Kurban Etini Sebze İle Tüketin

Kurban Bayramı’nda tek tip beslenmeyin

Demir emilimi ve besin çeşitliliğinin sağlanması açısından ana öğünlerde tabağın yarısı sebze ve salatayla doldurulmalıdır. Yine ara öğünlerde bağırsak hareketlerini düzenlemek adına meyve tüketimine özen gösterilmelidir. Etleri pişirirken doğru pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Etler, kızartma ve kavurma yerine, haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır. Etlerin çok yağlı olan kısımları da tüketilmemelidir. Et ile yapılan yemeklere yağ eklenmemelidir. Özellikle kalp damar ve kolesterol hastalığı bulunan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır.

Eti hemen kahvaltıda tüketmeyin

Kurban Bayramı’nda görülen yanlış alışkanlıkların başında kurban etlerinin kesildikten hemen sonra kahvaltıda tüketilmesidir. Etler sindirimi zor besinlerdir ve yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede, hem de sindirimde zorluğa sebep olur. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra kavurma veya kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirerek tüketmelidir.

Sebze yemekleri ile sofranızı çeşitlendirin

Sağlıklı bir bayram geçirmek için yüksek tansiyon, obezite, kalp-damar, mide-bağırsak ve şeker hastalığı olan kişilerin doğru beslenmesi çok önemlidir. Kırmızı et, iyi kalitede hayvansal proteinin yanı sıra; demir, çinko, fosfor, magnezyum mineralleri ile B ve A vitaminleri içermektedir. Fakat C ve E vitamini içermemektedir. Bu nedenle etlerin tek başına değil C vitamininden zengin sebzelerle beraber pişirilmesi veya tüketilmesi besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir. Aynı zamanda sebzelerde bulunan C vitamini, demir emilimini de artıracaktır.

Sağlıklı bir bayram yemeği tarifi

Kurban Bayramı’nda hem sağlıklı hem de lezzetli bir yemek olan “kiremitte et sote” yapılabilir. Küçük küçük doğranmış kuşbaşı etler, önce yüksek ateşteki tencereye konulur ve suyunu çekinceye kadar pişirilir. Daha sonra 1 çay bardağı sıcak su ilave edilip, kısık ateşte iyice yumuşayıncaya kadar pişirilir. Kayık şeklindeki toprak kaba alınır. Üzerine kabukları soyulmuş ve küp şeklinde doğranmış domatesler konulur. Sivri biberler doğranır. Az olacak şekilde tuz, karabiber ve zeytinyağı konulur ve 200 C’deki fırında 15-20 dakika pişirebilirsiniz.

 Bunlara dikkat edin

·Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalı ve kahvaltı her besin ögesini içerir nitelikte olmalıdır.
 
Etlerin yanında kan şekerini hızlı yükselten beyaz ekmek, pilav, makarna yerine tam buğday ekmeği ve bulgur pilavı tercih edilmelidir.
 
Ağır hamurlu tatlılar ve çikolatalar yerine, sütlü tatlıları veya meyve tatlıları tercih edilmelidir. Günde 1 porsiyondan fazla tatlı tüketmemeye özen gösterilmelidir.
 
Bayram süresince günde 10-12 bardak su içilmelidir.
 
Meyve suları, asitli/gazlı içecekler yerine açık çay, bitki çayları veya ayran tüketilmelidir.
 
Fazla çay ve kahve tüketimi yerine bitki çayları tercih edilmelidir.
 
Gaz, hazımsızlık ve şişkinlik şikayetleri için rezene, anason, kimyon, tarçın, papatya ve melisa bitkilerinden yardım alınabilir.
 
Fiziksel aktivitelere bayram boyunca da dikkat edilmeli, günlük tempolu yürüyüşlere devam edilmelidir.
 
Tuz tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Gözlük, Kontakt Lens, Refraktif Cerrahi (Lazer) Hangisi?

Miyop, hipermetrop ve astigmat ile 40 yaşından sonra ortaya çıkan presbiyopi’ye refraksiyon kusuru denir. Görüntü retina üzerine odaklanmadığından net değildir.  Bu odaklanmayı gözlük, kontakt lens veya refraktif cerrahi adını verdiğimiz içinde lazeri de kapsayan çeşitli ameliyat yöntemleri ile düzeltmek mümkündür.
 
Düşük dereceli görme bozukluklarında sadece ihtiyaç anında gözlük kullanmak çoğunlukla yeterlidir. Gözlük kontakt lens külfeti veya lazer gibi cerrahi gerektirmeyen kolay, basit bir yöntemdir. Çocuklarda hala en iyi seçenektir.
 
Gözlük kullanmak istemeyen kişiler için kontakt lens iyi bir alternatiftir. Günümüzde kontakt lens teknolojisi oldukça iyi gelişmiştir ve sürekli olarak daha iyi özellikleri olan lensler piyasaya verilmektedir. Özellikle numarası sürekli artan veya sabit olmayan kişiler refraktif cerrahiden önce gözlük kullanmak istemiyorlarsa kontakt lens kullanabilir.
 
Ancak unutulmaması gereken en önemli en önemli husus kişinin gözüne en uygun lensi, uygun sürede ve iyi hijyen koşullarında kullanmasıdır. Aksi takdirde kontakt lensin gözde oluşturduğu tahribatlar ileride lazer yapılmasına engel olabilir.
 
Refraktif cerrahi görme kusurlarını düzeltmek için yapılan tüm cerrahi işlemlerin genel bir tanımıdır. Gözümü çizdirmeye geldim diyen kişilerin aslında kalemle gözlerine çizik atılmadığını lazerle bir cerrahi işlem geçireceklerini bilmeleri gerekir.
 
Günümüzde bu başlık altında lasik, intralase, lasek, kornea halkası, göz içine lens yerleştirilmesi, şeffaf lens çıkarımı ve multifokal lens yerleştirilmesi gibi görme kusurlarını düzelten birçok cerrahi yöntem başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.
 
Gözlük mü, kontakt lens mi, refraktif cerrahi mi? Hangisini tercih etmeliyiz? Bu sorunun cevabı birden fazla değişkene bağlıdır. Kısaca belirtecek olursak,

1.Kişinin yaşı. 18-20 yaşın altında cerrahi genellikle uygulanmaz. Gözlük veya kontakt lens tercih edilmeli.

2.Gözlük numarası sürekli artan kişilerde cerrahi numara artışı duruncaya kadar ertelenmeli. Çünkü işlem mevcut durumu düzeltmektedir. Sonraki gelişmelere engel değildir.

3.Cerrahi öncesi yapılacak ölçümlerde gözün durumunun bu cerrahiye uygunluğunun araştırılması gerekir. Uygun olmayanların koşullarını zorlaması halinde görmede daha büyük problemlerin olabileceği konusunda uyarılmalı.

4.40 yaş öncesi uzak görme için yapılan Excimer lazer uygulamasının presbiyopiyi önlemediği ve yakın görme için ileride gözlüğü ihtiyacının olacağını önceden bilmeli.

5.Kişinin isteği.

 
Prof.Dr. Muslime Akbaba

Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

www.muslimeakbaba.com/

Gönül Kahvesi Ataşehir’de

Sadri Alışık Tiyatrosu’nun Adı Değişti

ÇOLPAN İLHAN & SADRİ ALIŞIK TİYATROSU 2014-2015 SEZON OYUNLARI
 
Çolpan İlhan &Sadri Alışık Tiyatrosu 2014-2015 yılı Oyun Repertuarı;
 
“Guguk Kuşu”
 
Beyaz perdenin kült filmleri arasında yer alan, Ken Kesey’in “Guguk Kuşu” adlı eserini Şakir Gürzumar yönetimde tiyatro sahnesine koymaya hazırlanan Çolpan İlhan &Sadri Alışık Tiyatrosu, oyun provalarına başladı. Henüz kadrosu açıklanmayan ve sürpriz isimlerden oluşan oyun prömiyerinin 13 Aralık’ta yapılması planlanıyor.
 
“Yatak Odası Diyalogları”
 
Birol Güven’in aynı adlı kitabından tiyatro sahnesine uyarlanan ve  Galip Erdal’ın yönetmenliğini yaptığı oyun, yoğun istek üzerine 3. Sezon da yine tiyatro severlerle buluşmaya devam ediyor. Başrollerini Levent Ülgen ve Goncagül Sunar’ın oynadığı “Yatak Odası Diyalogları” ;
 
-14 Ekim Salı Ataköy Yunus Emre Sahnesi saat 20.30
 
-18 Ekim Cumartesi CKM Saat 20.30
 
-2 Kasım,9 Kasım, 16 Kasım ve 23 Kasım da Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde saat 16.00 da sahnelenecek.
 
‘‘ Kafkas Tebeşir Dairesi’’
 
Geçen sezonun en iddialı müzikli oyunu olarak gösterilen ve sanatseverlerin büyük beğenisini kazanan SAKM Birim Sahne oyunu Kafkas Tebeşir Dairesi oyunu sezonu açıyor. Songül Öden ve Levent Ülgen'in başrolde olduğu oyun yeni sezonda da sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Yönetmenliğini Barış Erdenk'in yaptığı, koreografisini Sibel Erdenk'in üstlendiği, Çevirisini Yılmaz Onay'ın yaptığı, müzikleri Paul Dessau ya ait olan oyun 18 kişilik oyuncu ve müzisyen kadrosuyla dikkat çekerken 'Bir Çocuğu  Doğuran mı annesidir yoksa onu yetiştiren mi?' sorusunun cevabını sorguluyor. Biletler Biletix'te ve gişelerde.

Oyun Programı:
 
22 Ekim Kozzy 20.30
 
1 Kasım Cumartesi Zorlu Center PSM 20.30
 
8 Kasım Cumartesi Zorlu Center PSM 20.30
 
15 Kasım Cumartesi Zorlu Center PSM 20.30
 
22 Kasım Cumartesi Zorlu Center PSM 20.30
 
“Tatil Diyalogları”
 
Yine Birol Güven’in kaleminden tiyatro sahnesine uyarlanan ve yönetmenliğini Galip Erdal’ın üstlendiği sanatseverler tarafından büyük ilgi gören Yatak Odası Diyalogları oyununun devamı niteliğinde sahnelenecek “Tatil Diyalogları” adlı oyun bu sezon Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu’nun oyun repertuarında bulunuyor. Levent Ülgen ve Goncagül Sunar’ın rol aldığı oyun “Yatak Odası Diyalogları” ile dönüşümlü olarak sahnelenecek.
SAKM “Alternatif Sahne de bu sezon ; “MARKET” ve “BİR KADINI ÖLDÜRMEK”
 
“MARKET”
 
Her sezon olduğu gibi yeni sezonda da birçok farklı oyun ile sanatseverlerle buluşacak olan Çolpan İlhan-Sadri Alışık Tiyatrosunda Alternatif Sahne bünyesinde sahnelenecek Market'' oyunu provaları bütün hızıyla sürüyor.. Gökhan Erarslan'ın yazıp yönettiği oyun 24 Ekim Cuma günü  Çolpan İlhan Oda Tiyatrosunda seyirci ile buluşacak.
İzledikleri bir filmden etkilenerek hiç tanımadıkları sekiz insanı soğukkanlılıkla öldüren üç katil. Bir benzin istasyonunun marketinde başlayan tuhaf bir hesaplaşma ve sorgu…  
Nedensiz şiddet olur mu ya da katillik insanın doğasında var olan, doğuştan gelen bir güdü mü?   Yoksa katil, hiçbir zaman katile benzemez mi?  
Sadri Alışık Tiyatrosu’nun yeni sezon alternatif sahne oyunu Market, farklı kurgusu ve yalın anlatımı yeni-gerçekçi, sıra dışı bir eser… Belki de bir tiyatro oyunundan daha fazlası…

‘Adam öldürmek dediğin nedir ki? Altı yaşındaki çocuk bile yapar senin yaptığını. İnsan dediğin doğuştan vahşidir. Tabiatı böyledir. Katil olmak için illa delirmek ya da cinnet geçirmek gerekmez ki… Bak, ben üç kişiyi öldürdüm mesela. Hepsinde aklım başımdaydı. Delirmedim hiçbirinde… Ben sana bir şey diyeyim mi, çok insan tanıdım ben, ölmeyi hak ediyorlardı…’
Ayrıca Gönül Kıvılcım’ın yazdığı Nihat Alptekin’in yönettiği kadına şiddet temalı “Bir Kadını Öldürmek” adlı oyun Ekim ayı itibariyle sanatseverlerle buluşacak.

 
“Ayrılık”
 
Geçen sezon sanatseverler tarafından büyük beğeniyle izlenen, İbrahim Kendirci ve Ezgi Eyüboğlu’nun rol aldığı, Behiç Ak’ın yazdığı ve Gökçer Genç’in yönettiği “Ayrılık” adlı oyun da yine Kasım ayı itibariyle sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.
 
Oyun Programı:
 
8 Kasım Akatlar Kültür Merkezi 20.30
 
15 Kasım Akatlar Kültür Merkezi 20.30
 
22 Kasım Akatlar Kültür Merkezi 20.30

Çocuk Oyunu ; “La Fonten Orman Mahkemesi’nde”;

 
Bosh Çevre Çocuk Tiyatrosu’nun katkılarıyla sahnelenen “La Fonten Orman Mahkemesi’ oyunu yine bu yıl da tüm Türkiye’yi kapsayan bir turne ile çocuklarla buluşacak.

Ani Isı Değişimlerinde Kalp Sağlığına Dikkat

Kalbin baş düşmanı yanlış yemek tercihleri

Uzun ve güneşli yaz günlerinin yerini yavaş yavaş, yağmurlu ve soğuk günlere bırakması ile hareket ve aktivitelerinde azalmalar söz konusu olabilmektedir. Bu da beslenmesine dikkat etmeyen kişilerin kilo almasına sebep olur. Kalp sağlığı için öncelikle beslenme düzeninde bir ayarlama yapılması gerekir. Fazla kalorili ve ağır yemeklerin kalbin baş düşmanı olduğu unutulmamalıdır. Sağlıklı besinlerle oluşan ana öğünleri atlamadan, hazmı kolay yiyecekler tercih edilmelidir. Aşırı yağlı, hazmı zor ve hamur işi yiyeceklerden uzak durulmalı veya miktarlarına dikkat edilmelidir.

Doktorunuzla görüşün

Çok soğuk havalarda yapılacak olan günlük yürüyüşler evin koridorlarını kullanarak gerçekleştirebilir. Eğer bu olanak yoksa kalabalık olmayan saatlerde bazı alışveriş merkezlerinde bu yürüyüşler yapılabilir. Yapılacak spor türleri ve süreleri mutlaka doktora danışılmalıdır. Seyahat ve aktivitelerin şekli, yapılma süresi konusunda mutlaka bilgi alınmalıdır. Kalp yetersizliği ve kanda pıhtılaşma gibi sorunlar yaşayan kişiler uzun süreli oturmayı gerektiren seyahatlerden kaçınmalıdırlar. Yolculuklara çıkacaklarsa sıkça mola verilmesi önemlidir.

Soğuk hava kalbe direkt etki eder

Soğuk havanın kalp üzerine direkt etkisi olduğu için soğuk havalardan korunmak gerekir. Daha önceden kalp hastalığı olduğunu bilmeyen bazı kişilerde bazen soğuk havanın etkisi ile göğüs ağrıları olabilir. Tüm bu ağrılar soğuk havanın spazm etkisinden kaynaklanmaktadır. Soğuk havaya ellerinizi tuttuğunuzda el damarlarının büzüldüğünü görebilirsiniz. Kalp damarları da soğuk havalarda bu şekilde büzülmektedir.

Kalp krizi riski soğuk havalarda 3 kat artıyor

Kalp krizlerinin soğuk havalarda daha sık görülmektedir. Kalp krizlerinin kış aylarında iki, üç kat daha fazla olduğu ve yaz aylarına göre daha ölümcül olduğu gözlemlenmektedir. Her ne kadar yaz aylarında kalp hastalıklarının arttığına dair bir inanış varsa da yapılan araştırmalar özellikle kış aylarında kalp krizi tehdidinin daha fazla olduğunu göstermiştir.

Dışarı çıkarken dilaltı hapınızı alın

Doktor kontrolündeyseniz ya da daha önceden bir göğüs ağrısı ile karşılaşıp ilaç tedavilerine başlamışsanız bir önlem olarak dışarı çıkarken dilaltı haplarınızı ya da spreyinizi yanınıza mutlaka almalısınız. Durumunuzda bir farklılık hissettiğiniz anda hemen uygun bulduğunuz bir yere oturarak kullanmalısınız. Yakınmalar devam ediyorsa en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Enfeksiyon salgınları kalbi etkiliyor

Havaların soğuması kalp hastaları ve kalp hastalığını bilmeyen hastalar için önemli bir dönemdir. Bu soğuk havalarda enfeksiyon salgınları kalbi etkileyebilir. Ayrıca tansiyon hastaları çok dikkatli olmalıdır. Soğuk havaların damarlarda büzülmeye yol açması nedeniyle tansiyon yükselmeleri ortaya çıkabilir. Bu sebepten bilinen veya bilinmeyen kalp hastalığı olanlar tarafından korumasız giysilerle sokağa çıkıldığında direkt olarak kalp bölgesine gelen soğuk hava, kalp damarlarında büzülmeye yol açarak kalp ağrılarına veya kalp krizine yol açabilir. Birçok kalp hastalığının karlı bir kış günü evinin önündeki karları kürekle atmaya çalışırken yapılan eforla ortaya çıktığı unutulmamalıdır.

Kalp hastaları grip aşısı olabilir

Soğuk havaların yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladığı bu dönemde kalp hastaları grip aşılarını yaptırabilir. Yine Pnömokok aşısının yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir. Hava değişikliklerine karşın korumalı giysileri tercih etmeleri, insan yoğunluğunun fazla olabileceği alışveriş merkezlerinden uzak durmaları kalbi dolaylı yoldan etkileyen grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak için önemlidir.

Kalp Krizine Dur Demek Elinizde

30’lu yaşlardan sonra kalp sağlığınıza 2 kat özen gösterin

Kalp krizi, temel olarak erişkin yaş grubunda, çoğunlukla da 30'lu yaşlardan itibaren görülmeye başlamaktadır. Yaşın ilerlemesi ile sıklığı da artan bu durum, ani ölümlerin en önemli nedeni olarak bilinmektedir. Erkeklerde kadınlara oranla daha çok olarak görülmesine karşın, menopoz sonrası kadınlarda rastlanma sıklığı gün geçtikçe artarak erkeklerle benzer seviyeye gelmektedir.

Bu belirtilere dikkat!

Ani başlayan şiddetli göğüs ağrısı, nefes darlığı bazen de fenalık hissi ve bayılma belirtileri, kalp krizini işaret etmektedir. Bu yakınmalara aşırı terleme, bulantı ve kusma sıklıkla eklenmektedir. Kalp krizinde en sık görülen göğüs ağrısı yakınması, genelde hastalar tarafından “göğsün ortasında sıkıştırıcı tarzda” olarak tanımlanır. Bu ağrı daha çok sol kola, bazen her iki kola, boyna, alt çeneye ve karnın üst kısmına yayılabilir. Ağrı çoğunlukla çok şiddetli olup, hastalar bunu ''Sanki göğsümün üzerinde bir fil oturuyor'' gibi sözlerle ifade ederler. Bazen hastalar hiç ağrı hissetmeden yeni başlayan nefes darlığı ve çabuk yorulma yakınması ile doktora başvurabilirler. Bu duruma genellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda rastlanmaktadır. Hastaların bir kısmında ise kalp krizi çok hızla gelişip henüz hastaneye ulaşılamadan saatler içinde ölüme neden olabilmektedir.

Kalp krizine dur demek elinizde

Kalp krizi acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Müdahale zamanında yapılmadığında hayati risk oluşturur ya da kalbe ağır hasar verir. Bu nedenle hastalığa yakalanma sıklığını artıran durumlar ve alınabilecek önlemleri bilmek gerekmektedir. Kalp krizine zemin hazırlayan nedenler; yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, ailede kalp krizi öyküsünün bulunması, sigara kullanımı, yaş, obezite ve hareketsiz yaşam tarzı şeklinde sıralanabilir.

Düzenli kalp muayenesini ihmal etmeyin

30’lu yaşlardan itibaren herkesin yıllık doktor kontrolü yaptırması ve kalp krizine yol açan risklere sahip olup olmadığını öğrenmesi gerekmektedir. Risk faktörlerinin birinin, çoğunlukla da birden fazlasının bir insanda olması, son derece sık görülen bir durumdur. Bu tür risk faktörleri veya ailevi olarak kalp hastalığına yatkınlığı olanların, kalp yönünden daha sık ve daha kapsamlı olarak değerlendirilmesi, ilerde karşılaşılabilecek sorunlara karşı önlem alınmasını kolaylaştıracaktır.

Sigarasız ve hareketli bir hayat krizden koruyor

Son yıllarda çığ gibi artan şeker hastalığı ve sinsi seyreden hipertansiyona karşı dikkatli olmak gerekmektedir. Obeziteden kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, sigara kullanılıyor ise bunun bırakılması ilk alınacak önlemler olmalıdır. Belirtilen risk faktörlerinin ailevi yatkınlık dışında tedavi edilebilir durumlar olduğu, bu tedaviler ile kalp krizi riskinin ciddi anlamda azaldığı unutulmamalıdır.

Zamanla yarış çok önemli

Kalp krizi belirtileri hissedildiği anda acil olarak hastaneye gidilmesi gerekmektedir. Erken müdahalede tıkalı olan damarın hızla tespit edilip açılması, kalp krizi nedeniyle olabilecek hasar ve sorunları en aza indirecektir. Acil polikliniklerde kalp elektrokardiyografisi ve basit kan testleri ile bu tanıya ulaşmak ve gerekli tedaviyi başlatmak mümkündür.

Yeşil İş 2014 Sürdürülebilir İş Buluşması 6. yılında İş Dünyasını Değişim İçin Bir Araya Getirdi

Değişimi görüp takip edebilmenin tek başına yeterli olmadığını ve bu değişimi yönetebilmenin çok önemli olduğunun altını çizen Çimen, dünyada yaşanan sorunların enerji politikalarında bir değişimi zorunlu kılacağını belirtti. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de kalkınma ve demokrasinin yerelde başladığını belirterek enerji verimliliğinin önemi üzerinde durdu, “Bu anlamda şehrin tüm insan gücünü ve kaynağını kullanıyoruz.” dedi. İkinci gün konferansın açılış konuşmasını yapan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk bakanlığın projeleri hakkında katılımcılara önemli bilgiler verdi.
Yeşil İş 2014 Sürdürülebilir İş Buluşması’nda bu yıl ilk kez, “Sürdürülebilir İş Ödülleri” ve “Yılın Sürdürülebilir İş Lideri Ödülü” verildi. Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından verilen ödüllerde sürdürülebilir iş modelleri ile başarı kazanmış kurumlar ve sosyal, ekonomik ve çevre konularındaki tehditlere karşı ciddi adımlar atan liderler Türkiye’de ilk kez ödüllendirildi.
 
Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından 2009 yılından bu yana düzenlenen ve sürdürülebilir iş dünyasını bir araya getiren Yeşil İş 2014: Sürdürülebilir İş Buluşması, Raffles İstanbul’da başladı. Yeşil İş: Sürdürülebilir İş Buluşması bu yıl “Değişimi Yönetmek” teması ile katılımcılarla buluştu.

İki gün boyunca 130 konuşmacı ve 60 oturuma ev sahipliği yapacak konferansın önemli oturumlara sahne oldu.

CEO’lar Ajandalarını Açıkladı

 
Konferansın ilk gününde dikkat çeken etkinliklerden biri, 2014 CEO ajandaları başlıklı oturumdu. Yeşil İş’in 3 yıldır moderatörlüğünü yapan, sürdürülebilir iş dünyasına yön veren liderlerden biri olan The Guardian Gazetesi Sürdürülebilir İş Bölümü Başkanı ve Baş Editörü Jo Confino’nun başkanlığını üstlendiği oturuma; THY Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil, Schneider Electric Türkiye Genel Müdürü Bora Tuncer, BASF Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Başkanı ve BASF Türk CEO’su Volker Hammes, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Gökhan Öğüt ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Galya Frayman Molinas katıldı.

THY Genel Müdürü Doç. Dr. Kotil, şirket olarak başarılarının arkasında, yolculara ve hayata verdikleri büyük değerin yattığını belirtti. Kotil, “Biz karbondioksit seviyesini düşük tutmamız gerektiğinin bilinciyle hareket ediyoruz. Yani değişen koşullarda işimiz geliştirmek için dikkatli olmamız gerekiyor. 2100’de neler olacağını bugünden düşünerek politikalar üretiyoruz” dedi.

Schneider Electric Türkiye Genel Müdürü Bora Tuncer de “Türkiye her ne kadar OECD ülkelerinin gerisinde yer alsa da gelişen büyüyen sürdürülebilirliğin en iyi uygulanabileceği ülkelerin başında geliyor” dedi. Bu konuda büyük bir bilinçlenme yaşandığını vurgulayan Tuncer, büyük şirketlerin birçoğunun sürdürülebilirlik yaklaşımına hakim olduklarını ve kendilerini geliştirdiklerini söyledi. Tuncer konuşmasına şöyle devam etti:  “Küçük şirketler de bu büyüme şeklinin farkına vardı. Tüketici ise çevre dostu ürünlere karşı büyük bir sempati duyuyor. Türkiye'de müthiş bir büyüme potansiyeli var. Enerji alanında yaptığımız tüm çalışmaları çift taraflı bir sosyal sorumluluk projesi olarak görüyoruz. Dolayısıyla hem gezegeni koruyoruz, hem de korumanın bize sağladığı bütçeyi gelecek nesillerin gezegeni koruyabilmesi için bilinçlenmesi adına kullanıyoruz. Bunun için Türkiye'de sürdürülebilirlik konusunda öncü yapımızla örtüştüğüne inandığımız Yeşil İş Konferansı'na destek veriyor,  yine değişen tüketim anlayışını ölçerek, tüketim profillerini ortaya koyan ve bu anlamda birçok şirket için rehber görevi üstlenen Yeşil İş Tüketim Araştırması'nı destekliyoruz.”

BASF Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Başkanı ve BASF Türk CEO’su Volker Hammes de BASF olarak sürdürülebilirliği nasıl tarif ettiklerini şöyle aktardı: “Sürdürülebilirlik bizim için ekonomik başarılar, sosyal sorumluluk ve çevre bilinciyle birleştirerek topluma katkı sağlamaktır.”
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Gökhan Öğüt de oturumda Vodafone’un sürdürülebilirlik vizyonunu anlattı.
Sürdürülebilir Kalkınma Derneği YK Başkanı Galya Frayman Molinas, 100 küsur seneden beri aynı kurallarla aynı kalitede iş yaptıklarını belirterek, “Bizim hedefimiz bir sonraki yüzyıla hazırlanmaktır” dedi.

Finansmanda yeni araçlar Yeşil İş’te tartışıldı
Yeşil İş 2014: Sürdürülebilir İş Buluşması’nda, sürdürülebilirlik finansmanında ortaya çıkan yeni yöntemlerin tartışıldığı bir oturum düzenlendi. Oturumda  bankacılık ve finansal piyasaların sürdürülebilirlik dönüşümünde etkin rol oynadıklarından söz edildi; enerji yatırımlarının daha duyarlı olmaya başladığı ve bankacılık sektörünün de kredi vermeden önce riski anlamak istediği vurgulandı.

Sürdürülebilirlik İş Dünyasını Yeniden Yaratıyor

 
SustainAbility şirketinin yöneticisi Rob Cameron, sürdürülebilirlik iş dünyasını yeniden nasıl yaratır ve yaratmalıdır sorusunu gündeme getirdiği oturumunda konu ile ilgili çarpıcı yöntem ve vizyon paylaştı.
Yeşil İş 2014’te Hubbub Founder CEO’su Trewin Restorick da ‘Dönüşüm için davranış değişikliği’ konuşmasında “İletişimi akılda kalacak hale getirmek, dönüşüm için şart. Organizasyon yöneticileri, daha sürdürülebilir bir çalışma için sorumluluğu ele almalı ve liderlik görevini yerine getirmelidir. Bu noktada öncelikle liderleri eğitmeli ve işlerinin çevre faktörünü düşünmeye zorlamalıyız” dedi.

207 bin konutun kentsel dönüşüm ile 8 milyon metreküp ton CO2 azalımı

 
Konferansın ikinci gününde konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bakanlığın odaklandığı 7 ana proje hakkında katılımcılara bilgi verdi. Öztürk; Kentsel Dönüşüm Projesi, Enerji Yoğun Sanayiyi Enerji Az Yoğun Sanayiye Çevirmek, Büyükbaş ve Kümes Hayvancılığından Ortaya Çıkan Atıkların Ekonomiye Geri Döndürülmesi, Şirketlere Sera Gazı Salınımını Bildirme Zorunluluğu Getirme, Rüzgar ve Güneş Enerjisi Kullanımı, Araçlarda Sera Gazı Salınımlarının Azaltılması gibi projelerle enerjiyi daha verimli kullanabilmenin ve sera gazı emisyonlarını azaltmanın yollarını aradıklarını vurguladı.
Bugüne kadar 207.000 konutun kentsel dönüşüm kapsamına alındığını ve böylelikle yıllık 8 milyon metreküp ton CO2 azalımı sağlandığını belirten Öztürk, çimento, demir ve çelik sanayi atıkları ile tarımsal ve hayvansal atıkların, çevreye zarar vermeden toplanarak bio reaktör düzeneğinde biyogaz üretimine geçildiğini vurguladı. 

Sürdürülebilir Gıda

 
Türkiye Gıda Sanayii İşverenler Sendikası yönetim kurulu başkanı Necdet Buzbaş moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Yaşar Holding’ten Dr. Mehmet Aktaş, Cargill’den Murat Tarakçıoğlu ve Yıldız Holding’ten Mete Buyurgan konuşmacı olarak yer aldı.
Sürdürülebilir Gıda için, sürdürülebilir tedarik zincirinin ve yasal düzenlemelerin öneminin altının çizildiği oturumda su kaynaklarının verimli kullanılmaması geleceği tehdit etmekte olduğu belirtildi. 

Akıllı Şehirler, Yeşil Belediyeler…

 
Yeşil İş 2014: Sürdürülebilir İş Buluşması’nda bu sene akıllı şehirler ve sürdürülebilir belediyeler hem ana kulvarda hem de paralel oturumlarda tüm boyutlarıyla tartışıldı.
 
Konferans’ın İlk Konuk Şehri: Gaziantep
 
Yeşil İş: Sürdürülebilir İş Buluşması çatısı altında bu yıldan itibaren her yıl sürdürülebilirlik konusunda çalışmalar yürüten bir şehir konuk olarak ağırlanacak. Konferansın ilk konuk şehri Gaziantep oldu. Sürdürülebilir bir şehir modeli yolunda önemli adımlar atan Gaziantep’in Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, konferansta yaptığı konuşmada, kalkınma ve demokrasi kadar enerji verimliliğinin de yerelden başladığını söyledi.

Sürdürülebilirliğin önemli bir ayağı olan enerji verimliliği konusunda çok önemli çalışmalar yaptıklarını ve bunun için şehrin bütün insan gücü ve kaynaklarını kullandıklarını söyleyen Şahin, “Bu hayati konuyu bütünüyle ele alarak, öncelikle halkımıza ekolojik kentin ne olduğunu anlatmaya başladık. 32 milyon metrekarelik bir alanı ekolojik merkez ilan ettik. TÜBİTAK’la birlikte yeşil ev yaptık. Yeşil ev yapım kurallarına uyanların da kazanacağı imar planı üzerinde çalışıyoruz. Katı atık, atık suların çamurundan enerji üretiyoruz.  Türkiye’nin ilk solar otoparkını yapmayı başardık ve bu sayede yıllık 100 evin yakıt ihtiyacı karşılanıyor” diye konuştu.

Şahin, yaş Antep fıstığının üzerindeki kabuğun yüksek oranda metan gazı ürettiğini tespit ettiklerini vurgulayarak, TÜBİTAK’la birlikte buradan nasıl enerji üretileceğine dair çalışmalara başladıklarını anlattı.

Sürdürülebilir İş Ödülleri sahibini buldu

Yeşil İş 2014 Sürdürülebilir İş Buluşması’nda bu yıl ilk kez, sürdürülebilir iş modelleri ile önemli başarılara ulaşmış kurumlar ve sosyal, ekonomik ve çevre konularındaki tehditlere karşı ciddi adımlar atan liderler ödüllendirildi. 

Jürinin finale kalan 27 iş modeli arasından yaptığı seçimde Soysal Etki Kategorisi’nde Coğrafi İşaretli Ürünler ile Metro Market, İş Birliği Kategorisi’nde Sürdürülebilir Çay Tarımı ile Vodafone Türkiye, Karbon Enerji Yönetimi kategorisinde Atık Bertaraf ve Biyogaz Üretim Tesisi ile Sütaş, Sürdürülebilirlik İletişimi kategorisinde Sürdürülebilir Yaşam Planı ile Unilever Türkiye, Su Yönetimi kategorisinde Su Minimizasyonu ve Geri Kazanımı’yla Coca Cola İçecek İzmir Fabrikası aldı.

Yılın Sürdürülebilir İş Lideri Ödülü Borsa İstanbul YK Başkanı ve Genel Müdür Başkanı Dr. M. İbrahim Turhan’a verildi.

Yine bu yıl ilk kez Schneider Electric tarafından verilen ‘Pozitif Katkı Ödülü’ de İstanbul Modern Sanat Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı’na, Schneider Electric Genel Müdürü Bora Tuncer tarafından takdim edildi.

Sürdürülebilirlik Akademisi Hakkında:

 
Sürdürülebilirlik Akademisi, sürdürülebilir gelecek ve kalkınma için iş dünyasında sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandırmada öncü olmak misyonu ile ekonomik, toplumsal ve çevresel sürdürülebilirlik ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapmak amacı ile kurulmuş kar amacı gütmeyen bir sosyal girişimdir. Türkiye’de, iş dünyasında sürdürülebilir iş modellerinin yerleşimi, gelişimi ve toplumda sürdürülebilir yaşam şeklinin gelişimi için küresel yaklaşımla sürdürülebilirlik çalışmaları yapan Sürdürülebilirlik Akademisi; güçlü sürdürülebilirlik platformları yaratarak bu alanda önderlik yapmaktadır. Bu kapsamda Sürdürülebilirlik Akademisi, sürdürülebilir gelecek için çalışan ve iş süreçlerine sürdürülebilirliği yerleştiren ve yerleştirmeyi hedefleyen ulusal ve uluslararası kurumlar, sivil toplum kuruluşları ve devlet işbirliği ile araştırmalar, konferanslar, seminerler, workshoplar, kurumsal eğitim çalışmaları, sosyal sorumluluk projeleri ile danışmanlık ve üniversite gençliğine yönelik bilgilendirme çalışmalarını yürütmektedir. Sürdürülebilirlik Akademisi, gerçekleştirdiği tüm çalışmalarının karbon ayak izlerini silmektedir.

Kalp Krizi Geliyorum Der

Risk faktörlerinin farkında olun
 
Her beş erkekten biri ve sekiz kadından biri kalp hastalıklarından ölmektedir. Kalp ve damar hastalıkları her yaşta görülebilmekle birlikte, bu hastalıkların sıklığı özellikle erkeklerde 45 yaş sonrası kadınlarda ise menopoz sonrası artmaktadır. 60 yaş üzeri her yüz kişiden 87’si kalp hastalıklarından ölmektedir. Kalp damar sağlığı konusunda yapılan en büyük yanlışların başında hiç kalp hastası olmayacağını düşünmek gelmektedir. Diğer yanlışlar ise hareketsiz ve stresli yaşam tercihi yapmak, risk faktörlerinin farkında olmamak ve sigara kullanmaktır.

Doktorunuzdan hangi risk grubunda olduğunuzu öğrenin

 
Kalp damar hastalığı riskinizi öğrenmek için şu sorulara cevap vermeniz yeterli olacaktır: Kolesterol (kötü huylu kolesterol) seviyenizi biliyor musunuz? Kan şekeri  seviyenizi biliyor musunuz? Kan basıncınızı (tansiyonunuzu)  biliyor musunuz?   Bu sorulardan herhangi birine yanıtınız HAYIR ise kesinlikle sadece bu değerleri öğrenmek adına kalp kontrolüne gitmelisiniz. Temel testler sonrası bulunduğunuz risk grubuna göre doktorunuz muayene ve kontrol sıklığını belirleyecektir. Yüksek riskli gruptaki kişilere senelik kontroller önerilirken düşük risk grubundaki kişiler için kontrol aralıkları uzun tutulabilir. Kalp hastalıkları önlenebilir hastalıklar grubundadır. Erken teşhis edilen ve kalbinizin korunmuş olduğu durumdaki tedaviler son derece yüz güldürücüdür.

Kalp krizi nasıl geliyorum der?

 
İstirahat halinde, göğüs orta hattında huzursuzluk, ezici, baskı veya yanma tarzında bazen sol kola, sırt ve omuza yansıyan ağrı hissediyorsanız kalp krizi geçiriyor olabilirsiniz. Ani gelişen nefes darlığı, soğuk terleme ve ölüm kaygısı da kalp krizi habercisi olabilir. Kimi zaman kalbin alt yüzeyini besleyen damar tıkanıklarında ilk şikayet bulantı, kusma ve baygınlık hissi olabilir. Kalp krizinin belirtilerini bilmek ve farkında olmak erken müdahalenin temel esasıdır çünkü kalp krizi zamana karşı bir yarıştır. Kalp krizi öncesi hissedilen göğüs ağrısının farkında olmak erken tanı ve tedavi açısından bir şans olabilir.

Kendinizin veya yakınınızdaki birinin kalp krizi geçirdiğini düşünüyorsanız mutlaka yapmanız gerekenler şu şekilde sırlanabilir:

•Hemen 112 Acil çağrı numarasıyla profesyonel destek istenmelidir.

•Varsa kişiye hemen aspirin çiğnetilmelidir.

•Kişi oturtulmalı veya yatar duruma getirilmelidir.

•Kıyafetler sıkıysa gevşetilmelidir.

•Kişinin derin ve yavaş nefes alıp vermesi sağlanmalıdır.

•Kişinin kullandığı dilaltı hapı varsa zaman kazanmak için kullandırılabilir.

•Kişiyi öksürtmek nabız farklılığı hissedildiğinde faydalı olabilir.

•Kalp krizi geçiren kişi yalnız bırakılmamalı, zaman kaybedilmemeli, ağızdan ilaç haricinde bir şeyler verilmemelidir.

Kalp krizinde en önemli durum kalp ve solunum durmasıdır. Ailesinde kalp hastalığı olan bireylerin ilk yardım konusunda eğitim almaları kalp masajı ve yaşam desteği durumunda müdahaleyi bilmeleri önemlidir. Kalp hastası olan kişiler ilaç listesi yapmalı ve bunu yanında bulundurmalıdır.

Ataşehir’de “Can Dostlar” Buluşuyor

Hayvan hakları üzerine konuşmalar ve çeşitli etkinlerin yapılacağı şenliğe tüm can dostlarımız davetlidir.

Tarih: 28 Eylül 2014 / Pazar

Saat: 13.00-17.00

Yer: Ataşehir Hayvan Barınağı – Turgut Özal Bulvarı, TEM Otoyolu Sonu, Ataşehir

Ataşehir Hayvan Barınağına nasıl gidilir?

Ataşehir Merkez'deki McDonald's'ın yanından, Dudullu istikametinden aşağı inilip yol sonundaki göbekten sola, TEM Otoyolu'nun altından, SOYAK Yenişehir istikametine gidin. TEM Otoyolu'nun altından geçtikten sonra soldaki T.C. Kadıköy Belediyesi Sokak Hayvanlarını Koruma ve Barındırma Merkezi tabelasını izleyin.Yapılan yeni yol düzenlemesi sonucu tabelayı gördüğünüz yerden sola dönmeniz artık mümkün olmayacaktır. Tabelayı gördükten sonra düz gidip, Çakmak tabelasından sola dönerek doğrudan Merkez'in önüne gelinmektedir.

 
 
Kaynak:  Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi 500 Çocuğu Sünnet Ettirdi

Hazırlanan organizasyonla her yıl olduğu gibi bu yılda yüzlerce Ataşehirli çocuk, en sağlıklı ve modern koşullarda ücretsiz sünnet olurken, Ataşehir Belediyesi tarafından sünnet ettirilen 500 çocuk ve aileleri onlar için hazırlanan sünnet şöleninde keyifli saatler geçirdiler. Çocuklar için oyun parkları kurulan alanda palyaçolar da gösteriler sergiledi.

Bu yıl altıncısı düzenlenen Sünnet Şöleninde 500 çocuğu sünnet ettirdiklerini söyleyen Başkan İlgezdi, “Belediyemiz tarafından düzenlenen 6 sünnet şöleni kapsamında binlerce çocuğu sünnet ettirdik. Sünnet çocuklarımızı tebrik edip, tüm hayatları boyunca mutluluk ve başarı diliyorum. Yoktan var ettiğimiz Ataşehir’de çok çalıştık ve bugünlere geldik. 2014 seçimlerinde Ataşehir'de tekrar iktidar olduk. Katkılarınız için siz Ataşehirlilere çok teşekkür ediyorum” dedi.

Geleneksel Sünnet Şöleni kapsamında; ilçedeki çocukların sünnet olmalarına katkı sağlayan hastanelere Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi tarafından teşekkür plaketi verildi. Ayrıca Başkan İlgezdi, Gamze Akkuş İlgezdi ve Belediye Başkan Yardımcıları sünnet olan çocuklara birer altın hediye etti.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Bebeklerde Göz Muayenesi Ne Zaman Yapılmalı

Bebeklerde en sık karşılaşılan göz problemi göz tembelliği ve şaşılıktır. Ancak erken tespit edilerek tedavisi yapılırsa başarı elde edilmektedir.
Bebekler doğdukları andan itibaren gözlerinde herhangi bir problem olduğu düşünülüyorsa mutlaka bir göz hekimi tarafından muayene edilmelidir. Aksi takdirde rutin ilk muayene 6 aylıkken, sonrakiler sırası ile 2-4 yaş arası, hemen okul öncesi ve 2 yılda bir yapılmalıdır. Eğer bir problem varsa hekimin önereceği sıklıkta görülmelidir.
 
Çocuk hekimleri de rutin muayeneleri sırasında bebeklerde odaklanmayı, renk tanımayı, derinlik hissini ve 3 boyutlu görmeyi değerlendirip gözlerinde bir problem olup olmadığının takibini yaparlar. Problemi olan çocukların göz hekimi tarafından görülmesini sağlarlar.
 
Bebeklerin göz muayenesi yetişkinlerden farklı yapılmaktadır. Önce ailede kalıtsal olabilecek herhangi bir göz problemi olup olmadığı sorulur. Sonra dikkatlerini çekebilecek renkli bir obje ile gösterilerek takip edip etmediğine bakılır. Bu sırada göz hareketleri izlenir. Sırası ile gözler tek tek kapatılarak kayma olup olmadığı araştırılır. Bir ışık kaynağı ile gözün ön kısmı değerlendirildikten sonra göz bebeğini genişleten damla damlatılır. Yaklaşık yarım saat sonra miyop, hipermetrop, astigmat olup olmadığına bakılır. Ayrıca retina ve optik sinir muayenesi yapılır. Bu muayene de normal olmayan bulgular tespit edilirse daha özel testlere geçilir.
 
Prof.Dr. Muslime Akbaba

Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

www.muslimeakbaba.com/

Doğru Beslenerek Gripten Korunun

Taze sebze ve meyveler C vitamini deposu. Hem kış hem de yaz aylarında düzenli bir beslenme alışkanlığına sahip olmak gerekir. Bunun için; et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin grupları dengeli bir biçimde tüketilmelidir. Özellikle taze sebze ve meyveler, soğuk havalarda da sağlıklı kalmak isteyenler için ideal besinlerdir. C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar ve savunma sistemini güçlendirir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. C vitamini kaybını önlemek için salata ve meyve suları, tüketilmeden hemen önce hazırlanmalıdır.

Balık, süt ve yumurta enfeksiyon düşmanı

Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır. Bu besinlerin belirli ölçülerde tüketilmesi, hastalıklardan korunmada önemli rol oynar.

Güçlü bağışıklık sistemi için fındık, ceviz, badem ve balık

E vitaminin en önemli görevi antioksidan özelliğidir. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerdir. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Hastalıklara karşı yoğurt ve kefir

Yoğurt prebiyotik, kefir ise probiyotik olarak tanımlanmaktadır. Bunlar vitaminlerin emilimini artırarak hastalıklara karşı koruyucu bir etki sağlar.

Doğal şifa kaynağı bal

Bal, enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır.

Faydası da kokusu kadar etkili

Sarımsağın yapısında bol miktarda su, fruktoz içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunur. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir. Bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyen sarımsak, kansere karşı da etkili bir silahtır.

Bir tutam maydanozla gelen sağlık

Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi, adrenal bezin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir. Yapraklarında uçucu yağlar, flavonoidler, protein, klorofil ve glikozit; köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar vitamin ( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum ve magnezyum yönünden zengindir.

Ara öğünlerde kayısı

Kayısı, mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karoten bakımından çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bunlara ek olarak; A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar.

En zengin meyve kivi

Dünyada yoğun olarak tüketilen 26 meyve içerisinde yer alan kivi, besin maddesi yönünden de en zengin olandır. Kivi meyvesinin 100 gramında ortalama 100-400mg C vitamini bulunur. Ayrıca yüksek potasyum miktarı ve düşük sodyum ile magnezyum içeriği bakımından en zengin meyve olarak ön sıralarda yer almaktadır. E vitamini, bakır, fosfor, B2 vitamini ve A vitamini bakımından da iyi bir içeriğe sahiptir. Kivi, karotenoidler (beta karoten, lutein ve ksantofil), fenolik bileşikler (flavanoidler ve antosiyaninler) ve antioksidant içerikleri yönünden de oldukça önemli meyvelerdendir.

Türkiye’nin İlk Sürdürülebilir İş Ödülleri Finale Kalan Projeleri Belli Oldu

Finale Kalan Projeler aşağıda alfabetik olarak yer almaktadır.
 
SOSYAL ETKİ KATEGORİSİ     
      
SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ MODELİ     KURUM ADI
      
COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER    Metro Market
ÇOCUKLAR ÇALIŞMIYOR (GÜLEN ÇOCUK)    Noor Fındık
DOKUNDUĞUM RENK    İstanbul Modern
EKONOMİYE KADIN GÜCÜ    Turkcell
GELECEĞİN TARIMI     Coca-Cola Pazarlama
MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ (MLMM)    Koç Holding
YEŞİL ETİKET     Asya Meyve Suyu
      
     
     
İŞBİRLİĞİ KATEGORİSİ     
      
SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ MODELİ    KURUM ADI
      
GELECEK TURİZMDE SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM DESTEK FONU    Anadolu Efes
İSKENDERUN KÖRFEZİNDE ENDÜSTRİYEL SİMBİYOZ     BP- BTC Ham Petrol Boru Hattı
Şirketi, Türkiye Şubesi
OTTAN SOFRAYA ENTEGRE İŞ MODELİ    Sütaş
SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇAY TARIMI     Vodafone Türkiye
      
      
      
KARBON ENERJİ YÖNETİMİ KATEGORİSİ     
      
SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ MODELİ    KURUM ADI
      
ATATÜRK HAVALİMANI ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE KARBON EMİSYONU AZALTIM PROJESİ    TAV Havalimanları
ATIK BERTARAF ve BİYOGAZ ÜRETİM TESİSİ    Sütaş
EKOKREDİ    Şekerbank
ENERJİ VERİMLİLİĞİ PROJELERİ    Barilla Gıda
INTERMODAL TAŞIMACILIK    Ekol Lojistik
      
      
      
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLETİŞİMİ KATEGORİSİ     
      
SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ MODELİ    KURUM ADI
      
ENERJİ ÜNİVERSİTESİ    Schneider Electric
EKOKREDİ    Şekerbank
GELECEĞE YOL AL    Aygaz
GÜVENLİ DOĞALGAZ KULLANIM KAMPANYASI    İGDAŞ
SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇAY TARIMI PROJESİ     Unilever-Lipton
SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM PLANI     Unilever Türkiye
      
      
SU YÖNETİMİ KATEGORİSİ     
      
SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ MODELİ    KURUM ADI
      
ATIKSULARIN ARITILARAK TEKRAR KULLANILMASI    İETT
SU GERİ KAZANIM PROJESİ    Coca Cola İçecek  Çorlu Farbrikası
SU MİNİMİZASYONU VE GERİ KAZANIMI    Coca Coca İçecek  İzmir Fabrikası
SUSUZ ÜRÜNLER İLE DOĞAYA KATKI    DeFacto
YEŞİL DİYALİZ İLE SU KAYNAKLARININ ETKİN YÖNETİMİ    Fresenius Medikal Hizmetler

Her yıl verilecek ödüllerin amacı sürdürülebilir gelecek için, lider kurum ve kişileri vurgulamak, başarılarının ayrıntılarını geniş kitleler ile paylaşmak, yapılmış olan sürdürülebilirlik çalışmaları ile model oluşturarak değişimi teşvik etmektir.
Türkiye’de, iş dünyasında sürdürülebilir iş modellerinin yerleşimi, gelişimi ve yaşam şeklinin yaygınlaştırılması için global bir yaklaşım ile çalışan Sürdürülebilirlik Akademisi, sürdürülebilir gelecek ve kalkınma için iş dünyasındaki dönüşümü hızlandırma misyonu ile 2014 yılında sürdürülebilirlik alanındaki iyi uygulamaları ödüllendiriyor. Başvuru yapan kuruluşlar Türkiye’de sürdürülebilir gelecek  hedefi ile, yeni ekonominin örnek lider kuruluşları arasında yer alacak ve Türkiye’de diğer kuruluşlara model teşkil edecek projelerini paylaşmış olacak. Ayrıca Türkiye’de sürdürülebilir iş modellerinin gelişmesine  ve  değişimin ivme kazanmasına  katkıda bulunacaklardır.
Ödüllere sürdürülebilir iş modelini benimsemiş, Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler katılmıştır. 

Yılın Sürdürülebilir İş Lideri

 
Türkiye’nin ilk ‘’ Sürdürülebilir İş Lideri’’  Ödülü de 23 Eylül 2014’teki ödül töreninde açıklanacaktır.

Sürdürülebilir İş Ödülleri ve Ödül Töreni detaylı bilgi için; www.surdurulebilirisodulleri.com ve www.yesiliskonferansi.com sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

 
Sürdürülebilir İş Ödülleri Hakkında:
 
Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından bu yıl ilki gerçekleştirilen Sürdürülebilir İş Ödülleri’nin amacı yalnızca sürdürülebilir iş modelleri ile önemli başarılara ulaşmış kurumlar ile sosyal, ekonomik ve çevre konularında ki tehditlere karşı ciddi adımlar atan liderleri kutlamak ve onurlandırmak değil aynı zamanda; sürdürülebilir gelecek için, lider kurum ve kişileri vurgulamak, başarılarının ayrıntılarını geniş kitleler ile paylaşmak, yapılmış olan sürdürülebilirlik çalışmaları ile model oluşturarak değişimi teşvik etmektir. Finale kalan projeler, Türkiye’de sürdürülebilir gelecek hedefi ile yeni ekonominin örnek lider kuruluşları arasında yer alacak ve Türkiye’de diğer kuruluşlara model teşkil edecek projelerini paylaşmış olacaklardır. Ayrıca Türkiye’de sürdürülebilir iş modellerinin gelişmesine ve değişimin ivme kazanmasına katkıda bulunacaklardır.

Ataşehir Belediyesi Sanat’ı Mahallenize Getiriyor

“Sanat Eğitimini Mahallenize getiriyoruz” projesi kapsamında gerçekleştirilen sanat eğitimlerinin kayıtları 22 Eylül Pazartesi itibariyle başlıyor. Kayıt olmak isteyen vatandaşlar kimlikleri ile Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi, ATAMEM, Mustafa Kemal Ataevi, İnönü Ataevi, Kayışdağı Ataevi, Yeni Çamlıca Ataevi ve Ferhatpaşa Ataevi’ne 03 Ekim Cuma gününe kadar müracaat edebilirler.

Sadece Ataşehir’de ikamet eden vatandaşların yararlanabildiği eğitimlerde, branşlara göre Gitar, Keman, Bağlama ve Tiyatro eğitimlerine 9 yaş ve üstü, Dans, Halk Oyunları ve Perküsyon eğitimlerine 7 yaş ve üstü, Temel Müzik Eğitimine 6-7-8 yaş grubu, Ana Renkler Resim Eğitimlerine ise sadece kadınlar kayıt yaptırabilirler.

Ahmad Tea Detoks ile Canlanın

Ahmad Tea Hakkında
 
Tam 4 nesildir kalitede klasik aile geleneğini sürdüren İngiliz lüks çay markası Ahmad Tea, dünyanın dört bir köşesinde yer alan özel çay bahçelerinden özenle toplanan çay yapraklarıyla çay tutkunlarına eşsiz bir aroma ve harman sunuyor. İngiltere'nin kalbinde hergün çay kültürünü yeniden yaşatan Ahmad Tea, 70'i aşkın ülke ve 6 kıtada lüks aromasıyla eşsiz bir çay deneyimi sunuyor. Ahmad Tea bugün hala ilk yöneticisinin “Evde keyifle içmeyeceğim bir çayı asla satmam” vizyonuyla ilerliyor.

Rusya ve Kuzey Afrika'da faaliyette olan Barnet İnşaat ve Dış Ticaret şirketi, Türkiye pazarına sunduğu lüks çay markası Ahmad Tea'nin uzun zamandır dağıtım ve satış kanalını yürütüyor. Deneyim ve uzmanlığını çay tutkunu Türkiye'ye taşımak isteyen Barnet İnşaat ve Dış Ticaret, tüketici ve Ahmad Tea'yi güvenle buluşturuyor.

Hande Yener’den Örnek Davranış

Kampanya kapsamında toplanan bağış ile KAÇUV, daha çok çocuk ve gence tedavi imkânı sağlayacak. Kampanya kapsamında 2000 kişi tarafından üretilen sloganlar arasından 10 özel slogan seçilecek.

20 Eylül tarihinde 17.00’de Starcity’de gerçekleşecek Hande Yener imza günü etkinliğinde kazanan isimler Yener’le tanışma fırsatını yakalayacak.

Aşırı Kilo Eklem Kireçlenmesine Yol Açıyor

40 yaşından sonra dikkat
Eklem kireçlenmesi yani tıbbi adıyla “osteoartrit” en sık görülen eklem hastalığıdır. Diz ve kalça ağrısının en yaygın nedeni olan bu rahatsızlık, eklem kıkırdağının yapısının bozulması, aşınması, incelmesi ve kaybına neden olabilir. Ayrıca, eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda da değişiklikler sonucu, kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar (osteofit) gelişir. Sonuçta osteoartrit, eklemlerin normal yapısını bozarak, hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olan bir hastalıktır. Bu hastalık genç ya da yaşlı herkesi aynı şekilde etkilemekle beraber 40 yaş üstü özellikle aktif bireylerde daha sık görülür.

Eklem yaralanmaları ileride eklem kireçlenmesine sebep olabilir

Eklemin bir travma ya da büyük bir ameliyat geçirmesi, yıllar sonra osteoartrit gelişmesine sebep olabilir. Doğuştan olan bazı eklem hastalıkları da ileri yaşlarda osteoartrit gelişmesine yol açabilir. Ayrıca bazı meslekler bazı eklemlerin daha fazla kullanılmasına sebep olur ve bu eklemlerde erken yıpranmalar olur.

Ağrının şiddeti gün geçtikçe artabilir

En sık görülen belirtileri, eklemde ağrı ve sertliktir. Ağrı, hareket sonrası ve akşama doğru artar. Eklem sertliği ise dinlenme ile birkaç dakika içinde geçer. İlerlemiş hastalarda ağrı, çok şiddetli ve sürekli hale gelebilir. Bu durumda olan hastalarda ağrının şiddeti dinlenmeyle ya da geceleri azalmaz. Örneğin; dizi tutan eklem kireçlenmesi hastasının, merdiven inip çıkması, oturup kalkması ve çömelmesi zorlaşabilir. Eklem eskisi gibi rahat ve normal hareket edemez. Eklemde şişlik, kemikte gelişen osteofitler yani; eklemde ağrı ve hareket sınırlılığı ile kendini gösteren romatizmal bir hastalık ya da eklem içi sıvısında artış olması, eklemin şiş görünmesine sebep olabilir. Bu durumda eklem hassastır ve dokunulduğunda ağrı duyulur. Hastalığın tanısını koymak için röntgen filmi çektirmek gereklidir. Sebeplerini belirlemek için ise, bazı kan tetkikleri, MR ve ya CT gibi ileri tetkikler gerekebilir

Düzenli egzersiz yapmak ve fazla kilolara dikkat etmek tedavide önemli rol oynuyor

Eklem kireçlenmesi tedavisinin ana amaçları; ağrıyı gidermek, hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek, günlük yaşam aktivitelerinin sorunsuz yapılmasına yardımcı olmak ve hastalığın ilerlemesini engellemektir. Bu rahatsızlığın tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Aşınmış olan kıkırdak dokusunu yenilemek mümkün değildir. Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi, düzenli egzersizlerle ekleme binen yükün azaltılması ve kas gücünün artırılması oldukça yararlı olmaktadır. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir. Sert zeminde (asfalt, beton gibi) yapılan yürüme egzersizleri şikayetleri artıracağından eklemlere yük bindirmeyen yüzme gibi sporlar tercih edilmelidir. Eklem ağrısı için öncelikle basit ağrı kesiciler, erken evrede bir takım ilaçlar ve eklem içi enjeksiyonlar uygulanabilmektedir. Uygun durumlarda sıcak veya soğuk uygulamalar da ağrı kesici etki sağlamaktadır. Kireçlenme nedeniyle eklemin işlevinin tamamen bozulduğu durumlarda protez cerrahisi uygulanabilir. Başarılı ve doğru tekniklerle yapılan protez ameliyatından sonra hastalar kısa sürede iş ve sosyal yaşamlarına geri dönebilmektedir.

Rahat, Şık, Kaliteli: Lafuma

Ultra hafif kumaşı ve nefes alabilen yüzeyi ile konforu yaşatan Lafuma kadın yağmurluklar uzun yolculuklar için tasarlanmış. Rüzgar geçirmeyen WINDACTIVE EXTRALIGHT yırtılmaz kumaşı aşınmalara ve yıpranmalara karşı oldukça dayanıklı.
 
Lafuma kadın ayakkabıları eşsiz rahatlık, dayanıklılık ve kaliteyi ön planda tutarak takipçilerini yeni bir serüvene sürüklüyor. Lafuma ayakkabıları enerjinizi artırırken esnek ve rahat tabanları konforlu ve dinamik bir yürüyüş sağlıyor. Vibram® e taban yüksek düzey dayanıklılığa ve dengeli zemin tutma özelliğine sahip Lafuma kadın ayakkabıların koruyucu topuk destekleri bozuk zeminlerde fazladan koruma sağlıyor. Darbe emici, nefes alabilen tabanlık ile hijyenik astarı ve antibakteriyel iç kaplaması ayakkabının içerisinde bakteri oluşumunu engelliyor.
 
Lafuma seyahatlerde, trekking yürüyüşlerinde ve günlük kullanımda tercih edilen birbirinden farklı çok yönlü sırt çantaları tasarlıyor. Çantaların ayarlanabilir sırt sistemleri sırtı çok iyi kavrıyor ve mükemmel bir taşıma konforu sağlıyor. 15  litreden 70 litre ye kadar iç hacme sahip olan sırt çantalarında bir çok ince detay düşünülmüş. Lafuma sırt çantaları, uyku tulumu taşınabilen çanta içi seperatörü, fermuarlı ve fileli yan cepleri, çıkartılabilir çanta yağmurluğu ve ayarlanabilir sırt sistemleri ile sırt çantasından beklenen tüm performansı maksimum düzeyde sergiliyor. Sırt çantalarının ızgara dizaynı SHELL AIR ® teknolojisi ile nefes alıyor ve terleme yapmıyor. Özellikle yüksek irtifa için tasarlanan çantaların dayanıklılığı ve yırtılmaması dikkat çekerken yoğun özel bel dolgusu belinize ihtiyacı olan en iyi desteği sağlıyor.
 
Lafuma’nın ayakkabı, tekstil ve aksesuarlarına ait tüm modellerini, Adventure Republic Mağazaları; İstanbul:  Kızıltoprak, Beşiktaş, Nişantaşı, Levent, Cihangir, : Bodrum, Ankara: Armada AVM., Adrenalin Mağazaları, İstanbul: Beşiktaş, Karaköy, Bakırköy, Kadıköy,  Adana, Mağazalarında bulabilirsiniz.
 

Opel Ailesinin Yeni Üyesi “KARL”

Opel, “Drive2022” stratejisinde 2018 yılına kadar 27 yeni modeli ve 17 yeni motoru piyasaya sunacak. Opel’in kurucusu Adam Opel’in oğlunun ismini taşıyan “Karl”, markanın tasarım dilinin yanında felsefesini de yansıtacak. Karl, tasarımı ile otomobil severlerin kalbini, teknolojisi, kaliteli ürün yapısı ile beynine hitap edecek.

Yaz Sonrası Oluşan Cilt Lekeleri Canınızı Sıkmasın

Yaşlanmanın yanı sıra peeling ve lazer gibi uygulamalar sonrasında da pigment problemleri görülmektedir.

PIGMENT PERFECT Koyu leke giderici serum, koyu lekelerin görünümünü azaltmaya, cilt görünümünü iyileştirmeye ve renk bütünlüğünü sağlamaya yardımcı olur.

Aktif içerik üçlüsü pigmentasyon kusurlarını düzeltmek için sinerji içinde çalışır:

•Şerbetçiotu özü, melanin üretimini azaltarak UV kaynaklı pigmentasyon bozukluklarını giderir, lekelerin büyüklük ve yoğunluğunu azaltmayı destekler.

•Güçlü bir antioksidan olan C vitamininin klasik C vitaminine nazaran daha stabil ve çözünür olan AA2G versiyonu pigmentasyonu düzenleyen aktif içerik olup cildin renk bütünlüğü sağlar ve ışıltı verir.

•Altın papatya özü sahip olduğu yoğun flavonoidler sayesinde güçlü antioksidan etkiye sahip olmasının yanı sıra oksidatif stresin oluşturduğu koyu lekelerden sorumlu serbest radikallerle savaşır.

Ayrıca Lazer, IPL ve leke karşıtı peeling tedavilerine ideal bir alternatiftir.
           .
Kullanımı: Günlük bakımdan önce kullanılır.

Fiyatı: 30 ml 180 TL Seçkin Eczanelerde (Eylül 2014)

Düşler Akademesi Ataşehir’deki Engelli Vatandaşlarla Yeniden Buluşuyor

Sanat ve hobi atölyeleri; dans, mutfak, müzik, drama, ritim, fotoğrafçılık, enstrüman, kişisel gelişim, film üretim, yoga atölyelerinden oluşuyor.

6-35 yaş arası kendi öz bakımını yapabilecek oranda engelli olan vatandaşlar veya onların yakınları atölyelere katılmak için Düşler Akademisi veya Ataşehir Belediyesi Sosyal Yardım İşler Müdürlüğü’ne başvurabilirler ve telefon hatlarından daha ayrıntılı bilgi alabilirler.

DÜŞLER AKADEMİSİ
Barbaros Mahallesi Fesleğen Sokak No:10 Batı Ataşehir/İstanbul
0216 688 31 53

ATAŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI (Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü)
Barbaros Mahallesi Şebboy Sokak No:4A Ataşehir/İstanbul
0216 570 50 00 (Dahili: 1006)

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Tepe Nautilus Soma’daki Öğrencileri Unutmadı

Tepe Nautilus AVM,  eylül ayında yoğun olarak yapılan okul alışverişlerinde Soma faciasında hayatını kaybeden madencilerin çocuklarını unutturmamak amacıyla başlatacağı kampanyada,  Soma’daki öğrencilerin yeni öğretim yılına okul ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamayı hedefliyor.
 
Tepe Nautilus yardım kumbarasında toplanan kırtasiye malzemeleri, kampanya sonunda, yardım yapan tüm kurum ve ziyaretçilerin isimleri ile birlikte Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yönlendirdiği okullara AVM Yönetimi tarafından teslim edilecek. 
 
Tepe Nautilus etkinlikleriyle ilgili detaylı bilgiye www.tepenautilus.com adresinden ulaşabilirsiniz. Tepe Nautilus’u ayrıca facebook.com/TepeNautilus, twitter.com/TEPENAUTILUS34 ve instagram.com/tepenautilus linklerinden de takip edebilirsiniz.
 
Tepe Nautilus: 0216 339 39 29

Bilgisayar Kullanımına Bağlı Göz Problemleri

Bu belirtilerin sebepleri ise çalışma ortamının yetersiz aydınlatılması, ekrandaki kamaşma, ekran uzaklığının yanlış olması, kişideki düzeltilmemiş görme kusurları ve bunların kombinasyonudur.
Şikayetlerin oluşması kişinin sadece bilgisayarda harcadığı zamana değil görme kabiliyetine de bağlıdır. Düzeltilmemiş hipermetropi, astigmatizma, presbiyopi, göz hareketlerinde ve odaklamadan problemleri olanlarda şikayetler daha fazla olur. 
 
Belirtilerin çoğu geçici olup, çalışma bittiğinde düzelmektedir. Tekrar çalışmaya başladığında şikayetler bir öncekinden daha fazla olabilir. Işığın ayarlanması, bilgisayardaki parlamanın azaltılması, uygun mesafede, uygun postürde çalışma ve görme bozukluğunun düzeltilmesi ile yakınmalar azaltılabilir.
 
Basılı bir materyali okumak ile bilgisayarda okumak farklıdır. Bilgisayar da harfler keskin sınırlı ve net değildir. Arka plandaki parlama ve yansımalar kontrastı azaltır. Ayrıca ekrandaki okuma yazma mesafesi ve açısı basılı materyalden farklıdır. Daha fazla odaklanma ve göz hareketi gerektirdiği için göz yorgunluğu hissini artırır.
 
Gözlük veya kontakt lens kullananların görüntüyü odaklamak için geliştirdikleri baş pozisyonu boyun, omuz ve sırt ağrılarına neden olabilir.
Çalışma sırasında yakınmaları olan kişilerin muayeneleri sırasında öykü dışında, görmelerinin ölçümü, düzeltilmesi, göz hareketleri ve odaklanmada bir problem olup olmadığının tespiti önemlidir.
 
Tedavi kişiye göre değişiklik gösterir. Normal koşullarda gözlük kullanmayı gerektirmeyen  düşük dereceli görme bozukluğu olanlara sadece bilgisayar çalışması sırasında kullanabilecekleri gözlüğü vermek büyük ölçüde rahatlama sağlar. Ayrıca kontakt lens kullananlarda da lensin dizaynı, kullanım süresi, kaplama malzemesi ve renk tonu önemli olabilir.  Bazı kişilerde odaklanma problemi olabilir bunlara da ekzersiz önermek yararlı olur.
 
Ekranın yeri önemlidir. Ekran baş seviyesinden 15-20 derece aşağıda ve gözler ekranın üstten 10-12 cm ortasına gelecek şekilde, 50-70 cm kadar uzaklıkta olmalıdır. Masaüstü dökümanlar klavyenin altında masanın üzerinde olmalıdır.
 
Çalışma ortamındaki pencere veya diğer ışık kaynakları ekranda yansıma yaparak, kamaşmaya neden olur. Düşük voltajlı masa lambası kullanılmak aydınlatama için yeterlidir. Antirefle filtreler ekrandaki yansıma ve kamaşmayı azaltır. Ayrıca oturulan sandalye de rahat olmalı, yüksekliği ayarlanabilmeli, kolçaklı olmalı, kollar klavye üzerinde olmamalı. Göz yorgunluğunu önlemek için her iki saatte bir 15 dakika dinlenmeli. Her 20 dakikada bir 20 saniye uzağa bakıp sonra yeniden odaklanmalı. Çalışma sırasında daha sık göz kırpmak ve gerektiğinde suni gözyaşı kullanılmak yorgunluk belirtilerini azaltabilir.
 
Prof.Dr. Muslime Akbaba

Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

www.muslimeakbaba.com/

Emlak Alımında İnternet Üzerinden Pazarlık Yapma Dönemi Başladı

Listelediği gayrimenkullerin tüm özelliklerini, ilgili gayrimenkul satıcısının iletişim bilgileriyle birlikte sunan Emlaktown.com, ayrıntılı filtreleme özelliğiyle de kullanıcıların en doğru hedeflemeyi gerçekleştirmelerini sağlıyor.
 
Özellikle yabancı yatırımcı arayan yerli emlak sahipleri için önemli bir boşluğu dolduran Emlaktown.com ’da emlak ofislerinin yanı sıra inşaat şirketleri de büyük konut projelerinin en son ilanlarıyla on binlerce üye arasında yer alıyor.
 
İnternet Üzerinden Pazarlık İmkânıyla Zamandan da Tasarruf Etmek Mümkün
 
Sağladığı dil desteği ile yabancı yatırımcılar ile emlak ofisleri arasında köprü görevi üstlenmenin yanı sıra gayrimenkul sektöründeki fiyat anlaşmazlığı sebebiyle gerçekleşmeyen satışlardan kaynaklanan zaman kaybını engellemeyi hedefleyen Emlaktown, teknik alt yapısına kattığı “teklif ver” özelliğiyle, alıcı ve satıcıyı internet üzerinden bir araya getirerek, ilgili gayrimenkul için pazarlık yapabilme imkânı sunuyor.

Dünyaca Ünlü Niş Parfüm Markalarının Yer Aldığı “Debenhams Niche Corner” Açıldı

Parfümün bir sanat eseri gibi incelikle işlendiği, dünyaca ünlü burunların tasarladığı Xerjoff, Tiziana Terenzi, Olfactive Studio, The Different Company, Ego Facto, Linari, Teo Cabanel, Mark Buxton, Van Cleef&Arpels gibi markaları bulabileceğiniz Niche Corner, özel eğitimli parfüm uzmanları ile Debenhams Cevahir Kozmetik reyonunda sizleri bekliyor.
 
Niş parfüm dünyasında eşsiz İtalyan markası Xerjoff, kendini tamamen sanatsal formda lüks kokulara adamış bir parfüm evidir. Doğal dünyadan doğan lüksü temsil eden Xerjoff, Casamorati Koleksiyonu ile niş parfüm kategorisinde uluslararası sayısız ödül almıştır.

Ataşehir’de Sünnet Şöleni Heyecanı

Hazırlanan organizasyonla her yıl olduğu gibi bu yılda yüzlerce Ataşehirli çocuk, en sağlıklı ve modern koşullarda ücretsiz sünnet olurken, Ataşehir Belediyesi tarafından sünnet ettirilen çocuklar ve aileleri için hazırlanan sünnet şöleninde çok renkli anlar yaşanacak.

Geleneksel Sünnet Şöleni kapsamında; ilçedeki çocukların sünnet olmalarına katkı sağlayan hastanelere Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi tarafından teşekkür plaketi verilecek. Başkan İlgezdi ayrıca sünnet olan çocuklara birer altın hediye edecek.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Kış Spor Okulları Başlıyor

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Finans Merkezi Arazisi ile İlgili İddialar ve Gerçekler

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bildiğiniz gibi ülkemizin gündeminde son 3 gündür Ataşehir tartışılıyor. Ataşehir’deki Barbaros Mahallesi bir gecede Torba Yasa Kanunuyla Ümraniye Belediyesi’ne aktarılmıştır. Ataşehir Belediyesi 2009 yılında kuruldu ve burası 17 mahalleden oluşuyor. Barbaros Mahallesi de Ataşehir’e aittir. Ümraniye İlçesiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. 5 yıl boyunca burayı biz yönettik. Gündemde böyle bir yasa yoktu. 2014 Yerel Seçimleri kaybedince 4 ay sonra Ataşehir Finans Merkezi’ni bir gecede Torba Yasa Kanunuyla Ataşehir’in elinde alıp Ümraniye Belediyesi’ne bağladılar. Bu hukuka ve yasalara aykırıdır. Bu yapılan yasa kabadayılığıdır. Bu yapılan mahalle hırsızlığıdır. 2009 yılında Ataşehir’in sınırları çizilirken Barbaros Mahallesi bu sınırların içinde kalmıştır. Finans merkezinin yapımı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ilan edildiğinde Ataşehir Finans Merkezi olarak belirtildi. Buradaki harç ve vergiler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından alınmıyordu, ta ki bundan 6 ay önce Emlak Gayri Menkül ortaklığı borsaya açılınca zorunlu olarak harç ve vergileri ödemek zorunda kalmıştır."
 
“Mahalle hırsızlığı yapıyorlar”

CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt basın toplantısında yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Biliyorsunuz bu torba yasa 60 maddeyle başlayıp 161 maddeye kadar çıkan bir Torba yasa oldu. Soma, öğretmen tayinleri, vergi affı olarak başladı ve çok haklı nedenlerle biz de destek verdik. Fakat içine inanılmaz maddeler koydular. Uzun süre konuşuldu ve 1 Ekim’de toplanmak üzere Meclisi tatil ettiler. Birden bir karar verdiler ve ayın 8’inde toplanmaya karar verdiler. Toplanma sebebinde öğretmenlerin atanma yapılması, vergiler, Soma’daki durum bahane edilerek acil toplanıldı. Bu maddeler için anlaştık ve başka bir maddenin eklenmeyeceğinde de anlaştık fakat bir gece içinde bu maddeyi getirdiler. Sebep anlaşıldı. Ben bu araziyle ilgili iki buçuk yıldır mecliste soru önergeleri veriyorum. Bundan önce Sarıyer’de, Yeni Mahalle’de yaptıkları şeyi şimdi de Ataşehir’de yapıyorlar. Mahalle hırsızlığı yapıyorlar. Milli İrade hırsızlığı yapıyorlar.”

“Mahalle hırsızlığı, rant hırsızlığı”

CHP İstanbul Milletvekili ve İçişleri komisyon üyesi Celal Dinçer ise yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu: “Ataşehir Belediyesi’ne 300 metre mesafedeki bir mahalleyi alıyorlar, sekiz, on kilometre uzaktaki Ümraniye Belediyesi’ne bağlıyorlar. Aradaki çelişkiyi sizin takdirlerinize bırakıyorum. Aradaki çelişki mahalle hırsızlığı, rant hırsızlığıdır. Bunun Türkiye Milet Meclisi’nde de konuşmasını yaptım ve tutanakları da mevcuttur. Türkiye’de sınır değişiklikleri hiçbir zaman kanunla düzenlenmez. Sınır değişiklikleri kanun çıktıktan sonra ilçeler kurulur, beldeler kurulur, köyler kurulur.”

Başkan İlgezdi, iddialara cevap verdi Basın toplantısında yaptığı açıklamalarla yanlış iddialara gerçek cevaplar veren Başkan Battal İlgezdi şunları söyledi: 2008 yılında yine AKP tarafından yapılan bir yasa ile oluşturulan Ataşehir’in, yine aynı yasa ile hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak kadar açık seçik bir şekilde Ataşehir’e bağlanan Barbaros Mahallesi’nin bir kısmı bu kez bir torba yasa mahareti ile Ümraniye Belediye’sine aktarıldı. Bakanlarından milletvekillerine, milletvekillerinden belediye yetkililerine varana kadar AK Parti’liler yasa ile yapılan bu mahalle ‘hırsızlığını’ kamuoyundan gizlemek ve saklamak için yalana başvuruyorlar. Ak Partililerin konu hakkında ileri sürdüğü yanlış bilgileri ve yalanları birer birer kamuoyuna açıklamayı bir görev biliyorum.

İddia 1:

 
Ümraniye ve Ataşehir İlçe sınırları 06.03.2008 tarihinde kabul edilen 5747 sayılı “Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun” kapsamında belirlenmiştir. Buna göre 5747 Sayılı Kanun’un 1. Maddesi 18. Fıkrası ile Ümraniye İlçesinin güneyinde Ataşehir İlçesi kurulmasına karar verilmiş ve doğal bir sınır olan O-4 ve E-80 Karayolları iki ilçe arasında sınır olarak belirlenmiştir.
Gerçek 1: 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun ile yeni oluşturulan Ataşehir İlçesi’ne Üsküdar, Kadıköy ve Ümraniye İlçelerinden 14 mahalle bağlanmıştır. Bu kanunda, O-4 ve E-80 karayollarının Ataşehir ve Ümraniye ilçesinin doğal sınırı olduğuna dair bir ifade yoktur. Söz konusu Kanun’da sadece Atatürk mahallesi için “Atatürk Mahallesi’nin O-4 ve E-80 karayolunun güneyinde kalan kısmı Ümraniye İlçe Belediyesine…” ifadesi kullanılmıştır. AK Partililer kanunda Atatürk Mahallesi ile ilgili ifadeyi Ataşehir’in tümüne teşmil ederek kafa karıştırmakta ve ‘çalınan’ mahallenin kılıfı olarak kullanmaktadırlar.

İddia 2: Kanun yürürlüğe girdiği 2008 yılından itibaren O-4 ve E-80 karayollarının kuzeyinde, Ümraniye İlçesine eklenen kısımlara ait her tür iş ve işlemler ile

 
Belediye hizmetleri Ümraniye Belediyesi tarafından yürütülmüş ve halen de yürütülmektedirGerçek 2: Ataşehir Belediyesi 2009 yılında yapılan yerel seçimler sonrası tüzel kişilik kazanmıştır. 2009 yerel seçimlerinde Barbaros Mahallesi’nin tümü Ataşehir ilçesi seçmeni olarak oy kullanmıştır. 2009 yılında tüzel kişilik kazanan Ataşehir Belediyesi Barbaros Mahallesinin tümüne hizmet vermiştir.

İddia 3: Bölgeye ait tapu kayıtları da Ümraniye Tapu Müdürlüğünde bulunmakta olup, tapu iş ve işlemleri Ümraniye Tapu Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Yine bu bölgede bulunan vatandaşlarımız da Ümraniye İlçesinin seçmenleri olarak kayıtlı bulunmaktadır.
Gerçek 3: Evet, bölgeye ait tapu kayıtları Ümraniye Tapu Müdürlüğü’nde bulunmaktadır. Defalarca belediyemiz tarafından söz konusu tapu kayıtları istendiği, ilgili ve yetkili her merciye başvurumuzu yaptığımız halde söz konusu tapu kayıtları verilmemiş haksız ve kanunsuz bir şekilde Ümraniye’de tutulmuştur. 2009 yılı yerel seçimlerinde bölgedeki vatandaşlarımız Ataşehir İlçesi seçmeni olarak oy kullanmış ancak daha sonraki seçimlerde Ümraniye seçmeni olarak oy kullanmak zorunda bırakılmışlardır. Bu konuda da defalarca seçmen kayıtları Ataşehir Belediyesi’ne verilmesi için gerekli mercilere gerekli başvurular yapıldığı halde, bir oldubitti uygulaması sürdürüle gelmiştir. Ak Parti iktidar olmanın her türlü gücüne yaslanarak söz konusu yanlışı ve haksızlığı tüm itirazlarımıza karşın şimdiye kadar inatla sürdürmüştür.

İddia 4: 2008 yılındaki kanunda tanımlama yapılırken tereddüde yol açacak ifadelerin kullanılması ve bazı mahalle isimlerinin zikredilmemesi de ayrıca bir sorun ve ihtilaf kaynağı olmuştur.
Gerçek 4: 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’da tereddüde yol açacak hiç bir ifade yer almamaktadır. İleri sürülen iddia, yalan/yanlış ilgili yasa incelendiğinde açıkça görülecektir. Sorun ve itilafın kaynağı AK Parti ve AK Partili Ümraniye Belediyesi’nin hukuk tanımaz uygulamaları olmuştur.

İddia 5: 08.09.2014 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Torba Tasarıya” AK Parti Milletvekillerinin verdiği önergenin kabul edilmesi ve ihdas edilen kanun maddesi ile Ümraniye ve Ataşehir İlçelerinin sınırları, mevzu bahis ihtilafların ortadan kaldırılması için 2008 tarihli 5747 Sayılı Kanunda olduğu gibi O4 ve E-80 Karayolları olup yeni bir sınır düzenlemesi yapılmamış, muğlâk ve ihtilafa yol açabilecek ifadelerin düzeltilmesi sağlanmıştır
Gerçek 5: Konu AK Partililer tarafından kamuoyuna aksettirilmeye çalışıldığı gibi belediyeler arasında bir ilçe sınırı konusundaki anlaşmazlık değildir. Konu vergi ve inşaat harçları ile birlikte yıllık 100 milyon lirayı aşan bir gelirin CHP’li bir belediyeden AK Partili bir belediyeye aktarılma meselesidir. Konu müteahhitleşmiş eski ‘mücahitlerin’ rant hırsıdır. Türkiye’nin finans merkezi olacak bir alanda, müteahhitlerle AK Parti’nin işlerini al gülüm ver gülüm ilişkisi içinde rahat bir şekilde sürdürmek istemesi meselesidir.

Ak Parti’nin görmezden ve duymazdan geldiği gerçekler

10. Vergi Mahkemesi Kararı
Ataşehir Belediyesi’nin Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ile emlak vergisi tahsilatı konusundaki anlaşmazlık üzerine konu İstanbul 10. Vergi Mahkemesi’ne aksetmiş ve söz konusu mahkeme 2014 yılının başlarında Barbaros Mahallesi’nin hangi ilçeye dahil olduğuna ilişkin şu kararı almıştır.
“(…) Olayda, dava konusu parsellerin Barbaros Mahallesi içerisinde kaldığı dosyada ibraz edilen krokilerden açıkça görülmektedir. 5747 sayılı Kanun ile de söz konusu Barbaros Mahallesi’nin tamamı Ataşehir Belediyesi’ne katıldığı hüküm altına alındığı, O-4 Karayolu bu mahalleyi iki kısma ayırmadığı görülmüştür. Kanuni olarak böyle bir düzenleme var iken söz konusu parsellerin Belediye Meclisi kararları veya Valilik onayıyla sınırların değiştirilmesi mümkün de olmadığından, vergi tarh ve tahakkuk ettirmede yetkili olan Belediye Ataşehir Belediyesi olduğu sonucuna varılmıştır (…)”
10. Vergi Mahkemesi’nin aldığı karar açıktır. TBMM’de elde ettiği çoğunluğu yasalarla istediği gibi oynamak için kullanmayı alışkanlık haline getiren AK Parti, şimdi de bir mahalle hırsızlığı yapmaktadır. Her şeyi yasayla çözmeye çalışmak yozlaşan iktidarların hastalığıdır. Bunun adı yasama kabadayılığıdır. Ak Parti iktidarının tarihi bu tür uygulamaların tarihidir. AK Parti yasama organının güvenirliğine ve yasama mantığının temellerine bomba koymakta olduğunun ne yazık ki farkında değildir. AKP iktidarı Ataşehir ilçesini Kadıköy Belediye’sinden ayırmasının nedeni yeni oluşturulan bu ilçede yapılacak yerel seçimleri AKP’nin kazanacağına ilişkin kesin inancı olmuştur.

Ataşehir AK Parti için yaratılmıştı

5747 sayılı “Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun” ile AK Parti seçim kazanacağına kesin gözüyle baktığı yerleşim bölgelerinden yeni ilçeler ihdas etme yoluna gitmişti.
Ataşehir İlçesi de bu planın bir parçası olarak kurgulanmıştı. 2009 yerel seçim öncesi yapılan kamuoyu anketleri İlçe’de AK Parti’yi 20-30 bin oy önde gösteriyordu.
CHP’nin yüzde 41,2 oy oranı ve 3073 oy farkla seçimleri kazanması AK Parti için bir hayal kırıklığı olduğu gibi geleceğin finans merkezi olarak kurgulanan Barbaros Mahallesi için de hukuk dışı uygulamaların başlangıcı oldu. CHP’nin 30 Mart 2014’te oyunu yüzde 49,8’e çıkartarak yerel seçimleri kazanması AK Parti’nin son umutlarını yitirmesine ve seçimle elde edemediğini yasa ile elde etme yoluna yönelmesine yol açtı.
Barbaros Mahallesi ve Ataşehir ile ilgili hesaplarını 30 Mart Yerel seçimlerine erteleyen AK Parti bir kez daha yerel seçimleri CHP’ye kaybederek büyük bir hayal kırıklığına uğramış ve seçimlerle elde edemediğini yasalarla elde etme yoluna gitmiştir.

İlçe gelirlerinin önemli bir bölümünü yoksullar lehine kullanıyoruz

Ataşehir 40 yıl önce kurulmuş gecekondu mahallelerinin lüks sitelerle komşu olduğu bir ilçe. 17 mahalleden oluşan Ataşehir ilçesinin gökdelenleriyle en popüler ve orta/üst gelirli mahallesi Atatürk mahallesidir. Bu mahalle nüfusu Ataşehir’in sadece yüzde 15’ini oluşturmaktadır. Geri kalan 16 mahallemizin çoğunluğunu dar gelirli vatandaşlarımız oluşturmaktadır. Yeni kurulan ve aktif olarak sadece 3 yıldır çalışma imkânı bulan belediyemiz bu vatandaşlarımız tarafından ikinci kez büyük bir oy oranıyla yeniden yerel yönetime getirilmiştir.
Bunun nedeni başından beri sosyal demokrat bir belediyecilik anlayışıyla hareket etmemizdir. Dar gelirli hemşerilerimizin ihtiyaçlarını merkeze alan bir belediyecilik anlayışı sergilemiş olmamızdır. Onlar imar projeleri açısından ilçemizin en çok gelir getirecek olan bir alanını dev müteahhit ve finans şirketlerinin kar hırslarının merkezi haline getirmek için mücadele ederken biz bu alandan elde edeceğimiz gelirle dar gelirli hemşerilerimizin hayatlarını daha yaşanabilir hale getirmenin kavgasını veriyoruz ve bunun kavgasını vermeye devam edeceğimizi tüm kamuoyunun bilmesini istiyorum.

“Kimse beni yalanlarına şahit göstermesin”

Sabah Gazetesi’nin 10 Eylül 2014 tarihli sayısında yer alan, İşadamı Ali Ağaoğlu’nun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, yolsuzluk iddiaları dolayısıyla kendisinden özür dilediğine ve buna Battal İlgezdi’nin de şahit olduğu açıklamasına da yanıt veren Başkan İlgezdi, “Bunlar tamamen hayal ürünüdür. Böyle bir şeye ben asla şahitlik edemem, benim ne böyle bir özürden ne de telefon görüşmesinden haberim var. Kimse beni yalanlarına şahit göstermesin” dedi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi
 
 
 
 

Ataevlerinde Yeni Dönem Heyecanı

Mustafa Kemal Ataevi

Tüm Branşlarda Ders Destek
Ödev Destek Atölyesi
Akıl Zeka Oyunları Atölyesi
Satranç Atölyesi
Becerikli Eller Atölyesi
Kültür Sanat Atölyeleri

İnönü Ataevi

Tüm Branşlarda Ders Destek
Ödev Destek Atölyesi
Satranç Atölyesi
Becerikli Eller Atölyesi
Kültür Sanat Atölyeleri

30 Ağustos Ataevi

Tüm Branşlarda Ders Destek
Ödev Destek Atölyesi
Satranç Atölyesi
Becerikli Eller Atölyesi
Kültür Sanat Atölyeleri

Yeni Çamlıca Ataevi
Tüm Branşlarda Ders Destek
Ödev Destek Atölyesi
Satranç Atölyesi
Becerikli Eller Atölyesi
Kültür Sanat Atölyeleri

Kayışdağı Lıons Ataevi

Tüm Branşlarda Ders Destek
Ödev Destek Atölyesi
Akıl Zeka Oyunları Atölyesi
Satranç Atölyesi
Becerikli Eller Atölyesi
Kültür Sanat Atölyeleri

Ferhatpaşa Ataevi

Tüm Branşlarda Ders Destek
Ödev Destek Atölyesi
Satranç Atölyesi
Becerikli Eller Atölyesi
Kültür Sanat Atölyeleri

Aşık Veysel Ataevi

Tüm Branşlarda Ders Destek
Ödev Destek Atölyesi
Satranç Atölyesi
Becerikli Eller Atölyesi
Kültür Sanat Atölyeleri

Kayıt yaptırmak isteyen ilkokul ve ortaokul öğrencileri veya onların velileri kayıt yaptıracakları Ataevlerine şu adreslerden ulaşabilirler.

İletişim Bilgileri:

FERHATPAŞA ATAEVİ (Tel: 0216 660 0240) Ferhatpaşa mah. M.Fevzi çakmak cad. No:12

AŞIK VEYSEL ATAEVİ (Tel: 0216 570 50 00 Dahili:1980-1981) Aşık Veysel mah. 3001 cad. No:116

30 AĞUSTOS ATAEVİ (Tel: 0216 570 50 00 Dahili:1984-1985-1986) Mevlana mah. Sakarya cad. 30 Ağustos parkı

YENİÇAMLICA ATAEVİ (Tel: 0216 570 50 00 Dahili:1987-1988-1989) Yeni çamlıca mah. Dursunbey cad. No:2

İNÖNÜ ATAEVİ (Tel: 0216 573 86 35) İnönü mah. Kartal Cad. No:57

KAYIŞDAĞI LİONS ATAEVİ (Tel: 0216 540 7430) Kayışdağı mah. Akyazı cad. No:84

M.KEMAL ATAEVİ (Tel: 0216 570 50 00 Dahili:1972-1978) M.Kemal mh. 3004 Cad.No:36

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Zafere Giden Yol Ataşehir’de

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’in Sınırları Değişiyor

Çocukluk Döneminde Görülen Başlıca Göz Problemleri

Ancak bebek çocuk hekimine rutin kontrollere her gittiğinde hekimin bebekte yapması gereken bazı basit muayene yöntemleri ile ailenin fark etmediği birçok önemli durumu fark ederek göz hekimine daha erken yönlendirmesi birçok göz hastalığının erken teşhis ve tedavisini sağlamaktadır.
 
Çocukluk döneminde gözle ilgili olan problemlerin başında miyop, hipermetrop veya astigmat olarak tanımladığımız kırma kusurları gelmektedir. Özellikle gözlük kullanan ebeveynler bebekleri olduğunda görmesinde bir problem olup olmadığı merak ederler. Görme kusurlarının bir kısmı kalıtsal olmakla birlikte hipermetropi doğuştan miyopi ise çoğunlukla okul çağında ortaya çıkmaktadır.
 
Çocuklarda görme kusurlarının çok belirgin belirtileri yoktur. Televizyonu yakından izleme mutlaka bir görme kusuru olduğunu göstermez. Sık düşüyorsa, ışıktan rahatsız oluyorsa, elindeki oyuncakları görmek için çok yaklaştırıyorsa, gözlerini çok kırpıyorsa, görme kusurlarından şüphelenmek gerekir.
Yüksek olan görme kusurları erken yaşta fark edilmediğinde görme gelişimini tamamlayamaz ve göz tembelliği adını verdiğimiz durum ortaya çıkar.  Göz tembelliği göz kayması ile birlikte değilse fark edilmeyebilir. Göz tembelliği erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir göz hastalığıdır. Ancak görme gelişimini tamamladıktan sonra tedavisi mümkün değildir.
 
Şaşılık yani gözlerin paralelliğinin bozulması yaklaşık olarak %2-4 oranında görülmektedir. Hayatın ilk ayları içerisinde görülmekle beraber büyük bir kısmı 1,5-2 yaş civarında görülmektedir. Kalıtsal olabildiği gibi doğumsal veya hayatın ilk yıllarında görmeye engel olan kapak düşüklüğü, katarakt, tümör gibi bazı hastalıklarda göz kaymasına neden olabilirler. Kayma içe, dışa aşağı veya yukarı olabildiği gibi tek veya iki gözde olabilir. Tek gözde olduğunda göz tembelliği de olur. Diğer göz hastalıkları ile birlikte olduğunda öncelikle bunların tedavi edilmesi gerekir. Değilse görme kusuru varsa düzeltilmeli, göz tembelliği tedavi edilmeli, kayma gözlüğe rağmen devam ediyorsa kaymayı düzeltecek operasyonlar yapılmalıdır. Okul öncesi dönemde hem göz kayması hem de görmede eksiklik varsa düzeltilmelidir. 
 
 
Prof.Dr. Muslime Akbaba
Göz Hastalıkları Uzmanı
 
Barboros Mah. Ihlamur Bulvarı Sarkaç Sokak No:1 
My Prestige Kat:10 Daire:85 34746 Ataşehir İstanbul
 
Tel: 0 535 0274744
Fax: 216 6881239
mail: bilgi@muslimeakbaba.com

TRT Belgesel Osmanlı izlerini Takibe Devam Ediyor

Osmanlı-Türk-İslam medeniyetinin küresel izlerini ve etkilerini ortaya serecek olan bu programlar, Macaristan, Avusturya, Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, İtalya, İspanya, Rusya, Afganistan, Çin ve Moğolistan'da çekilecek.

İsterseniz, önce 'Uzaktaki Dostlar' adlı beş bölümlük programlarda hangi konulara yer verildiğini bir hatırlayalım:
Hollanda’daki bir köye neden ‘Türkiye’ adının verildiğini, Belçika’daki bir köy halkının her yıl neden Türk festivali yaparak Türkler gibi yaşadığını, İtalya’da bir köy halkının da aynı şekilde her yıl Türk Festivali düzenleyip Türkler gibi yaşadıklarını, Fransa’da pek çok yere Osmanville, Turqueville. Turquestein ve Turkheim adlarının verildiğini,  İspanya’da Sax kasabasında her yıl düzenlenen festivalin en büyük ve görkemli grubunun  İspanyol Türkler olduğunu, Corpanse de Turcos adlı bu grubun 1920’de Atatürk’ün istiklal savaşı galibiyetine sempati duyan İspanyollar tarafından kurulduğunu ve o günden bu güne muhteşem bir binada yerleşmiş olduklarını gittik, gördük ve yaşadık.

Avrupa’da gördüklerimiz sadece ‘Turkiye’ ve ‘Turquestein’ gibi tabelalardan ibaret değildi tabii…
Fransa’nın Caen kentindeki  ‘Passage Du Grand Turc’ isimli bir pasaj avlusunun duvarında, tam 6 metre büyüklüğünde iki Osmanlı figürünün 5 asırdır nasıl silinmediğini ve buraya gelen ziyaretçilerin bu muhteşem figürleri hala hayranlıkla nasıl izlediklerini de gördük.

Avrupa’daki Türkiye ve Türk izleri tabii ki bunlarla sınırlı değil.
Son olarak gittiğimiz  İspanya’da her yıl şubat ayının başında yapılan bir Türk Festivali var. Valencia bölgesindeki Sax kasabasında yapılan bu festivalin neden yapıldığı hakkındaki gerçekler de çok ilginç. Bu festivalin 400 yıl önceki nedeni, Hıristiyanlar’ın Müslümanlar’a karşı elde ettikleri galibiyete dayanıyor. Festivalin nefret ve intikam kokan havası, 300 yıl sonra 1920 yılında birden bire değişiyor.

Daha önceki kutlamalarda, Hıristiyanlar’ın Müslümanları çok kanlı bir şekilde mağlup etme sahneleri ağırlıklı iken, 1920 yılında, Atatürk’ün Anadolu’da elde ettiği zaferlere gıpta ile bakan bir grup İspanyol, bu festivale, ‘Comparsa de Turcos’, yani Türk Grubu adlı bir ekip ile katılma kararı almış. O yıldan bu yana da festivalin kin ve intikam kokan havası, dostluk ve sevgiye dönüşmüş.

10 ülkeyi kapsayacak olan İZLER programının ilk çekimleri Macaristan ve Viyana'da yapıldı. Fotoğrafta soldan sağa kameraman Orhan Aybertürk, prodüktör İsmail Elden, işadamı ve fahri konsolos Osman Şahbaz, danışman ve sunucu İlhan Karaçay, yönetmen Sacit Şahin ve kameraman Mehmet Türkoğlu görülüyor

 
10 ülkeyi kapsayacak İZLER'deki konular

Prodüktör İsmail Elden, yönetmen Sacit Şahin ve program danışmanı ve sunucu İlhan Karaçay tarafından hazırlanacak olan İZLER programı, Türkiye’nin yeni dönemde küresel etkisi olan bir devlet olma isteğini destekleyen bir içerikle düşünülmüştür. Konular bir araya geldiğinde Osmanlı-Türk ve İslam medeniyetinin küresel izlerini  ve etkilerini ortaya çıkarmaktadır. Mesela Bizde 19. Yüzyılda batı kültürünün etkisinin artmaya başladığı bilinirken, 17 ve 18. Yüzyılda batıda özellikle Fransa’da başlayan güçlü bir Osmanlı kültürü etkisi pek bilinmemektedir. O yıllarda saraylarda bile kadınlar Osmanlı kıyafeti giymeye başlamıştı. Bunun bir çok tabloda açık örnekleri vardır. Bu akıma 'Turquerie' demekteydiler. Bunun izleyiciler tarafından bilinmesi yeniden bir Türk modasına geçilebileceğinin de ihtimalini ortaya koyar.

Yapım biçimi: Her program 4 konu ve ek bilgiler içerecektir. Her bölümde farklı ülkelerden etki bırakan konular yan yana gelecektir. Örneğin Fransa’dan Toulouse kentini Barbaros’un nasıl ve niçin 6 ay yönettiği ve oradaki bugün hala ayakta olan kilisenin o dönemde cami olarak kullanıldığı işlendikten hemen sonra Çin’e geçilecek ve 2. Abdülhamit’in Pekin’de yaptırdığı üniversite verilecektir. Orada bugün Çin kökenli Müslümanların hala kuran eğitimi almak için kullandıkları üniversite tanıtıldıktan sonra, Saray konserlerinin aranan sanatçısı Alman piyanist Grosser’in İstanbul aşkı ve orada geçirdiği 35 yıl anlatılacak, oradan Afganistan’a geçilip, Mevlana’nın TİKA tarafından restore edilen evini ve Asya’dan Anadolu’ya uzanan gönül erleri yolculuğunu anlatacağız. Bu yolculuk bugün ABD’de en çok okunan düşünür olan Mevlana’yı dünyaya takdim etmişti.  Böylece her programda ülkemizin uluslar arası etkinliği geçmiş zamanın izinden giderek aktarılacak, Dışarıda yaşayan yurttaşlarımızın içinde yaşadığı ortamda fark etmediği kendi değerleri hatırlatılacaktır. Ayrıca işlenen konu etrafında olan bazı ek bilgiler çarpıcı yazı ve grafiklerle 45 saniyede konular arası geçişler için değerlendirilecek ve farklı etkiler yaratılacaktır.

Her programda Osmanlı ile ilgilenen ve hizmet eden bir ünlü batılı kişilik tanıtılacaktır. Grosser dışında, Çanakkale cephesi 5. Ordu komutanı Liman von Sanders ve kızı Doris Mayr, Anadolu fotoğrafçısı ve İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Albert Gabriel,Kanuni dönemi gözlemcilerinden Busbeck, lale devri ressamı Jean Baptiste van Mour, DTCF Sinoloji Bölümü kurucusu büyük tarihçi Eberhard gibi…

Her ülkede birden fazla konu vardır. Bunlar bir defada çekilecek montaj sırasında birbirinden ayrılacaktır. Seçilen konular daha önce ya hiç işlenmemiş ya da yeterince vurgulanmamış fakat bir araya geldiğinde kültür mirasımızı ve uluslar arası etkimizi öne çıkaran bir içeriğe sahiptir.

İşlenecek konular aşağıdadır.

Program danışmanı ve sunucu İlhan Karaçay Estargon Kalesi önünde.
Macaristan'daki Estargon Kalesi'nin bu görüntüsü, Tuna Nehri'nin Slovakya yakasından çekilmiştir
Avusturya-Macaristan:

1- İki yılda bir Macaristan’ın Bugaç kentinde düzenlenen ve 2012 yılında iki yüz binden fazla insanın katıldığı Turan festivali. Festivale Türklerin yaşadığı tüm bölgelerden (Türkiye dahil) katılım gerçekleşmektedir.

2- Sekeller… Kuzeyden gelen özel bir Türk halkı… Hala Romanya ve Macaristan’da yaşamaktadırlar. Katolik Hıristiyandırlar. Ayrıca bugünkü Macaristan’da bir bölge Kumanların adını taşımaktadır.

3- Budin’de geriye kalanlar. Budin’deki yüzlerce Türk eserinden bir kaçı geriye kalmış. Osmanlı Avrupa politikasında Budin’in önemi neydi? Karşısındaki Peşte ile farkı neydi… Budin ele geçmeden yıllarca önce Macaristan kralı neden Fatih’e dayanışma için özel ilgi gösteriyordu?

4- Gül Baba’nın Türbesi ve Balkan Müslümanlığındaki önemi. Galatasaray’la bağı…

5- İki Viyana kuşatmasının günümüze kalan izleri. Müzedeki objeler ve günlük hayatta hala devam eden izler… Sadece bu savaş için ordu hareket halindeyken yapılan büyük köprü.

6- Karlofça antlaşmasının yapıldığı yer ve antlaşmanın önemi.

7- 16. Yüzyılda Osmanlı- Habsburg rekabetinin Avrupa siyasetine yansıması. Sadece burada değil belki daha fazla Fransa Hollanda ve İspanya’da yansımaları olan bir konudur.  Bu konu işlenirken diğer ülkelerdeki durumda ele alınacak. Örneğin kapitülasyonların ilk kez Fransa’ya verilmesinde bu küresel rekabetin izleri vardır. Kanuni Fransa’yı Habsburglar karşısında güçlendirmek için bugün ABD’nin Ürdün’e yaptığı gibi bazı ayrıcalıklar tanımıştı.
 
Almanya:

 1- Schwetzingen Camii, Almanya'nın ilk camisi… Schwetzingen Sarayı bahçesinde bulunan caminin ilk kısmı 1776-1793 yılları arasında sarayın Türk Bahçesi bölümünde iki minareli olarak inşa edilmişti. 

2- Dresten’deki tütün fabrikası… Burası bir memluk camii formunda inşa edildi. Şimdi farklı maksatla hala kullanılmaktadır. Buranın ilk açılışında işçiler Osmanlı Türkiye’sinden getirildi. Aynı zamanda uzmanlar da getirilerek Almanya’ya  ilk işçi ve beyin göçü başladı. Almanya’da yaşayan Türkler bu binayı alıp cami yapmak istiyorlar. Yenice marka eski Türk sigaraları ilk olarak burada yapılmıştı.

3- Goethe’nin ataları olan Zoltan sülalesi… Sülalenin Türk olduğu ve sultan isminin Zoltan olarak soyadı haline geldiği ve günümüzde de hala yaşayan Zoltan soyadlı kişilerin var olduğu bilinmektedir.

4- Anna Grosser Rilke… Avrupa saraylarında krallara konser  veren büyük piyanist, ömrünün 35 yılını İstanbul’da geçirdi ve 2. Abdulhamid’in huzurunda konserler verdi. İstanbul aşığı olan Rilke’nin öyküsü…

5- Çanakkale cephesi 5. Ordu komutanı Liman von Sanders ve kızı Doris Mayr’in Demokrat Parti dönemine uzanan ilginç öyküsü…
 
İtalya:

 1- Azinora adasında 8,5 ay geçiren Türk esirler. Ruslar tarafından esir edildiler. Japonlara verildiler, Japonlar esirleri gemiyle Türkiye’ye gönderdi.
Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Ege’de alıkonuldular. 8,5 ay  gemide bekletildikten sonra Azinora adasına getirildiler. Esir edildikten 4 yıl sonra sağ kalanlar yurtlarına döndüler.

2- Otranto seferinden kalanlar.

3- Napoli’de turistlerin çok rağbet ettiği Türk mağarası ve leventlere dayanan öyküsü.

4- Sicilya’da İslam’ın 150 yılı…

5- Ceneviz ve Venedik’teki Osmanlı izleri. Türk hanı, Venedik festivalinin açılışında anılan Türk gösterisi… Osmanlı ticari mallarının Avrupa’ya nakledildiği yerler ve hikayesi. 17. Yüzyıl tablolarında Venedik sokaklarında görülen Türk tüccarlar.

6- Leonardo Da Vinci’nin tasarladığı Galata köprüsünün öyküsü ve İstanbul belediyesinin onu gerçekleştirme girişimi.

7- İtalya’da Roma’ya 200 km uzaklıkta 13. Yüzyılda 80 yıl Müslümanlar tarafından yönetilmiş kent ve ilginç öyküsü.
 
Fransa:

 1- Sultan Cem için yaptırılan Türk turistlerin bilmediği Zizim kulesi ve Cem’in Fransa yılları. Orada kalan maiyetinin bugün hala yaşayan ardılları. Zizim Cem Sultanın Fransızlarca kullanılan adıdır. Kule bugün müze olarak faaliyet göstermektedir.

2- Attila’nın otağı. Sn. Dizier yakınlarında bu bölgede Attila aylarca kamp kurmuştu. Yakın zamanlarda keşfedilen yer, kültür turizmi çerçevesinde ziyaret edilmekte fakat Türkler tarafından pek bilinmemektedir.

3- Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Türk donanmasının 6 ay kaldığı Toulon. Orada bu süre zarfında bugün hala kullanılan bir kilise camiye çevrilmişti ve Toulon’u 6 ay Barbaros yönetmişti.

4- Jöntürkler’in  Paris’i… Jöntürkler’in Paris’te yaşadığı mekanları ve hayatlarını kitaplaştıran yazar eşliğinde Paris sokakları ve mekanlar.

5- Bir Türkiye fotoğrafçısı Albert Gabriel… Hayatının büyük bir kısmını Türkiye’de geçiren ve İstanbul Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Türk dostu Gabriel’in ölümünden sonra evi müze hainle getirildi. Müzede Türkiye’de kaldığı sürede çektiği fotoğraflar ve diğer eserler yer almaktadır.

6- İzmir ve İstanbul’da birkaç kuşak yaşamış Levantenlerin torunları ve aileden kalanlar.
 
Çin:

1- Pekin’de Abdülhamit Üniversitesi. Abdülhamit Han tarafından yaptırılan camii ve  üniversite… Bugün Çinli Müslüman Dunganlar tarafından İslami eğitim merkezi olarak hala kullanılmaktadır.

2- İpek yolunu hala yaşatan son Pazar. Kaşgar pazarı… Kaşgar pazarı geçmişten çıkıp gelmiş kadar eskiyi hatırlatmaktadır. Kalabalıklığı canlılığı ve satılan malları ile İpek Yolu pazarlarının nasıl olduğu hakkında iyi bir fikir vermektedir.

3- Türk dilinin bugüne ulaşmasında en büyük hizmeti veren iki aydın ve türbesi: Kaşgarlı Mahmut ve Balasagunlu Yusuf…

4- Eski dünyanın birbiriyle ilişkisinde çok önemli bir yer tutan yeşim taşı ve yeşim taşı yolu…

5- Çin piramitleri etrafında oluşturulan efsaneler ve gerçekliği… Çin hükümetiyle ilişkide olan Ege Üniversitesi Arkeoloji bölümü bu piramitlerin üçünde çekim yapmamız için aracı olmuştur.
 
İspanya:

1- Servantes’in Türklere esir düşmesi ve öyküsü… Don Kişot’ta bu öykünün izleri…

2- Gırnata’nın düşüşü ve İspanyol Müslümanlarının bir kısmının Yahudilerle birlikte Türkiye’ye getirilip Balat’a yerleştirilmesinin öyküsü. Balat’ın bir yakasına Müslümanlar, diğer yakasına Yahudiler yerleştirilmişti. 2. Beyazıt onlar için İspanyollar kendi değerlerini bize kaptırdı demiştir.

3- Tarık Bin Ziyad İspanya’ya neden geçti? İspanya Müslümanlığının başlangıcı… Bu ilginç bir öyküdür. Aslında Müslümanlar İspanya’daki yerel güçlerin iç çekişmesi sırasında oradakiler tarafından davet edilmiş fakat orada doğan iktidar boşluğunun giderilmesi için bu geçiş kalıcı bir yönetime dönüşmüştür. Böylece İslam aydınlanmasının Avrupa ayağı vücut bulmuştur.

4- İki aydının üzerinden Kurtuba’da evrensel bilim ve tasavvuf: Müslüman İbni Arabi ve Yahudi İbni Meymun. Bu iki düşünür birbirleriyle fikir alışverişinde bulunurdu. Ayrıca İbni Meymun Arapça eserler de yazdı. Yine İbni Rüşd onlarla aynı dönemde yaşadı. İslam’ın İspanya’daki altın çağının bu düşünürler üzerinden tarifi.

5- Gırnata’da günümüze kadar korunan İslam Mahallesi Elbayzin. Elhamra’yla karşılıklı hala bakışmaktadırlar. Son yıllarda kuzey Afrika’dan bazı geri dönüşler yaşanmaktadır. Şu anda Gırnata’da kent merkezinde Kuzey Afrikalıların oluşturduğu bir mahalle ortaya çıkmıştır .

 
Hollanda-Belçika:

1- Hollanda’da 400 yıl müzesi ve öyküsü.

2- Hollanda Levantenlerinin devam eden nesilleri üzerinden Türk Avrupa ticaretinin öyküsü…

3- Hollanda’da tamamen yerli kökenli kişilerden oluşan Türk Sanat Müziği gurubu ve öyküsü…

4- Türk Hollanda resmi ilişkilerinden de eskiye dayanan lalenin Hollanda’ya götürülüşü Busbeck’in İstanbul günleri ve bu götürülüşün 400 yılını anmak için bir atlı arabayla yeniden yapılan İstanbul-Amsterdam seyahati.

5- Belçika’da Barış Manço müzesi ve Belçika günleri… Orada yaşayan vatandaşların müzeyi yaşatma çabaları. Barış Manço’nun Belçika’da yaşadığı ve ölümsüz eserlerinin bir çoğunu bestelediği ev ve eşyalar Belçika Türklerinin girişimleriyle satın alındı.

6- Haçlı seferlerini başlatan Prens Billion ve seferin başlangıç yeri olan ve heykelinin bulunduğu nokta.

7- Abdulhamit’in Abdulaziz’le birlikte yaptığı Belçika seyahatinin yaşayan izleri…

8- Lale devri ressamı Jean Baptiste van Mour

9- Hollanda’da unutulan ve orada vefat eden büyükelçimizin öyküsü…

10- Hoorn’daki kahve evi…
 
Rusya:

1- Eski Türk eserlerinin kalbi Ermitaj müzesi… Bu müzede Göktürk devri dahil Orta Asya Türk eserlerinin en önemlileri sergilenmektedir. Eski Türk tarihi için vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

2- Kazan’da bir mahzun prenses. Son Türk prensesi Süyünbike’nin öyküsü. Süyünbike kulesi. Prensesin Rus işgali dolayısıyla bu kuleden atlayarak intihar ettiği söylencesi hala anlatılmaktadır.

3- Diyanet İşlerinin yeniden yaptırdığı Kazan Kul Şerif camii ve Kul Şerif’in hala halk tarafından anlatılan öyküsü. Kul Şerif sokak çarpışmalarına katılarak camiin yakınlarında şehit düşmüştür.

4- Başkırdistan Türklerin ilk yerleşim yeri mi? Son zamanlarda Türklerin Orta Asya’ya Urallardan gittiği görüşü yaygınlık kazanmaya başladı. Bu görüşün Türkiye’deki savunucusu Doç. Dr. Osman Karatay ile Başkırdistan’ın özel yeri işlenecek.

5- 16. Yüzyıla kadar süren önce Altınorda İmparatorluğunun Moskova yakınlarında kurduğu kale.  Devamında Kazan Hanlığı da düzenli vergi toplamak için bu kaleyi kullanmıştı.
 
Afganistan:

1- Belh: Asya tarihinin en önemli kentlerinden biri olan efsanevi Belh bugün Mezar-ı şerif ve Şıbırgan arasında kalmış, çok küçük bir yerleşim yeri.  Kentte kısmen yıkılmış çok önemli tarihi medreseler, hala geleneksel olarak kurulan ve civar yerleşim yerlerinden gelenlerle kalabalıklaşan Belh pazarı ve TİKA tarafından restore edilmiş Mevlana’nın doğduğu ev dikkat çekmekte. Belh kısa tarihiyle bugünü arasındaki zıtlık ele alınalarak işlenecek.

2- Herat: Herat Türk dilinin büyük şairi Alişir Nevai’nin kentidir. Aynı zamanda Şahruh’un başkentidir. Herat 1402’den Fatih’in zamanına kadar Osmanlı devletinin bağlılık bildirdiği başkenttir.

3- Şıbırgan: Şıbırgan TİKA’nın yoğun faaliyetlerinin olduğu ve nüfusu Özbek ve Türkmenlerden oluşan önemli bir merkezdir. Burada sürekli faaliyet gösteren TİKA’ya bağlı bir birim vardır. Türkiye’nin yaptığı hastane okul ve diğer faaliyetleri koordine etmektedir.

 
Moğolistan:

1- OTAK projesi kapsamında Ege Üniversitesi ve TİKA işbirliğiyle sürdürülen kazılar ve sonuçları. Bu kazılarda Bilge Kağan’ın mezarına ulaşılmış ve değerli Türk eserleri bulunmuştur. Bu eserler Moğolistan’da sergilenmektedir. Son yıllarda yapılan kazıların sonuçları Avrasya’da Türklerin bilinenden çok daha eski tarihlerde hareketlendiğini göstermektedir. Bu kazılarda bulunanlarla Erzurum kazılarında çıkan eserlerin karşılaştırılması çok ilginç sonuçlar doğurmaktadır.

2- Moğolistan’da 2012’de Kazak arkeologlar tarafından bulunan yeni Kağan mezarı. Bu mezarda bulunanlar Türk tarihi ve kültürüne yeni bir yön verecek kadar önemlidir. Duvar resimleri ve bunların yorumlanmasıyla Türklerde kutsal hayvanlar, ejder motifi ve Grifon (her hayvandan bir parça bulunan efsanevi yaratık) kültürünün yaygınlığı yeni boyutlarıyla ele alınmaktadır.
Turan Kurultay Şenlikleri muhteşem oldu

Macaristan'ın  Bugac şehrinde Hun-Turan Kurultayı'nın beşincisi muhteşem oldu. Kurultaya bu yıl 27 ülkeden katılım oldu

BUGAÇ,- İlki 2007 yılında Kazakistan’da yapılan, daha sonra 2008’den itibaren Macaristan’da düzenlenmeye başlanan etkinliğin 5.'incisi 8 – 10 Ağustos 2014 tarihlerinde gerçekleştirildi.
Kurultayın açılışını üç dönemdir hamiliğini yürüten Macaristan Parlamentosu Başkanvekili Lezsak Sandor yaptı. Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Tataristan, Moğolistan, Yakutistan, Türkmenistan, Uygur Türkleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Dağıstan, Rusya ve birçok Türk boyu temsilcisinin yanında Türkiye’den ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen Türkler de organizasyonda yer aldı. Kurultaydaki ortam 500-1000’li yılların orta Asya Turan halklarının yaşamını gösterirken, Türkiye ve Avrupa’dan gelen Türk dernekleri çeşitli konserler verdi.

İki gün süren kurultaya 300 binin üstünde ziyaretçi geldi. Organizasyona katılan ülke bayrakları at üstünde tek tek sergilendi. 320 Macar atlısı enfes gösteriler ve yarışlar ile izleyicileri etkiledi. 220'den fazla açık hava çadırının kurulduğu alanda farklı milletlerin halk oyunları, dans gösterileri, şarkılar ve türküler söylendi. Şenlik havasında geçen kurultaya katılan ülke ve topluluklar konserler verdi. Kurultaya katılan ülke ve boyların Bayraklı atlı süvarilerin gösterileri ile ayrı ayrı sergilendi.

Bugaç'taki Turan Kurultayı Şenlikleri sırasında yapılan çekimlerde, danışman ve sunucu İlhan Karaçay çok sayıda yetkili ve konuk ile röportajlar yaptı. Bunlardan biri de işadamı ve fahri konsolos Osman Şahbaz'dı. Solda ise, Hun İmparatoru Atilla'yı andıran Kurultay'ın Başkanı görülüyor

Kurultaya katılan Macaristan'ın  Orta Anadolu Fahri Konsolosu ve Türk Macar İşadamları Derneği (TÜMİŞAD) Başkanı Osman Şahbaz yaptığı açıklamada, her yeni kurultaya katılımın bir öncekine nazaran daha kalabalık olduğunu müşahede ettiğini belirtip, ''Macaristan'ın tam ortasında, Budapeşte'den 119 km mesafede gerçekleştirilen bu kurultay, 2007 yılında başlamış olsa da 2010 yılından sonra Hun Türk halklarının buluşması şeklinde gerçekleşiyor. Macar Hükümetinin doğuya açılım stratejisi hedefleri doğrultusunda bu kurultayın da katkısının olacak. Oyunlarla, şölenlerle tarihin yeniden canlandırıldığı, Hun ve Türk kavimlerinin kaynaştığı, uluslararası işbirliklerinin geliştiği kurultayda olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.'' dedi.

Macaristan Meclis Başkanı, İlhan Karaçay'ın sorularını yanıtlarken, TC Meclis Başkanı ile çok sıkı ilişkiler içinde olduğunu belirtti ve' Onlarla futbol maçı bile yaptık. Birinde yendik, diğerinde yenildik' dedi

 

Bölgede konaklamak isteyenlere üç gün boyunca çadır kurma, kamp yapma, sıcak su ve duş yapma imkanı sağlandı. Zırhlı atlı geçit töreni, düellosu ve gösterileri, atlı güreşçilik, koyun kovalama yarışları, göçebe savaş mücadeleleri, okçuluk gösterileri canlandırıldı. Karpat Havzası'ndaki kürk kalpaklar, milli geleneksel el işi sanatları, süslemeler, demir dövme işçiliği, deri kıyafetlerin yapım ve el sanatları ve zanaatkarları hünerlerini göstererek ziyaretçileri adeta farklı bir zamana taşıdı. Alanın girişine kurulan 188 cm. çapındaki taltoş davulu ise her Sabah katılımcıları uyandırma görevi üstlenen Şaman geleneğini sürdürdü.

Kurultaya Türkiye bu yıl ilk kez bin kişilik bir ekiple katılırken Türkiye'den 500 Türk vatandaşı ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden de 500 üstünde Türk organizasyonda yer aldı. 200'ü aşkın Turan çadırının kurulduğu kurultayda, 320 Turan atlısı yaptığı nefes kesen gösterilerle izleyicileri büyüledi. Organizasyonun açılışını Macaristan Parlamentosu Başkanvekili Milletvekili Sandor Lezsak yaptı. İki gün sürecek kurultaya 300 binin üstünde ziyaretçi gelmesi beklenirken, organizasyona katılan ülke bayrakları at üstünde tek tek sergilendi.
Kurultaydaki ortam 500-1000'li yılların Orta Asya Turan halklarının yaşamını gösterirken, Türkiye ve Avrupa'dan gelen Türk dernekleri çeşitli konserler verdiler. Almanya'nın Nürnberg şehrinde faaliyet gösteren Medina Türk Müzesi Müdürü Cemalettin Özdemir, bu organizasyona başından beri geldiklerini, kendilerinin yanı sıra Almanya'nın çeşitli şehirlerinden de gelen Türklerin olduğunu kaydetti. Özdemir, açıklamasında ayrıca kurdukları ekipte Osmanlı-Türk kıyafetlerini sergilediklerini, Macaristan'da düzenlenen bu kurultaya katılmaktan ötürü büyük zevk aldıklarını, kardeşliği gördüklerini ve bu organizasyona devam edeceklerini söyledi.
Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Macaristan Delegesi Suat Karakuş ise 4. kez katıldığı bu kurultayda 27 ülkeden katılımın olduğunu, Türk ve Hun soylarının olduğu ülkelerin bu kurultayda yer aldığını, Büyükelçi Şakir Fakılı'nın da katılımıyla Türk delegasyonu olarak burada bulunduklarını, bu kurultayın tüm Türk ve Hun ulularına hayırlı, uğurlu olmasını diledi.
Türkiye'nin Macaristan Büyükelçisi Şakir Fakılı da, Türk dünyasından çok çeşitli ulusların, kavimlerin katıldığı şenlik havasında geçen bir festival olduğunu, bu festival için Macar hükümetine teşekkür etmek gerektiğini, kendilerinin de Macar Turan Vakfı'nın daveti üzerine bu kurultaya katıldıklarını ve gerçekten çok mutlu olduklarını açıkladı.

Organizasyonun Türkiye ve Avrupa ayağı Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği (UKİD) tarafından gerçekleştirildi. UKİD tarafından teşkil edilen resmi heyet, içinde birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akademisyenin yer aldığı 45 kişiden oluştu. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul Türk Ocağı, Turan Dergisi, Avrasya Bir Vakfı, Kültür Ocağı Vakfı, Türk Edebiyatı Vakfı, Turan Kültür Vakfı’ndan temsilciler ile geleneksel Türk okçuluk ekibi UKİD heyeti içerisinde yer aldı.

İki yılda bir düzenlenen ve bu yılki ziyaretçi sayısı 300 bini bulan kurultay, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı tarafından desteklendi.

Anne Baba Tutumları Çocuğun Başarısını Etkiliyor

İlk defa okula gidiyorsa…

İlk defa okula başlayan çocuk için okul; yuvadan ayrılma, kendi başına var olma çabası anlamına gelmektedir. Çocuk artık  “öğrenci” sıfatını alacak; okuma-yazma-hesaplama, kitaplar, ödevler, sınıfta ders dinleme gibi yükümlülükleri bulunacaktır. Yeni arkadaşlar, yeni öğretmen yani tümüyle yepyeni bir çevre uyum sürecini gerektirir; uyum süreci ve çabası çocukta korku ve endişe yaratmaktadır.

Zorla okuma yazma öğretmeye çalışmayın
Okulun açılmasından önce çocuğun okulu ziyaret etmesi önemlidir. Sınıflar, kafeterya, tuvaletler gibi çocuğun sürekli içinde bulunacağı okul ortamını önceden tanıması ilk gün için kendine olan güvenini sağlayacaktır. Okul öncesi süreçte çocuğa zorla okuma-yazma öğretmeye çalışmak okul için caydırıcı olabilir ve çocuk okula isteksiz hale gelebilir. Bunun için isteksiz olan bir çocuğun zorlanmaması gerekir. Okul malzeme alışverişlerini çocukla birlikte yapmak, hangi eşyanın ne işe yarayacağını anlatmak çocuğun okulla ilgili belirli bir hakimiyet kurmasını sağlayabilir.

Çocuğunuza okulu anlatın

Çocuklara neden okula gidilmesinin gerektiğini anlatmak gerekir. Büyümesine yardımcı olacak yeni bilgiler öğrenme, farklı aktiviteler keşfetme, yeni arkadaşlar edinme konularında bilgiler verilmelidir. Okul anlatıldığında bazı çocuklar gitmek istemediğini belirten olumsuz tepkilerde bulunabilirler. Bu durumda kaygı ve endişesinin anlaşıldığı belirtilmeli ve asla “gideceksin, her çocuk okula gider” gibi genel cevaplar verilmemelidir. Bu çocuğun daha olumsuz bir karşılık vermesine ve ebeveynin onu anlamadığını düşünmesine neden olacaktır. Çocuklar onlara hikaye okunmasını severler ve hikayelerin kahramanlarıyla kendilerini özdeşleştirirler. Bunun için okula başlayan çocuklarla ilgili hikaye kitapları okumak, resimler çizmek bu anlamda destekleyici olacaktır.

Çocuğun başarısına katkıda bulunmak için…

·Ders çalışma ortamı önemlidir. Çocuğun bilgisayar, televizyon gibi uyaran faktörlerden uzak bir ortamda masasının üzerinde kitabı, defteri, kalemi ile sade ve sakin bir ortamda ders çalışması gerekir.

·lk günden itibaren oyun ve ders çalışma saatlerinin düzenli bir programa oturtulmalıdır. Bunun için çocuk ile beraber onun hoşuna gidebilecek eğlenceli çizelgeler oluşturulabilir.

·Bireysel olarak ders yapmasını desteklemek için yanında durup nasıl yapılacağını göstermeli sonra da ondan yapması beklenmelidir. Çocuğun desteğe ve tereddütlü olduğu zaman ebeveynine güvenebileceğini görmeye ihtiyacı vardır.

·Ona bir şeyler öğretirken sabırlı olmak, zedeleyici sözlerden uzak durmak ve başarabildiğinde sözel ödül olarak “aferin, iyi gidiyor” gibi kelimeler kullanmak destekleyici olacaktır. Maddi ödüllerin sonrasında pazarlığa dönüşebileceğini unutmayın.

·Ders çalışmanın yanında onunla oyun oynamak çocuğun performans kaygısını azaltır. Aynı zamanda ebeveyni ile paylaşımı artar. Ders dışında kitap okuma alışkanlığı kazanması için onunla beraber kitap okunmalıdır.

·Yatma saatlerini ayarlaması önemlidir. Bu konuda birlikte odasının kapısına asabileceği bir afiş yapabilirsiniz.

·Okula sık sık gidip çocuğun denetlenmesi uygun değildir. Çünkü ebeveyn ile çocuklar ayrı bireylerdir. Okul sorumluluğunun çocuğa ait olduğunu görebilmek ve gösterebilmek gerekir.

·Ders dışı sanat ve spor gibi faaliyetlere önem verilmelidir. Çocuğun kendini ifade edebileceği, rahatlayabileceği başka bir ortama ihtiyacı vardır. Bu durum derslerini de olumlu etkiler.

·Ebeveynlerin çocuğun ders çalışma düzeni, aile içindeki kurallar konusunda ortak fikirde olmaları gerekir. Aksi halde anne ve babanın farklı tutumları zaten okula uyum sağlama sürecinde olan çocuk için kafa karıştırıcı olabilir.

·Bazen okula alışma döneminde baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler ortaya çıkabilir. Bu durumda çocuğu sakinleştirmek ve okul ile ilgili sıkıntılarından konuşmasına ortam sağlamak çocuğu rahatlatabilir.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi Sonrasında Siyaset Gündeminde Vedalar ve Yeni Başlangıçlar Vardı

Cumhurbaşkanlığı seçimleri
 
Medya Takip Merkezi’nin Ağustos ayını kapsayan araştırmasına göre, siyasetin gündemine Cumhurbaşkanlığı seçimi ve etkileri hakim oldu. İlk kez halk oylamasıyla gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, Recep Tayyip Erdoğan’ın %51.79 oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçilmesi, siyasette yeni bir dönemi başlattı. Erdoğan, seçim sonrasında gerçekleştirdiği balkon konuşmasıyla da adından söz ettirdi.

Başbakanlık’ta Ahmet Davutoğlu dönemi

 
Recep Tayyip Erdoğan’dan boşalan başbakanlık koltuğuna kimin oturacağı, siyaset gündemini meşgul eden konular arasında yer aldı. MYK toplantısının başkanlığını yürüten Erdoğan’ın toplantı sonrasında, AK Parti Birinci Olağanüstü Büyük Kongresi’nde Genel Başkan ve Başbakan adayı olarak kurula girecek ismin Ahmet Davutoğlu olacağını açıklaması, konu ile ilgili tartışmalara açıklık getiren bir gelişme olarak haberlerde yer buldu.

Olağanüstü kongre

 
28 Ağustos’ta gerçekleştirilen AK Parti Olağanüstü Kongresi, ay genelinde siyaset gündeminde bahsi en çok geçen konular arasında yer aldı. Davutoğlu’nun 1.382 oyla genel başkan seçildiği kongrede, 9 maddelik restorasyon programının açıklanması haberlerde yer edindi.

Devir teslim töreni

 
MTM’nin aynı raporuna göre; Ağustos ayında siyaset gündeminde en çok tartışılan konulardan birisi de Türkiye'nin halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın,  Meclis'teki yemin töreninin ardından Çankaya Köşkü'ne çıkarak görevi, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den devralması oldu. Ay sonunda gerçekleştirilen devir teslim töreni, dünya liderlerinin de buluşma noktası olması açısından dikkat çekti.

Metin Feyzioğlu tartışması

 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  geçtiğimiz aylarda Adli Yıl Açılışı’nda Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşması halinde törene katılmayacağını açıklamıştı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun 1 Eylül'deki Adli Yıl Açılış Töreni’ne katılıp katılmayacağına dair tartışmalar, siyaset gündeminde yer aldı. Metin Feyzioğlu’nun törende konuşma yapmasına Yargıtay’ın oy çokluğuyla karar vermesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın törene katılıp katılmayacağı hususunu gündeme getirdi.

SİYASET GÜNDEMİ

AĞUSTOS AYINDA EN ÇOK KONUŞULAN SİYASİ PARTİLER

No    Siyasi Partiler    Toplam haber adedi    Yazılı basın    TV    Online medya

 
1    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)    221.500    41.520    12.607    167.373
2    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)    150.289    26.261    11.066    112.962
3    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)    76.415    14.133    6.211    56.071
4    Halkların Demokratik Partisi (HDP)    33.463    5.428    3.231    24.804
5    Büyük Birlik Partisi (BBP)    7.363    1.241    205    5.917
 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin Ağustos  2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

AKP en çok haber olan parti oldu

 
MTM’nin araştırmasına göre; AK Parti 221 bin 500 haber ile en çok haber olan siyasi parti oldu.
 
AKP’yi 150 bin 289 haber ile CHP ve 76 bin 415 haber ile MHP takip etti.

AĞUSTOS AYINDA EN ÇOK KONUŞULAN SİYASİ İSİMLER

No    Siyasi İsimler    Toplam haber adedi    Yazılı basın    TV    Online medya

 
1    Recep Tayyip Erdoğan    260.616    41.559    21.940    197.117
2    Ekmeleddin İhsanoğlu    70.892    10.742    6.363    53.787
3    Ahmet Davutoğlu    63.685    8.609    7.074    48.002
4    Abdullah Gül    49.756    6.962    6.210    36.584
5    Kemal Kılıçdaroğlu    48.504    7.206    5.628    35.670
 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin Ağustos  2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile haber oldu

 
Medya Takip Merkezi’nin (MTM) Ağustos raporuna göre; ayın en çok haber olan siyasi ismi 260 bin 616 haber ile Recep Tayyip Erdoğan oldu. Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ay genelinde ses getirdi. Erdoğan’ın Başbakanlığa ve AK Parti Genel Başkanlığı’na veda etmesi ve Cumhurbaşkanı olarak Köşk’te yer almaya başlaması ay genelinde gündemde yer aldı. Erdoğan’ın gerçekleştirmiş olduğu veda ziyaretleri ve resepsiyonlar da siyaset gündemi haberleri arasında yoğun olarak görüldü. Erdoğan ayrıca, Ağustos ayı başında, bir televizyon kanalında, kendine yönelik saldırıları anlatırken Ermeniler ile ilgili sarfettiği sözle de gündeme geldi.
 
Ay genelinde en çok haber olan bir diğer isim, 70 bin 892 haber ile Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 38.44 oy oranı elde eden İhsanoğlu, seçim süreci ve seçim sonuçları ile ilgili haberlere konu edildi.
 
Ağustos ayında 63 bin 685 haber ile en çok konuşulan üçüncü isim olan Ahmet Davutoğlu, AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık için seçilen kişi oldu. 62. Hükümetin kabinesinde yer alacak isimleri açıklayan Davutoğlu’nun yeni hükumet programında yeni anayasa, HSYK’nın yapısında değişiklik, çözüm süreci ve üretimde teşvik gibi konuları göz önünde bulundurması haberlere konu edildi.
 
MTM’NİN DERLEMESİYLE AYIN DİKKAT ÇEKEN DİĞER GELİŞMELERİ
 
–    Rütbe bekleme süresi dolan 12’si Balyoz ve Ergenekon sanığı 43 amiral emekli edildi.
 
–    Kamuda türban yasağının kaldırılmasının ardından ilk defa türbanlı bir stenograf, TBMM Genel Kurulu’nda görev yapmaya başladı.
 
–    Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Gençlik ve Spor Bakanlığı Proje ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Suzan Kurt, başka bir göreve atanmak üzere görevinden alındı.
 
–    CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, AK Parti’nin 27 Ağustos’taki 1’inci Olağanüstü Kongresi’nin iptali için asal dayanağı bulunmadığını, tüm sonuçlarıyla birlikte yok hükmünde sayılması gerektiğini savunarak Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na başvurdu.
 
–    PKK'nın ilk silahlı eylemcilerinden Mahsum Korkmaz'ın, Diyarbakır Lice'nin Yolçatı köyündeki mezarlığa dikilen heykeli kaldırılırken jandarma ile PKK'lılar arasında çatışmada 1 kişi öldü.
 
–    İzmir merkezli 13 ilde 'yasa dışı dinleme' iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında haklarında arama kararı çıkarılan 32 emniyet mensubundan 20'si gözaltına alındı.
 
–    TBMM’deki konuşmasıyla ayakkabı polemiği başlatan CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, ALS hastaları için yürütülen buzlu kova kampanyasına Meclis’ten katıldı.
 
–    Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı korumakla görevli Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanı Ramazan Bal ve Erdoğan’ın yakın koruma müdürü Muhsin Köse, Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı’na atandı.
 
–    Beşir Atalay, başbakan yardımcılığı görevini Yalçın Akdoğan’a devretti.
 
–    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ağustos nedeniyle, Köşk’te ilk resepsiyonunu verdi.
MTM Hakkında:
İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Ataşehir’in Sokakları Güzelleşiyor

Vatandaşlardan gelen isteklerinde yer aldığı çalışma program kapsamında yapılan çalışmalarda; Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Yol Yapım Amirliği ekipleri, aynı zamanda yağmur sularının baskınlara yol açmaması için mahalle ve sokaklarda yağmur suyu kanalı çalışmalarını da sürdürüyor.
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Zabıta Haftası Ataşehir’de Karanfillerle Kutlandı

Zabıta Haftası nedeniyle vatandaşlara karanfil dağıtan, belediye meclis üyelerini ve belediye başkan yardımcılarını ziyaret eden Ataşehir Belediyesi Zabıta Müdürü Gürsel Sarımaden de “Çağdaş Ataşehirde –kaçın zabıta geliyor- diyen vatandaşlar yerine -zabıtamız geliyor- diyen hizmet anlayışını kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz, Ataşehir’de vatandaşlarımızın huzur içinde sağlıklı bir yaşam sürmeleri için 24 saat hizmet vermekten mutluyuz” dedi.
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ağız ve Diş Sağlığımızı Önemsemiyoruz

Dişlerin etrafındaki kemik dokusu ve çene kemiği büyük hasar görüyor
 
Uluslararası çapta yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, ağız ve diş sağlı için yapılan temel harcamalarda Türkiye sınıfta kalıyor. Ülkemizde bir kişinin yıllık diş macunu tüketimi ortalama 120 gr civarlarında (bir tüp diş macunu) iken bu rakam Amerika'da 410, Batı Avrupa ülkelerinde ise 290 gr civarında. Diş fırçası tüketiminde de durum farklı değil. Ülkemizde ortalama olarak, kişi başı yıllık diş fırçası tüketimi yalnızca bir adet. Tüm bu veriler DENTADENT Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Kurucu Hekimi Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Namık Kemal Ayhan'a göre oldukça ürkütücü. ''Düzenli diş macunu kullanan tüketici sayısının 6-7 milyon kadar olduğu düşünüldüğünde ağız ve diş sağlığı açısından kritik bir noktadayız'' diyen Dr. Ayhan, ''bakımı, temizliği bir hafta süreyle aksatılan ağız ve dişlerde sağlık sorunlarının başlaması için zemin hazırlanmış oluyor. Söz konusu olası sağlık sorunlarının ilk belirtisi; ekseri diş fırçalama esnasında görülen ''dişin imdat çığlığı'' olarak nitelendirebileceğimiz diş eti kanmalarıdır. Bu noktada mümkün olunan en kısa süre zarfında bir uzmana görünmek gerekiyor.  Diş hekimine gidilmediğini, ihmalkar davranıldığını var sayarsak sorun büyüyerek devam edecek, diş eti kanamalarını diş eti şişlikleri izliyor olacaktır. Söz konusu şişlikler içeride iltihap oluştuğunun belirtisidir. Sonraki olası aşamalar, dişlerin etrafındaki kemik dokusunun ve çene kemiğinin ciddi tahrip olmasına mukabil, dişler sallanmaya, ardından dökülmeye başlayacaktır’’ diyerek sözlerini sürdüren Dr. Ayhan ‘‘diş etlerindeki iltihap oluşumu kan dolaşımı yoluyla kalp, böbrek ve eklemlere de sirayet ederek, vücudun genelinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir’’

Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Namık Kemal Ayhan ‘‘Çözüm basit: Günde 6-10 dakikanızı ağız ve diş sağlığınıza ayırın’’

Sağlıklı ağız ve dişlere sahip olmak için yapılması gerekenlerin hiçte zor olmadığını belirten Diş Hekimi ''ağız ve diş sağlığınız için günde 6-10 dakikanızı ayırmayı ihmal etmeyin. Mümkünse her yemekten sonra dişlerinizi çok sert olmayan bir diş fırçası ile fırçalayın. Ağız ve diş bakımınızı yaparken diş ipi ve ağız çalkalama sularını kullanın’’ tavsiyesinde bulunuyor. Diş Hekimi Ayhan ayrıca, protez kullananların ağız duşu yapmaları gerektiğini belirtiyor.

www.dentadent.com.tr

DENTADENT Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Kurucu Hekimi Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Namık Kemal Ayhan Hakkında

 
Türkiye’nin sayılı çene cerrahisi uzmanından biri olan Dr. Namık Kemal Ayhan, Kuleli Askeri Lisesi’nden sonra eğitimine devam ettiği İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden 1990 yılında başarıyla mezun oldu. Diş Hekimi Ayhan, 1995 yılında DENTADENT’i kurdu, 1997 yılında doktora tezini üstün başarı ile vererek mezun oldu.
 
1995 yılından beri hizmette olan DENTADENT, Aralık 2013 itibariyle yeni yerinde Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olarak yoluna devam ediyor.
 

Demba Ba Ağustos Ayına Damga Vurdu

AĞUSTOS AYINDA EN ÇOK KONUŞULAN SPOR KULÜPLERİ
 
No    Spor Kulüpleri    Toplam haber adedi    Yazılı basın    TV    Online medya
1    Galatasaray    71.760    11.212    2.822    57.726
2    Fenerbahçe    68.629    10.964    2.933    54.732
3    Beşiktaş     64.906    10.040    3.352    51.514
4    Trabzonspor    50.506    8.462    1.264    40.780
5    Bursaspor    23.663    4.361    148    19.154
 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin Ağustos  2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

MTM’nin TYSD için yaptığı araştırmaya göre, Ağustos ayında en çok konuşulan spor kulübü Galatasaray oldu. Arda’lı Atletico Madrid ile hazırlık maçı yapan Galatasaray, maçın gelirini Soma’da yaşanan maden faciasında hayatını kaybedenlerin ailelerine bağışladı. Sarı kırmızılı ekip, yeni sezon öncesinin büyük karşılaşması Süper Kupa’da ezeli rakibi Fenerbahçe’ye penaltılarla yenilerek sezona kötü bir başlangıç yaptı. Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yaşanan kaza sonucu hayatını kaybeden foto muhabiri Erkan Koyuncu’nun ölüm haberi, basında Galatasaray ile ilgili sıkça yer alan haberler arasındaydı.

Ağustos ayında en çok konuşulan bir diğer spor kulübü ise Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe’nin ev sahipliğinde Soma’da yaşanan maden kazasında hayatını kaybedenlerin ailelerine yardım amaçlı düzenlenen üçlü turnuva ile Ağustos ayında konuşulan sarı – lacivertli kulüp, teknik direktör Ersun Yanal’ın istifa edip yerine İsmail Kartal’ın gelmesiyle spor gündemine damga vurdu. Süper Kupa’da Galatasaray’ı penaltılarda yenen Fenerbahçe kupanın sahibi olurken, sahada yaşanan olaylarla da adından söz ettirdi. Araştırmada Fenerbahçe’yi Beşiktaş ve Trabzonspor kulüpleri izledi.

AĞUSTOS AYINDA EN ÇOK KONUŞULAN SPOR KULÜBÜ YÖNETİCİLERİ

 
No    Spor Yöneticileri    Toplam haber adedi    Yazılı basın    TV    Online medya
1    Süleyman Seba    13.126    1.663    1.106    10.357
2    Aziz Yıldırım    10.329    1.577    630    8.122
3    Ünal Aysal    9.051    1.156    300    7.595
4    Fikret Orman    6.049    987    579    4.483
5    İbrahim Hacıosmanoğlu    4.958    946    107    3.905
 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin Ağustos  2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

Süleyman Seba’nın ölümü spor camiasını üzüntüye boğdu…

 
MTM’nin aynı araştırmasına göre; ayın en çok konuşulan spor kulübü yöneticisi, Beşiktaş Spor Kulübü’nün Onursal Başkanı Süleyman Seba oldu. Ağustos ayında hayatını kaybeden Seba, Türk spor camiasını yasa boğdu. Beşiktaş Spor Kulübü’nün, Vodafone Arena'da tören düzenleyerek efsane Başkan’ı son son yolculuğuna uğurlamasının yanında; Spor Toto Süper Lig’in bu sezon “Süleyman Seba Sezonu” olarak anılacak olması da Seba’nın basında yer alan haberleri arasındaydı.

Araştırmaya göre, en çok konuşulan bir diğer kulüp yöneticisi Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım oldu. Yıldırım, Ağustos ayında düzenlediği basın toplantısında Teknik Direktör Ersun Yanal hakkında yaptığı açıklamalarla gündeme gelirken; Yanal’ın yerine İsmail Kartal’ı takımın başına seçmesiyle de basının ilgisini çekti.  Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'nin yeni sezon hazırlıkları kapsamında Roma ile oynadığı maçın öncesinde İtalyan kulübünün CEO'su Italo Zanzi’den plaket almasıyla da spor haberlerinde yer edindi. Yıldırım’ı Ünal Aysal ve Fikret Orman takip etti.

AĞUSTOS AYINDA EN ÇOK KONUŞULAN TEKNİK DİREKTÖRLER

 
No    Teknik Direktörler    Toplam haber adedi    Yazılı basın    TV    Online medya
1    Cesare Prandelli    16.271    2.420    341    13.510
2    Ersun Yanal    14.357    1.766    571    12.020
3    Vahid Halilhodzic    11.034    2.101    263    8.670
4    Slaven Bilic    11.146    1.185    426    9.535
5    İsmail Kartal    10.290    1.630    265    8.395
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin Ağustos 2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

Prandelli ayın en çok konuşulan teknik direktörü…

 
Ayın en çok konuşulan teknik direktörü Galatasaray’ın İtalyan çalıştırıcısı Cesare Prandelli oldu. Ağustos ayında Galatasaray ile Atletico Madrid arasında oynanan dostluk maçından önce İspanyol ekibin teknik patronu ziyaret etmesiyle gündeme gelirken; ALS hastalarına destek vermesiyle de konuşuldu. Prandelli, yaptığı transfer açıklamalarıyla da ay boyunca spor haberlerine konu edildi.

Araştırmaya göre; ay boyunca en çok konuşulan bir diğer teknik direktör ise Fenerbahçe’nin eski teknik direktörü Ersun Yanal oldu. Ağustos ayı içerisinde sürpriz bir şekilde istifa eden Yanal, spor gündemine de damgasını vurdu.  Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra yaşanan olaylar ile ilgili açıklama yapan Yanal, çıkan haberlerle de gündemde yer edindi.

AĞUSTOS AYINDA EN ÇOK KONUŞULAN FUTBOLCULAR

 
No    Futbolcular    Toplam haber adedi     Yazılı basın    TV    Online medya
1    Demba Ba    11.822    1.451    123    10.248
2    Felipe Melo    8.725    867    163    7.695
3    Volkan Demirel    8.492    667    224    7.601
4    Emre Belezoğlu    8.126    962    91    7.073
5    Arda Turan    7.746    819    255    6.672
6    Wesley Sneijder    6.959    847    86    6.026
7    Diego Ribas    6.565    764    128    5.673
8    Dirk Kuyt    6.048    717    66    5.265
9    Mustafa Pektemek    5.679    550    50    5.079
10    Fernando Muslera    5.417    611    28    4.778
 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin Ağustos  2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve 10 bini aşkın internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

Demba Ba ayın en çok konuşulan oyuncuları sıralamasında zirveye yerleşti…

 
Ayın en çok konuşulan futbolcusu ise Beşiktaş’ın yeni transferi Demba Ba oldu. Senegalli oyuncu Beşiktaş'ın UEFA Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda Feyenoord ile oynadığı karşılaşmada 3 gol atarak adından söz ettirirken; Demba Ba ve takım arkadaşlarının yönetimden habersiz Vodefone Arena'dan loca alması ile basından ilgi gördü. Demba Ba’yı Süper Kupa’da yaşanan olaylar nedeniyle haberlere konu olan Felipe Melo ve Volkan Demirel izledi.

 
MTM Hakkında:
 
İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Ataşehir’de Mesleki Eğitimlerde Yeni Dönem Başlıyor

Yeni dönemde Aşçılık, Kuaförlük, Bilgisayar Kullanımı, İngilizce Dil Eğitimi, İğne Oyası, Tel Kırma, Deri İşlemeciliği, Makina Nakışı, Dekoratif Ahşap Boyama, Kadın Giysileri Kalıp Hazırlama gibi kurslar yer alacak.

Toplumun her kesiminden bireylerin; aktif ve üretken bir yaşama katılımlarını sağlayarak, yoksulluğu ve yoksunluğu önlemek amacıyla başlatılan proje kapsamında kurslara katılan kursiyerlere; Milli Eğitim Bakanlığı onaylı Halk Eğitim Merkezi sertifikası ve Ataşehir Belediyesi Meslek Edindirme katılım belgesi verilecek.

10 ile 20 kişi arasında oluşturulacak kurslardan geçen yıl toplam 7.004 kişi yararlanmıştı.

2014-2015 dönemi kapsamında kurs yerleri ve kurs bilgileri

ATAMEM ( Ataşehir Belediyesi Meslek Edindirme Merkezi ):
Aşçılık ( Sertifikalı )
Kuaförlük ( Sertifikalı)
Bilgisayar Kullanımı ( Sertifikalı)
İngilizce Dil Eğitimi( Sertifikalı)

Kayışdağı Lions Ataevi:
Aşçılık ( Sertifikalı )
Kuaförlük ( Sertifikalı)
Bilgisayar Kullanımı ( Sertifikalı)
İğne Oyası (Katılım Belgesi)
Deri İşlemeciliği ( Sertifikalı)
Makina Nakışı (Katılım Belgesi)
Dekoratif Ahşap Boyama (Katılım Belgesi)
Kadın Giysileri Kalıp Hazırlama ( Sertifikalı)

Mustafa Kemal Ataevi:
Kuaförlük ( Sertifikalı)
Bilgisayar Kullanımı ( Sertifikalı)
İğne Oyası (Katılım Belgesi)
Tel Kırma ( Sertifikalı )
El Sanatları (Katılım Belgesi)
Makina Nakışı ( Sertifikalı )

İnönü Ataevi:
El Sanatları (Katılım Belgesi)
Dekoratif Ahşap Boyama (Katılım Belgesi)

Ferhatpaşa Atevi:
Makina Nakışı ( Sertifikalı )
İğne Oyası (Katılım Belgesi)

Yeni Çamlıca Ataevi:
İğne Oyası (Katılım Belgesi)

30 Ağustos Ataevi:
İğne Oyası (Katılım Belgesi)

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi