Japonya’dan Vestel’e “Mükemmel Fabrika” Ödülü

Vestel Elektronik, “Bizim Fabrikamız, Bizim Makinamız, Bizim Ürünümüz” sloganıyla yürüttüğü üretim verimliliğini en üst düzeye çıkarma, kayıpları en aza indirme, makina etkinliğini ve hat verimliliğini artırma çalışmalarının ulaştığı başarıyla TPM Mükemmel Fabrika Ödülü’nün sahibi oldu. Vestel Elektronik, Toplam Üretken Bakım ve Yönetim çalışmalarına başlandığı andan itibaren ilk 3 yıllık sürede çevrim maliyetini yüzde 30 azalttı.

Bu ödülle birlikte Japon müşterileriyle iletişimini en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen Vestel Elektronik, Zorlu kültürünü yansıtan Vestel Üretim Sistemini oluşturmaktadır.

Toplam Üretken Bakım ve Yönetim (TPM) nedir?

Toplam Üretken Bakım ve Yönetim, günlük üretim faaliyetleri içinde, çalışanların tamamının katılımını gerektiren, operatöre üzerinde çalıştığı makina veya ekipmanın otonom (kendi kendine yeten) bakım sorumluluğunu da getiren, arızaları önleyen, ekipman etkinliğini en üst düzeye çıkaran, yeni bir işletmecilik yaklaşımıdır.

İstanbul Cevahir’e Superbrands Ödülü

2005 yılında açılan İstanbul Cevahir AVM; ilk günden itibaren merkezi konumu, ferah ve konforlu mekanları, seçkin markaları ve hizmetleriyle geniş kitleleri kucaklayan bir alışveriş ve yaşam merkezi haline geldi. 117.003 m² kiralanabilir alanı ve dünyaca ünlü markaların buluştuğu 200’ün üzerindeki mağazası ile en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan AVM, ziyaretçilerine yenilikler ve fırsatlar sunmayı sürdürüyor. Farklı dünya mutfaklarını ziyaretçileriyle buluşturan Cevahir sanatseverleri de 11 sinema salonu ile 2 devlet tiyatrosu salonunda ağırlıyor.

87 ülkede, iki yılda bir gerçekleştirilen araştırma ile ülkelerin süper markaları belirleniyor. Marka değerlendirme kuruluşu Superbrands Türkiye’nin ünlü işadamlarının oluşturduğu seçici kurulu ve araştırma şirketi AC Nielsen’in ölçümleriyle markalar listesi oluşturuldu. Farklı sektörlerdeki süper markalar; şirketin büyüklüğünün yanı sıra teknolojisi, yatırımları, markalaşmaya yaptığı yatırım ve marka devamlılığı, sosyal sorumluluk projelerine katkıları gibi konular dikkate alınarak belirlendi. İstanbul, Ankara ve İzmir’de yapılan tüketici değerlendirmeleri sonucunda; aralarında Cevahir AVM’nin de bulunduğu Türkiye’nin 159 süper markası ortaya çıktı.

Novada Ataşehir’de Karne ve Babalar Günü Etkinlikleri

Kampanyadan yararlanmak için tek yapılması gereken şey, öğrencilerin karneleriyle birlikte kayıt masasına gelmeleri ve hediyelerini seçmeleri…

Çocuklar babalarını resmedecek

16 Haziran Pazar Babalar Günü’nde Novada Ataşehir AVM’de düzenlenecek resim atölye çalışmasında Aka Koleji öğrencileri babalarına verecekleri hediyeleri hazırlayacaklar. Öğrenciler bu keyifli etkinlikte babalarını nasıl gördüklerini resimle ifade edecekler…

Çocuğunuz Tatili Eğlenerek ve Öğrenerek Geçirsin

Karne kişilik ve zeka göstergesi değil
 
Çocuklar bir yıllık sürenin sonunda hazırlanma, motivasyon ve organizasyon eksikliği gibi nedenlerle iyi bir karne getirememiş olabilir. Öğrencinin karnesinde zayıf notların olmasını, kişilik ve zeka göstergesi olarak değerlendirmek son derece yanlıştır. Anne babalar başarısızlığa üzülmek ve çocuklarını kırmak yerine, yazın onunla birlikte neler yapabileceklerini planlamalıdır.

Çocuğunuzla başarının anahtarlarını konuşun

 
Ebeveynler çocuğun karnesine baktığında eğer notlarda zayıflıklar görüyorsa mutlaka çocukları ile başarısızlığının nedenlerinin neler olabileceğini konuşmalı ve çözümleri beraberce düşünmelidir. Veliler çocuklarına onu anladıklarını hissettirmelidir. Karnesindeki kötü notlar nedeniyle çocuklar tehdit edilmemeli ve azarlanmamalıdır. Bunun yerine yeni yıl için nasıl daha başarılı olunabileceği konuşulmalıdır. Bu tutum çocuğu psikolojik olarak destekler ve anne babaya güvenerek iletişiminin de güçlenmesini sağlar.

Başarısızlığının sebepleri neler olabilir?

•Ebeveynlerin çocuklarına olan eleştirel, tehditkar, aşırı beklentili tutumları, çocuğun başarısını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

•Ebeveynler arasındaki çatışmalı durumlara çocuğun şahit olması, sorunları çocuk ile paylaşma ve onu taraf olmaya zorlama gibi tutumlar çocuğun psikolojik dengesini bozabilmektedir.

•Kardeş kıskançlığı, ev değişikliği gibi durumlarda da çocuğun kafası karışabilir. Okulda öğretmen ile ilgili, arkadaşlarla ilgili sorunlar olduğunda ve çocuk baş edemediğini hissettiğinde çocuğun akademik başarısı düşebilir.

•Çocuğun evde nerede, ne şekilde çalıştığı yani çalışma ortamı önemlidir. Boş ve düzenli bir masa, bilgisayar ve televizyonun olmadığı koşullar gerekmektedir. Bu koşulların sağlanamadığı durumlarda bazı çocukların başarısı düşebilmektedir.

•Çocuğun hangi saatlerde ders çalıştığı, mola verdiği ya da yattığı anne baba tarafından bilinmelidir. Okul, çocuğun kendine ait alanıdır. Öğrenme çocuğa aittir. Bazı ebeveynler evde de sanki okuldaymış gibi davranırlar; bu durumda okul alanı ailesel alanı içine almıştır.

•Çocuğun kapasitesi iyi olsa da kafası karışık, endişeli ise dikkati dağılır ve derse konsantre olamayabilir. Depresif bir ruh hali olduğu dönemde sürekli yorgun, uykulu, isteksiz olabilir ya da hiperaktif bir çocuk çok uzun süre ara vermeden dersi takip edemeyebilir.

•Öğrenme bozukluğu yaşayan çocuk geç öğrenir, harf karıştırabilir; okuma ve yazma konusunda güçlükler yaşayabilir ya da bunların dışında çocuğun işitme-görme gibi fizyolojik bir rahatsızlığı bulunabilir.

Yaz tatilini en iyi şekilde değerlendirmek elinizde

Tatilde çocuklar için mutlaka zaman ayırılmalıdır. Kaliteli vakit geçirmek için çocuklarla çeşitli oyunlar oynanmalıdır. Oyun, çocuk ile anne baba arasındaki iletişimin temel taşıdır. Birlikte vakit geçirebilecek sinema, tiyatro, yemek gibi etkinlikler planlanabilir. Anne babalar çocukların arkadaşlarıyla vakit geçirebileceği etkinlikler organize edebilir. Çocuğun tatilde arkadaşlarıyla ders ortamından uzak, eğlenceli zaman geçirmesi motivasyonunun artması için çok önemlidir.

Çocuğunuzla iyi bir iletişim için 7 önemli kural
 
•Anne baba kendi tutumlarına yönelik içsel bir değerlendirme yapabilmelidir.

•Aile çocukla oyunlar oynamalıdır. Çocuklar spor ve sanatsal faaliyetlere yönlendirilmelidir.

•Anne babalar yeri geldiğinde çocukları başarılarından dolayı övmeli, ona duydukları güveni göstermelidir.

•Çocuk diğer arkadaşlarının başarısı ya da kardeşleri ile kıyaslanmamalıdır. Her çocuk fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimi ile ayrı bir bireydir.

•Ebeveyni tarafından onaylanan, desteklenen çocuk daha çabalı ve başarılı olmaya gayret gösterecektir.

•Çocuk için gerekirse verimli ders çalışma teknikleri konusunda destek alması sağlanmalıdır.  Psikolojik destek almaktan da kaçınılmamalıdır.

Ataşehir Belediyesi, Akut’la Birlikte Afetlere Karşı Hazırlanıyor

Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürü Deniz Kutlu, Akut Enstitüsü Direktörü Dündar Şahin ve Akut Yönetim Kurulu 2. Başkanı Cüneyt Koparan’ın konuşmacı olduğu toplantıya Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Birim Müdürleri ile muhtarlar ve 120 sitenin yöneticisi katıldı.
 
Mahruki: “Ataşehir’deki Akut Enstitüsü örnek model”
 
Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu’nda yapılan toplantıya, geçirdiği kaza sebebiyle katılamayan Akut (Arama Kurtarma Derneği) Başkanı Nasuh Mahruki ise canlı yayınla bağlandı. Nasuh Mahruki, afete karşı bilinçlenme eğitimlerinin bireyde başladığını ve süreklilik arz ettiğini belirterek, “Akut Enstitüsü, Ataşehir’e yakışır bir şekilde hazırlandı. Bu model İstanbul’un diğer ilçelerine ve diğer şehirlere örnek olacaktır. Hepimizin gurur duyacağı, farklılık yaratacak bir proje bu. Kamu, özel sektör ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın işbirliğinin başarılı bir örneği” dedi.
 
İlgezdi: “Profesyonel arama-kurtarma ekipleri kuracağız”
 
Toplantıda konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, İstanbul için en büyük sorunun deprem tehlikesi olduğuna değinerek, afete karşı eylem planını açıkladı: “Ataşehir’in makro ve yerel afet-acil durum planlarını hazırladık, bu planları sürekli güncelleyeceğiz. Risk analizleri ve kentsel risk planlaması yapacağız. Halka açık eğitimler düzenleyeceğiz. Akom ve Akut Enstitüsü işbirliği bilimsel araştırmalara ev sahipliği yapacak. Enstitüyle, profesyonel arama-kurtarma ekipleri oluşturacağız. Geçen yıl 9 bin 200 öğrencimize eğitim verdik. Ayrıca, Ataşehir’deki 60 ilköğretim okulunda eğitim gören tüm öğrencilere temel afet bilinci eğitimi verilmeye devam edecek.”
 
Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürü Deniz Kutlu, Ataşehir Akom binasının son teknolojiyle donatılacağına dikkat çekerek, Afet Yönetimi ve Afete Hazırlık çalışmalarının en üst düzeyde yürütüleceğini söyledi. Kutlu’nun verdiği bilgiye göre; GIS (Geographic Information System) tabanlı Ataşehir Afet Bilgi Sistemi (ABİS) artık hazır. Yakında bu sistem internet üzerinden herkesle paylaşılacak. ABİS ile ilçeye ait afet planları ve jeoloji haritaları görüntülenebiliyor ve en kısa yol analizleri yapılabiliyor. GSM operatörleriyle yapılacak protokollerle kesintisiz iletişim için olası afette toplanma ve çadır kurulacak yerlerin haberleşme altyapıları güçlendirilecek, afet riskinin azaltılması için AR-GE faaliyetleri uygulanacak, deprem dışında da tüm acil durum hazırlık ve müdahale çalışmaları merkezde yürütülecek.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Reflü Ciddi Hastalıklara Zemin Hazırlayabilir

Açken ya da tokken mide asidi ve sindirimle ilgili olarak diğer mide sıvılarının yemek borusuna ve boğaza doğru geri gelmesine “reflü” adı verilir. Kişide haftada en az bir kez göğüs kemiği arkasında yanma hissi ( kalp yangısı) veya ağzında ekşi-acı su tadı olması durumunda reflü hastalığından söz edilebilir. Göğüs kemiği arkasında yanma hissi veya ağızda ekşi bir tat olması, reflü hastalığında en sık görülen temel yakınmalardır. Bu iki şikayetten bir veya ikisinin aynı kişide bulunması o kişinin reflüsü olduğunu ortaya koymaktadır.  

Göğüs ağrısı, yutma güçlüğü ve geçmeyen öksürük nöbetlerine neden olabilir

Reflü hastalığının yemek borusu dışındaki organları ilgilendiren yakınma ve hastalıklara da yol açtığı bilinmektedir. Kalp dışı göğüs ağrısı, ses de kalınlaşma, ses kalitesinde bozulma, yutma güçlüğü, astım, boğaz seviyesinde yumru hissetme,  sinüzit, farenjit, larenjit, diş çürükleri, müzmin öksürük reflünün yol açtığı hastalıklar arasında yer almaktadır. Bir kısım pnömoniler  (zatürre), akciğer dokusunda nedbe dokusu artışı, bazı gırtlak kanserleri  vakaları reflü hastalığı ile ilişkilendirilmektedir.

Reflü nedeniyle oluşan asitler bronşları da etkilemektedir

Yemek borusu ile bronşların (hava yolları) anne karnında gelişim evresinde aynı dokudan farklılaşarak oluşmaları, bu organların sinir sistemlerinin de aynı sinirden kaynaklanması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle; yemek borusundaki sinirlerin reflü sonucu asit veya safra kaçağı ile uyarılması, hava yollarında refleks kasılmaya neden olarak astıma veya hava yollarının aşırı duyarlılığına yol açtığı düşünülmektedir.

Astım belirtileri reflüye işaret ediyor olabilir

Astım hastalarının %35-90 kadarında reflü belirtileri görülmektedir. Astım ve reflüsü olan bireylerde; yemek borusunun etkisiz kasılması, yemek borusu kasılmalarının normalden daha kuvvetli olması veya yemek borusu alt ucundaki “sfinkter” denen özel valv ( kapak) sistemindeki basıncın normalden düşük olması gibi bulgulara da değişik oranlarda rastlanabilmektedir. Astım belirtileri erişkin yaş grubunda ortaya çıkıyorsa, kişilerin astım ile ilgili aile öyküsü yoksa, astım belirtileri yemek yemekle, egzersizle veya yatar pozisyonda artıyor ise, astım nedeni olarak reflü hastalığının dikkatlice araştırılması gerekmektedir.

Tedaviyi kolaylaştırmak için yaşam tarzı değişikliği şart

Hastanın yaşam tarzındaki düzenleyici önlemler ve diyet, tedavinin temelini oluşturmaktadır. Şişman hastalar zayıflamalı, öğünler sık aralıklı ve az miktarda tüketilmeli, akşam yemeği ile yatış arasındaki süre en az 2-3 saat olmalı, yatmadan önce atıştırma alışkanlığından vazgeçilmeli ve reflüsü olanlarda yatak baş tarafı yükseltilmelidir. Diyet ve yaşam biçimi değişiklikleri, reflü hastalığında tedaviye yardımcıdır ancak sıklıkla tek başına yeterli değildir.

 
Cerrahi yönteme başvurulması gerekebilir
 
Hastaların tedavisinde mide asit salgısının baskılanmasına yönelik ilaçlar belirli sürelerde sıklıkla kullanılmakta ve vakaların büyük çoğunluğunda etkili olmaktadır. Özellikle genç yaş grupları ilaçlar tedavisine iyi cevap vermektedir. Fakat reflüyü kolaylaştıran büyük mide fıtığı gibi yapısal bozuklukları olan,  doz azaltımında yakınmaları hemen tekrarlayan ve bu nedenle ilaçları azaltamayan hasta gruplarında cerrahi reflü tedavisi iyi bir seçenektir. İlaçlara cevapsız vakalarda nedeni belirlenmeden cerrahi tedavi yoluna gidilmesi, cerrahi tedavinin başarı oranını ileri derecede olumsuz etkilediğinden tavsiye edilmemektedir. Günümüzde reflü cerrahisi bu konuda yetkin merkezlerde laparaskopi denilen kapalı ameliyat şeklinde, kısa sürede ve etkin olarak uygulanabilmektedir.

Sağlık Bakanlığı’ndan Memorial Hizmet Hastanesi’ne Anlamlı Teşekkür

Sağlık Bakanlığı adına Bahçelievler İlçe Sağlık Müdürü Dr. Bayram Çiçek, Memorial Hizmet Hastanesi Direktörü Dr. Tarkan Dizdar ve Başhekim Op. Dr. Osman Akalın ile hastanede bir araya gelerek teşekkür belgesini takdim etti.

“Organ naklinde örnek olmak için çok çalışıyoruz”

Dr. Tarkan Dizdar, bu teşekkürün Sağlık Bakanlığı’nın çok önem verdiği beyin ölümü bildirimi konusunda; 2012 yılında beyin ölümü bildirimi ve kadavradan organ nakli için gösterilen başarı nedeniyle verildiğini belirterek, “Hastanemizde yapılan özverili çalışmalarla beyin  ölümü tanısı koyduğumuz hastaların yakınlarını organ bağışına ikna edip, kadavradan donör çıkmasını sağlayarak, organ bekleyen pek çok hastaya umut olduğumuz için büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.
Dr. Dizdar, Türkiye’de organ bekleyen hastaların sayısının her geçen gün arttığına dikkat çekerek, “Ülkemizde kadavradan yapılan nakillerin sayısı çok yetersiz kalıyor. Amacımız beyin ölümü konusunda kurumların ve ilgili branşların bilgi, eğitim ve becerilerini artırıp, bu tanıyı koyabiliyor olmalarını sağlamak ve bu hastaların organ nakli için donör olması ile kadavradan organ nakline destek verebilmek için örnek olmak” diye konuştu.

“Bu bir ekip işidir”

Dr. Dizdar, Memorial Hizmet Hastanesi’nde geçtiğimiz sene yapılan beyin ölümü bildirim sayısı ve bu organların yeni hayatlarla buluşturulmasında emeği geçen isimler ve ekipler ile ilgili şunları kaydetti: “İleri düzeyde yoğun bakım biriminin kurgulanmasında büyük emeği olan, beyin ölümü tanısı için Sağlık Bakanlığı ve diğer kurumların gerçekleştirdiği eğitimlere katılmış olan ve bunu da başarılı bir şekilde hayata geçiren yoğun bakım sorumlu hekimimize, hasta yakınlarına verilen “beyin ölümü gerçekleşti” şeklindeki acı bir bilginin ardından görüşme sağlayıp,  tüm organların bağışlanmasına ikna süreci ve tüm resmi prosedürleri yürüten Organ Nakli Koordinatörümüze ve nakli yapılacak organların başka il ve hastanelere transferinin yapılabilmesi için;  hastanemizde yapılan donör ameliyatlarında emeği geçen organ nakli doktorlarımıza ve emeği geçen diğer tüm çalışanlarımıza çok teşekkür ediyoruz.”

“Hastalara umut olmaya devam edeceğiz”

Memorial Hizmet Hastanesi Böbrek Nakli Bölümü’nde 2 yıl içinde 120 nakil gerçekleştirildiğini belirten Dr. Tarkan Dizdar, “Bugüne kadarki tüm nakillerimizde başarı oranımız %99,3’tür. 2013 için başarı oranımız ilk 6 ay için %100.  Bu sene nakil sayısı hedefimizi de 80 olarak belirledik. Önümüzdeki senelerde bu rakamlarda daha da artış hedefliyoruz. Bunun için beyin ölümü tespiti ve organ bağışının önemini biliyoruz. Bu programlar güçlendiği zaman, canlı vericili nakilden ziyade kadavradan nakil yaygınlaşacak ve organ nakli için sıra bekleyen binlerce vatandaşımız sağlıklı bir yaşama kavuşma şansı bulacaktır” diye konuştu.

Sınavda Başarıyı Artıracak 8 Öneri

Sınavda başarılı olma stratejilerini sıralayan Ferahim Yeşilyurt, sınav sırasında gençleri dikkat etmeleri gereken konularda uyararak başarılarını artırmanın 8 yolunu şöyle sıralıyor: 

1-Sınav anında duygularınızın denetimini yapabilmeniz çok önemli. Öncelikle öfkenin başarılı bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Bu nedenle cevreden gelen seslere, öksürmelere, hapşırmalara, burun çekmelerine kızmayın. 

2-Kaygılarınızı yönetmeye çalışın. Başlangıçtaki hafif heyecan durumunu normal kabul edin, bu sınava daha iyi konsantre olmanızı sağlar. 

3-Kaygının yükselmesini engellemek için sınav anında yorum yapmaktan kaçının.

4-Sınav bitmeden yapamadığınız sorularda moralinizi bozmayın: “Bu sınav çok zor geçecek ya da sonucu berbat olacak” gibi yorumlardan uzak durun.

5-Sınav anında kısa molalar vermeye çalışın. 20 saniyelik 3 mola vermeyi deneyin. Molalar dikkatinizin dağılmasını azaltarak başarınızı artıracaktır.

6-Rahatsız olduğunuz durumları  salon görevlisine iletin.

7-Soruları çözerken zor soruda takılmayın. Öncelikle çözebildiğiniz sorularla ilgilenin. Zorlandığınız soruları sonra çözmek üzere bırakın.

8-Tüm soruları bitirdikten sonra yeniden göz atabilirsiniz. Soruları çözerken hız ile isabet arasındaki dengeyi kurmaya çalışın. Sorulara hızlı yanıt vermek yerine her soruya belirli bir süre zaman ayırmayı deneyin.

Öğrencilerin sınav öncesinde merak ettikleri konulara açıklık getiren Ferahim Yeşilyurt, sık sorulan soruları şöyle yanıtlıyor:

 
1-Sınavlarda başarılı olabilmek için etkili stratejiler neler olabilir?

•Sınav öncesi eksik olduğunuz konuları tespit ederek mutlaka bitirmeye çalışın.

•Düzenli tekrarlar yapın. Yıl içinde öğrendiğiniz bilgileri zaman zaman tekrarlayarak unutmaları engellemek gerekir.

•Test becerilerini geliştirin. Sık sık test çözerek soru çözme hızınızı artırmaya çalışın. Ve test çözerken mutlaka zaman tutmaya özen gösterin.

•Sınav tecrübesini artırın. Girebildiğiniz her deneme sınavına girmeye çalışın. Deneme sınavlarına girdikçe sınav anına daha iyi konsantre olduğunuzu göreceksiniz.

•Duygusal kontrolü geliştirin. Deneme sınavlarında olası duygusal değişimlere karşı hazırlık yapın. Öfkelenme, kaygı artışı, üzüntü en sık karşılaşabileceğiniz duygular olacaktır. Bu durumlarda neler yapabileceğiniz konusunda stratejiler belirleyin.

 
2-Öğrencilerin sabahlara kadar çalışması sağlıklı mıdır?

Doğada canlılar belirli bir ritm içinde yaşıyor. Baharda doğa canlanırken kış aylarında canlılar kendi kabuklarına çekiliyor. Canlıların büyük bir bölümü güneşe uygun bir düzen içinde hareket ediyorlar. İnsanoğlu da gece uyumaya, gündüz uyanarak çalışmaya yönelik bir ritm içindedir. Büyüme hormonları güneş ışığının azaldığı gece saatlerinde daha fazla salgılanır. Bu yüzden uzun süre gece ders çalışmak öğrencinin ders başarısını artırmadığı gibi yorgunluğun da artmasına yol açıyor. Yarardan çok zarar getiriyor.  
 
3- Son dakika olarak ifade ettiğimiz kısa zamanda yapılan çalışmaların olumlu ve olumsuz yanları nelerdir?
Genellikle mükemmeliyetçilik ve kaygının artması ertelemelere neden oluyor. Mükemmeliyetçilik yapılması gereken için daha uygun ve mükemmel zaman beklemeyi gerektiriyor. Bu durumda kendisini daha iyi hissettiği geniş bir zamanı beklemekle geçiyor zaman. Kaygı artışı da öğrencide ders çalışmayı geciktiriyor. Çalışılması gereken konular az ise son anda çalışılan bazı konular öğrencinin işine yarayabiliyor. Özellikle de okul sınavlarında. Bazı öğrenciler sınavdan önceki akşam derslerine bir göz atarak sınava girebiliyor ve son anda öğrendikleri bilgiler işlerine yarayabiliyor. Ancak konuların çok fazla ve ayrıntılı olduğu üniversite ya da lise giriş sınavlarında son anda ders çalışmak öğrencinin işine yaramadığı gibi kafasının karışmasına neden olarak sınav performansını da düşürebiliyor. Daha önceki öğrenilen konuları birbirine karıştırabiliyor.

4-Çalışırken ayakta kalmak için çok fazla kahve, enerji içeceği, uyarıcı hap aldıklarını anlatıyor gençler. Bunların çalışmaya olan olumsuz etkileri nelerdir? Vücudu bu kadar çok uyarıcıyla rahatsız etmek doğru mu?
Öğrenciler daha fazla ders çalışma amacıyla kahve gibi uyarıcı maddeler alabiliyor. Uyarıcı maddeler uykuyu kaçırarak bedensel olarak yapılan işin süresini uzatabiliyor. Ancak uyarıcıları kullanarak, zihinsel aktiviteyi uzun süre sürdürmek güçtür. Yani uyarıcı maddelerle uyku gelmesini engelleyebilirsiniz ancak verimli ders çalışmak için gereken zihinsel uyanıklık halini yakalayamazsınız. Bu da ders başında geçirilen sürenin verimsiz biçimde geçmesine neden olacaktır.
 
5-Zihni rahatlatacak öneriler nelerdir?
 
Arkadaşlarla görüşmek, sevdiğiniz aktivitelere az da olsa vakit ayırmak, gelecekle ilgili güzel hayaller kurmak zihninizin dinlenmesine ve kaygılarınızın azalmasına yardımcı olacaktır.

Her Erkek 45 Yaşında Bu Testi Yaptırmalı

Prostat kanseri erkeklerde cilt kanserinden sonra en sık görülen kanser türü. Yaklaşık olarak her 6 erkekten biri prostat kanserine yakalanıyor. Bu hastalık kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer alıyor. Oysa PSA (prostat spesifik antijen) testi ile prostat kanserine erken tanı koymak mümkün olabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural,  PSA testi sayesinde prostat kanserine bağlı ölüm oranlarının azaldığına dikkat çekerek,   “Bu nedenle risk faktörü  olmayan her erkeğin hiçbir  sağlık  yakınması olmasa bile 45 yaşından itibaren, ailesinde prostat kanseri olanların ise 40 yaşından itibaren her yıl PSA testi yaptırmaları yaşamsal önem taşıyor.” diyor.
 
Genellikle ileri evrede belirti veriyor
 
Prostat erkek genital sisteminde yer alan, mesanenin çıkımını çevreleyen ve meninin akışkanlığında rol oynayan bir salgı bezi. Salgılamayı yapan hücrelerden ve bunlara ait destek çevre dokusundan oluşuyor. Prostat kanseri bu salgı yapan hücrelerin anormal gelişimi ile ortaya çıkıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, prostat kanserinin erken evrede nadiren belirti verdiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu kanser türü genellikle ileri evrelerde ağrı, idrar yapmada  zorluk, akım hızında azalma ve sık idrara gitme gibi şikayetler oluşturuyor. Bu yüzden prostat kanseri genellikle normal check-up programları sırasında yapılan PSA kan testindeki yükselme ile saptanıyor.”
 
PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi hayat kurtarıyor
 
PSA erkeklerde prostat ve üretra çevresi bezlerden salınan bir protein. Görevi meninin boşalma öncesi sıvılaşmasına yardım etmek. PSA kanda proteine bağlı ve serbest olmak üzere iki formda bulunuyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, her iki PSA formunun ölçümünün prostat kanseri tanısını kolaylaştırmayı amaçlayan bir test olduğunu belirterek şunları söylüyor:  “PSA testinde bizim için 2 kriter önemli; birincisi yaş ve PSA değeri. Örneğin 40- 50 yaş grubunda PSA değerinin kabaca 2’nin altında olması gerekiyor. 50-60 yaş aralığında 2.5 ve altı, 60-65 yaş aralığında 3 ve altı, 70 yaş üzerinde ise 4 ve altı değerleri normal olarak görülüyor. Bu değerlerin üstündeki rakamlar ise prostat kanserine işaret edebiliyor. Testte dikkat ettiğimiz ikinci nokta ise PSA’nın yıllık artışları. PSA değeri yaşa göre normal olsa bile 1 yıllık artış yüzde 50’nin üzerindeyse kanser habercisi olabiliyor. Her iki durumda da kesin tanı için biyopsi işlemi gerekiyor. Çünkü PSA değeri sadece kanser nedeniyle yükselmiyor. Aynı zamanda enfeksiyon veya iyi huylu çok büyümüş prostat dokusu da PSA değerini yükselten faktörler arasında yer alıyor.
 
Operasyonla prostat bezinin tümü çıkartılıyor

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, prostat kanserinin tedavisinde birçok farklı tedavi seçeneği mevcut olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: 

•Lokal hastalıkta radikal prostatektomi ameliyatı (prostatın çıkarılması) ve radyoterapi başlıca tedavi yöntemlerini oluşturuyor.

•Prostat kanseri teşhisi konduğunda çoğunlukla kanserin yayılmasını önlemek için uygun hastalarda radikal prostatektomi, bir başka deyişle prostat bezinin tümünün çıkarılması operasyonu uygulanıyor.

Robotik cerrahi hastaların konforunu artırıyor

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, geleneksel radikal prostatektomi operasyonlarının büyük bir cerrahi kesi ile yapıldığıne, bunun da birçok soruna yol açabildiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu da hastanın operasyondan sonra geç sürede iyileşmesine, hastanede daha uzun süre yatmasına, daha fazla yara enfeksiyonu riskine maruz kalmasına ve ciltte büyük bir yara izine yol açıyor. Günümüzde sıkça başvurulan “robotik prostatektomi” yönteminde ise operasyonlar çok küçük mini kesiler ile yapılabiliyor. Böylece hastalara daha az travmatik bir tedavi alternatifi sunuluyor. “

Robotik cerrahinin avantajları neler?

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, robotik cerrahinin avantajlarını şöyle sıralıyor:

•Daha az kan kaybı ve daha az kan nakli ihtiyacı

•Hastanede daha az yatma süresi

•Daha az ağrı

•Daha iyi kanser kontrolü

•Cinsel fonksiyonların daha çabuk düzelmesi

•Daha iyi idrar kontrolü

•Enfeksiyon riskinin azalması

•Kan yoluyla bulaşan hastalık riskinin azalması

•Ameliyat izinin daha az olması

•Operasyon sonrası cinsel işlev bozukluğu riskinin azalması

•Normal yaşama ve iş hayatına çok daha erken dönebilme imkanı.

Ataşehir’de Afetlere Karşı Ortak Hareket

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Astım Hastalarına Sağlıklı Tatil Önerileri

Tatil için tüm ayrıntılar önceden planlanmalı
 
Astım ve alerji hastaları tatile çıkmadan önce tüm riskleri hesaplamalı, kalacak yer ve şartların seçimi konusunda çok dikkatli olmalıdır. Tatilde gidilecek yer, ulaşım şekli, kalınacak otel veya ev seçimleri özenle yapılmalıdır. Gidilecek bölge açısından; hava kirliliği olmayan, polenlerin yoğun olmadığı ve yüksek nem içermeyen yerler seçilmelidir.  Araba ile yolculuklarda klima kullanılmalı, uçak yolculuğu yapanlar ise nefes açıcı ilaçlarını yanlarından ayırmamalıdır. Yolculukta araba kullanılacaksa; camları açmak yerine klima kullanılması daha uygundur. Ancak araba klimalarının temizliğinin yapılması ve polen filtresi içermesi önemlidir. Arabaya binmeden yaklaşık 10 dakika önce klima çalıştırılmalı ve sonra arabaya binilmelidir. Ayrıca günün çok sıcak saatlerinde araba ile yolculuk yapmaktan kaçınılmalıdır. Uçak yolculuğu esnasında kabin basıncı ve klimalar alerjik kişiyi olumsuz etkileyebilir.

Ev tozu alerjisi olanlar bunlara dikkat etmeli!

 
Otel odasının halı ile kaplı olması, özellikle ev tozu (akar) alerjisi olanlar açısından tehlikelidir. Mümkünse halı ile kaplı olmayan odalar tercih edilmelidir. Ayrıca kalınacak odanın havalandırma sistemi yüksek kalitede olmalıdır.

Havuz suyundaki klor astım tetikleyicisi olabilir

 
Klor, özellikle alerjik astım hastalarında nefes darlığını tetikleyici bir etken olabilir. Ayrıca klor, ciltte ve gözde de yanma, kızarma, kaşıntı gibi alerjik reaksiyonlara da yol açabilir. Önlem olarak havuzdan çıktıktan hemen sonra duş alınması önemlidir.

Güneş alerjisi olanlar 10.00 – 16.00 saatleri arasında çıkmamalı

 
Güneş alerjisi, yaz tatillerinde karşılaşılabilecek başka bir sorundur. Güneş, ciltte ve gözde reaksiyon yaratabilir. Bu nedenle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamak, güneş gözlüğü ve şapka kullanmak, yüksek koruma faktörlü kremlerle cildi korumak önemlidir. Astım hastaları için önerilen yüzme ve yürüyüş gibi sporların güneşin çok yoğun olduğu saatlerde yapılması uygun değildir.

Şikayetler azaldığı için astım ve alerji ilaçları ihmal edilmemeli

 
Astım ve alerji hastalarının birçoğu yaz döneminde şikayetleri hafiflediği için ilaçlarını ihmal edebilir. Ancak kontrolsüz bir alerji ve astım yaz tatillerinde hızla alevlenerek sorun yaratabilir. Rahat bir tatil geçirebilmek için tüm önlemlerin alınması ve gereken ilaçların düzenli kullanılması büyük önem taşımaktadır. Tatil öncesi astım ve alerji hastalarının yapması gereken en önemli hazırlık; düzenli kullanılan ya da acil durumda kullanılacak ilaçların, cilt, burun ve göz alerjileri için kullanılabilecek krem ve damlaların mutlaka önceden hazırlanarak valize yerleştirilmesidir.

Ataşehir’de Evlilik Öncesi Eğitim Programı Başlıyor

3 ana başlıkta yürütülecek programda; 1. Evlilikte İletişim ve Yaşam Becerileri, 2. Hukuk ve 3. Evlilik ve Sağlık konuları yer alacak. Evlilik öncesi eğitim programına 18 yaşını doldurmuş, nikâh günü almış çiftlerin yanı sıra sözlü, nişanlı çiftler de katılabiliyor. Çiftlerden tek kişinin de katılabildiği evlilik öncesi eğitim programı yeni planlamalar yapılarak devam edecek.

Program çiftlerin yoğun çalışma hayatları düşünülüp, 1 güne sığdırılarak 3 saatte verilebileceği gibi talebe göre 3 ayrı günde 3 ayrı aşama olarak da işlenebilecek. Programa katılmak isteyenler Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi’ne ve Mustafa Kemal Mahallesi Toplum Merkezi’ne başvurabilirler.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Sanat Terapisi Başlıyor

1.Grup çalışmaları, 16 Ağustos – 20 Eylül tarihleri arasında, cuma günleri 3 saat ve 6 hafta olmak üzere toplam 18 saat olacak. 2.Grup çalışmaları ise, 15 Kasım – 20 Aralık tarihleri arasında, cuma günleri 3 saat ve 6 hafta olmak üzere toplam 18 saat. Başvuru ve ayrıntılı bilgi için Ataşehir Belediyesi Çağrı Merkezi ile Kayışdağı Lions Ataevi Sosyal Hizmet Merkezi’ni arayabilirsiniz.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Sebepsiz Bayılma Kalp Hastalıklarına İşaret Edebilir

Baygınlık halinde ise; tam olarak bilinç kaybı yaşanmaz, kişi çevrede olup bitenlerin farkında olur. Ancak güçsüzlük, yorgunluk ve halsizlik uyaranlara  yeterli yanıt verilemez.  Baygınlık sırasında yere düşmeler de yaşanabilir.

Vücut önceden uyarı vermeyebilir

Epilepsi hastalığının dışında, özellikle psikolojik etki altında olan kısa süreli geçici bilinç kaybı olarak tanımlanan bayılma durumlarına “senkop” denilmektedir. Senkop, önceden uyarı vermeyecek kadar hızlı gerçekleşen, kısa süreli, tam ve ani iyileşme ile düzelen beynin kısa süreli global beslenme-kanlanma bozukluğudur.

Sıcak hava ve susuzluk bayılma nedeni olabilir   

 
Bayılmaya, kan dolaşımını yöneten mekanizmaların bir takım tetikleyiciler nedeniyle geçici olarak iş yapmaması, aşırı duyarlı olması durumlarında reflekslerle beyne kan akımının azalması neden olabilmektedir. Tuvalette ıkınma refleksi ile oluşan ya da sıkı yakalı gömleğin boyun ve şah damarlarına yaptığı basıda yaşanabilecek bayılmalar buna örnek gösterilebilir. Bir diğer sebep de kan hacminde genel ya da kısa süreli azalmaya bağlı, kanın kalbe dolayısıyla beyne kısa süreli az ya da düşük basınçta gitmesidir. Gençlerde ve yaşlılarda, özellikle tansiyon ilacı kullananlarda sık izlenen, bulunulan yerden aniden kalkma sonrası izlenen baş dönmesi, sendeleme ve çok ileri durumlarda bilinç kaybı durumudur. Sıcak havalarda, susuz kalındığında, uzun süre ayakta kalındığında ve bacaklarda varis varlığında senkop daha belirgin ve şiddetli yaşanabilir. Kalbe ait ciddi rahatsızlıklar da bayılmalara sebep olabilmektedir. Bu rahatsızlıklar; kalp kapağı hastalıkları, kalp içinde yer işgal eden kitleler ve ritim bozuklukları olabilmektedir.

Kalbe ait ciddi rahatsızlıklar varsa…

 
Bayılma şikayeti olan kişide kalbe ait ciddi rahatsızlıkların da olması dikkate alınmalıdır. Çünkü yaşam süresini kısaltma potansiyeli olan hastalıklar bu grupta bulunmaktadır. Çarpıntı, kalpte yapısal bozukluğun izleniyor olması, ailede ani ölüm öyküsü ve şikayetlerin fiziksel zorlanma sırasında ya da istirahatteyken olup olmadığı, bayılma riskinin belirlenmesinde yardımcı olmaktadır.

Ritim bozukluğu bayılmalara sebep olabilir

 
EKG, ekokardiyografi, T table testi (eğilebilir masa testi), EKG holter incelemesi ve bazen koroner anjiyografi ya da elektrofizyolojik çalışma, bayılma sebebinin bulunmasında yardımcı olabilecek testlerdir. Özellikle senkop bayılmaya en çok neden olan ve en tehlikeli sebebi oluşturan aritmi teşhisi konulursa; ilaç tedavisi, kalp pili ya da şok cihazı uygulamaları, ablasyon gibi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Kişi sebepsiz ve ani gelişen bayılma atakları yaşadığında vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır. Senkop adı verilen bayılmanın; kan şekeri düşüklüğü, epilepsi, ortopedik kökenli düşüşler ve psikoloji kökenli nöbetlerden doğru bir şekilde ayırt edilmesi ve tedavinin bu yönde planlanması gerekmektedir.

Dikişsiz Sünnetle Ağrı ve İz Kalma Endişesi Sona Eriyor

Dikişsiz sünnet yenidoğan döneminde rutin olarak uygulanan bir yöntemdir. Yenidoğan sünnetleri yaklaşık 20-25 dakika, daha büyük çocuklarda yapılan dikişsiz sünnetler ise 30-40 dakika arasında sürmektedir. Dünyaya yeni gelen bebeklerde ilk 1 ay içinde, tercihen doğumdan sonraki ilk birkaç günde yapılması uygundur. Bu sünnet yönteminde dikiş kullanılmamaktadır. Yenidoğan sünneti ameliyathane şartlarında ve lokal anestezi ile gerçekleştirilmektedir.

Yenidoğan dönemi dışında yapılan sünnetlerde de zorunlu kalmadıkça dikiş kullanılmamaktadır. Daha büyük çocuklarda yapılan dikişsiz sünnetlerde, yara yüzeyi dikiş yerine “doku yapıştırıcı” kullanılarak kapatılmaktadır. Bu sünnet operasyonları da ameliyathane şartlarında ve “sedo-analjezi” denilen uyuşturma yöntemi desteği ile yapılmaktadır.

Acı ve ağrısız sünnet uygulaması

 
Operasyon sırasında uygulanan lokal anestezi sayesinde sünnet sonrası yaklaşık 6 saatlik ‘ağrısız bir süreç’ bulunmaktadır. Daha sonra ağızdan ağrı kesici ilaçlar verilerek ağrının hissedilmemesi sağlanmaktadır. Dikişsiz sünnetin ağrı hissi üzerindeki avantajı, operasyon sonrası 3. günde ortaya çıkmaya başlar. Dikiş kullanılan sünnetlerde, dikişler çamaşıra veya beze takılmaya başlamakta, pansuman gerektirmektedir. Bu da çocuğa sıkıntı verebilmektedir. Dikişsiz sünnette ise kullanılan doku yapıştırıcısı bu etkiye neden olmaz. Bu madde operasyonun 5. gününde kendi kendine soyulmaktadır.

Estetik avantajları en önemli tercih sebebi

 
Dikişsiz sünnetin klasik sünnetlere göre en büyük farklarından biri de, estetik görünüm konusundadır. Dikiş kullanılmadığı için, dikişlere ait çizgilenme veya sünnet çizgisinde düzgün olmayan görünüm engellenmektedir. Büyük çocuklarda yapılan dikişsiz sünnet, dikiş kullanılarak yapılan sünnete göre yaklaşık 10 dakika daha kısa sürmektedir. Bunun yanında kullanılan doku yapıştırıcısının kanama önleyici, iyileştirmeyi hızlandırıcı ve anti-mikrobik özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler iyileşme dönemi için oldukça ciddi avantajlar sağlamaktadır.

Kimlere uygulanmaz?

 
Dikişsiz sünnetin genel olarak uygulanamayacağı durumlar, aslında sünnetin yapılmaması gerektiği durumlardan farklı değildir. Bunlar genel olarak penis anormallikleri; peygamber sünneti adı verilen “hipospadias”, penisin sırt kısmının açıklığı (epispadias)  peniste öne doğru eğrilik (kordi) gibi sağlık problemleridir.

Türk Tenisinde Bir İlk: 11 Yaşında Avrupa Tenis Şampiyonu Oldu

İngiltere'nin Sheffield şehrinde düzenlenen Winter Cups by Head finallerine katılan Okan Koleji öğrencisi Betina Tokaç'ın da aralarında bulunduğu 12 yaş Bayan Tenis Milli Takımımız, “23 Nisan Kupası” Turnuvası öncesinde Avrupa 5.’si olmuştu. Türkiye'de düzenlenen eleme gruplarında 1. olarak finaldeki 8 takım arasına girmeye hak kazanan 12 yaş Bayan Milli Takımımız, İngiltere'de düzenlenen finallerde 2 galibiyet ve 1 yenilgi almıştı. Betina Tokaç, Hırvatistan’da gerçekleştirilen 12 Yaş altı 26. İstraturist Open Turnuvası’nda ise Avrupa Tek Kızlar 2.’si olmuştu. Başarılarıyla ülkemizi gururlandıran Betina Tokaç sadece genç yaştaki başarılarıyla sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da dikkatini çekiyor.

Okan Koleji Hakkında

Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nün yanıbaşında yer alan Okan Koleji’nde, fizik, kimya, fen ve teknoloji laboratuarları, teknoloji ve tasarım derslikleri, konferans salonu, yarı olimpik kapalı yüzme havuzu, tenis kortları, basketbol-futbol sahaları, çok amaçlı kapalı spor salonu, golf sahaları, kütüphane, güzel sanatlar uygulama atölyeleri, sosyal faaliyet stüdyoları ile öğrencilerin kendilerini sosyal ve sportif alanda geliştirebilecekleri fiziki imkanlar sunuluyor. Dünyanın en büyük eğitim firması Pearson ile işbirliği yapan Okan Koleji, Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Programı uyumluluğu kanıtlanmış JETSET test hizmetlerini veren ilk test merkezi olmasıyla dikkat çekiyor. Okan Koleji, anaokulundan itibaren İngilizce eğitiminin yanında Çince, Rusça, Fransızca veya İspanyolca dillerinden birini daha ikinci dil olarak öğrencilerine veriyor. Okan Koleji, Türkiye’de beden eğitimi derslerine golf branşını adapte ederek bir ilke imza atıyor, başlattığı pilot uygulama ile tüm branşlara verdiği önemi ortaya koyuyor.

Mango Kids Temmuz Ortasında Lanse Ediliyor

Bu koleksiyon aynı zamanda aksesuar, ayakkabı ve iç giyim de içerecek. Bu yeni proje için MANGO Kids'in farklı ürün kategorilerinden (düz dokuma, örgü, tişört, kot ve aksesuar) sorumlu kendi tasarımcı ekibi hazırlanmış olup, bu ekip, yeni ürün grubunun yönetim ve pazarlama yapısını oluşturmaktadır. MANGO Kids, İspanya, Türkiye, Fransa, Rusya, Almanya, İtalya ve Portekiz de dahil olmak üzere 31 ülkede mevcut yaklaşık 150 MANGO mağazasının yanı sıra, Barcelona, Valencia, San Sebastian, Cordoba, Montpellier, Frankfurt ve diğer birçok bağımsız cadde üstü mağazasında 70 m2 ila 150 m2 arası mağazalarda
 
Ağustos ayının başında satışa sunulacak. Yeni MANGO Kids ve MANGO Sport&Intimates markalarının yanı sıra, marka zinciri şu anda kadın koleksiyonu (MANGO), erkek koleksiyonu (H.E. by MANGO) ve seçkin aksesuar koleksiyonu (MANGO TOUCH) içermektedir. Bunun yanında, MANGO 2014 yılında, biri büyük beden giysilere, diğeri 14 – 20 yaş arası gençlere yönelik iki yeni koleksiyonu daha satışa sunmaya hazırlanıyor. 109 ülkede 2,600 mağazaya sahip olan MANGO, 2012 mali yılını, MANGO MNG Holding S.L.U. Konsolide Şirketler Grubu ve alt şirketleri olarak, sahip olduğu mağazalar için KDV hariç Tavsiye Edilen Satış fiyatı üzerinden yapılan satışlar artı şubelere toptan satışlara karşılık gelen 1.691 milyar euro'luk bir ciro ile kapattı. Bu rakam, 2011 yılı sonunda %20'lik bir artış anlamına gelir. Markanın uluslararası alandaki varlığı göz önüne alındığında, bu değerin %84'ü yabancı pazarlara, kalan %16'sı ise yurtiçi pazarına karşılık gelmektedir.

Bel Ağrısı En Çok Ofis Çalışanlarını Seviyor

Duruş bozukluğu bel ağrısı nedeni
 
45 yaşın altındaki çalışan kişilerde fiziksel fonksiyonları kısıtlayan en sık neden bel ağrısıdır. Bel bölgesi yaralanmaya en yatkın bölgedir. Ağrılı atakların tedavisi kolay, yerleşmiş ağrının tedavisi oldukça zordur. Bel ağrısının en sık nedeni belin yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı oluşan yumuşak doku zorlanmasıdır. Belin ana yapısını omurga kemikleri oluşturur. Omurların arasında 23 tane disk yer almaktadır. Bel kasları belin yapısında önemli bir yer tutar. Beli en çok zorlayan hareketler; dizleri bükmeden öne eğilmek, bu pozisyonda ağırlık kaldırmak, kalçalar sabitken beli, kalçayı ve gövdeyi döndürmek, öne eğilerek ve uzun süreli aynı pozisyonda çalışmak, ayaklar sabit şekilde dönmek olarak sıralanabilir.

Fazla kilolar da ağrıyı tetikleyebilir 

 
Hareket azlığı, sırt ve bel kaslarının güçsüzlüğü, obezite, sigara içmek gibi kişisel risk faktörleri bel ağrısının gelişiminde rol oynamaktadır. Bel ağrısının diğer nedenleri arasında; bel fıtıkları, kireçlenmeler, bel kaymaları, tümörler, iltihabi ve mikrobik hastalıklar, kemik hastalıkları ve kırıklar yer alır. Bel ağrılarının tedavisinde hastanın durumuna göre; istirahat, fizik tedavi, ilaç tedavisi, hasta eğitimi, koruma ve cerrahi yöntem gibi çeşitli seçenekler mevcuttur.

Vakit kaybetmeden doktora başvurun

 
Bel ağrısının tedavisi için ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler önerilebilir. Korseler, duruş düzelticiler çok uzun süre kullanılmamak kaydıyla tedavide etkilidirler. Ayrıca; araba, koltuk destek yastıkları ve ortopedik yataklar tedavide fayda sağlar. Ağrıyı azaltmak, kas spazmını çözmek, kas gücü, dayanıklılık ve kondisyonu artırmak, bel ağrısının tekrarını önlemek amacıyla en uygun tedavi hastaya doktoru tarafından önerilir. Sıcak nemli paketler, soğuk uygulama, dokularda yüzeyel ısınma sağlayan “infraruj”, “ultrason”, “lazer”, cilt altı dokuları ve derin kas gruplarına yüksek frekanslı elektriksel uyarılar verilmesi esasına dayanan “elektroterapi”, traksiyon (germe) gibi yöntemlerin yanında; egzersiz ve masaj bel ağrısının giderilmesine yönelik uygulamalardır. Egzersiz de omurgayı güçlendirir, zorlanma ve yaralanma oluşma ihtimalini azaltır, duruşu düzeltir, bel ağrısını giderir. İyileşmeyi çabuklaştırmak, bel ağrısının tekrarını engellemek, kondisyonu güçlendirmek için egzersiz yapmak çok önemlidir.

Bel ağrısından korunmak için öneriler

•Ayakta dururken ve oturulurken duruş pozisyonuna dikkat edilmelidir.

•Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırılmalı ve taşınmalıdır. Yerden ağır bir eşya kaldırılırken dizlerden eğilerek alınmalıdır.

•Günlük hayatta ve iş ortamında bel bölgesi doğru kullanılmalıdır.

•Bilgisayar başında çalışırken mutlaka belli aralıklarla mola verilmelidir.

•Fazla kilolar verilmeli, kilo kontrolüne dikkat edilmelidir.

•Düzenli egzersiz çok önemlidir. Ancak beli zorlayacak hareketlerden kaçınılmalıdır.

•Yatak seçimi doğru yapılmalıdır.

Bebeklerde Kasık Fıtığı ve Su Fıtığı Karışmasın

Kasık fıtığı zaman içinde geçmeyen ve ilerleyen bir rahatsızlıktır.  Kasık fıtığına benzer şekilde, erkek çocuklarda karın içindeki suyun torbalara inerek burada şişlik oluşturmasına ise su fıtığı veya tıp dilinde “hidrosel” denir. Yenidoğan döneminde bu durum normal olarak karşılanabilir ve bebek 6 aylık olana kadar su fıtığının büyüyüp küçülmesi açısından aile tarafından takip edilir. Bu arada çocuk 1-2 aylık kontrollerle çocuk cerrahı tarafından da kontrol altında tutulmalıdır. Çünkü zaman zaman su fıtığının arkasından bağırsaklar da torbalara inerek fıtık oluşturabilir. Su fıtıklarının bir kısmı zaman içinde 1-2 yaşa kadar kendiliğinden geçebilir, bir kısmı ise cerrahi müdahale gerektirir.

Kasık fıtığının tedavisi cerrahi ile mümkündür

Fıtık ve hidroselin nedeni doğuştan önce bulunan ve doğumdan sonra kapanması gereken bir kesenin açık kalması ve bu nedenle karın içinde bulunan bağırsakların veya sıvının bu kese içinden geçerek kasığa ve torbalara doğru yer değiştirmesidir. Bu kese kendiliğinden kapanmaz ve tek tedavi yolu cerrahidir.
Çocuk bacaklarını karnına çekerek ağlıyorsa ve kusuyorsa dikkat!

Halk arasında “fıtık boğulması” diye tanımlanan durumlarda fıtık kesesi içinde sıkışan organların kanlanması ve beslenmesi, doğru müdahale yapılmadığı takdirde birkaç saat içinde bozulur ve çürüme meydana gelebilir. Geç kalındığında hem hayati tehlike ortaya çıkar, hem de organların çürüyen kısımlarını çıkartmak gerekir. Bu da riski artırmaktadır.
Kasık fıtığı olan bir çocuk aniden huzursuzlanmaya başlar, bacaklarını karnına çekerek ağlar, sarı-yeşil kusmaya başlar ve kaka yapamazsa bu fıtığın boğulmuş olabileceğini akla getirmelidir. Bu durumda daha önceden kolaylıkla içeri girebilen fıtık artık içeriye girmez. Üzeri şişer ve koyu pembe bir renk alır. Bu durumlarda aileler vakit kaybetmeden, acil olarak bir çocuk cerrahisi doktoruna başvurmalıdır.

Tanı ve tedavi için geç kalmayın

Rahatsızlığın tanısı hastanın kasıklarının ve torbalarının muayenesiyle konur. Çocuk ağladığında şişlik oluşur ve yattığında veya sakinleştiğinde kayboluyorsa tanı kesinleşir. Kasık fıtığında mümkün olan en kısa zamanda ameliyat yapılmalıdır. Çünkü torbaya veya kasığa inen bağırsaklar burada sıkışarak boğulabilir. Su fıtığı ise 2 yaşına kadar 2 aylık kontrollerle takip edilmeli, gerekirse ameliyat yapılmalıdır. Ameliyat sabahı, hastaya ameliyattan 4 saat önceden başlamak üzere ağızdan hiçbir katı ve sıvı gıda verilmez. Ameliyat, steril ameliyathane şartlarında, tam narkoz altında, çocuğun hiçbir ağrı duyamayacağı şekilde yapılır. Ameliyattan sonra çocuk derlenme odasında anestezi doktorunun takibi altında bir süre izlenir. 2 saat sonra beslenmesine başlanan çocuk, herhangi bir sorun yoksa 3 gün sonra poliklinik kontrolüne gelmek üzere taburcu edilir.

Kadına Yeni Destek: TOKA Kadın Danışma Merkezleri

Kadına yönelik her türlü şiddet, baskı, aşağılama ve mobing durumlarında yol gösterici olmayı hedefleyen Türkiye’nin en genç kadın sivil toplum örgütü “Toplumda Kadına Destek ve Kadın Danışma Merkezleri Derneği”, kısa adıyla  TOKA, örgütlenme faaliyetlerine başladı.

17 Mayıs 2013 tarihinde kuruluşunu tamamlayan TOKA; şiddet gören kadından, işyerinde mobing’e uğrayan kadın sorunlarına kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstermeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda TOKA’da, gönüllülerin ve profesyonellerin içinde yer alacağı kadın danışma merkezleri oluşturulacak.

Oluşturulacak Kadın Danışma Merkezleri’nde ve konu ile ilgili diğer STK’lardan elde edilen veriler ise özel bir yazılım programı ile derlenecek; danışma merkezlerine gelen kadınlara gerekli yönlendirmelerin yapılması için aracı olunacak.

TOKA Derneği uygulayacağı yeni strateji ve bünyesinden barındıracağı yüksek yazılım teknolojisiyle birlikte, hem mağdur kadınlara doğrudan temas ederek onları yönlendirmeyi hem de kadın sorunlarıyla ilgili geniş bir istatistikî veri bankası oluşturmayı hedefliyor.

Bünyesinde gönüllülük faaliyetlerinde deneyimli kişilerin ve  pek çok meslekten gençlerin yer alacağı TOKA’nın, 29 Haziran ile 7 Temmuz arasında yapılacak Genel Kurul sonrasında faaliyetlerine başlaması hedefleniyor.

Türkiye’nin Sponsorlu İlk İnternet Animasyon Serisi Başlıyor

Mutfak ürünleri sektörünün köklü kuruluşu Karaca, mağazacılık deneyimini dijital dünyaya taşıdı. Karaca kalitesi ve güvencesiyle açılan www.cookplus.com , farklı beğenilere ve tarzlara yönelik tüm mutfak ihtiyaçlarını bir araya getiriyor.

Harika Mutfaklar İçin En Doğru Adres Cookplus!

Cookplus mutfağınız için en şık ve zarif ürünleri avantajlı fiyatlar ile size sunarak kendinize bir harikalar mutfağı yaratmanızı sağlar. Elektrikli ürünler, yemek takımları, sofra servis ürünleri, kahvaltı takımları, çay/kahve, çay/pasta takımları, çatal kaşık bıçak, pratik mutfak ürünleri, pişirme grubu, saklama, cam ürünleri, dekoratif/hediyelik ürünler kategorisindeki binlerce ürün sizi bekliyor.

Grafi2000 Prodüksiyon, “Bilişim dünyası ile mizah dünyasını birleştiren” kreatif uygulamaları ile özelikle internet, TV, mobil ortamlarında, yazılı ve görsel mecralar için projeler üreten bir firmadır. Grafi2000, değişik reklam uygulamaları ile de başarı kazanmıştır. “İlk”leri üreten özelliğiyle adından sıkça söz ettiren firmaya  irtibat@grafi2000.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.

Frutarom, Etol Türkiye ile Güçlerini Birleştirdi

Firma “Lezzete ve Sağlığa olan Tutku” sloganı ile de vurguladığı gibi; içecek, şekerleme, atıştırmalık ürünler (çerezler, cipsler), süt ürünleri, et ve balık ürünleri ve ilaç endüstrisine yönelik; aroma, emülsiyon, çeşni, starter kültürler ve doğal fonksiyonel gıda katkılarının yanısıra, doğal meyve tozu, doğal aroma ekstraktları, esansiyel yağlar, ilaç ve gıda endüstrisine yönelik doğal bitki ekstraktlarını da müşterilerinin hizmetine lezzet ve sağlık tutkusu ve coşkusu ile sunmaya devam edecek.
 
Bundan sonraki faaliyetini Gebze Organize Sanayi`de bulunan fabrikasından sürdürecek olan firma, Türkiye`ye ilk yatırımını 1998 yılında yaptı, o yıldan bu yana gıda sektörüne bilgi birikimini aktarmayı sürdürüyor. Frutarom ve Etol Firmaları bugüne kadar, üstün kalitede ürünlerini ve özellikle de et sektörüne yönelik spesifik reçetelerini sektörün hizmetine sundu, sektörün ve Türkiye`de bu alanda faaliyet gösteren rakiplerinin gelişmesine aracılık etti.
 
Gewürzmüller ve Nesse Ürünleri Pazarda Hakkettiği Değeri Buluyor
 
Frutarom Grubu`nun önemli parçalarından olan Alman Gewürzmüller ve Nesse markaları özellikle et ve balık sektöründe sadece Türkiye`de değil tüm dünyada lider konumunda. Gewürzmüller, teknoloji harikası modern üretim tesislerinde üretilen premium kalite ürünleri ile 100 yılı aşkın zamandır sektördeki lider pozisyonunu koruyor.  Yeni oluşum ile konusunda dünya lideri olan bu firmaların ürünlerinin ve bilgi birikimlerinin Türkiye pazarına daha etkin bir biçimde ulaştırılması hedefleniyor.
 
“Türkiye ile birlikte hedef 1 Milyar USD.”
 
Frutarom Başkanı ve CEO'su Ori Yehudai: “Frutarom Türkiye ve Etol Türkiye`nin ortaklığı bizim için önemli bir kilometre taşı. Türkiye pazarını son derece önemsiyor ve bu pazarın global anlamda büyümemize ivme kazandıracağına yürekten inanıyoruz. Türk ortaklarımızla birlikte yaptığımız yatırımla Gebze'de 5 bin metre karelik kapalı alanda kurulu ; ARGE ve Kalite Laboratuvarları, Pilot Tesis, Üretim ve Depolama tesislerinde faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Buradan sadece Türkiye`ye değil komşu ülkelere de hizmet vermek planlarımız arasında. Frutarom Grubu olarak gelecek 3-4 yıl içindeki ciro hedefimiz 1 milyar dolar. Bu hedefi gerçekleştirmemizde önemli katkıları olacak olan Türkiye pazarına ve daha da önemlisi Türk insanına güvenimiz tam. Türkiye`de yapılanmamızı güçlendirecek ve yatırımlarımıza devam edeceğiz”. 

“Etol Türkiye`de kısa zamanda çok yol katetti.”

 
Etol Başkanı Zdenko Zanoski :“Eski Yugoslavya`nın en güçlü firmalarından biri olan Etol, Slovenya`da 1924`den beri faaliyette ve Avrupa`nın en eski aroma üreticilerinden biri. Türkiye`ye markamızı tanıtan ve benimseten iş ortaklarımız Sedat Dişçi ve Şenay Şenocak profesyonel ekibimizle birlikte bu konuda kısa zamanda büyük projelere imza attı. Etol Slovenya olarak, Türkiye bizim için daima önemli oldu. Balkanlar ve Türkiye`nin sahip olduğu ortak kültürel özellikler ve damak tatlarının uyumu, bu pazarda yakalanan başarının önemli nedenleri arasında.  Frutarom ve Etol`ün yolları 1,5 yıl önce birleşti, bundan sonra Türkiye`deki faaliyetlerimiz de aynı çatı altında gerçekleşecek. İnanıyoruz ki; iki markanın yollarının kesişmesi Türkiye pazarı için oldukça yararlı sonuçlar doğuracak”.
 
Frutarom Hakkında
 
1933 yılında kurulan Frutarom, 618 Milyon Dolar cirosu ile dünyanın en büyük ilk on aroma üreticisinden biri.  30.000'i aşkın ürünle, 140 ülkede, 14.000 tüketiciye ulaşıyor. Frutarom ürünleri; firmanın Amerika, İngiltere, İsviçre, Almanya, Slovenya, Türkiye, İtalya, İsrail, Çin, ve Güney Afrika`da bulunan tesislerinde üretiliyor. Firmanın global satış ve pazarlama organizasyonu ise; İsrail, Amerika, İngiltere, İsviçre, Almanya, Belçika, Hollanda, Danimarka, Fransa, İtalya, Macaristan, Romanya, Rusya, Ukrayna, Polonya, Kazakistan, Belarus, Türkiye, Brezilya, Meksika, Kosta Rika, Çin, Japonya, Hong Kong, Hindistan ve Endonezya`da bulunan ülke satış ofislerinden  bu bölgelere hizmet veriyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan üretim, arge ve satış operasyonları ile, dünya genelinde 2000`den fazla çalışana sahip.

Kızlarda Skolyoz 10 Kat Fazla Görülüyor

Skolyoz konusunda dünyaca tanınan 2 önemli ismin , İspanya’dan  Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Manuel D. Rigo Caldito ve SOSORT (Uluslararası Skolyoz Ortopedik Tedavi ve Rehabilitasyon Derneği) Başkanı Joseph P. O’Brien’ın ve tedavi gören hastaların da konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte skolyoz tedavisindeki yenilikler ele alındı.

Tıp dünyasında atılan dev adımlarla skolyoz tedavisi kolaylaştı
Kız çocuklarında erkeklere göre 10 kat daha fazla görülen Skolyoz, tedavi edilmezse hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürmesinin yanı sıra ileride akciğer, solunum ve kalp problemlerine yol açabiliyor, üstelik hastayı yatağa bağlı kılabiliyor. Çok değil bundan 20 yıl öncesine dek hastalar tedavi yöntemlerindeki yetersizlik nedeniyle skolyozun yol açtığı ciddi sağlık problemleriyle yaşamak zorunda kalıyorlardı. Günümüzde ise tıp dünyasında atılan dev gelişmeler sayesinde hastalar oldukça konforlu bir yaşam sürebiliyor, hatta sağlıklarına tümüyle kavuşabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Reyhan Çeliker, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Manuel D. Rigo Caldito ve SOSORT (Uluslararası Skolyoz Ortopedik Tedavi ve Rehabilitasyon Derneği) Kurucu Ortağı ve Başkanı Joseph P. O’Brien, skolyoz hakkındaki çarpıcı gerçekleri paylaştı.

Sağlıklı bir omurgaya sahip olmanın 3 kuralı var
Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Reyhan Çeliker, sağlıklı bir omurgaya sahip olmanın kurallarını şöyle anlattı: “Sağlıklı bir omurga için iyi bir postüre sahip olmalı, omurgamızı korumalı ve doğru kullanmalıyız. İyi bir duruş sayesinde omurganın normal kavisleri korunuyor, ağrı oluşmuyor, enerji tüketimi düşük olduğu için de yorgunluk ortaya çıkmıyor.  İyi postür için düzenli olarak egzersiz yapmalı, fiziksel olarak aktif kalmalı, ergonomik düzenlemelere önem vermeli, bilgisayar karşısında veya masa başında çok uzun saatler geçirilmemeli.”

Omurga eğrilinde erken tanı için çocukluk çağında tarama yapılmalı
Prof. Dr. Reyhan Çeliker, kötü postüre en sık kalıtım, hatalı alışkanlıklar, eğitim eksikliği ve yapısal bozuklukların neden olduğunu belirterek şunları söyledi: “Yapısal bozukluklar gibi önlenemeyen omurga sorunlarının erken tanısı tedavi başarısını arttırıyor. Yapısal omurga deformiteleri arasında en sık görülenler ise skolyoz ve kifozdur. Her iki hastalık basit muayene yöntemleriyle tespit edilebiliyor. Bu nedenle çocukluk çağında taramalar yapılması ve ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor.”

Erken başlatılan egzersiz tedavisi, çocukta ‘tükenmişlik sendromuna’ yol açabilir
“Schroth” egzersizinin dünyadaki en iyi uygulayıcısı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Manuel D. Rigo Caldito, toplantıda egzersiz tedavisiyle skolyozun ilerlemesinin önlenebileceğini anlattı. Ancak idiopatik (ergen) skolyozda, cerrahi dışı tedavi olarak tanımlanan egzersiz tedavisine erken başlanmasının yarar getirmeyeceği uyarısında bulunarak şu bilgileri verdi: “Egzersizler skolyoz tedavisinde önemli bir yere sahip. Ancak skolyozun ilerleme riskinin olduğu büyüme döneminde önerilmeli.  Çünkü egzersiz birçok aile için hafif tedavi sayılsa da çocuk için ağır bir görevdir. Erken başlatılan egzersiz tedavisi zamanla çocukta ‘tükenme sendromu’na ( tedaviden yorulmuş olma) yol açabilir. Bu nedenle egzersizlerin doğru zamanda ve doğru bir program dahilinde hastaya verilmesi gerekiyor.” Skolyoz tedavisinde korsenin de önemini vurgulayan Prof. Dr. Manuel D. Rigo Caldito, “Korse, skolyoz hastalarının tedavisinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Ancak korse kullanımında önemli olan hastayla, doktor, aile ve ortotistten oluşan ekibin uyumlu birlikteliği. Bu uyumlu çalışma içerisinde çocuğun önerilen korse kullanım sürelerine uyması tedavideki başarının çok önemli bir parçasını oluşturuyor. Aksi takdirde korsenin markasının herhangi bir önemi kalmıyor” diye konuştu.

Cerrahi tedaviye nadiren gerek duyuluyor
Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, skolyozda cerrahi tedavinin nadiren gerekli olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Skolyoz önlemez bir durum olsa da çoğu zaman fazla ilerlemeyip kendi kendini stabilize ediyor. Hafif skolyozlu (35-40 dereceye kadar) hastalarda yaşam kalitesi etkilenmiyor. Dolayısıyla hafif skolyozu bir hastalık olarak görmemek gerekiyor.”

Eğrilik ilerler ve ciddi derecelere ulaşırsa tek çözüm cerrahi yöntem
Büyümekte olan ve henüz ergenlik dönemi geçmemiş çocuklarda eğrilik ilerlediği ve ciddi derecelere ulaştığında cerrahi tedaviye başvurulduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü artık cerrahiden başka hiçbir yöntem eğriliği durduramıyor. Bu sınır sırttaki ve beldeki eğrilikler için 40 derecedir. Ancak büyümesini tamamlamış bir kişide 45-50 derece arası gri zon olarak nitelendiriliyor ve ameliyat edilmeyebiliyor. Eğriliğin derecesi dışında cerrahi kararda etkili başka faktörler de oluyor. Özellikle karar vermekte zorlandığımız gri zondaki hastalarda gövde dengesi, kozmetik görüntü ve bunun birey tarafından algılanma şekli, yaşam kalitesini etkileyen eğrilikler ve rotasyon ile dönme miktarının fazla olduğu eğrilikler gibi diğer faktörler karar vermemize yardımcı olabiliyor.”

Cerrahi tedaviyle eğriliğin ilerlemesi ve oluşabilecek problemler önlenebiliyor
Prof. Dr. Ahmet Alanay toplantıda cerrahi tedaviye neden başvurulduğunu şöyle açıkladı: “Cerrahi tedavide asıl beklenti eğriliğin ilerlemesini durdurmak ve skolyozun doğal seyrini etkilemek. Ayrıca ileride doğabilecek ağrı, solunum sıkıntısı, kalp rahatsızlıkları ve omurilik yaralanması gibi yaşam kalitesini düşürecek, hatta ölüme neden olabilecek durumları engellenmek. Cerrahi tedavideki ikincil amaç ise dengeli ve mümkün olduğunca düzgün  bir omurga sağlayabilmek.”  Prof. Dr. Ahmet Alanay, tedavideki son yeniliklerle, ameliyat sonrası hastaların ertesi gün ayağa kalktığını, yaklaşık 5 günde taburcu olduğunu ve 3 haftada okula dönebildiğini belirtiyor. Hatta hastalara üçüncü ay sonrasında koşu ve yüzme, 6. ay sonrasında ise diğer sporlara izin veriliyor.

Skolyoz tedavisindeki yeni gelişmeler heyecan yaratıyor
Prof. Dr. Ahmet Alanay son yıllarda omurga cerrahisinde henüz tamamlanmamış bazı projelerın tıp dünyasında heyecan yarattığına dikkat çekerek sözlerini şöyle noktaladı: “Skolyozun nedenini ortaya koymaya ve mümkünse ilaçla tedavi etmeye yönelik çalışmalar tıp dünyasında en heyecan veren yenilikler. Cerrahi teknikler ve tespit materyalleri de giderek geliştiriliyor ve ameliyatlar artık çok daha emniyetli yapılabiliyor. En önemli çalışmalardan biri de, omurgadaki asimetrik büyüme sorununu çocuğun büyümesini durdurmadan ve hareketliliği bozmadan eğriliği kontrol etme esasına dayanıyor. Uzaktan kumanda ile uzatılabilen ve omurga sabitlenmeden adeta içeriye yerleştirilmiş bir korse gibi çalışan manyetik çubuklar bu çalışmaların ürünlerinden birini oluşturuyor.”

Skolyoza dikkat çekmek için 6.000 km. yol yaptı
Başlıca amacı skolyoz'un erken tanınması ve tedavi edilmesi olan, Kuzey Amerika’da 20 bin kişiden fazla sayıda topluluğa hizmet eden NSF (Ulusal Skolyoz Vakfı) ve SOSORT Başkanı Joseph P. O’brien ise yaptığı konuşmada, skolyoz hastalarının örgütlenmesinin önemini ve okul tarama programlarının erken tanı üzerindeki etkisini anlattı. Aynı zamanda kendisi de bir skolyoz hastası ve bir aktivist olan Joseph P. O’Brien, örgütlenmenin ne şekilde olması gerektiğini kendi yaptığı çalışmalardan örnekler vererek anlattı. 1996 yılında spinal bozukluklara ve gençlerde idiopatik skolyozun tedavisi ve sebeplerinin araştırılmasına duyulan ihtiyaca dikkat çekmek için ABD’yi 3800 mil (6.000 km) boydan boya kat ettiğini vurguladı. Bu şekilde ABD kongre kayıtlarına adının geçtiğini belirten O’brien, Skolyoz taraması yapılabilmesi için 3 binden fazla hemşire, spor hocası ve sağlık çalışanının eğitildiğini belirtti.

Hastalar öykülerini paylaştı
Söyleşiye skolyoz tedavisi gören birçok hasta katıldı ve merak ettikleri sorulara yanıt buldu. Yaşadıkları tecrübeleri diğer hastalarla paylaşanlar arasında 7 yaşındaki Ceren Yıldırım, 52 yaşındaki Emine Alpar ve 19 yaşındaki Elif Öztürk de vardı. 

7 Yaşındaki Ceren Yıldırım
7-8 aylıkken ailesi tarafından oturmakta güçlük çektiği fark edilen Ceren Yıldırım’a, ‘erken yaşta görülen idiopatik skolyoz teşhisi konulmuştu. Omurgasındaki eğrilik nedeniyle yürümekte güçlük çeken, hızla yorulan ve nefes almakta zorlanan Ceren Yıldırım’ı ailesi 7 yaşına geldiğinde tekrar doktora götürdü. Ailesine, Ceren’in tedavi olmazsa hayatının riske gireceği belirtildi. Ceren’e ameliyat yerine manyetik çubuk tedavisi uygulandı. Birçok kez ameliyat olmayı ortadan kaldıran bu yöntemin uygulanmasının ardından Ceren şimdi arkadaşlarıyla gönlünce oynayabilmenin mutluluğunu yaşıyor.

Hastalığını tesadüf eseri öğrendi

19 yaşındaki Elif Öztürk ‘ün omurgasındaki eğrilik 4 yıl önce gittikleri tatilde fark edildi. Yapılan tetkikler sonucunda biri 35, diğeri 42 derece olmak üzere omurgasında 2 deformite olduğu tespit edildi. 3 operasyon geçiren Elif Öztürk, tedavinin ardından sağlığına kavuştu. Hastalığını tesadüf eseri öğrenen genç kız, şimdi hayata umutla bakıyor. 

52 yıl sonra ilk kez kemer takmanın mutluluğunu yaşıyor

Henüz lisedeyken beden dersinde düşen ve omurgasında kayma oluşan Emine Alpar’a yapılan tetkiklerin ardından ‘skolyoz’ teşhisi konulmuş. Eğrilik bel bölgesinde olduğu için doktorlar ‘felç riskinin yüksek, tedaviden başarılı sonuç alınmasının ise son derece düşük olduğunu’ söyleyince, Emine Alpar yıllarca ameliyat olmaktan kaçtı.  Ancak yaşı ilerledikçe skolyozun yol açtığı sağlık sorunları da arttı; Emine Alpar’in hayatı adeta kabusa dönüştü.  45 yaşına geldiğinde yürümekte, ayakta durmakta büyük güçlük çeken, yataktan yardım olmadan kalkamayan Alpar, günlük işlerini yerine getirememeye başladı. 2011 yılında başvurduğu doktorundan olumlu yanıt alınca hastalığıyla ilgili 3 kez ameliyat geçirdi. Alpar, geç de olsa kavuştuğu sağlığının ve hayatında ilk defa kemer takıyor olmanın mutluluğunu yaşadığını belirtti.

Mayıs Ayında Ülke Gündeminde Gerginlik Vardı

1 Mayıs olaylı geçti…
 
İnşaat çalışmaları nedeniyle, İstanbul Valiliği’nin Taksim’deki 1 Mayıs kutlamalarını iptal etmesi, ay boyunca siyaset gündeminde en fazla konuşulan olayların başında geldi. İstanbul genelinde toplam 22 bin polisin görev yaptığı 1 Mayıs’ta, Taksim'e çıkmaya çalışan gruplara Beşiktaş, Şişli ve Beyoğlu'nda müdahale edildi. Başbakan Erdoğan, Taksim’de 1 Mayıs’ta yaşanan olaylar nedeniyle sendikalara sert çıkarken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaşananlara tepki göstererek Erdoğan’a yüklendi. 1 Mayıs, medyada 42 bin 713 haber ve yazıya konu edildi.

Reyhanlı’daki patlama gündemin bir diğer konusu oldu

 
Mayıs ayı içerisinde Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde meydana gelen patlama, Mayıs ayının en çok konuşulan konularından bir diğeri oldu. Bomba yüklü 2 aracın patlaması sonucu 46 kişi hayatını kaybederken, çevrede çok fazla maddi hasar olduğu tespit edildi. Başbakan Erdoğan çözüm sürecini hazmedemeyenlerin bu olayların sorumlusu olabileceğini öne sürerken, İçişleri Bakanı Muammer Güler, olayın Suriye istihbaratı ile bağlantılı kişilerce gerçekleştirildiğini, yardım ve yataklık yapanların Türk vatandaşı olduğunu ifade etti. Suriye ise saldırı ile bir ilgilerinin olmadığını vurguladı. Pek çok siyasetçinin incelemede bulunmak amacıyla ziyaret ettiği Reyhanlı’da, saldırı ile ilgili medyanın yayın yapmasının yasaklanmasına ise CHP başta olmak üzere kamuoyunun tepkisini çekti. Reyhanlı patlaması, medyada 13 bin 507 haber ve yazı ile gündeme geldi.

Gezi Parkı eylemi büyüyerek genel bir protestoya dönüştü!

 
Topçu Kışlası projesi kapsamında, Taksim’deki Gezi Parkı’nın yıkılmasını engellemek adına başlayan eylemler, bir anda çeşitli illere sıçrayarak genel bir protestoya dönüştü. Gezi Parkı’nın yıkılmasını engellemek amacıyla, parkta nöbet tutan bir grup eylemciye polisin müdahalede bulunması üzerine, toplumun çeşitli kesimlerinden binlerce kişi Taksim’e akın etmeye başladı. Eylemlerin 5. gününde, polis Taksim’den çekilirken, olaylar Beşiktaş başta olmak üzere İstanbul’un çeşitli semtlerinde ve Ankara, Adana, İzmir gibi kentlerde sürmeye devam etti. Konuyla ilgili Başbakan Erdoğan, parkın yıkılmasına karar verildiğini ve bu karardan dönülmeyeceğini açıklarken, CHP’li siyasetçiler eylemcilerle birlikte Gezi Parkı’nda yer alanlar arasındaydı. Konuyla ilgili medyada 7 bin 162 haber ve yazının yer aldığı tespit edildi.

SİYASET GÜNDEMİ

 
Ayın siyaset gündemi raporuna göre, Mayıs ayı boyunca medyanın en çok yer verdiği siyasi parti Adalet ve Kalkınma Partisi oldu. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanılmasına izin verilmemesi ile ilgili haberler, 3 gün süren Kızılcahamam Kampı, alkollü içkilerin reklamlarının yasaklanmasına yönelik düzenleme, AKP hakkında çıkan haberler arasında ön sıralarda yer aldılar. AKP Mayıs ayında 164 bin 372 haber ve yazı ile konuşuldu.

CHP’de ulusalcı-yenilikçi gerginliği devam ediyor

 
Medya Takip Merkezi’nin siyaset gündemi araştırmasına göre, Cumhuriyet Halk Partisi ay boyunca en çok konuşulan ikinci siyasi parti oldu. Yerel seçim çalışmaları kapsamında, 28 ilde 420 bin seçmenle yüz yüze görüşme yapan CHP’de, partinin yenilikçi kanadı tarafından çözüm sürecine destek veren Barış ve Demokrasi bildirisine imza atılması, ulusalcıların tepkisini aldı. Kendi içindeki ‘ulusalcı-yenilikçi’ kavgası ile de medyada sıklıkla yer bulan CHP, ay boyunca 126 bin 870 haber ve yazı ile konuşuldu.

MHP’den çözüm süreci ile ilgili suç duyurusu

 
Mayıs ayını kapsayan araştırmaya göre, Milliyetçi Hareket Partisi, medyanın en çok yer verdiği bir diğer siyasi parti oldu. Çözüm süreci ile ilgili suç duyurusunda bulunan MHP, sorumluların, "PKK'lıların serbestçe sınırdan çıkıp gitmesi" konusunda anayasal suç işlediklerini iddia eti. Başbakan Erdoğan’ın “2014’te 3 sandık gelebilir.” yönündeki açıklamalarına, Anayasal sürece baskı teşkil ediyor gerekçesiyle tepki veren MHP, Mayıs genelinde 53 bin 687 haber ve yazıya konu edildi.

AYIN EN ÇOK KONUŞULAN SİYASİ PARTİLERİ

 
No    Siyasi parti    Haber adedi    Artış (%)
1    AKP                  164.372        -23
2    CHP                  126.870        -33
3    MHP                   53.687        -46
4    BDP                    40.536        -51
5    SP                         4.851        -7

Erdoğan, en çok konuşulan lider…

MTM’nin aynı araştırmasına göre, ayın medyada en fazla konuşulan siyasetçisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldu. Ay içerisinde ABD Başkanı Barack Obama’yı yaklaşık 100 kişilik iş adamı kafilesi ile ziyaret eden Erdoğan, ABD lideri ile Suriye, Irak, İran, Ortadoğu barışı ve transatlantik ekonomik işbirliğine Türkiye'nin katılımı başlıklarını görüştü. Gezi Parkı eyleminde, protestoların hedefinde yer alan Erdoğan, konuyla ilgili yaptığı açıklamaları ile de ay içerisinde medyada konuşuldu. Nisan ayına göre haberlerinde yüzde 35 azalma görülen Başbakan Erdoğan, toplamda 144 bin 664 haber ve yazı ile gündeme geldi.

Kılıçdaroğlu-Swoboda gerginliği…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ay boyunca medyanın en çok yer verdiği ikinci siyasi isim oldu. Reyhanlı’da gerçekleşen bombalı saldırı sonucu, bölgede incelemeler yapan Kılıçdaroğlu’nun, Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratlar Grubu ile toplantı için bulunduğu Brüksel’de, Başbakan Erdoğan’a yönelik eleştirileri Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda’nın tepkisini çekti. Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı Suriye lideri Esad’a benzeten sözleri nedeniyle oluşan kriz üzerine Kılıçdaroğlu-Swoboda ikili görüşmesi iptal oldu. Kılıçdaroğlu toplamda 39 bin 763 haber ve yazı ile medyada konuşuldu.

AYIN EN ÇOK KONUŞULAN SİYASİ İSİMLERİ

No    Siyasi isim                  Haber adedi    Artış (%)
1    Recep Tayyip Erdoğan    144.664          -35
2    Kemal Kılıçdaroğlu          39.763           -39
3    Barack Obama               27.726            49
4    Abdullah Gül                  26.122           -53
5    Bülent Arınç                  17.248             21

Veriler, MTM Medya Takip Merkezi'nin, Mayıs 2013'te 3 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve haber sitelerinde yaptığı medya takibi sonuçlarından derlenmiştir.

MTM'nin derlemesiyle ayın dikkat çeken diğer gelişmeleri:

•Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yasal düzenlemelerdeki özürlü, sakat ve çürük gibi ibarelerin engelli olarak değiştirilmesini öngören kanunu onayladı.

 
•TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e küfürlü ifadeler kullanan Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, AK Parti TBMM Grup Disiplin Kurulu'na sevk edildi.
 
•Cumhurbaşkanı Abdullah Gül eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte Portekiz Cumhurbaşkanı Silva'nın davetlisi olarak Portekiz'e gitti.
 
•Askerlik görevini yapacaklar için yeni düzenlemelerin geleceği belirtildi. Buna göre, 15 ay olan uzun dönem askerlik 10 aya indirilecek. 6 ay askerlik yapan üniversite mezunları için de bu süre 4 aya indirilecek.
 
•Mavi Marmara baskınının ardından Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için temel teşkil eden tazminat görüşmeleri iki turda tamamlandı. Mutabakat sağlanan ortak metin için Başbakan Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun onayının beklendiği bildirildi.
 
•Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta başkalarının oluşturduğu yazı, fotoğraf ve karikatürleri beğendiklerini ve bunları paylaştıklarını söyleyen iki memur hakkında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettikleri iddiasıyla 2 yıl 4 aya kadar ayrı ayrı hapis istemiyle dava açıldı.
 
•İstanbul Çağlayan'daki Adalet Sarayı'nın önünde basın açıklaması yapılması yasaklandı.
 
•Avustralya'da Yeni Güney Galler eyaleti Türklerin sadece Ermenilere değil, Rum ve Asurilere de "soykırım uyguladığını" öne sürerek bu yönde bir karar aldı.
 
•Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukcu ve beraberindeki heyet, 145. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti.
 
•1990’lı yılların başında kanlı bir savaş yaşayan Bosna-Hersek ve Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için büyük çaba sarf eden Türkiye, iki ülke liderlerini üçüncü kez buluşturdu. Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan Devlet Başkanları Üçlü Balkan Zirvesi’nin üçüncüsü dün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ev sahipliğinde Çankaya Köşkü’nde yapıldı.
 
•Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi, Hrant Dink Cinayeti davasında kararını açıkladı. Karara göre,  "Sanıklar suç işlemek için örgüt kurmuşlardır ama bu Anayasal düzene yönelik değildir, siyasi ve toplumsal yönü yoktur" denildi.
 
•Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda alt komisyona gönderilen ve içkiye reklam yasağı öngören kanun teklifinde önemli değişiklikler yapıldı. Buna göre teklifte yer alan, ‘Alkollü içkilerin kullanılmasını teşvik eden kampanyalar, festivaller ve sair etkinlikler düzenlenemez’ ifadesinden ‘festivaller’ çıkarıldı. Ayrıca metne ‘ulusal ve uluslararası fuar ve organizasyonlar hariç’ ifadesi eklendi.
 
•TBMM'de kurulan Çözüm Komisyonu, 17 bini aşkın kişinin yaşamını yitirdiği faili meçhul dosyalarını gündemine almaya başladı. Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi de tartışmaya açılırken, Komisyonun MİT'i de dinleyeceği belirtildi.
 
•Eski Olağanüstü Hal (OHAL) Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu (75), İstanbul'un Sarıyer ilçesindeki evinde ölü bulundu.
 
•Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in eşi Nazmiye Demirel yaşamı yitirdi.
 
•İstanbul’a inşa edilmesi planlanan 3. Köprünün temeli Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in katılımıyla gerçekleşti.

Ataşehir’de Kayıp Çocuklar Sergisi Açıldı

Serginin açılışı; Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, eşi Gamze Akkuş İlgezdi, sanatçılar, sergide emeği geçen öğretmen ve kursiyerler ile yakınlarını kaybetmiş ailelerin katılımıyla gerçekleşti. Sergiyle ilgili konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Tablolardaki mahzun bakan gözler hepimizi çocuklarımıza sahip çıkmaya, kayıpların önüne geçmeye davet ediyor” dedi.

“Bir çocuğun kaybının dahi çok önemli olduğu” düşüncesinden yola çıkan sergiden elde edilecek gelir YAKAD (Yakınlarının Kaybedenler Derneği)’a bağışlanacak.

Kaybolan her çocuk bizim çocuğumuz…

Üç yılda kaybolan çocuk sayısının 30 binlere ulaştığı Türkiye’de kaybolan her çocuktan ancak biri bulanabiliyor. Kayıp çocuklar olgusu yarattıkları güvenlik boşluğu nedeniyle toplumsal huzuru ve yaşamı tehdit eden sosyal bir sorun haline gelmiş durumda. Ataşehir Belediyesi, “kaybolan her çocuk bizim çocuğumuzdur” diyerek kayıp çocuklar konusunda herkesi duyarlı olmaya davet ediyor.

Resim Atölyesi’nden kayıp yakınlarına destek
 
Çocuklarını arayan ailelere destek olmak amacıyla, üç yıldır başarılı sergilere imza atan Ana Renkler Resim Atölyesi, ‘Kayıp Çocuklar’ sergisi için YAKAD (Yakınlarını Kaybedenler Derneği) ile bağlantı kurup elde ettiği bilgiler ışığında sergiyi hayata geçirdi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Çevreci Yaklasim Atasehir Belediyesi’ne Ödül Getirdi

Ataşehir Belediyesi’nin düzenlediği “4.Çevre Şöleni” kapsamında 31 Mayıs’ta Zübeyde Hanım Öğretmenevi’nde “Maket ve En Çevreci Okul Yarışması” ödül töreni yapıldı. Tören renkli ve hareketli bir atmosferde gerçekleşti. Çocukların şen kahkahalarının yükseldiği salon adeta bayram yeri gibiydi. Sunuculuğunu Pis Yedili dizisinde Orço karakterini canlandıran Burak Alkaş’ın yaptığı ödül töreninde, Tiyatro Sanatçısı Veysel Diker ve ekibinin hazırladığı interaktif oyun saati programı, çocuklara eğlenceli dakikalar yaşattı.

Ailelerin ve öğretmenlerin yoğun ilgi gösterdiği ödül törenine, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcıları Sadık Kayhan, Abdullah Der ile Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal, Ataşehir Belediyesi Sosyal Yardım İşler Müdürü Duygu Övür, Ataşehir İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü İrfan Zeki Er de katıldı.

Ataşehir atık pil toplamada ikinci

Maket ve En Çevreci Okul Yarışması ile Atık Pil Toplama Yarışması’nda ödül kazanan çocukların mutluluklarının gözlerinden okunduğu törende, Ataşehir Belediyesi’ne de bir başarı ödülü geldi. İstanbul’da ilçeler arasında yapılan atık pil toplama yarışmasında 5 bin 600 kilogram atık pil toplayarak ikinci olan Ataşehir Belediyesi’ne Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği (TAP) tarafından plaket verildi. Plaket, TAP Genel Sekreteri Neslihan Bahar tarafından Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Sadık Kayhan’a takdim edildi. Ödül töreninde ayrıca, Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’nün yaptığı çalışmalara destek veren kişi ve kurumlara da plaket verildi.

Yarışmalarda ödül kazanan okullar şu şekilde;

Maket Yarışması
Birinci Piri Reis İlkokulu (Ipad)
İkinci Ali Fuat Cebesoy İlkokulu ((Bisiket)
Üçüncü Özel Yönder İlkokulu (Fotoğraf makinası)

Maket Yarışmasında Dereceye Giren Ortaokullar
Birinci Akşemsettin Ortaokulu (Ipad)
Birinci Özel Adıgüzel Ortaokulu (Ipad)
İkinci Sait Cordan Ortaokulu (Bisiklet)
Üçüncü Celal Yardımcı Ortaokulu (Fotoğraf makinası)
Dördüncü Şehit Öğretmen Mehmet Fidan Ortaokulu (Eşofman takımı çeki)
Beşinci Sosyal Meskenler Ortaokulu (MP3)

Atık Pil Toplama Yarışması
Birinci Özel Ataşehir Adıgüzel O.O (Fotokopi makinası)
İkinci Mustafa Zeki Demir O.O (Laptop)
Üçüncü Kanuni Sultan Süleyman İlkokulu (Masa tenisi)

En Çevreci Okul Yarışması
Birinci Mustafa Zeki Demir Ortaokulu (Satranç seti)
İkinci Kanuni Sultan Süleyman İlkokulu (Projeksiyon makinası)
Üçüncü Mustafa Öncel Ortaokulu (Spor paketi)

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Yaz Spor Okullarina Kayitlar Basliyor

Atasehir Belediyesi Yaz Spor Okullari’na katilmak için Atasehir’de ikamet ediyor olmak ve çocugun kimligi, saglik raporu (aile hekimligi ya da devlet hastanesinden) gerekiyor. Yüzme kurslarina katilmak için ayrica; 10 yas altina idrar tahlili, asi karnesi fotokopisi, 10 yas üstü için ise bu raporun yanisira hepatit b ve hepatit c testleri gerekiyor. Her yil yüzlerce çocugun ücretsiz olarak yararlandigi spor okullarinda kontenjanlar dolana kadar tüm branslarda kayit alinacak.

17 Haziran haftasinda baslayacak ve hafta içi günlerde devam edecek Yaz Spor Okullari’na; Futbol ve Basketbolda 7-13, Voleybol ve Tekvandoda 6-13, Jimnastikte 5-10, Yüzmede 4-13 ve Teniste de 8-13 yaslari arasindaki çocuklar katilabilecek.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi “Kentime Güveniyorum” Dedi

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açılışı yapılan fuara; CHP’li yöneticiler, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.

Fuarda hizmetlerini sergileyen Ataşehir Belediyesi’nin standı en çok ilgi gören stantların başında geliyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve diğer belediye başkanları tarafından da ziyaret edilen Ataşehir Belediyesi’nin standında, vatandaşlar hem belediyenin hizmetleri hakkında bilgi, hem de küçük hediyeler alıyor.

Fuarın açılış gününde Ataşehir Belediyesi’nin standına gezen vatandaşlar Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ile de bilgi alışverişinde bulunup, sohbet ettiler.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Apartman ve Bina Yöneticilerine Yasal Uyarı

Bina Yöneticisi, kullanıcıların can ve mal güvenliğinin sağlanması amacı ile asansörlerin yılda en az bir kere kontrolünü yaptırmaktan sorumludur. Yine aynı yönetmelikte, Belediyeler sınırları içerisindeki her asansörün yılda bir kez "A tipi Muayene Kuruluşu" tarafından kontrol edilmesini sağlamaktan ve yıllık kontrolün yapılıp yapılmadığını denetlemekten sorumlu kılınmıştır.

Bu anlamda İlçemiz sınırları içerisinde bulunan yapılardaki asansörlerin yıllık kontrollerinin yaptırılması amacı ile A tipi Muayene Kuruluşu olan ‘’AND ULUSLARARASI DENETİM VE GÖZETİM HİZMETLERİ TİC.LTD. ŞTİ’’ ile Belediyemiz arasında protokol sözleşmesi yapılmıştır.

Muayene Kuruluşu tarafından asansörün mal ve can güvenliği açısından kullanıma uygun olup olmadığına dair kontroller yapılarak asansörün durumu raporlanmaktadır.

Sayın Yöneticiler yasal sorumluluğunuzda olan asansörlerinizin yıllık zorunlu kontrollerini yaptırmak için sözleşme yapılan A Tipi Muayene Kuruluşu ile irtibata geçmeniz yeterli olacaktır.
BELEDİYE Sınırları içerisinde bulunan bir yapıdaki asansörün kat sayısına bağlı yıllık kontrol hizmet bedel aşağıdadır.

İLETİŞİM BİLGİLERİ

AND Uluslararası Denetim ve Gözetim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti

Adres:Küçükbakkalköy Mah. Kayışdağı Cad. No:121/3 Ataşehir/İST

Tel: 0216 576 04 04

Tel (ÜCRETSİZ):0850 222 32 63

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kontrolsüz Şeker Sindirim Sistemini Bozuyor

Yaşam şekli ve beslenme alışkanlıkları mideyi vuruyor
 
Sindirim sistemi; hücre içi yollar, hücresel düzeyde hormon ve elektriksel uyarıları kullanan mekanizmalardan oluşur. Bunlar da diğer organ ve sistemlerle uyumlu bir şekilde çalışır. Bu uyumu bozulmasına yol açan, mide sorunlarının ortaya çıkmasını kolaylaştıran ve hastalıkları tetiklediği bilinen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar; insan vücudunda mekanik ve fizyolojik etkileri olan “helicobakter pylori” adı verilen bir bakteri, sigara ve alkol tüketimi ile bazı ilaçlardır. Dengesiz ve sağlıksız beslenme, gıdaları az çiğneme, uzun süre aç kalma, mideyi fazla doldurma, uykusuzluk, yorgunluk ve hijyene yeterince dikkat etmemenin de, mide üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Mide hastalıklarında genetik faktörlerin rolü de büyük önem taşır.

Şeker hastalığı da sindirim sisteminin düşmanı  

 
Mide ve bağırsak hastalıklarının ortaya çıkmasında diyabetin de rolü büyüktür. Şeker hastalığı, sindirim sistemine zarar vererek çeşitli rahatsızlıkları tetiklemektedir. Diyabet, sistemik bir hastalıktır. Vücutta tüm organ ve sistemleri etkileyebildiği gibi mide ve bağırsak sistemini de ilgilendirir. Dişler, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, karaciğer, hatta pankreas ve rektuma kadar tüm sindirim sistemi boyunca şeker hastalığına bağlı etkiler görülebilir.

Bağırsak hareketlerini olumsuz etkiliyor

 
Kontrol dışı şeker diş çürümelerine yol açar, dişlerin erken yaşta kaybına neden olabilir, ağız içi mantar ve yemek borusunda mantarların oluşumunu da tetikleyebilir. Kontrol altında olmayan şeker hastalığı, “diyabetik gastroparazı” adı verilen midenin hareketini bozarak; bulantı, kusma ve şişkinliğe neden olur. İnce bağırsak sisteminde “otonom nöropati” yani şeker hastalığının sinirleri etkilemesi sonucu bağırsak hareketi bozuklukları ve buna bağlı ishaller görülebilir. Diyabet, bağırsaktaki bakteri artışına da yol açabilir. Şeker hastalığına bağlı karaciğer yağlanması, pankreas enzim eksikleri ve hazımsızlık da ortaya çıkan önemli sağlık sorunlarıdır. 

Şeker düzeyi kontrol altına alınmalı

Şeker seviyesinin kontrol altına alınması, şekere bağlı komplikasyonlar ve şekerin yarattığı zararların da ortadan kaldırılmasını sağlar. Şeker kontrolünde diyet ve egzersizin, diyabet hastaları için önemi büyüktür. Ancak hastalıkta ilaç kullanımının da önemli bir yeri vardır. Gerektiğinde ilaç kullanımı ile en yüksek şeker değerlerinin bile normal seviyelere indirebilir.  İnsülin de kullanılabilir ancak insülin tek başına yeterli olmayabilir. Şeker ancak farklı mekanizmalı tedavilerle birlikte, egzersiz ve doğru bir diyet ile kontrol altına alınabilir. Şeker kontrol altında olduğu halde sindirim sistemi şikayetleri varsa mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır.

Medya Gezi Parkı Sınavını Geçemedi

Haber adedinde Cumhuriyet, habere ayrılan alanda ise Radikal önde…
 
MTM’nin raporuna göre, parkın yıkılmaması için halkın adeta nöbet tuttuğu olaylarla ilgili 133 gazete toplamda 899 haber ve yazı yayınladı. Bu haberlerin toplam alanı yaklaşık 160 gazete sayfası olurken, 136 yazarın 182 kez köşelerinde bu konuyu işlediği belirlendi.  TV kanalları ise, olayları 1.225 haber spotuna karşılık 85 saat süre ile ekranlarına taşıdı.

Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan olayları sayfalarına en fazla taşıyan gazete 51 haber ile Cumhuriyet oldu.  Onun ardından 41 haber ile Radikal ve 40 haber ve yazı ile Milliyet geldiler. Haberlerin kapladıkları alana bakıldığında ise, ilk sırayı 15 gazete sayfası ile Radikal aldı. Onu 14’er gazete sayfası ile Cumhuriyet ve Hürriyet izlediler.

GEZİ PARKI EYLEMLERİNE EN FAZLA YER AYIRAN GAZETELER

No    Yayın    Haber adedi         No    Yayın            st x cm
1    Cumhuriyet    51        1    Radikal                    7.200
2    Radikal          41        2    Cumhuriyet              6.659
3    Milliyet          40        3    Hürriyet                    6.650
4    Hürriyet         34        4    Vatan                      6.590
5    Vatan            29        5    Evrensel                  6.429
6    Yurt Gazetesi 26        6    Milliyet                   5.883
7    Evrensel        25        7    Aydınlık Gazetesi    5.760
8    Habertürk      25        8    Birgün                    5.643
9    Sözcü          25        9    Yurt Gazetesi          5.592
10    Zaman        25        10    Posta                    5.383
 
Olaylara en duyarlı kanal Halk TV…
 
Taksim’de hafta başından beri yaşanan olayları ekranlarından en fazla duyuran TV kanalı ise, toplamda 10 saat ile Halk TV oldu. 4 günlük sürede Gezi Parkı’ndaki eylemlere en fazla yer veren diğer kanallar ise CNN Türk (7 saat) ve SkyTürk 360 (6 saat) oldular. Konuyu haber spotu anlamında en çok konuşan TV kanallarına bakıldığında ise, STV Haber ilk sırayı aldı. 87 haber spotu ile olayları ekranlarına taşıyan STV Haber’i Sky Türk 360 (86 haber spotu) ve Kanal B (80 haber spotu) takip ettiler.

GEZİ PARKI EYLEMLERİNE EN FAZLA YER AYIRAN TV KANALLARI
No    TV kanalı    Haber spotu         No    TV kanalı    Haber süresi (sn.)
1    STV Haber       87        1    Halk TV            36.336
2    SkyTürk 360    86        2    CNNTürk            25.803
3    Kanal B           80        3    SkyTürk 360      24.785
4    NTV                71        4    STV Haber        18.749
5    Ülke TV          71        5    Kanal B             17.376
6    CNNTürk        63        6    Beyaz TV          17.230
7    A Haber         57        7    Ülke TV             14.264
8    TGRT Haber   57        8    Ulusal Kanal       12.492
9    FOX              54        9    TV 8                   12.095
10    Beyaz TV    53        10    Kanal A            11.112

Veriler, MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 2 bini aşkın gazete ve TV kanalında yapılan haber takibi sonuçlarına göre derlenmiştir.

Atasehir Belediyesi Çalışanları Etik Seminerine Katıldı

Atasehir Belediyesi Insan Kaynaklari Müdürlügü tarafindan düzenlenen seminere, Müzisyen Meltem Taskiran ve kolbasti ekibi de renk katti.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

OTOMOL, Kurumsal İkinci El Otomotiv Sektöründe Liderliğe Yatırım Yapıyor

OTOMOL, bünyesinde bulunan sektördeki en temiz ikinci el araçların alım ve satımının gerçek piyasa değerinde yapılmasını ve tek noktadan tüm işlemlerin tamamlanmasını sağlıyor. OTOMOL, ikinci el otomotiv sektöründe hizmet veren kurumsal lider şirketlerinden biri olma hedefi doğrultusunda, sunduğu ayrıcalıklı hizmetlerle sadece ikinci el alanında değil; tüm otomobil sektöründe çıtayı yükseltiyor.

Türkiye’deki en gelişmiş ekspertiz hizmeti OTOMOL’da

OTOMOL; ‘2. El Araç Alım-Satım’, ‘Araç Takas’, ‘Ekspertiz’, ‘Garanti’, ‘Kredi’, ‘Sigorta’, ‘Tescil’, ‘Aksesuar’ ve ‘Araç Görünüm Yenileme’ temel hizmetlerini tek noktada sunarak, ikinci el otomobil almayı düşünen herkese eşsiz avantajlar sağlıyor. Araç alımı veya satımı gerçekleştiren herkes, OTOMOL ayrıcalığı ile kolaylıkla tüm işlemlerini en kısa zamanda tamamlıyor.

Ekspertiz hizmetiyle ayrıcalığın tanımını yapan OTOMOL, Türkiye’deki en gelişmiş ve en teknolojik ekspertiz hizmetini veriyor. OTOMOL, ekspertiz hizmet kalitesi ve bu alandaki teknolojik alt yapısı ile sektöründe farklılaşıyor. Bir aracın tüm kontrollerinin ve bakımının yapılması için gerekli her türlü teknolojik ekipman ve yaklaşım OTOMOL’da bir arada bulunuyor.

OTOMOL, Türkiye genelinde lider ikinci el otomotiv markası olacak

İkinci el otomotiv sektörünün 2012 yılında ortalama 1.5 milyon adetlik hacme sahip olduğunun altını çizen OTOMOL Genel Müdürü Tuğrul Denizaşan, ikinci el araç sektöründeki satışların, sıfır araç satışlarının yaklaşık 2.5 katına sahip olduğunu belirtiyor. Bu potansiyele sahip bir pazarın Türkiye’de kurumsal markalar konusunda eksik kaldığına ve pazarın doygunluğa ulaşmadığına değinen Denizaşan, yatırımlarıyla ilgili olarak; “OTOMOL Merter showroom ve merkezimiz, 24 bin m2 kullanım alanı olan, Türkiye’deki en büyük kurumsal ikinci el araç alım-satım merkezidir. Üstelik mevcuttaki ve yakın zamandaki yetkili satıcılarımızla birlikte bu alan 40 bin m2’nin üzerine çıkıyor. Merter merkezimizin yanı sıra; 2013 yılı sonuna kadar başta Ümraniye ve Ataşehir olmak üzere İstanbul’da 4, Ankara, Antalya, Bursa, Bodrum, İzmir ve Samsun’da birer ofis ile toplam 10 OTOMOL noktasını yapılandırıyoruz. Yetkili Satış noktalarımızı 2014’de 20’ye; 2015 yılında ise 30’a çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye genelinde önümüzdeki beş senelik plan çerçevesinde toplam 50 yetkili satış noktasına ulaşmak üzere çalışmalarımızı yönlendiriyoruz” diyor.

Otomol, marka ve model çeşitliliği ile her talebe cevap veriyor

Şu anda sadece OTOMOL Merter showroom’da 300’den fazla araç stoğu bulunuyor. Otomol araçlarının marka ve model zenginliği ise piyasadaki tüm marka ve model talebini karşılayacak şekilde organize ediliyor. Marka ve model çeşitliliği konularına büyük önem veren OTOMOL, her bütçeye uygun ve her beklentiyi karşılayacak şekilde Türkiye’de sıfır km satışı gerçekleştirilen her otomotiv markasının, neredeyse eksiksiz tüm modellerini sunuyor. Dolayısıyla tüketicinin görmeyi ve sahip olmayı istediği tüm marka ve model araçlar, sıfır araç kalitesinde OTOMOL bünyesinde bulunabiliyor.

Ataşehir Belediyesi Tüm Aktivitelerini İptal Etti

Ataşehir Bulvarı’nda Destek Yürüyüşü