“Yeşil Pota, Temiz Doğa” Projesi Birinci Yılını Tamamladı

Projeye Ataşehir ilçe sınırları içerisinde bulunan 38 ortaokul ve 18 lise olmak üzere toplam 56 okul katılım gösterdi. Öğrenciler bir öğretim yılı boyunca toplam 70.070 kg ambalaj atığı toplama başarısını gösterdiler. Öğrencilerin topladıkları geri dönüşümlü ambalaj atıkları sayesinde 595 ağacın kesilmesi önlendi, 700 litre benzin, 338.100 kW elektrik tasarrufu yapıldı ve 36,75 ton CO2 (karbondioksit)’nin salımı engellendi.

Çocuklar ve gençler başta olmak üzere; toplumun çevre konusunda bilinçlendirilmesinin, taşıdığı öneme yürekten inandıklarını belirten Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi projenin ilk yılının tamamlanması nedeniyle yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Doğayla uyum içinde yaşayan, ülkesinin ağacına, suyuna sahip çıkan bir nesil yetişiyor. Bu çocuklar, bu gençler Türkiye’nin geleceğini kuracaklar. Bugün anlıyoruz ki onların sayesinde sadece yeşil ve temiz bir dünyaya değil, sevgiye ve barışa da ulaşacağız. Bu kapsamda çevre politikalarında öncü bir belediye olmanın mutluluğunu yaşadığımızı belirtmeliyim. Yeşil Pota, Temiz Doğa projesine gösterilen büyük ilgi çok ortaklı projelere kesintisiz devam etmemiz gerektiğini bir kez daha gösterdi. Proje kapsamında katkı ve işbirliklerini esirgemeyen Ülker Sports Arena, ÇEVKO, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Fenerbahçe Spor Kulübü’ne teşekkür ediyorum.”

Ülker Sports Arena Genel Müdürü Shane Chalmers projenin ilk yılında öğrenciler tarafından bu denli sahiplenilmesinden hoşnut olduklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Projede yer alan tüm okullara ve öğrencilere gösterdikleri ilgi ve çevreye sağladıkları katkıları için teşekkür ediyoruz. Ülker Sports Arena’nın spor ve eğlence merkezi olmasının yanı sıra çocuklarda çevre bilincinin arttırılması için bir platform oluşturabilmesi bizim için çok önemliydi. Bu noktada projenin okullar ve öğrenciler tarafından benimsenmiş olmasından ve toplanan atık miktarından oldukça mutluyuz, tüm katılımcıların da kendileri ile gurur duymaları gerekiyor. Ayrıca projeye destek veren Fenerbahçe Spor Kulübü’ne ve sporcular İlkan Karaman ve Oğuz Savaş’a da ayrıca teşekkür ediyoruz”.

Yarışma içeriği ve rakamlar

*“Ambalaj Atıklarının Kaynağında Ayrı Toplanmasıyla Çevre Bilincinin Yerleştirilmesi ” İşbirliği protokolü ve protokole bağlı etkinlikler 10 Ekim 2012 – 18 Haziran 2013 tarihleri arasında hayata geçirildi.

*2012-2013 öğretim yılı boyunca düzenlenen etkinlikler kapsamında 1.000’e yakın öğrenci Ülker Sports Arena’da maç izleme şansı buldu.

*Proje kapsamında 56 okuldan 70.070 kg ambalaj atığı toplandı. Toplanan ambalaj atıkları sayesinde 595 ağacın kesilmesi önlendi, 700 litre benzin, 338.100 kW elektrik tasarrufu yapıldı ve 36,75 ton CO2 (karbondioksit)’nin salımı engellendi.

*Maçlara katılan öğrencilere çevre bilincini geliştirilmesi amacıyla ÇEVKO’nun hazırladığı kitaplar, tişört ve basketbol topu hediye edildi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Minyatür Sanatı, Mobaks’ın Tablet ve Telefon Kılıflarında

Türkiye’de ilk kez Mobaks ve Taner Alakuş tarafından hayata geçirilen minyatür eserlerin tablet ve telefon kılıflarına uygulanması; Osmanlıdan bugüne kadar değerini ve önemini hala koruyan minyatür sanatının yeni nesil ile buluşmasına imkân tanıyacak.

Fiyat: 169 TL (ekstra smart kapak hediyeli )

 
Taner Alakuş Kimdir :

Sanatçı 1966 yılında Ankara’da doğdu. 1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Geleneksel Türk Sanatları, Tezhip Ana Sanat Dalına girip 1986/87’de bu bölümden mezun olan sanatçı yine aynı üniversitede Yüksek Lisans yaptı. Üniversitede, tezhip sanatında Yrd. Doç. Dr. Tahsin Aykutalp’den ders aldı. Mezun olduktan sonra figür çalışmak daha cazip geldi ve minyatür sanatı ile ilgilenmeye başladı. Bu sanatta yine M.S.Ü. öğretim üyelerinden Yakup Cem hocadan ders aldı. Halen aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak ders vermektedir, aynı zamanda Sanatta Yeterlik Programına devam etmektedir.

www.mobaksaksesuar.com.tr

 
 

“Önyargılar”, “Kalıpyargılar” ve “Ayrımcılık” Konusunda Bir İlk

Proje kapsamında farklı branşlardan ve düzeylerden Terakkili öğretmenler, yıl boyunca İstanbul Bilgi Üniversitesi akademisyenleri ile birlikte çalıştı. Önyargılar, kalıpyargılar, engelli ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konularında paylaşımlarda bulunan öğretmenler, paylaşımlar sonucunda toplumsal sorunların eğitim ortamında nasıl tartışılabileceğine dair sınıf içi öğrenme etkinlikleri geliştirdi.
 
Terakkili öğretmenlerin de içinde bulunduğu proje grubunun yıl boyunca gerçekleştirdiği çalışmalar ile engellilik ve toplumsal cinsiyet konuları temelinde toplumsal sorunların eğitim ortamında nasıl ele alınabileceğinin tüm öğretmenlerle paylaşılması için 20 Haziran Perşembe günü bir panel düzenlendi. 
 
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Kenan Çayır ve Melisa Soran, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği’nden Süleyman Akbulut ve Fatih Üniversitesi’nden Nil Mutluer ise panelde konuşmacı olarak yer aldı.
 
Panelin ardından proje grubunun geliştirdiği “Engelli Ayrımcılığı”, “Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı” ve “Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı Yabancı Diller” örnek dersleri her seviye için paralel oturumlarda 21 Terakkili öğretmen ile paylaşıldı.

Ataşehir’de Yangın

Ataşehirli Çocuklar Bu Okulu Çok Sevdi

17 Haziran haftasında başlayan ve hafta içi günlerde devam eden Yaz Spor Okulları’na; futbol ve basketbolda 7-13, voleybol ve tekvandoda 6-13, jimnastikte 5-10, yüzmede 4-13 ve teniste ise 8-13 yaşları arasındaki çocuklar katılıyor.

2009 yılında kurulan Ataşehir Belediyesi’nin ilk faaliyetlerinden biri olan ve bu yıl beşincisi düzenlenen yaz spor okullarında 23 öğretmen eğitim veriyor. Tüm dallar arasında en çok ilgiyi ise, bin 100 çocuğun katıldığı yüzme dalı çekiyor.

Ayrıca kadınlar için hazırlanan yüzme ve tenis dersleri için de kayıtlar devam ediyor. Çocuklar için yaz spor okullarına artık kayıt alınmıyor.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de “Pir Sultan Abdal – Banazlı Koca Haydar” Sahnede

Aytekin Özen’in yazıp yönettiği, şiirlerin ünlü sanatçı Müşfik Kenter tarafından seslendirildiği, türkü yorumlarının ve müzik direktörlüğünün Leyla Ünver tarafından yapıldığı, ışık-efekt tasarımının Bora Nakipoğlu’na ait olduğu oyuna Ali Turgut ile Mehmet Yalçın da sazlarıyla katılıyor.

“Pir Sultan Abdal – Banazlı Koca Haydar” adlı oyunda yer alan oyuncular şunlar: Tolga Savacı, Ahmet Demir, Ömer Yıldırım, Sevgi Gemici, Bahar Hacıbektaşoğlu, Kevork Taşkıran, Erdoğan Karlı, Burak Akgün, Faruk Sağlam, Volkan Gemici, Okan Vardar, Kadir Hasman, Hüseyin Durak, Sercan Yener ve konuk sanatçı Alper Kut.

Davetiyeler Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Biriminden temin edilebilir.

Tarih: 04 Temmuz 2013, Perşembe

Saat: 20.00

Yer: Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi Konferans Salonu

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Yaz Mevsiminde Sağlıklı Kilo Vermenin 8 Püf Noktası

Güneş ışığının da kişilerde motivasyonu arttırdığı düşünülürse yaz ayıyla birlikte diyete başlamanız yanlış değil. International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Altın yaz mevsiminde kilo vermenin püf noktalarını anlattı:

1.Kahvaltıyı kesinlikle atlamayın: Kahvaltı en önemli öğünümüz. Uzun süre açlıktan sonra bizi güne hazırlıyor ve performansımızı gün boyu etkiliyor. Yaz aylarında günlerin uzun olması, kahvaltıyla güne iyi başlangıç yapmamızı sağlayarak zinde tutuyor.  Ancak kahvaltıda kesinlikle yağlı poğaça ve börek türü hamur işlerinden uzak durmalısınız. Lif içiriği yüksek tam buğday / çavdar ekmeği, az yağlı peynir, bol yeşillik, domates ve salatalık ile yapacağınız bir kahvaltı en uygun olanı. Yaz aylarında yumurta tüketimi de sıcaklarla birlikte azalabiliyor. Yumurtanın iyi bir protein kaynağı olduğunu unutmadan haftada 2 kez mutlaka tüketmeye özen gösterin.

2.Saat başı 1 çay bardağı su için: Yaz aylarında terlemenin artmasıyla birlikte sıvı kaybı da oluyor. Bu yüzden su tüketimine özellikle dikkat etmelisiniz. Vücudun saat başı 1 çay bardağı suya ihtiyacı var. Terlemeyle olan kayıplar da göz önünde bulundurulduğunda günde 3 litre su içmeniz (15 bardak) gerekiyor. Çay, kahve gibi kafein içeren içecekleri çok fazla tüketmeni de vücuttan su kaybı yaratıyor. Suyun yerinin diğer sıvılar ile doldurulamayacağını da unutmayın. Su, metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlıyor. Hızlı bir metabolizma sayesinde de vücut daha rahat yağ yakabilecek hale geliyor.

3.Meyve porsiyonlarına dikkat edin: Yaz aylarında meyvelerin çeşitlenmesi, su içeriklerinin yüksek olmasından kaynaklı sıvı ihtiyacını karşılayıp bizi ferahlatması onları yazın vazgeçilmezi yapıyor. Ayrıca vitamin mineral açısında da oldukça zengin olmaları meyveleri vücut için gerekli kılıyor. Ancak her şeyin olduğu gibi meyvelerin de fazlası kilo almaya zemin hazırlıyor. Yaz meyvelerinden özellikle kavun, karpuz, üzüm ve incir meyve şekeri dediğimiz fruktozdan ve ayrıca glikozdan zengindir. Bu meyvelerin ‘glisemik indeks’ dediğimiz kan şekerini yükseltme hızları da yüksek oluyor. Kanda şekerin yüksek olması dokulara şekeri dağıttıktan sonra fazlasını yağ olarak depolamaya neden oluyor. Bu yüzden meyve porsiyonlarına dikkat etmeniz önemli. Enerji gereksiniminize bağlı olmakla birlikte, genellikle 4-5 porsiyon meyve tüketimi (15 adet üzüm 1 porsiyon, 15 adet kiraz 1 porsiyon, 1 adet incir 1 porsiyon, 3 adet kayısı 1 porsiyon) yaz ayları için uygun miktardır.

4.Dondurmanın meyvelisini tercih edin: Yaz aylarında genellikle yağlı, kızartma türü yiyecekler çok fazla tercih edilmeyebiliyor. Ancak bununla birlikte görmediğimiz yağları içeren yiyeceklere de dikkat etmeliyiz. Dondurmalar özellikle doymuş yağlardan oldukça zenginler. Bir de bunları fıstıklı veya çikolatalı tercih ederseniz kaloriyi daha da arttırmış olursunuz. Bu yüzden dondurma tüketim miktarına ve seçimine (meyveli olanları daha az kalorilidir) dikkat edin.

5.Akşam yemeği saat 19.30’u geçmesin: Vücudun biyolojik bir saati, metabolizmanın ise daha iyi çalıştığı ve yavaşladığı saatler var. Günlerin uzun olması, güneşten yararlanmak adına eve geç saatte dönmek, geç saatlerde kalorili yiyecekler yemek bizlere kilo olarak dönüş yapacaktır. Geç saatlerde yatıyor olsanız bile akşam yemek saatlerinin 19:30‘u geçmemesine özen gösterin. Daha sonra acıkırsanız ara öğün yaparak devam edin. Ayrıca yatmadan 3-4 saat önce hiçbir şey yemeyin.

6.Meyve suyu yerine ayran veya doğal maden suyu: Hazır meyve sularını kesinlikle önermemekle birlikte taze sıkılmış olanlarda da tüketim miktarına dikkat etmelisiniz. Çünkü 1 bardak meyve suyu için 3-4 meyve bir seferde kullanılıyor. Ayrıca posadan arındırılmış olduğu için şekerli su etkisi gösterip kan şekerini hızlı yükseltiyor. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini ve yenilebilecek olanları da mutlaka liften zengin bölümü olduğu için kabuğuyla yemelisiniz. Asitli içecekler ise yazın harareti aldıkları düşünülerek çok miktarda tüketiliyor. Ancak bunların şeker miktarının çok yüksek olması ve asitli olmaları sağlık açısından risk yaratıyor. Asitli içecek yerine doğal maden suyunu günde 2 şişeyi geçmeyecek şekilde tüketebilirsiniz. Ayrıca ayran da hem sıvı, hem protein hem de elektrolitleri (mineralleri) karşılama açısından yazın vazgeçilmez içeceğiniz olmalı.

7.Ara öğünlerde meyve veya ayranı tercih edin: Günlerin uzun olması ve daha uzun saatler uyanık kalmanız daha fazla acıkmanıza neden olacaktır. Özellikle öğle yemeği ve akşam yemeği arası oldukça uzun olduğu için mutlaka bir ara öğün yapmanız gerekiyor. Ara öğünlerde özellikle meyve tüketmeniz yaz ayları için en uygun tercih olacaktır. Ara öğünlerde ayran içmek de doğru bir tercih. Ayran hem sıvı alımınızı karşılar hem de dengeli protein, karbonhidrat ve yağı sayesinde tokluk hissi yaratıyor.

8.Tek tip beslenmeyin: Her zaman olduğu gibi yaz aylarında da tek tip beslenmemeye özen gösterin. Sadece meyve yemek ya da sadece sıvı ağırlıklı beslenmek doğru değil. Her besin grubundan yeterli ve dengeli miktarda tüketilmelisiniz. Her öğünümüzde et, süt, ekmek, yağ, sebze ve meyve gruplarından seçeceğiniz gıdaların bulunduğu bir beslenme düzeni oluşturmanız gerekiyor. Örneğin bir kahvaltı tabağı yapacak olursak; süt grubundan peynir, et grubundan yumurta, ekmek grubundan tahıllı ekmek, yağ grubundan zeytin, sebze ve meyve grubunda da meysim sebzeleri ile hazırlanmış kahvaltı her besin grubunu içerdiği için doğru bir seçim olacaktır.

Türkiye’nin Yeni Aroma-Çeşni Merkezi

Firma “Lezzete ve Sağlığa olan Tutku” sloganı ile de vurguladığı gibi; içecek, şekerleme, atıştırmalık ürünler (çerezler, cipsler), süt ürünleri, et ve balık ürünleri ve ilaç endüstrisine yönelik; aroma, emülsiyon, çeşni, starter kültürler ve doğal fonksiyonel gıda katkılarının yanısıra, doğal meyve tozu, doğal aroma ekstraktları, esansiyel yağlar, ilaç ve gıda endüstrisine yönelik doğal bitki ekstraktlarını da müşterilerinin hizmetine lezzet ve sağlık tutkusu ve coşkusu ile sunmaya devam edecek.
 
Bundan sonraki faaliyetini Gebze Organize Sanayi`de bulunan fabrikasından sürdürecek olan firma, Türkiye`ye ilk yatırımını 1998 yılında yaptı, o yıldan bu yana gıda sektörüne bilgi birikimini aktarmayı sürdürüyor. Frutarom ve Etol Firmaları bugüne kadar, üstün kalitede ürünlerini ve özellikle de et sektörüne yönelik spesifik reçetelerini sektörün hizmetine sundu, sektörün ve Türkiye`de bu alanda faaliyet gösteren rakiplerinin gelişmesine aracılık etti.
 
Gewürzmüller ve Nesse Ürünleri Pazarda Hakkettiği Değeri Buluyor
Frutarom Grubu`nun önemli parçalarından olan Alman Gewürzmüller ve Nesse markaları özellikle et ve balık sektöründe sadece Türkiye`de değil tüm dünyada lider konumunda. Gewürzmüller, teknoloji harikası modern üretim tesislerinde üretilen premium kalite ürünleri ile 100 yılı aşkın zamandır sektördeki lider pozisyonunu koruyor.  Yeni oluşum ile konusunda dünya lideri olan bu firmaların ürünlerinin ve bilgi birikimlerinin Türkiye pazarına daha etkin bir biçimde ulaştırılması hedefleniyor.
 
“Türkiye ile birlikte hedef 1 Milyar USD.”
Frutarom Başkanı ve CEO'su Ori Yehudai: “Frutarom Türkiye ve Etol Türkiye`nin ortaklığı bizim için önemli bir kilometre taşı. Türkiye pazarını son derece önemsiyor ve bu pazarın global anlamda büyümemize ivme kazandıracağına yürekten inanıyoruz.
 
Türk ortaklarımızla birlikte yaptığımız yatırımla Gebze'de 5 bin metre karelik kapalı alanda kurulu ; ARGE ve Kalite Laboratuvarları, Pilot Tesis, Üretim ve Depolama tesislerinde faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Buradan sadece Türkiye`ye değil komşu ülkelere de hizmet vermek planlarımız arasında. Frutarom Grubu olarak gelecek 3-4 yıl içindeki ciro hedefimiz 1 milyar dolar. Bu hedefi gerçekleştirmemizde önemli katkıları olacak olan Türkiye pazarına ve daha da önemlisi Türk insanına güvenimiz tam. Türkiye`de yapılanmamızı güçlendirecek ve yatırımlarımıza devam edeceğiz”. 
 
“Etol Türkiye`de kısa zamanda çok yol katetti.”
Etol Başkanı Zdenko Zanoski :“Eski Yugoslavya`nın en güçlü firmalarından biri olan Etol, Slovenya`da 1924`den beri faaliyette ve Avrupa`nın en eski aroma üreticilerinden biri. Türkiye`ye markamızı tanıtan ve benimseten iş ortaklarımız Sedat Dişçi ve Şenay Şenocak profesyonel ekibimizle birlikte bu konuda kısa zamanda büyük projelere imza attı. Etol Slovenya olarak, Türkiye bizim için daima önemli oldu. Balkanlar ve Türkiye`nin sahip olduğu ortak kültürel özellikler ve damak tatlarının uyumu, bu pazarda yakalanan başarının önemli nedenleri arasında.  Frutarom ve Etol`ün yolları 1,5 yıl önce birleşti, bundan sonra Türkiye`deki faaliyetlerimiz de aynı çatı altında gerçekleşecek. İnanıyoruz ki; iki markanın yollarının kesişmesi Türkiye pazarı için oldukça yararlı sonuçlar doğuracak”.
 
Frutarom Hakkında
 
1933 yılında kurulan Frutarom, 618 Milyon Dolar cirosu ile dünyanın en büyük ilk on aroma üreticisinden biri.  30.000'i aşkın ürünle, 140 ülkede, 14.000 tüketiciye ulaşıyor. Frutarom ürünleri; firmanın Amerika, İngiltere, İsviçre, Almanya, Slovenya, Türkiye, İtalya, İsrail, Çin, ve Güney Afrika`da bulunan tesislerinde üretiliyor. Firmanın global satış ve pazarlama organizasyonu ise; İsrail, Amerika, İngiltere, İsviçre, Almanya, Belçika, Hollanda, Danimarka, Fransa, İtalya, Macaristan, Romanya, Rusya, Ukrayna, Polonya, Kazakistan, Belarus, Türkiye, Brezilya, Meksika, Kosta Rika, Çin, Japonya, Hong Kong, Hindistan ve Endonezya`da bulunan ülke satış ofislerinden  bu bölgelere hizmet veriyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan üretim, arge ve satış operasyonları ile, dünya genelinde 2000`den fazla çalışana sahip.
 
Etol Hakkında
 
1924 yılında Slovenya`da kurulan Etol, Avrupa`nın en eski ve en köklü aroma şirketlerinden biridir. Dünya çapında 47 ülkede, 300'ü aşkın çalışanıyla yaklaşık 100 yıldır aralıksız faaliyetlerine devam etmektedir. Son derece modern üretim tesislerinde ürettiği aromalarla özellikle Balkanlar`da ve Eski Doğu Blok Ülkeleri`nde lider pozisyonunu sürdürmektedir. 2011 yılında Frutarom grubuna dahil olmuştur. Avrupa`nın tam ortasında yer alan konumu ve son derece modern üretim tesisleri ile grubun en önemli üretim merkezlerinden biridir.

2-6 Yaş Arasında Sünnet Yapılmamalı

Sünnet işlemi hakkında anne ve babaların merak edip sık sordukları soruları yanıtlayan Dr. Cem Kara şu bilgileri veriyor:

Sünneti kim yapmalıdır?

Çocuk cerrahları çok sık sünnet yapıyor. Bizler sürekli ve sadece çocukları ameliyat eden bir cerrah grubu olduğumuzdan sünnete yaklaşımımız çok daha farklıdır. Ancak tüm Türkiye’yi düşündüğümüzde, çocuk cerrahı sayısının bu kadar insanı sünnet etmeye yeterli gelmeyeceği de açıktır. Bu nedenle sünnet operasyonunu ürologlar, genel cerrahlar, pratisyenler de yapıyor. Eğer Sağlık Bakanlığı’nın sertifikasını almış, sünneti doğru şekilde öğrenmiş fenni sünnetçiler varsa onlar da yapabilir.
Sünnet komplikasyonları nelerdir?
Sünnet işlemi sırasında çocuğun cinsel organına cerrahi müdahale yapıldığından ehil ellerde yapılması önemlidir. Çünkü tüm geleceğini etkileyecek, cinsel yaşamında olumsuzluklara neden olabilecek sıkıntılar doğabilir. Bu yanlış işlemlerin belki bir  kısmı düzeltilebilir daha sonra, ancak bir kısmı da örneğin pipinin baş kısmının kesilmesi gibi telafi edilmesi mümkün değildir. 

Toplu sünnet yapılması doğru mudur? Tıbbi açıdan uygun mudur?

Toplu sünnetin adı bile rahatsızlık veriyor. Bu çok özel ve mahremiyeti olan bir işlem, çocuklar üzerindeki etkisi de çok olumsuz oluyor. Yüzlerce çocuk aynı gün ameliyat edilebiliyor. Bu ortamda ameliyat malzemesinin sterilizasyonunu sağlamak çok zor. Bu kadar fazla çocuğa sağlıklı koşullarda sünnet hizmeti verebilmek kolay değil. Kanla bulaşan hastalıklar, çevreden gelen enfeksiyonlar sözkonusu olabiliyor. Bu hastalıklara yakalandığınızda çok ciddi sorunlar olabilir. Toplu sünnetin psikolojik açıdan da kötü etkiler yaratabiliyor. Kullanılan aletlerin kişiye özel olması lazım, her defasında temizlenmiyorsa bu aletler kanla bulaşan hastalıklara davetiye çıkarır.

Anneler oğullarına kıyamıyor, babalar sünneti erken yaptıralım diyor. Sünnet için doğru zaman hangisidir?
 
Toplumun sünnete bakış açısı çok farklı. Avrupa ve ABD’de yenidoğan sünneti çok yaygın olarak yapılıyor. Yenidoğan sünnetinde bebeklerin çok ağladıklarını görmüyoruz, tecrübelerimiz bu yönde. Ama sünnet düğünü yapılması gibi sosyal bir boyutu olamıyor. Tartışmalar hala sürüyorsa da sünnetin faydalı olduğu konusunda genel bir yaklaşım var. Türkiye’de yenidoğan sünneti çok yaygın değil. Ama önümüzdeki 5-10 yılda ilkokul çağındaki çocuklara yapılan sünnet sayısının azalacağına inanıyoruz.

Sünnet nasıl yapılıyor?

Son yıllarda aileler sünnet konusunda, genel anesteziyle mi lokal anesteziyle mi yapılsın diye çok takılıyor. Genel anestezi bence sünnetin olmazsa olmazıdır, çok konforludur, çocuk bu sayede psikolojik olarak etkilenmediğinden yaraya ilgisi de daha az oluyor. Öteki türlü yarasıyla ilgileniyor, kendisine de zarar verebiliyor. Lokal anestezi yapılınca her ne kadar alanı örtüyorsak da çocuk tüm bunlara tanık oluyor, yattığı yerden de çok kötü etkileniyor.

Sünnet hangi ortamda yapılmalı?

Günümüzde hala bağda, bahçede, evde sünnet devam ediyor. Oysa sünnet cerrahi bir işlemdir, sağlık merkezlerinde yapılmalıdır.

Ailenin sünneti izlemesi doğru mudur?

Ben ailenin de ameliyat sırasında bulunmasını istemiyorum. Çocuklar anne ve babalarını yanlarında istemiyor, çocuk sünnet travmasına ailesinin de ortak olduğunu düşünüp psikolojik olarak çok kötü etkileniyor, bilinçaltında anne ve babasını suçluyor. Bazı babalar çocuk ağladığında sert davranıyor. Bunlar doğru değil.

Yenidoğan sünneti ne zaman yapılmalıdır?

Bunun en iyi zamanı bebek doğduktan 24 saat sonra yapılmasıdır. Sağlıklı bir bebekte kan tahlilleri, pipinin anatomisi imkan veriyorsa yapılabilir. Genel anestezi altında sünnet 2 yaşına kadar uygun olabilir, ama bu yaş da gri bir çizgidir, bezden çıkma dönemi diye ifade etmek daha doğrudur. Ondan sonra 6 yaşına kadar sünnet yapılmamalı, çünkü cinsel kimlik oluşuyor, kendilerini erkek hissediyorlar, sünnet bu dönemde doğru değildir. 6 yaşında çocuk sosyalleşiyor, sünnet bu anlamda kabul edilebilir, en azından arkadaşlarının da sünnet olduğunu duyuyor ve sünnete razı oluyor.

Ekib Bilgisayar 36.Ada’da İlk Şubesini Açtı

Yaz Depresyonu Kapınızı Çalmadan

Hangi belirtiler ortaya çıkar?
 
Yaz depresyonda kişi hayattan zevk alamamaya başlayabilir. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaşar. Kişi eskiden mutlu olduğu şeylere ilgi duymaz. Yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, motivasyon kaybı, cinsel isteksizlik, uyku bozukluğu, aşırı alınganlık, duygusallık, sabırsızlık, iştah kaybı, kilo verme ya da aşırı iştahla kilo alımı görülebilir. Bu durum içe kapanma, saldırganlık, yaşamı değersiz bulma ve intihar düşüncelerine kadar gidebilir.

Kışın uyku yazın uykusuzluk baş gösterir

 
Kış dönemindeki depresif belirtilerden farklı olarak, yaz depresyonunda uyuma süresi ve iştahda artış yerine azalma, kilo alımı yerine de kilo kaybı olabilir. Gecelerin uzaması ve konser, festival gibi eğlenceli aktivitelerin ön planda olduğu yaz aylarında kişi depresif ruh haliyle başa çıkmak için daha çok alkol ve madde kullanabilmektedir. ABD’de yaz depresyonu üzerinde yapılan bir araştırmada yazın çıkan depresyonda intihar riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bunlara ek olarak yaz depresyonu diyebilmek için rahatsızlığın mevsimsel olması ve belirtilerin en az iki haftadır görülüyor olması gerekmektedir.

Güzel havalarda neden mutsuz olunur?

 
Kışın hava kapalı olduğu için depresyon yaşanmadan kısa süreli mutsuzluk ve depresif belirtiler görülebilir. Ancak yazın hava kapalı olmamasına rağmen kişide yorgunluk, bitkinlik, sıkıntıyla uyanmak gibi belirtiler varsa bu durum depresyonu ifade eder. Yaz mevsiminin gelişiyle bireylerin beklentileri, aktiviteleri ve eğilimleri değişmektedir. Kişinin yıl içinde yapamadığı tatili yaza ertelemesi, aldığı kararları yazın uygulamak zorunda kalması, devam eden sorunları tatil dolayısıyla rafa kaldırmaya çalışması gibi yaz mevsiminden farklı beklentileri olmaktadır. Hatta bazı bireyler yeni başlangıçlar için tatil beklemektedir. Ancak beklentilerimiz gerçekliğin ötesinde ise beklentilerimiz hayal kırıklığı yaratabilir.

Tatilin hayal kırıklığına dönüşmemesi için…

 
Bu dönemde gerçekçi beklentiler ve planlar önemlidir. Ertelenen işleri yapmak için yazın geçmesini beklenmeden problemler çözüme ulaştırılmalıdır. Kişi yaşamın üzerine gitmeye, yaz aktivitelerinin tadını çıkarmaya ve yeni beklentiler oluşturmaya odaklanmalıdır. Yaz mevsimimde de mutsuz, keyifsiz olunabileceğini kabullenmek gerekir. Eğer bu ruh hali kişinin günlük işlevlerin yerine getirmesine engel oluyorsa mutlaka  psikolojik destek alınmalıdır.

Dondurma ve Soğuk İçecekler Diş Hassasiyetine Tetikler

Diş hassasiyetinin nedeni araştırılmalı
 
Diş hassasiyeti, halk arasında “kamaşma” olarak bilinen; sıcak, soğuk, ekşi, şekerli yiyecek ve içeceklerin dişlerde sızlama meydana getirmesi durumudur. Günümüzde oldukça sık karşılaşılan bu rahatsızlık, özellikle diş eti çekilmesi sonrası açığa çıkan kök yüzeyiyle ilişkilidir.

Diş gıcırdatma sonrası birbirine sürtünen dişlerin mine tabakasındaki aşınma, hassasiyetin bir diğer sebebidir. Bunun gereğinden fazla bastırarak dişleri fırçalamak, diş hassasiyetinin en önemli sebeplerinden biridir. Asitli yiyecek ve içeceklerin sıklıkla tüketilmesi de diş hassasiyetine neden olabilir. Dişin ağız içinde görünür kısmı “mine” denilen koruyucu bir diş tabakasıyla çevrilidir. Hemen altında bulunan “dentin”, mikroskobik olarak görünebilen kanalcıklardan oluşmaktadır. Diş dış yüzeyinden başlayarak dişin ortasındaki sinire kadar uzanan bu kanallar sıvı ile doludur. Diş minesi zayıflamış olan dişlerde sıcak, soğuk, ekşi, tatlı yiyecek ve içeceklerden sonra hareket eden bu sıvı, diş sinirinde hissedilir ve sızlamaya neden olur.

Ayrıca dişin kök yüzeyi koruyucu olan mine tabakasına göre oldukça yumuşak olan sement tabakasıyla çevrilidir. Diş dışında diş plakları, kırık ve çürük dişler, piyasada satılan diş beyazlatma ürünleri de diş hassasiyetine neden olabilir.

Diş hassasiyetine karşı dikkat edilmesi gerekenler:

•Öncelikle ağız ve diş bakımına özen gösterilmelidir.

•Dişin sert tabakasına zarar vermemek için yumuşak kıllı fırça kullanabilir.

•Çok kuvvet uygulayarak diş fırçalayan kişiler, daha az kullandıkları elleriyle diş fırçalayabilirler ( Örneğin sağ elini kullanan kişi fırçalarken sol elini kullanabilir )

•Hassasiyet giderici macunlar, florlu diş bakım ürünleri düzenli kullanıldığında hassasiyete iyi gelebilir.

•Fazla asit içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Özellikle yaz aylarında dondurma ve soğuk içeceklerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır.

 
Diş doktorunuza gitmek için geç kalmayın

Diş hassasiyeti durumunda öncelikle hasta öyküsü alınır ve ayrıntılı bir muayene yapılır. Diş hekimi tedavi için;

-Dişlerin eksilen mine tabakalarının yerine dolgu malzemesiyle onarım yapabilir.

-Diş etlerine müdahaleler yapabilir.

-Açığa çıkmış kök yüzeyinde flor uygulaması yaparak iyileşme sağlayabilir.

-Hastanın diş gıcırdatmasına neden olana faktörleri ortadan kaldırabilir.

Acıbadem Üniversitesi’nde 279 Öğrenci Daha Mezuniyet Sevinci Yaşadı

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, 2012-2103 eğitim yılında ilk mezunlarını vermenin gururunu yaşadı.  93’ü hemşirelik, 16’sı sağlık yönetimi ile 27’si fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünde okuyan 136 öğrenci 4 yıllık eğitimlerini tamamlayarak mezun oldular. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu ise 2012-2013 yılında 3. dönem mezunlarını verdi.  Diplomalarını alan 143 öğrenci, mezun olmanın sevincini yaşadı.
 
Acıbadem Üniversitesi  Mütevelli Heyeti Başkanı ve Acıbadem Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı  Mehmet Ali Aydınlar mezuniyet töreninde yaptığı konuşmasında üniversite sıralarına veda edilen dönemin aslında hayata adım atılan bir gün olduğunu belirterek, ”Artık hayatınızda yepyeni bir sayfa açılıyor. Ülkenizin, mesleğinizin ve geleceğinizin sorumluluğunu daha çok hissedeceğiniz yıllar sizi bekliyor. İnanıyorum ki sizler de ülkemiz adına, sağlık alanında birçok yenilik getirerek çoğalacak ve büyüyeceksiniz. Yıllar sonra geriye baktığınızda sizden sonra gelen gençlerle gurur duyarak mesleğinizi devredeceksiniz.” dedi.

Mehmet Ali Aydınlar iş hayatında bilgi ve birikim edinmek dışında kişisel olarak dikkat edilmesi gereken pek çok nokta olduğunu belirterek gençlere başarılı olmanın kurallarını şöyle sıraladı:

•Kendinize güvenin ve yeteneklerinizi fark edin.

•Kendinize inanın.  Başarıya giden yol, kendine inanmayı da besler.

•Çalışkan olun. Çalışmak hayatınızda asla vazgeçmeyeceğiniz bir ilke olmalı.

•Sabırla ve azimle çalışın.

•İnsana hizmet eden kutsal bir meslek sahibi olarak mezun oldunuz. Profesyonel iş hayatınızın her noktasında bu bilinçle hareket edin.

•Kendinize şöyle bir soru sorun; ben 10-15 yıl sonra mesleğimde hangi noktada olmalıyım? Planlarınızı kısa vadeli değil, uzun vadeli düşünerek kurun.

•Gelişiminize her zaman önem verin. Öğrenmek gelişmenin en önemli kuralıdır.  Hayatınızın her döneminde yeni bilgiler edinmeyi ve uygulamayı ilke edinin, bilginin en büyük güç olduğunu aklınızdan çıkarmayı

•Etik değerlerden ödün vermeyin.  Görevi insan sağlığı olan herkesin etik değerleri koruması ve uygulaması çok önemlidir.

•İş yaşantınızda karşınıza çeşitli seçenekler çıkacaktır. Bu seçeneklerden mutlaka kurumsal olanları tercih edin. Vizyoner olan kurumlar yeni fırsatlar yakalamanız için sizlere ortam hazırlar.

•Globalleşen dünyada kişisel ve mesleki gelişiminiz için bilmiyorsanız mutlaka bir yabancı dil, özellikle İngilizceyi öğrenin.

•Profesyonel iş yaşantınız kadar ülke ve aile değerlerini korumak da çok önemli. Aile değerlerinize önem verin.  Mutlu bir aile, mutlu bir toplum ve mutlu insanlar demektir.

 
•Herkese kucak açın, şefkat gösterin

Acıbadem Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şahin konuşmasında sağlık sektöründe çalışanların ırk, dil, din ve etnik köken ayırt etmeden herkese kucak açmak, şefkat göstermek ve iyi davranmakla yükümlü olduklarını belirterek şunları söyledi: “Siz İşinizi mükemmel yapabilirsiniz, hiçbir eleştiri duymayabilirsiniz, ancak eğer şefkat ve güler yüz göstermezseniz hasta bunu anlayacaktır. Hastayla ilişkisi olan herkesin, şefkati içinde hissetmesi gerekiyor. Siz kendi yakınınıza nasıl davranılmasını istiyorsanız, öyle davranmanız gerektiğini hiçbir zaman unutmayın. Hiçbir hastanızdan şefkati ve güler yüzü esirgemeyin.”
Dereceye giren öğrencilere ödüller verildi

Diploma törenlerinde dereceye giren öğrencilere çeşitli ödüller de verildi.  ‘Mütevelli Heyeti Üstün Başarı Ödülü’nü, Tıbbi Laboratuar Teknikerliği Bölüm Birincisi Senem Gülten aldı. Birincilik ödülünü Mehmet Ali Aydınlar ve Mütevelli Heyeti Üyesi Hatice Seher Aydınlar verdi.

 
Rektörlük Başarı Ödülü 7 bölümün birincilerine verilen törende tüm öğrencilere diplomaları aldılar ve meslek andını okuduktan sonra keplerini attılar.

Hayfemfest’ten Ataşehir’e Teşekkür Ziyareti

Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman misafir gruplara, Türk Kahvesi ile fincan takımı hediye olarak sundu. Başkan Yardımcısı Hışman, Belediye olarak bu tür organizasyonlara önem verdiklerinin, kültürlerin birbirini tanıması ve kaynaşması açısından da değerli bulduklarının altını çizdi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Uluslararası Folklor Festivali

26 Haziran 21:00 Ataşehir Prestij Caddesi

27 Haziran 21:00 Ataşehir Parkı

28 Haziran 21:00 Ataşehir Nazım Hikmet Parkı

29 Haziran 20:00 Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi
 
 

Sıcak Hava Kalp Hastasının Kalbindeki İş Yükünü Artıyor

Kalp hastalarının yazın yaşam konforlarını artırmalarının mümkün olduğunu belirten Dr. Faruk Hökenek, hastaların sık sordukları soruları cevaplayarak bu konudaki bilgi eksikliklerini gidermeye çalıştı:

Kalp hastaları yazın günlük yaşamlarında neleri yapmaktan kaçınmalıdır?

Kalp hastaları yazın sıcak havalarda uzun süre güneş altında kalmamalı, dışarı çıkmak için sabah ve akşam saatlerini tercih etmelidir. Ağır efor gerektiren işlerden özellikle sıcak günlerde kaçınmalıdır.

Kalp hastaları güneş ışınlarından yararlanmak için günün hangi saatlerinde güneşe çıkmalıdır, ne kadar kalmalıdır?

Özellikle sabah ve akşam saatlerini tercih etmeliler. 20-30 dakikalık süreleri geçirmemeleri gerekiyor. Özellikle de ısının yüksek olduğu öğle saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçınmaları önemli. 

Denize ve havuza girmelerinde, süre kısıtlaması var mıdır, hiç mi girmemeleri gerekir? Bir kalp hastası eforlu bir şekilde yüzemez, spor yapamaz mı?

Kalp hastaları elbette denize ve havuza girebilir. Bunun için günün sabah ve akşam saatlerini tercih etmeleri uygundur. Denize girerken onlara bir kişinin eşlik etmesi, derin yerlerde yüzmek yerine boyu geçmeyen yerlerin tercih edilmesi daha doğru olur. Kişinin efor kapasitesi ve kalbinin kondisyonu uygun ise aktif olarak yüzme ve spor yapması söz konusu olabilir. Bunun için kalp hastalığı olan kişinin mutlaka kendi doktoruna danışarak koordineli hareket etmesi gerekir.

Isı derecesinin artması ya da aşırı sıcakların kalp üzerindeki etkisi nedir, kalp hastalığı olan kişilerde sıcaklık artışı neden risk yaratmaktadır?

Sıcaklığın artması kalp hastalarında ritim bozukluğu gelişme ihtimalini artırıyor. Özellikle vücuttan sıcağa bağlı sıvı ve elektrolit kaybı olması bunu kolaylaştırır.  Yazın tansiyon ilaçları düzenli kullanılmalı, her gün 8-10 bardak su tüketilmeli ve idrar söktürücü ilaçların dozu ve günlük kullanımı ile ilgili mutlaka doktora danışılmalıdır.        

Beslenmelerinde nelere dikkat etmeleri gerekiyor?
      
Kalp hastaları yazın bol bol sıvı tüketmeli, sık öğünlerle az miktarda yemeli. Ağır yemeklerden kaçınmalıdır. Şeker hastalığı olanlar özellikle diyetlerine ve şeker düzeylerine dikkat etmelidir. Zeytinyağlı ve salata gibi yiyecekler, ızgara balık ve tavuk, ızgara olmak koşuluyla az miktarda kırmızı et de yenilebilir.  

Yazın soğuk içecek meyveli sodalar çok tüketiliyor. Maden suyu için bile kısıtlama getiriliyor içeriğindeki tuz nedeniyle. Kalp hastaları ne kadar maden suyu tüketmeli?

Bunu belirleyen hastanın kalbinin kondisyonu ve tansiyonunun nasıl olduğudur. Yüksek tansiyonu olan hastalar doktorları ile görüşerek kendi durumları ile ilgili bu konuda bilgi almalıdır. Kalp sağlığı yerinde olan kişiler için içilecek maksimum maden suyu günlük 600 ml’dir. Kalp, yüksek tansiyon ve böbrek hastaları maden suyu yerine doğal suyu tercih etmeliler.   

Kalp hastaları uzun uçak yolculuğu yapmalı mı? Ya da 8 saati geçen uzun kara yolculukları tehlikeli midir?

Kalp hastaları uzun uçak yolculukları için mutlaka doktorları ile görüşmeli ve onay almalıdır.
Kalp krizi geçirmiş olan hastalar, stent veya by-pass ameliyatı geçirmiş hastalar tercihan iki hafta uçak yolculuğu yapmamalıdır. Uzun uçuşlarda refakatçi olarak bir kişinin yanlarında olması, hastaların ilaçlarının yanlarında olması, hastalıkları ile ilgili dokümanlarının yanlarında bulunması önemlidir. Yolculuk öncesi 100 mg aspirin almaları toplardamar tıkanıklıklarının önlenmesi için etkilidir. Uzun karayolu yolculuğu için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.
 
Kalp hastaları ameliyattan sonra  depresyona giriyor. Kalp hastasına ameliyattan sonra nasıl davranılmalıdır?

By- pass ameliyatının amacı hastayı ölümden korumak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Belirli bir iyileşme periyodundan sonra (6- 8 hafta) bu ameliyatı geçiren kişileri ameliyat öncesindeki durumlarından daha az riskli ve daha konforlu bir hayat bekliyor. Her hastanın özel şartları olmakla beraber bu ameliyatları geçiren kişiler iyileşme periyodundan sonra normal günlük yaşamlarına dönebilir, belli sporları yapabilir, cinsel yaşamlarını sürdürebilir. Bu kişilere günlük yaşamda sınırlama koymak yerine onları aktive etmek, moral vermek gerekir. Geçirdiği ameliyat ile tedavisinin yapıldığını söylemek, belirli aralarla doktor gözetiminde fakat normal bir insanın sürdüğü günlük hayatı süreceğini bilerek buna göre davranmak önemlidir.

Adıgüzel İlkokulu Öğrencilerinden Dünya Birinciliği

Her yıl öğrencilerin eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmek ve onların geleceğin liderleri olarak hazırlamak amacıyla Avustralya, Kanada, İngiltere, Japonya, Portekiz, Rusya, Singapur ve Amerika Birleşik devletleri gibi birçok ülkeden 250 bin civarında öğrencinin  katıldığı  “Uluslararası Gelecek Problemleri Çözme Programı” kapsamında yapılan yarışmada “Adıgüzel Eğitim Kurumları” bünyesinde yer alan “Adıgüzel İlkokulu” 4.sınıf öğrencileri Emre Aslan ve Yaren Çolak’ın temsil ettiği “Koru Takımı” dünya birincisi oldu.

Yarışma, çocuklarda yaratıcılık ve toplumsal farkındalık yetilerini güçlendirmek için Dr.E. Paul Torrence tarafından 1974 yılında kurulan Uluslararası Gelecek Problemleri Çözme Programı (FPSPI) kapsamında 6-9 Haziran 2013 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlendi. Toplamda 72 farklı takımın mücadele ettiği yarışmada, Adıgüzel İlkokulu öğrencilerinden Emre Aslan ve Yaren Çolak’ın temsil ettiği Koru Takımı, “Toplumsal Hizmet ve Sağlık Hizmeti” kategorilerinde yarışan 14 takımı arasında birinciliği elde etti.

Adıgüzel Eğitim Kurumları Hakkında:

 
Her bireyin bir değer olduğu vizyonu ile hareket eden Adıgüzel Eğitim Kurumları bünyesinde, anaokulu ile ilköğretim okulunun yanı sıra Güzel Sanatlar Lisesi ve alanında Türkiye’de ilk ve tek olan Özel Bilişim Anadolu Teknik Lisesi bulunmaktadır.  Güçlü akademik kadrosu, yüksek teknik ve sosyal olanakları ile butik ve kişiye özel eğitim yürüten Adıgüzel Eğitim Kurumları, öğrencilerini, değişen ve gelişen dünyada, katılımcı, paylaşımcı, inançlı, özgüveni yüksek, sosyal sorumluk sahibi,  ulusuna ve tüm insanlığa faydalı bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Adıgüzel Eğitim Kurumları, Eco School, TURÇEV Vakfı, TURMEPA, IPTV Derneği ( İnternet Temelli Televizyon Teknolojileri Derneği) ve Yavru Tema gibi birçok sivil toplum kuruluşunun üyesi ve destekçisidir.
 
Adıgüzel Eğitim Kurumları okulları ve kuruluş tarihleri: Özel Ataşehir Adıgüzel Güzel Sanatlar Lisesi (2004), Özel Ataşehir Adıgüzel Anaokulu (2005),  Özel Ataşehir Adıgüzel Güzel Sanatlar Kursu- Herkes için Sanat Kulübü (2005), Özel Ataşehir Adıgüzel İlköğretim Okulu (2006), Özel Ataşehir Adıgüzel Anadolu Bilişim Teknik Lisesi (2007), Özel Çekmeköy Adıgüzel Anaokulu (2013).

Adıgüzel Meslek Yüksekokulu

Ayrıca Adıgüzel Eğitim Kültür Araştırma Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı tarafından kurulan Adıgüzel Meslek Yüksekokulu, 8 Eylül 2012 tarih ve 28405 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 25/05/2012 tarihli 20123/3263 sayılı kararı ile kamu tüzel kişiliği kazanmıştır. Adıgüzel Meslek Yüksekokulu 2013-2014 eğitim-öğretim yılı itibariyle 10 programa öğrenci almaya başlayacaktır.

İstanbul Akvaryum’da Asosyal Ahtopotu Topluma Kazandırma Çalışmaları Sürüyor

Açıldığı günden bu yana, büyük küçük herkesin ilgi ve beğenisini toplayan İstanbul Akvaryum, yeni türlerle ziyaretçilerini buluşturmaya devam ediyor. Akvaryumun yeni üyesi, en zeki deniz canlısı olarak bilinen küçük ahtapot da akvaryumdaki yerini aldı.  Bir yaşında olan sevimli ahtapot, çok çekingen davranıyor. Sadece yemleme esnasında ortaya çıkan utangaç ahtapot için akvaristler düzenli eğitimlerini sürdürüyorlar.

Beynindeki loblaşma insan beynindeki kıvrımlara benzeyen ahtapotlar, bu sayede bilgi depolama ile hatırlama kabiliyetine sahiptirler. Çok zeki olmalarıyla da bilinen ahtapotlar, herhangi bir tehlike anında saniyeler içinde renk değiştirebilir ve dikkat çekmek için vücudunu şişirebilirler. Görünürlüğü azaltmak amacıyla mürekkep salgılayabilir, farklı yönlere yüzebilir ve aniden dip bölgenin rengine bürünebilirler. Türüne göre boyları 2-3 santimden 10 metreye kadar değişebilen ahtapotların üç adet kalbi bulunuyor.

Ataşehir Belediyesi’nden Çocuklara Yaz sanat Eğitimleri 1 Temmuz’da Başlıyor

Sanat Eğitimleri için kayıtlar Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi, ATAMEM ve Kayışdağı Lions Ataevi’nden gerçekleştirilecek.

Resim Atölyesi:

Pazartesi ve Cuma günleri:
1.Grup: 10.30 ile 12.00 saatleri arası
2.Grup: 13.00 ile 14.30 saatleri arası
3.Grup: 15.00 ile 16.30 saatleri arası
Yer: Cemal Süreya Sergi Salonu (Novada Ataşehir)
Kontenjan: 15 kişi
Dönemler: 01 – 31 Temmuz arası ve 05 – 30 Ağustos arası

Müzik Atölyesi:

 
Pazartesi: Temel Müzik Eğitimi
Çarşamba: Koro- Ritim
Cuma: Ritim – Koro
1.Grup: 10.00 ile 11.30 saatleri arası
2.Grup: 12.00 ile 13.30 saatleri arası
3.Grup: 14.00 ile 15.30 saatleri arası
Yer: ATAMEM (Ataşehir Meslek Edindirme Merkezi) ve Kayışdağı Lions Ataevi
Kontenjan: 20 kişi
Dönemler: 01 – 31 Temmuz arası ve 05 – 30 Ağustos arası

Dans Atölyesi:

 
Salı ve Perşembe günleri:
1.Grup: 10.00 ile 11.30 saatleri arası
2.Grup: 12.00 ile 13.30 saatleri arası
3.Grup: 14.00 ile 15.30 saatleri arası
Yer: ATAMEM (Ataşehir Meslek Edindirme Merkezi) ve Kayışdağı Lions Ataevi
Kontenjan: 20 kişi
Dönemler: 01 – 31 Temmuz arası ve 05 – 30 Ağustos arası

Drama Atölyesi:

 
Pazartesi: Drama
Çarşamba: Belgesel
Cuma: Drama
1.Grup: 10.00 ile 11.30 saatleri arası
2.Grup: 12.00 ile 13.30 saatleri arası
3.Grup: 14.00 ile 15.30 saatleri arası
Yer: ATAMEM (Ataşehir Meslek Edindirme Merkezi)
Kontenjan: 20 kişi
Dönemler: 01 – 31 Temmuz arası ve 05 – 30 Ağustos arası

Heykel Atölyesi:

 
Çarşamba
1.Grup: 10.30 ile 12.00 saatleri arası
2.Grup: 13.00 ile 14.30 saatleri arası
3.Grup: 15.00 ile 16.30 saatleri arası
Yer: Cemal Süreya Sergi Salonu (Novada Ataşehir)
Kontenjan: 15 kişi
Dönemler: 01Temmuz – 30 Ağustos arası

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Chevrolet Trax 46.700 TL’den Başlayan Fiyatlar ile Türkiye’de

Hem SUV konforu hem de şehir içi kullanımda otomobile benzer sürüş performansı hedeflenerek tasarlanan Chevrolet Trax, farklı model ve motor seçenekleri ile kullanıcıları bekliyor. Beş kişilik oturma kapasitesine sahip olan Trax’ta, koltukların sekiz farklı konfigürasyonda düzenlenebilmesiyle birlikte bagaj hacmi artırılarak aracın köşelerine, girintilerine ve diğer bölümlerine yüksek miktarda eşya konulabiliyor.

İç hacminde tüm bu özellikleri ile esneklik, genişlik ve ferahlıktan taviz vermeyen Trax yalnızca 4,25 metre uzunluğa ve 1,77 metre genişliğe sahip. Bu sayede dar sokaklarda rahatlıkla parkedebilmenizi sağlıyor. Üstelik yüksek sürüş konumuyla SUV sürücülerine yerden yüksekte olma hissini de sunuyor.

• SUV üretimi konusunda 78 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan Chevrolet’nin EuroNCAP’den 5 yıldızlı yeni SUV modeli Trax, Chevrolet bayilerinde iki motor seçeneğiyle birlikte satışa sunuldu

• Chevrolet Trax; Günümüzün şehir gezginlerinin vazgeçilmezi olacak

Mobil Öğrenme Okan Üniversitesi’nde Masaya Yatırıldı

Mobil Öğrenme Çalıştayı, Okan Üniversitesi, enocta, Anadolu Üniversitesi, British Council ve Wolverhampton Üniversitesi’nin işbirliği ile Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Çalıştayın açılışında konuşan Okan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Argun Karacabey, örgün öğretime de mobil öğrenme sistemleri ve donanımlarıyla destek verilmesi gerektiğini söyledi. Teknolojinin gelişmesiyle mobil öğrenmeyle ilgili son dönemlerde daha dikkat çekici projelerin ortaya çıktığını belirten Karacabey, “Öğrencilerimizin mobil öğrenmeye bizden daha fazla hazır durumda olduğuna inanıyorum” diye konuştu. Mobil Öğrenme konusunda dünyadaki ilk kürsüyü açan Wolverhampton Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Traxler da, mobil öğrenme projeleri kapsamında sosyal dışlanmışlık yaşayan, evsizler, marjinal gruplar ve istihdam edilemeyenlere ulaşılması gerektiğini söyledi. Cep telefonlarının sosyal yaşamda en sık kullanılan cihazlar olduğunu belirten Traxler, “Cep telefonları öğrenciler tarafından bilgisayarlardan daha fazla taşınıyor. Eğitimler sırasında cep telefonları vasıtasıyla data toplama ve bilgi verilmesi sağlanabilir” dedi.

“Mobil Çağ” dönemi

Mobil Pazarlama Eğitim Uygulaması Proje Sorumlusu Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nilgün Özdamar Keskin, 21. yüzyılda bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişimin yüksek öğretim kurumlarının yeniden yapılanması ihtiyacını doğurduğunu söyledi. Son 5 yılda AppStore’daki 900 bin uygulamanın 50 milyardan fazla indirildiğini belirten Keskin, “Bu rakamlar mobil cihazların ne kadar yoğun kullanıldığını ve ‘Mobil Çağa’ dönüşümü gösteriyor” diye konuştu. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun internete mobil cihazlardan bağlandığını belirten Keskin, yaptıkları anket sonucuna göre, akademisyenlerin yüzde 74’ünün internete masaüstü ya da dizüstü bilgisayarlarından başlandıklarının ortaya çıktığını, mobil cihazları tercih edenlerin az olduğunu söyledi.

“Mobil Öğrenme” ile ilgili en kapsamlı çalıştay

Okan Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi  Müdürü Prof. Dr. Gonca Telli Yamamoto ise şunları söyledi: “Biz bugün mobil öğrenmeye ilişkin olarak yöntem ve içeriğin yanısıra mobil öğrenme pazarına yönelik sorularla alanın genişlemesi , mobil öğrenmenin daha iyi anlaşılması, gerek akademik gerekse sektörel olarak etkin kullanımı için yapılacak çalışmaları değerlendireceğiz. Çalıştayın ardından bir rapor hazırlayarak mobil öğrenme konusundaki tüm çalışmalara katkı sağlayacağız.”

Yeni Opel Insignia

Opel Genel Müdürü Özcan Keklik, bu orta sınıf modelin evrimini şöyle açıklıyor: “Başarılı Insignia bugüne dek 500.000 adet’in üzerinde Opel sürücüsünün kalbini kazandı. Kaliteli ve şık bir kokpit, bilgi-eğlence sistemleri, örnek güç aktarma organları ve tasarım ile yeni Insignia çok daha fazla heyecan uyandıracak. Amiral gemimiz artık daha sofistike ve dikkat çekici; ama tüm bu zarafetin ortasında bile işin özünden uzaklaşmıyor: sürücüler ve yolculara en yeni teknolojilerle konforlu ve güvenli bir sürüş deneyimini cazip bir fiyatla sunmak."

Tamami ile yenilenen ön ve arka yüz;

Ön Yüz;

• Yeni far tasarımı

• Yeni LED Gündüz far formu – gelişmiş LED teknolojisi

• Daha geniş ve alçaltılmış krom ön ızgara

• Yeni ön tampon tasarımı ve mercek formlu yuvarlak yeni sis farları

Arka Yüz;

• Yeni LED arka farlar

• Bagaj kapağında arka farları bölen ve boylu boyunca uzanan belirgin krom çıta

Yeni arka tampon tasarımı

Tamami ile yenilenen iç mekan ve yepyeni teknolojik özellikler;

• Yeni direksiyon tasarımı

• Yeni gösterge paneli ve orta konsol tasarımı

• Yenilenen klima kontrol düğmeleri

• Orta konsol'da 2 alternatif: 4" Renkli ve 8" Dokunmatik Renkli Ekran

• Gösterge Panelinde 2 alternatif: 4" & 8" Renkli Ekranlar

• Touch Pad: Mevcut Insignia'da sunulan Turn-Push düğmesi yerine, dokunmatik kontrollü yüzey (üst sağ resim)

• Keyless Go Sistemi: Anahtarsız giriş ve çalıştırma sistemi

• Ve daha birçok heyecan verici özellik…

 
Yeni SIDI Motor Serisi;

• Uzun zamandır heyecan ile beklediğimiz Yeni SIDI benzinli motor teknolojisi Yeni Insignia'da: 1.6lt 170hp Turbo AT6

• Daha yüksek performans, daha düşük yakıt tüketimi (1.6lt 170hp Turbo AT6 ortalama yakıt tüketimi 6.6lt / 100km)
 

Yeni Gövde Tipi:

Sedan ve Sports Tourer gövde tiplerine ek olarak yükseltilmiş şasiye ve 4×4 teknolojisi

MESAM Korsana Savaş Açtı

MESAM’ın lisansladığı Turkcell Müzik, TTNET Müzik, Avea Müzik, Itunes, Spotify, Deezer ve daha birçok önde gelen müzik platformunun servis ettiği müzikler, bu yapı sayesinde tam olarak ölçülebilir ve raporlanabilir hale geliyor.  Bu konuda açıklama yapan MESAM Yönetim Kurulu Başkanı Arif Sağ kurulacak sistemin MESAM üyelerinin çıkarlarını korumak açısından önemini şu şekilde ifade etti:  “Şu ana kadar kullanılan içeriklerin raporlamasında, karşı taraftan gelen raporların verilerini esas alıyorduk. Ancak Rubbit’in MESAM bünyesinde, çok yakında hizmete sokacağı server sistemi ile tüm bu şirketlerin, üyelerimize ait hangi eseri ne zaman ve kaç kere kullandığı yüzde 100’e yakın bir doğruluk oranı ile tespit edilebiliyor. Muhakkak ki korsana karşı dijital koruma satışlara son derece destek verecek ve sonrasında gelecek doğru raporlama sayesinde yıllardır dijital pazardan hak ettiğini alamayan eser sahibi üyelerimiz,  Avrupa ve Dünya standartlarının bile üstünde bir korumaya kavuşacak.”

Rubbit şirketi, geçen yıl 30 Milyon üzerinde siteden korsan içerik kaldırma rekoru ile dünyanın bu konuda en önemli şirketi. Amerika merkezli olan şirket son derece kısa bir sürede korumaya aldığı şarkılara ait içerikleri illegal sitelerden kaldırabiliyor. Aynı zamanda illegal içerik sağlayan siteler, son derece ağır tazminatlarla ve cezalarla karşı karşıya kalıyor. Bu konuda açıklama yapan Rubbit Türkiye Genel Müdürü Emre Teker ise şunları söyledi: : “MESAM ile imzaladığımız sözleşme bir çatı anlaşma. Yani içeriğini koruma altına almak isteyen sanatçıların muhakkak bize direk veya MESAM aracılığıyla başvurup içeriklerini koruma altına almaları için vekâlet vermeleri gerekiyor. Aksi takdirde koruma altına alınmıyorlar. Korumaya aldığımız sanatçıların içeriklerini son derece kısa bir zamanda internetteki illegal sitelerden kaldırıyoruz. Bu temizliğin bir neticesi olarak şarkıyı dinlemek isteyenler sadece legal siteleri kullanıyorlar ve sanatçının dijital geliri önemli oranda artıyor. Örneğin dijital geliri yıllık 50 bin TL olan bir sanatçı,  şarkılarının sadece legal sitelerde olmasından dolayı bunun 10 katı bir rakamı rahatlıkla kazanabiliyor. Bunu dünyada yaklaşık 3 senedir uyguluyoruz ve sektörümüzde açık farkla lideriz. Şu an 4 bin’in üzerinde kurum ile aktif olarak çalışıyoruz.”

 
Korsan siteler şu an internetteki dijital müzik gelirlerini yüzde 90’dan daha fazla düşürüyor. Ancak bunların kısa bir sürede temizlenmesi ile gelirlerde yüzde 1000’lere varan artışlar bekleniyor.

Miss Poem Bayilik Veriyor

Miss Poem’in yatırımcılara sunduğu bayilik fırsatları arasında detaylı eğitim, kiralama yönlendirmesi, 100 m²’den başlayan kiralama alanları, görsel destek, lokasyon seçimi, reklam ve halkla ilişkiler, insan kaynakları, bayi destek birimleri gibi pekçok avantaj yer alıyor.

Her yıl % 15 büyüyen Miss Poem yurtiçinde İstanbul, Adapazarı, Isparta, Batman, Bursa, Siirt, Afyon, Aksaray, Antalya, Malatya, Gaziantep, Giresun, Konya’da yurtdışında ise Libya, Dubai, Abu-Dabi, Lübnan, Kuveyt, Irak (Kuzey Irak – Erbil), Azerbaycan, Ukrayna, Rusya, Moskova, Almanya, Mısır, Tunus, Suudi Arabistan, Hırvatistan, Bosna, Polonya, Kosova, Yunanistan gibi birçok ülkede yer alıyor.

Miss Poem’in cazip bayilik fırsatlarından yararlanmak için www.misspoem.com internet adresi ziyaret edilebilir veya 444 1 355’den bilgi alınabilir.

En Güzel Karne Hediyeleri Hello Kitty’den

Lisanslı Hello Kitty nevresim takımları birbirinden farklı renk ve desenleri, şık tasarımlarıyla en favori karne hediyesi olacak. Minik kızlarımızın odaları ne renk olursa olsun, hepsine uygun bir Hello Kitty nevresim takımı, ayrıca mutfakta kullanacakları elektrikli ev aletleri ve porselen ürünleri Karaca Home mağazalarında mutlaka var! Yıllık cirosu 6 milyar dolar olan ve 300'ü Japonya'da olmak üzere 1.300'den fazla lisansiyesi bulunan Hello Kitty artık tüm ürünleriyle Türkiye'de ilk kez Karaca Home'da. Hello Kitty ürün gamı içersinde "kahvaltı takımları, pasta takımları, fincanlar, kupalar, elektronik mutfak robotu, mikser, blender, narenciye ve katı meyve sıkacağı, kahve makinesi, elektrikli tava, çay robotu, su ısıtıcı, fritöz, ekmek kızartma makinesi, elektrikli ızgara, mısır patlatma makinesi, elektrikli/şarjlı süpürge, ıslak/kuru temizlik robotu, ütü, kişisel bakım ve mutfak ürünleri" yer alıyor. www.karaca-home.com – www.twitter.com/KaracaHome – www.facebook.com/KaracaHomeTR

Bronzlaşayım Derken Cildiniz Yaşlanmasın

Güneşte 20 dakikadan fazla kalmayın

Bir insanın günde 15-20 dakika kadar güneş ışığı görmesi D vitamini sentezi için yeterlidir ve tüm vücut ile cilt sağlığı için önemlidir. Ancak güneşte fazla kalmak, ciltte geri dönüşümsüz hasarlara neden olabilir. Güneş ışınları 11.00-16.00 saatleri arasında yeryüzüne dik açı ile inmektedir. Bu nedenle güneşin zararlı etkileri bu saatler içinde daha fazla ortaya çıkmaktadır.

Tatiliniz Acil Servis’te son bulabilir

Bronzlaşmak sağlıklı bir cildin göstergesi değildir. Tam tersi cildin kendini güneş ışınlarından korumak amacıyla gösterdiği bir savunma mekanizmasıdır. Güneş ışınları özellikle beyaz tenli kişilerde birinci ve ikinci derece yanıklara, çil, lekelenme gibi pigmentasyon sorunlarına, DNA hasarı oluşturarak erken cilt yaşlanmasına, kanser öncüsü deri hastalıklarına hatta deri kanserlerine ve hassas cilt yapısına sahip kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açabilmektedir. Bu nedenle yeteri kadar güneş ışığı ile temas edip bilinçli bir şekilde güneşten korunulması gerekmektedir.

Kola, kakao ve havuç yağı cildi lekelendirebilir

Ayrıca bronzlaşmayı kolaylaştırmaya yönelik kola ve kakao yağı, havuç yağı, zeytinyağı gibi çeşitli ürünler kullanıldığında bu zararlı etkiler çok daha çabuk ve şiddetli olarak ortaya çıkacaktır. Bu maddelerin kendisi ciltte irritasyon veya alerjik reaksiyonlara yol açabileceği gibi güneş ışınları ile birleşince de ciltte leke oluşumuna neden olabilmektedir

Şemsiye altında olmak da sizi korumaz

Yazın gölgede veya şemsiye altında oturmak güneşten korunmak için tek başına yeterli değildir. Çünkü denizden ve kumdan yansıyan güneş ışınları, tüm cilde zarar verecek kadar tehlikelidir. Bu nedenle dermatoloji uzmanına danışılarak, cilt tipine uygun şekilde güneş koruyucular kullanılmalıdır. Güneş koruyucunun etkisini gösterebilmesi için güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmelidir ve 3-4 saatte bir tekrarlanmalıdır. Terleme, yıkanma, yüzme sonrasında daha sık olmak üzere 2-3 saatte bir yenilenebilir.

Geniş kenarlıklı şapka ve açık renkli giysiler tercih edin

UVA ışınları pencereden de geçebildiği için özellikle lekelenme problemi olan hastaların ev içinde de koruyucularını kullanmaları faydalı olacaktır. Mekanik olarak korunmak için de güneş gözlüğü, geniş şapkalar, sık dokunmuş açık renkli kumaşlar tercih edilebilir.

Açık tenliler dikkat

Genel olarak 30 SPF (güneşten koruma faktörü) esmer tenli kişiler için yeterlidir ancak açık tenli olan kişilerde, güneşe bağlı olarak çeşitli alerjik deri problemleri ya da leke problemi olanlarda daha yüksek koruma kapasiteli (50 veya 50+) ürünler kullanmak gerekebilir.

“Geri Dönüşmez Filmler”de Ödüller Sahiplerini Buldu

Ödül törenine Ataşehir Belediye Başkan Yardımcıları Sadık Kayhan, Hüseyin Hışman ve Zülfiye Çam, ile Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal, belediye birim müdürleri, yarışmacılar ve çevreciler katıldı.

Törende konuşan Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman, “Toplumların gelişmişliği ekonomi ve parayla değil; sanatla, edebiyatla, sinemayla ölçülür. Bu yarışmaya katılarak sinema diliyle çevreye katkı sağlayan yarışmacıları kutluyor ve onlara teşekkür ediyorum” dedi.

Yarışmada amatör kategoride birinci olan filme 2 bin, ikinci filme bin 500, üçüncü filme bin ve Jüri Özel Ödülü kazanan filme 500 TL; profesyonel kategoride birinci olan filme 5 bin, ikinci filme 3 bin, üçüncü filme 2 bin ve Jüri Özel Ödülü kazanan filme bin TL para ödülü verildi.

Yarışmada dereceye giren filmler şöyle: Amatör kategoride ödüllü filmler: 1-Termik İstemeyük (Caner Özdemir), 2-Mod (Deniz Tarsus), 3- Son Anahtarı (Veysel Cihan Hizar), Jüri Özel Ödülü: Flash Back (Murat Kiziroğlu); Profesyonel kategoride ödüllü filmler: 1-Son Kuşlar (Ahmet Ferah), 2-Kız Çocuğu (Hakan Berber), 3-Gölün Kıyısında (Mehmet Emre Gül); Jüri Özel Ödülü; Eski Dünyalara Dair (Bilal Çakay).

Yarışmanın jürisinde Dr. Füsün Ertuğ (Etnobotanik Araştırmacısı, Arkeolog ) Hilmi Etikan (Belgesel Film Yönetmeni), Ayten Kartal (Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü), Doğa Kılcıoğlu (Yönetmen-Yapımcı ) ve Ümit Ünal’ın (Yönetmen) yer aldı.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Anne Adayları İyot Eksiliğine Dikkat

İyot maddesi deniz ürünlerinde, yosunda, süt ürünleri, tahıllar, yumurta, ekmek ve iyotlu tuzda yeterince bulunuyor. Genellikle sahil bölgelerindeki topraklarda daha fazla bulunurken dağlarda ve çöllerde az bulunuyor. Vücutta mide ve ince bağırsaktan emilen iyotun tiroit bezi tarafından kullanıldığını, vücuda girdikten sonra tiroit  bezine gönderilerek üretime geçildiğini belirten Dr. Yaser Süleymanoğlu, şu bilgileri veriyor: “Troid bezi boyunun ön kısmında fiyonk şeklinde bulunan bir organdır, buradan T3 ve T4 adı verilen hormonlar üretilir. Bu hormonlar dokuların ısı dengesi, metabolizma hızı, üreme dengesi, büyüme, kan yapımı ve proteinin üretimini teşvik ediyor. Aynı zamanda organların gelişimini sağlamak için önemli bir oynuyor. Beyin, kas, kalp, böbrek, seks organlarının ve hipofiz bezi fonksiyonlarını sağlıyor. Sağlıklı bir insanın vücudunda yaklaşık 15-20 mg iyot bulunuyor. Bu miktarın yüzde 70-80’i tiroit bezinde birikiyor. Emilen iyot fazlası kolayca böbrek tarafından atılıyor. Böylece vücut ihtiyacı kadar birikmiş oluyor.” 

FAZLA İYOT DA ZEHİRLİYOR

İyot eksikliği bulunan yerlerde yaşayanların iyot alımının giderek azalması nedeniyle vücudun bu maddeden yoksun kaldığını ifade eden Dr. Yaser Süleymanoğlu, “Hayatın başlangıcı için büyük önem taşıyan bu maddenin cenin gelişiminde; guatr hastalığı (büyümüş tiroid bezi), cücelik, spastik durum, hipotiroidi ve zeka gerililiğinde etkisi var. Aynı zamanda iyot alımı fazla olursa toksik bir durumu da gelişebiliyor. Çoğu zaman tiroit bezi bu durumu kontrol edebilirken, zaman zaman hiperaktif hale geçerek zehirleyici guatr hastalığına neden olabilir. Aynı zamanda yüksek doz iyot alımı tiroit kanserinin riskini de artırıyor” diyor. İyot miktarının vücutta kolayca ölçülebileceğini belirten Dr. Yaser Süleymanoğlu, laboratuvarda iyot düzeyinin kan veya 24 saatlik idrarda ölçülmesinin mümkün olduğunu, ayrıca tiroid hormonları veya fonksiyon testlerinin analiziyle de iyot dengesi hakkında fikir edinilebileceğini söyledi.

DÜNYADA 200 MİLYON KİŞİDE VAR

Dünyada 200 milyon kişinin guatr hastası olduğunu, bunların çoğunun da Güney Amerika, Asya ve Orta Afrika’da yaşadığını belirten Dr. Yaser Süleymanoğlu, şunları söylüyor: “Gebelikte iyot eksikliği çok önemli bir sorundur. İyot eksikliği olması halinde, erken doğum ve anne karnında gelişen ölüm vakalarına rastlamak mümkün oluyor. İyot eksikliği olan bölgelerde mutlaka iyotlu tuz kullanmak hastalığın önlemesinde önemli bir rol oynuyor”.

İyot eksikliğinin zararlarının 3 ayrı dönemde görülebildiğine değinen Dr. Yaser Süleymanoğlu, bu dönemleri ve zararlı etkileri şöyle sıraladı:

 
Anne Karnında ve Bebeklikte: Düşük, ölü doğum, bebek ölümü, sağırlık, dilsizlik, cücelik, zeka geriliği ve doğum anomalileri (doğuştan olma bozukluklar). 
 
Çocukluk ve Gençlikte: Guatr, kısa boyluluk, zihnin yetersiz çalışması, öğrenme yetersizliği, algılama ve öğrenmede yetersizlik. 
Yetişkinlerde: Guatr, verim düşüklüğü, tiroid kanser riskinde artış. 

Denizde 1 Saatten Fazla Kalmayın

Tatilde doğru kıyafet seçimi çok önemli
 
Öncelikle gidilecek yerin koşulları önemlidir. Yurt içi seyahat düşünülüyorsa; kıyafetler, gidilecek yere göre ayarlanmalıdır. Yazlık kıyafetlerin yanı sıra; akşamları serin olabileceği düşünülerek uzun kollu kıyafetler ya da şal götürülebilir. Kronik hastalıkları olanların ilaçlarını yanlarından ayırmamaları ve kalacakları gün sayısı kadar yedeklemeleri çok önemlidir. Otelde konaklanacaksa, gidilecek yerin mutfağında mutlaka diyet yemekler bulunmasına özen gösterilmelidir. Tatil döneminde tercih edilmesi gereken giysiler; güneş ışınlarını kendine çekmeyen, açık renkli, pamuklu, teri çekebilen kumaşlardan üretilmiş olmalıdır. Bu tür giysiler, serinletici ve güneş ışığına direkt maruz kalınmasını önleyici özelliktedir.

Islak şapka ve kıyafet serinletir ama hasta eder

 
Saat 10.00- 16.00 arası güneşe çıkılması sakıncalıdır. Bu saatler arasında dışarıda bulunulması gerekiyorsa, şapka ve beyaz uzun kollu kıyafetler tercih edilmelidir. Bu, güneşi yansıtarak ten ile temasını engeller. Serinlemek açısından bazen şapkalar ıslatılarak kullanılabilir. Ancak bu uygulamayı sürekli tekrarlamak doğru değildir. Islak bir şapka ya da kıyafet ile deniz kenarında ya da yüksek bir yerde rüzgara maruz kalmak, “fibromiyalji” denilen kas ve iskelete sistemi hastalıklarına neden olabilir. Güneş ışığını ve sıcaklığını kendine çekmesi için açık renkli şemsiyeler kullanılmalı, hava sirkülasyonunu sağlayan hasır şemsiyeler tercih edilmelidir. 

Uzun süre suda kalmak cilt tabakasını zedeleyebilir

Cilt, bağışıklık sistemin önemli bir parçasıdır. Sürekli suda kalındığında örtü tabakasında zedelenmeler olabilir. Uzun süre suda kalınması ciltte kurumaya neden olacağı için enfeksiyonlara da açık hale gelecektir. Bunun için;  denizde ya da havuzda 1 saatten fazla kalmak önerilmemektedir. Güneş ışınlarından korunmanın en önemli yolu ise, yüksek koruyucu faktörlü kremler kullanmaktır. Güneşlenmek için kola gibi maddelerin kullanımı oldukça zararlıdır. Ağızdan deri mantarlarının tedavisi için ilaç kullananların, güneşe çıkmamasında yarar vardır. Çünkü bazı mantar ilaçları, ciltte renk değişikliklerine sebep olabilir.

Sıvı tüketiminizi iyi ayarlayın

 
Bol su ve sulu gıdaların tüketilmesi gerekmektedir. Sindirimi kolay hafif besinler tercih edilmeli, günde en az 2-2.5 lt su tüketilmeli, gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır. Susamadan su içilmelidir, susamak vücudun su ihtiyacını belirten güvenilir bir işaret değildir. Kalp hastalığı veya hipertansiyonu olanlar dışında gıdalarla tuz alımı artırılmalıdır. Tuz kısıtlaması yapmak zorunda olanlar ise sıvı ve tuz kaybı konusunda dikkatli olmalıdırlar.
 
Çok soğuk su ile duş almayın 
 
Sıcak yaz günlerinde serinlemek için yapılabilecek en doğru şey, duş almaktır. Duş, serinlemeyi sağlayarak sıcak yaz günlerinde terleme ile ilgili sıkıntıları da azaltmaktadır. Serinlemek için yapılan duş, şok etkisi yaratacak kadar soğuk olan suyla yapılmamalıdır. Özellikle kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlığı olanlar, buna dikkat etmelidir. Çok sıcak ve çok soğuk olmayan ılık bir duş, kişiyi rahatlatır. Düzenli duş ile gözeneklerin açılması, düzenli terleme ile birlikte vücut ısının düşmesine ve ışırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmaya yardımcı olur.

Klima altında uyumayın

 
Aşırı sıcaklarda serinlemek için tüketilen soğuk su, sanıldığı gibi zararlı değildir. Yalnızca, kronik farenjit gibi sağlık sorunu olanların şikayetlerini tetikler. Yazın klima kullanımı da kontrollü olmalıdır. Klimaların yol açtığı bakteriler, lejyoner hastalığı ve zatürrenin oluşunda etken olabilir. Klimanın açık bırakılarak direkt klima etkisine maruz kalarak uyumak, uyku kalitesini bozar, vücut kasılma ya da tutulmaları ortaya çıkabilir.

Havuzdaki Hepatit A tehlikesine dikkat

 
Tatilde deniz yerine havuzu tercih edenlerin bazı önemli noktalara dikkat edilmesi gerekir. Öncelikle havuzun denetimine mutlaka dikkat edilmelidir. Havuza girerken kulak tıkacı ve yüzücü gözlüğü takılmalıdır. Havuzlardan Hepatit A bulaşabilir. Bunun için özellikle çocuklara tatile gitmeden önce Hepatit A aşısı yaptırılabilir. Havuz başlarında mantar gibi enfeksiyonlar karşı terliksiz asla dolaşılmamalıdır. Havuzdan çıkınca klorlu suyun cildi kurutmasını önlemek ve bakteriyolojik kirlilik de ciltten atmak için mutlaka duş alınmalıdır. Islak mayo ile kalmak da vajinal mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabileceği için havuza girdikten sonra mayonun değiştirilmesi gerekir. 

Kalbindeki Aşırı Elektrik Yükü “Ablasyon” Yöntemi ile Yok Edildi

“Ankara’ya gitmek yerine Antalya’da tedavi oldum”

Terlemeyle birlikte gelen nabız artışı nedeniyle sürekli hastanelerin acil servislerine başvurmak zorunda kalan Hüseyin Aydın, hastalık sürecini şöyle anlattı: “Kardiyoloji uzmanlarına muayene oldum. Ama sorunumun kalbimde doğuştan gelen yapısal bir sorundan kaynaklanan kalp ritim bozukluğu (aritmik taşikardi) olduğunu öğrenmem zaman aldı. Bu dönemde ilaç tedavisi gördüm. Ancak sorunun asıl tedavisinin ablasyon adı verilen bir yöntemle kalpte bulunan bu bozukluğun düzeltilmesi olduğunu öğrendim. Ancak bunun için Ankara’ya gitmem gerektiği söylendi. Çünkü ablasyon her kardiyolog tarafından yapılamıyordu. Oysa Memorial Antalya Hastanesi’ne başvurarak, Dr. Hakan Hasdemir’in uzmanlık alanının ablasyon olduğunu öğrendiğimde, burada tedavi olmaya karar verdim. Tedavi sonrası yaşadığım sorunlar da bitti. Kendimi çok iyi hissediyorum.” 

Kalpte kısa devreye neden oluyor

Hüseyin Aydın’ın ritim bozukluğu sorununu ablasyon ile tedavi eden Uz. Dr. Hasdemir,  “Wolf Parkinson White” olarak adlandırılan Kalp Riitm Bozukluğu (Aritmik Taşikardi) hastalığının kalbin erken uyarılmasından kaynaklanmaktadır. Kalpte bulunan elektriğin normal gitmesi gereken yoldan değil, kalbin sağ tarafından ya da solundan daha erken geçmesi, erken uyarılmasına yol açmakta ve kalbin bir anlamda kısa devre yapmasına yol açıyor. Kalpte dolaşan aşırı bir elektrik yükü oluşuyor. Bu nedenle nabız 230’lara çıkıyor” dedi.

Ablasyon yöntemiyle kalp çarpıntısına son

Aritmik taşikardi sorununu oluşturan anormal kalp dokusunun, ablasyon yöntemiyle tahrip edilerek ortadan kaldırılabildiğini ifade eden Uz. Dr. Hasdemir, bu tedavi yöntemi hakkında şu bilgileri verdi: “Ablasyon kateter denilen uzun ince aletler yardımıyla yapılır. Kateter ile kasık yoluyla kalp içine ilerlenir. Kateterin kalbin neresinde olduğu röntgen ışınları yardımıyla (floroskopi) izlenebilir. Kateterin ucu kayıt cihazına bağlanarak kalp içi EKG kayıtları alınır ve araştırma ile çarpıntı yapan odak bulunur. Daha sonra yine kateter yardımıyla radyo frekans enerjisi verilerek bu doku 70°C’ye kadar ısıtılarak tahrip edilir ve böylece rahatsızlığa neden olan sorumlu odak ortadan kaldırılır.”

İşlemden bin gün sonra normal yaşama geri dönüş

Ablasyon yöntemi ile ritm bozuklarının çoğunda %95 düzeyinde başarı sağlandığını ekleyen Uz. Dr. Hasdemir, “Bu yöntem hastanın hastanede sadece 1 gece yatışını gerektirir. Hasta sonrasında normal yaşantısına geri dönebilir. Ablasyon sayesinde çarpıntı tamamen ortadan kaldırılmakta ve hastalar ömür boyu ilaç kullanmaktan kurtulmaktadır.” dedi.

Kadınların Kalbi 50’lerde Tekliyor

International Hospital Kardiyoloji Uzmanı Dr. Umut Karabulut, “Kalp hastalıkları dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir numaralı ölüm nedeni. Ancak en önemli sorun kadınların ‘nasılsa menopoza girdik artık hastalanmamız normaldir’ diye düşünüp kalplerine yeterince özen göstermemesinden kaynaklanıyor” diyor.
Menopozdan sonra kadınlarda depresif duygular hakim oluyor. Hormonal düzenin baştan aşağı değişmesiyle de menopozun ilk beş yılında kadınların toplam kilosunda 5-10 kiloluk bir artış meydana geldiğine işaret eden Dr. Umut Karabulut, şu bilgileri veriyor:
 
“Menopoz öncesi dönemde kadınlarda kalp damar hastalığı daha az çünkü koruyucu mekanizmalar var. Bunların başında da östrojen hormonu geliyor. Östrojenin işlevi tam olarak açıklanamasa da kalbi koruyucu etkisi bulunuyor. Vücuttaki kolesterol metabolizmasına olumlu etki ediyor. İyi kolesterolü (HDL) yükseltiyor, kötü kolesterolü (LDL) düşürüyor. Nitrik oksit diye bir madde var, bu damar genişletici özelliğe sahip olmasının yanı sıra, antioksidan özelliğini de taşıyor. Östrojen bu maddenin salınımını artırıyor. Menopoz sonrasında kadınlarda kilo artışı belirgin hale geliyor. Bu da tansiyon, şeker, kolesterolü olumsuz etkiliyor. Tüm bunlar da kalp damar hastalıkları açısından risk oluşturuyor.”

SADECE FAZLA KİLOYA DEĞİL, KALBE ODAKLANMAK LAZIM

Kalp damar hastalığı riskinin menopozda çok hızlı arttığını, kalp hastalıkları oranının erkeklerle eşitlendiğini belirten Dr. Umut Karabulut, “Kadınlarda menopoz sonrası dönemde kalpten ölüm oranı erkekten yüksek. Menopoz sonrası dönemde kadınlarda kalp hastalıkları daha kötü seyrediyor. Süreç hızlı ilerliyor, hasta vücudundaki  metabolik değişiklikleri iyi yönetemiyor, hastalığın tanısının konulması, tedavisi gecikiyor. Hasta hekime geç gidiyor” diyor.

KADINLAR KALPLERİ İÇİN NE YAPMALI?

Bu dönemde kadınların daha çok kilo vermeye odaklandıklarını anlatan Dr. Umut Karabulut, menopoz döneminde kadınların kalp sağlığı konusunda neler yapılması gerektiğini söyle anlattı:

•Bu dönemde kadınlar çok fazla kiloya odaklanıyor. Oysa kardiyolog kontrolünden de geçilmeli, menopoz sonrası dönemde kardiyolojik rutin kontrollerin yapılması lazım, herhangi bir şikayeti beklemek doğru değil.

•Kalp damar hastalığı öyküsü olanların meme veya kanser taraması gibi kalp damar hastalıkları için de tarama yaptırması lazım.

•Hormon replasman tedavileriyle ilgili (menopoz nedeniyle salgılanmayan hormonların dışarıdan ilaç olarak verilmesi) şunu söylemek mümkün: Dışarıdan hormon vermek, östrojenin koruyucu etkisini sağlamıyor. Biz de meme kanserini tetiklediği yönünde spekülasyonlar olduğundan dolayı, kalbi korumak için östrojen desteği önermiyoruz.

•Cerrahi menopoz denilen bir şey var, erken yaşlarda rahim, yumurtalık alınması sözkonusu olabiliyor. Erken yaşta menopoza girenlerde kalp damar hastalığı riski artıyor. Hormon desteği bu hastalara gerekebiliyor ancak bunlar özel durumlardır. Ailesinde kalp hastalığı olanlar ve sigara kullananların bir sorun olmasa da tarama yaptırmaları gerekiyor.

•Tanı yöntemlerinde kullandığımız testler kadınlarda bazen yanlış sonuçlar verebiliyor. Efor testi, miyokard perfüzyon sintigrafisi gibi testler var, bunları sık sık anjiyo öncesinde kullanıyoruz. Bazen bu testlerin sonuçları normal çıktığı halde sonrasında ciddi kalp damar hastalığı çıkabiliyor.

•Kadınların bu dönemde hızlı bir şekilde kilo vermeleri doğru değil. Doktor ve diyetisyen kontrolünde düzenli ve planlı bir şekilde kilo kaybedilmesi  daha sağlıklıdır. Eğer hızlı bir şekilde kilo verilirse, kısa süre sonra verilen kilolar geri alınıyor. Sadece diyet, sadece spor da yeterli olmuyor. Spor ve diyeti birlikte uygulamak gerekiyor.

Chevrolet Trax Euro NCAP Güvenlik Testinden Beş Yıldız Aldı

Chevrolet ve Cadillac Avrupa Başkanı ve Genel Müdürü Susan Docherty, “Trax cesur ve kuvvetli dış tasarımının yanı sıra yüksek düzeydeki güvenlik özellikleri ile de dikkat çekiyor. Diğer tüm özelliklere ek olarak güvenlik, SUV araçların başlıca satın alınma nedenleri arasında yer alıyor. Beş yıldız aldığımız NCAP test sonucundan gerçekten büyük gurur duyuyoruz” diye konuştu.

Chevrolet Trax, 2013 yılı itibariyle zorlaştırılan derecelendirme kriterlerine göre yetişkin yolcu güvenliği kategorisinde aldığı yüzde 94’lük değerlendirme ile sınıfının en güvenli araçlarından birisi. Trax ayrıca, yolcuların vücutlarının her noktası için çok daha iyi bir koruma sunarak, yan darbe testinde de en yüksek puanı almaya hak kazandı. Ön çarpma testlerinde de yüksek skorlar alan Chevrolet Trax arkadan çarpmaların olduğu durumlarda ayarlanabilir koltuk ve baş korumaları sayesinde kafa ve omurganın şiddetle sarsılması sonucu meydana gelebilen travmalara karşı da mükemmel bir koruma sağlıyor.

Pasif güvenlik kategorisinde Elektronik Stabilite Kontrolü ve hız sınırlama desteği gibi Trax’ın standart güvenlik özellikleri Euro NCAP testinden yüksek puanlar elde etmesini sağlarken, yan darbe testlerinde ve yaya koruma donanımlarında da yüksek sonuçlar elde etti. Chevrolet Trax yaya güvenliği kategorisinde ise tamponunun her bölgesinde yayalar açısından iyi bir koruma sağlama özelliği sayesinde güvenliğin yayalar içinde önemini kanıtlamış oldu.

Chevrolet Trax sürücülere tam kapsamlı bir SUV’nin birçok özelliğini, küçük otomobillerin sürüş dinamikleri ve yakıt ekonomisi ile birleştirerek sunuyor. Chevrolet Trax, esnek, modern yolcu kabini ve akıllı 4X4’den yeni nesil interaktif bilgi ve eğlence sistemi Chevrolet MyLink’e kadar azami düzeyde çok yönlülük sunuyor.

Chevrolet Hakkında

Chevrolet 140'dan fazla ülkede yıllık yaklaşık beş milyon araç satışıyla General Motors’un en büyük küresel markasıdır. Satışları bakımından küresel çapta en büyük dördüncü otomobil markası olan Chevrolet aynı zamanda dünyadaki en hızlı büyüyen markalardan biridir. Chevrolet otomobilleri cesur tasarımı, performansı, yenilikçiliği ve kullanışlılığı bir araya getirir. Chevrolet müşterisinin parasının karşılığını fazlasıyla veren bir değer sunar. 1911 yılında İsviçre göçmeni Louis Chevrolet tarafından ABD’de kurulan Chevrolet markası yüzüncü yıldönümünü 2011 yılında kutladı. Marka, 2005 yılında Avrupa’da yeniden satışa sunuldu. Chevrolet, Batı ve Orta Avrupa’da toplam 2.500 satış ve servis noktasıyla hizmet veriyor. Chevrolet Avrupa ürün yelpazesi Spark şehir otomobili, sedan ve hatchback modelleriyle küçük Aveo, sedan, hatchback ve station wagon seçenekleriyle kompakt Cruze, aile vanı Orlando, Captiva SUV, orta büyüklükteki sedan Malibu, efsanevi Camaro ve Corvette spor otomobilleri ve uzun menzilli Volt elektrikli otomobilden oluşuyor. Chevrolet 2013 yılında yepyeni küçük SUV Trax’i ve yepyeni Corvette Stingray’i satışa sunuyor.Chevrolet hakkında daha fazla bilgiye http://www.chevroleteurope.com , media.chevroleteurope.com web adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Ramada Plaza Tekstilkent, Türkiye’de Bir İlke İmza Attı

Uygulama ile birlikte Ramada Plaza Tekstilkent Otel’de, özellikle satış ekibinin kullandığı kağıt çantalar, yiyecek-içecek hizmetlerinde sıkça kullanılan, özellikle misafirlere doğrudan ulaşan amerikan servisler taş tozundan üretilen ‘taştan kağıt’ ile sunulmaya başlandı. Bu proje ile ağaç kesimi konusunda bilinçlenmeye yönelik örnek bir uygulamanın hayata geçirilmesi amaçlandı.

Ramada Plaza Teksilkent Genel Müdürü Hüseyin Dikmen, “Ramada Plaza Tekstilkent olarak, üretim ve tüketim yoğunluğunun en fazla olduğu hizmet sektöründe ülkemizdeki diğer meslektaşlarımıza örnek olmak ve çevre bilinci ile bu konudaki farkındalığı artırmak adına taştan kağıt uygulamasını hayata geçirdik. Ramada Plaza Tekstilkent’de hizmetin her alanındaki basılı materyallerden, misafirlerimize doğrudan ulaşan yiyecek-içecek hizmetlerinde kullanılan malzemelere kadar kağıttan oluşan tüm materyallerde ‘taştan kağıt’ kullanıma alındı. Uygulamayı satış ekibinin sıkça kullandığı kağıt çantalar ile başlatarak, sonrasında yiyecek-içecek kısmındaki hemen hemen tüm malzemeleri taştan kağıt ile kullanmaya başladık. Bu uygulama ile birlikte sürdürülebilir çevre için sektörümüzde bir ilki başlatmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Ramada Plaza Tekstilent Oteli’nde uygulamaya geçirilen ‘taştan kağıt’, taş tozu ana maddesi ile oluşturuluyor. Taştan kağıt ayrıca, dayanıklı yapısı ile kullanım kolaylığı sağlamasının yanında doğada hızla çözülen geri dönüştürülebilir bir malzeme. Ramada Plaza Tekstilkent, taştan kağıt ile başladığı çevreci uygulamalarını hizmetlerinin her alanına taşımayı hedefliyor.

Ramada Plaza Tekstilkent Hakkında

Ramada Plaza Tekstilkent, 15 Mart 2013 tarihinde misafirlerine kapılarını açtı. Konfor ve çeşitliliğin ön planda tutularak iş toplantıları için ideal bir merkez olarak tasarlanan Ramada Plaza Tekstilkent, Atatürk Havalimanı’na yakınlığı ve kusursuz teknik donanıma sahip farklı toplantı salonu seçenekleri ile misafirlerine yüksek kalitede bir hizmet sunuyor. Ramada Plaza Tekstilkent, iş odaklı konfor yaklaşımı ile beş yıldızlı bir iş oteli olmanın yanında yüksek kalitesi ile Show Kitchen konseptli restoranı, lobi bar, pastane, spa, hamam, spor salonu, açık ve kapalı havuz seçenekleriyle de misafirlerine geniş bir yelpazede hizmet veriyor.   

Lösemili Çocuklarda Kök Hücre Nakli Tedavi Başarısını Yüzde 90’a Çıkarıyor

0-15 yaş arasında görülen kanserleri ‘çocukluk çağı kanseri’ olarak tanımlayan uzmanlar, Türkiye’de her yıl 2 bin 500 ile 3 bin çocuğa, çocukluk çağı kanseri tanısı konduğunu belirtiyorlar. Çocukluk çağı döneminde görülen kanser türleriyle ilgili bilgi veren Acıbadem Adana Hastanesi Pediatrik Hemotoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Antmen, bu dönemde görülen kanser türleri arasında ilk sırayı, löseminin aldığını söylüyor.

Prof. Dr. Bülent Antmen, ailelerin bu hastalığa karşı duyarlı ve dikkatli olmasının önemini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:  “Özellikle çocukta hızla ilerleyen solukluk, karaciğer ve dalak büyümesi olması durumunda hemen hekime başvurulması gerekmektedir. Bu hastalıklar bazen çok sinsi seyredebilir ve aileler tarafından fark edilemeyebilir”

Erken Tanı Ve Erken Tedaviye Başlamak Çok Önemli

Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen löseminin çok çeşitli tipleri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Antmen, “Lösemi tiplerinin genel olarak ortak özelliği çok sinsi olması. Başlangıçta sadece cilt renginde solukluk, tekrarlayan enfeksiyonlar şeklinde bulgular ortaya çıkıyor. Ayrıca halsizlik, yorgunluk, sık enfeksiyonlara yakalanma, basit bir demir eksikliği anemisi gibi de bulgular verebiliyor. Bu sinsi bulgular bazen tam olarak değerlendirilemiyor. Daha sonra hastalık ilerledikçe karaciğer ve dalak büyüyor, çocuğun rengi soluyor, ardından doktora başvuruluyor, kemik iliği ve kan örneklerinde incelemeler yapılarak teşhis ediliyor. Ancak vurgulamak isterim ki her hastalıkta olduğu gibi kanserin tüm türlerinde erken teşhis çok önemli” diye konuştu.

Çocukluk çağında görülen tüm kanser türlerinin dörtte birini oluşturan löseminin ALL ve AML olarak iki türü bulunuyor. ALL’nin görülme sıklığı, özellikle 2-7 yaş arasında artıyor. AML ise tüm lösemilerin yüzde 15’ini oluşturuyor. Az görülmesine karşın tedavisi daha zor gerçekleşiyor.

Belirtiler; halsizlikten kemik ağrısına…

Halsizlik, nedeni bilinmeyen ateş, kilo kaybı ile karın ve kemik ağrısı gibi şikayetler, löseminin belirtileri sayılıyor. Hastalığın en kötü yanı, sinsi başlaması. Şikayetler ortaya çıktığında herhangi bir kan testi ve hemogram yaptırılmazsa, basit bir enfeksiyon olarak görülürse, tedaviye geç kalınıyor. Bu gibi durumlarda periferik yayma yapılarak kanın mikroskop altında incelenmesi gerekiyor. Demir eksikliği anemisi olduğu zannedilirken lösemi hastası çıkan çocukların sayısı, her geçen gün artıyor.

Her çocuğa farklı tedavi uygulanıyor

Her çocuk hastanın tedavi şekli, farklı. Çünkü tedavi protokolü, tamamen hastalığın seyrine ve kişinin tedaviye verdiği cevaba göre şekilleniyor. ALL, sadece kemoterapi ile yüzde 90 oranında tedavi edilebilen bir hastalıkken, AML’de bu oran yüzde 50’lere düşüyor. Ancak kök hücre nakli devreye girdiği zaman başarı oranı yüzde 90’a çıkıyor. Tedavi süresi kız çocuklarda iki yıl sürerken, erkek çocuklarda üç yılı buluyor. Görülme sıklığı ve tekrar oranı erkeklerde daha yüksek olduğu için, onlara uygulanan tedavi biraz daha güçlü uygulanıyor.

AİLELER NELER YAPMALI?

• Çocuklar teknoloji ile mümkün olduğunca geç tanışmalı. Küçük yaşlarda bilgisayar, cep telefonu ve mikrodalga fırınlar gibi fiziksel dalga yaratabilecek teknolojik ürünlerden mümkün olduğunca uzak tutulmalı.

• Yüksek gerilim hattı geçen yerlerde uzun süreli yaşanmamalı.

• Doğal ortamda yetişmeyen her şey kanseri tetikleyebiliyor. Bu tetiklemenin kimde, ne zaman, niye ortaya çıktığı henüz bilinmiyor.

• Bebekler mutlaka anne sütü ile beslenmeli. Anne sütü, çocukları ileriki yaşlarında da kanserden koruyor. 18 ay boyunca anne sütü alan bir bebeğin orta yaşlarda karaciğer kanserine yakalanma riski 10 kat azalıyor.

Katar’lı Mannai Grup Türkiye’ye Chevrolet ile Girdi

Chevrolet Global’in Acıbadem’deki yeni showroom ve servis tesisi açılışında, Chevrolet Türkiye Genel Müdürü Tolga Atmaca, GM Ortadoğu Operasyonları Başkanı ve Genel Müdürü John Stadwick, Mannai Corporation QSC Murahhas Azası Khalid Mannai, Mannai Corporation QSC Grubu CEO'su Alekh Grewal ve Mannai Otomotiv Grubu Genel Müdürü Mohamed Helmy hazır bulundular.

Açılışta bir konuşma yapan Mannai Otomotiv Grubu Genel Müdürü Mohamed Helmy; GM’in satış ve satış sonrasında müşteri memnuniyetini en üst düzeyde sağlayanlara verdiği Uluslararası Operasyonlar Bayi Ödülü’nü bu yıl da aldıklarına değinerek; “Deneyimimizi ve GM ile olan güçlü birlikteliğimizi İstanbul’daki Chevrolet müşterileri ile paylaşacağımız için çok heyecanlıyız. Ana merkezimizin olduğu Katar’da sürekli bir şekilde büyürken, genişleme fikri gündeme geldiğinde Türkiye’nin mükemmel fırsatlar sunduğunu gördük. Türkiye’deki yatırımımız GTC Global, Chevrolet'nin mükemmel araçlarını Türkiye'deki tüm müşterilerine grubumuzun uzmanlığı ile yerel ihtiyaç ve gereksinimlerini bir anlayış altında birleştirerek hizmet sunacaktır. Bunu başarmak için, Türkiye'deki operasyonumuzu Erhan Çağlı’ya emanet ettik. Onun uzmanlık ve özverisi ile müşterilerimize değer sağlayacak ve kabul görecek yüksek standartları benimseyeceğiz” şeklinde konuştu.

Chevrolet Türkiye Genel Müdürü Tolga Atmaca Chevrolet Türkiye’nin 2011 yılını dikkate değer bir büyüme ile kapattığını belirterek “Chevrolet’in Avrupa organizasyonunda en hızlı büyüyen pazar olduk. 2012 yılında Türkiye’deki konumumuzu güçlendirme yönünde çalışmalarımızı devam ettirdik. Chevrolet Global’in ailemize katılmasından dolayı büyük memnuniyet duyuyor ve 61 farklı noktada müşterilerimize en iyi hizmeti vermeye devam edeceğiz” dedi.

Chevrolet Hakkında

Chevrolet 130'dan fazla ülkede yaklaşık 4 milyon yıllık araç satışıyla General Motors’un en büyük küresel markasıdır. Satışları bakımından küresel çapta en büyük dördüncü otomobil markası olup aynı zamanda dünyadaki en hızlı büyüyen markalardan biridir. Chevrolet otomobilleri tutkuyu, cesur tasarımı ve kullanışlılığı birleştirir. Harcanan paranın karşılığını büyük ölçüde verir. Chevrolet markası 2005 yılında Avrupa’da yeniden piyasaya sürülmesinin ardından 2008 yılında satışlarını 500.000’in üzerine çıkararak iki kattan fazla arttırdı. Chevrolet 2010 yılında 477.194 adet otomobil satışıyla Avrupa’daki pazar payını yüzde 2,5'e yükseltti. Chevrolet Avrupa’da 2.700'den fazla bayi ve servis noktasından oluşan bir ağa sahiptir. Chevrolet ürün yelpazesi Spark şehir otomobilini, küçük Aveo’yu, kompakt dört kapılı Cruze’yi, Captiva SUV’u ve efsanevi Corvette spor otomobillerini kapsar. Chevrolet 2011 yılında piyasaya yedi yeni otomobil sürüyor: tamamen yeni Orlando aile vanı, yeni Captiva SUV, Corvette Grand Sport Coupé, tamamen yeni beş kapılı ve dört kapılı Aveo, beş kapılı Cruze, Camaro coupé ve kabriole ve ödüllü uzun menzilli Volt elektrikli otomobil. Chevrolet’nin Avrupa’daki en büyük pazarları Rusya, İtalya, Almanya, İspanya, Fransa ve Türkiye’dir. 1911 yılında İsviçre göçmeni Louis Chevrolet tarafından ABD’de kurulan Chevrolet markası 2011 yılında yüzüncü yıldönümünü kutluyor. Chevrolet hakkında daha fazla bilgiye http://www.chevroleteurope.com , http://www.chevrolet.com.tr veya www.gmmediaturkey.com web adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Bebeklerde Bağırsak Düğümlenmesine Dikkat

1 yaşın altında sık görülüyor
 
Halk arasında “bağırsak düğümlenmesi” olarak da bilinen “invajinasyon”, bir bağırsak bölümünün diğerinin içine doğru girmesi sonucu oluşan bir bağırsak tıkanıklığı tablosudur. Yenidoğan döneminde nadirdir, çocuklarda en sık 6-10 ay arası gözlenir ve olguların %70’inde bir yaş altında tanı konmaktadır. Ancak her yaşta görülebilir. Karın ağrısı nedeniyle ameliyat edilen 1 yaş altındaki çocukların en önemli ameliyat nedeni bu hastalıktır. İnvajinasyon aynı zamanda çocuklarda 6 ay-18 ay arası görülen en sık alt makattan olan kanama nedenlerinden de biridir.

Bu belirtilere dikkat

•Kolik ağrı: İnvajinasyonlu hastalardaki en önemli belirti karın ağrısıdır. Ağrının tipik özelliği kolik (kramp) tarzında olmasıdır. Kolik tarz ağrı genellikle 2-3 dakika kadar sürer. Bu dönemde bebek huzursuzdur, ağlar, ayaklarını karnına çeker ve spazm sonrası rahatlar. Bu ağrılar 20-30 dakikalık aralıklarla tekrarlar.

•Kusma:  İnvajinasyonlu olgularda başta bir refleks olarak kusma gözlenebilir; ancak mide boşaldıktan sonra genellikle tekrarlamaz. Tanıda gecikilen olgularda tıkanıklığa bağlı safralı kusma geç dönemlerde ortaya çıkar.

•Kanlı gaita: Bu hastalarda en sık gözlenen belirtilerden biri de, genellikle çilek jölesi kıvamında tarif edilen makattan kanamadır. Hastalarda invajinasyonun ilk aşamalarında normal dışkı da olabilir.

Vakit kaybetmeden doktora başvurun

Karın muayenesinde bir kitlenin ele gelmesi ile tanı konabilir. Tanıda yardımcı olan, uygulaması en kolay yöntem ultrasonografidir. Ultrasonografik incelemede iç içe girmiş bağırsaklar görülebilmektedir.
Modern tedavi yöntemleri ile şikayetler ortadan kaldırılıyor
Eskiden tek tedavi yöntemi açık cerrahi olan invajinasyonda günümüzde farklı tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Özellikle erken tanı durumunda ve altta yatan başka hastalık olmadığında havayla redüksiyon yöntemi başarılı sonuçlar vermektedir. Bu yöntemde, ameliyathanede hafif bir anestezi ile skopi altında makattan özel bir sistem ile hava verilerek iç içe geçmiş bağırsaklar çözülür. Tecrübeli ellerde başarı oranı %90-%95’leri bulmaktadır. Bu yöntem ile sonuç alınamayan vakalarda cerrahi girişim uygulanır. Tanı ve tedavi için geç kalınmış hastalarda, bağırsak kanlanması bozulabildiği için bağırsağın o bölümü çıkarılabilir.

Havayla redüksiyon yönteminin avantajları:

•Çocuk açık ameliyat olmayıp, genel anestezi almamış olur.

•Karın boşluğu açılmadığı için ileride bağırsak yapışıklığı görülme riski azalır.

•Hastanede kalış süresi daha kısadır.

Başarı oranı çok yüksek

Günümüzde; gerek komplikasyon sıklığının azlığı, gerekse hasta konforu açısından tüm dünyada artarak uygulamaya giren pnömotik redüksiyon yöntemi sayesinde hastaların %90’dan fazlasında işlem başarı ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu işlemin yapılabilmesi için en önemli kriter ise erken tanıdır.

Gülaylar’a İnsana Saygı Ödülü

Hızla büyüyen grup yapısı içerisinde insan ve insan kaynaklarına da giderek daha çok ihtiyaç duyan Gülaylar’ın, bu anlamda Türkiye genelinde sağlamış olduğu istihdamları ve iş imkanları hızla artmaktadır. Türkiye’nin iş ve insan kaynakları sitesi kariyer.net ,  10.000 kişinin üzerinde başvuru alan, en hızlı ve en yüksek oranda geri bildirim yapan firmalar arasında yer aldığından dolayı, 2013 yılı “İnsana Saygı Ödülleri” kapsamında onurlandırılmıştır. Gülayların ödülünü Gülaylar Group İnsan Kaynakları Müdürü İlknur Ünlü almıştır. Sürekli daha iyisini yapma prensibi ve ortak başarı felsefesi ile hareket eden Gülaylar emin adımlarla ilerleyerek hem tüketicisine hem de çalışanlarına bir adım daha yaklaşıyor.

Tasarımı Yenilenen Captiva Türkiye’de

Anahtarsız kapı açma/kilitleme ve motor çalıştırma sistemi, yeni döşeme stilleri, yenilenmiş gösterge paneli, lastik hava kontrol ve çift yönlü elektronik iklim kontrollü klima sistemi de yeni Captiva’da standart özellikler arasında yer alıyor.

Chevrolet Captiva’ya sürücü ve yolcularını ferah ve geniş iç tasarımıyla karşılıyor. 7 koltuk özelliği iç mekanın çok kullanışlı bir şekilde kullanılabilmesine büyük imkan yaratırken iç mekan hacmi 1577 lt'ye kadar ulaşarak oldukça geniş bir kullanıma olanak sağlıyor.

Atletik ve canlı tasarımlı, sportif ve duyarlı sürüş özelliklerine sahip olan Yeni Captiva 2.0 lt 163 beygir Turbo Dizel motor, 6 ileri otomatik vites ve ekonomik yakıt tüketim sürüşü sağlayan sürüş modu ile güçlü ve ekonomik sürüş imkanı sunuyor.

EuroNCap’den 5 yıldızlı Yeni Captiva’nın şasisi aracın dinamiğini artırmak, virajlarda daha etkin dönüşler yapabilmek, daha kusursuz bir sürüş deneyimi yaşatmak için yeniden tasarlandı. Tüm modellerde standart olarak yer alan Elektronik Stabilite Kontrol Programı (ESC), Çekiş Kontrolü Sistemi (TCS) ve Fren Destek Sistemi (BAS) yüksek düzeyde emniyet sağlıyor.

Elektronik olarak kontrol edilen hıza duyarlı direksiyon daha etkili yönlendirme sağlıyor ve sürücünün direksiyonu çevirirken çok fazla efor sarf etmesini gerektirmiyor. Chevrolet Captiva’larda ilk kez kullanılan Yokuşta Kalkış Desteği (HSA) özelliği de fren pedalından ayak çekildikten sonra %3 eğimli bayırlarda ya da daha dik yollarda 1.5 saniye boyunca aracı sabit tutuyor. Bu şekilde de yokuşlarda kayma önleniyor ve çok daha güvenli sürüş mümkün oluyor. Tüm bu mükemmel özellikleri ile Yeni Chevrolet Captiva, özel lansman fiyatıyla bayiliklerde otomobilseverlerin beğenisine sunuluyor.

Çocuklarda Orta Kulak İltihabı İşitme Kaybına Neden Olabilir

Çocuklarda sık görülüyor

Orta kulak iltihabı, çocuklarda üst solunum yolları şikayetlerinden sonra en sık görülen enfeksiyonlardır. Sıklıkla 3 şekilde görülmektedir. Birincisi oldukça şiddetli seyreden ve çocuklarda en sık görülen tip olan “akut orta kulak iltihabı”dır. Diğeri “seröz otit” adı verilen, halk arasında “kulak nezlesi” olarak bilinen, daha çok işitme kaybı ile kendini gösteren durumdur. Üçüncü form ise çocuklarda nadir görülen kulak zarı deliğiyle seyreden, uzun süren kronik orta kulak iltihabıdır.

Orta kulak iltihabı nasıl oluşur?

Orta kulak, kulak zarının gerisinde içi hava dolu boşluğa verilen isimdir. Orta kulakta ses iletimini sağlayan kemikçikler bulunur. “Östaki borusu” denilen bir kanalla, orta kulak geniz ile bağlantılıdır. Bu kanal, orta kulağın basınç dengesini sağlamaktadır. Orta kulak iltihabının gelişiminde önemli rolü vardır. Orta kulağa hava girişini sağlayan östaki borusu çocuklarda daha kısa ve yatay konumdadır. Bu yüzden çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında mikroplar genizden kulağa daha kolay bir şekilde ulaşıp enfeksiyona yol açabilmektedirler.

Çocuklarda orta kulak enfeksiyonunu tetikleyen faktörler

•Anne sütünün erken kesilmesi veya erken yaşta ek gıdalara başlanması

•Biberonla beslenme

•Yatay pozisyonda beslenme

•Erken yaşta kreşe başlanılması

•Evde sigara içilmesi

•Büyük geniz eti olması

•Alerjik bünye

Bu belirtileri önemseyin

Orta kulak iltihabında en sık görülen belirti ağrıdır. Ağrı orta kulaktaki iltihabi sıvının birikmesine bağlı kulak zarının gerilmesi ile ortaya çıkar. İltihabi sıvı çok arttığında bazen kulak zarı delinerek kulakta akıntıya yol açmaktadır. Akıntıyla beraber ağrı azalır. Akıntı genellikle sarı-yeşil renkte bazen kanlı olmaktadır. Akıntıya bağlı kulakta kötü koku hissedilebilir. Orta kulak iltihapları iki taraflı olduğunda, büyük çocuklarda fark edildikten sonra tedaviyle düzelebilen geçici işitme kayıplarına yol açabilmektedir. Bunun dışında her ateşe neden olabilir. Bebeklerde ise huzursuzluk, emmeme, kulağını tutma görülebilmektedir.

Tekrarlayan orta kulak iltihaplarına dikkat

Uzun süren enfeksiyonlarda “timpanometri” denilen orta kulak basınç testi ve “odyometri” adlı işitme testi kullanılabilmektedir. Eğer bir çocuk sık orta kulak iltihabı geçiriyorsa öncelikle enfeksiyonun ortaya çıkışını kolaylaştıran risk faktörleri uzaklaştırılmalıdır. Yani biberon ve emzik kullanımına son verilmeli, beslenme dik pozisyonda yapılmalı, pasif sigara içimi ortadan kaldırılmalı, varsa alerjik problemler ve büyük geniz eti tedavi edilmelidir. Enfeksiyonun tedavisinde genellikle doktorun tercih edeceği antibiyotiklerin kullanılması gerekmektedir. Antibiyotikler dışında orta kulakta ve östaki borusundaki ödemi azaltıcı ilaçlar kullanılır. Ağrılar için ağrı kesici şuruplar verilir. Kulak zarı delinmişse yani kulak akıntısı ortaya çıkmışsa, antibiyotikli kulak damlaları tedaviye eklenir. Kulakta iltihabi akıntı görüldüğünde kulağa su kaçırmamak gerekmektedir. Akut iltihaplarda kulak zarı delinmiş olsa bile tedavide ameliyatlara gerek olmaz. Zar delikleri büyük çoğunlukla ilaç tedavisiyle kapanır. Kulak nezlesinde ise antibiyotik ve diğer ilaç tedavilerine rağmen kulakta sıvı birikimi düzeltilemezse ameliyat gündeme gelebilir. Bu durumda kulak tüpü takılması ve geniz eti ameliyatları yapılır.

İleri Teknoloji Ödülü Arvento’nun

Türkiye’deki 32 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nden 146 firmanın katılımıyla gerçekleştirilen zirvede, ödüle layık görülen Arvento’nun ödülünü, Genel Müdür Özer Hıncal,  Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün elinden aldı. Arvento, bu başarısı ile Cyberpark’tan ödüle layık görülen tek firma olmayı başardı.

Arvento Mobile Systems Genel Müdürü Özer Hıncal, kamu ve özel sektörde toplamda 250 bine fazla araç ve 17 binden fazla müşteriye hizmet verdiklerini ifade etti. Kuruldukları günden bu yana sürekli büyüme kaydettiklerini belirten Özer Hıncal, “Yüzde 100 yerli sermayeli bir kuruluşuz. 22 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bu yıl sonuna kadar ihracat yaptığımız ülke sayımızı 40’a çıkaracağız. Hedefimiz, sektörümüzde dünyada ilk 3 marka arasında olmak” dedi.  
 
Geçen yıl, ulusal ve uluslararası platformlardan 7 farklı ödülle dönen Arvento, bu ödülle birlikte 2013 yılının ilk ulusal başarısına da imzasını atmış oldu.