdır ki, bu grup hastalarda dış kulak yoluna yerleştirilen ödem azaltıcı bazı solüsyonlar ve meç dediğimiz minik tıkaçları bir süre uygulayarak kanalı açmak, antibiyotikli damla tedavisini çok daha etkili ve hızlı hale getirebilmektedir” şeklinde konuştu.

Tatilci Çocuklara Köy Hayatı

Dünyanın Turizm Raporu

 
Özellikle Rusya ile yaşanan siyasi krizin sona ermesi ve İranlı turistlerin Türkiye’ye akın edeceği haberleri umutların yeşermesini sağladı.

 
GELEN TURİST SAYISI NÜFUSU 3’E KATLADI

Türkiye’nin son yıllardaki turizm karnesi ise oldukça başarılı görülüyor. Ajans Press’in incelemesine göre 2010 ve 2016 yılları arasında Türkiye’yi 225 milyon 215 bin yabancı vatandaş ziyaret etti. Dünyanın en çok ziyaret edilen 6. Ülkesi konumunda yer alan Türkiye, bu yıllar içerisinde neredeyse kendi nüfusu kadar yabancı ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.

8 Yıllık İlçe Ataşhehir Yeşil Bölgede

İşte bu kriterlerin baz alındığı Türkiye’deki araştırma ise İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Murat ŞEKER başkanlığında gerçekleştirildi.

İngev tarafından yapılan insani Gelişme Endeksi –İlçeler  sonuçlarına göre çok yüksek insani gelişme anlamına gelen Yeşil bölgede Ataşehir ilçesi de bulunuyor.

İNGEV Başkanı Vural Çakır’ın değerlendirmesi şöyle;

“Çok değerli bir ekip tarafından yürütülen bu çalışma ile ilçelerimizin performanslarını nesnel olarak ölçen bir sistem geliştiriyoruz. Daha önemlisi, hangi alanlarda nasıl yatırımlarla daha yüksek gelişmişlik seviyesine ulaşılabilir şeklinde geleceğe yönelik bir destek sağlamak amacındayız. Böylece yönetsel kılavuz olabilecek bir çerçeve de olacak. Yerel yönetimlerle birlikte çalışarak en aksiyon alınabilir noktalarda ilerleme kaydedilebileceğini umuyoruz”

İGE-İ olarak adlandırılan İnsani Gelişme Endeksi – İlçeler araştırması, Türkiye’de 30 büyükşehir il sınırı içinde yer alan en yüksek nüfusa sahip 150 ilçeyi kapsadı. İlçe düzeyinde sosyal, ekonomik ve çevresel faktörlere yönelik bileşenlerden oluşan İGE-İ, yönetişim, sosyal kapsama, ekonomik durum, eğitim, sağlık, sosyal yaşam, çevre ve ulaşım başlıkları altında toplam 50 göstergeyi içerdi. Göstergeler arasında istatistiki verilerin dışında, belediyelerin faaliyet raporları, kurumsal internet siteleri, sosyal ağ paylaşımları ve “gizli müşteri” yöntemi ile elde edilen veriler de kullanıldı.

Araştırmayı yürüten İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Murat ŞEKER, “Bu yıl ilki açıklanan İGE-İ’nin yıllar itibariyle tekrarlanmasıyla ilçelerdeki insani gelişmenin izlenmesinin sağlanacağı; bu bağlamda yerel yönetimlerin faydalanabileceği önemli bir veritabanının oluşturulacağını ifade etti”. İnsani gelişmenin yerel düzeyde yapılacak eylem planlarıyla yükseltilmesini, özellikle belediyelerin bu alandaki faaliyetlerini yoğunlaştırmalarına ve etkinleştirmelerine bağlayan Doç. Dr. Murat ŞEKER, “yerel yönetimlerin yaptıkları etkinlikler ve harcadıkları bütçenin merkezine insani gelişmeyi koydukları ölçüde, hizmet ettiği bölge insanının gelişimine katkıda bulunacağını “söyledi.

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’nin en büyük ilçeleri olarak düşünülebilecek 150 ilçe genel olarak değerlendirildiğinde orta düzeyde insani gelişmenin olduğu tespit edildi. Analiz kapsamındaki 150 ilçe arasında Ankara’dan Çankaya, Yenimahalle ve Keçiören, İstanbul’dan Kadıköy, Beşiktaş, Beyoğlu, Bakırköy, Şişli, Fatih, Ataşehir ve Üsküdar, Antalya’dan Muratpaşa ve Konyaaltı, Eskişehir’den Odunpazarı ve Tepebaşı, Bursa’dan Nilüfer ve Osmangazi, Kocaeli’den ise İzmit ilçeleri en yüksek insani gelişmenin tespit edildiği ilçeler olarak sıralandı.

İnsani Gelişme Nedir?

İnsani gelişme, insanların içinde bulunduğu ekonomilerin zenginliğinden öte, insan hayatının zenginleşmesiyle ilgili bir kavramdır. İnsani gelişme, insanların kendilerine ve sahip oldukları fırsatlara odaklanan bir yaklaşımdır.

İnsani gelişme, ekonomik büyümenin herkese otomatik refah artışı getirmediği tespitiyle, insan hayatının daha iyi hale gelmesinde yine insanların oynayacağı role odaklanır. Gelir artışı insani gelişmede sadece bir araçtır, nihai hedef değildir.

İnsani gelişme, diledikleri hayatı yaşamaları için insanlara daha fazla özgürlük ve imkan sağlamakla ilgilidir. Bunun için insanların yeteneklerini geliştirebilmeleri ve kullanabilmeleri gerekir.

İnsani gelişme çok boyutlu bir kavramdır. Birleşmiş Milletler’in İnsani Gelişme Endeksinde kullandığı üç değişken, temel unsurları oluşturmaktadır. Bu üç temel unsur; uzun, sağlıklı ve yaratıcı bir hayat yaşamak; bilgi ve eğitim alabilme imkanına sahip olmak ve insana yaraşır bir hayat için gerekli kaynaklara ulaşabilmektir. İnsani gelişme için öncelikle bu temel unsurlar sağlandığında, hayatın diğer alanlarında ilerleme ve gelişme fırsatları da artacaktır.

İnsani gelişme esas olarak daha fazla seçme şansı, daha fazla fırsat demektir; insani gelişmede temel referans bu olmalıdır. Hiç kimse insan mutluluğunu garanti edemez ve insanların hayat boyu yapacağı seçimler kendilerini ilgilendirir. Ancak insani gelişme, en azından tüm insanlara bireysel veya kolektif olarak, kendi potansiyellerini geliştirebilmeleri, üretken ve yaratıcı bir hayat geçirebilmeleri için gerekli şartları sağlamayı hedefler.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi Daha Önce Tatile Gitmeyen Engellileri Denize Götürdü

Engellilere eşlik eden Ataşehir Belediyesi çalışanlarının tamamı “Engelliğe Doğru Yaklaşım” eğitimine katılıp sertifika aldılar.  

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Engelli Çocuklar Tatilde

Engelli çocukları ve ailelerini tatil ile buluşturan proje kapsamında bu yıl 3 tur daha düzenlenecek.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Uçak Yolculuğunda Kulak Sağlığınızı Koruyun

Basınç en fazla kulakta hissedilir

Günlük hayatta hissedilen açık hava basıncı ile yüksek rakımlara çıkıldığında hissedilen basınç arasında fark bulunmaktadır. Uçak yolculuklarında, yüksek noktalara çok hızlı bir yükseliş gerçekleştiği için, vücut bu basınç farkına uyum sağlamakta zorluk çekebilmektedir. Yaşanılan basınç farkı, vücudun farklı bölgelerinde de hissedilmekle birlikte, en belirgin etki kulaklarda ortaya çıkmaktadır. Orta kulak, geniz boşluğuna bir tünel ile açılmakta ve kulak zarının dış tarafındaki basınçla, iç tarafındaki basıncı dengede tutmaya çalışmaktadır. Uçak seyahatlerinde, genelde kulak içi basınç düşük kalır ve kulak zarı içeriye doğru paraşüt gibi çökme yapabilmektedir. Kulak zarındaki itilme çekilme fazla olduğu zamanlarda, tıkanıklık hissinin yanı sıra ağrı ve acı da hissedilmektedir.

Ağrısız uçuş için burun sağlığı önemli

Uçak seyahatlerinde bulunulan yükseklik, iniş ve kalkış hızı ile kabin basıncını dengeleyen cihazların düzgün çalışması, hissedilen basınç açısından önemlidir. Bununla birlikte yolculuk yapan kişinin sağlık durumu da hissedilen basınçta etken olmaktadır. Grip, nezle, sinüzit, solunum yollarındaki enfeksiyon gibi nedenlerle burun tıkalıysa kulaklarda, basınç ve ağrı daha fazla hissedilebilmektedir. Kulakta hissedilen ağrı ve basınç bilinenin aksine, burnun gerektiği gibi çalışamamasından kaynaklanmaktadır. Burnun düzgün nefes alamadığı durumlarda, geniz ve orta kulak boşluğuna yeterli hava aktarılamamakta, hava azlığı nedeniyle de basınç değişimine uyum daha geç olmaktadır.

Yolculuk çekilmez hale gelebilir

Kulak burun boğaz hastalıklarına yatkınlığı olan kişilerin uçak seyahatlerinde daha dikkatli olması gerekmektedir. Seyahate çıkılacak günler içinde burun tıkanıklığı, üst solunum yolu enfeksiyonu, ses kısıklığı, boğaz ağrısı gibi şikayetleri bulunanların, kulak burun boğaz uzmanı ile görüşmesi, gerekirse seyahatini ertelemesi faydalı olmaktadır. Seyahat öncesi belirtiler çok şiddetli olmasa bile, hissedilen ağrı ve acılardan dolayı yolculuk bazen işkenceye dönüşebilmektedir.

En etkili yöntem su içmek

Ortakulak sistemine hava akışını sağlayan yapılar yutkunma hareketiyle beslenmektedir. Özellikle kalkış ve iniş sırasında küçük yudumlarla su ya da ılık sıvı tüketmek yutkunma hareketini sağlamaktadır.

Sakız yararlı fakat ağızda balon gibi şişirmek zararlı

Kulaklardaki tıkanıklık hissiyle oluşan ağrıyı azaltmak için, yutkunmayla birlikte çene hareketlerini de etkinleştiren, sakız çiğnemek yararlı olmaktadır. Sakız çiğnemek ağrının ve tıkanıklık hissinin giderilmesinde ne kadar faydalıysa, sakızı balon şeklinde şişirmek de aynı derecede sakıncalı olabilmektedir. Sakız çiğnemekle edinilen avantaj, balon şişirmekle dezavantaja dönüşmektedir.

Valsalva manevrasına dikkat

Ağzın ve burnun kapatılıp kulaklara hava basıncı gönderilmesi olarak bilinen “Valsalva Manevrası” son çare olarak kullanılmalıdır. Bu hareketi doğru yapabilmenin yanında, yeteri kadar yapabilmek de önemlidir. Yanlış yapıldığı durumlarda istenmeyen sonuçlar da gözükebilmektedir.

Uçuş sırasında bebeğinizi emzirin

Bebeklerin uçak yolculukları boyunca sürekli ağlamalarının altında benzer nedenler bulunmaktadır. Bebek, anne sütü içiyorsa emzirmek faydalı olmaktadır. Biraz daha büyük çocuklarda ise yetişkinlerin kullandığı su içmek ve sakız çiğnemek gibi yöntemler kullanılabilmektedir. Kullanılacak damlalarla, burnu açık ve rahat nefes alabilecek hale getirmenin de faydalı olduğu bilinmektedir.

Dinmeyen kulak ağrıları için uzmana başvurun

Uçak yolculuğu bittikten sonra hissedilen ağrılar genellikle birkaç saat içinde sonlanmaktadır. 10-12 saat dinmeyen ağrıları ciddiye almak gerekmektedir. Bu gibi durumlarda bir kulak burun boğaz uzmanına gözükmek, ilerde doğacak daha büyük sıkıntıların önüne geçmek açısından önemlidir. Uçak seyahatlerinde meydana gelen tıkanıklıklar ve ağrılar çok sık olmamakla birlikte kalıcı hasarlar da bırakabilmektedir. Kalıcı hasarların olduğu durumlarda, neredeyse istisnasız kulak burun boğaz yapısında geçmişe dayalı bir sorun bulunmaktadır.

Sıcak Havada Burun Kanamasına Karşı 9 Öneri

Her 2 kişiden 1’inin burnu kanıyor

Burun kanaması sık görülen bir bulgudur. Özellikle küçük çocuğu olan ailelerde olması durumunda kaygıları artırmaktadır. Genellikle kendiliğinden başlayan ve kendini sınırlayan özellikte olsa da bazı burun kanamaları tekrarlayan şekillerde gözlenebilir. En sık 2-10 yaş arası çocukluk döneminde ve 50-80 yaş arası erişkinlik döneminde ortaya çıkmaktadır. Burun kanamaları burnun ön kısmından ve burnun arka kısmından kaynaklanan kanamalar şeklinde iki bölümde incelenmektedir. Toplumun %50’sinden fazlasında hayatının bir döneminde burun kanaması şikayeti görülmektedir. Bu hastaların ancak %10’undan az bir kısmı medikal tedavi için kulak burun boğaz uzmanlarına başvurmaktadır.

Atardamar kaynaklı kanamalara dikkat!

Özellikle burun girişinde burun fonksiyonlarının iyi bir şekilde sağlanması için burunun kanlanması çok iyi gelişmiştir. Burun girişinde oluşan damar ağı bu kanamaların en sık görülen nedenini oluşturmaktadır. Bu alanda kanlanma normalde atardamarlarda gözlenen nabız şeklinde olmayıp sürekli bir akım şeklindedir. Burun arka kısmından olan kanamalar ise daha nadir olmasına karşın atardamar kaynaklı olduğu için daha ciddi sorunlara neden olmaktadır.

Sinüzit ve hipertansiyon hastaları daha fazla risk altında

Burun kanaması genellikle; lokal, sistemik ve çevresel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Sıcak ve kuru hava kendiliğinden duran kanamaların en sık nedenidir. Erişkinlerde travma, buruna kaçan yabancı cisimler burun kanamasına neden olurken, çocuklarda sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonları kanamalara neden olmaktadır. Bu nedenlerin yanı sıra; alerjik rinit, kronik sinüzit, hipertansiyon, kanama bozuklukları bulunan hastalarda burun kanama riski biraz daha fazladır.

Kanama sırasında yapılması gerekenler

Burun kanaması ile karşılaşan bir hastanın kanama durumunda; başını öne eğdikten sonra burnun ön kısmına baş ve işaret parmağıyla yaklaşık 5-10 dakika baskı yapması gerekmektedir. Bunun ardından buruna kan getiren damarların kasılması için buz uygulanması yapılmalıdır. Buzun direkt değil de bir beze sarılarak uygulanması daha iyi sonuç verecektir. Ayrıca kanama kesilene kadar derin ve yavaş nefes alınmalıdır. Bu uygulamalarla birlikte, burun içi damarların kasılmasına neden olarak kanama önleyen spreylerden de kullanılabilir.

Sık sık burnunuz kanıyorsa bu önlemleri alın

1) Dışarıya çıkmadan önce serum fizyolojik içeren nemlendirici spreyler kullanılmalıdır.

 
2) Güneşe çıkarken şapka takılmalıdır.
 
3)Sıcak havalarda baş bölgesi belirli aralıklarla ıslatılmalıdır.
 
4)Şiddetli burun sümkürme ve aksırmadan kaçınılmalıdır.
 
5)Hapşırırken ağız açık tutularak buruna uygulanan kuvvet azaltılmalıdır.
 
6) Burun içini parmakla temizleme alışkanlıkları bırakılmalıdır.
 
7) Sıcak ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
 
8) Çok sıcak duş alınmamalıdır.
 
9) Kullanımı zorunlu değilse aspirin ve benzeri ağrı kesicilerden uzak durulmalıdır.

Kanamanın devam etmesi durumunda acil müdahale gerekebilir

Tüm koruyucu önlemlere karşın devam eden burun kanamalarında tampon uygulaması ve kanama odağının koterizayon işlemi ile yakılması yapılmaktadır. Bazen burun kanaması hayatı tehdit edecek şekilde şiddetli olabilmektedir. Bu durumda hastaya kanama durdurulması işlemi ile beraber acil ilk yardım müdahalesi de yapılmalıdır.

Havuz Keyfiniz Mantar ve Enfeksiyon Hastalıkları ile Son Bulmasın

Yazın kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu ve mantar sık görülüyor

Havuzlar temiz tutulmak amacıyla genellikle klor kaynaklı dezenfektanlar ile temizlenmektedir. Havuz enfeksiyonlarının ortaya çıkmasının en önemli sebeplerinden biri de havuz suyu içerisinde bulunan klordur. Klor, vajen florasını bozan bir dezenfektandır. Vajenin doğal yapısını saran yararlı bakterilerin ölmesine yol açarak mantar gibi diğer organizmaların ortamda üremesine neden olmaktadır. Bunun sonucunda enfeksiyonları tetikleyebilmektedir. Yani birçok insanın ortak kullanım alanı olan havuzların kirli olmasının yanı sıra aşırı klorlu olması da kadınlarda vajinal enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Havuzlar, sadece vajinal enfeksiyonları değil idrar yolu enfeksiyonlarını da tetiklemektedir. Kadınlarda idrar yolunun kısa olması ve enfeksiyonların bu kısa yoldan hızlı bir şekilde mesaneye ulaşmaları sebebiyle sistit de denilen alt idrar yolu enfeksiyonu görülmektedir.

Kaşıntı ve batma hissi ortaya çıkabiliyor

Vajen florasında bulunan doğal bakteriyel organizmalar kadınların enfeksiyonlara karşı en önemli savunma mekanizmasıdır. Bu organizmaların kirli su, klor ve hatta sabun ile temas etmesi enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Vajinal enfeksiyonlar birçok farklı şekilde görülebilir. Havuz enfeksiyonlarının en önemli belirtisi vajinal akıntılardır. Tanı akıntının yapısına ve kültür sonuçlarına bakılarak konulmaktadır. Bu akıntılar; kafif kıvamlı, renkli ve kokulu olabilirler. Bu bölgede kaşıntı, batma ve sızlama hissi de görülebilmektedir.

Tedaviye geç kalınırsa enfeksiyon yayılabilir

Kadınlarda görülen havuz enfeksiyonlarının tedavisinde öncelikle enfeksiyona neden olan etken maddenin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu etken mantar ise mantara yönelik, bakteriyel ise bakteri ile ilgili tedavilere başlanmalıdır. Tedavi hem rahatsızlığı iyileştirici hem de sorunun tekrarlanmaması için koruyucu özellikte olmalıdır. Kısa bir tedavi sürecinden sonra hastanın akıntı ve kaşıntı gibi şikayetleri geçecektir. Burada en önemli nokta tedaviye erken dönemde başlanmasıdır. Bu tip enfeksiyonların tedavisinde geç kalındığı takdirde; vajinal akıntılar kasık boşluklarına yayılarak daha ciddi enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Çünkü kadınların genital sistemleri, rahim ve tüpler kanalıyla kasıklara açılmaktadır. Enfeksiyonlar tedavi edilmedikleri takdirde kasık boşluklarına kadar yayılabilirler.

Kadınların havuz enfeksiyonlarından korunmaları için dikkat etmeleri gerekenler

•Klor seviyesi uygun ve temiz havuzlar tercih edilmelidir.

•Havuza girmeden önce duş alınmalıdır.

•Havuzda 30-40 dakikadan daha uzun süre kalınmamalıdır.

•Havuzdan çıktıktan sonra hemen duş alınarak vücut klorlu sudan arındırılmalıdır.

•Mutlaka yedek mayo veya bikini bulundurulmalı, ıslak mayo hemen değiştirilmelidir.

•Havuza girmeden önce vajinal tampon uygulaması tercih edilebilir. Ancak havuzdan çıkar çıkmaz tampon çıkarılmalıdır.

•Vajinal bölge kesinlikle nemli bırakılmamalıdır.

•Mümkün olduğunca havuz yerine deniz tercih edilmelidir.

•Enfeksiyon başlangıcı görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

İstanbul Marriott Hotel Asia’ya En İyi Yükseliş Gösteren Otel Ödülü

Diyabet Hastalarına Sağlıklı Tatil Önerileri

Suyu da ilaç gibi düşünün

Diyabet hastalığı, tüm vücudu etkileyen ve zayıf düşürebilen bir rahatsızlıktır. Bu nedenle normal çevre koşullarının değişikliklerine karşı dirençleri azalmaktadır. Çevre koşullarının değişiminden daha fazla etkilenmekte ve sağlık durumlarından daha fazla zarar görmektedir.  Bu sebeple bazı kronik hastalığı bulunan bireyler gibi diyabet hastalarının da çok dikkatli olması gerekmektedir. Özelikle sıcak yaz aylarında aşırı sıcak ve bunaltıcı hava nedeniyle hastalar sıvı kaybı oluşumuna daha eğilimlidir. Bu nedenle bu dönemde sıvı alımı mutlaka artırılmalı ve ilaç gibi düşünülerek günlük olarak belli saatlerde su veya sıvı içecekler tüketilmelidir.

Cilt yanıklarına çok dikkat edilmeli

Sıcağın etkisi ile de ani ve hızlı bir su kaybı olabilmektedir. Sıvılar genel olarak su olabildiği gibi mineral içeriği zengin maden suyu şeklinde de olabilmektedir. Özellikle idrar söktürücü kullanan hastaların mineral kaybına daha yatkın olmaları nedeniyle mineral içeriği fazla olan maden suyunu tercih etmeleri önerilmektedir. Direkt gelen güneş ışını etkisi ile ciltte yanık oluşturabilmekte ve süreye bağlı olarak bu yanıklar açık yaraya dönüşebilmektedir. Diyabetli hastalar doğrudan güneş altında kalmamalıdır. Özellikle bronzlaşmak için yapılan güneşlenme sırasında mutlaka koruyucu faktörü yüksek olan güneş kremlerinin kullanılması gerekmektedir.

Kumsalda ve taşlık alanda çıplak ayakla dolaşmayın

Özellikle diyabetlilerde yara iyileşme hızı düşük olduğu düşünülürse, bu hastaların yaralanmamaya özen göstermesi gerekmektedir. Bunun, için yalın ayak dolaşılmaması,  denize girerken bile sandaletlerin çıkartılmaması, yanık oluşturacak kadar uzun süre güneş altında yatılmaması gerekmektedir. Ayrıca bazı diyabetli hastalarda duysal sinirlerin bozulması nedeniyle sıcak hissi azaldığı için kumlara kesinlikle çıplak ayak ile basılmaması gerekmektedir.

Günde en az yarım saat egzersiz vücudu dinç tutar

Tüm bunların yanında diyabet ve tatil özel bir ikilidir. Çünkü diyabet belli bir disiplin çerçevesinde diyet ayarlanması gereken bir durum iken tatil kavramı diyetin unutulduğu veya mola verildiği bu süre olarak bakılmaktadır. Asla bir öğünden fazla yemek tüketilmemesi gerekmektedir. Kendinizi ödüllendirmek için alacağınız aşırı kalori daha sonra size sadece şeker yüksekliği olarak geri dönmektedir. Aynı zamanda kısa süre içinde alınacak aşırı kalori kan şekerinin tehlikeli sınırlara çıkmasına ve şuur kaybına neden olabilmektedir. Tatil sırasında yapılan diğer bir hata ise normal diyabetli hastaların yapması gereken düzenli egzersizlerin ihmal edilmesidir. Bu nedenle egzersizlere ara vermeden günlük en az yarım saat olacak şekilde devam edilmesi gerekmektedir. Bu egzersizleri güneş altında yapmaktan kaçınılması gerekmektedir. Tatilde kan şeker yüksekliğinin kontrol edilmesi daha önemlidir. Çünkü normal rutin hayatın ve diyetin dışına çıkılmış olunmaktadır.

Çocuğunuzu Güneş Çarpması ve Yanık Riskinden Koruyun

Bebekler ve çocuklar güneşe karşı daha hassas

Çocukların cildi, yaşamın ilk yıllarında çok ince olduğu için güneşe karşı hassastır. Çocukları dışarı çıkarırken mutlaka güneş koruyucu sürmek gerekir. Güneş kremi seçerken de mineral filtre içermesi ve bebeğe alerji yapmayacak özellikte olmasına dikkat edilmelidir. Kimyasal filtre içeren güneş kremlerinde alerji riski daha yüksektir. 1 yaş altı bebeklerin cildi büyük çocuklara göre daha hassastır ve uygulanan her türlü kremin emilimi daha fazladır. Bu nedenle 1 yaş altı güneş kremi seçerken mutlaka doktora sorulmalıdır.

Çocuğunuzu güneşe çıkarmadan 15 dakika önce koruyucu ürün uygulayın

Çok açık tenli, renkli gözlü çocuklar ile 1 yaş altı bebeklerde 50 faktör ve üzeri güneş kremleri tercih edilmelidir. Ten rengi koyu, esmer çocuklarda ise 30 faktörlü güneş kremi yeterli olur. Çocuklar dışarı çıkarılmadan en az 15-20 dakika önce krem uygulanmalıdır. Güneş kreminin koruma süresi en fazla 3-4 saattir. Eğer çocuk yarım saatten fazla dışarı zaman geçirecekse güneş kreminin sık sık yenilenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Güneş kremini önce test edin

Bazı güneş kremleri çocuklarda cilt alerjilerine sebebiyet verebilir. Bunun için test edilmelidir. Güneş kremi güneşe çıkmadan bir gün önce çocuğun koluna küçük bir alana sürülür ve yara bandı ile kapatılır. Ertesi gün dışarı çıkıldığında, güneşin altındayken yara bandı çıkarılır. Eğer 15 dakika içinde o bölgede kızarıklık, şişlik ya da kaşıntı olmuyorsa bu güneş kremi kullanılmaya devam edilebilir. Geçen seneki tatilden kalan güneş kremleri ise asla kullanılmamalıdır.

10.00-16.00 saatleri arası güneşe çıkılmamalı

Güneş ışınlarının dik geldiği, dolayısıyla en etkili olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında asla güneşe çıkılmamalıdır. Hava bulutlu bile olsa güneş kremi mutlaka sürülmelidir. Güneşin olmaması zarar vermeyeceği anlamına gelmemektedir. Bu nedenle bu saatlere dikkat etmek ve her havada gerekli önlemleri almak önemlidir.

Çocukların kıyafet seçimine dikkat!

Yaz aylarında çocuklara ince, hafif ve pamuk giysiler giydirilmelidir. Terleme ihtimalleri çok yüksek olduğu için de sık sık kıyafetleri değiştirilmelidir. 1 yaş altı bebekler özellikle baş bölgesinden çok terleyebilir, üşür korkusuyla kalın şapkalardan kaçınılmalı, bahar ve yaz dönemleri için sadece rüzgarı engelleyecek pamuklu şapkalar tercih edilmelidir. Giysiler kadar bebek arabalarının veya oto koltuklarının kumaşlarının da terletebileceği dikkate alınmalıdır.

Güneş çarpmalarına karşı bol sıvı tüketilmeli

Yaz aylarında uzun süre güneş altında kalan çocuklarda güneş çarpmaları olabilir. Çocukların ateşi yükselir ve halsizlik gözlenir. Terleme sonucu sıvı kaybı oluşur ve güneş çarpması olan çocuğun sıvı ihtiyacı artar. Bu nedenle bol bol su içirilmeli, vücut sıcaklığı normalin üzerindeyse ateş düşürücü ilaçlar kullanılmalıdır. Yaz aylarında güneşin vurduğu araç içinde çocuklar uzun süre bırakılmamalıdır. Özellikle 1 yaş altı bebekler için bu ısı tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Çocukluk dönemi güneş yanıkları kansere zemin hazırlıyor

Cilt kanserinin en önemli nedeni, çocukluk çağındaki güneş yanıklarıdır. Hayatında bir kere su toplamış güneş yanığı olan bir çocuğun, cilt kanserine yakalanma riski yanığı olmayanlara göre iki kat fazladır. Her yanık ile bu risk iki kat artar. Cilt kanserinden korunmanın en iyi yolu, cilt yanıklarını önlemektir. Eğer çocukta güneş yanığı olduysa;

 
· Soğuk banyo yaptırılabilir ve yanık yerler günde birkaç kez soğuk su ile ıslatılmış steril bir bezle silinebilir.
 
· Bol bol su içirilmelidir.
 
· Nemlendirici kremler sürülmelidir.
 
· Deri su toplar ve patlarsa, üzerindeki ölü deriyi temiz, küçük bir makasla temizlemek gerekir. Sonra da antibiyotikli bir krem sürülmelidir.

 
Havuzdan bulaşan enfeksiyonlar için önlem alınmalı

Havuzda yüzme ile bulaşan enfeksiyon hastalıkları başlıca göz ve deriyi tutar. Gözde kızarıklık, çapaklanma, akıntı ve sulanma ile seyreden konjoktivit, antibiyotikli göz damlaları ile tedavi edilir. Bu durumlardan korunmak için havuz gözlükleri kullanılmalıdır. Havuzda yayılması kolay olan bir diğer enfeksiyon hastalığı da mantar ve iltihabi enfeksiyonlarıdır. Bunlara karşı önlem almak için havuza girmeden önce ayak mantarlarına karşı kullanılan özel bir solüsyondan geçmek gerekir.

Tatil Keyfiniz Hastalıkla Son Bulmasın

Plajlar da deniz ve özellikle de havuz gibi ortak kullanım alanı olduklarından temiz ortamlar değildir. Kuma serilen havlu ile kurulanmak enfeksiyon etkenleri ile temas riskini artırır. Bu nedenle kurulanmak için kullanılan havlu ile şezlong üzerine ya da kuma serilen havlunun ayrı olmasına dikkat edilmelidir.

Havlunuzu sermeden şezlonga oturmayın

Tatilde enfeksiyon kapmamak için havuz çevresi, duşlar, soyunma kabinleri ve şezlongların temizliğine dikkat edilmelidir. Günde en az bir kez bu alanların temizliği yapılmalıdır. Şezlonglar da ortak kullanım alanında olduğu için direkt temastan kaçınılmalıdır. Mutlaka üzerine örtü veya havlu serilmeli, şezlong için kullanılan havlularla yüz ve vücut kurulanmamalıdır.

Durgun ve köpüklü deniz hasta edebilir

İyi temizlenmeyen ve sirkülasyonu fazla olmayan durgun havuzlarda birçok hastalık tehlikesi vardır. Genital mantar enfeksiyonları, ishal, idrar yolu enfeksiyonu, hepatit A, göz, kulak ve cilt enfeksiyonları havuz suyunun neden olduğu hastalıklardır. Deniz suyu tuzlu olduğu için hastalık yapıcı mikroorganizmaların yaşaması daha zordur. Ancak durgun, kirli ve yüzeyi köpüklü denizler de aynı havuzlar gibi enfeksiyon riski taşır.

Havuz kalabalıksa kenarda oturmayı tercih edin

Hepatit A, birçok ishal ve bağırsak paraziti etkeni ağız yolu ile bulaşır. Kirlenmiş havuz ve deniz suyunun yutulması ile mikroplar sindirim sistemine ulaşmakta ve hastalıklar oluşmaktadır. Özellikle kapasitesini aşan havuzlarda ve çocuk havuzlarında bu risk çok fazladır. Tatilden son birkaç gün içinde ishal olanların ve özellikle de çocukların havuza girmemesi gerekir.

Her suya girip çıktığınızda mayonuzu değiştirin

Genital mantarların en önemli nedeni nem ve ıslaklıktır. İyi temizlenmeyen ortak kullanım alanlarında bu hastalıklar çok daha kolay bulaşır. Islak mayo ile beklememek, havuzdan çıktıktan sonra duş alıp iyi kurulanmak ve mayoyu değiştirmek olası enfeksiyon riskini azaltacaktır.

Açık büfe yiyeceklerin cazibesine kapılmayın

Tam pansiyon ya da her şey dahil otellerde açık büfelerde sunulan yiyeceklere dikkat edilmelidir. Uzun süre açıkta kalan özellikle sütlü, kremalı, mayonezli, etli yiyeceklerde sıcağın etkisiyle çoğalan bakteriler gıda zehirlenmesi ve ishale sebep olabilir. Su tüketimine de özen gösterilmelidir. Kapalı kapaklı su şişeleri kullanılmalıdır. İçeceklere konulan buzların da temiz sulardan hazırlandığından emin olunmalıdır. Havuzlarda bulaşabilecek hastalıkların yanı sıra; sauna, hamam gibi ortamların da temizliği ve bakımı uygun koşullarda yapılmadığında; mantar gibi enfeksiyonlara zemin hazırlar. Bunun için havlu ve terlik gibi kişisel malzeme kullanımına dikkat etmek gerekir. Grip tehlikesi yazın da devam etmektedir. Farklı iklim, kalabalık, plajlar, klimaların da etkisi ile özellikle çocuklar, yaşlılar ve gebeler daha fazla risk altındadır. Buna sebep olan virüsler kışın görülen grip virüslerinden farklı değildir. Bu durumda bol sıvı tüketimi ve yatak istirahatı çok önemlidir.

Usta Belgeselci Cemal Gulas Ekspedisyonuna Ataşehir’den Başladı

Çocuklarınızı Tatil Hastalıklarından Koruyun

Çocuklardaki yaz hastalıkları arasında güneş çarpması, ishal ve kusma ile giden bağırsak enfeksiyonları, hepatit A, havuz enfeksiyonları; dış ve orta kulak enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, üst solunum yolu enfeksiyonları, deride mantar, böcek sokmaları, alerjik reaksiyonlar ve kırık çıkık gibi travmalardır.
Çocuğunuz kulak ağrısından şikayet ediyorsa…

Kulağa dışardan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar, önce kaşıntı, ardından iltihaplı, pis kokulu akıntılara neden olabilir. Kulakta zaten normal olarak salgılanan sarı-kahverengi buşon kirli suyu çeker, şişer, içindeki mikrobun hastalık yapmasını kolaylaştırır.  Kötü kokulu, beyaz, sarı veya yeşil akıntı görüldüğü takdirde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

Deniz ve havuza girerken dikkat!

Damlacık enfeksiyonu olarak nefes yoluyla vücuda giren mikroplar, üst solunum yolu, boğaz enfeksiyonu yapabilir. Ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar, çok daha ağır tablolara dönüşebilir. Ayrıca suya dalma, boğazdaki potansiyel hastalık mikroplarının daha derinlere taşınmasına ve sinüzit oluşmasına yol açabilir. 

Çocuğunuz her suya girip çıktığında mayosunu değiştirin

Özellikle kız çocuklarda daha sık görülür. Islak mayo ile bekleme, yeterli temiz olmayan suya girme veya su kenarında yerlere oturarak oynama, mikropların girişini kolaylaştırır.  İdrar yolu enfeksiyonu, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın ağrısı, ateş veya kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bazen bunların birçoğu birlikte olur. Erken tanı ve tedavi, ilerde oluşabilecek daha ciddi ve kalıcı rahatsızlıkları önleyecektir

Güneş çarpması

Çocuk uzun süre etkili güneş altında kaldığında, oyuna dalıp yeterli sıvı tüketmediğinde, bir süre sonra ateş, halsizlik gibi belirtiler başlayabilir. Vücuttan kaybedilen suyun içindeki sodyum, potasyum gibi elementlerin eksikliği de belirtileri şiddetlendirir. Su kaybının şiddetine göre şoka kadar varan tablolar oluşabilir. Bu durumda serin bir yerde dinlenmesi sağlanmalı, bol su verilmeli ve şikayetle devam ettiği takdirde bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.
Güneş yanıkları ileriki yıllarda kanser tehlikesine neden olabilir

Yazın en sık görülen rahatsızlıklardan biri de güneş yanıklarıdır. Güneş ışınları 45 dereceden daha dik iken güneş altında kalınmaması gerekir. Kişi suyun içindeyken de güneş yakıcı etkisini sürdürmektedir. Bu nedenle çocuklarda, 30 faktör civarındaki koruyucu güneş kremleri kullanılması uygundur. Bu ürünlerin güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi, her 3 saatte bir de tekrarlanması önemlidir. Özellikle yüzü korumak için de kıyıda oynayan çocuklara geniş kenarlı şapka takmak yararlı olabilir.  

Sinek böcek sokmalarına karşı önlem alın

Sinek böcek sokmaları da kaşıntıya, ardından deride iltihaplı yaraya neden olabilir.  Geceleri mümkünse koruyucu tül perdeli yatak kullanmalıdır. Özellikle bebeklerde ciltten emilim çok olacağı için cilde sık sık kimyasal sinek kovucu sürmek doğru değildir. Yaz akşamlarında uzun kollu, ince, hava alan pamuklu giysilerle sineğin sokabileceği alanı azaltmak gerekir. Geceleri, sineklikli odanın ilaçlanıp yatmadan önce iyice havalandırılması da uygun bir yöntemdir. Sinek, böcek sokmasında antihistaminik ve ek ilaçlar içeren kaşıntı önleyici krem, merhem ve losyonlar kullanılabilir. 

Soğuk su deri alerjilerine neden olabilir

Çocuk açık alanda oynarken bazı bitkilerin temasına bağlı kızarma, kaşınma olabilir. Direkt güneş ışığına bağlı deride kızarma, kaşınma, hatta ödem gelişebilir. Bazen soğuk su, hatta sadece su bile deride ürtiker ve anjioödem denen kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı yapabilir.  

Yazın ortak kullanılan eşya ve yiyecekler Hepatit A’ya neden olabiliyor

Hepatit A denilen bulaşıcı sarılık türü, özel bir virüsün bulaşmasıyla olur. Kirli su, gıda, kirli el en önemli bulaşma araçlarıdır. Basit bir enfeksiyon gibi halsizlik, ateş şikayetleriyle başlayıp, kusma, karın ağrısı eklenebilir. İdrar renginde portakal kabuğu gibi koyu sararma, göz akında sararma ile belirginleşir. Bulaşıcıdır, iyileşmesi uzun zaman alabilir.  Artık çocuklar bu hastalıktan da aşı ile korunabilmektedir. 1,5 yaşından itibaren yapılabilen, 6 ay ara ile 2 doz aşı korumada önemli rol oynar. Hepatit A’dan korunmanın diğer yolları arasında Hepatit A geçiren kişilerin mikrobu bulaştırmalarını önlemek için el ve tırnak temizliğine son derece dikkat etmek gerekir. İç çamaşırlarını, çarşaflarını ve tuvaletlerini solüsyonlar ile temizlemek, hastaya bakan hemşire, doktor, hasta bakıcı ve aile bireylerinin de ellerini sık sık mikrop önleyici sıvılarla yıkamaları bu hastalıktan korunmada son derece önemlidir.

Piknik Yaparken Kene Tehlikesine Karşı Önleminizi Alın

Virüs hayati tehlikeye neden oluyor
 
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden olan “Nairovirus” keneler, arasında enfeksiyon yaparak yayılır. Keneler, küçükbaş hayvanlardan kan emerken aldıkları virüsleri büyükbaş hayvanlara ve insanlara bulaştırır. Virüs, hayvanlarda belirtisiz bir enfeksiyona sebep olurken; insanlarda ölümle sonuçlanan, kanamalarla seyreden ciddi bir hastalığa neden olmaktadır.

Risk grubundakiler dikkat

1- Kırsal kesimde yaşayan, hayvanlarla ilişkisi olanlara, kırsal kesimde özellikle çalılıklar ve otların olduğu yerlerde piknik, av veya çeşitli amaçlarla bulunanlara bulaşabilmektedir.

2- Veterinerler, avcılar, kasaplar ve çiftçilerde, meslek hastalığı olarak görülebilir. Ayrıca bu hayvanların etlerinin hazırlanması sırasında ev hanımlarına ve bu işle uğraşanlara bulaşma riski yüksektir. 

3- Doktor, hemşire ve sağlık memuru ve laborantlar gibi sağlık görevlileri ile evde hasta bakan hasta yakınlarına bu yolla bulaşabilmektedir. 

Yüksek ateş, baş ağrısı ve kusma görülebilir 

 
Bir kenenin insandan kan emmesi ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkması arasında ortalama 2, (1-3) günlük bir kuluçka zamanı geçmektedir. Hastalığın ilk belirtileri iştahsızlık, baş ağrısı, yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, mide ağrısı, kusma ve bazen de ishal şikayetleri ile kendisini gösterir. Birkaç gün içinde gözlerde ve yüzde kızarıklık, göğüste noktasal kanamalar, vücutta yaygın cilt altı kanamaları, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan bulunması gibi ciddi kanama bozukluğu bulguları görülebilir.

Akciğer, karaciğer ve böbrek yetmezliğine sebep olabilir

 
Ağır vakalarda,  hastalığın beşinci gününden sonra karaciğer ve böbrek yetmezliği ile akciğer yetmezliği ve santral sinir sistemi bozuklukları gelişebilir.  Hastalar genellikle hastalığın 2. haftasında karaciğer, akciğer veya böbrek yetmezliği tablosu ya da DIC (yaygın damar içi pıhtılaşma bozukluğu) nedeni ile kaybedilirler.

Vakit kaybetmeden doktora başvurun
Bu hastalıkta etkene yönelik bir tedavi ajanı olarak ilaçlardan faydalanılabilir. Hastalara destekleyici tedavi yapılarak organizma hastalığı atlatana kadar bozulan fizyolojik dengeyi korumak ve hastanın ihtiyacı olan destek sağlanmalıdır. Bu amaçla yapılacak tedavi girişimleri arasında; sıvı ve elektrolit dengesinin korunması, pıhtılaşma bozukluğu gelişenlere taze kan ve pıhtılaşma faktörü verilmesi, ağızdan beslenemeyen hastaların uygun yöntemlerle beslenmelerinin sağlanması, yüksek olan ateşin kontrol altına alınması ve şikayetlerin giderilmesi için gereken tedavilerin yapılması sayılabilir. Kontrol altında tutulan hastalardı iyileşme süreci 10. günden sonra başlar bu süreç bazı vakalarda dört haftaya kadar uzayabilmektedir.

Açık renkli elbiseler giyin

 
Hastalıktan korunmak için bir dizi önlem alınmalıdır. Bunlar şu şekilde özetlenebilir:

•Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nden korunmak öncelikle hastalığa neden olan virüsü taşıyan kenelerden uzak durmak ile mümkündür. Kene yönünden şüpheli ve tehlikeli olan bölgelerden uzak durulmalıdır.

•Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda, çıplak ayakla dolaşılmamalı, kısa giysiler giyilmemeli, mümkünse açık renkli (kenelerin kolaylıkla fark edilebilmeleri açısından), uzun kollu ve uzun paçalı giysiler giyilmelidir.

•Vücuda yapışan keneler kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi) alınmalıdır.

•Kenelerin üstüne kimyasal dökülmesi, kibrit ile yakılması gibi işlemler kenelerin hastalık etkenlerini aktarma riskini artırabilir. Bu tarz uygulamalardan kaçınılmalıdır.

•Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lastik çizme giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine sokmaları kenelerden koruyucu olabilmektedir.

•Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için böcek kaçıran ilaçlar dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır.

•Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkân vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.

•Kene bulunan hayvan barınakları ilaçlanmalıdır.

•Hastalarla temastan kaçınılmalı, zorunlu olarak temas edenler ise mutlaka gerekli tedbirleri almalıdırlar.
•Hasta kimselere ait eşyalar uygun şekilde dezenfekte edilmelidir.

Ataşehir Belediyesi İlçedeki Engelli Çocukları ve Ailelerini Tatile Gönderdi

Engelli çocukları ve ailelerini tatil ile buluşturan proje kapsamında bu yıl 3 tur daha düzenlenecek.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Sosyal Yaşamın Başkenti İstanbul

Medya Takip Merkezi (MTM) tarafından, 2014 yılında yurt çapında gerçekleşen 25 bin 701 etkinliğin analiz edildiği araştırmaya göre İstanbul 12 bin 395 etkinlikle açık ara önde. İstanbul'u, başkent  Ankara 3 bin 427 etkinlik ile ikinci sırada izliyor. Tatil bölgelerindeki yaz konserlerine rağmen İzmir ancak bin 593 etkinlikle üçüncülüğe yerleşti. Turizmin başkenti Antalya 858 etkinlik ile dördüncü sırada. Bursa da 694 etkinlik ile ilk beşe girmeyi başardı.

2013 yılındaki verilere bakıldığında sıralamanın bu sene de değişmediği görüldü. Yani "üç büyük şehir" sıralaması özelliği korunmuş oldu. İlçeler bazında yapılan incelemede ise 3 bin 667 etkinlikle başı çeken İstanbul'un Beyoğlu İlçesi oldu. 2 bin 567 etkinlik düzenlenen Ankara'nın Çankaya İlçesi ikinci, İstanbul'un  Şişli İlçesi de bin 628 etkinlik ile üçüncü sırada. İllerde üçüncülüğü elde eden İzmir’in bu kategoride Konak İlçesi ile sadece altıncılığı yakalayabildiği sıralamada Beşiktaş ve Kadıköy "ilk beşte biz de varız" dedi.

2014'TEKİ ETKİNLİKLERİN İLÇELERE GÖRE DAĞILIMI

 
No    İlçeler    Adet
1    Beyoğlu    3.667
2    Çankaya    2.567
3    Şişli    1.628
4    Beşiktaş    1.484
5    Kadıköy    1.349
6    Konak    709
7    Fatih    578
8    Bakırköy    551
9    Sarıyer    489
10    Osmangazi    353
 
 
2014'TEKİ ETKİNLİKLERİN İLLERE GÖRE DAĞILIMI
 
No    İller    Adet
1    İstanbul    12.395
2    Ankara    3.427
3    İzmir    1.593
4    Antalya    858
5    Bursa    694
6    Muğla    425
7    Adana    335
8    Eskişehir    301
9    Mersin    296
10    Gaziantep    278

* MTM Medya Takip Merkezi'nin araştırmasına göre, sonuçlar 81 ili ve 80'in üzerinde etkinlik türünü kapsamaktadır.

 
 
2014'TEKİ ETKİNLİKLERİN KATEGORİLERE GÖRE DAĞILIMI
 
No    Kategori    Adet
1    Müzik /Eğlence    7.500
2    Kültür/Sanat    6.975
3    Siyaset    4.047
4    İş Yaşamı    3.032
5    Spor    2.576
6    Yaşam    1.565
 
Siyaset kategorisi üçüncülükle yetinmek zorunda
 
Medya Takip Merkezi tarafından etkinlikler kategorilere göre de analiz edildi.
 
Derlenen verilere göre, zirvede müzik/eğlence var. Bu kategoriyi birinciliğe taşıyan 7 bin 500 etkinliğin ardından, kültür/sanat gösterileri, sunum ve sergiler ile 6 bin 975 organizasyonla zirveye çok da uzak olmadığını gösterdi.

Siyasi etkinlikler ise Türkiye'nin baş döndürücü gündemi ve sık aralıklarla gerçekleştirilen seçimlere rağmen üçüncülük koltuğunda oturuyor. Siyaset kategorisi 2014 içinde gerçekleştirilen 4 bin 47 etkinlikle, eğlence ve kültürün ardında geldi.

 
2014'TEKİ ETKİNLİKLERİN TÜRLERE GÖRE DAĞILIMI
 
No    Etkinlik Türü    Adet
1    Konser    6.730
2    Tiyatro    2.409
3    Müsabaka/Maç    2.186
4    Program    1.157
5    Gösteri    981
6    Basın toplantısı    936
7    Festival/Şölen    897
8    Toplantı    759
9    Fuar    601
10    Parti    578
Konser türü yine zirvede

80’den fazla etkinlik türünü kapsayan araştırmada, türlere göre yapılan incelemede 2014’ün galibi yine konserler oldu. Yurt çapında 6 bin 730 konser verilen 2014'te tiyatro türündeki etkinlikler ikinciliğe yerleşti.  2 bin 409 adet tiyatro performansını, spor karşılaşmaları ve maçlar takip etti. Sporun hararetle takip edildiği ülkemizde 2014 yılı boyunca 2 bin 186 spor karşılaşması gerçekleşti. Bin 157 etkinlikle dördüncülüğe yerleşen program türü, 981 etkinlikle beşinci olan gösteri türünü az bir farkla geçti. Fuar ve parti türlerinin son sıralarda yer aldığı tabloda festival/şölen türü ise orta sıralarda yer aldı.

Üstelik konser türünün zaferi bununla sınırlı da değil. İl beşteki şehirlerin hepsinde konser etkinlikleri birinci sırada. 2014 boyunca, İstanbul’da 3 bin 856, Ankara’da 641, İzmir’de 514, Antalya’da 284 ve Bursa’da 198 konser organizasyonu yapıldı.

İstanbul ve İzmir illerinde, konserlerin hemen ardından tiyatro etkinlikleri ikinci sırada geliyor. Başkent Ankara’da ise sürpriz olmayan bir ikincilik söz konusu. Siyaset gündemi yoğun başkentte basın toplantısı türü konser ve tiyatroyu sollayarak ikinciliğe yerleşiyor.  Yaz etkinlikleriyle ünlü Antalya’da gösteri türü, sporsever Bursa’da ise müsabaka/maç kategorisi konserin hemen ardında yer alıyor.
* MTM Medya Takip Merkezi'nin araştırmasına göre, sonuçlar 81 ili ve 80'in üzerinde etkinlik türünü kapsamaktadır.

MTM Hakkında:

İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

İSPARK 100 Milyon Liralık “Tekne Park” Yatırımı Yapacak

100 milyon TL tekne park yatırımı yapacağız.

ulkeajans.com sitesinin haberine göre farklı ülkelerde yer verilen “Dünya Marinalar Konferansı’nın” medeniyetlerin başkenti İstanbul’da düzenlenmesi ve ev sahibi olunması dolayısıyla büyük mutluluk duyduklarını belirterek sözlerine başlayan İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik, “İki kıtanın birleşme merkezi olan İstanbul marinalar sektörüne yön verecek konuma ve avantajlara sahip bir kent. İstanbul’un kıyı uzunlukları marina faaliyetlerinin yapılması için uygun bir yapıya sahip. Yatırımcıların bu koyları değerlendirerek proje geliştirmesi sektörün gelişmesine büyük katkı sağlayacak.  İnanıyorum ki siz değerli katılımcıların bilgi ve proje paylaşımıyla marina sektöründe bizim tekne park adını verdiğimiz sistemle ortak işbirliği ve yeni gelişmelere ışık tutacağız. Ortak proje ve fikirlerin ilk adımını atacağız.” dedi.

 
Çevik, “İstinye ve Tarabya’nın ardından Bebek,Paşabahçe,Beykoz ve Kuruçeşme de olmak üzere yeni projeleri hayat geçireceğiz. Bu 4 noktada tüm işlemlerimizi tamamladık. Kısa zamanda start vereceğiz. Hemen ardından aralarında Çengelköy, Çubuklu ve Arnavutköy’ün de olduğu 10’un üzerinde yaklaşık 100 milyon TL’lik bir yatırımla yeni tekne parklar hizmete açacağız. ”dedi.
 
Denizcilik sektörünün gelişimine katkı sağlayacak sunumda Çevik, İstinye ve Tabyada hizmete açılan ‘’Tekne Park’’ projesi ile ilgili katılımcılara bilgi verdi. Akdeniz çanağında başarıyla uygulanan marina faaliyetlerinin turizm gelirlerinin önemli bir ayağını oluşturduğunu belirten Çevik, ülkemizde ve İstanbul’da yapılacak marinaların ekonomik anlamda turizmi daha da canlandıracağını vurguladı.

Geleceğin Marinaları…

Bu yıl sekizincisi düzenlenen dünyaca ünlü konferansın ana temasının  “Geleceğin Marinaları” olduğunu da söyleyen Çevik, Bu organizasyon geniş bir bilgi birikimi ve uygulama alanına sahip konuşmacıları bir araya getirmenin yanı sıra marina sektöründeki ürünlerin ve son gelişmelerin ortaya çıkacağı ideal bir platform olacak.” diye sözlerine ekledi.

 
Çevik ayrıca, Türkiye’de marinacılık sektörünün gelişimi, sorunları ve çözüm yolları, ekonomik ve ticari gelişimi, turizmdeki payı, İstanbul’da marina park faaliyetleri, marina ihtiyaç ve beklentileri gibi konuları katılımcılarla paylaştı.
 
2-4 Haziran tarihleri arasında fikir ve projelerin paylaşılması amacıyla düzenlenen konferansta; İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik, DENTUR Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Sirkecioğlu, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Cemalettin Şevli, OBE Peter Methven, Westrec Marina Gary Groenewold,Doğuş Marina Mattew Bate,Uluslararası Yat Limanları Birliği Julian Goldie’nin de aralarında bulunduğu dünyanın dört bir yanından alanında uzman konuşmacılar yer alıyor.

Çocuklarda Havuz ve Deniz Kaynaklı Enfeksiyonlara Dikkat

Tekrarlayan güneş yanıkları cilt kanserine yol açıyor

Uzun süre güneşe maruz kalındığında ciltte önce kızarıklık yani birinci derece yanık oluşur. Cilt üzerindeki su dolu kabarcıklar ise ikinci derece yanıkları işaret etmektedir. Güneş yanıklarına karşı günde 3-4 defa, 10-15 dakika kadar soğuk musluk suyuyla kompres yapılması gerekmektedir. Ayrıca çocuklar için özel olarak üretilmiş güneş yanığı kremleri kullanılması, 3-4 saat ara ile bunun tekrar edilmesi gerekmektedir. Tekrarlayan güneş yanıklarının cilt kanserine yol açtığı unutulmamalıdır.

Gölge de güneşin zararlı etkilerinden korumuyor

Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 – 16.00 saatleri arasında çocukların güneşe çıkarılmaması gerekmektedir. Şemsiye altında veya gölgede bulunmak bile güneş ışınlarından korunmak için yeterli değildir. Ultraviyole ışınları, özellikle bir yaşın altındaki bebeklerin cildini olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocuklara yaz aylarında açık renk kıyafetler giydirilmeli

Çocukların yaz aylarında giydiği kıyafetler de büyük önem taşımaktadır. Öncelikle açık renk, pamuklu kumaştan bol giysiler giydirilmesi, başına siperlikli şapka takılması ve kaliteli güneş gözlüğü kullanılması gerekmektedir.

Kız çocuklarının deniz kenarında kuma oturarak oynaması tehlikeli

Islak mayo, kirli deniz ve kumsalda yere oturarak oynamak, mikropların vücuda girişini kolaylaştırmaktadır. Özellikle kız çocuklarında genital hijyeni olumsuz yönde etkilemekte, idrar yolu enfeksiyonuna yol açmaktadır. Tanı koymak için tam idrar tahlili ve kültürü yapılması gerekmektedir. Ardından çocukluk çağına uygun antibiyotik tedavisi, bol sıvı tüketilmesi ve sık iç çamaşırı değiştirilmesi önerilmektedir.

Havuz suyundaki klor kulak iltihabı ve sinüs problemlerine yol açıyor

Havuz veya deniz suyunun kulağa kaçması ile çocuklarda dış kulak yolu enfeksiyonları veya kulak zarı iltihabı görülebilmektedir. Enfeksiyona bağlı olarak kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişme, kulak akıntısı, tıkanma, işitme kaybı görülebilir. Havuz suyundaki klor, özellikle alerjik çocuklarda burun tıkanıklığı ve sinüs problemlerine yol açabilmektedir.

Yaz ishalleri en çok 0-5 yaş grubunda görülüyor

Günlük olarak suyun değiştirilmediği ve gerekli analizlerin yapılmadığı havuzlar yaz ishallerine davetiye çıkarmaktadır. Genellikle 0-5 yaş grubunda görülen hafif ishal vakalarında tedavi evde yapılmaktadır. Anne sütü alan bebeklerde emzirmeye devam edilir. Anne sütü almayan 6 aylıktan büyük bebek ve çocuklara alışık oldukları sıvı gıdaların yanı sıra pirinç lapası, muz, elma püresi, yoğurt, ayran gibi gıdalar verilmektedir. Öğün aralarında ise su verilmesi önerilir. Ağır ishal vakalarında hasta hastaneye yatırılarak damar yolu ile sıvı tedavisi uygulanmaktadır.

Anne Adaylarına Sağlıklı Tatil Önerileri

Hamilelik süresince özellikle ilk aylardan itibaren seyahat yapılabilmektedir. En güvenli dönemler 18 ile 24. hamilelik haftalarıdır. İlk 3 ayda görülen kanamalar ve son ayda doğumun başlama olasılığına karşın daha dikkatli olmakta fayda vardır. Uzun yolculuklarda uçak tercih edilebilir ama belli kurallara dikkat edilerek otomobil yolculukları da yapılabilmektedir. Yurtdışı seyahatlerine çıkarken anne adaylarının gerekli tüm tedbirleri alması ve acil durumlarda kullanılabilecek ilaçlar konusunda doktoruna danışması gerekmektedir.

Önceden erken doğum ve kanama gibi sorunlar yaşayan anne adayları dikkat

Hamilelikte erken doğum tehdidi, kanama gibi sorunlar yaşamış ve hala risk taşıyan hamilelerin uzun seyahat etmeleri sakıncalıdır. Diğer bir sorun hamilelikte meydana gelen varisler nedeniyle seyahatte hareketsiz kalındığında pıhtılaşma eğilimi nedeniyle sorun yaşanma ihtimali bulunmaktadır. Yaz tatilinde hamilelerin en çok zorlandıkları noktada sıcaklardır. Hamile anne adayları için tatil mekanının seçimi oldukça önemlidir. Hamileliğin hangi döneminde olursa olsun aşırı sıcak bölgeler anne adayı ve bebeğin sağlığı için uygun bölgeler değildirler.  Aşırı sıvı kaybı ve buna bağlı halsizlikler ve baygınlık hissi olabilmektedir. Ayrıca hamilelikte ciltteki renk hücrelerinin aktif olması nedeniyle yüzde çillerin artışı ve belli gölgelerdeki hamilelik lekeleri artış göstermektedir. Riskli hamilelerde güneş etkisiyle tansiyon yükselmesi olabilmektedir.

Günde 1 tane maden suyu ve bol sıvı tüketimi önemli

Yaz tatili yapan anne adayları denize ve havuza girebilir, yüzebilir ve kısa süreli güneşlenebilir. Hamilelerin güneşlenirken koruyucu kremleri kullanmaları önemlidir. Güneş ışınlarının uyarıcı etkisini azaltmak için mutlaka şapka ve güneş gözlüğü kullanmaları gerekmektedir. Tatilde ve güneşte bol sıvı tüketilmesi gerekmektedir. Günde 1 tane maden suyu elektrolit kaybına yardımcı olabilmektedir. Yeterli sıvı alınıp alınmadığını veya tahmin edilenden fazla sıvı kaybı olup olmadığını anlamanın en kolay yolu idrar rengidir. İdrar rengi açık çay rengi gibi koyulaşmışsa sıvı alımı azalmış veya sıvı kaybı artmış olabilmektedir.

Hamilelikte yapılabilecek sporlar hem sağlıklı hem de fit kalmanızı sağlar
 
Zeytinyağlı ve hafif yemekler tercih edilmeli ve kabızlık olmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir. Sokakta ve açıkta satılan yiyeceklerden ve açık sulardan uzak durulması gerekir. Tatil yerlerinde yapılan su sporları, dalış gibi spor aktiviteleri hamileler için risk taşımaktadır. Hamilelerin daha çok yüzme, yürüyüş, yoga ve pilates gibi hafif aktiviteleri yapması bebek ve anne adayının sağlığı açısından daha önemlidir.

Yolculuk yapacak anne adaylarının dikkat etmesi gereken kurallar;

Uçakla seyahat ederken rahat kıyafetler giyilmelidir.

Sırt için mutlaka destek amaçlı yastık kullanılmalıdır.

Ayaklar seyahat boyunca hareket ettirilmeli ve uygun zamanlarda uçak içinde küçük yürüyüşler yapılmalıdır.

Bol sıvı alınmalıdır.

Kahve çay gibi içecekler mümkün olduğunca az tüketilmelidir.

Eğer seyahat edilecek ülke, enfeksiyon riski taşıyorsa ya seyahat ertelenmeli ya da gitmeden önce gerekli tetkikler ve aşılar yaptırılmalıdır.

Emniyet kemeri karnın üstüne değil alt taraftan geçirilerek takılmalıdır.

Yolculuk esnasında aralarda atıştırmalar yapılmalı ve kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır.

Türkiye’de Gastronomi Turizminin Geleceği Okan Üniversitesi’nde Masaya Yatırıldı

Türkiye’nin en büyük gastronomi uygulama mutfağına sahip olan ve İstanbul’un ilk ve tek Gastronomi Yüksek Lisans Programı’nı hayata geçiren Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü tarafından düzenlenen “Turizmin Yükselen Yıldızı Gastronomi’den Nasıl Yararlanmalı?” panelinde sektörün tüm paydaşları gastronomi turizminin geleceğini tartıştı. Okan Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. İlkay Gök ve Turizm Gazetecileri ve Yazarları Derneği Başkanı Kerem Köfteoğlu’nun oturum başkanlığını yaptığı panele Gazeteci-Yazar Ahmet Örs, Gazeteci Müge Akgün, TUROB Başkan Yardımcısı Vedat Başaran, TURYİD Başkanı Kaya Demirer, Pronto Tour İç Turlar Operasyon Müdürü Müge Erçetin ve Gastronomika Temsilcisi Semi Hakim katıldı.

Yatak kapasitesi 40 binden 1 milyon 300 bine çıktı

Panelin açılışında konuşan Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, “Bu yıl 15. yılımızı 15 bin öğrencimizle kutluyoruz. Üniversite-sanayi işbirliği ile sektörün ihtiyaç duyduğu programları hayata geçiriyoruz. Gastronomi de bu alanlardan birisi” dedi. Türkiye’nin, turizmde elde ettiği gelir açısından dünyada 6. sırada yer aldığını belirten Okan, “Rahmetli Özal’ın teşvik etmesiyle Okan Grubu olarak turizm alanında yatırımlar yaptık. Türkiye’de ilk kez her şey dahil sistemini uyguladık. O dönem 40 bin yatak kapasitesi vardı. Artık 1 milyon 200-300 bin civarlarında yatak kapasitemiz var” diye konuştu. Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut ise Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nün 2008 yılında kurulmasının ardından çok hızlı bir şekilde büyüdüğünü belirterek “Panelimizi 15. kuruluş yılı etkinliklerimiz kapsamında düzenliyoruz. Bundan sonra da gastronomi alanında çeşitli sürprizlerimiz olacak” dedi.

İstanbul’un Barselona’yı yakalaması için hükümet desteği olmalı

Panelde, gastronomi ve gurme turları düzenlemeye başladıklarını belirten Pronto Tour İç Turlar Operasyon Müdürü Müge Erçetin, ilk olarak Gaziantep, Kastamonu ve Alaçatı turlarını düzenlemeye başladıklarını söyledi. Kendileri için bu tür turların yeni bir operasyon olduğunu fakat büyük ilgi gördüğünü belirten Erçetin, “Gurme turlarına tarihi durakları da ekliyoruz. Küçük eğitimlerle uygulama yaptırıyor, en iyi aşçı, atölye ve restoranları belirliyoruz. Zaman zaman insanları tarlalara götürüp workshop düzenliyoruz” dedi. Barselona’nın yeme-içme sektöründen yılda 900 milyon euro kazandığını belirten TURYİD Başkanı Kaya Demirer, şunları söyledi: “Barcelona yıllarca deniz, kum, güneş turizmi üzerinden çalışmalar yaptı, fakat yeterli olmadığını gördü. Yeni bir planla gastronomiyi ön plana aldılar ve başarılı oldular. İstanbul’un potansiyeli var. Barselona’yı yakalaması için hükümet nezdinden teşvik ve destek olmalı. Gastronomi turizmi, genç nüfusun istihdamı için de çok önemli. Turizm stratejisini kapsamlı bir şekilde belirlemeli, çeşitlendirmeli ve gastronomi turizmini de dikkate almalıyız. Bu şekilde 12 aya yayılan bir turizm yakalayabiliriz. İnsanlar artık yalın ve samimi mutfağı tercih ediyor. Ege ve Akdeniz’de tesis altyapımız olmasına rağmen bunları 12 ay kullanamamamız çok büyük sıkıntı. 15 Eylül-15 Mayıs arasında Çeşme’de hiçbir şey yok.”

“Doğu’da tesisler yetersiz”

Gastronomi turizminin gelişmesiyle Anadolu’daki kadın girişimcilerin sayısının artacağını belirten Gazeteci Müge Akgün, “Gastronomi turizminin gelişmesi için Anadolu’da ne kalınacak yer, ne de düzgün restoranlar var. Batı’da da bir düzensizlik var. Trakya’da bağ rotası yaptım. Mürefte dökülüyor. Şarköy de öyle. Kalınacak, oturulacak yer yok. Yerel yönetimler ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğine ihtiyaç var” diye konuştu. Gastronomika Temsilcisi Semi ise “Hoşmerim de cheesecake kadar ‘cool’ olacak diyoruz. Ciddi bir potansiyelimiz var. Anadolu mutfağını yeniden kimliklendirme üzerinde çalışıyoruz” dedi. 

Okanlı Tunahan’dan Çılgın Proje

Okan Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü 1’inci. sınıf öğrencisi Tunahan Emre Bilgin, geçen yaz Roger Waters’ı fotoğraflamak için İstanbul’dan Sofya’ya bisikletiyle 623 kilometre pedal çevirmişti. 2012 yazında da Bosna Hersek, Hırvatistan turu yapan Tunahan, son projesiyle en büyük hayalini gerçekleştirmeye hazırlanıyor.“Tea With Christopher” adını verdiği proje onun ‘olgunluk’ çalışması. Bu projede, fotoğraf, video, sosyal medya ve bisiklet konularında edindiği tecrübelerin ortak bir paydada buluşturacak. Hedefi ise çok basit: “Christopher Nolan ile çay içmek.”

Bazılarına göre bu bir ‘delilik’. Tunahan’a göre çok normal. Anlatıyor: “Daha önce iki gezim oldu. Bu da üçüncüsü ve en büyük hayalim. Christopher Nolan benim yönetmenlikte idolüm. Yaptığı işleri, çektiği filmleri, kurgu biçimi, görüntüleri benim için çok büyük işler. Mesleki anlamda en tepe noktada. Yol 6 ay sürecek. Şunu da belirtmek isterim, projemin masraflarını karşılayacak sponsor arıyorum. Sponsor olmaksızın bu yolculuğun masraflarını karşılayacak gücüm yok maalesef. Görüştüğüm insanlara ve markalara söylüyorum. Bu benim hayalim ve bunu maddi anlamda karşılamak isterlerse, projeye her hangi bir müdahale yapmamalarını istiyorum. Projenin basitliğine ve naifliğine zarar gelmemesi lazım. İnsanlığa her hangi bir mesajım yok. Gideceğim, sadece çay içip sohbet edip döneceğim.

36 şehir, 12 ülke ve 3 kıta geçecek

İstanbul’dan bisikletle Los Angeles’a gideceğim. Giderken 36 şehir, 12 ülke ve 3 kıta geçeceğim. Bugüne kadar fotoğrafa dair edindiğim tecrübeleri yolda kullanarak fotoğraf çekeceğim. Aynı şekilde video konusundaki tecrübelerimi de yolculuk sonunda elde etmeyi planladığım belgesel için kullanacağım. Öte yandan UtopicFarm ve FormatC’de çalışırken edindiğim sosyal medya tecrübesini kullanarak da projeyi sosyal medyayı baz alan, kaliteli görsellerle desteklenmiş bir kıvama sokacağım. Ama bu olmaya da bilir. Yani gidip de Christopher’ı görememek var. Eğer benimle görüşmeyi kabul eder de karşı karşıya gelirsek inanın ne konuşacağımı bilmiyorum. Bir de ben, iki kişi arasında gerçekleşecek özel bir konuşmanın planı programı yapılacağını düşünmüyorum. O an ne gelişirse nelerden konuşulursa ona göre bir sohbet şekillenir. Eğer benimle görüşmeyi kabul etmezse herhangi bir hayal kırıklığına uğramam, Christopher Nolan benim gözümden düşmez. Çünkü şöyle düşünüyorum. İstanbul’da kalarak onunla görüşmem imkansız. Sadece hayal eder dururum. Ama harekete geçer oraya gidersem bir ihtimal görüşebilirim. Bu ihtimal ve çıkacağım yolculuk bana yeter.”

"Christopher lütfen Tunahan’la çay iç"

Projesinin hazırlık aşamasında, çalıştığı işlerde kurduğu ilişkilerinin kendisine çok yardımcı olduğunu belirten Tunahan, “Birçok ünlü isimle benim projeme destek verdiklerini gösteren video çektim. Videolarda özetle hepsi, beni tanıdıklarını belirtip, Christopher’dan benimle çay içmesini istiyorlar. Tüm videoları Youtube’a yükledim ve http://teawithchristopher.com/ sitesini kurdum. Oradan da yayınlıyorum. Daha şimdiden çok güzel etkileri oldu. Özellikle sosyal medyadan olumlu tepkiler alıyorum” diye konuşuyor.

Boeing ve SunExpress 15 Adet 737 MAX ve 25 Adet Yeni Nesil 737 Siparişini Sonuçlandırdı

Gelecek yıl SunExpress 25. yaşında tüm filosunu yenileme sürecini başlatacak ve Boeing'in son başarısı olan 737 MAX'ı da gelecekte filosuna ekleyecek" diyen SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger sözlerine şöyle devam etti “Boeing ile devam etmekte olan başarılı ilişkimize son derece değer veriyor ve şirketin uzun yıllardır devam eden sonsuz desteği için minnettarız."
737 MAX, Next-Generation (Yeni Nesil) 737 uçak ailesini pazarda lider konuma getiren verimlilik, ekonomi, güvenilirlik ve müşteri cazibesi gibi özellikleri koruyarak bu modelin başarısı üzerine inşa edilmiştir.  737 MAX günümüzün yakıtı en verimli kullanan tek koridorlu uçaklarında yüzde 14’lük ek yakıt tasarrufu iyileştirmesi sağlamak üzere geliştirilen yeni İleri Teknoloji kanatçıklar gibi aerodinamik iyileştirmeler ile birlikte, son teknoloji CFM Uluslararası LEAP-1B motorlarına sahiptir. Söz konusu iyileştirme uzun mesafelerde daha da fazla olacaktır ki bu da SunExpress’in gelecekteki büyümesinin mükemmel bir tamamlayıcısı olacaktır.
 
“Uçaklarının tamamı Boeing olan SunExpress, çeyrek asırlık başarısını Next-Generation (Yeni Nesil) 737’ler üzerine inşa etmiştir” diyen Boeing Ticari Uçaklar Avrupa Satış Başkan Yardımcısı Todd Nelp ise sözlerine şöyle devam etti “İlave Next-Generation (Yeni Nesil) 737’ler için bugün verilen rekor sipariş, bu uçakların SunExpress filosuna kattığı değerin bir göstergesi olmakla birlikte; 737 MAX alımı da şirketin önümüzdeki yıllardaki azimli büyümesi için zemin hazırlamaktadır.”
 
Üstün işletme ekonomisinin yanı sıra, yolcuların tercih ettiği 737 Boeing Sky Interior da MAX’la standart olarak geliyor. Yolculuk deneyiminden esinlenilerek yıllar süren araştırmaların sonucunda, 737 Boeing Sky Interior modern yan duvarlara ve yolcuların bakışlarını pencerelere çekerek uçuş deneyimleriyle daha büyük bir bağ kurmalarını sağlayan cazip özelliklere sahiptir. 
 
“10’u opsiyonlu 50 adet yeni 737 uçağı içeren siparişimiz, SunExpress’in geleceğine ilişkin bir kilometre taşıdır” diyen SunExpress Genel Müdür Yardımcısı Hacı Say, “Şirketimiz, Türkiye ile Türk turizmine kaynak sağlayan pazarlar arasındaki seyahat ticaretinin her zaman çok önemli bir parçası olmuştur. SunExpress, bu dev yatırımla Avrupa’nın önde gelen tatil havayolu şirketleri arasındaki güçlü konumunun altını çizmektedir. İş modelimize mükemmel şekilde uyan yeni Boeing uçağının da yardımıyla, daha da güçlenmenin memnuniyetini yaşıyoruz.” dedi.
 
Merkezi, Türk kıyı şeridinde yer alan Antalya’da bulunan SunExpress, 1989 yılının Ekim ayında Türk Havayolları ve Lufthansa’nın ortaklığında kurulmuştur. SunExpress bugün, yılda yedi milyondan fazla yolcu taşımakta ve Almanya ile Türkiye arasında, yolcu sayısı bakımından önde gelen havayolları arasında yer almaktadır.  Tamamı Boeing uçaklarından oluşan ve altmıştan fazla Next-Generation (Yeni Nesil) 737-700 ve 737-800’e sahip bir filosu bulunan şirket; Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da 90’dan fazla destinasyona sefer gerçekleştirmektedir.

Opel Mooka Snow Fest

Ardından sahne Model Gurubu’nundu ilk defa canlı gördükleri ünlü guruplarla coşan gençler çok özel anlar yaşadı. Opel Mokka Snow Motion Fest’in ikinci gününde ise özel olarak  arabadan yapılan Dj kabini’nin başına geçen Ozan Çolakoğlu ve David Şaboy  Palandöken’in beyaz karlarını eritti.
Festival bu kadarla sınırlı değildi. Cemiyet ve sanat dünyasının yaşam koçu Şeyda Coşkun festivale katılanlara sağlıklı beslenmenin kuralları ve sporun öneminden bahsetti. Şeyda Coşkun’un Palandöken’in beyaz zirvesinde yaptığı yürüme etkinliği festivale renk kattı. Festival’de heyecanlı anlarda gerçekleşti, Rönesans Polat Erzurum Otel’in zirvesinden kayak hocaları ve meşaleler eşliğinde Ralli Co-pilot şampiyonu Çiçek Güney adrenalin dolu  gösteri yaparken  yanında oturan Pascal Nouma ile renkli sahnelere ortak oldu. Araç hareket halinde iken Hollywood filmlerine taş çıkartırcasına atlayan Pascal Nouma alkışlarla Opel Mokka’nın direksiyonunada geçti. Festival’e konuk olaraka katılan Burcu Güneş bol bol kayak yaptı. Ulusal ve Yerel Basının yoğun ilgi gösterdiği Opel Mokka Snow Motion Fest Rönesans Polat Erzurum Otel’de yenilen Çağ kebabı partisi ile son buldu.

Sağlık Turizmi EMITT’te Buluşuyor

18. EMITT Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda, ilk defa 2.000 m²′lik
 
Salon 9, konseptli salon olarak tamamen sağlık ve termal turizmine  ayrılıyor. Uluslararası platformda, turizm sektörüne önemli bir değer katan EMITT Turizm Fuarı’na, 70 ülkeden, 60.000‘i profesyonel olmak üzere, yerli ve yabancı 140.000 kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Beylikdüzü TÜYAP Fuar Merkezi’nde 30 Ocak 2014’te kapılarını açacak EMITT Uluslararası Turizm Fuarı, sağlık ve turizm sektörünü bir araya getiren Salon 9, 2 Şubat 2014 tarihine kadar ziyarete açık olacak.

Salon 9’da yer almak isteyen firmalar  www.emittsaglikturizmi.com internet adresinden stand başvuruları için detaylı bilgi alabilir.

Türkiye’de Hiçbir Tesis Yüzde 100 Engelsiz Turizme Uygun Değil

Okan Üniversitesi Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen “Engelsiz Turizm İçin Engelsiz Tesisler” başlıklı seminerde çeşitli sınıflardaki engelli vatandaşlarımızın yaşadıkları sorunlar, engelsiz ve herkes için erişilebilir mimari çevre hakkında kanun ve yönetmelikler, mimari çevrenin engellilere sosyal ve psikolojik etkileri ile Türkiye’de bulunan tesislerin engelsiz hale getirilmesi için yapılacak çalışmalar tartışıldı. Okan Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölüm Başkanı ve Skal International Marmara Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. M. Onur Gülbahar’ın açılışını yaptığı seminere, EHDD Başkanı Adem Kuyumcu’nun yanı sıra Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu As Başkanı Ali Duran Karakaya, Bağcılar Engelli Sporcular Kulübü Başkanı Fatma Şahin’in de aralarında bulunduğu birçok davetli katıldı.

Belediyeler bilinçli değil

Konuşmasına görme engellilerin yaşadığı sorunları anlatarak başlayan EHDD Başkanı Adem Kuyumcu, “Görme engelliler için yollara duyumsanabilir, hissedilebilir yüzey dediğimiz karolar döşenmek zorunda. Örneğin bunların 40'a 40 olması gerekiyor. Onların 10'a 10 olanı ise tehlikeli bölgeye geldiğinizin işareti. Bakıyorsunuz, bir belediye her yerde sadece 10'a 10'ları kullanıyor. Bizden arkadaşlar gidiyor, uyarıyor, kanunu gösteriyor ama adamlar dinlemiyor. Dava açacağız diyoruz yine dinletemiyoruz” dedi. Başka bir ilçede ise görme engellilerin yürüme yolunun ortasına trafik lambası dikildiğini belirten Kuyumcu, “Arabalar park etmesin diye konan dubalar 50 cm ve bunlar yaşlılar da dahil olmak üzere pek çok insanın ayaklarını parçalıyor. Biz bir karar çıkarttık ve Büyükşehir Belediyesi ile birlikte birkaç belediye bunları 70 cm'e yükseltti ama belediyelerin birçoğu bunu yapmıyor” diye konuştu.

Mimarlar standardı uygulamıyor

İmar Kanunu’nda 1997’de yapılan düzenlemede herkes için erişilebilirlik belediye standardı ve bina standardı konulduğunu belirten Kuyumcu, mimarların bu standartları uygulamadıklarını söyledi.  2005'teki kanun çıktığı zaman da o günden bugüne yapılan otellerin birer facia olduğunu belirten Kuyumcu, “Otellerin girişleri basamaklı. Asansörlere ulaşım basamaklı. Asansörlerin içi ve kapısı minik. Odaların kapıları dar, sadece ruhsat alabilmek için yapılmış çalışmalar var. Bunlar engelsiz turizmi olumsuz etkileyen faktörler” dedi.  Avrupa'daki engellilerin yılda iki kez tatil yapmak hakkı olduğunu fakat Türkiye’de engelsiz turizme uygun tesis olmamasından dolayı Türkiye'ye gelemediklerini belirten Kuyumcu, “Venezüela, Amerika ve İspanya'ya gidiyorlar.
 Sadece Avrupa'ya baktığımızda 3 – 3.5 milyon kişiden bahsediyoruz. Bunlar Türkiye engelsiz turizme uygun olmadığı için gelemiyorlar. Türkiye'de ise devlet kayıtlarına göre (2002 yılı verileri) 8.5 milyon engelli var. Bunların 5 milyonu bedensel engelli ve sadece yüzde 20'sinin maddi durumu iyi değil. Ayrıca, Türkiye’de 70 bin lüks engelli aracı var” diye konuştu.

Hiç tatil yapamamış 5 milyon engelli var

Engelsiz turizmin faydalarından da bahseden Kuyumcu, “Peki engelsiz turizm olduğu zaman ne olacak? Bir kere engelliler açısından bakıldığında tesislerdeki konaklama süreleri uzayacak. Şu ana kadar hiç tatil yapmamış, bu imkânı bulamamış yaklaşık 5 milyon engelli tatil yapma imkanına kavuşacak” dedi. Mimari engeller yüzünden evde hapis olan engellilerin dışarı çıktıklarında kendilerine “Nereye gideceğiz?” sorusunu sorduklarını belirten Kuyumcu, sözlerine şöyle devam etti: “Öte yandan alışveriş merkezleri ya da oteller engelli otoparkı yapıyor, otoparka bir levha koyuyor. Tekerlekli sandalye kullanıcısının rahatça inebilmesi için bunu yapıyor ama yanına iki otomobil geldiğinde kapılar açılmadığı için tekerlekli sandalye kullanıcısı inemiyor.”

Sıcak Havada Bebeğinizi İsilikten Koruyun

Bebeğinizin cildi sıcak havadan olumsuz etkilenebilir İsilik, derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin tıkanması sonucu ortaya çıkan deri döküntüleridir. Bu döküntüler sıcak havada ya da bebeğin aşırı sıcak ortamda bulunması halinde daha da artabilir.

İsiliğin dereceleri olabilir

İsilik, çeşitli şekillerde görülebilir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür. Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntüler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. Döküntü birkaç gün sonra kaybolur, ancak yineleyebilir. İsilik genellikle yaz aylarında veya aşırı sıcak ortamlarda oluşur. Aşırı terlemeye neden olan kalın giydirilme, sık yıkanmama gibi nedenler de kolaylaştırıcı etki yapar.

Baş ve vücut kıvrım yerlerinde sık görülür

Bebeklerin cilt yapısı ince olduğu için ve ısı değişikliklerine yanıtları daha zor olduğu için erişkinlere göre isilik daha sık görülür. Bebeklerin cilt yapısı ince olduğu için ve ısı değişikliklerine yanıtları daha zor olduğu için erişkinlere göre isilik daha sık görülür. İsilik tüm vücutta olabilir ama özellikle çok terleyen bölgelerde özellikle bebeklerde baş bölgesinde ve kıvrım yerlerinde görülür.

Sarışın ve açık renkli bebeklere özellikle dikkat edilmeli

İsiliği önlemek için sıcak ortamlarda bebekler çok kalın giydirilmemeli, teri çeken pamuklu giysiler tercih edilmeli ve sık sık yıkanmalıdır. Kış ayları bile olsa ev içi ısı 23-24 derece olması yeterlidir. Daha sıcak ortamlarda bebekler sık terleyeceğinden kış aylarında bile isilik görülebilir. Banyo yapılması isilik için ilaç tedavisinden önce gelir. Sarışın ve açık tenli bebeklerde isilik daha sık olabilir

Sık banyo ve doktor kontrolünde krem uygulaması çok önemli

İsilik tedavisinde sık banyo yapılması dışında eğer ciltte kaşıntı çoksa kaşıntı giderici kremler ve anti inflamatuar yani yangıyı azaltıcı kremler hekim kontrolünde kullanılabilir. Doğal ve temiz deniz suyu ile temas ter bezlerinin uçlarını açık tutacağından yaz aylarında aşıları tamamlanmış bebekler için önerilebilir.
 
Kilolu bebeklere dikkat

Özellikle kilolu bebeklerde kıvrım yerleri isilik için riskli bölgelerdir. Özellikle banyo sonrası bu bölgelere nemlendirici kullanımı (losyon veya bebe yağları veya zeytinyağı) faydalı olacaktır.

Angry Birds Bodrum’u Sallamaya Geliyor

Avenue Bodrum AVM alt kat aktivite alanında gerçekleşecek olan Angry Birds Oyun Parkuru’nda 15.00 – 23.00 saatleri arasında katılımcılar; Sapan yardımı ile kırmızı kuşları fırlatarak, platform üzerindeki yeşil domuzcukları devirmeye çalışacak ve birbirinden güzel hediyeler kazanma fırsatı yakalayacak.

10 yas altı çocuklar için hazırlanan workshoplarda ise tablet bilgisayarlar ile Angry Birds oyun deneyimini yaşayan miniklere, oyun sonunda başarı sertifikaları verilecek. Ayrıca, Angry Birds maskotu hatıra fotoğrafı çektirmek için özel standında hayranlarını bekliyor olacak.

Biz size aşk, alışveriş, eğlence ve unutamayacağınız keyifli anlar sunuyoruz, ya siz bu aşkı yaşamaya hazır mısınız?

 
Avenue Bodrum AVM
 
 
Merkez Mah. Atatürk Bulvarı No: 25-29, 48400 Konacık-Bodrum / 0 (252) 444 3 719

Yaz Güneşi Çocuğunuzu Hasta Etmesin

Çocuğunuzu güneş çarpması ve yanıklardan koruyun

Çocuklar güneş ışınlarının en yoğun geldiği saatler olan 11:00-16:00 arasında güneşe çıkartılmamalıdır. Çocuğunuza açık renk, pamuklu kumaştan, bol giysiler giydirilip ve başına geniş siperlikli şapka takılmalıdır. Kaliteli bir güneş gözlüğü de önemlidir. Çocuğunuza güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce çocuklar için üretilmiş olan güneş koruyucu faktörü (SPF) 30’dan yüksek özellikle açık tenli çocuklar ve bebekler için koruma faktörü 50’nin üzerinde olan ve katkı maddesi içermeyen koruyucu losyon sürülmelidir. Losyon 3-4 saat ara ile yenilenmelidir.

Kimyasal bariyer etkisi olan koruyucuları bebekler için kullanmayın

Şemsiye altında veya gölgede bulunmak güneş ışınlarından korunmak için yeterli değildir. Ultraviyole ışınları, bir yaşın altındaki bebeklerin cildini olumsuz etkiler. Tekrarlayan güneş yanıkları, cilt kanserine neden olur. Güneş yanığında en iyi tedavi korunmadır. Güneşten koruyucu kremlerin, bebekler açık havada gezdirilirken bile sürülmesi gerekir. Fakat kimyasal bariyer etkisi olan koruyucular, bebeklerin ciltlerine zarar verebilir. Bu nedenle mineral filtreli, pediatrik ürünler tercih edilmelidir.

Yanıklarda ilk müdahale soğuk suyla yapılmalıdır

Uzun süre güneşe maruz kalındığında birinci derece yanıkla birlikte ciltte önce kızarıklık oluşur, daha uzun süreli hasarlarda cilt üzerinde ikinci derecede yanık meydana gelir ve su dolu kabarcıklar görülür. Güneş yanıklarında kızarıklık gecene kadar günde 3-4 defa, 10-15 dakika süreyle soğuk musluk suyuyla kompres yapılmalıdır. Ayrıca çocuklar için üretilmiş özel güneş yanığı kremleri de sürülebilir.  Yanıklarda vazelin kullanılmamalıdır. Bu tür maddeler iyileşme için gerekli olan hava ile teması engeller. Ağrıyı azaltmak için pediatrik ağrı kesiciler kullanılabilir.

 
İsiliği önlemek için çocuklara sık banyo yaptırın
 
İsilik kaşıntılı, deriden hafif kabarık ve pembemsi deri döküntüsü ile karakterizedir. İsilik ter bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Sıcak ve nemli hava döküntülerin artmasına yol açar. Kaşıntı sonucunda deride tahribat oluşursa enfeksiyon da meydana gelebilir. Önlemek için sık banyo yapılması, pamuklu giysiler giyilmesi ve derinin mümkün olduğunca hava alması gereklidir.
 
Bebeğin cildi hava almalıdır
 
Pişik, bebeklerde en sık görülen deri hastalıklarından birisidir. Bezin temas ettiği kalça ve uyluk bölgesinde kırmızı renkte, kabarık lezyonlar şeklinde görülür. Pişikler, bebeğiniz bez kullandığı dönem boyunca tekrarlayabilir, yazın sıcak ve nemin etkisi ile görülme sıklığı artabilir. Bebeğin bezi sık sık değiştirilmeli, bez değiştirme sonrası mümkünse bebeğin altı ılık suyla durulanmalıdır. Özellikle bebeğin cildinin hassas olduğu ilk aylarda ıslak mendiller alt temizliğinde kullanılmamalıdır. Daha sonraki aylarda ise alkol ve parfüm içermeyenler tercih edilmelidir. Bebeğin altı temiz bir havlu ile nazikçe kurulanmalı ve altı havalandırılmalıdır. Böylece cildin kuruması daha çabuk olacaktır. Bez çok fazla sıkılmamalı ve cildin hava aldığından emin olunmalıdır. Her bez değişimi sonrası çinko oksit içeren pişik koruyucu kremleri kullanmak faydalı olacaktır.

Ataşehir’in Park, Ataşehir’in Yeşil Alanları

Lafuma ile Doğa’ nın Keyfini Sürün

Lafuma’ nın ısı geçirmeyen, EVA tabanlı antibakteriyel sandaletleri ile bu yaz çok rahat geçiyor. Sandaletlerin esnek ve rahat tabanları yürüyüş esnasında konforunuzu maksimum düzeyde tutuyor ve  deri dış yüzeyiyle de kolay aşınmıyor.

Lafuma’nın bay  koleksiyonunda bulunan şortların, tişörtlerin ve gömleklerin ultraviyole ışık koruma özelliği bulunuyor. Yağmurlu havalarda dahi çabuk kuruyan gömlekler ve şortlar, rahat kullanım ve sportif görünümü bir arada bulunduruyor. Doğada ve şehirde hafif bir yaz dokusu veren, hafif teknik pamuk kumaşlar, pamuk-naylon karışımları,  işlevsel ve koruyucu dış giyim özelliklerini kullanıcıya hissettiriyor.

 
Lafuma uzun süreli kamplarda, seyahatlerde  ve tüm aktivitelerde tercih edilen birbirinden farklı çok yönlü sırt çantaları tasarlıyor. Çantaların ayarlanabilir sırt sistemleri sırtı çok iyi kavrıyor ve mükemmel bir taşıma konforu sağlıyor. 15  litreden 70 litre ye kadar iç hacime sahip olan sırt çantasında bir çok ince detay düşünülmüş. Fermuarlı ve fileli yan cepler, ergonomik omuz askıları ve ayarlanabilir sırt sistemleri ile sırt çantasından beklenen tüm performansı maksimum düzeyde sergiliyor.
 
Lafuma şapkalar sıcak yaz güneşinden korurken, farklı model ve renk seçeneklerini de kullanıcının beğenisine ve tercihine  sunuyor.
 
Lafuma’nın tüm modellerini, Adventure Republic Mağazaları; İstanbul:  Kızıltoprak, Nişantaşı, Levent, Cihangir, : Bodrum, Ankara: Armada AVM., Adrenalin Mağazaları, İstanbul: Beşiktaş, Karaköy, Bakırköy, Kadıköy,  Adana, Mağazalarında bulabilirsiniz.
 

Denizde 1 Saatten Fazla Kalmayın

Tatilde doğru kıyafet seçimi çok önemli
 
Öncelikle gidilecek yerin koşulları önemlidir. Yurt içi seyahat düşünülüyorsa; kıyafetler, gidilecek yere göre ayarlanmalıdır. Yazlık kıyafetlerin yanı sıra; akşamları serin olabileceği düşünülerek uzun kollu kıyafetler ya da şal götürülebilir. Kronik hastalıkları olanların ilaçlarını yanlarından ayırmamaları ve kalacakları gün sayısı kadar yedeklemeleri çok önemlidir. Otelde konaklanacaksa, gidilecek yerin mutfağında mutlaka diyet yemekler bulunmasına özen gösterilmelidir. Tatil döneminde tercih edilmesi gereken giysiler; güneş ışınlarını kendine çekmeyen, açık renkli, pamuklu, teri çekebilen kumaşlardan üretilmiş olmalıdır. Bu tür giysiler, serinletici ve güneş ışığına direkt maruz kalınmasını önleyici özelliktedir.

Islak şapka ve kıyafet serinletir ama hasta eder

 
Saat 10.00- 16.00 arası güneşe çıkılması sakıncalıdır. Bu saatler arasında dışarıda bulunulması gerekiyorsa, şapka ve beyaz uzun kollu kıyafetler tercih edilmelidir. Bu, güneşi yansıtarak ten ile temasını engeller. Serinlemek açısından bazen şapkalar ıslatılarak kullanılabilir. Ancak bu uygulamayı sürekli tekrarlamak doğru değildir. Islak bir şapka ya da kıyafet ile deniz kenarında ya da yüksek bir yerde rüzgara maruz kalmak, “fibromiyalji” denilen kas ve iskelete sistemi hastalıklarına neden olabilir. Güneş ışığını ve sıcaklığını kendine çekmesi için açık renkli şemsiyeler kullanılmalı, hava sirkülasyonunu sağlayan hasır şemsiyeler tercih edilmelidir. 

Uzun süre suda kalmak cilt tabakasını zedeleyebilir

Cilt, bağışıklık sistemin önemli bir parçasıdır. Sürekli suda kalındığında örtü tabakasında zedelenmeler olabilir. Uzun süre suda kalınması ciltte kurumaya neden olacağı için enfeksiyonlara da açık hale gelecektir. Bunun için;  denizde ya da havuzda 1 saatten fazla kalmak önerilmemektedir. Güneş ışınlarından korunmanın en önemli yolu ise, yüksek koruyucu faktörlü kremler kullanmaktır. Güneşlenmek için kola gibi maddelerin kullanımı oldukça zararlıdır. Ağızdan deri mantarlarının tedavisi için ilaç kullananların, güneşe çıkmamasında yarar vardır. Çünkü bazı mantar ilaçları, ciltte renk değişikliklerine sebep olabilir.

Sıvı tüketiminizi iyi ayarlayın

 
Bol su ve sulu gıdaların tüketilmesi gerekmektedir. Sindirimi kolay hafif besinler tercih edilmeli, günde en az 2-2.5 lt su tüketilmeli, gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır. Susamadan su içilmelidir, susamak vücudun su ihtiyacını belirten güvenilir bir işaret değildir. Kalp hastalığı veya hipertansiyonu olanlar dışında gıdalarla tuz alımı artırılmalıdır. Tuz kısıtlaması yapmak zorunda olanlar ise sıvı ve tuz kaybı konusunda dikkatli olmalıdırlar.
 
Çok soğuk su ile duş almayın 
 
Sıcak yaz günlerinde serinlemek için yapılabilecek en doğru şey, duş almaktır. Duş, serinlemeyi sağlayarak sıcak yaz günlerinde terleme ile ilgili sıkıntıları da azaltmaktadır. Serinlemek için yapılan duş, şok etkisi yaratacak kadar soğuk olan suyla yapılmamalıdır. Özellikle kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlığı olanlar, buna dikkat etmelidir. Çok sıcak ve çok soğuk olmayan ılık bir duş, kişiyi rahatlatır. Düzenli duş ile gözeneklerin açılması, düzenli terleme ile birlikte vücut ısının düşmesine ve ışırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmaya yardımcı olur.

Klima altında uyumayın

 
Aşırı sıcaklarda serinlemek için tüketilen soğuk su, sanıldığı gibi zararlı değildir. Yalnızca, kronik farenjit gibi sağlık sorunu olanların şikayetlerini tetikler. Yazın klima kullanımı da kontrollü olmalıdır. Klimaların yol açtığı bakteriler, lejyoner hastalığı ve zatürrenin oluşunda etken olabilir. Klimanın açık bırakılarak direkt klima etkisine maruz kalarak uyumak, uyku kalitesini bozar, vücut kasılma ya da tutulmaları ortaya çıkabilir.

Havuzdaki Hepatit A tehlikesine dikkat

 
Tatilde deniz yerine havuzu tercih edenlerin bazı önemli noktalara dikkat edilmesi gerekir. Öncelikle havuzun denetimine mutlaka dikkat edilmelidir. Havuza girerken kulak tıkacı ve yüzücü gözlüğü takılmalıdır. Havuzlardan Hepatit A bulaşabilir. Bunun için özellikle çocuklara tatile gitmeden önce Hepatit A aşısı yaptırılabilir. Havuz başlarında mantar gibi enfeksiyonlar karşı terliksiz asla dolaşılmamalıdır. Havuzdan çıkınca klorlu suyun cildi kurutmasını önlemek ve bakteriyolojik kirlilik de ciltten atmak için mutlaka duş alınmalıdır. Islak mayo ile kalmak da vajinal mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabileceği için havuza girdikten sonra mayonun değiştirilmesi gerekir. 

Avenue Bodrum AVM Yılda 3 Milyon Ziyaretçi ve 50 Milyon Euro Ciro Hedefliyor

Bodrum, artık 4 mevsim yaşanacak…

Avenue Bodrum Avm Genel Müdürü Dilek Kurt ise“Bodrum artık 4 mevsim yaşanacak” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti; “Cadde ve Bodrum evleri konseptine sahip Avenue Bodrum AVM içinde yer alan tüm mağazalar “Exclusive Consept”  anlayışı ile konumlandırıldı. AVM’nin hem fiziksel yapısı hem de etkinlik ve aktivitelerimiz ile sadece yaz aylarında değil yılın on iki ayı boyunca alışveriş, eğlence, aktivite, kültür-sanat, yeme içme kompleksleri ile ziyaretçilerimize farklılığımızı hissettireceğimize inanıyoruz.”
Gündüz ve gece yaşamına keyif katacak etkinlik-aktiviteleri ile birçok farklı hizmetin yer aldığı Avenue Bodrum AVM, alışveriş yapmayı seven ve modayı takip eden, marka algısı yüksek, zengin damak tadına sahip yeni lezzetler denemekten çekinmeyen, kültürel ve sanatsal etkinlikler ile sürekli kendisini geliştiren, sosyal sorumluluk bilinci yüksek ve Bodrum’a aşık ziyaretçilerini bekliyor.

 
Avenue Bodrum AVM

Merkez Mah. Atatürk Bulvarı No: 25-29, 48400 Konacık-Bodrum / 0 (252) 444 3 719

Air France Afrika Uçuşlarını Arttırdı

Air France,  yolcu taleplerine karşılık olarak Paris- Charles de Gaulle’den Ivory Coast-Abidjan’a haftalık uçuşları 7’den 10’a yükseltti. Ayrıca  Air France, Mauritania-Nouakchott kapasitesini yükselterek haftada 3’den 4’e çıkarttı.

Air France, Airbus A340 ile uçuşlarını Nijer’in başkenti Niamey’e haftada 4’den 5’e çıkarırken, aynı zamanda Burkino Faso’nun Başkenti Ouagadougou’ya günlük servis uygulanacak. (Haftalık 2 kez direk uçuş ve Niamey’e haftalık 5 kez uçuşlar devam edecek.)

Böylece Air France müşterileri onlara en uygun olan uçuş programlarını seçebilecek.
 
Afrika uçuşları için yeni son check-in zamanı
 
Air France, zamanlama performansı açısından Paris-Charles de Gaulle’den Afrika’ya uçuşlarının check-in zamanını da yeniden düzenledi.
 
1 Mart’tan itibaren Paris-Charles de Gaulle’den Afrika (Johannesbourg ve Cape Town dışında)  check-in zamanı 60 dakikadan, 90 dakikaya çıktı.

Air France-KLM hakkında

 
Air France-KLM Şirketler Grubu, partnerleri Delta ve Alitalia ile birlikte günde 250’den fazla ucuşla dünyanın en büyük TransAtlantik ortaklığıdır.  593 uçaklı filosuna sahip olan Air France-KLM ‘in ucuş ağı 113 ülkede 230 şehri kapsıyor.
2012 yılında 75.8 milyon yolcu ve 1.4 milyon ton kargo taşıması gerçekleştiren Air France-KLM, bünyesinde 19 havayolunu barındıran dünya çapında günde 187 ülkede 1000’e yakın şehre 15.465 uçuş olanağı sağlayan Skyteam Birliği’nin de üyesidir.

Kiriş World Hotel’i, Voyage Hotels İşletecek

Ana restoran ve Türk, İtalyan, Asya, Balık’tan oluşan 4 A la carte restoran seçenekleriyle, Kiriş World Hotel dünya mutfağının lezzet kapılarını konuklarına açıyor.
 
Hijyenik havuzları, aquaparkı ve 3 ayrı rüya gibi koyuyla Kiriş World Hotel’de cennet gibi bir tatil sizleri bekliyor. Çocuklu aileleri de düşünen Kiriş World, Mini Club’ı ile tecrübeli çocuk eğitmenleri eşliğinde ebeveynlerin tatilini daha da kolay hale getiriyor.
 
SPA’sından, masajına, Türk Hamamı’ndan, saunasına kadar ruhunuz ve bedeniniz Kiriş World sayesinde özgürleşiyor. Profesyonel masörler ise kendinizi yenilemeniz ve şımartmanız için hazır bulunuyor. Amfi tiyatrosu ve discosuyla eğlenceyi tatil boyunca sürdürecek, zamanınızın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
 
Huzurun ve mutluluğun kapısını her tarafı ağaçlarla kaplı bir doğada arıyorsanız Kiriş World siz ve sevdikleriniz için birbirinden güzel 3 ayrı koyu ile cennetten kalma bir yer olarak hazır. Çocuklu, çocuksuz aileler, çiftler ya da yalnız tatile çıkanlar için birçok alternatifin bulunduğu Kiriş World 2013’de yeni tatil adresiniz olmaya aday. Kiriş World, ayrıca yeni evlenen çiftleri de düşünerek özel balayı paketlerini değerli misafirleri için hazırladı.