Çocuk Kitapları ve Yazarları Ataşehir’de

“3. Çocuk Kitap Günleri” ne katılacak yayınevleri, yazarlar ve etkinlik programı şu şekilde;

YAYINEVLERİ:

ABM Yayınevi, Akıl Oyunları, Altın Kitaplar Yayınevi, Aspendos Yayınevi, Beyaz Balina Yayınları, Bu Yayınları, Bulut Yayınları, Can Yayınları, Cumhuriyet Kitapları, Çiçek Yayıncılık, Çikolata Yayınevi, Doğan Egmont Yayıncılık, Epsilon Yayınevi, Everest Yayınları, Günışığı Kitaplığı, İş Bankası Kültür Yayınları, National Geographic Kids, Nemesis Yayınları, Nesin Vakfı, O2 Yayınları, Pegasus Yayınları, Pearson Yayınları, Redhouse Yayınları, Remzi Kitapevi, Tudem Yayıncılık, TÜBİTAK, Yapı Kredi Yayınları
 

KATILACAK YAZARLAR:

 

Meltem Kanoğlu ( 31 Ocak Cumartesi, 14.30 – 15.30 )

 

Erdem Seçmen (31 Ocak, 14.00 – 15.00 )

 

Pelin Saydam ( 31 Ocak – 7 Şubat, 14.00 – 15.00 )

 

Haldun Açıksözlü (1 Şubat Pazar, 16.00 – 17.00 )

 

Rıfat Batur ( 6 Şubat Cuma, 18.00 – 19.00 )

 

Aydın Arif ( 7-8 Şubat, 14.00 – 15.00 )

 
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Backshop Gurme

Küçükbakkalköy Mahallesi 14/A

ahmet_dj_95@hotmail.com

Muhammet Öztemir

0216 571 41 53

0531 497 54 07

Ataşehir Tattoo

Ata Blokları38 Ada Ata 31 no: 54

38 Ada

Alp ÇAĞATAY

0532 680 85 55

İş Memnuniyetsizliği Bel ve Boyun Ağrılarına Neden Olabilir

İşe bağlı rahatsızlıkların nedeni yanlış ergonomi

Tüm dünyada işe bağlı rahatsızlıkların en sık rastlanan sebeplerinden biri kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarıdır. Bu konuda özellikle bilgisayar başında sürekli oturarak çalışan kişiler risk altındadır. İşe bağlı kas-iskelet rahatsızlıkları, kişinin fonksiyonel kapasitesini aşan mekanik zorlanmalardan kaynaklanmaktadır. Uzun süreli kronik rahatsızlıklardır. Bulgular değişebilmekle birlikte yoğun ağrı ve fonksiyonel bozukluk genellikle mevcuttur. Bir kaza sonucu gelişmezler, bir yırtık veya kopma işe bağlı kas iskelet sistemi rahatsızlığı değildir.

Yaşam alanı size uygun olmalı

Hastalık oluşmadan korunmak için yapılan girişimler oldukça önemlidir. Hastalık oluştuğunda ise tedavi yöntemleri uygulanmalıdır. Hastalık oluştuktan sonra sonuçlarını iyileştirmek ve ilerlemesini, başka sorunlara yol açmasını engellemek için rehabilitasyon uygulamaları gerekmektedir.

Temel olarak iş alanında ergonomik düzenlemeler yapmak, uygunsuz çalışma pozisyonlarını değiştirmek ve iş yerinde de egzersiz yapmak gerekmektedir. Ergonomi, genel olarak yaşamın insana uydurulmasıdır. Çalışma ve yaşam alanlarının insan sağlığı için en uygun hale getirilmesidir.

Psikososyal nedenler de ağrılara sebep olabilir

İşe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıklarında bazı kişisel faktörler tanımlanmaktadır. Kadın olmak, yaşın ileri olması, obezite, sigara içmek ve spor yapmak bu faktörlerden bazılarıdır. Bunun dışında mekanik faktörler denilen tekrarlayıcı aktiviteler, kişinin maksimum gücünü aşan zorlayıcı aktiviteler, yanlış duruş, sabit duruş, titreşime maruz kalma, soğuk ve yetersiz aydınlatma gibi işle ilgili risk faktörleri de bulunmaktadır. Psikososyal faktörler denilen iş memnuniyetsizliği, ağır iş yükü ve sorumluluk, yetersiz iş arkadaşı ve amir desteği, iş monotonluğu gibi nedenler de kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına yatkınlığa sebep olabilmektedir.

Kol ve boyunda hangi rahatsızlıklar görülür?

Gergin boyun sendromu, sırt kaslarında miyalji, omuz rahatsızlıklarından omuzun sıkışma sendromu, tenisçi ve golfçü dirseği, sinir sıkışmaları, el bilek ve parmak tendinitleri, el bileğinde sinir sıkışması olan karpal tünel sendromu ve daha birçok spesifik olmayan ağrı kaynaklı hastalık bu gruptandır.

Bilgisayar başında çalışanlar dikkat!

Sürekli bilgisayar başında çalışan kişilerin ilk olarak önlem alması gerekmektedir. Çalışma alanında bulunan sandalye, monitör, klavye, mouse (fare) ve masanın en uygun şekilde düzenlenmelidir. Kişinin de doğru bir şekilde duruşunu ayarlaması ve oturuş açılarını belirlenmesi gerekir. Sandalye her yöne hareket edebilmeli, yüksekliği ayarlanabilmeli, bel eğimi destekli olmalı ve sırt desteği ve oturak açısı ayarlanabilmedir. Monitör ve klavye kullanıcının tam önünde ve orta hatta olmalıdır. Monitör gövdeden bir kol uzunluğu kadar uzakta olmalıdır. Monitörün üstü göz hizasında olmalıdır. Klavye dirseklerden hafif aşağıda konumlandırılmalıdır. Mouse ise klavye ile aynı seviyede olmalı ve mouse hareket ettirilirken sadece bilek değil tüm kol kullanılmalıdır. Ergonomik yardımcı malzemeler olan el bilek destekleri, doküman taşıyıcılar, mikrofonlu kulaklık kullanılabilir.

Doğru oturuş pozisyonu sağlanmalı

Baş, omuzlar üzerinde dengeli tutulmalıdır. Gövde pozisyonu daima dik olmalıdır. Dik pozisyonda kulaklar, omuzlar ve kalça dikey eksende aynı hat üzerinde olmalıdır. Kollar gövdeye yakın olmalı yanlara açılmamalıdır. Dirsek iç açısı özellikle çok önemlidir ve 100 derecenin altında olmamalıdır. El bilekleri düz olmalı, yanlara doğruda açılanmamalıdır. Bel eğimi bel yastığı ile desteklenmelidir. Gövde ile uyluk arasındaki açı da 100 derecenin üzerinde olmalıdır. Ayaklar zemine veya ayak desteği üzerine düz olarak yerleştirilmelidir ve oturma postürü sürekli değiştirilmelidir. Bunların yanında iş yerinde ve evde baş -boyun, sırt, el ve el bilek ve ayakta yapılabilen bel egzersizleri düzenli aralıklarla yapılmalıdır.

Ataşehir’de Elektrik Kesintisi

Ataşehir Çocuk Tiyatroları Festivali Perdelerini Açtı

İlgezdi, “Çocukların yetişme ve gelişmesinde, kültür ve bilgi yönünden zenginleşmesinde, davranış ve beceri kazanmasında çocuk tiyatroları önemlidir. Bu nedenle Ataşehir Belediyesi olarak tiyatronun çocuklarla buluşmasını istedik” diye konuştu.

“Yaşasın Tatil Yaşasın Tiyatro” sloganıyla, her yaştan çocuğu birbirinden güzel tiyatro oyunlarıyla buluşturacak festival, 15 Şubat’a kadar devam edecek.

Festivalinin açılışı oyununu Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi kızı Turnam Nehir İlgezdi ile birlikte izledi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Elektrik Faturasında Tasarruf Sağlamanın Yolları

Enerji Hanım’ın verdiği eğitimlerde anlatılanları evlerinde kesin olarak uygulayan kadınlar, elektrik faturalarında 20- 35 TL arasında bir düşüş sağlıyor. Enerji Hanım, proje kapsamında kadınlarla paylaştıkları bilgiler ve elektrik faturalarında tasarruf sağlanabilmesi için yapılması gerekenlerle ilgili önemli bilgiler verdi.

“Bulaşıklarınızı elde yıkamayın, fırında birden fazla yemek pişirin”

 
Fırın
 
• Fırın kapağını sık sık açıp kapatmayın ve kapağı uzun süre açık bırakmayın.
• Cam ve seramik kaplar kullanın, böylece fırın sıcaklığını 15 derece düşürülebilirsiniz.
• Pişirme süresinden birkaç dakika önce fırını kapatın, yemeğiniz pişmeye devam eder.
• Gerekli olmadıkça ön ısıtma yapmayın.
• Fırında birden fazla yemek pişirin.
• Tencere ve tava kapaklarını kapatın.
 

Çamaşır Makinesi

 
• Makineyi doldurun, tam kapasite çalışsın.
• Ekonomik ve kısa programlar kullanın.
• Düşük su sıcaklığını tercih edin.
• Makinenizin bakımlarını düzenli yaptırın.
• Yukarıdan yüklemeli modeller yerine önden yüklemeli modeller kullanın.
• Daha az deterjan kullanın.
• Düşük sıcaklık eşittir uzun ömürlü çamaşır.
• Kısa programlar hem para hem zaman kazandırır.
 
Bulaşık Makinesi
 
• Bulaşıklarınızı elde yıkamayın, makine kullanın!
• Makinayı doldurun tam kapasite çalıştırın.
• Su girişini sıcak suya bağlayın!
• Ekonomik devirli düşük sıcaklık programını kullanın, bulaşıklarınız temiz olacaktır!
• Bulaşıklar için en verimli yıkama sıcaklığı 50 derecedir.
• Filtre ve tahliye kısımlarını temizlemeyi unutmayın!
 
Buzdolabı
 
• Buzluk ve soğutma sıcaklıklarını doğru ayarlayın
• Soğutma bölüm sıcaklığı 4-5 derece, dondurucu bölüm sıcaklığı -20 -18 derece olmalı.
• Buzdolabını diğer beyaz eşyalara yakın yerleştirmeyin.
• Güneş alacak yerlerden uzağa yerleştirin. Bu yüzde 25 tasarruf sağlar.
• İçini mümkün olduğu kadar dolu ve düzgün yerleştirin.
• Buzdolabın kapısını sık sık açıp kapamayın.
• Yemekleri soğuduktan sonra buzdolabına koyun.
• Düzenli olarak bakım yaptırıp temizleyin.
• İhtiyaç duyulan büyüklükte bir soğutucu seçin.
• Derin dondurucusu üstte veya altta olan modeller seçin.
 
Televizyon
 
• Televizyonu kumandadan değil düğmesinden kapatın.
• Televizyonun sesini kısık tutun.
 
“Elektrik süpürgesinin torbasını sık sık boşaltın! “

Klima

 
• Elektronik termostatlı klima kullanın.
• Kontrollü olarak gerektiği zaman kullanın.
• Temizlik ve bakımını düzenli yapın.
• Dış ünitesini korunaklı bir yere yerleştirin.
• Klimanız doğrudan güneş ışığı almasın
• Mekâna uygun düşük kapasiteli modeller tercih edin!
 
Elektrikli Su Isıtıcısı
 
• Cihazı kullanmadığınız zamanlarda fişini prizden çekin!
• Oluşan kireç ve tortuları sık sık temizleyin!
• Cihazınızı filtreyle kullanın!
• İhtiyacınız kadar su ısıtın!
 
Ütü
 
• Buhar ayarı ve buhar kapasitesi yüksek model seçin.
• Isı ayarlı olması önemli.
• Çamaşırlarınızı nemli olarak ütüleyin.
• Taban malzemesi çizilmeyen kaplama olsun.
• Kendi kendine kireç tabakasını temizleyebilsin.
 
Elektrik Süpürgesi
 
• Torbasını sık sık boşaltın!
• Eskimiş fırçaları yenileyin!
• Torbalı yerine su hazneli süpürgeleri tercih edin.
• Motor, fırça ve boru bölümünü temizlemeyi unutmayın

Diyabetik Ayaklarda Medikal Bakım

Diyabet, vücutta yetersiz insülin üretimi ya da üretilen insülinin görevini yapmakta yetersiz kalmasından kaynaklanan bir hastalıktır. Diyabetin en önemli komplikasyonlarından biri de diyabetik ayaktır. Diyabetli kişilerin yaklaşık %50’si diyabetik ayak riskiyle karşı karşıyadır. Diyabet hastaları his kaybı, şekil değişikliği, ayak yaraları gibi sebeplerle ciddi ayak problemlerinin gelişmesine açıktırlar. O yüzden de diyabet hastalarında dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri ayak bakımıdır.

Merkezimizde tırnak batığı, deforme tırnak, topuk çatlağı, nasır, mantar bakımını medikal olarak yapıyor olmamızın yanı sıra, diyabetik ayak bakımını da yine medikal olarak yapmaktayız. Özellikle diyabetik ayaklara sahip kişilerin medikal bakım hizmeti almaları sağlık açısından çok daha önemlidir. İşlem, kişiye özel freze başlığı ile itme tekniğine dayanarak yapıldığı için bakımlar hem çok daha hijyenik hem de çok daha sağlıklıdır; zira sıradan yapılan bir pedikür işlemi bile,  diyabetik ayaklarda büyük ve telafisi zor sorunlar yaratabilir. Dolayısıyla diyabetik ayak problemi yaşayan kişilerin, ayak sağlığı merkezlerinde uzman yardımıyla daha tıbbi ve medikal hizmet almaları doğru olacaktır.

Nelere dikkat edilmeli?

Diyabet hastalarının ayak bakımında dikkat etmesi gereken unsurları şu şekilde sıralayabiliriz:

-Ayaklar mutlaka “diyabetik ayak kremi” ile nemlendirilmelidir. Parmak aralarına krem sürmemelidirler.

-Ayak tırnakları düz ve köşeleri yuvarlak olacak şekilde kesilmelidir

-Ayaklar her gün ılık suyla yıkanıp(en fazla 37 derece), kâğıt havlu ya da yumuşak bir havlu ile parmak araları dâhil özenle kurutulmalıdır.

-Çoraplar pamuklu ya da yünlü ve yumuşak dokulu olmalıdır.  Ayrıca çorapların topuk ve burun kısımlarının dikişsiz, bilek kısımları da lastiksiz olmalıdır.

-Ayağı sıkmayan, rahat ve yumuşak ayakkabılar giyilmelidir. Ayrıca yüksek topuklu ve sandalet tarzı ayakkabılar giyilmemelidir.

Çocuklar Enerji Verimliliği İçin İstanbul’da Buluştu

Mili Eğitim Bakanlığı ve Enerji Verimliliği Derneği’nin imzalamış olduğu protokol çerçevesinde Enerji Çocuk Projesi ile ülke genelindeki 5-6-7 ve 8. sınıf öğrencilerine enerji verimliliği algısının ve bilincinin kazandırılmasını amaçlayan Enerji Çocuk Projesi kapsamındaki etkinlikler devam ediyor.
 
2014-2015 eğitim öğretim yılı için 21 pilot ilden seçilen toplam 335 okulda Enerji Verimliliği Kulüplerinin kurulması, enerji verimliliğini anlatan tiyatro oyununun sahnelenmesi, resim yarışmasının düzenlenmesi gibi yapılan çalışmalara bir yenisi eklendi. 21 İlden 21 çocuk İstanbul’a gelerek 6.Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’na katıldılar.
 
Enerji Çocuk Naz’ın da hazır bulunduğu fuar alanında yönetim kurulu üyesi çocuklar, diğer fuar katılımcılarından çocuklarını enerji verimliliği konusunda uyarmalarını istediler. Çocuklar, 34. Enerji Verimliliği Haftası çerçevesinde İstanbul WOW Convention Center’da gerçekleştirilen fuar ve foruma katılımlarının ardından, Cemile Sultan Korusu’nda Enerji Çocuk Yönetim Kurulu Toplantısı yaptılar.
 
Enerji Çocuk Projesi çerçevesinde yıl boyunca okullarında yaptıkları ve yapacakları çalışmaları yönetim kurulu toplantısında birbirlerine anlatan öğrenciler, Enerji Verimliliği Derneği Genel Başkanı İbrahim ÇAĞLAR ve Yönetim Kurulu Üyeleriyle de bir araya gelerek karşılıklı fikir alışverişinde bulundular.

Lamp 83 Aydınlatma San. ve Tic. A.Ş.

Dudullu Organize Sanayi Bölgesi 2. Cadde No:22 Yukarı Dudullu / Ümraniye – İSTANBUL

0850 433 83 83

0216 540 83 00

Japon Epilasyon Uzmanlığı Musee Platinum’la Türkiye’de

Halaskârgazi Cad. Koza Apt. No:113 K:2 D-3 Osmanbey adresinde faaliyete geçen Musee Platinum’da Japon uzmanlar, Türk asistanlarıyla birlikte randevu sistemi ile ağrısız ve acısız, cilt dostu epilasyon hizmeti sunuyor.
 
Musee Platinum salonlarında, Japonya’da çok önem verilen yüksek hijyenik standartlar titizlikle uygulanıyor. Musee Platinum’un ilgi çeken sade ve minimalist dekorasyonu da insana huzur veren atmosferiyle beğeni topluyor.
 
FARK YARATAN ÖZELLİKLER
 
Musee Platinum, müşteri odaklı bir servis sunuyor. Mutlak müşteri memnuniyetini sağlamak için de hizmetlerinde 3 temel unsur öne çıkıyor:
 
“Yüksek Kalite”, “Güvenilir ve Emniyetli Uygulamalar”, “Uygun Fiyat”.
 
“Yüksek Kalite” için tüm estetisyenler, bulundukları ülkelerdeki salonlarda Tokyo merkezli “Musee Beauty Academy” (Musee Güzellik Akademisi) tarafından uygulanan eğitime alınıyor. Süreklilik arz eden bu eğitimlerde uzmanlar tarafından cilt için en iyi teknikler geliştiriliyor ve personele öğretiliyor.
 
“Güvenilir ve Emniyetli Uygulamalar” ile Japon “flash” epilasyonu hayata geçiriliyor.
 
Musee Platinum’un “Uygun Fiyat” politikası sayesinde de her gelir grubundan kadın bu ayrıcalıklı hizmetten faydalanabiliyor; arzu ederse herhangi bir bedel ödemeksizin hizmet alımından vazgeçebiliyor…
 
MUSEE PLATİNUM HAKKINDA
 
İlk salonunu 2003 yılında Koriyama City’de hizmete açan Musee Platinum’un Japonya genelinde 186, Hong Kong’da 8, Singapur’da 7, Malezya’da 5, Endonezya’da 1 epilasyon merkezi bulunuyor. Bu salonlarda yaklaşık 3.600 personel çalışıyor.
 
Kuruluşundan bu yana yaklaşık 2.400.000 kadına epilasyon hizmeti veren Musee Platinum, Türkiye’de yeni epilasyon salonları açmayı planlıyor.

Musee Platinum: (212) 343 99 96

Porland Fas Tarzını Sofralarımıza Taşıyor

Koleksiyon, temaya uygun olarak düz renkli ve altın yaldızlı ürünlerle de çeşitlendirilerek, günlük yemek servisleri, kahvaltı, çay ve kahve ikramları için ideal formlarda üretildi.
Porselenin yanı sıra, düz renkli hasır suplalar, koleksiyonun ana renklerindeki hasır sepetler ve Amerikan servisler ile zenginleştirilen Morocco Koleksiyona ait masa örtüleri, klasik  karo desenlerinden yola çıkılarak tasarlandı.
 
Koleksiyonda; farklı boylarda düz tabakları, çay ve kahve fincanları, kupa, kahvaltı tabağı, baton pasta tabağı, kâse yer almaktadır. Porland’ın bütün ürün ve koleksiyonlarında olduğu gibi Morocco Koleksiyonda takım olarak ya da tek tek istenilen parçalardan seçilerek satın alınabilir.

 
PORLAND Hakkında:

 
1976 yılında açılan ilk züccaciye mağazası ile temelleri atılan Porland markasının, doğuşu sayılabilecek bu ilk adımdan sonra, 1984 yılında özellikle gastronomi tüketicilerine yönelik masa üstü malzemeler pazarlama faaliyeti yürütülür. 1980'lerin sonuna doğru üretime yöneliş başlar 1992 yılında, % 100 yerli sermaye ile kurulan Porland; porselen üretiminin yanı sıra portföyündeki üç markası (Festino, Fiamma, Porland Style), yılda yaklaşık 70 milyon adet üretim kapasitesi, 1.500 çalışanı, 21 mağazası ve pek çok satış noktası ile sektörde önemli bir yere sahiptir. Porland, başarısını uluslararası platformlara da taşıyarak dört ana bölgede 40'den fazla ülkeye üretiminin % 65'ni ihraç etmektedir. 20 yılı aşkın Ar-Ge deneyimine ve güncel teknoloji ile donatılmış Ar-Ge laboratuvarlarına sahip olan Porland, bu yöndeki çalışmalarını strateji ve büyüme hedeflerine paralel olarak şekillendirerek, bu çerçevede hedef pazarlara optimize edilmiş ürünleri, yaratıcı tasarımları, çevreci yaklaşımlarla sunmaktadır. Porland, Türk Standartları Enstitüsünün 10850 kalite belgesine ilk sahip olan yerli porselen üreticisidir.

Türkiye’nin Yeni Trendi Ev Yapımı Burger Burger@’ten

Günlük hazırlanan taze burger ekmekleri ve yüzde yüz doğal ve katkısız etleri ile kişiye özel alternatifler sunulan Burger@ menüleri, annelerin çocukları için hazırladığı ev yapımı burgerlerin damakta bıraktığı tadı aratmıyor.

Türkiye’nin ilk burger şefi tarafından hazırlanan menüleriyle, alışageldiğimiz burgerlara fark yaratacak olan Burger@’in menülerinde, her damak tadına özgün zengin burger çeşitleri mevcut. Burger@ menülerinde yer alan Et Burger, Chef’s Special Burger, Tavuk Burger, Steaks ve Çıtır Çıtır atıştırmalıklarıyla iştahınızın kabarması adına tüm sınırları zorluyor. Burger@ burgerleri, anne burgerlerinden aşina olduğumuz lezzeti, doyurucu büyüklükte ve dünya çapında rağbet gören farklı soslarıyla harmanlayarak, damağınızdan silinmeyecek tatlar bırakıyor.

 
6 şubesi ile 2013 yılında hizmet vermeye başlayan ve İstanbul’un en güzel noktalarına konumlanan Burger@, franchising ile büyümeye devam ediyor. Burger@’ in başarısı, gıda sektöründe yıllardır üst yönetimde bulunan 4 marka kurucusunun toplamda 75 yıllık deneyiminden geliyor. 2015 yılında 30 şube hedefi olan Burger@, tüm müşterilerini mutlu edecek sürprizler ile müdavim sayısını gün geçtikçe arttırıyor.
 
Damak tadınıza özel, güvenilir, sağlıklı ve lezzet dolu bir seçim için Burger@ şubelerine uğramayı unutmayın…

750.000’inci Opel Insignia Banttan İndi

Opel CEO'su Dr. Karl-Thomas Neumann “Tüm ekip için özel bir gün. En başarılı modellerimizden Insignia’yı 750 bin kez üretmiş olduğumuz için gurur duyuyoruz. Ekipce kalite çizgimizi bu modelimiz ile belirledik. Insignia bizim amiral gemimiz ve dolayısıyla markamızın sembolü. Bizler bu otomobille tasarım, teknoloji ve kalite açısından nerede olduğumuzu gösteriyoruz. Insignia, Opel için kilit bir rol oynamakta.”

Insignia bu yılın sonunda OPC Sedan, Holden Insignia VXR olarak Avustralya ve Yeni Zelanda'da piyasaya sunulacak. Diğer bir sürpriz ise on yıl içerisinde farklı bir gövde tipi ile Rüsselsheim'da tanıtılacak olması.

Paris MS’de dünya prömiyerinin yapılan, Opel’in yeni geliştirdiği yeni nesil 2.0 litrelik turbo dizele sahip Insignia, 170 beygirlik dört silindirli motor gücü, düşük yakıt tüketimi, düşük emisyonunun yanı sıra düşük gürültü ve titreşim seviyeleri ile dikkat çekiyor. Ülkemiz pazarında ise ilgiyle beklenen 1.6 CDTi otomatik motor bu yılın Haziran ayında Insignia modeli satışa sunulacak.

 

Kış Kilosu ve Hastalıklarından Korunmak Sizin Elinizde

Vücudunuzun savunma mekanizmasını güçlendirin

Kış hastalıklarından korunmak ve savunma mekanizmasını güçlendirmek için antioksidan özellikleri olan A,C,E vitaminlerin, selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin, omega-3 ve omega-9 yağ asitlerinin alımını artırmak gerekir. Portakal, mandalina, greyfurt, havuç, kivi, maydanoz, tere, ıspanak, karnabahar, brokoli ve lahana A ve C vitamini zengin besinlerdir. Haftada 2-3 kez ızgara, buğulama şeklinde tüketilen balık omega yağ asitleri, fosfor iyot ve selenyum açısından önemlidir.

Enfeksiyonlara karşı E vitamini

Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttıran diğer bir vitamin ise E vitaminidir. Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler iyi birer E vitamini kaynağıdır ve yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.

Bıçak kullanmayın, haşlama suyunu dökmeyin

Vitamin ve mineraller kış aylarında daha da fazla önem kazandığından, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi sırasındaki kayıplar olabildiğince önlenmelidir. C vitamini en fazla kayba uğrayan vitamin olduğu için, C vitamini içeren besinler bıçakla değil elle kesilmeli ve haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir.

20 dakika güneş vitamin gibidir

Kış mevsiminde azalan güneş ışığı ve kapalı giysiler nedeniyle D vitamini eksikliği de görülebilir. D vitamini kemik ve iskelet sistemi için çok önemli bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmak, haftada 2-3 kez balık tüketmek ve günde en az 2 kez süt ve süt ürünleri tüketmek içeriklerinde bulunan kalsiyum, fosfor ve D vitamini açısından son derece önemlidir.

Güzel bir kahvaltı kilo kontrolüne yardımcıdır

Kış aylarında en önemli sorunlardan biri de kilo artışıdır. Havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişiklikler olmakta, genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilim artmaktadır. Gündüzlerin kısa gecelerin uzun oluşu, azalan fiziksel aktivite ve vücut ısısının düşmesiyle birlikte metabolizma da yavaşlamaktadır. Öncelikle güne sıkı bir kahvaltıyla başlamak hem kilo kontrolünde yardımcı olur, hem metabolizma hızının yavaşlamasına engel olur hem de soğuk havalarda vücut direncini arttırmaya destek olacaktır.

Karbonhidrat olarak kuru baklagilleri tercih edin

Kış aylarında kilo kontrolü için, yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı margarin ve tereyağından uzak durulmalıdır. Kızartma ve kavurmalar yerine ızgara, haşlama pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Yüksek enerji veren şekerli veya unlu basit karbonhidratlar yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur ve kuru baklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Hamur tatlıları ve şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Kilo artışının en önemli sebebi yetersiz su tüketimi

Kış aylarından kilo artışının bir diğer sebebi de, susama hissimizin azalmasıyla gün içinde su tüketiminin azalmasıdır. Yeterli sıvı tüketimi, vücut ısı dengesinde, vücutta oluşan toksinlerin atılmasında ve metabolizma dengesinin sağlanmasında önemli rol oynar. Dolayısıyla 2-2.5 litre su tüketimine önem verilmelidir.

Ataşehir Patent Marka Tescil

Deluxia Palace No:5 Daire:329 Batı Ataşehir

info@atasehirpatentfirmasi.com

http://www.atasehirpatentfirmasi.com

0216 338 41 09

0216 338 42 09

Ataşehir Patent sektörde 2006 yılından bu yana hizmet vermektedir.Mesleki bilgileri kuvvetli kadrosu ile birlikte; Yurtiçi ile Yurtdışında faaliyet göstermekte olan gerçek ve tüzel kişilere resmi olarak vekillik/danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Türkiye çapında bir çok sektörde referans sahibi olan firmamızın gün geçtikçe işlem hacmi çoğa

Ataşehirli Öğrencilere Geri Dönüşüm Eğitimleri Verildi

19 Ocak 2015 günü başlayan ve 3 gün süren eğitimlerde toplam bin 100 öğrenciye ulaşıldı.

Eğitimlerde elektronik atıkların neler olduğu, çevreye zararları ve çevremizi korumak için elektronik atıkların nasıl toplanması gerektiği hakkında slayt sunumlarla öğrenciler bilgilendirildi.

Bitkisel atık yağların kanalizasyona, toprağa, denize ve benzeri alıcı ortamlara kesinlikle dökülmemesi gerektiğiyle, bitkisel atık yağların diğer atıklardan ayrı olarak temiz ve ağzı kapaklı bir kapta (kavanoz, şişe vb.) biriktirilmesi gerektiği öğrencilere anlatıldı.

Atık pillerin ne olduğu, ne işe yaradığı, nasıl ve nerelerden toplanması gerektiği, atık pillerin bertarafı ne şekilde yapılmalıdır gibi bilgiler öğretici bir şekilde sunuldu.
 
Ambalaj atıklarının ise nasıl toplanması, ayrıştırılması, çevredeki ambalaj ve kağıt atıkların nasıl geri dönüştürüldüğü konusu anlatıldı.

Ayrıca öğrencilere tiyatro aracılığıyla çevre kirliliğine yol açan ancak geri dönüşüm ile kazanılabilen atıkların konu edildiği, öğrencilerin çevre bilincine küçük yaşlarda sahip olmasının amaçlandığı Tiyatro Alkış tarafından “Ben Çöp Değilim” isimli tiyatro oyunu sahnelendi.

“Ben Çöp Değilim” tiyatro oyunu; içinde bir oyuncunun canlandırdığı çöp tenekesinin, piknik alanındaki çöp sorununu ve kendi hayatını anlatması ile piknik alanına gelen bir ailenin gürültüsü üzerine, konuşmasının yarım kalmasıyla başlıyor.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

5. Uluslararası Ataşehir Çocuk Tiyatroları Festivali Başlıyor

Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi’nde düzenlenecek festivalde; bazı oyunlar günde 2 seans izlenebilecek.
 
Geçen yıl Polonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen çocuk tiyatrosu gruplarının katıldığı festivalde, bu yılda İsviçre ve Gürcistan’dan gelecek misafir tiyatro grupları, ülkelerinin oyunlarını sahneleyecek.

5. Uluslararası Ataşehir Çocuk Tiyatroları Festivali hakkında açıklama yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi şunları söyledi: “Bu yıl Uluslararası Ataşehir Çocuk Tiyatroları Festivali’nin beşincisini düzenliyoruz. 3 hafta boyunca 11 çocuk tiyatro oyunu yalnız Ataşehir’den değil, İstanbul’un dört bir yanından gelecek küçük izleyicilerle buluşacak. Çocukların ilerideki büyük başarılarının temelleri, küçük yaşlarda kurulan hayallerle atılır çoğu zaman. Bu nedenle çocukların ve gençlerin sanata yönlendirilmeleri, cesaretlendirilmeleri büyük önem taşıyor. Geniş ufuklara sahip bireylerin oluşturduğu bir toplum yaratmak da ancak bu yolla mümkün olacaktır.”     

Ücretsiz olan festival davetiyeleri; Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi ile Ataşehir Novada AVM’de bulunan Ataşehir Belediyesi Bilet Noktası ve Küçükbakkalköy Hizmet Birimi’nden temin edilebilinir.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi
 

Nazım Hikmet Ataşehir’de Anıldı

Panel Yöneticisi Alaettin Bahçekapılı, “Sevgili Nazım dostları, Nazım sevdalıları, şairimiz bir şiirini ‘umut, umut, umut, umut insanda’ diye bitirir; evet umut sizlerde, hoşgeldiniz. Bugün, tüm umutlarımızı yeşerterek Nazım’ın 113. yılını kutlayacağız”, bütün insanlığa umut aşılayan, yol gösteren bir büyük şair, bir büyük yol gösterici ”diyerek panelin açılış konuşmasını yaptı.

Panel esnasında Nazım Hikmet ile en son konuşan Türk gazetecisi Orhan Karaveli anılarını paylaştı. 85 yaşında olan ve gazeteciliğe devam eden Karaveli, “Ben 30 yaşında Nazım Hikmet ile tanıştım. Kendisi ile Moskova’da 15 gün boyunca duygu yüklü, bir o kadar da heyecanlı vakitler geçirdik. Onunla dostluk kurdum” diyerek başladığı konuşmasında Nazım Hikmet’in Türk ve Dünya çapında usta bir şair olduğunu belirterek, “Nazım Hikmet’in vasiyetini yerine getiremedik. Mezarını Türkiye’ye taşıyamadık. O, Anadolu’da bir köy mezarlığına gömülmek istiyordu” dedi.

Panel konuşmacılarından Ahmet Özer ise geçmişte Nazım Hikmet kitaplarına getirilen yasaklamalara değinerek, Nazım Hikmet kitaplarının ve şiirlerinin bugün rahatça okunabildiğini söyledi.

Bir diğer konuşmacı Derman Bayladı da, Nazım Hikmet ile Alman Klasik Müzik Bestecisi Beethoven arasında farklı bir bağlantı kurdu. Nazım Hikmet'in şiirlerinin Müzikal olduğunu ve şiir okunuşunda harika ahenk yarattığını dile getirdi.

Panel sonrası konuşmacılara Gamze Akkuş İlgezdi ve Ayten Kartal tarafından çiçek verildi. Konuk konuşmacılarının kitaplarının da armağan edildiği etkinlik kokteylle sone erdi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Hangi Sektör Hangi Yemeği Yiyor?

Bilişim, yazılım, araştırma, danışmanlık ve internet siteleri çalışanları- Teknoloji sektörü
 
Ağırlıklı olarak 20- 35 yaş arası çalışanların bulunduğu teknoloji sektörünün, fast food ürünler tüketmeyi tercih ettiğini söyleyen Çelik, " Yemek menülerinde fast food tarzı yiyeceklerin bulunmasını talep eden bu sektörlerin tercihlerinin yaş gruplarına bağlı olduğunu düşünüyoruz. Genç nesil çalışanlar menülerinde klasik veya tencere yemeklerinin dışında pizza, pide, hamburger gibi yiyeceklerin bulunmasını istiyor" diyor.

İnşaat sektörü

İnşaat sektörü çalışanlarının mühendis ve işçi kadrosu olmak üzere ikiye ayrıldığını vurgulayan Sadık Çelik, "Mühendis kadrosunun yemek seçimlerinde salata ve protein dengeli daha düzenli bir beslenme modeli olduğu görülürken, işçi sınıfı tercihlerinde ise ağırlıklı olarak kalorisi daha yüksek yiyecekler bulunuyor. Yağlı ve kalorili yiyecekler tercih eden işçi kadrosu, yemeklerinde seçmeli olan meyve tercihi yerine de tatlı tercih ediyor. İşçi kadrosunda görülen bu tercihler ise çalışma koşulları nedeniyle baş gösteriyor. Yoğun tempoda ve yüksek enerjide çalışan işçiler, çok fazla efor ve enerji sarf etmeleri sebebiyle yemeklerinde mutlaka tatlı yemek ve doyurucu menüler tüketmek istiyorlar" diye açıklıyor.

Ağır sanayi sektörü

Ağır sanayi sektörü çalışanlarının ağırlıklı olarak tencere yemekleri tercih ettiğini bildiren Çelik, "Bilişim ve teknoloji sektörünün aksine kesinlikle fast food yiyecek tüketmek istemiyorlar. Ekmeği fazla tüketmekle birlikte karbonhidratı yüksek besinler yemek istiyorlar. Bunun sebebi ise en fazla ayakta çalışmak durumunda olan sektörde yer almalarından kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra, bu sektör çalışanlarının çoğu geleneksel Türk aile tarzında yetiştiriliyor. Halk arasında ekmeği suya bandırmak şeklinde bir söylem vardır. Bu sektör çalışanlarının temsilcilerinin talebi de bize bu yönde oluyor. Ekmeği suyuna bandırılacak çeşitlerde yemekler yemeyi tercih ediyorlar" diyor.

AVM, Otel, Hastane. Hizmet Sektörü

Hizmet sektöründe çalışanların tümünün fazla detaycı olduğuna dikkat çeken Sadık Çelik, "Daha özenilmiş ve düşünülmüş menüler bekliyorlar. Verilen hizmetin tüm detayını sorguluyorlar. Kullanılan ekipmandan yemeğin hammaddesine kadar sorular soruyorlar. Hemen hemen her çeşit yemeği belirli bir plan ve sıklık dahilinde yemeyi tercih ediyorlar. Bunun sebebi ise kendileri de müşteri ve hizmet odaklı olarak çalışıp hizmet ettikleri için, kendilerine verilen hizmetin de kusursuz olmasını beklemelerinden kaynaklanıyor" diyor

Gıda ve sağlık sektörü

Gıda sektörü çalışanlarının sağlıklı ve dengeli besinler tüketmeyi tercih ettiğini söyleyen Sadık Çelik, "GDO’lu olma ihtimali bulunan, işlenmiş ve naylon ürünlerden uzak duruyorlar. Daha az işlenmiş ürünleri tercih ediyorlar. Patates kızartması, nugget ve schnitzel gibi ürünleri menülerinde görmek istemiyorlar. Bunun sebebi de;  içinde bulundukları sektörde yiyeceklerin besin değerlerini ve zararlarını çok iyi bilmelerinden kaynaklanıyor. Sağlıksız gıdaların ve hazırlanış şekillerinin bilincinde olmaları sebebiyle işlenmiş ürünlerin sağlığı tehdit edici unsurlarından kaynaklı doğal ürünler yemek istiyorlar." diyor

Kimya sanayi, deri, ayakkabı, tekstil ve matbaa sektörü

Kimyevi madde solunumuna maruz kalan bu sektörlerin çalışanları menülerinde özellikle yoğurt ve yoğurt ürünleri tercih ettiğini açıklayan Sadık Çelik, "Çalışma şartlarından kaynaklı kimyevi maddeler ile iç içe olmalarına bir önlem olarak tükettikleri yoğurtla kimyevi madde zararlarının önüne geçmek istiyorlar" diyor.

Spor ve fitness sektörü

Spor sektörü çalışanlarının ağırlıklı olarak eğitmen kadrosundan oluştuğunu ve bu kişilerin de genellikle spor akademisini bitirmiş kişiler olduğunu belirten Sadık Çelik, "İşleri gereği kendi vücutlarına ve formlarına da dikkat eden spor sektörü çalışanları, ağırlıklı olarak gramajı belli protein ürünleri tercih ediyorlar. Ketçaplı mayonezli yağlı yiyeceklerden uzak duruyorlar. Yağsız ve kalorisiz protein ağırlıklı beslenme tercih ediyorlar" diyor.

Ofis tipi çalışan beyaz yakalılar

Bu grupta çalışan özellikle kadınlar salata bar seçeneği fazla ve zeytinyağlı menüler tüketmeyi tercih ediyor. Masa başı çalışmalarından kaynaklı gün içinde hareketsiz kaldıklarından dolayı hafif yiyeceklerin kilo alma riskini önleyeceğini düşünüyorlar. Bu konuda çok haklılar. Özellikle gün içinde egzersiz yapılmadığı ve uzun saatler oturulduğu müddetçe yenilen yemekler enerji olarak dışarı atılamadığından dolayı kilo olarak vücutta kalıyor. Bu yüzden sindirimi kolay ve kalorisi düşük salata ve zeytinyağlıların tercih edilmesi formunu ve kilosunu korumak isteyen kişiler için ideal bir seçenek oluşturuyor. Bu kişilerin diyet menü taleplerinin de ağırlıkta olduğu zamanlar olabiliyor. Kalorisi düşük, yağsız, karbonhidratsız menüler yemek istiyorlar. Özellikle yaz aylarında bu talepler artıyor.
Yine ofis tipi çalışanları incelediğimizde ay içinde belirli dönemlerde brunch tarzı kahvaltılık yiyecek talepleri olduğu görülüyor.

Yeşil Pota, Temiz Doğa Projesi 3 Yaşında

Ataşehir’deki tüm okulların geri dönüşümlü atıklarla yarışacağı projede; ilk 3’e giren okullardan toplam 200 öğrenci Ülker Sports Arena’da ücretsiz olarak basketbol maçı izleme şansı yakalayacak. Maçlara katılacak öğrencilere çevre bilincinin geliştirilmesi amacıyla; kitap, tişört ve basketbol topu hediye edilecek.

2012 – 2013 öğretim yılı ile birlikte hayata geçen ve bu yıl 3. dönemine başlanılan “Yeşil Pota Temiz Doğa” projesi kapsamında, daha yeşil bir dünya için toplanan atıklar çöplerden ayrılıyor.  Öğrencilerin topladıkları geri dönüşümlü ambalaj atıkları sayesinde; ağaçların kesilmesi önleniyor, benzin ve elektrik tasarrufu yapılıyor,  tonlarca karbondioksitin salımı engelleniyor.

Projenin 3. dönemimin başlaması nedeniyle açıklama yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Çocuklar ve gençler başta olmak üzere; toplumun çevre konusunda bilinçlendirilmesinin, taşıdığı öneme yürekten inanıyoruz. Doğayla uyum içinde yaşayan, ülkesinin ağacına, suyuna sahip çıkan bir nesil yetişiyor. Bu çocuklar, bu gençler Türkiye’nin geleceğini kuracaklar. Bugün anlıyoruz ki onların sayesinde sadece yeşil ve temiz bir dünyaya değil, sevgiye ve barışa da ulaşacağız. Bu kapsamda çevre politikalarında öncü bir belediye olmanın mutluluğunu yaşadığımızı belirtmeliyim. Yeşil Pota Temiz Doğa projesine ilgi gösteren tüm öğrencilerimize ve projeyi hayata geçirip, devam ettiren herkese teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Şüpheli Bavul

Ataşehir’e Havaray Geliyor

Türkan Saylan Tıp Merkezi’nin Web Sayfası Yenilendi

Küçükbakkalköy Mahallesi Vedat Günyol Caddesi No: 4 adresinde bulunan ve ayda 10 bin hastaya hizmet veren Tıp Merkezi, 2014 yılında yaklaşık 120 bin hastaya hizmet sundu.

Çocuk, Kulak-Burun-Boğaz, Dahiliye, Göz, Diş, Cildiye, Aile Hekimliği, Radyoloji, Kadın Doğum, Mikrobiyoloji, Biyokimya bölümlerinde hizmet verilen Tıp Merkezinde, SGK anlaşmalı hastalar da ücretsiz yararlanabiliyor.

12 diş polikliniği bulunan ve 2014 yılında 35 bin hastaya sadece diş sağlığı alanında tedavi sunan Türkan Saylan Tıp Merkezi, özellikle ilçe halkının diş sağlığına büyük katkı sağlıyor.
 
Ataşehir Belediyesi halk sağlığına katkı sağlıyor

Ferhatpaşa Mahallesi’nde 2014 yılında hizmete açılan Ataşehir Belediyesi Ferhatpaşa Sağlık Polikliniği’nde ise; Dahiliye, Çocuk, Kadın Doğum ve Diş alanında günde 200 hastaya tamamen ücretsiz hizmet veriliyor.

Küçükbakkalköy Mahallesi’nde bulunan Ataşehir Belediyesi Kadın Sağlığı Merkezi’nde ayda ortalama 300 kadına,  Çocukluk Çağı ve Adölesan Dönemi Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde ise ayda ortalama 150 çocuğa poliklinik hizmeti veriliyor. 

Ayda ortalama 1000 kişiye Acil Ambulans ve Hasta Nakil Ambulans hizmeti sunan Ataşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından, yaklaşık 2000 kişiye evde sağlık ve sosyal destek hizmeti veriliyor.

Evde Sağlık ve Sosyal Destek Hizmeti kapsamında; engelli, kronik rahatsızlığı bulunan veya 65 yaş üstünde olup evde yalnız yaşayan 800 vatandaşın evine Sosyal Alarm Cihazı takıldı.

Ataşehir Belediyesi Bahriye Üçok Hasta Konukevi’nde ise; İstanbul dışından Ataşehir bölgesindeki hastanelerde tedavi olmak için gelen hasta ve bir refakatçisine ücretsiz konaklama imkanı sunuluyor. 

 
Ataşehir Türkan Saylan Tıp Merkezi online randevu ve randevu almak için tıklayınız.. 
 
 
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

2014’ün 50 Önemli Olayı

1.    Cumhurbaşkanlığı seçimi: Erdoğan 12. Cumhurbaşkanı oldu
2.    Yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu, 62. Hükümeti kurdu
3.    Soma'da maden faciası: 301 madenci öldü
4.    17-25 Aralık Operasyonu'nun yankıları sürdü
5.    Haliç'teki metro köprüsü ulaşıma açıldı
6.    Türkiye hava sahasını ihlal eden Suriye jeti düşürüldü
7.    Twitter'a erişim engellendi
8.    30 Mart yerel seçimleri yapıldı
9.    Anayasa Mahkemesi, Twitter'a ve Youtuba'a erişim engelini kaldırdı
10.    Ergenekon'dan hüküm giyen sanıklar tahliye edildi
11.    Balyoz Davası sanıkları tahliye edildi
12.    Gezi Parkı olaylarının birinci yıldönümünde polis olağanüstü önlemler aldı
13.    12 Eylül Davası sonuçlandı: Evren ve Şahinkaya'ya ömürboyu
14.    Diyarbakır'daki Hava Üs Komutanlığı'ndaki Türk bayrağı indirildi
15.    2014 Dünya Kupası Brezilya'da yapıldı: Almanya Dünya Şampiyonu
16.    Berkin Elvan öldü
17.    IŞİD Irak'ta saldırıya geçti: Musul düştü
18.    Türkiye'nin Musul Konsolosluğu'ndaki görevliler kaçırıldı
19.    IŞİD Kobani'yi kuşattı
20.    Güneydoğu'da Kobani olayları: 40'tan fazla kişi öldü
21.    Diyarbakır'da 30 yıl sonra sokağa çıkma yasağı kondu, tanklar kente indi
22.    Süleyman Seba öldü
23.    Malezya Hava Yolları'nın bir uçağı kayboldu, biri de düşürüldü
24.    Hollywood yıldızı Robin Williams intihar etti
25.    Ebola salgını Afrika kıtasını sarstı
26.    IŞİD'in kaçırdığı konsolosluk çalışanları serbest bırakıldı
27.    17 Aralık sanıklarının malları üzerindeki tedbir kaldırıldı
28.    17 ve 25 Aralık soruşturması sanıkları hakkında takipsizlik kararları verildi
29.    CHP'de Olağanüstü Kurultay: Kılıçdaroğlu tekrar Genel Başkan
30.    Şişli'de asansör kazası: 10 işçi öldü
31.    Ermenek'te maden faciası: 18 madenci öldü
32.    Cem Garipoğlu hapishanede intihar etti
33.    Cumhurbaşkanlığı Ak Saray'a taşındı
34.    Papa Francis, Türkiye'yi ziyaret etti
35.    "Paralel Yapı"ya yönelik operasyonlar başlatıldı
36.    Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkarıldı "kırmızı bülten" süreci başladı
37.    Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti gerçekleşti.
38.    Türkiye'nin 5. uydusu TÜRKSAT 4A, Kazakistan Baykonur Uzay Üssü'nden fırlatıldı
39.     Kış Uykusu: Nuri Bilge Ceylan, Cannes'da Altın Palmiye kazandı
40.    HSYK, Yargıtay ve Danıştay'ın yapısını değiştiren düzenleme kabul edildi
41.    "Çözüm süreci" konusunda Kandil ve Öcalan, Hükümetle uzlaştı
42.    İmralı ile "Derin Müzakere Süreci" başlatıldı
43.    Çolpan İlhan öldü
44.    Bedelli askerlik çıkarıldı
45.    Petrol fiyatları dip seviyeleri gördü
46.    Altın fiyatları 1000 dolar seviyesini zorladı
47.    Türk Lirası Dolar karşısında ilk kez 2.40 seviyesini aştı
48.    Rosetta uzay aracı kuyruklu yıldıza iniş yaptı
49.    Neslişah Osmanoğlu öldü
50.    Rusya'da Ruble, Dolar karşısında tarihi kayıp yaşadı

MTM Hakkında:

İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Siyasetçilerin Elini Güçlendiren Silah: Etkili İletişim Becerileri

“Siyaset söz konusu olunca, kendini doğru ifade edebilmek bir adım öne çıkıyor”
 
Siyasetin temelinde insan ilişkileri yatar. İletişim, bir siyasetçi için olmazsa olmaz bir kanaldır, tıpkı diğer insanlar için olduğu gibi. Bir insan ne kadar donanımlı, nitelikli ve becerikli olursa olsun bunları doğru aktarmayı başaramazsa iyi bir iletişim kuramaz. Siyasetçi için sahip olduğu değerler bir hazinedir ancak bu hazinenin ortaya çıkabilmesi için etkili konuşabilmesi, beden dilini doğru kullanabilmesi ve imajıyla karşısındakini etkileyebilmesi gerekir. Bunlar aslında hepimizin ortak paydada buluştuğu konular. Ancak siyaset söz konusu olunca kendini doğru ifade edebilmek bir adım öne çıkıyor. Geniş kitlelere hitap eden, savunduğu değerleri ve projelerini layıkıyla anlatmak isteyen kişidir politikacı. Yanlış kullanılan sözcükler, jestler, mimikler zirveye giden yolda ayağından dibe çeker kişiyi. Siyasetçi bu riski göze alma lüksü olmayan kişidir. İşte bu nedenle iyi bir siyasetçi, güçlü bir hatip, etkili bir beden dili kullanıcısı ve okuyucusu olmayı başarabilmeli ve bu özelliklerini doğru bir şekilde harmanlayarak akılda kalıcı bir imaj oluşturabilmelidir.

“Seçmen karşısında yüzde doksan dokuzluk başarı, başarısızlığa dönüşebilir”

 
Seçim süreci, siyasetçinin er meydanıdır. Lider bir siyasetçinin önünde iki seçenek vardır, ya kazanmak ya kazanmak! Seçmen karşısında yüzde doksan dokuzluk başarı, başarısızlığa dönüşebilir! Yapacağı küçük gibi görünen bir hata tüm başarılı süreci silebilir. Seçimi kazandıktan sonrası icraat dönemidir, ancak icraat aşamasına gelebilmek için zorlu bir engel olan seçim sürecini başarıyla atlatabilmek şarttır. Bu süreçte pek çok rakiple kıran kırana bir mücadeleye girişilir. Sadece siyasi değerlerin değil kişisel nitelik ve becerilerin de savaşı söz konusundur bu süreçte. Bir adım önde olanın kazandığı bu savaşta iletişim becerileri, siyasetçinin elini güçlendiren çok önemli bir silahtır. Aynı şeyleri 10 kişi söyler ancak biz sadece 1 kişinin söylediğinden etkileniriz çoğu zaman. Siyasetçi, o bir kişi olmayı başarabilmek zorundadır.

Beden dilinizi doğru kullanmak…

 
Nefesini doğru kullanamayan bir konuşmacı cümleleri gerektiği gibi tamamlayamaz, yarı yolda kalır. Bu elbette vurgularını ve tonlamalarını da bozar. Çok yavaş ya da hızlı konuşmak anlaşılmasını güçleştirir. Kimi ses ve sözcükleri yanlış telaffuz etmesi alay konusu haline gelebilir. Kontrol edilemeyen öfke beden dili yoluyla karşısındakileri gerebilir. Yanlış seçilmiş kıyafetler izleyiciler üzerinde istenmeyen etkiler bırakabilir. Seçim dönemlerinde siyasetçilerin mitinglerini izlerken hepimizin dikkatini çeker bu detaylar. İyi konuşamayan, sesi ve nefesi yetmeyen siyasetçi meydanları harekete geçiremez. İstediği kadar güçlü fikirlere sahip olsun, doğru aktaramıyorsa, tüm değerli vaatlerin etkisi sıfırlanır. Hele ki iletişimde yüzde 60 etkili olan beden dilini doğru kullanamıyorsa, karşısındakileri etkileyebilmesi imkânsızdır. Dünya siyasi tarihi, kötü fikirlerine rağmen etkili hitabet ve beden dili kullanımıyla uzun yıllar iktidarda kalmayı başarabilmiş liderlerle doludur. Tabii aksi durumda söz konusudur. İdealist bir kişiliği olan ve vatanına hizmet için çırpınan bir siyasetçi olmasına rağmen, liderlik ve iletişim becerilerinin zayıflığı yüzünden asla siyaset sahnesinde hak ettiği yeri alamamış pek çok lider vardır. Hiçbir siyasetçi böyle bir kumar oynamayı göze almaz, almamalıdır da.

“Ülke liderlerinin beden dili, ülkenin gücünün göstergesi”

 
Gerek dünyada gerek ülkemizde siyasi arenadaki liderlerin çoğu, diksiyon ve beden dili ile ilgili eğitimler alarak çıkıyorlar siyaset sahnesine. Uluslararası politikada ülke liderlerinin beden dili, ülkenin gücünün göstergesi. Bir liderin diğerinin elini nasıl sıktığı, diğerinin tokalaşma esnasında nasıl tepki verdiği, kimin elinin altta kimin elinin üstte olduğu gibi detaylar masaya yatırılıyor ve dünya gündemine oturuyor. Hatta öyle ki kimi jestler politikacılara mal ediliyor.
Topluluk karşısında konuşurken karşınızdaki kitleyi rahatlatmanın en iyi yollarından biri kollarınızı açarak, avuç içlerinizi göstererek konuşmanızdır. Kollarınızı açmanız kucaklama hissi uyandırarak samimiyet yaratırken, avuç içlerini göstererek konuşmanız da yalan söylemediğiniz, dürüst olduğunuz anlamına gelir. Pek çok beden dili uzmanı bu jesti “politikacı kucaklaması” adıyla anlatır. Çünkü politikacıların en çok kullandığı, seçmenleriyle aralarında sıcak bir bağ kurulmasına yol açan jestlerden biridir.
Politikacılar siyaset sahnesinde birbirleriyle konuşurken sertleşebilirler. Rakibini dinlerken eliyle ağzını örten siyasetçi görüntüsüne aşinayızdır. Bu jest karşı tarafı eleştirmek istediğimiz zaman kullandığımız bir jesttir. Ancak, beden dilini doğru kullanan siyasetçiler, seçmenleriyle konuşurken bu jesti kullanmaz. Çünkü bu jest eleştiri ya da yalan söyleme gibi olumsuz anlamlar içeren bir jesttir ve karşı tarafı tedirgin eder. Hangi mimiği ve jesti ne zaman nerede kullanacağımızı bilmek, karşı tarafı etkilemek için büyük bir güçtür elimizde. Bu gücü doğru kullanmanın tek yolu ise eğitim…

Ataşehir’de Kopan Panjur Parçaları Tehlike Oluşturuyor

 
 
 
 

Ekler İstanbul Ataşehir’de

Ekler İstanbul – Ataşehir

Ataşehir Bulvarı Ata 2-1 Blok

36.Ada

Başarının ve Mutluluğun Önündeki Engel: Sosyal Fobi

Sosyal fobiyi, adından da anlaşılacağı gibi sosyal ortamlarda ortaya çıkan “davranma korkusu” diye özetleyebiliriz. Yemek yerken garsona seslenmekten çekinmek, sınıfta öğretmene soru sorarak dikkat çekme korkusu, kalabalığa konuşma yapma korkusu gibi farklı sosyal fobilerden bahsetmek mümkün. Sosyal fobiler birden bire ortaya çıkmıyor; zaman içerisinde, kişinin deneyimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasıyla meydana geliyor. Örneğin kalabalığa konuşma deneyimi yaşayan ve ilk ikisinde sesi titreyen kişi, üçüncü konuşmasında da “sesim titreyecek” diye düşünüyor ve “başaramayacağım” gibi şema dediğimiz temel inanışlar geliştirebiliyor. Aile içinde de, ebeveynlerin çocuklarını ‘sen yapamazsın, sen beceremezsin, senin aklın ermez’ gibi söylemlerle yapacağı işlerden vazgeçirmeleri, onları engellemeleri gibi müdahaleler sonucunda sosyal fobi ortaya çıkabiliyor.
 
Bizler sosyal varlıklarız. Dolayısıyla bir kişinin sosyal fobiye sahip olması, kendisinin bulunduğu her sosyal ortamdan olumsuz etkilenmesi anlamına gelecektir. Sonuçta dağın tepesinde tek başımıza yaşam sürdürmemiz olanaksız ve farklı sosyal ortamlarda bulunmamız, diğer bireylerle konuşmamız gerekiyor. Öğrencinin derste anlayamadığı bir şey varsa ve soru soramıyorsa, dikkat çekmeye korkuyorsa ya da bir kişinin bilmediği bir adres varsa ve duraktaki insanlara sormaktan çekiniyorsa hayat kalitesinde çok ciddi bir düşüş olacaktır.
 
“Sosyal fobisi olan kişi kendisini kalabalıklarda göstermek istemez”
 
Kişinin kalabalıkta kendini gösterecek eylemlerden kaçınması sosyal fobinin en belirgin özelliğidir. Farklı örneklerle de kendini belli edebilir. Karşı cinsle konuşamama ya da konuşmanın sonuçlarından korkma, bir eylemin sonuçlarının ne olacağını bilmese de kendini sonucun olumsuz olacağıyla ilgili inandırma gibi davranışlar, bir takım maskeleme durumlarını doğuracaktır.
 
“Sosyal fobi genelde ergenlik döneminde görülmeye başlıyor”
 
Sosyal fobiler özellikle ergenlik döneminde daha sık görülmeye başlar. Ergenlik sürecinde dış dünya ile aile arasındaki farklar çok önemlidir. Dış dünyadan negatif bir geri bildirim alınması bireylerin sosyal hayattaki davranışlarını oldukça etkiler. Örneğin arkadaşlarından gelen bir alay, şaka, ergenlik dönemindeki bir kişiyi çok ciddi etkiler. Bazen de ergen, dış ortamlarda bir sıkıntı yaşamaz ama ailesinden çok olumsuz tepkiler alması durumunda içine kapanır, tüm dünyası arkadaşları ve odası olur. Önemli olan ergenin ailesi ve dış ortamla dengeli bir ilişkide olmasıdır. Böylece fobilerden uzak bir ergenlik dönemi yaşaması mümkün olur.
 
Sosyal fobi tedavisinde izlenen yollar nelerdir?
 
Öncelikle kişinin tüm sosyal fobilerini teşhis etmek gerekir. Eğer kişinin birden fazla fobisi varsa tedaviye, kişinin hayatını etkileyen en ciddi sosyal fobiyle başlanabilir. Bazen de tersi bir tedavi uygulanır ve tedavisi en kolay olan fobinin tedavisinden başlanır. Bu yöntemle fobiler çözüldükçe kişi diğer fobileriyle daha rahat yüzleşir. Bu gibi danışmanlık süreçlerinde kişi ivme kazanır, uzmanın verdiği ödevleri kendiliğinden yapar. Uzman bir ödev verir, kişi iki yapar; çünkü değişimden zevk almaya başlar ve öz güveni zaman içinde artar.

Muhteşem Yüzyıl Bitti ama 2014’te O Konuşuldu

2014 YILINDA EN ÇOK KONUŞULAN YERLİ DİZİLER   

No    Yerli Diziler    Toplam haber adedi    Yazılı basın    TV    Online medya   

1    Muhteşem Yüzyıl        39.621    6.086    1.288    32.247   
2    Kurtlar Vadisi        35.609    3.260    328    32.021   
3    Medcezir        18.158    2.576    477    15.105   
4    Kurt Seyit & Şura    17.707    2.815    498    14.394   
5    Karadayı        15.390    2.649    296    12.445   
6    Güneşi Beklerken    14.859    1.664    122    13.073   
7    Kara Para Aşk        14.830    2.519    241    12.070   
8    Küçük Ağa        14.206    2.723    208    11.275   
9    Çalıkuşu        8.144    1.244    93    6.807   
10    Arka Sokaklar        7.650    4.127    63    3.460   

Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin 2014 yılında 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.   
   
Medya Takip Merkezi'nin 2014 yılında en çok konuşulan yerli diziler sıralamasında birincilik Muhteşem Yüzyıl'ın oldu. Dizi konusu, senaristlerin tarihsel olayları yorumu ve oyuncuların canlandırmasıyla ilgili hararetli tartışmalar yaşandı. Başta Meryem Uzerli olmak üzere oyuncularıyla da gündemden düşmeyen ve yayımlandığı akşamlarda reyting rekorları kıran dizi, 2014 yılı boyunca çıkan 39 bin 621 haberle ipi göğüsledi.

Kurtlar Vadisi klasik, Medcezir yeni fenomen

 
On seneyi aşkın süredir ekranlarda olan ve geniş hayran kitlesine sahip Kurtlar Vadisi ise 35 bin 609 haberle ikincilik koltuğunda. Toplam haber adedi açısından, 18 bin 158 haberle Muhteşem Yüzyıl ve Kurtlar Vadisi'nin çok gerisinde kalmasına rağmen, Serenay Sarıkaya ve Çağatay Ulusoy gibi popüler isimleri kadrosunda bulunduran Medcezir dizisi ise listede üçüncü oldu.

Yazar Nermin Bezmen'in aynı adlı çok satan romanından uyarlanan, fakat beklenen ilgiyi televizyonda yakalayamayan Kurt Seyit & Şura ise 17 bin 707 haberle dördüncü sıraya yerleşerek ilk beşte yer almayı başardı. Dizinin oyuncuları Kıvanç Tatlıtuğ ile Farah Zeynep Abdullah da en az dizi kadar konuşulan isimler oldular. Geçen senenin üçüncüsü Karadayı ise sadece 15 bin 390 haber ve yazıya konu olarak bu sene beşinciliğe kadar geriledi.

MTM Hakkında:

İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Jong Hwa Chinese Sushi Noodle Ataşehir

Ataşehir Bulvarı Ata 2/3 Blok Dükkan No:38 Ataşehir

36.Ada

0216 455 50 00

Ata Sağlık Kabini Evde Hasta Bakım Hizmetleri

KAPANDI

KAPANDI

Ataşehir’de En Yeşil Okul Seçiliyor

Yarışma Değerlendirme Kriterleri:
                                                                                      
Okulunuzca düzenlenen çevre etkinlikleri nelerdir? (Yarışma, gezi, piyes, gösteri, proje vb.)
                                                                                        
Okulunuzda faal bir çevre kulübü var mı?
                                                                                          
Okulunuzun son 1 yıl içinde çevre konulu yarışmalarda derecesi var mı?
                                                                                         
Okulunuzda çevre köşesi ya da panosu var mı?

Okulunuzda enerji verimliliği ile ilgili çalışmalar var mı?
                                                                                         
Okulun topladığı ambalaj atıkları, bitkisel atık yağ, atık pil ve elektronik atık miktarı.

Açıklama:

2014-2015 eğitim ve öğretim yılında okulunuzda çevre ve geri dönüşüm ile ilgili gerçekleştirilen etkinlik, eğitim, proje, yarışma vb. çalışmaları fotoğraflı ve açıklamalı olarak CD ortamında katılım formuyla birlikte en geç 04 Mayıs 2015 Pazartesi günü saat 17:00’ye kadar Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne teslim edebilirsiniz.

Adres:

Ataşehir’in En Yeşil Okulu Yarışması

Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü

Barbaros Mah. Şebboy Sok. No: 4A 34746 Ataşehir/İstanbul

 

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi Sokak Hayvanlarına Yardım Eli Uzatıyor

Soğuk ve karlı günlerde sokak hayvanlarına yardım eli uzatan gönüllü vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda mama yardımı sokaklarda da sürüyor.

Mama dağıtımının yanı sıra Ataşehir Belediyesi Veteriner Hekimleri tarafından yaralı sokak hayvanlarına da gerekli tedaviler yapılıyor.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi Kar Çalışmalarını Sürdürüyor

Ataşehir Belediyesi, vatandaşların mağduriyetlerini önlemek için sabah saatlerinden itibaren aralıksız tuzlama ve kar küreme çalışmalarına devam ediyor.

Kar yağışının başlamasıyla birlikte 24 saat boyunca çalışmalarını kesintisiz olarak sürdüren ekipler, bu yılki kar yağışı boyunca 400 ton tuz, 150 ton buzlanmayı önleyici solüsyon kullandı.

Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün 15 araç ve 135 personelden oluşan ekiplerin yollardaki çalışmalarının yanında, Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler de, kaldırımları kar ve buzdan temizle çalışmalarına devam ediyor.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Bağışıklık Sistemi Bu Sinyallerle Alarm Veriyor

Ruhsal stres bağışıklığı düşürüyor

Bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişi pek çok faktöre bağlıdır. Doğuştan gelen bazı bağışıklık yetmezlikleri bulunduğu gibi, çevresel kimi faktörlerle de sistemin etkinliği azalabilir. Özellikle yeterli ve dengeli beslenmeme, ruhsal ya da fiziksel stres, uykusuzluk, bazı hastalıklar ve bağışıklık baskılayıcı ilaçlar bu sistemin dengesini bozabilir. Ruhsal stres, bağışıklığı en çok düşüren faktörlerden biridir. Stres yaratan faktörleri kontrol etmek mümkün olmasa da, strese sebep olan olaylara bakışımızı değiştirmek yararlı olabilir.

Sıkça hastalanıyorsanız…

Sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip kişiler çevresel faktörlerin etkisiyle kolay kolay hasta olmazken, bağışıklık sistemi zayıfladığında zararsız görünen mikrobik hastalıkların bile ölümle sonuçlanması söz konusu olabilir. Başka bir deyişle, sadece hangi mikrobik etkenle karşılaşıldığı değil, bağışıklığın nasıl tepki verdiği de geçirilen hastalıkların şiddetini belirler.

Hastalığı atlatamamak önemli bir neden

Grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda genellikle 1-2 hafta içinde iyileşme görülmektedir. Ancak bağışıklık sistemi güçlü olmayan kişilerde bu rahatsızlığın süresi uzayabilir. Yaşlılarda, diyabetlilerde, altta yatan böbrek, kalp ya da solunum sistemine ait kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir. Bunun yanında zatürre gibi hastalıklara da zemin hazırlayabilir.

Uçuk ve yaralar da önemli bir haberci

Vücudun çeşitli bölgelerinde görülen ve tekrarlayan uçuklar ile yaralar da bağışıklık sisteminde bir güçsüzlük olduğu anlamına gelebilir. Bu durumdan kurtulmak için mutlaka bir uzmana başvurulmalı ve bağışıklığın kuvvetlendirilmesi için uygun bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Bağışıklık sistemi zayıflama başladığı anda hastalık etkenleri insan vücuduna daha kolaylıkla girerler. Hastalık yapma tehlikesi olan mikroorganizmalar savunma sistemlerini geçebilirlerse, bir takım reaksiyonlar başlatarak yayılmaya çalışırlar.

Güçlü bağışıklık için karanlıkta kaliteli uyku

Önemli olan uzun süre uyumak değil “kaliteli” uyumaktır. Kaliteli bir uyku da bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişi için önemlidir. Beyinden salgılanan “melatonin” hormonunun, uyku düzenini sağlaması dışında, bağışıklık üzerine de etki ettiği düşünülmektedir. Bu hormonun salınımı gecenin erken saatlerinde hava karardıktan sonra başlar, saat 02.00 gibi en yüksek seviyeye ulaşıp tekrar azalır. Bu nedenle uykuya dalma saatini mümkün olduğunca geciktirmemeli, en geç saat 23.00 gibi uykuya geçilmiş olmalıdır. Melatonin hormonu, karanlıkta salındığından gece boyunca yatak odasında ışıkların açık bulunmaması, uyunan ortamın mümkün olduğunca karanlık olması önerilir. Gece uyumadan önce bilgisayar/tablet kullanmak, televizyon izlemek de, melatonin hormonunun salınmasını bozabilir.

Bağışıklık sisteminize güç katın…

 
· Tek tip beslenmeyin. Her grup besinden dengeli bir şekilde tüketmeye özen gösterin.
 
· En az sigara kadar zararlı olan tütün ürünlerinden (puro, pipo, nargile vb.) uzak durun.
 
· Protein kaynağı olarak hayvansal proteinlerle bitkisel proteinleri dengeli bir biçimde tüketin.
 
· Çiğ sebze-meyve ile beslenin. Meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketin.
 
· Pre ve probiyotiklerden yararlanın (ev yoğurdu, kefir, lifli besinler).
 
· Doğru ve düzenli egzersiz yapın. Egzersizi haftada 1-2 kez kendinizi tüketircesine değil, mümkünse az miktarda da olsa, her gün yapmaya çalışın.
 
· Bitki çaylarından yararlanmayı deneyin. Bitkilerin hepsi kaynatılmaz, usulüne uygun demlenmesi gerektiğini unutmayın.
 
· Temizlik maddelerinin aşırı kullanarak cildinizin sağlıklı ve normal bakteri dengesini bozmayın.
 
· Hekim önerisi dışında özellikle antibiyotik gibi ilaçlar almayın.
 
· Stresten uzak durun. Her zaman pozitif düşünün.

Karakışla Gelen Hastalıklara Kapınızı Kapatın

Kışın sofranızı C, A ve E vitamini açısından zengin besinlerle donatın

Kış aylarında sık görülen grip, nezle ve bronşit gibi kış hastalıklarından korunmak için bağışıklık sistemi güçlendirilmelidir. Güçlü metabolizmanın temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme yatar. Beslenmede C vitaminine özel yer verilmelidir. Bu vitamin; yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinlerde bol miktarda bulunur. Bir diğer önemli antioksidan olan E vitamininin en zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve tahin gibi besinlerdir. A vitamini de güçlü bir antioksidandır. Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze-meyvelerde bulunur. Haftada 2-3 kez kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller tüketilmelidir. Öğünlerde yoğurt, ayran veya kefire mutlaka yer verilmelidir. Gün içinde bol su tüketmeye özen gösterilmelidir.

Soğuk algınlığına yakalandıysanız…

Soğuk algınlığı durumunda dinlenmek ve sağlıklı beslenmek çok önemlidir. Çay ve kahve yerine kuşburnu, ıhlamur, adaçayı gibi bitki çayları tüketilmelidir. Bunların vücuda etkilerini tam olarak gösterebilmesi için, tüketilecek bitkilerin mutlaka doğal kurutulmuş olmasına ve çay haline getirirken de demlenme sürelerine özen gösterilmelidir. C vitamini başta olmak üzere her öğünde düzenli olarak sebze ve meyve tüketilmelidir. Çorba gibi sıvı ağırlıklı besinler tercih edilerek, vücuttan toksik maddelerin uzaklaştırılması için bol su tüketimine özen gösterilmelidir.

Şikayetler uzun sürdüğü takdirde mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Kalp krizi riski kış aylarında 3 kat artıyor

Soğuk havanın kalp üzerinde doğrudan etkisi vardır. Bu nedenle kalp hastaları, soğuk havalarda sağlığına dikkat etmesi gereken grubun başında gelmektedir. Mümkünse yaşam şekli, mevsim şartlarına göre planlanmalıdır. Çünkü kalp krizi riski kış aylarında ciddi oranda artmaktadır. Bunun nedeni soğuk havanın uyardığı damarlardaki büzülme ve kışın hareketin azalmasıdır. Soğuk hava, kalp hastası olmayan kişilerde bile göğüs ağrısına neden olabilir. Bunun için mevsime uygun giyinilmeli, ilaç düzeni kış şartlarına göre ayarlanmalı, fiziksel aktiviteleri hmal edilmemelidir. Soğuk havalarda göğüs ağrısı ve kalple ilgili şikayetler görüldüğünde mutalak bir kardiyoloji uzmanına gidilmelidir.

Kış aylarında artan yüz felci vakalarına dikkat!

Soğuk havaya maruz kalma, yutaktaki yapıları etkileyip, herpes virüsünü aktifleştirebilir. Bunun sonucunda yüz felci gelişir. Yüzün bir tarafında kaş kaldırma, göz kapatma ve ağız büzme hareketlerini yapamamak ilk belirtilerdir. Genç ve orta yaşlı yetişkinlerde daha sık görülür. Yüz felcinden kısmen korunmak mümkündür. Nemli yüz ve ıslak saçla sokağa çıkılmamalıdır. Açık alanda soğuk havaya uzun süre maruz kalınmamalı, soğuk havada açık pencereli bir arabada seyahat edilmemelidir. Kışın kaşkol kullanmayı alışkanlık edinmek önemlidir.

Soğuk havalar göz hastalıklarına zemin hazırlıyor

Kış aylarında en sık yaşanan rahatsızlıklardan biri de kırmızı göz hastalığıdır. Soğuk hava ve rüzgar kişinin yüzüne çarptığında gözde batma, yanma ve kaşıntı olabilir. Sabah uyanıldığında gözde çapaklanma sorunu yaşanıyorsa gözde kuruluk olabilir. Bu, tedavisi olan ancak ciddi bir hastalıktır. Bu nedenle; rüzgarlı havada dışarı çıkarken gözlerin etrafını saran gözlükler takmak uygun olacaktır. Belirli aralıklarla bilinçli olarak göz kırpmak önemlidir. Klima ve saç kurutma makinesi gibi cihazların gözlere direkt hava üflemesinden kaçınılmalıdır.

Soğuk ve rüzgarlı hava cildinizi kurutmasın

Kuruluk, kızarıklık, pullanma ve kaşıntı kış aylarında sık görülen cilt şikayetlerinin başında yer almaktadır. Çevresel koşullara bağlı gelişen bu şikayetleri, alınacak bazı basit önlemlerle engellemek mümkündür. Cilt doğru şekilde nemlendirilmeli, kış aylarında da güneş koruyucu kullanılmalı, bol sıvı alınmalı ve taze meyve-sebze tüketilmelidir.

Hayvanseverler Ataşehir’de Eğitimde Buluşuyor

Bu eğitime katılarak İstanbul Valiliği tarafından verilecek “Yerel Hayvan Koruma Görevlisi Kimlik Kartı” almak isteyen vatandaşların, eğitim günü yanlarında; 2 adet vesikalık fotoğraf ile ikametgâh örneği ve nüfus cüzdanı fotokopisi getirmeleri rica olunur.

Tarih: 11 Ocak 2015 Pazar

Saat: 09.30 – 16.30

Yer: Ataşehir Belediyesi Cemal Süreya Sergi ve Etkinlik Salonu

Adres: Novada AVM / 3. Kat – Küçükbakkalköy Mahallesi, Şehit Şakir Elkovan Cad. No:20

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Dinçer Hukuk & Danışmanlık

Atatürk mah. Girne Cad. No:20 D:8

Av.Merve DİNÇER