Okul Çağında Beslenme

Karaca Okul çağındaki çocuklarda beslenme yaşamın diğer dönemlerine göre daha da önemlidir. Çünkü bu dönemdeki  çocuklar, sürekli olarak bedensel ve zihinsel gelişme aşamasında olduğu için  bazı vitamin, mineral  ve besin maddelerine daha fazla ihtiyaç duyarlar.
 
Düzensiz ve yetersiz uyku, evden uzak kalmanın  psikolojik etkisi ve okul ortamında beslenme alışkanlığındaki değişiklikler bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olur.
 
Toplu yaşam alanlarında fazlaca zaman geçiren okul çağındaki çocuklar, bulaşıcı hastalık ajanlarıyla sürekli temas halindedirler. Çocukların grup halinde birarada bulunmaları kazaların, bulaşıcı hastalıkların artması ve hızla yayılmasına neden olur. Bu dönemde çocukların yeterli ve dengeli beslenmelerinin sağlanması ile, çocukların büyüme ve gelişmelerinin tam olması, vücut dirençlerinin artarak bulaşıcı hastalıklardan korunmaları sağlanabilir.
 
Karaca Okul öncesi ve okul çağı çocuklarında , demir, B6, B12 vitaminleri ve folik asit alımının yetersizliği ya da biyoyararlılıklarının düşüklüğüne bağlı  anemi dediğimiz kansızlık sık görülmektedir. Anemi , çocuklarda okul başarısını düşüren,dikkati azaltan en önemli etkenlerden biridir.
 
Beslenme sorunları açısından riskli grupların biri de yükseköğrenim gençliğidir. Yapılan araştırmalarda, öğrencilerin yarıya yakının düzenli kahvaltı etmediği gibi öğle ve akşam yemeklerini de yeterli ve dengeli almadığı tesbit edilmiştir.
 
Öğrencilerdeki beslenme sorununun başlıca nedenleri; bilgisizlik ve ekonomik yetersizliktir. Beslenme açlık duygusunu bastırmak yada canın istediği şeyleri yemek içmek değildir.
 
İnsanın ileri yaşlarda  yaşam kalitesini düşüren kemik erimesinin (osteoporosiz)  temel nedeni çocukluk ve gençlik yıllarında kalsiyumun temel kaynağı olan süt ve türevlerinin yetersiz alımıdır. Okul çağındaki çocuklarda fiziksel büyüme ve gelişmedeki artışa bağlı olarak D vitamini ve kalsiyum gereksiniminde artış görülmektedir. Bu nedenle  çocukların beslenmesinde süt ve yoğurt tüketimi büyük önem taşımaktadır.

Çocukların sağlıklı gelişimi, büyümeleri, derslerindeki başarı, dikkat ve konsantrasyonlarının artması için asla uzun zaman aç kalmamaları gerekir. Bu nedenle gün içinde mutlaka 2–3 saat aralıklarla günde 6 öğün şeklinde beslenmeleri sağlanmalıdır.

Konya Numune Hastanesi Başhekimi İç hastalıkları Uzmanı ve Fizyoloji Doktoru Halit Karaca,Kahvaltı, günü etkileyen en önemli öğündür. Kahvaltı altın bir öğün olarak görülmeli ve kesinlikle atlanmamalıdır. Düzenli kahvaltı yapmamak  veya yetersiz ve dengesiz kahvaltı,  çocukların okul başarısı kadar büyüme ve gelişmelerini de etkilemektedir. Dengeli kahvaltı öğrencilerde dikkat düzeyini de olumlu etkileyerek okullarda yaralanma ve kaza oluşumunu azaltır. Araştırmalara göre dengeli kahvaltı yapan çocuğun başarısının daha fazla olduğu, soru çözme  ve kavrama yeteneğinin arttığı tesbit edilmiştir.
Eğer beslenme çantası evden hazırlanıyorsa; beslenme çantasına hazır değil, evde yapılmış gıdalar konulmalıdır. Kek, kurabiye, meyve suyu gibi hazır besinler yerine sandviç, ayran, meyve tercih edilmelidir.  Çocuklara işlem görmemiş çiğ kuruyemiş,  üzüm, incir ve kayısı kurusu gibi meyve kurusu tüketimi alışkanlığı kazandırılmalıdır.
 
Dengeli beslenme için su alımına da özen gösterilmelidir.Ayaküstü beslenme (fast-food) doymuş yağ asitleri yönünden zengin, ancak posa içeriği, A ve C vitaminleri yönünden yetersiz olup, sağlıksız beslenmeye neden olmakta, şişmanlık ve kalp-damar hastalıklarının oluşma riskini arttırmaktadır.
 
Çocuklara kola gibi asitli içecekler, hazır meyve suyu ,cips ve çikolata gibi besinler alınmamalıdır. Bu tür gıdalar sağlığa zararlı tatlandırıcı, renklendirici ve koruyucu madde içerebilir. Şeker oranı yüksek  içecekler normalden fazla insülin salınımına neden olarak  açlık hissi oluşturmakta, bu durum da gereğinden fazla gıda alınımına neden olarak daha çocuk yaşlarda obeziteye yol açmaktadır.
 
Karaca,Özetle aileler , çocuklarının evden uzak olduğu zamanlarda da neler yiyip içtiklerini de titizlikle araştırmalıdır. Veli toplantılarında öğrencilerin derslerinin sorgulandığı kadar okul kantinlerinde neler satıldığı titizlikle takip edilmelidir. Öğrencilere neler verildiğinden haberdar olunmalı, okul kantinleri sağlığa zararlı yiyecek ve içeceklerden arındırılmalıdır.
 
Okul çağındaki çocuklara doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, onların daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerinin temelini oluşturur.

ZEKİ DURSUN

Ataşehir’in İlk Yükseköğretim Kurumu Törenle Açıldı

Adıgüzel Eğitim Kültür Araştırma Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı tarafından, ülke ekonomisinin ve iş yaşamının ihtiyacı olan nitelikli işgücünü, çağdaş, demokrat ve analitik düşünceye sahip, sanayi ile işbirliği içinde bireyler olarak yetiştiren bir meslek yüksekokulu olmak vizyonuyla kurulan Adıgüzel Meslek Yüksekokulu törenle açıldı.
 
İstanbul’un en önemli finans ve yaşam merkezlerinden Ataşehir’deki ilk yükseköğretim kurumu olan  Meslek Yüksekokulu’nun açılış törenine, İstanbul Vali Yardımcısı Harun Kaya, Ataşehir Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu, CHP İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi(istinaf) emekli Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Canbaz, Vakıf Meslek Yüksekokulu Birliği Başkanı ve  Kavram Meslek Yüksekokulu Mütevelli Heyet Başkanı  Bahattin Durmuş,  Nissan Türkiye Genel Müdürü Kei Kubota ve Nissan Türkiye İthalat ve Lojistik Birimi Müdürü Atilla Ergin’in yanı sıra, Ataşehir İlçe MEB Müdürü ve şube müdürleri katıldı.
 
Açılışta konuşan İstanbul Vali Yardımcısı Harun Kaya, “Özellikle İstanbul için çok ihtiyaç duyduğumuz mesleki ve teknik alanda eğitim veren okulların artıyor olmasından dolayı mutluluk duyuyorum” dedi.  “Değişimi seyrediyorsanız o değişime seyirci olan birisi olarak kalırsınız, yok olur gidersiniz” diye sözlerini sürdüren Kaya,  “ülkemize kazandırdığı meslek yüksekokulu için Mevlüt Adıgüzel’e teşekkür ediyorum” diye konuştu.
 
Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Mütevelli Heyet Başkanı Mevlüt Adıgüzel ise, “Adıgüzel Meslek Yüksekokulu olarak; yaratıcı, çözüm odaklı, takım çalışmasına yatkın, sosyal, bilgiyi üreten, mesleki etik bilince ve liderlik özelliklerine sahip nitelikli elemanlar yetiştirmek ve onlara nitelikli eğitim ortamları ve olanakları sağlamak ana hedefimizdir” diye konuştu. “ Baş döndürücü bir hızla değişim ve gelişimlerin yaşandığı dünyamızda, en çok ihtiyaç duyulan mesleki yeterliliğe sahip, geleceğin iş dünyasının profesyonellerini ve liderlerini yetiştirecek bir okulu açmayı bana kısmet ettiği için Allahıma şükrediyorum” diyen Mevlüt Adıgüzel ayrıca, Ataşehir Adıgüzel Üniversitesi’nin de çok yakında temellerini atacaklarını dile getirdi.

Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hüsnü Tolu da konuşmasında, sektörün deneyimli yönetici ve iş adamlarından her program için “danışma komiteleri” ve ayrıca yüksekokul “danışma kurulu “ oluşturarak, onların öneri ve istekleri doğrultusunda müfredat oluşturulacaklarını ifade etti. Ayrıca,  kariyer merkezi ile de öğrencilerin eğitim öğretime devamları sırasında sektörle tanışmalarını sağlayacaklarını dile getiren Tolu, “Öğrencilerimizin mezuniyet sonrası iş bulmalarına ve staj yapmalarına destek olacağız” diye konuştu.

Adıgüzel Meslek Yüksekokulu’nda Bulunan Bölümler

Adalet Programı

Radyo ve Televizyon Programcılığı Programı

Grafik Tasarımı Programı

Dış Ticaret Programı

Sağlık Kurumları İşletmeciliği Programı

İşletme Yönetimi Programı

Mekatronik Programı

Optisyenlik Programı

Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı

Sivil Havacılık ve Kabin Hizmetleri Programı

İş Sağlığı ve Güvenliği Programı

Ataşehir’de Kış Spor Okulu Başlıyor

Kayıt için istenen belgeler şu şekilde;
 
Sağlık raporu (tüm branşlar)
 
İdrar tahlili (sadece yüzme branşı)
 
10 yaş için aşı karnesi fotokopisi (sadece yüzme branşı)
 
10 yaş ve üstü için hepatit B ve C testleri (sadece yüzme branşı)
 
Not: Yaz spor okuluna gelmiş öğrenciler kayıt yenileyemeyeceklerdir.

2013-2014 Kış Spor Okulu Çizelgesi
 
Futbol

 
1.Grup; 35 öğrenci, yaş 14, saat: 10.00 ile 11.00
2.Grup; 35 öğrenci, yaş 13, saat: 11.00 ile 12.00
3.Grup; 35 öğrenci, yaş 12, saat: 12.00 ile 13.00
4.Grup; 35 öğrenci, yaş 11, saat: 13.00 ile 14.00
5.Grup; 35 öğrenci, yaş 10, saat: 14.00 ile 15.00
6.Grup: 35 öğrenci, yaş 9, saat: 15.00 ile 16.00
7.Grup; 35 öğrenci, yaş 7-8, saat: 16.00 ile 17.00
Günler; cumartesi ve pazar
Yer: Yeni Çamlıca Ataevi Halı Sahası
 
Tekvando
 
1.Grup; 30 öğrenci, yaş 13-14, saat: 09. 00 ile 10.00
2.Grup; 30 öğrenci, yaş 11-12, saat: 10.00 ile 11.00
3.Grup: 30 öğrenci, yaş 9-10, saat: 11.00 ile 12.00
4.Grup; 30 öğrenci, yaş 7-8, saat: 12.00 ile 13.00
Günler; cumartesi ve pazar
Yer: Celal Yardımcı İ.Ö.O Spor Salonu
 
Basketbol
 
1.Grup; 50 öğrenci, yaş 14, saat: 11.00 ile 12.00
2.Grup; 50 öğrenci, yaş 13, saat: 12.00 ile 13.00
3.Grup; 50 öğrenci, yaş 12, saat: 13.00 ile 14.00
4.Grup: 50 öğrenci, yaş 11, saat: 14.00 ile 15.00
5.Grup; 50 öğrenci, yaş 10, saat: 15.00 ile 16.00
6.Grup; 50 öğrenci, yaş, 8-9, saat: 16.00 ile 17.00
Günler; cumartesi ve pazar
Yer; Celal Yardımcı İ.Ö.O Spor Salonu

Jimnastik

 
1.Grup; 30 öğrenci, yaş 8-9, saat: 09.00 ile 10.00
2.Grup; 30 öğrenci, yaş 5-6-7, saat: 10.00 ile 11.00
3.Grup; 30 öğrenci, yaş, 8-9, saat: 11.00 ile 12.00
4.Grup; 30 Öğrenci, yaş 5-6-7, saat: 12.00 ile 13.00
Günler; cumartesi ve Pazar
Yer; Celal Yardımcı İ.Ö.O Spor Salonu
 
Voleybol
 
1.Grup; 50 öğrenci, yaş 12-14, saat: 09.00 ile 10.00
2.Grup; 50 öğrenci, yaş 8-11, saat: 10.00 ile 11.00
Günler; cumartesi ve Pazar
Yer; Celal Yardımcı İ.Ö.O Spor Salonu
 
Yüzme
 
1.Grup; 20 öğrenci, yaş 12, cumartesi /12.00 ile 13.00
2.Grup; 20 öğrenci, yaş 11, cumartesi/ 13.00 ile 14.00
3.Grup; 20 öğrenci, yaş 10, cumartesi/ 14.00 ile 15.00
4.Grup; 20 öğrenci, yaş 9, cumartesi/ 15.00 ile 16.00
5.Grup; 20 öğrenci, yaş 8, cumartesi/ 16.00 ile 17.00
6.Grup; 20 öğrenci, yaş 7, cumartesi/ 17.00 ile 18.00
7.Grup; 20 öğrenci, yaş 6, cumartesi/ 18.00 ile 19.00
8.Grup; 20 öğrenci, yaş 12, pazar/ 12.00 ile 13.00
9.Grup; 20 öğrenci, yaş 11, pazar/ 13.00 ile 14.00
10.Grup; 20 öğrenci, yaş 10, pazar/ 14.00 ile 15.00
11.Grup; 20 öğrenci, yaş 9, pazar/  15.00 ile 16.00
12.Grup; 20 öğrenci, yaş 8, pazar/ 16.00 ile 17.00
13.Grup; 20 öğrenci, yaş, 7, pazar/ 17.00 ile 18.00
14.Grup; 20 öğrenci, yaş 6, pazar/ 18.00 ile 19.00
Gün; 1.-7. Gruplar cumartesi, 8.-14. Gruplar Pazar
Yer: Fenerbahçe Spor Kulübü Yüzme Havuzu

Vücudunuzun Fabrikasına İyi Bakın

Karaciğer sağlığı ve hastalıkları konusunda merak edilen soruları yanıtlayan Prof. Dr. Murat Saruç, şu bilgileri veriyor.

Karaciğerin vücudumuzdaki görevleri nelerdir?

Bağırsaklardan sindirilmiş gıdaların ve özellikle yağların emilebilmesi için safra salgısını yapıyor ve on iki parmak bağırsağına salgılıyor. Bağırsaklardan emilerek kana geçen gıdalar ve maddeler önce karaciğerden geçerek temizlenip zararlı maddelerden ve mikroplardan arındıktan sonra vücudun diğer organlarına ulaşıyor. Karaciğer aynı zamanda fabrika gibi çalışarak vücudumuz için gerekli birçok maddeyi de üretiyor.

Karaciğer yetmezliği ne zaman oluşur?

Karaciğer yaşam için zorunlu bir organdır, görevini yerine getiremeyen bir karaciğerle yaşam sürdürülemez. Karaciğerin yüzde 30’u hatta bazen yüzde 20’si kalıncaya kadar yani yüzde 70-80’i harap oluncaya kadar hiçbir şikayete neden olmadan hayatın sürmesine yetebilir. Bu nedenle karaciğer hastalıkları sinsi seyirlidir ve bulgular, şikayetler ortaya çıktığında genellikle ilerlemiş bir karaciğer hastalığı ile karşılaşılır. Böbrek yetmezliğinde görev yapmayan böbreklerin yerine hastalar diyalize girerek yıllarca yaşamlarını sürdürebilirler ancak karaciğer için böyle bir diyaliz aleti yok. Bazı karaciğer destek sistemleri varsa da bunlar genellikle karaciğer yetmezliği olan hastalara 1-2 gün kazandırarak karaciğer nakline kadar hayatta tutmaya ancak yeten teknolojilerdir. Uzun süreli olarak karaciğerin yerine geçebilecek bir cihaz yoktur, sadece organ nakli ile yani karaciğer transplantasyonu ile yaşam sürdürülebilir.
 
Karaciğer yetmezliği gelişen bir hastaya ne gibi tedaviler uygulanıyor?

Karaciğer yetmezliği yaşamı tehdit eden çok ciddi bir durumdur. Bu nedenle hastalar yoğun bakım ünitelerinde takip edilmektedir. Birçok hasta karaciğer nakli yapabilen merkezlerde tedavi edilir. Bu durumdaki hastalarda yetmezlik ani ortaya çıkmışsa bu durumu saptamak çok önemlidir. Akut karaciğer yetmezliği yapan nedenler; hepatit A, hepatit B virüsleri, bazı ilaçlar, özellikle bitkisel ilaçlar, metabolik hastalıklar, mantar zehirlenmesi gibi etkenlerdir. Nedene yönelik tedavi yanında destek tedavileriyle ek problemlerin çıkması da önlenmeye çalışılır. Kronik hastalığa; hepatit B veya hepatit C’ye, alkol kullanımına, demir veya bakır birikim hastalıklarına bağlı karaciğer sirozunda da karaciğer yetmezliği gelişebilir, bu hastalarda da uygun ilaç tedavileri ve etkenden uzaklaşma dışında; karaciğer nakli kalıcı tedavi sağlayan en önemli yaklaşımdır.
 
Karaciğer yetmezliği oluşan bir hasta, kendi sağlığı için neler yapabilir?

Karaciğer yetmezliği yapan birçok hastalık korunmanın mümkün olduğu hastalıklardır. Sinsi seyirli oldukları için farkına varılmaları ancak hastalık karaciğer sirozuna ilerlediğinde olur. En önemlileri hepatit B virüsü, hepatit C virüsü gibi virüslerdir. Bu nedenle genel sağlık kontrollerinde kanda bakılan ALT düzeyi yüksek çıktığında, hepatit B ve hepatit C virüsü bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerekir. Alkolden uzak durmak, kilo almamak ve karaciğer yağlanmasına izin vermemek de önemli korunma yöntemlerindendir. Eğer karaciğer hastalığı olduğunu düşündürür bir bulgu saptanmışsa gastroenteroloji-hepatoloji uzmanına başvurmak gerekir. Karaciğer yetmezliği durumu varsa hasta doktoru ile yakın ilişkide kalarak, ilaçlarını düzenli kullanarak ve takiplerini yaptırarak hastalığının kontrol altında kalmasını sağlayabilir.

Karaciğerin baş düşmanları nelerdir?

•Karaciğerin baş düşmanı hepatit virüsleri ve alkoldür. Hepatit B ve C virüsü en önemli düşmandır. Alkol kullanan herkeste karaciğer hastalığı olmuyor. Ancak karaciğer hastalığına yol açtığı görülenlerde alkol kullanımın durdurulması gerekiyor.

•Kilo almak da karaciğerde soruna yol açar. 

•Şeker hastalığı da karaciğer yağlanmasına neden olarak karaciğer hastalığına yol açar.

•Karaciğere zarar veren ve son zamanlarda en yanlış kullanılan şey bitkisel tedavi ürünleridir.

•Doğal oldukları ve zarar vermedikleri öne sürülen bu bitkisel ürünler son zamanlarda karaciğer yetmezliği ve böbrek hastalığı etkeni olarak ilk sıralara yükselmiştir.

•Doktor tarafından önerilmeyen hiçbir ilacı, doğal ürünü kullanmamak gerekir. Doğal ürün denilen bitkisel ürünler uygun olmayan doz, koşul ve durumlarda yaşamsal yan ve istenmeyen etkilere neden olabilirler.

•Uzun yıllardır bilinen gerçektir ki bazı bitkiler fazla miktarda kullanıldığında hastalıklara yol açar. Karalahananın fazla tüketilmesinin Karadeniz Bölgesi’nde guatr hastalığına yol açması gibi. İşte bilmediğimiz ama binbir derde deva diye bize önerilen ve doğal diye zararsız olduğu belirtilen, reklamları yapılan bazı bitkisel ürünler hayatı tehlikeye sokacak sonuçlara neden olmaktadır. Günlük pratiğimde de sık sık bu tür hastalar ile karşılaşmaktayım.

Öfke ve stresin karaciğere zarar verdiği öne sürülüyor. Bu doğru mudur? İş stresi, çok sinirlenmek bizi karaciğerimize kötülük yapar duruma mı getiriyor?
Stres ruh sağlığımız için olumsuz sonuçlara neden oluyor. Stres mutsuzluğa, yaşamsal isteksizliğe yol açarak sağlığımızla daha az ilgilenmemize neden oluyor, spor yapmamızı engelliyor, beslenme alışkanlığımıza dikkat etmemizi önleyerek kilo almamıza yol açıyor. Kilo aldıkça karaciğerimiz yağlanıyor ve hastalanıyor. Yani strese girdiğimiz, sinirlendiğimiz için karaciğerimiz doğrudan hastalanmıyor.

Karaciğer sağlığı için beslenmemizde nelere dikkat etmemiz öneriliyor?

 
Karaciğerin en önemli düşmanı hepatit B ve C virüsü ile alkol. Alkolün karaciğere etkilerini bilmeliyiz. Şişmanlık ve karaciğer yağlanması ilişkisi de son zamanlarda önemli hale geldi. Şişmanlığın alkole bağlı karaciğer sirozu kadar tehlikeli sonuçları olabiliyor. Bol sebze tüketmek, az kalorili ve dengeli beslenmek karaciğerimiz için sağlıklı bir beslenme şekli. Dengeli, bol sebze ve meyve içeren, az yağ ve karbonhidrat (şekerli besinler) bulunan, öğünlere dikkat edilerek, uzun açlık süreleri olmadan, kilo aldırmayan tüm diyetler karaciğer için sağlıklıdır. Karaciğer için şifalı olduğu öne sürülen bitkilerle ilgili birçok çalışma yapılmış, ancak bu bilimsel çalışmaların hiç birinde bu bitkilerin yararı olduğu gösterilememiştir.

Ülkemizde karaciğer nakilleri başarıyla gerçekleştiriliyor. Bu konuda yaşanan sorunlar nelerdir? Nasıl çözümlenebilir?

 
Karaciğer nakli konusundaki en önemli sorun organ bağışının yaygın olmayışı. Yaşam kurtaracak organlar bağışlanmadığı için yeterli sayıda karaciğer nakli yapılamıyor. Birçok karaciğer hastası nakil yapılamadan kaybediliyor. Son 10 yılda giderek canlıdan karaciğerin bir kısmı alınarak yapılan nakiller ile hastalar tedavi edilmeye çalışılıyor. Karaciğer nakli ülkemizde oldukça gelişmiş durumda. Bence nakille ilgili en önemli sorun herkesin ve her ailenin organ bağışı konusunda bilinçlenmesi. İnsanların en acılı oldukları, yakınlarını kaybettikleri anlarda verecekleri bu kararla, bağışladıkları organlar ile yeni yaşamlar kurtulacaktır. Bu zor kararın verilebilmesi önceden organ bağışı konusunda yeterli bilgilendirmenin yapılması ve karar anında yakınını kaybetmiş insanlara tüm psikolojik, tıbbi, dini, sosyal desteklerin sağlanabilmesi ile mümkün olacaktır.

Ayvaz Şef Yemek Şovuyla Büyük İlgi Gördü

Türkiye’nin güçlü markaları arasında yer alan ve teknolojiye sunduğu yeniliklerle öne çıkan GoldMaster, 6.kez Züchex’de yer aldı. Tüyap Fuar Merkezi’nde gerçekleşen fuarda 7.hall B-20’de 363 metrekare standıyla yer alan GoldMaster 24. Züchex Fuarı’nda en yeni ürünlerini müşterileriyle buluşturdu.
 
Züchex’te yeni ürünlerini müşterileriyle buluşturmanın heyecanını yaşadıklarını dile getiren GoldMaster Genel Müdürü Sinan Bora, fuarda elektrikli küçük ev aletleri ve sağlık ürünleri olmak üzere geniş ürün yelpazesini sergilediklerini ifade ederek; “GoldMaster ev aletleri olarak; yaptığımız yatırımlar, yeni projelerimiz ile Türkiye’deki ev aletleri pazarında etkili oyunculardan biri olacağımızı kanıtladık. GoldMaster olarak 40 yılın verdiği know how ile güçlü, hızlı ve emin adımlar ile ilerliyoruz.” dedi.
Kısa sürede küçük ev aletleri kategorisinin lider markaları arasında yer alan ve yaptığı yenilikçi yatırımları ile büyük başarılara imza atmaya devam eden GoldMaster, kişisel bakım ürünleri, gıda hazırlama ve temizlik kategorilerindeki en yeni ürünlerini fuarda görücüye çıkardı. Epilady’nin Türkiye Distribütörlüğü’nü alan GoldMaster, Epilady’nin 3 yeni modelini müşterilerinin beğenisine sundu. Kıyma makinesi modelleri, buharlı temizleyici modelleri, saç kurutma makineleri, yüksek buhar gücüne sahip ütü modelleri, otomatik çay makineleri, elektrikli süpürgeleri, gıda hazırlama robotları vb. küçük ev aletleri ürün çeşitlerinin yanı sıra sağlık ürünlerinin de tanıtımını yaptı.

GoldMaster Ayvaz Şef’le Züchex’te büyük ilgi gördü

 
Ünlü şef Ayvaz Akbacak, üç gün boyunca Züchex fuarında hazırladığı yemek şovlarıyla büyük ilgi gördü. Fuarın ikinci günü başlayan etkinlik ile hem misafirler hem de ziyaretçiler GoldMaster ürünleriyle yapılan yemek ve tatlıların tadına baktı.
 
GoldMaster Sultan fritözü ile patates kızartması, Bruno tost makinesinde ızgara köfte ve tost, Enerji Katı meyve sıkacağı ile elma ve havuç suyu tadımı, Elva Mutfak robotunda rende yapıldı. Mor renkli Rosa çay makinesi ile çay ikram edildi. Ayrıca, Napoli Pizza Tavası’nda noodle, bulgur pilavı, helva ve tavuk sote yemekleri pişirildi.

www.goldmaster.com.tr

Moda Ateşi Miss Poem ile Hayat Buluyor

Trikolar ve tüylü yüzeyli kumaşlar “Magic World” de bordo gibi çarpıcı renklerle harmanlanarak özel bir tarz sunuyor.

Miss Poem’in yeni koleksiyonu, tıpkı heyecan verici bir gösteri gibi göz alıcı, sıra dışı ve sirkin tüm renklerini yansıtan tasarımlar dokulu, tüylü, şardonlu, parlak yüzeyli ve kapitoneli kumaşlar ile buluşturarak Miss Poem’in 2013/14 Sonbahar-Kış Koleksiyonu “Magic World”ü oluşturuyor.

Görselliğiyle sınırları zorlayan şovlar gibi modanın sınırlarını zorlayan Miss Poem’in çarpıcı tasarımları arasında süslü elbiseler, kalem etekler, ekose kumaşlar ve motorcu ceketler 2013/14 Sonbahar-Kış koleksiyonunda öne çıkıyor.

Türkü Şöleninde Neşet Ertaş Anıldı

Söylenen türküler ile hüznün ve mutluğun bir arada yaşadığı konserde, aramızdan ayrılışının birinci yıldönümü olan Usta Sanatçı Neşet Ertaş da unutulmadı. Sanatçı, söylenen türkülerle bir kez de daha özlemle anıldı.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kalp Kapak Hastalıklarına Karşı Önleminizi Alın

Kapak hastalıkları doğuştan olmayabilir
 
Kalp kapakları normal olarak doğan çocuklarda, daha sonradan geçirilen enfeksiyonlar sonucunda kapak bozuklukları oluşabilir. Bunlar edinsel; yani “sonradan kazanılmış kalp kapak hastalıkları” olarak adlandırılmaktadır. Sonradan kazanılmış kalp kapak hastalıklarının bir bölümü ise geçirilmiş bir hastalığa bağlı olmayıp, yaşla ilgili kalp kapak bozuklukları olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Kalbiniz 4 odalı bir evdir

 
Kalbimizin günde 100 bin kez kasılarak pompaladığı kan, bu odacıklar içinde, açılan ve kapanan kapılardan; yani (kapaklardan) geçerek dolaşmaktadır. Kalbimizde bulunan 4 odadan iki tanesi küçük, iki tanesi de büyüktür. Küçük odalara kulakçık(atrıum), büyük odalara ise “karıncık” (ventrıkül) adı verilmektedir. Sol taraftaki odalar temiz kanın, sağ taraftakiler ise akciğerlere gidecek kirli kanın geçtiği odalardır. Kalbimizin sol tarafındaki küçük oda ile büyük oda arasındaki kapıya “mitral kapak”, büyük odadan çıkan kanın bütün vücuda atıldığı kapıya ise “aort kapak” adı verilir. Sağ taraftaki küçük oda ile büyük oda arasındaki kapı “triküspıd kapak”, sağ taraftaki büyük odadan kanın temizlenmek üzere akciğerler geçtiği kapı ise “pulmoner kapak” olarak tanımlanır.

Kalp kapakları saat gibi düzenli ve sistemli çalışır

 
Bu kapılar kendileri arasında belli uyum içinde çalışmaktadır. Kalbin gevşemesi esnasında küçük oda ile büyük odalar arasındaki kapılar açılır; diğer kapılar ise kapanır. Kalbimizin kasılması; yani kanın vücuda fırlatılması esnasında ise küçük odalarla büyük odalar arasındaki kapılar kapanır, diğer kapılar açılmaktadır. Evlerimizde kullandığımız kapılarda bile imalat hatası sonucu sıkışma ve kapının zor açılması gibi durumlara rastlanabilmektedir. Hatta iyi kapanamamaları veya kasalarında bozukluk nedeniyle kapıların fonksiyonlarında bozukluklar da olabilmektedir. İşte kalp kapaklarında da  kapakların doğuştan bozukluk olarak darlıklarına veya kapının iyi kapanamaması gibi kasa bozukluklarına bağlı olarak yetmezliklerine rastlanmaktadır. Bunlara doğumsal; yani “konjenital kalp kapak bozuklukları” adı verilmektedir. Bu tür kalp kapak bozuklukları anne karnında yapılacak “fetal ECHO” tetkikiyle tanı konulabildiği gibi doğumdan sonra da tanı konabilir.

Öncelikli hedef kapağı tamir etmek

 
Bazı kapak rahatsızlıkları ilaçlarla kontrol altına alınabilirken; bazı durumlarda ise cerrahi müdahale gerekebilir. Hastaya uygulanan, muayene, EKG, EKO, Anjio gibi çeşitli tetkikler sonucunda hastanın tedavi biçimine karar verilir. Hasta için cerrahı tedaviye karar verilmişse, cerrahi tedavinin ön değerlendirmesi yapılır. Buna göre kalp kapaklarına uygulanacak düzeltme ameliyatları, kapak değişimi ve kapaklar hakkında hastaya kapsamlı bilgi verilir. İstenilen cerrahi tedavi uygun olgularda kalp kapaklarının düzeltilmesi tamir edilmesi; yani kişinin kendi kapağının korunması işlemidir. Hastanın kendi kapağının korunamadığı durumlarda kalp kapaklarının değişimi gündeme gelmektedir. Kalp kapakları mekanik kalp kapakları ve biyolojik kalp kapakları olmak üzere başlıca iki çeşittir. Bazı seçilmiş olgularda “homogreft” denilen kadavra kalp kapakları da kullanılabilir. Bu kalp kapaklarının seçimi, hastanın isteğine, hastanın yandaş hastalıklarına, yaşına, çocuk isteyip istemediğine, kan sulandırıcı ilaçları kullanıp kullanamayacağına göre ameliyatı yapacak cerrah ile hasta karar vermelidir.

Hastalar doğru bilgilendirilmeli

 
Kalp kapak ameliyatı sonunda yapılan ameliyatın tekniğine bağlı olarak bazı öneriler ve ilaç kullanımı gerekecektir. Kalp kapağı düzeltme ve “bioprotez” denilen kalp kapak değişimi sonunda kişide ritim problemi yoksa kısa süreli kan sulandırıcı ilaç kullanılacaktır. Mekanik kalp kapak ameliyatı geçirenlerde kan sulandırıcı ilaç kullanımı ömür boyu olacaktır. Bu ilacın kullanım şekli ve dozu doktor tarafından ayarlanmalıdır. Bioprotez kalp kapağı takılan hastalar, bu kapakların 10-15 yıl içinde bozulma şansızlığı yaşayabilmektedir. Bu durumun yaşanabilme durumunda kişi ikinci kez ameliyat geçirebilmektedir. Bu tür olası durumlar hastanın operasyonun başında bilgilendirilmesi gereken konulardır.

Enfeksiyonlardan kaçının

Korunma aşamasında hastaların enfeksiyonlardan kaçınmaları bunun için gerekirse grip aşısı, zatürre aşısı gibi koruyucu önlemleri almaları, herhangi bir enfeksiyon durumunda doktoruyla görüşerek koruyucu antibiyotik tedavi almaları gerekmektedir. Hastaların ameliyat öncesinde en çok endişe duydukları “ameliyat sonunda eski durumumu arar mıyım” konusudur. Ameliyat sonrası çok daha kaliteli bir yaşama devam edileceği için bu tür endişelere gerek yoktur.

Kardeş Kültürlerin Festivali’ne Diva’lı Final

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de “Temel Afet Bilinci Eğitimleri’’ Başladı

Doğal afetlere karşı hazırlık amacıyla düzenlenen ve yeni yıla kadar devam edecek eğitimlerin ilki 24 Eylül Salı günü verildi. AKUT eğitmenleri tarafından verilecek eğitimler her salı ve perşembe günü saat 19:00’da Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu’nda (Novada Ataşehir AVM 4.Kat-Küçükbakkalköy) başlayacak.

Temel afet bilinci eğitimlerinin ilki Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürü Deniz Kutlu, Akut Enstitüsü Direktörü Dündar Şahin, Akut Eğitmeni Ilgar Kamacı ve Ataşehirlilerin katılımıyla gerçekleşti.

Akut Eğitmeni Ilgar Kamacı tarafından verilen eğitimlerde; afetlerle ilgili konulardaki genel tanımlamalar, olası afetlere neden olabilecek olaylar ile afetlere yönelik önlem ve hazırlık çalışmaları anlatıldı. Akut Eğitmeni Ilgar Kamacı daha sonra Ataşehirlilerin afet ve önlemler hakkındaki soruları cevapladı.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Sinüzit En Çok Nezleyle Karışıyor

Toplumda yaygın görülen bir kulak burun boğaz sistemi hastalığı olan sinüzit hakkında merak edilenleri açıklayan Prof. Dr. Hasan Tanyeri, sinüzit hakkında en sık sorulan soruları şöyle yanıtlıyor:

Sinüzit nasıl bir hastalıktır ve nasıl oluşur?

 
Yüz kemiklerinin içinde içi hava dolu odalar var, bunlara sinüs deniliyor. Yanak ve alın bölgesinde ikişer adet, burun kökünde bal peteği şeklinde ufak sinüsler bulunuyor. Bir tane de gözün arkasında, beynin altında sinüs bulunuyor. Bu sinüslerin hepsini birer oda gibi ve burnun hava alma yerini de koridor gibi kabul edersek sinüsler bu koridora açılıyor. Fakat bu kapıları normal bildiğimiz oda kapısı gibi değil hortum şeklinde düşünelim. Hortumun iç yüzeyini mukoza denilen burnun iç yüzeyini döşeyen halı oluşturuyor. Basit nezle sırasında odaların kapıları da şişiyor ve iltihaplanıyor. Nezle sırasında koridor hastalandığı için koridora açılan hortum şeklindeki açıklıkların ağzı da hastalanıyor. Böylece sinüsler havalanmadığı için sinüzit olunuyor.  Ancak sinüzit, nezle geçince ve burun koridorunun iltihaplanması ortadan kalkınca düzeliyor. Nezle ilaçla bir haftada geçiyor, ilaç kullanmayıp kendinize iyi bakarsanız da bir haftadan uzun sürmüyor. Dolayısıyla insanlar nezle sırasında bir dereceye kadar sinüzit geçiriyor. Hastaların burun ve geniz akıntısıyla beraber yüzlerinde ağrı ve doluluk hissetmeleri sinüzit geçirdiklerinin ifadesidir.
 
Sinüzitin belirtileri nelerdir?
 
Burun ve geniz akıntısı, öksürük, balgam, yüzde bu odalara karşılık gelen bölgelerde, yanaklarda, göz çukurlarında ağrı ve hassasiyet, alında ve burun kökünde ağrı, genel baş ağrısı, kırgınlık, halsizlik gibi şikayetlerdir.
 
Başka hastalıklarla karışıyor mu?
 
Nezle ile karıştırılabiliyor. Herkesin yılda bir defa nezle geçirmesi normaldir. Bu nedenle nezle geçirdiği sırada hastanın sinüzit türü şikayetlerinin olmasını normal karşılıyoruz. Ancak bu şikayetlerin nezle geçtikten sonra tamamen ortadan kalkması gerekiyor. Eğer şikayetler devam ediyorsa sinüzitten şüphe edilir. Doktor muayene sırasında sinüzite ait bulgu görür, hastayı tedaviye alır. Ya da sinüzite ait bir bulgudan şüphelenip yüz tomografisiyle tanıyı kesinleştirir.
 
Sinüzitin nedenleri nelerdir?
 
Hastalığın nedenleri arasında üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerji önemli yer tutuyor. Burnun içinde halıya benzeyen ve mukoza dediğimiz bir tabaka var. Bu tabakanın alerji nedeniyle uzun süre şiş kalması sinüs havalanmasını bozuyor ve sinüzite yol açıyor.  Ayrıca deviasyon dediğimiz burun orta bölmesinin eğrilikleri sinüs ağzında havalanma bozukluğuna yol açıyor ve sinüzit gelişiyor. Burun alerjilerinin bazısında burun mukozasında dışarı balonlaşmalar oluyor. Bu balonlaşmalar doktorların burun eti olarak tariflediği “polip” denilen yapılardır. Polipler burnun içini üzüm salkımı gibi doldurup sinüslerin ağzını tıkayıp sinüzite yol açabiliyor.
 
Kaç çeşit sinüzit var?
 
Akut ve kronik olmak üzere iki çeşit sinüzit var.
 
Akut sinüzit: Nezleden sonra burna açılan kapakların ağzındaki tıkanıklık geçmiyor ve yüz kemiklerinin içindeki odalarda iltihap birikiyor. Bu iltihap burada yerleşik duruma gelebiliyor buna da akut sinüzit diyoruz. Kullanılacak antibiyotik, burun içi spreyler, ağızdan alınan ve kalın akıntıyı sulandıran haplarla rahatlıkla tedavi edilebiliyor. 
 
Kronik sinüzit: Akut sinüzit atakları (tamamen ilaç tedavisiyle düzelebilen) bu atakların sıklığı ve şiddeti artarsa, burun içerisindeki koridora hortumlarla açılan sinüslerin ağzı ilaçla düzelmeyecek derecede tıkanırsa kronik sinüzit oluyor. İlaçla düzelmiyorsa, 6-8 haftadan fazla sürüyorsa kronik sinüzitten bahsediyoruz.
 
Toplumda akut sinüzit oranı mı daha fazladır kronik sinüzit mi?
 
Böyle resmi bir rakam yok, ancak akut sinüziti olanların oranı daha fazladır. Çünkü dünyada nezle geçirmeyen insan yoktur, her nezle geçiren kişide de geçiçi bir sinüzit hali olabilir. Akut sinüzitler yerleşik hale gelir, 6-8 haftayı geçerse kronik sinüzitten bahsedilebilir.
 
Neden bazı kişilerde sinüzit akut seyrederken, bazılarında kronik olur?
 
Kişinin burun etlerinin normalden büyük olması, burnun orta duvarının düz olmayıp sağa veya sola doğru eğri olması, bu eğriliklerin arka boyutlarının, sinüs ağızlarını tıkaması; bu bölgelerin hastalık sonrası yani basit bir nezle ve akut sinüzit sonrası kendisini toparlamasına engel olacaktır. Burun içinde deviasyonlar, burun etlerinin büyüklüğü akut sinüziti kolaylaştırır. Burnun içinde anatomik bozukluk yoksa, burun içini döşeyen halı (mukoza) bazı nedenlerle normalden daha fazla şişmişse bunun en önemli nedeni alerjidir, bu da burun içi havalanmasını azaltır. Akut sinüzitin kronik sinüzite dönüşme olasılığı artar. İkinci bir neden hastada hiç alerji olmaksızın, 21’inci yüzyılın dayattığı şartlar, teknoloji adına yaptığımız atmosferdeki değişiklikler nedeniyle oluşan sorunlardır. Yani yaşadığımız şehirdeki havanın kirliliği, endüstriyel atıklar, egzoz gazlarının etkisiyle insanlar alerjiye, sinüzite daha yatkın hale geldi. Tüm bu koşullar da aşırı reaksiyona yol açıp burun içindeki yapıları şişiriyor ve problem çıkıyor.

Okul Çocuklarını Hastalıklardan Koruyacak 10 Öneri

Çocukların sık yaşadığı hastalık, soğuk algınlığı

Özellikle okul çağındaki çocukların sıklıkla yaşadığı soğuk algınlığında virüsler salgı, direkt temas veya soluma yoluyla bulaşıyor. Çocuklar yılda 6-8 defa, yetişkinler ise 2-4 defa soğuk algınlığına yakalanıyor. Hastalık, soğuk algınlığı, boğaz ağrısı ve kaşıntısı ile başlıyor, ardından burun tıkanıklığı ve akıntısı ile devam ediyor. 4 ve 5. Günlerde en şiddetli hali yaşanırken soğuk algınlığı genelde 1 hafta içerisinde geçiyor. Ateş 3 günden uzun sürmüşse veya düşmüşken tekrar yükselmişse bakteriyel bir enfeksiyon olabileceğinden doktor kontrolü gerekiyor. Antibiyotiklerin virüslere bir etkisi olmadığı için tedavide kullanılmasına gerek yoktur.

Tedavi edilemeyen boğaz enfeksiyonları kalp romatizması nedeni olabiliyor

Ateş, halsizlik, iştahsızlık, boğaz ağrısı ve ses kısıklığı ile başlayan boğaz enfeksiyonlarında zaman zaman baş ve karın ağrısı ile kusma da yaşanabiliyor. Virüs ve bakterilerin neden olduğu bu hastalıkta bakterilere bağlı hastalığın teşhisi ve tedavisi için çocuğun mutlaka doktor kontrolünde olması ve gerekiyorsa antibiyotik kullanması gerekiyor.  Çünkü iyi tedavi edilmeyen bakteriye bağlı bazı boğaz enfeksiyonlarında kalp romatizması riski doğabiliyor. Ayrıca sonrasında orta kulak iltihabı, sinüzit, bademcik arkasında veya yanında abse ve lenf bezlerinin iltihabı gibi sorunlara da neden olabiliyor.

Geçmeyen ateş ve burun akıntısının nedeni sinüzit olabiliyor

Çocuklarda ateş, burun akıntısı gibi üst solunum yolu enfeksiyonları belirtilerinin bir haftadan uzun sürmesi sinüzit nedeniyle olabiliyor. Sinüzitte kötü ağız kokusu yüz ve baş ağrısı göz çevresinde şişme gibi belirtiler yaşanıyor. Bu belirtilerin görüldüğü durumlarda doktora tekrar başvurulmalı. Tedavisinde doktor kontrolünde antibiyotikler ve şikayete göre rahatlatıcı ilaçlar kullanılması gerekiyor.

Sıklığı azalsa da zatürre hala önemli bir sağlık sorunu

Yeni aşıların gelişmesiyle her ne kadar son yıllarda sıklığı azalsa da zatürre hala okul dönemi çocuklarının yakalandığı hastalıklar arasında yer alıyor. Akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan hastalık çoğu zaman üst solunum yolu hastalığı bulgularıyla başlıyor.  Öksürük solunum sıkıntısı, göğsün yan kısmında ve karında ağrı olabiliyor. Bu şikayetlere zaman zaman kusma da eşlik edebiliyor. Hastalığın seyrine, bulgularına ve tetkiklere göre çocuğun mutlaka doktor kontrolü altında olması gerekiyor. 

Okul çağındaki çocukları hastalıklardan koruyan 10 öneri

1-Çocuklarınıza genel hijyen kurallarına uymalarını ve sık sık ellerini yıkamalarını öğretin.

2-Özellikle sonbahar ve kış aylarında çok kalabalık ortamlara gitmeyin. Çocuğunuzun gireceği kalabalık ortamların yeterince havalanmasını sağlayın.

3-Beslenmelerine özen gösterin. Protein, karbonhidrat ve yağlardan dengeli bir şekilde yedirilmelidir. Meyve ve sebze tüketiminin yanı sıra diyetlerinde haftada 1-2 defa balık bulunması gerekiyor.

4-Çocuğunuzun bulunduğu ortamda sigara içilmesine izin vermeyin.  Sigara, çocuklarının solunum sistemlerinde mikropların dışarı atılmasını sağlayan mekanizmayı bozuyor.

5-Aşılarını zamanında yaptırın. Aşılar, bağışıklık sisteminin mikroplara karşı her zaman hazırlıklı olmasını sağlıyor.

6-Süt çocukluğu döneminde mutlaka emzirin. 

7-Sonbaharda grip aşısı yaptırın.

8- Çocuğunuzu mümkün olduğu kadar abur cuburdan uzak tutun. Eğer yiyorsa da mutlaka sınırlar koyun.

9-Yüksek ateş ve bulaşıcı bir hastalığı olan çocuğunuzu doktorun önerisiyle okula göndermeyin. 

10-Öksürük veya burun akıntısı gibi durumlarda okula göndermemek yerine çocuğa virüsü yayabilecek hareketlerden kaçınmayı öğretin. Hapşırırken ve öksürürken elleriyle değil mendille ağız kapama vb.

Sallanacak Vakit Yok

Ataşehir’de afetle mücadele iki koldan yürütülüyor: Ataşehir Belediyesi, geçen yıl ilçede Akut Eğitim ve Araştırma Enstitüsü’nün yanı sıra Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) gibi önemli bir merkezin kurulması için karar aldı. Bu karar doğrultusunda oluşturulan AKOM ekibi, faaliyetlerini uzun süre Ataşehir Belediyesi bünyesinde sürdürdü, öncelikli olarak Ataşehir’in makro ve yerel afet-acil durum planları hazırlandı. AKOM, Doğu Ataşehir’deki binasında hizmet vermeye başladı. 
 
AKOM ve Akut Eğitim ve Araştırma Enstitüsü işbirliğiyle, ilçedeki tüm okullarda ve kamu kurum ve kuruluşlarında da temel afet bilinci eğitimi verilecek ve  ilçede profesyonel arama-kurtarma ekipleri oluşturulacak.
 
Afet Yönetimi ve Afete Hazırlık çalışmalarının en üst düzeyde yürütüleceği Ataşehir AKOM binası son teknolojiyle donatıldı. AKOM’un  ilk çalışmalarından biri,  GIS (Geographic Information System) tabanlı Ataşehir Afet Bilgi Sistemi (ABİS) oldu.  Bu sistem www.atasehir.bel.tr  üzerinden paylaşıldı. ABİS ile ilçeye ait afet planları ve jeoloji haritaları görüntülenebiliyor ve en kısa yol analizleri yapılabiliyor. GSM operatörleriyle yapılacak protokollerle kesintisiz iletişim için olası afette toplanma ve çadır kurulacak yerlerin haberleşme altyapıları güçlendirilecek, afet riskinin azaltılması için AR-GE faaliyetleri uygulanacak, deprem dışında da tüm acil durum hazırlık ve müdahale çalışmaları merkezde yürütülecek.
 
24 Eylül’den itibaren tüm halkımıza ücretsiz olarak verilecek “Temel Afet Bilinci Eğitimleri” hakkında detaylı bilgi için çağrı merkezimizi arayabilir, akom@atasehir.bel.tr adresinden ya da facebook.com/AtasehirAkom ve twitter.com/AtasehirAkom hesaplarından bize yaza bilirsiniz.
 
Yer: Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu (Novada Ataşehir AVM 4.Kat-Küçükbakkalköy)
İlginize şimdiden teşekkür ederiz.
Katılım 15 kişiyi geçtiğinde, talebiniz doğrultusunda araç tahsis edilecektir.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Alzheimer’a Karşı 3 Yol

Alzheimer, bellek ile bilişsel işlevlerde ilerleyici bir kötüleşmeyle seyrederek zamanla hastanın günlük işlevlerini bile yerine getiremeyecek konuma gelmesine ve zamanla yatağa bağımlı olmasına neden olabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Nöroloji uzmanı Dr. Nebahat Bilici, Alzheimer’in ortaya çıkması  engellenemese de, erken dönemde yakalandığında ilaç tedavisi ve yaşam alışkanlıklarındaki değişiklikler sayesinde bu sürecin oldukça yavaşlatıldığına dikkat çekerek, “Alzheimer’in hızlı ilerlemesinin en etkili yolu da; bol bol kitap okumak, düzenli spor yapmak ve yeni hobiler edinmekten geçiyor.” dedi. 

İlk belirtisi 30-40 yaşlarında başlayabiliyor

Yeni bilgiler edinmek için eskiden herhangi bir dosyayı veya kitabı bir kez okumanız yeterli olurken, öğrendiğiniz bilgileri unuttuğunuz için artık tekrar gözden geçirmek zorunda mı kalıyor musunuz? Bu tür basit unutkanlıklarınızı hafife almayıp, mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmanızda fayda var. Çünkü özellikle 30-40’lı yaşlarda başlayan ve genellikle ‘iş yoğunluğundan’ veya ‘strestendir’ diyerek geçiştirilen basit unutkanlıkların aslında Alzheimer hastalığının ilk uyarı işareti olabileceğine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Nebahat Bilici, “Ancak iş ve sosyal yaşamda henüz ciddi bir gerileme olmadığı için hastalığın ilk belirtisi genellikle gözden kaçabiliyor.” diyor.

HASTALIK ÜÇ AŞAMADA GELİŞİYOR

Alzheimer erken dönem, orta dönem ve ileri evre olmak üzere 3 aşamada gelişiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Nebahat Bilici hastalığın aşamalarını şöyle anlatıyor:

1.Evre: Basit unutkanlıklar ortaya çıkıyor

Unutkanlık yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görüldüğü için ‘erken evre’, genellikle gözden kaçırılıyor. Erken evrenin ilk belirtisi, basit unutkanlıklar. Önce beynin kayıt işlevi olumsuz etkileniyor. Hasta yeni bilgileri öğrenmekte zorlanıyor ve yakın dönemde yaşadığı olayları unutuyor. Mantık yürütme ile entelektüel becerisi de bozulmaya başlıyor, bunun sonucunda kendini yavaş yavaş sosyal hayattan izole ediyor.

2.Evre : Yakın geçmişi unutuyor, kelime hazinesi azalıyor

Orta evrede yakın dönem hafıza yeteneği belirgin derecede bozulduğu için hasta aynı soruyu defalarca sorabiliyor. Zaman ve mekansal bellek de bozulmaya başlıyor; hasta bulunduğu ortamda kaybolabiliyor ve sık sık ‘biz neredeyiz?’ sorusunu yöneltiyor. Mantık yetisi de bozuluyor ve hemen hiçbir konuda karar veremez hale geliyor. Orta dönemde en çok dikkat çeken şey ise dil işlevinin bozulması: Hasta ilk dönemler kelimeleri bulmakta zorlanıyor. Zamanla kelime hazinesi azalıyor ve daha az kelimelerle, basit ve kısa cümleler kurmaya başlıyor.

3.Evre: Bakıma muhtaç oluyor

Üçüncü evrede hastanın beyni artık hiçbir kayıt yapamaz hale geliyor. Sadece yakın geçmiş değil, yıllar öncesinde yaşananlar da hafızadan silinmeye başlıyor. Dil işlevlerinde ciddi bir bozulma oluyor; hasta ‘tek tük’ kelimelerin dışında konuşamıyor ve söylenenleri anlamıyor. Yemek yemek, yürümek, alışveriş yapmak ve yıkanmak gibi günlük işlevlerini tek başına yapamıyor, bakıma ihtiyaç duyuyor. Zamanla yatağa bağımlı hale gelebiliyor.

Hafif bellek bozukluğunda: Hastalığın hızla ilerlemesini önlüyor

Alzheimer   günümüzde tedavisi olmayan bir hastalık. Bu yüzden tedavide hedef hastalığın hızla ilerlemesini  engellemek ve hastanın yaşam kalitesini artırmak. Nöroloji Uzmanı Dr. Nebahat Bilici hafif bellek bozukluğunda ilaç tedavisi ile zihinsel performansı artırmak için uygulanan zihinsel ve bedensel egzersizlere başvurulduğunu belirterek, “Hasta bu tedavilerini aksatmazsa, elde edilen ek zihinsel kapasite sayesinde, Alzheimer demans'a gidiş oldukça geciktirilmiş oluyor.'' diyor.

Orta ve geç dönemde: Yaşam kalitesi yükseltiliyor

Orta ve geç dönemde ise ilaç tedavisiyle hastalığın yol açtığı uykusuzluk, huzursuzluk, aşırı şüphecilik ve depresyon gibi sorunların şiddeti hafifletilebiliyor. Böylece hasta ve hasta yakınlarının yaşam kalitesinin yükselmesi sağlanıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Nebahat Bilici hastanın bu dönemde kendisine zarar vermemesi için son derece dikkatli olunması gerektiği uyarısında da bulunarak alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: “Hastanın kendisine zarar vermesini önlemek için evde uygun koşullar sağlanmalı. Örneğin kapı kilitli tutulmalı, balkon- pencere kapalı tutulmalı. Çünkü hasta, düşebilir veya dışarı çıkıp kaybolabilir. Hastanın erişebileceği noktalarda bıçak ve çatal gibi kesici aletler bulundurulmalı ve düşmesini engellemek için merdivenlere dikkat edilmeli. Hastanın kaybolduğunda kolayca bulunabilmesini sağlamak için de üzerinde adres ve isminin bulunduğu künye takılmalı.”

Bol bol kitap oku, yeni hobiler edin!

Dr. Nebahat Bilinci, kişinin zihinsel performansını ne kadar çok geliştirirse bu hastalığı yakalanma riskinin de o kadar düştüğünü belirterek şu önerilerde bulunuyor:

•Bol bol kitap okuyun ve bilmece çözün,

•Yeni hobiler edinin ( müzik aleti çalmak, resim yapmak, yabancı dil gibi)

•Sosyal hayata daha fazla karışın,

•Rutin alışkanlıkların dışına çıkın, örneğin işe her gün aynı yoldan değil, daha farklı yollardan gidin.

•Zihinsel performansın artmasında çok etkili olduğu için açık havada en az 3 gün 40’ar dakika yürüyüş gibi ağır olmayan egzersizler yapın.

Genetik etkenler riski 2 kat artırıyor

Nöroloji Uzmanı Dr. Nebahat Bilici, Alzheimer’ın oluşmasında en önemli riskin ilerleyen yaş olduğunu belirtiyor. Hastalık 65 yaşın üzerinde pik yapıyor ve her 5 yılda bir risk 2 kat artıyor. Genetik etkenler de Alzheimer’ın gelişiminde önemli bir rol oynuyor. Özellikle 1. derece akrabalarda bunama sorunu varsa risk 2 kat yükseliyor.

Atık Pilleri Toplama Kampanyasında Geri Sayım Başladı

Atık Pilleri Toplama Kampanyası kapsamında atık pil toplama makinesine atılan her pil karşılığında 10 puan değerinde bir kupon alınıyor. Kuponların toplamı belirlenmiş puan değerlerine ulaştığı zaman belirli hediyeler kazanıyor. 1500 adet atık pil toplamayı başaran kişiyi en büyük hediye olan oyun konsolu (Play Station Portable) bekliyor.

Kampanyanın ikinci bölümüne katılarak ödüllere talip olanların 30 Eylül 2013’e kadar atık pil toplama makinelerinin yer aldığı; Ataşehir Belediyesi, Ataşehir Migros, Palladium, Optimum, Brandium, Carrefour ve Novada alışveriş merkezlerine giderek, bu merkezlere yerleştirilen makinelere pillerini atıp karşılığında kuponlarını almaları ve daha sonra bu kuponları Ataşehir Belediyesi’ne getirmeleri gerekiyor. Hediyeler, kuponlar alındıktan sonra tutanak karşılığında teslim edilecek.

Kazanılacak hediyelere karşılık gelen atık pil sayıları şu şekilde;

PSP ( Play Station Portable): 1.500
Fotoğraf makinesi: 500
Mp3Çalar: 200
Kulaklık: 150
Flash Bellek(8gb): 100

 
Kaynak: Ataşehi Belediyesi

Sudece Kuaför

Yenişehir Mah Barajyolu Cad.Battalgazi Sok.Asker Apt.No/4 Ataşehir

Ali Konak

0216 456 93 56

Ataşehir’de Gülşen Ruzgarı Esti

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Burundan Aldığınız Nefes Size Yetmiyorsa

Ağız solunumu hasta ediyor

Sağlıklı bir yaşam için öncelikle nefesin burundan alınması gerektiği bilinmelidir. Ancak burunlarındaki hava akımı yapısal ya da işlevsel bozukluklardan ötürü yetersiz olan insanlar, farkında olmadan ağız solunumu yapmaktadırlar. Bu durum da, boğaz rahatsızlıklarına davetiye çıkarmaktadır. “Boğaz” adı verilen bölge, burun boşluğumuzun devamı olan geniz bölgemizle gırtlak arasında yer alıp, bu iki boşluğu birleştiren dik yerleşimli bir köprüdür. Ayrıca ağız boşluğumuzun devamı da boğaza açıldığı için üçlü bir kavşak gibidir. Kaslarla çevrili bir yapıya sahiptir. Bu kaslar yutkunurken kasılarak boğazdaki içeriğin aşağı doğru itilmesini ve yutulmasını sağlar. İç yüzeyi ise mukoza dediğimiz özellikli bir örtü dokusuyla kaplıdır.

Enfeksiyonun şiddeti boğaz ağrısını belirler

Boğazda ağrı hissi iç yüzeyini örten mukoza dokusundan kaynaklanır. Boğazımızın maruz kaldığı hastalık yapan ya da tahrişe sebep olan etkenler, mukozada şişliğe ve “enflamasyon” adı verilen özel bir duruma yol açar. Bu durum, karşılaşılan olayın şiddetiyle orantılı olarak boğaz ağrısına sebep olur. Bu ağrı sadece yutkunurken ya da konuşurken olabileceği gibi süreklilik de gösterebilir. Buna neden olan etkenler şöyle sıralanabilir:

•Virüs, bakteri ve diğer mikropların neden olduğu yeni ve eski (kalıcılaşmış) enfeksiyonlar

•Tütün ürünleri

•Tahriş edici gazlar, dumanlar

•Aşırı sıcak- soğuk, sert yapılı ya da asitli yiyecek- içecek

•Sürekli ve dinlenmeden konuşmak

•Yabancı cisimle zedelenmeler (Ceviz kabuğu v.s…)

•Su ve sıvı tüketme alışkanlığında eksiklik

•Burun tıkanıklığı nedeniyle ağızdan nefes alıp, verme

•Mide asidinin boğaza ulaşıp tahriş etmesi

Tuzlu su ile gargara anlık bir çözümdür

Boğaz ağrılarında esas tedavi şekli, sebep olan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Ancak bu süreci atlatırken de kişi ağrıya katlanmak zorunda kalmaması için doktor kontrolünde ağrı kesici ilaçlar kullanabilir. Tuzlu su ile gargara yapmak o anlık olarak boğaz ağrılarına İyi gelebilir; ancak boğaz ağrınızın tuzlu su gargarasıyla kesilmesi ya da azalması iyileştiğiniz anlamına gelmez. Boğaz spreyleri doktor kontrolü dışında kullanılmamalıdır. Boğaz spreylerinin bağımlılık yaratması söz konusu değildir.

Sık tekrarlıyorsa ihmal etmeyin

Boğaz ağrısı en sık üst solunum yolları enfeksiyonlarıyla karşımıza çıkar. Bunun sıkça yaşanması halinde ise bu sıklığa sebep, yapısal ya da işlevsel bir bozukluk olabilir. Bu araştırılması gereken bir durumdur. Ağrılar süresine, nedenine ve şiddetine göre değişkenlik gösterebilir. Hatta boğaz ağrısına sebep olan hastalığınızın hangi aşamasında olduğunuza göre de değişmektedir. Bunun için birkaç saati geçen boğaz ağrıları önemsenmelidir.

Sigara boğazın bir numaralı düşmanıdır

Sigaranın insan sağlığına etkileri sıralamakla bitmez. Sigara, içeriğindeki bini aşkın zararlı ve tahriş edici yabancı maddeleri ile boğaza her nefes alış ve verişte doğrudan saldırır. Bunun yanı sıra; kanser için zemin hazırlar, boğaz yüzeyinde tahriş ve temizleyici özellikteki mikroskobik yapılarda bozulmaya yol açar, koruyucu salgıları kurutur uzun vadede üretimini azaltır, enfeksiyonu kolaylaştırır, sıcak etkisiyle damar yapısını bozar, yüzey mukozasını travmatize eder kalınlaşmasına yol açar ve özelliğini kaybettirir.

Ataşehir Belediyesi ile Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı (TSÇV) Kadınlar İçin El Ele

Ataşehir Belediyesi Cemal Süreya Sergi Salonu’nda 17 Eylül Salı günü düzenlenen sertifika törenine; Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman ile İlhami Yılmaz, Ataşehir Belediyesi Sosyal Yardım İşler Müdürü Duygu Övür, TSÇV Genel Direktörü Nigar Evgin ve TSÇV Yaratıcı Sanatlar Terapisti Nilgün Türkcan da katıldı.

“Farkına vardım, kendimi sevdim”

Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı İlhami Yılmaz, sertifika töreninde yaptığı konuşmada, belediye olarak bu projede yer aldıkları için mutlu olduklarını dile getirerek, kadınların yaşamda var olabilmeleri için bu ve buna benzer projelerin büyük önem taşıdığını söyledi. TSÇV Genel Direktörü Nigar Evgin ise, “Ataşehir Belediyesi’ne bu projeye verdiği destekten dolayı teşekkür ederim. Ataşehir Belediyesi ile yaptığımız bu projenin çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Yaratıcı Sanatlar Terapisti Nilgün Türkcan da terapinin katılımcılara yaşamın pozitif yönlerini görmelerine olanak tanıdığını, katılımcıları yaşama karşı cesaretlendirdiğinin altını çizdi. Yaratıcı Sanatlar Terapisi Programı’na katılan Yasemin Koçyiğit de proje sayesinde yeteneklerinin farkına vardığını, kendisini sevebilmeyi öğrendiğini söyledi. Konuşmaların ardından “Ayna Ayna Söyle Bana” isimli Yaratıcı Sanatlar Terapisi Programı’na katılan 45 kadın sertifikalarını, Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman ile İlhami Yılmaz’ın elinden aldı.

Sertifika programından sonra katılımcılar, Fotoğraf Sanatçısı Ahmet Gül tarafından çekilen etkinlik fotoğraflarından oluşan sergiyi gezdiler. Sergiyi gezenler, fotoğraflarda kadınların cesaretlerine ve duvarlarını yıkma serüvenlerine tanıklık ettiler.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kulak Çınlaması Neyin Habercisi?

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Başhekimi, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. M. Engin Çakmakçı kulak çınlamasının hangi hastalıklara işaret ettiğini anlattı.
 
Kulak çınlaması nedir? Tıp dilinde ‘tinnitus’ olarak adlandırılan kulak çınlaması, gerçekte tek başına bir hastalık değil, belirti. Kişinin, ortamda var olmayan sesleri kulağında veya kafasının içinde duyması olarak tanımlanıyor.

Hangi yakınmalara yol açıyor?

 
Çınlamalar süresine, şiddetine ve şekline göre de tarif edilebiliyor. Bu ses sürekli olabileceği gibi, pulsatil yani nabız tarzında ya da aralıklı olarak duyulabiliyor. Çınlamanın şiddeti de farklılıklar gösterebiliyor. Kişinin duymasını bozacak derecede şiddetli olabileceği gibi, sadece sessiz ortamda da duyulabiliyor. Çınlama sesleri şekline göre tek bir tonda ya da kompleks sesler şeklinde de olabiliyor. Daha çok tiz tonlarda olan çınlama sesi, hastalar tarafından genellikle zil sesi, uğuldama, rüzgar sesi, dalga sesi, motor gürültüsü, sinek vızıltısı, ıslık sesi, elektrik akımının çıkardığı ses, televizyonun vınlaması, çekirge ya da cırcır böceği sesi gibi pek çok şekilde tanımlanıyor. Çınlamaların büyük çoğunluğu subjektif (öznel) oluyor. Bu çınlama türü, hasta dışında kimse tarafından duyulamıyor, tarif edilemiyor. Genellikle kulak ve işitme sinirini ilgilendiren sorunlar ile boyun ve baştaki bazı hastalıklar nedeniyle oluşuyor. Nadir görülse de, yakınındaki bir kişi tarafından da duyulan objektif (nesnel) çınlamalar da oluyor. Bu çınlamalar damarlarla ilgili sebepler (ateroskleroz, anevrizma gibi) ve nöromüsküler sebeplerden (yutak ve geniz arasında bulunan bazı kasların istemsiz kasılması yani seğirmesi) kaynaklanabiliyor. Bu tür hastalarda omzun, başın veya çenenin hareketi ile çınlama şiddeti ya da şekli değişiklik gösterebiliyor.   Görülme sıklığı yaşa göre değişiyor mu? Kulak çınlamaları çocuklar dahil olmak üzere her yaşta görülebiliyor. Toplumda görülme sıklığı yüzde 10-15 arasında olan kulak çınlaması, 40 yaşından sonra artarak, 55-65 yaş aralığında daha da belirgin hale geliyor. En yaygın 65-79 yaş grubunda görülen bu rahatsızlık, 80 yaşından sonra azalmaya başlıyor. Özellikle 55-65 yaş grubunda olan her beş kişiden birinde kulak çınlaması görülebiliyor. Sosyal yaşamı bozacak derecede ciddi çınlaması olan hastaların oranı ise yüzde 0.5. Genellikle erkeklerde kadınlara oranla biraz daha fazla görülen kulak çınlamasının sebebi ise erkeklerin çalıştıkları işlerde, kadınlara göre daha fazla gürültüye maruz kalmaları olabiliyor.  Bu durum günlük yaşamı nasıl etkiliyor? Sürekli kulak çınlaması; sinirlilik, huzursuzluk, yorgunluk, uykuya dalmada zorluk ve bazı durumlarda klinik depresyona bile neden olabiliyor. Özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı ve davranış bozukluğu olarak kendini gösteriyor. Çınlama sürekli hale geldiğinde, özellikle beyin ile ilgili hastalıklar olabilir endişesiyle, kişiler doktora başvuruyorlar.  Risk faktörleri neler? Bazı faktörler kulak çınlamasına neden olabiliyor ya da şiddetini artırıyor. Özellikle hipertansiyon ve geçmişte sigara kullanımı ile kulak çınlamasının ortaya çıkması arasında doğru orantılı bir ilişki bulunuyor. Ayrıca günümüzde gençlerin kullandığı ve yüksek sesli müzik dinledikleri kulaklıkların iç kulakta yarattığı ‘akustik travma’ da kulak çınlamasının önemli hazırlayıcıları arasında sayılıyor.  Kulak çınlaması hangi hastalıkların belirtisi? Pek çok etken ya da hastalık, kulak çınlamasının sebebi olabiliyor. Kulak çınlamasının mekanizması henüz tam olarak bilinmese de, özellikle iç kulakta işitmeyi sağlayan iç ve dış tüylü hücrelerin yıpranmasına bağlı olduğu kabul ediliyor. Diğer yandan kulak ve işitme siniri dışındaki sebeplerde, beyin sapındaki işitme çekirdeğinde çaprazlaşan sinir liflerinin bu sorunun ortaya çıkmasında pay sahibi olduğu da düşünülüyor. Kulak hastalıkları geçici, aralıklı veya kalıcı çınlama sebeplerinin başında geliyor. Özellikle iç kulak tipi işitme kayıplarında kulak çınlaması yüzde 80 oranında görülüyor. Kulak çınlaması olan hastaların yüzde 8’inin işitmesi normal oluyor. Ancak işitme kaybı arttıkça çınlama oranı da artıyor. Alerjik nezle, geniz eti, sinüzit, diğer nezleler gibi burun tıkanıklığı ve geniz akıntısına sebep olacak her şey kulak problemine de yol açabileceği için çınlama nedeni olabiliyor. Dış kulak yolunu tıkayan kirler, orta kulak enfeksiyonları, seröz otit denen ve sıklıkla çocuklarda görülen orta kulakta negatif basınç ve sıvı birikimi ile gelişen durumlar, kulak zarı delinmeleri, kulağa olan künt travmalar ile çene eklemi ağrı sendromu ve hastalıkları da çınlama nedenleri arasında sayılıyor.  Ne zaman doktora başvurmak gerekiyor? Kulak çınlaması süreklilik kazanmışsa, baş dönmesi eşlik ediyorsa ve özellikle tek taraflı ise bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmak gerekiyor. Kulak çınlamasının şiddeti artmışsa, günlük yaşantıyı ve iletişimi bozacak konsantrasyon problemi oluşturur hale gelmişse mutlaka tedavi edilmesi öneriliyor.“Yapılan çalışmalar, 4 yıldan az olmamak kaydıyla, her gün 10 dakika ve daha fazla cep telefonu ile konuşanlarda kronik kulak çınlamasının katlanarak arttığını gösteriyor.”  Kesin tanı nasıl konuluyor? Hastanın öyküsü ve muayene bulguları önem taşıyor. Bu bilgiler kulak çınlamasına neden olabilecek hastalık hakkında önemli ipuçları verebiliyor. Yapılacak işitme testleri ve MRI gibi radyolojik testler ise tanıda yardımcı oluyor. Beyin sapı uyarılmış potansiyellerinin ölçümü (ABR) de bazı durumlarda yol gösteriyor. En önemli konu ise altta yatan, ileri tedavi gerektirebilecek ve bu tedavi ile çınlamayı ortadan kaldırabilecek bir hastalığın saptanması. Ancak nicel olarak tinnitusun varlığını ortaya koymak zor oluyor. Objektif tinnitusta, yaygın olarak kullanılmasa da dışarıdan verilen ses frekansı ile şiddeti (dB), çınlama frekansında ve 5 dB daha yüksek ise çınlama duyulmuyor. Bu da çınlamanın frekans ve şiddetinin saptanmasını sağlıyor.  Kulak çınlaması tedavi edilebiliyor mu? Subjektif tinnitusun tedavisini kesin olarak sağlayacak ilaç henüz bulunamadı. Çınlamaya neden olabilecek etkenlerin ortadan kaldırılması, altta yatan sebebin saptanması ve ardından bu sebebin tedavi edilmesi gerekiyor. Hiçbir sebep bulunamamışsa şikayetlerin azaltılmasına yönelik ilaçlar kullanılıyor. Tedavinin ardından sigara, alkol ve kafeinden uzak durmak, yüksek sesli ortamlardan sakınmak, bazı ilaçları mecbur kalmadıkça kullanmamak da rahatsızlığın ortadan kalkmasına yardımcı oluyor.  KULAK ÇINLAMASINDAN KORUNMANIN YOLLARI

•Yüksek şiddetteki gürültüden (70-90 dB arasında sürekli bir ses veya 100 dB üzerindeki patlar tarzdaki seslerden) akustik travma yaratabileceği için uzak durulmalı.

•Çınlamaya yol açabilecek ilaçlar, eğer çok gerekli değilse kullanılmamalı.

•Hipertansiyon ve diyabet tedavi edilmeli.

•Fazla tuzlu yiyeceklerden uzak durulmalı ve kan basıncı düzenli şekilde kontrol ettirilmeli.

•Daha hareketli bir yaşam tarzı benimsenmeli. Çünkü hareketli yaşam, kan dolaşımının daha iyi düzenlenmesini de sağlıyor.

•Sensorinöral işitme azlığı yapabilecek kolesterol ve trigliserid yüksekliği için diyet uygulanmalı.

•Kulakta çınlamaya yol açabilecek hastalıklar (Meniere hastalığı, buşon, eksternal otit, tümörler) tedavi edilmeli, östaki disfonksiyonu ve alerjik hastalıklar için uygun tedavi yapılarak orta kulak havalanması artırılmalı. 

Avia Kamyonlarında 4×4 Offroad Farkı

Avia yetkilileri tarafından yapılan açıklamaya göre 4×4 modeller özel sipariş üzerine satışa sunulması planlanmaktadır. Şase boyu seçeneği olarak en uzun S tipi (6850mm) ve G tipi (7450mm) haricinde daha kısa şase boyu seçenekleri olan N, L ve E tiplerinde opsiyonel olarak sunulması düşünülmektedir. Yine 4×4 seçeneği Avia' nın sadece 12 tonluk kamyonu olan D120 modelinde opsiyonel olarak sunulacaktır.
 
AVIA HAKKINDA
 
Modeller

Kategorisinde 7.5, 10 ve 12 Ton olmak üzere 3 farklı tonajda yataklı, yataksız ve körüklü olmak üzere 5 tip şase seçeneği bulunmakla beraber şase yapısıyla da sınıfının en dayanıklı kamyon markalarından biri olan AVIA havalı koltuk, ABS ve klima donanımları ile ev konforunda şehir içi ya da şehirler arası seyahat yapma olanağı sunmaya devam etmektedir. Ulubaşlar Holding bünyesindeki Ulucar Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünde ülkemizin yol şartlarına uygun olma niteliği ile özel olarak dizayn edilen AVIA Avrupa’ nın önde gelen diğer kamyon üreticilerinin de kullanmakta olduğu Albion dingillerini kullanmaktadır. Güçlü ve uzun ömürlü Euro5 emisyon seviyesinde cummins motora, Wabco fren sistemi ve ZF şanzımana sahip olan AVIA kamyonlarının zorlu koşullarda kullanım için 4×4 versiyonu da bulunmaktadır.

 
Garanti Ve Yol Yardım

Türkiye genelinde geçerli olmak üzere ücretsiz 7/24 Yol Yardımı ve Mobil Servis Hizmeti imkânları ile birlikte periyodik bakımlarda hesaplı fiyatlamalar, uygun ve yaygın yedek parça seçenekleri sunan AVIA 3 yıl sınırsız km ve 8 yıllık paslanmazlık garantili olup tüm modellerinde %15 yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

 
ULUBAŞLAR HOLDİNG'E BAĞLI ULUMOTOR HAKKINDA

1971 yılında kurulan Ulubaşlar Holding günümüzde PROTON marka otomobil ve AVIA marka kamyonların Türkiye Distribütörü olarak faaliyetlerini sürdürmekte ayrıca Ulusigorta, Ulukasa, vasitam.com, Ulubilişim, Ulumod, Ulu Oto Kiralama’ nın yanı sıra  Ulumotor ve Ulucar şirketlerine bağlı olarak toplam 38 bayi ve yetkili servis ile birlikte çalışmakta ve 1992 yılından bu yana da KIA marka araçların yetkili bayiliğini bünyesinde bulundurmaktadır.

Kılıç Yapı

Esatpaşa mahallesi, Turan sokak, no:17/3 Ataşehir-İstanbul

kilicyapi@yandex.com

http://www.kilic-yapi.net

Murat Kılıç

05325135789

Supplementler.com Ataşehir Mağazası

Barbaros Mahallesi Ortabahar Caddesi No:31/3 Yenisahra Batı Ataşehir İstanbul

musterihizmetleri@supplementler.com

http://www.supplementler.com/

(216) 315 64 84

Sadece en kaliteli ve 100% orijinal ürün satışı yapan Supplementler.com, geniş ürün yelpazesi, en iyi fiyat garantisi, 100% müşteri memnuniyeti, hizmet kalitesi ve uzman bilgisi ile Ataşehir Mağazasında servisinizdedir.

Türkiye'nin en b&amp

Okulda Başarının Yolu Doğru Beslenmekten Geçiyor

Kansızlık dikkati azaltır

Çocuklarda oluşabilecek kansızlık durumu büyümeyi etkileyebilir, dikkat ve algılamayı azaltabilir, hastalık oluşma riskini artırabilir. Demirden zengin gıdalar çocukların beslenmesinde mutlaka yer almalıdır. Bunlar; et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, pekmez, tahin, kuru meyveler, koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. Bu besinler C vitamininden zengin turunçgiller, domates, biber ve sebzelerle beraber tüketilirse daha iyi emilim sağlanmaktadır. Çocuğun bilişsel gelişimi için iyot tüketimine de özen gösterilmelidir. İyot tüketimi, IQ seviyesini 13.5 puan etkilemektedir. En iyi iyot kaynağı iyotlu tuz olduğu için yemeklere pişmeye yakın tuz eklenerek günlük yeterli iyot sağlanmalıdır.

Pekmez, bal ve fındık ezmesi enerji verir

Çocukların güne zinde başlaması ve bulunduğu faaliyetleri anlama, algılama, anımsama ve verimli bir şekilde çalışmasında kahvaltının rolü büyüktür. Yapılan birçok çalışmada özellikle erken saatlerde okula giden öğrenciler incelendiğinde güne kahvaltı ile başlamayanların okul başarılarında azalma olduğu görülmüştür. İçeriğindeki yağ asitleri ile beyin gelişimine yardımcı olan ceviz kahvaltılarda 2-3 tane tüketilebilir. Domates, salatalık, maydanoz, biber gibi yeşillikler ile dilimlenmiş taze meyveler kahvaltıda mevsimine uygun olarak bulundurulabilir. Süt, peynir, yumurta çocukların büyüme ve gelişmesinde en iyi kalite proteinleri içeren besinlerdir. Pekmez, bal, fındık ezmesi veya reçel de çocukların günlük enerjilerine katkıda bulunabilecek karbonhidratlı besinlerdir.

Çocuğun kahvaltıdan sıkılmaması için

Çocuklara kahvaltıda içecek olarak çay yerine taze sıkılmış meyve suları, süt içme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Çocuklar kahvaltıda 2- 3 dilim ekmek tüketebilir. Çocukların kahvaltıdan sıkılmamaları ve çeşitlilik yaratmak açısından bazen kahvaltıda peynirli veya sebzeli gözleme, börek, simit, kahvaltılık gevrekler de verilebilir. Yanında taze sıkılmış meyve suyu veya taze dilimlenmiş meyve, ceviz, fındık verilerek kahvaltı daha yeterli hale getirilebilir. Okulda kahvaltı veriliyorsa bile çocukların öncelikle evde bu alışkanlığın edinmesi sağlanmalıdır. Çünkü okul kahvaltıları kimi zaman protein açısından yetersiz, karbonhidratça daha zengin olabilmektedir. Bu da çocukların daha yağlı beslenmesine ve kilo almalarına sebep olabilmektedir. Bu tip kahvaltı yapan çocuklar çoğunlukla büyüme ve gelişme için yeterli proteini alamazlar. Bu konuda ailelerin bilinçli davranarak gerekirse okul mönülerinin doğru planlanması için okul ile görüşmelidirler.

Çocuğunuzu sebze ve salataya özendirin

Çoğu zaman öğle yemeklerinde de çocuklar sebze yemeklerini ve salatayı tüketmek yerine pilav, makarna ve börek gibi karbonhidratlı gıdaları daha çok tercih ederler. Bu noktada aileye düşen görev; çocuklarına sebze yemeklerinin ve salatanın da yenmesi gerektiğini, pilav makarnanın karın doyuncaya kadar çok miktarda yenmemesi gerektiğini anlatmaktır.

Ara öğünlerde bunları ihmal etmeyin

Doğru ara öğün yapan çocuklar ana öğününü atlamaz ve düzenli yemek yerler. Ara öğün olarak taze veya kuru meyveler, fındık, ceviz, badem, 1 kutu süt veya ayran, 1 dilim evde yapılmış kek veya kurabiye tercih edilebilir. Akşam yemeğinden sonra 1 porsiyon meyve veya süt ihmal edilmemelidir. Sütlü tatlı da tüketilebilir.

Her gün farklı bir ana yemek ile akşam yemeklerini çeşitlendirin

Yemek zamanlarını aynı saatlerde olmasına özen gösterilmelidir. Akşam yemeklerinde her güne farklı alternatifler koymak doğru bir tercih olur. Et yemekleri (ızgara, fırında pişmiş veya sulu yemek şeklinde), kuru baklagil yemekleri, kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri ana yemek olarak tercih edilebilir. Bu yemeklerden herhangi birinin yanına çorba veya zeytinyağlılar da eklenebilir. Akşam öğünlerinde yemek çeşidini çok tutmak yerine her güne farklı çeşit yapılması daha doğru olur. Önemli olan akşam öğününde et, sebze, süt ve tahıl gruplarından bulundurmaktır. Pilav makarna çocukların çoğu zaman öğle öğünlerinde bulunduğu için daha az sıklıkta pişirilebilir. Salatalara vitaminlerin emilimi için 1 tatlı kaşığı zeytinyağı koyulmalıdır. Haftada en az 2 -3 gün balık tüketimine özen gösterilmelidir. Yemek masasında asitli içecekleri gören çocuk ileriki dönemde bunu alışkanlık haline getirebilir. Bunun için olabildiğince asitli içecekler sofralardan uzak tutulmalıdır.

Ataşehir Fetih’te Çifte Mutluluk

Fetih Mahallesi sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği konsere, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, eşi Gamze Akkuş İlgezdi, Ataşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman ile Abdullah Der ve mahalle muhtarları da katıldı. Konuk sanatçılara plaket ve çiçek veren Başkan Battal İlgezdi gecede yaptığı konuşmada, kültürel etkinliklerin Ataşehir’in her mahallesinde devam edeceğini söyledi. Başkan İlgezdi, Ataşehir Belediyesi’nin kurulduğu günden beri Fetih Mahallesi ve Ataşehir’in diğer mahallerine en iyi hizmeti sunduğunu belirtti.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kent Plus’tan Çöpler Çiçek Olsun Kampanyasına Destek

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Sonbaharla Birlikte Çocukların Yaşadığı Ev Kazaları Artıyor

Bir yaşından küçük çocuklarda boğulma ve solunum yollarına yabancı cisim kaçması, 1-4 yaş arasında düşme, çarpma, suda haşlanma, ateşle yanma ve zehirlenmeler daha sık görülüyor. 2-4 yaşlarında temizlik maddeleri ve ortada bırakılan ilaçlar, 5 yaşından sonra ise dolapta ve yüksekte saklanan ilaçlarla zehirlenmeler artıyor. Tüm bu kazaları engellemek içinse evi çocuklara uygun olarak düzenlemek gerekiyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Acil Servis Uzmanı Dr. Veysel Balcı, kazaların oluşmaması için evde alınması gereken önlemler hakkında bilgi veriyor.
Çocuğun yatak odası nasıl düzenlenmeli?
 
► Çocuk karyolasının konumu çok önemli. Örneğin; pencere ve klima önü gibi doğrudan hava sirkülasyonu olan yere konulmamalı; priz, elektrik düğmesi, perde, perde ipine uzanamayacak konumda olmalı; tekerlekli ise stoperli olarak tutulmalı.
 
►Odadaki mobilyaların keskin kenar ve köşeleri olmamalı.
 
►Karyolanın korkuluk aralıkları 2.5 santimden dar, 6 santimden geniş olmamalı.
 
►Çocuk odasının zemini toz tutucu halı vb. malzeme ile kaplanmamalı. Kolay temizlenen ve toz tutmayan malzemeler tercih edilmeli.
 
►Aydınlatma tavandan veya duvardan yapılmalı, lambader kullanılmamalı.
 
►Odada mevcut sivri köşe ve kenarlar koruyucu ile kaplanmalı, kapılara menteşe ve her iki tarafına da parmak koruyucu uygulanmalı.
 
►Sallanan koltuk gibi hareket eden eşyalar bulundurulmamalı.
 
►Yüksekte olan alt değiştirme masası 1 yaşından sonra kullanılmamalı.
 
►Yüksek dolaplar duvara sabitlenmeli.
 
►Çekmece ve dolap kapaklarına çocuk kilidi uygulanmalı.
 
►Sarkan kablolar, kablo kanalı içine alınmalı ve prizler priz koruyucu ile güvenli hale getirilmeli.
 
Çocuklu evde salon nasıl olmalı?
 
Çocuklar keşif dönemlerinde, evin bütün alanlarını keşfe çıkıyor. Özellikle en çok eşyanın bulunduğu salon onlar için hazine gibidir. Bu nedenle oturma odaları ve salonlarında bu önlemlere dikkat etmek gerekiyor;
 
►Eşyalar; çocuğun yaşına göre konumlandırılmalı, örneğin oturma grubu hiçbir zaman pencere önüne konulmamalı.
 
► Mekanda bulunan sivri köşe ve keskin kenarlar güvenli hale getirilmeli, pencerelere çocuk güvenlik kilidi, kapıya parmak koruyucu takılmalı.
 
►Kütüphane ve raflı dolaplar, duvara sabitlenmeli, TV ve elektronik aletler de özel güvenlik ürünleri ile sabitlenmeli ve koruma altına alınmalı.
 
►Büfe ve dolaplardaki çekmece ve dolap kapakları güvenlik kilitleri ile güvenli hale getirilmeli, varsa tüm cam yüzeyler güvenlik filmi ile kaplanmalı.
 
►Yutulabilecek boyuttaki objeler, çocuğun ulaşamayacağı yere konulmalı.
 
►Sabit ve uzatmalı prizler, priz koruyucu ile kapatılmalı.
 
►Saksı ve süs bitkilerindeki topraklar saksı toprak koruyucusu ile korunma altına alınmalı.
 
►Etrafta zemini kaygan hale getirecek magazin ve dergi yaprakları kayma sebebi olacağından bulundurulmamalı.
 
Mutfakta alınması gereken önlemler nelerdir?
 
Kazaların çoğunun yaşandığı mutfaklar, bebek ve çocuklar için en çok tehlike arz eden mekanlar arasında yer alıyor. Burada alınabilecek önlemler ve dikkatli olunması gereken noktalar ise şu şekilde sıralanıyor.
 
►Ocak ve fırın için ocak bariyeri ve fırın için fırın kilidi kullanılmalı, mümkün olduğu kadar deterjan ve benzeri temizlik ürünleri dolapların alt gözlerine konulmamalı, konulmak zorunda ise mutlaka çocuk güvenlik kilidi kullanılmalı.
 
►Çatal, bıçak ve benzeri mutfak eşyalarının bulunduğu dolap ve çekmeceler, çocuk güvenlik kilidi ile güvenli hale getirilmeli.
 
►Buzdolabı için buzdolabı kilidi kullanılmalı, buzdolabı kapağına mıknatıslı magnetler iliştirilmemeli.
 
►Mutfak tezgahı ve benzeri keskin köşe ve kenarlar; köşe ve kenar koruyucusu ile kapatılmalı.
 
►Mutfakta masa varsa, uzun masa örtüsü kullanılmamalı.
 
►Su sebili varsa sıcak su bölümü iptal edilmeli.
 
►Bulaşık makinesi için kilit kullanılmalı. Bulaşık makinesine yerleştirilen çatal-bıçak gibi sivri ev aletleri ters olarak konulmalı.
 
Çocuklu evde balkon kullanımında nelere dikkat etmek şart?
 
Çocukların eve kapanmalarını önleyen bahçe ve balkon gibi yerler, en çok dikkat gerektiren alanlar. Burada alınabilecek ufak bazı güvenlik önlemleri sayesinde, çocuğun güvenilir bir şekilde oyun oynaması sağlanabiliyor.
 
►Balkon kapısına çocuk güvenlik kilidi konulmalı, ayrıca balkon parmaklık aralıklarının özelliklerine göre file veya pleksi uygulaması yapılmalı. Ancak balkonda masa, sandalye gibi eşyalar var ise, çocuk yalnız bırakılmamalı.
 
►Bahçede bitkilerin çocuğa zarar vermeyecek türleri seçilmeli, böceğe karşı ilaçlama yapıldıktan 48 saat sonra çocuk bahçeye çıkarılmalı.
 
►Bahçe çiti çocuğun aşamayacağı şekilde olmalı, bahçe çitinin yanında ağaç olmamalı.
 
Ev kazalarının oranları çok yüksek
 
Kazalarla ilgili en yoğun çalışmaların yapıldığı ülke olan ABD’de yılda 25 milyon çocuk kazalarda yaralanıyor. ABD’de her dört çocuktan biri yılda bir defa ev kazasına uğrayarak tedavi görüyor. Yine her yıl 14 yaşın altındaki 12.000 çocuk kazalardan dolayı hayatını kaybediyor, 50.000 çocuk ise sakat kalıyor. Düzenli istatistiklerin tutulduğu İngiltere’de kaza sonucu ölümlerin yüzde 40′ını ev kazaları oluşturuyor.

Ataşehir Ferhatpaşa’da Kardeş Kültürler Coşkusu

Ferhatpaşalıların yoğun ilgi gösterdiği festivale, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, eşi Gamze Akkuş İlgezdi, Ataşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman ile Abdullah Der de katıldı. Konuk sanatçılara festivale sesleri ile renk kattıkları için plaket ve çiçek takdim eden Başkanı Battal İlgezdi gecede yaptığı konuşmada, mahalleler arasında ayrım yapılmadığını, bütün mahallelerin eşit olduğunun altını çizdi. Başkan İlgezdi, “Ferhatpaşa’daki çocukların da parklarda koşmak ve oynamak hakkı. Sizlere hizmet etmeye devam edeceğim. Sizler herşeyin en iyisine layıksınız” dedi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Main Step Academy

http://www.mainstepforyou.com/

info@mainstepacademy.com

42.Ada

Ataşehir Bulvarı Gardenya 7/1 D:61 Ataşehir

(Mc Donalds üstü)

0216 456 51 68

Asya Suites Hotel Ataşehir

0216 577 71 65

Nesrin Kiriz

http://www.asyasuites.com

info@asyasuites.com

İçerenköy Halyolu Cad. 1. Bayraktar Sk. No:7 Ataşehir / İstanbul

0216 577 71 68

Ataşehir ve Pülümür Kardeş Kent Oldu

Karşılıklı işbirliğini geliştirmek için bilimsel konferanslar, semineler ve toplantılar organize edilecek. Uygulanacak çeşitli işbirliği çalışmaları ile iki belediye tecrübelerini paylaşacaklar.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Türkeli Sigorta

Anadolu sigorta Mapfre Sigorta Zurıch Sigorta hizmenitinizdeyiz

0507 156 34 32

575 10 11

Koray

http://www.turkelisigorta.com

gezicikuzey@gmail.com

Ataşehir

İçerenköy Mah Oyacı Sokak No 33/a

Crystal WAX Oto Yıkama

Selami ÖLMEZ

0216 455 46 73

http://www.crystalwax.net

Ataşehir T-15 Botanik Çarşısı Kapalı Garajı

Çocuğunuzu Okul Sıralarındaki Tehlikelerden Koruyun

Hepatit A’dan korunmak için temizlik kurallarına dikkat
Hepatit A, bulaşıcı sarılık olarak bilinen birebir hijyen ile ilgili bir hastalıktır. Sarılık, çocuğun cildinde, gözünün beyazında sarılık olması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Hepatit A sarılığı, halsizlik, bitkinlik, iştahsızlık bazen bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı şeklinde kendini gösterebilir. Hepatit A sarılığı saptanan çocuğun en azından 2-3 hafta kadar dinlenmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.

Üst solunum yolu enfeksiyonunun belirtileriyle kabakulağın belirtilerini karıştırmayın

Kabakulak, aşısı olan bir hastalıktır. Hastalığın üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayıp hafif bir burun akıntısı, hapşırma, öksürük, bazı çocuklarda boyunda veya kulak memesinin alt tarafında, çene köşesinde bir şişlik şeklinde bulgu verebilir.

İyi pişmemiş ete dikkat!

Bağırsak solucanı yani halk arasında “kurt, kıl kurdu, tenya, askaris” adları verilen parazitler hijyen veya iyi pişmemiş etten yapılan yiyeceklerden, ağız veya dışkı yoluyla bulaşır. Hastalık, karın ağrısı, iştahsızlık, gece uyurken ağızdan salya akması, diş gıcırdatma, uyurken popoyu kaşıma bulgularıyla kendini gösterebilir. Bu belirtileri yaşayan çocukların mutlaka doktora danışıp tedavi olması gerekir. El temizliği ve tırnakların kısa kesilmesinin de hastalığı bulaştırmamak açısından büyük önemi vardır.

Haftada en az 1 veya 2 kere yıkanmak bit tehlikesini azaltır

Bitlenme, okullarda sık görülen sorunlardan biridir. Bitten korunmak için haftada en az 1-2 gün yıkanması ve saçların kontrol edilmesi gerekir. Saça yapışan sirkeler görüldüğü takdirde hastanın mutlaka hekime götürülmesi ve mutlaka bir dermatoloji uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekmektedir.

Öğretmenlere önemli görevler düşüyor

Okulda öğretmenlerin el temizliğini her fırsatta vurgulaması; çocukların yakın temasının ve ortak eşya kullanmalarının önüne geçmesi çok önemlidir.

•Hasta olan çocukların ailelerine haber verilmeli ve doktora gitmesi sağlanmalı,

•Sınıflar sürekli havalandırılmalı,

•Sınıftaki öğrenci sayısı 20-30 olacak şekilde azaltılmalı.

•Düzenli el, tırnak ve saç kontrolü yapılmalı

•Öğretmenler bu konuda eğitici konuşmalar yapmalıdır.

Kanserde Psikolojik Destek Hastayı Yaşama Bağlar

Kanserle savaşta beden kadar ruhun da tedavi edilmesi ve desteklenmesi, tedavinin başarılı olabilmesinde büyük önem taşıyor. Psikolojik destek, hastanın yaşam kalitesini de artırıyor. 

Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Güneş Berk, kanser tedavisinde psikolojik tedavinin önemi hakkında bilgi verdi.

Kanser hastanın duygularını da etkiler

 
Kişiye, tetkik süreçleri sonrası kanser tanısı konulduğunda, bedende yaşanan bu değişime  karşı; cerrahi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi birimlerince savaş açılır. Vücuttaki bu yabancılaşmış hücreler ameliyat, sonrasında kemoterapi ve bazen de radyoterapi gibi uzun ve sabır gerektiren tedavi süreçleri ile atlatılmaya çalışılır. İşte bu noktada tüm güçler bedenin iyiliği için çalışırken, zihin ve duyguların verdiği savaş, göz ardı edilebilir. Kişinin bedeninde yaşanan bu soruna eşlik eden ruhsal sorunun da var olabileceği unutulmamalıdır. Üstelik bu sorun yalnızca hasta tarafından değil, kanser hastasının tüm yakın çevresinin de yaşadığı bir ruhsal krizdir.

Tedavide başarı için psikolojik destek şart

 
Kanser hastaları için, kanserin psikolojilerine yansıması da çok önemlidir. Kanserin yaşamı tehdit eden önemli bir hastalık olması, hasta kadar yakınlarını da psikolojik açıdan etkilemektedir. Hasta için gelecek kaygısı, yaşam ideallerinin tehdit altında olması, güç ve kontrolün her şeye yetmeyebileceği gerçeği, sosyal rollerin değişimi, organ kaybı ya da saç kaybı yaşama gibi beden imajı değişiklikleri, bağımlı ve muhtaç olma hisleri hastayı ve hasta yakınlarında endişeye neden olur. Hastalığın etkilediği organa göre; biyolojik etkileri, hastalık algısı ve tetkik süreçlerinin yorucu psikolojik etkileri, tedavilerin yan etkileri nedeniyle de ruhsal sıkıntılar yaşanabildiği bilinmektedir. Mutsuzluk, isteksizlik, hayattan tat almama, uykusuzluk, yorgunluk, iştahsızlığın yanı sıra endişe atakları, öfke nöbetleri ve ölüm korkusu sıklıkla bu sürece eşlik eder. Bu süreçte hastaya gerekli psikolojik destek sağlanmazsa, hastalığın beden üzerinde yarattığı etkilerin kontrolü güçleşecektir.

Psikolojik destek tedavi başarısını artırır 

 
Kanser psikolojisi ile ilgilenen uzman doktorların her hastaya özgü belirleyeceği destek tedavileri, hasta ve hasta yakınlarının bu zorlu süreci daha kolay atlatmasını sağlayacaktır. Hastaların psikolojik durumlarındaki düzelme ve kazandıkları pozitif bakış açısı, yaşam kalitelerini ve tedavilerindeki başarı şansını da artırmaktadır. Sağlıklı yaşamdan bir anda ortaya çıkan hastalık sürecine uyum sağlayabilme, bedensel ve ruhsal açıdan iyi hissedebilme,  mücadele gücünü artırabilme bu destek tedavileri ile mümkündür. Ayrıca; kaygı,  huzursuzluk, depresyon,  uykusuzluk, halsizlik, mide bulantıları ve ağrı gibi bedensel ve ruhsal şikayetlerle mücadele ve baş etme gücünün artması, benzer krizi yaşayan aile bireylerinin sağlıklı bir şekilde hastaya destek sisteminin içine katılması, sekteye uğrayan sosyal hayat, sorumlulukların paylaşımı, iş ve ekonomik hayat ile ilgili düzenin yeniden sağlanabilmesi konusunda psikiyatrik desteğin sağlanması, çok önemlidir. 

Grup terapileri de yararlı olabilir

 
Psikiyatrik rahatsızlıklara yönelik medikal tedavilerin yanında, kanser sürecine dair bilgilendirmelerin, bireysel ve aile terapileri ile benzer sıkıntıları paylaşan kişilerle yürütülen grup terapilerinin bu zorlu sürecin sıkıntıları hafifletmede faydalı olacağı da dikkate alınmalıdır. Sağlıklı bir bedene sahip olabilmenin en önemli şartının, kişinin ruhsal açıdan da kendini iyi hissetmesi ile sağlanabildiği unutulmamalıdır.

Acıbadem Anadolu Sağlık Meslek Lisesi 2013-2014 Öğretim Yılında Açılıyor

Maltepe Gülsuyu’ndaki Kampüsü’nde Eylül ayından itibaren eğitim verecek olan Özel Acıbadem Anadolu Sağlık Meslek Lisesi’nde, “hemşirelik, anestezi ve acil tıp teknisyenliği” olmak üzere 3 alanda 237 öğrenci yetiştirilecek.  Özel Acıbadem Anadolu Sağlık Meslek Lisesi’ne bu yıl seviye belirleme sınavına girmeyen öğrenciler de kayıt olabilecek. Önümüzdeki yıldan itibarense okul, sadece seviye belirleme sınavı yerine konan sınava giren öğrencileri kabul edecek.
 
Acıbadem Hastanelerinin olduğu her ilde “Acıbadem Özel Anadolu Sağlık Meslek Lisesi” açılacak
 
Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcı ve Özel Acıbadem Anadolu Sağlık Meslek Lisesi Kurucu Temsilcisi Prof. Dr. İrfan Güney, önümüzdeki yıllarda Acıbadem Hastanesinin olduğu her ilde Acıbadem Özel Anadolu Sağlık Meslek Lisesi açmayı planladıklarını belirterek şunları söyledi: “Ülkemizde her kademede kaliteli sağlık personellerine çok ihtiyaç var. Bizim de hedefimiz doktor, hemşire, fizyoterapist ve anestezi uzmanlarının yanı sıra, onlarla omuz omuza çalışacak olan alt kademedeki personelleri yetiştirmek. Bu hedefimizden yola çıkarak önümüzdeki yıllarda Adana, Bursa, Kocaeli, Ankara, Eskişehir ve Kayseri gibi Acıbadem Hastaneleri’nin olduğu her ilde birer Acıbadem Özel Anadolu Sağlık Meslek Lisesi açmayı planlıyoruz.”

Mezun olan her öğrenciye iş imkanı sağlanacak

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Güney gençlerin gelecekleriyle ilgili bir endişe yaşamamaları için mezun olduktan sonra Acıbadem Sağlık Grubu içerisinde istihdam edileceklerine de dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Yüksek öğrenime devam etmek isteyen öğrencilerimiz başarı puanlarına göre sınavsız olarak Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulumuza doğrudan geçiş yapabilecek. Sınavlara giren öğrencilerimiz de 4 yıllık üniversite eğitimine geçebilecek. Bunların yanı sıra Acıbadem Özel Anadolu Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun olup Acıbadem Üniversitesi’ni tercih eden veya dikey geçiş sınavıyla 2 yıllık Meslek Yüksek Okulunu bitirdikten sonra 4 yıllık programlarda okumak isteyen öğrencilerimize kendi kurulumuz içerisinde bir takım avantajlar da sağlayacağız. Bir bütün olarak düşündüğümüzde öğrencilerimize liseden başlayıp üniversiteye kadar olan bütün süreci kapsayan kaliteli bir eğitim imkanı sunuyoruz.”
Özel Acıbadem Anadolu Sağlık Meslek Lisesi öğrencilere ne tür avantajlar sağlayacak?
 
•1 yıl İngilizce hazırlık eğitimi: Öğrenciler 1 yıl boyunca İngilizce hazırlık eğitimi gördükten sonra mesleki eğitimlerine başlayacaklar.
 
•Acıbadem Hastanelerinde uygulamalı eğitim: Öğrenciler sağlık sektöründeki deneyimlerini, hem teknolojik hem donanım bakımdan çok üst düzeylere sahip olan
 
Acıbadem hastanelerinde yapacakları uygulamalı eğitimlerle kazanacak.
 
•Deneyimli eğitim kadrosu: Eğitim, yüksek lisansı olan ve oldukça deneyimli öğretmenler tarafından verilecek.
 
•Acıbadem Üniversitesi’nin en gelişmiş teknolojiye sahip laboratuarı: Öğrenciler Acıbadem Üniversitesi’nin en gelişmiş teknolojik imkanlara sahip olan laboratuarlarında eğitim imkanı bulacak.

Ayrıntılı bilgi için: www.acibademokullari.com.tr

 
 

Şevval Sam’ın Ataşehir Konseri Ertelenmiştir

Uzman Otomatik Kapı Sistemleri

Uzman otomatik kapı sistmeleri

Yanakayar bahce kapıları 

sarmal kepenkler 

mağaza dükkan kepenkleri 

otomatik fotoselli kapılar 

7/24 teknik servis ile hizmetinizdeyiz.

05364220843

Emre karasu

http://www.uzmanyapiotomasyon.com

uzmanyapiotomasyon@gmail.com

Nato Yolu Namazgah Caddesi 53 d Üsküdar

İşe Dönüş Stresi Sizi Tüketmesin

Stres kişinin baş etme gücünü aşabilir
 
Yetiştirilemeyen bir sunum, çatışmalı bir aşk ilişkisi, mevki ve mal kayıpları, zamanı yönetememe gibi olumsuzlukların hepsi birer stres faktörüdür. Az miktarda stres dikkati toplamaya, motivasyonun artmasına, çözüm yolları aramaya ve çözüm için insanın kendisini aktive etmesine yarar. Ancak stres kişinin baş etme gücünü aşmaya başladığında bir takım ruhsal, zihinsel ve fiziksel belirtiler yaşanmaya başlanır. Aşırı ve uzamış stresin yaratığı duygusal, zihinsel ve fiziksel tükenme haline ise “Tükenmişlik Sendromu” denilmektedir.

Stres kadar beklentiler de tüketiyor     

 
Tükenmişlik sendromunun temel nedeni, yapılan işin doğası ve iş yükünün fazlalığıdır. İlk defa 1970’lerde doktor, hemşire gibi sağlık hizmeti sunanlarda rastlanan bir durum olarak tanımlanmasına rağmen günümüzde şirket yöneticilerinden, bankacılara, güvenlik güçlerinden,  1 yıldır tatil yapmamış, tüm ev işleri ve 3 çocuğunun bakım sorumluluğu üzerinde olan anneye kadar herkesin yaşayabileceği bir sendrom olarak tarif edilmektedir. Diğer yandan tükenmişliğin tek nedeninin stresli bir çalışma ortamı ve artmış iş yükü ve sorumluluk olmadığı, kişinin dünya görüşünün, yaşam tarzınızın, sorunları ele alış biçiminin, kendinden, dünyadan ve gelecekten beklentilerinin ve en önemlisi ayrıntıcı, mükemmeliyetçi, kuralcı, kontrolcü olma gibi bir takım kişilik özelliklerinin bu sendromun ortaya çıkmasında önemli payı olduğuna inanılmaktadır.

Kronik stres bedensel ve ruhsal değişimlere yol açar

 
Kronik hale gelmiş stres kişilerde, dikkat ve konsantrasyon zorluğu, karar vermede güçlük, olumsuz düşünmeye eğilim, devamlı endişelenme hali gibi bilişsel belirtilere yol açmaktadır. Bunun yanında keyifsizlik, mutsuzluk, sinirlilik, huzursuzluk, yalnızlık, çaresizlik gibi duygusal değişikliklere de neden olmaktadır. Yorgunluk ve bitkinlik hissi, uyku iştah değişiklikleri, enerji kaybı, baş ve kas ağrıları, mide bağırsak şikayetleri, baş dönmesi ve sersemlik hissi, kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve sık soğuk algınlığı geçirme gibi fiziksel sorunların yanı sıra insanlardan ve zevk verici aktivitelerden uzaklaşma, erteleme ve sorumluluktan kaçınma, alkol, sigara ve yatıştırıcı ilaçlar ile gevşemeye çalışma gibi davranışsal belirtiler de göstermektedir.

Tükenmişlik sendromu kişiyi duyarsızlaştırır

 
Tükenmişlik hali, kişi iyi bir performans gösterdiği halde bu çabasının karşılığında uygun bir ödül alamadığı veya takdir edilmediği, bunu da kabul edemediği durumlarda yaşanan, kendini aşırı yüklenmiş hissettiği, hizmet sunmaya yetecek duygusal enerjiyi bulamadığı duygusal tükenme halini içerir. Tükenmişlikte kişinin hem kendisine hem de yaptığı işe duyarsızlaşması ve kayıtsızlığı belirginleşir. Her ne konuda hizmet sunuyor olursa olsun çevresindekilere ve hizmet verdiklerine karşı, bu kişilerin birer birey olduklarını dikkate almaksızın, duygudan yoksun biçimde tutum ve davranışlar sergilemesine yol açar. Ne kadar çabalarsa çabalasın hiçbir değişiklik yaratamayacağı, sistemi değiştiremeyeceği, işinde etkisiz ve başarısız olduğunu hissettiği bir durumdur.
 
Gerektiğinde uzman yardımı almalı 
 
Tükenmişlik sendromu ve bununla ilişkili ortaya çıkabilecek depresyon, kaygı bozukluğu gibi ruhsal bozuklukları önleyebilmek için, stres yönetimi iyi yapılmalıdır. İş stresi bir çalışan sorunu değil bir organizasyon sorunudur. Öncelikle sorun alanlarının net olarak tespit edilmesi, sorumluluk alanlarına ve görev tanımlarına açıklık getirilmesi, değiştirilebilecek ve değiştirilemeyecek faktörlerin saptanması, değiştirilebilecek faktörler için, planlama, destek alma gibi aktif baş etme mekanizmalarını kullanma stres yönetiminin temel basamaklarındandır. Bu basamakları uygulayamayıp, işlevselliği etkileyecek düzeyde stres ve tükenmişlik belirtileri yaşanmaya başlanabilir. Böyle bir durumda kişinin bir psikiyatri uzmanına başvurarak, psikoterapi veya ilaç tedavilerinden faydalanılması uygun önerilmektedir. 

Ataşehir’de Çöpler Çiçek Oluyor

Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma Müdürü Ayten Kartal, Unilever Koordinatörü Özgür İnce ve ÇEVKO yetkilisi Hande Sifoğlu Ünver’in konuşmacı olarak katıldığı seminerde; KentPlus sakinlerine evsel atıkları ayrıştırmanın çevreye katkıları görsel animasyonlar eşliğinde aktarıldı.

“Çöp kavramını unutuyor, kendi gübremizi üretiyoruz”

Seminerde konuşan Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal, “KentPlus 3352 Ada sakinlerinin çevre ve geri dönüşüm noktasındaki duyarlılıklarını iyi biliyoruz, bu nedenle Çöpler Çiçek Olsun kampanyasını ilk burada sizlerle başlattık. Ataşehir Belediyesi olarak artık çöp kavramını unutturmaya çalışıyoruz. Geri dönüşümle organik atıklarınızı ayrıştırıp çöpe göndermeden gübre yapabileceksiniz. Bahçenizdeki çiçekleri, ağaçları bu gübrelerle besleyeceksiniz” dedi.

Unilever Koordinatörü Özgür İnce de yaptığı konuşmada, projenin ayakları hakkında kapsamlı bilgi verdi: “Ataşehir Belediyesi’yle yaptığımız bu çalışmada özellikle biz, Unilever firması olarak kendi ürünlerimizin ambalajlanmasından perakende dağıtımcılarımıza ve tüketicilerimize kadar bu işi organize etmeye, çöpe giden atıkları en aza indirmeyi hedefliyoruz. İTÜ ile yaptığımız ortak çalışmada bir kompost makinesi ürettik. Bu kompost makinesini siz KentPlus 3352 Ada sakinlerinin hizmetine sunuyoruz. Bu makineyle organik atıklarınızı ayrıştırıyorsunuz. Makineye konulan atıklar bir süre sonra gübre olarak size geri dönüyor. Sizler de böylece sitenizde ve evinizdeki çiçeklerinizi besleyecek olan gübreyi kendiniz yapmış oluyorsunuz. Artık çöp kavramını unutmalısınız! Her şeyin geri dönüşebileceğini biliyoruz. Daha çevreci bir yaşam için sizlerle birlikte adım atmayı, çöplerimizi artık sıfırlamayı ve çevreye dostça yaklaşmayı hedefliyoruz.”

Hande Sifoğlu Ünver de konuşmasında, söz konusu projenin önemine ve projeye desteklerinin tam olduğuna değinerek, ÇEVKO’nun çevre konusundaki çalışmaları ve ayrıştırılabilir ürün ambalajların nasıl ayrıştırılması noktasında bilgiler sundu.

Seminere yoğun ilgi gösteren KentPlus 3352 Ada sakinlerine, Ataşehir Belediyesi’nce çevre anketleri yapıldı. Anket sonrası ikram edilen çay ve dondurmanın ardından, ailelere küçük hediyeler ve bilgilendirme broşürleri dağıtıldı.

Çevre için güçbirliği

Çöpler Çiçek Olsun projesi ile KentPlus’ta oluşan ambalaj atıklarının (kâğıt, karton, plastik, kompozit, metal, cam), atık pillerin, bitkisel atık yağların ve elektronik atıkların kaynağında ayrıştırılarak toplanması, geri dönüştürülerek yeniden ham madde olarak kullanılması, böylece doğaya vereceği zararların minimuma indirgenmesi hedefleniyor.

Proje kapsamında KentPlus’taki evsel atıkların organik kısmını geri dönüştürülecek ve doğaya kazandırılacak. Site sakinlerinin evsel atıklarını ayrıştırabilmesi için öncelikle KentPlus’ta yaşayanlara özel organik atık kutuları hediye edilecek.

Bu kutularda biriktirilen organik atıklar, İTÜ tarafından özel bir işlemden geçirilerek gübre haline getirecek. Bu gübreler, KentPlus bahçelerinde kullanılarak site bahçesi çiçeklerle güzelleştirilecek.

Ataşehir Belediyesi sürdürülebilirlik konusundaki en önemli aksiyonlardan biri olan atıkların geri dönüştürülmesine hizmet eden birçok değerli projeye imza atıyor. Unilever; yürüttüğü Sürdürülebilir Yaşam Planı çerçevesinde gerek çevre dostu ürünleri, gerek fabrikalarındaki sıfır atık çalışmaları,  gerekse çalışanlarıyla yürüttüğü projelerle  “Daha Akıllı ve Daha Yeşil Yaşam” sloganıyla farkındalığı artıran çalışmalarını çoğaltarak devam ettiriyor. Sürdürülebilir bir hayat için çalışan Unilever ve Ataşehir Belediyesi; Çöpler Çiçek Olsun projesinde İTÜ ve ÇEVKO’nun bilgi ve birikiminden yararlanmak için destek alıyor.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi