Obezite Ömrü Kısaltıyor

Obez gencin yaşam beklentisi 12 yıl kısalıyor 

Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de obezite tablosunun her geçen gün olumsuz yönde değiştiğini söyledi. Aşırı kilo sorununun son 10 yılda ciddi bir artış gösterdiğinin altını çizen Prof. Dr. Gürkan, Türkiye’de erkeklerin %25’i, kadınların da %40’ı aşırı kilolu. Yapılan araştırmalar, diyet ve egzersizle kilo verebilen kişi sayısının %3 ila %10’u geçmediğini gösteriyor. Geriye kalan %90, kanser, diyabet ve kalp hastalığı riski altında. Obezite gençlerin yaşamını da önemli ölçüde etkiliyor. 20 yaşındaki bir gencin yaşam beklentisi, yaşıtlarına oranla 12 yıl azalıyor.  Ancak tehlikeyi gösteren tüm bu verilere rağmen obeziteye karşı savaş Türkiye’de de dünyada da yeterli değil” diye konuştu.

Obezite durursa kanser azalır

Her 3 kişiden birinin yaşamını aşırı kilolu olarak sürdürdüğü ABD’de mide ve bağırsak kanserine yakalanan hastaların önemli bir bölümünün obez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürkan, “Kanser nasıl ciddiyetle ele alınan ve tedavi edilen bir hastalıksa, obezite de aynı şekilde tedavi edilmeli. Yalnızca bir dış görünüm ve estetik sorun olarak algılanmamalı. Ortalama kiloda olan her yetişkin vücut kitle indeksini %1 oranında düşürürse, bu oran yaklaşık 1 kilo demektir ve kanser vakalarının artışı durdurulabilir. Obezite kontrol altına alınırsa, her yeni 100 bin kanser vakası önlenebilir” açıklaması yaptı. Yumurtalık, yemek borusu ve karaciğer kanserleri ile aşırı kilo arasında yakın bir ilişki olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gürkan şu bilgileri verdi: “ABD’de yapılan çalışmalarda, mide ve bağırsak kanserinden 3 kat fazla oranda obezite nedeniyle insanların yaşamını yitirdiği ortaya konulmuş. Tüm kanserlerin %7’sinin oluşum nedeni de obezite. Bu oran, yemek borusu ve rahim kanserinde aşırı kilonun etkisini %40’a kadar çıkarıyor. Obezite, kanserin azaltılması için mutlaka tedavi edilmeli.”       

Obezite ameliyatlarıyla kısır döngüden çıkılabilir

Kalıcı kilo kontrolünde en etkili tedavi yöntemlerinden biri olan obezite cerrahisi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Gürkan, “Obezite için uygulanan tedavi ve diyet programlarıyla kilo vermeyi başaramayan bazı hastaların ameliyat ile kilo vermeleri sağlanabiliyor. Beden Kitle İndeksi (BKİ) 40’dan yüksek olan ya da BKİ’i 35’den yüksek ve yandaş hastalığı olan, bu nedenle sağlığı tehlike altındaki kişilerde kilo verdirme amaçlı cerrahi girişimler uygulanabiliyor. Bu operasyonlarla, kişiler girdikleri kısır döngüden çıkabiliyor. Obezite cerrahi işlemlerinden biri olan tüp mide ameliyatı sonrası kişiler, endokrinoloji uzmanı ve diyetisyen takibinde 3-4 ay içinde ortalama 30-40 kilo verebiliyor” ifadelerini kullandı.

10 Adımda Fazla Kilolarınıza Veda Edin

1- Ulaşmak istediğiniz kiloyu belirleyin

Kilo vermek isteyen birçok kişi sık sık diyete başlamakta fakat bir süre sonra pek çok farklı nedenle diyet programına sadık kalamamaktadır. Kişiyi günlük hayatında zorlamayacak, doğru planlanmış bir diyet programı sayesinde beslenme alışkanlıkları değiştirilerek başarılı sonuçlar alınabilir. Diyete başlayanlar “Acaba kilo verebilir miyim, versem bu kilomu koruyabilir miyim?” gibi motivasyonu etkileyecek sorularla kendilerini yormamalı, gerçekçi hedeflerle yola çıkmalıdırlar. Sağlıklı bir şekilde ideal kiloya ulaşmak için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.

2- Uzman yardımı alın ve bilinçli beslenin

Yazın sıcağın etkisi de düşünülerek ağır yemeklerden özellikle kızartmalardan kaçınılmalıdır. Bunun yerine haşlama, ızgara tercih edilmelidir. Hamur tatlıları yerine daha hafif süt tatlıları ya da dondurma tüketilmelidir. Meyve kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla meyve tüketilmemelidir. Çünkü meyvelerde fruktoz yani meyve şekeri bulunmaktadır. Meyve suyu, asitli içecekler gibi şekerli içecekler yerine daha az kalorili ayran tüketilmelidir. Bunların yanı sıra bol bol su içilmelidir. Her öğünde salata tüketilmelidir.

3- Diyet sırasında halsizlik ve baş dönmesini önlemek için sıvı tüketiminizi artırın

Yaz aylarında vücudun sıvı ihtiyacı da artmaktadır. Yaz mevsiminde sıcakların da etkisiyle vücutta suyla beraber sodyum, potasyum gibi minerallerin de atılması sonucunda bayılma hissi, yorgunluk, bulantı, baş dönmesi, nabız düşüklüğü, dolaşım bozukluğu gibi sağlık problemleri görülebilir. Özellikle terleme ile artan sıvı kaybını karşılamak amacıyla günde 2,5-3 lt. su içilmelidir. Kilo vermek, kilo korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol sıvı tüketilmesi gerekir.

4- Her gün tartılmayın

Kilo takibi amacıyla sık sık tartılmak yanlış bir yöntemdir. Sağlıklı bir diyetle kilo değişimi ayda 4-6 kilodur. Buna göre haftada 1-1,5 kilo kaybı normaldir. Fazlasını beklemek hayal kırıklığına sebep olabilir. Uygun tartılma sıklığı haftada bir ve sabahları aç karnına olmalıdır. Gün içinde farklı saatlerde birkaç kez tartılmak ise moral bozmaya ve motivasyonun azalmasına neden olacaktır.

5- Kendinizi ödüllendirin

Diyet programına başladıktan bir süre sonra kilo vermeye başlanırsa, verilen kilolar için kişiler kendilerini ödüllendirebilirler ancak bu ödüllendirme diyeti bozarak olmamalıdır. Kendilerine ödül olarak; beğendikleri bir kıyafeti alabilir, saç modellerini değiştirebilir ya da uzun zamandır görmek istedikleri bir yere gidebilirler. Bu şekilde motivasyon artırılabilir.

6- Pozitif düşünün

Diyet süresince motivasyonu yüksek tutabilmek amacıyla verilen her kilo için sevinmek önemlidir. Verilen kilo miktarı ne olursa olsun, diyet yapan kişiler başarılarını takdir etmelilerdir. Diyete başlayan kişiler, çevrelerindeki diğer kişilerin istedikleri her şeyi yerken kendilerinin yasakların olduğu bir program içinde olduğunu düşünerek dışlanmış hissetmemelilerdir.

7. Aç olup olmadığınızı sorgulayın

Çoğu insan sıkıldığında, mutsuz olduğunda, sinirlendiğinde ya da mutlu olduğunda kendini aç hisseder. Böyle durumlarda açlık hissi tekrar sorgulanmalıdır. Duygu yoğunluna bağlı açlık hissi durumlarında mutlaka bir şeyler yemeleri gerektiğini düşünen kişiler, kalorisi olmayan ve mevsime uygun çiğ sebzeleri tercih etmeliler

8. Öğünlerde ne yediğinizi not edin

Diyet yapan kişilerin yediklerini not almaları kendilerini kontrol etmeleri için etkili bir yöntemdir. Notlar sayesinde, öğün sayısını ve öğünlerde doğru besin gruplarına yer verilip verilmediğini kontrol ederken; yaptıkları yanlışlar varsa onları da görme şansı yakalayabilirler. Not almanın diğer bir avantajı ise diyet programına uyulup not tutulmasına rağmen bir hafta sonunda hiç kilo verilmemesi ya da çok az kilo verilmesi durumunda, tüketimin diyetisyenle incelenerek yapılan hatanın bulunma şansını yaratmasıdır.

9- Aburcubur yerine kuru meyve tüketin

Evde ve iş yeri çekmecelerinde bulundurulan çikolata, gofret, bisküvi gibi yüksek kalorili atıştırmalıklar diyet programının bozulmasına neden olabilir. Bunların yerine iş yeri çekmecelerinde kuru meyve, leblebi, galeta gibi sağlıklı ve ara öğün olmaya uygun yiyecekler bulundurmak daha faydalı olacaktır.

10- Fiziksel aktivitenizi artırın

Sağlıklı beslenmenin yanı sıra yapılan fiziksel aktiviteler de kilo vermeyi hızlandıracaktır. Günde en az bir saat tempolu yürüyüş kişinin sağlıklı kilo vermesini hem de kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır.

Fındık Su Şerifali-Çakmak-Çamlık Mh. bayii

0506 061 91 43

Şehit Burak Kurtuluş Sk Cd. No:92/A Şerifali Ümraniye

Ömer Tabak

0216 471 91 43

Fındık Su Şerifali-Çakmak-Çamlık Mh. bayii.

Piknik Yaparken Kene Tehlikesine Karşı Önleminizi Alın

Virüs hayati tehlikeye neden oluyor
 
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden olan “Nairovirus” keneler, arasında enfeksiyon yaparak yayılır. Keneler, küçükbaş hayvanlardan kan emerken aldıkları virüsleri büyükbaş hayvanlara ve insanlara bulaştırır. Virüs, hayvanlarda belirtisiz bir enfeksiyona sebep olurken; insanlarda ölümle sonuçlanan, kanamalarla seyreden ciddi bir hastalığa neden olmaktadır.

Risk grubundakiler dikkat

1- Kırsal kesimde yaşayan, hayvanlarla ilişkisi olanlara, kırsal kesimde özellikle çalılıklar ve otların olduğu yerlerde piknik, av veya çeşitli amaçlarla bulunanlara bulaşabilmektedir.

2- Veterinerler, avcılar, kasaplar ve çiftçilerde, meslek hastalığı olarak görülebilir. Ayrıca bu hayvanların etlerinin hazırlanması sırasında ev hanımlarına ve bu işle uğraşanlara bulaşma riski yüksektir. 

3- Doktor, hemşire ve sağlık memuru ve laborantlar gibi sağlık görevlileri ile evde hasta bakan hasta yakınlarına bu yolla bulaşabilmektedir. 

Yüksek ateş, baş ağrısı ve kusma görülebilir 

 
Bir kenenin insandan kan emmesi ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkması arasında ortalama 2, (1-3) günlük bir kuluçka zamanı geçmektedir. Hastalığın ilk belirtileri iştahsızlık, baş ağrısı, yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, mide ağrısı, kusma ve bazen de ishal şikayetleri ile kendisini gösterir. Birkaç gün içinde gözlerde ve yüzde kızarıklık, göğüste noktasal kanamalar, vücutta yaygın cilt altı kanamaları, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan bulunması gibi ciddi kanama bozukluğu bulguları görülebilir.

Akciğer, karaciğer ve böbrek yetmezliğine sebep olabilir

 
Ağır vakalarda,  hastalığın beşinci gününden sonra karaciğer ve böbrek yetmezliği ile akciğer yetmezliği ve santral sinir sistemi bozuklukları gelişebilir.  Hastalar genellikle hastalığın 2. haftasında karaciğer, akciğer veya böbrek yetmezliği tablosu ya da DIC (yaygın damar içi pıhtılaşma bozukluğu) nedeni ile kaybedilirler.

Vakit kaybetmeden doktora başvurun
Bu hastalıkta etkene yönelik bir tedavi ajanı olarak ilaçlardan faydalanılabilir. Hastalara destekleyici tedavi yapılarak organizma hastalığı atlatana kadar bozulan fizyolojik dengeyi korumak ve hastanın ihtiyacı olan destek sağlanmalıdır. Bu amaçla yapılacak tedavi girişimleri arasında; sıvı ve elektrolit dengesinin korunması, pıhtılaşma bozukluğu gelişenlere taze kan ve pıhtılaşma faktörü verilmesi, ağızdan beslenemeyen hastaların uygun yöntemlerle beslenmelerinin sağlanması, yüksek olan ateşin kontrol altına alınması ve şikayetlerin giderilmesi için gereken tedavilerin yapılması sayılabilir. Kontrol altında tutulan hastalardı iyileşme süreci 10. günden sonra başlar bu süreç bazı vakalarda dört haftaya kadar uzayabilmektedir.

Açık renkli elbiseler giyin

 
Hastalıktan korunmak için bir dizi önlem alınmalıdır. Bunlar şu şekilde özetlenebilir:

•Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nden korunmak öncelikle hastalığa neden olan virüsü taşıyan kenelerden uzak durmak ile mümkündür. Kene yönünden şüpheli ve tehlikeli olan bölgelerden uzak durulmalıdır.

•Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda, çıplak ayakla dolaşılmamalı, kısa giysiler giyilmemeli, mümkünse açık renkli (kenelerin kolaylıkla fark edilebilmeleri açısından), uzun kollu ve uzun paçalı giysiler giyilmelidir.

•Vücuda yapışan keneler kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi) alınmalıdır.

•Kenelerin üstüne kimyasal dökülmesi, kibrit ile yakılması gibi işlemler kenelerin hastalık etkenlerini aktarma riskini artırabilir. Bu tarz uygulamalardan kaçınılmalıdır.

•Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lastik çizme giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine sokmaları kenelerden koruyucu olabilmektedir.

•Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için böcek kaçıran ilaçlar dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır.

•Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkân vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.

•Kene bulunan hayvan barınakları ilaçlanmalıdır.

•Hastalarla temastan kaçınılmalı, zorunlu olarak temas edenler ise mutlaka gerekli tedbirleri almalıdırlar.
•Hasta kimselere ait eşyalar uygun şekilde dezenfekte edilmelidir.

Bitmeyen Tartışma: Sakız Dişleriniz İçin Yararlı mı Zararlı mı?

Günümüzde sentetik elastomer esaslı madde ve tat verici maddeler içeren sakızlar üretilmektedir. İlk üretilen sakızlar şeker ile tatlandırılırken günümüzde bu amaçla sorbitol veya xylitol kullanılmaktadır.
Sakızın diş ve çene sağlığı üzerine şu etkileri vardır:

1-Sakız çiğnemek tükürük akış hızını arttırır. Tükürük vücudun en önemli savunma mekanizmalarından biridir. Ayrıca, tükürüğün yıkama etkisi çürük riskini azaltan önemli bir etkendir. Sakız çiğneme ile artan tükürük akış hızı normale oranla 3 ile 10 kat daha fazladır.

2-Sakız çiğnemenin diştaşı oluşumunu önlemeye etkisi vardır. Diştaşı (tartar, calculus), dental plağın sertleşmesi ile oluşur. Sakız çiğnemek dental plağın pH’ını artırıp asiditesini azaltır.

3-Yeni oluşmakta olan çürükte tamir sürecine olumlu katkıda bulunur. Yapılan çalışmalar yemekten veya atıştırmalardan sonra şekersiz sakız çiğnemenin çürük başlangıcı lezyonlarını azalttığını ortaya koymaktadır.

4-Sakız çiğnemenin dişleri temizlemeye veya plağı mekanik olarak uzaklaştırmaya olan etkisinin diş fırçalamaya göre çok az olduğu göz ardı edilmemelidir.

5-Uzun süre sakız çiğneme çene kaslarını yorar. Bu kas ağrısı, yanma, kulak ağrısı ve çeneyi açıp kaparken oluşan klik seslerine neden olabilir.

Genel olarak, klinik ve deneysel çalışmalar sakız çiğnemenin dişler üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir.
 
Şekerli sakızların çürük yapıcı etkisinden dolayı diş dostu olarak nitelendirilen özellikteki sakızların tercih edilmesi önerilmektedir. Xylitollü sakızların diş çürüklerini önlediği düşünülmektedir. ”

Kavacık Moto Kurye

FSM Cad No 38 Kavacık

anadoluyakasikurye@hotmail.com

http://www.kavacikkurye.net

Selim Pekşen

0216 469 69 58

0542 338 38 58

Kavacık Kurye bir Metro Kurye iştiraki olarak kurulduğu günden beri sahip olduğu kaliteli kuryecilik felsefesi tecrübeleri ve profesyonel kadrosu ile siz değerli müşterilerine tüm İstanbul genelinde hizmet etmektedir.

Firmamız motorize eğitimli ve uzman kadrosuyla motorlu kurye ve dağıtım hizmetini yüksek kalite anlayışıyla bütünleştirerek sizlere hızlı güvenli ve ekonomik acil moto kurye hizmetleri sunmaktadır.

Firmamızdan toplu gönderiler

Ataşehir Belediyesi 6. Çevre Şöleni Başlıyor

5 Hazirana kadar devam edecek Ataşehir Belediyesi 6. Çevre Şöleni’nin açılışı; 25 Mayıs Pazartesi günü saat 10:00’da Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu’nda, “Küçük Balık Bam Bam” isimli Tiyatro gösterisi ile yapılacak.

27 Mayıs Salı günü 10.00’da Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu’nda “Ödül Töreni ve Kokteyl” gerçekleştirilecek.

Çevre Şöleni etkinlikleri kapsamında 28 Mayıs Perşembe günü 10:00 ile 13:00 arasında Nazım Hikmet Parkı’nda “Kağıt Yapım Atölyesi”, “Karton Tabak ile Kukla Atölyesi” ve “Kitap Yapım Atölyesi” çalışmaları yapılacak.

1 Haziran Pazartesi günü saat 20:00’da Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu’nda "Nihat ile Sivrisinek Stand Up" gösterisi gerçekleştirilecek.

Çevre Şöleni kapsamında çevre dostu müzikseverlere 2 Haziran Salı günü saat 20:00’da Cumhuriyet Meydan’ında Gripin tarafından konser verilecek.

6. Çevre Şöleni, 5 Haziran Cuma günü saat 19:00’da Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu’nda yapılacak “Ulusal Kısa Film Yarışması Ödül Töreni ve Kokteyl” ile son bulacak.

 

Ataşehir Belediyesi 5. Çevre Şöleni ve Ödülleri Programı

(25 Mayıs – 5 Haziran 2015)

 

“Küçük Balık Bam Bam” Tiyatro Gösterisi

25 Mayıs 2015 Pazartesi Saat 10:00

Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu, Novada Ataşehir AVM

 

“Ödül Töreni ve Kokteyl”

27 Mayıs 2014 Çarşamba Saat 10:00

Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu, Novada Ataşehir AVM

 

“Kağıt Yapım Atölyesi”, “Karton Tabak ile Kukla Atölyesi” ve “Kitap Yapım Atölyesi” Çalışmaları

28 Mayıs Perşembe Saat 10:00-13:00

Küçükbakkalköy Nazım Hikmet Parkı

 

“Nihat ile Sivrisinek Stand Up" Gösterisi

1 Haziran Pazartesi Saat 20:00

Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu, Novada Ataşehir AVM

 

“Gripin Konseri”

2 Haziran Salı Saat 20:00

Cumhuriyet Meydanı /Batı Ataşehir

 

“Ulusal Kısa Film Yarışması Ödül Töreni ve Kokteyl”

5 Haziran Cuma Saat 19.00

Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu, Novada Ataşehir AVM

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Aşırı kilolarınızdan Modern Yöntemlerle Kurtulun

2030’da büyük bir obezite krizi yaşanması öngörülüyor
 
Vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanan obezite günümüzde oldukça sık rastlanan global bir sağlık sorunudur.  Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre 2030’da Avrupa’da ciddi bir obezite krizi yaşanması, Türkiye’de kadınların %73’ünün, erkeklerin ise %68’inin obezite hastalığına yakalanması öngörülmektedir. Obezite; diyabet, yüksek tansiyon, insülin direnci, kalp koroner arter hastalıkları, metabolik sendrom, kadınlarda meme-yumurtalık ve rahim kanseri; erkeklerde kalın bağırsak-prostat ve rektum kanseri, osteoartrit, uyku apnesi, solunum bozuklukları, adet düzensizlikleri, hamilelik sıkıntıları ve psikolojik bozukluklar gibi çok ciddi ve ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir.

Bilinçli tedavi ile eski kilonuza dönebilirsiniz

 
Ancak dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelen obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Dahiliye, endokrinoloji, diyet uzmanı, genel cerrahi ve eşlik eden spesifik soruna yönelik uzman hekimlerle işbirliği çerçevesinde başarıya ulaşılabilir. Cerrahi tedavi son yıllarda oldukça gelişmiş olup, doğru seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Obezite cerrahisi;  beden kitle indeksi yüksek olup, buna eşlik eden Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, hiperlipidemi gibi ek hastalığı olan, diyet, egzersiz ve ilaç tedavisini denemiş ancak başarılı olamamış hastalarda uygundur. Hangi hastaya hangi yöntemin uygulanacağı hastanın muayene ve tetkiklerinin sonuçlarının değerlendirilmesiyle hasta-hekim görüşmesinde karar verilecek bir durumdur. Ameliyatlar laparoskopik yöntemle başarı ile uygulanabilmekte ve hasta laparoskopik cerrahinin daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi, daha iyi kozmetik sonuç gibi avantajlarından da yararlanabilmektedirler.

Cerrahi Yöntemler:

Sleeve gastrektomi: En güncel cerrahi tedavi yöntemidir. Midenin belli bir bölümü çıkarılarak tüp mide oluşturulur. Mide hacminin küçülmesi ile çok az gıda ile çabuk tokluk hissettirir.

Gastrik bypass: Hem midenin küçültüldüğü hem de ince bağırsakların yeni küçük mideye bağlandığı bir yöntemdir. Bağırsaksak bütünlüğü bozulmadan belli bir mesafeden ince bağırsakların yeni küçük mideye bağlandığı mini gastrik bypass veya bağırsakların kesilerek ayrıldığı bir ucun yeni küçük mideye bir ucun ise belli bir mesafeden yine ince bağırsağa bağlandığı Roux en Y gastrik bypass olmak üzere iki çeşit gastrik bypass vardır.  Bu yöntemlerde de mide küçültüldüğü için az gıda ile çabuk tokluk hissedilmesi ve bağırsak geçişi değiştirildiği için ek olarak emilim bozucu mekanizma, salınan hormonlardaki değişiklikler ile kilo verilmesi sağlanır.

Gastrik band (Kelepçe uygulaması): Midenin üst bölümüne yemek borusunun biraz aşağısından mide etrafına geçirilen dışarıdan şişirilerek mideye geçen gıda miktarını kontrol eden silikon bir banttır. Bandın üzerinde oluşan küçük mide poşu hızla dolarak tokluk hissi oluşturur ve alınan gıdaların aşağıya geçişini yavaşlatır.

Gastrik balon: Mide içinde yer kaplayıcı olduğundan hacim küçültücü etki yapar. Sıvı ya da hava ile şişirilen tipleri vardır.  Balonun mide içinde 6 aydan uzun kalması ortaya çıkan balon sönmesi, enfeksiyon ve mide aşınması gibi komplikasyonlar nedeni ile önerilmez.

Erken Doğan Bebeğinizin Eve Gelişine Hazırlık Olun

Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Yeni doğan Uzmanı Dr. Aşkın Güra Nemlioğlu, prematüre bebeklerin bakımı hakkında bilgi verdi.
 
Erken doğan bebekler sağlık sorunu yaşayabilir
 
Erken doğan bebeklerde; akciğer ile ilgili sorunlar, kafa içi kanamalar, sindirim sistemi problemlerinin getirdiği hastalıklar, erken ya da geç dönemde enfeksiyon, görme, işitme nörolojik sorunlar görülebilir. Yeni doğan ünitelerinde ortamın düzeni ve bebeğe yapılan her müdahale son derece titiz bir yaklaşım gerektirir.

Kanguru bakımı hastanede kalış süresini azaltır

 
Kanguru bakımı adı verilen uygulama ile bebeğin sadece altı bağlanmış ve başında bir başlık olacak şekilde anne sütü alması, anne sıcaklığını hissetmesi sağlanır. Anne ile bebeğin fiziksel teması, yeni doğanın solunum ve kalp ritmini olumlu yönde etkiler. Annenin sesi ve mırıldanması, bebeğin nörolojik ve zihinsel gelişimini sağlar. Bebeğin vücut ısısı korunur, anne ve babası ile arasında psikolojik bir bağ kurulur. Kanguru bakımı olan prematüre bebekler, anne sütleri ile daha iyi beslenir, daha sakin uyur ve hastaneden daha kısa süre içinde taburcu edilir. Bu bebekler daha çabuk kilo alır, oksijen seviyeleri yükselir ve kalp atışları düzenlidir. Normal bir odada rahatlıkla soluk alabilen ve beslenebilen bu bebekler, hayati tehlike yaratacak bir hastalıkları yoksa ve günlük ağırlık artışı uygunsa taburcu olabilmektedir.

Evde titiz bakım gerekli

 
Erken doğan bebekler sağlıklı bir şekilde hastaneden taburcu olduktan sonra evde bakım süreçleri de ayrı bir önem kazanmaktadır. Özellikle evde bebeğe yapılan ziyaretler enfeksiyon riskini artırdığından bu konuda ailenin ve yakın çevresinin anlayışlı, bilinçli bir tutum sergilemesi gerekir. Odanın sık sık havalandırılması, ışıklandırmanın sağlanması, bebeğe dokunmadan önce ellerin yıkanması özellikle damlacık enfeksiyonu riskini azaltmak açısından son derece önemlidir. Birinci aydan itibaren ilk beş ay boyunca aylık aşıların yapılması, anne-babanın da boğmacaya karşı mutlaka aşılanması ve bebeğin her gün temiz hava alması için dışarı çıkarılması, taburcu olduktan sonra yapılması gereken bakımlardır.

Bebeğin kontrolleri ilkokul çağına kadar devam etmeli

 
Erken dünyaya gelen bebeklerin düzenli kontrolleri hastaneden çıktıktan sonra belirli aralıklarla devam ettirilmelidir. Dördüncü haftadan sonra göz muayenesi, işitme taraması detaylı olarak yapılmalı ve daha sonra poliklinikte gelişimleri takip edilmelidir. Bebeğin zamanında başını dik tutmasından, oturmasından ve emeklemesinden okul çağına kadar ciddi bir izleme programına alınması önemlidir. Çocuğun ilkokuldaki başarısını görene kadar kontrollere devam edilmelidir. Çünkü bebekken fark edilmeyen öğrenme problemleri veya hiperakitivite ilkokulda ortaya çıkabilir.

Kırlangıç Et Lokantası

Yenisehir Mah. Barajyolu Cad. Karakas Sk.N0 5

info@atasehirevyemekleri.net

Ozan Sayar

0533 092 51 83

Ataşehir Düştepe Oyun Müzesi 19 Mayıs’ta Açılıyor

Keremcem Konseri

Tarih:  19.05.2015/ Salı

Saat:   14.00

Yer:     Mimar Sinan Parkı, Ataşehir

Adres: Barbaros Mahallesi Mimar Sinan Cami Yanı Ataşehir

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi İlçedeki Engelli Çocukları ve Ailelerini Tatile Gönderdi

Engelli çocukları ve ailelerini tatil ile buluşturan proje kapsamında bu yıl 3 tur daha düzenlenecek.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Atık Pil Toplama Rekoru Kırıldı

15 Mayıs 2015 Cuma günü saat 10:00’da İçerenköy Carrefour AVM Otopark Alanı’nda gerçekleşen ve öğrencilerin de çeşitli gösteriler yaptığı rekor denemesi, Prof. Dr. Orhan Kural başkanlığındaki Ertan Yıldırım( İstanbul İl Çevre Şube Müdürü), Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Kalender Özdemir, Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal, Merve Toğçuoğlu ( Doğa Kolejleri Ekoloji Bölüm Başkanı),Lidya Sadi ( Carrefour İçerenköy AVM Paz. Md.), Mehmet Turhan (TAP Derneği Yönetim Kurulu Başkanı), Ersin Ertan (Esit Elektronik Sistemler), Aydın Türkücü’nden (Dünya Çocuk Rekorları) oluşan Rekor Tescil ve Hakem Heyetince tescil edildi.

Doğa Koleji öğrencileri ve Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullardaki 888 Çocuk “En Çok Çocukla En Çok Atık Pil Toplama Rekoru” kapsamında bir defada topladıkları 6.510 kg  atık  pille toplama rekoru kırdılar. Rekor denemesi kapsamında toplanan tonlarca atık pil , konusunda yetkilendirilmiş tek kuruluş olan TAP Derneği yetkililerine teslim edildi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Tepe Nautilus AVM Sokak Sanatları Festivali Düzenliyor

Tepe Nautilus AVM, Nautilus Meydanı’nda 17, 18, 19 Mayıs tarihlerinde “Sokak Sanatları Festivali” düzenliyor. Festival kapsamında Boyalı Eller ekibi 3 gün boyunca graffiti show gerçekleştirecekler. Son dönemin trendi, İstanbul’un dört bir yanındaki sokakları süsleyen duvar boyama sanatı graffitiyi, 3 gün boyunca Tepe Nautilus AVM müşterilerine atölyeler ile de öğretecek olan Boyalı Eller ekibine, keyifli şarkıları ve performansları ile DJ’ler de eşlik edecek. Müşterilerin katılımıyla hazırlanacak ve AVM’de sergilenecek olan graffiti çalışmaları, Tepe Nautilus AVM’de renkli anılar bırakacak.
 
Festivallerin vazgeçilmezi olan ve her yaştan kişinin zevkle izlediği pantomim sanatçılarının keyif katacağı Tepe Nautilus Sokak Sanatları Festivali’nde, AVM ziyaretçileri 3 gün boyunca sokak müzisyenleri dinletileriyle coşacak. Juggling gösterileriyle heyecanlanacak olan Tepe Nautilus AVM müşterileri, canlı heykel izleme fırsatına da sahip olacaklar.
 
Ayrıca Tepe Nautilus AVM’nin 1. katında, 19 Mayıs Salı günü saat 16:00’da, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında 1. Ordu Bölge Bando Komutanlığı’nın bando gösterisi ile ziyaretçiler bayramı coşkuyla  kutlayacak.

Ataşehir Belediyesi Halk Müziği Korosu’ndan Muhteşem Konser

Müzik tutkunlarından oluşan Halk Müziği Korosu, Ahmet Yakup Yıldız’ın Şefliğinde, yaklaşık 3 saat boyunca müzikseverlere doyumsuz bir halk müziği keyfi yaşattı.

Konserde koro tarafından Rum, Maraş, Azeri, Ermeni, Kürt, Arap ezgileri ile yurdun çeşitli bölgelerinden türküler seslendirildi.

Konser sonunda Ayten Kartal koro şefi Ahmet Yakup Yıldız’a çiçek vererek teşekkür etti.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kardeş Payı Dizisinin Lisanslı Ürün Satışları Başladı

Ataşehir Hayvan Barınağı’nda “Engelsiz Sevgi”

Ataşehir Belediyesi tarafından çocuklara boyama kitapçığı ve sahipsiz hayvanlar adına çocuklara yazılan maket mektup ile stickerlar dağıtıldı.
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Sıcak Havalarda Yüksek Tansiyona Dikkat

Yaza geçiş döneminde şikayetler artıyor

Mevsim geçişleri sağlıklı oldukları kabul edilen bireylerde dahi birtakım değişikliklere neden olmaktadır. Uzun süren ve kondisyon olarak güçsüz kalınan kış aylarından sonra yaz mevsimine geçişte hipertansiyon, kalp yetersizliği, kapak hastalığı, kalp damar hastalığı olanların çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Tansiyon hastalarının ilaç kullanımını ihmal etmemesi, doktora görünerek ilaç ayarlarını yaptırmaları ve tansiyonlarının çıkmasına neden olabilecek yiyecek ve içeceklerden kaçınmaları gereklidir.

Tansiyon; kalbin kanı vücuda dağıtmak için kullandığı bir güçtür. Hipertansiyon dünyada önlenebilir ölüm nedenleri içerisinde bir numaralı risk faktörüdür. Normal kan basıncı; büyük 120 mmhg küçük 80 mmhg ve altındadır. Bunun üzerindeki değerler “hipertansiyon” olarak tanımlanır. Hipertansiyon hastalığı tedavi edilmediğinde ölümcül olabilecek kalp krizi, felç, beyin kanaması, böbrek yetersizliği, aort damarı yırtılmalarına neden olabilir. Bu yüzden tedavisi ciddi önem taşır. Tanısı konulan ve ilaç tedavisi başlanan hastalar yaşam tarzı değişikliği ile birlikte ilaç tedavisine ömür boyu devam etmelilerdir. Bu kişiler günlük tuz tüketiminin 4-6 gr. arasında tutulmasına, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye, düzenli egzersiz yapmaya, alkol ve sigara kullanımının bırakılmasına özen göstermelidir. Özellikle yaz aylarında hipertansiyon hastalarının diğer kalp hastalarında olduğu gibi daha dikkatli olmaları gerekir. Güneşin etkisinin yoğun olduğu öğle saatlerinde dışarıda olmamaları, daha sık tansiyon kontrolü yapmaları, yağlı ve tuzlu gıdalardan kaçınmaları gerekir.

Huzurlu bir yaşam tarzı ve yüksek moral kalp krizi riskini azaltır

Yaz ayları, tansiyon ve kalp hastaları için yaşam tarzlarına dikkat ettikleri takdirde kış aylarına göre daha az risklidir. Yaz mevsiminin getirdiği yüksek moral, kalp hastaları için açık alanda gerilimden uzak yaşamaları avantaj sağlamaktadır. Kış aylarının soğuk havalarında yaşanan, damarlarda spazm gelişme riski ortadan kalkmaktadır. Ancak yazın getirdiği bu rahatlık, beraberinde birçok riskleri de getirmektedir.

İdrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı almaları önemli

Sıcaklarla birlikte havada nem oranı da artmaktadır. Bu da su ve minerallerin kaybına yol açmaktadır. İdrar söktürücü ilaç kullanan hastalar buna çok dikkat etmeli ve yaz başlangıcında doktoru ile görüşerek bu ilaçların dozunu ayarlamalıdır. Terlemeyle birlikte vücutta kaybolan sıvı kan akışkanlığında azalma ve koyulaşmaya neden olmaktadır. Sıcak ortamda, kendini soğutmak amacıyla kan cilde hücum etmektedir. Kalbin aşırı çalışması istenmeyen kalp krizi, ritim bozuklukları ve ani hastaneye yatmayı gerektirecek kalp yetersizliğine yol açabilmektedir.

Su ihtiyacının dengelenmemesi kalp yetersizliği nedeni

Yaz meyve ve sebzelerinden doğru yaralanmak gerekmektedir. Bunlar bol su ve mineral hatta antioksidanlar içerdiklerinden kalp hastaları içinde çok yararlıdır. Sağlıklı bireyler içinde geçerli olan bol su içimi kalp hastaları içinde geçerlidir. Günde 2-2,5 lt sıvı tüketilmelidir.

Güneşin etkisinin azaldığı serin saatlerde yapılan egzersiz kalp sağlığını korur

Egzersiz, tansiyon ve kalp hastaları için önerilen başlıca tedavi unsurlarından birisidir. Önerilen egzersizlerin başında gelen yürüyüş için elverişli zaman sıcak yaz aylarında serin saatlerde olmalıdır. Bu da sabah serin saatler veya güneşin etkisinin azaldığı akşamüstü saatleridir. Aşırı efordan, özellikle sıcak saatlerde kaçınılması gerekmektedir. Her bireyin egzersiz kapasitesi ve hastalığı farklı derecelerde olduğundan egzersizin ölçüsü doktor ve hasta görüşmesi sonrasında belirlenmelidir.

Yaz Depresyonuna Karşı Önleminizi Alın

Uykusuzluk baş göstermeye başladı ise…

Kış dönemindeki depresif belirtilerden farklı olarak, bahar ve yaz depresyonunda uyuma süresi ve iştahta artış yerine azalma, kilo alımı yerine de kilo kaybı olabilir. Gecelerin uzaması ve konser, festival gibi eğlenceli aktivitelerin ön planda olduğu yaz aylarında kişi depresif ruh haliyle başa çıkmak için daha çok alkol ve madde kullanabilmektedir. ABD’de yaz depresyonu üzerinde yapılan bir araştırmada yazın çıkan depresyonda intihar riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bunlara ek olarak yaz depresyonu diyebilmek için rahatsızlığın mevsimsel olması ve belirtilerin en az iki haftadır görülüyor olması gerekmektedir.

İçe kapanmadan intihara kadar ciddi tablolar görülebilir

 
Depresyonda kişi hayattan zevk alamamaya başlayabilir. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaşar. Kişi eskiden mutlu olduğu şeylere ilgi duymaz. Yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, motivasyon kaybı, cinsel isteksizlik, uyku bozukluğu, aşırı alınganlık, duygusallık, sabırsızlık, iştah kaybı, kilo verme ya da aşırı iştahla kilo alımı görülebilir. Bu durum içe kapanma, saldırganlık, yaşamı değersiz bulma ve intihar düşüncelerine kadar gidebilir.

Mevsimin hayal kırıklığına dönüşmemesi için…

 
Bu dönemde gerçekçi beklentiler ve planlar önemlidir. Ertelenen işleri yapmak için beklenmeden problemler çözüme ulaştırılmalıdır. Kişi yaşamın üzerine gitmeye, baharın tadını çıkarmaya ve yeni beklentiler oluşturmaya odaklanmalıdır. Baharda ve yaz mevsimimde de mutsuz, keyifsiz olunabileceğini kabullenmek gerekir. Eğer bu ruh hali kişinin günlük işlevlerin yerine getirmesine engel oluyorsa mutlaka  psikolojik destek alınmalıdır.

Güzel havaların keyfini çıkarmak için bu önlemleri alın

·Sabahları erken kalkın, her gün aynı saatlerde yatıp kalkmaya özen gösterin.
 
·Sağlıklı besinlerden oluşan doğru bir kahvaltı kan şekerinizi de dengede tutacağı için ani ruhsal değişimlerini engelleyecektir.
 
·Belirli aralıklarla sağlıklı atıştırmalıklar alın.
 
·Hareketsizlikten kaçının, günlük aktivitelerinize dikkat edin. Günde 30-4- dakika egzersize ayırın.
 
·Günaşırı duş alın ve suyun dinlendirici etkisinden faydalanın.
 
·Ailenize, arkadaşlarınıza ve sevdiklerinize zaman ayırın.
 
·Kendinize kişisel bakım için vakit ayırın.
 
·Olumsuz düşüncelerden uzak durun ve bol bol gülümseyin
 

Redif Dijital Ajans

Şehit Cem Nuri Sk. No:31-33 D:9 İçerenköy

hello@redif.com.tr

http://www.redif.com.tr

Nazlıhan Şevik

0216 572 95 62

HISIM Bafra Pidesi

Atatürk mah. Meriç cad. No:5/8 Ataşehir

hisimbafrapidesi@hotmail.com

0216 455 07 06

Kilo Verme Telaşıyla Spor Yaparken Sakatlanmayın

İnsanlar yaşlanmak istemiyor
 
Spor yaparak form tutmak, vücudunu korumak ve güzelleşmek isteyenlerin sayısı tüm dünyada arttığı gibi ülkemizde de artmaktadır. Yapılan çalışmalarda 55 yaş sonrası spor salonlarına yazılan kişi sayısı geçmiş yıllara oranla 4 kat artış göstermiştir. Yaşlanmak ve hasta olmak istemeyen insanlar bir yandan da birbirlerine güzel görünmek arzusunu taşımaktadır. Bunların yanı sıra obezite ve diyabet hastaları gibi tıbbın zorunlu olarak spora yönlendirdiği bir insan grubu da bulunmaktadır.

Spor yaparken sınırlarınızı bilin

 
Spor yaparken sakatlanmanın farklı sebepleri bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi doğal yaşlanmadır. Vücudun kemik kas gibi bütün yapısında bulunan kollajen maddesi 36 yaşından sonra azalmaktadır. Kollajen maddesinin azalması yaşlanmayı beraberinde getirdiği gibi dokunun daha kırılgan olması anlamına da gelmektedir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücuttaki kollajen miktarında azalma yaşanırken, enflamasyon oranında ise tam tersi artış görülmektedir. Midede, bağırsaklarda, damarlarda ve kaslarda iltihaplanma artmaktadır. Bu durum spor yaralanmalarında artışa neden olabilmektedir. Profesyonel sporcular bile bu yaşlarda jübile yapmaktadır. Belli bir yaşa gelindiği zaman sporu, kişinin sınırlarını bilerek yapması, yaşanacak olası sakatlıkların önüne geçmektedir. 

Hafta içi iş, hafta sonu spor sakatlılara davetiye çıkarıyor

 
Spor yaralanmaların büyük kısmı aşırı yüklenmelerden kaynaklanmaktadır. Haftanın beş günü ofiste çalışan kişiler, kışın alınan kiloları vermek ve vücudu şekillendirmek için özellikle bahar aylarında spora yüklenmektedir. Kişi hafta arası spor yapıyorsa bile bunu kilo vermek amacıyla bir anda artırması sakatlığa neden olabilmektedir. Bu süreçte hiç spor yapmayan bir kişinin bir anda ağır tempolu bir spora başlaması da sakatlığı beraberinde getirmektedir. Hayatında hiç tenis oynamamış bir kişi, tenis öğrendikten sonra iki günde bir saat tenis oynarken form tutmak için bunu haftanın 4 günü üç saate çıkarırsa sakatlanma kaçınılmazdır. Bu durum yürüme, koşma ya da yüzme gibi bütün spor dalları için de geçerlidir. Kişinin hangi spora hangi yaşta başladığı da önemlidir. 10 yaşındaki bir çocuğun spora başlamasıyla, 45 yaşında bir kişinin spora başlaması arasında farklar bulunmaktadır.

Vücudunuzu tanıyarak spor yapın

 
Spor sakatlanmalarında vücuda yüklenmenin yanında fiziki yetersizliklerde önemli bir yer tutmaktadır. Kişi anatomisine uygun bir sporu yapmalıdır. Spora başlamaya karar veren çocuk ya da yetişkinin mutlaka bir ortopedistin kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Yapılacak kontrollerden sonra kişiye uygun sporun belirlenmesi önemlidir. Bunun yanı sıra spor yaparken doğru ekipman kullanmak gerekmektedir. Yapılacak spor için seçilen ayakkabının ya da tenis raketinin yanlış olması bile sakatlanmalara yol açabilir.

Açık havada spor yapmak sakatlanma riskini azaltıyor

 
D vitamini noksanlığı son 10 yıldır tıbbın en çok uğraştığı sorunların başında gelmektedir. D vitaminin eksikliği erken yaşlanmaya, kas ve tendonlardaki kolay kırılmalar, mide sıkıntıları, kalp ve şeker hastalığı gibi birçok rahatsızlığa neden olabilmektedir. Bir kişi doktor önerisiyle bile düzenli spor yapsa, eğer vücudunda D vitamini ve kollajen doku eksikliği varsa, yaşıtlarına nazaran çok daha hassas bir yapıya sahip olur ve tendon doku kopmaları sıklıkla görülür. Yalnızca gece ve spor salonlarında spor yapan bir kişinin gün ışığından faydalanamadığını düşünürsek, yapılan spordan alınan verim oldukça aza inmektedir. Spor salonunda da spor yapılabilir ama bu yapılan spor D vitamininden eksik kalınmış bir şekilde gerçekleşecektir. Açık havada yapılan spor, D vitamini alımını artıracağı için yaralanmaların azalmasında da önemli bir etken olmaktadır.

Yaralanmalar en çok diz ve ayak bileklerinde yaşanıyor

 
Spor yaralanmaları en çok diz ve ayak bileğinde görülmektedir. Sonrasında omuz ve kalça gelmektedir. Uzun süre ara verdikten sonra spora başlayacak kişilerin ekleme yük bindirecek sporlardan mümkün olduğunca uzak durması gerekmektedir. Özellikle menopoza yakın dönemde olan kadınların bu tarz sporları yapmamaları önemlidir. Bu açıdan bakıldığında en ideal spor, düz yürüyüştür. Bunun yanında yüzmek de oldukça uygundur. Spora başlarken ve spor yaparken dikkat edilmesi gereken durumlar da bulunmaktadır:

•Özellikle 40 yaşından sonra spora başlamaya karar verenler mutlaka check-up yaptırılmalıdır. Kan şekerinin ve vücut kitle indeksinin tespit edilmesi gerekmektedir.

•Yapılan tetkiklerin sonuçları normal ise belirli bir program dahilinde düzenli spor yapılmalıdır.

•45 yaşına gelmiş bir kişi spora başlamaya karar verdiyse kolonoskopi ve endoskopi yaptırması oldukça önemli bir durumdur.

•Sporu doğru zaman, ekipman ve doğru bir şekilde yapmak çok önemlidir. Spor programına başlamadan önce kişinin vücut kimyasının incelenmesi ve kişinin uygun spor programına başlaması gerekmektedir.

•Sabah 6-8 arası ve öğleden sonra 4-7 arası spor için en uygun saatlerdir.

•Eğimli yerlerde yürümek ya da sürekli merdiven çıkmak sakatlanmalara neden olabilmektedir. Yürüyüş bantlarında verilecek eğim spor yapmamış bir kişinin diz, kalça ve belinde sorunlar çıkartabilmektedir.

Baba Olma Hayalinizi Ertelemeyin

Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mutlu Ateş, erkek kaynaklı kısırlığın tedavisi hakkında bilgi verdi.

Erkek kısırlığı birçok nedene bağlı olabilir

 
Erkek kısırlığı; kromozom sayısında ya da yapısında anormallik, sperm sayısının az olması ya da hiç sperm bulunmaması ve sperm hareketlerinin azalması gibi geniş bir perspektifte ele alınabilecek sorunları kapsamaktadır. Tedavide başarılı sonuca ulaşılabilmesi için sorunun kaynağının doğru tespit edilmesi çok önemlidir. Uygun tedaviye başlamak için hastanın muayenesinden sonra sperm testi, “varikosel” hastalığına işaret eden bir anormallikten şüphelenilen durumlarda gerekirse ultrason tetkiki, ayrıca hormonal sorunlarda gerekli testlerin yapılması uygundur.

Varikosel en kolay tedavi edilebilen kısırlık nedeni

 
Varikosel, erkek kısırlığının nedenleri arasında en çok bilineni ve tedavi başarı oranının en yüksek olduğu bir hastalıktır. Türkiye’de yaklaşık her 10 erkekten birinde görülen varikosel, testis damarlarının genişlemesine bağlı olarak testis kan dolaşımının bozulmasıdır. Bu kadar sık görülebilen varikosellerin çoğu çok erken evrededir ve bunların çoğu kısırlığa neden olmaz. Ancak ileri düzeyde olan varikoseller sperm kalitesini bozarak kısırlığa yol açmaktadır ve ileri evrede ameliyat gerektirir.  Ameliyat sonrasında sperm parametreleri 6 ay- 1 yıl içinde düzelebilir.

Sperm üretiminin hiç olmadığı durumlarda özel tedavi

 
Tüp Bebek tedavisinde karşılaşılan en büyük zorluk sperm üretiminin belirli alanlarda çok sınırlı olması ya da hiç olmamasıdır. Cerrahi sperm arama yöntemleri ile testisin değişik bölgelerinden alınan çok sayıda parça incelendiğinde sperm hücresi bulunabilmektedir. “Mikroskopik Tese” yöntemi böyle vakalarda sperm elde etme şansını büyük oranda artırmaktadır. Testisin mikroskop ile incelenmesi sperm bulma şansını da yükseltmekte ve daha fazla sayıda sperm elde edilmesini sağlamaktadır.

Spermlerdeki şekil bozukluklarında IMSI

 
Değerlendirmelerin sonucunda neden bazen tam olarak bulunabilmekte ancak bazı vakalarda nedeni bilinmeyen bir “semen bozukluğu” söz konusu olabilmektedir. Hastada tedavi edilebilir bir sorun ortaya çıkmadığında çocuk sahibi olmak için mikroenjeksiyon uygulamaları yapılması gerekir. Özellikle yakın dönemde uygulamaya giren IMSI (“Yüksek Büyütme Gücü Altında Mikroenjeksiyon”) ile tedavi edilmesi mümkün olmayan pek çok şekil bozukluğu olgusunda başarılı sonuçlar alınmaya başlanmıştır.

Bebeğiniz Sık Sık Öksürüyor ve Kilo Alamıyorsa

Tarama testleri önemli

Kistik fibrozis, akciğer, pankreas, bağırsak, ter bezleri dış salgı bezlerinde görülen bir hastalıktır. Yeterince kilo alamayan, diğer çocuklardan daha sık ve ağır solunum yolu enfeksiyonları geçiren çocuklarda araştırılması gereken bir hastalıktır. Özellikle anne baba arasında akraba evliliği olan ve kardeş ölüm öyküsü olan çocuklarda  kistik fibrozis  hastalığı için tarama testlerinin yapılması uygun olacaktır. Bebekler doğduğunda daha hastaneden çıkmadan bazı doğumsal  hastalıkların taranması için topuk kanı alınmaktadır. Bebek için yapılan kistik fibrozis tarama testinin pozitif çıkması durumunda endişelenilmemelidir; çünkü bu sadece bir tarama testidir ve testin pozitif olması çocuğun kistik fibrozis olduğu anlamına gelmemektedir. Tarama programı iki aşamalı olarak yapılmaktadır. İlk tarama testinde pozitif sonuç saptanan bebekler ikinci bir kan örneği alınması için tekrar çağrılmaktadır. İkinci kan örneğinin de pozitif  çıkması durumunda da bu kez kistik fibrozis hastalığı açısından farklı bazı testlerin yapılması gerekmektedir.

Kistik fibrozisli hastalardaki en önemli bulgular solunum sistemi ile ilgilidir. Hastalar yenidoğan döneminden itibaren tekrarlayan ve tedavilere cevap vermeyen öksürük, hırıltı, zatürre ya da astım benzeri bulgular ile başvurabilir.

Astım ve zatürre ile karıştırılması tanıyı güçleştiriyor

 
Başlangıçta öksürük, balgam, hırıltı, tekrarlayan zatürre, büyüme gelişme geriliği gibi aslında çocukluk çağında sık rastlanan bazı bulgular ile ortaya çıkabilmektedir. Bu belirtiler aynı zamanda astım, zatürre, bronşit gibi hastalıklarla karıştırılabildiğinden dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile kistik fibrozisli hastalara ilk önce astım, bronşit, zatürre gibi tanılar konulabilmektedir. Bu durum da gerçek tanı ve tedavinin alınmasında gecikmelere yol açmaktadır.

Bebeğim büyümüyor diyorsanız…

 
Kistik fibrozisli hastaların vücudundaki tüm salgı bezlerindeki salgılar koyudur. Bu nedenle tıkaçlar oluşur ve çeşitli şikayetlere yol açar. Hastaların yaklaşık % 85’i aldıkları besinleri enzim yetersizliği nedeni ile yeterince sindiremezler. Bu hastalarda çok miktarda yağlı pis kokulu dışkılama ortaya çıkar ve büyüme gelişme geriliği oluşur. Kistik fibrozisli hastaların %10’unda doğumda dışkılamanın gecikmesi ya da olmaması ile ortaya çıkan bağırsak tıkanıklığı (mekonyum ileusu) ortaya çıkar. Bazı yenidoğan bebeklerde uzamış sarılık da ortaya çıkabilmektedir.

Terindeki tuz hastalık habercisi

 
Bu hastaların teri diğer çocuklardan daha tuzlu olmaktadır. Sıcak havalarda bazen çocuğun yüzünde ya da vücudunda tuz kristalleri görülebilir. Terdeki tuz miktarının ölçülmesi ile tanı konulabilmektedir. Eğer tuz miktarı  normal değerin üzerinde ise kistik fibrozis tanısı konulur. Bazı durumlarda ter testi düzeyi sınırda çıkabilir. Böyle bir durumda da testin tekrar edilmesi ya da daha detaylı genetik testlerin yapılması gerekebilir.
 
Solunum fizyoterapisi gerekebilir
 
Bu hastalıkta şikayetler en çok solunum sistemi ile ilgili olduğu için solunum tedavileri önemlidir. Hastaların nefes borularındaki koyu yapışkan balgamın temizlenebilmesi için solunum fizyoterapisi uygulanmalıdır. Yapışkan balgamın daha kolay çıkarılması için balgamı daha az yapışkan hale getiren ve nefes yolu ile kullanılan bazı ilaç tedavileri de yapılabilmektedir.

Bebeğinizin iyi beslenmesi ve vitamin alması gerekiyor

 
Kistik fibrozisli hastalarda enfeksiyonların erken ve etkili bir şekilde tedavisi sağlanmalıdır. Özellikle öksürük ve balgamın arttığı dönemlerde ağızdan ya da damar yolundan antibiyotikler verilebilir. Kistik fibrozisli hastalar da, her hastalıkta olduğu gibi beslenmesine dikkat etmelidir. Özellikle enzim yetersizliği nedeni ile büyüme ve gelişme geriliği olan hastaların iyi beslenmesi, enzim ve gerekli vitamin desteklerini alması gerekir.

Kistik fibrozis bu yıl itibari ile dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de yenidoğan tarama programına alınmıştır. Bu sayede hayati kayıpların önüne geçilmesi planlanmaktadır. Hastanın yaşam kalitesini, süresini uzatabilecek ilaçların geliştirilmesine ve hastalığın kesin tedavisini sağlayacak “Gen Tedavisi”ne yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Online Market Ataşehir

Barbaros mah.Ahtat sk.No:1 B.Ataşehir

admin@onlinemarketatasehir.com

http://www.onlinemarketatasehir.com

Aziz Kut

0216 290 20 50

BATI ATAŞEHİR BÖLGESİNE ÖZEL ONLİNE SATIŞ NOKTASI

Fazla Kilolar Ruh Sağlığınızı Bozmasın

Mutsuzluk çikolata ve hamur işine itebiliyor

Depresyon ve kilo arasında her zaman yakın bir ilişki vardır. Depresyondaki kişiler keyifsizlik ve mutsuzluk problemi yaşar, sosyal hayata katılmak istemez ve enerjisini toplayamaz. Bu durumda kişi hiçbir şeyden zevk alamadığından daha çok yemek yemeye yatırım yapabilir. Bu yatırımda tercihler genellikle mutluluk veren yiyecekler olan çikolata, şekerli ürünler ya da hamur işleridir. Ancak burada geçici bir haz duygusu yaşanır ve tekrar bu yiyeceklere yönelme ve kilo artışı gündeme gelir. Depresyona bir de kilo problemi eklenmiştir. Daha çok depresyon kilo alımına sebep olur ancak kısa sürede kilo kaybı da depresyonda görülebilen bir durumdur.

Görünümünden memnun olmamak da depresyon nedeni olabilir

Beslenmeyi düzenleyememe, tiroit, diyabet, kronik hastalıklar, uzun süre yatak istirahati, genetik yatkınlık, düzensiz yaşam, düzensiz yemek yemeler, hareketsizlik gibi pek çok sebeple alınan kilolar da depresyona sebep olabilir. Beden imajından hoşnut olmama, kendini beğenmeme, kilolu olma sebebiyle etraftan gelen bakışlar, eleştirilere maruz kalma, flört ilişkilerine başlayamama, kendine güvenin azalması durumları ve hayal edilen beden imajında olamama mutsuzluk getirebilir.

Stresten yemeyin

Kendine değer veren kişi bedeni ve ruhsal durumu ile yeterince ilgilenen, kendine iyi bakabilmek için mesai harcayan bir yapıdadır. Duygusal eksiklikler yemekle doldurulmaya çalışıldığında probleme problem eklemekten başka bir sonuca götürmeyecektir. Her streste yemek yemekten geçici haz almalar, uzun vadede daha derin mutsuzluklara yol açabilir. Mutsuzlukların ve duygusal boşlukların çözümü yemek yemek ile gelmeyecektir.

Diyet ve spor kadar psikolojik yardım da önemli

Sürekli diyete başlama, sürdürememe, bırakma, başarısızlık ve hayal kırıklığı döngüsünün tekrar tekrar yaşanması ve vücuda besin alımının ayarlanamaması psikolojik sorunların varlığı ve stres yönetiminin iyi yapılmadığına işarettir. Burada psikolojik destek almak, sorunun kaynağına yönelme, içsel farkındalık kazanma, kısırdöngüyü içsel olarak kırma ve problem davranıştan uzaklaşma için etkili olacaktır. Kilo probleminde, psikolojik destek ile aynı zamanda yapılan, kişiye özel beslenme programının depresyon ve anksiyete bozukluğunda azalmaya yol açtığını ve kilo verme programında daha başarılı olunduğuna dair çalışmalar vardır.

Kilo kontrolünde altta yatan bir psikolojik stres varsa sadece beslenme programı almak başarı oranını düşürür, eş zamanlı terapi görmek fiziksel ve ruhsal sağlığa kavuşmada etkilidir.

Ataşehir Belediyesi’nden Evde Kuaförlük Hizmeti

Bu uygulama ile başta kuaförlük olmak üzere bay-bayan saç kesimi, kaş-bıyık alımı, saç-sakal tıraşı, saç boyama ve el-ayak tırnak kesim hizmeti veriliyor.

Evde bakım hizmeti hakkında detaylı bilgi almak ve randevu başvurusunda bulunmak isteyen vatandaşlar, Ataşehir Belediyesi’nin (0216) 570 50 00 numaralı telefon hattından “Evde Kuaförlük Hizmeti” hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşabilirler.

 
 
Kayanak: Ataşehir Belediyesi

Ağzınızda Çıkan Bezelere Dikkat

45 Yaş Üstü ve Özellikle Erkekler Dikkat
 
Özellikle 45 yaş üstü kişilerde ve erkeklerde görülme sıklığı fazla olan ağız kanserinde, diğer tüm kanserler gibi erken teşhis çok önem­li. Hastalığın erken teşhisi ile birlikte, vücudun diğer bölümlerine yayılması, konuş­mada güçlük, yüzde şekil bozukluğu gibi durumları önlenebilir, tedavi süreci kolaylaşır. 

Ağız Kanserinin Belirtileri

 
Kişi aşağıdaki soru­ları yanıtlayarak hastalığın kendisinde bulunma olasılığını sorgulayabilir:
 
• Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar var mı?
 
• Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, ka­barık veya kalınlaşmış alanlar var mı?
 
• Ağızdaki yaraların 1 aydan fazla sür­me veya etken kalktığında da iyileş­meme durumu söz konusu mu?
 
• Ağızda veya boğazda tekrarlayan ka­namalar var mı?
 
• Seste boğukluk veya boğazda yutula­mayan cisim hissi var mı?
 
• Çiğneme ve yutma güçlüğü çekiyor musunuz?
 
• Dil ve çene hareketlerinde zorlanı­yor musunuz?
 
• Dil veya ağzın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk söz konusu mu?
 
• Alt veya üst çenede meyda­na gelen şişlikler var mı? Ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması durumu gözleniyor mu?
 
Sigara Kullananların Özellikle Dikkat Etmesi Gerekenler
Özellikle sigara kullanan kişi­lerin ısı ve kimyasal maddelerle birlikte ağzı kaplayan epitel doku­da kalınlaşma belirtisine çok dikkat etmesi gerekiyor. Bu dokunun su emmesiyle birlikte oluşan beyaz lez­yonlar kanser açısından maalesef bü­yük bir önem taşıyor. Beyaz­lıkların kanama yapması hâlinde bir an önce diş hekimine başvurmak ge­rekiyor.
 
Ağız Kanserinin Nedenleri
 
Herhangi bir hastalığa yakalanmayı kimse istemez. Ancak her hastalığa yol açan belli başlı nedenlerin olduğu da apaçık ortada. Tüm hastalıklarda olduğu gibi, ağız kanserinin başlıca nedenleri konusunda da bilgi sahibi olmak gerekiyor. Gelin, bu nedenleri beraber inceleyelim:
 
• Ağızda kronik travmaya sebep ola­bilecek her türlü durum
 
• Ağza uyum göstermeyen hareketli protezler
 
• Kötü yapılmış veya keskin kenar­lı dolgu, kuron veya köprülerin dil veya yanağı sürekli tahriş etmesi
 
• Alkol, sigara veya bu ikisinin birlik­te kullanımı
 
• Kalıtımsal etkenler
 
• Ağız hijyeni eksikliği

Ağız Kanserinin Tedavi Aşaması

 
Tedavide sıklıkla kanserden etkilenen dokuların tümüyle çıkarılması, kemo­terapi, radyoterapi veya bunların bir­likte kullanımı gerekmektedir. Ope­rasyon sonrasında çıkarılan dokuların yerini doldurmak için çene-yüz pro­tezlerine başvurmak gerekebilir. Ko­nuşmanın etkilenmesi söz konusu ise konuşma terapistinden yardım almak gerekebilir. Süreci yıpratıcı bulan ki­şiler için de psikolojik yardım almak faydalı olabilir.

Tedavi Esnasında Ağız Sağlığı

 
Tedaviye başlamadan önce kişinin mutlaka ağız muayenesi yapılmalı ve tüm tedavileri bitirilmelidir. Çürük dişlerin tedavileri yapılmalı, enfeksi­yon kaynağı olabilecek dişler çekil­melidir. Çürüksüz dişlere koruyucu dolgu uygulaması ve florün çeşitli preparatlarıyla diş çürüğüne karşı ön­lem alınabilir.

Tedavi sırasında ağız sağlığına özen göstermemek zaten zor olan süreci daha zor hâle getirir. Bu yüzden ağız bakımı çok iyi olmalıdır. Dişler fırça­landıktan sonra diş ipi kullanılmalı ve yumuşak dokular, dil, yanak da fırça­lanarak maksimum hijyen sağlanma­lıdır.
Tükürük salgısını artırmak ama­cıyla doktor tarafından reçete edilen ilaçlar kullanılmalı ve şekersiz sakız çiğneyerek de buna katkıda bulunul­malıdır.

 
Alkol ve sigara kullanılma­malıdır.
 
Ağız Kanseri Riski Nasıl Azaltılır?
 
Ağız kanseri riskini azaltmak için, önlem olarak yapılacak şeyler var! Neler yapılacağını maddeler hâlinde inceleyebilir, hemen uygulamaya ge­çebilirsiniz.
 
• Sigara, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz.
 
• Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaç­mayınız.
 
• Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanma­yan kişilere göre 15 kat fazladır. Alkol ve sigarayı birlikte kullanma­yınız.
 
• Meyve ve sebzeli zengin diyetle besleniniz.
 
• Düzenli olarak diş hekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz.
 
• Ağızda sebepsiz yere çıkan yaralar ve bunların sık oluşup uzun süre geçmemesini önemseyiniz.

Nur Kurye

Eski üsküdar yolu cad No:52 Ataşehir

nurkurye@gmail.com

http://www.nurkurye.com

Erol Kuramaz

0216 487 02 53

0531 679 02 53

İstanbul ve yakın illere motorlu kurye hizmeti veriyoruz.

MNG Turizm

Cumhuriyet Caddesi, No: 145 / A Harbiye – Şişli / İstanbul

34315

444 20 00

MNG HOLDİNG bünyesinde 1999 yılında kurulmuş olan MNG Turizm, tur operatörü olarak faaliyet gösteren A Grubu seyahat acentesidir. Ayrıca IATA (Uluslararası Havayolları Taşıyıcılar Birliği) üyesidir. 10 bin arama kapasiteli, Türkiye'nin en gelişmiş teknolojik altyapısına sahip 444 2000 no'lu çağrı merkezi yanında, tümü kurum kimliğine göre dekore edilmiş ve en ileri teknolojiyle donatılmış İstanbul'da Harbiye, Ataköy-Atrium, Kızıltoprak-Bağdat Caddesi; Ankara-Gaziosmanpaşa’

Kilo Artışı ve Halsizliğin Nedeni Tiroit Olabilir

Ruh sağlığınız ve günlük enerjiniz de tiroit hormonlarından etkilenir
 
Tiroit bezi,  vücutta hayati fonksiyonları olan organların çalışma hızlarını düzenleyen, bu faaliyetlerin yerine getirilmesinde yardımcı olan bir organımızdır. Vücuttaki tüm sistemleri ve dokuları etkileyebilmektedir. Saçlardan kalbe, beyne kadar hemen her doku, tiroit tarafından salgılanan T3 (triiodotironin) ve T4 (tiroksin) adı verilen hormonlar tarafından etkili bir şekilde kontrol edilmektedir. Buna genel olarak “metabolizma” adı verilmektedir.  Tiroit bezinin çalışma durumu ruh sağlığını da yakından ilgilendirir. Günlük enerjiyi,  ruh halini ve uyku düzenini etkilemektedir. Tiroit boyun bölgesinde “adem elması” olarak tanımlanan bölgenin altında bulunur. Normal boyutunda iken gözle görülmesi ya da elle hissedilmesi mümkün değildir.

Tansiyon ve şeker düzeyiniz kontrol altına alınmıyorsa…

 
Tiroide bağlı pek çok hastalık bulunmaktadır. Buna ek olarak çoğu tiroit hastası var olan hastalığının farkında değildir. Çoğu kişi var olan şikayetlerinin tiroit kaynaklı olduğundan habersizdir. Halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi,  çarpıntı,  kilo alma, kabızlık,  adet düzensizlikleri,  uyku problemleri, mide ve bağırsak şikayetleri,  hafıza zayıflığı, hatta tansiyon, şeker, kolesterol gibi hastalıkların yeterli derecede kontrol altına alınamaması, ilaçların yetersiz kalması veya zehirli etki göstermesi bile tiroid rahatsızlıklarından kaynaklanabilmektedir.

Belirtiler tiroidin tipine göre değişiyor

 
Tiroit bezinin sağlıklı olup olmadığı, laboratuvar incelemeleri ve boyun ultrasonografik görüntüleme yöntemleri ile kolayca anlaşılabilmektedir. Tiroitlere bağlı birçok hastalık bulunmaktadır. Tiroit bezinin hastalıklarına halk arasında genel olarak “guatr” denmektedir. En yaygın olanları şunlardır:

•Hipotiroidi: Tiroit yeterli hormonu üretmez.

•Hipertiroidi: Tiroit çok fazla hormon üretir.

•Noduler guatr: Normal tiroit fonksiyonu olmasına rağmen tiroidin şekli bozulmuş, şişlikler veya nodüller oluşmuştur. Bu üç yaygın bozukluk kişide birçok rahatsızlığa neden olmaktadır.

Birçok ciddi rahatsızlığın altında tiroit fonksiyon bozukluğu olabilir.  Bununla birlikte bazı hastalıkların ilaçla tedaviye yanıt vermemesindeki neden tiroit fonksiyon bozukluğu olabilmektedir. Eğer tiroid bezi yeterli hormon üretmiyorsa ( hipotiroidi); hareketlerde yavaşlama, depresyon, yorgunluk,  kuru cilt ve saç, kabızlık, kas krampları veya kilo alımı olabilir.

Hipertiroidi belirtileri ise; kilo kaybı, sinirlilik, huzursuzluk, artan terleme, çarpıntı, ellerde titreme, anksiyete, uyuma güçlüğü, artan bağırsak hareketleri, ince kırılgan saç ve kas zayıflığı içerebilir.

Boyunda şişlik, yutma güçlüğü veya yutkunurken takılma, boğazda gıcık hissi gibi belirtiler ise “nodül” denilen tiroit bezi şişliklerinden kaynaklanabilmektedir. 

Kadınlarda sık görülüyor ancak erkek hastalarda hayati risk artabiliyor

Tiroit bezi hastalıkları özellikle kadınlarda daha sık görülmektedir. Ayrıca iyot eksikliği olan bölgelerde fazla görüldüğü bilinmektedir. Türkiye bu açıdan riskli bölgeler arasındadır. Bunun yanında erkek hastalarda tiroit hastalığı hayati riski artırabilir. Sigara içenler, radyasyona maruz kalanlar, ailede guatr öyküsü olanlar, yetersiz beslenenler ve yaşlılar da tiroide yatkınlığı bulunan gruptadır. 

Erken tanı hayat kurtarıyor

 
Geçmiş yıllarda çoğu tiroit hastalığına teknolojik yetersizlik nedeniyle tanı konulamıyordu. Günümüzde ilerleyen tıp sayesinde bu hastalıkların teşhisi çoğu zaman bir kaç kan testi ile konabilir, hatta erken tedavi ile kişi tamamen iyileşebilir. Ayrıca tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi nedeniyle tiroit bezi kanserleri de daha sık teşhis edilir ve erken tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilir oldu.

Bayilik Dergisi

Bayilik Dergisi

tuna.ulutas@asyacagrimerkezi.com

http://www.bayilikdergisi.com

Tuna Ulutaş

Yürüme Bozukluğu Nedeni Kas Hastalığı Olabilir

Kas hastalıkları yani miyopatiler vücudu hareket ettiren kasların kendilerine ait rahatsızlıklarıdır. Kas dokusunun birimleri olan kas hücrelerinin yapısını veya işleyişini bozmaktadır. Bebeklikten çocukluk, ergenlik, erişkinlik ve yaşlılığa kadar yaşamın her evresinde görülebilir.

Çocuğunuz sık sık yoruldum diyorsa dikkate alın

Kas hastalıklarının ortak belirtisi kas güçsüzlüğüdür. Bu güçsüzlük, sıklıkla kalça çevresindeki kaslarda ortaya çıktığından yürüme bozukluğu, merdiven çıkma ve oturulan yerden kalkmada güçlük en sık ve önemli belirtiler olarak kendini gösterir. Hastalık bebeklik döneminde başladığında bebek kucakta zıplatılırken iyi bastırılamaz, eğer güçsüzlük çok yaygın ise bebeğin tümüyle gevşek bir yapıda olduğu gözlenir. Küçük yaşlarda kas hastalığı ortaya çıkan çocuklar yürürken veya merdiven çıkarken hep kucağa alınmak ister. Çocuğun sık sık yoruldum demesi “şımarıklık”, koşarken akranlarından geri kalması ve daha az hareketli oyunları seçmesi ise ebeveynler tarafından genellikle “ağır canlılık” olarak değerlendirilir. Kas hastalıklarının toplumda iyi tanınmaması nedeniyle bu çocuklara sıklıkla düztabanlık gibi tanılar konmakta ve verilen ortopedik ayakkabıların ağırlığı yürümeyi daha fazla zorlaştırmaktadır. Ergenlikte ise koşarken akranlarından geri kalma, yürümede değişme, merdiven çıkmada zorlanma dikkat çekebilir.

Erişkin ve yaşlı kişiler de çoğunlukla bu yakınmaları kendileri fark ederek doktora başvururlar.

Bazen bir saç tokası takmak bile kişiyi zorlayabilir

Kas hastalıklarının tek belirtisi yürüme bozukluğu değildir. Omuz çevresindeki kaslar tutulduğunda kolları kaldırmak, bir rafa uzanmak, saç taramak, başını yıkamak gibi eylemler zorlaşabilir. El veya ayaklar etkilendiğinde ise ayakkabıların çabuk eskimesi, takılarak düşmek, ince işleri yapmak gibi durumlar güçleşebilir. Bazı durumlarda da göz kapakları giderek aşağı düşer, göz hareketleri kısıtlanabilir. Hastaların bir kısmında da yutma veya solunum kasları ya da kalp kası tutulabilir ve bunlara ait belirtiler kendini gösterir.

Kas hastalıklarının önemli bir bölümü genetik geçişlidir

Bugün için tanımlanmış, tanınabilen ancak kesin nedeni açıklanmayı bekleyen yaklaşık 500 civarı kas hastalığı mevcuttur. Bu hastalıkların çok sınırlı bir bölümü edinsel yani yaşam süreci içinde ve bir nedene bağlı olarak gelişen kas hastalıklarıdır. Bu tipteki kas hastalıkları çoğunlukla erişkin ve yaşlı bireyleri etkiler ancak bazen zor olsa da genellikle tedavileri mümkündür. Buna karşılık kas hastalıklarının büyük bir bölümü kalıtımsal yani irsidir. Bu durumda kişinin yapısındaki genetik bir bozukluk, kas hücresinin yapısını veya işlevini bozar. İrsi kas hastalıkları büyük çoğunlukla bebek, çocuk veya ergen bireyleri etkiler ve büyük bir bölümünün bugün için bilinen bir tedavisi yoktur. Buna karşılık bazı irsi hastalıkların tedavisi mümkündür. Bazı kas hastalığı türleri için ise, dünyanın önemli merkezlerinde, büyük bütçelerle, önümüzdeki yıllarda önemli başarılar sağlanabilecek tedavi çalışmaları halen sürmektedir.

Kas biyopsisi hastalığın tanısında büyük rol oynuyor

Kas hastalıkları toplumda seyrek görülen hastalıklardır. Gerek bu nedenle, gerekse belirtilerinin genellikle bir birine benzemesi nedeniyle, tanınmaları zordur. Hekimin hastalığı tanımasının ardından, öncelikle bazı kan testleri ve başka incelemelerin yapılması gerekir. Bu incelemelerin en önemlisi kas biyopsisidir. Kas biyopsisi, özel donanımlı bir laboratuvar ve yorumlama açısından özel bir uzmanlık gerektirir. Kas biyopsisi ile tanı doğrulanabilir ve gerekiyorsa ilgili hastalığın genetik incelemesi yapılarak hastalığa neden olan gen bozukluğu belirlenir. Bazen de incelemeye genetik testlerle başlanabilir, tanı konulamadığı takdirde kas biyopsisi yapılabilir.

Gelecek kuşaklar için önlem almak gerekiyor

Belirtilerin iyi tanınması ve doğru inceleme yöntemleri ile öncelikle tedavi edilebilen ve edilemeyen kas hastalıkları birbirinden ayrılır. Bugün için tedavisi bilinmeyen bir hastalıkla karşı karşıya olunsa bile; gerek önümüzdeki yıllarda tedavide büyük başarılar elde edilebileceğinin öngörülmesi ve kişinin yaşam kalitesini yükseltici önlemlerin alınması, gerekse irsi bir hastalığın ailedeki geçişine karşı gelecek kuşakların etkilenmemesi için alınacak önlemler konusunda bilgilenmek büyük önem taşımaktadır.

Bahar Yorgunluğundan Sağlıklı Beslenerek Kurtulun

Kahvaltıda meyve suyu değil meyvenin kendisini tercih edin

Bahar yorgunluğu ihmal edilmemesi gereken ve beraberinde bazı hastalıkları da getirebilecek olan önemli bir tablodur. Öncelikle sağlıklı beslenmek için bu konuda deneyimli bir beslenme uzmanına danışılmalıdır. Bahar sabahlarında uyanmak ve güne başlamak daha zordur. Bu zorluğu aşmanın en basit çözümü güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamaktır. Yumurta, beyaz peynir, bol yeşillik, 1 tatlı kaşığı bal veya pekmez, posalı ekmek sağlıklı bir kahvaltı mönüsüdür.  Genelde sağlıklı olarak düşünerek içilen taze sıkılmış meyve suları içerisinde bulunan meyve şekeri sebebiyle fazla kalori alımına neden olurken, kahvaltıdan kısa bir süre sonra tekrar açlık hissi oluşmasına neden olur. Bu sebeple kahvaltıda meyve suyu yerine meyvenin kendisinin yenmesi sağlık açısından daha uygundur.

Öğün aralarını sıklaştırın ve lifli gıdalar tüketin

Sağlıklı beslenmenin başlıca kuralı az ve sık yemektir. Uzun süre aç kalmak şekerin düşmesine  (hipoglisemiye) neden olur. Hipoglisemi; stres, baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetleri beraberinde getirir. Bahar yorgunluğunda bu istenmeyen durumları yaşamamak için öğün aralarını sıklaştırmalı, 2-2,5 saat de bir sağlıklı atıştırmalar yapılmalıdır. Sağlıklı ara öğün olarak; meyve, süt veya ayran, galeta, hafif sütlü tatlılar tüketilebilir. Baharın gelmesiyle baş gösteren sindirim sistemi problemlerini ortadan kaldırmak için, günlük alınan posa miktarını artırmak gerekir. Öğünlerde salata yemek, kabuğu ile yenebilen meyveleri soymadan tüketmek, tam buğday, kepek, çavdar gibi posalı ekmek tercih etmek bu problemleri önlemek için başlıca çözümler arasında sayılabilir.

Çay ve kahve tüketimini sınırlandırın

Fazla çay, kahve tüketimi içindeki tanenler sebebiyle vücutta su tutulmasına neden olur. Mevsim değişikliklerinde vücudun adaptasyonu sürecinde vücutta ödem oluşur. Tüketilen tanenli içecekler ödemli durumu artıracağından, baharda bu tür içecekler sınırlandırılmalıdır. Adaçayı, papatya çayı, yeşil çay gibi bitki çayları rahatlatıcı ve ödem artırıcı etkisiyle bahar aylarında tercih edilmelidir. Ayrıca bahar aylarında su tüketimi artırılmalıdır.

Diyeti fiziksel aktiviteyle destekleyin

Havaların ısınmasıyla beraber incelen kıyafetler kışın alınan kilolarla yüzleşmeye neden olur. Bu durum da sağlıksız diyetlerle çabuk kilo verme isteğini beraber getirir. Az kalorili diyetler, tek yönlü beslenme (protein ağırlıklı diyetler) ve ağır fiziksel aktiviteyi kapsayan bu sağlıksız diyetler kişinin hızlı kilo vermesini sağlarken sağlığını olumsuz yönde etkiler. Haftada 1-1,5 kilo kaybı sağlıklı kabul edilir. Diyet kişiye özel olmalı, boyuna, yaşına, kilosuna ve beslenme alışkanlıklarına uygun olmalı,  fiziksel aktiviteyle desteklenmelidir.

Koltuk Tamir

Mevlana Mah. Ataşehir

Yüksel Tosun

0534 307 18 28

KOLTUKLARINIZIN DOKTORU..