Ataşehirliler İftar Sofrasında Buluşuyor

30 Haziran Pazartesi – İçerenköy Mahallesi: Kanuni Sultan Süleyman İ.Ö.O.
 
01 Temmuz Salı – Örnek Mahallesi: Kapalı Pazar Alanı
 
02 Temmuz Çarşamba -Ferhatpaşa Mahallesi: Mareşal Fevzi Çakmak Cad. No: 31
 
03 Temmuz Perşembe – Esatpaşa Mahallesi: Kapalı Pazar Alanı
 
04 Temmuz Cuma – Mevlana Mahallesi: Akşemsettin İ.Ö.O.
 
07 Temmuz Pazartesi – Küçükbakkalköy Mahallesi: Prestij Caddesi
 
08 Temmuz Salı – Yeni Çamlıca Mahallesi: Leman Ana İ.Ö.O.
 
09 Temmuz Çarşamba – Aşık Veysel Mahallesi: Pazar Sokağı (3002 Cad.)
 
10 Temmuz Perşembe – Kayışdağı Mahallesi: Celal Yardımcı İ.Ö.O.
 
11 Temmuz Cuma – Barbaros Mahallesi: Mimar Sinan Cad. No:109-125 arası
 
14 Temmuz Pazartesi –Yenişehir Mahallesi: Pazar Sokağı
 
15 Temmuz Salı –İçerenköy Mahallesi: Mutlu Sokak No: 2-28 arası
 
16 Temmuz Çarşamba –Mimar Sinan Mahallesi: Raşit Paşa Sok. (YEDPA yanı)
 
17 Temmuz Perşembe – Yenisahra Mahallesi: Sütçü Yolu Cad. No:20A- 38B arası
 
18 Temmuz Cuma – İnönü Mahallesi: Şehit Öğretmen Mehmet Fidan İ.Ö.O.
 
21 Temmuz Pazartesi – Atatürk Mahallesi: TEB Ataşehir İ.Ö.O.
 
22 Temmuz Salı – Fetih Mahallesi: Fetih İMKB İ.Ö.O.
 
24 Temmuz Perşembe – İçerenköy Mahallesi: Adem Sokak
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi Sanatla Buluşturdu

Ataşehir Belediyesi tarafından 4 yıldır yapılan bu çalışmalarla;
 
• Katılımcıların sanat ile tanışması ve sanatsal becerilerini açığa çıkarması,
• Sanat yoluyla üretme, kültürel renk farklılıklarını anlama ve sanatsal düşünce yetisini geliştirme,
• Sanat eğitimi aracılığıyla sosyal yönlerini geliştirme, bireyin kendinin farkına varmasını sağlama,
• Toplu çalışmalar vesilesiyle birlikte iş yapabilme, birlikte düşünme ve hayata geçirme alışkanlığını kazanma,
• Çocukların İleriki eğitim yaşamına dair ipuçlarını ortaya çıkarma gibi edinimleri sağlanıyor.

Proje kapsamında Gitar, Keman, Bağlama, Solfej, Perküsyon, Halk Oyunları, Dans, Tiyatro-Drama, Resim, Halk Müziği Koro, Türk Sanat Müziği koro ve Temel Müzik Eğitimi branşlarında eğitim çalışmaları yapıldı.

Mahallerdeki Ataevleri başta olmak üzere 9 noktada tamamı konservatuvar ya da fakülte mezunu olan eğitmenler gözetiminde yaklaşık 2.500 kursiyerle çalışmalar yürütüldü.

Proje kapsamında yapılan “Ana Renkler” çalışması ile hayatında hiç resim yapmamış ev kadınları, resim sanatı ile tanışma ve kendilerini ifade etme olanağı buldular.

Yapılan müzik çalışmalarında her çalgının evrensel ve ulusal çapta kabul gören temel eğitim metotları ile çalışma yürütüldü. Çalgılarda değişen yaş gruplarında hem yetişkinlere hem de çocuklara müzikle tanışma ve geliştirme fırsatı sunuldu. Bununla birlikte değişik çalgı grubu öğrencileri kendi çalgılarının dışında başka çalgı gruplarıyla da çalışma yaptırılarak sadece kendi çalgısını değil diğer çalgılara karşıda bilgi edinmesi sağlandı. Bu vesileyle tek tip ve taraflı müzik ve sanat algısına karşı olarak çevresindeki diğer çalgılara dair fikir edinmesi sağlandı.

Kültürümüzün önemli bir parçası olan Halk Oyunu çalışmalarında öğrenciler birçok yöre oyunlarını öğrendi ve çeşitli etkinliklerde sergiledi. Minikler-Yıldızlar- Gençler ve Büyükler kategorilerinde 450 öğrenci ile çalışmalar yürütüldü. Gençlerden kurulmuş olan topluluk dalında İstanbul birincisi ve Türkiye üçüncüsü olurken; bir birçok ulusal ve uluslararası festivalde de Ataşehir Belediyesi’ni temsil ettiler.

Tiyatro ve drama çalışmalarında farkındalık kazandırma, bağımsız düşünme, işbirliği yapabilme özelliğini geliştirdikleri, sosyal ve psikolojik duyarlılık yaratımı, konuşma, dinleme, okuma ve yazma konularında farkındalık sağladığı birçok katılımcı ve katılımcı velisi tarafından dile getirildi.

Dans atölyelerinde yetişkin ve çocuklarla salsa, cha cha, bachata, merengue dansları çalışıldı ve bireylerin vücutlarını özgürleştirmesi, öz güvenlerini kazanımı, estetik bir algıyla dans etmeleri sağlandı.

Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği branşlarında koro çalışması yapılarak ilçe halkının tanışması, kaynaşması ve kültürümüzün önemli değerlerinden olan Halk müziği ve Türk müziğini tanıma olanağı bulmaları sağlandı. Ayrıca çalışmalar sonucunda kurulan Ataşehir Belediyesi toplulukları performansları ile de beğeni topladılar.

Çalışmalar neticesinde; Ataşehir Belediyesi Halk Müziği Topluluğu, Ataşehir Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, Ataşehir Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu, Ataşehir Belediyesi Çocuk Orkestrası ve Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası kuruldu.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ramazan’da Cildinizi 2 Kat Fazla Nemlendirin

Düzenli uyku cildi güzelleştirir

Oruç nedeniyle uzun süre susuz kalan cilt nemini kaybetmektedir. Ayrıca iftarda ve sahurda vücut için gerekli gıdaları tam alamamak ve yetersiz uyku cildi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle iftardan sonra bol su içilmeli, meyve ve sebze tüketmeye özen gösterilmelidir. Ancak cilt için gerekli nem oranını korumak için sadece su içmek yeterli olmamaktadır. Öncelikle hücrelerde meydana gelecek hasarı önlemek gerekmektedir. Bu dönemde nemlendiriciler kurtarıcı rolü üstlenmektedir. Cildin gün boyu nemli ve yumuşak kalmasını sağlayan ürünlerin kullanılması gerekmektedir. Nemlendiriciler ayrıca çevresel kirlilik ve yıpranmaya karşı da koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır.

Cilt tipi ne olursa olsun her gün nemlendirici kullanın

Kişinin yağlı bir cildinin olması, nemlendirici kullanılmasına gerek olmadığı anlamına gelmemektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; her cilt tipi için en uygun ürünlerin kullanılmasıdır. Kuru ciltler için kremler, yağlı ciltler için ise yağ oranını dengeleyen nemlendiriciler önerilmektedir. Nemlendirici ürünler; su moleküllerini cildin en alt tabakalarına kadar taşıyarak, derinlemesine nemlendirmeyi sağlamaktadır. Doğru nemlendirici seçimi için dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.

İftardan sahura kadar düzenli aralıklarla en az 2 litre su tüketilmeli

Cilt sadece su ile temizlenmemelidir. Cildi yağlı olanların temizleme jelleriyle yıkamaları, kuru ciltlerdeyse süt formunda temizleyicilerin tercih edilmesi gerekmektedir.Vücudumuzun yüzde 70'i sudur ve bu suyun yüzde 20'si deri tarafından kullanılmaktadır. Günde en az 2 litre su tüketmek cildi toksinlerden arındırmakta, yumuşaklığını korumakta, temiz ve sağlıklı kalmasını sağlamaktadır.

Saç ve tırnak sağlığınız için bu gıdaları tüketin

Ramazan dönemindeki yetersiz beslenme cildin yanı sıra saç ve tırnak hastalıklarına da yol açabilmektedir. Bu nedenle cilt, saç ve tırnak sağlığını etkileyen maddelerden zengin beslenilmesi gerekmektedir. Kırmızı et, yeşil yapraklı sebzeler, çinko içeren kabak çekirdeği, ıspanak, susam gibi gıdalar sofralardan eksik edilmemelidir.  B12 vitamini ve folik asit kaynakları kırmızı et ve yeşil yapraklı sebzelerdir. Ramazan ayında eksikliği sık görülen vitaminlerden biri de biotindir. Biotin özellikle yumurta, fındık, ceviz gibi kuruyemişlerde ve kuru baklagillerde bulunmaktadır. Antioksidan vitaminlerin tüketimi yaşlanma karşıtı etkileri nedeniyle önerilmektedir. Bu vitaminler A C ve E vitaminleridir. Kırmızı ve turuncu renkli meyve sebzelerin tüketimine ağırlık verilmelidir.

Dünya’da Bir İlk: Mimari ve Moda İlk Kez Buluştu

Hekim Holding Yönetim Kurulu Üyesi, İdari ve Mali İşler Başkan Yardımcısı Sn. Aydan HEKİM “Hekim Yapı'nın 13 yıllık birikimi ve hızla yükselen yatırım gücünü 3. HekimBoard Tesisi, Açılış ve Markalar Lansmanı ile taçlandırmak istedik. Bu ayrıcalıklı organizasyonda birlikte olmaktan büyük mutluluk duymaktayız. Geçmişimiz bizler için; çalışmalarımız gelecek nesiller için önem teşkil ediyor. Bu anlayışla Hekim Holding olarak her geçen gün ülkemiz adına başta insan olmak üzere yatırımlarımız artıyor. Sektöre kazandırdığımız ilklerimiz, hiçbir zaman vazgeçmediğimiz ilkelerimiz ve şirketlerimizin köklü birlikteliği bizleri yarınlara taşıyor” ifadesini kullandı.

Organizasyonunu Öner EVEZ'in üstlendiği, Suada Clup – Galatasaray Adası'nda gerçekleşen Hekim Yapı 3. HekimBoard Tesisi Açılış ve Markalar Lansman yemeği; Hekim Yapı'nın 100'ü aşkın bayisi, sektör profesyonelleri ve sanat camiasından bir çok ünlü ismin katılımıyla, muhteşem Trunk Show ve canlı müzik performansıyla sona erdi.

Ünlü modacı Simay BÜLBÜL'ün cephe kaplama ve yalıtım malzemesi olan HekimBoard ile hazırladığı koleksiyonu “Hekim Yapı Reflection by Simay Bülbül” hakkında şunları söyledi:

Üniversite okul bitirme projemi mimari moda üzerine vermiştim. Farklı iki sektörün bir araya geleceği bu özel çalışmada “Cephe ve yalıtım malzemesi olan HekimBoard'u elbisenin üzerine giydirmek oldukça keyifli bir iş” dedi.

“Moda ve inşaat birbirinden çok uzak görünen ama farklı dinamik yapılarda iç içe olan iki sektör. HekimBoard malzemelerini elbiselerin üzerinde farklı bir sunum ile sergiliyoruz. Öner EVEZ böyle bir proje için beni aradığında inanılmaz heyecanlandım ve hemen çalışmaya koyuldum. Cephe kaplama ve yalıtım malzemeleri diğer materyallere göre daha farklı bir hazırlık gerektiriyor. Bu koleksiyon beni de oldukça heyecanlandırdı. Hekim Yapı Reflection by Simal BÜLBÜL koleksiyonda, cephe ve yalıtım malzemesi olan HekimBoard'u farklı tasarımlar ve motiflerle harmanlayarak, ayrıcalıklı objeler oluşturdum. Adını Reflection koymamızın nedeni ise modanın inşaata, inşaatın modaya yansımasına vurgu yapmaktı. Bir cephe kaplama ve yalıtım malzemesi hayal edin… Bu malzemelerden bir koleksiyon oluşturuluyor. Bu Dünya'da bir ilk ve muhteşem bir duygu.“

HEKİM YAPI HAKKINDA;

Hekim Holding şirketlerinden Hekim Yapı 2001 yılında kurulmuş, yalıtım ve yapı kaplama malzemeleri üretimini yapan lider bir firmadır.

Hekim Yapı'nın ilk üretim tesisinin kurulumuna 2002 yılında başlanmış ve 2004 Mayıs ayında ise tam kapasite ile üretime geçilmiştir. 2007 yılında alınan kapasite artırımı kararı doğrultusunda ikinci üretim hattı, 2014 yılı başında 3. HekimBoard yatırımı hayata geçirilerek yıllık 115 bin m3  üretim kapasitesine ulaşılmıştır.

Kuruluşundan bu yana yalıtım ve cephe kaplama malzemesi sektöründe adından söz ettiren Hekim Yapı, HekimBoard markası ile fibercement ürünlerin üretim ve satışını yapmaktadır. Bunun yanı sıra HekimPanel markalı EPS ve taş yünü dolgulu sandviç paneller, HekimPor markalı EPS yalıtım ve ambalaj ürünleri ile de sektörde önemli bir yere sahiptir.

Hekim Yapı'nın fibercement ürün yelpazesinde ise halen dört ana ürün grubu bulunmaktadır. Bunlar; HekimBoard markası ile üretilen büyük boyutlu fibercement levhalar, TurkSiding markası ile üretilen fibercement yalı baskı plakaları ve üzeri PET esaslı folyo kaplanmış olan FibercementLam levhalar ve YapıPan markası ile üretilen çift tarafı fibercement arası EPS dolgulu hazır duvar elemanlarıdır.

Çocuğunuz Yaz Tatilini Sağlıklı Geçirsin

Güneş çarpması ve güneş yanıklarına dikkat
 
Güneş çarpmalarından korunmak için güneş ışınlarının dik geldiği 10.00 ile 15.00 saatleri arasında açık havaya mümkün olduğunca çıkılmaması, bol sıvı tüketilmesi ve en az 30 koruma faktörlü koruyucu güneş kremi kullanılması büyük önem taşır. Sarışın, renkli gözlü ve beyaz tenli çocuklar güneş ışınlarından çok daha fazla etkilendikleri için ailelerin daha dikkatli olması gerekir. Güneş yanığı eğer sadece deride kızarıklık ve ağrı hissi ile kendisini gösteriyorsa bu birinci derece bir yanıktır. 24-48 saat kadar ağrı, deride gerilme, yanma hissi devam eder. Tedavide deriyi nemli tutacak kremler ve ağrıyı kesecek şuruplar kullanılabilir. Deride kabarma ve içi su dolu kesecikler varsa artık ikinci derece yanık söz konusu olur. Bu durumda bir doktora başvurulması ve özel yanık pansumanlarının yapılması gerekir.

İsiliği önlemek için bol su tüketimi önemli

 
Çevre ısısı arttıkça, deriden ter salgılanması da fazlalaşır ve su kaybı sonucu susama hissi doğar. Su alımı ile vücudun normal sıcaklığı koruma altında tutulmaya çalışılır. Bu dengeyi bozan aşırı sıcaklık hallerinde, ter bezleri kanalları tıkanır ve halk arasında ‘isilik’ denen boyun, omuzlarda daha sık olmak üzere vücudun daha fazla terleyen bölgelerinde küçük kırmızı ve kaşıntılı cilt lezyonları belirir. Tedavisinde her gün ılık suyla banyo yapılması önerilir. Ayrıca, cildin nefes almasını önleyecek yağlı kremleri vücuda sürmekten kaçınmak gerekir.

Uzun süre açıkta yiyecek bırakmak sakıncalı

 
İçme suları ve tüketilen bazı besinler gerekli hijyenik koşullar sağlanmadığında mide ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olabilir. Bu yüzden içme suyunun ve yiyeceklerin yıkandığı suların temiz kaynaklardan elde edilmiş olmasına özen gösterilmelidir. Bunun yanında özellikle yaz aylarında dışarıda bekletilen yiyeceklerin satın alınmaması ve ambalajlı ürünlerin tercih edilmesi de çok önemlidir. Açıkta satılan dondurma özellikle çocuklar için büyük tehlike içerir. Tam pansiyon otellerde açık büfelerde sunulan yiyecekler de dikkatli tüketilmelidir. Özellikle sütlü, kremalı, mayonezli ve etli yiyecekler uzun süre açıkta bırakıldığında sıcağın etkisiyle çoğalan bakterilerin neden olduğu gıda zehirlenmelerine neden olabilir.

İshal ve kusma besin zehirlenmesi belirtisi olabilir

Besin zehirlenmesi kendini; kusma, karın ağrısı ve ardından ishalle gösterir. Bu şikayetlerle başvuran ikiden fazla kişinin ya da çocuğun olması halinde gıda zehirlenmesi düşünülerek yenilen yiyeceklerin sorgulanması ve aynı yiyecekten yiyen kişilerin şikayetlerinin ortaya çıkması beklenmeden gözlem altına alınması gerekir. Tedavisi kusma ve ishal ile kaybedilen su, tuz, karbonat, potasyum gibi maddelerin damardan serum şeklinde yerine konulması şeklindedir. Kusma ve ishal vücudun savunma mekanizmalarıdır. Bu sayede gıda zehirlenmesine neden olan toksinler ve bakteriler vücuda daha fazla zarar vermeden dışarı atılmak istenir. Bu yüzden ishal ve kusma giderici ilaçların kullanılmasından kaçınmak gerekir.

Serdar Ortaç’ın Sağlık Durumu

Hastalığın tedavisine yönelik geliştirilmiş ve çok iyi yanıt alınan ilaç tedavileri bulunmaktadır. Hastamız Serdar Ortaç’ın da atak tedavisi sürmekte ve belirtileri büyük oranda düzelmektedir. Kısa zamanda tekrar normal yaşamına devam edecektir.”

Ramazan Ayında Hem Sağlığınızı Hem de Formunuzu Koruyun

İftar Sofrasında Yemekler Yavaş ve Dinlenerek Yenilmeli 
 
iftar sofrasında önemli olan  yemeklerin yavaş yavaş tüketilmesi ve küçük lokmalar halinde dinlenerek, ufak aralar vererek ve iyi çiğneyerek yenilmesidir. İftar sofrasında ilk olarak sıcak yaz günlerinde sıvı kaybımızdan dolayı büyük bir bardak su içilmesini öneriyoruz. İçecek tercihiniz meyve suları, gazlı içecekler olmamalıdır. Ayran veya su ile orucu açmak en iyisidir. Yanında tüketeceğiniz hurma uzun açlıktan sonra düşen şekerinizi hızla yükseltecektir. Hurmaya alternatif olarak Ramazan ayında  sık yaşanan konstipasyon (kabızlığı) azaltmak adına kuru erik veya kuru kayısı tüketebilirsiniz.
 
Ana Yemeklerde Aşırı Baharatlı ve Kızartılmış Yiyecekler Tüketilmemeli
 
Suyumuzu içip hurmamızı tükettikten sonra ilk olarak çorbayla başlayabiliriz ve yaz aylarında soğuk ayran çorbası ihtiyacımız olan kalsiyumu almamız açısından doğru bir tercih olacaktır. Çorbanın yanında bir dilim ekmeğinizi yedikten sonra derin bir nefes alıp arkanıza yaslanın ve 10 dakika kadar dinlenip masadakilerle sohbet edin. Bu ufak aradan sonra ana yemeğe geçebilirsiniz. Ana yemekteki seçiminiz, aşırı baharatlı, kızartılmış ve çok tuzlu yemekler yerine; daha hafif bir ızgara ve ya fırınlanmış bir yemek olabilir. Masa da mutlaka yoğurt veya ayran bulundurulmalıdır. Ana yemeklere yüklenmek yerine salatanıza ve yoğurdunuzla açlığınızı hafifletin.
 
Ağır Tatlılar Yerine Meyve ya da Sütlü Tatlılar Tercih Edilmeli
 
Sık yapılan bir yanlış yemek masasındayken tatlıya geçmektir. Tatlıtyı yemekten hemen sonra tüketmek gibi bir zorunluluk veya gelenek yoktur. Yemekten bir saat sonra, hamurlu veya kızartılmış ağır bir tatlı yerine meyve ya da sütlü bir tatlıyla ara öğününüzü yapabilirsiniz.
 
Yemekten Hemen Sonra Çay İçmeyin
 
Diğer bir yanlış yemekten hemen sonra çay içmektir. Yemeğin hemen üstüne tükettiğimiz çay bazı minerallerin emilimini engellediğinden, çayınızı yemekten en az yarım saat sonra tüketmelisiniz. Özellikle anemi sorunu yaşayanlar buna dikkat etmelidir. Anemisi olan hastalar ana yemekle birlikte yoğurt ve ayran tüketiminden de kaçınmalıdır. Yoğurt veya ayranı daha sonra bir meyveyle birlikte ara öğün olarak tüketebilirler.
 
İftar Sonrası 1 Bardak Kefir Kabızlık Şikayetine İyi Geliyor
 
Yemek sonrası tatlı olarak meyveyi tercih etmediyseniz bile yemekten 1-2 saat sonra mutlaka meyveyle bir ara öğün yapın ve bunun yanına 1 bardak kefir tüketin. Kefir, hem kalsiyum ihtiyacınızı karşılar hem de bağırsak floranızı düzenleyerek kabızlığıönlemenizi sağlar. Kefirin üstüne tarçın serpiştirmeniz gece boyunca kan şekerinizi düzenler. İftardan 1,5-2 saat sonra yapacağınız hafif tempolu bir yürüyüş besinlerin sindirimine yardımcı olup, yavaşlayan metabolizmanızı hızlandırmanızı sağlayacaktır.
 
Sahurda Tüketilebilecek Örnek Menüler
 
Sahur öğününü atlamak hem metabolizmanızı daha da yavaşlatacak hem de açlık süresini uzatacağından baş ağrısı ve kan şekeri düşüklüğü gibi sıkıntıların yaşanmasına sebep olacaktır. Sahurda hazırladığınız besinlerin nasıl olacağı sağlığınız ve kilo kontrolünüz açısından çok önemlidir.
 
Örnek menü 1: 1 bardak süt, 2 dilim tam buğday ekmeği ile 2 dilim az yağlı, az tuzlu peynir, 1 ince dilim karpuz, 1 haşlanmış yumurta, domates, salatalık, maydanoz ve 2 -3 bardak su
 
Örnek menü 2: 1 kase sebze çorbası, 1 dilim tam buğday veya çavdar ekmeği, ton balıklı ya da tavuklu salata, 1 porsiyon meyve ve 1 litre su
 
Örnek menü 3: Sebzeli menemen, 3 dilim ekmek, 1 bardak ayran, domates-salatalık, 1 meyve ve 1 litre su
 
Ramazan Ayının Vazgeçilmezleri Pide ve Güllaç
 
Bir Ramazan klasiği olan pide iftarda tercih edilmelidir. Sahurda ise tam buğday veya tam çavdar ekmeği tüketilmelidir. Çünkü tam tahıllı unlardan yapılmış ekmek daha uzun süre tok tutar. Bir diğer Ramazan ayı klasiği ise güllaç tatlısıdır. En iyi Ramazan tatlısı, tüm günün açlığından sonra sindirim sistemini yormayacak olan sütlü tatlılardır. Ramazan denince akla gelen ilk tatlı olan güllaç, sütlü tatlı grubunda olması nedeniyle oldukça hafif bir tatlıdır. Yağ içermemesi ve yüksek miktarda süt içermesi nedeniyle de oldukça sağlıklıdır. Güllaç, iki kibrit kutusu büyüklüğünde bir porsiyon yenmelidir

Goaderm Güzellik Salonu

Işıklar Cd. Setli Sk. 6/A Ataşehir

info@goaderm.com

http://www.goaderm.com

Arzu Özaydın

0216 575 6 779

Lazer Ütüleme Epilasyon, Bölgesel İncelme ve Selülit Tedavisi, Ameliyatsız Yüz Gençleştirme, Cilt Bakım Kürleri, Ayak Detoksu,  Relax Masaj vb. uygulamalarında uzmanlaşmış bir kişisel bakım kulübüdür. 

Ataşehir’de Trafo Yandı Anadolu Yakası Karardı

Sahur ve İftarda Bu Gıdaları Sofranızdan Eksik Etmeyin

Uykunuzu bölün ve sahura kalkın

16 saatlik açlığın yaşandığı bu ayda sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi kahvaltı öğünü; yani sahur öğünü asla atlanmamalıdır. İftarda tüketilen ev yemekleri, hamur işi gıdalar, pilav makarna ve tatlılar açlık ve susuzluk hissini artıracağından sahurda yenilmemelidir. Sahurda tokluk hissi veren besinler tercih edilmelidir.

-Yulaf ezmesi: Sahurda yoğurt, kefir veya süt ile karıştırılarak tüketilirse daha da doyurucu ve besleyici olacaktır.

·Yoğurt veya süt: Tok tutucudur. İçinde triptofan amino asit var olması nedeni ile uykuya tekrar geçişe yardımcı olacaktır.

·Meyve ve komposto: Enerji verir ve bağırsakların gün içinde çalışmasında yardımcıdır.

·Ceviz: Krom mineralinden zengindir başta insülin seviyesinin düzenlenmesinde yardımcıdır bu nedenle tok tutucu özelliği vardır. İçeriğindeki omega ve sağlıklı yağlar da tokluk hissi verecektir.

·Yumurta: Sahurda mutlaka alınması gereken bir besindir. Tercihen haşlanmış tüketilmelidir. Fakat yulaf kepeği ve mantar biber gibi sebzeler ile omlet haline getirilerek az yağda yapılarak da tercih edilebilir.

·Tahin ve pekmez: Birlikte vitamin mineral ve enerji deposudur. Yağdan da zengin olan susam yağından meydana gelen tahinin tok tutucu özelliği vardır. Pekmezle karışınca mide için zararsız hale gelecek ve sindirim için sıkıntı yaratmayacaktır. 1-2 tatlı kaşığı ölçüye dikkat ederek alınmalıdır.

·Az tuzlu veya tuzsuz peynir: Gün içinde gereken enerji ihtiyacını karşılayacak, proteinden zengin kalsiyum deposu bir besindir. Özellikle sahurda peynir tüketilecekse de tuzsuz olanlar tercih edilmelidir.

Oruç hurma ve su ile açılmalı

1 dilim peynir, 1 dilim pide veya tam buğdaylı ekmek veya 1 kase çorba orucu açtıktan sonra alınabilecek en iyi başlangıç öğünüdür. 15-20 dakika beklenmeli ve ardından ana yemek ve yanına yoğurt/cacık, salata ile öğün devam etmelidir. Günün en önemli ana öğünü olan iftar saatinin protein alımı yüksek oldukça, gün içindeki tokluk az olacak ayrıca iftar sonrası tatlı tüketim miktarı ve sıklığı azalmış olacaktır. Ana yemek olarak kırmızı et, tavuk, balık veya etli sebze yemeği tercih edilebilir.

Bir pide 16 dilim ekmek demektir

Ramazan pidesi tercih ediliyorsa iftarda yenmelidir. 400 gramlık pidenin, 16 dilim ekmeğe eşdeğer bir kaloride olduğu unutulmamalıdır. Salata, çiğ ya da söğüş sebze öğünlerin olmazsa olmazıdır. Özellikle bu ay süresince limitsiz tüketilmesi sıkıntı oluşturmaz. Tokluk sağlar, kilo kontrolüne yardımcı olur ve bağışıklık sistemini artırır.

Kavun, karpuz ve muzu az tüketin

Yaz meyvelerinin de oldukça çeşitlilik gösterdiği Ramazan ayında meyve tüketim saati iftardan 1.5-2 saat sonrasıdır. Glisemik indeksi yüksek olan kavun, karpuz, muz, incir ve üzüm gibi meyvelerin daha az sıklıkta tüketilmesi gerekmektedir.

Susatacak besinlerden kaçının

Salçalı, soslu, baharatlı pişen yemekler çok tuz içermektedir.  Bu tür pişen yemekler ve turşu gibi salamura besinler su ihtiyacını daha da arttıracağından tercih edilmemelidir. Sıvı ihtiyacını karşılamak için başta su olmak üzere salata, sebze yemekleri, meyve, meyve kompostoları, çorba, ayran, kefir, cacık, süt, soda ve mineralli sular ve bitki çayları tercih edilebilir. Kişiye göre değişse de günlük sıvı gereksinimi 2.5-3.5 litredir.

İftardan 1-2 saat sonra spor yapılmalı

Özellikle iftar yemeğinden 1 saat sonrasında hareket etmek aktiviteyi artırmak sindirim ve kilo kontrolü açısından büyük önem taşımaktadır. Oruç tutan kişiler spor yapmak için iftar ile sahur arasında yemekten en az 1-2 saat sonrasını tercih etmelidir. Su kaybını artırmamak için oruç tutulan saat diliminde spor yapmaktan kaçınmak gerekmektedir.

Tatlısız olmazsa ne tercih edilmeli?

Tatlı tüketiminde dikkat edilmesi gereken; tatlının ne olduğu, ne kadar tüketileceği ve ne sıklıkta tüketilmesi gerektiğidir. Güllaç, kazandibi, muhallebi, dondurma gibi sütlü tatlılar ile meyve ile hazırlanmış tart ve kuplar tercih edilebilir. Haftada 3-4 gün yeterli olacaktır. Hem sağlıklı hem de az kalorili bu tatlı atıştırmalara da tüketebilirsin
 
Tarçınlı süt ve kuru hurma

·Zencefilli yulaflı ev kurabiyesi + süt

·Probiyotik yoğurt + içine keten tohumu, tarçın, buğday ruşeymi ve ceviz

·Zencefil ve taze naneli limonata + 15 fındık badem

·Tarçınlı meyve kompostosu + ½ çay bardağı beyaz leblebi

·Yoğurt+taze meyve+fındık/badem karışımı derin dondurucuda bekletilerek dondurma kıvamında tercih edilebilir.

 

Ataşehir Belediyesi Çalışanları AKUT’tan Afet Eğitimi Almaya Devam Ediyor

Ataşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi’nde beş gün süren eğitimlere katılan Ataşehir Belediyesi çalışanları aldıkları teorik eğitimleri, daha sonra uzman ekipler eşliğinde uyguladı.

Tatbikat sonrası yangın ve türleri hakkında genel bilgi alan çalışanlar, yangına müdahale ve yangın tüpünün kullanımı konusunda uygulamalı eğitime tabi tutuldu. Deprem sonrası yaralı kurtarma ve bulma konusunda verilen eğitimler sonrası uygulamalı olarak arama çalışmaları yapıldı.

İlki geçen yıl yapılan ve bu yıl da devam eden “Temel Afet Bilinci Eğitimleri” sonunda programa katılan çalışanlara arama kurtarma teknisyenliği belgesi verildi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Adet Öncesi Gerginlik Sendromuna Karşı Önleminizi Alın

Sakarlık ve ağlama krizlerine neden olabiliyor

Adet öncesi gerginlik sendromu, beklenen adetten 10-15 gün önce başlayan ve adet bitene kadar devam eden duygu durum değişiklikleri (depresyon, anksiyete), uykusuzluk, gerginlik, göğüslerde hassasiyet, vücutta şişkinlik, yorgunluk, sıcak basmaları, iştah değişiklikleri, baş ve kasık ağrısı, konsantrasyon azlığı, sakarlık, ağlama krizleri gibi davranışsal değişiklikler gibi şikayetleri içeren sendromdur. Kadınlar arasında  %75 oranında görülen bu şikayetler eğer bayanlarda adetin ikinci yarısında ve de en az 2 siklus  (adet dönemi)  görülüyorsa adet öncesi gerginlik sendromu tanısı konulabilinmektedir.

Depresyon, aşırı sinirlilik ve hafıza kaybına dikkat!

Her kadında adet öncesi dönemde bazı belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilerin amacı kadının adet olacağından haberdar edilmesi ve böylece hazırlıksız yakalanmasının engellenmesidir. Bu belirtiler kadınların yarısından daha azında rahatsız edici, ancak dayanabilecek şiddette olurken, %5 kadın oldukça şiddetli belirtiler hissettirmektedir. Depresyondan endişeye ve aşırı sinirliliğe kadar pek çok değişik duygu durumu olabilmektedir. Bazı kadınlarda hafif hafıza kaybı görülebilir. Bazı kadınlarda görülen depresyon hali, huzursuzluk ve gerginlik tablosuna Premenstruel disforik bozukluk (PMDD) adı verilmektedir.

Uzman yardımı alınmalı

Adet öncesi gerginlik sendromu yumurtalıkları düzenli çalışan, yumurtlaması olan kadınlarda görülmektedir. En sık görülme yaşı 20’li yaşların sonları ile 30’lu yaşların başlarıdır. Bu sendrom, yumurtlamanın olmadığı ergenlik ve menopoz döneminde görülmemektedir.  Bir kişiye premenstruel sendrom tanısını koymak için günümüzde geçerli tarama ve tanı testi yoktur. Bu sendromda görülen şikayetlerle ilgili olabilecek psikiyatrik, mide, bağırsak, genital ve idrar yoluna ait hastalıkların muayene ile yok edilmesi ve doktorun bu sendromdan şüphelenip hastanın hikayesini öğrenmesi ve ile tanı konulması gerekmektedir.

Yoga ve düzenli egzersiz tedavide önemli

Bu sendrom, öneriler ve ilaç desteği ile tedavi edilmektedir. İlk önce yeme alışkanlığının değiştirilmesi gerekmektedir. Az ve sık, yağsız karbonhidrattan zengin düzenli dengeli beslenmek gerekmektedir. Ayrıca kafein, alkol, sigara, çikolatadan uzak durmak faydalı olmaktadır. Stres ile başa çıkabilmek için yoga veya düzenli  egzersiz  yapılabilir. Düzenli egzersiz, serotonin hormonunun artmasını sağlayarak tedavide etkili olmaktadır.

Nektar Organik Ataşehir

Siparişleriniz için: 0216 469 65 49 veya www.nektarorganik.com
 
Nektarın ürün portföyünde 1200’den fazla ürün mevcut ve bu sayı her geçen gün artıyor. Türkiye’de üretilen en kaliteli ve güvenilir organik ürünleri bir araya getiren Nektar bakliyat, kuruyemiş, makarna, erişte, hazır besin, salça ve sos, zeytin ve zeytinyağı, reçel, pekmez, ekşi, sirke, konserve, baharat, süt, tavuk, yumurta, peynir, yoğurt, bal, çay, bitkisel çay, kahve, çikolata, bisküvi ürünlerini sunuyor.
 
Nektar Organik, Legona, Sante, Fitne, Klar, Sonett, Ecover, Lavera, Sodosan, Erbaviva, Töfler, Uktekram, Skin Blossom, Raw Organic, OrganiYC, AlmaWin gibi dünyaca bilinen markaların sertifikalı organik ürünlerini Nektar Organik’de bulabilirsiniz.
 
Nektar Organik, temizlik ve kişisel bakım kategorisinde, kendi alanlarında en önde yer alan yerli ve uluslararası firmaların ürünlerine portföyünde yer veriyor.
 
Nektar Organik’de Önemli Günler:
 
-Her Çarşamba ve Perşembe günü, Dami Gezen Tavuk, Yeşil Küre ve Armutçuoğlu firmalarından taze organik tavuk ve yumurta
-Her Perşembe, Elta Ada’dan taze et, süt ve süt ürünleri
-Her Cuma ve cumartesi günü Yerlim firmasından organik ekmek ve yaş meyve, sebze. Ladin’den sarı somun ekmeği. Ekotime’dan tam buğday ekmeği
-Her cumartesi günü ayrıca, Natif Agro’dan taze meyve ve sebze. Can Organik’den taze yufka ve bazlama
-Her cumartesi Kasta ve Ekozel’den süt ve süt ürünleri, Nektar Organik’e gelmektedir.

Nektar Organik Hakkında

 
Nektar Organik sertifikalı üretim yapan yerli ve ulusararası firmaların çevre ve insan dostu üünlerini, tüketiciye doğrudan ulaştırmak, sürdürülebilir üretim metodlarını topluma daha yakından tanıtmak için, 2014 senesinde Ataşehir’de faaliyete geçmiştir.
 
Ürün ve Hizmetleri
 
Nektar’da satılan ürünlerin tamamı, sertifikalı ve organik ürünlerden oluşur. Nektar Organik’de bulabileceğiniz ürünler yaş taze meyve sebze, taze süt ve tavuk ürünleri, ambalajlı gıda, temizlik, kişisel bakım, çocuk ve bebek ürünleri olarak özetlenebilir.
 
 
 
 
 

Clup Volkswagen Ataşehir

DENEYİMLİ USTA VE ORJİNAL TEST CİHAZI YEDEKPARCA ARAC MUHANE HAZIRLAMA YAPILIR NECATİ USTA 

Teyfik Fikret Cad. No:20 Küçükbakkalköy Ataşehir

necatiaydogan74@hotmail.com

Necati Aydoğanoğlu

0216 660 1973

0535 417 71 02

Yiğit Sigorta

Küçükbakkalköy Mah. Cengiz Topel Cad. No:12

aliyigitsigorta@gmail.com

http://www.yigitsigortam.com

cemile yiğit

0216 573 79 35

0530 406 66 69


Dry Towers Kuru Temizleme

Cengiz Topel Caddesi. No:45/1 Küçük Bakkalköy Ataşehir (Eski pazarın kurulduğu cadde )

drytowers@hotmail.com

İSA KAYA

0216 575 64 88

* Yeni İsmimiz Ve Yeni Kadromuzla Size Daha İyi Hizmet Verebilmek İçin Kapınıza Kadar Geldik . . .

* Ücretsiz Servis *

Samsun Pide Ataşehir: Hem Lezzeti Hem de Ortamı Çok Özel

Paket servisleriyle dilediğiniz yerden sipariş verebilirsiniz. Temiz , güleryüzlü çalışanları ve servis kalitesiyle hiç düşünmeden gidebileceğiniz , Ataşehir için çok doğru bir seçim Tavsiye edeiz.

Ataşehir’de Cam Kumbaralar Renklendi

Küçükbakkalköy Nazım Hikmet Parkı’nda yapılan “Cam Kumbara Boyama Atölye Çalışması”nda Ataşehir'deki ilkokul ile ortaokullar ve Yeditepe Üniversitesi’nden gelen öğrencilerin hayal güçlerini ve el becerilerini kullanarak boyadıkları “Cam Kumbaralar” dikkat çekici bir görünüme sahip oldular.

Cam boyama atölye çalışmasını Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman, Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal, Anadolu Cam Sanayi Kalite Çevre ve Teknik Standartlar Müdürü Haluk Şardağ da izleyerek öğrencilere destek oldular.

Boyanan cam kumbaralar, öncelikle Palladium AVM’de 16-22 Haziran tarihlerinde sergilendikten sonra Ataşehir’in farklı mahallelerine yerleştirilecek.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de 33 Temizlik İşçisi Okuma-Yazma Sertifikası Aldı

“Ataşehir Belediyesi Çevre Temizliği Hizmet Alımı” işinde görevli toplam 452 personelin mesleklerine uyumlarının, fiziki, sosyal, kültürel ve ekonomik yeteneklerinin gelişimi amacıyla ilgili tüm personele iş sağlığı ve güvenliği kapsamında İŞKUR desteği ile 25 kişilik gruplar halinde mesleki eğitimler veriliyor.

Bu eğitimlerin verilebilmesi için tüm personelin en az okur-yazar seviyesinde olması gerekliliğinden yola çıkarak yapılan tespitlerde toplam 33 personelin bir kısmının okur-yazar olmadığı, geri kalan kısmının da ilkokuldan terk olduğu anlaşıldı. Bunun neticesinde Halk Eğitim Merkezi ile yapılan protokol sonrası bu personellere okur-yazarlık eğitimi verildi ve sınavda başarılı olan personele 1. Kademe Okur Yazar Belgesi verildi.

İş sağlığı ve güvenliği eğitimi, mesleki eğitimler, ilk yardım eğitimleri düzenli olarak verilen personeller için ve bundan sonraki süreçte işbaşı yapacak tüm personelde mesleki eğitim şartı aranacak.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi 

Ataşehir Belediyesi Kız Öğrenci Konuk Evi’nde Mezuniyet Gururu

İstanbul dışından gelerek ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde öğrenim gören kız öğrencilerin ikamet ettiği Ataşehir Belediyesi Kız Öğrenci Konuk Evinde kalan ve bu yıl mezun olan 30 öğrenci, arkadaşlarıyla birlikte mezuniyet kutlaması yaptı. Öğrenciler şarkılar söyleyerek gönüllerince eğlendi.

340 kapasitesi, 55 odası, yemekhanesi, kütüphanesi, çamaşırhanesi, kafeteryası, spor salonu bulunan Ataşehir Belediyesi Kız Öğrenci Konuk Evi’nde; 24 saat sıcak su ve güvenlik, dinlenme ve tv, etüd ve bilgisayar odaları, kablolu kablosuz internet ve üniversitelere ücretsiz servis imkânı sunuluyor.

Ataşehir Belediyesi Kız Öğrenci Konuk Evi Müdürü Fatma Kaya ile Ataşehir Belediyesi birim müdürleri kutlama öncesi Atatürk büstünün açılışını yaptı Öğrencilerin mezuniyet kutlamasına mesaj gönderen Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi “Kız Öğrenci Konuk Evi’ndeki tüm mezun olan öğrencilerimize hayatları boyunca başarılar dilerim” dedi.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim ve Uygulama Hastanesi Açıldı

Okan Üniversitesi Mecidiyeköy Kampüsü’nde hizmet verecek olan Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim ve Uygulama Hastanesi’nin, 11 Haziran 2014 Çarşamba günü düzenlenen açılış törenine Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün yanı sıra iş, eğitim ve sağlık camiasından çok sayıda önemli isim katıldı. Açılışta bir konuşma yapan Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, “15. yılımızı 15 akademik birim ve 15 bin öğrencimizle kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Hastanemiz, bir yandan geleceğin bilgili ve donanımlı diş hekimlerini yetiştirirken, bir yandan da Türk halkına kaliteli ve güvenilir diş tedavi hizmetleri sunacak. Okan Üniversitesi olarak her yıl büyümeye devam ederken diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık sektörüne de ciddi katkılar sağlayacağız. Aradan geçen 15 yılda hep ilkleri gerçekleştirdik. Bugün de yine bir ilke imza atarak Diş Hekimliği Fakültemize daha öğrenci almadan hastane açan ilk üniversite olduk” dedi. Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut ise, “Bu yıl açtığımız Tıp ve Diş Hekimliği Fakültelerimiz ile sağlık sektörünün işgücü ihtiyacını karşılayacağız. Akademik kadromuz; her biri kendi alanında yetkin, çağdaş bilgi ve beceri sahibi, araştırmacı, ulusal ve uluslararası platformda vizyon sahibi akademisyenlerden oluşuyor” diye konuştu.

Açılışın ardından hastanenin tüm birimlerini inceleyen Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, “Son teknolojik ekipmanlarla donatılan ve sadece Şişli’ye değil tüm İstanbul’a hizmet edecek olan hastanenin kısa sürede Türkiye’nin en iyi diş hastanelerinden biri olacağına inanıyorum” diye konuştu.

Diş Hekimliği Fakültesi’nin ilk iki yılındaki teorik ve pratik klinik öncesi eğitimler, Okan Üniversitesi Tuzla Kampüsü’ndeki yeni binasında gerçekleştirilecek. 3. sınıftan itibaren teorik dersler ve hasta başı klinik eğitimi ise Mecidiyeköy Kampüsü’ndeki “Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim ve Uygulama Hastanesi”nde sürdürülecek.

Diş hekimliği eğitiminde son teknolojiler kullanılacak

“Klinik öncesi eğitim” laboratuvarlarında öğrenciler, eğitmen masasında bulunan kamera aracılığıyla, hocalarının diş hekimliğinin çeşitli alanları ile ilgili pratik uygulamalarını kişisel monitörlerinden eş zamanlı olarak izleyerek, yapay hasta modelleri (fantomlar) üzerinde uygulama yapabilecekler.  Ayrıca, eğitim amaçlı röntgen cihazı ile “radiovisiography” (RVG) sistemini de kullanarak, geleneksel film-banyo tekniklerinin yanı sıra dijital yöntemleri de öğrenecek, klinikte hasta tedavi edecek bilgi ve beceriyi kazanmış olacaklar. Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim ve Uygulama Hastanesi, çağdaş hasta hizmeti ve klinik öğrenci eğitimi için diş üniteleri, radyolojik görüntüleme cihazları, her branşa özgün dental aletler ve malzemeler açısından en üstün teknolojik donanıma sahip olmasıyla fark yaratıyor. Ayrıca, yine en üstün teknolojik donanıma sahip ameliyathanesinde, engelli ve özel bakım gerektiren hastaların yanı sıra; diş tedavisinden korkan, fobisi olan tüm çocuk ve erişkin hastaların gerekli diş tedavileri genel anestezi altında tek seansta tamamlanabilecek.

Teknolojik su dezenfeksiyon sistemi Türkiye’de ilk kez Okan’da!

Ülkemizde ilk defa, “Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi”nde enfeksiyon kontrolü amacıyla kullanılacak olan “teknolojik su dezenfeksiyon sistemi”; öğrencilerin, hastaların, hekimlerin ve çalışanların güvenliğine büyük katkı sağlayacak.

Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Işıl Küçükay, diş hekimliği eğitiminin uzun soluklu ve kimi zaman da yorucu bir yolculuk olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:  “Bu yolculukta yoğun eğitim temposunun stresini azaltmak için, üniversitemizin tam donanımlı kampüsünde, öğrencilerimizi sosyalleşebilecekleri, hobilerini gerçekleştirebilecekleri ve üniversite öğrenciliğini doyasıya yaşayabilecekleri keyifli bir ortam beklemektedir. Fakültemizden mezun olan öğrenciler, teorik ve pratik açıdan mesleklerindeki tüm yeniliklere hakim, ezbere dayalı olmayan, öğrenmeyi ve bilgiye erişmeyi bilen, yetkin diş hekimleri olarak meslek yaşamlarına başlayacaklar. Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi olarak, mezunlarımızı meslek yaşamlarında başarılı ve akademik kariyer sahibi bilim insanları olarak görmek hepimizin gururu olacak.”

Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Siyasetin Gündemini Belirledi

METİN FEYZİOĞLU – ERDOĞAN TARTIŞMASI
 
Medya Takip Merkezi’nin (MTM) araştırmasına göre; Danıştay’ın 146. kuruluş yıldönümü nedeni ile düzenlenen törende, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında yaşanan gerginlik, Mayıs ayının siyaset gündeminde geniş yer buldu. TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Van Depremi ardından kurulan Konteyner Kent ile ilgili sözlerine sinirlenen Başbakan Erdoğan, Feyzioğlu’nu siyaset yapmakla suçlayarak, yaptığının “saygısızlık” ve “edepsizlik” olduğunu vurguladı. Başbakan’ın sert sözleri, Abdullah Gül’ün Erdoğan’ı sakinleştirmeye çalışma teşebbüsleri ve ardından da Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genel Kurmay Başkanı Org. Özel ve Danıştay Başkanı Güngör ile birlikte töreni terk etmesi yankı uyandırdı. Başbakan’ın “Herkes haddini bilecek. Bundan böyle bunların konuşacağı yere hiçbir zaman katılmam” sözleri, gündemde ilgi çeken konular arasında yer aldı.

ÇOCUK ÖLÜMLERİ YARGIDA

 
Rapora göre, ayın medyada yer alan konularından bir diğeri, çocuk ölümlerinde meydana gelen artış ile birlikte, konuya ilişkin cezaların düzenlenmesi konusunun gündeme getirilmesi oldu. “İdam” cezasının söz konusu olup olamayacağı da çocuk ölümlerine ilişkin olarak yapılan tartışmaların arasında yer aldı.

Çocuklara yönelik cezaları arttıran paketten, yargıda köklü bir değişiklik yapmak için düzenleme çıkması, tartışmaları farklı noktaya taşıdı. Buna göre; Yargıtay Başkanlar Kurulu, Genel Kurul’un onayıyla dairelerin iş bölümü ve üyelerini değiştirebilecek. Yargıtay Başkanlığı için kıdem süresi 4 yıldan 10 yıla çıkartılacak. Bu süre Yargıtay Başsavcısı için 4 yıldan 5 yıla, başkan vekili ve başsavcı vekilliği için 3 yıldan 5 yıla çıkarılacak. Kıdem şartı bulunmayan Yargıtay Genel Sekreterliği için ise 5 yıllık kıdem şartı aranacak.

BAŞBAKAN’IN SES GETİREN SOMA ZİYARETİ

 
Soma’da 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği olay, “İhmal mi?” yoksa “Kaza mı?” sorularının gündeme gelmesine neden olurken; siyasi isimler, takvimlerinde yer alan programlarını iptal ettiler.

Soma’daki maden faciasının ardından, Başbakan’ın olay yerine ziyarette bulunması ve ziyareti esnasında protestolara maruz kalması, ayın en çok dikkat eden gündem başlıkları arasında yer aldı. Kalabalık içinde kalan Recep Tayyip Erdoğan’ın, kendisini protesto eden bir kişiye yumruk attığına dair ortaya atılan iddialar, medyada geniş yankı uyandırdı. Ayrıca Erdoğan’ın bir vatandaşa yönelik olarak sarfettiği iddia edilen, "Türkiye'nin Başbakanına yuh çekersen tokadı yersin" sözlerinin yer aldığı videonun medyaya taşınması tartışmalara neden oldu.

UĞUR KURT’UN ÖLÜMÜ

 
Okmeydanı’nda Berkin Elvan ve Soma’da hayatını kaybeden madenciler için anma eylemi yapmak isteyen bir grup ile polis arasında çıkan çatışma esnasında, cemevi avlusunda bir cenazede bulunan ve başından vurularak ağır yaralanan Uğur Kurt’un ölümü medyada geniş yankı buldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olayla ilişkili olarak “"Dün ellerinde Molotof kokteylleriyle polisimize saldırdılar. Bir Molotof kokteyli polis aracının içine düştü. Polisler kendilerini zor kurtardı. Tüm bunlara karşı polis eli kolu bağlı mı dursun? Nasıl sabrediyorlar ben bunları anlayamıyorum" açıklamalarıyla dikkatleri üzerine çekti.

DİYARBAKIR’DA KAÇIRILAN ÇOCUKLAR

 
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde PKK tarafında kaçırıldığı iddia edilen çocuklar için gerçekleştirilen eylemler, Mayıs ayının sonuna doğru medyada yer aldı. Başbakan Erdoğan’ın grup toplantısında dile getirmesinden sonra gündeme gelen konu, BDP ve HDP’nin açıklamalarıyla da basının ilgisini çekti.

YAKLAŞAN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ VE “ÇATI ADAYI” GÖRÜŞMELERİ

 
İlk turu 10 Haziran’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, partiler aday belirleme konusunda çalışmalara başladılar. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sivil toplum kuruluşlarına “Nasıl bir cumhurbaşkanı?” sorusunu yöneltmesiyle; MHP Lideri Devlet Bahçeli de “çatı aday” önerisiyle gündeme geldi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin, "Hiçbir yerinde herhangi bir partinin izi olmayan herkesi kucaklayabilen bir aday arayışı içinde olduklarını belirten MHP, “çatı adayı” önerisi kapsamında görüşmelere başladı. MHP lideri Devlet Bahçeli, çatı adayı önergesi altında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile görüştü.

AĞRI VE YALOVA’DA YEREL SEÇİM TEKRARI

 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Mart yerel seçimlerinin ardından iptal edilerek Haziran ayında tekrardan seçime gidilen Ağrı ve Yalova illerinde miting düzenledi. Ağrı'da seçmenlerine seslenen Erdoğan, cemaatin kaset hazırlığında olduğunu iddia etmesiyle gündeme geldi. Yalova'da halka konuşan Erdoğan, 17 Aralık sonrası için hazırlanan iddianamelerin eline geçtiğini ifade ederek, 'Polis benim için dönemin başbakanı geçen iddianame hazırlamış' sözleriyle de medyada yer aldı.

SİYASET GÜNDEMİ
 
Medya Takip Merkezi’nin hazırladığı rapora göre; Mayıs ayında medyanın en fazla yer verdiği siyasi parti, 187 bin 157 haber ile Adalet ve Kalkınma Partisi oldu. AK Parti’yi 146 bin 488 haber ile Cumhuriyet Halk Partisi izledi. CHP’nin ardından 70 bin 520 haber ile Milliyetçi Hareket Partisi, ayın en çok haber olan bir diğer siyasi partisi oldu.

MAYIS AYINDA EN ÇOK HABER OLAN SİYASİ PARTİLER

No    Siyasi partiler    Toplam haber adedi     Yazılı basın    TV    Online medya
1    AK Parti Adalet ve Kalkınma Partisi    184.157    35.190    9.355    139.612
2    CHP Cumhuriyet Halk Partisi    146.488    25.140    10.427    110.921
3    MHP Milliyetçi Hareket Partisi    70.520    11.486    6.173    52.861
4    BDP Barış Ve Demokrasi Partisi    33.300    3.845    1.448    28.007
5    HDP Halkların Demokratik Partisi    25.265    3.525    2.579    19.161

 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi Tarafından, Mayıs 2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve internet medyasında yapılan haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

MTM’nin araştırmasına göre, medyanın en çok yer verdiği siyasi isim, 175 bin 11 haber ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldu. Erdoğan, Ağustos ayında gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olup olmayacağı tartışmalarıyla haberlere konu edildi. Daha sonrasında ise, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile Danıştay’ın 156. Kuruluş Yıldönümü töreninde tartışma yaşaması ve yaşanan gerginlik sonucunda töreni terk etmesiyle gündemde yer aldı.

Soma’da yaşanan maden kazasının ardından, siyasi takvimini değiştiren Erdoğan, olaya ilişkin olarak “Literatürde iş kazası denen olay var. Yapısında fıtratında bunlar var” şeklindeki açıklamalarıyla da ses getirdi.

Medya Takip Merkezi’nin raporuna göre; Mayıs ayında en çok haber olan bir diğer siyasi isim, 40 bin 609 haber ile Abdullah Gül oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da Soma’daki maden faciası nedeniyle ay genelinde 39 bin 539 haberde yer alarak sıralamanın genel seyrini değiştirdi.

 
MAYIS AYINDA EN ÇOK HABER OLAN SİYASİ İSİMLER

No    Siyasi isimler    Toplam haber adedi     Yazılı basın    TV    Online medya
1    Recep Tayyip Erdoğan    175.011    24.768    15.403    134.840
2    Abdullah Gül    40.609    5.002    4.990    30.617
3    Taner Yıldız    39.937    4.452    5.289    30.196
4    Kemal Kılıçdaroğlu    39.539    4.806    4.634    30.099
5    Faruk Çelik    21.523    2.676    1.929    16.918

 
Veriler, MTM Medya Takip Merkezi Tarafından, Mayıs 2014'de 4 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve internet medyasında yapılan haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

MTM’NİN DERLEMESİYLE AYIN DİKKAT ÇEKEN DİĞER GELİŞMELERİ

 
– AK Parti, seçim sisteminin değiştirilmesi ve tüzüğündeki 3 dönem kuralı konularında son kararını verdi. MKYK toplantısından, 3 dönem kriterinin korunması ve mevcut seçim sistemi ile yola devam edilmesi kararları çıktı. Devam kararı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olma yolunda ilerlediği tartışmalarını hararetlendirdi.
 
– 28 Şubat dönemine ilişkin 103 sanığın, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan yargılandıkları davaya bakan Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın mağdurları arasında bulunan Çiller'in dinlenilmesine karar verdi.
 
– Meclis Genel Kurulu 4 eski bakan hakkında 'soruşturma' mesaisi yaptı. İstanbul merkezli operasyon kapsamındaki iddialar nedeniyle 4 eski bakan hakkında verilen soruşturma önergeleri, Genel Kurul'da ele alınırken iktidarla muhalefet arasında sık sık tartışma ve gerginlik yaşandı. Eski bakanlar Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Muammer Güler, Meclis kürsüsünden kendini savunurken, Erdoğan Bayraktar konuşmamayı tercih etti. AK Parti'nin soruşturma komisyonu kurulması önergesi, 469 milletvekillinin katıldığı gizli oylamada 453 oyla kabul edildi.
 
– CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) belirledi. Tekin Bingöl, Seyhan Erdoğdu, Emel Yıldırım, Veli Ağbaba, Aytun Çıray, Burhan Şenatalar, yeni MYK’da yer aldı.
 
– Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, çocuk tacizcilerinin teröristlerden daha ağır şekilde cezalandırılacağını ve 39 yıl cezaevinde kalacağını belirterek, pedofili hastalarına hakim kararı ile zorunlu tıbbi müdahalenin yapılacağını açıkladı.
 
– Eski İçişleri Bakanı Güler’in de aralarında bulunduğu bazı milletvekillerine ait 11 dokunulmazlık dosyası, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Meclis’teki dokunulmazlık dosyası sayısı 935 oldu.
 
– Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM)’nin Kıbrıs ile ilgili 90 milyon euroluk tazminat kararına Türkiye’nin uymayacağı ve tazminatı ödemeyeceklerini açıkladı.
 
– CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu (62) geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
 
– Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma’da ölen madencilerin yakınlarına ölüm aylığı, ölüm geliri ve bir defaya mahsus cenaze yardımı yapılacağını açıkladı.
 
– Soma’daki maden faciası nedeniyle, 19 Mayıs kutlamaları yurt genelinde iptal edildi. Atatürk Anıtı’nda çelenk koyma töreni gerçekleştirildi.
 
– CHP İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiraz, "Soma'da yaşanan maden faciasında sorumluların istifa etmediği" gerekçesiyle, milletvekilliğinden istifa dilekçesini, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sundu.
 
– Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ‘nin (TOBB) Genel Kurulu’na katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın salondaki Kemal Kılıçdaroğlu’na bakarak; “Bana diktatör ifadesini kullanan kişiler var, karşımda şuanda bulunuyorlar. Tayyip Erdoğan diktatör olacak ve sen meydanlarda dolaşacaksın. Önce ağzınızdan çıkanı kulaklarınızın duyması lazım.” açıklamaları, Mayıs ayı siyaset gündeminin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.
 
– CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan 11 tazminat davası ile 185 bin 500 TL kazanan Başbakan Erdoğan, CHP lideri hakkında bir hakaret davası daha açtı.
 
– Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Kıyı köyünde Hür Dava Partisi (Hüda Par) üyelerini kaçırmak isteyen silahlı grubun açtığı ateş sonucu 3 kişi yaralandı.
 
– BDP'li milletvekillerinin geçtiği, haziranda kurultay yapacak olan HDP'de partinin yeni yönetimi de netleşmeye başladı. İkna edilen BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın HDP Eşbaşkanı olacağı ifade edilirken, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın da eşbaşkan olacağı belirtildi.
 
– Iğdır'da, yerel seçimde başkanlığı BDP'ye kaptıran AK Parti'nin il ve merkez ilçe teşkilatları, Genel Merkez'in isteği doğrultusunda istifa etti.
 
– Diyarbakır’ın Dicle İlçesi Hür Dava Partisi (HUDA PAR) Başkanı Ercan Alpaslan, silahlı bir grup tarafından kaçırıldı.
 
– Eski başbakanlardan Bülent Ecevit, 89. doğum günü vesilesiyle Devlet Mezarlığı'ndaki kabri başında anıldı.
 
– AK Parti Ankara İl Başkanı Murat Alparslan istifa etti.
 
– AK Parti Şırnak İl Başkanı Mehmet Demir, yönetim kurulu üyesi 40 kişi ile birlikte partilerinden istifa ettiklerini açıkladı.

MTM Hakkında:

İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Babalar Günü Reklamları Geçen Seneye Göre Artış Gösterdi

Geçen senenin aynı tarih aralığına bakıldığında, Babalar Gününe özel toplam 580 adet reklam yayınlanmıştı.

Medya Takip Merkezi (MTM) araştırmasında, Babalar Günü ile ilgili en çok reklam veren sektörleri inceledi. Süre bazında hazırlanan listede, e – ticaret sektörü 2014 yılında, 5 bin 765 saniye ile Babalar Günü’ne en fazla yatırım yapan sektör oldu. Otomotiv sektörü de 4 bin 981 saniyeyle en çok reklam veren sektörler listesinde ikinci sırada görüldü. 2013 yılında, 5 bin 337saniye ile ekranda en çok yer alan hazır giyim sektörü, bu sene 4 bin 343 saniyeyle üçüncü sırada yerini aldı.

Adet bakımdan tabloyu incelendiğinde de geçtiğimiz yıl, Babalar Günü ile ilgili en çok reklamı veren hazır giyim sektörü bu sene de 347 adetle en çok reklam veren sektör olarak görüldü. E-ticaret sektörü de verdiği 325 reklamla listede ikinci oldu. Süre bakımından ikinci sırada yer alan Otomotiv sektörü 149 adet reklamla üçüncü sırada kaldı.
2013 YILINDA BABALAR GÜNÜ'NDE EN ÇOK REKLAM VEREN SEKTÖRLER        2014 YILINDA BABALAR GÜNÜ'NDE EN ÇOK REKLAM VEREN SEKTÖRLER
       
No    Sektör    Süre (Sn)    Reklam Adedi        No    Sektör    Süre (Sn)    Reklam Adedi
1    Hazır Giyim    5.337    334        1    E-Ticaret    5.765    325
2    Bankacılık    3.441    93        2    Binek Araçlar    4.981    149
3    Tekno marketler    649    22        3    Hazır Giyim    4.343    347
4    Mağazacılık    625    125        4     Süpermarket / Market    3.042    76
5    Saat    198    6        5    Telekomünikasyon Hizmetleri    1.728    96

 
MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 01 Mayıs – 12 Haziran 2013 döneminde TV kanalları üzerinden yaptığı reklam takibi sonuçlarından derlenmiştir.        MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 01 Mayıs – 12 Haziran 2014 döneminde TV kanalları üzerinden yaptığı reklam takibi sonuçlarından derlenmiştir.
       
 
EN ÇOK REKLAM VEREN MARKALAR: FIAT, KLIKSA.COM VE HEPSİBURADA.COM

MTM’nin araştırmasına göre;  markalar bazında geçtiğimiz sene en çok Babalar Günü reklamı veren Pierre Cardin, bu sene yerini Fiat markasına bıraktı. Marka, 01 Mayıs – 12 Haziran 2014 tarihleri arasında 149 adet reklam yayınlayarak; 4 bin 981 saniyeyle tüketicilerine seslendi. E – ticaret sitesi olan Kliksa da aynı dönemde verdiği 142 reklamla 4 bin 118 saniye reklam spotu yayınlayarak listede ikinci sırada yer aldı.
Adet bakımından bakıldığında, hepsiburada.com markası araştırmanın gerçekleştirildi tarih aralığı içinde 183 reklamla adet bazında en çok reklam veren marka oldu. Süre bazında ilk sırada yer alan Fiat markası 149 reklam adediyle de ikinci sırada yer buldu.

2013 YILINDA BABALAR GÜNÜ'NDE EN ÇOK REKLAM VEREN MARKALAR        2014 YILINDA BABALAR GÜNÜ'NDE EN ÇOK REKLAM VEREN MARKALAR
       
No    Marka    Süre (Sn)    Reklam Adedi        No    Marka    Süre (Sn)    Reklam Adedi
1    Pierre Cardin    4.176    233        1    Fiat    4.981    149
2    Halkbank    3.441    93        2    Kliksa    4.118    142
3    Süvari Giyim    800    74        3    Carrefoursa    2.991    73
4    Kliksa    630    21        4    Samsung    1.728    96
5    Çetinkaya Mağazaları    625    125        5    Hepsiburada.com    1.647    183
6    Bisse    200    20        6    Süvari Giyim    1.331    121
7    Nacar    198    6        7    Karaca Giyim    882    63
8    Kiğılı    161    7        8    D-S Damat    860    86
9    Teknosa    19    1        9    Kiğılı    660    30
10    –    –    –        10    Grundig    580    29

 
MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 01 Mayıs – 12 Haziran 2013 döneminde TV kanalları üzerinden yaptığı reklam takibi sonuçlarından derlenmiştir.        MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 01 Mayıs – 12 Haziran 2014 döneminde TV kanalları üzerinden yaptığı reklam takibi sonuçlarından derlenmiştir.
   
REKLAM VERENLER HANGİ KANALI TERCİH ETTİ?

MTM, reklam verenlerin Babalar Günü ile ilgili reklamlarda hangi kanalı tercih ettiklerini de inceledi. Araştırmada, Babalar Günü reklamları 3 bin 097 saniyeyle en fazla CNN Türk kanalında yayınlandı. Habertürk kanalı da 2 bin 737 saniye reklam yayınlayarak listede ikinci oldu. Adet ölçeğinde incelendiğinde, süre bakımından ikinci sırada yer alan Habertürk kanalı, 172 reklamla en fazla reklam alan kanal oldu. CNN Türk de süre açısından birinci olsa da adet bakımından Habertürk’ün arkasında yer buldu. 2013 yılında süre bazında en fazla Babalar Günü’ne özel reklamın yer aldığı Show TV’nin bu yıl, sıralamada ilk 10’da yer almaması, çalışmada dikkat çeken noktalar arasında görüldü.

2013 YILINDA BABALAR GÜNÜ'NDE EN ÇOK REKLAM ALAN TV KANALLARI        2014 YILINDA BABALAR GÜNÜ'NDE EN ÇOK REKLAM ALAN TV KANALLARI
       
No    TV Kanalları    Süre (Sn)    Reklam Adedi        No    TV Kanalları    Süre (Sn)    Reklam Adedi
1    Show TV    1.351    58        1    CNNTürk    3.097    147
2    NTV    1.271    97        2    Habertürk    2.737    172
3    ATV    1.108    66        3    ATV    2.400    96
4    Habertürk    937    64        4    NTV    2.381    117
5    FOX    912    34        5    FOX    2.103    98
6    TRT 1    910    26        6    Star TV    1.845    89
7    Star TV    857    36        7    TRT 1    1.359    80
8    Kanal 7    720    48        8    Kanal D    1.340    52
9    STV    701    57        9    TGRT Haber    1.205    84
10    Kanal D    682    51        10    Kanal 24    1.197    77

 
MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 01 Mayıs – 12 Haziran 2013 döneminde TV kanalları üzerinden yaptığı reklam takibi sonuçlarından derlenmiştir.        MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 01 Mayıs – 12 Haziran 2014 döneminde TV kanalları üzerinden yaptığı reklam takibi sonuçlarından derlenmiştir.
       
 

MTM Hakkında:

 
İstanbul Avrupa Yakası’ndaki merkezinin yanı sıra, İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Adana, Gaziantep şehirlerinde 9, Almanya’da ve Azerbaycan’da birer olmak üzere toplam 11 noktada temsil edilen Medya Takip Merkezi (MTM), takip ettiği 4 bini aşkın yayın ve 150 çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen medya takip kuruluşlarındandır. İstanbul’da, 1999 yılında kurulan MTM, ilk şubesini 2006 yılında Ankara’da faaliyete geçirmiştir. Kısa sürede Türkiye’de medya takip sektörünün lokomotifi haline gelen kuruluş, aynı yıl Almanya’da açtığı temsilciliği ile faaliyetlerini yurtdışına taşımıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında, Azerbaycan’ın ilk medya takip şirketini faaliyete sokan MTM, klasik ve dijital medya takibinin yanı sıra, Medya Bilgi Rehberi, Etkinlik Takvimi ve Online TV Arşivi gibi servisleri ile de sektörde öne çıkmaktadır. Uluslararası platformda büyümeyi, hedefleri arasında tutan ve çalışmalarını bu yönde sürdüren MTM, üyesi olduğu uluslararası medya takip şirketleri federasyonu FIBEP’in diğer üyeleri ile global anlamda iletişimde bulunmaya devam etmektedir.

Ataşehir’de Elektrik Kesintisi

6 Adımda Gür, Güçlü ve Kalın Kirpikler

Daha Sağlıklı ve Gür Kirpikler İçin

-Daima cilde dost makyaj malzemelerini kullanın

-Göz makyajınızı çıkarırken, göz bölgesine özel ürünler kullanın

-Makyajınızı silmeden asla yatmayın

-Ağır kimyasallarla formüle edilmiş, kolay temizlenemeyen ürünlerden uzak durun

-Kirpik ve kaşlarınızdaki makyaj artıklarını, hassas hareketlerle, yavaş yavaş temizleyin

-Kirpik ve kaşlarınız için her gün besleyici bakım yağları uygulayarak, kirpiklerinizin de bakımını ihmal etmeyin.

Günümüzde kirpikler için özel olarak üretilen pek çok hazır kirpik bakım yağı kullanılıyor. Maskara şeklinde dizayn edilen özel fırçası ile kaş ve kirpikler için pratik bir uygulama sağlayan Select Lash, bitkisel ve doğal özlerle üretilmesi ve hiçbir şekilde toksik madde içermemesi ile dikkat çekiyor. Oftalmolojik testlerle kontrol edilen ürün, gözlerde hassasiyete ya da alerjiye sebebiyet vermiyor.

 
Select Lash, makyaj yapmadan önce kirpiklere sürülerek kullanılabildiği gibi, gece yatmadan önce de uygulama yapılabiliyor. Uzmanlar, Select Lash’ın, takma kirpiklerle de kullanılabileceğini ve bu tür ürünlerin kullanıldığı makyaj tekniklerinde Select Lash kullanımının, maruz kalınan baskı, yapıştırıcı gibi kimyasalların olumsuz etkilerinin azaltılması yönünde büyük fayda sağladığını bildiriyor.
 
Amerika’dan ithal edilen Select Lash, Eczaneler’de  49 TL den satılıyor.

Yaz Tatili Çocuğunuzu Tembelleştirmesin

Kötü karne- kötü çocuk algısı yanlış
 
Birçok nedene bağlı olarak çocuklar sene sonunda kötü notların olduğu bir karne ile karşınıza gelebilir. Bu karne için asla çocuğunuzu suçlamayın. Çünkü bu başarısızlığın nedeni sadece çocuğunuzdan kaynaklanmıyor olabilir. Çocuğunuzu karşınıza alın ve onunla başarısızlığın nedenlerini konuşun.

Tehdit başarı getirmez

 
Karnedeki kötü notlar nedeniyle çocuklar tehdit edilmemeli ve azarlanmamalıdır. Ebeveynlerin çocuklarına olan eleştirel, tehditkar, aşırı beklentili tutumları, çocuğun başarısını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bunun yerine yeni yıl için nasıl daha başarılı olunabileceği konuşulmalıdır. Bu tutum çocuğu psikolojik olarak destekler ve anne babaya güvenerek iletişiminin de güçlenmesini sağlar.

Yaz programını birlikte yapın

 
Çocuğunuzun karnesinde zayıf notların olması onun kişilik ve zeka göstergesi değildir. Başarısızlığa üzülmek ve çocuklarınızı azarlamak yerine yaz tatili boyunca onunla birlikte neler yapabileceklerinizi planlamalısınız. Çocukların da katıldığı bir aile toplantısı yapın ve yaz programına karar verin.

Çocuğunuzla oyun oynayın

 
Tatilde çocuklarınıza mutlaka zaman ayırın. Kaliteli vakit geçirmek için çocuklarla çeşitli oyunlar oynayabilirsiniz. Oyun, çocuk ile anne-baba arasındaki iletişimin temel taşı olduğunu unutmayın. Birlikte vakit geçirebilecek sinema, tiyatro, yemek gibi etkinlikler planlanabilir. Anne babalar çocukların arkadaşlarıyla vakit geçirebileceği etkinlikler organize edebilir. Çocuğun tatilde arkadaşlarıyla ders ortamından uzak, eğlenceli zaman geçirmesi motivasyonunun artması için çok önemlidir.

Birlikte kitap okuyun

 
Yaz tatili boyunca çocuğunuzu kitap okuması için teşvik etmelisiniz. Araştırmalar okulun ilk yıllarında düzenli kitap okuyan çocukların, ilerleyen yıllarda daha başarılı olduğunu göstermektedir. Çocuğunuza kalıcı bir okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız hoşuna gidebilecek kitaplar alabilirsiniz. Belirleyeceğiniz bir saatte birlikte kitap okuyarak onun alışkanlık kazanmasını sağlayabilirsiniz.

Belki de başarısızlığın nedeni sizsiniz

 
Çocukların okuldaki başarısızlıklarının nedeni aile için durum, anne- babanın tutumundan da kaynaklanıyor olabilir. Örneğin; ebeveynler arası çatışmalı durumlara çocukların şahit olması onu taraf olmaya zorlama gibi tutumlar çocuğun psikolojik dengesini bozabilmekte ve başarısını etkileyebilmektedir. İstemeseniz de kardeş kıskançlığı gibi bir durum yaratmanız, ev değişikliği gibi taşınma durumları çocuğun kafası karışabilmektedir. Çocuğun verimli bir çalışma ortamının olmaması da başarısını etkileyebilir. Boş ve düzenli bir masa, bilgisayar ve televizyonun olmadığı koşullar gerekmektedir.

Baskıcı olmayan kontrol

 
Çocuğunuzun hangi saatlerde ders çalıştığı, mola verdiği ya da yattığı bilmelisiniz. Okul, çocuğun kendine ait alanıdır. Kısacası öğrenme burada çocuğa aittir. Bazı ebeveynler evde de sanki okuldaymış gibi davranırlar; bu durumda okul alanı ailesel alanı içine almıştır.

Bunlara dikkat edin!

 
Çocuğun kapasitesi iyi olsa da kafası karışık, endişeli ise dikkati dağılır ve derse konsantre olamayabilir. Depresif bir ruh hali olduğu dönemde sürekli yorgun, uykulu, isteksiz olabilir ya da hiperaktif bir çocuk çok uzun süre ara vermeden dersi takip edemeyebilir. Öğrenme bozukluğu yaşayan çocuk geç öğrenir, harf karıştırabilir; okuma ve yazma konusunda güçlükler yaşayabilir ya da bunların dışında çocuğun işitme-görme gibi fizyolojik bir rahatsızlığı bulunabilir.

Gerekirse destek sağlanabilir

 
Anne ve babalar kendi tutumlarına yönelik içsel bir değerlendirme yapabilmelidir. Anne babalar yeri geldiğinde çocukları başarılarından dolayı övmeli, ona duydukları güveni göstermelidir. Çocuk diğer arkadaşlarının başarısı ya da kardeşleri ile kıyaslanmamalıdır. Her çocuk fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimi ile ayrı bir bireydir. Ebeveyni tarafından onaylanan, desteklenen çocuk daha çabalı ve başarılı olmaya gayret gösterecektir. Çocuk için gerekirse verimli ders çalışma teknikleri konusunda destek alması sağlanmalıdır.  Psikolojik destek almaktan da kaçınılmamalıdır.

Salim Branda

Kayisdag Cad No39 İcerenkoy

tentecisalim@yahoo.com.tr

branda tente cadir ebatli semsiye bahce jut file kapama iskele jut file ebatli pilsa jut pvc akrilik pamuklu kumaslar ebatli cuval her nevi ithal yerli jut imalat satisi semsiye kumas dikimi konteyner brandasi ebatli pilsa forklift seffaf camli alan kapamalar mafsalli koruklu tenteler bahce havuz semsye imalat satis servis 

530 558 5 558

0216 493 39 36

Salih Ozbey

http://www.tentecisalim.com

Kandiller ve Berat Gecesi

Dostlar, kandiller biz kullara, hızlı bir şekilde akıp giden yaşam evremizde bize durup düşünme, öze dönme ve günahlarla kirlenen gönül dünyamızı temizleme uyarısında bulunur. Bu açıdan kandil geceleri insana huzur verir,  inananların ibadet etmelerini, eşi, dostu, akrabalarını hatırlamasına  vesile olur. İdrak ettiğimiz 5 kandil gününden biri olan Berat Kandili de, "Rabb'imize, kendimize ve insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlatır, hata ve günahlardan tövbe ederek uzaklaşma imkanı sağlar."

Berat kandilinin anlam ve önemine tekrar döneceğim. Ancak öncelikle mobil telefonların yaygınlaşmasıyla, daha bir gündelik yaşamımıza dahil olan, herkesin yakaladığı güzel mesajları birbirine forwad ettiği günümüzde (GSM operatörleri kazançlı çıkıyor olsa da, bu sayede hem rabbimize yakarmış, ihmal ettiğimiz dost ve aile büyüklerimizi de hatırlamış olduğumuz gerçeğini görmemezlikten gelemeyiz.) kandil ‘in hem kelime anlamı,  hem de açılımı hakkında  bazı öz bilgileri paylaşmak istiyorum. 
 
Kandil, ağzı oldukça küçük, yayvan ve yuvarlak bir kap biçiminde olan, içinde sıvı bir yağ ile fitil bulunan tarihi bir aydınlanma aracıdır. Kandilin kullanışı mumdan da eskidir. Antik çağlardan kalmış eşyalar arasında, kazılarda en çok rastlanılan nesnedir.  Kandil önceleri aydınlatma amacıyla evlerde kullanılırken sonradan dini inançlar nedeniyle, tapınaklarda, mezarlarda hatta kutsal kabul edilen ağaçların dallarında sürekli yakılır oldu. Kandil ışığı insanlar için ruhani bir anlam taşıyordu. Hayatı temsil ediyordu. Kandilin yağının tükenmesi, ışığının sönmesi, ölüm anlamına geliyordu.

Biz Müslümanların kutsal saydıkları beş geceye ‘kandil geceleri’ adı verilmesinin de kandilin ruhani kimliği ile ilişkisi vardır. Aslında kandil kelimesini sadece Türkler kullanırlar. Araplar gece anlamına gelen ‘leyl’ sözcüğünü (’leyle-i Regaip’ gibi) kullanırlar. Zaten kandil geceleri inanışı Arap toplumlarında başlamış olsa da gelenek haline getirilmesi ve çeşitli adetlerin ilave edilerek zenginleştirilmesi Türklerin sayesinde olmuştur.

Türkler kandil gecelerine ibadet dışında birçok sosyal aktivite de getirmişlerdir. Parmak kalınlığında susamlı ve susamsız yapılan kandil simitleri, komşulara lokma, helva ve şerbet dağıtma, büyükleri arayarak kandillerini kutlama gibi gelenekler bunlardan bazılarıdır. Elektriğin olmadığı devirlerde cami minareleri arasına gerilen iplere tutturulmuş kandillerle yazı ve süsleme yapmak, yani mahya kurmak da yine Türklere mahsustur.

Kandil adetleri arasında en etkileyici olanı, hatta yeni nesillerin adını bile duymadıkları kandil uçurma gösterisidir. Kandil gecelerinde yapılan bu gösteride minareye çıkan bir kişi şerefeden yere doğru bağlanmış bir ip üzerinde kandilleri kaydırırdı. Birbiri ardına kayan kandiller yıldız kaymasına benzer bir görüntü oluşturur, bu görüntü halk tarafından ilgiyle izlenirdi. İslam’a göre Allah’a ibadet için her gece ve zaman aynı kutsallıkta olsa da, Türklerin İslam felsefesine getirdikleri insani bakış açısı çerçevesinde, şefkat, yardımlaşma, geçmiş ile muhasebe, ihtiraslarını dizginleme, menfaat çatışmalarından uzak kalma, kin ve kırgınlıkları unutma, büyükleri hatırlama, sevgi, hoşgörü, kardeşlik ve beraberlik ortamı yaratmaya aracı olmaları bakımından kandil gecelerinin ayrı bir önem ve güzelliği vardır.

Kadir, Regaip, Miraç, Berat ve Mevlit adını alan bu kutsal gecelerden; ‘Regaip’, Hz. Muhammed’in ana rahmine düşüşü, ‘Miraç’, gökyüzüne yükselmesi, ‘Berat’, günahların affedilmesi, ‘Kadir’ Kuran’ın ilk ayetinin indirilmesi, ‘Mevlit’ ise Hz. Muhammed’in doğum günü olarak kutlanır.

İslam âlemi bu akşam Ramazan'ı müjdeleyen "Berat Kandili"ni idrak edecek. Bir yıllık iyiliğin, kötülüğün Allah katında bilançoya geçtiğine inanılan gecede Müslümanlar af ve mağfiret yollarını arayacak. Af ve arınma anlamı taşıyan bu gece inananlara, Yüce Yaratıcı'nın sonsuz rahmetine iltica etmeleri gerektiğini bir kez daha hatırlatacak, Kur'an'la buluşma ve Hz. Peygamber'in eskimez öğütlerine kulak verme fırsatı sunacak.
 
Bu gece yad edeceğimiz  Berat  Kandili, Şaban ayının on dördüncü gününü on beşinci gününe bağlayan gecedir. Nasıl vergi ödendiği zaman vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Bu gece, değişik adlarla da anılır. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle 'Mübârek'; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle 'Beraet'; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle 'Rahmet', geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle 'Berae veya Sakk' adı da verilir.
 
Bu mübarek gecenin beş de temel özelliği vardır:

 
1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
 
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
 
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
 
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
 
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın on üçüncü günü, üçte biri Şaban'ın on dördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın on beşinci günü verilmiştir. Ancak bu gecenin faziletinden anne ve babasını incitenler, büyücüler, başkalarına kin besleyenler, içki düşkünleri yararlanamazlar.
 
İdrak ettiğimiz mübarek  Berat Kandili vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim diyerek Yüce Allah'dan dilenen ve insanlığa hayırlı tüm duaların kabulünü ve beraatımızı temenni ediyorum… Berat Kandiliniz Mübarek, İbadetleriniz makbul olsun…

Selam, Sevgi ve Saygılarımla

Recep Ali AKSOYLU

Kalpte Ritim Bozukluğu İnme Riskini 5 Kat Artırıyor

Aritmiye bağlı inme daha tehlikeli olabiliyor

Atriyal fibrilasyon (AF) yani anormal kalp ritmi ya da aritmi altta kalp kapak hastalıkları gibi başka bir kalp hastalığı yatmasa bile inme riskini 4-5 kat artırmaktadır. Tüm inmelerin yaklaşık üçte birinin aritmiye bağlı geliştiği görülmektedir. Ayrıca aritmiye bağlı inme daha ağır bir seyir göstermekte ve daha ölümcül olmaktadır. Aritmide yaş ile birlikte inme sıklığı artış göstermektedir. Yaş dışında birçok etken aritmi ile birlikte inme geçirme riskini yükseltir. Örneğin aritmi ile birlikte diyabet, hipertansiyon, kalp yetmezliği, daha önceden inme, geçici iskemik atak veya başka bir damar hastalığı geçirmiş olma öyküsü, kadın cinsiyet gibi durumlar bu riski artıran en önemli risk faktörleridir.
“Paroksismal” yani aralıklı aritmili hastalarda inme riski ile kalıcı aritmisi olan hastalardaki inme riski ile benzerdir. Koruyucu tedavi açısından her iki durum arasında hiçbir fark yoktur.

Aritmiye bağlı inmeden korunmak mümkün

Aritmiye bağlı inmelerin önlenmesinde günümüzdeki en etkin yaklaşım oral antikoagülan (OAK) yani kan sulandırıcı ilaç kullanımıdır. Günümüzde koruyucu tedavi gereksinimi olan hastaları bulup seçme yerine gerçekten düşük riskli olup tedavi gerektirmeyen hastaları bulmak yaklaşım olarak ön plana geçmiştir. Buna göre 65 yaşın altında, yalnızca aritmisi olan yani başka risk faktörü olmayan hastalarda tedaviye gerek kalmamaktadır. Pratik olarak diğer tüm hastalarda OAK tedavisine başvurmak gerekmektedir.  

Aritmide inmeden korunmada aspirin yeterli mi?

Günümüzde aritmide aspirin ile etkili inme korumasına dair kanıtlar zayıftır. Tek başına kullanıldığında sanki aspirin daha az kanama riski taşır gibi yanlış bir kanı vardır. Ancak aspirinin özellikle yaşlı hastalarımızda neredeyse oral antikoagülanlara benzer bir kafa içi kanama riski taşıyabildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle aspirin aritmiye bağlı inme korumasında yalnızca kan sulandırıcı ilaçların kullanımını reddeden hastalarla sınırlı tutulmalıdır.

Kan sulandırıcı ilaçların riski var mıdır?

İlaçlı koruma kararı verilirken kan sulandırıcı ilaç tedavisinin yüksek ölüm ve kısıtlılık riski nedeniyle en korkulan komplikasyonu olan beyin kanamasını da içeren ağır kanama riski, inme tehlikesine karşı göz önünde bulundurulmalıdır. İlaçlı koruma başlatılmadan bir kanama riski değerlendirmesi yapılmalıdır. Kontrol altında olmayan hipertansiyon, anormal böbrek/karaciğer fonksiyonu, kanama öyküsü veya eğilimi, eş zamanlı ilaç/alkol kullanımı bu risklere örnek olarak verilebilir. Amaç koruyucu ilacı verebilmek için değiştirilebilir kanama risklerini ortadan kaldırmaya çabalamaktır. Kan sulandırıcı ilaç tedavisinin yararlarının potansiyel zararlarından fazla olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Tedaviye karar verirken hekim ve hasta için önemli olan davranış, kanama riskinden korkulmasından çok inmeden korunmak olmalıdır.

Sınav Kaygısı İçin En Güçlü Kalkan

Ergenlik dönemi ile sınavlar birleşince…

Özellikle çabuk kızma, şiddetli kızma, öfke patlamaları, aldırmama, yabancılaşma, içe çekilme, aile dışına yönelme gibi durumların ergen psikolojisi üzerinde pek çok olumsuz etki yaratıyor. Uzman Psikolog Mahir Efe Falay, bunların dışında bu dönemdeki çoğu kontrol edilemez hormonal değişikliklerin, bu yaş dönemindeki kişiler için hayatı daha da zorlaştırdığına dikkat çekiyor. Falay, “Duruma bir de onların açısından bakın; bu gençler 3-4 sene öncesine kadar daha çocuktu. Sonra 13 yaşınıza giriyorsunuz ve (erkekseniz) tüyden bir bıyık başlıyor, sesiniz değişiyor, saçlarınız kötü kokuyor ve üstüne sizden beklentiler artıyor. Daha olgun davranmanız, üstlendiğiniz sorumlulukların tam anlamıyla hakkını vermeniz bekleniyor… Veya aynı yaş giren bir kız çocuğusunuz bedeninizin başkalaştığını, göğüslerinizin büyüdüğünü, kalçanızın belirginleşmeye başladığını yaşıyorsunuz. Boyunuz uzuyor, regl olmaya başlıyorsunuz… Ve üstünüze bir sürü yeni sorumluluk ve roller ekleniyor… Objektif olursak çoğu hoş veya kolay kabul edilebilir değişiklikler değil. Ama gerçek bu ve tüm çocuklarımızın ergenlik dediğimiz dönemde yaşadıkları da bu. Tüm bunların yanında bu gençlerimizin omuzlarında okulda ve sınavlarda onlardan beklediğimiz başarıların beklentisinin de ağırlığı var” diyerek aileleri empati yapmaya ve çocuklarına karşı daha anlayışlı olmaya çağırıyor.  

“Sen karışma, bu büyüklerin işi” demeniz, onun ruhunda yara açabilir.

Her şeyden önce LYS’ye girecek öğrencilerin hala ergenlik döneminde olduğu unutulmamalı diyen Uzman Psikolog Falay, “O, çocuk ya da yetişkin değil; arada bir yerde. Onunla tüm iletişimimizi bu gerçek üzerinden kurmalı, gerçekçi olmayan yerlere sapmamalıyız. Bu tür sapmalar, “çocukluk yapma” veya “sen karışma, bu büyüklerin işi” gibi çıkışlar, onun ruhunda yara açabilir. Çünkü bir yanda çocukluğun konforlu yaşamını içten içe arzulayan, diğer yanda da olabildiğince çabuk büyümek isteyen bir genç var karşımızda” sözleriyle ergenlik döneminin getirebileceği ikilemlere dikkat çekiyor.

Başarı mı, mutluluk mu?

 “Sınavda başarı her şey demek değil” görüşünü savunan ve “başarı” kavramının göreceli olduğunun altını çizen Falay, “Tüm gençler parmakla gösterilen bir mesleğin mensubu olmak zorunda değildir. Günümüzde henüz isimleri çok duyulmamış ama gelecek vadeden çok sayıda meslek bulunuyor. Çocuğunuz sizin ideal olarak gördüğünüz belki de kendinizin olmak isteyip de olmadığınız kişi  olmak zorunda değildir. ‘Ama en iyi meslekler onlar’ diyebilirsiniz. Ben de cevaben derim ki: Çocuğumuzun mutluluğu pahasına mı?” sözleriyle anne babalara bu başarı kavramını tekrar sorgulayabilmeleri için bir pencere açıyor.

Sınav kaygısı için “en güçlü kalkan”

“Mutluluk, ergen dönemdeki kişiler için ‘istediği kişi olabilmesi’nden geçiyor diyen Uzman Psikolog Mahir Efe Falay,  Zorla aldırılmış kararların, kişinin hem “kendilik” algısını darbelediğini, hem de mutluluk yolunda bir engel olarak karşısına çıktığını ifade ediyor. Falay, bu durumun gelecekte, ailesine veya o dönemdeki en baskın figüre karşı duyulan öfke, nefret, kin olarak ortaya çıkabileceği konusunda da aileleri uyarıyor: “Bu önemli bir sınav ama hayatındaki tek sınav olmayacak. Bir yükseköğretim kurumuna girerse karşısına başka başka sınavlar çıkacak. Sınava girecek olan öğrencilerimize şu aşamada verebileceğimiz en büyük destek ‘onları oldukları gibi sevdiğimizi’ hissettirmek. Unutmayın, bu yaklaşım öğrenciyi sınav anında yakasına yapışacak olan “kaygıya” karşı koruyacak en güçlü kalkanlardan biri olacaktır.”

Kronik Yorgunluğa Karşı C Vitamini Alın

C vitamini vücut tarafından üretilemez

Sentetik olarak laboratuvar ortamında glukozdan elde edilebilen C vitamini (askorbik asidin), vücut tarafından üretilmediği için dışarıdan alınmalıdır. Başta turunçgiller olmak üzere, domates, maydanoz, çilek, kuşburnu, böğürtlen, lahana ve birçok yeşil yapraklı sebzenin yanında bazı besi hayvanlarının böbreküstü bezlerinde doğal olarak bulunmaktadır.

 
C vitamini eksikliği eklem kas ağrılarına yol açar

C vitamini eksikliği; yorgunluk, uyuşukluk hissi, bağışıklık sisteminde zayıflama, diş etlerinde şişlik-kanama, ciltte sebepsiz morluklara kadar ilerleyen deri altı kanamalarına, saç kalitesinde bozulma, eklem-kas ağrıları, nefes darlığı ve kemik kırılmasına yol açabilmektedir. Bunun dışında birçok başka hastalık belirtisi ile karışabilecek yakınmalara yol açan askorbik asidin; alerji, ülser (ağız içi aftlar ve mide ülseri), kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser türleri ile ilişkili olabileceği de kabul edilmektedir.

Kimler dikkat etmeli?

Vücut tarafından “stresli bir olay” olarak algılanan gebelik, emzirme, gece vardiyasında çalışma, kronik uyku azlığı, besin zehirlenmeleri, enfeksiyonlar, soğuk, travma, yaralanma, ağır egzersiz (özellikle doğada yapılan performans sporları), yanık ve ameliyat durumlarında günlük gereksinimi oldukça artan C vitamininin; sigara içen, doğum kontrol hapı kullanan ve alkol tüketen insanlar tarafından düzenli olarak alınması gerekmektedir.

C vitamini düzeyinizi ölçtürün

C vitamini düzeylerini kanda ve idrarda ölçmek mümkündür. Sabah verilen bir idrar örneği sonrası askorbik asit düzeyi hakkında bilgi verilebilmektedir. Askorbik asidin idrarda az olması, kanda da az olduğu anlamına gelmektedir. Hangi yaşta, hangi durumlarda ve ne kadar C vitamini desteği alınması gerektiği mutlaka hekime danışılması gereken bir konudur. Tıbbi bir zorunluluk olmadıkça C vitaminini doğal yoldan almak en doğru olandır.

Kronik yorgunluğun başlıca sorumlusu

Askorbik asit vücutta birçok kimyasal reaksiyonun normal olarak yürümesi için gereklidir. Beyaz ve kırmızı kan hücrelerinde, damarların çeperini döşeyen hücrelerde, cilt altı destek dokusunda olan kollajende ve kemiklerin yapısında bulunmaktadır. Eksikliğinde destek doku kaybına bağlı ciltte kırışıklık ve başta gözaltlarında torbalanma ve morlukların görülmesinin nedenidir. Daha az bilinen ve asıl önemli olan ise C vitamininin böbrek üstü bezlerinde steroid hormon üretimi için son derece gerekli olmasıdır. Bu vitaminin orta-ileri derecede eksikliğinde böbrek üstü bezlerinin iyi çalışamadığı için büyüyebilmesi de söz konusudur. Böbrek üstü bezlerinin kabuk kısmından yeterli hormon üretilememesi son zamanların yaygın hastalıklarından olan adlandırılan “Kronik yorgunluk sendromunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bunun başlıca sorumluları arasında C vitamini eksikliği yer almaktadır.

Hava ile temas C vitaminini öldürür

Oksijen (hava ile temas) ve 70 derecenin üzerindeki ısı ile kolaylıkla tahrip olan C vitamini pişirmeye işlemine karşı oldukça dayanıksızdır. Bir kez kabuğunu kestikten sonra turunçgiller hava ile temas etmektedirler.

 
C vitamininden faydalanmak için:

·Tüketim zamanına kadar buzdolabında saklanmalıdır.

·Hava temasının az olması için mümkün oldukça büyük parçalar halinde doğranmalıdır.

·Pişirme için asgari su ve süre kullanılmalıdır.

·Buharda haşlama veya tavada sote yapılmalıdır (kızgın yağla temas ettirmek doğru değildir).

·Suda eriyen bir vitamin olduğundan pişirme esnasında suya geçen C vitaminini geri kazanılabilir. Örneğin; brokoli, patates haşladığınız suyu çorba ve püre yaparken kullanılabilir.

·Domates sosu hazırlarken ısıya dayanıklı cam veya seramik kaplar tercih edilebilir.

·Derin dondurucuda 2 aydan fazla saklamamalıdır.

·Güneşte kurutulmuş patlıcan, domates gibi sebzelerde C vitamini kaybı olacağını unutmayın.

Ataşehir’de 12.06.2014 Perşembe Günü Elektrik Kesintisi

Ataşehir’de Yaz Spor Okullarına Kayıtlar Başladı

12 Haziran’a kadar devam edecek kayıt süresince Ataşehir Belediyesi Yaz Spor Okulları’na katılmak için Ataşehir’de ikamet ediyor olmak ve çocuğun kimliği ile sağlık raporu (aile hekimliği ya da devlet hastanesinden) gerekiyor.

Yüzme kurslarına katılmak için ayrıca; 10 yaş altına idrar tahlili, aşı karnesi fotokopisi, 10 yaş üstü için ise bu raporun yanısıra hepatit b ve hepatit c testleri gerekiyor. Her yıl yüzlerce çocuğun ücretsiz olarak yararlandığı spor okullarında kontenjanlar dolana kadar tüm branşlarda kayıt alınacak.

16 Haziran haftasında başlayacak ve hafta içi günlerde devam edecek Yaz Spor Okulları’na; Futbol ve Basketbolda 7-13, Voleybol ve Tekvandoda 6-13, Jimnastikte 5-10, Yüzmede 4-13 ve Teniste de 8-13 yaşları arasındaki çocuklar katılabilecek.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Yaz Boyunca Mide Sağlığınızı Koruyun

Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serdar Akça, yaz aylarında mide koruyucu önerilerde bulundu. 

Yüzmeden önce enerji verici meyveler tüketin

 
Fiziksel aktivite yaparken midenin dolu olması, hem yediklerin ağza gelmesine yol açar; hem de sindirim sistemine kan akımı arttığı için kaslardaki performans daha düşük olur. Havuz ve denize girmeği de, fiziksel aktivite kategorisinde değerlendirmek gerekir. Bu aktivitelerde bulunulacaksa, öğün şeklinde yenilen yemekten en az iki saat geçmesi tavsiye edilir. 30 dakikadan daha uzun süre yüzme planı olan bir kişinin denize ya da havuza girmeden önce enerji ve mineraller için muz gibi bir meyve ya da kuru üzüm, incir gibi kuru meyveyi aktivite öncesinde tüketmesi, performansı artıracaktır. Tok karınla denize girildiğinde mide krampı olacağına dair düşüncenin ise bilimsel bir dayanağı yoktur.

Alkol alımını sınırlayın 

 
Özellikle yaz aylarında alkol alımı artmakta, gece yatış saatleri ve geç saatlere kadar yemek yeme alışkanlıkları ile alkol alımı birleştiğinde mide mukozasının yüzeyinde hasara neden olmaktadır. Yemek borusu veya midede yüzeysel yaraların açılması, özofajit ve gastriti artırmaktadır. Alkol reflüyü de tetikler. Ayrıca alkol alımı sonrası öğürerek kusma özellikle 40’lı yaşlardaki erkek hastalarda “Mallory Weis” olarak adlandırılan, yemek borusu ve mide birleşim yerindeki mukozada yırtıklara sebep olarak bazen çok şiddetli olabilen mide kanamalarına yol açabilmektedir.

Reflü şikayetlerine karşı ilaç ve besinlere dikkat edin   

 
Reflü tek bir faktöre bağlı bir hastalık değildir. Reflü sorununun ortadan kalkması yalnızca yemek yeme alışkanlıkları ile ilişkili olmadığı için tek bir diyet listesi de bu sorunu çözmez. Ancak özellikle yaz aylarında çiğ besinler ve alkol tüketiminin artması, geç saatlerde yemek yeme alışkanlıklarının ortaya çıkması reflü şikayetlerini tetikler.
Yazın reflü şikayetlerinden korunmak için;

•Fazla kiloluysanız, kilo verin.  

•Alkol ve sigara kullanıyorsanız bunları azaltın ya da kullanmayın.

•Tansiyon, astım, doğum kontrol hapları, bazı antidepresanlar, birçok ağrı kesici reflü ve mide şikayetlerini artırabilir. İlaç kullanımınızı kontrol edin.

•Yağlı yemekler ve kızartmalar, çikolata, portakal suyu, salça, gazlı içecekler, kahve, ketçap ve nane reflüyü sıklıkla artırır. Bunların tüketimine dikkat edin. Ancak burada da kişiye özgü davranmak gerekir, bu besinlerin tüketimi bir şikayete neden olmuyorsa, kısıtlama getirmeyin.

•Sağlıklı beslenmeye özen gösterin. Midenizi uzun süre boş bırakmayın ve çok doldurmayın.

•Yiyecek ve içecekleri; aşırı soğuk ve aşırı sıcak şekilde tüketmeyin.

•Besinleri mutlaka çok iyi çiğneyerek yutun.

•Dengeli beslenin. Yumurta, beyaz ve kırmızı et ve baklagillerden yeterli protein almak, süt ve süt ürünleri, tahıllar, zeytinyağı, sebze ve meyveden yeterli miktarda tüketin.

•Yemeklerde az miktarda tereyağı kullanın.

Sigarayı Bıraktıktan Sonra Kilo Almanın 5 Nedeni

Oysa toplumdaki yaygın inanışın aksine, ‘Sigara bırakıldığında kesin kilo alınır’ şeklinde bir kural yok. Sigara bırakıldıktan sonra ortalama 3-5 kg alınabiliyor. Ancak dikkatli beslenme ve egzersiz programlarıyla bunun önüne rahatlıkla geçmek mümkün. Peki, sigarayı bıraktıktan sonra neden kilo alma riskiyle karşı karşıya kalıyoruz? Kilomuzu korumak için neler yapmamız gerekiyor?
Acıbadem Atakent Sigarasız Yaşam Polikliniği'nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Uysal, sigarayı bırakanların dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
 
Sigara, kalbe fazla kilodan çok daha fazla zarar veriyor

Öncelikle belirtmekte fayda var: Sigara kalbe kilo almaktan çok daha fazla zarar veriyor. Araştırmalar, günde bir paket sigara içmenin kalp üzerinde oluşturduğu zararın, ancak fazladan alınan 45 kilo ile gerçekleşebileceğini gösteriyor. Bu nedenle sigarayı bıraktıktan sonra kilo artışı olsa bile bu hiçbir zaman sigara içmekle aynı oranda hasar vermiyor. Tam tersine araştırmalar; sigarayı bırakmanın akciğer başta olmak üzere birçok kanser türü, kalp krizi ve inme geçirme riskini azalttığını gösteriyor.

SİGARAYI BIRAKTIKTAN SONRA
KİLO ALMANIN 5 NEDENİ

1. Metabolizmanın yavaşlaması

Sigaranın etken maddesi olan nikotin; metabolik hızı, dolayısıyla harcanan kalori miktarını artırıyor. Sigara bırakıldığında metabolik hız azalıyor ve olması gereken sağlıklı seviyeye düşüyor. Normal seviyeye düşüş birkaç hafta veya birkaç ay sürebiliyor ve bu süreçte vücut daha az kalori harcıyor, bu da kilo alma ihtimalini artırıyor. Ancak metabolizmayı hızlandırmak için sigara içmek son derece yanlış bir yöntem.

2. Enerji dengesizliği

 
Kilo alımında temel faktör, alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizliktir. Nikotinin bir diğer özelliği, istirahat ve hafif egzersiz halinde harcanan enerji miktarını da artırması. Kişi eğer sigarayı bırakınca yağ alımını düzenlenmezse, yağ alımı ve yağ yakma arasındaki denge bozulacağı için vücutta depolanan yağ miktarında artma oluyor. Günlük olarak alınması gereken enerji yaşa, cinsiyete, vücut ağırlığına, metabolizmaya ve yapılan egzersiz miktarına göre farklılık gösteriyor. Bu durumda alınan ve harcanan enerji arasındaki dengeyi sağlamak kilo kontrolüne yardımcı oluyor.

3. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi

 
Nikotin; dopamin, norepinefrin ve serotonin seviyelerini artırarak iştahı baskılıyor. Sigarayı bıraktıktan 48 saat sonra tat alma duyumuz aktifleşiyor ve tat ile koku alma hislerinin normale dönmesi nedeniyle iştahta artış ortay çıkıyor. Yemek tüketimindeki artışla beraber sevilen ve sevilmeyen besinlerde de değişiklikler olabiliyor. Özellikle yüksek kalori içeren tatlı ve yağlı besinlere eğilim artıyor. Bunun nedeninin, düşen serotonin seviyesini yükseltmek olduğu düşünülüyor.

4. Ağızda bir şeyler olması gerektiği hissi

 
Sigara içerken ağızda veya elde sürekli bir şey bulunması alışkanlığı sigarayı bıraktıktan sonra da devam edebiliyor. Bu alışkanlığa duyulan özlem, özellikle atıştırmalık yiyeceklerle giderilmeye çalışılıyor. Sürekli atıştırmalıklar tüketmek de, alınan enerji miktarını artırıyor ve kilo alımını tetikliyor.

5. Yiyeceklerin stres anında kurtarıcı olarak algılanması

 
Sigara stresi ve sıkıntıyı önlemek, yalnızlığı gidermek, kendini ödüllendirmek, zaman geçirmek ve sosyalleşmek gibi çeşitli amaçlarla kullanılabiliyor. Sigarayı bırakmanın ardından, yemek ve atıştırmalıklar tüm bu konularda destekçi haline gelmeye başlayabiliyor. Bu da kilo alımının bir diğer nedenini oluşturuyor.

BU ÖNERİLER KİLO ALMANIZI ÖNLÜYOR!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Uysal, sigarayı bıraktıktan sonra kilo almanızı önleyecek önerileri şöyle sıralıyor:

•Özellikle yağlı besinleri kontrollü tüketmeniz oldukça önemli. Çünkü yağlar en fazla enerji veren besin grubudur. Öyle ki; 1 gram yağ 9 kalori verirken, 1 gram karbonhidrat ve protein 4 kalori veriyor. Dolayısıyla yemeklerin porsiyonunu azaltmadan sadece yağ miktarını sınırlayarak, aynı oranda yemek yemeye devam edip aynı kiloda kalabilirsiniz.

•Etiket okuma alışkanlığı kazanıp, yiyeceklerde bulanan ve farkına varmadan tükettiğiniz yüksek kalorili ek maddelere dikkat edin.

•Yemek aralarında atıştırmak için havuç, salatalık, marul gibi kalorisi düşük besinleri tercih edin.

•Sebze ve meyveler açısından zengin, yağsız et ve ürünlerini içeren, az yağlı veya yağsız süt ve ürünlerinin yer aldığı, özellikle yoğurt gibi kan şekerini dengeleyici tam tahıllı gıdalarla desteklediğiniz dengeli bir beslenme programı benimseyin.

•Şeker ve şekerli besinlerden uzak durarak gereksiz kalori alımını azaltın. Şekerli besin tüketmek istiyorsanız doğal tatlandırıcılar ile yapılmış olanları tercih edin.

•Düzenli egzersiz ya da yoga yaparak kalori harcamanızı artırın, iştahınızı baskılayın. Yoganın ‘eylem farkındalığı’ sağladığı ve kişilerin yoga sonrasında sigaranın gerçek kokusunu ve tadını alarak bir daha içmek istemedikleri yönünde yorumlar mevcut.

•İlginç bir bilimsel araştırmaya göre de; ara ara pipetle soğuk su içmek, dopamin salgılamasını artırdığı için sigara bırakma sürecine olumlu katkı sağlayabiliyor.

Suç Makinesi Ataşehir’de Yakalandı

YAYA Erkeği Bu İlkbahar – Yaz da Çok Renkli

Kırmızı ve mavinin etkileyici tonları, pastel renkler, hardal sarısı, sıcak turuncu sezonun trendi renkleri.
 
Tarz sahibi YAYA Erkeği.
 
Yaza farklı bir heyecan katan, süet renkleriyle kombinlenen mokasenler erkekler için bu yazın olmazsa olmazı.  Naturel tonlarda çalışılan eskitme tabanlar ise pastel renklerde derilerle çekici bir bütünlük yaratıyor. Kanvas kumaş espadrillerin popülerliği, casual giyimi tamamlayan deriler, canlı derby modeli soft tabanlı ayakkabılar da YAYA Erkeğine özel ilkbahar-yaz armağanları.

Sürekli Yorgunluk, Saç Dökülmesi ve Boyundaki Şişliklere Dikkat

İyot eksikliği tiroid rahatsızlıklarına sebep oluyor

Tiroid bezi boynun ön kısmında bulunan ve tiroid hormonlarını salgılayan bir iç salgı bezidir. Tiroid hormonları yiyecekler ve suyla aldığımız iyot kullanılarak salgılanmaktadır. Bu nedenle ülkemizde özellikle iyot eksikliğinin fazla olduğu bölgelerde tiroid hastalıkları ve guatr daha fazla görülmektedir.

Ailesinde tiroid hastalığı öyküsü olanlar risk altında

Tiroid bezi, görünümü normal olsa da çalışması normal düzeyde olmadığı zaman vücuttaki diğer organları etkileyen başka hastalıklara neden olabilmektedir. Tiroidin çok çalışması olarak bilinen ‘’hipertiroidi’’ ve az çalışması olarak tanımlanan ‘’hipotiroidi’’ rahatsızlıklarının endokrinoloji muayenesi ve basit kan tetkikleri ile anlaşılması son derece kolaydır.  Tiroid bezinin büyümesi ise guatr hastalığına yol açmaktadır. Guatr, “nodül” denilen yumruları içerebilmektedir. Nodülün tespit edilmesi durumunda, ultrasonografi ile değerlendirilip yapısının ve boyutlarının belirlenmesi gerekmektedir. Özellikle ailesinde tiroid kanseri öyküsü olanlarda, radyasyona maruz kalmış kişilerde ve ayrıca nodülün büyük olduğu veya şüpheli özellikler gösterdiği durumlarda bu yumruların kanser hücreleri içerip içermediği mutlaka araştırılmalıdır.

Tiroid kanserinde erken tanı için…

Tiroid kanserleri, erken dönemde yakalandıklarında kemoterapi ve radyoterapiye gerek kalmadan tedavi edilebilen hastalıklardır. Tiroid nodüllerinin kanser riskini belirlemede ultrason eşliğinde kullanılan ‘’tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi’’ yöntemi, hastalığın tanısının konulmasını ve ameliyata gerek kalmadan tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle özellikle ülkemiz gibi tiroid hastalıklarının yaygın olduğu bölgelerde tiroid muayene ve taramaların yapılması hayati önem taşımaktadır.

Belirtileri başka hastalıklarla karıştırmayın

Hem dünyada hem de ülkemizde sıklıkla görülen tiroid hastalıkları doğru tanı ve uygun tedavi yöntemleri sayesinde önlenebilir rahatsızlıklardır. Tiroid hormonlarına bağlı rahatsızlıkların belirtileri stres veya depresyon gibi başka rahatsızlıkların belirtileriyle karıştırılarak göz ardı edilebilmektedir. Tiroid hastalıklarında sıklıkla görülen belirtiler; boyunda şişlik veya ele gelen yumru, halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, kabızlık, ciltte kuruluk, kabalaşma, turuncuya yaklaşan renk değişiklikleri ve artan saç dökülmesidir. Bunların yanı sıra tiroidin az çalıştığı hipotiroidi durumunda çabuk üşüme ve soğuğa tahammülsüzlük, tiroidin çok çalıştığı hipertiroidi rahatsızlığında ise aşırı terleme ve sıcağa tahammülsüzlük belirtileri ortaya çıkmaktadır. Bu hastalıkların en yaygın belirtilerinden bir diğeri ise göz çıkıklığıdır. Bu belirtilerin bir veya birden fazlasının kendisinde olduğunu düşünen kişiler, muayene ve tetkikler için endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.

Perakendede Sürdürülebilirlik İlk Kez Konuşuldu

Markaların ürün ve hizmetlerini son tüketici ile buluşturan perakendecilikte sürdürülebilirlik her yönüyle ele alındı. Konferansın açılışını yapan Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Semra Sevinç, perakende sektörüne neden ayrıca yer verdiklerini ve bu sektördeki sürdürülebilirlik uygulamalarının ekonominin geneline ne kadar büyük bir etkisi olduğunu açıkladı.
Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa ve Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek arasında yapılan söyleşide Bursa’nın sorularını yanıtlayan Altunbilek, perakendeciler olarak kendilerine düşen rolün farkında olduklarını belirtti ve yapılması gerekenleri sıraladı: “Tedarikçilerimizden aldığımız ürünler konusunda bilinçli olmalıyız, müşterilerimizi bilinçlendirmeliyiz, çalışanlarımıza yatırım yapmalıyız,  kurumsallaşarak verimliliği ve karlılığı yakalamalıyız, Avrupa’daki gibi plastik poşetleri para ile sunmalı ve kullanımını özendirmemeliyiz.”  3500’den fazla satış noktası ile 65000 fazla kişiyi istihdam eden 358 üyesini temsilen konuşan Altunbilek, ayrıca çıkması beklenen perakende yasasına değindi ve sektörün sürdürülebilirliği için mağazaların Avrupa’daki gibi pazar günleri kapatılmasını desteklediklerini belirtti.
 
Konferansın devamında, Fiba Grup, Gayrimenkul Yatırımları CEO'su Yurdaer Kahraman geleneksek pazaryerlerinin modern hali olarak tanımladığı AVM’lerde yatırım koşullarından bahsetti.
 
Ülkemizin en büyük elektronik ürün marketlerinden Teknosa’nın genel müdürü M. Necil Oyman, mağazalarındaki sürdürülebilirlik uygulamalarını anlattı, özellikle elektronik atık toplama ve çalışan eğitimlerini örnek olarak gösterdi.
 
Geçtiğimiz yıllarda online ticare devi E-BAY bünyesine katılan gitti-gidiyor.com’un Marka Müdürü Banu Güler, e-bay’in globaldeki sürdürülebilirlik uygulamalarını ve Türkiye’deki yansımalarını anlattı.  On line ticaretin başlı başına alışverişte karbon emisyonunu azalttığını, ayrıca şirket olarak temiz enerji kaynakları ve geri dönüşüme yönelerek bu etkiyi daha da artırdıklarından bahsetti. Ayrıca e-bay bünyesindeki kitap paylaşım platformu half.com’u da yine sürdürülebilirlik alanında bir örnek olarak gösterdi.
 
Sürdürülebilirlik denince öne çıkan markalardan biri olan ve hızlı tüketim sektörünün en önemli aktörlerinden Unilever’in Satış ve Müşteri geliştirmeden sorum başkan yardımcısı Cem Tarık Yüksel, değişen alışverişçi davranışlarını, yeni nesil alışverişçinin markadan beklentilerini ve Unilever’in müşterileri ile sürdürülebilir bir ilişki kurması için nasıl politika belirlediğine değindi.
 
Perakendecilere ürün ve hizmet sağlayan tedarikçilerin konuştuğu oturumda ise karbon emisyonunun en önemli nedeni olan lojistik ayağında Ekol Lojistik Perakende Sektör Yöneticisi Alper Bilgi, mağazalarda en çok kullanılan ürünler olan plastik poşetlerdeki yenilikler hakkında BASF, Plastikler Satış Müdürü Sevgül Keskin ve mağazaların demirbaşları olan raflar ve diğer ekipmanlar alanında ülkemizin önde gelen tedarikçilerinden ÜÇGE’nin İcra Kurulu Üyesi Özden İnce yer aldılar ve alanlarındaki sürdürülebilir uygulamaları anlattılar.
 
Müşteri deneyimi konusunda uzman Envirosell’in Türkiye ortakları Burç Tutanç ve Melik Karabıyıkoğlu ise yaptıkları ilginç sunumda perakendecilere müşterileri ile sürdürülebilir bir ilişki kurmanın ipuçlarını verdiler. Müşterilerin satın alma kararlarının yüzde 70-80’inin mağaza içinde oluştuğunu belirten Tutanç ve Karabıyıkoğlu, ürün diziminden fiyatlandırmaya müşterilere mesajların nasıl verilmesi gerektiğini anlattılar.
 
Son olarak Satış Alanlarında Enerji verimliliği oturumunda konuşan Venesco, Kurucu Genel Müdür Arif Künar, Türkiye’nin ilk AVM’lerinden Carousel’in yatırımcısı Mermerler Holding, Koordinatörü Mete Göknel ve perakende devi Tesco Kipa’nın mühendislik müdürü Cüneyt Güven günde binlerce müşteriyi ağırlayan mağaza ve AVM’lerde enerji verimliliği uygulamalarını anlattılar.

Sürdürülebilir Markalar Platformu Hakkında

Sürdürülebilir Markalar Platformu, markaların geleceği şekillendirme konusunda oynadığı rolü anlamaya ve bu role güç kazandırmaya odaklanmış uluslararası bir topluluktur. Platform, dünyanın öncü şirketlerini, geleneksel tüketim modellerini sorgulamak ve yeni fikirler yaratmak amacıyla aynı çatı altında buluşturmaktadır. Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından Amerika merkezli Sustainable Brands işbirliği ile gerçekleştirilen Sürdürülebilir Markalar Konferansı, sürdürülebilirlik, marka ve inovasyon konularında ilham almak, fikir alışverişi yapmak ve bilgi edinmek isteyen profesyoneller için dünya çapında bir başlangıç noktası kabul edilmektedir. Geleceğin daha iyi markalarını inşa etme konusunda hemfikir olan marka yöneticilerini bir araya getiren ve network yapma imkanı sağlayan bir platformdur.

Vücut Şekillendirmede Yeni Dönem: Lazer Liposuction

Daha fazla miktarda yağ alınabiliyor

“Liposuction” egzersize ve diyete direnç gösteren, bölgesel şekil bozukluğuna neden olan yağ dokularının parçalanıp emilerek vücudun şekillendirilmesidir. “lazer liposuction” ise operasyon bölgesindeki yağların lazer ışınları ile parçalanması, kanama ve morluk oluşturabilecek ince damarların ortamdan uzaklaştırılmasının sağlanması ve bu aşamadan sonra yağların alınmasıdır. Yeni jenerasyon, birden fazla dalga boyu kullanan, güçlü enerjili cihazlar ile “daha fazla yağ alma” imkanı vardır. Lazer liposuction operasyonu daha kansız bir işlemdir. Lazer ışınları sinirlere zarar vermeyip, kanama ihtimali olan ince damarları ortamdan uzaklaştırır. Klasik yöntemde ancak kan verilerek alınabilen yağ miktarları, lazer liposuctionda kan nakline gerek kalmadan alınır. Klasik liposuction sonrası sarkan bölgeler, lazer liposuctionun deri sıkılaştırıcı etkisi ile sarkmadan işlem sonrası formunu koruyabilmektedir. Özellikle cildi toparlamak için kullanılan lazer dalga boyları ile kollajen sentezi uyarılarak, yeni bağ dokusu oluşumu sağlanmış olur. Uygulama yapılan ciltte belirgin bir toparlanma ve sıkılaşma elde edilir.

Vücutta pek çok bölgeye uygulanabiliyor

Cilt altı yağ bulunan her yerde yapılması mümkündür. Karın, bel, sırt, basen, bacaklar, diz içleri, alt bacak, ayak bilekleri, kollar, çene altı (gıdı) uygulama yapılabilen alanlardır. Bunun yanı sıra; erkeklerde jinekomasti (meme büyümesi) tedavisinde çok başarılı bir yöntemdir. Ayrıca daha önce liposuction uygulanmış, düzgün ve yeterli miktarda yağ alınamamış alanlarda da etkin bir şekilde problemleri çözmek için kullanılabilir.

Kilo verip yağ aldırmak yerine yağ aldırıp kilo verme imkanı tanıyor

Liposuction, özellikle diyet ve sporla giderilemeyen lokalize yağ fazlalıklarını düzeltmede kullanılan bir vücut şekillendirme operasyonudur. Liposuction bir kilo verme yöntemi değil, kontur düzeltme yöntemidir. Vücutta bazı bölgeler hamilelik, beslenme, yapısal ya da ailesel sebepler ile diğer bölgelere göre orantısız yağlanabilir. Günümüzde hızla kabul gören yaklaşım ile bu operasyonlar; geçmiş yıllarda kilo verdikten sonra işlem yapılan hastaların bazılarına da uygulanmaya başlamıştır. Zira bu hastalar genellikle bölgesel yağlanmalarından kurtulamama sonucunda umutlarını kaybedip daha fazla yemek yeme kısır döngüsü içerisindedirler. Yeni cihaz ve teknikler ile çok daha güvenli olan bu operasyonlar hastalara yeni bir başlangıç ve motivasyon şansı tanımaktadır. İşlem sonrası elde edilen estetik kazanımları kaybetmek istemeyen hastaların diyetine dikkat ettiği, spora başladığı ve kendi ile barışık ruh haline hızla ilerlediği görülmektedir.

İşlem sonrasında vücut kendi kendine yağları parçalamaya devam ediyor

Lazer liposuction uygulamaları kol içleri ve gıdı gibi sınırlı bölgeler haricinde genel anestezi altında yapılmaktadır. Önce uçlarından lazer ışınları gönderilen, 2-3 milimetre kalınlığındaki fiberkanüller ile yağlar parçalanır. Katı haldeki yağlar sıvılaştırılarak klasik liposuctiona göre daha ince olan 3-4 milimetrelik kanüller ile negatif basınç altında çekilir. İnce kanüller sayesinde klasik liposuctiona göre daha küçük milimetrik kesiler yapılır, dolayısı ile iz sorunu yaşanmaz. Hastalar ertesi sabah yürüyerek evlerine gidebilmektedir. Klasik liposuction işlemine göre çok daha az morluk görülür, bu görünüm 10 gün içerisinde ortadan kalkar. Hastalar birkaç gün istirahat ettikten sonra normal yaşamlarına dönerler. Genellikle üç hafta korse giyilmesi önerilir. Hastalarda lazer liposuction yapılan bölgelerde yağ parçalanması işlemi sürer. Parçalanan yağlar vücut tarafından iki ay içinde emilir. Dolayısı ile hastada 2 ay daha yağ parçalanması devam eder. 3’üncü ayda vücut son haline çok yakındır, 6’ncı ayda ödemler tamamen geçmiş olur.