Güneşin Zararlı Etkilerine Karşı Bu Besinleri Tercih Edin

Beta karoten havuçta yüksek oranda bulunuyor. Havuç salatasını limon ve cevizle yemek, A vitamininin yanı sıra antioksidan olarak kabul edilen E ve C vitaminlerinin de alınmasını sağlıyor. İtalyanlar salatalarında ceviz ve bademi sık kullanıyor. Bu nedenle Akdeniz usulü beslenme, hücresel yaşlanmaya karşı iyi bir reçete olarak görülüyor.
Son yıllarda ismini sıkça duyduğumuz ‘Beta Karoten’ maddesi, vücudumuzu güneşin zararlı etkilerine karşı bizi koruyor. Beta karoten aslında A vitamininin farklı bir formu. Eğer tek başına alınırsa toksik etki yaparak karaciğerde birikiyor. Beslenme Uzmanı Hülya Günsoy, beta karotenin güneşe maruz kalındıktan sonra koruyucu özelliğinin ortaya çıktığını belirterek şunları söylüyor:
“Beta karoten hücrelerin onarılmasına yardımcı oluyor.  Ancak tek başına etkili olamıyor. C ve E vitamini gibi antioksidanlarla alındığında hücreleri yaşlanmaya karşı koruyor. Beta karoten turuncu ve sarı, yeşil renkli meyvelerde, sebzelerle bulunuyor. Başta havuç olmak üzere, kayısı, kavun, brokoli, marul, ıspanakta bulunuyor. Çinko da antioksidan bir madde ve hücreleri yenilemeye yarıyor. Çinko da üzüm, yeşil ve mor meyvelerde bulunuyor. Beta karoten fazla alındığında, hassasiyeti azaltıyor, güneş ışınlarının zararını daha çabuk ortaya çıkarıyor. Kırışıklık ve lekeleri de artırıyor.”

BETA KAROTEN NE İŞE YARIYOR?

•Beta karoten yaşamı uzatıyor.

•Kalp damarlarındaki kalınlaşma ve kireçlenmeyi azaltıyor.

•Katarakt oluşumunu önlemeye yardımcı oluyor. 

•Kansere yakalanmayı geciktiriyor.

•A vitamini ilaç olarak alınırsa karaciğerde biriktiğinden dolayı, hekime danışmadan alınmaması gerekiyor.

•Karaciğerde depolanıp toksik etki oluşmaması için sigara ve alkol alanların kullanmaması önem taşıyor.

•A vitamini sigara içenlerde akciğer kanseri oluşumunu artırıyor.

BETA KAROTEN NASIL ALINMALI?

Bazı vitaminlerin ve antioksidanların vücuda faydalı olabilmesi için, örneğin havuç salatası yaparken limon sıkılarak yenilmesi C vitaminlerinin; ceviz ya da badem konulması da E vitamininin alınmasına yardımcı oluyor. C ve E vitaminlerinin hücre yenileyici etkisi var. Hülya Günsoy, sağlıklı beslenme reçetelerinde besinlerin zenginleştirilmesi ilkesini uyguladıklarını belirterek şu bilgileri veriyor:

“Normalde beslenmeyi düzenlerken zenginleştirmeyi tavsiye ediyoruz. Çorbaya yumurtayla meyane yapılırsa demiri artıyor. Süt ve yoğurt eklerken kalsiyumu artıyor. Ispanak demirden zengin bir besin, yanında az şekerli limonata ve portakal suyu içildiğinde demirin vücuttaki emilimi de artıyor.”

DİKKAT! ÇOK HAVUÇ YEMEYİN

Tatile gitmeden önce özellikle de kadınların havuç kürü yaptıklarına değinen Hülya Günsoy, “Her gün havuç yemek doğru değil. Özellikle de şeker ve insülin direnci sorunu olan kişilerin glisemik indeksi yüksek olduğundan dolayı, havucu çok fazla tüketmemesi gerekiyor. Çok havuç yemek ve havuç suyu içmek, avuç içlerinde turuncu renge neden oluyor” diyor. Havucun dışında domatesin de likopen içeriğinden dolayı bronzlaşmaya etkisi  var, aynı şekilde biber de bronzlaşmayı sağlıyor. Bu nedenle kahvaltıda, salatalarda biber yemek gerekiyor.

Meyvelerin kuru mu yaş mı tüketilmesi gerektiği konusuna kayısı örneğini veren Günsoy, “Kuru kayısının şeker oranı artıyor. Çünkü meyvenin suyu gidiyor, geriye yüksek oranda şeker kalıyor. Taze meyvede şeker oranı daha düşük olduğundan meyvenin taze yenilmesinde fayda var. Gölgede kurutulan meyve daha sağlıklıdır. Güneşte kurutulunca meyvenin vitamini kayboluyor. Turuncu kayısıda kükürt olduğundan, gün kurusu dediğimiz kükürt olmadan kurutulan, ya da ortadan ikiye ayrılıp kurutulan meyveler daha sağlıklıdır” diye konuşuyor.

Sıcak Havada Bebeğinizi İsilikten Koruyun

Bebeğinizin cildi sıcak havadan olumsuz etkilenebilir İsilik, derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin tıkanması sonucu ortaya çıkan deri döküntüleridir. Bu döküntüler sıcak havada ya da bebeğin aşırı sıcak ortamda bulunması halinde daha da artabilir.

İsiliğin dereceleri olabilir

İsilik, çeşitli şekillerde görülebilir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür. Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntüler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. Döküntü birkaç gün sonra kaybolur, ancak yineleyebilir. İsilik genellikle yaz aylarında veya aşırı sıcak ortamlarda oluşur. Aşırı terlemeye neden olan kalın giydirilme, sık yıkanmama gibi nedenler de kolaylaştırıcı etki yapar.

Baş ve vücut kıvrım yerlerinde sık görülür

Bebeklerin cilt yapısı ince olduğu için ve ısı değişikliklerine yanıtları daha zor olduğu için erişkinlere göre isilik daha sık görülür. Bebeklerin cilt yapısı ince olduğu için ve ısı değişikliklerine yanıtları daha zor olduğu için erişkinlere göre isilik daha sık görülür. İsilik tüm vücutta olabilir ama özellikle çok terleyen bölgelerde özellikle bebeklerde baş bölgesinde ve kıvrım yerlerinde görülür.

Sarışın ve açık renkli bebeklere özellikle dikkat edilmeli

İsiliği önlemek için sıcak ortamlarda bebekler çok kalın giydirilmemeli, teri çeken pamuklu giysiler tercih edilmeli ve sık sık yıkanmalıdır. Kış ayları bile olsa ev içi ısı 23-24 derece olması yeterlidir. Daha sıcak ortamlarda bebekler sık terleyeceğinden kış aylarında bile isilik görülebilir. Banyo yapılması isilik için ilaç tedavisinden önce gelir. Sarışın ve açık tenli bebeklerde isilik daha sık olabilir

Sık banyo ve doktor kontrolünde krem uygulaması çok önemli

İsilik tedavisinde sık banyo yapılması dışında eğer ciltte kaşıntı çoksa kaşıntı giderici kremler ve anti inflamatuar yani yangıyı azaltıcı kremler hekim kontrolünde kullanılabilir. Doğal ve temiz deniz suyu ile temas ter bezlerinin uçlarını açık tutacağından yaz aylarında aşıları tamamlanmış bebekler için önerilebilir.
 
Kilolu bebeklere dikkat

Özellikle kilolu bebeklerde kıvrım yerleri isilik için riskli bölgelerdir. Özellikle banyo sonrası bu bölgelere nemlendirici kullanımı (losyon veya bebe yağları veya zeytinyağı) faydalı olacaktır.

Bimeks 81. Mağazasını Novada Ataşehir’de Açıyor

Novada Ataşehir AVM Bimeks açılışında sizi bekleyen indirimlerden bazıları şöyle, Sony Xperia Z 2299 TL yerine 1599 TL, İndesit Buzdolabı 897 TL yerine 599 TL, Samsung Televizyon 1899 TL yerine 1299 TL, Samsung Cep Telefonu 599 TL yerine 389 TL, Casper Notebook 2189 TL yerine 1099 TL, İphone 5 16 GB Cep telefonu TL yerine 2699 TL yerine 1999 TL, Nikon Fotoğraf Makinesi 389 TL yerine, 175 TL
 
Bimeks televizyondan bilgisayara, fotoğraf makinesinden cep telefonuna, aksesuar ve hobi ürünlerine varana kadar binlerce çeşit ürünle teknoloji perakendeciliğine 23 yıldır hizmet veriyor. Son yıllarda beyaz eşya, spor ürünleri ve oyuncaklar ile ürün gamını genişleten Bimeks’te, satış öncesi, satış esnası ve satış sonrası hizmetlerin kaliteli bir şekilde yürütülmesi esas alınıyor.

Angry Birds Bodrum’u Sallamaya Geliyor

Avenue Bodrum AVM alt kat aktivite alanında gerçekleşecek olan Angry Birds Oyun Parkuru’nda 15.00 – 23.00 saatleri arasında katılımcılar; Sapan yardımı ile kırmızı kuşları fırlatarak, platform üzerindeki yeşil domuzcukları devirmeye çalışacak ve birbirinden güzel hediyeler kazanma fırsatı yakalayacak.

10 yas altı çocuklar için hazırlanan workshoplarda ise tablet bilgisayarlar ile Angry Birds oyun deneyimini yaşayan miniklere, oyun sonunda başarı sertifikaları verilecek. Ayrıca, Angry Birds maskotu hatıra fotoğrafı çektirmek için özel standında hayranlarını bekliyor olacak.

Biz size aşk, alışveriş, eğlence ve unutamayacağınız keyifli anlar sunuyoruz, ya siz bu aşkı yaşamaya hazır mısınız?

 
Avenue Bodrum AVM
 
 
Merkez Mah. Atatürk Bulvarı No: 25-29, 48400 Konacık-Bodrum / 0 (252) 444 3 719

Ataşehir’de İzzet Altınmeşe Rüzgarı Esti

Konserin ardından Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Sanatçı İzzet Altınmeşe’ye Ramazan Konserleri’ne sesi ile renk kattığı için teşekkür plaketi verdi. Başkan Battal İlgezdi, Ferhatpaşa’da bu tür etkinliklerin artarak devam edeceğini söyledi. NİHADER (Niğde Hacı Abdullahlılar Şehit Muallim Ethem Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ) Ataşehir Başkanı Eyyüp Gılıç da Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’ye hizmetlerinden dolayı teşekkür hediyesi takdim etti.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi’nin İftar Yemeğine CHP Üst Yönetimi Katıldı

İftar öncesi masaları gezerek Ataşehirlilerle selamlaşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Tüm konuklar iftar sonrası Ataşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Direklerarası Eğlence’yi izlediler.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Atık Pil Toplayanlar Ödüllendirilecek

Atık Pilleri Toplama Kampanyası kapsamında atık pil toplama makinesine atılan her pil karşılığında 10 puan değerinde bir kupon alınıyor. Kuponların toplamı belirlenmiş puan değerlerine ulaştığı zaman belirli hediyeler kazanıyor. 1500 adet atık pil toplamayı başaran kişiyi en büyük hediye olan PSP (Play Station Portable) bekliyor.

Kazanılacak hediyelere karşılık gelen atık pil sayıları şu şekilde;

PSP ( Play Station Portable): 1.500
Fotoğraf makinesi: 500
Mp3Çalar: 200
Kulaklık: 150
Flash Bellek(8gb): 100

Ödüllere talip olanların 6 Eylül 2013’e kadar atık pil toplama makinelerinin yer aldığı Ataşehir Belediyesi, Ataşehir Migros, Palladium, Optimum, Brandium, Carrefour ve Novada alışveriş merkezlerine gitmeleri gerekiyor. Bu merkezlere yerleştirilen makinelere pillerini atıp karşılığında kuponlarını alanlar, daha sonra bu kuponları Ataşehir Belediyesi’ne getirecekler. Hediyeler vatandaştan kuponlar alındıktan sonra tutanak karşılığında teslim edilecek.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi
 
 

Ataşehir’de Çevre Dostu Pide Kağıdı

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Ramazan Konserleri Başlıyor

Orhan Hakalmaz Konseri
 Tarih: 25 Temmuz Perşembe
Yer: Ferhatpaşa Mahallesi (Pazar Sokağı)
Saat: 21.30- Animasyon – 23.00 – Konser

Yavuz Değirmenci Konseri

Tarih: 26 Temmuz Cuma
Yer: Ferhatpaşa Mahallesi (Pazar Sokağı)
Saat: 21.30- Animasyon – 23.00 – Konser – Sema gösterisi

İzzet Altınmeşe Konseri
Tarih: 28 Temmuz Pazar
Yer: Ferhatpaşa Mahallesi (Pazar Sokağı)
Saat: 21.30- Animasyon – 23.00 – Konser

İzzet Altınmeşe Konseri
Tarih: 02 Ağustos Cuma
Yer: Esatpaşa Mahallesi (Pazar Alanı)
Saat: 21.30- Animasyon – 23.00 – Konser

Kenan Işık Şiir Dinletisi & Yavuz Değirmenci Konseri
Tarih: 04 Ağustos Pazar
Yer: Küçükbakkalköy Mahallesi (Fevzipaşa Caddesi)
Saat: 21.30- Animasyon – 23.00 – Şiir Dinletisi – Konser – Sema gösterisi

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Depresyona Girmek Kulakları Çınlatıyor

Kulak çınlamasına yol açan pek çok hastalık bulunması nedeniyle hastaların bu konuda sıkıntılar yaşadıklarını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, merak edilen soruları şöyle yanıtladı:
 
Kulak çınlaması nasıl bir hastalıktır?
 
Tinnitus hastalığı, harici bir uyaran olmaksızın ses algılanması şeklinde tanımlanabilir. Bu sesler ise şöyledir:

-Hastalıkta tek bir ton algılaması yoktur.

-İnce veya kalın tonlu tek düze sesler vardır.

-Nabız atışı ile eş zamanlı gürültü şeklinde, pat-pat veya çıtırtı şeklinde sesler olur.

-Saatteki saniye tıklamalarına benzeyen veya daha hızlı olan sesler ortaya çıkabilir. Hastadan alınan öykü ile algılanmakta olan sesin tanımlaması detaylandırılabilir. 

Kimlerde daha çok görülür?

Erkek kadın oranları arasında belirgin fark yok. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artıyor.  Silahlı kuvvetler, dokuma fabrikası, kazan işçiliği, tersane işçiliği gibi yüksek gürültüye maruz kalınan mesleklerde görülme sıklığı artıyor, görülme yaşı daha genç popülasyonu etkiliyor.  Yaşlı topluluğun yüzde 33'ünü etkilerken, 55 yaşın üzerindekilerin yüzde 30'unda hafif, yüzde 10'unda ise şiddetli tinnitus olduğu belirtiliyor. Potansiyel olarak tüm bireyler (ağır işitme kayıplı olsalar bile) tinnitusa adaydır.

 
Kulak çınlamasının en sık görülen nedenleri nelerdir?
 
Tinnitusu iki ana sınıfa ayırabiliriz: Birinci gruptakiler, kulak çevresi yapılardan oluşan çınlamalar. 
 
İkinci grupta ise sensörinöral  (Salyangoz içinde işitmenin ilk algılayıcısı saçlı hücreleri, işitme siniri sinir lifleri, sinir çekirdekleri, beyin sapı ve beyin korteksindeki merkezlerden kaynaklanan) çınlamalardır. 
 
KULAK ÇEVRESİ OLUŞUMLARDAN KAYNAKLANAN ÇINLAMALAR:
 
Kulak çevresi oluşumlarından kaynaklanan iki tip çınlama var.
 
Vasküler nedenli olanlar: Arteriel-venöz malformasyonlar, damar ve çevresi sinir doku kaynaklı tümörler, anevrizmalar, hipertansiyon.

Sinir-kas anomalileri: Kulak içindeki kasların spazmları, çene eklemi fonksiyon bozuklukları, östaki tübünün olması gerekenden daha açık olması veya fonksiyon yitimi şeklinde sıralanabilir.

DUYSAL-SİNİRSEL ( SENSÖRİNÖRAL) NEDENLER :

a) Kulağa bağlı nedenler: Salyangoza ait nedenler; yaşlılığa bağlı işitme kaybı, iç kulak iltihaplanmaları, otoskleroz ( salyangoza özgün bir hastalık), Meniere hastalığı. Kulak çınlaması orta kulakta sıvı birikmesi, , kemikcik sistemindeki çeşitli bozukluklar, orta kulak tümörlerinden de kaynaklanabiliyor. Bunların dışında dış kulak yolunda oluşan ve kulağı tıkayan her türlü sorun nedeniylede çınlama oluşabiliyor.

b) Nörolojik nedenler: Kafa travmaları başta olmak üzere her tür kafa içi nedenli hastalıklardan dolayı çınlama oluşma potansiyeli vardır. Multiple skleroz ve menenjit sonrasında da çınlama sorunu sık görülür.

c) Diş ve çene kaynaklı: Çene ekleminin bozuklukları da tinitusa yol açabiliyor.

d) Metabolik kaynaklı sorunlar: Hipertiroidi, hipotiroidi, hiperlipidemi, şeker hastalığı, çinko, bakır, demir eksikliği, Vitamin B12 eksikliği.

e) İlaçlara bağlı nedenler: Aspirin, Non steroid antienflamatuvar ilaçlar (romatizma, genel ağrı tedavisinde kullanılırlar), bazı antibiyotik ajanlar.

f) Psikolojik nedenler: Depresyon ve anksiyete.

Kulak çınlaması tamamıyla tedavi edilebiliyor mu?

Hastalığın çok fazla nedeni var ve bazı belirsizlikler içeriyor. Bu nedenle hastalığa ilişkin çok sayıda tedavi yöntemi önerilmiştir ve denenmektedir. Henüz fikir birliğine varılmış en etkin tedavi yöntemi diyebileceğimiz bir yöntem bulunmuyor. Amerikan İlaç Yönetimi' nin (FDA) onayladığı bir ilaç da yoktur. Ancak şunu da söylemek gerekirse hasta hekim uyumu doğrultusunda kararlı bir tedavi ile önemli, kayda değer, hastanın yakınmasını kabul edilebilir düzeye indirgeyebildiğimiz hasta sayısı azımsanmayacak denli çoktur. Ancak kısa sürede tedavide büyük başarılar elde edilmesinin beklenmemesi gerekiyor. Özellikle de televizyon ya da basında bu hastalığa kesin çözüm önerdiklerini iddia edenlere itibar edilmemesini öneriyoruz.

Çınlamanın çok şiddetli olduğu durumlar var mı?

Olabilir, bunu değerlendirmek için kullandığımız tinnitus değerlendirme formları var. Rahatsızlık kişiye bağlı olduğundan, bunu kendi algımızda bir teraziye, kısmen de olsa bir standardizasyona oturtmamız lazım.

 
Kulak çınlaması olan kişiler gürültüye karşı daha hassas kişilerdir diyebilir miyiz?
 
İç kulağın koklea (salyangoz) bölgesinden kaynaklanan çınlamalarda kişi sese karşı hassastır. Az işitebilir ancak buna karşın işitmekte olduğu sesten rahatsızlık hissedebilir. Örneğin Meniere hastalığında bu çok tipik bulgudur.
 
Geçirilen ameliyatlar, kazalar, uzun uçak yolculukları sonrasında da çınlama olabilir mi? Çınlama sorunu kalıcı olabilir mi?
Beyin ve kulak ameliyatları sonrasında görülebilir. Ancak belden verilen anestezi ile yapılan sezaryen ameliyatını takip eden erken dönemde tinnitus, işitme kaybı, vertigo yaşayan hastalar da olabiliyor.
 
Çınlama sorunu olan kişiler gürültülü ortamlardan uzak durmalı mıdır?
 
Evet uzak durmalıdırlar. Sağlıklı ve çınlaması olmayan kişiler de, gün içinde çok uzun süreli kulaklık kullanmak, yüksek sesle kulaklıkla müzik dinlemek sonucunda, çınlamayla karşı karşıya kalabilir. Bu uygulamanın devam süresinin uzaması doğrultusunda da tinnitus kalıcı hale gelebilir. Bu nedenle uzun süreli kulaklıkla yüksek sesli müzik dinlemekten kaçınılmalıdır.

Önemli Kararlarınızı Yaz Sıcağında Vermeyin

Sıcak hava panik atağı tetikler
 
Aşırı sıcak havalar canlılar üzerinde stres yaratabilir. Stres, organizmanın uyumunu bozan olaylara ve yaşadığı değişikliğe uyum sağlama tepkisidir. Stresle beraber vücutta bir takım kimyasal değişiklikler meydana gelecektir. Kişiler karşılaştığı stres verici durumdan ya kaçacak ya da mücadele edecektir. Bazı kişi için stres yaratan bir durum bazıları için stres yaratmayabilir. Sıcak hava ve nem gibi çevresel faktörler stresle birlikte aynı zamanda kişide psikolojik bir rahatsızlık varsa bunun şiddetini artırabilir. Sıcak havadan dolayı kalp atımının hızlanması, sık sık nefes alma gibi bedende oluşan değişimler panik bozukluğu yaşayan hastalar tarafından yanlış değerlendirilip panik atakları da tetikleyebilir. Depresyon yaşayan hastalarda ise stres ikiye katlanarak keyifsizlik ve mutsuzluk durumları artabilir.

Temizlik takıntısı olanlar sıcaklarda kendilerini daha kirli hisseder 

 
Temizlik takıntısı olanlar aşırı sıcak ve nemli havalarda kendilerini daha fazla kirli hissedebilirler. Sıcak ve nemden dolayı terleme ve yapış yapış olmak temizlik takıntısı olan kişilerin kendilerini daha kirli hissetmesine neden olabilir.

Sıcak havalar saldırganlığa neden olur

 
Sıcaklarda uyku problemleri çok görüldüğünden yetersiz uyku; bitkinlik, yorgunluk ve sinirlilik durumlarını da beraberinde getirmektedir. Amerika’da sıcak havalarda daha fazla korna çalındığına dair çalışmalar mevcuttur. Özellikle tahammülsüzlük ve öfke durumları sıcaklarla beraber artmaktadır. Yapılan çalışmalarda sıcak havalarda suç oranlarının arttığına dair istatistik veriler de vardır. Yüksek sıcaklık doğrudan saldırganlığı yükseltir ve duyarlılığı artırarak bedeni ve zihni etkilemektedir.

Aşırı nem mutsuzluğu artırır

 
Özellikle nem arttıkça mutluluk, sevecenlik ve dinç olmak gibi kendimizi iyi hissetmemize neden olan duygularımız azalmaktadır. Yani tüm bunlar aşırı sıcak havalarda huzursuz, rahatsız, huysuz ve aksi hissedeceğimizi gösteren belirtilerdir. En basiti aşırı sıcaklarla beraber dışarıdaki aktivitelerde azalma olacak bu bile hayal kırıklığı ve huzursuzluk yaratabilecektir. Aynı zamanda hareket kısıtlılığı ve fiziksel aktivite yoksunluğundan insanlar depresif bir duruma girebilirler. Yüksek ısının risk almayı arttırdığı da bilinmektedir. Bu durumda kişiler düşünmeden hareket edip sağlıksız kararlar verebilmektedir.

Alışveriş çılgınlığı sıcaklarda artış gösterir

 
Yüksek ısının risk almayı arttırdığı da bilinmektedir. Bu durumda kişiler düşünmeden hareket edip sağlıksız kararlar verebilmektedir. Sıcak havaların gelmesiyle birlikte kişiler kendilerini daha coşkulu hissederler. Sıcak havalarda coşkulu hissetme ve risk almada artış gereksiz alışveriş yapılmasına sebep olabilir. Bu bilgiye dikkat ederek ihtiyaç listesi hazırlamak gereksiz yere fazla para harcanmasını önleyerek ikinci bir stres yaşanmasını da engelleyebilir.

Aşırı sıcaklar hafıza ve dikkat kaybına yol açar

 
Özellikle dikkat gerektiren işler için sıcaklığın artması olumsuz etki göstermektedir. Hafıza ile ilgili çalışmalarda uzmanlar 22 derecenin en uygun derece olduğunu belirtirler. 22 derecenin altında ya da çok üstünde olan hava durumlarında kişilerde hafıza ve dikkatin azalacağı belirtilmektedir.

Sıcaklarda tüm bu olumsuz psikolojik etkilerden uzaklaşmak için…

•    Önemli kararlarınızı erteleyin.

•    Aşırı stres durumunda öfke yaratacak ortamlardan uzaklaşın.

•    Trafiğe çıkmadan psikolojik yönden kendinizi hazırlayın.

•    Önemli işlerinizi serin ortamlarda gözden geçirin.

•    Açık renkli kıyafetler tercih edin.

•    Akşam serinliğinde fiziksel aktivite yapın.

Yesin de Büyüsün Raflarda Büyük Bir Eksikliği Doldurdu

Tavsiye ederiz. D&R, Remzi Kitabevi ve ilgili markaların sanal mağazalarından Yesin de Büyüsün'e ulaşabilirsiniz.
 
 

Kolesterol ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

Kolesterol vücut için gerekli
 
Kolesterol; vücutta karaciğer tarafından birçok hücre ve hücre içi yapının bileşiminde yer alan, hormonlarda ve diğer vücut fonksiyonlarında önemli rol oynayan yapı taşıdır. Kolesterolün olmaması halinde; sinir ve sindirim sistemi ile cinsel fonksiyonlar olumsuz etkilenir. Özellikle çocukluk çağındaki beslenme kolesterolden zengin olmalıdır. Özellikle bu dönemdeki kolesterol eksikliği gelişme bozukluğu ve zeka geriliğine yol açabilir. Ancak sağlıklı bir yaşam için kolesterol düzeyinin, olması gereken seviyede tutulması çok önemlidir. 

Kolesterol değerleri kişiye göre değişir

 
Kolesterol değerlerinin kabul edilebilir ölçülerde olması kişinin özelliğine göre değişir. Kalp hastalığı kanıtlanmış kişilerde, kötü huylu kolesterol (LDL) değeri 100’ün altında olmalıdır. Kalp hastalığı olmayan ancak yüksek risk faktörleri olan kişilerde de LDL değerinin 130’un altında olması hedeflenir. Kalp hastalığı olmayan ve risk faktörleri bulunmayan kişilerde HDL 60 veya üzerindeyse, LDL değerini 130’un altına indirmek gerekli değildir. Kolesterolün; iyi  huylu (HDL), kötü huylu (LDL) ve alt grupları vardır. Bunların seviyeleri ve birbirlerine oranı hastalık gelişiminde belirleyicidir. En önemli damar sertliği nedeni, HDL’nin düşük LDL’nin yüksek olmasıdır. Pek çok parametre içinden en sık söz edileni LDL seviyesidir. Ancak kişinin total kolesterolü yüksek bunun yanında HDL’si de yüksekse, LDL için tedavi gerekmeyebilir.

Yüksek kolesterol kontrol altına alınmalıdır

 
Kolesterol seviyesinin artışı, damar sertliği ve beraberinde kalp damar hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlar. Kolesterolün uygun seviyeye düşürülmesi, damar sertliğinin kontrol altına alınmasında önemli bir yarar sağlar. Damar sertliği yalnızca kalp damar hastalıklarında değil; beyin, bacak, böbrek ile vücuttaki bütün damarlarda hasar oluşumuna yani damar tıkanmasına yol açabilir. Yüksek kolesterol tedavisinde hasta laboratuvar testleri ile birlikte kardiyoloji uzmanı tarafından yakın takipte olmalıdır. LDL değerinin düzeyi, olması gereken kolesterol seviyesinde belirleyicidir. Tedavide ideal olarak hedeflenen LDL’nin bypass olan veya koroner anjiyoplasti geçirenlerde, diyabet hastalarında ve 65 yaşın üstünde olan kadınlarda 100’ün altına düşmesidir. Bypass veya koroner anjiyoplasti geçiren hastalarda son yıllarda 80 hatta 70’e kadar düşürülmesi tavsiye edilmektedir.
 
Yaşam tarzı değişikliği yeterli değilse ilaç gerekebilir 
 
Diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kolesterol seviyesi belli bir düzeye çekilemeyen hastalarda, ilaçla tedavi gerekli olabilir. Ancak bu durum kolesterolü normal seviyede olan kişiler için geçerli değildir. Kolesterol ilaçlarının yerinde ve doğru kullanımı çok önemlidir. Kolesterol yüksekliği tedavisi mutlaka yaşam şartlarındaki değişiklikle birlikte olmalıdır. Bu olmadan uygulanacak ilaç tedavisi iyi bir çözüm değildir. Etkili olan her ilacın da aynı değerlerde istenmeyen etkileri olabilir.  Kolesterol ilaçlarının da binde bir oranında olan bazı yan etkileri bilinmektedir. Ancak ilaçların kesilmesi ile bu sorunlar ortadan kalkar ve kalıcı hasara neden olmaz.

Yazın Klimalı Ortamlar Kalp Sağlığını Tehdit Ediyor

Yazın kalp krizi geçirme riski yüksek
 
Aşırı sıcaklarla birlikte tansiyon seviyesindeki ciddi artış, kalp krizi riskini de tetikleyebilir. Çünkü hava sıcaklıklarındaki değişiklikler, özellikle havanın çok sıcak ve çok soğuk olduğu dönemler kalp damarları üzerinde olumsuz etki yaparak, kalbin yükünü de artırmaktadır. Bu nedenle yazın, klimalı ortamlara ihtiyaç duyulması ile birlikte özellikle aşırı sıcaktan klimanın etkisi ile soğuyan bir alana ani geçişler, kalp spazmına yol açarak kalp krizi tehlikesini ciddi oranda yükseltmektedir.

Klimalı 22 derecenin altında olmamalı

 
Hava sıcaklığının çok yüksek oranda seyrettiği şehirlerde 40-50 derece sıcaktan, klimanın çalıştığı 18-20 derecelik bir ortama girmek özellikle kalp hastaları için hayati risk taşımaktadır. Hava sıcaklığının yüksek olduğu dış ortamdan, eve gelip klimayı açarak karşısına geçmek kalp krizi riskini tetiklemektedir. Klimalı ortamlar akciğer hastalıklarına da neden olabilmektedir. Hastanın akciğerlerdeki oksijen kapasitesine ait bir bozukluk, kalp krizine ve kalp yetmezliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle klimalı ortamda bulunulacaksa, ideal klimalı ortam ısısının 22 derecenin altında olmaması çok önemlidir. Klima kullanımında önemli olan, soğuk değil serin ortamlar oluşturmaktır.  

Soğuk su soğuk havadan daha tehlikeli

 
Yaz mevsiminde kalp hastalarını bekleyen en önemli tehlikelerden biri de sıcak altında uzun süre kaldıktan sonra birden soğuk bir havuza ya da denize girmektir. Çünkü soğuk su, kalp ve damar sağlığı açısından soğuk havadan daha tehlikeli olabilir. Soğuk su, kalp spazmına zemin hazırlar. Yani kalp damarları soğuğun etkisi ile ciddi oranda büzülür ve kan akımı bozulur. Kişinin damar sertliği problemi olmasa bile daralmaya meyilli damarlar varsa bunlar bir takım tetikleyici faktörler sonucu kalp krizine kadar gidebilir. Bu nedenle güneşlenmenin ve yüzmenin uygun olduğu saatlere özellikle dikkat edilmelidir. 

Güneşin altında 15 dakikadan fazla kalınmamalı

 
Güneş ışınlarına direkt olarak uzun süreli maruz kalmak, çok önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle güneşlenme, gölgede ya da şemsiyenin altında ve güneşin zararlı ışınlarının dik gelmediği saatlerde olmalıdır. Yüzme, çok sağlıklı bir egzersiz de olsa havanın çok sıcak olduğu saatlerde sakıncalıdır. Yüzme için en uygun saatler, sabah saat 10.00-12.00 arası, öğleden sonra da 15.00’ten sonra sıcaklığın azaldığı zamanlardır. 

Yazın ılık suyla banyo yapılmalı

 
Özellikle yazın; sauna, hamam ve kaplıca gibi sıcak ortamların yanında, evde de çok sıcak su ile banyo yapılması kalp ve damar sağlığı açısından risklidir. Bu nedenle banyo suyunun ılık olması ve banyoda kalış süresinin de uzun olmaması çok önemlidir.

Ataşehir’de Çocuklar Tatillerini Sanat Eğitimleri İle Geçiriyor

Konu ile ilgili bir açıklama yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Çocuklarımızı; ülkemizin ve dünyamızın geleceği, aydınlık yarınların teminatı olarak görüyoruz. Biz bir ilçe belediyesi olarak onların en iyi şekilde yetişmesi ve gelişmesi için çaba sarf ediyoruz. Ataşehirli çocuklarımızın bu yaz tatillerini sanat ve spor ile geçirmeleri için, hem sanat hem de spor okulları açtık. Böylece çocuklarımız hem vücutlarını hem de yeteneklerini geliştiriyorlar. Çocuklarımız için hazırladığımız projelerimizin, çeşitleri ve katılımcı sayıları artarak devam edecek” dedi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kıkırdak Tedavisinde Kök Hücre

Bu nedenle eklem kıkırdağı yaralanmaları, sıklıkla sporcularda ve aktif yaşam tarzına sahip kişilerde görülmesine karşın, yanlış kullanıma bağlı olarak ev kadınlarının da önemli şikayetlerinin başında geliyor. Kıkırdak kaybının yeri, büyüklüğü ve yük taşıma alanına göre meydana gelen bozukluklar kireçlenmeye ve eklem yaşlanmasına zemin hazırlıyor. Bu sorunlar da kişinin hareket kabiliyetini azaltarak, yaşam kalitesini düşürüyor. Eklem kıkırdağının kaybı ile birlikte gelişen ilerleyici bozuklukların tedavisi hareket sistemi cerrahisinin çözüm bekleyen sorunlarının başında gelirken, kök hücre tedavilerindeki gelişmelerle bu sorunlar aşılacak gibi görünüyor.
Prof. Dr. Mehmet S. Binnet’in başında bulunduğu ekibin Türkiye’de ortopedi alanında uygulanan ilk kök hücre tedavisini gerçekleştirmesinin üzerinden geçen 13 yıl, uygulamanın giderek yaygınlaştığı bir dönem oldu. Acıbadem Ankara Hastanesi’nde görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet S. Binnet, kök hücre tedavilerinin en başarılı olduğu alanın hareket sistemi, dolayısıyla kıkırdak olduğunu belirterek “Eğer siz iskelet sistemini, temeli ve kolonları sağlam tutarsanız insanın yaşını 100-120’ye uzatmak mümkün” diyor.

KIKIRDAK HÜCRESİ LABORATUVARDA ÇOĞALTILIYOR

Diz, vücudun en büyük eklemi olduğu için kıkırdak yaralanmalarının önemli bir bölümü burada meydana geliyor. Önceki yıllarda “futbolcu hastalığı” olarak bilinse de menisküs artık toplumun hemen her kesiminde görülen bir diz eklemi rahatsızlığı olarak kendini gösteriyor. “Otolog kondrosit implantasyonu” olarak isimlendirilen kıkırdaklara yönelik kök hücre tedavisi iki aşamalı girişimle sağlanıyor. Kıkırdak yaralanmalarının kök hücre yöntemi ile tedavisinde, hastadan çok az miktarda alınan kıkırdak hücresi, laboratuvar ortamında çoğaltılarak tekrar hasarlı bölgeye yerleştiriliyor. İlk girişimde diz ekleminin sağlam kıkırdağından 3-4 ml’lik küçük bir biyopsi alınıyor. Biyopsi ile gelen 3-4 bin civarındaki hücre sayısı, kültür işlemi ile 10-12 milyon hücreye ulaşıyor. Laboratuvarda geçen bu süre ortalama üç-altı haftayı kapsıyor. Elde edilen yeni kıkırdak, hasarın olduğu yere yapıştırılıyor. Bu yapıştırma işleminde de yine bir kan ürünü olan fibrinden yararlanılıyor.

 
Burada üzerinde durulması gereken nokta, kök hücrenin çoğaltıldığı laboratuvarlar. Türkiye’de sayısı üç olan akredite laboratuvarlardan biri de Acıbadem Sağlık Grubu bünyesindeki Acıbadem Labcell. Laboratuvarda istenen büyüklükte kıkırdak üretilebilse de tedavinin başarılı olmasında hastanın yaşı önem taşıyor. Bu operasyonlar 15-50 yaş arasındaki kişilere yapılıyor.

NEDEN KÖK HÜCRE TEDAVİSİ?

 
Değişen yaşam koşulları, obezitenin giderek yaygınlaşması ve hareketsiz yaşam tarzının benimsenmesi, hareket sistemi ve dolayısıyla eklemler üzerinde olumsuz bir etkiye neden oluyor. Daha fazla yükü taşımak zorunda kalan bu sistemde görülen sorunlar toplumun hemen her kesiminde ortaya çıkıyor. Tedavide ise genellikle cerrahi yöntem tercih ediliyor. Eklemin görevini yerine getirmesini sağlayacak protezler yerleştiriliyor. Ancak bu işlemler hem zaman hem de sağlık ekonomisi açısından gün geçtikçe büyüyen bir sorun haline geliyor.
 
Prof. Dr. Binnet, Amerika Birleşik Devletleri’nden bir örnek vererek kök hücre tedavisinin neden tercih edildiğini ve geliştirilmesi konusunda yeni çalışmalar yapıldığını açıklıyor: “ABD’de yapılan bir çalışmaya göre, 2030 yılında 3 milyon protez ameliyatı yapılması gerekeceği ortaya kondu. Buna ne işgücü dayanır, ne de sanayi sistemi. Şöyle anlatayım, sabahtan akşama kadar ameliyat yapsanız 3 milyon protezi koyamazsınız. Dolayısıyla çözüm arayışları artıyor. Bu arayışın içinde de kök hücre tedavileri önemli bir yer tutuyor. Tedavi yönteminin asıl amacı protez ihtiyacını ortadan kaldırmak.”

KÖK HÜCRE TEDAVİSİNDE NEREDEN NEREYE?

 
Hareket sistemine yönelik hücresel tedaviler ilk başladığı yıllardan günümüze bir dizi değişim ve gelişim gösterdi. Kök hücre tedavilerinin ortak noktasını, tek bir hücre veya hücrelerin doku ile bağıntısı olmadan laboratuvar ortamında çoğalması oluşturuyor. Çoğaltılan bu hücrelerin hastalıklı ortama yerleştirilmesi birinci jenerasyon olarak tanımlanıyor. İkinci jenerasyonda ise, kısaca fonksiyonel dokuların oluşturulması diye tanımlanan doku mühendisliği yaklaşımı devreye giriyor. Bu tür kök hücre uygulamalarında doku mühendisliğinde kullanılan biyomateryallerden yararlanılıyor. Hücre ve doku oluşumunu desteklemek için çatı vazifesi gören biyomateryaller üç boyutlu olmalarından dolayı hücrelerin homojen dağılımını sağlıyor, biyokimyasal moleküllerin özelliğinden dolayı da belirli bir süre sonunda çözünerek yerini ev sahibi dokuya bırakıyor. Uygulamadaki gelişmeler laboratuvar aşaması ile sınırlı kalmayıp cerrahi uygulamada da sürüyor. Hücresel tedavilerin etkinliğinin ortaya konulmasında, histolojik bulguların yanı sıra MR (manyetik rezonans) görüntülemesinden de yararlanılıyor. Hücresel tedaviden sonra hastalar düzenli olarak kontrole geliyor ve MR görüntüleri alınıyor.

DİPNOT

 
Türkiye’de de kök hücre yoluyla kıkırdak tedavisi ilk kez 2000 yılında, o zaman 13 yaşında bir gence uygulanmıştı. Bu kişinin askerliğini yaptığını, işinin başında olduğunu anlatan Prof. Dr. Binnet, operasyon sonuçlarının çok başarılı olduğunu dile getiriyor. Kök hücre alanındaki yeniliklerin yakından takip edildiği Türkiye, konuyla ilgili uluslararası toplantılara da ev sahipliği yapacak. Dünya Kıkırdak Kongresi bu yıl İzmir’de toplanacak ve başkanlığını
Prof. Dr. Binnet yapacak.

Hasta ÖYKÜSÜ İYİ ALINMALI

 
Kas ve iskelet sistemi hastalıklarında tanının en önemli ayağını, hasta öyküsünün iyi alınması oluşturuyor. Bu şekilde doğru tanıya gitme oranı yüzde 60 iken, özenli bir fizik muayene ile bu oran yüzde 90’a ulaşıyor. Hastanın iyi organize edilmiş bir düzende ve anatomik bölgelerin sırasıyla incelenmesi büyük önem taşıyor. Aslında hastanın muayenesi kapıdan giriş anı ile başlıyor. Vücut duruşu, yürüyüşü, hareketleri, tavrı ve konuşması, soruna dair ipuçları veriyor.

Çiçekler Minik Öğrenciler İçin Açacak

16 hastanesi ve 12 tıp merkezi ile özel sağlık alanında Türkiye’nin lider grubu olan Acıbadem Sağlık Grubu’nun ÇABA (Çağdaş ve Bağımsız Yardımlaşma Derneği) ile yaptığı işbirliği sonucu, minik öğrencilerin ve ailelerinin yüzlerini güldürecek yepyeni bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçiriliyor. 

Çiçekler, anaokulunda açacak

Acıbadem Sağlık Grubu’na bağlı hastaneler ve tıp merkezlerinde tedavi gören hastaların ya da doğum yapan annelerin ziyaretçilerinin çiçek yerine bağış yapması ile oluşturulacak fon sayesinde ihtiyacı olan 4-6 yaş arası çocuklar, eğitim hayatına ilk adımlarını atacaklar.

Acıbadem ve ÇABA Derneği arasında imzalanan bir protokolle uygulamaya konan sosyal sorumluluk projesine göre;

•Acıbadem’de tedavi gören tüm hastalar, yakınları ve ziyaretçileri, hem Acıbadem hastanelerinde oluşturulacak bankolar hem de her iki kurumun internet siteleri üzerinden bu projenin kapsamı ve işleyişiyle ilgili bilgilendirilecek.

•Bağışçılar, www.yuvamizcicekacsin.com adresine girerek, farklı tutardaki bağışlardan birini seçip, online olarak gönderebilecek veya Acıbadem hastanelerindeki bankolar aracılığıyla bağışlarını yapabilecekler.

•Bağışçıya ve hastaya, yaptıkları bağışla ilgili bilgilendirme ve teşekkür içerikli postalar ve kartlar gönderilecek.

•Bağışlar bir fonda toplanacak. Fon, yapılacak anaokulunun yapımına aktarılacak…

“Sosyal Sorumluluk projelerine önem veriyoruz!”

 
Sosyal sorumluluklara özel bir önem verdiğini söyleyen Acıbadem Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar,  “Yuvamız Çiçek Açsın” projesiyle ihtiyacı olan çocukların eğitim göreceği bir yuvaya kavuşacak olmasından mutluluk duyduklarını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Acıbadem Sağlık Grubu, Türkiye’nin özel sağlık alanında lider bir kuruluşudur. Sağlık hizmetlerindeki kalitesiyle dikkat çeken grubumuz, çeşitli sosyal sorumluluk projelerinin altına da imza atmaktadır. Bu yıl Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın desteğiyle yürüttüğümüz ve “Ailelerin Umut’u gerçek oluyor” ismini verdiğimiz büyük sosyal sorumluluk projesiyle, 2500 yoksul aileye tüp bebek imkanı sağlıyoruz. “Yuvamız Çiçek Açsın” projemizle de yine ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarının eğitim göreceği yuvaların yapılması için zemin hazırlamak bizleri mutlu ediyor.”  

“Çiçekler hiç solmasın istiyoruz!”

ÇABA Derneği Başkanı Dr. Özlem Cankurtaran bu projenin tüm dernek üyelerinin kalbinde tatlı bir heyecan yaşattığını belirterek şunları söyledi: “ÇABA derneği olarak toplumun farklı ihtiyaçlarını göz önüne alıyor ve yeni projeler üreterek hayata geçirmeye çalışıyoruz. Yuvamız Çiçek Açsın projesiyle, ihtiyacı olan minik öğrencilere yeni eğitim mekanları sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Acıbadem’de tedavi gören veya anne babalık heyecanı yaşayanlara şöyle seslenmek istiyoruz: Çiçek, tartışılmaz çok güzel bir hediye, bir kutlama aracı. Ancak maalesef ki, bir süre sonra soluyor. Oysa siz çiçek göndermek yerine bağış yaparsanız, Türkiye’ye çiçek gibi çocuklar yetiştirmeye önemli bir katkıda bulunacaksınız. Böylece çiçekleriniz hiç solmayacak, Türkiye’nin aydınlık yarınlarını yaratmada bir adım daha ilerleme şansımız olacak. İnanıyorum ki, bu projeyi duyan herkes büyük bir sevinçle, bizim çocuklar adına yaşattığımız heyecana ortak olacaklar”

Ayrıntılı bilgi: www.yuvamizcicekacsin.com

BP Yol Güvenliği Çocuk Tiyatrosu Novada Ataşehir AVM’de Çocuklarla Buluşuyor

Medisana’dan Son Teknoloji Ürünü Infrared Uzaktan Ölçer Termometre

Medisana Uzaktan Ateşölçer, bir saniye içerisinde 0 ile 100°C arasındaki sıcaklık değerlerini güvenilir bir şekilde ekrana yansıtıyor ve bir dakika sonra otomatik olarak kapanıyor. Ayrıca değişen ekran rengi ve sesli uyarı sistemi ile düşük ve yüksek ateş uyarısı yapıyor ve bununla birlikte son 12 ölçümü hafızada tutma özelliği bulunuyor.

Medisana Uzaktan Ateş Ölçer, bebeğinizin sadece ateşini ölçmek için değil aynı zamanda mamalarını, bulundukları ortamı ve yapılan bilimsel araştırmalara göre psikolojik gelişimlerinde önemli yeri olan ilk banyo suyu sıcaklığını ölçmek için de kullanılıyor. Uzmanlar bebeğin ilk banyo suyu sıcaklığının anne karnındaki ortam sıcaklığı (37 °C) ile aynı derecede olması gerektiğini ve her banyoda 1°C düşürülerek en son 33 °C da sabitlenmesi gerektiğini vurguluyor.

www.medisanaturkiye.com.tr

PRNet A.Ş ‘Uluslararası Kalite Ödülü’ne Layık Görüldü

PRNet Satış ve Müşteri İlişkileri Müdürü Özkan Doğan, konuyla ilgili açıklamasında, ISAQ ödülünü alabilmek için şirketlerin kendi faaliyet gösterdikleri sektörlerde rol model olma özelliğine sahip olmasının, bu ödülün ana gerekçesi olmasından memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
 
Özkan Doğan aynı zamanda geldikleri noktada, ISO 500 araştırmasına göre, Türkiye’nin ilk 10 şirketi arasında yer alan kuruluşların 9'unun medya takibi ve sektörel
 
bilgi ihtiyacını PRNet servisleriyle sağlamakta olmasından gurur duyduklarını ifade etti.

Ataşehir’de İş Kurmak, Yapmak İsteyenlere 10 Tavsiye

Müşteri potansiyelini hesaplamak için, kiralamayı, almayı düşündüğünüz mekana gidin, çevresinde zaman geçirin. Komşu esnaflar ne kadar iş yapıyor bakın. Daha önemlisi Ataşehir’de hali hazırda yer alan rakiplerinizin durumlarına bakın. İş yapabiliyorlar mı, dükkanları bakımlı, dolu mu, personel sayıları yeterli mi, personelin yüzü gülüyormu…

2-Emlakçılara İnanmayın

 
Kimse sütüm kara demez. Emlakçıların büyük çoğunluğunun tek amacı dükkanı kiralayıp, satarak komisyonunu almak. Sizin iş yapmanız, batmanız maalesef pek umurlarında değil.
 
Daha en başta yanıltıcı bilgi veren emlakçı sayısı hiç de az değil. Genellikle iş potansiyeli ve masraflar konusunda yanıltıcı bilgi verilmekte.
 
Unutmayın Ataşehir’de aidat, kira, belediye vergileri vb. masraflar yüksektir. Ayrıca eper yaptığınız işte çok farklı bir şeyler yapmıyorsanız Ataşehir’de para kazanmak zordur.
 
Kiralar ise genellikle çok şişirilmiş, kiracı nasılsa 6 ay sonra iş yapamaz çıkar mantığıyla işlemektedir. İdeal kira bedeli ve masraflar konusunda da kiralamayı, satın almayı düşündüğünüz dükkanın komşuları ile konuşun.

3-İlk Başta Masraf Yapmayın

 
Ataşehir’de yapılan en büyük hata bu. İnsanlar bir hevesle denenmemiş proje ve/veya lokasyona ciddi miktarda yatırım yapıyorlar. Birkaç ay sonra projenin ve/veya lokasyonun çok da doğru olmadığını yavaş yavaş kabul etseler de, masrafın dönüşü olmuyor.
 
İlk başta minimal başlayın. İş potansiyelini gördükçe, kazandığınız para ile yavaş yavaş geliştirin. Elinizdeki avucunuzdaki parayı en baştan harcarsanız, işlerin çok az olacağı ilk 6-12 ayda hayatta kalamazsınız.
 
Dekorasyon çok pahalıdır ve dükkana özel yapıldığı için, taşınmanız veya kapatmanız halinde paraya çevrilemez.
Aman dikkat, kazanmadan harcamayın. Kazanıyorsanız istediğiniz masrafı yapabilirsiniz. Ayrıca müşteriler çoğunlukla sadece fiyat ve ürüne duyarlı. Dükkanınız altın kaplama bile olsa umursamazlar.

4-Ataşehir’de Servis Hızı ve Kalitesi Çok Önemlidir

 
Kimsenin dükkanınıza, lokantanıza vb. işyerinize gelmesini beklemeyin. Ataşehir’de insanlar tembeldir. En ufacık şeyi ayaklarına isterler. Başka bir sorunda motorcu kıtlığıdır. Dikkat edin iki dükkandan birinin camında “Kendi Motoru ile Çalışacak Paket Elamanı Aranıyor.” yazıyor. Motorcular resmen karaborsa olmuş.
Sadece motorcu bulmakta yetmiyor. Kılık kıyafetinden, müşteri ile konuşmasına kadar her şeyini kontrol altında tutmalısınız. Zaman içerisinde servis elemanı sayınızı arttırmazsanız, siparişleri arttırana kadar geçirdiğiniz sürenin yüzde birinde hepsini kayıp edersiniz.
Servis personelinize, sisteminize çok önem verin. Yemek sektöründe iseniz Ataşehir’de Yemek Sepeti olmazsa olmazdır.

5-Ataşehir’de adınızı, ürünlerinizi duyurmak çok zordur

 
Açıkça söyleyelim yerel dergiler ücretsiz dağıtıldığı ve sitelerin dış kapılarına bırakıldığı için etkileri hiç yok. Bir süre dış kapıda duran dergileri, geçerken gören, isteyen alıyor. Kısa süre sonra dergiler çöpe gidiyor. Alanda bir göz gezdirip çöpe atıyor. İsminizi, markanızı, telefonunuzu bir kez görse bile bir daha hatırlama, bulma şansı yok.
 
Asansör ilanları, gazete arasına insert, araba camlarına, ev kapılarına ilan bırakma vb. yöntemlerinde etkisi neredeyse sıfır.
 
Ataşehir’de etkili reklam yapmak istiyorsanız 2 yöntem var:

1-2007 yılından beri arama motorlarındaki liderliği ve profesyonel ekibi ile Ataşehir’in vazgeçilmezi olmuş, her eve, işyerine hatta cep telefonuna giren www.atasehironline.com. Reklam şartları ve fiyatları sitede yer alıyor . Tavsiye ederiz.

2 Facebook reklamları. İyi ayarlanmaları şartıyla oldukça etkili olan Facebook reklamları doğru bütçe ile cirolarınıza olumlu etki yapıyor. Doğru bütçe firmadan firmaya değişse de genellikle tahmin edilenin çok üstünde. Bir örnek vermek gerekirse ufak çaplı bir işletme için Facebook ile ciro arttırmak için her ay dört haneli rakamları gözden çıkarmalı. Yoksa ayda birkaç yüz TL’lik de bütçe oluşturabilirsiniz ama etkisi olmaz.

6-Kendinize Çok Güvenmeyin

 
İşinizde usta, başka mekanlarda iyi işler yapmış olabilirsiniz ama Ataşehir çok farklı. Her an yeni şeyler öğrenmeye , kendinizi ve işinizi hızlı bir şekildedeğiştirmeye hazır olun. Değişime direnmek yok olmak demektir.

7-Gurur Yapmayın

 
Baktınız işler baştan planladığınız gibi gitmiyorsa hiç gurur yapmayın en kısa sürede o işten çıkın. Çevrenin, arkadaşlarınızın, ailenizin ne diyeceği, düşüneceği hiç önemli değildir.
Genellikle gemi bir kez batmaya başlayınca kolay kolay kurtulamaz. Çırpındıkça daha fazla batılır. Zararın neresinden dönülse kardır. İşlerin kötü gittiğini kabul edip, borç batağına saplanmadan en kısa sürede çıkmak en temizidir.
 
Ataşehir için konuşursak ilk 6 ay size fikir verecektir. 12. aydan sonra çok büyük değişimler beklemeyin. Tabiki cironuz yavaş yavaş artabilir ama ikiye katlamaz.

8-Komşularınızla İyi Geçinin
Atalarımızın dediği gibi komşu komşua muhtaçtır. Çevrenizdeki esnaf potansiyel müşteri olduğu kadar sizin en büyük reklam kaynağınızdır. Ağızdan ağıza pazarlama günümüzün en etkili pazarlama aracıdır. Siz komşularınızla iyi olur, onlardan alışveriş ederseniz, onlarda sizden alışveriş eder daha önemlisi kendi çevrelerine, müşterilerine sizden söz eder.

9-Şansız Sektörler

 
Hep çok fazla rakip hem de sektörde kurumsal ve güçlü firmalar olduğu için aşağıdaki sektörlerde Ataşehir’de iş yapmak zordur:
Bay ve bayan kuaför, her türlü gıda işletmesi, kuru temizleme, market, tekel, kırtasiye, spor salonu, güzellik salonu, emlakçı.

10-Ekmek Aslanın Midesinde

 
En baştan Ataşehir’de iş yapmak ve para kazanmanın kolay olmadığını bilin. Zorluğun farkına varmazsanız motivasyonunuz çok çabuk kırılır.
Hedefinize kilitlenin. Yolda muhakkak zorluklarla karşılaşacaksınız, gözleriniz sadece hedefte olsun.

Yolunuz açık olsun…

Mehmet Hamdi Bol
www.mehmethamdibol.com

 
Her haklı saklıdır. Kısmen ve/veya tamamen alıntı yapılamaz. Aksi halde bildirim yapılmadan yasal işlem yapılacaktır.

Playstore’da Haziran Ayına “Company Of Heroes 2” Damgasını Vurdu

Playstore’da dünyayla aynı anda satışa çıkan oyunlardan biri olan “Company of Heroes 2”, haziran ayında en çok satılan oyun oldu. Önceki oyunlardaki çıtasını daha da yükselterek, benzersiz bir savaş oyunu deneyimi sunan “Company of Heroes 2”, özellikle strateji oyunlarını sevenlerden ilgi görmeye devam ediyor.
 
Playstore’da Mayıs ayının satış lideri olan, Codemasters’ın başarılı yarış oyunu “Grid 2” ise bu ay ikinci sıraya yerleşti. Vahşi Batı öykülerine gerçek bir saygı duruşu niteliği taşıyan “Call of Juarez Gunslinger” oyunu ise Playstore’da en çok ilgi gören üçüncü oyun oldu.
 
Capcom firmasının heyecan dolu aksiyon oyunu “Remember Me”, Playstore’da en çok satan dördüncü oyun olmayı başardı. Dünyayla aynı anda oyunseverlerle buluşan bir başka oyun olan, Skyrim serisinin tüm eklenti paketlerini içeren özel paketi “Skyrim Legendary Edition” ise en popüler beşinci oyun oldu.
 
Playstore’da Haziran ayında en çok satan diğer oyunlar ise sırasıyla; Activision firmasının sunduğu, Marvel evreninin en sıra dışı ve eğlenceli karakterlerinden olan“Deadpool”, Trackmania serisinin yeni oyunu olan “Trackmania Stadium”, Simcity, “Battlefield 3 Premium Edition” ve “Hitman Absolution” oldu.
 
Playstore’daki yeni oyunları ve kampanyaları kaçırmamak için Playstore’un resmi Facebook ve Twitter sayfalarını takip edebilirsiniz.
 
 
 
Haziran ayında Playstore’da en çok satın alınan 10 oyun

1. Company of Heroes 2
2. Grid 2
3. Call of Juarez Gunslinger
4. Remember Me
5. Skyrim Legendary Edition
6. Deadpool
7. Trackmania Stadium
8. Simcity
9. Battlefield 3 Premium Edition
10. Hitman Absolution

Playstore Hakkında

Türkiye’nin iletişim ve eğlence şirketi TTNET’in dijital oyun mağazası Playstore’da 1.000’e yakın farklı oyun seçeneğinin yer almaktadır. En popüler oyunların uygun fiyatlarla sunulduğu Playstore’da oyunseverlere uygun ödeme koşullarıyla birlikte ulaşılabilirlik ve güvenli alışveriş olanağı da tanınmaktadır.
Oyunseverler Playstore mağazası sayesinde, Türkiye’nin her noktasından dünyanın en popüler PC ve Mac oyunlarına diledikleri an ulaşabilmekte, bu oyunları TTNET Faturaları ile taksitle, kredi kartı ve mobil ödeme seçenekleri ile satın alabilmektedirler.
Kullanıcılar en popüler oyunlara ait haber, inceleme ve videolara Playstore’dan ulaşabilmektedirler. Playstore, ürün çeşitliliğini artırarak her geçen gün büyüttüğü içeriğiyle oyun oynayan herkese hitap etmektedir. www.playstore.com

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL, fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve FrameRelay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.

İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında yerli ve yabancı birçok şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun mağazası Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.

Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır.

Yüzerken Kulak Sağlığınıza Dikkat Edin

Geçici işitme kaybı görülebilir

Dış kulak yolu iltihapları “yüzücü kulağı” olarak da adlandırılmaktadır. Bunun nedeni yüzme sırasında kulağa kaçan suyun nemli bir ortam sağlayarak, bakterilerin çoğalması için uygun ortam oluşturması ve sonuç olarak iltihaba yol açmasıdır. Ayrıca kulağı parmakla kaşımaya çalışmak, kulak çöpleri ve diğer yabancı cisimlerle kulağı kurcalamak da kulak kanal cildini tahriş ederek enfeksiyona neden olmaktadır. Çok sık karşılaşılan ve dayanılmaz boyutlara çıkabilen kulak ağrısının şiddeti saatler içinde artar. Ağrıyla beraber sıklıkla kulakta şişme ve tıkanıklık görülebilir bununla beraber kulak kanal cildi enfeksiyona bağlı şişer. Bu durum kulakta dolgunluk ve geçici işitme kaybına yol açabilmektedir. Bu şikayetlere kulak kaşıntısı ve sulu akıntı eşlik eder. Hastalık ilerlediğinde ise; boyunda beze, ateş, kulak kepçesinde ödeme bağlı şişme ve kızarıklık ortaya çıkmaktadır. Enfeksiyona yol açan sebep, sıklıkla su da bulunan bakteriler, daha nadiren mantarlar ve virüslerdir.

Saç spreyleri ve kozmetik ürünler de enfeksiyonu tetikleyebilir

Kulak kanalında bulunan salgı bezlerinin salgıladığı mumsu akıntılar (kulak kiri) ve kulak kanalının kıvrımlı yapısı kulağın birer savunma mekanizmalarıdır. Kulak kiri olarak tabir edilen salgılar, kulağı sudan koruyucu ince bir tabaka oluştururlar. Hafif asidik yapıdadırlar ve bu durum bakteri yerleşimini zorlaştırır. Bu salgılar kulak kanalındaki tozları, ölü hücreleri tutarak dışarı atılmasını sağlamaktadır. Zardan dışarı ve aşağı doğru eğimli bir yapısı olan kulak kanalı ise kulağa giren suyun dışarı atılmasına yardımcı olmaktadır. Kulak kanalı enfeksiyonu oluşmuşsa bu doğal savunma mekanizmalarında sorun ortaya çıkmış demektir. Aşırı terleme, havanın çok fazla nemli olması veya yüzme sonrası kulağa su kaçması bakterilerin çoğalması için ortam oluşturmaktadır. Ayrıca kulak çöpleri veya parmakla kulak temizlenmek kulak kanalını tahriş edilebileceği gibi bazen de işitme cihazı veya kulaklık kullanımına bağlı olarak bakteri çoğalması gözlenebilir. Bunların dışında ciltte meydana gelen takı veya kimyasal maddelere ( saç spreyi, kozmetik ürünler) bağlı ortaya çıkan alerjilerde enfeksiyonu tetiklemektedir.

Kulağınızı iyi kurulayın

Duş ve yüzmeden sonra başı yan çevirerek kulağı bir havlu veya bez parçasıyla silinmesi, saç kurutma makinasıyla en düşük ayarla 30 cm uzaktan tutarak kulağı kurutmak, saç spreyleri ve boyalarını kulağa kaçırmamak gibi birkaç basit önlem ile kulak yolu iltihabından korunulabilir. Ayrıca sık iltihaplanan kulaklar için yüzme öncesi elma sirkesini yarı yarıya sulandırarak kulağa damlatmak da kulakta asidik ortam oluşturarak enfeksiyon riskini azaltacaktır. Dış kulak yolu iltihabına ait belirtiler fark edildiğinde vakit kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır. Doktor kulak akıntılarını temizlenmesini sağlayacak ve çeşitli damlalar ve ağrı kesiciler ile tedaviyi başlatacaktır. Damlaların etkinliğini artırmak için kulak temizliğine dikkat edilmelidir. Tedavi sırasında ise yüzmeye, kulaklık veya işitme cihazı kullanmaya ara vermek, duş alırken kulağı tıkaçla kapatmak iyileşme süresini hızlandıracaktır.

Bugün Hangi Şehirde Uyanmak İsterdiniz?

İstanbul, Paris, New York ve Lighthouse’un en bilinen tarihi simgelerinin görsel tasarımlarının yer aldığı Karaca Home City Koleksiyonu ürünlerinde, yüzde 100 pamuk, bambu pamuk, bambu penye ve yüzde 100 penye kullanılıyor. Özellikle dokunma duyusunu harekete geçiren ürünler, doğallığın pozitif enerjisini taşıyor.

www.karaca-home.com

 
 

Yaz Güneşi Çocuğunuzu Hasta Etmesin

Çocuğunuzu güneş çarpması ve yanıklardan koruyun

Çocuklar güneş ışınlarının en yoğun geldiği saatler olan 11:00-16:00 arasında güneşe çıkartılmamalıdır. Çocuğunuza açık renk, pamuklu kumaştan, bol giysiler giydirilip ve başına geniş siperlikli şapka takılmalıdır. Kaliteli bir güneş gözlüğü de önemlidir. Çocuğunuza güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce çocuklar için üretilmiş olan güneş koruyucu faktörü (SPF) 30’dan yüksek özellikle açık tenli çocuklar ve bebekler için koruma faktörü 50’nin üzerinde olan ve katkı maddesi içermeyen koruyucu losyon sürülmelidir. Losyon 3-4 saat ara ile yenilenmelidir.

Kimyasal bariyer etkisi olan koruyucuları bebekler için kullanmayın

Şemsiye altında veya gölgede bulunmak güneş ışınlarından korunmak için yeterli değildir. Ultraviyole ışınları, bir yaşın altındaki bebeklerin cildini olumsuz etkiler. Tekrarlayan güneş yanıkları, cilt kanserine neden olur. Güneş yanığında en iyi tedavi korunmadır. Güneşten koruyucu kremlerin, bebekler açık havada gezdirilirken bile sürülmesi gerekir. Fakat kimyasal bariyer etkisi olan koruyucular, bebeklerin ciltlerine zarar verebilir. Bu nedenle mineral filtreli, pediatrik ürünler tercih edilmelidir.

Yanıklarda ilk müdahale soğuk suyla yapılmalıdır

Uzun süre güneşe maruz kalındığında birinci derece yanıkla birlikte ciltte önce kızarıklık oluşur, daha uzun süreli hasarlarda cilt üzerinde ikinci derecede yanık meydana gelir ve su dolu kabarcıklar görülür. Güneş yanıklarında kızarıklık gecene kadar günde 3-4 defa, 10-15 dakika süreyle soğuk musluk suyuyla kompres yapılmalıdır. Ayrıca çocuklar için üretilmiş özel güneş yanığı kremleri de sürülebilir.  Yanıklarda vazelin kullanılmamalıdır. Bu tür maddeler iyileşme için gerekli olan hava ile teması engeller. Ağrıyı azaltmak için pediatrik ağrı kesiciler kullanılabilir.

 
İsiliği önlemek için çocuklara sık banyo yaptırın
 
İsilik kaşıntılı, deriden hafif kabarık ve pembemsi deri döküntüsü ile karakterizedir. İsilik ter bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Sıcak ve nemli hava döküntülerin artmasına yol açar. Kaşıntı sonucunda deride tahribat oluşursa enfeksiyon da meydana gelebilir. Önlemek için sık banyo yapılması, pamuklu giysiler giyilmesi ve derinin mümkün olduğunca hava alması gereklidir.
 
Bebeğin cildi hava almalıdır
 
Pişik, bebeklerde en sık görülen deri hastalıklarından birisidir. Bezin temas ettiği kalça ve uyluk bölgesinde kırmızı renkte, kabarık lezyonlar şeklinde görülür. Pişikler, bebeğiniz bez kullandığı dönem boyunca tekrarlayabilir, yazın sıcak ve nemin etkisi ile görülme sıklığı artabilir. Bebeğin bezi sık sık değiştirilmeli, bez değiştirme sonrası mümkünse bebeğin altı ılık suyla durulanmalıdır. Özellikle bebeğin cildinin hassas olduğu ilk aylarda ıslak mendiller alt temizliğinde kullanılmamalıdır. Daha sonraki aylarda ise alkol ve parfüm içermeyenler tercih edilmelidir. Bebeğin altı temiz bir havlu ile nazikçe kurulanmalı ve altı havalandırılmalıdır. Böylece cildin kuruması daha çabuk olacaktır. Bez çok fazla sıkılmamalı ve cildin hava aldığından emin olunmalıdır. Her bez değişimi sonrası çinko oksit içeren pişik koruyucu kremleri kullanmak faydalı olacaktır.

Tırnak Mantarı İhmal Edilmemeli

Tırnak Mantarı nedenleri ve nasıl bulaşır?
 
Saliha Gündüz,Tırnak mantarı genellikle basit bir yaralanma ile başlıyor.
 
El ve ayak tırnaklarının kırılması, tırnakların çok kısa kesilmesi, dar ayakkabının tırnağı sıkıştırması gibi durumlarda, yaralanan tırnağa mantar adı verilen organizmaların yerleşmesi daha kolay oluyor.
 
Tırnak mantarı doğrudan insan teması olmadan da ortak kullanım alanlarından bulaşıyor. Sıcak ve nemli alanlarda gelişen mantarlar havuzlardaki dezenfekte edilmiş ayak banyolarında bile yaşayabiliyor. Bu nedenle özellikle tatil yaparken havuz başında geçirilen uzun zamanlarda çok dikkatli olmak gerekiyor.
 
Kapalı ayakkabılar ve çoraplar ayağı sıcak ve nemli tuttuğu zaman mantar üremeye devam eder ve artar.
Gündüz,Şeker hastalığında sık görülür çünkü,ciltin dış etkenlere karşı direnci düşüktür. Tırnak mantarı sıklıkla deri mantarının tırnağa bulaşmasıyla da ortaya çıkar. Bu doğrudan yayılım yoluyla olabileceği gibi, mantarlı bölgenin kaşınması yoluyla el tırnağına oradan da başka yerlere bulaşabilir. Katkıda bulunan diğer faktörler atlet ayağı ve aşırı terleme öyküsü olabilir.
 
Podimer Ayak Sağlığı Uzmanı Saliha Gündüz,Tırnak mantarı sağlık sorunu olması yanında ayrıca, tırnağın görüntüsünün de bozan 'kozmetik' bir sorun yaratır. Görüntü olarak, tırnağın uç kısımlarının çatlaması ve kalınlaşması, bazen de tırnağın uç kısmından un gibi dökülmesi şeklinde görülür. Ayrıca tırnağı kalınlaştırdığı için tırnak batmasının başlıca sebeplerinden biridir. Kalınlaşmış tırnak vücudun dışarı açılan zayıf bir kapısı haline gelerek dış ortamdaki mikropların kolayca geçmesine neden olur. Bu sebepten kana mikrop karışması ile ölümlere dahi sebebiyet verebilir. Muayenede ise; tırnağın kalınlaşması, üzerinde oluşan farklı biçim ve renklerde çizgileşmeler, renk değişiklikleri, çatlamalar, tabaka tabaka kalkması gibi bulgulara rastlanabilir.
 
Saliha Gündüz,Mantar ayaklarda da oluşabilen ve ayakta şekil bozuklukları, tırnakta kalınlaşma ve sertleşme ile kendini gösteren bir enfeksiyondur. Merkezimizde özel cihazlarla mantarlı tırnak kalınlığı azaltılır. Böylece harici uygulanacak özel krem ve solüsyonların daha iyi  emilmesi  sağlanır. Belirli bir düzenle yapılacak bakım ile tırnak sağlığına kavuşur.

Tırnak bakımı nasıl yapılır ve ne zaman gereklidir

Tedavi enfeksiyonun doğası ve şiddetine bağlı olarak değişebilir.
Saliha Gündüz, Tırnak mantarının bakımı derinin mantarına göre daha zordur. Hem tırnaktaki mantar bakıma dirençli olabilir, hem de düzenli ve sürekli uygulanmadığında hastalık sürekli hale gelebilir. Bu nedenle kesintisiz 6 aylık bakımı düzenli uygulamak gerekir. Bakım sırasında herhangi bir nedenle ara vermeler söz konusu olmuşsa kesintisiz dönemin altı aya tamamlanması gerekebilir

 
Mantarlı tırnaklar genellikle kalın, sert ve düzensiz şekilli olurlar. Böyle tırnakları klasik tırnak makasıyla evde kesmek oldukça zordur.  Teknik Ayak Bakım Aletleri ve Makineleri ile tırnak kalınlığı inceltilir. Mantar tırnak oluşumlarında ise tırnak ağrısız, acısız ve kanamasız inceltilmektedir ifadesinde bulunan Gündüz,Doğru tırnak kesimi yapılır. Böylece hekimin tavsiye ettiği ilacın daha derine daha iyi nüfuz etmesi sağlanarak medikal tedaviye destek olunur.  Eğer herhangi bir renk değişikliği, kalınlaşma, ya da ayak tırnaklarını deformitesi (şekil bozukluğu) gördüğünüzde bir ayak bakım uzmanını ziyaret etmelisiniz. Bir ayak sağlığı uzmanı nitelikli yardımı olmadan enfeksiyon çözmüş olsanız bile tırnakta meydana getirdiği şekil bozukluğu ve tırnak batması gibi başka sıkıntılara neden olur ve her zaman tekrarlama riski de taşır..yeni teknik bakım yöntemleri ve  önlemlerle bu sorunların önüne geçilir.

Tırnak mantarı önlemek için neler yapılır   

Temiz ve kuru ayakları hastalıklara karşı direnç sağlar

 
İyice kurumasını hatırlayarak, sabun ve su ile ayaklarınızı yıkayın.
 
Genel alanlarda olası duş ayakkabı-terlikleri giyin.
 
Dönüşümlü ayakkabı giyin ve ayakkabınız tırnak ucuna değmeyecek kadar yani boşluk bırakacak alan bulunsun.
 
İyi oturan ve nefes alan malzemelerden yapılmış ayakkabılar giyin.
 
Nemi azaltmak için aşırı sıkı çorap giymekten kaçının.
 
Pamuk veya yün çorapları tercih edin.
 
Tırnak etlerinizi kesmek için kullanılan aletleri temiz tutun.

ZEKİ DURSUN-KONYA

CEBE Güneş Gözlüklerinin Kaliteli ve Sportif Görünümü İle Bu Yaza Damganızı Vurun

Sporcular ve sportif tarzını yansıtmak isteyenler için özel tasarlanmış CEBE güneş gözlükleri  Adventure Republic ve Adrenalin mağazalarında  satışa sunuluyor. Adventure Republic mağazaları İstanbul Kızıltoprak, İstanbul Nişantaşı, İstanbul Levent, İstanbul Cihangir,  Bodrum, Ankara Armada AVM.’ de bulunuyor.
 

Ramazan Ayında Uyku Düzeninizi Koruyun

Ramazan’da erken yatın, sahura kalkın, az yiyin

Yaz sıcaklarıyla birlikte artan uyku bozukluklarının beslenme düzenimizi değiştirdiğimiz Ramazan ayında had safhaya ulaştığının altını çizen Dr. Peker, kişilerin geç vakitlere kadar süren eğlenceler uğruna uyku düzenini ve sahur ihtiyacını feda ettiğini belirtti. Dr. Peker,
“Gece geç saatlere kadar uyumayan bireyler sahura kalkmak yerine yiyip yatmayı tercih ediyorlar. Bu durum yaz sıcağıyla birleşince kişinin uykuya dalması daha da zorlaşıyor. Bunun yanı sıra dolu mideyle yatıldığı için uyku kalitesi düşüyor, kilo alımı artıyor, mide rahatsızlıkları riski artıyor ve ertesi gün tutulacak oruçta aç kalınacak saat süresi uzadığı için kişinin orucu da zorlaşıyor.” Bilgilerini verdi.

Gece geç saatlere kadar uyumayan ve geç saatte yemek yiyip yatan kişiler de sabahları yorgun ve geç uyanma sorunlarının da baş göstereceğini belirten Dr. Peker,  “Geç ve yorgun uyanma sorunu hem kendi benliğimize karşı hem de iş ortamımızda ve sosyal çevremizde olumsuz düşüncelere neden olacaktır. Çünkü, uyku gün içerisindeki enerjimizi korumamıza ve psikolojik dengemizi sağlamamıza yarayan çok önemli bir ihtiyaçtır. Bu olumsuzlukların önüne geçmek için özellikle Ramazan aylarında artan gece etkinlikleri katılımcıların uyku düzenini zorlamayacak şekilde ayarlamalı ve çok geç saatlere kadar eğlenerek hem kendimizi hem de misafirlerimizi uykusuz bırakmamalıyız. Bunun yanı sıra Ramazan ayında erken saatte uyuyarak sahura kalkmalı ve ertesi gün tutacağımız oruç için beslenmemizi sahurda yapmalıyız. Sahura kalktığımız da ise ağır yemeklerden kaçınmalı, yemeği yer yemez yatmamalı, sabah namazını kılana dek ayakta kalmalıyız. Böylece hem sindirim sistemimizi hem de uyku düzenimizi korumuş oluruz” önerilerinde bulundu.

Uyku kalitenizi artırmak için dikkat etmeniz gerekenler

Dr. Peker verdiği bilgilerin devamında, “İnsan vücudu gece uykuya daldığında yarım derece ile 1 derece arasında vücut ısısını düşürür. Bu düşüş vücut fonksiyonlarımızın azalmasına ve vücudun dinlenmesine yarar. Yaz sıcağı ise vücudumuzun doğal yollardan vücut ısısını düşürmesini önler ve uykuya dalmayı zorlaştırır. Vatandaşlarımız uykuya dalmayı kolaylaştırmak için hava akışının iyi olduğu odalarda yatmalı. Hava alan kumaşlardan imal edilmiş pijama, yatak, yastık ve pikelerle uyumalıdır. Yatağımızın kalitesi ve vücudumuza uygunluğu da büyük önem taşır. Yatmadan önce alınacak ılık bir duş ise vücut ısısının düşürülmesinde ve uykuya kolay dalınmasında büyük yarar sağlayacaktır. Eğer, hava sıcaklığı bu şartlara rağmen kişiyi rahatsız ediyorsa o zaman klima kullanımı da uygun bir seçenektir. Klimalarımızı kullanırken dikkat edeceğimiz husus vücut ısımızı düşürüp uykuya daldıktan sonra klimanın kapatılması veya derecesinin bizi üşütmeyecek sıcaklığa yükseltilmesidir. Klimalarımızı uykuya dalmadan önce bu hususa dikkat ederek programlamalı ve kendimizi gece boyunca klimanın serinletici etkisine mağruz bırakmamalıyız. Bunların yanı sıra uyku öncesi vücut ısımızı yükseltecek sportif ve zorlayıcı faaliyetlerden de kaçınmalı, en az 3 saat öncesinden yemek yemeyi kesmeliyiz. ” sözlerini kullandı.

ZEKİ DURSUN – KONYA

Yaz Mevsiminde Çocukları Bekleyen 6 Tehlike

1.GÜNEŞ ÇARPMASI

Güneş altında uzun süre kalan çocuklarda yüksek ateş, bulantı, kusma ve baş ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Ağır derecede güneş çarpması durumlarında çocukta sıvı ve elektrolit kaybına bağlı  bilinç bozukluğu da görülebiliyor. 

Nasıl önlem almalı?

•Çocuğunuzu özellikle saat 10.00  ve 15.00 arasında güneşe çıkarmayın ve bu saatler dışında da güneşten koruyucu şapka ya da şemsiye kullanın.

•Uzun süre güneşte kaldıysa vücudunun kaybettiği suyu yerine koymak için sık sık su, ayran ya da meyve suyu içirin.

Nasıl tedavi ediliyor?

•Hafif güneş çarpmalarında ilk müdahale olarak çocuğunuzun vücut ısısını düşürmek için onu ılık suya sokabilir, bol sıvı içirebilir, gerekirse ağrı kesici ateş düşürücü şuruplar verebilirsiniz.

•Çocuğunuz yeterli sıvı alamıyor veya kusuyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak damar yoluyla sıvı verilmesini sağlayın.

2.GÜNEŞ YANIKLARI

Güneşte aşırı kalma sonucu ciltte güneş yanıkları oluşuyor. Özellikle deniz kenarında kum ve  deniz güneş ışınlarının etkisini arttırarak güneş yanığı oluşumunu kolaylaştırıyor. Açık renk tenli ve çilli çocuklarda risk daha fazla oluyor. Hafif birinci derece güneş yanıklarında ciltte kızarıklık, ağrı ve yanma hissi gelişiyor. Bu belirtiler genellikle 24-48 saat sürüyor.

Nasıl önlem almalı?

•Çocuğunuzu zararlı güneş ışınlarının en etkili olduğu 10.00-15.00 saatleri arasında güneşe çıkarmayın.

•Güneşin olduğu günün her saatinde sokağa çıkarmadan yarım saat önce en az 30 koruma faktörlü güneşten koruyucu  krem sürün. Güneş kremini her 2-3 saatte bir tekrarlayın. Deniz ya da havuza girmişse bu süreyi beklemeden tekrar sürün.

•Güneşin gözde oluşturacağı zararlı etkileri önlemek için geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanın.

•Yüzünü korumak için mutlaka geniş kenarlı şapka takın.

•Güneş ışınlarının yüzde 70’i bulutları geçebiliyor. Bu nedenle bulutlu havalarda da güneş kremini sürmeyi ihmal etmeyin.

•Sık dokumalı ve açık renk kıyafetler giydirin.

Nasıl tedavi ediliyor?

•Güneş yanığı olan bölüme soğuk kompres uygulayın.

•Diş macunu veya yoğurt gibi maddeleri cildine asla sürmeyin. Bunlar enfeksiyon oluşumuna yol açabiliyor.

•Su toplamış olan kabarcıklar az da olsa bariyer oluşturdukları için bunları asla patlatmayın.

•Tedavide  cildi nemli tutacak kremler ve  ağrı kesiciler kullanılabiliyor. Eğer ciltte içi sıvı dolu kabarcıklar oluşmuşsa bu ikinci derece yanık olduğunu gösteriyor ve doktor tarafından özel yanık pansumanlarıyla tedavi edilmesi gerekiyor.

3.YAZ İSHALLERİ

Yaz ishalleri en sık görülen  mide bağırsak hastalıklarını oluşturuyor. Dışkının sulu gelmesinin yanı sıra kusma, bulantı, karın ağrısı ile halsizlik ortaya çıkıyor. Mineral kaybı sonucu şok tablosuna kadar gidebilen sorunlar oluşabiliyor. Hızlı gelişen sıvı kaybına yol açtığı için kayıp yerine konmaza ölüme neden olabiliyor. Çocuklarda genellikle 3-7 gün arasında geçiyor. Viral, bakteriyel, parazit ya da  toksinlere bağlı gelişebiliyor. Havuz ya da deniz suyunun yutulması, ayrıca  kirli suyla yıkanan gıdalar, açıkta satılan veya bırakılan gıdalar ( açık büfeler bu konuda riskli olabilir!), sinek-böcekle temas eden, uygun koşullarda saklanmayan besinler ishal sebebi olabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

•Çocuğunuza yemek yedirmeden önce, bezini değiştirdikten veya tuvalet ihtiyacını karşıladıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkayın.

•Yemekten önce, tuvalete gittikten sonra ellerini yıkamayı öğretin. Kirli elle, kirli besin ya da çeşitli objeleri ağzına sokmaması gerektiğini de belirtmeyi ihmal etmeyin.

•Biberonları kaynattıktan sonra kullanın ve artan mamayı tekrar yedirmeyin.

•Şişelenmiş olan meyve suyu verin, açıkta olanları tercih etmeyin.

•Besinleri 4 dereceden daha soğuk olan yerlerde  saklayın ve yiyeceğiniz besinlerin de uygun koşullarda saklanmış olduklarına dikkat edin. 

•Açıkta satılan, kirli su ile yıkanmış, sinek ya da böcekle temas eden besinleri yedirmeyin.

Nasıl tedavi ediliyor?

•Tedavide  sıvı ve elektrolit kaybının karşılanması önemli. Bakteriyel veya parazitik olanlar dışında antibiyotik kullanmak gerekmiyor. 

•Su dışında çocuğunuzun yaşına uygun olarak ayran, pirinç veya havuz suyu  ya da açık çay içirebilirsiniz.

•Özel bir diyet uygulanması gerekmiyor.

4.GÖZ, KULAK VE CİLT ENFEKSİYONLARI: İyi temizlenmeyen havuzlardaki mikroorganizmalar çocuklarda göz, dışkulak ve cilt enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Göz enfeksiyonu, gözlerde kızarıklık çapaklanma, akıntı ile seyrediyor. Havuz suyundaki klor da tahrişe bağlı göz enfeksiyonu oluşturabiliyor. Havuza bağlı dış kulak  enfeksiyonları da  ağrı, kaşıntı ve bazen akıntı ile  belirti veriyor.

Nasıl önlem almalı?

•Çocuğunuzun havuz gözlüğü kullanması ve havuz sonrası hemen duş aldırmanıza koruyucu olabiliyor.

•Kulak enfeksiyonundan korumak için kulak tıpaları kullanabilirsiniz.

Nasıl tedavi ediliyor?

•Göz enfeksiyonları antibiyotikli göz damlaları  ile tedavi ediliyor.

•Orta kulak enfeksiyonunun tedavisinde antibiyotikler kullanılıyor.  Yine havuzların yeterince temiz olmamasına bağlı ciltte yaralarla cilt enfeksiyonları görülebilir tedavide antibiyotikli kremler kullanılıyor.

5.SICAĞA BAĞLI İSİLİK VE MANTAR

Çevre  ısısı arttıkça   aşırı terleme oluyor ve ter bezleri kanallarının  tıkanması  sonucu  isilik denen  boyun ile omuz gibi vücudun  fazla terleyen  bölgelerinde  görülen  küçük kırmızı kaşıntılı  lezyonlar ortaya çıkıyor.  Ciltte görülen mantar  enfeksiyonları da yazın  özellikle genel kullanıma açık havuz, banyo, tuvalet  gibi alanlarda ve  ortak kullanılan  eşyalarla bulaşıyor. Ciltte kaşıntılı kızarık, bazen kabuklu lezyonlar görülüyor.

Nasıl önlem almalı?

•Çocuğunuza her gün ılık banyo yaptırın, ince pamuklu giysiler giydirin.

•Ter bezi  kanallarını tıkayacak yağlı kremler kullanmaktan kaçının.

•Islak mayo mantarın oluşumuna zemin hazırlıyor. Dolayısıyla çocuğunuz deniz ya da havuzdan çıktıktan sonra mayosunu zaman kaybetmeden kuru bir mayo ile değiştirin.

•Mantar yeterince temizlenmemiş olan havuz kenarı, banyo ile tuvalet gibi ortamlardan, hastaların kullandığı havlu ve terlik gibi eşyaları kullanmakla da geçebiliyor. Çocuğunuza başkalarının eşyalarını giydirmeyin ve havuz, banyo ile tuvaletin iyi temizlenmiş olduğundan emin olun.

Nasıl tedavi ediliyor?

•Mantar enfeksiyonlarında doktor tarafından verilen mantara karşı ilaçlar uygun sürelerde kullanılıyor.

6.İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONLARI

Yaz aylarında özellikle kız çocuklarında sık görülüyor. Havuzlar risk oluşturuyor.  Sık ve ağrılı idrara çıkma,  karın ağrısı ve ateş gibi belirtiler oluyor.

Nasıl önlem almalı?

•Temizliğine güvenmediğiniz havuzda yüzdürmeyin,

•Havuz sonrası hemen duş aldırın ve mayosunu değiştirin.

Nasıl tedavi ediliyor?

•İdrar tahlili ile kültürü yapılarak tanı konuyor ve doktor tarafından uygun antibiyotikle  tedavi ediliyor.

BÖCEK ISIRIKLARI

Sinek ve böcek ısırıkları ciltte kaşıntılı kabarıklıklara neden oluyor. Kapalı alanlarda  böcek öldürücü  kimyasal içeren spreylerin kullanılması bebekler için zararlı olacağı için kullanılmamalı.

Nasıl önlem almalı?

•Pencereleri ince  tül storlarla kaplayabilir, cibinlikler  ve fişe takılan  sinek kovucular ya da bitkisel sinek  kovucu spreyler kullanabilirsiniz.

Nasıl tedavi ediliyor?

•Sinek ısırılan yere  buz  ya da karbonatlı su uygulayabilir, kaşıntı önleyici losyon veya jeller sürülebilirsiniz.

•Çok şiddetli kaşıntı varsa  düşük oranda kortizon içeren kremler ve ağızdan antihistaminik şuruplar verilebiliyor.

Geleceğin Temizlik Teknolojisi GoldMaster Multimop

Ultraviyole ışık etkisi sayesinde her türlü döşeme, kumaş minder, koltuk yüzeylerini sterilize edebilen Multimop, ergonomik yapısı ve uç seçenekleri ile evin en dip köşelerine kadar her türlü temizlik ihtiyacını karşılıyor. Hanımların daha rahat ve kolay kullanımı için ikisi bir arada hem dik hem de elde kullanılabilir olarak tasarlanan buharlı temizleyici, yuvarlak fırça başlığı sayesinde donmuş ve inatçı lekelere karşı savaş açıyor.

Yüksek teknoloji ve tasarımıyla göz dolduran GoldMaster Multimop, titiz hanımlar için mükemmel temizlik sağlıyor. Ultraviyole Lamba, sert zemin temizlik özelliği ile parkelerin, taşların aralarında zamanla biriken kir ve tozları kolayca yok ediyor.  Uzun fırça başlığı sayesinde de mutfak dolaplarının içini, evdeki vitrinlerin, dolapların en ulaşılmaz köşelerini bile rahatça temizleyebiliyor. 

Birçok fonksiyonu bulunan buharlı temizleyicinin ince uçlu açılı başlığı ile evye ve lavobalarda oluşan sararma, pas lekeleri ve  birikmiş kirleri kolaylıkla temizleyebilir, spatula başlığı ile fayans aralıkları ve banyo bölgelerinde oluşan lekelere son verebilirsiniz.

Ataşehir’in Park, Ataşehir’in Yeşil Alanları

Ataşehir’de Sünnet Heyecanı

Sünnet olan çocukların düğünü için de büyük bir şölen organize edilecek. Şölende çocuklara hediyeler verilecek, çeşitli animasyon ve müzik gösterileri sunulacak.

Çocuklarını sünnet ettirmek isteyen fakat kayıt yaptırmayan Ataşehirli aileler henüz geç kalmadı. Sünnet başvuruları Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi’ne halen yapılabilir. Başvuru için sünnet olacak çocuğun kimliğinin yanı sıra ayakkabı, pantolon ve gömlek ölçülerinin de iletilmesi gerekiyor. Daha detaylı bilgi için Ataşehir Belediyesi Çağrı Merkezi’nin 0216 570 50 00 numaralı telefonunu aranabilir.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de İlk İftar Birlikte Açıldı

Caminin açılış törenine katılan Belediye Başkan Yardımcıları İlhami Yılmaz, Sadık Kayhan ve İsmail Kabakçı ile Ak Parti Ataşehir İlçe Başkanı Nimetullah Topu cami avlusunda kurulan iftar sofrasında yüzlerce vatandaşla birlikte ilk oruçlarını açtılar.

Ataşehir’de Ramazan ayı boyunca verilecek açık hava iftar yemeklerinin yanında, mahallelerde geleneksel Ramazan eğlenceleri de düzenlenecek. Geçen yıl vatandaşlar tarafından büyük ilgi gören Ataşehir Belediyesi’nin Tır Tiyatrosu, bu yıl da 14 mahallede 28 gösteri sunacak. Geleneksel Ramazan eğlencelerinin ilki, dün akşam İçerenköy Mahallesi’nde iftar sonrasında vatandaşların yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Ataşehir Belediyesi’nin Tır Tiyatrosu’nda bu yıl, Serhat Yiğit’in yazdığı, Erdinç Özgür’ün yönettiği, ünlü sanatçılar Nur Yoldaş, Kartal Kaan ve Deniz Arcak’ın da hem sesleriyle hem oyunculuklarıyla katkı sağladıkları “Ortada Oyun Var” adlı oyun izlenebilecek.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Göz Kanlanmasına Dikkat Edin

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Atilla Gündüz,göz kanlanmasının ciddiye alınması gerektiğini söyledi.

TANSİYON YÜKSELMESİNDE GÖZE KAN OTURABİLİR

Özellikle tek gözde yaşanan kanlanmanın riskli olduğunu ifade eden Gündüz,şu bilgileri verdi:

 
“Kanlanma genelde konjunktiva tabakasını da içeren bir tahrişe veya iltihabi sürece bağlıdır. Göz kuruluğu, allerjik reaksiyonlar, mikrobik durumlar, yabancı cisimler, travma, ani çıkışlı göz tansiyonu, üveit olarak bilinen göz içi iltihabı, kirpik dibi iltihabı, güneşe ve ultraviyole ışıklara maruziyet, sistemik hastalıklar göz kanlanmasının nedenlerinden birkaçıdır.
 
Romatolojik hastalıklar ve tiroid hastalıklarında da gözlerde kanlanmalar görülebilir. Gözde kan oturmaları ise belli bir bölgede yerleşimli olup genelde vücut tansiyonun yüksekliğine, travmalara, ıkınma, kuvvetli hapşırık, kusma gibi ani göğüs vekafatası basıncı artışına bağlı olarak oluşur. Dr. Atilla Gündüz, Göz kanlanması ihmal edilmemeli, bir hekime başvurulup nedenleri araştırılmalı” dedi.

AĞRI VE SULANMA VARSA ACİL DURUM…

Göz kanlanmalarının özellikle ağrı, sulanma ve görme kalitesinde azalmayla birlikte olduğu zaman acil durum teşkil ettiğini belirten Dr. Atilla Gündüz, “Tedavi altta yatan nedene göre yapılır. Yabancı cisim varlığında cismin çıkartılması, ani göz tansiyonu varlığında tansiyonun düşürülmesi ve tedavisi, üveitlerde gerekli tedavinin yapılması ve sistemik rahatsızlıkların araştırılması, ultraviyole yanıklarında gözün uygun ilaçlar eşliğinde belirli süre kapatılması gerekir.
Göz kızarıklığına neden olan olay göze kimyasal bir sıvının veya gazın gelmesi ise ilk yapılacak olan iş saniyeler içerisinde gözün ve çevresinin bol suyla yıkanması sonrasında en yakın hastaneye başvurması gerekmektedir.

 
Kontakt lens kullanıcılarında olan kanlanma ve ağrılarda kontakt lens kullanımı kesilip en kısa zamanda göz muayenesi yapılmalıdır. Alerjik durumlarda güneş gözlüğü ve gölgelikli şapkaların kullanımı önerilir. Şiddetli alerjik reaksiyonları tedavisi kısa sürede başlanılmalıdır.”

ZEKİ DURSUN-KONYA

Lafuma ile Doğa’ nın Keyfini Sürün

Lafuma’ nın ısı geçirmeyen, EVA tabanlı antibakteriyel sandaletleri ile bu yaz çok rahat geçiyor. Sandaletlerin esnek ve rahat tabanları yürüyüş esnasında konforunuzu maksimum düzeyde tutuyor ve  deri dış yüzeyiyle de kolay aşınmıyor.

Lafuma’nın bay  koleksiyonunda bulunan şortların, tişörtlerin ve gömleklerin ultraviyole ışık koruma özelliği bulunuyor. Yağmurlu havalarda dahi çabuk kuruyan gömlekler ve şortlar, rahat kullanım ve sportif görünümü bir arada bulunduruyor. Doğada ve şehirde hafif bir yaz dokusu veren, hafif teknik pamuk kumaşlar, pamuk-naylon karışımları,  işlevsel ve koruyucu dış giyim özelliklerini kullanıcıya hissettiriyor.

 
Lafuma uzun süreli kamplarda, seyahatlerde  ve tüm aktivitelerde tercih edilen birbirinden farklı çok yönlü sırt çantaları tasarlıyor. Çantaların ayarlanabilir sırt sistemleri sırtı çok iyi kavrıyor ve mükemmel bir taşıma konforu sağlıyor. 15  litreden 70 litre ye kadar iç hacime sahip olan sırt çantasında bir çok ince detay düşünülmüş. Fermuarlı ve fileli yan cepler, ergonomik omuz askıları ve ayarlanabilir sırt sistemleri ile sırt çantasından beklenen tüm performansı maksimum düzeyde sergiliyor.
 
Lafuma şapkalar sıcak yaz güneşinden korurken, farklı model ve renk seçeneklerini de kullanıcının beğenisine ve tercihine  sunuyor.
 
Lafuma’nın tüm modellerini, Adventure Republic Mağazaları; İstanbul:  Kızıltoprak, Nişantaşı, Levent, Cihangir, : Bodrum, Ankara: Armada AVM., Adrenalin Mağazaları, İstanbul: Beşiktaş, Karaköy, Bakırköy, Kadıköy,  Adana, Mağazalarında bulabilirsiniz.
 

Şehir Yaşamının Hastalığı Sinir Sıkışması

Sinir sıkışması sinyal aktarımının aksaması sonucu oluşur

Sinirlerin beyinden aldığı emirleri vücuttaki organlara, kollara ve bacaklara taşırlar. Bu sinirler aynı zamanda deriden aldıkları dokunma, soğuk, sıcak gibi duyuları da üst merkezlere iletirler. Her bir sinirin içinde milyonlarca sinir lifi vardır. Bu sinir lifleri sinyalleri omuriliğe ve omurilikten de beyne taşırlar. Sinyal iletimi elektriksel bir akımla yapılır. İletimin aksamadan devam etmesi için sinir liflerinin sağlam olması gerekir. Herhangi bir nedenle sinirin üzerine dıştan bir baskı olursa ya da sinirin bütünlüğü herhangi bir nedenle bozulursa ( kesilme, ezici yaralanmalar gibi) sinirin içindeki iletim aksar ya da durur. Sinirin beslenmesi bozulur, sinir hücreleri ve lifler ölür. Sinir liflerindeki kaybın büyüklüğüne göre kasların çalışması bozulur, yeterince kuvvet üretemez, duyu iletimi aksar.

Sinir sıkışması vücudun herhangi bir bölgesinde görülebilir

Sinirler vücutta yol alırken kas-kemik arasında, etrafı bağ dokusu ile çevrili bazı tünellerin içinden geçerken oluşan sinir sıkışmalarına tuzak nöropatiler denilmektedir. Tuzak nöropatilerin yaklaşık %90 ‘ını elde “Karpal Tünel Sendromu” oluşturmaktadır. Ayrıca dirsek düzeyinde tekrarlayan travmalar “Ulnar Oluk Sendromu”na neden olabilir. Ameliyat, alçılar, kırık iyileşmesi ile ortaya çıkan hipertrofik dokular sinir sıkışması ile sonuçlanabilir. Omurgada fıtıklar, kemik çıkıntıları ve omurilik kanalında daralma sinirlerin omurilikten çıkarken sıkışmasına neden olabilir.

Sinir sıkışması ağrı ve uyuşma ile kendini gösterir

En sık yakınma ağrı ve uyuşmadır. Ayrıca sıcak-soğuktan aşırı etkilenme, kaslarda kuvvetsizlik ve terleme bozuklukları oluşabilir. Sinir sıkışması parmaklarda uyuşma ve karıncalanma kavrama ya da ayıklama işlemi sırasında güçsüzlük gibi belirtiler görülüyor. Uzun süre kolların dirseklerden kıvrılmış pozisyonda durmasıyla artan sinir sıkışmasının hafife alınmaması gerekmektedir.  Aşırı zorlama uzun süreli masa başı çalışmaları ve duruş bozuklukları sinir sıkışmasını tetiklemektedir. Rahatsızlığın en önemli belirtileri dirseğin arkasının bir yere çarptığında elektriklenme hissinin çoğalması ve ellerde yanıcı ağrıların yaşanması şeklinde olmaktadır.

Sinir sıkışmasının teşhisinde EMG çok önemlidir

Sinir sıkışmasının tanısı klinik muayene, elektrofizyolojık inceleme ve bazı durumlarda (örneğin omurilik hastalarında) görüntüleme yöntemleri ile konulur.

Elektromiyografi (EMG)’de dışardan elektrik uyarı verilerek sinirin sağlamlığı; eğer iletimde bir bozukluk varsa bunun yeri ve derecesi saptanır. Ayrıca elektrik uyarının kasa ulaşıp ulaşmadığı, kasın bu uyarılara yanıtı değerlendirilir. EMG tetkiki iki kısımda yapılır.

•Sinirlerin incelemesi: kol,bacak ve diğer vücut kısımlarında seçilen bazı sinirler, deri üzerine yerleştirilen bir elektrod aracılığı ile elektrik akımı verilerek yapılır.

•Kasların incelenmesi: iğne şeklinde bir elektrod kol, bacak veya diğer vücut kısımlarında seçilen bir kas içine yerleştirilerek kastaki elektriksel aktiviteler incelenir. Kullanılan elektrod enjeksiyon iğnelerine benzer boyut ve görünümdedir. Bu elektrodlar tek kullanımlıktır, her hastada yeni bir elektrod kullanılır ve bu iğne inceleme bittikten sonra atılır. Tanıya göre her ikisinin veya yalnızca birinin yapılması gerekmektedir. Sinir iletimlerinin ölçümünü doktor veya doktorun belirlediği bir EMG teknisyeni, kasların incelenmesi, işlemi ise sadece doktor tarafından yapılır. EMG, hem teşhisi koymak hem de tedavinin nasıl olacağını belirlemek için önemli yeri olan tetkiktir.

Ataşehir’de Korsan Davulculara Geçit Yok

Vatandaşları rahatsız etmeden usulüne uygun davul çalmaları ve geleneksel manileri nasıl söylemeleri hakkında aydınlatıldılar. Ataşehir Belediyesi Zabıta Müdürü Battal Sarıkaya da toplantıda, davulculara belirlenen kurullar dâhilinde görevlerini yapmaları gerektiğinin altını bir kez daha çizdi. Battal Sarıkaya, vatandaşların yaka kartı olmayan davulcuları Belediye’nin Çağrı Merkezi’ni arayarak bildirmelerini istedi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Bu Öneriler Ramazan Ayında Kalbi Koruyor

1.İftarda midenizi tıka basa doyurmayın
 
İftarda mideyi tıka basa doyurmak, kanın sindirim sistemine hücum etmesine yol açıyor. Bu da kalbe ve beyne giden kanın nispeten azalmasına, bunun sonucunda da göğüs ağrısına, hatta bayılmalara neden olabiliyor. Ayrıca dolu mide kalbe baskı yapacağı için ritim bozukluklarını da tetikleyebiliyor.

2.Sahuru atlamayın: Sahur açlık ve susuzluk süresini  kısaltıyor ve günlük kalori ihtiyacınızı  ikiye bölerek tükettiğiniz için daha dengeli beslenmenizi sağlıyor.

 
Sahurda sofranızda tokluk hissi yaratacak  çorba, kepekli ekmekle kahvaltılıklar ve şekersiz meyve kompostosu olsun.

3.Et ve hamur işinden uzak durun, sebzeyi tercih edin

 
Tüm gün uzun süredir istirahat eden sindirim sistemine aniden yüklenmek hem metabolizmayı hem de kan dolaşımını olumsuz etkiliyor. Bu da kan basıncıdeğişikliklerine bağlı istenmeyen akut kalp olayları ile sonuçlanabiliyor. Bu nedenle sindirimi nispeten daha kolay olan sebze türü besinleri tercih edin, özellikle kırmızı et ve hamur işi gıdalardan kaçının.

4.İftar yemeğine başlamadan önce 1-2 bardak su için

 
Düzenli sıvı tüketimi, özellikle  sıcak mevsimlerde son derece önemli. Kalp damar hastaları çeşitli nedenlerle zaten idrar söktürücü ilaçlar kullanıyorlar. Buna ek olarak sıvı almadıkları takdirde böbrekleri yeterince kanlanamayacağı için böbrek yetmezliği gelişme riski oluşuyor. Ayrıca sıcak havalarda sıvı ve tuz kaybı artıyor. Bunun sonucunda kan basıncı düşebiliyor ve bu durum bayılmayla sonuçlanabiliyor. Bu nedenle iftara başlamadan önce 1 veya 2 bardak su içmek gerekiyor. Yemekle birlikte aşırı hızlı ve bol su tüketiminden de kaçının. Çünkü  midenin aşırı  gerilmesi kalp ritmini  bozabiliyor, bunun sonucunda da sıklıkla kalp krizi şikayetleri ile karıştırılabilen mide reflüsü ortaya çıkıyor.

5.Gazlı, tuzlu veya şekerli meşrubattan kaçının

 
Gazlı içecekler diyaframın kalbe bası yapmasına, bunun sonucunda da ritim bozukluklarına ve nefes darlığına neden olabiliyor. Tuzlu içecekler kan basıncında yükselmelere yol açarken, şekerli içecekler de kan şekerinde oynamalara neden olup, metabolizmanın düzenini bozuyor.

6.Şarküteri ürünlerinden uzak durun

 
İftar sofrasında salam, sucuk ve pastırma gibi ürünleri tercih etmek, gereksiz yere tuz tüketmek özellikle hipertansiyon ve kalp yetmezliği hastalarını olumsuz etkiliyor. Hipertansif krizi, (kan basıncının hayatı tehdit edici şekilde yükselmesi sonucu oluşan tablo),  kalp krizi, akciğer ödemi gibi ciddi tablolar oluşturabiliyor.  Yine şekerli ve hamur işinden zengin gıdalar tüketmek, özellikle diyabet hastalığı olanlarda şeker koması gibi olumsuzluklar oluşturabiliyor.

7.Tatlı yerine meyve veya dondurma yiyin:

 
İftarda şekeri bol olan tatlıları yemekten kaçının. İftardan 2 saat sonra ara öğün olarak meyve veya diyet dondurma tüketebilirsiniz.

8.Gün içinde yorulmayın ve sıcak ortamda bulunmayın:

 
Su, tuz ve enerji kaybını mümkün olabildiğince azaltmak için aşırı yorulmaktan kaçının. Spor amaçlı egzersizi veya  yorucu günlük işlerinizi iftar sonrasına bırakın. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta da, serin ortamlarda bulunmaya çalışmak olmalı. Sıcak su ve tuz  kaybına bağlı tansiyon düşüklüğünün yanı sıra  damarlarda genişlemeye  bağlı tansiyon yüksekliğine yol açabiliyor.

9.30 dakika yürüyüş yapın, iftar sonrasında ağır sporlardan kaçının:

 
Gün içinde spor yapmak su  ve enerji  kaybına yol açtığı için oruç tutarken tavsiye edilmiyor. Çünkü özellikle zengin ramazan sofralarında karnını doyurmuş olan sağlıklı kişilerde bile kalp krizi, ritim bozuklukları veya bayılma gibi olumsuz durumlar oluşturabiliyor. Bu nedenle özellikle kalp hastalarının yemek sonrasında futbol gibi ağır sporlardan kesinlikle kaçınmaları gerekiyor. Ancak sağlıklı insanların yanı sıra kalp ve tansiyon hastaları için de düzenli egzersiz  yapmak çok önemli. Yemekten  en az 1 saat  sonra kısa, yorucu olmayan spor yapın. Örneğin 30 dakikalık tempolu yürüyüş sizin için ideal.   
 
10.Tuz ve kalori miktarına dikkat edin:
 
Yemeklerde tuz ve kalori miktarını aşmayın. Aksi halde tansiyon yükselebiliyor veya mevcut kalp yetersizliği sorunu artabiliyor.

İftarda içilen sigara kalp krizini tetikleyebiliyor

Ramazan ayı dahil hiçbir zaman sigara içmemek gerekiyor. Ani kalp damar hastalıklarına bağlı olumsuz olayları arttırabilen sigara, özellikle uzun süre açlık ve susuzluktan sonra iftar açmak niyetiyle içildiğinde, kalp krizi, felç ve ritim bozukluğu gelişme riski oldukça artıyor.

Ramazan Ayını Üçe bölün, Beslenmenizi İyi Yönetin

Ramazan ayında beslenmede yaşanan sorunlar, doğru beslenme alışkanlıkları konusunda merak edilen soruları yanıtlayan Göknel Dumanlı, şu bilgileri veriyor:

Ramazan ayının ilk 10 gününde nasıl beslenmeliyiz?

•Ramazan ayının ilk 10 günü, vücudun yeni bir beslenme düzenine alışabilmesi için zorlanmalarla geçer. Oruçlu olarak geçirilecek sürenin uzunluğu, susuzluk, sıcakların ortaya çıkmasıyla gelişen iştahsızlık bu sorunlardan bazılarıdır. Ramazan ayının ilk 10 gününde, hem hızlı yemekten hem de aşırı yemekten kaçınılmalıdır. İlk başta vücut alışık olmadığından birdenbire çok fazla yemek, ağır, yağlı yemeklerle beslenmek özellikle de kalbi çok zorluyor.

•Yazın kalp krizi riski fazlalaşıyor. Oruç açarken özellikle ilk 10 gün daha dikkatli, yavaş olmak gerekiyor. Su içecekseniz bile yudum yudum içmenizde yarar var. Orucu asitli bir içecekle açmamaya özen gösterin, suyla açmıyorsanız onun yerine ayran, soda, maden suyu (yüksek tansiyon sorunu olanlar uzak durmalı) içebilirsiniz. Tercihiniz bitki çayları da olabilir.

•Ramazan sofralarından eksik olmayan sucuk, pastırma, turşu gibi şarküteri ürünleri, baharatlı yiyecekler vücutta su tutulmasına, şişkinliğe yol açar. İlk 10 gün vücut oruca yeni uyum sağladığından bu tuzlu ve baharatlı yiyecekler mümkünse hiç tüketilmemeli, tüketilecekse de çok az yenilmelidir.

•İftarda bir küçük kase çorbayı yavaş yavaş içmek mideyi de rahatlacaktır. Ardından bol yeşillikli bir salata yemek, içerdiği bol sıvı içeriğinden dolayı birdenbire fazla yemeyi de önler. Beyin 20 dakikadan sonra doyma sinyalini aldığından dolayı salata bu sürenin geçirilmesine, birdenbire ağır yemekler yenilerek vücuda yüklenilmesine de engel olacaktır.

•Salatadan sonra zeytinyağlı bir yemek yemek posalı olduğundan kabızlığa da iyi gelir. Ardından ızgara ya da haşlama et yenilebilir. Ramazan ayının ilk 10 günü mide hassas olacağından kızartmalardan uzak durulmalıdır. Kızartmalar susuzluğu artırır, gün içinde sıkıntı yaratır.

•Yemeğin yanında bir-iki dilim çavdar ya da tam buğday ekmeyi veya iki boğum pide yenilebilir. Pide fazla yenilirse kan şekerinde hızlı yükseliş ve düşüşlere neden olduğundan daha fazla yemek yemeye neden olur.

•Sahura kadar 7-10 bardak su içilmelidir. Su kabızlığı da önleyecektir.

•Sahurda kahvaltı tarzında yemek daha doğrudur. Peynir, haşlanmış yumurta, 4-5 adet zeytin, salatalık-domates, yeşillikler, tam tahıllı ekmek uygundur.

Ramazan ayının 10-20’inci günü arasında neler yapılmalıdır?

Ramazan ayının zorlu ilk 10 günü atlatıldıktan sonra vücut oruçlu yaşamaya alışmış durumdadır. Ancak kişinin yine de beslenmesini iyi bir şekilde yönetmesi gerekir. Nasılsa oruca alıştık, aman kilo vermeyelim düşüncesiyle ağır yemekler yenilmemelidir.

•Özellikle de sahur öğününde ağır yemek yenilmesi, hem uykusuzluğa, hem mide –barsak rahatsızlıklarına, reflüye, aşırı su içmeye neden olur.

•Sahurda canım tatlı istedi denilerek baklava, şöbiyet gibi ağır, şerbetli, şekerli yiyecekler yenilmemelidir. Tatlı mümkünse akşam yemeğinden bir saat sonra yenilmeli, bunda da sütlü ya da meyveli dondurma gibi hafif tatlılar tercih edilmelidir.

•Eğer tatlı yenilecekse, ekmek / pilav /makarna miktarı en aza indirgenmelidir.

•Akşam yemeğinden sonra bitki çayı içmek mideyi rahatlatacağı ve kabızlığın oluşmasına engel olacağı için faydalı bir seçim olacaktır.

•Bu dönemde vücudun şeker dengesinde de sorunlar yaşanacağından, tatlı ihtiyacını bol miktarda meyve yiyerek karşılamak da kilo artışına neden olabilir. Akşam yemeğinden bir saat kadar sonra bir porsiyon meyve yenilebilir. Örneğin bir ince dilim karpuz, bir ince dilim kavun, bir küçük kase kiraz, 3 taze kayısı, 8-10 adet yeşil erik gibi.

•Ramazan ayının orta bölümünde pide tüketiminde de büyük bir artış oluyor. Vücudun oruca alışmasıyla birlikte dışarıda da çok yemek yeniliyor. Özellikle dışarıda yenilen yemeklerle daha fazla kilo alınıyor. Pideyi fazla miktarda tüketmek şiddetli kabızlığa, midede ve bağırsakta hazımsızlığa yol açıyor.

Ramazan ayının 20-30’uncu günleri arasında beslenme stratejimiz değişmeli mi?

Aslında bu dönemin nasıl geçirileceğini, ilk 20 gün neler yaptığımızla ilgilidir. Biz ilk 20 günde ağır yemekler yeyip kilo aldıysak, bol bol pide, tatlı tükettiysek bu bize kilo fazlası olarak dönecektir. Aldığımız kilolardan endişe edip birdenbire çok az yemeye çalışmak nasıl sakıncalıysa, bütün bir Ramazan ayını zayıflamak amacıyla çok az kalori alarak, sahura kalkmadan, sadece akşam yemeği yiyerek geçirmeye çalışmak da çok büyük bir hatadır.
Bu dönemle ilgili olarak önerilerimizi 3 grupta toplayabiliriz:

İLK 20 GÜNDE KİLO ALANLAR:

Eğer kontrolsüzce yediyseniz size kilo aldıran yanlışları yapmamanız gerekiyor. Ağır, baharatlı, tuzlu yiyeceklerden, şerbetli tatlılardan hamur işinden uzak durun. Zaten kilo aldım, 10 gün daha yesem ne olur diye düşünmeyim. 10 gün boyunca yediklerinize dikkat ederseniz, kilo vermeseniz bile, Ramazan sonrası için kiloları verebilmek konusunda daha başarılı olabilirsiniz.

ZAYIFLAMA FIRSATI OLARAK GÖRENLER:

Ramazan ayında metabolizma hızı yüzde 40 oranında azalır. Ramazan’da zayıflama diyeti yapmak yerine, kilonuzu koruyarak sağlıklı besin seçimleri yaparak kendinize iyilik etmiş olursunuz. Ramazan ayında zayıflamak olmaz. Günlük kalorinin yüzde 60’ını iftarda, yüzde 40’ını sahurda alarak kalori dengesini sağlayabilirsiniz. Yemeklerinizi yavaş yavaş çiğneyerek yemelisiniz. Halsizlik yaşıyorsanız 8-10 adet tuzsuz badem veya 2 tam ceviz veya 10 adet fındık yiyebilirsiniz. Çikolatasız yaşayamam diyenlerdenseniz, iki kare bitter çikolata (ikisi 70 kalori) tercih edebilirsiniz. Haftada iki kere hafif, sütlü tatlı yiyebilirsiniz. Tatlı olarak kan şekerini fazla yükselten ve daha sonra hipoglisemiye yol açan ağır tatlılar yerine, sütlü ya da meyveli hafif tatlılar tercih edilmelidir. Unutmayın! 1 porsiyon baklava 425 kalori, 1 porsiyon güllaç 235 kalori içerir.

SAĞLIKLA DEVAM EDEN, KİLOSUNU KORUYANLAR:

Kilonuzu korumayı başardıysanız, kendinizi halsiz, güçsüz hissetmiyorsanız, bağırsaklarınız iyi çalışıyorsa, beslenme planınızı değiştirmeye gerek yok. Orucunuzu 3-5 adet zeytinle, bir kase çorbayla açabilirsiniz. Ardından büyük bir salata, 5-6 yemek kaşığı zeytinyağlı, bir avuç içi kadar balık, tavuk eti veya haftada bir kez kırmızı et yiyebilirsiniz. Tam buğday ve çavdar ekmeğinden vazgeçmediğiniz için, arada sırada bir CD büyüklüğünde pide yemenizde sakınca olmaz. Bu arada hurma alımını da dikkat edilmesi gerekiyor. Hurma besin değeri çok yüksek yararlı bir meyve olmasının yanı sıra şeker ve kalori içerir. 2-3 adeti geçirmemekte yarar vardır. Aç karnına değil de öğünden sonra tercih etmek insülin dengesinin de bozulmasını önler. İftardan sonra yürüyüş yapmak çok faydalıdır. Yarım saatlik yürüyüş hem dolaşımı rahatlatır, hem mideyi. İftar ya da sahurda maden sulu ayran tüketilmesi de çok yararlıdır. Harareti kesen bu özel içecek, gün içinde kaybedilen mineral ihtiyacını karşılamak için birebir. Ayrıca maden suyu ile yapılmış ayran, vücudun ihtiyacı olan kalsiyumu karşılamaya da yardımcı oluyor.

e-bebek 24. mağazasını Novada Ataşehir AVM’de Açıyor