Çocuklarda Besin Alerjisine Dikkat

Besin alerjisi deyince hemen paniğe kapılmamak gerekiyor. Çünkü bunu anlamak son derece basit. Sadece ilk 6 aydan sonra ek besinlere geçişte önemli bir kurala dikkat etmek yeterli! Bebeğinize vereceğiniz her bir yeni ek gıdayı mutlaka üç gün arka arkaya verin. Ve üç gün bir tek o besini verirseniz, üç gün içinde bu belirtiler ortaya çıkıyorsa besin alerjisi olduğunu anlayabilirsiniz. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, besin alerjisinin zaman içinde geçebileceğini belirtiyor ama tedavide ilk basamak, alerjiye yol açan besinin diyetten tamamen çıkarılması.

Mevsim meyve sebzelerinden yedirin
Bebek beslenmesinde anne sütünün eşsiz üstünlüğü tartışılmaz. Bebeğiniz altı aylık olduğunda ise artık ek besinlerin zamanı gelmiş bulunuyor. O güne dek sadece sıvı beslenmeye alışkın olan minik yavrunuz artık katı gıdalarla tanışacak olmanın biraz hazzını biraz da sıkıntısını yaşayacak şüphesiz. Zira çiğneme faktörü girecek işin içine. Anne sütü yeterli olmadığı durumlarda, aylık kilo alımları yetersiz olan (ayda 500 gr’dan az) bebeklerin ek gıdalarla tanışması en erken 4 aya kadar da inebiliyor. Ek besinlere geçişte öncelikle mevsim sebze ve meyvelerinin tüketilmesi önemli. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, patates, havuç ve kabak ile başlanıp mevsimine göre karnabahar, brokoli, brüksel lahanası, bal kabağı, ıspanak, pırasa, semizotu, fasulye, bezelye, lahana, kereviz, kuşkonmaz ve enginarın dönüşümlü olarak ve üçlü gruplar halinde verilebileceğini belirtiyor. Listeye ilerleyen günlerde sarımsak da eklenebiliyor. Havuç, bezelye, kuşkonmaz, enginar, maydonoz ve semizotunun tam mevsimi. Meyvelerden ise, elma, armut ile başlanabiliyor ve mevsimine göre şeftali, kayısı, muz, karpuz ve kavun ile devam ediliyor. Dr. Yücel, çeşit çeşit mevsim meyvelerinin tezgahlarda bolca yerini aldığı bugünlerde elma, muz, şeftali, kayısı, mürdüm eriği, karpuz ve kavun püresi verilebileceğini belirtiyor. Meyveleri önce tek tek tattırmak, sonra iki meyveyi kombinlemek gerekiyor.

1 yaşına kadar yasak olan besinler

1 yaşına kadar bebeklere yasak olan besinler de var. Örneğin patlıcanda nikotin olduğu ve besleyici değeri az olduğu için, bakla da nadir bir hastalık olan “Glukoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliği” olan kişilerde sarılığı tetiklediği için 1 yaşına kadar önerilmiyor. Çilek, domates, tropikal meyveler de alerjik olduğu için 9 ay ile 1 yaşından önce denenmemeli. İnek sütü, bal, fındık, fıstık ve yumurta beyazının da  1 yaşından önce verilmemesi gerekiyor. Dr. Yücel, inek sütünün 9 aydan sonra karışımlarda kullanılabileceğini, mecbur kalınırsa sulandırılarak kullanılması gerektiğini belirtiyor. Portakal ve mandalina suyu asitli olduğu için reflüyü artırabildiğinden direkt değil muz, havuç suyu gibi diğer besinlerle karıştırılarak verilmeli. Üzüm suyu ise fazla tatlı olduğundan çocuğun tatlıya alışmaması açısından yine tek başına verilmemeli.

8’nci aydan sonra pütür boyutunun artırılması önemli

Bebeklerde 8. aya kadar muhallebi kıvamında verilen ek besinleri 8. aydan sonra pütür oranı yükseltilmiş olarak vermek önemli bir püf noktası. Örneğin bezelyenin yarısı veya üçte biri oranında büyük parçaları bebek rahatlıkla yutabiliyor. 9 aylık bebeğin artık sofra yemeklerine geçebileceğini,  tuzsuz olmak kaydıyla ve çatalla ezilerek tüm gıdaların verilebileceğini, 9 aylık bebekler için artık blender kullanılmaması gerektiğini belirten Dr. Yücel “Katı besinlere geçiş sağlıklı bir şekilde yapılabilirse 3 yaşına kadar blender bebeği denilen en ufak pütürde öğüren çocuklar yaratmamış oluruz” diyor. Annelerin yaptığı yanlışlardan birisi “Bebeğim bu sebze çorbasını sevmedi” deyip bir daha vermemek. Dr. Yücel, bu durumda annelere değişik sebzeler denemelerini, sevmediği sebze püresine bir süre ara verip örneğin 1 hafta sonra tekrar deneyebileceklerini belirtiyor. Sebze pürelerinin zeytinyağı ve tahıllarla (bulgur, irmik, pirinç, tarhana, mercimek vb) ile zenginleştirilmesi, 6 ve 7. aydan sonra et ve tavuk, 7-8 aydan sonra da balık ile kombinlenmesi gerekiyor.

Besin alerjilerinin belirtileri

Bağışıklık sistemi aracılığı ile besinlere gösterilen aşırı duyarlılık reaksiyonlarına “besin alerjisi” deniliyor. Besin alerjisi olan bebeklerde sıklıkla ailede besin alerjisi veya astım, alerjik nezle, egzema gibi diğer alerjik hastalıklar bulunabiliyor. Yani genetik yatkınlık söz konusu. Peki bebeğinizde, çocuğunuzda besin alerjisi olduğunu nasıl anlayabilirsiniz? İşte belirtileri:
 
Deride: Kaşıntı, kızarıklık, kurdeşen, dudak ve göz kapaklarında şişlik, egzema
 
Üst solunum yollarında: Burun tıkanıklığı-kaşıntısı-akıntısı, hapşırma, geniz akıntısı, boğazda kuruluk veya kaşıntı, damakta kaşıntı, kuru öksürük
 
Gözlerde: Sulanma, kaşıntı, kızarıklık ve göz kapaklarında şişlik
 
Alt solunum yollarında: Nefes darlığı, hışıltı-hırıltı, öksürük
 
Sindirim sisteminde: Bulantı-kusma, karın ağrısı, kanlı ve müküslü ishal, kramplar, besini reddetme
 
Kalp-damarda: Çarpıntı, morarma, tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi, bayılma
 
 
Anneler dikkat! Besin alerjisini anlamanın püf noktası
 
Bir anda musluk gibi akmaya mı başladı burnu? Ya da gözlerinden şıpır şıpır yaşlar damlamaya? Acaba grip mi oldu derken, öksürüğüne cildinde kırmızı kırmızı döküntüler mi eklendi bir de? Tam bir panik haline sokuveriyor anneleri bu semptomlar. Oysa 6’ncı aydan sonra bebeğinizin beslenmesine eklenen besinlerden biri veya birkaçı bu gribi andıran besin alerjisine yol açmış olabiliyor. Besin alerjisi deyince hemen paniğe kapılmamak gerekiyor. Çünkü bunu anlamak son derece basit. Sadece ilk 6 aydan sonra ek besinlere geçişte önemli bir kurala dikkat etmeniz gerekiyor. Bebeğinize vereceğiniz her bir yeni ek gıdayı mutlaka üç gün arka arkaya verin. Ve üç gün bir tek o besini verin ki, üç gün içinde bu belirtiler ortaya çıkıyorsa besin alerjisi olduğunu anlayabilin. Dr. Özlem Altay Yücel, besin alerjisinin zaman içinde geçebileceğini belirtiyor ama tedavide ilk basamak, alerjiye yol açan besinin diyetten tamamen çıkarılması. Örneğin inek sütü alerjisi en sık görülen alerjilerden biri. İlk 6 ayda başlıyor genellikle 2 yaşında düzeliyor, nadiren ileri yaşlarda devam ediyor. Tedavide inek sütü ve sütten yapılan gıdalar diyetten tamamen çıkarılıyor. Özel bir formül mama ile beslenme destekleniyor. Anne-babaların çocuk hastalıkları uzmanı veya çocuk alerji uzmanları bilgisi dahilinde bu alerjileri takip etmesi gerekiyor. Kan veya deride yapılan testler ile alerji takip altında tutuluyor. Bu testlerde düzelme olduğunda yavaş yavaş gıda deneniyor. Dr. Yücel bazı hafif gıda alerjilerinde örneğin domates yenildiğinde ağız kenarında bir iki döküntü oluyorsa, bir iki ay sonra denendiğinde döküntü ve ek bulgu yoksa gıdanın yavaş yavaş artırılarak verilebileceğini belirtiyor.

Yetişkinlik Dönemi Aşılarında Sınıfta Kaldık

Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz, erişkinlerin kendilerinin aşılanması konusunda yeterince bilgi sahibi olmadığı gibi aynı zamanda önyargılı da olduğunu belirterek “Ben çocuklukta tüm aşılarımı olmuşum, aşı kartım burada diye geliyor herkes. Erişkinlerin aşı olması gerektiğini çok kişi bilmiyor. Bilenler de ön yargılı davranıyor” diyor. Zayıflamak, özellikle grip mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla çeşitli bitki çayları ve “bitkisel” adı altında ilaç kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Kocagöz “İş aşıya gelince yan etkilerden çekiniliyor. Oysa aşılar belli testlerden ve deneyimlerden geçip, kontrollü yapılan çalışmalar sonrası piyasaya veriliyor ve daimi takip edilerek sürekli kontrolü yapılıyor. Yani aşının yan etkileri bitki çaylarına göre çok daha kontrol altında” diyor. Grip aşısının da risk altındaki kişilere, kronik (süregen) hastalığı olanlara ve 65 yaş üzerindekilere mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kocagöz, buna rağmen grip aşısı konusunda da ön yargıların aşılamadığını belirtiyor. Prof. Dr. Kocagöz “Grip tablosu oluşturan çok farklı virüs olduğu ve hepsine karşı elimizdeki aşı koruyamadığı için insanlar temkinli davranıyor. Halbuki yılda kış dönemi beş ya da altı atak grip enfeksiyonları ile karşılaşıyoruz. Şu anda elimizdeki grip aşısı bir ya da iki ataktan koruyor. Koruduğu grup sadece inflüenza virüslerine karşı olmakta. Oysa insanlar hepsinden koruyacağını zannettikleri için, grip aşısının koruyucu olmadığını düşünüyorlar” diyor.

Dünya Aşı Haftası kutlanıyor

 
Aşı virüs, bakteri gibi mikroplarla savaşta ve onların ortadan kaldırılmasında en önemli silah. İnsanları hastalıklardan ve onun kötü sonuçlarından koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanıyor. Bağışıklama, aşıyla korunabilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında geliyor. Her gün yeni ve ilerleme kaydedilmiş aşılar geliştiriliyor ve kullanıma sunuluyor. Antibiyotikler de dahil hiçbir ilaç, hastalıklara bağlı ölümleri aşılar kadar azaltamıyor. Aşılar sadece yaptıran kişileri korumakla kalmıyor, hastalığın kişiler arası yayılımını önleyerek tüm toplumu koruyor. Aşı bilincini geliştirmek amacıyla 24-30 Nisan tarihleri “Dünya Aşı Haftası” olarak kutlanıyor. Türkiye’de çocukların aşılanması konusunda son yıllarda çok büyük ilerleme kaydedildi. Çocukların aşılanma oranı yüzde 97 ile gelişmiş ülkeler seviyesinde. Verem aşısı ve karma aşıdan difteri, tetanoz ve boğmacaya, çocuk felci ve kabakulak aşısından suçiçeği, kızamık ve kızamıkçığa, menenjit ve pnömökok aşısından hpv, Hepatit A ve Hepatit B’ye dek yapılması gereken tüm aşılar ücretsiz yapılıyor. Gebelikte mutlaka tetanoz ve boğmaca aşısı yapılması gerekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz, bebeklere ilk 2 ayda boğmaca aşısı yapılamadığı için, Sağlık Bakanlığı’nın Koza Stratejisi planını devreye sokacağını hatta kadın doğum uzmanları ve çocuk hekimlerinin uygulamaya başladığını belirtiyor. Koza Stratejisi’ne göre, bebeğe ilk iki ayda boğmaca aşısı yapılamadığı için gebelikte anne, baba, ebeveynler ve bebeğin bakımını üstlenecek kişiye, bakıcıya boğmaca aşısı yapılarak bebek o iki aylık süreçte korumaya alınıyor. Sağlık Bakanlığı gençlik çağındakiler ve erişkinler için tetanoz ve erişkin tip difteri aşısı ile, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, hepatit B aşısı öneriyor. 65 yaş ve üzeri için tetanoz ve erişkin tip difteri aşısına grip ve zatürre de ekleniyor. Mesleki açıdan riskli grupta olan özellikle sağlık çalışanlarının influenza aşısı ile öncelikli olarak da yoğun bakım ve onkolojik hasta grubuna bakanların kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, tetanoz, menengokok menenjit ve boğmaca aşılarının yapılması şart.

Seyahate çıkacaklar dikkat: En az 2 ay önceden aşılanın!

 
Güzel başlayan bir seyahat kimi zaman, o ülkede kapılan hastalık nedeniyle ölümle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle seyahate çıkmadan önce gideceğiniz bölgeye ve ülkeye göre bazı hastalıklara karşı bağışıklanmanız gerekebiliyor. Aile hekimine ya da hastanelerin enfeksiyon hastalıkları polikliniğine mümkünse iki ay önceden gitmek ve duruma göre aşılanmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Kocagöz, seyahat için risk oluşturan hastalıkların bölgeden bölgeye değiştiğini belirterek, “Seyahatle ilgili aşılarda ya da takiplerde özellikle birtakım standart uygulamaların dışında o gün güncel olan enfeksiyon hastalıkları konusunda da bilgi ve tedavi önceliği planı oluşturuyoruz” diyor. Seyahat öncesi önlem almayıp hayatını kaybedenler olurken, Prof. Dr. Kocagöz, en çok ishal ve sıtma nedeniyle ölümler olabildiğini söylüyor. Peki önceden önlem almak mümkün değilse? Seyahat son anda çıkmışsa? Prof. Dr. Kocagöz, bu durumda da kişilerin gerek seyahatte gerekse döndükten sonra ateş ve gribal enfeksiyon şikayetleri ile karşılaşması durumunda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurguluyor. Öksüren kişilerden uzak durmak, ortamı pencere ve kapı açarak havalandırmak ve maske takmak ve sık el temizliği de büyük önem taşıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın seyahat aşılamasında önerdiği aşılar:

 
Sarı Humma: Sarı Humma bulaşma riski olan bölgeye gidecekler yaptırmalı.
 
Kolera: Risk altındaki ülkelere gidecekler yaptırmalı. Aşı yapılsa bile yiyecek, su ve hijyenle ilgili sıkı önlemler de alınmalı.
 
Tifo Aşısı: Tifo riskinin yüksek olduğu bölgelere gidecekler, özellikle bir aydan fazla kalacaklar, zayıf hijyen koşullarına maruz kalanlar ve Hindistan alt kıtasını ve antibiyotiğe dirençli organizmaların var olabileceği yerleri ziyaret edecekler yaptırmalı. Aşılanma yolculuktan bir hafta önce tamamlanmalı.
 
Japon Ensefaliti: Hastalığın yaygın olduğu kırsal bölgelerde en az 2 hafta kalacak olan ve bir yaşın üzerindeki yolcular için gerekli. Seyahate çıkmadan 10 gün önce yaptırılmalı.
 
Menenjit Aşısı: Alt-Sahra menenjit kuşağındaki ülkelere gidecek tüm yolcular ile bulaşıcı hastalık riski altındaki öğrenciler aşılanmalı. Mekke'ye gidecek hacı ve umre ziyaretçileri için menenjit aşısı zorunlu. Hacılardan dörtlü aşı (A,C,Y,W-135) sertifikası talep ediliyor. Aşı yolculuktan 2 hafta önce yapılmalı.
 
Çocuk Felci ( Polio ) Aşısı: Poliomiyelitin hala mevcut olduğu gelişmekte olan bazı ülkelere gidecek tüm yolcular bir doz ağızdan polio aşısı ile aşılanmalı. Bu ülkeler: Pakistan, Hindistan, Nijerya, Çad, Sudan, Afganistan, Nijer, Orta Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Botswana, Kamerun, Gana, Gine, Mali ve Yemen. Aşının hatırlatma dozu yolculuktan 4 hafta önce yapılmalı.
 
Hepatit B, Hepatit A Aşısı: Yüksek bulaşıcı hastalık tehlikesi bulunan ve yüksek derecede hastalık riski olan bölgelere gidecek tüm yolcular yaptırmalı.
 
Tetanoz/Boğmaca/Difteri: Çocukluk döneminde DTP (difteri/tetanoz/boğmaca) olarak yapılan aşı sonrası erişkinlere hem tetanoz ve hem de difteri hem de boğamaca aşısı kombine olarak yaklaşık olarak her 10 yılda bir veya seyehat öncesi uygulanabilir.
 
Kuduz: Yüksek risk altındaki, kuduz virüsü üzerinde çalışan laboratuvar çalışanları, veterinerler, hayvan bakıcıları ve vahşi doğa görevlileri ile kuduzun yaygın olduğu bölgelere seyahat eden veya buralarda yaşayan tüm bireylere ön bağışıklık için aşı uygulanmalı.
 
Grip: Mevsimsel (kış ve bahar) grip patlaması yaşayan herhangi bir bölgeye seyahat edecek tüm yolcular potansiyel olarak hastalığa yakalanma riskini taşıdıklarından riskli bölgelere gidecek yolcular seyahatten 2 hafta önce bir doz grip aşısı yaptırmalı.

Yazıcıoğlu Hukuk Bürosu Ataşehir

0506 949 44 10

Av. Yavuz Selim Ersu-Av.Habil Yazıcı

http://www.yaziciogluhukuk.net

Fetih Mh. Hicazkar Sk. Bağkur Sit. 10-H Blk. K:8 D:34 Ataşehir / İstanbu

Ataşehir’de Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü

Etkinliklerin Ataşehir kısmında Ataşehir Cumhuriyet Parkı’ndan Ataşehir Bulvarı Ihlamur Caddesi ve Vedat Günyol Caddesi arasındaki 1 kilometrelik yolda gerçekleştirilen Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü’nde Ataşehir Belediyesi personeli, Ataşehirli sağlık çalışanları ve vatandaşların katılımıyla yürüyüş yapıldı.

Ataşehir Belediyesi çalışanları bu etkinliğin çok önemli bir amaca hizmet ettiğini vurgulayarak sağlıklı yaşam için atılan her adımın olumlu olduğunu, toplumun obezite konusunda bilgi düzeyini arttırmak, düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırarak ülkemizde obezite ve obeziteyle ilgili hastalıklardan korunmaya karşı farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen bu yürüyüşe Ataşehir Belediyesi olarak destek vermekten mutluluk duyduklarını söylediler.

Yürüyüş sonrası İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından vatandaşlara obeziteye dikkat çekmek için bilgilendirici broşür, BKİ çarkı, şapka, balon hediye edildi, elma ve su ikramında bulunuldu.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kitchen House Ataşehir Bağımlılık Yapan Lezzetler

Otrika.com Online Butik Alışveriş

Çamlık mh İkbak Cd. Zengin Sk No:57/3

otrikaonline@gmail.com

http://www.otrika.com

İrfan Doğan

5321384093

Butik güvenli alışveriş 

Takı, Çanta, Cüzdan, Moda Giyim, Ev Tekstil Aksesuar

Bir çok konulu güvenli eticaret sitesidir.

 

 

 

23 Nisan’da Ataşehir’de 1920 Çocuk Aynı Anda Şarkı Söyleyerek Rekor Kırdı

Ataşehir’de devam eden, “4. Uluslararası Ataşehir 23 Nisan Çocuk Festivali” kapsamında 20 ve 22 Nisan’daki etkinliklerde; Almanya, Bosna Hersek, Gürcistan, Kırgızistan, KKTC, Macaristan, Malezya, Makedonya, Nepal ve Rusya’dan gelen misafir çocuklar ve Ataşehirli çocuklar; mahallelerde kortej oluşturup, ülkelerinin dans gösterilerini sergilediler.

Festival kutlamaları kapsamında 23 Nisan Çarşamba günü saat 15:00’da ise İçerenköy Carrefour AVM otopark alanında biraraya gelen çocuklar, aynı anda en çok çocukla şarkı söyleme rekorunu kırdılar.

Misafir ülkelerden gelen çocuklar ve Ataşehirli çocuklardan oluşan toplam 1.920 çocuk, aynı anda “We are the World” (Biz dünyayız, biz çocuğuz) şarkısını söyleyerek rekor denemesini başarıyla gerçekleştirdiler.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ve Eşi Gamze Akkuş İlgezdi, Rekor Tescil ve Hakem Heyeti Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Hışman, Gül Coşkun, Namık Sürmen ile Ataşehir İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü İrfan Zeki Er ve Carrefour İçerenköy AVM Müdürü Hakan Hoplamaz’ın da bulunduğu Rekor Tescil ve Hakem Heyeti tarafından rekor tescil edildi.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, festivalin aynı zamanda bir barış misyonu üstlendiğini yineleyerek, “Ataşehir bugünü bayram havasında kutlamanın haklı gurunu yaşıyor” dedi.

Kırılan rekor sonrası misafir ülkelerden gelen çocuklar dans gösterilerini gerçekleştirdiler. Festivale çok sayıda vatandaş eşlik ederken, yabancı çocukların kendine has kıyafet ve müzikleri festivale renk kattı. Sırayla kendilerine özgü dansları başarıyla icra eden dünya çocukları izleyenlerden büyük alkış aldı.  

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi ve Ataşehirli 50 Hayvan Gönüllüsü Sokak Hayvanları İçin Buluştu

Sokak hayvanlarının sorunlarının ve çözüm yollarının konuşulduğu toplantıda; Ataşehir Belediyesi yetkilileri tarafından, her konuda olduğu gibi sokak hayvanları konusunda da yerel gönüllülerle birlikte çalışmaya devam edileceği ifade edildi ve sokak hayvanları için düzenlenen bu toplantının, bundan sonra düzenli aralıklarla yapılacağı vurgulandı.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehirli Çocuklar Çevre İçin Kumbara Yaptı

23 Nisan’da Batı Ataşehir’deki Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen “Kutu Kutu Pense” isimli sosyal sorumluluk projesi etkinliğene katılan çocuklar, katlayarak kumbara haline getirecekleri kartonları öncesinde pastel boyalarla boyadılar. Daha sonra kartonların üzerine çevre bilinciyle ilgili akıllarına gelen ilk mesajı yazan çocuklar, düz kartonları belirtilen yerlerden katlayarak kumbara haline getirdiler. Geri dönüşümün önemine dikkat çekmeyi hedefleyen etkinlik sonunda her çocuk kendi yaptığı kumbarayı evine götürdü.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Uygur Kardeşler Lise Öğrencileriyle Buluştu

Sahne, tiyatro ve oyunculuk ile ilgili konularda düşünce ve deneyimlerini öğrencilerle paylaşan Süheyl ve Behzat Uygur’a , Devlet Tiyatroları Rejisörü ve Adıgüzel Güzel Sanatlar Lisesi Sanat Danışmanı Faik Ertener de eşlik etti.
 
Uygur Kardeşler, Adıgüzel Güzel Sanatlar Lisesi Tiyatro Bölümü öğrencisi Hıdırcan Bal ile birlikte küçük bir oyunculuk çalışması da yaptılar.
 
Panelin son bölümünde öğrencilerin sorularını yanıtlayan Süheyl ve Behzat Uygur, daha sonra öğrenciler ve öğretmenlerle beraber fotoğraf çektirdiler.

Kırtasiyeciler Sahte Ürünlere Karşı Savaş Açtı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı tarafından açılışı yapılan fuarda, bilinçsizce yapılan alış veriş sonucunda kırtasiye ürünlerinin çocukların sağlığını bozabilen tehlikelere dönüşebildiğine dikkat çekildi. Sektörde bilinç oluşturmayı amaçlayan firmalar, tüketicileri
 
içeriği belli, katkı maddeleri belirlenen standartları aşmayan, kalite sorgulamalarını yürüten merkezlerce onanmış ürünler
 
kullanmaları ve TSE damgalı ürünleri tercih etmeleri konusunda uyardı.
 
İngiltere, İtalya, İran, Ürdün, Irak, Fransa ve Hollanda gibi 40’ın üzerinde ülkeden gelen alıcılar, CNR Kırtasiye ve Ofis 2014’e katılan firmalar ile bir araya getirildi. Bu buluşma 4 milyar dolar büyüklüğe sahip sektöre büyük katkı sağlayacak.
 
CNR Sektörel Fuarcılık ve Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TUKİD) iş birliğinde düzenlenen fuar, 30 bin metrekare alanda gerçekleştirildi.
 
Fuarda taştan üretilmiş defterden, dolmakalemden Rollerball’a, tükenmez kalemden kurşun kaleme kadar 90 bin ürün çeşidi  sergilendi.

Ev Tekstili İhracatına 1.5 Milyar Dolarlık Doping

Ev tekstiline dair her türlü tekstil ürünlerinin yer aldığı “CNR Evteks İstanbul Uluslararası Ev Tekstili Fuarı” 20. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. CNR EXPO Yeşilköy’de gerçekleşecek. Evteks – 20.İstanbul Uluslararası Ev Tekstili Fuarı, 160 bin metre kare alanda açılacak. CNR Uluslararası Fuarcılık tarafından 21-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında yapılacak fuar, Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TETSİAD) desteğinde düzenlenecek.
 
Evteks Alım Heyeti Programı Ekonomi Bakanlığı koordinasyonuyla 19-23 Mayıs 2014 tarihleri aralığında gerçekleşecek. Organizasyonun alım heyeti ülkelerini Almanya, ABD, Angola, Azerbaycan, Belarus, Brezilya, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Danimarka, Fas, Fransa, Gana, Güney Kore, Hindistan, İran, İspanya, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Katar, Kenya, Libya, Meksika, Nijerya, Polonya, Portekiz, Rusya, Şili, Tanzanya ve Tunus oluşturuyor. Almanya, Azerbaycan, Belarus, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, Fransa, İran, İspanya, İsviçre, İtalya, Japonya, Polonya, Portekiz ve Rusya'dan basın mensupları da UİB(Uludağ İhracatçı Birlikleri) organizasyonuyla heyet bazında fuarı ziyaret edecekler.

2015 İlkbahar-Yaz trendleri Evteks’te

 
Ev tekstilinde  2015 İlkbahar-Yaz trendlerinin belirleneceği CNR Evteks Fuarı’nın sektöre 1.5 milyar dolarlık ihracat hacmi yaratması bekleniyor. Yerli ve yabancı 2 bin 500 markanın katılım göstereceği fuarın yabancı markalarından bazıları Vigano Spa, Enzo Degli Angiuoni Spa, Manifattura Tessile, Di Nole M.T. Spa, Mario Cavelli, Venesto, D Decor, Dicitex Furnishings olarak öne çıkıyor. ABD, Almanya, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Çin, Fas, Fransa, Hollanda, Hindistan, İngiltere, İspanya, İtalya, İran ve Rusya CNR Evteks Fuarı'nın katılımcı ülkeleri arasında yer alıyor.

Duvarlar kumaşla kaplanacak

 
Tülden perdeye, halıdan banyo ürünlerine kadar çok geniş bir ürün yelpazesine sahip olan CNR Evteks Fuarı'nda, firmaların özel olarak hazırladığı kumaştan imal edilmiş duvar kaplamaları ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Kumaştan imal edilmiş duvar kaplamaları, bilinen duvar kağıdına kıyasla daha dayanıklı olması, alev almayan, su ve yağ itici özelliği ile dikkat çekecek.

Bir Gün de Olsa Hastalıklarını Unuttular

Çocuklar eğlence merkezinde istedikleri tüm sosyal faaliyetlere katılarak farklı bir gün yaşamanın mutluluğunu tatmış oldu.Acıbadem Akasya, KidZania Eğlence Merkezi’nde Acıbadem Sağlık Grubu tarafından kurula mini hastanede çocuk maketi üzerinde ameliyat yapan çocuklar, ardından itfaiyenin mini binasında simülasyon sistemiyle çıkan yangına su sıkarak müdahale etti. Emniyet müdürlüğü ofisinde ajan olmanın heyecanını tadan çocuklar, eğlence merkezindeki birçok etkinliğe katılarak keyifli saatler geçirdiler.
 
Doktor oldular, itfaiyeci oldular
 
Çocuklarını eve hapsetmek yerine yaşıtlarıyla bir araya getirmeye özen gösterdiklerini anlatan anneler, bu tür etkinliklerle diyalizden ve sağlık sorunlarından uzakta serbest zamanlar geçirmenin çocukların moralini yükselttiğini ifade ettiler.
 
Ümmehan Çakmak oğlu Kamil Çakmak’ın doğuştan Spina Bifida hastası olduğunu ve 5 yıldır da diyalize girdiğini ifade ederek, “Diyaliz dışında kalan zamanlarımızı mutlaka dışarıda, hayattan kopmadan geçirmeye özen gösteriyoruz. Oğlum bugün çok mutlu oldu, heyecanlandı, arkadaşlarıyla bir araya geldi. Onlarla mutluluğunu paylaştı. Hiç unutmayacağı bir gün oldu bugün. Derneğimize ve Acıbadem’e çok teşekkür ederiz” diye konuştu.
 
Kızı Selen Cevher’i etkinliğe getirdiği için çok doğru bir iş yaptığını söyleyen Arzu Cevher de, kızının 7 yıldır diyalize girdiğini, ancak onu mutlu etmek ve sosyalleşmesini sağlamak için daima etkinliklere katılmaya teşvik ettiğini söyledi. 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın çocuklar için çok güzel bir gün olduğunu, bayram kutlamasına bu etkinlikle devam etmek istediklerini vurgulayarak, “Çocuklarımızın sevinci bizim sevincimiz. Onların yüzünün güldüğünü görmek bizim de ruhumuza ilaç oluyor” dedi.
 
Oğlu Dursun Kaya’yı etkinliğe getiren Sema Kul ise, oğlunun hiç diyalize girmediğini, çünkü 3 yıl önce ona böbreğini verdiğini belirterek, “Bugünkü etkiliğe katılmayı ne zamandır istiyordu.  Çok heyecanlıydı. Ben de kırmadım, bugün ne kadar mutlu olduğunu görünce ne kadar güzel bir karar vermişim diyorum. Çok teşekkür ederiz” diye konuştu.

Seni Sen Yapanlar: Duygular

4 Temel duyguda kültürler üstü bir şekilde dünyanın her yerinde gözlemlenebilir. Utanma duygusunu Afrika’nın bir kabilesinde göremeyiz belki ama Anadolu da görülebilir.  Sevinç duygusu ise o kabilede görüldüğü gibi Anadolu’da görülebilmektedir. Bu örnek diğer 3 duygu içinde geçerlidir.
İkinci açıklama ise 4 temel duygunun fiziksel bakımdan değişikliklere neden olmasıdır. İnsanlar bu duyguları yaşadıklarında fiziksel olarak değişimler gösterebilmektedirler, ellerde ve seste titreme, gözbebeklerinde küçülme ya da büyüme vb.  
 
Temel duygularımız bizi biz yapan özelliklerimizdir. Bizi biz yapan özelliklerimizi iyi ya da kötü olarak ayırabilir miyiz? Yani bazı duygularımız iyi bazı duygularımızda kötü olabilir mi? sorusuna verilecek cevap tabii ki Hayırdır. Duygular kişiyi kötü ya da iyi hissettirebilir ama duygular iyi ya da kötü olarak adlandırılamazlar.  Bazen çevremizde “duygusuz insanlar var” gibi kelimeler duyabiliriz ama bunların gerçekliği yoktur. Bir insan duygularını göstermemekte başarılı olabilir ama duygusuz olması mümkün değildir.
 
Çocukluğumuzdan beri toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeni ile duyguların bazılarını gösterme, bazılarını ise göstermeme konusunda baskılara maruz kalmışızdır. Oğlan çocuklara bebekliklerinden itibaren sert, kararlı ve saldırgan olmalarına yönelik mesajlar verilirken, kız çocuklarına ise hassas, duygusal ve pasif olmalarına yönelik mesajlar verilmiştir. Bunun en iyi örneklerini masallarda görebiliriz. Beyaz atlı kahramanını yani kendini kurtaracak kişiyi bekleyen mutsuz, güzsüz kadınlar ve onları kurtaracak güçlü, kararlı, girişken ve lider erkekler.
 
Masallar sadece okuyup keyif alınan kitaplar değil toplumsal cinsiyet rollerimizi öğrendiğimiz önemli yollardan biridir. Kitaplar gibi toplumsal yargılar, ailemizin tutumu, medyanın baskısı vb. birçok kurum ve durum bizim duygularımız üzerinde etkendir.
 
Toplumumuzda kız çocukların ve erkek çocukların bazı duygularını göstermelerine izin verilmezken bazı duygularını göstermeleri ise özellikle desteklenir. Böyle bir eğitim sürecinde geçen kişinin ise olumsuz etkilenmemesi çok mümkün değildir, çünkü psikolojik düzeyde sağlıklı olmanın en önemli şartlarından biri duyguların sağlıklı bir şekilde yaşanmasıdır. Yazının başında insanların 4 temel duyguları olduğundan söz etmiştik. Tekrar hatırlayacak olursak, bu temel duygular Sevinç, öfke, üzüntü ve korku idi.  
 
Oğlan çocukları doğdukları andan itibaren bir bombardıman altında kalırlar, aynı kız çocuklarında olduğu gibi, oğlan çocukların göstermelerine izin verilmeyen temel duygulardan biri üzüntü duygusudur.
 
Erkek adam ağlamaz…
 
İzin verilmeme durumu bir deyimle olabilir  “Erkek Adam Ağlamaz” “Aaaa erkekler ağlar mı?” gibi. Ya da bir şarkıda karşımıza çıkabilir;
 
Erkekler ağlamaz sil gözyaşını,
 
Kaçırma gözlerini benden suçlu suçlu,
 
Erkekler ağlamaz, insanız unutma,
 
Sustururum zamanla içimdeki acıyı,
 
Ya da annemizin dudakları arasından çıkan sözcükler olarak karşılaşabiliriz. “Hadi ağlama, bak herkes bize bakıyor, erkekler ağlar mı? Diyorlar”
 
Sürekli böyle bir tepki ile karşılaşan çocuk bir süre sonra üzüntü duygusunu yaşamasının, çevresi tarafından kabul edilmediğini fark edecek ve üzüntü duygusunu göstermemeye başlayacaktır. Sadece üzüntü duygusu ile bu iş bitmiyor tabii…
 
Erkek adam korkmaz…
 
Oğlan çocuklarına yukarıdaki gibi sözlerle, korku duygusunu da göstermesine izin verilmez. “Örümcekten korkulur mu? Sen erkek adamsın.” Ondan korkulur mu? Bundan korkulur mu? Vb. korkmayı değil, korkmaması gerektiğini öğrenir… Bu inanın ki öyle kolay bir süreç değildir…
 
Sonrasında da “ağır olmak” gelir, erkek adam öyle çok mutlu olmaz biraz ağır olur, sevincini bebekler gibi ifade etmez (niyeyse?)…
 
Erkek adam ağır başlı olur…
Yani sevincini belli etmez, sevinç duygusu da elinden alınır. Artık sevincini öyle ulu orta yerde göstermemesi gerektiğini öğrenir.
 
Geriye ne kaldı?
ÖFKE, bu duygu sonuna kadar desteklenir, erkek adam öfkelenirde öfkesini bellide edebilir, o bunun en doğal hakkıdır.
Sonuçta, erkekler sevinse de saldırır, üzülse de saldırır, korksa da saldırır, öfkelense de saldırır…
 
Bu açıdan bakıldığında maçlarda ve düğünlerde insanların havaya ateş açmaları çok yadırganmayabilir… Duygularını ifade edemeyen insanların, bildikleri, öğrendikleri tek yöntemle yani ölümün ve öfkenin aracı olan silahla ifade etmeleri şaşkınlık verici değil.
 
Kız çocuklarında da durum oğlan çocuklarından pek farklı değil, benzer dinamikler onlarda da devam ediyor.
 
Kızlar çok gülmez, hanım hanımcık olur.
 
Kız çocukları bu sözü o kadar çok duyarlar ki, bir süre sonra sevinç duygusunu göstermemeleri gerektiğini öğrenirler.
 
Eğer çok sevinirlerse çevreleri onları hep yanlış anlar.
 
Erkek Fatma gibi bağırma…
 
Öfkelenmelerine izin verilmez, öfkelenmek onların hassas ve narin duruşlarına hiç yakışmamaktadır. Öğretenleri buna kesinlikle izin vermezler. Bu sebeple kız çocukları bir süre sonra öfkelenmemeye çalışırlar. Ya da başka bir deyişle (daha doğru bir deyişle ) öfke davranışlarını göstermemeye başlarlar.
 
Korkabilirsin…
 
Toplum ve anne baba bunu kabul edebilir. Kız çocukları korkabilir. Buna müsaade vardır.
 
Üzülebilirsin…
 
Sonuna kadar desteklenir. Kız çocuklarına da kadınlara da ağlamanın çok yakıştığı toplum tarafından sık sık ifade edilir.
 
Davranışlarla söylenir. Desteklenir.
 
Sonuçta kadınlar, sevinince de ağlar, üzülünce de ağlar, öfkelenince de ağlar, korkunca da ağlar…
 
Bizi biz yapan duygularımız ise duygularım sonrası doğru davranışlar gösteremeyen ben…
 
Nasıl sağlıklı olabilirim…

Cem Kaya

 
EMDR Terapisti & Psikolojik Danışman

 
Psk. Dan. Cem Kaya Hakkında:
Halen kurucusu olduğum CKDE Danışmanlık ve Eğitim Merkezinde EMDR Terapisti ve Psikolojik Danışman olarak görev yapıyorum. Bir danışanımın ifadesi ile “kalbindeki çakıl taşlarını”, diğerinin ifadesi ile “bacağındaki platinleri” temizliyorum.
 
Başka bir anlatımla yetişkinlerin ve genç yetişkin olan ergenlerin; güzel bir hayata sahip olmaları, kendilerine güvenmeleri, sorunlara çözüm odaklı bakabilmeleri, kaygılarını uygun seviyeye çekebilmeleri, fobilerini yok etmeleri ve daha mutlu olabilmeleri için çabalıyorum.
 
Bu çabamı devam ettirirken üniversitede eğitimini aldığım Psikolojik Danışmanlık, çalışma hayatım içerisinde eğitimlerini aldığım Transaksiyonel Analiz (TA) kuramı ve EMDR terapisinden destek alıyorum. Her probleme farklı bir yaklaşım sergilemekle birlikte, danışanlarımla seanslarımda; EMDR terapisi ile geçmişte yaşanan olaylara karşı duyulan yoğun duygusal tepkileri azaltmayı ve sonucunda güncel soruna, daha akılcı yaklaşmayı, TA ve iletişim kuramları ile de danışanlarımın geçmişteki şemalarını tekrar değerlendirmelerini ve gelecekte yaşanma ihtimali olan problemlere karşı güçlenmelerini hedefliyorum.
 
Bunun yanı sıra kurucularından olduğum BİR İZ Derneği ve Avrasya Transaksiyonel Analiz Derneği bünyesinde gerçekleştirilen projelere destek veriyorum. Yine ülkemizin önde gelen  Sivil Toplum Kuruluşlarından AÇEV, Genç Hayat, YÖRET Vakfı ve Kültür Kenti Vakfında İçerik Geliştirme, Eğitici Eğitimcisi ve Eğitimci olarak görev alıyorum.  Haliç Üniversitesi’nde İletişim, Spor Psikolojisi ve Sosyal Psikoloji dersleri veriyorum.
 
1999 yılında Çukurova Üniversitesi ile başlayan bu meslek yolculuğumu hobi haline getirmeyi başarmış biri olarak sizinle birlikte daha iyi bir hayat üzerine düşünecek ve çaba gösterecek olmanın heyecanını yaşıyorum.
 
Cem Kaya
 
EMDR Terapisti & Psikolojik Danışman
 
www.cemkaya.net
 
cem@cemkaya.net
 
Bilgi ve Randevu için: 0532 4555903 – 0531 7907926
 
Adres:Varyap Meridian E Blok K4 D36 Ataşehir
 
 
 
EMDR Size Ne Fayda Sağlar?

EMDR kişilerin anılarından yola çıkar…
Var olan sorunun ya da sorunların sadece şu andan kaynaklı olduğunu düşünmek doğru değildir, yaşanan güncel problemin bir geçmişi vardır.
Farklı bir açıklama ile, hayat her gün ceplerinize (kalbiniz, beyniniz olabilir) bir çakıl taşı bırakır, siz o günü yaşarken yeni bir çakıl taşını taşıdığınızı fark etmezsiniz. Her gün bir önceki gün yaptığınız gibi elbisenizi giyer ve yaşamaya devam edersiniz. Bir gün gelir ve o elbise taşıyamayacağınız kadar ağırlaşmıştır.
Artık eskisi gibi hareket edemezsiniz, eskisi kadar mutlu olamazsınız eskisi kadar içten gülemezsiniz, eskisi gibi cesaretle yenilikleri deneyemezsiniz. Bunun nedenini bir gün önce yaşadığınız olaya bağlamak sizi yanılgıya götürecektir.
Elbiseyi çıkarıp hayatınıza devam etmekte mümkün değildir, çünkü bu yazıda elbise olarak kullanılan benzetme sizin kalbiniz, beyniniz, kollarınız ya da diliniz vb. olabilir. Onlarsız hayatınıza devam etmeniz mümkün değildir.
Ağırlıkları azaltmanın tek bir yöntemi vardır. Her çakıl taşı ile tek tek çalışmak ve onu cebinizden alarak atıp kurtulmak, bazen bir avuç bazen bir tane ama her seferinde hafifleyerek hayatınıza devam edebilirsiniz.
EMDR yukarıda bahsettiğim çakıl taşları ile tek tek çalışmaktadır. Her anınızı tekrar gözden geçirmenizi, anlamlandırmanızı ve yerleştirmenizi sağlar. Birbiri ile ilişkiye geçen anılarınız bir çakıl taşı gibi sizin üzerinizde bir ağırlık yaratmayacaktır.
Karanlıkta kalma fobisi, uçak fobisi, kediden korkmak, yükseklik fobisi, sunum yapmak fobisi, kalabalık önünde konuşma fobisi vb. her türlü korkularınızın, kaygılarınızın ve fobilerinizin çocukluk çağında yaşanan bir takım anılardan kaynaklı olarak yaşandığını bilmekte fayda vardır. Bu fobilerinizden kurtulmanız mümkündür.
Artık kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, insanların size karşı olumsuz davrandıklarını hissediyorsanız, kendiniz yalnız hissediyorsanız, güne mutsuz ve isteksiz başlıyorsanız, artık eskisi kadar kendiniz enerjik hissetmiyorsanız, sevilmediğinizi düşünüyor ve kendinizi hiçbir konuda yeterli hissetmiyorsanız. Hemen genel yargılara varıp bu hissettikleri ve düşündüklerim doğru demeyin. Üzerine çalışmanız gereken çakıl taşlarım var diye düşünün. Depresyon ruh sağlığı hastalıklarının nezlesi diye adlandırılmaktadır. Herkes yaşayabilir ve herkes tedavi olarak iyileşebilir.
 
İletişim konularında sorun yaşıyor ve insanlarla sürekli tartışıyorsanız, ilişkilerde çok fazla öfke tepkileri veriyor ve insanları kırıyorsanız, onlardan uzak durmanıza bunlar neden oluyorsa, çatışmalarınızı çözme yöntemlerinizden hoşlanmıyor, insanlara sürekli baskı yaparken kendinizi buluyorsanız ve bu durum sizi rahatsız ediyorsa bunun sizin kişilik özelliğiniz olduğunu düşünmeniz doğru bir görüş olmayabilir. Çocukluğunuzda ve gençliğinizde yaşamış olduğunuz iletişim problemleri günümüzü etkilemektedir. Geçmişte yaşadığınız bu anılar ve çıkarttığınız dersler hakkında tekrar çalışmak yanlış kararları düzeltmek, doğru kararları destekleyerek devamını sağlamak size avantaj sağlayacak ve daha ilişkisel biri olmanızı sağlayacaktır.

Her şeyin yerli yerinde olmasını istiyorsanız, ufacık değişikliklerde bile büyük tepkiler veriyorsanız, bazı şeyleri sürekli yapmak zorunda olduğunuzu hissediyor ve yapıyorsanız, sürekli insanları kontrol altında tutmaya çalışıyor, sürekli temizlik yapma isteği duyuyorsanız, hayatınızı zorlaştıran alışkanlıklardan kurtulmak istiyorsanız, obsesif davranışlarınızdan rahatsızsanız unutmayın ki bu davranışları bir günde kazanmadınız. Bu davranışlarınıza neden olan birçok olay ve anı yaşadınız. Bu anıları ortaya çıkarıp üzerinde çalışmanız bu tür rahatsızlıkların yok olmasında size yardımcı olacaktır.  
 
EMDR fobilerinizin olmasına neden olan, kaygı ve korku yaratan, insanlarla ilişkilerinizde sorun yaşamanıza neden olan, takıntılı davranışlarınıza neden olan, mutsuz ve enerjisiz olmanıza neden olan anılarınızla çalışarak, düzenleyen ve bu yazıda yer almayan bir takım olumsuz durumlarda da sizlere yardımcı olabilecek bir terapi tekniğidir.
Cem Kaya
EMDR Terapisti & Psikolojik Danışman

 
 
Depresyonlulaştırmadıklarımızdan mısınız?

Depresyon, ruh hastalıklarının nezlesi.   Güzel bir tanımlama…
Tanım kendi içerisinde sorunun çok basit çözümleri olduğunu vurgulamasının yanı sıra, çok sık görülen bir problem olduğunu da gösteriyor. Fakat nezle gibi bulaşıcı bir tarzının olduğunu da vurguluyor. Acaba bu doğru mu? Gerçekten depresyon nezle kadar bulaşıcı bir rahatsızlık mı? 
Bence evet…
Depresyonun temel nedenlerinden biri kabul iletisi almamak, alamamak. Kabul iletisi bir kişinin var olduğunu hissettiren her şeydir.
Tanımdan da anlaşılacağı gibi negatifte olsa pozitifte olsa, kişinin var olduğunu hissettiren her şey bir kabul iletisidir. O halde “Seni Seviyorum” bir kabul iletisi ise “iğrençsin” de bir kabul iletisidir. İyi ya da kötü fark etmez, kabul iletileri yaşamsaldır ve beslenmemizi sağlar.
Depresyonun bulaşıcı bir rahatsızlık olması buradan geliyor. İnsanlar kabul iletisi alamadığı zaman karşısındaki kişiye de kabul iletisi vermiyor. Böylece depresyon sosyal ortamlarda, iş ortamlarında, aile ortamlarında bulaşıyor.
O halde insanların kullandığı her ortama aşağıdaki gibi uyarı metinleri konmalı;

“Dikkat, depresyon bulaşıcı bir hastalıktır. Kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için… Göz teması kurun ve selam verin.”
Böylece doğası gereği bulaşıcı olan bu rahatsızlığı en aza indirebiliriz. Peki sadece bu uyarı yeterli olur mu? Açıkçası sanmıyorum ama araçlardan biri olacağı kesin.
İnsanların birbirlerine kabul iletisi vermemelerinin ve almamalarının toplumsal ve kişisel nedenleri var. Eğer o nedenleri ortadan kaldırabilirsek, belki bu bulaşıcı rahatsızlığı tamamen hayatımızdan ve çevremizden söküp atabiliriz.
Toplumsal ve kişisel nedenlere kısaca bir göz atalım;
Kabul iletilerini almıyoruz. Birileri bizim hakkımızda güzel bir şeyler söylediklerinde hemen altında ne var? diye düşünüyoruz. Acaba benden bir şey mi istiyor? Acaba bana kötü bir şey mi söylemeye çalıştı? gibi düşüncelere kapılıyoruz. Bu soruların cevabı toplum olarak birbirimize olan güvenimizin azalması  ya da kişisel olarak çevreye güvenimizin azalması  ile açıklanabilir.
Birisi size saçlarınızın güzel olduğunu söylediğinde ona “şurası biraz fazla kesildi” demeyin, demeyi verin. Alın bu kabul iletisini ve teşekkür edin. Bunun mütevazı olmamakla bir ilgisi yok. Kabul iletisi alınca ve kabul edince kalbinizde bir sıcaklık hissedersiniz. İşte o sıcaklık anti depresandır.
Çünkü, kabul iletileri huzur verir…
Kabul iletisi vermiyoruz. Almayınca veremiyoruz tabii ki, bizde olmayan bir şeyi nasıl verebiliriz ki.  Vermeme nedenlerinden birincisi bu.
Diğer neden ise bize vermememizin öğütlenmesidir. Verirsek şımarırmış. Patron çalışanına, anne baba çocuğuna, arkadaş arkadaşa vb. kimse diğerine vermiyor. Şımarmasın diye…
Güzel şeyler duyduğunuzda da kalbinizde bir sıcaklık hissedersiniz. Bu sıcaklıktan sonra yüzünüzde bir gülümseme oluşur, hareketliliğiniz artar, insanlara dokunmak, daha çok konuşmak istersiniz vb. bu şımarıklık değil, aldığınız anti depresanın yan etkileridir.
Çünkü kabul iletileri mutluluk verir…
Kabul iletisi istemiyoruz. Yaptığımız güzel işlerden sonra patronumuzdan, ailede yaşattığınız huzurdan dolayı eşimizden, olumlu davranışlarınızdan dolayı anne babamızdan, sır sakladığınız ve güven verdiğiniz için arkadaşımızdan kabul iletisi istemiyoruz. 
Neyi güzel yaptım? ya da bu davranışım seni nasıl hissettirdi? diye sormuyoruz. Sormayınca kabul iletisi alamıyoruz, alamayınca, almayı unutuyoruz, almayı unuttukça vermeyi unutuyoruz.  Neden? Çünkü istenmezmiş.
Neden istenmezmiş? (bunun cevabını bilmiyorum, bilen varsa bana yazsın lütfen)
Kabul iletilerini kendi kendimize de vermiyoruz. Bazen hayat o kadar zorlaşıyor ve insanlar bizden o kadar uzaklaşıyor ki, alamıyoruz, veremiyoruz, isteyemiyoruz. Böyle olunca, kendi kendimize vermeyi de unutuyoruz. Her sabah uyandığında kendine günaydın demek, merhaba demek, gözlerinin güzelliğini düşünmek, güne sağlıklı başlamanın, nefes almanın ne kadar hoş bir şey olduğunu düşünmek, aslında hiçte zor değil.
Çünkü kabul iletileri güven verir…
Üstelik bu hayatta başardığımız o kadar güzel şey varken… Bu güzel şeyleri görmek, kendi kendine ifade etmek kendine kabul iletisi vermektir.
Çünkü kabul iletileri sağlık verir…
Ama unutuyoruz işte…  Almamaktan, vermemekten, istememekten ötürü…
O zaman yazmalıyız, otobüs duraklarına, otobüslere, asansörlere, reklam tabelalarına, çalışma masamıza, banyodaki aynamıza, evimizin dış kapısına…
“Dikkat, depresyon bulaşıcı bir hastalıktır. Kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için… göz teması kurun ve selam verin.”

Cem Kaya
EMDR Terapisti & Psikolojik Danışman

 
Doku-n-a-ma-mak…

İnsanlar neden iletişime girerler?
Temel ihtiyaçlarından biri olan dokunmak ve dokunulmak için…
Dokunmak ya da dokunmamak, esas büyük mesele bu!
Dokunmak kelimesi bu yazıda fiziksel temas olarak değil, psikolojik bir temas olarak kullanılacaktır.
İnsanlar psikolojik olarak ta birbirlerine dokunabilir, üstelik psikolojik dokunma, fiziksel dokunmayı da içerir…
Önce dokunmanın tanımını yapalım. Bir kişinin karşısındaki kişiye var olduğunu hissettirdiği her davranış bir dokunmadır. Çok genel bir tanım yani.
Aynı ortamda bulunduğunuz kişi ile göz teması kurmakta psikolojik dokunmadır, onun orada olduğunu bilerek göz teması kurmamakta psikolojik dokunmadır.
Bir örnekle açıklayacak olursak “seni seviyorum” demekte,  “Allah belanı versin” demekte psikolojik dokunmadır. Dokunmalar doğuştan negatif ya da pozitif değildir. Siz onu negatif ya da pozitif olarak, yukarıda örneklendirildiği gibi kullanabilirsiniz.
Dokunmak o kadar yaşamsal ve önemlidir ki, ünlü bir psikologun dediği gibi “dokunmazlarsa – dokundurtmazsanız omuriliğiniz kurur”.
***
Dokunulmaya izin vermeyiz. Birileri bizi takdir ettiğinde ya da iltifat ettiğinde altında bir şey arar sonra da reddederiz. Örneğin birisi “Saçların güzel olmuş” dediğinde,  “ama şu taraf biraz kısa gibi” diyerek, “kıyafetin çok güzelmiş” dendiğinde, “pazardan aldım” diyerek dokunuşları reddederiz.
Öğretenlerimizin sözleri kulaklarımızda çınlar:  “İnsanlara güvenme”, “Kesin senden bir çıkarları vardır”, “Mütevazılığın en iyi göstergesi iltifatı kabul etmemektir.” vb.
Hâlbuki dokunuşa müsaade etmek bizi iyi hissettirir. Bir tek cümle ile. “Teşekkür ederim”.   
Dokunulmaya müsaade etmediğimiz için, dokunma becerimiz de düşüktür.
Çünkü; insan yaşadığı gibi düşünür.
***
O yüzden toplum olarak dokunmayız, dokunmaktan da kaçarız. Annelerimiz babalarımız, öğretenlerimiz dokunmamamızı önermiştir. “Kaçan kovalanır” ya da “İyi şeyleri söyleme şımarır” gibi öğütleri sık sık duymuşuzdur.
Öğretenlerimiz bu sözlerle “dokunursan kaçar” demektedir.
O nedenle iyi şeyleri söylemeyiz.  Oysa bir çocuk ya da bir insan gün içinde sayılamayacak kadar güzel şey, sayılabilecek kadar kötü şey yapar.
Olumsuzu görme becerimiz o kadar gelişir ki, olumluyu görmemek için bir süre sonra çaba sarf etmemize gerek kalmaz…
Çünkü körlükte öğrenilebilir…
***
Çoğunlukla güzel şeyler yaparız, birilerinin görmesini/dokunmasını isteriz ama görmezler… Dokunmazlar…
Talep etmeyiz… Dokunmalarını isteriz fakat istediğimizi onlara söylemeyiz. Neymiş efendim, istenmezmiş…
Neden?
Öğretenlerimiz öyle söyledi…
Neden?

İstemeliyiz… Sormalıyız insanlara “neyi güzel yaptım?”diye.
Çünkü dokunulmak yaşamsaldır beslenmemizi sağlar…
***
Dokunmaların hepsi iyi olmayabilir. GDO’lu gıdalar gibi…
Beslemez bazıları, tam tersine zarar verir. “Tembelsin”, Yaramazsın”, “ Dağınıksın” gibi…
Reddetmeliyiz onları. Omzunuzun üstünden geçip gitmeli.
Reddetmezseniz, omuriliğiniz kurur…
***
Bazen öyle zamanlar gelir ki; dokunmazlar. Dokunsalar da negatiftir. Pozitif dokunulmayı talep edersiniz,  yine dokunmazlar.
Öyle zamanlarda aynanın karşısına geçip, kendi kendinize, ne kadar güzel olduğunuzu, ne kadar iyi olduğunuzu, becerilerinizin neler olduğunu söyleyin…
Kimse size dokunmuyorsa siz kendinize dokunun…
***
Öğretenler, kendi kendine konuşanın “deli” olduğunu söyleseler de…
Siz inadına dokunun…
Dokundurun…
Dokunmuyorlarsa isteyin…
Negatifleri de reddedin…

Cem Kaya
EMDR Terapisti & Psikolojik Danışman

 
Cem Kaya

 
EMDR Terapisti & Psikolojik Danışman
 
www.cemkaya.net
 
cem@cemkaya.net
 
Bilgi ve Randevu için: 0532 4555903 – 0531 7907926
 
Adres:Varyap Meridian E Blok K4 D36 Ataşehir

 

Ataşehir’de 23 Nisan Coşkusu

Ataşehir Belediyesi ve Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklaşa katkılarıyla yapılan 4. Uluslararası Ataşehir 23 Nisan Çocuk Festivali etkinlikleri kapsamında misafir ülkelerden gelen çocuklar Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’yi ziyaret etti. Dünya çocuklarının 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı kutlayan Başkan Battal İlgezdi, barış, huzur, sevgi dolu bir dünyayı çocukların kuracaklarını söyledi. Misafir çocuklar ziyaretleri sonrası ülkelerinden getirdikleri simgesel hediyeleri Başkan İlgezdi’ye sundular.

4. Uluslararası Ataşehir 23 Nisan Çocuk Festivali etkinlikleri kapsamında 23 Nisan Çarşamba günü saat 15:00’da İçerenköy Carrefour AVM otopark alanında biraraya gelen çocuklar, “We are the World” – Aynı anda en çok çocukla şarkı söyleme rekorunu kırmaya çalışacaklar. Daha sonra da 15:30’da ülkelerinin dans gösterilerini gerçekleştirecekler.

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Perdeler Çocuklar İçin Açılıyor

Oyunların davetiyeleri hafta içi günlerde 10:00-18:00 saatleri arasında Novada Ataşehir AVM’de bulunan tiyatro gişesinden temin edilebilinir.

Çocukları bekleyen tiyatrolar:

            TARİH                    OYUN                                        SEANS

 
26-27 Nisan                  Bisikletim Kırmızı                 13:00 – 15:00 – 17:00
03-04 Mayıs                  Keloğlan ile Bilgisayar          13:00 – 15:00 – 17:00
10-11 Mayıs                  Biz Kocaman Bir Aileyiz      13:00 – 15:00 – 17:00
17-18 Mayıs                  Süper Babaanne                  13:00 – 15:00 – 17:00
24-25 Mayıs                  Tatlı Kuş                               13:00 – 15:00 – 17:00
31 Mayıs-01 Haziran          Yumurtam Sıcak                  13:00 – 15:00 – 17:00
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Koçlar ve Koç Olmayı İsteyenler İçin Koçluk Okulu Çıktı

Birçok farklı ekolün sentezi olarak karşımıza çıkan Koçluk Okulu’nda Timur Tiryaki, koçluk nedir, nasıl yapılır, mantığı ve altında yatan felsefe nedir gibi sorulara cevap verirken, okurların kendi koçluk yolculuğunda onlara ışık tutacak, konumlanmalarına destek olacak pek çok yöntem ve teknik de sunuyor.
 
İş dünyasında stratejik planlama, temel insan psikolojisi ve düşünce sistemleri gibi pek çok adımın kolektif olarak kullanıldığı Koçluk Okulu’nda Timur Tiryaki kendi geliştirdiği bir sistem olan 5 Y Koçluk Modeli, koç yöneticiler ve profesyonel hayatın tüm koçlarına ışık tutacak bir rehber niteliği taşıyor.
 
Yüzleş, Yön Ver, Yükle, Yönet ve Yola Çık!
 
5 Y Koçluk Modeli Nedir?
 
5Y Koçluk Modeli 5 basamaktan oluşuyor:  Yüzleş, Yön Ver, Yükle, Yönet ve Yola Çık.
 
Yüzleş –  Kendinle yüzleş, resmini çek
 
Yön Ver – Hayat Amacını Tanımla ve Kişisel Stratejik Planını Yap
 
Yükle – Kendine başarı ve mutluluğa götüren düşünce sistemini oluştur
 
Yönet – Kendini gün be gün yönetmeyi öğren.
 
Yola Çık – Hayallerine doğru harekete geç!

Koçluk kavramına dair tanımlamaların yapıldığı, yöntem ve sistem yaratma konularında okurlara kılavuzluk eden Koçluk Okulu’nda ayrıca, Zaman Odaklı Benlikler ve Hayat Amacını Tanımlama Atölyesi gibi bölümler de yer alıyor.

 
Kendi de kurumsal hayatın içinde yer alan ve şu an Index Grup İnsan Kaynakları görevini yürüten Timur Tiryaki’nin Optimist Yayınları’ndan çıkan dördüncü kitabı Koçluk Okulu ile hayatınızın neresinde olduğunuzun resmini çekmenizi ve gelecekte nereye varmak istediğinizin resmini çizmenizi sağlıyor.
 
Kitaptan…
 
Koçluk farklı alanların günümüz ihtiyacı için bir araya gelmiş bir sentezidir. Stratejik planlama, kişisel gelişim, psikoloji ve felsefenin bir sentezidir. Danışan odaklı ve hümanist bir yaklaşımdır.
 
Koçluğun önemli bir bölümü kişisel stratejik planlama sürecidir. Bunu şirketlerde çok iy yapabilenler bireylerde aynı başarıyı gösteremeyebilir. Sebebi ise bireysel psikolojinin devreye girmesidir.

Koçluk endüstri mühendisliğine benzer. Endüstri mühendisliğinin odağı "en iyileme-optimizasyon" mantığı etrafındadır. Koçlukta bunu insani faktörler ve insanın kendi potansiyeli için yapmaktadır.

 
Koçluğun Felsefesini 5 Kelime ile şöyle özetleyebiliriz: "Yüzleş, Yön Ver, Yükle, Yönet ve Yola Çık" – 5Y Koçluk Modeli –
 
Koçluk Okulu
 
Kitap Hakkında Ne Dediler?
 
Aslında genç kuşağın aradığı kesinlikle “Koç Yöneticiler”. Tüm bu kavramları 2009’dan beri Timur’la birlikte öğreniyor olmanın gerçek mutluluğunu yaşıyoruz.
 
Erol Bilecik, Index Grup CEO’su
 
Değerler ve insan odaklı yaklaşımın önemli bir savunucusu olan Timur Tiryaki’den tüm yöneticilerin okuması gereken,koçluk ve yönetici koçluğu kavramına dair heyecan verici bir çalışma daha!
 
Eyüp Toprak – Great Place to Work Ülke Müdürü
 
Organizasyonların temeli insandır, insana dokunmanın ve düşünce şeklinde minik bir değişiklik yapmanın çarpanı tahmin edilenden çok büyüktür. Bunu 5Y koçluk modeliyle anlatan Timur Tiryaki’yi kutluyorum.
 
Ayse Uça – Datassist Genel Müdürü
Timur’u meslektaşlarımdan ayıran en temel fark uzmanlık derinliğidir. Bu sebeple her girdiği kuruma ve destek verdiği bireye değer katar. Bunu deneyimlemiş biri olarak ülkenin sayılı ve önemli koçlarından biri olduğunu düşünüyor ve her kitabını sular seller gibi, zevkle okuyorum.
 
Gülçin Poyraz, Aras Kargo İK’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
 
Timur Tiryaki, bu mesleğe entelektüel açıdan bakmamızı
sağlayacak önemli katkılar sunuyor. Koçluk hakkında düşünülmesi, öğrenilmesi gereken ne çok şey olduğunu bize hatırlatıyor.
 
Çağlar Çabuk – Profesyonel Koç, Eğitmen, Danışman
 
Timur Tiryaki Hakkında:
 
Unilever, Benckiser, Exxon Mobil, Procter&Gamble, Intel gibi uluslararası şirketlerin yöneticileri ile bireysel koçluk çalışmaları gerçekleştiren Timur Tiryaki, Uluslararası Davranışsal Tıp ve Psikoterapi Akademisi’nden akredite olan Türkiye’deki ilk koçtur. Tiryaki aynı zamanda Sidney Teknik Üniversitesinden Pozitif Psikoloji ile Koçluk alanında Türkiye'den eğitim almış tek kişidir. Timur Tiryaki, Index Grup bünyesinde 8 şirketten sorumlu insan kaynakları direktörü olarak çalışmaktadır. Kurum kültürünün bütünsel olarak nasıl gelişebileceği ile ilgili bilgi birikimini bizzat Index Grup ile uygulamaya karar vermiştir.
 
Dünya Bankası hibesi ile faaliyetine başlayan ve Türkiye’deki sosyal bilinci yüksek genç girişimcilerin yetişmesini sağlamak üzerine çalışmalar yapan SOGLA’nın da kurucularındandır.
 
Yazarın daha önceki kitapları: “İnsanlık 2.0”, “Buda mı Olsam, Ceo mu Olsam?” ve “Sen Hayatıma Dokununca”

Volkicar Automechanika İstanbul’da Tam Gaz

Türkiye'nin ilk özgün yarış otomobili VOLKICAR isimli konsept yarış otomobili fuarda yer alıyor. İlk taslaklarından üretim aşamasına kadar yaklaşık 2 yıllık bir çalışmayla ortaya çıkarılan VOLKICAR'lar 4 gün boyunca fuar ziyaretçileri ile buluşuyor. Automechanika İstanbul 10-13 Nisan tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre merkezi'nde gerçekleşecek.
 
Fuarda 3 tane VOLKICAR HALL 8 ‘deki standda yer alırken 1 tanesi TÜYAP’ın ana giriş kapısında 2014’te fuara gelmesi beklenen yüzbinlerce ziyaretçiyi karşılıyor. Diğer yarış otomobilleri ise HALL’lerde standları renklendiriyor. Aynı zamanda sezon klipleri ile yarış heyecanı ziyaretçilere 4 adet LCD ekrandan izletiliyor.
 
Avrupa'nın 1 numaralı OEM ve satış sonrası etkinliği olan Automechanika Istanbul, bölgedeki tüm otomotiv üretim ve onarım profesyonellerini bir araya getiriyor. Bu yıl da Türkiye, Avrupa ve çevre ülkelerden 1.400'den fazla otomotiv firması 32.000 m² ‘nin üzerinde alanda ürünlerini ve hizmetlerini sergiliyor.

Ataşehir Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu Dinleyicilerle Buluşuyor

Tarih: 19 Nisan 2014/Cumartesi
 
Saat: 20.00
 
Yer: Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi
 
Adres: Ataşehir Girişi, Merdivenköy Yolu No:01 Küçükbakkalköy/Ataşehir (BP istasyonu arkası)

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi 5. Çevre Şöleni Afiş Yarışması Jüri Üyeleri Belli Oldu

Yrd. Doç. ÖZLEM MUTAF BÜYÜKARMAN – Yeditepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarımı Bölüm Başkan Yardımcısı

Öğr. Gör. CEMALETTİN MUTVER – Yeditepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarımı Bölümü, Öğretim Görevlisi

COŞKUN PINAR – Ataşehir Belediyesi, Grafiker

 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

4. Uluslararası Ataşehir 23 Nisan Çocuk Festivali Başlıyor

4. Uluslararası Ataşehir 23 Nisan Çocuk Festivali programında; 20 Nisan Pazar günü saat 15:00’da Atatürk Mahallesi’nde Kortej oluşturacak çocuklar, Özgürlük Parkı’ndan Ataşehir Parkı’na yürüyecekler. Saat 16:30’da ise misafir çocuklar ülkelerinin danslarını sergileyecekler.

Festivalin 22 Nisan Salı günkü etkinliklerinde; misafir ülkelerden gelen çocuklar ve Ataşehirli çocuklar; Örnek, Ferhatpaşa ve Yeni Çamlıca mahallelerinde saat 15:30’da kortej oluşturup, gösterilerini sergileyecekler.

23 Nisan Çarşamba günü ise saat 15:00 İçerenköy Carrefour AVM otopark alanında biraraya gelen çocuklar, “We are the World” – Aynı anda en çok çocukla şarkı söyleme rekorunu kırmaya çalışacaklar. Daha sonra da 15:30’da ülkelerinin dans gösterilerini gerçekleştirecekler.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Perdeyi “Ben Bertolt Brecht “ile Kapattı

27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında 4 Mart’da başlayan ve 14 Nisan’da son bulan Festival süresince 15 farklı oyun sahnelendi ve yaklaşık 10 bin seyirci ücretsiz olarak tiyatroyla buluştu.

5.Ataşehir Tiyatro festival’in de bu yıl; Duru Tiyatro “Sondan Sonra”, Ankara Sanat Tiyatrosu “Halktan Biri”, Moda Saynesi “Hamlet”,Ortaoyuncular “Masal Müfettişi”,Tiyatro Formül “Sonra”, Liberty Theatre/Gürcistan “Clocwork Orange”, Enver Aysever “Aykırı Kumpanya” ,Sunay Akın “İki Kitap Bir Heves”,Zohner Art Company/ İsviçre “ Odyssiea”,Yolcu Tiyatro “Kapıların Dışında”, Ahmet Çevik Tiyatrosu “Her Yöne 90 Dakika”, Ankara Simurg Oyuncuları Tiyatrosu “İnsanlarım”, Tiyatro Kedi “Kibarlık Budalası”, Enis Fosforoğlu Tiyatrosu “Deli”, Dostlar Tiyatrosu “Ben Bertolt Brech” isimli oyunları sergiledi.

Festival Boyunca Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Emre Kınay, Haldun Dormen gibi Türk tiyatrosunun önemli isimleri Ataşehir’de, oyunlarını sergilediler. Ataşehir Tiyatro Festivali, Ataşehirli tiyatro gönüllüleriyle bir sonraki sene buluşuncaya kadar perdelerini kapattı.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Ataşehir’i kültür ve sanatın başkenti yapmak için atılan adımların yeni beş yıllık dönemde de devam edeceğini belirtti. Başkan İlgezdi, “Kısa süre sonra açacağımız kültür merkezleri ile Ataşehir’de kültür ve sanatı her yaştan vatandaşa ulaştıracağız” dedi.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Türkiye’de Gastronomi Turizminin Geleceği Okan Üniversitesi’nde Masaya Yatırıldı

Türkiye’nin en büyük gastronomi uygulama mutfağına sahip olan ve İstanbul’un ilk ve tek Gastronomi Yüksek Lisans Programı’nı hayata geçiren Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü tarafından düzenlenen “Turizmin Yükselen Yıldızı Gastronomi’den Nasıl Yararlanmalı?” panelinde sektörün tüm paydaşları gastronomi turizminin geleceğini tartıştı. Okan Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. İlkay Gök ve Turizm Gazetecileri ve Yazarları Derneği Başkanı Kerem Köfteoğlu’nun oturum başkanlığını yaptığı panele Gazeteci-Yazar Ahmet Örs, Gazeteci Müge Akgün, TUROB Başkan Yardımcısı Vedat Başaran, TURYİD Başkanı Kaya Demirer, Pronto Tour İç Turlar Operasyon Müdürü Müge Erçetin ve Gastronomika Temsilcisi Semi Hakim katıldı.

Yatak kapasitesi 40 binden 1 milyon 300 bine çıktı

Panelin açılışında konuşan Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, “Bu yıl 15. yılımızı 15 bin öğrencimizle kutluyoruz. Üniversite-sanayi işbirliği ile sektörün ihtiyaç duyduğu programları hayata geçiriyoruz. Gastronomi de bu alanlardan birisi” dedi. Türkiye’nin, turizmde elde ettiği gelir açısından dünyada 6. sırada yer aldığını belirten Okan, “Rahmetli Özal’ın teşvik etmesiyle Okan Grubu olarak turizm alanında yatırımlar yaptık. Türkiye’de ilk kez her şey dahil sistemini uyguladık. O dönem 40 bin yatak kapasitesi vardı. Artık 1 milyon 200-300 bin civarlarında yatak kapasitemiz var” diye konuştu. Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut ise Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nün 2008 yılında kurulmasının ardından çok hızlı bir şekilde büyüdüğünü belirterek “Panelimizi 15. kuruluş yılı etkinliklerimiz kapsamında düzenliyoruz. Bundan sonra da gastronomi alanında çeşitli sürprizlerimiz olacak” dedi.

İstanbul’un Barselona’yı yakalaması için hükümet desteği olmalı

Panelde, gastronomi ve gurme turları düzenlemeye başladıklarını belirten Pronto Tour İç Turlar Operasyon Müdürü Müge Erçetin, ilk olarak Gaziantep, Kastamonu ve Alaçatı turlarını düzenlemeye başladıklarını söyledi. Kendileri için bu tür turların yeni bir operasyon olduğunu fakat büyük ilgi gördüğünü belirten Erçetin, “Gurme turlarına tarihi durakları da ekliyoruz. Küçük eğitimlerle uygulama yaptırıyor, en iyi aşçı, atölye ve restoranları belirliyoruz. Zaman zaman insanları tarlalara götürüp workshop düzenliyoruz” dedi. Barselona’nın yeme-içme sektöründen yılda 900 milyon euro kazandığını belirten TURYİD Başkanı Kaya Demirer, şunları söyledi: “Barcelona yıllarca deniz, kum, güneş turizmi üzerinden çalışmalar yaptı, fakat yeterli olmadığını gördü. Yeni bir planla gastronomiyi ön plana aldılar ve başarılı oldular. İstanbul’un potansiyeli var. Barselona’yı yakalaması için hükümet nezdinden teşvik ve destek olmalı. Gastronomi turizmi, genç nüfusun istihdamı için de çok önemli. Turizm stratejisini kapsamlı bir şekilde belirlemeli, çeşitlendirmeli ve gastronomi turizmini de dikkate almalıyız. Bu şekilde 12 aya yayılan bir turizm yakalayabiliriz. İnsanlar artık yalın ve samimi mutfağı tercih ediyor. Ege ve Akdeniz’de tesis altyapımız olmasına rağmen bunları 12 ay kullanamamamız çok büyük sıkıntı. 15 Eylül-15 Mayıs arasında Çeşme’de hiçbir şey yok.”

“Doğu’da tesisler yetersiz”

Gastronomi turizminin gelişmesiyle Anadolu’daki kadın girişimcilerin sayısının artacağını belirten Gazeteci Müge Akgün, “Gastronomi turizminin gelişmesi için Anadolu’da ne kalınacak yer, ne de düzgün restoranlar var. Batı’da da bir düzensizlik var. Trakya’da bağ rotası yaptım. Mürefte dökülüyor. Şarköy de öyle. Kalınacak, oturulacak yer yok. Yerel yönetimler ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğine ihtiyaç var” diye konuştu. Gastronomika Temsilcisi Semi ise “Hoşmerim de cheesecake kadar ‘cool’ olacak diyoruz. Ciddi bir potansiyelimiz var. Anadolu mutfağını yeniden kimliklendirme üzerinde çalışıyoruz” dedi. 

Egerokka Restaurant

Atatürk mah. Ataşehir cd. 3-4 No:49

38 nci

ege@egerokka.com

http://https://www.facebook.com/pages/Egerokka-Restaurant/1478798599005167

0216 455 41 40

Sağlıklı ve Uzun Bir Yaşam İçin

Hijyen kurallarına uyun
 
Sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gereken en önemli kural kişisel hijyendir. Çünkü temizlik birçok hastalık mikrobunun bulaşmasını önlemektedir. Vücudumuzu çevreleyen derimiz, dış ortamdan vücudumuza giren mikroplar için ilk engeli oluşturduğunu düşünürsek deriden başlayarak el, ayak, saç, ağız ve diş sağlığı için hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Eller sık sık ve kalıp sabunlar kullanılarak yıkanmalıdır. Ağız ve diş sağlığı hangi yaşta olursanız olun önem verilmesi gerekmektedir. Diş ve diş eti sağlığı özellikle ilerleyen yaşlarda çok önemlidir. Mutlaka senede en az bir kez diş muayenesi yapılmalıdır.

Doğru beslen sağlıkla yaşa

 
Sağlıklı bir yaşamı koruyacak ve geliştirecek en önemli etkenlerden biri de dengeli ve yeterli beslenmedir. Tek tip beslenme, abur cubur alışkanlığı, ayaküstü atıştırma ve hareketsizlik pek çok rahatsızlığa zemin hazırlamaktadır. Yağ içeren yiyecek tüketiminin artışı, lifli gıdaların alınmaması ve ailelerin evde yemek yapmak yerine dışarıdaki hazır yiyeceklere yönelmeleri diyabet ve obezite hastalıklarına davetiye çıkarabileceğini unutmayın.

Aşılarınızı olun

 
Hastalıklardan korunmak için de aşılar önemli bir kalkandır. Her sene grip, 5 senede bir de zatürre aşısı yapılmalıdır. Bunlar dışında Hepatit aşısı belli sürelerde tekrarlanmalı, 10 senede bir tetanoz aşısı yapılmalıdır.

Doğru egzersizi uygun süre ve yoğunlukta yapın

 
Sportif aktivite; kas kütlesinin azalmasını engelleyerek, kemik yapıyı uyarma ve kalp damar sağlığını korumak gibi birçok olumlu etkiyi barındırır. Doğru egzersiz süresini ve yoğunluğu uygulamak sağlıklı yaşam için önemlidir. Yine ofis içinde mümkün olduğunca hareketli olunması gerekmektedir. Uzmanlardan öğreneceğiniz ofis egzersizlerini uygulayabilirsiniz.

Su hayat demektir

 
Bol su tüketimi vücudun sıvı ihtiyacının karşılanması için çok önemlidir. Hazır meyve suları, çay, kahve ve asitli içecekler sıvı ihtiyacına cevap vermek için yeterli değildir. Hem doğal hem de sağlıklı olmaları nedeni ile bitki çayları tercih edilebilir.

Ek destek alabilirsiniz

 
İlaç etkileşimleri veya cinsiyetlere göre ayrım gösterilmesi gereken durumlar söz konusu olabileceğinden doktor tarafından tavsiye edildiği takdirde bir bölümü kombinasyon halde olan ürünler kullanılabilir. Alfa lipoik asit, Vitamin C ve E, Koenzim Q10, Selenyum, Kalsiyum, magnezyum, Çinko, Karotenoid ve flavanoidler (meyve sebze ve baklagillerde bulunan doğal renk verici maddeler), yeşil çay ve üzüm çekirdeği ekstresi, DHEA ve glutatyon kullanılabilir.

Aşık olun

 
Aşık olmak hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri ile sağlığa iyi geldiğini söylenebilir. Kan akımının düzenlenmesi, kalp ritminin hızlanması, metabolizmanın hızlanması, hafıza ve becerilerin artması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, östrojen ve testosteron artması, ağrıyı daha az hissetme gibi etkileri olduğu bilinmektedir.

Zamana karşı koyma yollarını öğrenin

 
Genetik yatkınlık, kötü şehirleşme, sağlıksız konutlar, stres, sosyoekonomik yetersizlikler gibi kontrol edilemeyen faktörler ile sürekli karşı karşıyayız. Bu durumların kötü etkilerini yok etmek kimi zaman imkansızdır. Bu durumda tek kurtuluş yolu ise; bu etkenlerle başa çıkmanın yollarını öğrenmektir. Elektromanyetik kirlilikten ve zararlı çevre faktörlerinden korunmak, zararlı alışkanlıklar uzak durmak ve uyku düzeni sağlamak başlıca korunma yöntemleridir. Unutmayın:

•Kaliteli bir uyku günde en az 7 saat, 11.00-03.00 saatlerini kapsamalıdır. Düzenli ve kaliteli bir uyku daha zinde olmanızı sağlayacak en önemli etkenlerdendir.

•Sigara ve alkolden uzak durun. Sigara bağışıklık sistemine olumsuz etki ederek hastalıkların oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Aşırı alkol tüketimi de sigara ile birleştiğinde çok daha zararlı hale gelebilir.

•Yazın açık renkli, kışları ise; koyu renkli ve hava dolaşımına izin veren giyecekleri giymek sizi mevsimsel olumsuz etkilerden koruyacaktır.

Arda Türkmen Tecrübelerini Gastronomi Öğrencileriyle Paylaştı

Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nda Gastronomi Bölümü öğrencileriyle buluşan Arda Türkmen, bir arkadaşını kırmayarak çektiği demo programın ilgi görmesi nedeniyle televizyonda yer aldığını söyledi. Televizyon programı yapması nedeniyle belli bir hayran kitlesine ulaştığını ve tanınırlığının arttığını belirten Türkmen, “Televizyon programı, hayata bakış açımı değiştirmedi” dedi. Mesleğin birçok zor yanı olduğunu belirten Türkmen, “Zoru başarmayı hedefleyenlerin daha çok çalışarak, önlerine çıkan küçük büyük tüm fırsatları değerlendirmeleri gerekiyor. Para her şeyi çözmüyor. Emek harcamak ve bizzat işin başında durmak başarıyı sağlayacaktır” dedi.

Okan üniversitesi Gastronomi Bölümüne ait uygulama mutfaklarını da gezen Arda Türkmen bölümü çok beğendiğini, eğitim için kullanılan ekipmanların ve sağlanan ortamın oldukça kaliteli olduğunu söyledi. İstanbul'daki ilk Gastronomi Yüksek Lisans Programının Okan Üniversitesi’nde açıldığını öğrenen Arda Türkmen, yüksek lisans programının, gastronomi sektörünün gelişmesi ve Türkiye’deki eğitim kalitesinin dünya standartlarına ulaşması için büyük önem taşıdığını söyledi. Türkmen, bu programın sektörün ihtiyacı olan akademisyenlerin yetişmesine öncülük edeceğini,  gerek akademik gerekse fiziki şartlar açısından bilgi birikimi ve altyapıya sahip olmasının da bölüm için bir ayrıcalık olduğunu belirtti. Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümünün sahip olduğu eğitim ve uygulama imkanları ile müfredatın öğrencileri mesleki açıdan çok büyük başarılara taşıyacağını belirten Türkmen, Okan Üniversitesi’nin, sektörün ihtiyacı olan insan gücünü oluşturmak için doğru adımlar attığını belirterek Karaköy’de yeni açtığı restoranında Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile işbirliği yapabileceğini söyledi.

Gizli Kalp Ani Ölüm Nedeni

“Gizli kalp hastalığında” kalp kasını besleyen damarda tıkanıklık olmasına rağmen bu belirtiler ortaya çıkmıyor. Bunun sonucunda da kalp krizindeki hasarın büyüklüğüne bağlı olarak kalp yetersizliği veya ani ölüm gelişebiliyor.  Aile Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener hastalığın sadece bazı kardiyoloji testler sonucunda ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek, “Son yıllarda hastalıklarla ilgili bilinçlenme sayesinde chek-up yaptıran bireylerin sayısının artması, gizli kalp hastalığı tanısının daha fazla konmasını sağlıyor. Böylece birçok hastanın yaşamı kurtuluyor” diyor. 

Ailede kalp hastalığı varsa, dikkat

Gizli kalp hastalığında hiçbir belirti olmuyor. Ancak nadiren de olsa efor sırasında çabuk yorulma ve halsizlik gibi kalp hastalığını düşündürmeyen belirtiler gelişebiliyor. Her iki nedenden dolayı  gizli kalp hastalığı rutin kontroller sırasında veya tesadüf eseri ortaya çıkıyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener gizli kalp hastalığına bağlı ani ölümlerin önüne geçebilmenin tek yolunun ise “kardiyak check-up yaptırmak” olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor:  “Erken yaşlarda yapılan chek-up’lar sayesinde gizli kalp hastalığına bağlı ani ölümlerin önüne daha fazla geçilmeye başlandı. Ailesinde kalp hastalığı olanların 20 yaşından itibaren kardiyak check-up yaptırmaları, gizli kalp hastalığı teşhisini daha erken konulmasını sağlıyor. Böylece gizli kalp hastalığı yüzünden oluşan ölümlerin sayısı da azalıyor.”

Özellikle diyabetli hastaları tehdit ediyor

 
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener, gizli kalp hastalığının en sık diyabet hastalarında ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Bunun nedeni ise diyabet hastalarında sinir uçlarında tahribata bağlı his kaybı olması. Damar tıkanıklığı sonucu oluşan ağrı hastalar tarafından hissedilmiyor. Bu yüzden diyabet hastalarının yılda bir kez kalple ilgili kontrolden geçmeleri yaşamsal önem taşıyor. Ailesinde sebebi bilinmeyen ani ölüm yaşanan kişilerde de gizli kalp hastalığına yakalanma riski yüksek oluyor.

Erken tanı yaşam kurtarıyor

 
Gizli kalp hastalarının hayatları erken teşhis sayesinde kurtulabiliyor. Hastalık ilk olarak elektrokardiyografi, daha sonra ekokardiyografi, ritim holteri ve efor testi, en sonunda da kalp anjiyosu ile teşhis ediliyor.  Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener tedavisinde hemen her kalp hastalıklarında olduğu gibi balon ve stent işlemi, by-pass veya ilaç tedavisine başvurulduğunu belirtiyor.

Mona Lisa Lezzet Atölyesi

info@monalisalezzet.com

http://www.monalisalezzet.com

Aslı Fırat

02162905082

Her tür konsept organizasyon, butik pasta, cupcake, cakepop, kurabiye ve çikolata yapımı.

 

Butik pasta, cupcake, kurabiye, cakepop eğtimleri 

Deluxia Palace Mor Sümbül Sok No5 Kat 7 A187

Robotların Hasta Kalbine Canlı Ameliyat

İstanbul’da gerçekleştirilen ve dünyanın kıtasal bazda 3. büyük kalp cerrahisi kongresi olan “22. Asya Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Kongresi” kapsamında Acıbadem Üniversitesi İleri Düzey Simülasyon ve Eğitim Merkezi (CASE)’de verilen eğitime ilgi çok büyüktü. Acıbadem Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Alhan önderliğinde yabancı doktorlar hem robot mankenleri hem de kadavraları sayısız kez ameliyat etme fırsatı buldu. Prof. Dr. Alhan,Acıbadem Üniversitesi’ndeki bu merkez sayesinde, özel üretilen robotlarla verilen bu eğitimlerin çok önemli olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:
“Bu eğitimlerde cerrahlar, robotlardaki gerçeğe birebir benzeyen hasta bir kalbe operasyon yapabiliyorlar. Böylece hastalara ameliyat yapmadan önce deneyim kazanmış oluyorlar. Bu da yapacakları ameliyat başarılarını yükseltiyor”
 
CASE’de yapılan bu eğitimde yeni yöntemlerin öğretildiğini belirten Prof. Dr. Cem Alhan, “Eskiden boydan boya göğüs kemiğini açardık. Şimdi ufacık deliklerden bu ameliyatları yapıyoruz. Hastanın iyileşme sürecini azaltan bu yeni yöntemlerin daha yaygın olarak kullanılması için bu tip eğitimleri düzenliyoruz” diye konuştu.

5-6 yıl önceki yöntemler eskidi!

 
Kalp hastalıkları dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ölüm nedenleri arasında ilk sırada geliyor. Sağlıksız beslenme ve sigaranın yanı sıra toplumda giderek artan hareketsiz yaşam tarzı kalbi tam anlamıyla vuruyor. Kalp krizi bazen futbol oynayan bazen sınava hazırlanan bir gencin karşısına da çıkabiliyor. Buna karşın kalp hastalıklarının tedavisindeki baş döndürücü ilerleme ise umut veriyor. Kalp cerrahisinde de gelişen teknoloji ve tıptaki ilerlemeye, Türk hekimlerin başarıları da eklendiğinde umutlar artıyor. Artık kalp ameliyatları değil 20 yıl öncesine 5-6 yıl öncesine göre bile çok daha ileri düzeyde. İşte bu gelişmeler; İstanbul’da gerçekleştirilen ve dünyanın 3. büyük kalp cerrahisi kongresi olan 22. Asya Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Kongresi”ne ABD, Avrupa ve Asya ülkelerinden binaltıyüzü aşkın uzmana aktarıldı.

Kongre kapsamında, Acıbadem Üniversitesi İleri Düzey Tıp Simülasyonu ve Eğitim Merkezi’nde (CASE) ilk gün; yerli ve yabancı kalp cerrahlara mitral kapak tamirlerinden, aort kapak değişimine, dikişsiz aort kapak değişiminden koroner by-pass ameliyatına dek birçok konu anlatılarak kalp cerrahisinde en yeni gelişme olan Minimal İnvazif Kalp Cerrahisi enine boyuna ele alındı. Hem teorik hem pratik eğitimin verildiği kursa Acıbadem Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Cem Alhan ve Doç. Dr. Şahin Şenay önderlik etti. İkinci günde ise mankenler ve kadavralar üzerinde kalp ameliyatları gerçekleştirildi.

Robot mankenlere canlı kalp ameliyatı yapıldı!

 
Kongre kapsamında gelen yaklaşık 50 yabancı doktor Acıbadem Üniversitesi İleri Düzey Simülasyon ve Eğitim Merkezi’nde “kalpleri hasta” 10 ayrı robot manken üzerinde en yeni yöntemleri uygulayarak canlı kalp ameliyatı gerçekleştirdi. Konunun uzmanlarından kalp cerrahisindeki en yeni yöntemlerin eğitimini alan doktorlar, gerçeğini aratmayan ameliyatları pür dikkat izledi. Daha sonra kendileri bu ameliyatları mankenler üzerinde gerçekleştirdi. Prof. Dr. Cem Alhan, kalp cerrahisindeki baş döndürücü gelişmeye dikkat çekerek, “Bugün gelinen noktada göğüs kemiğini boydan boya yararak yapılan ameliyatlar çok eskilerde kaldı. Şimdi ufacık deliklerden küçücük kesilerle bu ameliyatları yapıyoruz. Minimal invaziv denilen, açılan bu küçük delik yöntemiyle kan kaybı ve kan ihtiyacı en az seviyeye inerken, hastanın enfeksiyon kapma riski azalıyor, hastanede yatma süresi kısalıyor ve hasta işine çok daha önce başlayabiliyor. Küçük kesilerle yapılan ameliyat sayesinde ameliyat izi de neredeyse görünmez hale geliyor.” diye konuştu.

Heyecan ve gurur verici

 
Eğitime katılmak için Singapur’dan gelen Prof. Dr. Theo Kofidis “Normal bir hastada vücudun orta kısmında göğüs kemiğini açarak kalp operasyonu yaparsınız. Ama şimdi teknoloji daha küçük kesilerden ve kemiği kesmeden  işlemler yapma yolunda ilerliyor. Burada bu çabaların bir parçası olduğum için çok çok onur duydum” derken kursa Almanya Hamburg Üniversitesi’nden eğitmen olarak katılan Prof. Dr. Hendrik Treede ise “Tecrübeli insanların desteğiyle en yeni yöntemleri cansız manken veya kadavra üzerinden öğrenmek çok çok heyecan verici. Kalp damar cerrahisi önümüzdeki yıllarda çok farklı olacak. Artık hastalar çok küçük kesilerle ameliyat olup ameliyat izlerinin görünmesini istemiyorlar. Ve günümüzde bu mümkün hale geldi” diye konuştu. İleri Düzey Tıp Simülasyonu ve Eğitim Merkezi’nde Türk cerrahlardan canlı mankenler ve kadavralar üzerinde eğitim alan kursiyerler de hem aldıkları eğitimden hem de yaşadıkları deneyimden son derece memnun kaldıklarını vurguladılar.

Sağlık eğitiminde Türkiye çekim noktası olacak

 
Acıbadem Üniversitesi Üniversitesi İleri Düzey Simülasyon ve Eğitim Merkezi (CASE)’in kendi alanında 3 büyük merkezden biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alhan, bir başka önemli konuya daha dikkat çekti ki o da; bu tip merkezlerin sağlık eğitiminde Türkiye’yi bir seçenek haline getirmesi. Gerek alt yapı gerekse kendi alanında birikimiyle ön plana çıkmış deneyimli uzmanlar var olması nedeniyle bundan sonraki süreçte, yabancı hekimlerin eğitim almak için Türkiye’yi seçeceklerini söyleyen Prof. Dr. Cem Alhan,  bugün Türk hekimlerin yabancı doktorlara eğitim verir konuma gelmiş olmalarının gurur verici olduğunu söyledi. Önceden Türk doktorlar yabancı ülkelere gidip yabancı hekimlerden eğitim alırken artık Türkiye’deki hekimlerin yabancı meslektaşlarına işin inceliklerini ve yeniliklerini anlatır hale geldiğini belirtti.

Ferhatpaşa Sağlık Polikliniği Günde 200 Kişiye Hizmet Veriyor

Ferhatpaşa Mahallesi Yeditepe Caddesi No: 108 adresinde bulunan Ataşehir Belediyesi Ferhatpaşa Sağlık Polikliniği’nin 14 Mart 2014 tarihinde gerçekleşen açılış töreninde; Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ve eşi Gamze Akkuş İlgezdi ile birlikte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve Mustafa Sarıgül açılış kurdelesini birlikte kestiler ve sonrasında sağlık merkezini gezdiler.

Daha önce Türkan Saylan Tıp Merkezi’ni faaliyete açarak yılda 200 bin kişiye sağlık hizmeti ulaşmasını sağlayan Ataşehir Belediyesi, Küçükbakkalköy Mahallesi’nde de Ataşehir Belediyesi Sağlık Merkezi ve Doç Dr. Bahriye Üçok Hasta Konukevi’ni kurmuştu.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Lise Öğrencilerinden “Genç Yetenekler Sergisi”

Tiyatro, resim ve müzik alanlarında 10 yıldır sanat eğitimi veren Lisenin düzenlediği ve bu yıl üçüncüsü yapılan sergide, resim bölümü öğrencilerinin yaptığı resim, heykel, grafik ve fotoğraf çalışmaları yer alıyor.
11 Nisan Cuma günü yapılan sergi açılışına Adıgüzel Eğitim Kurumları velileri, öğretmenleri ve yönetiminin yanı sıra, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim görevlisi Doç.Dr. Hakan Çiloğlu ve Okan Üniversitesi İç Mimarlık Bölüm Başkanı ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Altan Akı da katıldı. 
 
Sergiyle ilgili bilgi veren Adıgüzel Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölüm Başkanı Özgür Yener, Akademik hedeflerinin öğrencilerin okul içi atölyede aldıkları sanat eğitimi ile sağlamak; sanatsal hedeflerinin ise öğrencileri profesyonel sanat yaşamına hazırlamak ve özgün işler yaratabilmeleri için onları desteklemek olduğunu söyledi.  “Adıgüzel Güzel Sanatlar Lisesi olarak hayata farklı pencerelerden bakmayı becerebilen, sorgulayan,  çevre bilincine sahip ve dünyayı yeniden şekillendirmeye inanmış bu yetenekli gençlerin yanında olmaya devam edeceğiz” diyen Yener, “Genç Yetenekler” Sergisi’ne geleceğin sanatçılarına şimdiden destek olmak isteyen herkesi beklediklerini sözlerine ekledi.
 
“Genç Yetenekler Sergisi” 21 Nisan’a kadar Maltepe Sanat Merkezi’nde görülebilecek.

Üç Yıldız Sigorta

0554 796 98 30

Örnek Mah. Şehit Cahar Dudayev Cad. No.23/B Ataşehir

info@ucyildizsigorta.com.tr

http://www.ucyildizsigorta.com.tr

0216 470 0 771 / 751

0216 470 0 161

Trafik Güvenliği Medya Ödülleri

Bu kural tanımazlık her yıl binlerce insanımızın kazalarda hayatını kaybetmesi, yaralanması ya da engelli olarak hayatını devam ettirmek zorunda kalmasıyla sonuçlanmakta ve oldukça önemli miktarda milli servetimizin heba olmasına neden olmaktadır.
Trafik sorununun çözümü noktasında hepimize önemli görevler ve sorumluluklar düşmektedir. İnsan odaklı yaklaşımlar ve güvenli bir trafik anlayışıyla, trafikte her an kurallara uyarak trafik kazalarının önüne geçebiliriz.

TRAFİK KURALLARINA UYMAK YASAL VE YAŞAMSAL SORUMLULUKTUR.

 
2013 yılında ülkemizde 1 milyon 206 bin 404 trafik kazası meydana geldi.
3 bin 659 kişi kaza yerinde hayatını kaybetti. 274 bin 323 kişi yaralandı. Maddi hasar 21 milyar 300 milyon lira.
Bu rakam, Ülkemizin Gayri Safi Milli Hâsılası’nın yüzde 1 buçuğu ve yıllık toplam Yatırım Bütçesi’nin yüzde 56’sıyla eşdeğer. 

BU KONUDA HERKESİN SORUMLULUĞU VAR…

2011–2020 yılları arasında trafik güvenliğinin sağlanması ve trafik kazalarından kaynaklı ölüm vakalarının %50 oranında azaltılması amacıyla “Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı yürürlüğe girmiştir.

Emniyet Genel Müdürlüğü, vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi amacıyla Trafik Kültürünün Oluşmasında Medyanın Rolü'nü dikkate alan bir proje yürütmektedir.
“Karayolu Trafik Güvenliği Strateji ve Eylem Planı" kapsamında yürütülen proje ile, gazete ve televizyon haberleri, eğlence programları, müzik klipleri, reklam filmleri ve dizilerde emniyet kemeri, hız kontrolü, cep telefonu, kırmızı ışık, kask kullanımı ile ilgili haberler ve görüntülerde trafik güvenliği bilincinin yerleşmesi hedeflenmiştir.

 
Medya'da trafik güvenliği hassasiyetinin oluşması ve doğru uygulamaların desteklenmesi amacıyla yerinde bilgilendirme yapan ekibimiz, 1,5 yıl içerisinde yönetici, gazeteci, yazar, sanatçı, yapımcı, yönetmen, senarist ve dizi oyuncularının yakın işbirliği ve desteği ile % 90’a varan oranlarda başarı sağlanmıştır.
2013Yılı Nisan ile 2014 yılı Nisan ayları arasını kapsayan izlemelerle elde edilen istatistiklerin değerlendirilmesi ve başarıların ödüllendirilmesi amacıyla "Trafik Güvenliği Medya Ödülleri" organizasyonu 16 Nisan Çarşamba günü Saat 19:00’da İstanbul Lütfi Kırdar ve Kongre Merkezinde düzenleniyor.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Emniyet Genel Müdürlüğü, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün işbirliği ile gerçekleştirilen Trafik Güvenliği Medya Ödül Töreni; TURSAB, TÜVTÜRK, Medya Takip Merkezi, Master Medya ve Nevaistanbul İletişim ve Organizasyon Ajansının katkılarıyla düzenleniyor.
 
KATEGORİLERİ

    TV dizileri

    Köşe yazarları

    TV magazin programları

    Ana haber bültenleri

    TV yarışma programları

    TV programları

    TV reklamları

    Müzik klipleri

    Gazete haberleri

    Gazetelerin magazin ekleri

    Radyo programları

    Sinema Şirketleri,

Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası Kuruluyor

Yaylı Çalgılar (Keman, Viyola, Çello, Kontrbas)

Keman ve Viyola

• 1.2.ve 3. Pozisyonları kapsayan eserler ve etütler. Varsa daha üst bir seviye de çalınabilir. Eser ve etüt tercihlerini öğrenci kendisi yapacaktır.
• 3 oktav Sol majör gam, 2 oktav Do, Re, La, Fa, Si bemol Majör gamlar ve bu gamların ilgili Mi, La, Si, Fa diyez, Re, Sol minör gamlarının (armonik ve melodik) çalınması istenecektir. 3 oktav Sol Majör gamı her öğrenci zorunlu olarak çalacak, diğer gamlardan ikisini öğrencinin kendisi belirleyecektir.

Çello

• 1. ve 2. Pozisyonları kapsayan eserler ve etütler. Varsa daha üst bir seviye de çalınabilir. Eser ve etüt tercihlerini öğrenci kendisi yapacaktır. • 2 oktav Do, Re, Sol, La, Fa, Si bemol Majör gamlar ve ilgili La, Si, Mi, Fa diyez, Re, Sol minör gamlarının (armonik ve melodik) çalınması istenecektir. Do Majör gamı her öğrenci zorunlu olarak çalacak, diğer gamlardan ikisini öğrencinin kendisi belirleyecektir.

Kontrbas

• 1. ve 2. Pozisyonları kapsayan eserler ve etütler. Varsa daha üst bir seviye de çalınabilir. Eser ve etüt tercihlerini öğrenci kendisi yapacaktır. • 2 oktav Sol majör gam zorunlu olarak çalınacak, Fa, Do majör gamlar ve La, Sol minör gamlardan öğrencinin belirleyeceği herhangi iki gam çalınacaktır.

Tahta Üflemeliler

Flüt

• En az 2 oktav eser ve etüt çalınması istenecek. Çalınacak eser ve etütleri öğrencinin kendisi belirleyecektir.
• En az 3 gam, 2 oktavdan az olmamak kaydıyla öğrencinin kendisi tarafından belirlenip çalınacaktır.

Klarinet (si bemol)

• Si bemol klarinet istenmektedir.
• En az 2 oktav eser ve etüt çalınması istenecek. Çalınacak eser ve etütleri öğrencinin kendisi belirleyecektir.
• En az 3 gam, 2 oktavdan az olmamak kaydıyla öğrencinin kendisi tarafından belirlenip çalınacaktır.

Obua

• En az 2 oktav eser ve etüt çalınması istenecek. Çalınacak eser ve etütleri öğrenci kendi belirleyecektir.
• En az 3 gam, 2 oktavdan az olmamak kaydıyla öğrencinin kendisi tarafından belirlenip çalınacaktır.

Fagot

• En az 2 oktav eser ve etüt çalınması istenecek. Çalınacak eser ve etütleri öğrencinin kendisi belirleyecektir.
• En az 3 gam, 2 oktavdan az olmamak kaydıyla öğrencinin kendisi tarafından belirlenip çalınacaktır.

Orkestranın içeriği

• Oluşturulan orkestra profesyonel bir algıyla değil amatör bir algıyla çalışacaktır. Yani sınav için müzik okulunda okuma şartı yoktur. 9- 16 yaş arası bütün öğrenci ya da öğrenci olmayan herkes başvurabilir. Sınav sonrası müzikte beceri seviyemizin ortalaması belirlenip çalınacak repertuar da ona göre belirlenecektir.
• Oluşturulan orkestranın formatı çok sesli Batı müziği eksenli olup, beraberinde halk türküleri, popüler şarkılarda icra edilecektir.

Sınava başvuru kriterleri

• Sınav başvuruları Kültür müdürlüğü ve Atamem’den alınacaktır.
• Başvurular telefonla da yapılabilecektir.
• Başvuruda bulunan adaylardan ad, soyad, TC numarası, yaş, iletişim numarası, mail ve hangi çalgıyla sınava gireceğinin bilgisi alınacaktır.
• Yaşlar yıl bazalınarak belirlenecektir.
• Sınavlar sıra numarasına göre yapılacaktır. Sınav gününden bir gün önce başvuran adaylara geri dönülüp sıra numarası verilecektir. Sınava başvuru tarihleri: 2-12 Nisan arası.

Sınav Tarihi: 13 Nisan Pazar
Saat 10:00
Yer: ATAMEM (Ataşehir Meslek Edindirme Merkezi) – Büyük Salon

Detaylı bilgi için;

İlyas Ceran: 0536 495 33 51
 
Umut Kahraman: 0505 396 15 12
 
Baran Sever: 0530 640 73 78

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Öğretmenler Çevre İçin Yarışıyor

Çağdaş eğitim sürecinde çocuklarda çevre bilincini sağlamanın sorumluluğunu taşıyan öğretmenlere yönelik düzenlenen yarışmayla, öğretmenlerin gözünden çevre sorunlarının dile getirilmesi amaçlanıyor.

Ataşehir İlçesi sınırlarındaki ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerine açık olan yarışmada yarışmacıların afiş tasarımlarından; hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, ambalaj atıkları, geri dönüşüm, küresel ısınma, çevre koruma vb. konularda bir sloganla birlikte tasarım yapması beklenecek.

Son teslim tarihinin 05 Mayıs 2014 olduğu yarışmada jüri değerlendirmesi 09 Mayıs 2014 tarihinde yapılacak.

Yarışmada 1.’lik ödülü 5.000 TL, 2.’lik ödülü 4.000 TL, 3.’lük ödülü 3.000 TL ve mansiyon ödülü olarak 1.000 TL belirlendi.

Afişlerin elden, posta veya kargo yoluyla en son 05 Mayıs 2014 Pazartesi günü saat 17.00’a kadar; Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne teslim edilmiş veya ulaştırılmış olması gerekiyor.

“ÇEVRE KONULU AFİŞ YARIŞMASI” ŞARTNAMESİ (31 MART-05 MAYIS 2014)

1. KONU
Ataşehir sınırları içerisinde yer alan İlkokul, Ortaokul ve Liselerde görev yapmakta olan öğretmenlere yönelik “Çevre Konulu Afiş Yarışması”

 
2. AMAÇ
Dünyamızın karşı karşıya olduğu çevresel sorunların çözümünde toplumun tüm kesimlerine önemli görevler düştüğü ve çevresel kaynakların korunması, kirliliğin önlenmesi ile çocuklarımıza daha temiz bir dünya bırakmak için herkesin çevreyi koruma bilincine sahip olması büyük önem taşımaktadır. Çağdaş eğitim sürecinde, çocuklarımızda çevre bilincinin oluşumunu sağlamanın sorumluluğunu taşıyan öğretmenlerimize çevre konulu yarışmaların düzenlenmesi ile çevre bilincinin oluşturulması ve öğretmenlerin gözünden çevre sorunlarının dile getirilmesi bu yarışmanın temel amacı olarak belirlendi.

3. KATILIM ŞARTLARI
1. Yarışma, seçici kurul dışında Ataşehir İlçesi sınırlarındaki ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerine açıktır.
2. Yarışmaya en fazla iki afiş gönderilebilir. Ancak birden fazla ödül alınamaz.
3. Afişler, 50×70 cm boyutunda olacaktır. Söz konusu ölçü dışında yapılan afişler değerlendirmeye alınmayacaktır. Afişlerde görsel tasarımı destekleyen sözel bir mesaj (başlık, slogan, vb.) kullanılması zorunludur.
4. Afişler bilgisayar ortamında grafik tasarım programlarından biri kullanılarak hazırlanacak olup, PDF, TIFF formatında baskı kalitesine uygun olarak CD'ye kaydedilerek posta yolu ile teslim edilecektir. (50×70 cm afiş için net baskı alanı; 48×68 cm olmalıdır.) CMYK (4 renk) modunda en az 300 DPİ çözünürlükte hazırlanması gerekmektedir. Derece alan afişlerin billboardlarda değerlendirilmesi de düşünülmektedir. Afiş çalışmalarında renk ve teknik kullanımında herhangi bir sınırlama yoktur.
5. Ayrıca; afişler paspartu ve çerçeve yapılmadan, sertleştirilmiş ambalajlarda paketlenerek, postada hasar görmeyecek şekilde ambalajlanarak gönderilecektir. Ücretleri yarışmacılar tarafından ödenecek olan posta ya da kargo ile gönderim sırasında doğacak hasarlardan Ataşehir Belediyesi sorumlu değildir.
6. Yarışmaya katılanlar Ataşehir Belediyesine vermekle yükümlü oldukları imzalı katılım formunda; afişlerinin özgün ve kendilerine ait olduğunu, bu çalışmalarla daha önce hiçbir yarışmaya katılmadığını ve bunların hiçbir yerde sergilenmediğini ve bu şartname hükümlerini aynen kabul ettiklerini belirteceklerdir. Katılım formu bulunmayan afişler değerlendirmeye alınmayacaktır. (Bu şartları taşımayan afişler yarışma dışı bırakılır. Ödül ve mansiyon verilmiş ise iptal edilir.)
7. Afiş üzerinde uygun bir yerde “Ataşehir Belediyesi” logosu yer alacaktır. Logolar, www.atasehir.bel.tr adresinden alınabilir.
8. Yarışmaya gönderilen afişler üzerinde yarışmacının kimliğini belirten ad, imza vb. işaretler bulunamaz. Yarışmacı her afiş için ayrı ve kapalı bir zarf düzenleyecektir.  Bu zarf üzerinde katılımcının adı, soyadı, adres, telefon, mobil telefon varsa faks ve e-posta adresi yazılacaktır. Ayrıca, her afiş çalışmasının arkasında katılımcının adı soyadı, açık adresi ve ulaşılabilecek telefonları yazılacaktır.

4. AFİŞ TASARIMINDAN BEKLENENLER:
Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, ambalaj atıkları, geri dönüşüm, küresel ısınma, çevre koruma vb. konularda bir sloganla birlikte tasarım yapmak esastır.

Nasıl duyuralım?
Farkındalığı nasıl artıralım?
İlgiyi nasıl çekelim?
Herkesin sorumlu ve duyarlı günlük davranışlarıyla sürdürülebilirliğe dolayısıyla sağlıklı bir geleceğe katkısı olabileceğini nasıl hatırlatalım?

5. DEĞERLENDİRME:
Son Teslim Tarihi: 05 Mayıs 2014 Pazartesi
Jüri Değerlendirmesi: 09 Mayıs 2014 Cuma

Ödüller, Ataşehir Belediyesi tarafından düzenlenecek bir etkinlik programı içerisinde sunulacaktır. Sonuçlar, belirtilen tarihten itibaren kamuoyuna Ataşehir Belediyesine ait internet sitesi www.atasehir.bel.tr aracılığı ile duyurulacaktır.

6. ÖDÜLLER:
1. Ödül 5.000 TL
2. Ödül 4.000 TL
3. Ödül 3.000 TL
Mansiyon 1.000 TL
Ödüle layık çalışma bulunup bulunulmaması, ödüllerin bir kısmının dağıtılıp dağıtılmaması Seçici Kurul’un takdirindedir. Ödüller yarışmacılara 28 Mayıs 2014 Çarşamba günü ödül töreninde Ataşehir Belediyesi plaketi ile birlikte takdim edilecektir.

7. SEÇİCİ KURUL:
Dereceye giren afişler Ataşehir Belediyesinin belirleyeceği seçici kurul tarafından belirlenecektir.

8. TELİF HAKKI:
1. Yarışmada ödül ve mansiyon alan afişler ek bir bedel ödenmeksizin Ataşehir Belediyesine ait olacaktır. Yarışmada dereceye giren afişler, düzenleyen kurum tarafından iade edilmeyecektir. Ancak ödül ve mansiyon alanlar dışında, katılan adaylar sonuçlar ilan edildikten itibaren bir ay içinde kendi tasarımlarını geri alabilirler. Bir ay içinde tasarımını geri almayan katılımcılar bir hak iddiasında bulunamazlar. Ödül ve mansiyon alanlar hariç olmak üzere Seçici Kurul tarafından sergilenmeye değer görülen tasarımlar sahiplerinden izin alınmak suretiyle 2014 yılında yapılacak etkinliklerde sergilenmek üzere yarışmayı düzenleyen kurum tarafından korunacak, belirtilen süre sonrasında sergilenen tasarımlar sahiplerine iade edilecektir.
2. Ataşehir Belediyesi, ödüle ya da sergilenmeye değer bulunan afişlerin orijinalini ve üzerinde değişiklik yapılmış halini; seminer, sempozyum, fuar vb. eğitim ve tanıtım faaliyetlerinde ayrıca afiş, katalog, broşür, ilan panoları, billboard vb. her türlü tanıtım malzemelerinde kullanma ve sergileme, yazılı ve görsel medyada yayınlama hakkı da dahil olmak üzere, afiş sahibinin ismi ile birlikte 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan doğan tüm telif haklarına sahip olacaktır.
3. Seçici Kurul, afiş sahibinden afiş üzerinde değişiklik yapmasını isteyebilir. Bunun için Ataşehir Belediyesi tarafından ödül tutarı dışında bir ödeme yapılmaz.
4. Yarışmacılar, yarışma şartlarını ve Seçici Kurul kararlarını kabul etmiş sayılacaklardır.

9. AFİŞLERİN İADESİ:
Yarışmada ödül alan ve sergileme amacıyla seçilen afişlerin dışındaki dereceye giremeyenlerin iadesi; İstek halinde 28 Mayıs 2014 Çarşamba tarihinden itibaren 30 gün içinde, Ataşehir Belediyesinden geri alınabilir, teslim alınmayanlar hakkında mesuliyet kabul edilmeyecektir.

10. ADRES:
Afişler, elden, posta veya kargo yoluyla en son 05 Mayıs 2014 Pazartesi günü saat 17.00’e kadar; Ataşehir Belediyesi “Çevre Konulu Afiş Yarışması”
Barbaros Mah. Şebboy Sokak No:4A  34746/Ataşehir/İSTANBUL
adresine teslim edilmiş veya ulaştırılmış olacaktır. Belirlenen tarih ve saatten sonra getirilen/gelen afişler yarışmaya dahil edilmeyecektir.

11. DİĞER KOŞULLAR:
Şartnamenin ana ilke ve esasları paralelinde, ortaya çıkabilecek aksaklıklar ve tereddütlere yönelik tedbirler almaya ve bunun için gerektiğinde internet sitesinden önceden duyurmak kaydıyla değişiklik yapmaya, özel ve ek şartnameler hazırlamaya Ataşehir Belediyesi yetkilidir. Bu şartnamede hüküm bulunmayan hallerde, Ataşehir Belediyesi’nin yürürlükte bulunan genel mevzuat hükümleri uygulanacaktır.

12. YARIŞMA SEKRETERYASI:
Dilara ZENGİN
E-posta: dilara.zengin@atasehir.bel.tr
Tel: 0216. 570 50 00/1571

Şartnameler, www.atasehir.bel.tr adresinden, Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma Ve Kontrol Müdürlüğü’nden temin edilebilir. Tüm katılımcılar, bu şartname hükümlerini kabul etmiş sayılırlar.

TÜM KATILIMCILARA BAŞARILAR DİLERİZ

                  T.C.
ATAŞEHİR BELEDİYESİ
Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü

“ÇEVRE KONULU AFİŞ YARIŞMASI” KATILIM FORMU

ADI SOYADI   
T.C. KİMLİK NO SU   
DOĞUM TARİHİ ve YERİ
(Gün/Ay/Yıl)   
GÖREV YAPTIĞI OKUL ADI   
KURUM SİCİL NO   
YAZIŞMA ADRESİ   
TELEFON, FAKS   
E-POSTA   
KISA ÖZGEÇMİŞ

AFİŞTE DİKKAT ÇEKİLMEK /DUYURULMAK İSTENEN KONU

Afişlerinin özgün ve kendime ait olduğunu, bu çalışmalarla daha önce hiçbir yarışmaya katılmadığımı ve bunların hiçbir yerde sergilenmediğini ve bu şartname hükümlerini aynen kabul ediyorum.   

…./…./2014             İMZA

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Denttiz Ağız Diş Sağlığı

02165745055

Prof. Ali Nihat Tarlan Cad. No:97/3 Ataşehir

iletisim@denttiz.com

http://www.denttiz.com

Deniz Duraklıoğlu

Enson Çizgi Mobilya

Kayışdağı Mah. Uslu Cad. No: 39/C

burak.menekse@ensoncizgimobilya.com

http://www.ensoncizgimobilya.com

Burak MENEKŞE

0532 177 50 65

Kalp Krizini En Aza İndiren Yöntem

Acıbadem Fulya Hastanesi Spor Hekimi-Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tolga Aydoğ; Türk Kalp Vakfı tarafından düzenlenen “26. Kalp Haftası Programı” kapsamında Barbaros Point Otel’de gerçekleştirilen Halka Açık Konferanslara konuşmacı olarak katıldı. Katıldığı konferansta “Kadınlarda hareketli yaşamın önemi” konusunda çok önemli bilgiler veren Prof. Dr. Aydoğ, egzersizin kalp açısından birincil önlem olduğunu belirterek, “Yaş ve kilo ayrımı yapmadan herkesin kendine uygun bir egzersiz belirleyerek bu egzersizi yaşam biçimi haline getirmesi gerekiyor. Yapılan araştırmalar ortaya koyuyor ki, hareketsiz bir hayat kalp hastalıkları açısından en önemli risk faktörü. Özellikle oturarak çalışanlar ani kalp krizi açısından daha yüksek risk altında” açıklamasında bulundu.

Her 4 çocuktan 1’i obezite sınırında

Konferans kapsamında yaptığı konuşmada, egzersizin ve sağlıklı yaşamın kalp hastalıkları riskini önemli ölçüde azalttığını belirten Prof. Dr. Aydoğ, “Türkiye’de her 4 çocuktan 1’i obezite sınırında. Yetişkinlerde ise bu oran yüzde 65’e kadar yükseliyor. Aşırı kilo ve hareketsiz yaşam kalp hastalıklarını tetikleyen iki önemli etken. Bu nedenle egzersizi ve sağlıklı yaşamı bir yaşam biçimi haline getirmek gerekiyor” dedi.

Oturarak çalışanlarda ani kalp krizi riski daha yüksek

Kalp hastalıklarını tetikleyen 5 önemli etken olduğunu belirten Prof. Dr. Aydoğ, “Yüksek tansiyon, obezite, düşük egzersiz, sigara ve kan yağı oranının yüksek olması, tüm ölümler için mevcut risk faktörleri açısından ilk 5 etken. Ancak düşük egzersiz bu etkenler arasında en yüksek orana sahip risk faktörü. Egzersiz yapmadan hareketsiz bir yaşam geçirmek sigara tüketmekten bile daha zararlı. Yapılan araştırmalar oturarak çalışan insanlarda ani kardiyak riski çok daha fazla olduğunu ortaya koyuyor” dedi. Özellikle kadınlarda egzersizin hayati olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydoğ, etkili ve disiplinli bir egzersizin kadınlarda; kalp ve damar hastalıkları, insülin direnci, kan yağları yüksekliği, yüksek tansiyon, KOAH, kireçlenme, fibromiyalji ve depresyonun yanında; osteoporoz ile meme ve rahim kanserleri riskini de azalttığını belirtti.

İp atlamak, kemik mineral dokusu için en etkili egzersiz

Prof. Dr. Aydoğ, egzersizin sadece kilolu insanların forma girme aracı olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizerek, normal kilodaki insanlar için de hareketsiz bir hayatın kilolu olanlar kadar tehlikeli olduğunu belirtti. Egzersizler arasında en faydalı olanlar ise, ip atlamak gibi ayakların yere bastığı sporlar. Sıçramak, yürümek, koşmak ve ip atlamak kemik mineral yoğunluğunun arttırılması açısından son derece etkiliyken; bisiklet, yüzme, kürek ve pilates aynı etkiyi sağlamıyor. Çocukların sadece sigara kullanmamaları ve sağlıklı beslenmeleri ve çalışkan olmaları konusunda değil, düzenli egzersiz yapmaları konusunda da teşvik edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aydoğ, “Çocuklardaki obeziteye ve erişkin dönemlerindeki kalp rahatsızlıklarına karşı alınabilecek en etkili önlem, hareketli yaşamı bir davranış biçimi haline getirmek. Artık çocuklar sokak oyunlarından çok uzak yaşıyorlar. Ülkemizdeki kalp hastalığı görülme oranını azaltmak için onları sokakta oynan oyunlara yeniden yönlendirmek gerekiyor” dedi.

Sporu abartmak da sakıncalı

Prof. Dr. Aydoğ egzersiz yapmanın sağlık açısından önemini vurgularken; aşırıya kaçılan sporun fiziksel-ruhsal stres, aşırı kilo kalıpları, yağ yüzdelerinde düşüş, yeme sorunları ve osteoporoz gibi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. Özellikle kayak, orta-uzun mesafe koşu, bisiklet ve yüzme sporları aşırı yapıldığında sıklıkla yeme bozuklukları gözleniyor.

Kalp Sağlığı Haftası etkinlikleri sürüyor

Acıbadem Fulya Hastanesi uzmanlarının, Kalp Sağlığı Haftası kapsamında yer aldığı etkinlikler devam ediyor. Uzmanlar; Türk Kalp Vakfı önderliğinde ve Doğa Koleji'nin ev sahipliğinde ilk ve orta öğretim öğrencilerine yönelik düzenlenen sağlık eğitimlerine konuşmacı olarak katılıyorlar. İstanbul’un çeşitli ilçelerindeki Doğa Kolejlerinde 8 Nisan’da başlayan ve 11 Nisan’a kadar sürecek olan eğitimler kapsamında; Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Selda Özçırpıcı, Klinik Psikolog Nuray Sarp, Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Seven ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Özgeneci Öngün çocuk sağlığı ve çocuklarda sağlık bilinciyle ilgili önemli bilgiler paylaşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi, 12 Nisan tarihinde Sarıyer Doğa Koleji’nde gerçekleştirilecek “Sağlıklı Çocuk Şenliği”nde de yer alacak. 

Ataşehir Belediye Meclisi Yeni Dönem İlk Toplantısını Yaptı

Başkan İlgezdi’nin açılış konuşmasının ardından, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile çalışmalarını sürdüren Ataşehir Belediye Meclisi 1. Başkan Vekilliğine CHP’li Meclis Üyesi Sadi Özata, 2.Başkanvekilliğine de CHP’li İnan Bektaş seçildi. 2014 yılının ilk meclis toplantısını açan Meclis Başkan Vekili Sadi Özata, yeni oluşan Ataşehir Belediye Meclisi’nin tüm Ataşehir halkına hayırlı ve uğurlu olması temennisinde bulundu.

Daha sonra Meclis ihtisas komisyonları ve encümen üyeliği seçimleri yapıldı. Toplantıda meclisin Salı ve Perşembe günleri saat 17.00’de toplanması da oy birliği ile kararlaştırıldı.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyespor Bayan Voleybol Takımı Finalde

08 Nisan Ataşehir Belediyespor- İdmanocağı
09 Nisan Nilüfer Belediyesi- Ataşehir Belediyespor
10 Nisan Seramiksan- Ataşehir Belediyespor

Kadın Futbolu Final Grubu’nda büyük mücadele

TFF Kadın Futbol 1. Ligi Final Grubu’nda şampiyonluk mücadelesi veren Ataşehir Belediyespor Kadın Futbol Takımı ise 12 Nisan Cumartesi günü Konak Belediyesi ile karşılaşacak.

Ataşehir Belediyespor Kadın Futbol Takımı’nın Final Grubu’nda oynayacağı maç programı:

12 Nisan Cumartesi – Konak Belediyesi – Ataşehir Belediyespor
16 Nisan Çarşamba – Ataşehir Belediyespor – Derincespor
20 Nisan Pazar – Ataşehir Belediyespor – Karadeniz Ereğlispor
24 Nisan Perşembe – Ataşehir Belediyespor – Konak Belediyesi
05 Mayıs Pazartesi – Derincespor – Ataşehir Belediyespor
11 Mayıs Pazar – Karadeniz Ereğlispor – Ataşehir Belediyespor

Kaynak: Ataşehir Belediyesi