Sporcularda Sık Görülüyor ama Sporcu Hastalığı Değil

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi, Travmatoloji ve Spor Yaralanmaları Uzmanı Prof. Dr. Osman Güven, son yıllarda omuz yaralanmaları ve omuz çıkıkları sorunlarının daha sık görüldüğüne dikkati çekiyor. Prof. Dr. Osman Güven, omuz çıkıklarının 20 yaş altındaki sporcu erkeklerde sık görülmesine karşın, bir sporcu hastalığı olmadığını, herkeste ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Yıllarca çıkmayan omuz ters bir harekette yine çıkar

 
Kişinin omzunda sorun varsa, örneğin omuz çıkığı varsa günlük hayatında bazı kısıtlamalar oluşuyor. Prof. Dr. Osman Güven, hastaların bu durumda yaşadıklarını ve
nelerden uzak durmaları gerektiğini şöyle özetliyor:
 
“Kişinin omzunda bir gevşeme oluyor, belirli hareketlerde omzu hep çıkacakmış gibi bir his duyuyor ve güçsüzlük oluşuyor. Mutfakta tam bir rafa uzanırken, bir boşluk hissi doğabiliyor ve elindekini yere düşürüyor. Yerden bir taşı alıp hafifçe ileri atacak olsa bile omzu çıkabiliyor. Ağrıdan duramaz hale gelen hasta hemen acile başvuruyor. Bu durumda genel anestezi uygulanarak çıkan omuz yerine oturtulabiliyor. Omuz yerinden çıkarken; eklemleri, bağları ve oradaki yapıları da yırtarak, üstelik de hep aynı yerden çıkıyor. Hastalarımız bize ‘alışkanlık oldu’ diyorlar ve omuzlarının ne kadar çok kere çıktığından bahsediyorlar. Ameliyatla bunların hepsi iyileşebiliyor. Omzu çıkan bir kişide ağrı meydana geliyor ve kolunu bir süre kullanamıyor. Böyle bir durumda ters bir hareket yapmaması önemli. Bir çıkıktan sonra omzu yıllarca yeniden çıkmayan hastalar da mevcut. Ancak 20 yıl boyunca çıkmayan bir omuz, bir gün aniden ters bir hareketle yeniden çıkabilir. Omuz çıkıklarında tedavi için ameliyat şart. Bölgedeki problem ancak bu şekilde tamir edilebiliyor. Omuz artroskopisi ile sorunları giderebiliyoruz. Üstelik dışarıdan bakıldığında iz bile kalmıyor.”

Omuz cerrahisi ortopedik ameliyatların yüzde 15’ini oluşturuyor

 
Omuz cerrahisi alanında ‘omuz artroskopisi’ne en fazla ihtiyaç duyulan sorunların başında gelen omuz çıkıkları ve tedavisi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Osman Güven, omuz cerrahisinin geçmişi ve bugününü kıyaslayarak şunları söylüyor:
 
“Omuz artık ortopedik cerrahinin yüzde 15’ini oluşturuyor. En sık diz operasyonu yapılıyor. Omuz cerrahisi derken aslında hem omuz, hem de dirsekteki sorunları kastediyoruz. Eskiden omuz cerrahisi çok az hekim tarafından yapılıyordu, omuz konusunda teknik bilgiler azdı. Omuz hastaları fizik tedavi ve ilaçla idare ederdi. ‘Bu hastalık iyileşmez’ deyip eziyet çekerek yaşarlardı. Omuz daha karmaşık bir eklem, bu nedenle bir diz cerrahisi gibi yaygınlaşmadı. Hala bu işi yapanların sayısı oldukça az. Omuz cerrahisinin içine artroskopinin girmesi bu branşın ufkunu açtı diyebiliriz. Eskiden ameliyat dahi edilemez olarak görülen vakalar, omuz artroskopisi sayesinde ameliyat edilebilir hale geldi.”

Omuz artroskopisinin nasıl uygulandığı hakkında bilgiler sunan Prof. Dr. Osman Güven, bunları şöyle sıralıyor:

•Artroskopi aslında eklem cerrahisi demek. Bu ameliyattan önce omuzda açtığımız 3 delikten içeri girerek tüm işlemlerimizi yapabiliyoruz. Önce ilk açtığımız delikten 4 mm çapında bir kamerayla omuzdaki boşluklardan ekleme giriyoruz, ardından yine boşluklardan diğer iki deliği açıyoruz.

•Ameliyatlarımızı yaparken tüm işlemleri hep ekrana bakarak ve orada görerek uyguluyoruz. Aslında bu hiç de göründüğü kadar kolay bir işlem değil. Göz ve iki elin aynı anda çalışması özel bir eğitimdir, yıllara dayanan bir deneyim gerektirir.

•Ortopedi alanında, özellikle de omuz ve kalça eklemlerinde ameliyat zordur. Omuzdaki operasyonlar çok kanlı olabiliyor, bu nedenle dokuyu en az kanatacak teknikleri kullanarak ameliyat yapmak gerekiyor.

•Eskiden omuz cerrahisi ameliyatları 2 saat sürüyordu. Artık standart omuz çıkığını ameliyatını 25 – 30 dakikada yapabiliyoruz. Ameliyat genel anestezi altında olduğu için, ameliyattan sonra hastayı tedbir olarak bir gece hastanede tutuyoruz. Ardından hasta taburcu oluyor. Günlük hayatında belli bir süre bazı kısıtlamalar getiriyoruz ki, yine aynı sorunu yaşamasın.

Dikkat Bu Belirtiler 24 Saatte Geçmemişse Nedeni Multiplskleroz Olabilir

Multipl Skleroz, merkezi sinir sisteminde gelişen bir hastalık. Bu hastalıkta, bağışıklık sistemi hücreleri; merkezi sinir sistemini, sinir hücrelerinden çıkan ve akson olarak isimlendirilen uzantıları ve bu uzantıların çevresini saran, miyelin olarak isimlendirilen yapıları etkiliyor. Bağışıklık sistemi hücrelerinin saldırısı sonucunda başta miyelin ve akson olmak üzere hasar gören bu yapılar da hastalığı ortaya çıkartıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman, Multipl Skleroz’un her hastada farklı belirtiler ile başladığına dikkat çekerek, “Ayrıca belirtilerin hastalığın başlangıç dönemlerinde genellikle kendiliğinden de düzelebildiği için” hastalarının hekime başvurmaları ve tanı almaları gecikebiliyor. Bazı hastalar da ataklar geçtiğinde 'düzeldim' diyerek tedavilerini aksatıyor. Zamanla hastalarda kalıcı görme kaybı, yürüme ya da denge bozukluğu gibi sekeller ortaya çıkıyor. Oysa Multipl Skleroz erken ve düzenli tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalık. Üstelik yeni tedavi seçenekleri hem daha etkili sonuçlar veriyor, hem de hastalara büyük konfor sunuyor.” diyor.

Bu belirtiler 24 saati geçmesine rağmen devem ediyorsa, dikkat

 
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman, aşağıda yer alan belirtilerden birkaçının, hatta birinin bile 24 saatten uzun süredir devam etiği takdirde, zaman kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor.

•Genellikle tek gözde görme keskinliğinin azalması veya görme kaybı ya da çift görme.

•Baş dönmesi, dengesizlik, beceriksizlik.

•Vücudun değişikli bölgelerinde özellikle gövdede kuşak tarzı duyu değişikliği, yüzde, kollar ya da bacaklarda uyuşukluk, güçsüzlük.

•İdrar kaçırma ya da idrar yapamama, dışkılama sorunları

•Dilde peltekleşme gibi konuşma bozuklukları. 


•Yorgunluk.

•Bellek sorunları.

•Depresyon gibi duygu durum değişiklikleri.

•Cinsel isteksizlik, erken boşalma gibi cinsel işlev bozuklukları.

Daha az sıklıkla;

•Baş ağrısı, uyku bozuklukları ya da epileptik nöbetler.

Hastaların üçte ikisi 20-40 yaş grubunda

•Hastaların üçte ikisi bu hastalığa 20-40 yaş arasında yakalanırken, üçte biri ise 40 yaş üstünde ya da 20 yaş altında oluyor. 55 yaşın üzerinde ise risk belirgin olarak azalıyor.

•Yeterli sayıda olmamakla birlikte, ülkemizde her 100 bin kişide 30- 40 kişinin MS’li olduğunu bildiren çalışmalar var. Bu çalışmalardan yola çıkılarak ülkemizde yaklaşık 35 bin MS hastası olduğu tahmin ediliyor.

•40 yaş altında başlayan ataklar ve düzelmelerle giden MS tipi kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 2 kat daha sık görülüyor. Bunun aksine 40 yaş ve üzerinde başlayan MS hastalığında ise kadın ve erkek oranı eşit rakama yaklaşıyor

Erken yakalandığında ataklar kontrol altına alınabiliyor

MS’in temel olarak 3 tip tedavisi var; belirtilere yönelik tedavi, atak tedavisi ve atakları önleme tedavisi. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman, MS’in henüz kesin tedavisi olmasa da, erken tanı ve tedaviyle atakların kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunun sonucunda hastalar atak döneminde yaşadıkları görme bozukluğu, konuşma güçlüğü, denge sağlama ve idrar tutamama gibi nörolojik belirtilere bağlı sıkıntılardan ve atak nedeniyle sık aralarla yüksek doz kortizon almaktan kurtulabiliyor. Daha da önemlisi hastalar sakat kalmadan hayatlarına devam edebiliyor.”

Yeni seçeneklerle tedavinin etkinliği yüzde 50’nin üzerine çıktı

Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman, Multipl Skleroz tedavisinde son 3-4 yıldır çok büyük adımlar atıldığını belirterek hastaların yüzünü güldüren gelişmeleri şöyle anlatıyor:

 
"Bundan birkaç yıl öncesine dek, tedavi seçeneklerimizin tümü enjeksiyon şeklinde idi ve hastalarımıza sadece birkaç ilaç seçeneği sunabiliyorduk. Bugün ise hem hap şeklinde ilaçlarımız var, hem de hastalara önerebileceğimiz tedavi seçeneklerimiz arttı. Tıpkı bir terzinin kişiye özel elbise dikmesi gibi, biz de artık mevcut hastalığının aktivitesi ve eşlik eden başka sağlık sorunları olup olmadığına bakarak hastaya özel ilaç seçenekleri sunabiliyoruz. Tedavide kullandığımız yeni ilaçların 2 önemli avantajı var; birincisi hap olmaları nedeniyle uygulamasının kolay olması. Bu gelişme, özellikle enjeksiyondan korkan hastalarımız için büyük bir konfor sağlıyor. İkinci avantajı da yıllardır kullandığımız bazı tedavilere göre etkinliklerinin daha fazla olması. Öyle ki daha önce hastalığa bağlı klinik atakları önleyebilme şansımız yüzde 30'lar civarındayken, bu rakam yeni oral ilaçlar sayesinde yüzde 54'e kadar çıkabilmektedir. Ancak yeni tedavilerin uzun dönem güvenlik verilerine henüz sahip değiliz. Bu nedenle 20-25 yıllık uzun dönem sonuçlarını bildiğimiz mevcut tedavilerle hastalığı kontrol altında olan hastalar, sadece yeni olduğu için ya da hap şeklinde olduğu için ilaçlarını değiştirmeyi kesinlikle düşünmemeliler. Biz yeni geliştirilen hapları önceden kullanılan ilaçlara yanıt veremeyen hastalarda kullanıyoruz.”

Tedaviyi yarım bırakmak kalıcı sakatlık nedeni

MS ataklarla seyreden bir hastalık. Bu nedenle bazı hastaların sadece atak denilen dönemde tedavi olduklarını, belirtiler geçince de 'artık düzeldim' diyerek tedavisini yarım bıraktıklarını söyleyen Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman, “Hasta tedavisini yarıda bıraktığı için atakların sıklığı ve şiddeti giderek artmaya başlıyor. Zamanla ciddi yürüme ya da görme bozukluğu, bellek bozukluğu gibi, hastanın günlük işlevlerini bile yerine getiremeyecek kadar önemli, kalıcı sekeller oluşabiliyor. Dolayısıyla hastalar hekimi belirtmediği sürece, ilaç tedavilerini kesinlikle bırakmamalılar. Ayrıca tedavinin de MS konusunda uzmanlaşmış hekim ve merkezde yapılması da çok önemli." diyor.

Kanser Tedavisi Öncesi Kalp Kontrolüne Dikkat

Güçlü kanser ilaçları kalp sağlığını olumsuz etkiliyor
 
Kanser tedavisinde istenmeyen ciddi sonuçlardan biri kemoterapi ilaçlarıyla oluşan kalp problemleridir. Kardiyotoksisite olarak adlandırılan bu durumla karşılaşmamak için tedavi öncesi dikkatli bir değerlendirme yaparak önlem almak gereklidir. Tedaviye bağlı kalp problemleri (kardiyotoksisite) her hastada görülmemekle birlikte hastada risk faktörlerinin var olması durumunda sorunun gelişme olasılığı artmaktadır. Risk faktörlerinden en önemlisi uygulanan kemoterapi ilacının türü, dozu ve veriliş şeklidir. Hastanın tedavide ek olarak ışın tedavisi de alması riski artırır. Diğer risk faktörleri ise hastanın yaşı, kalp hastası olması veya kalp damar hastalıkları risk faktörlerine sahip olmasıdır. Tedavi sırasında en sık gelişen kalp problemleri; kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, ritim bozuklukları, kalp krizleri, kalp zarı iltihaplarıdır. Bunlar, hem tedavi devam ederken hem de tedaviden yıllar sonra ortaya çıkabilir.

Kanser iyileşirken hastanın kalbi de korunmalı

 
Kanser tedavisinde geliştirilen yeni nesil ilaçlar, hedefe yönelik tedaviler, gelişmiş ışın tedavisi teknikleri ile pek çok kanser hastası sağlığına kavuşmakta, daha uzun ve kaliteli yaşayabilmektedir. Ancak kanser tedavisinde kullanılan güçlü ilaçların diğer organlar üzerindeki etkileri, kanser tedavisi ile ilişkili problemleri artırmaktadır. Kanser tedavisinde başarı şansını artırmak ve hayati riski azaltmak için ilaç tedavisi, cerrahi veya ışın tedavileri planlanırken risk altındaki kişilerin kalp sağlığının değerlendirilmesi ve kalp hastalığı varsa tedavi edilmesi çok önemlidir. Böylelikle ışın veya cerrahi tedavisi sırasında karşılaşılabilecek riskten hastalar korunarak, ilaç tedavisinin yan etkileri dahil olmak üzere hayati önem taşıyan riskler azaltılabilir.

Onkoloji ve kardiyoloji işbirliği hasta için hayati önem taşır

 
Özellikle daha önce bir kalp hastalığı ya da kalp krizi geçirmiş olanlar, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon veya kalp kapak hastalığı bulunanlar ile ritim bozukluğu olan hastalarda kanser tedavisine bağlı ciddi kalp problemleri ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Bu hastalıklar kanser tedavisi başlamadan tespit edilmeli, hastalar dikkatli bir şekilde kardiyoloji ve onkoloji bölümleri iş birliği, ekip çalışması ile takip ve tedavi edilmelidir. Kanser hastalarının başarılı ama en önemlisi güvenli bir şekilde tedavi edilmesinde, hastalara kaliteli ve uzun bir yaşam sağlanmasında kardiyoloji ve onkoloji bölümlerinin iş birliği ve takım çalışması hayati öneme sahiptir.

Diyabet Ameliyatla Tedavi Edilebilir mi?

Diyabetin transplantasyon yöntemi ile tedavisinde adacık transplantasyonu en zor olanıdır.

Karının içine yerleştirilen küçük adacıkların hem çevre hücrelerce harabının korunması hem de vücudun bağışıklılık sisteminin reaksiyonunu önlemek içi; en az 25 bin adacık hücresinin tek bir seferde transple edilmesi gerekir. Bu transple edilen adacık hücrelerinin korunması için; mikro kafesler içine yerleştirilmeli ve bu şekilde karaciğer veya bağırsak mezenterleri üzerine implante edilerek dikilmeli. Ameliyattan sonra hasta sürekli immün reaksiyonu faaliyetini önleyecek ilaç kullanmak zorundadır. Maalesef bu ilaçlar immün sistemi etkileyip sistemi bloke edeceğinden hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları tetiklenir, vücut dıştan gelecek enfeksiyonlara açık hale gelir. Bu sebepten dolayı adacık transplantasyonu çok az sayıda yapılır. Türkiye’de 3 ile 5 senedir hayvanlarda denenmekte olan tedavi sistemi; birkaç sağlık kurumunda insanlar üzerinde uygulama yapılmakta fakat olumlu sonuç alınamamakta. Konu hakkında çalışmalar hem yurt içinde hem de yurt dışında devam etmekte. ‘’

Yeni Corsa İlk Kez Yüzünü Gösterdi

1.0 litrelik direkt benzin püskürtmeli, tamamı alüminyum Ecotec motor, 115 beygir güç, 170 Nm tork üreten, yeni altı ileri manuel şanzıman seçeneğine sahip. 3 silindirli motorlar arasında “en sarsıntısız ve en sessiz” özelliğiyle iddialı.

4 metrelik kompakt uzunluğun içerisinde beş yolcu kapasitesi ile geniş bir alan sunuyor. Dış tasarımında LED far teknolojisine yer verirken, daha keskin hatlar ve geniş ön ızgara tasarımı modele daha iddialı bir hava kazandırıyor. Arka kısmında ise yatay çizgiler görsel olarak otomobili geniş tutuyor ve sportif detaylarla eskiye göre daha hareketli bir tasarım tercihi ile dikkat çekiyor.

Yeni Corsa’nın kabini, gösterge paneli yatay çizgiler boyunca tasarlanmış sürücü kontrol merkezinin etrafında düzenlendi. IntelliLink bilgi-eğlence sistemi, 7 inç renkli dokunmatik ekranı, Apple ve Android cihazlarla uyumlu olup sesli komut sistemi ile kullanılabiliyor. Ayrıca Bluetooth, Siri Eyes Free, Navigasyon için BringGo, internet radyosu ve podcast’ler için Stitcher ve TuneIn gibi pek çok uygulama kullanılabiliyor.

Yeni Corsa’da ilk defa mevcut olan çift-xenon farların yanında, “Yan Kör Nokta Uyarı”, “Opel Eye Ön Kamera”, “Şeritten Ayrılma Uyarısı”, “Uzun Far Asistanı”, “Takip Mesafesi Göstergesi” ve “Ön Çarpışma Uyarısı ” gibi yeni sistemler güvenlik konusunda Opel Corsa’yı rakiplerinden bir adım öne çıkarıyor.

Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik “Opel’in küçük sınıftaki ilk otomobili olan Corsa, beşinci neslinin iç ve dış tasarımında küçük sınıf için benzersiz özellikler sunmaya devam ederken, kalite ve dayanıklılık seviyesiyle de rakipleriyle arasındaki farkı koruyor. Kaliteli ve şık bir kokpit, bilgi-eğlence sistemleri ile Yeni Corsa çok daha fazla heyecan uyandıracak.” dedi.

 
 
 

MILLET’ in Şort Ve Tişörtleri Sıcak Yaz Günlerinde Vazgeçilmezleriniz Arasında Yer Alıyor

MILLET erkek şortların DRYNAMIC™ kumaşı pamuksu hissi ile yumuşak ve rahatlığı sağlarken, streç yapısıyla mükemmel bir esneklik sunuyor. Şortların quickdry teknolojisi nemi hızlıca ciltten uzaklaştırıyor. Outdoor yürüyüşler, seyahatler ya da günlük kullanım için çok yönlü tasarlanan ultra hafif şortlar fonksiyonellikleri ve rahatlıkları ile üstün teknik özelliklerini kullanıcısına hissettiriyor.
 
MILLET erkek tişörtleri bu yaz rengarenk. MILLET erkek tişörtleri nefes alan kumaş yapısıyla sıcak havalar için ideal, esnek yapısıyla konforlu ve ultra hafifliği ile sıcak yaz günlerinde vazgeçilmezleriniz arasında yer alıyor.
 
UV korumasına sahip MILLET şapkaların siperlik uçlarının sert bir malzemeden yapılması şapkanın şeklini korumasını sağlıyor. MILLET şapkaları, güneş koruyuculuğu, teri hızla hemen kumaşı ve antibakteriyel özellikleri ile rahatlığı hissedip bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceksiniz.
 
MILLET’ in indirimli çantaları, ayakkabıları, tekstilleri ve tüm sezon ürünleri Adventure Republic  Levent Outlet mağazasında bulunuyor.
 
Adventure Republic Mağazaları; İstanbul:  Beşiktaş, Kızıltoprak, Nişantaşı, Levent, Cihangir, : Bodrum, Ankara: Armada AVM.’ Adrenalin Mağazaları, İstanbul: Beşiktaş, Karaköy, Bakırköy, Kadıköy, Ankara, Adana’ da  bulunuyor.
 

Daha Sıkı ve Genç Bir Cilt

SMILE’N REPAIR FIRMNESS EXPERT’e özel üç aksiyonlu PeptideProElastin ile cilt sentezi aktive edilir, elastik liflerin bağı kuvvetlendirilerek cildin elastikiyeti ve sıkılığı arttırılır. Cildin daha sıkı, dolgun, aydınlık görünmesini ve yüz kontürünü belirginleştirmeyi destekler. Hafif yapısıyla kolayca emilir.

Daha dolgun ve güzel bir cilt

Uygulama sonrasında cilde anında nüfuz ederek ışıltı vermeye ve cilt dokusunu güzelleştirmeye yardımcı olur. Uygulamaya katılan kadınların %97’si uygulama sonrasında daha sıkı, dolgun, pürüzsüz bir cilt görünümüne sahip olduklarını ifade etmektedir.

Daha sıkı bir cilt

Cilt sıkılığı 2 haftalık uygulama sonunda %69, 2 aylık uygulama sonunda ise %75 artar. Cildin daha elastik, sıkı ve genç bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur.

Çift Aksiyon

Intensive Firming Serum günlük bakım kreminin altına uygulanarak yüz kontürünün belirginleşmesini ve çizgilerin görünümünü azaltmayı destekler.

SMILE ’N REPAIR FIRMNESS EXPERT INTENSIVE FIRMING SERUM 30 ml Fiyatı: 270TL

Diş Teli Kullananlar Bayramda Neler Yapmalı?

Dr. Caniklioğlu, dişlerin sistemli bir şekilde çene kemiği üzerinde hareket etmesi amacıyla gerçekleştirilen ortodontik tedavide, ağız içi temizliğinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek hareket halinde olan dişlerin aralarında ve braketlerin çevrelerinde oluşabilecek yiyecek birikmelerinin ileride dişlerde çürümelere, diş eti iltihaplarına ve diş kaybı ile sonuçlanabilecek kemik erimelerine yol açabileceğini belirtiyor. Dr. Cem Caniklioğlu, sert şekerlerin de braketlerin kırılmasına sebep olarak, tedavi süresini uzatabileceği konusunda hastaları uyardı.
 
Her ne kadar yapılan araştırmalar lingual teknik uygulanan hastalarda kullanılan braket ve tellere bağlı olarak meydana gelen çürüklerin daha az olduğunu gösterse de, lingual teknik uygulanarak tedavi gören hastaların da bu konuda çok dikkatli olmaları gerekiyor. Braket ve tellerin içeriden uygulandığı bu yöntemde hastalar, özellikle şekerli gıdaların tüketileceği bayram süresince dil ve diş fırçalamanın yanında ağız duşu kullanmak da ihmal etmemesi gereken önlemler arasında yer alıyor.

4 Maddede Diş Telleriyle Sorunsuz Bayram

-Diş ipi, diş arası fırçası ve macununuzu mutlaka çantanızda taşıyın

-Özellikle sabah ve akşamları olmak üzere mutlaka fırsat bulduğunuz sürece braket ve tellerinizi diş arası fırçası, diş ipi ve diş fırçası kullanarak temizlemeyi ihmal etmeyin.

-Misafirliklerde dişlerinizi temizlemek imkânı bulamadığınız takdirde, ağzınızı bol su ile çalkalayın ve şekeri ağız içi ortamdan uzaklaştırın.

-İkram edilen şeker ve çikolataları çiğneyerek yemek yerine, diliniz ve damağınız arasında emerek tüketmeyi tercih edin. Hem braketlerin kırılmasını engellemiş olursunuz hem de bu yiyeceklerin dişlerinizden biraz daha uzak kalabilmesini sağlamış olursunuz.

Saray’da Bayram Var

DONDURMA VE SÜTLÜ TATLILAR %100 MANDA SÜTÜNDEN 

Tavukgöğsü, kazandibi, su muhallebisi, Saray muhallebisi, sakızlı/vişneli muhallebi, fırın sütlaç, keşkül gibi %100 manda sütünden üretilen tatlıları; aşure, krem karamel, tiramisu, profiterol, cheesecake ve pasta çeşitleri ile Saray Muhallebicisi; bu bayram da mutluluğunuza lezzet katıyor.

 
Sade, çikolatalı, çilekli, fıstıklı, karamelli, limonlu, vişneli, kayısılı ve portakallı dokuz farklı çeşidiyle hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilen ve Saray’ın sütlü/hamurlu tatlılarının vazgeçilmezi olan dondurma; sadece tatlılarla değil tek başına da bayram sofralarınızın en önemli misafirlerinden olacak.
 
Ayrıca Saray’ın doğal malzemeler kullanılarak hazırlanan nostaljik ürünlerinden lokum ve Saray çikolataları ile sevdiklerinize özel sürprizler yapabilirsiniz.

Hamilelikte Uyku Apnesi Erken Doğuma Neden Olabiliyor

Özellikle hamileliğin ilerleyen aylarında bu oran daha da artıyor. Bunun nedeni ise hamilelikte kilo artışı ve bozulan hormonal dengenin uyku apnesini tetiklemesi. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Yeliz Kantürk, uyku apnesinin hem bebeğin hem annenin sağlığını tehdit ettiği uyarısında bulunarak, “Bu yüzden uyku apnesi olduğunda anne adaylarının zaman kaybetmeden bir hekime başvurmaları çok önemli.” diyor.

Erken doğuma bile neden olabiliyor

Hamilelik döneminde hormonların artışı, solunum yolunda direnci arttırıyor. Ayrıca kilo artışıyla beraber horlama ve uyku apnesi oluşabiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Yeliz Kantürk bu durumun sadece anne adayını değil, bebeği de olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, “Yapılan araştırmalarda uyku apnesi olan kadınların çocuklarında gelişme geriliği ve erken doğum, normal popülasyona göre daha yüksek bulunmuş. Uyku apnesi olan hamileler, normal hamilere göre gebelik zehirlenmesi ve hipertansiyon açısından daha çok risk altında oluyorlar.” diyor. Uyku apnesi tespit edilen hamilelere uygulanan NST’lerde (bebeğin oksijensiz kalma olasılığında kullanılan test) apne periyotları sırasında bebeğin oksijenlenmesinde problem olduğunu ortaya koyan çalışmalar da mevcut.

Kadınlarda daha farklı belirtiler ile gelişiyor

Erkeklerde horlama daha şiddetli ve nefes durmaları daha belirgin olurken Dr. Yeliz Kantürk bu sorunun kadınlarda farklı belirtiler verdiğini söyleyerek bunları şöyle sıralıyor:

•Uykusuzluk, gün içinde uyuklama, uykudan sık uyanma,

•Depresyon, kronik yorgunluk,

•Sabah baş ağrıları,

•Gece sık idrara gitme,

•Cinsel istekte azalma.

Bu nedenle kadınlar hem kendilerinde böyle bir hastalık olduğunu düşünmüyor, hem de hekim bu şikayetlerle gelen kadınlarda farklı hastalıklar araştırıyor ve bunu sonucunda da tanı gecikebiliyor. Bu durum “kadınlarda uyku apnesi seyrek görülür, erkek hastalığıdır.” gibi bir yanılgıya yol açıyor.

Hamilelikte şikayetler azaltılıyor

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Yeliz Kantürk, hamilelerde kilo alımının denetlenmesi, uygun pozisyonda yatma, beslenmenin düzenlenmesi ve burun açıcı spreyler kullanılarak bu şikayetlerin azaltılmaya çalışıldığını belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Apnenin şiddetli olduğu durumlarda ise üst solunum yolundaki basıncı yenmeye çalışan, hava pompalayan bir cihaz olan CPAP uygulanıyor. Böylelikle hastanın ve dolaysıyla bebeğin oksijensiz kalmaması sağlanıyor.”

Hamilelik dışındaki dönemde tedavi skalası daha geniş

Hamilelik dışındaki dönemde hem medikal hem de operasyonlar açısından tedavi skalası daha geniş oluyor. Dr. Yeliz Kantürk, horlama sorununda öncelikle fizik muayene ile hastanın değerlendirildiğini söyleyerek bu süreci şöyle anlatıyor:

•Muayenede üst solunum yolunda darlığa yol açan bir neden olup olmadığı araştırılıyor. Burunda kıkırdak eğrilikleri, burun etlerinin büyük olması, poliplerin varlığı, geniz etinin büyük olması, yumuşak damakta sarkma, bademciklerin büyük olması, küçük dilde büyüme ve sarkma ve dilde büyüklük gibi sebepler buna neden olabiliyor. Bu sebeplerin varlığında ameliyat ile eğriliklerin düzeltilmesi, etlerin küçültülmesi, yumuşak damak ve küçük dilin asılması ile germe ameliyatları yapılarak üst solunum yolu açılıyor.

•Bu ameliyatlar uygun adaylara öneriliyor. Hastalara ameliyat öncesinde uyku laboratuvarında uyku testi olan ‘’Polisomnografi’’ uygulanıyor. Bu test ile hastanın solunum durmasının olup olmadığı, beyin dalgalarındaki değişiklikler, horlamanın şiddeti, kan basıncındaki değişiklikler ortaya konuyor ve uyku apnesinin derecesi ile ameliyatlardan fayda görüp görmeyecekleri ortaya konuyor.

•Tedavide ek olarak hastanın kilo vermesi, uygun pozisyonda yatması, sigara ile alkol kullanmaması ve spor yapması, akşamları da hafif yemekler yemesi öneriliyor.

•Ameliyata aday olamayanlara ise CPAP tedavisi uygulanıyor. CPAP ile üst solunum yolundaki direnç aşılarak gece boyu oksijenlenme sağlanıyor.

Türk Amerikan Derneği Anaokulu

Küçükbakkalköy Mah. Dilek Sabancı Cad. No:4A Ataşehir

bilgi@tadatasehir.com

http://www.tadatasehir.com

0216 577 47 47

Türk-Amerikan Derneği Ataşehir Anaokulu 2-6 yaş arasında eğitim veren 40 mt2'lik 9 adet sınıfı ve 350 mt2 açık bahçe alanı ile hizmet vermeye başlamıştır. Atölye eğitim modeli ve İleri ingilizce eğitimi amaçlanan TAD ataşehir anaokulunda temizlik, gıda  ve deneyimli kadrosu bulunmaktadır.

İmge Tercüme Bürosu

Mecidiyeköy Mah. Naci Kasim Sok. No:10 D: 4 Mecidiyeköy – Şişli/İstanbul

tercumecim@gmail.com

http://www.imgetercume.com

İmge

02122175541

Ataşehirliler Açık Hava İftarında Buluşuyor

Tarih: 25 Temmuz Cuma

İftar saati: 20.37

Yer: Küçükbakkalköy Mahallesi Prestij Caddesi (Fevzipaşa Caddesi)

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Şirketlerin Seçim Sınavı

Diğer araştırma kuruluşlarının sonuçları ise şöyle;
 
 

İSPARK 100 Milyon Liralık “Tekne Park” Yatırımı Yapacak

100 milyon TL tekne park yatırımı yapacağız.

ulkeajans.com sitesinin haberine göre farklı ülkelerde yer verilen “Dünya Marinalar Konferansı’nın” medeniyetlerin başkenti İstanbul’da düzenlenmesi ve ev sahibi olunması dolayısıyla büyük mutluluk duyduklarını belirterek sözlerine başlayan İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik, “İki kıtanın birleşme merkezi olan İstanbul marinalar sektörüne yön verecek konuma ve avantajlara sahip bir kent. İstanbul’un kıyı uzunlukları marina faaliyetlerinin yapılması için uygun bir yapıya sahip. Yatırımcıların bu koyları değerlendirerek proje geliştirmesi sektörün gelişmesine büyük katkı sağlayacak.  İnanıyorum ki siz değerli katılımcıların bilgi ve proje paylaşımıyla marina sektöründe bizim tekne park adını verdiğimiz sistemle ortak işbirliği ve yeni gelişmelere ışık tutacağız. Ortak proje ve fikirlerin ilk adımını atacağız.” dedi.

 
Çevik, “İstinye ve Tarabya’nın ardından Bebek,Paşabahçe,Beykoz ve Kuruçeşme de olmak üzere yeni projeleri hayat geçireceğiz. Bu 4 noktada tüm işlemlerimizi tamamladık. Kısa zamanda start vereceğiz. Hemen ardından aralarında Çengelköy, Çubuklu ve Arnavutköy’ün de olduğu 10’un üzerinde yaklaşık 100 milyon TL’lik bir yatırımla yeni tekne parklar hizmete açacağız. ”dedi.
 
Denizcilik sektörünün gelişimine katkı sağlayacak sunumda Çevik, İstinye ve Tabyada hizmete açılan ‘’Tekne Park’’ projesi ile ilgili katılımcılara bilgi verdi. Akdeniz çanağında başarıyla uygulanan marina faaliyetlerinin turizm gelirlerinin önemli bir ayağını oluşturduğunu belirten Çevik, ülkemizde ve İstanbul’da yapılacak marinaların ekonomik anlamda turizmi daha da canlandıracağını vurguladı.

Geleceğin Marinaları…

Bu yıl sekizincisi düzenlenen dünyaca ünlü konferansın ana temasının  “Geleceğin Marinaları” olduğunu da söyleyen Çevik, Bu organizasyon geniş bir bilgi birikimi ve uygulama alanına sahip konuşmacıları bir araya getirmenin yanı sıra marina sektöründeki ürünlerin ve son gelişmelerin ortaya çıkacağı ideal bir platform olacak.” diye sözlerine ekledi.

 
Çevik ayrıca, Türkiye’de marinacılık sektörünün gelişimi, sorunları ve çözüm yolları, ekonomik ve ticari gelişimi, turizmdeki payı, İstanbul’da marina park faaliyetleri, marina ihtiyaç ve beklentileri gibi konuları katılımcılarla paylaştı.
 
2-4 Haziran tarihleri arasında fikir ve projelerin paylaşılması amacıyla düzenlenen konferansta; İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik, DENTUR Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Sirkecioğlu, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Cemalettin Şevli, OBE Peter Methven, Westrec Marina Gary Groenewold,Doğuş Marina Mattew Bate,Uluslararası Yat Limanları Birliği Julian Goldie’nin de aralarında bulunduğu dünyanın dört bir yanından alanında uzman konuşmacılar yer alıyor.

Ataşehirli Çocuklar, İstanbul Modern’de

Çocuklar, müzenin sergi salonlarında yer alan bazı sanat eserlerinin uzmanlar eşliğinde anlatıldığı kısa geziden sonra İstanbul Modern Sanat Atölyesi’nde boya kalemleriyle resim ve heykelin buluştuğu atölye çalışması yaparak etkinliği tamamladı.
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Opel, Mapfre ile Anlaştı Opel Kaskoyu Hizmete Sundu

Opel Kasko ürününde birincil amacımız müşterilerin hasar sonrasında, Opel’in güvenlik ve kalite standartlarına uygun olarak onarılmış ve ilk günkü sağlamlığına kavuşturulmuş otomobiller ile seyahat etmelerini sağlamak. Yaptığımız işbirliği için Mapfre Genel Sigorta ’ya teşekkür ediyoruz” dedi.

Opel Kasko kapsamındaki otomobillerin tamir ve bakım hizmetleri Opel Yetkili Servislerinde eğitimli, konusunda uzman ve teknisyenler tarafından yapılacak. Opel Kasko kapsamında yapılan tüm işlemlerde orijinal yedek parçalar kullanılacak. Ayrıca Opel güvencesi ve kalitesiyle yapılan tüm onarımların işçilik ve parça garantisi bulunuyor. Opel Kasko kapsamında Opel yetkili servisinde yapılan onarımların, Opel standardına uygun olmasından dolayı araçların 2. el değeri de yüksek olacak.

Opel Kaskonun Avantajları;

• Cam hasarlarında muafiyet kesintisi yapılmıyor

• Mini onarım kapsamındaki yıllık toplam 250 TL limitli küçük onarımda, sadece Opel Yetkili servislerinde hizmet alınıp bu onarımlar hasarsızlığı etkilemiyor
 
• 1500 TL’ye kadar olan hasarlarda, eksper beklemeye gerek kalmayarak, onarım hemen başlıyor.
 
• Yetkili olmayan kişilerce aracın çekilmesi halinde oluşan riskler için koruma Opel Kasko kapsamında yer alıyor
 
• Opel Kasko Sigortası'nın avantajlarından yararlanabilmek için en yakın Opel Yetkili Bayi acentesine gitmek yeterli olacak.

Bayramda Beslenme Düzeninizi Bozmayın

Tatlının yanında açık çay ya da su için

Bayramın vazgeçilmezleri arasında olan el açması börekler ve tatlıları tüketirken ölçüye dikkat edilmelidir. Bu tatlı tüketimi sütlü tatlı veya 2 baklava ölçüsünü aşmamalıdır. Bayram ve tatillerde hem öğle hem akşam öğününde asla tatlı tüketilmemelidir. Tatlılar, öğünlerden hemen sonra da alınmamalıdır. Tatlı yerken yanında açık çay, kahve, su gibi sıvı almaya özen gösterilmelidir. Bu daha tatlıyı yavaş yavaş tüketmeyi daha az yiyebilmeyi sağlayacaktır.

Tatlı tabağınızı paylaşın

Mümkün olduğunca yağda kızarmış, şerbetli tatlılardan özellikle yaz aylarına denk gelen tatil ve bayramlarda kaçınmak gerekir. Ortaya aldığınız farklı tatlı tabağını paylaşarak ve sadece tadına bakacak şekilde 1-2 seferlik küçük lokmalar almanız daha doğru olacaktır. Daha çok sütlü tatlılar tercih edilmelidir. En uygun saat dilimi ise öğleden sonra 15.00-17.00 arasıdır. Dondurma, meyveli tatlılar, sütlaç, puding, kazandibi gibi sütlü tatlılar olabilir.

Uyanır uyanmaz su için

Günlük olarak tüketilmesi gereken 8-10 bardak suyu; kahvaltı, öğle, akşam olan 3 ana öğünde, öğüne yakın 2’ şer bardak su içerek tamamlayabilirsiniz. Uyanır uyanmaz ve yatmadan önce 2’şer bardak su içilmesi de tamamlamanıza yardımcı olacaktır. Sıvı alımına katkı sağlayan en önemli diğer içecek ayrandır. Maden suyu ile birlikte tüketebilirsiniz. Maden suyundaki mineraller, ayran ile birleşince vücuda daha yararlı hale gelmektedir. Bu sebeple güneş ışığının en dik geldiği en sıcak saatlerde içilebilir. Kefir, cacık, şekersiz limonata ve kompostoyu da tercih edebilirsiniz. 1 bardağı geçmeyecek ölçüde diyet asitli içecek, soğuk kremasız buzlu kahveler ve meyveli şeker ilavesiz kokteyllerden herhangi bir tanesi de tüketilebilir.

Bayramı tatilde geçirecekler

Tatilde de 3 ana öğün düzenini bozmadan beslenmeye devam etmek önemlidir. Kahvaltıda poğaça, simit, krep gibi hamur işi besinler ve tatlılar az miktarda tüketilmelidir. Reçel, bal, çikolata ezmesi gibi tatlı besinleri kahvaltının sonunda 1-2 tatlı kaşığı olarak tüketebilirsiniz. Kahvaltıda işlenmiş sucuk, sosis, salam gibi et ürünlerini az sıklıkta tercih edilmelidir.

Özellikle öğle saatlerinde kırmızı veya beyaz et +sebze +tahıllı besinlerden (pilav/ makarna /kısır/ pide vb) oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Akşamları ise daha çok beyaz et +sebze +salata gibi bir öğün yapılmalıdır. Akşam öğünlerinde karbonhidratları sınırlandırmanın kilo kontrolünde oldukça önemi vardır. İki öğünde de fırın/ızgara veya buğulama gibi yağda pişmemiş et olan proteinli besinler daha uzun süre tok kalmamızı sağlayacaktır.

Her öğüne salata ekleyin

Kabızlık, bayram ve tatil gibi dönemlerde çoğunlukla yaşanan şikayetlerdendir. Hava, yer değişikliği gibi nedenlerden kaynaklanabildiği gibi öğün düzeninin değişmesi, yiyecek ve içeceklerin farklılaşması, su ve sebze-meyve tüketiminin azalması da bu şikayetlere sebep olabilmektedir. Özellikle her öğünde 1 kaşık yağ eklenmiş salata tüketmek, su tüketimini 2 litrenin altına düşürmemek ve öğün düzenini sağlamakla bu şikayetleri azaltabilmektedir.

Kahvaltı öncesi yürüyüş

Bayramı tatilde geçirecek olan kişiler uyandıktan sonra kumsalda, koşu bandında 40 dakika yürüyüş, gün içinde 2 kez birer saat yüzme gibi aktiviteler yapabilirler. Tatilde yapacağınız bu aktiviteler kaçamak besinleri yakma konusunda oldukça yararlıdır. Yapılacak sporun şiddeti, türü kişiye göre değişebilir. Bayram tatilini aile ziyaretleri ve evde dinlenerek geçirecek olan kişilerin de yine aldığı fazla kalorileri yakmak için aktiviteye ihtiyacı olacaktır. Ziyaretlerine giderken yapacakları yürüyüşler bu konuda etkili olabilir.

Öğün atlayanlar dikkat!

Öğün düzenini sağlamak için geç kalkılmamalı ve geç kahvaltı yapılmamalıdır. Ancak tatillerde bu pek mümkün olmamaktadır. Sadece kısa dönemli olacak şekilde 2 öğün yapılacaksa bu mönü dikkate alınabilir:

Kahvaltı +öğle:

1 Yumurta

2-3 dilim peynir çeşitleri

8-10 adet zeytin veya ceviz

1 porsiyon meyve

1 tatlı kaşığı bal veya reçel

2-4 dilim tam buğday ekmeği (börek, simit, poğaça gibi hamur işi ekmek yerine 1-2 gün tercih edilebilir)

Domates, salatalık, biber

Öğleden sonra alternatifler:

Ayran ve maden suyu + 2 porsiyon meyve (1 şeftali +1 armut gibi)

Dondurma veya sütlü tatlı + 15 fındık badem

1 kâse yoğurt + yulaf ezmesi + meyve

1 tost + 1 ayran

1 dilim kek + süt veya börek + ayran

Akşam:

Izgara et, tavuk, balık seçeneklerinden biri

1 porsiyon zeytinyağlı sebze

Salata

Sıcak Hava Varis Şikayetlerini Artırıyor

Yazın bacaklarınızı kuma gömmeyin

Varis kaynaklı bacak ağrılarını geçirmek için sıcak uygulamalar yapılması doğru değildir. Bu ağrılar için kaplıcalara gitmek ya da yazın kuma bacaklarını gömmek oldukça yanlıştır. Sıcak, varis ve venöz yetmezlik yakınmalarını artırmaktadır. Şişmeler nedeniyle sülük tedavisi uygulanması, rahatsızlığın nedenini ortadan kaldırmayacağı için yanlış bir uygulamadır. Varis olan bölgelere eşit şekilde uygulanmayan bandajlar veya çoraplar yarar yerine zarar verebilmektedir.

Gebelik ve hareketsizlik varis gelişimi artırır

Toplardamarlarda basınç artışına yol açan gebelik, ayakta ya da oturarak uzun süre kalmayı gerektiren meslekler, şişmanlık, az lifli gıdayla beslenme alışkanlığı, kabızlık ve dolaşımı etkileyecek derecede sıkı kıyafetler varis gelişimini artırabilmektedir. Ayrıca toplardamarları zayıflatan nedenlerden kadın cinsiyet, hormon kullanımı, yaşlılık, sigara içilmesi ve genetik etkenler de varisin gelişimine neden olabilmektedir. Varis hastalarında en sık görülen yakınmalar ağrı, yanma hissi, kaşıntı, kas krampları, şişlik hissi, huzursuz bacak, cilt değişiklikleri ve yaraların oluşmasıdır.

Varis türüne göre tedavi

Varis, erken tanı konulması, koruyucu önlemlerin alınması, doktor önerisiyle ilaç ve/veya varis çorabı kullanılmasıyla büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Ameliyatla tedavi yapılabildiği gibi günümüzde hastaya daha az zarar veren modern yöntemler ile daha estetik sonuçların elde edilmesi mümkün olmaktadır.Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavi büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır. Renkli doppler ultrason eşliğinde “Endovenöz lazer ablasyonu” ile varis tedavisi sağlanabilmektedir. “Dikişsiz ameliyat” uygulaması ile cerrahi gereksinimi bulunan hastalara kesi uygulamadan ameliyatta dikişe gerek olmaksızın mükemmel kozmetik sonuçlar elde edilmektedir. Varisleri başlangıç evresinde bulunan hastaların tedavileri ise “köpük skleroterapisi” ve “yüzeysel radyofrekans ablasyon” yöntemi ile sağlanabilmektedir.

Bunlara dikkat edin

·Hareketsizlikten kaçının. Uzun süre bacak bacak üzerine atmak dolaşımı bozabilir.

·Sigara varis oluşumunu artırabilir. Sigara içenlerin yanında bulunmanın bile %30 oranında etkilediğini unutmayın.

·Çok dar giysileri ve yüksek topuklu ayakkabıları tercih etmeyin.

·Sıcaktan kaçının. Aşırı güneşlenme ve sıcak uygulama damarları genişleterek varislerin artışına yol açabilir. Ilık su ile yıkanmanın ardından bacaklara soğuk su uygulanması yararlı olacaktır.

·Düzenli ayak ve bacak egzersizleri yapın.

·Mümkünse günde en az 2-3 kez,10-15 dakika süre ile bacaklarınızı kalp seviyesinin üstüne kaldırarak dinlendirin.

·Fazla kiloları vermeye çalışın.

·Doktorunuzun önerdiği ilaç ve varis çorabını düzenli kullanın.

Uyku Sırasında Nefesiniz Duruyorsa

Hastaların yaşam kalitesi oldukça düşüyor
 
Uyku apnesi, uyku sırasında nefesin durması veya yüzeysel hale gelmesidir. Bu nefes durması gece boyunca defalarca tekrarlayabilmekte ve birkaç saniyelik sürelerden bazen bir iki dakikalık sürelere kadar uzayabilmektedir. Uyku sırasında, üst solunum yolunun açık kalmasını sağlayan kaslarda gevşeme, dil kökü veya yumuşak damağın veya aşırı büyümüş bademciklerin hava yolunu tıkaması sonucu kişinin en az 10 saniye nefes alamaması durumu, “tıkayıcı uyku apnesi” (obstrüktik uyku apnesi) olarak adlandırılmaktadır. Bu esnada solunum çabası devam eder, bir süre sonra artan solunum çabası beyini uyarır ve hava yolu açılır. Solunumu durana kadar horlayan kişi, gürültülü bir homurdanma ile yeniden nefes almaya ve horlamaya başlar.
 
Sadece yetişkinlerde değil çocuklarda da görülüyor
 
Uyku apnesi genellikle rutin muayenelerde saptanamadığı için tanısı geç konulmakta veya anlaşılamamaktadır. Hastalığın teşhis ve tedavisi için; yetişkinlerde ilaçlarla kontrol edilemeyen hipertansiyon ve şeker, sabah yorgun uyanma, baş ağrısı, gözlerde kanlanma, uykuyu alamama ve özellikle horlama gibi belirtilere dikkat edilmelidir. Uyku apne sorunu yalnızca erişkin bireylerde değil; fazla kilolu, büyük bademcikleri ya da geniz eti olan çocuklarda da görülebilmektedir. Hastalığın çocuklardaki belirtileri ise; horlama, nefes alırken zorlanma ve gün içinde cansız ya da hiperaktif davranışlardır.
 
Polisomnografi sayesinde bir gecede tanı konulabiliyor
 
Uyku apnesinin tanısı polisomnografi testi ile konulmaktadır. Polisomnografi, uyku sırasında beyin dalgaları, göz hareketleri, ağız ve burundan hava akımı, horlama, kalp hızı, bacak hareketleri ve oksijen seviyelerinin ölçümü esasına dayanmaktadır. Bu işlem için hastaların bir gece uyku odasında kalmaları gerekmektedir. İşlem sırasında vücudun çeşitli noktalarına bağlanan kablolarla alınan sinyaller odanın dışındaki bilgisayara aktarılmaktadır. Sabaha kadar alınan bu kayıtlar incelenmesiyle, uyku süresince solunumun kaç defa durduğu, ne kadar süre ile durduğu, durduğunda oksijen değerlerinin ve kalp hızının nasıl etkilendiği ve derin uykuya dalınıp dalınmadığı gibi birçok parametreye bakma imkanı sağlanmaktadır. Bunun dışında alınacak basit önemler sayesinde uyku apnesi önlenebilir. Hastalık için değiştirilebilir risk faktörlerinden en önemlisi obezitedir. Hastalık kilo vererek %50 oranında azaltılabilmektedir. Ayrıca, alkol ve uyku ilaçlarından kaçınarak, sigarayı bırakarak ve sırt üstü yatmayı önleyerek rahatsızlığı azaltmak mümkündür. Burun açıklığını sağlayan spreyler veya elastik bantlar da horlamayı azaltmakta fakat uyku apnesi tedavisi için yeterli olamamaktadır
 
Cihazla tedavi sayesinde horlama sorunu ortadan kalkıyor
 
Hastalığın özgün tedavisi, hava yolunu devamlı açık tutacak şekilde basınçlı hava veren cihazların kullanımıyla sağlanmaktadır. PAP (pozitif havayolu basıncı) cihazları üst hava yollarının uyku sırasında açık kalmasını sağlayarak apneyi önlemektedir. Gece boyunca yüze sıkıca oturan silikon bir maskeyle basınçlı hava veren bu cihazlar, başlangıçta hasta için rahatsız edici görünebilmektedir. Buna rağmen, sabah dinlenmiş ve uykusunu almış olarak uyanan hastalar cihazı kolaylıkla kabul etmektedir. Hastaya hangi cihazın uygun olduğunu tespit etmek ve apnelerin yok olduğu veya minimum sayıya indiğini görmek için ikinci bir gecenin uyku laboratuvarında geçirilmesi gerekmektedir.  Cihazla tedavinin ardından uyku apnesi sorunundan kurtulan kişilerin yaşam kaliteleri yeniden yükselmektedir.

Ataşehir Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu Çorlu Belediyesinin Halk Oyunları Şöleninde Yer Aldı

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Dünya Kupası’nda Messi, Neymar ve Sneijder İlk 3’ü Paylaştı

EN ÇOK HABER OLAN OYUNCULAR

No    Oyuncular            Adet
1    Lionel Messi            1.118
2    Neymar da Silva Santos Junior    1.075
3    Wesley Sneijder            814
4    Luis Suarez            670
5    Mesut Özil            623
6    Thomas Müller            591
7    Arjen Robben            584
8    Dirk Kuyt            504
9    Miroslav Klose            497
10    Marcelo Vieira            404

Medya Takip Merkezi (MTM), 2014 Dünya Kupası boyunca çıkan haberleri kayıt altına alarak, turnuvada en çok konuşulan oyuncuları sıraladı. Araştırmaya göre, finalde Almanya’ya 1-0’lık skorla yenilen Arjantin’in dünyaca ünlü yıldızı Lionel Messi 1.118 haberle turnuva boyunca en çok konuşulan oyuncu oldu.

Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Brezilya, dördüncü olurken sambacıların yıldız ismi Neymar, turnuva boyunca en çok konuşulan ikinci oyuncu oldu. 1.075 haberle gündeme gelen yıldız oyuncu, takımının aldığı kötü sonuçlar ve sakatlığı ile haberlere konu oldu.

Galatasaray’ın Hollandalı yıldızı Wesley Sneijder de 814 haberle üçüncü sırada yer buldu. Kupa boyunca gösterdiği muhteşem performansla gündeme gelen Sneijder, Hollanda’nın turnuvayı üçüncü bitirmesiyle ilgili çıkan haberlerle de konuşuldu.

*Veriler, MTM Medya Takip Merkezi tarafından 01 Haziran – 14 Temmuz tarihleri arasında yazılı basında yapılan haber takip sonuçlarına göre derlenmiştir.

MTM Hakkında:

İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Dershaneler Yazılı Basını Tercih Etti

EN ÇOK HABER OLAN DERSHANELER
 
No    Dershaneler    Haber Adedi
 
1    Fem Dershaneleri    195
2    Anafen Dershanesi    154
3    Uğur Dershanesi        95
4    Final Dershanesi    84
5    Körfez Dershaneleri    63
6    Sınav Dershanesi    24
7    Kültür Dershaneleri    18
8    Fen Dershaneleri    13
9    Gençlik Dershaneleri    12
10    Sabah Dershaneleri    11
 
MTM Medya Takip Merkezi'nin 1 Haziran – 17 Temmuz 2014 tarihleri arasında yazılı basında yaptığı haber  takibi sonuçlarından derlenmiştir.

Fem Dershaneleri haberde önde

 
Medya Takip Merkezi’nin (MTM) yaptığı araştırmaya göre; Fem Dershaneleri , gazete ve dergilerde 195 habere konu olarak en çok haber olan dershane oldu. Anafen
Dershanesi ise 1 Haziran – 17 Temmuz tarih aralığında 154 adet haber ile en çok haber olan dershaneler sıralamasında ikinci sıraya yerleşti. Anafen Dershanesi’ni Uğur ve Final Dershanesi takip etti.

EN ÇOK İLAN VEREN DERSHANELER

 
No    Dershaneler    İlan Adedi
1    Fem Dershaneleri    128
2    Uğur Dershanesi        112
3    Final Dershanesi    112
4    Anafen Dershanesi    71
5    Körfez Dershaneleri    37
6    Kavram Dersaneleri    19
7    Kültür Dersaneleri    16
8    Açı Dershaneleri    6
9    Sınav Dershanesi    6
10    Zafer Dershaneleri    6
 
MTM Medya Takip Merkezi'nin 1 Haziran – 17 Temmuz 2014 tarihleri arasında yazılı basında yaptığı ilan takibi sonuçlarından derlenmiştir.

Fem Dershaneleri ilanda da önde

 
Medya Takip Merkezi (MTM), en çok ilan veren dershaneleri de araştırmasında ortaya koydu. Buna göre; Fem Dershaneleri, 128 adet ilan ile hedef kitlesine ulaşma yoluna gitti. Uğur Dershanesi ve Final Dershanesi ise, 112’şer ilan ile en çok ilan veren dershaneler sıralamasında ikinciliği paylaştı. Anafen Dershanesi ve Körfez Dershaneleri ise listenin devamını oluşturan dershaneler oldular.

EN ÇOK HABER OLAN DERSHANELER

 
No    Dershaneler    Süre (Sn)    Haber Adedi
1    Fem Dershaneleri        26.964    153
2    Anafen Dershanesi        12.881    83
3    Körfez Dershaneleri        7.139    37
4    Özel Maltepe Dersaneleri    2.916    19
5    Kavram Dersaneleri        2.314    2
6    Uğur Dershanesi            329    3
7    Gençlik Dershanesi        114    1
8    Formkampüs Dershanesi        95    1
9    Nesibe Aydın Eğitim Kurumları    89    1
10    –    –    –
 
MTM Medya Takip Merkezi'nin 1 Haziran – 16 Temmuz 2014 tarihleri arasında görsel basında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.
 
Dershaneler reklamda televizyonu tercih etmiyor
 
MTM’nin görsel basında en çok haber olan dershaneleri de incelediği araştırmasına göre; Fem Dershaneleri 153 haber ile 7 saati aşkın süreyle ekranlarda görüldü. Anafen Dershanesi ise 83 haber ile ortalama 3.5 saat süreyle televizyona konuk olarak, en çok haber olan dershaneler sıralamasında ikinci oldu. Anafen
 
Dershanesi’ni Körfez Dershaneleri ve Özel Maltepe Dersaneleri takip etti.

Görsel basında özel dershanelerin reklamlarının yer almaması ise araştırmanın ilgi çeken noktalarından biri olarak görüldü.

MTM Hakkında:

 
İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Ataşehirli Çocuklar Yaz Atölyelerinde Yeteneklerini Sergiliyor

Müzik: Atölye kapsamında atık malzemelerden enstrüman yapımı ve çalımı, koro ve toplu ses çalışmaları yer alıyor.

Resim: Atölye kapsamında doku, baskı, ressamdan kopya, lave tekniği, mask boyama, sulu boya ve pastel boya çalışmaları yapılıyor.

Heykel: Malzeme bilgisi, çamurla tanışma, form bilgisi (heykelde ışık, gölge, hacim vs vs) yer alıyor.

Dans: Temel dans figürlerinin çalışıldığı atölyede çeşitli Latin danslarından uygulamalar yapılıyor.

Halk Oyunları: Tüm yörelerden temel halk oyunları figür çalışmaları ile halk oyunları ile tanışan çocuklara iki yöre öğretilmesi hedefleniyor.

Drama: Tanışma oyunları, dikkat oyunları, düşünme oyunları ve eleştirme oyunları yer alıyor.

Perküsyon: Nota eğitimi, enstrüman ile tanışma, temel vuruş teknikleri ve toplu çalma etütleri yapılıyor.

Satranç: Satranç tarihi, taşları tanıma, hamleler ve geliştirici teknik çalışmalar yer alıyor.

Mucitler Atölyesi: Yaş gruplarına göre deneyler ve uzayla ilgili bilgilendirme ile film gösterimleri yapılıyor.

Akıl ve Zeka Oyunları: Çocuğun IQ’suna %13 civarında etki edecek akıl ve zeka oyunları ile 8 haftalık bir eğitim yapılıyor. Oyunlar grupların yaş ve seviyelerine göre belirleniyor.

Eğitim Seminerleri: Alanında uzman psikologlar tarafından belirlenen konular ile çocuklara “Çocuk Hakları ve Cinsel istismar” ile ilgili bilgilendirmede bulunuluyor.

Geziler: Öğretmenler tarafından belirlenen ses kayıt stüdyolarına ve enstrüman yapım atölyelerine geziler düzenlenerek; öğrencilerin kayıt aşamalarını ve enstrümanların yapım aşamalarını yerinde görmeleri sağlanıyor.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Yaz Çocuklar İçin Hastalık Mevsimi Olmasın

Sıcak hava deri döküntülerine neden olabilir

Sıcak ve nemli hava, döküntülerin artmasına yol açmaktadır. İsilik, ter bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Kaşıntı sonucunda deride tahribat oluşursa enfeksiyonda tabloya eklenebilmektedir. İsiliği önlemek için sık banyo yapılması, pamuklu giysiler giyilmesi ve derinin mümkün olduğunca hava alması gereklidir.

Bebeğinizin konforu için pişiği önleyin

Pişik, bebeklerde en sık görülen deri hastalıklarından birisidir. Pişikler, bebeğin bez kullandığı dönem boyunca tekrarlayabilir, yazın sıcak ve nemin etkisi ile görülme sıklığı artabilir. Bunun için bebeğin bezi sık sık değiştirilmeli, mümkünse altı ılık suyla durulanmalıdır. Özellikle bebek cildinin hassas olduğu ilk aylarda ıslak mendil alt temizliğinde kullanılmamalıdır. Her bez değişimi sonrası çinko oksit içeren pişik koruyucu kremlerin kullanılması pişiklerin önlenmesinde faydalı olacaktır.

İshaller ölümcül olabilir

Yazın ishale yol açan nedenlerin başında enfeksiyonlar gelmektedir. İshaller en sık 0-5 yaş grubunda görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde ilk 2 yaştaki ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Hafif ishal vakalarında tedavi evde yapılabilir. Bu durumda anne sütü alan bebekler emzirmeye devam edilmelidir. Orta ağırlıkta ishal vakalarında hastanede ağız yolu ile sıvı tedavisine başlanmaktadır (elektrolit solüsyonları). Ağır ishal vakalarında hastaya hastaneye yatırılarak damar yolu ile sıvı tedavisi uygulanmalıdır. Dışkıda kan ve iltihap hücreleri varlığında veya ishalin 7 günde düzelmemesi durumunda dışkı kültürü alınmalı ve gerekiyorsa antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.

Kızarıklık 1. derece yanık olabilir

Çocuk açık tenli, sarışın veya kızıl saçlı, renkli gözlü, çilli ise güneş yanıklarına karşı daha hassas olabilir. Uzun süre güneşe maruz kalındığında ciltte önce kızarıklık oluşur, birinci derece yanık olarak adlandırılır. Daha uzun süreli hasarlarda cilt üzerinde su dolu kabarcıklar izlenmektedir. Bu durum da ikinci derece yanık olarak teşhis edilip, müdahalesi bu doğrultuda yapılmalıdır.

Çocuğunuz gölgede bile yanabilir

Çocuklar, güneş ışınlarının en yoğun geldiği 11:00- 16:00 saatleri arasında güneşe çıkartılmamalıdır.

 
Çocuklara açık renk, pamuklu kumaştan, bol giysiler giydirilmeli ve başına geniş siperlikli şapka takılmalıdır.
 
Güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce güneş koruyucu faktörü (SPF) 30’dan yüksek olan (açık tenli çocuklar ve bebekler için koruma faktörü 50’nin üzerinde olmalı) koruyucu losyon sürülmeli ve 3-4 saat ara ile tekrar edilmelidir.
 
Çocuk gölgede bile olsa kum ve denizden ya da havuzdan yansıyan ışınlardan etkilenip yanabileceği unutulmamalıdır.
 
Çocukların gözlerini güneşten korumak için UV korumalı güneş gözlüğü alınmalıdır.
 
Bronzlaşmak isteyen ergenler mutlaka koruyucu losyon kullanmalıdır. İlk gün güneşte 15-20 dakika kalmaları, daha sonra bu süreyi her gün 5 dakika artırmaları uygundur.

Rüzgarsız ve sıcak havada güneş çarpması riski yüksek

Küçük çocuklar güneşe ve sıcağa karşı daha hassas bir yapıya sahiptirler. Çok sıcak günler, terlemeyi zorlaştıran nemli hava, güneş ışınlarının en etkili olduğu öğle saatleri, rüzgarsız günler güneş çarpması riskini artırmaktadır. Çocuğunuzda yazın dışarıda oynadıktan sonra; deride solukluk, baş dönmesi, 38-40 derece ateş, zayıf nabız, terleme varsa güneş çarpmasından şüphelenmelisiniz. Eğer havale, solunumda düzensizlik, 45 derece üzerinde ateş, deride kızarıklık gibi belirtiler varsa sıcak koması söz konusudur.

Böcek sokmalarında ilk müdahale

Isırılan bölgeye soğuk kompres ve buz uygulanmalı, iğne varsa cımbızla çekilerek değil bıçak sırtı ile sıyırarak uzaklaştırmaya çalışılmalıdır. Kaşıntıyı azaltmak için çeşitli pomatlar sürmenin yanı sıra ağızdan şurup da verilebilir. Eğer ağrı varsa şurup alınabilir. Arı sokmasında nadiren anafilaksi adı verilenz şok tablosu gelişebilir ve acil müdahale gerektirebilmektedir.

Ataşehir’de Erol Parlak’la Türkü Gecesi

Ferhatpaşa Mahallesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Parkı’nda Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, eşi Gamze Akkuş İlgezdi ile kızları Turnam, CHP Ataşehir İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak, Belediye Başkan Yardımcıları Abdullah Der ve Kalender Özdemir ile birim müdürlerinin katıldığı konserde binlerce Ataşehirli Erol Parlak’a türkülerinde eşlik etti.

Ataşehir’de Ramazan coşkusu her akşam farklı sokaklarda ve mahallelerde kurulacak iftar sofraları ile Ramazan ayı boyunca devam edecek.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Tatilde Nasılsa Yüzüyorum Kilo Almam Demeyin

Açık büfelerin cazibesine kapılmayın

Son yıllarda büyük şehirlerde yaşayan ve dinlenmeye az zaman ayırabilen çalışan insanların tatil anlayışı "her şey dahil" hizmetlerin yer aldığı bir kavrama dönüştü. Ancak sınırlı da olsa bu tatil günleri bazen kilo konusunda sıkıntılara hatta sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta 1-2 dakikada yenilen kalorili bir yiyeceğin yakılması için 2 saatten uzun süre egzersiz yapılması gerektiğidir. Bu nedenle tatil döneminde nasıl olsa yüzüyorum diyerek besin alımını artırmak doğru bir davranış değildir.

Ballı reçelli kahvaltıdan uzak durmak gerekiyor

Kahvaltıda bal ve reçel gibi tatlı yiyecekleri tüketmemek gerekmektedir. Çünkü ilerleyen saatlerde kişi dondurma, meyve veya tatlı yemek isteyebilir. Tatlı için arkadaşlar ve aile ile ortak tabak hazırlanması önerilmektedir. Sadece tadımlık birkaç lokma alacak şekilde daha çok hafif tatlıları tercih etmeye çalışılmalı, sütlü tatlılar, dondurma, meyve salatası, dondurmalı içecekler, buzlu meyveli içecekler seçilerek şerbetli ve hamurlu tatlılardan kaçınılmalıdır. Tatlı yanında kaymak ve krema gibi yağlar tüketilmemelidir.

Baharatlar iştah açıyor

Yemeklerle beraber en çok tüketilen besin ekmek olduğundan tatildeyken masada ekmek bulundurmamak veya 1-2 dilim tahıllı ekmeği tabağa almak yeterli olacaktır. Yemeklere konulan baharatlar tat değiştirerek iştah artışına neden olabilmektedir. Özellikle bol baharatlı ve acılı besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Öğün atlamak bir sonraki öğünde aşırı besin tüketilmesine yani gereksiz kalori alımına neden olacaktır. Atlanan öğünden sonra tüketilen besinlerin çoğu yağ olarak vücutta depolanmaktadır.

Günde en az 2- 3 litre su için

Vücut suyunu dengede tutabilmek için günde en az 2-3 litre su içilmelidir. Her yemekten önce 1 bardak su tüketmeyi alışkanlık haline getirmek önemlidir. Yaz günlerinde serinletici alternatifler olan meyveli sodalar ve karışımlar serinlemeye yardımcı olacaktır.

Egzersize ara verilmemeli

“Tatil dinlenmek demektir” düşüncesi ile fiziksel aktivitelerden kaçınmamak önemlidir. Yazın yüzme, hafif yürüyüşler ve bisiklet binme gibi aktiviteler tatilde de formunuzu korumaya yarımcı olacaktır.

Ataşehir’de Korkutan Kaza

Çocuğunuzu Sünnet Ettirirken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Sünnet enfeksiyon riskin % 90 oranında azaltıyor

En basit ifadeyle penis başını çevreleyen derinin kesilmesi olarak özetlenebilecek sünnetin, ortaya koyulmuş birçok yararı vardır. Bunların en başında, çocukluk çağındaki idrar yolu enfeksiyonlarını %90 oranında azaltması gelmektedir. Bunun dışında ileride yetişkin hayatta penis kanseri, sünnetli kişilerde çok daha az görülmektedir. Ayrıca sünnetli kişilerin eşlerinde rahim ağzı kanseri de çok daha az görülmektedir.

Yanlış uygulamalar kalıcı hasarlara hatta hayati kayıplara neden olabiliyor

Sünnetin, uygun koşullarda ve deneyimli kişiler tarafından yapılmamasından dolayı peniste kalıcı hasarlar ya da hayati tehlike oluşabilir. İşlem, enfeksiyon bulaşma riskini azaltmak amacıyla temel cerrahi prensiplere uygun olarak ameliyathane ortamında gerçekleştirilmelidir. İlk 3 ayda bebekler hareketsiz olduğundan işlem lokal anesteziyle yapılabilir. 3 aydan sonra genel anestezi altında uygulanmalıdır. Sünnet, her yaşta uygulanabilecek bir işlem olmakla birlikte oluşabilecek psikolojik travmaların ve enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi açısından doğumdan sonraki ilk 2 yıl içerisinde yapılması daha uygundur. Özellikle 3-5 yaş arası cinsel kimlik kazanım dönemi olduğundan bu yaş grubunda lokal anestezi altında işlem yapılması tavsiye edilmemektedir. Sünnetin çocuk psikolojisinden anlayan, alanında deneyimli çocuk cerrahları ya da çocuk ürologları tarafından yapılmasında fayda vardır.

Sabah sünnet akşam oyun

Sünnet uygun koşullarda doğru tekniklerle yapılmışsa sonrasında sargı uygulaması yapılmamaktadır ve erken dönemde çocuklara uygulanabilecek tek şey ağrı kesici uygulanması ve lokal bakımdır. İşlem sonrası 2 gün boyunca ağrı kesici uygulanması önerilmektedir. Sünnet edilen kişi, ilk günden itibaren banyo yapabilir. 5’inci günden itibaren ise kişi,  her türlü günlük aktiviteye geri dönebilir. Temel temizlik koşullarına dikkat edildiği sürece bebekler; kucakta tutulabilir, banyo yaptırılabilir, bezleri bağlanabilir.

Göğsünden Çıkarılan Dev Tümör Tıp Literatürüne Girecek

Gürcistan’da Tiflis şehrinde yaşayan 10 yaşındaki 5. sınıf öğrencisi Bueka Berişvili yaşıtları gibi gönlünce oynuyor, çocukluğunun tadını çıkarıyordu; ta ki bir gün arkadaşlarıyla çok sevdiği futbol maçı yaparken göğsüne gelen top darbesine kadar. Birden yere yığılan Breşvili, annesi Lira ve babası Koba Berişvili tarafından hastaneye kaldırılınca, tüm aileyi kahreden gerçek ortaya çıktı. Hastanede yapılan tetkiklerde Bueka’nın sol göğüs boşluğu içinde, akciğer ile kalp üzerinde yer alan ve kaburgaları iterek buradan da dışarıya çıkan, 26 santim uzunluğunda “dev bir tümör” tespit edildi. Doktorları bile hayrete düşüren bu dev tümörü göğsünde taşıyan Bueka Berişvili, en kötü huylu kanserlerden biri olan nitelendirilen “Kondrosarkom” hastalığına yakalanmıştı. Hastalık tespit edilir edilmez, Gürcistan’da hemen ameliyata alındı, ancak ölüm riskinin yüksek olduğu ortaya çıkınca “Ameliyatı bu imkanlarda yapmak olanaksız” açıklamasıyla taburcu edildi. Ailesi, yoğun araştırmalar sonunda Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Semih Halezeroğlu ile temas kurdu. Bueka’nın göğüs bölgesindeki dev tümör ameliyatla tümüyle temizlendi. Ameliyat olmadığı takdirde sadece 1 aylık ömrü kalan Bueka artık arkadaşlarıyla birlikte çok sevdiği futbol maçını tekrar oynamak ve halk dansları gösterilerine katılmak hayaliyle yaşıyor.
 
26 santim uzunluğunda tümör

Bueka Berişvili’nin Gürcistan’da başlayan ve İstanbul’da mutlu sonla biten hikayesi şöyle gelişti: Arkadaşlarıyla futbol oynarken göğsüne gelen top darbesiyle fenalaşan Bueka, ailesi tarafından hastaneye kaldırıldı. Hastanede yapılan detaylı tetkikler sonucunda Bueka’nın sol göğüs boşluğu içinde, akciğer ile kalp üzerinde yer alan ve kaburgaları iterek bu bölümden dışarıya çıkan, 26 santim uzunluğunda bir tümör tespit edildi. Tümörün çapı kalbin yaklaşık 15 katı büyüklüğündeydi.

Tümör kalbi sağa itti, akciğerini de ezerek 1 cm’ye düşürdü

Neredeyse vücudun üst kısmının yarısını tamamen kaplayan tümör, Bueka’nın kalbini sol taraftan sağ tarafa doğru itmiş olduğu ve normalde yaklaşık 17 santim olan sol akciğerini de ezerek 1 santime düşürdüğü belirlendi. Gürcistan’da ameliyat edilemeyen Bueka’dan, sadece patoloji için bir parça alındı.  Sonuç, Almanya’daki patologları da hayrete düşürdü. Bueka’nın hastalığı en kötü huylu kanserlerden biri olan kondrosarkom olduğu saptandı ama tümörü inanılmayacak bir boyuttaydı ve bu güne kadar 10 yaşındaki bir çocukta hiç rastlanmamıştı! Aldıkları haber üzerine yıkılsa da pes etmeyen ailesi, araştırma sonucu Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Semih Halezeroğlu ile hemen iletişime geçti. Tetkikleri inceleyen Prof. Dr. Halezeroğlu, ameliyatı yapabileceklerini belirti. Ancak araştırma sürecinde sağlığı iyice bozulan Bueka; nefes almakta büyük zorluk çekiyor, hareket edemiyor, uyuyamıyor ve yemek yiyemiyordu.

Dev tümör 3 kaburga kemiğiyle birlikte çıkarıldı

Yaklaşık 3 saat süren operasyonun ardından tümörü tümüyle temizleyerek çocuğun tekrar sağlığına kavuşmasını sağlayan Prof Dr. Semih Halezeroğlu operasyonun nasıl gerçekleştiğini şöyle anlattı: “Tümörün kaynak aldığı üç kaburga kemiği ile birlikte bu 26 cm’lik dev tümörü tek parça halinde çıkardık. Tümörün tek parça halinde çıkarılması çok önemliydi, aksi halde göğüs boşluğu içine dökülen küçük bir parça bile hastalığın nüks etmesine yetebilirdi. Çıkarmış olduğumuz kanserli kaburga kemikleri yerine de aynı işlevi görecek olan özel bir materyal yerleştirdik ve ameliyatı sonlandırdık. Bu çocuk hastamızın kalbi, 225 gram. Oysa kalbin üzerinden çıkardığımız tümör hastanenin patoloji laboratuarında tartıldığında 3 kilo 325 gram geldi. Yani çıkardığımız tümör kalbin ağırlığının yaklaşık 15 katı idi. Bununla artık çocuğun uzun bir süre yaşaması da mümkün değildi. Şimdi arkadaşları gibi normal yaşantısına döner hale geldi. Çocuğu şimdi hastanenin bahçesinde oyun oynarken görmek tüm ekibimiz için çok büyük bir mutluluk.”

Akciğer işlev görmeye başladı, kalp yine sol geldi

Avrupa Göğüs Cerrahları Derneği Başkanlığı’na seçilmiş ilk Türk cerrah olan Prof. Dr. Semih Halezeroğlu dev tümörün ezerek 1 santime kadar küçülmesine yol açtığı akciğeri operasyonda şişirdiklerini ve akciğerin artık tekrar normal boyutuna döndüğünü söyledi.

Bunun sonucunda akciğerin tekrar fonksiyon görmeye başladığını, kalbin de yine ait olduğu yere, göğsün sol tarafına yerleştirildiğini belirterek, “Bueka ameliyattan hemen sonra normal şekilde nefes almaya başladığı ve kalbi normale döndüğü için yoğun bakımda tedaviye bile ihtiyaç duymadık. Tümör tümüyle çıkarıldığı için sağlığına kavuştuğu gibi ek bir tedavi almasına da gerek yok.” dedi.

Ölümden döndü,1 hafta sonra koşabilecek

Ameliyatın üzerinden henüz 3 gün geçmesine rağmen rahatlıkla nefes alan, oynayabilen Bueka bir hafta sonra arkadaşlarıyla birlikte koşabilecek, hatta çok sevdiği futbol ile halk oyunları oynamaya devam edebilecek.

Dünyada bir ilk. Bu tümör, tıp literatürüne girecek

Prof. Dr. Semih Halezeroğlu tıp literatüründe bugüne kadar çocuklarda “dev toraks tümörü” olarak sadece 12 tane makale olduğunu belirtti.  Bu tümörlerden en büyüğü ise 15 yaşındaki bir çocuktan çıkan 18 santimlik tümör. Prof. Dr. Semih Halezeroğlu tarafından çıkarılan 26 santim büyüklüğünde ve kalbin katı 15 katı ağırlığında bir tümör ise henüz literatürde yok.

Okan Üniversitesi Fikri Mülkiyette Türkiye’nin en başarılı Vakıf Üniversitesi Oldu

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, geçtiğimiz hafta TÜBİTAK'ta düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin en girişimci ve en yenilikçi ilk 50 üniversitesinin sıralandığı 2014 yılı TÜBİTAK Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’ni açıkladı. Geçtiğimiz yıl endekste 41. sırada yer alan Okan Üniversitesi bu yıl 6 sıra birden atlayarak 35. sıraya yerleşti. Okan Üniversitesi’ni diğer vakıf üniversitelerinden ayıran en önemli başarı ise “Fikri Mülkiyet Havuzu” sıralamasında oldu. Üniversite, aldığı patent sayısına göre yapılan puanlamada vakıf üniversiteleri arasında birinci oldu. Okan Üniversitesi, Türkiye’deki tüm üniversitelerin “Fikri Mülkiyet Havuzu” sıralamasında ise Selçuk Üniversitesi’nin ardından ikinci sırada yer aldı. 

Bekir Okan: “Bu başarı dünya üniversitesi olduğumuzun kanıtıdır”

Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, Fikri Mülkiyet Havuzu sıralamasında en başarılı vakıf üniversitesi olmaları nedeniyle gururlandıklarını belirterek, “Bu sonuç, araştırmalara ve katma değer yaratan çalışmalara büyük önem vermemiz nedeniyle bizim için sürpriz olmadı. Devlet üniversiteleri arasından ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi gibi köklü üniversitelerimizin önüne geçmemiz büyük gurur. Bu başarı dünya üniversitesi olduğumuzun kanıtıdır” diye konuştu. Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi belirlenirken üniversitelerin, bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, işbirliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme çalışmaları ve oranlarının dikkate alındığını belirten Okan, “İş yaşamına en yakın üniversite” vizyonuyla yürüttüğümüz tüm çalışmaların dışında öğrencilerimize yönelik geliştirdiğimiz Happy Life gibi sosyal, kültürel ve sportif projelerle de her yıl endekste yer alıyoruz” dedi.

Geleceğin Modacılarından Uluslararası Defile

Wladyslaw Strzeminski Güzel Sanatlar Akademisi’nde 25 Haziran 2014 Çarşamba günü düzenlenen mezunlar defilesinde profesyonel mankenlerle tanıtılan koleksiyonlar, Okan Üniversitesi Moda Atölyelerinde deneyimli akademik kadro ve profesyonel ekiple hazırlandı. Bu yıl 3600 mezun veren Okan Üniversitesi’nde üniversite birincisini çıkarmanın gururunu yaşayan Moda Tasarımı Bölümü’nün, fakülte ikincisi, yüksek onur ve onur belgeleriyle mezun olan öğrencileri, 19. yy’ın tekstil üretim merkezi olan Polonya’nın Lodz şehrinde katıldıkları defilede koleksiyonlarıyla büyük beğeni toplayarak bu gururu katladı.

Okanlı öğrencilerden Zuhal Doymuş’un, yoğun trafikteki ışık geçişlerinden ilham aldığı “Speed of Light” koleksiyonu, kişilik bozukluğuna sahip hastaların birden fazla karaktere bürünerek yaşadıkları karakter bölünmelerinden yola çıkan Damla Kurtoğlu’nun “No:17” koleksiyonu, Çağla Gökçe’nin farklı kültürlerin çeşitliliğiyle oluşan bütünlüğü sokak giyimiyle buluşturduğu “Violet” koleksiyonu ve Nora Yeksek’in Taoizm ile Yin Yang filozofisinin temelinde yatan zıtlıkların uyumuyla oluşturduğu “Tao Novus” koleksiyonunun yer aldığı sergi, defile görüntüleri eşliğinde yaz boyunca Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.

Çocuklarda Havuz ve Deniz Kaynaklı Enfeksiyonlara Dikkat

Tekrarlayan güneş yanıkları cilt kanserine yol açıyor

Uzun süre güneşe maruz kalındığında ciltte önce kızarıklık yani birinci derece yanık oluşur. Cilt üzerindeki su dolu kabarcıklar ise ikinci derece yanıkları işaret etmektedir. Güneş yanıklarına karşı günde 3-4 defa, 10-15 dakika kadar soğuk musluk suyuyla kompres yapılması gerekmektedir. Ayrıca çocuklar için özel olarak üretilmiş güneş yanığı kremleri kullanılması, 3-4 saat ara ile bunun tekrar edilmesi gerekmektedir. Tekrarlayan güneş yanıklarının cilt kanserine yol açtığı unutulmamalıdır.

Gölge de güneşin zararlı etkilerinden korumuyor

Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 – 16.00 saatleri arasında çocukların güneşe çıkarılmaması gerekmektedir. Şemsiye altında veya gölgede bulunmak bile güneş ışınlarından korunmak için yeterli değildir. Ultraviyole ışınları, özellikle bir yaşın altındaki bebeklerin cildini olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocuklara yaz aylarında açık renk kıyafetler giydirilmeli

Çocukların yaz aylarında giydiği kıyafetler de büyük önem taşımaktadır. Öncelikle açık renk, pamuklu kumaştan bol giysiler giydirilmesi, başına siperlikli şapka takılması ve kaliteli güneş gözlüğü kullanılması gerekmektedir.

Kız çocuklarının deniz kenarında kuma oturarak oynaması tehlikeli

Islak mayo, kirli deniz ve kumsalda yere oturarak oynamak, mikropların vücuda girişini kolaylaştırmaktadır. Özellikle kız çocuklarında genital hijyeni olumsuz yönde etkilemekte, idrar yolu enfeksiyonuna yol açmaktadır. Tanı koymak için tam idrar tahlili ve kültürü yapılması gerekmektedir. Ardından çocukluk çağına uygun antibiyotik tedavisi, bol sıvı tüketilmesi ve sık iç çamaşırı değiştirilmesi önerilmektedir.

Havuz suyundaki klor kulak iltihabı ve sinüs problemlerine yol açıyor

Havuz veya deniz suyunun kulağa kaçması ile çocuklarda dış kulak yolu enfeksiyonları veya kulak zarı iltihabı görülebilmektedir. Enfeksiyona bağlı olarak kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişme, kulak akıntısı, tıkanma, işitme kaybı görülebilir. Havuz suyundaki klor, özellikle alerjik çocuklarda burun tıkanıklığı ve sinüs problemlerine yol açabilmektedir.

Yaz ishalleri en çok 0-5 yaş grubunda görülüyor

Günlük olarak suyun değiştirilmediği ve gerekli analizlerin yapılmadığı havuzlar yaz ishallerine davetiye çıkarmaktadır. Genellikle 0-5 yaş grubunda görülen hafif ishal vakalarında tedavi evde yapılmaktadır. Anne sütü alan bebeklerde emzirmeye devam edilir. Anne sütü almayan 6 aylıktan büyük bebek ve çocuklara alışık oldukları sıvı gıdaların yanı sıra pirinç lapası, muz, elma püresi, yoğurt, ayran gibi gıdalar verilmektedir. Öğün aralarında ise su verilmesi önerilir. Ağır ishal vakalarında hasta hastaneye yatırılarak damar yolu ile sıvı tedavisi uygulanmaktadır.

Devlet Üniversiteleri Haber Oldu, Özel Üniversiteler Reklam Verdi

EN ÇOK HABER OLAN ÜNİVERSİTELER
 
No    Üniversiteler    Alan (Stxcm)    Haber Adedi
 
1    Ankara Üniversitesi    179.694    1.132
2    İstanbul Teknik Üniversitesi    167.475    850
3    Orta Doğu Teknik Üniversitesi    161.546    1.006
4    Çukurova Üniversitesi    154.512    1.378
5    Boğaziçi Üniversitesi    131.283    751
6    Anadolu Üniversitesi    129.848    946
7    Marmara Üniversitesi    125.068    627
8    Gazi Üniversitesi    120.209    649
9    İstanbul Üniversitesi    115.321    459
10    Akdeniz Üniversitesi    106.439    1.070
 
MTM Medya Takip Merkezi'nin 15 Haziran – 15 Temmuz 2014 tarihleri arasında yazılı basında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.
 
Medya Takip Merkezi (MTM), üniversitelerin medyadaki görünümüne değinerek hangi üniversitenin ne kadar haber olduğunu, ne kadar ilan ve reklam verdiğini irdeledi. Araştırmaya göre, yazılı basında sütun-santim bazında en çok haber olan üniversite Ankara Üniversitesi oldu. 15 Haziran – 15 Temmuz arasını kapsayan rapora göre, Ankara Üniversitesi bir aylık süreçte 179 bin 694 sütun-santimlik alanda bin 132 haberle yer alarak gazete ve dergi sayfalarında yer edindi. İstanbul Teknik Üniversitesi de 167 bin 475 stxcm’lik alanda 850 adet haberle gündeme gelerek gazete ve dergilerde görüldü.

En çok ilanı Medipol Üniversitesi verdi

 
MTM, üniversitelerin yazılı basına kaç adet ilan verdiğini ve ne kadarlık alanda yer kapladığını hesapladı. Araştırmaya göre, Medipol Üniversitesi hem alan hem de adet bazında yazılı basında görünürlüğü en fazla olan üniversite oldu.  Bir aylık süre zarfında 41 bin 454 sütunxsantimlik alanda yayınladığı 135 ilanla öğrencilere seslendi. İstanbul Aydın Üniversitesi’nin ilanları da yazılı basında 33 bin 585 stxcm’lik alanda yer aldı. Böylece üniversite gazete sayfalarında en çok yer alan ikinci üniversite oldu. Listede adet bazından ikinci olan Girne Amerikan Üniversitesi, 15 bin 490 stxcm’lik alan ile alan ölçeğinde, listede üçüncü sırada yer edindi.
 
EN ÇOK İLAN VEREN ÜNİVERSİTELER
 
No    Üniversiteler    Alan (Stxcm)    İlan Adedi
1    Medipol Üniversitesi    41.454    135
2    İstanbul Aydın Üniversitesi    33.585    90
3    Girne Amerikan Üniversitesi    15.490    91
4    Yaşar Üniversitesi    14.301    70
5    Nişantaşı Üniversitesi    12.076    47
6    Gediz Üniversitesi    11.901    60
7    Yeditepe Üniversitesi    11.601    45
8    Orhangazi Üniversitesi    10.939    47
9    Doğu Akdeniz Üniversitesi    10.735    87
10    Haliç Üniversitesi    10.150    39
 
MTM Medya Takip Merkezi'nin 15 Haziran – 15 Temmuz 2014 tarihleri arasında yazılı basında yaptığı ilan takibi sonuçlarından derlenmiştir.

TV’de en çok Marmara Üniversitesi haber oldu

 
Medya Takip Merkezi (MTM), üniversitelerin TV’deki görünümünü de inceledi. Araştırmaya göre 78 saati aşkın süreyle ekrana gelen Marmara Üniversitesi, süre bazında en çok haber olan üniversiteler sıralamasında zirveye yerleşti. Bir diğer en çok haber olan üniversite ise İstanbul Üniversitesi oldu. 15 Haziran – 14 Temmuz tarih aralığındaki araştırmaya göre, İstanbul Üniversitesi, 41 saati aşkın süreyle televizyon kanallarında boy gösterdi. İstanbul Üniversitesi’ni süre bakımından sırasıyla Üsküdar Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi izledi.
 
EN ÇOK HABER OLAN ÜNİVERSİTELER
 
No    Üniversiteler    Süre (Sn)    Haber Adedi
1    Marmara Üniversitesi    283.684    223
2    İstanbul Üniversitesi    150.496    267
3    Üsküdar Üniversitesi    103.641    73
4    Gazi Üniversitesi    95.871    115
5    İstanbul Aydın Üniversitesi    88.219    86
6    Ankara Üniversitesi    61.029    97
7    İstanbul Kültür Üniversitesi    49.919    39
8    Bahçeşehir Üniversitesi    44.691    44
9    İstanbul Teknik Üniversitesi    36.785    157
10    İstanbul Bilgi Üniversitesi    35.402    39
 
MTM Medya Takip Merkezi'nin 15 Haziran – 14 Temmuz 2014 tarihleri arasında görsel basında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

En çok reklamı Nişantaşı Üniversitesi verdi

MTM’nin araştırmasına göre, TV’ye en çok reklam veren üniversite, 1.130 reklam adedi ile Nişantaşı Üniversitesi oldu.  Üniversite, 7,5 saati aşkın süreyle ekranlara gelerek, yeni dönem için öğrencilere ve velilere seslendi. Bir diğer en çok reklam veren üniversite 7 saati aşkın süreyle ekranlarda yer alan İstanbul Aydın Üniversitesi oldu. Reklam vermek için TV’yi seçen bir diğer üniversitesi ise; 708 adet reklam 4 saate yakın ekranlarda boy gösteren Yeni Yüzyıl Üniversitesi oldu.

EN ÇOK REKLAM VEREN ÜNİVERSİTELER

 
No    Üniversiteler    Süre (Sn)    Reklam Adedi
1    Nişantaşı Üniversitesi    27.317    1.130
2    İstanbul Aydın Üniversitesi    25.608    960
3    Yeni Yüzyıl Üniversitesi    14.130    708
4    İstanbul Ticaret Üniversitesi    8.835    589
5    Acıbadem Üniversitesi    7.297    483
6    MEF Üniversitesi    6.381    202
7    Fatih Üniversitesi    5.840    216
8    Abdullah Gül Üniversitesi    4.408    192
9    Süleyman Şah Üniversitesi    4.250    170
10    Okan Üniversitesi    2.646    147
 
MTM Medya Takip Merkezi'nin 15 Haziran – 14 Temmuz 2014 tarihleri arasında görsel basında yaptığı reklam takibi sonuçlarından derlenmiştir.

 
MTM Hakkında:
 
İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Geleceğin Sporcuları Ataşehir’de Yaz Spor Okullarında Yetişiyor

04-14 yaş gruplarındaki çocuklara hizmet veren Yaz Spor Okulları'na 2 bin 80 üzerinde çocuk katılıyor.
 
Ataşehir Belediyesi Yaz Spor Okullarına kaydını yaptıran çocuklara spor malzemeleri, tişört ve şorttan oluşan spor seti hediye edildi. Binlerce öğrencinin yaz tatillerini değerlendirdiği Yaz Spor Okulları Eylül ayına kadar eğitim vermeye devam edecek.

Yaz spor okullarının bu yıl ki programına da geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yoğun bir katılım olduğunu belirten Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Çocuklarımızın yaz tatillerini en iyi şekilde değerlendirmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Kurslara ilgi gösteren ve bu organizasyona çocuklarının katılımını sağlayan ailelerimize teşekkür ediyorum” dedi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kemik Erimesini Erken Dönemde Önlemek Mümkün

Kemik kırıklarının da önüne geçilebiliyor

Kemik erimesi kişiyi artan kırık riskine maruz bırakacak düzeyde kemik gücünde azalma ile ortaya çıkan bir iskelet sistemi bozukluğudur. Kemik gücü; kemik yoğunluğu ve kemik kalitesinin bileşimini yansıtmaktadır. Düşük kemik kütlesi, kemiğin kırılganlığında artma ve kemik mikro mimarisinin bozulması ve sonuçta kırık riskinin artması ile sonuçlanmaktadır. Kemik erimesi ve kemik erimesine bağlı kırıklar için risk faktörlerinin tanımlanması ile yüksek risk altındaki bireyler ortaya çıkabilir ve böylece değiştirilebilen risk faktörleri yönetilerek kırıklar önlenebilir.

Kemik erimesi en çok omurga el bileği ve kalça bölgesinde görülür

Ağrı birçok metabolik kemik hastalığına eşlik eden bir belirti olarak ortaya çıkmaktadır. Kemik erimesinde ise uzun süre hastalığın ilk belirtisinin kırık olduğu düşünülmüşse de mikroskopik düzeyde gelişen ve radyolojik yöntemlerle gösterilmeyen "mikrokırık" kavramının yerleşmesi ile kemik erimesi kronik ağrılı hastalıklar listesine eklenmiştir. Kemik erimesinde kırıklar en sık omurga, el bileği, kalça bölgesinde görülmektedir. Bu kırıklar hafif bir düşme veya çarpmadan sonra oluşabilmektedir. Kemik erimesi hastalarında ortaya çıkan boy kısalması da hastalığın tanımlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Düzenli egzersizler ve özel bir beslenme programı çok önemli

Kemik erimesi olan hastalar ciddi fiziksel belirtilerin yanı sıra kendine bakım ve günlük yaşam aktivitelerini yerine getirme ve sosyal hayata katılma açısından zorluklar ile karşılaşmaktadır. Hayatın ilk evrelerinde oluşan doruk kemik kütlesinde en etkili faktör kişinin genetik yapısıdır. Bu nedenle ailede bulunan kemik erimesi öyküsü, riski artırmaktadır. Erken yaşta ortaya çıkan kemik erimesinde beslenme dışında yetersiz fiziksel aktivite, düşük vücut ağırlığı, hormonal bozukluklar ve çeşitli ilaçlar diğer risk faktörlerini oluşturmaktadır. Kalsiyum ve D vitamini alımı, fluorid, fosfor ve çinko gibi diğer elementlerin alımı da kemik oluşumunda önemli bir yer tutmaktadır. Fiziksel aktivite ve egzersizin yapılan araştırmalarda kemik kütlesindeki kaybı azalttığını ve kemik kütlesinde artışa neden olduğu gösterilmiştir. Fiziksel aktiviteler içinde güçlü mekanik yüklenmelerin ve dirençli egzersizlerin kemiğin gücü için en etkin egzersizlerdir.

Yeterli miktarda protein, meyve ve sebze tüketin

Protein kemik ağırlığının yaklaşık üçte ikisini meydana getirir ve kemik mikro mimarisinin oluşumu için gereklidir. Kemik yapımını artıran hormon ve büyüme faktörlerinin yapımının sağlanabilmesi için diyetle yeterli miktarda protein alımı gerekmektedir. Bu durum özellikle protein alımı yetersiz yaşlı hastalar için önemlidir. Ancak yer yaşta, diyetle alınan toplam asit ve alkali yükü özellikle kalsiyumu yetersiz olan bireylerde kalsiyum atılımı üzerinde etkili olmaktadır. Bu nedenle protein, meyve ve sebzelerle oluşan dengeli beslenme kemik metabolizması yönünden faydalıdır.

Anne Adaylarına Sağlıklı Tatil Önerileri

Hamilelik süresince özellikle ilk aylardan itibaren seyahat yapılabilmektedir. En güvenli dönemler 18 ile 24. hamilelik haftalarıdır. İlk 3 ayda görülen kanamalar ve son ayda doğumun başlama olasılığına karşın daha dikkatli olmakta fayda vardır. Uzun yolculuklarda uçak tercih edilebilir ama belli kurallara dikkat edilerek otomobil yolculukları da yapılabilmektedir. Yurtdışı seyahatlerine çıkarken anne adaylarının gerekli tüm tedbirleri alması ve acil durumlarda kullanılabilecek ilaçlar konusunda doktoruna danışması gerekmektedir.

Önceden erken doğum ve kanama gibi sorunlar yaşayan anne adayları dikkat

Hamilelikte erken doğum tehdidi, kanama gibi sorunlar yaşamış ve hala risk taşıyan hamilelerin uzun seyahat etmeleri sakıncalıdır. Diğer bir sorun hamilelikte meydana gelen varisler nedeniyle seyahatte hareketsiz kalındığında pıhtılaşma eğilimi nedeniyle sorun yaşanma ihtimali bulunmaktadır. Yaz tatilinde hamilelerin en çok zorlandıkları noktada sıcaklardır. Hamile anne adayları için tatil mekanının seçimi oldukça önemlidir. Hamileliğin hangi döneminde olursa olsun aşırı sıcak bölgeler anne adayı ve bebeğin sağlığı için uygun bölgeler değildirler.  Aşırı sıvı kaybı ve buna bağlı halsizlikler ve baygınlık hissi olabilmektedir. Ayrıca hamilelikte ciltteki renk hücrelerinin aktif olması nedeniyle yüzde çillerin artışı ve belli gölgelerdeki hamilelik lekeleri artış göstermektedir. Riskli hamilelerde güneş etkisiyle tansiyon yükselmesi olabilmektedir.

Günde 1 tane maden suyu ve bol sıvı tüketimi önemli

Yaz tatili yapan anne adayları denize ve havuza girebilir, yüzebilir ve kısa süreli güneşlenebilir. Hamilelerin güneşlenirken koruyucu kremleri kullanmaları önemlidir. Güneş ışınlarının uyarıcı etkisini azaltmak için mutlaka şapka ve güneş gözlüğü kullanmaları gerekmektedir. Tatilde ve güneşte bol sıvı tüketilmesi gerekmektedir. Günde 1 tane maden suyu elektrolit kaybına yardımcı olabilmektedir. Yeterli sıvı alınıp alınmadığını veya tahmin edilenden fazla sıvı kaybı olup olmadığını anlamanın en kolay yolu idrar rengidir. İdrar rengi açık çay rengi gibi koyulaşmışsa sıvı alımı azalmış veya sıvı kaybı artmış olabilmektedir.

Hamilelikte yapılabilecek sporlar hem sağlıklı hem de fit kalmanızı sağlar
 
Zeytinyağlı ve hafif yemekler tercih edilmeli ve kabızlık olmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir. Sokakta ve açıkta satılan yiyeceklerden ve açık sulardan uzak durulması gerekir. Tatil yerlerinde yapılan su sporları, dalış gibi spor aktiviteleri hamileler için risk taşımaktadır. Hamilelerin daha çok yüzme, yürüyüş, yoga ve pilates gibi hafif aktiviteleri yapması bebek ve anne adayının sağlığı açısından daha önemlidir.

Yolculuk yapacak anne adaylarının dikkat etmesi gereken kurallar;

Uçakla seyahat ederken rahat kıyafetler giyilmelidir.

Sırt için mutlaka destek amaçlı yastık kullanılmalıdır.

Ayaklar seyahat boyunca hareket ettirilmeli ve uygun zamanlarda uçak içinde küçük yürüyüşler yapılmalıdır.

Bol sıvı alınmalıdır.

Kahve çay gibi içecekler mümkün olduğunca az tüketilmelidir.

Eğer seyahat edilecek ülke, enfeksiyon riski taşıyorsa ya seyahat ertelenmeli ya da gitmeden önce gerekli tetkikler ve aşılar yaptırılmalıdır.

Emniyet kemeri karnın üstüne değil alt taraftan geçirilerek takılmalıdır.

Yolculuk esnasında aralarda atıştırmalar yapılmalı ve kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır.

Kawaii Chinese Sushi Ataşehir

Atatürk Mah. Meriç Cad. Turkuaz Plaza No:5/7 Ataşehir

0537 237 54 05

Sipariş Hattı:  11:30 – 23:00

0216 456 80 07

www.superofis.com

0216 594 57 76

Şerifali Mah. Çetin Cad. Büyük Yavuz Sok No:16/B Ümraniye İstanbul

okan.akcelik@superofis.com

http://www.ecoofis.com

Okan AKÇELİK

0216 495 43 43

KonyaTaş Etli Ekmek

Barajyolu Caddesi

necatiagbulut@hotmail.com

Necati

0216 456 83 55

Etli ekmek

Bıçak arası

Mevlana

Kuşbaşı Mevlana

Bamya çorbası 

Lahmacun