Madenci Bilançosu

Son 5 yılın madencilik kazalarına bakıldığında 2009 yılında Bursa’da 19 işçi grizu patlaması sebebiyle hayatını kaybetti. Bu yıl içerisinde madencinin gündeme geldiği haber sayısı ise 678 oldu.
 
2010 yılında grizu patlaması sonucu Balıkesir’de 17,  Zonguldak’ta 30 madenci; Edirne’de ise yangın ve göçük neticesinde 3 madenci hayatını kaybetmişti. Bahsi geçen yıl içerisinde madenciler 1788 haber ile anıldı.
 
Zonguldak’ta metan gazı patlaması sonucu 8 işçinin öldüğü 2013 yılında; madencilerin medya yansıması 3 bin 72 haber olarak kayıtlara geçti.
 
2014 yılı başından itibaren, 13 Mayıs’ta yaşanan Soma maden kazasına kadar; madenci haberi 932 adet iken;  Soma faciasının ardından 12 bin 9 haber daha madenci gündemine eklendi.

Cildinizin Yaşlanmasına Engel Olabilirsiniz

Ciltte yaşlılık belirtilerine dikkat
 
Yaşlanmış cilt kurur, pullanır ve kalınlaşır. Ciltte çiller, güneş lekeleri, damarlar ortaya çıkar. İleri yaşlarda yaşlılık lekeleri belirir. Alında, kaş arasında ve yanaklarda mimik çizgileri kendini gösterir. Özellikle göz çevresinde ince çizgiler ve kırışıklıklar; dudak üzerinde çizgiler ortaya çıkar. Ayrıca ciltte morarmalar ve kanamalar daha kolay oluşur. Yaşlanmış bir cilde ait bu görüntüler; PRP, lazer, peeling, mezolifting ve roller gibi yöntemlerle ortadan kaldırılabilir.

“Gençlik Aşı”nız kendi kanınızda

 
Kişinin kendi kanının yine kendi vücuduna enjekte edilmesiyle gençleşmeyi sağlayan PRP yöntemi kozmetik dermatolojide ortalama 2-4 hafta aralıklar ile yapılan 3-4 seanslık uygulamadır. Vücuda herhangi yabancı madde veya ilaç vermeden tamamen doğal bir gençleşme sağlar. PRP sayesinde ilk seanslardan itibaren öncelikle cildin kuru ve mat görünümünde düzelme başlar. Takip eden uygulamalar ile kırışıklarda hafifleme, cildin elastikiyetinde artma gözlenir.

Cilt sorunlarına lazer tedavisi

 
Güzellik ve estetik kaygılarına yol açan güneş lekeleri, doğumsal lekeler ve çiller, dövmeler, yara ve sivilce izleri, doğum ya da kilo alıp verme sonrası oluşan çatlaklar, kırışıklıklar, istenmeyen tüyler, deride gevşeme ve sarkmalar lazer dokunuşları sayesinde başarı ile tedavi edilebilmektedir. 

“Peeling” uygulaması ile yeni ve daha sağlıklı bir cilt

 
Derideki yaşlanma belirtilerini engellemek için kullanılan profesyonel yöntemler arasında “peeling” (“soyma”) ve “mikrodermabrazyon” (mekanik cilt soyma yöntemi) işlemleri de öne çıkmaktadır. Peeling işlemi değişik derinliklerde soyulma sağlayan farklı kimyasal ajanlarla yapılır. Derideki yaşlanma belirtilerinin oluşmasını azaltan peeling uygulaması için en uygun mevsim kış aylarıdır.

Doğal yaşlanma sürecini önlemede “Mezolifting”

 
Yaşlanmayı önlemek için kullanılan kremler daha çok derinin üst tabakasını etkiler. Ancak cildin asıl destek görevini yapan, canlılığını sağlayan ve kozmetik açıdan temel işlevini sağlayan ise “dermiş” denilen alt tabakadır. Mezolifting (mezoterapi) tedavisi, yüz, boyun, dekolte bölgesindeki kırışıklıklar için A, C, E vitaminlerinin, derinin bağ dokusunda bulunan su tutma kapasitesine sahip destek ve gerginliği sağlayan hiyalüronik asitin enjeksiyon şeklinde mikropuntur yöntemiyle çok ince uçlu iğneler kullanarak deri içine uygulanma işlemidir.

Cilteki tüm sorunlar için Dermapen (Roller) uygulaması

 
Dermapen tedavisi üzerinde belli sayıda ve uzunlukta iğneleri olan tıbbi bir alet ile cilt üzerinde mikrokanallar açılma yöntemidir. Bu mikrokanallar deri tarafından yara gibi algılandığından deri kendi içindeki büyüme faktörlerini harekete geçirerek cildin yara tamir mekanizmalarını çalıştırır. Oysa gerçek anlamda ortamda yara olmadığından üretilen kolojen, hiyalüronik asit ve kırışıklık giderici etki yaratacak şekilde fayda sağlar. Bu yöntem kırışıklık gidermesinin yanı sıra, hafif, orta derecede çukurluk şeklindeki akne izleri, yanık izleri, cilt lekeleri, göz çevresi kırışıklıkları ve gözaltı morlukları tedavisinde uygulanır.

Birden fazla yöntem bir arada kullanılmalı

 
Yaşa bağlı oluşan renk değişikliği, kırışıklık ve sarkmaların tümünün tek bir yöntemle giderilmesi mümkün olmayabilir. Çoğunlukla birden fazla yöntemin bir arada kullanılması daha etkili olmaktadır. Özellikle hafif ve orta düzeydeki yaşlanma belirtilerinin giderilmesinde, biraz daha derin soyulma sağlayan, kimyasal ve mekanik cilt soyma işlemleri, lazerler, PRP ve roller uygulamaları iyi birer seçenektir.

Go Motorsports’dan Türkiye Sürprizi

Bu sezon yurt dışında yarışan pilotlarımız ülkemize Porsche Orta Avrupa’da Cenk Ceyişakar ile ikincilik, Cengiz Oğuzhan ile ise üçüncülük getirmişti. Türkiye Pist Şampyonası’nı takip etmeyen takımımız, Türk seyircisi ile bir araya gelmek için İstanbul Park’da start alacak. Cumartesi günü saat 16:00’da ilk yarış, Pazar günü ikinci yarış ise 14:40’da başlayacak.

ATA Freight Line, Lamp 83, A&S optik ana sponsorluğunda, D-Smart medya desteği, Luce Halkla İlişkiler ve Tok Sport iş birliktelikleri ile başlayan bu heyecan ve adrenalin dolu yarış sezonunun 8 ülkeyi kapsayan yarış takvimi de dahil tüm detayları www.gomotorsporlari.com  ve www.facebook.com/gomotorsporlari adreslerinden takip edilebilir.

Kazanan Antalya Altın Portakal

FİLM FESTİVALLERİ / ÖDÜLLERİ    Toplam Haber

1    Antalya Altın Portakal            5066
2    Adana Altın Koza                  2702
3    İstanbul Film Festivali            2314
4    Filmekimi    3                         66
5    Malatya Uluslararası Film Festivali    258
6    Gezici Festival                        184
7    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri    176
8    Uluslararası İşçi Filmleri Festivali    170
9    Ankara Uluslararası Film Festivali    161
10    Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali    140

*Veriler 23 Ekim 2013- 24 Ekim 2014 tarihleri arası, Ajans Press’in takibini yaptığı 3000 civarı Ulusal Bölgesel ve Yerel yayından derlenmiştir.

ALTIN PORTAKAL İPİ GÖĞÜSLEDİ

Hakkında en çok konuşulan film festivali, 5 bin 66 haberle Altın Portakal olarak raporlandı. Bu yıl 51.si düzenlenen Uluslararası Altın Portakal Antalya Film Festivali, sektörün en eski festivali olarak görkemli bir törenle, sinema emekçilerine ödüllerini dağıttı.

 
Çukurova’nın geleneksel ürünü pamuğu simgeleyen ve Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Altın Koza Film Festivali ise 2 bin 702 haber ile en fazla konuşulan ikinci film yarışması olarak gündemdeydi.
 
33 yıldır başarılı filmleri özveri ile sahneye taşımayı başaran İstanbul Film Festivali, 2 bin 314 adet haberi ile ilk üçte yerini aldı.
 
İstanbul Kültür Sanat vakfı tarafından düzenlenen; yeni ve ödüllü filmlerin izleyici ile buluşturulduğu “Sonbahar Film Haftası” olarak anılan Filmekimi film severlerin merakla beklediği kadar, basında adını bolca duyduğumuz etkinliklerden birisi oldu.
 
Malatya Uluslararası Film Festivali jüri karşısına çıkardığı film adaylarının yanında; düzenlediği atölye çalışmalarıyla da izleyicinin beğenisi alan bir festival olarak medyada varlığını duyurdu.
 
Bu yıl, toplamda Uluslararası, Ulusal veya bölgesel toplam 29 Film Festivali ve Ödül töreni düzenlendiği raporlandı.

Ataşehir’de İSPARK Kulübeleri Yenileniyor

Ataşehir, Cumhuriyet Bayramı’nı Sıla Konseri ile Kutlayacak

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, 29 Ekim Çarşamba günü saat 18.00’da Atatürk Mahallesi Özgürlük Parkı’ndan (Ataşehir Migros yanı) Fener Alayı ile başlayacak. Türk Bayrakları ve balonlarla yürüyecek grup, çocuktan yaşlıya tek yürek olup hep bir ağızdan Cumhuriyet ve Atatürk marşları söyleyecek. Yürüyüş güzergâhı boyunca Cumhuriyet’in özünü anlatan canlandırmalar ve etkinlikler sahneye konulacak. Cumhuriyet coşkusu, güzergâhın son durağı olan Cumhuriyet Parkı’nda çeşitli sürprizlerle ve Sıla konseriyle doruğa ulaşacak.

Ataşehir’deki kutlamalara her yıl olduğu gibi bu yıl da Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi önderlik edecek. Fener Alayı’nda vatandaşlarla kol kola girerek marşlara eşlik edecek Başkan İlgezdi, daha sonra Cumhuriyet TIR’ı üzerinden vatandaşları selamlayacak.

Önemli Not: Etkinlik günü 18.00 – 20.00 saatleri arasında Turgut Özal ve Ataşehir Bulvarları, Fener Alayı Yürüyüşü nedeni ile araç trafiğine kapalı olacağından vatandaşlarımızın alternatif yolları kullanmaları ve güzergah boyunca park yapmamaları önemle rica olunur.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Yenisahra ve Barbaros Mahallelerinin 1/5000’lik İmar Planı Kabul Edildi

Ataşehir Belediyesi ile Yenisahra ve Barbaros mahalleli vatandaşların itirazları sonrası 17 Ekim 2014 günü İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis gündemine gelen Yenisahra ve Yakın Çevresi 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı, yapılan oylamada kabul edilerek İBB Meclisi’nde onaylandı.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, İBB Meclisi’ne imar planının onaylanması nedeniyle teşekkür etti ve en kısa zamanda Yenisahra ve Barbaros mahallelerinin 1/1000’lik planlarının hazırlanarak İBB Meclisi’ne onay için gönderileceğini söyledi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Gözyaşı Kanalı Tıkanıklığında Mikroendoskopik Cerrahi

Sürekli yaşarma ve bazen de çapaklanma olması kişileri rahatsız eden bir durumdur. Yenidoğan bebeklerde oldukça sık görülür. Büyük bir şans eseri çoğu bir tedaviye gerek kalmadan kendiliğinden açılır.
 
Yetişkinlerde ise kendiliğinden açılması söz konusu değildir. Tedavisi cerrahidir. Yani ameliyat gereklidir.
 
Son 20-25 yılda birçok branşta hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılan endoskopik görüntüleme normalde direkt bakarak göremeyeceğimiz yerlerdeki dokuları bir optik yardımı görmemizi sağlar. Endoskopik görüntüleme tanının daha kolay konmasına, operasyonların daha kısa sürmesine, hastaların daha çabuk iyileşmesine neden olduğu gayet iyi bilinmektedir.
 
Teknolojinin ilerlemesi çapı 0,5 mm kadar optiklerin yapılmasına olanak vermiştir. Bu kalınlıkta bir optik ile gözyaşı boşaltım sistemindeki kanalcıkların, kesenin ve kanalın içini görebiliyoruz. Göz sulanması olan kişilerde de bu yöntem ile sadece tıkanıklığın olduğu yeri görmekle kalmayıp, bu sisteme göre özel olarak yapılmış yine mikrolazer problar veya mikrodeliciler yardımı ile herhangi bir yeri kesmeden açmadan tıkanıklığı tedavi etme imkanını buluyoruz.
 
Bu yöntemin klasik cerrahiye göre 2 önemli üstünlüğü vardır. Birincisi cildi kesmediğimiz için ciltte iz bırakma riski yoktur. İkincisi ise klasik ameliyatta tıkalı olan yeri açmayıp kese ve burun boşluğu arasında yeni bir ağızlaşma yapılırken bu yöntemde sadece tıkalı olan kısım açılmaktadır. Yani gözyaşı boşaltım sisteminin normal fizyoloji ve anatomisi bozulmaz. Dokuya saygılı bir müdahaledir. İşlem sırasında kanalı balon ile genişletmek veya tüp yerleştirmekte mümkündür. Kısa süren ve kolaylıkla tekrarlanabilen bir yöntemdir. Ertesi gün kişiler işlerine dönebilirler. Günlük faaliyetlerini kısıtlamaları gerekmez.
 
 
Prof.Dr. Muslime Akbaba

Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

www.muslimeakbaba.com/

Basit Bir Soğuk Algınlığı Sinüzite Dönüşebilir

Soğuk havalara dikkat edin

Viral üst solunum yolu enfeksiyonları sinüzitin en önemli sebeplerinden biridir. Çok fazla önemsenmeyen bir soğuk algınlığı sinüzitle sonuçlanabilmektedir. Dolayısıyla bu konuda çok dikkatli olmak ve hastalığın bulaşmaması için tedbir almak veya bulaşmışsa tedavi olmak çok önemlidir. Özellikle alerjik rinit sorunu olan kişilerin mutlaka tedavi olmaları gerekmektedir. Ayrıca burun içinde anatomik bozukluğu bulunanlar, sigara ve alkol gibi alışkanlıkları olanlar da sinüzite daha sık yakalanmaktadır.

Vakit kaybetmeden uzmana başvurulmalıdır

Ayrıntılı bir hasta öyküsü ve fiziki muayene sinüzit tanısı için çok önemlidir. Uygun antibiyotik kullanımı önerilebilir. Antibiyotiklerin yanında destek tedavisi de faydalı olmaktadır. Akut vakalarda tedavi süresi genellikle 2 haftayı bulmaktadır. Kronik vakalarda ise alta yatan hastalığın tedavisinin yanında ilaç tedavisi yaklaşık 1 ay sürmektedir.

Cerrahi yöntemle başarı oranı çok yüksek

Hastalığın kronikleştiği durumlarda uygun ilaç tedavisine yanıt alınamadığında cerrahi tedavi gündeme gelmektedir. Bunun yanında eğer enfeksiyon göze, beyine ve çevre kemik yapılara yayılmışsa yani komplikasyon gelişmişse yine cerrahi tedavi devreye girmektedir. Cerrahi tedavide yaygın olarak ‘endoskopik sinüs cerrahisi’ kullanılmaktadır. Kronik bakteriyel sinüzitlerde cerrahi tedavinin başarı şansı oldukça yüksektir.

Sinüzitte doğru bilinen yanlışlara dikkat

Sinüzitten korunmak için genel direnci düşürebilecek yorgunluk, uykusuzluk ve dengesiz beslenmeden uzak durulması, ıslak saçlarla soğuk havaya çıkılmaması, klima kullanımına dikkat edilmesi, yaşam alanındaki havanın neminin çok düşük olmamasına özen gösterilmesi çok önemlidir. Sinüzitle ilgili yanlış bilinenler ise şöyle sıralanabilir:

“Baş ağrısı genellikle sinüzit belirtisidir”

Yanlış! Baş ağrılarının yaklaşık yüzde 85’inin kaynağı gerilim tipi baş ağrıları, yüzde 10’u migren, sadece yüzde 5’i ise sinüzit benzeri sorunlardır.

“Geniz akıntısı sadece sinüzitte ortaya çıkar”

Yanlış! Geniz akıntısı birçok nedene bağlı olarak gelişen bir belirtidir. Reflü ve alerjik rinit benzeri pek çok hastalık ve hava kirliği ile sigara alışkanlığına bağlı olarak görülebilir.

“Sinüzit bir enfeksiyon hastalığıdır”

Yanlış! Enfeksiyon sinüzit hastalığının sadece bir formudur. Geniş bir hastalık grubu olan sinüzitin nazal polip formu, gerek sebebi gerekse tedavisi tamamen farklı bir hastalıktır.

“Sinüzit ameliyatından sonra hastalık genellikle nükseder”

Yanlış! Uygun tanı ve uygun yapılan cerrahinin başarısı yüzde 90’ın üzerinde seyretmektedir.

Halsizlik Problemi Yaşıyor ve Sık Tuvalate Gidiyorsanız Dikkat

Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla vücuttaki tüm sistemler etkilenir

Kronik böbrek hastalığı, ülkemizde ve tüm dünyada hasta sayısının artması, hastaların yaşam kalitesini bozması ve tedavilerinin yüksek maliyeti nedeniyle toplumsal yükü büyük bir rahatsızlıktır. Bu nedenle kronik böbrek hastalığında erken tanı, yaşam süresi ve kalitesini artırmaktadır.

Böbrekler, vücuttaki metabolik atık ürünlerin atılmasında (üre, ürik asit, kreatinin), vücut sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasında, kan basıncının düzenlenmesinde ve kan yapımında önemli role sahiptirler. Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla vücuttaki neredeyse tüm sistemler etkilenmektedir. Kronik böbrek hastalığı, böbrek fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak aylar içinde bozulmasıdır. Böbrek yetmezliğinin erken dönemlerinde hastalarda herhangi bir şikayet ve belirti gözükmemektedir. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte kişide şikayetler ve belirtiler de ortaya çıkmaktadır.

Kronik böbrek hastalığında hastaların en çok sık idrara çıkma ve anemiye bağlı halsizlik şikayeti olmaktadır. Hastalığın evresi ilerledikçe bulantı, kusma, iştahsızlık, kaşıntı, nefes darlığı, ağız kokusu, uyku bozukluğu, bacaklarda kasılma gibi sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Fakat bu şikayetler ve belirtiler olmadan da son evre böbrek yetmezliği tanısı konularak diyaliz veya organ nakli gerekebilmektedir. Kronik böbrek yetmezliği hiçbir belirti ve bulgu vermeden de seyredebilen sinsi bir hastalıktır.

Diyabet ve hipertansiyon böbrek yetmezliği nedeni

Kronik böbrek hastalığına yol açan hastalıkları bilmek önemlidir. Günümüzde böbrek yetmezliğine neden olan en önemli hastalıklar diyabet ve hipertansiyondur. Şayet bu iki hastalıktan biri varsa mutlaka belli aralıklarla kan ve idrar tetkiki yaptırmak gerekmektedir. Kan tetkiklerinde üre ve kreatinin; tam idrar tetkikinde protein kaçağına bakılması kronik böbrek hastalığı açısından çok önemli fikirler verebilen basit testlerdir. Diyabet ve hipertansiyonu olan hastalarda, kronik yetmezliği destekleyen belirtilerin ortaya çıkması beklenirse tanıda çok geç kalınabilir. Ayrıca genetik özelliği olan bazı hastalıkların (polikistik böbrek hastalığı, ailesel Akdeniz ateşi vb.) aile içinde tespit edilmesi, ailenin diğer bireylerinin incelenmesiyle erken tanı konulması açısından önemlidir.

İdrar yolları enfeksiyonlarını ciddiye alın

Bir diğer kronik böbrek hastalığı yapan sebep, böbrek taşları ve idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Böbrek taşı olan bir hasta genellikle böğür ağrısı ve idrardan kan gelme şikayeti ile başvurmaktadır. Bu dönemde yapılan kan, idrar ve görüntüleme yöntemleri ile taşın tespiti ve sonrasında taşın tedavisi ile böbrek yetmezliği gelişimi engellenebilmektedir. Sık idrar yapma, idrar yaparken yanma ve ateş, idrar yolu enfeksiyonlarını düşündürmektedir. Sık geçirilen idrar yolu enfeksiyonları da böbrek yetmezliğine neden olmaktadır. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonları basit bir enfeksiyon olarak değerlendirilmeyip, altta yatan nedene yönelik inceleme yapılması ileride gelişebilecek ciddi sorunları önleyebilmektedir.

Erken tanı ve teşhis hayat kurtarır

Böbreklerin atıklardan ve aşırı sıvılardan kurtulma yeteneğine hasar veren bir böbrek rahatsızlığı olan glomerulonefritler de önemli bir kronik böbrek hastalığı nedenidir. Bu hastalarda en çok göz kapaklarında ve bacaklarda şişlik, kan basıncında yükselme ve idrardan kan gelme şikayeti olmaktadır. Basit bir tam idrar tetkikinde idrarda protein kaybı ve kan hücrelerinin görülmesi glomerulonefriti desteklemektedir. Kesin tanı böbrek biyopsisi ile konulmaktadır. Tanı sonrası tedavinin başlanması ile kronik böbrek hastalığının gelişimi önlenebilmektedir. Günümüzde, bu hastalığın tanısını alan hasta sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu hastalıkla mücadelenin en önemli aşaması, erken tanıdır.

Doğal Doğumda Hypnobirthing ve Diğer Yöntemler

Anne adayları size daha çok hangi duygu ve düşüncelerle geliyor?

Anne adayları genelde korku ve kaygı gibi duygularla bize geliyor. Doğum hakkında doğurmak hakkında genel bir negatif düşünce mevcut. Haberlerde, yakın ve uzak çevreden gelen bilgilerde hep negatif doğum hikâyeleri dinliyoruz. Bunların etkisiyle büyüyor, kadın ve anne oluyoruz. Tabii hamile kalındığında bu korkular en üst düzeye çıkıyor. Doğumun doğal ve sağlıklı bir eylem olduğunu unutmuş durumdayız. Hypnobirthing ve tüm doğuma hazırlık eğitimlerin temel hedefi bu negatif hipnozu tersine çevirmek ve doğumun binlerce yıldır kadınların yaptığı doğal ve sağlıklı bir eylem olduğunu hatırlatmaktır. Korkunun yerine bilgiyi koymak, hem anne adayına hem de bebeğe güven duygusunu yerleştirmektir.

Doğum terapisti tam olarak ne yapar?

Doğum terapisti hamilelik sürecinde anne adayı ile çalışır. Kalan korku ve kaygıları var ise geçirmeye çalışır. Daha önce yaşanmış düşükler, kürtajlar veya kayıplar var ise onlarla ilgili duyguları temizler. Doğumun yanı sıra doğum sonrasında da annenin "iyi anne olmak" veya sadece "anne olmak" ile ilgili varsa kaygılarını çalışır. Annesiyle olan ilişkisine bakar.

Doğum terapisti hangi süreçlerde anne adayının yanındadır? Ailenin diğer üyeleriyle görüşür mü?

Doğum terapisti, doğum olup anne bebek bağlanması gerçekleşene kadar annenin yanındadır. Gereken her durumda anneyi destekler. Doğumun durduğu, tıkandığı noktalarda anne ile beraber bunun sebeplerini ve çözüm yollarını arar. Anneye güven verir ve “başarabilirsin” duygusunu aşılar. Annenin doğumdan her şekilde pozitif duygularla, pozitif anılarla ayırılmasına yardımcı olur.

Doğum terapisti, anne adayının ve eşinin ailesi ile görüşme yapar. Bu süreçte aile içi dinamikleri de anlamaya, bu dinamikleri anne adayının yararına kullanmaya ve doğum sırasında bu dinamikleri anne için organize etmeye çalışır. Ayrıca ailedeki önemli diğer kadın figürlerle de gerekirse görüşür; teyze, hala, kız kardeş gibi… Amaç; anne adayının en iyi psikolojik şartlarda doğum yapmasına yardımcı olmaktır.
Doğum anne adayının psikolojisinden direkt olarak etkilenir. Anne adayı ne kadar rahat ve huzurlu olursa o kadar rahat ve huzurlu bir doğum geçirecektir.

İngiltere Cambridge Düşesi Kate Middleton’ın doğum yöntemi olarak ünlenen Hypnobirthing’i de çalışmalarınızda kullanıyorsunuz ve “Hypnobirthing Uygulayıcısı Sertifikası”na sahip az sayıda uzmandan birisiniz. Peki Hypnobirthing tam olarak nedir? Ve kullandığınız diğer yöntemler nelerdir?

Terapilerde öncelikle psikodrama ekolünden alınan eyleme dayalı teknikleri kullanıyorum. Bunun yanı sıra eğitimlerde ve terapilerde gevşeme ve nefes egzersizleri, bebek ile bağ kurma egzersizlerini bolca kullanıyorum. Hypnobirthing uygulayıcısı sertifikası

felsefesinin temeli de bu tekniklere dayanmaktadır. Amaç hipnotik metinler aracılığı ile anne adayının gevşemesini sağlamak ve bu sırada olumlamalarla anne adayına bir anlamda pozitif yükleme yapmaktır. Bu tarz eğitim alan bir anne adayı kendi de doğuma kadar tekrarlar yaparsa, doğumda bu gevşemiş, huzurlu duruma kolayca ulaşabilmektedir.

Bu eğitimleri nerelerde veriyorsunuz? Bireysel olarak mı grup olarak mı katılım gerçekleşiyor?

Bu eğitimi Si&Ma Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde ve talep olan diğer eğitim merkezlerin de veriyorum. Bu bir grup eğitimi. Önerilen, anne adayının bu eğitime eşi ile birlikte katılması. Bu sayede eşlerinde korkuları ve kaygıları hafiflemekte, böylelikle anne adaylarına doğumda daha aktif bir şekilde destek olabilmekteler.

Uzman Psikolog Sibel Deniz Toledo Hakkında:

 
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2002 yılında mezun olmuştur. Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisansı yapmaktadır. 2 yıl Gestalt Terapisi eğitimi almıştır. İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nde Psikodrama Eğitimi almaktadır. Bu eğitim kapsamında Bireysel Psikodrama eğitimini tamamlamıştır.
 
Yetişkinlerle çalışmaktadır. 3 yıl boyunca özel bir huzurevinde yaşlılar ve aileleri ile çalışmıştır. Ailelere yaşlı ebeveyn ile yaşam konusunda Psikolojik destek vermektedir.
 
Doğum Psikologluğu ve Doğum Koçluğu diğer adıyla Doulalık özel ilgi ve çalışma alanıdır. İstanbul Doğum Akademisi’nde Doğuma Hazırlık Eğitimcisi, Doula ve Doğum Psikoloğu olmak üzere 9 ay süren eğitimi tamamlamıştır. Ayrıca ülkemizdeki “Hypnobirthing Uygulayıcısı Sertifikası”na sahip az sayıda uzmandan birisidir.
Kurucusu olduğu Si&Ma Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde danışanlarını görmektedir. Danışanlarıyla temelde Bireysel Psikodrama ve BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) ile çalışmaktadır.

Ahmad Tea “Kırmızı Orman Meyveleri ve Nar çiçeği” ile Zihin-Beden Dengenizi Koruyun

Ahmad Tea Hakkında
 
Tam 4 nesildir kalitede klasik aile geleneğini sürdüren İngiliz lüks çay markası Ahmad Tea, dünyanın dört bir köşesinde yer alan özel çay bahçelerinden özenle toplanan çay yapraklarıyla çay tutkunlarına eşsiz bir aroma ve harman sunuyor. İngiltere'nin kalbinde hergün çay kültürünü yeniden yaşatan Ahmad Tea, 70'i aşkın ülke ve 6 kıtada lüks aromasıyla eşsiz bir çay deneyimi sunuyor. Ahmad Tea bugün hala ilk yöneticisinin “Evde keyifle içmeyeceğim bir çayı asla satmam” vizyonuyla ilerliyor.

Rusya ve Kuzey Afrika'da faaliyette olan Barnet İnşaat ve Dış Ticaret şirketi, Türkiye pazarına sunduğu lüks çay markası Ahmad Tea'nin uzun zamandır dağıtım ve satış kanalını yürütüyor. Deneyim ve uzmanlığını çay tutkunu Türkiye'ye taşımak isteyen Barnet İnşaat ve Dış Ticaret, tüketici ve Ahmad Tea'yi güvenle buluşturuyor.

Başkan Battal İlgezdi’den Çağrı: İmar Planları İBB Meclisinde Onaylansın

Başkan İlgezdi, İBB’nin bu 2 mahallenin imar planlarını çıkarmamakta ısrar etmesi halinde imar planlarını protokol gereği İller Bankası ile yapacaklarını açıkladı.

Yeni Sahra ve Barbaros Mahallesi imar planlarının İBB Meclisi’nin ilk toplantısında gündeme alınmasını isteyen Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi şunları söyledi: “Ataşehir’in planlarını Ataşehirli belediye meclis üyelerinin de desteği ile Büyükşehir Belediyesi’nin çözmesini temenni ediyorum. Biliyorsunuz Yeni Sahra ve Barbaros mahallelerindeki dere yataklarında ki yapıların yıkım kararı bulunuyor. Bu yıkım kararının da uygulanma zorunluluğu var. Ben, meclisimizin ve İBB Meclisi’nin üyesi olan Ak Partili ve CHP’li meclis üyesi arkadaşlarımdan bu konu da destek ve katkı bekliyorum. Bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın mağduriyetlerini acilen gidermemiz gerekiyor.”

Ataşehir’’in planlarının tamamının yapılmasının plan bütünlüğü için gerektiğine dikkat çeken İlgezdi, Yeni Çamlıca Mahallesi’nde ki tapu sorununu çözmek için de Ak Partili üyelerle birlikte çalışacaklarını vurguladı.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Bağ Kur Sitesi Sakinlerinden Başkana Ziyaret

Belediye olarak tüm imkânlarımızı halkımız için seferber etmeye ve mahallelerimize hizmet yağdırmaya devam edeceğiz” dedi.

Site yetkilileri ve sakinleri, her zaman halkın arasında olan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’ye Ataşehir’e ve sitelerine katkılarından dolayı teşekkür plaketi verdi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu Meclis’i Ziyaret Etti

Ataşehir Belediyesi Halk oyunları ekibi, Avrupa'da katıldıkları festivallerden gönderilen armağanları da Meclis 1. Başkan Vekili Sadi Özata ve meclis üyelerine verdi.

Halk Oyunları Topluluğu adına konuşan Yağız Pala, “Ataşehir Belediyesi'nin büyük desteğiyle Türk kültürünün bir parçası olan geleneksel halk oyunlarımızı bütün dünyaya gösterdik. Ülkemizi en iyi şekilde temsil ettik ve bundan sonraki festivallerde de aynı başarılarla ülkemizi temsil edeceğimize yürekten inanıyorum" dedi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Göz Kuruluğu ve Tedavisi

Göz kuruluğu belirtileri yaşla birlikte artmakla birlikte günümüzde gençlerde de sık olarak karşımıza çıkmaktadır.  Birlikte ağız kuruluğu da tespit edilen hastaların romatolojik hastalıklar açısından araştırılması gerekir. Menapoz, diyabet ve bazı ilaçların sürekli kullanımı (antialerjikler, antihipertansifler, antideprasanlar vs) ile uzun süreli allerjik göz hastalıkları başlıca göz kuruluğu yapan sebeplerdir.
 
Uygun olmayan koşullarda kontakt lens kullanan ve gün boyu ekran karşısında çalışan kişilerde kuru göz belirtileri daha çok karşımıza çıkmaktadır.
 
Gözde yabancı cisim hissi (kum varmış gibi), batma, ağırlık hissi, göz kapaklarını açamama, kızarıklık, gözden beyaz, şeffaf ipliksi şeylerin çıkması, ışığa bakamama, gözlerini kapatma isteği ve hatta yaşarma, göz kuruluğunun belirtileri arasındadır.
Kuruluğun teşhis ve tedavisi göz muayenesi sırasında kolaylıkla yapılabilmektedir. Tedavi hastalığın şiddetine göre belirlenir. Suni gözyaşı damla ve jelleri belirtileri düzeltirken tedavinin sürekli olması gerektiği unutulmamalıdır. İlaçların yeterli olmadığı durumlarda punktum tıkaçları gözyaşının ve damlaların daha uzun süre gözde kalmasını sağlar. Alerjik göz hastalığının tedavisi, kontakt lens kullanımının ve çalışma koşullarının uygun koşullara getirilmesi tedavinin etkinliğini artıracaktır.
 
 
Prof.Dr. Muslime Akbaba

Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

www.muslimeakbaba.com/

Yüksek Tansiyon Çocukları da Tehdit Ediyor

Çocuklarda bu belirtilere dikkat
Tansiyon yüksekliği genellikle çocuğun rutin muayenesi sırasında yani çocukta bir yakınmaya yol açmamışken belirlenmektedir. Ancak bazen de özellikle ani kan basıncı yükselmelerinde baş ağrısı, bulantı, kusma, kulak çınlaması, çarpıntı, aşırı terleme, yorgunluk hissi gibi belirtiler görülebilmektedir. Yüksek tansiyon doğumsal kalp anomalisine bağlı ise çocuk doktoru muayenesinde kalpte üfürüm duyulabilmektedir.

Çocukların için özel üretilmiş tansiyon ölçüm cihazı kullanılmalıdır

Çocuklarda kan basıncının ölçülmesi rutin kalp değerlendirmelerinin bir parçasıdır. Hangi yaşta olursa olsun, erişkinlerdeki gibi 120/80mm Hg ölçüm değerlerinin üstüne çıkılması durumunda çocuklarda da tansiyon yüksekliğinden bahsedilebilir. Ancak, ölçüm için kullanılan cihazlardaki kollukların, çocuğun yaşına ve ağırlığına uygun olması önemlidir. Çünkü büyük kolluklar, tansiyonu olduğundan daha düşük; küçük kolluklar ise tansiyonu daha yüksek gösterebilmektedir. Ölçüm değerleri elde edildikten sonra da yaş ve cinsiyete göre belirlenmiş normatif çeteleler ile karşılaştırma yapılarak normal ya da yüksek olduğu, eğer yüksekse bunun derecesi değerlendirilmektedir.

Sağlıklı tansiyon ölçümü çocuk huzurlu ve sakinken yapılabilir

Çocuklarda hastane ve doktor korkusu yüzünden nabzının yükselmesi nedeniyle geçici tansiyon yükseklikleri görülebilmektedir. Bu durumda, çocuk sakinleşip güven duygusuna yeniden kavuştuktan sonra ölçümün yenilenmesi sorunu çözümleyecektir. Çocuklarda sağlıklı tansiyon ölçümü yapabilmenin diğer bir yolu da, çocuğun koluna özel bir tansiyon ölçme cihazı takılı olarak eve gönderilip, evde 24 saatlik kayıt yapılması; sakinken ya da uyurken de tansiyon ölçümlerinin kaydedilmesidir. Bu yönteme “Tansiyon Holter” adı verilmektedir.

Astım ve grip ilaçlarının bazılarının ve kortizonun kullanılması sırasında geçici tansiyon yükselmesi ve kalp hızlanması şeklinde yan etkiler görülebilir. Ancak, çocuğun o dönemdeki hastalığı nedeniyle kullanılması gereken bu ilaçların kullanım süresi bitince kan basıncı da kendiliğinden normale dönmektedir.

Yüksek tansiyon kalıcı ve organik nedenlere bağlı olabilir

Yüksek tansiyona yol açan organik sebepler arasında doğumsal kalp hastalıkları (kalpten çıkan ana atardamarın üzerinde darlık olması gibi), böbrek hastalıkları, hormonal hastalıklar ve ergenlerde sigara içilmesi sayılabilmektedir. Kalp hastalığının ayıklanması için bir çocuk kardiyoloğunun muayenesi, EKG ve kalbin iç yapısını değerlendirebileceği ekokardiyografi yapması yeterlidir. Aynı şekilde ayrıntılı batın ultrasonografisi, çeşitli kan ve idrar tahlilleri yolu ile böbreklerin ve hormonal fonksiyonların değerlendirmesi yapılmaktadır.

Obezite yüksek tansiyonu tetikler

Çocuklarda tansiyon yüksekliği durumlarının çoğunda organik bir sebep belirlenememektedir. Fakat çocukluk döneminde giderek artan fazla kiloların, yüksek tansiyona yol açtığı bilinmektedir. Günümüzde, dengesiz beslenen çocuklarda hem yüksek tansiyon sorunu hem de edinsel kalp hastalığı (şeker metabolizması bozuklukları, kan lipidleri yükselmesi ile beraber) sinsi bir şekilde artmakta ve 5-6 yaşlarındaki çocuklarda bile bu tür sorunlara rastlanabilmektedir. Özellikle, aile hikayesinde kan değerlerinin yüksekliği, geçirilmiş koroner arter hastalığı, obezite, sigara içimi, şeker hastalığı gibi risk faktörleri de varsa, çocuğun sağlığı daha da kötü etkilenebilir. Bunların arasında ilk kendini belli eden tansiyon yükselmesi olabilir.

Aileler obeziteye karşı bilinçli olmalı

Çocuktaki şişmanlık durumu, tansiyon yüksekliği ile beraber, çocuğun hayatı boyunca uğraşmak zorunda kalacağı şimdiden belli olan çok çeşitli sağlık sorunlarını yavaş yavaş oluşturmak demektir. Çocuğun aileden gelen genetik yatkınlığı olsa bile, çevresel faktörler kontrol edilerek birçok sorunun önlenebilmesi mümkündür. Büyük porsiyonlardan kaçınılmalı, çocuklar fazla hamurlu ve şekerli besinlerden uzak tutulmalıdır. Çocuğun enerji alımı ile fiziksel aktiviteleri dengelenmelidir. Şişman çocukların ailesinde genellikle birden fazla bireyin de fazla kilolu olduğu akılda tutulursa, ailenin tümünün beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmesi, evde yeni bir yemek düzeni ve diyet oluşturulması önemlidir. Bu konuda bir diyetisyen desteği almak faydalı olacaktır. Bilinmelidir ki, çocuğun sadece fazla kilolarından kurtulması ve sağlıklı bir fiziksel aktiviteye kavuşması bile tansiyon yüksekliğinin gerilemesini sağlayacaktır.

Öfke Karaciğeri, Kırgınlık Kalbi Hasta Edebilir

Aşırı öfke karaciğere zarar verir
 
Olumsuz duyguların hastalık yaratmasının sebebi, çoğu zaman stres hormonlarını artırarak organları etkileyip işlevlerini kaybetmesine sebep olmasıdır. Kronik hastalıkların temelinde öfke, üzüntü gibi olumsuz duygular yatabiliyor. Aşırı alkol kullanımı, bilinçsiz ilaç kullanımı nasıl karaciğeri tahrip edebiliyorsa aşırı öfke ve kızgınlık gibi duygular da karaciğere zarar verebilmektedir. Aşırı öfke durumlarında mide bulantısı, kramplar, baş ağrıları görülebilmektedir.

Panik, nefret ve kırgınlık gibi duygular kalbi yorar

Güzel duyguların organları etkileyerek işleyişine katkıda bulunduğu kötü duyguların da işleyişini negatif yönde etkilediği bilinmektedir. Aşırı panik, nefret, kırgınlık, neşe gibi duygular kalp ritmini etkilemektedir. Kaygı ve stres anında kalp ritmi de artar ve vücuda daha fazla kan pompalanmaya başlanır. Neşeli olmak gayet güzeldir ve bu duygu normal şartlarda insana son derece faydalıdır. Kan dolaşımının düzgün olmasını da sağlar; ancak bu duygunun aşırı olması durumunda kalp de zarar görebilmektedir. Bunun sebebi, yine yukarıda söylediğimiz stres hormonlarının kanda artmasıdır.

Üzüntü vereme neden olur mu?

Üzüntü ve keder gibi olumsuz duygular akciğerin işlevlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Yaşanan üzüntünün sürekliliği akciğeri etkileyerek göğüste baskı, ağırlık hissedilmesine yol açabilir, hatta depresyona kadar sürükleyebilmektedir. Bunun için depresyona giren kişilere açık hava yürüyüşleri, derin nefes almaları önerilir. Üzüntülü olduğunuz zamanlarda açık havaya çıkın ve birkaç kez derin derin nefes alın. Bu hem psikolojinizin hem de akciğerlerinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Aşırı üzüntü ayrıca bağışıklık sistemini de zayıflatabilmektedir. Eskiden kullanılan “üzüntüden verem oldu” gibi bir tabirin de aslında bu anlamda gerçek bir mantığa yattığını söylenebilir.

Dert varsa mide problemleri de vardır

Organlara olumsuz etki eden duygulardan biri de korkudur. Aşırı korku, böbrekler üzerinde büzülme etkisi yaratarak ve işleyişini etkilemektedir. Böbreklerin işleyişindeki bir olumsuzluk ise yine daha fazla korku duygusu olarak kişiye geri dönmektedir. Kişi organlarındaki zayıflama sonucunda daha çok korku hissedebilmektedir. Bir şeyi dert etmek, takıntı yapmak ise en çok mide-bağırsak sistemini vuruyor. Dalgınlık, aşırı düşünce, zihinsel çalışma, kaygı, endişe gibi duygular da direkt dalağı etkilemektedir.

Sağlıklı beslen, spor yap, kötü duygulardan uzak dur

 
Sağlıklı beslenerek, spor yaparak kendinize iyi baktığınız gibi iyi duygular taşıyarak da sağlığınızı korumalısınız. Mümkün olduğunca stresten, korku, endişe vb. duygulardan uzak durarak, bir sorunu takıntı hale getirmeyerek hastalık ve rahatsızlıkları kendinizden uzak tutabilirsiniz. Hissedilen duyguların aşırılığı ve yoğunluğundan organların olumsuz etkilendiğini, bunun sonucunda oluşan fiziksel işlev bozukluklarının da yine kişilere olumsuz düşünce olarak geri döndüğünü ve tamamen sağlıksız bir döngü içine girilmiş olacağını unutmayın.

Soğuk Havada Bile Terliyorum Diyorsanız

Aşırı terleme psikolojiyi bozuyor

Terleme, vücudun ısısını belli bir dengede tutmak için gerekli olan fizyolojik bir durumdur. Kimi zaman aşırı sıcaktan ya da yorucu fiziksel aktivitelerden sonra, kimi zaman da hastalık, heyecan, korku ya da aşırı stresli durumlarda vücut terler. Az ya da hiç terlememek, vücut sağlığı için iyi olmadığı gibi aşırı terleme (hiperhidrozis) de iyi değildir. Özellikle koltuk altı bölgesinde gerçekleşen terleme, aşırı olursa kişinin sosyal ve özel yaşamını olumsuz yönde etkilemekte, kişide psikolojik sorunlara yol açıp, özgüven eksikliğine de neden olmaktadır.

Stres aşırı terlemeyi tetikliyor

Tiroit bezlerinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezlerinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar aşırı terlemeye yol açabilmektedir. Kimi durumlarda ise altta yatan herhangi bir hastalık bulunmaz. Terleme, stres ve utanma gibi durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu durumlarda aşırı terleme genellikle koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanında görülmektedir.

Terleme mantar oluşumuna yol açıyor

Aşırı terleme, bazı sağlık problemlerine de sebep olmaktadır. Ayaklardaki aşırı terleme, kötü koku nedeniyle çevreye rahatsızlık verdiği gibi ayak ve tırnaklarda mantar gelişimine de zemin hazırlamaktadır. Eldeki terlemeler, kişilerin başkalarıyla el sıkışırken en büyük kabusu olmaktadır. Hatta bazı durumlarda el terlemesi o kadar fazladır ki alet kullanımını (yazı yazarken kalemi tutmak, araba kullanırken direksiyonu tutmak vs.) bile engelleyebilmektedir. Koltuk altı bölgesindeki aşırı terleme, çoğunlukla “kötü koku” ve görüntü kirliliği şikayetleriyle gözlemlenmektedir.

Botoks ile terleme tedavisi

Kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen aşırı terlemenin tedavi yöntemlerinin başında botoks gelmektedir. Botoks uygulaması, deri içerisine enjeksiyon şeklinde yapılmaktadır. İşlemden önce terleyen bölgenin genişliği, nişasta iyot testi yapılarak tespit edilmektedir. Ardından enjeksiyon yapılacak bölge, 1.5-2 cm aralıklar ile işaretlenir ve her noktaya botoks deri içerisinde enjeksiyon yolu ile uygulanır. İşlem ortalama 30 dakika sürmekte, etkisi ise ortalama 7-10 gün içerisinde hissedilmeye başlanmaktadır. İlk botoks uygulamasından 4 hafta sonra, kişilerin %82’sinde terlemede %75 oranında azalma olduğu tespit edilmiştir. Terleme sebebi ile günlük aktivitede ve sosyal hayatta sıkıntı yaşayan kişilerin, tedavi sonrası terlemenin azalması nedeni ile psikolojik olarak rahatladığı gözlemlenmektedir. Koltuk altı terleme tedavisinde botoksun önemli bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Trekking Yürüyüşlerinde, Kamp’ta Veya Dağcılıkta Gereken Her Şey Lafuma’da

Çantanızı da koruyan  panço tipi polyester kumaştan yapılmış Lafuma yağmurluk su geçirmiyor. Yırtılmaya dayanıklı olarak üretilen Lafuma yağmurluk kumaş yapısı sayesinde maksimum konfor sağlıyor. Reflektör şeritleri ve alüminyum iç kaplaması da dikkat çeken diğer özellikleri.

Lafuma’ nın indirimli tekstilleri, çantaları, ayakkabıları, çadırları ve tüm sezon ürünleri Adventure Republic Levent Outlet mağazasında bulunuyor.
Lafuma tekstil, ayakkabı ve aksesuarlarının seçkin modellerini, Adventure Republic Mağazaları; İstanbul:  Kızıltoprak, Beşiktaş, Nişantaşı, Levent, Cihangir, Muğla: Bodrum, Ankara: Armada AVM., Adrenalin Mağazaları, İstanbul: Beşiktaş, Karaköy, Bakırköy, Kadıköy, Ankara, Adana, Boyner ve YKM Mağazalarında bulabilirsiniz.

 

Antalya’da Bir İlk: 340 Gram Prostat Kapalı Ameliyatla Alındı

Prof. Dr. Erdoğru, “İyi huylu prostat büyümelerinin tedavisinde, literatürde, prostat büyüklüğü 100 gramdan fazla olduğunda sadece açık ameliyat yapılabilir. Biz Memorial Antalya Hastanemizde bu büyüklükte prostatların ameliyatlarını laparoskopik yöntemle, tümüyle geride doku bırakmadan alabiliyoruz” dedi.
Ameliyat sonrası sorun yaşanmıyor
 
Kapalı cerrahinin prostat ameliyatları açısından hastaya birçok ayrıcalık sağladığına dikkat çeken Prof. Dr. Erdoğru, ameliyatların özellikleri hakkında şu bilgileri verdi: “Prostat ameliyatları prostatın anatomik yerleşiminin leğen kemiğinin en alt noktasında olmasından dolayı zor ameliyatlardır. Prostat, leğen kemiğinin en alt bölümünde yerleştiği için (bir huninin dibine yerleşmiş bir pinpon topu gibi) prostata uygulanacak açık cerrahilerde bu bölgeye ulaşmak zor olmaktadır. Organa ulaşıldıktan sonra da cerrahın elleri ve kullanılan açık cerrahi aletleri o bölgede korunması gereken sinirleri görünmez hale getirebilir. Laparoskopik ameliyatlarda ise bu dar alanda ameliyat laparoskopik aletler ile çok daha rahat yapılabilmekte ve görüntünün 10-15 kat büyütülmesi mümkün olduğundan bu sinirler korunabilmektedir. Böylelikle ameliyat sonrası idrar kaçırma ve sertleşme sorunu yaşanmamaktadır.”

İdrar yolu ile ilgili şikayetler prostat habercisi olabilir

 
Sık sık idrara gitme, idrar yaparken yanma ve idrarla ilgili diğer şikayetlerin erkeklerde prostat hastalıklarının belirtisi olabileceğine vurgu yapan Doç. Dr. Mutlu Ateş de, bu belirtilerin orta ve ileri yaş grubundaki erkeklerde öncelikle prostat soruları açısından değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Doç. Dr. Ateş, “İdrar ile ilgili şikayetler öncelikle idrar yolu enfeksiyonu gibi düşünülüyor. Bu nedenle de prostat için önlem almakta gecikilebiliyor. İdrar yapmada zorluk, geceleri idrar kaçırma ve idrar yaptıktan sonra hala idrar varmış hissi var ise kişi mutlaka bir üroloji doktoru tarafından değerlendirilmeli ve prostat büyümesi olup olmadığına bakılmalıdır. Bu grup hastalara mümkün olduğunca erken teşhis konulması hem tedavi sürecinin daha kolay atlatılması hem de böbrek ve idrar yollarının korunması açısından önemlidir. Unutulmamalıdır ki idrar yolu çıkışında bir sorun yaşandığında böbrekler de olumsuz etkilenebilmektedir” açıklaması yaptı.

Antalya için büyük şans

 
Sorunsuz bir ameliyat ve ameliyat sonrası dönem yaşadığını dile getiren Yusuf Kemal Cebeci ise, kapalı ameliyatla sağlığına kavuşmasının büyük bir şans olduğunu söyleyerek, “Yaşamımı kabusa çeviren bu sorundan kurtulmamı sağlayan ameliyatların Antalya’da yapılabilmesi büyük bir şans. Beni kaliteli bir yaşama kavuşturan doktorlarıma teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Yemeğinizi Çocuğunuzla Birlikte Yiyin

Posadan zengin sebze ve meyveler tüketilmeli
 
Çocukların tek tip beslenmesi engellenmelidir. Öğün içerisinde tabaklarındaki besin çeşitliliği mutlaka arttırılmalıdır.  Fast food gibi daha hızlı ve daha kolay erişilebilir yiyecekler yerine sebze ve meyve gibi posa içeriğinden zengin yiyecekler tüketmeleri sağlanmalıdır.  Posasız besinlerden en çok tercih edilen rafine edilmiş tahıl gruplarına giren beyaz ekmek, pirinç ve makarna miktarlarının fazla tüketilmesi önlenmelidir. Pişirme yöntemlerine de özen gösterilmeli, kızartmadan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

Düzenli öğün saatleri ve birlikte yemek önemli

 
Sevmediği bir besini yemesi için çocuğa ısrar edilmemelidir.  Birkaç gün sonra tekrar o besini sunarak çocuğun sevmesi sağlanabilir. Çocuğun tüketmesi istenen besinler anne babalar tarafından da çocukla birlikte yenmelidir. Onunla beraber düzenli öğün saatleri belirleyip yemek hazırlarken onlardan yardım almak; masada birlikte yeme alışkanlığı edinmek ve bu öğünlere vakit ayırmak doğru beslenme alışkanlıkları kazanılmasında fayda sağlar. Çocuklara mutlaka su içme ve yavaş yeme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Çocuklar çikolatayla ödüllendirilmemeli

 
Büyük porsiyonlar azaltılmalı, çocuk ideal porsiyonlara alıştırılmalıdır. Fast food, çikolata ve bisküvi gibi alışkanlıklar asla yasaklanmamalıdır.  Unutulmamalıdır ki yasaklı besinler her zaman çocuğa daha cazip gelecektir. Belirli ölçülerde ara ara tüketilmelerine izin verilmelidir.  Burada bir diğer önemli nokta çocukların fast food ve çikolata gibi besinlerle ödüllendirilmemesi gerektiğidir. Ödül olarak meyve tercih edilmelidir. Çocukların özellikle beslenme çantalarına önem verilmelidir.  Ara öğün olarak meyve, süt ya da peynirli sandviçler hazırlayarak daha sağlıklı öğün tüketimi sağlanabilir.

Kilo problemi olan çocuk diyete sokulmamalı

 
Çocukların fiziksel aktivitelerini artırılmalıdır. Okuldaki spor aktiviteleri desteklenebileceği gibi anne babalarıyla beraber hafif ve orta tempolu egzersizler yapmaları sağlanabilir. Eğer çocuğun kilo problemi varsa asla diyete sokulmamalıdır.  Bu konuda mutlaka yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazandıracak bir beslenme ve diyet uzmanından destek alınmalıdır.

Çocuğunuzu Hastalıklardan Korumak İçin 6 İpucu

Çocuğunuzu kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak tutun

Çocuklar soğuk havalarda kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirmekte ve başta üst solunum yolları olmak üzere damlacık yolu ile bulaşan enfeksiyonlara daha fazla yakalanmaktadırlar. Sonbaharın gelişiyle bademcik iltihapları da artış göstermektedir. Çocukların hastalıkları süresince okul, alışveriş merkezi gibi kalabalık ortamlardan uzak tutulmaları salgın riskini azaltacaktır.

Kulakta ağrı, kaşıntı ve akıntıyı önemseyin

Kulak enfeksiyonları, dış kulak yolu veya orta kulak iltihabı şeklinde kendini göstermektedir. Dış kulak yolu enfeksiyonları sonbahar ve kış aylarında artmaktadır. Kulakta ağrı, ateş, akıntı veya kaşıntı olması durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Orta kulak iltihapları, çocukta işitme kaybı, menenjit, yumuşak doku ve komşu kemik yapılarda enfeksiyon gibi ciddi komplikasyonlara yol açma riski nedeniyle ciddiye alınmalı ve bir uzmana başvurmada geç kalınmamalıdır. Orta kulak enfeksiyonları, sıklıkla üst solunum yolları enfeksiyonuyla birliktelik göstermektedir. Dolayısıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak, kulak enfeksiyon riskini de azaltacaktır. Orta kulak iltihapları, enfeksiyonsuz sıvı birikimi, kronik sıvı toplanması veya akut enfeksiyon şeklinde kendini gösterebileceği için her zaman antibiyotik tedavisi gerektirmez. O nedenle dikkatle incelenmeli ve ilaç kararı doğru verilmelidir.

Gözdeki şikayetler ihmal edilmemeli

Gözde kanlanma, çapaklanma, batma, yeşil akıntı, göz çevresinde şişme gibi şikayetlerle ortaya çıkan göz enfeksiyonları, erken önlem alınmaz ve doğru tedavi edilmezse tüm göz küresini kapsayan yaygın bir enfeksiyona dönüşebilir. Göz enfeksiyonlarının kaynağı genelde; yıkanmamış ellerle göze temas edilmesi ve çocuğun yüzüne karşı enfekte bireyin hapşırması ya da öksürmesidir. Göz enfeksiyonlarından korunmada temel yaklaşım kullanılan su kaynaklarının hijyenik olmasıdır. Diğer önemli nokta el yıkamadır, çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Hapşıran, öksüren, aksıran bireyler ve döküntüsü olan çocuklar mümkün oldukça diğer çocuklardan uzak durmalı veya maske takmalıdır.

Mikroplara 5 kardeş gösterin

Çocukların değişik gıdalarla beslenmeleri, ortamdaki tuvaletlerin temizlik durumu, bağırsak enfeksiyonlarına yakalanma risklerini artırmaktır. Bağırsak enfeksiyonlarından korunmada en önemli yol, el yıkamadır. İshal ve kusma durumlarında dikkat edilmesi gereken bol sıvı alımının sağlanmasıdır. Böylelikle vücudun sıvı, elektrolit ve metabolik dengesi bozulmayacak ve şikâyetler çoğunlukla kendiliğinden iyileşecektir. İshal dönemlerinde özellikle beş gıda günlük olarak bolca tüketilmelidir. Bunlar mikroplara “Beş kardeş” gösterme şeklinde de ifade edebileceğimiz su, ayran, yoğurt, taze sıkılmış meyve suları ve çeşitli çorbalardır. Eğer çocukta kanlı ishal, dirençli kusmalar ve ateş varsa zaman kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır. Gerekli testlerden sonra uygun tedaviler planlanmalıdır.

Anne babaların alması gereken önlemler

 
1. Çocuğunuzu havanın sıcaklığına göre giydirin. Kalın parçalar yerine ince katlar ile ortam ısısına uyum sağlayabilir.
 
2. Gün içerisinde 4 besin grubundan da ölçülü bir şekilde almasına özen gösterin. Çocuğunuzu abur cuburlardan uzak tutun, onun yerine meyve ve yoğurt gibi sağlıklı ara öğünler tüketmesini sağlayın.
 
3. Çocuklara asitli içecekler ve hazır meyve suları vermeyin. Onun yerine suyu sevdirmek için ilgisini çekebilecek bardaklar alabilirsiniz.
 
4. Mevsime göre uyku düzenini oluşturun, mutlaka rahat bir yatakta ve uygun bir ortamda uyumasını sağlayın.
 
5. Onu mümkün olduğunca sigara dumanından uzak tutun.
 
6. Huzurlu bir aile ortamının çocuk sağlığı için çok önemli olduğunu unutmayın.

Alerjik Konjonktivit

Yıl boyu devam pereniyal alerjik konjonktivit diye tanımladığımız durumda ise yine aynı belirtiler daha çok iç ortamlara ait mite, ev hayvanları gibi sebeplerle oluşur. Deri ve kan testleri ile alerjeni tespit etmek ne yazık ki her zaman mümkün değildir.
 
Daha az görülen ancak daha ciddi belirtilerle karşımıza çıkan vernal konjonktivit ve atopik keratokojonktiviti tedavi etmek bazen zor olmaktadır. Nadir de olsa görmede etkilenebilir.
 
Tedavinin en önemli kısmı alerjenden temasın kesilmesidir. Göze damlatılan anti alerjik damlalar sadece belirtilerin azalmasına neden olur. Alerjik hastalığı ortadan kaldırmaz. İlaçlar kesildiğinde belirtiler yeniden ortaya çıkar. Kortizonlu göz damlaları da oldukça etkilidir. Ancak uzun süre kontrolsüz kullandıklarında görme kaybına kadar giden ya etkiler oluşturabilir.
 
Alerjenle temas anında soğuk kompres yapmak ve suni gözyaşı ile gözü yıkamakta rahatlatıcı etki yapabilir. Saman nezlesi gibi yaygın bir durumda ağızdan alınan antihistaminikler de göz belirtilerini azaltır.
 
Uzun süren alerjinin gözyaşı bezlerini etkilememsi sonucu göz kuruluğu belirtileri oluşma riski yüksektir. Bu durumda göz kuruluğunun da ayrıca tedavi edilmesi gerekir.
 
 
Prof.Dr. Muslime Akbaba

Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

www.muslimeakbaba.com/

Kalp Damar Hastalıklarının Tedavisi Kişiye Özel Belirlenmeli

Sol kola vuran ağrı damar tıkanıklığı habercisi olabilir

Koroner arter hastalığı, kalp adalesini besleyen ve “koroner arterler” olarak adlandırılan atardamarların sıklıkla “ateroskleroz” adı verilen damar sertliği sonucunda daralma veya tıkanması sonucu kalbin kan ihtiyacı ile gelen kan miktarı arasındaki dengesizlikten dolayı ortaya çıkan tablodur. Daralma sonucunda gelen kan miktarındaki azalmaya bağlı olarak yorgunluk, göğüste gerginlik, baskı hissi, yanma, genellikle sol kola vuran ağrı, çeneye doğru yayılan ağrı hatta bazen mide ağrısı şeklinde şikayetler gözlenir. Egzersiz ve stres gibi kalbin kan ihtiyacını artıran durumlar bu yakınmaları başlatabilir. Bu şikayetler genellikle dinlenildiğinde geçer.

Tanı kalp damarlarının görüntülenmesiyle konuluyor

Koroner arter hastalığının kesin tanısı “koroner anjiyo” olarak adlandırılan kalbin damarlarının görüntülenmesi ile konulmaktadır. Son yıllarda bilgisayarlı tomografi ile görüntü alınsa da “altın standart” kasık ya da kol atardamarından girilerek yapılan klasik anjiyodur. Tanısal anjiyo sonucunda hastaya tedavi seçeneklerinden uygun olanı önerilmektedir.

· Tıbbi tedavi: Bu tedavi seçeneği genellikle hastanın damar yapısının herhangi bir girişimsel müdahaleye gerek olmadığı ya da cerrahi veya stent işlemlerinden yeterli faydanın sağlanamayacağı hallerde önerilmektedir.

· Balon veya stent: Böyle bir girişim, genellikle hastanın damar yapısındaki darlığın bu tedavi yöntemine uygun olduğu ve yeterli kazanımın sağlanacağı durumlarda ya da cerrahi tedavi riskinin çok yüksek olduğu vakalarda önerilmektedir

· Koroner bypass: Cerrahi tedavi ise genellikle hastanın damar yapısına bir girişimin gerekli olduğu ve hastanın en düşük riske karşın en yüksek kazanımının cerrahi tedavi ile olduğu durumlarda önerilmektedir. Koroner bypass, darlık olan bölgenin daha ilerisine kanı götürmek amacı ile yapılan bir köprüleme işlemidir. Bu işlem bir açık kalp ameliyatı olarak yani kalbi durdurarak yapılabileceği gibi, kalbi durdurmadan çalışan kalpte de yapılabilmektedir. Kesi klasik olarak her iki meme arasından orta hatta olabileceği gibi küçük ya da yandan da olabilmektedir. Yöntem seçiminde temel hedef, hastanın genel durumuna ve riskine uygun olarak en faydalı aynı zamanda da en risksiz ameliyatı gerçekleştirmektir. İşlem sonrasında hastaların büyük bir çoğunluğu, 5-7 gün içinde taburcu olarak sağlıklı bir şekilde gündelik hayatlarına dönebilmektedir.

Ataşehir’de Kurban Kesim Yerleri Temizlendi

Kurban Bayramı’nda çevre ve görüntü kirliliği yaşanmaması için, Ataşehir Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yaklaşık 700 kamyon sakatat ve gübre temizlenirken, kurban satış ve kesim alanları da dezenfekte edilip kireçleme yapılıyor.
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kendini Özgür Hisseden Çocuk Süt İçiyor

Sütün içindeki laktoz bazı çocuklara dokunabilir
 
Bazı çocuklar anne sütünden kesilirken yerine konan inek sütünü reddedebilir. Bu reddetme çocuğun sütün tadını beğenmemesinden ya da biberondan içmek istememesinden kaynaklanabilir. Hatta çocuk duygusal olarak anne memesine bağlandığı için de süt içmek istemeyebilir. Süt sevmemenin bir diğer nedeni laktoz intoleransı olabilir. Bazı çocuklarda süt içtikten sonra karın ağrısı, kramplar ve gaz şikayetleri ile birlikte seyreden laktoz intoleransı süt içindeki laktozun iyi sindirilmemesi nedeniyle oluşan bir hastalıktır.

9 yaşına kadar günde 2 bardak süt tüketilmeli

 
Çocukların günlük almaları gereken kalsiyum miktarı yaşa göre değişir. 1-3 yaş aralığındaki çocukların 500 mg kadar kalsiyum ihtiyacı varken, ergenlikte bu miktar 800-1000 mg’a kadar çıkar. Bu miktarı karşılamak için 2-3 yaşındaki çocukların 2 bardak, 4-8 yaşındaki çocukların 2,5 bardak, 9-18 yaş arasındaki çocukların ise 3 bardak süt içmeleri yeterlidir.  

Çocuğunuza sütü sevdirmek için

•Başlangıçta az miktarda süt vermelisiniz. Bir su bardağı yerine bir çay bardağı süt verilmeli, alıştıkça bu miktar artırılmalıdır.

•Çocuğun kendini özgür hissetmesi önemlidir. “Süt içmek ister misin” yerine (Yüksek olasılıkla hayır cevabı alınır), “Sütünü ballı mı, çilekli mi, muzlu mu istersin?” diye sorulmalı ve ona tercih şansı verilmelidir. Böylelikle çocuk, hem sütünü içecek hem de kendini özgür hissedecektir.

•Süt için özel bir bardak ya da pipet alınabilir. Ayrıca çocukların taklit ederek ve düzenli tekrar ile öğrendikleri unutulmamalıdır. Çocuğa örnek olarak anne baba da düzenli olarak süt içmelidir.

•Yoğurt ya da kefir evde yapabilir, tüm bu işlemlere çocuk dahil edilerek yardım etmesi sağlanabilir.

•Gıdalar süt ile zenginleştirebilir; patates püresine, makarnaya süt ekleyebilir;  muhallebi, puding, dondurma, sütlaç ya da sütlü meyveli içecekler hazırlanabilir.

•Çocuk yine de süt içmiyorsa, sütün yerini tutabilecek besin grupları bilinmelidir. Peynir, yoğurt, ayran, kefir ve tereyağı kalsiyum yönünden zengindir. Yeşil yapraklı sebzeler de (brokoli, ıspanak gibi) kalsiyum içerir. Ayrıca bu sebzelerin sağladığı K vitamini kemik yapısını da güçlendirir. Soya ürünleri iyi bir kalsiyum kaynağıdır ancak soya proteinleri GDO’lu olabileceği için güvenilir bir kaynaktan alınması önemlidir.

•Sütün aşırı tüketiminin tek tip beslenmeye yol açıp, çocuğun diğer gıdaları tüketmesini engelleyeceği de unutulmamalıdır.

Kendi Kendine Meme Muayenesi 20 Yaşından Sonra Başlamalı

Meme kanseri kadın kanserlerinin tümünün %33’ünden ve kanserle ilişkili ölümlerin %20’sinden sorumludur. Kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra 2’inci sırada gelmektedir. Meme kanseri yaşla birlikte artış gösterdiğinden, 40 yaşından sonra her kadının yılda bir kez düzenli olarak meme muayenesi ve mamografi yaptırması gerekir. Meme kanseri erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle her ay kendi kendine meme kontrolü erken teşhis açısından hayati önem taşımaktadır. Meme kanseri konusunda yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak da tedavide başarı şansını artıran önemli bir faktördür.

Memede ele gelen her kitle kanser midir?

Memede ele gelen kitlelerin % 90’nından fazlası kanser değildir. Bunlar genellikle meme içinde büyüyen kistler, iyi huylu bu tümörler olabilir veya memenin kendi dokusu kitle gibi bir hal alabilir. Daha çok regl öncesinde meme içyapısı çok yoğun olduğundan, bu dönemde yapılan meme kontrolleri kitle varlığı düşüncesi oluşturabilir.

Fibrokistler kansere dönüşür mü?

Fibrokistler meme içindeki fizyolojik değişimlerdir ve hastalık olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle kansere dönüşme riskleri de yoktur. Fibrokistik yapıların varlığı sırasında memede kanser gelişebilir ancak sebep bu yapılar değildir. Stres, üzüntü ve sıkıntı durumlarında fibrokistlerin sayısı artar ve bu durum gerginliğe yol açar. Kafein kullanımı, fazla tuzlu ve yağlı yiyecekler de bu gerginliği tetikler. Fibrokistlerin artışı memede ağrıya neden olur.

Fibroadenom kanserleşir mi?

Fibroadenom, iyi huylu bir tümördür. Çevresine kapsülü vardır ve çevreye yayılması mümkün değildir. Bunda meme kanseri oluşma riski, normal meme dokusundan kanser gelişme riski kadardır. Çapı arttıkça riski % 1-2 oranında artar. Fibroadenom, soya tüketimi ve doğum kontrol hapı kullanımı nedeniyle bir miktar büyüyebilir ancak kanser yapıcı bir etkisinin olduğu söylenemez.

Meme kanserinde en önemli risk faktörleri nedir?

Meme kanserinde en büyük risk faktörü kadın olmaktır. Kadın cinsiyeti, 100 kat artmış riski ifade eder. Menopozdaki kadınlarda risk daha da yüksektir. Östrojen hormonuna maruz kalınan sürede artış olması, meme kanseri gelişme riskini artırır. Göğüs bölgesine radyoterapi yapılması ve özellikle 15 yaşından önce tedavi görmüş olmak önemli bir risk faktörüdür. Yağ içeriği yüksek yiyeceklerin uzun süreli tüketimi ve her gün 1-2 kadeh alkol tüketimi meme kanserinin artışında etkilidir.

Kendi kendine meme muayenesi için en uygun zaman hangisi?

Kadınlar kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlamalıdır. 20 yaş ve altındaki genç kadınlarda meme kanseri riski düşük olduğundan kafa karıştırıcı ve paniğe yol açıcı etkisi nedeniyle, kendi kendini meme kontrolü önerilmemektedir. Meme muayenesi yapmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönemdir.

İlk mamografi ve meme ultrasonu ne zaman yapılmalı?

Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanlar 26 ve ailesel olarak meme kanserine yakalanma oranı yüksek gruplar 32-34 yaşlarında bir kez, sonraki yıllarda 40 yaşına kadar 1-2 yılda bir mamografi yaptırabilir. 40 yaşından sonra ise her yıl düzenli olarak mamografi yaptırılmalıdır.

Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mı?

Geçmişte, hastaların yüksek doz radyasyona maruz kaldığı düşünülen mamografilerde bile 30 yıllık hasta takiplerinde, alınan radyasyonun vücut için önemli seviyede bir tehlikesi bulunmadığı ispat edilmiştir. Günümüzde kullanılan dijital mamografi teknolojisi, geçmişe göre 10 kat daha az radyasyon içermektedir. Kişinin düzenli mamografi çektirirken dikkat etmesi gereken en önemli ayrıntı, cihazın kaliteli ve sağlıklı bir görüntü vermesidir. Çünkü yetersiz ve kalitesiz görüntü, memedeki çok önemli bir tümörün atlanmasına neden olabilir. Meme kanserinin erken tanısında çok önemli bir payı olan mamografik bulgular iyi kalitede filmlerle daha net bir şekilde seçilmektedir. Hatta meme dokusundaki değişimler kanserleşmeden önce dijital mamografiler sayesinde yakalanabilir.  

Günümüzde meme kanserindeki cerrahi yaklaşım nedir?

Meme kanseri ameliyatlarında günümüzde, hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır. Hastanın memesinin alınması durumunda ise ikinci yıldan sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılabilmektedir. Çünkü meme kanseri nedeniyle memenin kaybedilmemesi ya da daha sonra yeniden bir memeye sahip olunması hastayı psikolojik açıdan rahatlatarak, sosyal yaşama adaptasyonunu daha kolay sağlamasına yardımcı olmakta ve tedavi başarısını artırmaktadır. Son yıllarda, memesi alınmak zorunda olan hastalara deri koruyucu mastektomi ve hemen ardından da rekonstrüksiyon yapılmaktadır.

Genç hastalarda meme korunur yaşlı hastalarda meme alınır mı?

Tıbbi olarak böyle bir görüş kesinlikle doğru değildir. Meme, her yaşta kadın için önemli bir objedir. Yaşlı hastaların memesi alınacak diye bir kural ya da böyle bir anlayış yoktur. Uygunsa tümörünün evresi, şekli, biçimi ve yaygınlığına bakılarak 70-80 yaşındaki bir kadının memesi de korunabilir.

Meme koruyucu cerrahi için kriterler nelerdir?

Hastanın memesinin alınmasını istememesi ve meme koruyucu cerrahiyi tercih etmesi gereklidir. Bu hastanın en temel hakkı ve tercihidir. Bu durumda doktorun öncelikli olarak meme koruyucu cerrahiyi düşünmesi gerekir. Kanserin bir bölgede olması gerekir. Memedeki tümörün de çok büyük olmaması, meme büyüklüğü ile kanserin orantısının bulunması gerekir. Kanser büyük meme küçükse memenin tümü alınmalıdır. Koltuk altı metastazları meme koruyucu cerrahi yapılmasını engellemez.

Meme hangi durumlarda mutlaka alınır?

Meme içinde yaygın tümörleri bulunan, memenin birçok noktasında aynı anda başlamış kanseri olan hastalarda meme koruyucu cerrahiler yapmak mümkün değildir. Bu durumda memenin mutlaka alınması gerekir. Hastanın mamografisinde yaygın ve kötü kireçlenmeleri varsa meme kanserinin birçok odakta başlamasına neden olacağı düşünülüyorsa, bu hastaların memesinin alınması planlanmalıdır. Daha önce göğüs duvarına radyoterapi yapılan hastalarda, meme koruyucu ameliyat sonrası yeniden radyoterapi yapılması gerektiği için, bu hastalara mastektomi uygulanmalıdır. 

Bebeklerde Göz Yaşarması

Bu belirtiler doğumdan hemen sonra görülebileceği gibi gözyaşı üretimi henüz başlamamış olan bebeklerde de 1-2 hafta içerisinde başlar. Bir veya iki gözde de olabilir. Sağ veya sol gözde, kız veya erkek bebeklerde görülme sıklığı eşittir. Yeni doğan bebeklerinin gözünde sürekli bir çapaklanma olması ebeveynleri çok tedirgin eder. Ancak gözde en sık görülen bu doğumsal hastalık görme ile alakalı olmayıp tedavisi mümkün bir durumdur.
 
Bebeklerin cildi çok hassas olduğu için göz çevresi temizliğinin de çok nazik yapılması gerekir. Önceden kaynatılmış ılık suyla ıslatılmış makyaj pamuğunu gözlerinin üzerinde bekletip kurumuş çapakları yumuşatarak nazik bir şekilde temizlemek gerekir.
Bebeklerin büyük bir kısmında herhangi bir girişimde bulunmadan ilk 6-9 ay içerisinde kanal kendiliğinden açılır. Bir yaşına kadar da açılma ihtimali vardır. Açılma şansını artırmak için ebeveynlere gözyaşı kesesi üzerine basınçlı masajın doğru bir şekilde nasıl yapılması gerektiğinin sağlık personeli tarafından öğretilmesi önemlidir. Doğru yapılmayan masajın kanalın açılması üzerine bir etkisi olmayıp enfeksiyon riskini artırma ihtimali vardır.
 
Tedavide verilen antibiyotikli damlalar kanalın açılmasını sağlamaz sadece sistem içindeki enfeksiyonu önlediği için çapaklanma geçer.  Bir yaşına kadar tıkanıklık açılmamışsa sondalama adını verdiğimiz basit bir cerrahi girişimle gözyaşı kanalı açılarak bu belirtilerin geçmesi sağlanır.
 
Gözyaşı drenaj sistemi içerisindeki bazı nadir anomalilerin neden olduğu tıkanıklıklar sadece sondalama ile açılmayıp balon ile genişletme, silikon tüp uygulaması, cilt veya burun içerisinden yeni kanal açılması gibi daha geniş kapsamlı müdahaleler gerektirebilir.
 
 
Prof.Dr. Muslime Akbaba

Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

www.muslimeakbaba.com/

Jack Nicholson’ın Rölü Oktay Kaynarca’nın

“5 Oscar’lı bu başyapıtı 80’lerde Elazığ’da izlemiş ve çok etkilenmiştim. Kerem Alışık’la konuşurken Guguk Kuşu’nu sahneleme planlarını duyunca dişlerim uzadı adeta… Oyuncunun dişleri uzaması deriz biz bu duruma, iştahım kabardı… Heyecanlandım… Guguk Kuşu çok önemli bir eser ve çok başarılı bir sistem eleştirisi.  Provalar çok keyifli geçiyor, tüm oyuncu arkadaşlarımız, yönetmenimiz koşa koşa geliyoruz provalara. Bir oyunun prova aşaması çok önemlidir ve bu sürecin en keyifli zamanlarıdır, ilerledikçe de tadından yenmez. Biz de şu an o aşamadayız. Oyunumuz Çolpan İlhan Sadri Alışık Tiyatrosu ismiyle Tiyatronun ilk oyunu olacak. Bu yüzden bu oyunda olmaktan ayrıca bir heyecan ve mutluluk duyuyorum.
 
Guguk Kuşu Hakkında;
 
Orijinal ismi "One Flew Over the Cuckoo's Nest" ve aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film, akıl hastası numarası yaparak güvenlik önlemleri daha az olan bir akıl hastanesine sevkedilen bir mahkumun (Jack Nicholson) geçirdiği zamanı konu alıyor. Mahkum, bu süre içerisinde hem kaçma planları yapıyor hem de akıl hastanesindeki diğer hastalarla farklı bir diyalog kuruyor. Terapilerdeki kendi başına buyruk hareketleri ve özgürlüğe olan düşkünlüğü nedeniyle diğer hastalara kötü örnek olduğunu düşünen baş hemşire Mildred (Louise Fletcher) ile de büyük sorunlar yaşıyor. Milos Forman tarafından yönetilen film, tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak gösteriliyor.

Meme Kanserine Karşı Pembe İzler Sokağı’nda Buluştuk

Meme Kanseri Farkındalık Ayı olan Ekim ayı kapsamında, 30 Eylül-2 Ekim 2014 tarihleri arasında Hilton İstanbul Bosphorus’ta “Uluslararası İstanbul Meme Kanseri Konferansı – Breastanbul” düzenlendi. Breastanbul; Türkiye Basketbol Federasyonu, Acıbadem Üniversitesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sağlık A.Ş, Türkiye Basketbol Federasyonu, Senatürk ve Europadonna Türkiye Derneği’nin sponsorluğunda gerçekleşti.
 
Breastanbul 2014, ülkemizde devam eden 2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’yla eş zamanlı düzenlendi. Böylece dünyanın en gözde kadın sporu organizasyonlarından biri olan bu şampiyonanın yarattığı kamuoyu ilgisini kullanarak kadın sağlığına yönelik en büyük tehditlerden biri olan meme kanserini gündeme getirmek, farkındalığı ve erken teşhis imkânlarını artırabilmek hedeflendi.
 
Halk günü olarak konumlanan konferansın son günü 2 Ekim’de ise Acıbadem Sağlık Grubu sponsorluğunda Pembe İzler Sokağı etkinliği düzenlendi. Toplumda meme kanseri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla, Hilton İstanbul Bosphorus çatısı altında düzenlenen “Pembe İzler Sokağı”nda tüm etkinlikler halka açık ve ücretsiz gerçekleştirildi.

Efsane basketbolcular şut maçı yaptı, Işın Karaca ve ünlü isimler sohbet etti

Gün boyunca meme kanserine yönelik bilinçlendirme çalışmalarıyla birlikte, birbirinden renkli etkinlikler de yer aldı. Roksan Kunter, Şükran Albayrak, Mihriban Oğuz, Ayşe Nur Alkaya gibi bayan basketbol dünyasında Türkiye için efsane olmuş isimlerin yanı sıra, Amerika’dan Edna Campbell ve Theresa Edwards, Fransa’dan Edwige Lawson, İskoçya’dan Joanna Shutherland, Rusya’dan Ilona Korstin, İspanya’dan Amaya Valdemoro, Brazilya’dan Hortencia Marcari, Bulgaristan’dan Albena Branzova gibi dünyaca ünlü efsane isimler 3,5 dakikalık şut maçında bir araya geldi ve “Meme kanserine karşı bir basket” de onlar attı.
HakanKa’nın moderatörlüğünde Işın Karaca ve sürpriz sanatçıların katılımıyla halk söyleşileri gerçekleştirildi. Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümü Başkanı ve Acıbadem Meme Sağlığı Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Pembe İzler Derneği Başkanı Seyyal Hacıbekiroğlu ve Pembe İzler Derneği Sözcüsü Arzu Karataş’ın da katıldığı söyleşide Işın Karaca, “Kadınlar ailesi ve sevdiklerinin sağlığı ile ilgilenirken kendi sağlıklarını unutuyorlar. Çok basit muayeneler bile atlanabiliyor bu yüzden. Benim 21 yaşında bir oğlum ve 3 yaşında bir kızım var. Öncelikle onlar için sağlıklı olmam gerektiğini düşünüyorum. O yüzden kontrollerimi aksatmıyorum” dedi. Prof. Dr. Uras, erken teşhis edilen meme kanserinde tedavi başarısı son derece yüksek. Bu nedenle kadınların kontrollerini ihmal etmemeleri çok önemli” dedi. Meme kanseri olan kadınların ise kadınların hayattan kopmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Uras, “Ben tüm hastalarıma tedavi sürecinde hayatlarına kaldıkları yerden devam etmeleri gerektiğini söylüyorum. Bu hastalık bir şeyleri yarıda bırakmak için bir neden değil. Bu yüzden hastalıkla mücadele etmenin en önemli koşullarından biri hayattan kopmamak” dedi. Hayattan Pembe Kareler Fotoğraf Sergisi’ne de fotoğrafıyla katılan ve kendisi de bir meme kanseri mücadelecisi olan Arzu Karataş ise, “Yıllardır sağlık sektöründe çalışıyorum ama ben bile kontrollerimi aksattım. Hastalığım 2. evrede yakalandı. Teşhis konulduğunda çok üzüldüm ve içimden o kadar çok ‘keşke’ler geçti ki… Şimdi tedavim sürüyor ve ben arkadaşlarımın da desteğiyle hayata yeniden bağlandım. Şimdi başka kadınların hayatına destek olmak için Pembe İzler Derneği çatısı altında çalışıyorum” dedi.
Müzik ve tango gösterilerinin de düzenlendiği sokakta ünlü spor, kozmetik, gıda ve moda markaları stantlarında kadınlara özel ürünleriyle yer aldı; kanserle mücadelede hem fiziksel hem de psikolojik destek sağlayan yoga etkinlikleri düzenlendi.

“Hayattan Pembe Kareler” Fotoğraf Sergisi’nin açılışı yapıldı

Sokakta, ünlü isimlerin objektifi, meme kanseri hastalığını yenmiş cesur kadınlarla buluştu… Pembe İzler Derneği desteğiyle gerçekleştirilen “Hayattan Pembe Kareler” fotoğraf sergisinde; aralarında Cengiz Semercioğlu, Berna Laçin, Wilco Van Herpen, Levent Özçelik, Murat Güloğlu, Amir Mobin, Çiler Geçici, Mehmet Kırali ve Mutlu Tönbekici’nin de bulunduğu ünlü isimler, meme kanserini yenmiş kadınları, onların güç kaynağı olan pembe temalarıyla birlikte fotoğrafladılar. Ekim ayı boyunca İstanbul’un önemli noktalarında sergilenecek bu çok özel fotoğraf sergisinin açılışı Hilton İstanbul Boshporus’taki Pembe İzler Sokağı’nda gerçekleştirildi. Serginin açılış kokteyline Hilton İstanbul Boshporus tarafından destek verildi. Serginin kahramanı olan meme kanseri hastaları kendi fotoğrafları karşısında duygu dolu anlar yaşadılar. Fotoğraf sergisini izlemeye gelen ünlü konuklar da vardı. Işın Karaca ve Ali Sunal sergiyi ilgiyle izleyerek meme kanseri olan kadınlarla bir araya geldi.

40 Yaşından Sonra Kırmızı Et Tüketimine Dikkat Edin

 
Taze ve yağlı et sağlığınızı bozabilir

Sağlıklı bir yaşam sürmenin temel unsurlarından biri dengeli beslenmedir. Dengeli beslenmenin ilk basamağı olan protein ve güçlü bir protein kaynağı olan et ise özellikle çocuklar, gençler ve doğurganlık çağındaki kadınlar için son derece önemlidir. Kırmızı etin kalori değeri, yağ miktarı, et kaynağının doğal ortamda beslenip beslenmediği, nasıl pişirildiği ve tazeliği altı çizilmesi gereken önemli noktalardır. Taze ve yağ oranı fazla olan etler, sağlığa daha çok zarar vermektedir.

Fazla et tüketimi kalp ve tansiyon hastaları için riskli

Kolesterol açısından zengin ve kalorisi yüksek olan kırmızı etin aşırı tüketilmesi kalp ve tansiyon hastaları için risklidir. Özellikle koroner kalp hastası, 40 yaşın üzerinde, az hareket eden, kilolu, kolesterolü ve tansiyonu yüksek olan hastaların kırmızı et tüketimine dikkat etmeleri gerekmektedir. Kırmızı et tüketimi ile birlikte sakatat tüketimi de ürik asit yüksekliğine neden olduğu için gut ve böbrek hastalığına yol açmaktadır.

Bayramda mangal keyfinin sonu kötü bitmesin

Kırmızı et tüketirken yağsız ve fazla tuz eklemeden pişirilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Eti pişirirken ateşe yakın tutmamalı ve yanması önlenmeli, tercihen fırında ya da sebze ile birlikte pişirilmelidir. Etin mangal yöntemi ile ateşe yakın pişirilmesi kanserojen maddelerin oluşmasına neden olmakta ve bu durumun kalın bağırsak kanserine sebep olabileceği bilinmektedir. Tüm bayram süresinde protein ihtiyacımız göz önüne alındığında günlük 200 mg geçmeyecek şekilde protein alınmalıdır. Bu genel vücut ihtiyacının üzerinde olsa da kurban bayramı için nisbeten güvenli bir sınırdır. Ayrıca etin tüketim miktarının kişinin yaşına, boyuna, kilosuna ve kronik bir hastalığı olup olmadığına göre değiştiği unutulmamalıdır.

Tatlı servislerini yemekten 2 saat sonra yapın

Bayram sofralarının vazgeçilmezi tatlılar konusunda da seçici olmak gerekmektedir. Sadece kolesterol ya da diyabet hastaları değil, sağlıklı insanlar da tatlı tüketiminde dikkatli olmalıdır. Kan şekerini dengede tutmak için o öğünde ki yemek miktarını azaltıp tatlıyı ara öğün şeklinde tüketmek daha doğru bir yaklaşımdır. Sofralarda şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Gün içerisinde taze sebze ve meyve tüketimi önemli

Bayramlarda zamansız tüketilen şeker ya da tatlılar, beslenme saatlerinin değişmesine neden olmaktadır. Gereğinden fazla et ya da tatlı yenildiyse günün geri kalanı meyve, salata ve sebze gibi besin değeri yüksek ancak kalorisi düşük besin gruplarından tercih edilmelidir. Taze meyve ve sebzeler, tok tutma özelliğine sahip olduğu için kurtarıcı olduğu unutulmamalıdır.

 Her gün yenen kırmızı et hayati risk doğurabilecek hastalıklara neden olabilir

Harvard Üniversitesi’nin araştırmasına göre her gün kırmızı et yemek, ölümcül hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. 30 yıldan fazla süren araştırma, kırmızı et tüketiminin kanser ve kalp krizini tetiklediğini ortaya koymaktadır. Her gün salam, sosis ve jambon gibi işlenmiş et tüketenlerde erken ölüm riskinin yüzde 20, işlenmemiş et tüketenlerde ise yüzde 13 olduğu gözlenmiştir. Günlük tüketilen et miktarını 40 grama düşürmenin; erkeklerde 10, kadınlarda ise 13 erken ölümden birini engelleyebileceği ifade edilmiştir. 

Uzun Süren Ses Kısıklığına Dikkat

Sigara ve alkol kanser riskini 10 kat artırıyor

Kanser oluşumunda bilinen en önemli etken sigaradır. Sigara kullananlarda kansere yakalanma riski, içmeyenlere göre 4-5 kat kadar daha fazladır. Ayrıca tedavi sonrası sağ kalım oranları sigara kullanan kişilerde kullanmayanlara oranla daha düşüktür. Riski artıran diğer önemli bir faktör de alkol kullanımıdır. Gırtlağın üst kısmının yemek yoluyla yakından ilişki halinde olması, alkolün gırtlağın üst kısmına ve yutak yolunun başlangıç bölümüne temas etmesi bu etkiyi yaratmaktadır. Sigara kullanımına alkol kullanımı da eklendiğinde kansere yakalanma riski sigara ve alkol kullanmayanlara göre 10 kata kadar artmaktadır. Bunların yanı sıra mide suyunun yukarı kaçması olarak da bilinen reflü hastalığı da gırtlak kanserinin oluşumunda rol oynamaktadır.

Boyun bölgesindeki şişliklere dikkat!

Gırtlak kanseri,  tümörün gırtlaktaki yerleşim yerine göre farklı belirtiler vermektedir. Tümör ses tellerinde ise ilk belirtileri genellikle ses kısıklığı, gırtlağın üst kısmında ise boğazda kitle hissi, kulağa vuran ağrı, yutma zorluğu, gırtlağın alt kısmında ise nefes darlığı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Tümör büyüyünce hangi bölge olursa olsun tüm bu belirtiler birlikte görülebilir. Bir diğer önemli belirti de boyun bölgesinde karşılaşılan şişliklerdir. Daha önceden saptanmayan bir şişliğin ortaya çıkması, dikkat çekici boyutlara gelmesi, kanserin boyundaki lenf bezlerine yayıldığının bir işareti olabilir.

Tanı ve tedavi için geç kalmayın

Gırtlak kanserinin tanısı muayene ile gerçekleştirilmektedir. Şüpheli bir durumla karşılaşıldığı takdirde, tümörden parça alınması (biyopsi) gerekmektedir. İşlem sırasında hastaya herhangi bir kesi yapılmadan ağız yoluyla sokulan borulardan gırtlak mikroskop altında incelenmekte ve tümör dokusundan parça alınarak patolojik incelemeye gönderilmektedir. Ardından saptanan bulgularla tümörün klinik evrelemesi yapılmaktadır. Radyolojik inceleme yöntemleriyle de (Tomografi, manyetik rezonans (MR) görüntüleme) ek bilgiler sağlanarak evrelemenin doğruluğu artırılmaktadır.

Gırtlak kanserinin tedavisinde kullanılan cerrahi işlemler kısmi gırtlak çıkarılması (parsiyel) ya da gırtlağın tamamının çıkarılması (total larenjektomi) olarak gruplandırılmaktadır. Kısmi teknikler; kesi yapılmadan ağız içinden çalışılarak tümörün aletlerle veya lazer ile çıkarılması ya da boyundan kesi yapılarak çıkarılmasıdır. Ağız içinden yapılan kısmi tekniklerden sonra hastada kalıcı olarak nefes borusunda delik açılması (trakeotomi ) yapılmaz ve hasta normal şekilde beslenir ve nefes alır. Ancak dışardan yapılan kısmi ameliyatlarda bir süre delik açılmasına ihtiyaç duyulur ama sonuçta bu delik kapatılır. Gırtlağın tümünün çıkarıldığı ameliyatlarda ise hasta sesini tamamen kaybeder ve boynunda kalıcı bir delik ile yaşamak durumunda kalır. Ağız yolu ile yutmasında ise bir değişiklik olmaz. Gırtlağın tümünün çıkarıldığı ameliyatlardan sonra hastanın yeniden ses çıkarabilmesi için de pilli cihazlar, yemek borusu sesi çıkarma eğitimi ya da nefes borusuna cihaz takma işlemleri uygulanabilir.

Kemoterapi sayesinde tümör yok edilebiliyor

Hastalığın tedavisinde erken dönemlerde radyoterapi tek başına oldukça etkili bir yöntemdir. İleri evrelerde ise tek başına radyoterapi yeterli olmamakta ve kemoterapi ile birlikte (kemoradyoterapi) ya da cerrahi sonrasında ek tedavi (adjuvant) şeklinde devreye girmektedir. İleri evrelerde gırtlağın tamamen çıkarılmasına gerek kalmadan kemoradyoterapi ile organ koruma sağlanarak tümörün yok edilmesi mümkün olabilmektedir. Böylece hasta sesini ve nefes alma fonksiyonlarını kaybetmeden yaşamını sürdürebilir.

Hasta tedavi sonrası kontrollerini aksatmamalı

Hastaların tedavi sonrasında da yakından takip edilmeleri gereklidir.  İlk bir yılda 1.5 ayda bir, 4 yıla kadar 2-3 ayda bir, 4. yıldan sonra da 6 aylık rutin muayeneler yapılmalıdır. Bu sayede tekrar eden ya da uzak organlara yayım (metastaz) yapmış tümörler erkenden saptanabilir. Gırtlağın tam çıkarılmadığı kısmi ameliyatlardan ya da radyoterapiden sonra hastaların sigara ve alkol kullanmaya devam etmeleri kanserin tekrar etme oranını arttırıcı bir faktördür. Takiplerde bu konuya da özellikle dikkat etmek gerekmektedir.

Ahu Yağtu Eski Bayramlarda ki Şıklığı Anlattı

Her bayram tüm aile en güzel kıyafetlerimizi özenerek giyerdik. Bu bayram adL’nin 60’lar esintili kıyafetleri, zarif ve sade kombinleri eski bayramların şıklığını anımsatıyor. Kalem etekler, kloş etekler, kumaş pantolonlar, zarif ayakkabılar ve gömlekler oluşturulan kombinler hem rahat hem şık olmanızı sağlıyor.  Herkese huzurlu ve keyifli bir bayram diliyorum. Umarım hersey gönüllerince olur” dedi.
 
2014-15  adL Sonbahar-kış koleksiyonunun marka yüzü Ahu Yağtu Üç farklı hikayesiyle adL koleksiyonunu güzelliğiyle tamamlıyor.
GÜÇLÜ VE ELEGAN
Modayı yakından takip eden güçlü ve stil sahibi kadının markası adL, Retro Glam, Heritage ve Miss Urban temalı natürel renklerden oluşan tasarımlarıyla gündüzden geceye şık olmanın detaylarını veriyor.

Retro Glam
Feminen bir kadının gardırobunda olması gereken parçalardan oluşan modern bir koleksiyon. Çiçek desenli kloş kesimler, klasik iş elbiseleri, deri parçalardan oluşan kombinleriyle yaşamınızı kolaylaştırıyor.

Heritage
1960 döneminin formlarının modernize edildiği, kumaşlar ve detayların ana temasını oluşturduğu, A kesim etekleri ve ekose desenleriyle ‘minimal’ bir stil yaratan tasarımlar, tüm gün şıklığı sunuyor.
 
Miss Urban
Fresh, modern ve rahatlığın ön planda olduğu, hem ofis, hem günlük giyime uygun jeanler, etekler ve gömlekleriyle günü renklendiriyor. Pudra, Sarı, Yeşil ,  Kırmızı, mürdüm, lacivert, saks, gri ve morların kullanıldığı desenli jakarlar ise detayı…

2014-15 Sonbahar-kış koleksiyonu tüm adL mağazaları ve www.adl.com.tr online satış sitesinden müşterisiyle buluşuyor.

Seda Sayan Programıyla Eylül Ayına Damga Vurdu

MTM’nin araştırmasına göre ayın en çok konuşulan bir diğer ünlü ismi 2 bin 571 haberle Sezen Aksu oldu. Eylül ayında verdiği konserde ilkokulda başörtü serbestliği ile ilgili söylediği sözlerle magazin gündemine damga vuran Aksu, RTÜK ile ilgili sözleriyle de oldukça konuşuldu. Bir başka konserinde 40. sanat yılını kutlayarak, faal müzik yaşantısını bırakacağını söyleyip ardından Seda Sayan'a göndermede bulunarak ‘Seda Sayan gibi yaşayacağım’ sözleriyle de magazin gündeminde yer bulan Sezen Aksu, Eylül ayında en çok kouşulan ünlü isimler sıralamasında ikinci sırada yer aldı. Sezen Aksu’yu sırasıyla Gülben Ergen, Cem Yılmaz ve Acun Ilıcalı izlediler.

 
EYLÜL AYINDA MAGAZİN DÜNYASININ EN ÇOK KONUŞULAN İSİMLERİ

No    Ünlü isim    Toplam haber adedi     Yazılı basın    TV    Online medya

 
1    Seda Sayan    4.073    502    119    3.452
2    Sezen Aksu    2.571    590    131    1.850
3    Gülben Ergen    2.333    326    90    1.917
4    Cem Yılmaz    2.236    415    140    1.681
5    Acun Ilıcalı    2.208    232    32    1.944
6    Hadise    2.074    456    130    1.488
7    Yılmaz Güney    2.065    638    33    1.394
8    Neşet Ertaş    1.975    343    84    1.498
9    Murat Boz    1.868    220    150    1.498
10    Mustafa Ceceli    1.863    241    115    1.507
 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi Tarafından, Eylül 2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve internet medyasında yapılan haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.
 

MTM Hakkında:

 
İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Ataşehir’de Kaza Trafiği Kilitledi

Bayram Tatlısı Sonrası Sızlayan Dişler Çürük Habercisi

Bayramda dişler ekstra özen ister

Bayramda fazla tüketilen şeker ve tatlılar sonrasında sızlayan dişler, çürüklere işaret edebilir. Asitli içeceklere karşı da dişler duyarlılık gösteriyorsa bu durum önemsenmelidir. Yapılan diş temizliği sonrası oluşan diş eti kanamaları, ağız ve diş sağlığının bozulmaya başladığını gösterebilir. Pestil gibi sert şekerlemelerin uzun süre ağızda emilerek kalmasının bakterileri besleyeceği unutulmamalıdır.

Yemek ve tatlı sonrası su için

Dört günlük Kurban Bayramı süresince tüketilen şeker, çikolata ve şerbetli tatlılar kilo alma problemi yaratabildiği gibi diş çürüklerine de zemin hazırlayabilmektedir. Yemek sonrası diş aralarına sıkışan ve yardımcı ağız bakım ürünleri ile temizlenemeyen yiyecekler, çürük ve diş eti problemlerine neden olmaktadır. Bunun için et, tatlı, şeker tüketiminin fazla olduğu bayramlarda dişlere daha fazla özen gösterilmesi gerekir. Yemeklerden, tatlılardan ve ara atıştırmalardan sonra su içmek zararlı kalıntıların az da olsa uzaklaştırılmasını sağlayabilir.

Eksik dişler sindirim sorunu yaşatır

Eksik dişlerin olması ve bunların dağılımı yenen yemeklerin çiğnenmesi ve sindirilmesine olumsuz etki etmektedir. İyi çiğnenmeyen ve hazmedilmeyen bir beslenme biçimi ile kilo kontrolü sağlanması zorlaşmaktadır. Ağızdaki eksik dişlerin, hem estetik hem de genel sağlık açısından tamamlanması önemlidir.

Yanlış kürdan kullanımı diş etine zarar veriyor

Kurban Bayramı'nda kurulan sofralarda en çok tüketilen et ve et yemekleri olacaktır. Yemek sonrası diş aralarına sıkışan ve rahatsızlık veren artıkları çıkarmak için de kürdan kullanılır. Ancak sivri olan ve sert bir şekilde kullanılan kürdanlar diş etinin tahrip olmasına zemin hazırlar. Yanlış kürdan kullanımının dişlerde kızarıklık, şişlik, kanamalara yol açar ve diş etlerine zarar verir.

Ağız ve diş sağlığı için güneşe çıkın

Beslenme biçimi sadece kilo kontrolü için değil ağız ve diş sağlığı içinde oldukça önemlidir. Anne karnından başlayarak yeterli D vitamini alımı diş yapısını güçlendirmektedir. D vitaminin en önemli kaynağı ise güneştir. Her gün yarım saat açık hava da olmak vücudun D vitamini alması için faydalı olacaktır. Proteinden zengin gıdalarda bulunan fosfor da dişler için oldukça faydalıdır. Et, balık, baklagiller, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Çay ve kahve tüketimini sınırlandırın

Bayram ikramlarının bir diğer vazgeçilmezi de çay, kahve gibi içeceklerdir. Masum gibi görünseler de dişlerde oluşan leke ve renk değişikliği üzerinde oldukça etkilidirler. Bunun için çay ve kahve tüketimini sınırlandırmak gerekir. Hem genel sağlık hem de ağız ve diş sağlığı açısından günde 6 fincan çay, 2 fincan kahveden fazlasının tüketilmemesini önerilmektedir.

Ataşehir’de Bitkisel Yağların Kontrolü ve Toplanması Devam Ediyor

Gereğinden fazla kullanılan ve kanserojen özellikler taşıyan kızartma yağlarının işyeri tarafından çevre lisanslı geri kazanım tesisleri veya toplayıcılarına verilmesi gerekiyor.

Ataşehir Belediyesi ekipleri yaptıkları denetimlerde Atık yağlarını çevre lisanslı firmalara vermeyen işletmelerin atık yağlarını lisanslı işletmelere vermelerini sağlıyor.

Özellikle çocukların en sevdiği yemekler arasında yer alan patates kızartması evlerde de sık sık yapılıyor. Uzmanlar, Türk mutfağının vazgeçilmezi olan kızartmalarda kullanılan bitkisel atık yağların en fazla 3 ile 5 kızartma arasında kullanılmasının doğru olduğunu belirtiyor.

Evlerde kullanılan bitkisel atık yağlar biriktirilip en az 6 litreye ulaştığı takdirde Ataşehir Belediyesi tarafından alınıp, geri dönüşüme kazandırılıyor.

Biriktirdiğiniz bitkisel atık yağlarınız için Ataşehir Belediyesi’nin 0216 570 50 00 numaralı çağrı merkezi arayabilirsiniz.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Kurban Kesim Yerleri Denetleniyor

Ataşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ilaçlama ekiplerince salgın ve bulaşıcı hastalıklardan korunma amacıyla satış ve kesim yerleri düzenli olarak dezenfekte ediliyor. Küpe numaraları, hayvan sağlık raporları ve nakil belgeleri olmayan kurbanlık hayvanların satışlarına izin verilmiyor.

Kurban satış ve kesim alanları içinde atık biriktirilen tüm üreme alanlarında ve ilçedeki çöp konteynerlerinde günlük karasinek ergin ve larva ilaçlaması yapılırken, kurban bayramı döneminde vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla Kurban bilgi kitapçıkları da dağıtılacak.

Ataşehir Belediyesi Veteriner hekimleri tarafından kurban bayramı öncesi hastalık taşımasından şüphe edilen hayvanların muayeneleri de yapılıyor.

Hastalık şüphesi taşıyan hayvanların muayenesi ve kesim sonrası et kontrollerinin yapılması için bayram süresince Ataşehir Belediyesi’nin 0216 570 50 00 numaralı telefon hattından Çağrı Merkezine başvuru yapılabilir.

 
Ataşehir’deki kurban kesin alanları:

 
Yedpa Kurban Satış Yeri:
Mimar Sinan Mah. Üsküdar Cd. No:1(Yedpa Ticaret Merk.) Haş Cd.86/87 2/1032 Parsel

Metro Gros Market Kurban Satış Yeri:
Yenisahra Mah.Zaloğlu Sok.(Metro Gros Market Yanı) 195/2665 Parsel

Ferhatpaşa (1) Kurban Satış Yeri:
Ferhatpaşa Mah. Gazipaşa Cd. 6546 Nolu Parsel

Ferhatpaşa (2) Kurban Satış Yeri:
Ferhatpaşa Mah. 67.Cad. 3 Pafta/1709 Parsel

Ferhatpaşa (3) Kurban Satış Yeri:
Ferhatpaşa Mah. Sarı Gaziyolu 3/1703/1705 Parsel

İçerenköy Kurban Satış Yeri:
İçerenköy Mah. Çayır Cd. No:1/133 (Hal Binası Yanı-Carrefour)

Esatpaşa Kurban Satış Yeri:
Esatpaşa Mah. Mütefferrika Sok.220/90/37 ParseL

İbb Kurban Satış Yeri:
Ferhatpaşa Mah.(İbb Satış Yeri)6547/6548 Parsel

Ferhatpaşa (4) Kurban Satış Yeri:
Ferhatpaşa Mah. 10 Pafta 6255 Parsel

Ferhatpaşa (5) Kurban Satış Yeri:
Ferhatpaşa Mah. Kömürcüyolu Mevkii 2 Pafta 6544 Parsel Ve 6543 Parsel

Ferhatpaşa (6) Kurban Satış Yeri:
Ferhatpaşa Mah. Kömürcüyolu Mevkii 2/1685 Parsel Yenişehir Kurban Satış Yeri: Yenişehir Mah. Şerifali Sok. 25/02/12749 Parsel

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Atık Pil Toplama Yarışması Yeniden Başlıyor

Çevre bilincinin yaygınlaştırılması ve kamu sağlığının korunması anlayışıyla kullanılmış pilleri toplayanların ödüllendirildiği uygulama kapsamında ilçedeki okullara ve alışveriş merkezlerine atık pil toplama makinesi yerleştirildi.

Son katılım tarihinin 29 Nisan 2015 tarihi olan kampanyada; öğrenciler topladıkları puanlar hediye puan değerlerine ulaştıkları zaman Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne başvurarak hediyelerine ulaşabilecekler.

Atık Pil Toplama Kampanyası kapsamında; 2 bin adet atık pil toplamayı başararak 20 bin puan sahibi olan kişiyi 250 TL değerinde elektronik ürün hediye çeki, 800 adet atık pil toplamayı başararak 8 bin puan sahibi olan kişiyi 100 TL değerinde elektronik ürün hediye çeki, 300 adet atık pil toplamayı başararak 3 bin puan sahibi olan kişiyi pil şarj cihazı ve 4 adet şarjlı kalem pil, 200 adet atık pil toplamayı başararak 2 bin puan sahibi olan kişiyi sinema bileti ve 100 adet atık pil toplamayı başararak bin puan sahibi olan kişiyi de 8 gigabaytlık USB bellek bekliyor.

“Doğanın Pili Bitmesin” sloganıyla başlatılan kampanya kapsamında ilçedeki okullara ve alışveriş merkezlerine atık pil makineleri yerleştirilirken, 2013 yılında Ataşehir Belediyesi 12 ton atık pil toplayarak İstanbul ilçe belediyeleri arasında 1. oldu. Böylece atık pillerin doğaya vereceği zararın önüne geçilmesine büyük katkı sağlandı.

Kazanılacak hediyelere karşılık gelen atık pil sayıları şu şekilde;

250 TL değerinde elektronik ürün hediye çeki …………………   2.000 pil
100 TL değerinde elektronik ürün hediye çeki………………….    800 pil
Pil şarj cihazı ve 4 adet şarjlı kalem pil        …………………….    300 pil
Sinema bileti                            ………………………………………….200 pil
Flash bellek(8gb)                     ………………………………………….100 pil

PİLMATİK NOKTALARI 2014-2015

Pilmatik Noktası ……………………………………Mahalle
1) Cemile Besler İlkokulu ……………………….Atatürk
2) Kadriye Faik Koparan İlkokulu ………… .. Atatürk
3) Ataşehir Belediye Başkanlığı. …………….Barbaros
4) Kent Çarşı          ………………………….. … Barbaros
5) Palladium AVM   ………………………………Barbaros
6) Sare Selahattin Ortaokulu ………………….Barbaros
7) Ali Nihat Tarlan İlkokulu …………………….Esatpaşa
8) Mustafa Öncel Ortaokulu …………………..Ferhatpaşa
9) Fetih İMKB İlkokulu …………………………..Fetih
10) Carrefour AVM……………………………….İçerenköy
11) Hasan Leyli Ortaokulu…………………    İçerenköy
12) Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulu……….İçerenköy
13) Celal Yardımcı Ortaokulu ……………….Kayışdağı
14) Brandium AVM ……………………………..Küçükbakkalköy
15) Novada AVM ………………………………..Küçükbakkalköy
16) Akşemsettin İlkokulu ……………………..Mevlana
17) Piri Reis Ortaokulu ………………………..Mevlana
18) Necatibey İlkokulu …………………………Mustafa Kemal
19) Ali Fuat Cebesoy İlkokulu ……………….Örnek
20) İhsan Kurşunoğlu Ortaokulu ……………Örnek
21) Çağrıbey İlkokulu ………………………….Yeni Çamlıca
22) Leman Ana Ortaokulu ……………………Yeni Çamlıca
23) Optimum Outlet AVM …………………….Yenisahra
24) Sakarya İlkokulu ……………………………Yenisahra
25) Ali İhsan Hayırlıoğlu Ortaokulu ………..Yenişehir

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi