Ataşehir’de Yaz Sanat Okulları Öğrencilerinden Sergi

Açılış ve Kokteyl: 03 Eylül 2015

Saat:14.00

Yer: Ataşehir Belediyesi Cemal Süreya Etkinlik Salonu

Adres: Novada AVM 2. kat. – Küçükbakkaköy Mahallesi Şehit Şakir Elkovan Caddesi No:20

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Gençlik Merkezi’nin Yeni Dönem Açılışı Yapıldı

Ferhatpaşa Mahallesi Yeditepe Caddesi 16. Sokak No:25’de bulunan Atasehir Gençlik Merkezi binasındaki yeni dönem açılışı sonrası, kokteyl ve Gençlik Merkezi öğrencileri tarafından dans ve müzik gösterileri düzenlendi.

Ataşehir Gençlik Merkezi’nin 2014-2015 ders yılında gerçekleştirdiği etüt ve ders desteği hizmetlerinden yararlanan öğrencilerden 41’i, sınavlarda büyük bir başarı göstererek üniversiteye girmeye hak kazandı. Üniversiteye girmeye hak kazanan öğrenciler, açılış sonrası Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi tarafından çeşitli hediyelerle ödüllendirildi.

Açılış konuşmasını yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi; "Ataşehir Belediyesi olarak gençlerin yenilikçi düşüncelere, değişime, gelişime ve yeni teknolojilere ilgisini artırıp, onlara her alanda ufuk açarak gençlerimizi geleceğe hazırlamayı amaçlıyoruz. Gençlik Merkezimizi, sosyal desteğe daha fazla ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın yaşadığı Ferhatpaşa Mahallemizde açmamızın nedeni de budur. 1 yıl içinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalardan yararlanan gençlerin sayısının 6 bine yaklaşması en sevindirici noktadır. Bu sayının ve çalışmaların niteliğinin artırılması için sizlerin de desteği ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ben Ataşehir Gençlik Merkezi’nin kuruluşunda, çalışmalarında emeği geçen, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum" dedi.

1 Eylül’de yeni hizmet dönemine başlayacak olan Gençlik Merkezi’nde “psikolojik destek”, “aile danışmanlığı”, “kariyer danışmanlığı” ve “psikodrama” hizmetlerinin yanı sıra, sinema, tiyatro, dans ve fotoğrafçılık dallarında faaliyet gösteren sanat atölyesi ile robot ve maket kursları yer alıyor.

Ataşehir’in dar gelirli ailelerinin yaşadığı Ferhatpaşa’da faaliyetlerini sürdüren Gençlik Merkezi, Mevlana, Mimar Sinan, Yeni Çamlıca ve Kayışdağı mahallerine de hizmet veriyor. Merkezde, bir adet cep sineması, hobi atölyeleri, kütüphane, çok amaçlı salon ve kafeterya da bulunuyor.

Merkez’in en fazla ilgi çeken faaliyetleri arasında robot ve maket atölyesi yer alıyor. Ataşehirli 182 gencin devam ettiği sumo robot yapımı atölyesinde dersler 2013 yılında Uluslararası Sumo Robot Turnuvası’nda 2. olan Fırat Dede tarafından veriliyor.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Ata’ya Çelenk Sunuldu

İlçedeki 30 Ağustos Zafer Bayramı çelenk sunma törenine; CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı İlhami Yılmaz, Belediye Meclis Başkan Vekili Sadi Özata, Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Bilican, Belediye Birim Müdürleri, gaziler, muhtarlar ve çok sayıda Ataşehirli katıldı. 
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Sürekli Hasta ve Yorgun Hissetmenizin Sebebi Klima Olabilir

Doğru klima kullanımı iş performansını artırıyor

Sıcak yaz günlerinde özellikle kapalı mekanlarda serinlemek için kullanılan klimaların doğru kullanıldıkları takdirde önemli yararları vardır. Özellikle yaz aylarında kapalı ofislerde çalışan kişilerin iş performansı klima sayesinde artabilir. Ayrıca sıcak havanın zihinsel ve fiziksel aktiviteler üzerindeki olumsuz etkisini de azaltmaktadır. Ortamın serin olması terlemeyi azalttığından dehidrasyon yani vücudun susuz kalma riski daha düşüktür. Ayrıca bakımı ve temizliği iyi yapılan klimalar; parazit ve haşerelerin varlığını azaltır, polen gibi alerjenlerden koruma ve iç ortam havasının daha kaliteli olmasını sağlar.

Solunum problemlerinin ortaya çıkmasına sebep oluyor

Tüm bu yararlarının yanı sıra klima kullanımın bazı riskleri de bulunmaktadır. Ani ısı ve nem değişiklikleri solunum sistemini etkileyebilir, cilt ve göz gibi hassas bölgelerin kurumasına neden olabilir. Gün boyu sürekli çalışan klimalar; gürültü kirliliğine, alerjik reaksiyonlara, kronik rinit, farenjit, boğaz ağrısı ve ses kısıklıklarının ortaya çıkmasına da sebep olabilir.

Merkezi soğutma sistemlerinin içinde çeşitli mikroorganizmalar ve mantarlar üreyebilmektedir. Bunlar evin veya ofisin her tarafına kolaylıkla yayılabilir. Bu durum nedeniyle; astım, bronşit ve diğer akciğer hastalığı olan kişilerde kolaylıkla akciğer enfeksiyonları, nefes darlığı, wheezing (nefes alıp verirken ıslık sesi duyulması) veya diğer solunum problemlerini ortaya çıkabilir. Klimanın sebep olduğu sağlık problemleri şu şekilde sıralanabilir:
 

1.Sürekli hastalık ve yorgunluk hali: Aşırı soğutulmuş ortamlarda yorgunluk hissedilebilir. Klimanın fazla çalıştırılması, kronik yorgunluk ve baş ağrısına neden olmaktadır. Ayrıca bu tür kuru havalı ortamlarda bulunulması; nefesle alınan havayı ciğerlere taşıyan hava yolu olarak adlandırılan borucukları kurutacağı için; öksürük, solunum sıkıntısı, soğuk algınlığı ve zatürreye neden olabilir.

2.Cilt kuruluğu: Uzun süre klimalı ortamda bulunmak cilde nem kaybettireceği için cilt kuruluğu ve kaşıntıya neden olacaktır. Bu süreçte daha yoğun nemlendirici kullanımı gerekebilir.

3.Kronik hastalık belirtilerinde artış: Merkezi hava soğutma sistemleri bazı mevcut hastalıkları tetikleyebilir. Düşük tansiyon, artrit (eklem iltihaplanması) ve nörit (sinir iltihaplanması) gibi hastalıkların belirtilerinde klima nedeniyle artış görülebilmektedir.

4.Sıcakla başa çıkamama: Uzun süre klimalı ortamlarda çalışmaya alışan kişilerde yazın aşırı sıcak havaya karşı bir intolerans yani uyum sağlayamama durumu gelişir ve bu durum aşırı sıcak dalgalarının olduğu dönemlerde ölüme dahi neden olabilir.

5.Solunum problemleri: Sıcak bir günde trafikte sıkışıp kalındığında havalandırma çok büyük bir şans olabilir. Ancak bu havalandırmalar ciddi solunum problemlerine neden olabilen mikroplar için en uygun ortamlardır. Klimalar aynı zamanda ateş ve zatürreye neden olarak ölümle sonuçlanabilen lejyoner hastalığının mikrobu için de önemli bir kaynak oluşturmaktadır.

Klima kullanımının hastalıklara neden olmaması için…

Klimalı alanlar düzenli olarak havalandırılmalıdır.

Gerek özel alanlar gerekse merkezi havalandırma sistemleri mutlaka profesyonel ekipler tarafından kurulmalı ve düzenli bakımları yapılmalıdır.

Oda ısısı 21-25 derece arasında tutulmalıdır.

Nem oranı %60-70 arasında olmalıdır.

Klimalı ortamlarda uzun süre kalınacaksa hızlı ısı değişikliklerinden korunmak için hırka veya benzeri bir kıyafetler bulundurulmalıdır.

Klimalar talimatlara uygun olarak temizlenmeli ve hava filtreleri düzenli olarak değiştirilmelidir.

Klimaların yılda bir defa teknik personel tarafından kontrol edilmelidir.Yaşam alanlarının iyi havalanıp dışardaki temiz havanın içeri geldiğinden emin olunmalıdır. Zaman zaman klima kapatılarak pencereler açılmalıdır.

Akneye Karşı Somon, Pürüzsüz Bir Cilt İçin Bitter Çikolata Yiyin

Bu besinlere sofralarınızda mutlaka yer verin

Doğal gıdaların genel sağlığa önemli katkıları bulunmaktadır. İçeriğinde fitokimyasallar, polifenoller, antioksidan ve antiinflamatuar öğeler içeren besinler, çeşitli metabolizmaları etkileyerek cilt sağlığını olumlu yönde etkiler.

Zeytinyağı ile genç kalın

Tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidan polifenol bileşikler sayesinde yaşlanmayı yavaşlatır. Çiğ olarak salatalarda veya sebze yemeklerinde kullanılabilir. Her ne kadar sağlıklı bir yağ olsa da aşırı tüketimi önerilmez.

Domates güneşten koruyor

Antioksidan likopen içeriği sayesinde cildi güneşten korur. Zeytinyağı ile birlikte tüketilirse koruyucu etkisi artmaktadır. Güneş kremi kullanımı yine de ihmal edilmemelidir. 5 tatlı kaşığı domates püresi ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağını 12 hafta boyunca tüketen kişilerin ciltlerinde, sadece zeytinyağı tüketenlere kıyasla %33 daha fazla güneş koruyucu etki gözlenmiştir. Domates püre haline getirildiğinde, içeriğindeki likopen miktarının arttığı unutulmamalıdır.

Bitter çikolata ciltteki pullanma ve pürüzleri önlüyor

Kakaoda bulunan flavanoller ve antioksidan özellikteki bitki bileşenleri cildi nemlendirir ve dolaşımı düzenler. 12 hafta boyunca yüksek oranda kakao flavanolleri içeren içecek tüketen kadınlarda, tüketmeyenlere göre ciltte pullanma ve pürüzlerde azalma gözlenmiştir. Kakaonun faydalarından yararlanıp, aynı zamanda kilo alımını önlemek adına günlük 28 gram veya 150 kalori olacak şekilde tüketim yapılmalıdır.

Her gün 1 fincan Türk kahvesi içip, 1 küçük kare bitter çikolata tüketin

Her gün kahve içen kadınlarda, içmeyenlere göre cilt kanseri riski daha düşük bulunmuştur. Kahve çekirdeklerinin kavrulma işlemine göre antioksidan içeriği değişir. Orta derecede kavrulma yöntemi tercih edilmelidir. Her gün bir fincan şekersiz Türk kahvesi ve bir kare bitter çikolata, hem kan şekerini dengeler hem de cilde ışıltı verir.

Sardalya ve somon sivilceye karşı koruyucudur

100 gram sardalya 1,5 gram omega 3 yağ asitlerini içerir. Omega 3 yağ asitlerinin, özellikle aknenin temel sebeplerinden olan inflamasyonu kırıcı etkileri vardır. Omega 3 yağ asitleri balıklarda yüksek oranda bulunmaktadır; sardalya ve sonra somon en iyi kaynaklardır. Haftada en az 3 kez balık tüketimi önemlidir.

Ceviz, fındık ve badem cildi yeniliyor

Omega 3 yağ asitlerinin en iyi bitkisel kaynaklarıdır. Çinko ve E vitaminini yüksek içermeleri sayesinde yara iyileşmesinde, doku hasarının korunması ve hücre yenilenmesinde rol alarak cilt yaşlanmasını geciktirirler. Günlük 2 adet ceviz veya 5 adet badem, fındık tüketilmelidir.

Su cildinizin kırışmasına engel olur

Deri nemliliği için her gün 2,5 litre su içmek gerekmektedir. Su cildi nemlendirir ve kırışıklıkların azalmasını sağlar. Ayrıca vücudun toksinlerden arınması için de suya ihtiyacı vardır. Böylece cilt toksinlerden arınacak ve daha sağlıklı olacaktır. Su içmekte zorlanan kişiler şekersiz komposto, ayran, cacık olarak su alımını destekleyebilirler. Su içmeyi unutan kişiler saat planı koyarak su ihtiyaçlarını karşılayabilirler.

Sarı biber göz çevresinde kırışıklık oluşumunu önlüyor

Bir günde 250 gram yeşil ve sarı sebzeleri tüketenlerin özellikle kazayağı bölgesi başta olmak üzere tüm yüzde daha az kırışıklık olduğu gözlenmiştir. Bir sarı biber yaklaşık olarak 190 gramdır. Bu etkilere renklerden gelen koruyucu özelliklerin sebep olduğu düşünülmektedir. İyi yıkanmış sebzeler çiğ olarak salatalarda veya yağsız hazırlanmış meze olarak tüketilebilir. Pişmiş sebzeleri tercih edenler ise sebzeleri çok pişirmeden buharda veya yağsız sote yöntemi tercih edebilirler.

Kırmızı ve mor üzümü çekirdeği ile yiyin

İçeriğindeki resveratrol sayesinde cildi güneşin zararlı etkilerinden ve dolayısıyla cilt kanserinden korur. Her gün bir porsiyon mor üzüm tüketmeye özen gösterilmelidir. Üzümü iyi çiğnenmiş bir şekilde çekirdekleri ile birlikte tüketmek faydasını artıracaktır.

40 Yaşın Üzerindeki Kadınlar İçin Hayat Kurtaran Öneriler

Yaşam kalitesini artırmak elinizde

40 yaşın üzerindeki kadınalar yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam, diyabet, stres ve menopoz, hastalıkları tetikleyici faktörlerdir. Özelikle meme kanseri ve kalp- damar hastalıklarında görülen artışlar konusunda 40 yaşın üzerindeki kadınların daha dikkatli olması gerekir. Alınacak önlemlerin yaşam kalitesini ve süresini artıracağı unutulmamalıdır.

Uzun süre tüketilen alkol ve sigara kansere davetiye çıkarıyor

Önemli bir halk sağlığı sorunu olan sigaranın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi bilinmektedir. Alkol tüketimi de sindirim enzimlerini bozup, karaciğer ve beyin üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Sigara kullanımı, başta kalp damar hastalıkları olmak üzere; akciğer, yemek borusu, rahim ağzı, pankreas, meme, böbrek ve kan kanserleri riskini artırmaktadır. Alkol kullanımı ise karaciğer ve yemek borusu kanserine yol açabilmektedir.

Meme kanseri riski 4 kat artıyor

40 yaş üstü kadınlarda meme kanseri riski daha genç kadınlara göre 4 kat artış göstermektedir. Kadınların belli aralıklarla kendi kendilerine meme kontrollerini yapmaları, meme kanserini ileri aşamalara ulaşmadan fark etmenin ilk adımını oluşturmaktadır. Elle yapılan kontrollerde, memelerinin dokusu ve yapısı konusunda fikir sahibi olunacağı için meydana gelecek herhangi bir değişiklik hemen fark edilebilecektir. Bu da erken tanı konmasını mümkün kılacaktır. Elle muayene mutlaka ayda 1 kez yapılmalıdır. Bunun yanında yıllık doktor muayeneleri ve ultrason, mamografi gibi tetkikleri de yaptırmak hayati önem taşımaktadır.

Doğru beslenerek sağlıklı yaşayın

Doğru beslenme ile birlikte yeterli su tüketimi, vücut sağlığını korumak ve toksinlerin atılması için çok önemlidir. Tuz, şeker, yağ ve karbonhidratların tüketimi azaltılmalıdır. Vücut ağırlığının normalden az ya da çok olması çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Bunun için beslenmeye dikkat edilmesinin yanı sıra günlük aktiviteler artırılmalıdır. Vücudu yormayacak şekilde günlük yürüyüşler veya yüzme gibi sporlar aksatmadan yapılmalıdır. Fitness ya da yoga da hareketli ve sağlıklı bir yaşam için önemlidir. Fazla kiloların başta kalp damar hastalıkları olmak üzere diyabet, bazı kanser türleri ve felç riskini artırdığı unutulmamalıdır.

Kadınlar için yaşamsal önem taşıyan testler

40 yaşından sonra kadınların özellikle belli şikayetler başlamadan önce bir takım önemli hastalıkların erken tanısının konmasına yardımcı bazı tetkikleri yaptırması gerekmektedir. Örneğin rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde yıllık smear testleri veya barsak kanserlerinin teşhisinde dışkı ve kan testleri ve kolonoskopi işlemi tanıda hayati önem taşımaktadır.

Kemiklerinizi kalsiyum takviyesiyle koruyun

Osteoporoz yani kemik erimesi, kolay kırıklara neden olduğu için kadınların yatağa bağlı kalmasına neden olabilmektedir. Düzenli spor, yürüyüş ve kalsiyum alımını artırmak osteoporozdan korunmak için alınması gereken önlemlerdir. Bunun yanı sıra güneşten doğdu şekilde yararlanmak gerekir. Özellikle östrojen takviyeleri doktor tavsiyesine uygun olarak alınmalıdır. Fazla miktarda kahve, sigara, alkol kullanımı ve bazı ilaçların alımı osteoporoz yani kemik erimesi riskini artırabilir.

Bulmaca çözerek hafızınızı güçlendirin

Hafızayı güçlü kılmak için kolesterol, tuzlu ve şekerli gıdalardan uzak durmakla birlikte spor yapmak da önemlidir. Sürekli yeni şeyler öğrenmek ve bulmaca çözmek de hafızanın zinde kalmasını sağlayacaktır. Bununla birlikte düzenli cinsel hayatı devam ettirmek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan önemlidir.

Ağaoğlu’nun Projelerine Zam Geliyor

Stres ve Üzüntü Zonaya Davetiye Çıkarıyor

Bağışıklık sistemi düşerken zona çıkıyor

Çocukluk döneminde suçiçeği hastalığı geçirilmesine ve aşı olunmasına rağmen virüs vücuttan tamamen atılmamaktadır. Duyusal sinir köklerinde ömür boyunca uyku halinde saklı kalır. İlerleyen yaş ve kronik hastalıklar ya da enfeksiyonlar nedeniyle zayıflayan bağışıklık sistemi, hastalığın yeniden uyanmasına neden olur. Stres, depresyon, üzüntü ve aşırı yorgunluk da hastalığı tetikleyen diğer nedenler arasında yer almaktadır. Bu etkenlerle virüs yeniden aktive olduktan sonra hızla deriye ilerler ve ağrı, yanma, kaşınma, kızarıklık, su dolu kabarcıklar şeklinde döküntülere yol açar.

Şiddetli ağrılara yol açabiliyor

Belirtilerin şiddeti ve süresi hastanın yaşına ve bağışıklık sisteminin durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Çoğunlukla döküntülerden birkaç gün önce ağrı, yanma kaşınma şeklinde şikayetler başlar. Genç yaşta ve bağışıklık sistemi güçlü olan kişilerde şikayetler oldukça hafiftir. Yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ise şikayetler uyku uyutmayacak kadar, hatta ağrı kesici ilaçlarla hafiflemeyecek kadar şiddetli olabilmektedir.

Şiddetli ağrılar diğer hastalıklarla karıştırılabiliyor

Hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasında bazen değişiklikler olabilir. Hastalık, döküntülerden önce şiddetli ağrı ile de kendini gösterebilir. Bu durum, ağrının olduğu bölgeye göre sıklıkla kalp krizi, böbrek taşı veya apandisit ile karıştırılabilmektedir. Böyle durumlarda deri döküntüleri genellikle ağrı başladıktan birkaç gün sonra ortaya çıkmaktadır.

Erken tedavi ağrının şiddetini azaltmada en etkili faktör

Zonanın en sıkıntı veren bulgusu ağrıdır. Ağrı ve döküntülerin kontrolü açısından tedaviye erken başlanması büyük önem taşımaktadır. Döküntüler ortaya çıktıktan sonra ilk 96 saat içinde yapılan etkili tedavi; döküntü, ağrının şiddeti ve zonanın uzun dönem etkilerini belirgin şekilde azaltmaktadır.

Yaş ilerledikçe hastalığın seyri de değişiyor

Döküntüler vücudun herhangi bir yerinde olabilir. Ancak tipik olarak vücudun bir yarısında görülür. Yaş faktörü, bağışıklık sistemi ve kişinin yandaş bir hastalığı olup olmadığı döküntülerin şiddetinde de farklılıklara yol açabilir. Bağışıklık sistemi güçlü ve genç hastalarda birkaç tane böcek ısırığını andıran kabarcıklar şeklinde olabilirken, yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde yanık benzeri içi su veya kan dolu kabarcıklar halinde görülebilir.

Zona döküntüleri iç organlarda görülürse…

Zona döküntüleri nadiren iç organlarda, hatta gözde de görülebilir. Özellikle dil ve ağız içindeki zona döküntüleri son derece acı vericidir. Gözde olması görme sorunlarına; kulakta olması ise kulak çınlaması ve duyma problemlerine yol açacağı için yakın takip gerektirir.

İyileşme süreci yaklaşık 2 ay sürebilir

Hastalık genç hastalarda 2-3 haftada, yaşlı kişilerde ise 6-8 haftada iyileşir. Zona hastalarının büyük çoğunluğu hastalığın herhangi uzun süren etkilerini yaşamazken, yaklaşık %3’ünde zonaya bağlı nöropati denilen uzun dönemde gerileyen bazı etkiler ortaya çıkabilmektedir.

Yaz Ayları Ödem Şikayetlerini Arttırıyor

Tuz ve suyu fazla tüketiyorsanız ödem sorunu kaçınılmaz olabilir

İnsan vücudunun %65-70’inin sudan oluştuğu bilinmektedir. Ödem vücutta özellikle yumuşak dokuların olduğu bölgelerde, damar içi sıvının damar dışına sızması ile oluşur. Ödem aşırı tuz tüketimi, fazla sıvı alımı, aşırı hareketsizlik gibi durumlarda oluşabileceği gibi çeşitli hastalıkların bir belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Böbrek ve kalp yetersizliği, karaciğer sirozu, ileri beslenme bozukluğu, tiroid bezi hastalıkları gibi bazı hastalıklar tüm vücutta ödem oluşturabilir. Damar tıkanıklığı ve hareketsizliğe bağlı oluşan ödemler ise genelde kol ve bacak ya da tek bir vücut bölgesinde görülebilir. Alerjik ödemler de göz çevresi ve dudak gibi tek bölgede olabilir.

El, kol ve ayaklarda sık görülüyor

Ödemin belirtileri vücutta kaynak aldığı bölgeye göre değişebilmektedir. Örneğin kalp ve böbrek yetersizliği, sürekli oturmaya bağlı ödemler yer çekimi etkisi ile ayak bileği ve bacaklarda oluşur. Damar tıkanıklığına ya da toplardamara bası yapan nedenlere bağlı ödemler tek kol ya da tek bacakta şişme ile ortaya çıkabilir. İç organlarda sıvı birikmelerine bağlı ödemler ise, o organla ilgili bulgular verebilir, örneğin; akciğer ödeminde nefes darlığı gözlenebilmektedir.

Özellikle yetişkinlerde ödemin klinik olarak bulgu verebilmesi için neredeyse 3 litreden fazla sıvının birikmesi gerekir. Buna bağlı olarak kiloda artış, hareket yeteneğinde azalma, ciltte incelme ve sıvı sızması, bunların sonucu da ödem yaraları gelişebilir.

Tuz tüketiminizi azaltın

Günlük gereksinimden fazla alınan tuz, ödem oluşumunu hızlandırır. Bu sebeple yemeklere az tuz konulmalıdır. Hazır ürünlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Tuzlu zeytin ve peynirler suda bırakılıp, tuzları alındıktan sonra tüketilmelidir. Bol taze meyve ve sebze tüketimi özellikle önerilir. Bu tip besinler ödem yapmayacağı gibi bu besinlerin sindirim sistemi üzerine de olumlu etkileri vardır. Hatta bazı besinlerin (ananas, kivi, nar, armut, kavun, karpuz gibi meyveler ile maydanoz, salatalık ve kabak gibi sebzeler) idrar söktürücü etkileri vardır ve metabolizmamız için oldukça yararlı olduğu bilinmektedir. Fazla tuz alınmadan içilen suyun ödem arttırıcı bir etkisi yoktur, ancak kalp ve böbrek hastaları bu konuda dikkatli olmalıdır. Kırmızı et, beyaz ete göre yani tavuk ve balıketine göre daha çok tuz içerdiğinden tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Başlıca tedavi ödeme neden olan durumun ortadan kaldırılmasıdır

Fazla tuz alımının engellenmesi, hazır gıda ve soslardan uzak durulması, alkol, sigara ve kafeinli içeceklerin azaltılması en önemli noktalardır. Alınan ağrı kesici ve romatizma ilaçlarının dozu ayarlanmalıdır. Kortizon kullanan hastalara ödem oluşumu ile ilgili bilgi vermek gerekmektedir. Tansiyon ilaçlarından bazıları ayak bileğinde ödeme neden olabilir. Eğer kişide hareket eksikliği ve aşırı durağanlık var ise günlük aktiviteyi artırmak lenf ve kan dolaşımını artıracağı için ödemin azalmasına yardımcı olur.

Eğer kişide vücutta sıvı birikimine yol açan herhangi bir hastalık var ise öncelikle bu hastalığın belirlenmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir.

İlaç kullanımına dikkat!

Ödem tedavisinde idrar söktürücü ilaçlar en çok kullanılan ve en etkili ilaçlardır. Ancak bu ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Gereksiz yere ya da fazla dozda kullanılan idrar söktürücüler vücutta su ve tuz kaybına yol açabilir. Bu durum ise istenmeyen sonuçları doğurabilir.

Selva Kristal Lezzet Ödülü”ne Sahip Dünyadaki İlk ve Tek Makarna Markası Oldu

Konuyla ilgili açıklama yapan Selva Gıda Genel Müdürü Özkan Koyuncu; “27 yıldır, Konya ovası başta olmak üzere Anadolu’da yetişen en kaliteli durum buğdayından ürettiğimiz gerçek gıdaları müşterilerimize sunuyoruz. İşimizi yaparken en vazgeçilmezimiz elbette ki kalite… Kalite anlayışımız doğrultusunda;  gerçek gıda üretimine önem vererek insanlara sağlık, lezzet ve besleyiciliği bir arada sunmayı hedefliyoruz. Selva ürünleri ile “damak tadınızdan ödün vermeden sağlıklı beslenebilirsiniz” diyoruz. Biz Selva olarak üretimde kalite standartlarımızdan asla taviz vermiyoruz. Üçüncü kez aldığımız bu ödülü de vermediğimiz ödüne borçluyuz. Bu ödüller vesilesi ile tüketicilerimize en kaliteli ürünü, en iyi lezzette sunduğumuz gerçeği uluslararası arenada bir kez daha tescillenmiş oldu.  Bu topraklarda kurulan bir  marka olarak ülkemize uluslararası alanlarda ödüller kazandırmak bizim için büyük bir onurdur.” diyerek sözlerini tamamladı.
 
Alınan Üstün Lezzet Ödülü’nün yanı sıra Selva Gıda ürünlerinin hiçbir kimyasal ya da koruyucu katkı maddesi içermemesi, gerçek gıda üretimi için sürekli Ar-Ge çalışmaları yapılması, helal gıda sertifikasına sahip olması gibi özellikleri ürünün üstün yönleri arasında yer alıyor.

iTQi Hakkında:

 
Avrupa'nın lezzet konusundaki lider bağımsız otoritesi iTQi,  şefler ve sömeliyelerden oluşan bağımsız bir kuruluş olarak, dünyanın dört bir yanından gelen tüketici yiyecek ve içeceklerini test etme ve üstün lezzetli olanları tanıtma üzerine faaliyet göstermektedir.
 
Ürünler, üzerinde herhangi bir ambalaj ve işaret olmadan kör tadım bazında değerlendirilmektedir.
 
En güvenilir takibi sağlayabilmek için her ürüne bir kod verilmektedir. Ürünler, değerlendirme sırasında üreticinin vermiş olduğu talimatlara göre hazırlanmakta ya da pişirilmekte ve evde olduğu gibi servis edilmektedir.
 
iTQi'ın tadım oturumları ile amacı her ürünün hedonik lezzetini ayrı ayrı ölçmektir. Her jüri üyesi, tattıkları ürün için Duyusal Analiz Raporunda puanlama yapmaktadır. Bu puanlama ürün lezzeti, aroma, yapı, koku, doku, tadım sonrası ağızda bıraktığı tat gibi kriterler dikkate alınarak yapılmaktadır
 
Üstün Lezzet Ödülü, mükemmel tat ve kalitedeki yiyecek ve içecekleri onaylayan ve her yıl verilen bir ödüldür. Ödüller 2005 yılından beri Brüksel, Belçika'da bulunan International Taste&Quality Institute (ITQi) tarafından verilmektedir. Ödül; aşçılar, içecek uzmanları ve içki uzmanları tarafından hazırlanan detaylı raporlar ve duyusal analizler de sağlamaktadır.

Tatilde İpin Ucu Kaçmasın

Kahvaltıya yetişmeye çalışın

Kahvaltı, yaz tatillerinde en çok atlanan öğündür. Özellikle gece geç saatlerde yatıp, sabah uykuyu bölmemek adına yapılmayan kahvaltılar, yaz aylarında güne yanlış başlanmasına sebep olmaktadır. Özellikle peynir, bol yeşillik, zeytin vb. Akdeniz tipi bir kahvaltı sağlıklı bir başlangıç olup, bedeninizin sıcak havalara ve gün içerisindeki yemek seçimlerine uyumunu kolaylaştıracaktır.

Aktivitelere dalıp ara öğünleri atlamayın

Tatilde sık yapılan hatalardan biri de günü 2 öğünle geçiştirmektir. Öğün sayısı azaldıkça, her öğünde yenilen miktarların artmaktadır. Tatilde özellikle öğleden sonra deniz-havuz etkinlikleriyle yorulup akşama kadar ara öğün yapmadan beklemek, akşam yemeğinde gereğinden fazla yemeye hatta daha fazla karbonhidrat tüketmeye sebep olabilir. Öğle yemeğinden sonra hafif atıştırmalıklarla ara öğün yapılabilir. Yaz meyveleri, 2 top dondurma veya şekersiz limonata gibi tatile uygun ara öğünler planlamak günü doğru programlamanıza yardımcı olacaktır.

Mayonezli meze ve salatalara dikkat!

Özellikle öğle ve akşam yemeklerinde çok çeşitli yemekler sunulmakta ve bunların içerisinde hazırlanma ve pişirme yöntemleri sebebiyle potansiyel tehlikeye dönüşebilecek ürünler yer almaktadır. Özellikle mayonez tüketimi, sıcak havalarda sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebep olabilir. Bu nedenle, mayonezle hazırlanmış özellikle salata-meze gibi alternatiflerden uzak durulmalıdır.

Yazın zehirlenme riski fazla

Yaz tatillerinde, sadece kilo alma değil çeşitli sağlık problemleri de kendini gösterebilir. Özellikle sıcak havanın etkisiyle zehirlenme riskinin en yüksek olduğu dönem yaz aylarıdır. Sindirim sisteminin rahat çalışabilmesi, tatil boyunca konforunuzun bozulmaması için önemli bir kriterdir. Bu nedenle tatilde de bedeni yormayacak şekilde, dengeli ve planlı beslenmeye özen göstermek önemlidir.

Böbrek ve kalp sağlığınız için bol su için

Sıcak havalarda günlük sıvı alımı son derece önemlidir. Sıvı alımındaki eksiklik, böbrek fonksiyonlarında sorunlara neden olabilir. Sıvı tüketimi çay, kahve, soğuk içecekleri de kapsasa da en önemli unsur su tüketimidir. Yaz aylarında özellikle terleme yoluyla daha da fazla vücuttan su kaybı olacağı için, kilogram başına 30 cc olarak planladığımız normal su tüketimi, yaz aylarında kilogram başına 40 cc olarak tüketilmelidir.

Tatil konseptlerinin en cezbedici kısımlarından biri de sınırsız alkol seçeneğinin olmasıdır. Özellikle alkol oranı yüksek içeceklerin sınırlandırılması bu dönemde son derece önemlidir. Tansiyon, kalp, böbrek rahatsızlıkları gibi sağlık problemleri olan kişilerin havanın en sıcak olduğu gündüz saatlerinde alkol tüketmesi tehlikeli sonuçlara sebep olabilir. Fazla alkol tüketimi, vücuttan fazla su atımına neden olup kan basıncını artırabilir. Bu da özellikle öğle saatlerinde sağlık açısından ciddi bir risk oluşturabilmektedir. Tatil öncesinde alkol tüketimi sınırlı ölçülerde ya da yokken tatil süresince her gün limitsiz alkol konseptine girilmesi, tatili alkol kaynaklı ciddi kilo alımlarıyla sonuçlandırabilir.

Anne Adayları Tatilde Modaya Değil Havaya Uygun Giyinmeli

Hamilelik döneminde tropikal bölge tatillerine dikkat!

Hamileliğin 11-36. haftaları arası seyahat için en uygun dönemdir. Tatil planları yapılırken öncelikle bölgenin özellikleri gözden geçirilmelidir. Hava sıcaklığı, nem, sağlık kuruluşlarına ulaşım kolaylığı göz önünde bulundurmaları gereken başlıca konulardır. Tropikal bölgeler sıtma başta olmak üzere birtakım enfeksiyonlar açısından risk taşıdığından bu bölgeler mümkünse tercih edilmemelidir.

Uzun süre hareketsiz kalmayın

Seyahat mesafesi uzak ise hava yolu ulaşımı tercih edilmelidir. Gebeliğin 28. haftasına kadar anne adayları doktor raporu olmaksızın seyahat edebilir. Otobüs yolculukları hamileler için sağlıklı ve konforlu değildir. Hem uçak hem de araç yolculuklarında uzun süre hareketsiz kalmak doğru değildir. Sürekli hareketsiz kalmak, kanın bacak damarları içinde pıhtılaşmasına ve bu pıhtının akciğer, beyin gibi hayati organlara giderek kan akımını durdurmasına neden olabilir.

Yolculuklarda bunlara dikkat edin!

· Bol su içilmeli

· Ağır, yağlı, ekşi, acı gıdalar ve kafeinli içecekler tüketilmemeli

· Rahat kıyafetler giyilmeli

· Kan pıhtılaşma sorunu olan anne adayları varis çorabı giymeli

· 2-3 saate bir yürüyüşlerle mola verilmeli

· Emniyet kemeri ile vücut arasına uygun ebatlarda yastık konulmalı

Yaz modası sizin ve bebeğinizin sağlığını etkilemesin

Kan dolaşımını engellemeyen, rahat, pamuklu ya da keten materyalden yapılmış kıyafetler tercih edilmelidir. Açık renk kıyafetler güneş ışığını yansıtarak vücudu serin tutar. Naylon özellikli vücudu saran ve ısıyı artıran kıyafetler uygun değildir. Yazın giyilecek giysilerin hava sıcaklığına uygun olması gerekir. Bazı bölgelerde hava akşamları serin olabildiğinden bu gece-gündüz sıcaklık farkı göz önünde bulundurularak kıyafet seçimi yapılmalıdır. Az topuklu ya da spor ayakkabılar tercih edilebilir. Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak için de şapka kullanılması gereklidir.

Sineksavar spreyler 3. aydan sonra kullanılabilir

Yaz tatillerinde sivrisinek sokmalarına karşı odalarda, elektrikli sivrisinek kovucu tabletler kullanılabilir. Oda spreyleri ve vücuda uygulanan losyonlar bebeğin organ gelişiminin devam ettiği için ilk 3 aydan sonra kullanılabilir. Arı sokması alerjik olan anne adayları hariç çoğunlukla sorun teşkil etmez. Akrep, yılan, kene gibi sokmalarda en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Deniz dalgalı ise sahilde serinlemeyi tercih edin

Yaz ayları için ideal spor anne adayları için yüzmedir. Aşırı kilo almayı önlemesinin yanında doğumu kolaylaştırıcı etki gösterir. Denize ve temiz havuzlara girilmesinde sakınca yoktur. Yüzerken kulaçtan ziyade kurbağalama stili daha doğrudur. Dalış, su sporları, plaj voleybolu, yamaç paraşütü gibi aktiviteler uygun değildir. Aşırı dalgalı zamanlarda da denize girilmemelidir. Yüzme dışında yürüyüş, yoga ve pilates yapılabilir.

Güneşlenirken karnınızı örtmeyin

Güneşin dik geldiği saatlerde gölgede durulması gerekir. Diğer zamanlarda güneşlenme en az 30 faktörlü koruyucu bir güneş kremi sürmek şartıyla yapılabilir. Yüzme ve güneşlenme için en ideal saatler 07.00-11.00 ve 16.00-19.00 arasıdır. Bu saatlerde güneşlenirken karnı korumaya veya örtmeye gerek yoktur. Gebelikte güneşin ciltte leke yapıcı etkisi daha belirgin olduğundan koruyucu krem ve nemlendirici kullanımı kesinlikle unutulmamalıdır.

Karpuz ve muz tüketimine dikkat edilmeli

Anne adayları yaz tatilinde hafif bir beslenme mönüsü ile 3 ana-3 ara öğün olacak şekilde beslenmelidir. Öğle yemekleri asla atlanmamalıdır. Salata, yaz ayları için vazgeçilmez bir besindir. İyice yıkanmalı ve sirkeli suda 5 dakika bekletip durulanmasına özen gösterilmelidir. Günlük yağsız pastörize süt ya da yoğurt tüketimi önemlidir. Protein yönünden zengin bir beslenme programı uygulanmalıdır. Günde en az 1 öğünde et, tavuk ya da balık tüketimi olmalıdır. Taze sebze meyvelerin tüketimi de bu dönemde önemlidir. Karpuz, muz gibi meyveler yüksek kalorili olduğundan tüketim miktarına dikkat edilmelidir. Tatlı olarak haftada 2 kez, 1-2 top doğal sütten yapılmış dondurmalar tercih edilebilir. Yaz aylarında 2- 3 litreye yakın su tüketilmelidir. Sıvı tüketiminde şekerli ve asitli sıvılar tercih edilmemelidir. Doğru bir beslenme programı ile sağlıklı bir tatil dönemi geçirilebilir.

Sıcak ve Nemli Havada Sağlıklı Kalmanın Yolları

Sıcak çarpmasının belirtilerine dikkat
 
Güneş çarpması, aşırı sıcak havada vücut ısısını ayarlayan terleme mekanizmasının bozulmasına bağlı olarak, ısının düşürülememesi sonucu ortaya çıkar. Acil olarak tedavi edilmediği takdirde, vücutta kalıcı hasarlara veya hayati kayıplara neden olabilir. Kişinin ateşi 39,4 derecenin üzerinde, derisi kuru, kırmızı ve sıcaktır. Bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, göz çukurlarının belirginleşmesi ve görme netliğinin bozulması ile komaya kadar gidebilen şuur bulanıklığı veya kaybı vardır, terleme görülmez. Kişi hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınmalı, sıkı giysileri gevşetilmeli, soğuk su veya vantilatör, klima gibi cihazlarla soğutulmaya çalışılmalıdır. Kesinlikle içmesi için sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

Fazla kilolarınız ve kronik bir hastalığınız varsa…

Diyabet hastaları, kalp damar ve böbrek hastalığı olanlar, sürekli ilaç kullananalar, hamileler 65 yaş ve üzerindeki kişiler ile açık alanda çalışanlar sıcak havada çok daha dikkatli olmalıdır. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma alışmakta güçlük çekmektedir. Şişmanlık, bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı, kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile bazı ilaçların kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı, beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir.

Yetersiz sıvı alımı sıcak kramplarına neden olabilir

Aşırı aktivite sonucunda terlemeye bağlı olarak vücutta hızla bir su ve tuz kaybı meydana gelir. Düşük tuz seviyeleri kaslarda sıcak kramplarına neden olabilir. Sıcak krampları aynı zamanda sıcak bitkinliğinin belirtilerinden birisidir. Genellikle karın, bacak ve kol kaslarının fiziksel aktivite sırasında ağrılı spazmlarıyla meydana gelir. Sıcak krampları için tıbbi tedaviye gerek yoktur, kişinin yaptığı aktivite durdurulmalı sakin ve serin bir yerde oturtulmalıdır, meyve suyu veya mineralli içecekler içirilmelidir. Kramp meydana geldikten sonra en az bir kaç saat fiziksel aktivitede bulunulmamalı, bir saat içerisinde geçmezse en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Güneş yanığını kulaktan dolma bilgilerle geçirmeye çalışmayın

Uzun süreli güneş ışığına maruz kalmakla güneş yanıkları meydana gelebilir. Deri kızarık, ağrılı ve aşırı derecede sıcaktır. Eğer etkilenen kişide ateş, su toplaması ve şiddetli ağrı varsa veya 1 yaşından küçükse en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Güneş yanığından korunmak için aşırı güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınılmalı, güneş yanığı olan yerler soğuk su ile silinmeli, etkilenmiş bölgelere doktor tavsiyesi ile alınan nemlendirici losyon sürülmelidir. Yağ, salça, yoğurt ve diş macunu gibi maddeler kesinlikle sürülmemeli, bölgede su toplanması olduysa patlatılmamalıdır.

Yetişkinlerde de isilik görülebiliyor

Sıcak ve nemli havalarda aşırı terlemeye bağlı olarak deri tahrişi olabilir. İsilik başta bebekler olmak üzere her yaşta görülür. Kızarık bölgeler kuru tutulmalı, daha serin ve daha az nemli ortamlarda bulunmaya özen gösterilmelidir.

Sıcak ve nemli havaya karşı alınması gereken önlemler

 
· 10.00-16.00 saatleri arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır.
 
· Sokağa çıkarken açık renkli, hafif, bol kıyafetler giyilmelidir.
 
· Gün içinde sık sık duş alınabilir.
 
· Geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka takılmalı ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır.
 
· Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde denize girilmemeli ve güneşten korunulmalıdır.
 
· Sokağa çıkarken cilt tipine uygun güneş koruyucular tercih edilmelidir.
 
· Egzersiz yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmelidir.
 
· Bol sıvı alımı ihmal edilmemelidir.
 
· Bebekler, çocuklar, engelli bireyler ve hayvanlar kapalı, park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır.

Burrito Shop Meksika Mutfağı Ataşehir’de Açıldı

Burrito Shop Mexican Street Food Ataşehir

Burrito Meksika Mutfağı Ataşehir

0216 4114567

Ataşehir Bulvarı Ata 3-4 Blok Dükkan:43 Ataşehir

http://burrito-shop.com/

Sıcak Havalar Varisi Tetikliyor

Ülkemizde 5 milyon varis hastası var

Varis hastalığı, toplumdan topluma değişmekle birlikte günümüzde %10-35 arasında görülmektedir. 50 yaşın üzerinde görülme oranı 2 kat artmaktadır. Kadınlarda, erkeklere oranla 2-4 kat fazla görülmektedir. 20-70 yaş arası kadınların yaklaşık yarısı varislerden şikayetçi olabilmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak Türkiye’de 5 milyon bireyde değişik derecelerde varis olduğu öngörülmektedir.

Plajda bacaklarınızı kuma gömmeyin

Varis kaynaklı bacak ağrılarını geçirmek için sıcak uygulama yapılması doğru değildir. Bu ağrılar için kaplıcalara gitmek ya da yazın kuma bacaklarını gömmek yanlıştır. Sıcak uygulama, varis ve damarsal yetmezlik şikayetlerini artırmaktadır. Sıcak havalarda yeterli miktarda sıvı tüketilmemesi ve hareketin azalması ile bozulmuş damar yapısı, damar içi pıhtılaşma ve akciğerde pıhtı oluşumlarına neden olabilmektedir. Akciğerde damar embolisinin en önemli nedeni, derin toplardamarlarda oluşan pıhtılardır.

Yazın çok dar kıyafetlerden kaçının

Toplardamarlarda basınç artışına yol açan gebelik, ayakta ya da oturarak uzun süre durmayı gerektiren meslekler, şişmanlık, az lifli gıdayla beslenme alışkanlığı, kabızlık, dolaşımı etkileyecek derecede sıkı kıyafetler varis gelişimini artırabilmektedir. Ayrıca toplardamarları zayıflatan nedenlerden kadın cinsiyet, hormon kullanımı, yaşlılık, sigara kullanımı, genetik etkenler de varis gelişimine neden olabilmektedir. Varis hastalarında en sık görülen şikayetler; ağrı, yanma hissi, kaşıntı, kas krampları, şişlik hissi, huzursuz bacak, cilt değişiklikleri ve yaraların oluşmasıdır.

Tedavi varisin türüne göre kişiye özel planlanıyor

Varis, erken tanı konulması, koruyucu önlemlerin alınması, doktor önerisiyle ilaç veya varis çorabı kullanılmasıyla büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Varis tedavisinde sorunun kaynağına ve sonuca yönelik uygulamalar yapılmaktadır. Ameliyatla tedavi yapılabildiği gibi günümüzde hastaya daha az zarar veren modern yöntemler ile daha estetik sonuçların elde edilmesi mümkün olmaktadır.

Dikişsiz uygulamalar ile son derece başarılı ve estetik sonuçlar alınıyor

Günümüzde tüm dünyada en yaygın tedavi, büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır. Renkli doppler ultrason eşliğinde “Endovenöz lazer ablasyonu” yöntemi sayesinde varis tedavisi sağlanabilmektedir. Dikişsiz ameliyat uygulaması ile cerrahi gereksinimi bulunan hastalara kesi uygulamadan ameliyatta dikişe gerek olmaksızın başarılı kozmetik sonuçlar elde edilmektedir. Varisleri başlangıç evresinde bulunan hastaların tedavileri ise “köpük skleroterapisi” ve “yüzeysel radyofrekans ablasyon” yöntemi ile sağlanabilmektedir.

Varisten korunmak için dikkat edilmesi gerekenler

 
· Hareketsizlikten kaçınılmalıdır. Uzun süre bacak bacak üzerine atmak kan dolaşımı bozabilir.
 
· Sigara varis oluşumunu artırabilir. Sigara içenlerin yanında bulunmanın bile varis riskini %30 oranında etkilediği unutulmamalıdır.
 
· Çok dar giysiler ve yüksek topuklu ayakkabılar tercih edilmemelidir.
 
· Sıcaktan kaçınılmalıdır. Aşırı güneşlenme ve sıcak uygulama, damarları genişleterek varislerin artışına yol açabilir. Ilık su ile yıkanmanın ardından bacaklara soğuk su uygulanması yararlı olacaktır.
 
· Düzenli ayak ve bacak egzersizleri yapılmalıdır.
 
· Mümkünse günde en az 2-3 kez,10-15 dakika süre ile bacaklar kalp seviyesinden yukarı kaldırarak dinlendirilmelidir.
 
· İdeal kiloda kalınmalıdır.
 
· Doktorun önerdiği ilaçlar ve varis çorabı düzenli kullanılmalıdır.

İstanbul Gelişim Atölyesi

Küçükbakkalköy Mah. Fevzi Paşa Cad. Zonturoğlu İş Merkezi No: 45 Kat: 3 Ataşehir / İstanbul

istanbulgelisimatolyesi@outlook.com

Ömer İsmailoğlu

0216 573 68 82

Gelişim Atölyesi, İlk ve Ortaokul düzeyindeki öğrencilerin akademik ve sosyal açıdan gelişimlerini desteklemek amacıya hizmet sunan bir eğitim danışmanlığı ve koçluğu kurumudur. 
Gelişim Atölyesinde öğren

Önemsenmeyen Sinir Sıkışmaları Felç Riskini Artırıyor

Sinir sıkışmaları sıklıkla ellerde, el bileğinde, dirsekte, boyun ve omuz bölgelerinde olur. El bileğinden geçen bir kanalda oluşan sinir sıkışması, parmaklarda uyuşma, karıncalanma, iğne batması tarzında şikayetlere yol açar. Bu durum “karpal tünel sendromu” olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca boyun fıtıkları konusunda da dikkatli olunmalıdır. Bir hastada hem boyun fıtığı olup hem de el bilekte ya da dirsekte sinir sıkışması görülebilir. Boyun fıtığı tedavi edilirken diğer sorun ilerleyip, hasta için risk oluşturabilir.

Ofis çalışanları dirsekteki sinir sıkışmalarından şikayetçi

Karpal tünel sendromu, elini yoğun kullanan, ev hanımlarından inşaat işçilerine kadar geniş bir grupta görülmektedir. Ayrıca ek rahatsızlığı olan, şeker ya da romatizma hastası kişilerde de sık görülmektedir. Dirsekte sinir sıkışması ise daha çok masa başında çalışan kişilerde olur. Masaya dayandığı bölgenin bası altında kalmasıyla sinir sıkışmaları yaşanır. Bunları birbirinden ayırt edebilmek ve doğru tanıda bulunmak çok önemlidir.

Tedavi ertelenirse felç riski artıyor

Sinir sıkışması şikayetleri 7-10 gün sürebilir ancak 3 haftadan uzun sürüyorsa bunun nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Sinir sıkışmalarında erken tanı önem taşır. Geçiştirilen ve önemsenmeyen sinir sıkışmalarına doğru zamanda müdahale edilmezse kas atrofisi gelişir. Kas atrofisi gelişmesi durumunda; sinir o bölgedeki çalışmasını artık minimalize etmiş, dolayısıyla uyarı gelmediği için de kas erimesi başlamıştır. Kas erimesi, eklem ve koldaki kasların fonksiyonun azalması anlamına gelmektedir. Bu güçsüzlük kısmi felce kadar ilerleyebilir. Felç hali söz konusu olduğunda da hasta tedaviye gelse bile yapılacak cerrahi müdahaleler ve medikal tedaviler sınırlı kalacaktır.

Rahatlamak için ellerinizi havaya kaldırın

Sinir sıkışması sorunu olan kişiler kendilerini rahatlatmak için ellerini yukarıda tutmalıdır. Burada amaç venöz denilen kan dönüşümünü azaltmaktır. Eller aşağıya bırakıldığında kan aşağıya yönelir, bu da şikayetleri artırır. El bileklerini ve parmakları pompa tarzında açıp kapatmak kanı yukarı doğru pompalayacağı için kişi rahatlayacaktır. Gün içinde yaklaşık 15-20 dakika bu hareket yapılmalıdır. Sabit bir pozisyonda durmak yerine hareket edilmelidir. Dolaşımı artırmak hem rahatlatır hem de kasların çalışmasını sağlar.

Elde ya da omuzda ağır çanta taşımayın

Omuza ya da sırta alınan ağır çantalar sinir sıkışmalarına yol açabilir. Ayrıca kas dengesi açısından da risklidir. Tek tarafına alınan yük, sırttaki dengeyi bozar. Yükün olduğu yerdeki kaslar daha az, diğer taraftakiler ise daha fazla çalışır. Bu aynı zamanda duruş bozukluklarına da zemin hazırlar. Bu konuda dikkatli olmak, yük taşınacaksa iki tarafa eşit dağıtmak önemlidir. Ellerde taşınan ağır yüklerin de el- bilek bölgesinde zorlanmalara sebep olacağı unutulmamalıdır.

Kapalı cerrahi sayesinde hızlı iyileşme

Sinir sıkışmaları, hafif, orta ve ağır şiddette derecelendirilir. Hafif ve orta şiddette genellikle ilk adım egzersiz ve medikal tedavidir. Ameliyat her zaman en son seçenektir. Ancak gerekli durumlarda uygulanır ve kapalı cerrahi tercih edilir. Yaş grubu ayırt etmeksizin her yaş grubuna uygulanabilen kapalı cerrahi, hasta konforu açısından büyük önem taşır. Kapalı cerrahide, 1 cm’lik küçük kesilerle sinir sıkışmalarına müdahale edilmektedir. Bir hazırlık aşaması yoktur; hastaya anestezi uygulanmaz. İşlem, uygulanan bölgeye göre değişmekle birlikte yaklaşık 30 dakika sürmektedir. Genelde işlem sonrası hastaların dinlenmesi ve 3 gün sonra işe dönmesi tavsiye edilir. Komplikasyon riski çok azdır.

1.6 Dizel Otomatik Insignia’nın Ön Satışları Başladı

Opel'in dizel motor atağının kilit oyuncuları oldukça sessiz çalışan karakterleri, düşük yakıt tüketimi ve düşük CO2 emisyon değerleri dikkat çekiyor. 136 beygirlik motor 320 Nm maksimum tork (2,000 dev/dak) üreten altı ileri manuel şanzımanda 3.9 litre /100 km yakıt tüketimi, otomatik şanzımanda 5.0 litre/100 km ve 104 gr/km CO2 salıma sahip. 0'dan 100 km'ye çıkması 10.9 saniye alıyor.

1.4 litre 140 Beygirden 2.8 litre 325 beygire uzanan benzinli motor seçeneklerine 1.6 Dizel motor ve 2.0 litre Dizel 170 beygir 4×2 ve 4×4 otomatik şanzıman motor seçenekleri eklendi.

Geliştirilmiş şasi ayarları Adaptif 4×4 şasi Teknolojisi, Aklıllı Ön Far Teknolojileri (AFL+), Isıtmalı direksiyon ve koltuklar, AGR Koltuklar, Adaptif Hız Sabitleyici ve Çarpışma Önleyici

 
Fren Sistemleri, Dijital işlemcili surround ses sistemi Insignia'nın öne çıkan özellikleri arasında.

Klima Karşısında Durmak Göz Kuruluğuna Yol Açıyor

Kuru göz sendromu, gözde rahatsızlık hissi ve görme bulanıklığı yapabilen bir hastalıktır. Gözyaşının az salınması veya mevcut gözyaşının buharlaşması ile ortaya çıkar. Göz kuruluğunun sıklıkla gözyaşı eksikliğinden kaynaklandığı düşünülse de, gözyaşı buharlaşması bu rahatsızlığın en sık sebebidir. Gözyaşı bezleri, gözün “orbita” denilen kemik duvarının üst dış köşelerinde bulunur. Bunlar gün içerisinde düzenli olarak salgı verir. Gözyaşı bezinden kaynaklanan bir sorun olduğunda, gözyaşının az salınımı tipinde göz kuruluğu meydana gelir. Normal miktarda salınan gözyaşı varken kuruluk oluyorsa, bu durum buharlaşma tipi göz kuruluğu sendromu olarak adlandırılır.

Gözyaşı üretimini olumsuz etkileyen faktörlere dikkat!

Gözyaşı bezlerinin fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyen bazı etkenler vardır. Bunlar yaşın ilerlemesi, romatolojik hastalıklar, tiroid bezi fonksiyon bozuklukları, östrojen – testosteron dengesizliği ile ilgili endokrinolojik rahatsızlıklar; depresyon, tansiyon ve akne ilaçları ile sık kullanılan kontakt lensler şeklinde sıralanabilir.

Özellikle ofis çalışanları göz kuruluğundan şikayetçi

Toplumda sıklıkla karşılaşılan buharlaşmaya bağlı göz kuruluğu şikayetleri daha çok ofis çalışanlarında görülmektedir. Tablet, cep telefonu ve bilgisayar ekranlarına uzun saatler bakan kişilerde, refleks göz kırpma sıklıkları azalır. Bu durum, yüzeyde bulunan gözyaşının buharlaşmasına yol açar. Yaklaşık 3 saniyede bir farkına varmadan insanlar gözlerini kırpar ve gözyaşı bezlerinden salgılanan gözyaşı da göz küresi üzerine eşit olarak dağılır. Bilgisayar karşısında uzun zaman geçiren kişilerin ise gözleri 10-15 saniye kadar açık kalabilmektedir. Tüm bunlar klimalı ve kuru ortamlarda gerçekleşiyorsa gözyaşı buharlaşma süreci hızlanmaktadır.

Gözleriniz sürekli kaşınıyorsa…

Ofis çalışanlarının sık yaşadığı göz rahatsızlıklarından bir diğeri “blefarit” yani kirpik dibi iltihabıdır. Hastalık, kirpik dibinde uzun süreli kepeklenmeyle birlikte gelişir. Ayrıca toz ve kimyasalların birikimi, kimi zaman da bazı parazitlerin göze yerleşmesi kirpik dibi iltihaplanmasına yol açar. Bunlar, kirpik diplerinde açılan gözyaşı bezi kanallarının iltihabı nedeniyle iyi salgı üretememesine ve buharlaşma tipi göz kuruluğuna neden olur. Bu nedenle gözleri, kirpik dipleri sürekli kaşınan, kirpikleri incelen ve dökülen kişiler dikkatli olmalı, vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurmalıdır.

Klimanızın yönünü değiştirin

Kuru göz sendromunun tedavisi, nedene yönelik olmalıdır. Kirpik dibi iltihabının birtakım bakım solüsyonlarıyla veya ilaç desteğiyle temizlenmesi gerekebilir. Ayrıca ofiste çalışırken göz kırpma refleksini sık sık kullanmayı hatırlamak, bilgisayar kullanımına 10-15 dakika ara vererek, gözleri kapatıp dinlendirmek, yüze doğru gelen bir klima, kalorifer varsa bunların yönünü çevirmek ya da derecesini azaltmak önemlidir. Özellikle buharlaşmaya yönelik göz kuruluğu olanlara bazen koruyucu gözlükler de önerilebilir. Gözyaşı üretimi yönünde bir azalma varsa, gözyaşı üretimini artıracak ilaçlar ve yüzeyde az gözyaşına bağlı ortaya çıkan iltihaplanmayı çözecek birtakım ilaç tedavileri de uygulanır.

Ataşehir Yeni Hizmet Merkezlerine Kavuşuyor

260 m² çok amaçlı salon,

142 m² çocuk tiyatro salonu,

165 m² çocuk atölyesi,

105 m² müzik atölyesi,

250 m² yoga ve fitness alanı,

40 m²’lik 6 adet derslik,

180 m² dans ve müzik stüdyosu,

75 m²’lik atölye.

 

Ustaların adları Ataşehir'de yaşayacak

Büyük halk ozanı Neşat Ertaş’ın adını taşıyan Neşat Ertaş Kültür Merkezi’nin inşaat çalışmaları devam ediyor. İçerenköy Mahallesi’nde hizmet verecek 5 katlı kültür merkezinin içerisinde; çok amaçlı eğitim salonları, sergi salonları, fuaye alanları, teknik odalar, sığınak, çok amaçlı spor salonu, öğretmenler odası, muhtarlık, postane, ödeme birimleri ve kafeterya bulunacak.

Kemal Sunal ve Neşat Ertaş kültür merkezlerini Ataşehir’e kazandırmak için gerekli çalışmaları yapan Ataşehir Belediyesi, Mustafa Kemal Mahallesi’nde  hizmete açmayı planladığı Erdal Eren Kültür Merkezi için de yakında ihale süreci başlayacak.

Ataşehir Belediyesi Esatpaşa ve Ferhatpaşa mahallerinden sonra İçerenköy Mahallesi’ne de bir taziye evi kurdu. Taziye evinde 130 m²’lik ana salon, 4 adet de 25 m²’lik odaları ile mutfak ve tuvalet yer alıyor.

Ataşehir Mozaik Çarşı’nın karşısına yapılan 270 m²’lik Emekliler Lokali’nde ise kafeterya, lokal, idari birim, mutfak ve tuvalet bulunuyor.

Küçükbakkalköy Mahallesi’nde hizmete açılacak ve toplam 1100 m² inşaat alanına sahip Emekli Dinlenme Evi içerisinde ise; çok amaçlı salonlar, dinlenme salonları, hukuk danışmanı, psikolojik danışman, bilgisayar ve müzik derslikleri, klüp odaları, engelli koordinasyon ofisi, dans salonu, satranç odası yer alacak.

Bu dinlenme evi, emeklilerin sosyal hayattan kopmamaları, teknolojik yeniliklere kendilerini adapte edebilmeleri, psikolojik ve hukuksal zorluklar konusunda yardım alabilmeleri ile kendi aralarında hoşça vakit geçirebilmelerine olanak sağlayacak.

2009 yılında kurulan Ataşehir Belediyesi tarafından hizmete açılan ve bu yıl 5. yaşını kutlayan Bahriye Üçok Hasta Konukevi; şehir dışından İstanbul’daki hastanelerde tedavi olmaya gelen fakat kalacak yer sıkıntısı yaşayan, hasta ve yakınlarını ağırlamaya devam ediyor.

4 yıldır hizmet veren Ataşehir Belediyesi Kadın Konukevi; şiddet gören, kimsesi olmayan kadınlara ve çocuklara barınma, psiko-sosyal destek ve rehabilitasyon ile eğitim hizmetleri sağlıyor.

Yine 4 yıldır hizmet sunan Ataşehir Belediyesi Kız Öğrenci Konukevi, kız öğrencilere sıcak bir yuva olmaya devam ediyor.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

İnatçı ve Geçmeyen Yorgunluğu Önemseyin

Sosyal hayatı kısıtlıyor, iş hayatında sorunlara yol açıyor

İstirahatle hafiflemeyen ya da geçmeyen yorgunluk, kronik yorgunluk sendromu olarak adlandırılmaktadır. Bu sendrom, gerekli enerjiyi bulamadığı için sosyal hayatından uzak kalan kişilerin iş hayatında da ciddi sıkıntılar yaşamasına yol açmaktadır. Genellikle yoğun iş temposu ya da günlük hayatın koşturması nedeniyle oluşan yorgunlukla karıştırılan sendromun tanısı da önem taşımaktadır.

Yorgunluğunuz dinlenmeyle geçmiyorsa…

Kronik yorgunluk sendromu; yeni veya bilinen bir zamanda başlar ve devam eder. Bir fiziksel aktivite sonucu oluşmaz ve istirahatle hafiflememektedir. İş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açan kronik yorgunluk sendromunun belirtileri ise şu şekilde sıralanabilir:

·Kısa süreli hafıza ve konsantrasyon kaybı

·Boğaz ağrısı

·Lenf bezlerinde hassasiyet

·Kas ve eklem ağrısı

·Yeni oluşan, şekil  değiştiren veya  ciddileşen baş  ağrısı

·Uyku bozukluğu

·Halsizlik

Kadınlarda ve mükemmeliyetçi kişilerde daha fazla görülüyor

Kronik yorgunluk sendromu, genellikle 20-40 yaş aralığındaki kadınlarda, yoğun çalışma temposuna sahip üst düzey yöneticilerde ve mükemmeliyetçi kişilerde görülmektedir. Başlangıçta hafif yorgunluk ve isteksizlik gibi belirtilerle ortaya çıkabileceği gibi ilerleyen dönemde iş hayatındaki verimlilikte ciddi düşüşlere ve sosyal hayattan kopma gibi sorunlara yol açacak kadar şiddetlenebilir. Hatta kişiyi günlük aktivitelerini bile yapamayacak düzeyde bakıma muhtaç hale getirdiği olmaktadır.

Tedavide semptomların azaltılması amaçlanıyor

Kişi bu belirtileri ile hastaneye geldiğinde doğru tanıyı koymak için bazı testler yapılmaktadır. Yapılan muayene ve testlerle olası sebepler dışlandıktan sonra tanısı konulan hastalığın semptomatik ve kombine tedavisi önemlidir. Tedavinin amacı semptomları azaltmaktır. Birçok kronik yorgunluk sendromu hastasının tedavi ile düzelen depresyonu ve psikolojik bozuklukları vardır.

Kronik yorgunluk sendromunun adım adım tedavisi

·Davranışsal terapi ve bazı hastalar için derecelenmiş egzersiz

·Sağlıklı beslenme

·Uyku yönetim teknikleri

·Ağrıyı, rahatsızlığı ve ateşi düşürecek ilaç tedavisi

·Anksiyete için ilaç tedavisi

·Depresyon için ilaç tedavisi kombinasyonunu içerir

İnatçı ve geçmeyen yorgunluk önemsenmeli

Kronik yorgunluk sendromu yaşayan hastaların aktif bir sosyal yaşam için teşvik edilmesi gereklidir. Rahatlama ve stres azaltma teknikleri, kronik ağrı ve yorgunluğu azaltmaya yardımcı olabilir, fakat bunlar kronik yorgunluk sendromu için esas tedavi yöntemi değildir. Orta dereceli fiziksel egzersiz de yararlı olabilir. Aktivite planlaması doktor aracılığıyla yapılmalıdır. Eğer inatçı ve sık yorgunluktan şikayet ediliyorsa hastalığın semptomları olsun ya da olmasın hastaneye başvurulmalıdır. Aynı belirtiler başka ciddi hastalıkların da habercisi olabilir.

Tati Pet Kuaför – Butik

Kedi ve Köpeklerinizi evinizden alıp tıraş edip yıkıyoruz. Yazlık ve kışlık elbiselerimiz mevcuttur. Ataşehir Barajyolu cd N:40 (sinpaş koru konutlarının yanı)

0534 510 12 20

http://tatipetkuafor.com

Veteriner Tekniker ORKUN ATALAY

0216 455 20 63

orkunatalay@hotmail.com

Ataşehir Barajyolu cd N:40 (Sinpaş Koru Konutlarının Yanı)

Lösemili Çocukların Ailelerine “Aile İçi İletişim” Eğitimi Verildi

LÖSEV’in, çocukların tedavi süreçlerinde kaliteli protein ihtiyaçlarına katkı sağlamak amacıyla tamamı kurban bağışlarından karşılanan kırmızı et yardımları periyodik olarak her ay ailelere sunuluyor.     

Sosyolog – Aile Danışmanı Elif Sarıkaya Kıcı, “Ataşehir Belediyesi olarak elimizden geldiğince sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını ve etkinliklerine; mekan, araç, eğitim ve uzman sağlamaya çalışıyoruz. Başkanımız Battal İlgezdi’den aldığımız destekle, tüm STK’ların yararlı bu faaliyetlerine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehirli Öğrenciler Ekmeğin Hikayesini Öğrendiler

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi Önünde Silah Çatışma

Sağlıklı Bir Yaşam İçin 5 Alışkanlığınızı Değiştirin

Öncelikle kendi potansiyelinizi belirleyin

Metropollerdeki aşırı trafik, yoğun iş hayatı ve bunlara bağlı olarak birçok insanın yaşamak zorunda kaldığı stres, yaşam alışkanlıklarını düzensiz ve kontrolsüz hale getirmektedir. Bu durum, pek çok insanı kilo sorunu ve sağlıksız bir yaşam ile karşı karşıya bırakmaktadır. Genellikle aşırı kilolardan kurtulmak için hızla diyet programları uygulanmaya çalışılır. Bir an önce zayıflamak isteyenler tüm alışkanlıklarını tek seferde değiştirmeye çalışırlar. Kendi potansiyelinin farkında olmadan ve kendini zorlayarak yapılan programlar ise birçok insanda hayal kırıklığına ve motivasyon eksikliklerine neden olur. Kısa zamanda ulaşılması çok zor hedefler belirlemek yerine, ulaşılabilir hedefler belirlemek çok önemlidir. Kişi hayatını ve alışkanlıklarını baştan sona değiştirmeye çalışmak yerine, birkaç önemli değişiklikle hayatını yeniden planlayabilir.

Hayatınızı listeleyin

“Beslenme ve fiziksel aktivite olarak neler yapıyorum?” Kişi öncelikle bu soruyu kendine sorabilir ve tüm yaptıklarını bir liste olarak kaydedebilir. Bir kağıda yazıp, ev ve işyerinde sürekli görebileceği bir noktaya asması yeterli olacaktır. Yapılanlar ortaya çıkınca, yapılmayanlar daha net hale gelecektir ve kişi böylece bir başlangıç planı belirleyebilir.

Beslenme alışkanlıklarınızla ilgili küçük düzenlemelerle zinde ve sağlıklı kalabilirsiniz

 
1.Sağlıklı kahvaltı alışkanlığı edinmeye çalışın, tam taneli tahılları ekleyin, kızartmaları hayatınızdan çıkartın
 
2.Yemek yerken veya atıştırma esnasında televizyon izlemeyin, dikkat dağıtıcı aktivitelerden kaçının
 
3.Günde kaç porsiyon sebze ve meyve tükettiğinizi hesaplayın, hedefinizin 3 olmasına dikkat edin. Zamanla günde 5 porsiyona çıkılabilir.
 
4.Su tüketiminizi artırın, belki de düşündüğünüzden daha az tüketiyorsunuz, 2 litreye ne kadar yakınsınız? Bunun değerlendirmesini yapın ve suyunuzu yanınızdan ayırmayın.
 
5.Haftada 3 kez, minimum 30 dakika olacak şekilde, bireysel hazırlanmış, orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapın.

Beslenmeyi keyifli hale getirin

Bu düzenlemelerdeki ilk ve en temel hedef, sağlıklı beslenme alışkanlığının kazanılmasıdır. Bunun yolu da bireysel olarak hazırlanmış bir plandan geçer. Kötü beslenme alışkanlıklarını değiştirmek bu konudaki maddelerden sadece bir tanesidir. Doğru bir beslenme programı uygulamak için mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır. Kişi ekip çalışması ile bu işin aslında ne kadar kolay ve keyifli olduğunu görüp, tüm bakış açısını değiştirebilir.

Suya Balıklama Atlarken Sakatlanmayın

Omurlardaki kırılmalar felce neden olabilir

Derinlik faktörü göz önüne alınmadan havuz, deniz ya da sığ sulara yapılan balıklama atlayışlar, boyun omurlarında kırılmalara neden olabilmektedir. Omuriliğin yakınında bulunan solunum merkezi, kırılma sonucu oluşan şişmelerden etkilenebilmektedir. Boğulmaya neden olabilecek bu durumun haricinde omurlarda meydana gelen kırılmalar, kişiyi felç riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Genellikle 15-25 yaş arası erkeklerde görülen bu tür kazalar, her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkilemektedir.

Suya balıklama atlama sırasında genellikle kafanın sert zemine çarpması sonucu travmalar yaşanmaktadır. Boyun omurgasının aniden ve şiddetli geri zorlanmasıyla omurilikte hasarlar oluşmaktadır. Omurilik sinir demetinde oluşan hasar, milyonlarca sinir hücresinin ölümüne neden olabilmektedir. Kaza sonucu omuriliğin tamamı hasara uğradığında duyu ve hareket kaybı yaşanabilmektedir. Omurilikteki sinir hücrelerini onarmak neredeyse imkansız olduğundan kişi ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum kalabilmektedir. Kısmi bir hasar söz konusu olduğunda ise hasarının derecesine göre hareket kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra; bağırsak, akciğer, böbrek gibi iç organlarda fonksiyon bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları ve ciltte bası yaraları oluşabilmektedir.

Çivileme tekniği son derece riskli

Sığ sulara balıklama atlamanın yanı sıra “çivileme” olarak isimlendirilen, ayakların üzerine atlama hareketi de riskli sonuçlar doğurabilmektedir. Zemine kontrolsüz çakılma sonucunda topuk, kalça, bel, sırt ve boyun omurlarında kırıklar oluşabilmektedir. Balıklama atlayışta olduğu gibi çivileme olarak suya dalmak, omurların zarar görmesine ve kalıcı sakatlıklara neden olabilmektedir.

Yanlış müdahale felç riskini artırıyor

Bu tür kazalarda uyulması gereken ilk kural, kişinin uygun koşullarda hastaneye ulaştırılmasıdır. Sudan çıkartılan yaralının ağzında nefes almasını engelleyen yosun ve benzeri yabancı maddeler varsa temizlenmelidir. Kişi baş aşağı çevirerek silkeleme yoluyla su çıkarma yöntemi kesinlikle uygulanmamalıdır. Yaralı mümkün olduğu kadar az hareket ettirilmelidir. Boyun bölgesi bir boyunlukla sabitlenebilir. Yaralının gizli kırıkları olabileceği ihtimali unutulmamalıdır. Taşıma işlemi sırasında baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalı ve sert bir sedye kullanılmalıdır. Yaralıya ilk müdahale sırasında uygulanacak yanlış bir işlem, kalıcı felce neden olabilir.

Doğru zamanda uygun tedavi hayat kurtarır

Bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu meydana gelen kazalarda tanı ve tedavi yeterli donanıma sahip merkezlerde yapılmalıdır. Uzman doktor tarafından muayene edilen yaralıya tanı konulabilmesi için çeşitli radyolojik tetkikler yapılır. Bunun sonucunda cerrahi girişim gerektirecek bir durum saptanırsa en doğru cerrahi girişim için planlama yapılır. Ameliyatla omurilik ve sinir köklerine baskı yapan kemikler temizlenir. Gerek duyulan durumlarda, titanyum alaşımlı olan vida, plak, çubuk gibi materyallerle sabitleme yapılır ve hastanın kısa sürede hareket etmesi sağlanır.

Atlayış yapılacak suyun derinliği en az 2 metre olmalı

Yüzmek istenilen suların derinliğinin önceden araştırılması önemlidir. Atlayış yapılacaksa su derinliğinin en az 2 metre olmasına dikkat edilmelidir. Bunun dışında alınacak önlemler şöyle sıralanmaktadır:

 
· Sığ suları gösteren uyarı levhalarının bulunmadığı yerlerden uzak durulmalıdır.
 
· Dalgalı sularda derinliğin dalga boyuna göre değişebileceği unutulmamalıdır.
 
· Bulanık ve dibi görünmeyen sulara atlayış yapılmamalıdır
 
· Yıkılan iskelelere çıkılmamalıdır.
 
· Benzer vakaların sık yaşandığı ya da yaşanabileceği riskli bölgelerde, profesyonel cankurtaranlar bulundurulmalıdır.
 
· Bu tür kazaların daha çok gençler arasında yaşandığı göz önüne alınarak gerekli bilgilendirme ve eğitim çalışmaları yapılmalıdır.

Çocuklarda Diş Muayenesi Korkusunu Önlemek İçin 10 Öneri

Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Hastalıkları Bölümü’nden Pedodondist Dr. Dt. Cansu Büyük, ebeveynlerin çocuklarını diş muayenesine götürmeden önce dikkat etmeleri gerekenleri sıraladı.
 
1) “İğne, acı, diş çekimi” gibi kelimeleri kullanmaktan kaçının. Çocuğunuza, “Uslu durmazsan iğne yaparlar” gibi negatif bir cümleler kurmayın. Çocuğa “iğne yok” denilse bile, “iğne” kelimesi korkması için yeterli olacaktır.
 
2) Çocuğunuza yapılacak işlemin “dişlerin kontrolü, diş sayımı, dişlerin yıkanması” olacağını söyleyin. Hatta diş hekimine gelmeden önce, evde çocuğunuzun dişlerini kontrol ederek, onun da sizinkileri kontrol etmesine izin vererek “diş hekimliği oyunu” oynayın.
 
3) Çocuğunuza kendi endişelerinizi yansıtmamaya ve sakin olmaya çalışın. Diş hekimine gitmekten çekiniyor olsanız da bunu çocuğunuzun yanında dile getirmeyin.
 
4) Yapılacak işlemler hakkında çocuğunuza detaylı bilgiler vermekten kaçının. Ebeveynlerin ve diş hekiminin verdiği bilgilerin birbirinden farklı olması veya aynı konunun farklı şekillerde aktarılması çocukta güvenin azalmasına neden olabilir. Bu nedenle, işlemler hakkında çocuğun anlayacağı şekilde açıklama yapılmasını diş hekimine bırakın.
 
5) İleri derecede diş çürüğü olan bir çocuk, bu durumun farkındadır ve diş hekimine gittiğinde zor bir tedaviye başlanacağını düşündüğünden, daha fazla tedirginlik hisseder. Çocuğunuzun diş bakımını birlikte yaparak, herhangi bir çürüğü ilerlemeden fark edebilir, daha kolay önlemler alınmasını sağlayabilirsiniz.
 
6) Diş hekimi korkusu olan çocukların; diş hekimi korkusu olmayan, daha önceden tedavilerini kolaylıkla yaptırmış bir arkadaşıyla birlikte randevuya gelmeleri, pozitif bir etki yaratabilir.
 
7) Randevu sonrasında çocuğun hoşuna gidecek bir aktivite programı yapılması, muayene veya tedavi sırasında onu cesaretlendirmek ve motive etmek amacıyla kullanılabilir.
 
8) Özellikle küçük yaştaki çocukların ilgilerinin çabuk dağılabileceğini, diş hekimi koltuğunda erişkinler gibi uzun süre oturamayacaklarını düşünerek, muayene ve tedavi esnasında diş hekimiyle işbirliği içinde olmaya çalışın. Çocuk diş hekimleri, tedirgin ve ilk kez diş hekimine gelmiş bir çocukta, çocuğun kullanılan aletlere alışması, güven ve iletişimin sağlanması amacıyla kısa sürecek işlemlerden başlamayı doğru bulmaktadırlar. Ancak acil durumlarda tedavi sırası değişiklik gösterebilir.
 
9) Yapılan işlem sadece muayene bile olsa, bittiğinde çocuğunuzu tebrik edin. Tedavi sonrasında, 'cesaret diploması' gibi çocuğu motive edici belgeler verilebilir. Çocuğa tedavi öncesinde hediye verip, işleme zorlamaktansa; sonrasında tebrik amacıyla küçük hediyeler verilmesi daha doğru olacaktır.
 
10) Çocuğunuzun tanıştığı ilk diş hekiminin, çocuk diş hekimi uzmanı olması, ilk randevunun ve sonraki randevuların olumlu geçmesine yardımcı olacaktır. Bu uzmanların bulundukları kliniklerin; bekleme salonu, muayene odası çocuğun ilgisini çekecek, kendisini güvende hissedecek şekilde düzenlendiğinden çocuğun korkularının azalmasına olumlu etkide bulunabilir.

Uzun Soluklu ve Sürdürülebilir Yatırımın adresi ; CHAY

CHAY ’larda demleme çay ve kahve kültürünün lezzet beklentileri özellikle dikkate alınarak, demleme çay tiryakilerinin tereddütsüz her zaman lezzetli ve taze çay bulabilecekleri mekânlar olması hedeflendi.

CHAY, ürün kalitesi ve çeşitliği, çalıştığı uluslararası markalar ve sahip olduğu know-how ile birlikte yenilikçi aksesuarları ve uygulamalarıyla sektörde birçok alanda fark oluşturacak. Tasarımı, dünya çapında markası, içeriği, lojistiği ve yönetim modeli ile fark yaratmaya aday. Ürün yelpazesinde bulunan, son derece ekonomik fiyatlarla sunduğu kaliteli demleme çay ve kahve çeşitlerini; muhtelif sandviç, kek, kurabiye ve özgün soğuk içecekler ile destekliyor.

CHAY, yatırımcısına özel franchising modeli ile ister kendi başınıza isterseniz de marka ile ortak olarak yatırım yapma fırsatları sunuyor. İşe başlamayı kolaylaştıran, kısa zamanda yüksek getiriden ziyade uzun soluklu ve sürdürülebilir yapısıyla sizlere kalıcı bir yol arkadaşlığı öneriyor.

Mont Blanc Legent Parfüm

Legend, koyu renkleri, maskülen tasarımı ve camın kalitesiyle eşsiz, zarif ve erkeksi bir şişe tasarımına sahiptir.    Markanın logosu olan Mont Blanc yıldızı şişenin ön cephesinde markanın gücünü yansıtıyor.
    
Üst notalarında, italyan bergamutu, çin defnesi yaprağı, fransız lavantası ve ananas yaprakları bulunuyor. Orta notalarında, yasemin, beyaz sedir ağacı; alt notalarında ise yosun, amber ve sandal ağacı bulunuyor.

Mont Blanc Legend efsanenizin kahramanını seçiyor

Sizde efsanenizdeki kahramanı seçtiyseniz #heismylegend hashtag’i ile dilediğiniz görseli sosyal medyada yayınlayabilir ve global kampanyanın bir parçası olabilirsiniz.

Poyraz Hukuk Bürosu

Atatürk Mah. Sedef Cad. Ataşehir Rezidans A Blok Kat:12 D:52 Ataşehir

http://www.ugurpoyraz.av.tr/

0216 455 41 11

0216 455 76 86

Sıcak Havalarda Göğüs Ağrısı ve Nefes Darlığına Dikkat

Memorial Hizmet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Arbatlı, sıcak havalarda kalp sağlığını korumanın yolları hakkında bilgi verdi.

Kalp krizi riskine dikkat

 
Yapılan çalışmalar aşırı sıcakların kalp hastalıklarında ölüm riskini artırdığını ortaya koymaktadır. Sıcak havalar sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri, kalp hızının artması, kanın koyulaşması ve kolesterolün yükselmesine sebep olmaktadır. Bu nedenle hem kronik hastalıkları olan kişilerin hem de sağlıklı bireylerin önemli sağlık sorunları yaşamaması için aşırı sıcaklara karşı mutlaka önlem alması gerekmektedir. Sıcak havalarda kalp şikayetleri yaşayan kişilerin, kontrollerini tatil sonrasına bırakmak yerine öncesinde doktora başvurmaları önemlidir.

Aşırı sıcak havada kalbi korumak için 10 öneri

1. Özellikle güneşin etkili olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarıda bulunulmamalıdır.

2. Kıyafet ve ayakkabı seçimi mevsime uygun olmalıdır. Açık renk, hava geçirgenliği olan ve ter emici özellikte giysiler tercih edilmelidir.

3. Gün içerisinde susamadan su içilmelidir. Özellikle 50 yaş üzerinde susuzluk belirtileri daha geç hissedilmektedir. Suyun her zaman görüş mesafesinde olması hatırlatıcı olacaktır.

4. Sıcakta vücudun kendini soğutabilmesi için ekstra güç sarf etmesi gerekir. Egzersiz sıcak havada, güneş altında ya da kapalı alanda değil, serin saatlerde ve açık havada yapılmalıdır. Örneğin hafif tempolu yürüyüşler yapılabilir ancak sık sık mola verilmelidir.

5. Klima kullanımına özellikle dikkat edilmelidir. Özellikle sıcaklıkların çok yüksek olduğu zamanlarda eve girer girmez klima çalıştırılıp karşısında oturulmamalıdır. Klima ısının 22-23 derecelerde olması yeterlidir.

6. Kişi kalp, tansiyon ilacı ya da idrar söktürücü ilaç alıyorsa, vücudun sıcakla baş edebilmesi daha zordur. Sıvı kaybı daha fazla olabilir, kalp ritmi yeterince hızlanamayabilir, tansiyon aşırı düşebilir. Bu ilaçların dozları mevsime göre ayarlanmalıdır.

7. Alkol, sigara ve kafeinli içeceklerden kaçınılmalır. Alkol sıcağın olumsuz etkilerinin hissedilmesini engelleyebilir, sıvı kaybını artırır. Kafeinin ise idrar söktürücü etkisi sıvı kaybının derinleşmesine sebep olur.

8. Baş ağrısı, aşırı terleme, soğuk terleme, aşırı yorgunluk, çarpıntı, sık soluk alma ihtiyacı, baş dönmesi, kendini kaybetme, bulantı, kusma gibi belirtilerle karşılaşıldığında mutlaka en yakın sağlık merkezine ulaşılmalıdır.

9. Sıcak havalarda ağır ve çok sıcak yemekler yerine; hafif, lif içeriği yüksek ve serinletici yiyecekler tercih edilmelidir. Vücut fazla enerji harcayamadığı için kilo alımına çok dikkat edilmelidir.

10. Gün içerisinde kısa süreli duşlar alınabilir. Aşırı sıcakta kalındığında doğrudan soğuk su ile duş yapılmamalıdır ve serinlemek için suya balıklama atlanmamalıdır. Deniz ve havuza girerken vücudun yavaş yavaş alıştırılması, mümkünse sırtüstü yüzülmesi sağlık açısından önemlidir.

Yazın Tüm Renkleri Saray Muhallebicisi’nde

Serinlemenin En “Doğal” Hali
 
Sade, çikolatalı, çilekli, fıstıklı, karamelli, limonlu, vişneli, kayısılı, portakallı, muzlu, kivili olarak üretilen ve Saray Muhallebicisi’nin sütlü-hamurlu tatlılarının vazgeçilmezi olan doğal dondurması; sadece tatlılarla değil tek başına da yaz aylarının favorisi.

Dondurmalar Saray Mandıra’dan gelen doğal manda sütüyle üretiliyor

Saray Muhallebicisi’nin kendi mandırası Saray Mandıra’dan gelen doğal manda sütü, gerçek meyveler ve salepten üretilen “doğal dondurma”sı; A, B, C, D, E grubu vitaminlerin yanı sıra magnezyum, potasyum, demir gibi mineraller bakımından da zengin.

Hem damak zevkini hem de sağlığını düşünenlerin, özellikle de annelerin ilk tercihi olan Saray Muhallebicisi dondurmaları, tam 80 yıldır ilk günkü tazeliğini ve lezzetini koruyor.

Suriyeli Sanatçıların Dilinden Savaş ve İstanbul

Suriye'deki savaşın milyonlarca Suriyeliyi ülkesini terk etmek zorunda bırakması ve Suriyelilerin gittikleri ülkelerde kuracağı yeni yaşam ve uyum sürecini merak eden Abdulkadir Gıynaş ve Bilal Alirıza ekibiyle beraber İstanbul'da yaşayan Suriyeli sanatçıların peşine düşmesiyle başlayan süreç ikiliyi bu konuda bir belgesel çekmeye kadar götürmüş. Görüştükleri her sanatçı başka bir sanatçıdan bahsedince kendilerini  İstanbul'daki Suriye sanatçılarının arasında bulmuşlar ve sanatçıları birbirleriyle tanıştırmışlar. On aylık bir sürecin sonunda ekip belgeseli Youtube'da yayınlamaya karar vermiş.  İstanbul ekseninde on sekiz dakikalık görüntülerle ilerleyen filmin ilk konuğu Muhammed Zaza. Yönetmenliğini Bilal Alirıza, Metin Yazarlığını Abdulkadir Gıynaşın yaptığı belgeselin Proje Koordinatörlüğünde Serkan Sevinç Kurgusunda Berkay Öztürk, Görüntü Yönetmenliğinde Güvenç Özgür, Editörlüğündeyse Mustafa Kadir Çelik var.

Savaşın bazı sanatçılarda sorumluluk duygusunu yükselttiğini vurgulayan Mohammed Zaza, alanlarının genişlemesinden dolayı kendilerini daha çok ispatlamak zorunda kaldıklarını aktarıyor.  Birçok Arap ülkesini dolaştıktan sonra Ürdün’den İstanbul’a arkadaşlarını ziyaret etmek için geldiğini belirten Zaza, İstanbul’un bu kısa zaman zarfında bile kendine çok şey kattığını, farklı renkler ve kültürlerle buluşmayı sanat ve sanatçı için kaçırılamayacak bir fırsat olarak  görüyor.  Özgürce halay edebilmek ve bu özgür hayalleri korumanın büyük emekler istediğini anlatan Zaza, Arap ülkelerinde birkaç farklı kalıbın dışında bir anlayış ve detay olmadığı için üretim ve düşüncenin kendine  gerekli zemini  bulamadığını ifade ediyor.

 
Savaşın üzerindeki etkisini kırıp savaştan yansıyan çizgileri kendine özgün bir tarzla harmanlayıp güncel dili yakalayan sanatçı resim yaptığı tabloları bir tiyatro sahnesi olarak kabul ediyor. Sanatçı savaştan önce herkesin hayali bir kişiliğin ardına saklandığını ve sahte yüzlerle yaşadığını kaydederek değişime çok ihtiyaçları olduğunu fakat savaşın bu kadar uzun sürmesinin ortaya iyi sonuçlar çıkarmadığını aksine Suriyelilerin eski hayatlarını özlediklerini söylüyor.

Türkiye’yi İkinci Vatanları Olarak Görüyorlar

 
Belgeselin yönetmeni Bilal Alirıza İstanbul’un tüm milletlerin buluşup iletişim kurabildiği nadir kentlerden birisi olarak kaldığını belirterek belgesel öncesinde yapılan mülakatlarda Suriyeli sanatçıların Körfez ülkelerinde, Lübnan'da ve Avrupa'da çektikleri yabancılığı burada çekmediklerini, İstanbul’un Suriyeli sanatçılar için çok amaçlı bir şehir olduğunu belirtiyor. Ekibiyle birlikte otuzu aşkın çeşitli dal, menşe ve etnisiden Suriyeli sanatçıyla bir araya gelip yazılı söyleşiler yaptıklarını söyleyen Bilal Alirıza, niye böyle bir çalışma yaptınız sorusuna şöyle cevap veriyor: “Biz Selam dizi belgeseliyle Suriyeli mültecilerle sanat ve sanatçı üzerinden bir tanışma sahası kurmak istedik çünkü hem yönlendirilmiş algıları kırmak hem de uzun yıllar sürecek olan birlikte yaşamın temellerine katkı sağlamak  istiyorduk. Suriyeli sanatçı arkadaşlarımız İstanbul'un misafirperverliğinden çok hoşlandıklarını söylüyorlar.  Dolaysıyla bu bağlamda İstanbul, bir dünya şehri, kültür başkenti olmasıyla birlikte aynı zamanda bir metropol şehir olma yolundadır. Aradan dört yıl geçmesine rağmen Suriyelilere karşı önyargıda ileri gidilmesi iki toplum adına da büyük kayıp. Selam bir sanat programı olma özelliğini aşan bir belgesel ve bu belgesel sürecinde çok güzel ve farklı şeyler yaşadık.  Selam hem ekibe hem de konu edilen kişilere yeni bir dünyanın kapısını açtı ve iki kültürün küçük çaplı da olsa birbirleriyle tanışmalarına olanak sağladı. En önemlisi de arada bir dostluk hukuku oluşturdu…

Selam belgeselin altyapısı tanışmalar, söyleşiler ve ana omurgayla beraber yaklaşık bir ay sürmüş. Çekim, montaj ve çevrileri iki haftada bitiren ekip on ay boyunca konuyla ilgili mekânlarda ilgili STK ve kültür merkezleriyle iletişime geçip ortak proje çalışmalarının zeminini aramışlar. İkili belgesel'in yayınlandığı, aynı isimdeki Youtube kanalı Selam'da birçok Suriyeli sanatçıyla hazırlanan benzer videolar yayınlanmaya devam edeceğini söylüyor.

Sıcak Havada Burun Kanamasına Karşı 9 Öneri

Her 2 kişiden 1’inin burnu kanıyor

Burun kanaması sık görülen bir bulgudur. Özellikle küçük çocuğu olan ailelerde olması durumunda kaygıları artırmaktadır. Genellikle kendiliğinden başlayan ve kendini sınırlayan özellikte olsa da bazı burun kanamaları tekrarlayan şekillerde gözlenebilir. En sık 2-10 yaş arası çocukluk döneminde ve 50-80 yaş arası erişkinlik döneminde ortaya çıkmaktadır. Burun kanamaları burnun ön kısmından ve burnun arka kısmından kaynaklanan kanamalar şeklinde iki bölümde incelenmektedir. Toplumun %50’sinden fazlasında hayatının bir döneminde burun kanaması şikayeti görülmektedir. Bu hastaların ancak %10’undan az bir kısmı medikal tedavi için kulak burun boğaz uzmanlarına başvurmaktadır.

Atardamar kaynaklı kanamalara dikkat!

Özellikle burun girişinde burun fonksiyonlarının iyi bir şekilde sağlanması için burunun kanlanması çok iyi gelişmiştir. Burun girişinde oluşan damar ağı bu kanamaların en sık görülen nedenini oluşturmaktadır. Bu alanda kanlanma normalde atardamarlarda gözlenen nabız şeklinde olmayıp sürekli bir akım şeklindedir. Burun arka kısmından olan kanamalar ise daha nadir olmasına karşın atardamar kaynaklı olduğu için daha ciddi sorunlara neden olmaktadır.

Sinüzit ve hipertansiyon hastaları daha fazla risk altında

Burun kanaması genellikle; lokal, sistemik ve çevresel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Sıcak ve kuru hava kendiliğinden duran kanamaların en sık nedenidir. Erişkinlerde travma, buruna kaçan yabancı cisimler burun kanamasına neden olurken, çocuklarda sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonları kanamalara neden olmaktadır. Bu nedenlerin yanı sıra; alerjik rinit, kronik sinüzit, hipertansiyon, kanama bozuklukları bulunan hastalarda burun kanama riski biraz daha fazladır.

Kanama sırasında yapılması gerekenler

Burun kanaması ile karşılaşan bir hastanın kanama durumunda; başını öne eğdikten sonra burnun ön kısmına baş ve işaret parmağıyla yaklaşık 5-10 dakika baskı yapması gerekmektedir. Bunun ardından buruna kan getiren damarların kasılması için buz uygulanması yapılmalıdır. Buzun direkt değil de bir beze sarılarak uygulanması daha iyi sonuç verecektir. Ayrıca kanama kesilene kadar derin ve yavaş nefes alınmalıdır. Bu uygulamalarla birlikte, burun içi damarların kasılmasına neden olarak kanama önleyen spreylerden de kullanılabilir.

Sık sık burnunuz kanıyorsa bu önlemleri alın

1) Dışarıya çıkmadan önce serum fizyolojik içeren nemlendirici spreyler kullanılmalıdır.

 
2) Güneşe çıkarken şapka takılmalıdır.
 
3)Sıcak havalarda baş bölgesi belirli aralıklarla ıslatılmalıdır.
 
4)Şiddetli burun sümkürme ve aksırmadan kaçınılmalıdır.
 
5)Hapşırırken ağız açık tutularak buruna uygulanan kuvvet azaltılmalıdır.
 
6) Burun içini parmakla temizleme alışkanlıkları bırakılmalıdır.
 
7) Sıcak ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
 
8) Çok sıcak duş alınmamalıdır.
 
9) Kullanımı zorunlu değilse aspirin ve benzeri ağrı kesicilerden uzak durulmalıdır.

Kanamanın devam etmesi durumunda acil müdahale gerekebilir

Tüm koruyucu önlemlere karşın devam eden burun kanamalarında tampon uygulaması ve kanama odağının koterizayon işlemi ile yakılması yapılmaktadır. Bazen burun kanaması hayatı tehdit edecek şekilde şiddetli olabilmektedir. Bu durumda hastaya kanama durdurulması işlemi ile beraber acil ilk yardım müdahalesi de yapılmalıdır.

Limon Cilde Parlaklık Badem Gençlik Katıyor

Cildin A, E ve C vitamini ihtiyacının karşılanması önemli
 
A vitamini; dokuların, cildin sağlıklı olmasını sağlayan ve bağışıklık sistemini güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Havuç, zengin bir A vitamini kaynağıdır. Özellikle yeşil yapraklı sebzelerde olan E vitamininin; yaraların çabuk iyileşmesi, yaşlanmanın cilt üzerindeki belirtilerinin engellenmesi, cildin daha parlak olması ve kırışıklıkların hafiflemesine önemli katkısı vardır.

C vitamini bağ dokusunu destekleyici özelliği ile cildin daha parlak bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra saç ve tırnak sağlığı üzerinde de oldukça etkilidir. Kuvvetli bir C vitamin deposu olan limon, cilt sağlığı ve parlaklığı için tüketilmesi gereken bir besindir.

Brokoli, enginar ve kerevizin gücünü gözlerinizle görebilirsiniz

 
Cilt sağlığı için lifli besin tüketimi artırılmalıdır. Lifli besinler, vücuttaki toksinlerin atılmasına ve arınmaya yardımcı olur. Brokoli, enginar ve kereviz bu konudaki en önemli yardımcılardır. Brokoli cildi esnek ve genç tutmaktadır. Bunun için haftada birkaç kez pişmiş olarak brokoli tüketilebilir. Kerevizin içindeki K vitamini ise daha sağlıklı bir kan dolaşımına destek vermektedir. Brokoli, güneşten hasar gören cildin korunması açısından önemli bir kaynaktır. Bir enginar günlük lif ihtiyacının neredeyse yüzde 25-30’unu karşılar. Enginar vücuttaki iltihaplanmayı ve kızarıklıkları azaltan bir antioksidandır.

Badem ve ceviz ile saç ve tırnaklar güçleniyor

 
Çinko, cildin ve kasların erken yaşlanmasını önlemektedir. Hücre yenilenmesini destekleyerek cildi güzelleştirir, tırnakları güçlendirir ve saç dökülmesini önler. Vücudun ihtiyacı olan çinko, kavrulmamış ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişlerde, kuru baklagiller ve kırmızı ette bulunmaktadır. Kuruyemişlerin tuzlanmamış, kızartılmamış ve işlem görmemiş olanlarının tercih edilmesi önemlidir.

Sağlıklı görünümün sırrı kefir

 
Kefirin cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkileri bulunmaktadır. Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önler, saçları kuvvetlendirir. Kefirde bir takım mikroorganizmalar ve mayalar mevcuttur.  Bunlar bağırsakta bir takım reaksiyonlara sebep olup sindirimi düzenleyerek cildi çok daha sağlıklı hale getirmektedir. Günde bir bardak kefir tüketimi cildin sağlıklı ve ışıltılı olmasını sağlamaktadır.

Susuz kalan cilt kuruyor ve çabuk yaşlanıyor

 
Tüm yararlı besin kaynakları dışında cilt için en önemli noktalardan birisi yeterli miktarda su tüketimidir. Susuz kalan vücutta cilt kurur ve kırışıklıklar daha kolay ortaya çıkmaya başlar. Her gün 2,5 litre su tüketmek cilt sağlığı için önemlidir. Bunun yanı sıra günde 1 fincan yeşil çay içilmesi de sağlıklı bir cilt görünümü için önerilmektedir.

Bitter çikolata pürüzsüz bir görünüm sağlar

 
Bitter çikolatanın içeriğinde flavonoidler ve antioksidan maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler cilt dostu ve güneş hasarına karşı koruyucu özelliktedir.  Bitter çikolatanın içindeki kakao, atardamarları genişleterek cilde giden kan miktarını artırmakta ve cildin daha sağlıklı görünmesini sağlamaktadır. Bitter çikolata konusunda tüketim miktarı ve içindeki kakao oranının yüzde 70 olmasına dikkat edilmelidir.

Doğacak Bebeğinizin Hatta Torunlarınızın Sağlığı Size Bağlı

Memorial Wellness Sağlıklı Yaşam Danışmanı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Özışık, anne olmayı düşünen kadınlara yönelik Wellness programı hakkında bilgi verdi.

Kısa adı HEC (Human Epigenome Consortium) olan uluslararası kuruluş 2010 Şubat ayından bu yana bu konuda önemli çalışmalar yapıyor. HEC’in yürüttüğü İnsan Epigenom Projesi sonlandığında “insan epigenom haritası”nın açıklanması bekleniyor. “İnsan genom haritası”ndan sonra bu çalışmanın önemli pencere açacağı öngörülüyor.

İnsan Genom Projesi sayesinde hücrelerimizdeki kromozomlar üzerinde sarılı olan DNA’mızdaki 3 milyar baz çiftinin 25,000 civarında geni kodladığını ve bunların kromozom haritası üzerindeki yerlerini biliyoruz. “Genom” olarak adlandırılan bu genetik kod kompleksini bir bilgisayar chip’i gibi kabul edersek “epigenom”u da işletim sistemi yazılımına benzetmek mümkün. Nasıl ki aynı bilgisayara farklı işletim sistemleri yüklediğiniz zaman farklı özellikler kazanıyor işte insan epigenomu da, genleri aynı da olsa, insanların birbirinden ayrılmalarını sağlıyor. Diğer bir ifade ile anne karnındaki bebeğin adeta “programlanması” rahim içi biyokimyasal ve hormonal etkilerle şekilleniyor (“epi” eki eski Yunan dilinde “üzerinde/dışında” anlamına geliyor. Epigenom da genomun dışında anlamını taşıyor)

Gebelik öncesi veya gebelik başladıktan sonraki (yani rahim içi) koşullar ne olursa olsun bebekte veya çocukta ortaya çıkan hastalıklar genetik, bu koşullar değiştirildiğinde veya doğru yönetildiğinde ortaya çıkması engellenen hastalıklar ise epigenetik kökenlidir. Anne ya da babanızdan ciddi bir hastalığı genler aracılığı ile almamış dahi olsanız doğru beslenmiyor, egzersiz yapmıyor, gerektiğinde size uygun fonksiyonel gıdaları ve vitaminleri almıyor iseniz kendi sağlığınızı riske atmanın yanında çocuğunuzda epigenetik nedenli bir hastalık çıkmasına da neden olabilirsiniz. Geleceğin anneleri için bu çok önemli bir sorumluluktur.

Geleceğin anneleri bu soruları kendine sormalı

•Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için doğru şeyleri yapıyor muyum?

•Gelecekte sağlıklı bir gebelik yaşayacak mıyım, bu olasılığı artırmak için yapılması gerekenleri yapıyor muyum?

•Sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için bugünden doğru şeyleri yapıyor muyum?

•Gebelik ve sonrasında sağlığımı ve formumu kaybetmemek için kimden yardım almalıyım?

•Çocuğumun sağlıklı bir erişkin olması için bugünden yapmam gereken şeyler var mı?

Sizin de aklınızda yukarıdakilere benzer sorular mı var? Memorial Wellness’ta bireylerin kendilerine özgü epigenetik, biyokimyasal ve hormonal profillerine odaklanarak sağlıklı bir nesil gelişimine yardımcı olmak hedefleniyor. Burada uygulanan danışmanlık programı (bireysel sağlık yönetimi danışmanlığı ve sağlıklı yaşam eğitmenliği) sadece gebelik öncesi ve gebelikte değil yaşamın her kademesinde sağlık risklerinin azaltılıp, sağlıklılık durumunun korunmasına, geliştirilmesine, yaşlanmanın yavaşlatılmasına ve olabilecek hastalıkların önlenmesine yardımcı olmak için geliştirilmiş bir programdır.

Yeni Opel Astra İstanbul’da İlk Pozunu Verdi

Yeni Astra sınıfının en güçlü 1.6 litre 136 beygirlik dizel motor ve otomatik şanzıman seçeneği ile sunulacak. Otomatik Dizel motorun yanı sıra 105 beygirlik 1.0 litre üç silindirli ECOTEC benzinli motor ve 1.4 litrelik 150 beygirlik ECOTEC benzinli motor manual şanzıman seçeneği de yer alacak. 1.4 litrelik motorun otomatik şanzıman seçeneği ise 2016 yılının ilk çeyreğinde Yeni Astra'da Türkiye pazarında olacak.

Yeni Astra düşük hacimden yüksek güç üreten, yüksek sürüş performansı sağlayan, oldukça sessiz çalışan karakterine, düşük yakıt tüketimine ve düşük CO2 emisyon değerlerine sahip çevreci yeni nesil motorlar ile sunulacak;

Sınıfının en güçlü 1.6 litrelik 136 beygirlik dizel motoru sağladığı performansı yalnızca 3.9 litre /100 km yakıt tüketimi ve 103 g/km CO2 salımıyla elde ediyor (Manuel vites – Ortalama tüketim değerleridir),

1.4 litre 150 beygirlik benzinli ECOTEC motor; 5.5 litre /100 km yakıt tüketimine ve 128 g/km CO2 salıma sahip,

1.0 litre 105 beygirlik ECOTEC motor 4.4 litre /100 km yakıt tüketimi ve 102 g/km CO2 salımı elde ediyor (Manuel vites – Ortalama tüketim değerleridir).

Boyutlarının daha küçük olmasına rağmen hem iç genişliği hem de sağladığı konfor ile dikkat çeken Astra önceki modellerden 200 kilograma kadar daha hafif.

Güvenlik ve sürücü desteği bakımından da zengin özellikleri ile ön plana çıkan Yeni Astra'da; şerit ihlali uyarı sistemi, trafik işareti tespit sistemi, gelişmiş park pilotu ve kör nokta uyarı sistemi, sürücü ve arka koltuklarda ısıtılabilir koltuklar, havalandırma, masaj fonksiyonu gibi özellikleri de bünyesinde barındırıyor. Soğutmalı, masaj fonksiyonlu, genişlik ayarlı deri koltuklar Yeni Astra'da opsiyonel olarak sunulacak.  IntelliLink bilgi-eğlence sistemi, tüm modellerde standart olarak sunulması otomobil severlerin konfor ve sürüş performansını arttıracak.

Opel, aydınlatma teknolojisindeki öncü rolünü devam ettiriyor. Geleneksel farlara kıyasla daha güçlü bir aydınlatma sağlayan, uzun ömürlü, uzun farda diğer sürücüleri rahatsız etmeyen sürüş sunan IntelliLux Led-Matrix far teknolojisi ilk kez kompakt sınıfta Yeni Astra'da sunulacak. Geleceğin akıllı aydınlatma sistemi olarak lanse edilen IntelliLux LED  8 solda ve 8 sağda olmak üzere toplam 16 LED bölmesinden oluşuyor. Aydınlatma uzunluğunu ve ışık dağılımını otomatik ve sürekli olarak her trafik koşuluna göre ayarlıyor. Daima uzun huzmede kalarak diğer sürücülerin gözlerini kamaştırmadan sürüş gerçekleştirmesini sağlıyor.

Opel Türkiye Gn. Md. Özcan Keklik "Astra modelimiz, Kadett ile başlayan tarihçesi boyunca bugüne kadar 24 milyonun üzerinde üretildi ve Türkiye'de 330 binin üzerinde satış rakamı ile Opel'in ana portföyünde yerini aldı. 10 nesli geride bırakan Astra'mız 11. Neslinde teknolojik donanımlar ve motor seçenekleriyle ön plana çıkıyor. Yeni Jenerasyon Astra'nın etkileyici, keskin çizgilere sahip sportif dış tasarımı,  yenilenen iç tasarımı, üst segment modellerimizin teknolojileri ve yardım sistemleri ile otomobil severlerin ilgilisini çekecek. Kompakt sınıf geleneğimizin en güçlü temsilcisini küçük hacimden yüksek güç üretebilen, verimliliği, performansı ve doğa dostu özelliklere sahip motorlar ile piyasaya sunacağız. Dizel otomatik şanzımanın katılmasıyla birlikte düşük yakıt tüketimini ve sürüş konforunu en yeni modelimizde otomobil severlere sunmuş olacağız'' dedi.

Bir soru üzerine Keklik, Kasım ayında Türkiye'de yollara çıkacak Yeni Astra modeli ile 2016 yılında 15 binin üzerinde satışa ulaşma yanında segment liderliğini de hedeflediklerini ifade etti.

Ysk Dekorasyon

Adan Zye Tadilat Ev Dekorasyon-Tadilat işlerinde; siz değerli müşterilerimize profesyonel hizmet garantisi vermektedir. Şirketimiz, sektörde güvenilir konuma gelmeyi hedeflemekle birlikte Ev Tadilat İşleri ile ilgili taleplere profesyonel ekibimiz ile birlikte çözüm üretmekteyiz. Evinizin Tadilatını yaptırmak ve ücretsiz keşif hizmetimizden yararlanmak için yapmanız gereken bize iletişim bölümünden ulaşmaktır.

0216 622 11 68

Abdulmuttalip Tekin

http://www.yskdekorasyon.com

34785

yskdekorasyon@outlook.com.tr

Kemal Türkler Mah. Osmangazi Cad. No:49/12