Porland’dan Anlamlı ve Özel Bir Koleksiyon

Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatından, şanlı tarih sayfalarında yerini alan en önemli kesitlerin, hassasiyetle resmedildiği bu eşsiz koleksiyon evlerin, iş yerlerinin en güzel köşelerini süsleyecek.

 

Yaklaşan Babalar Günü için unutulmaz bir hediye olabilecek koleksiyon, istenilen parçalarından seçilerek ya da takım olarak alınabilir.

www.porland.com.tr
www.facebok.com/porlandkurumsal
www.twitter.com/porlandkurumsal

                                                                                                                        
PORLAND Hakkında:

1976 yılında açılan ilk züccaciye mağazası ile temelleri atılan Porland markasının, doğuşu sayılabilecek bu ilk adımdan sonra, 1984 yılında özellikle gastronomi tüketicilerine yönelik masa üstü malzemeler pazarlama faaliyeti yürütülür. 1980'lerin sonuna doğru üretime yöneliş başlar 1992 yılında, % 100 yerli sermaye ile kurulan Porland; porselen üretiminin yanısıra portföyündeki üç markası (Festino, Fiamma, Porland Style), yılda yaklaşık 70 milyon adet üretim kapasitesi, 1.500 çalışanı, 18 mağazası ve pek çok satış noktası ile sektörde önemli bir yere sahiptir. Porland, başarısını uluslararası platformlara da taşıyarak dört ana bölgede 30'den fazla ülkeye üretiminin % 65'ni ihraç etmektedir. 20 yılı aşkın Ar-Ge deneyimine ve güncel teknoloji ile donatılmış Ar-Ge laboratuvarlarına sahip olan Porland, bu yöndeki çalışmalarını strateji ve büyüme hedeflerine paralel olarak şekillendirerek, bu çerçevede hedef pazarlara optimize edilmiş ürünleri, yaratıcı tasarımları, çevreci yaklaşımlarla sunmaktadır. Porland, Türk Standartları Enstitüsünün 10850 kalite belgesine ilk sahip olan yerli porselen üreticisidir.
 

Acıbadem Üniversitesi Geleneksel Bahar Şenliği ile Yazı Karşılıyor

ŞENLİK BİLGİLERİ

Tarih: 31 Mayıs 2013 Cuma

Saat: 12.00- 21.30 

Yer: Dere Tesisleri, Cumhuriyet Köyü- Polonezköy

En Büyük Zararı Anne Karnındaki Bebeğe

Sigarayı bir kez deneyen 4 kişiden 3 kişinin bağımlı olduğunu, günümüzde küresel bir salgın haline geldiğini belirten Dr. Derya Yenibertiz, “Sigaraya hiç başlamamak en iyisi. Hayatının geç döneminde bile olsa sigarayı bırakmak, sigara içenlerdeki erken ölüm riskini azaltıyor, kişinin sağlığını iyileştiriyor. Ancak bırakmakta geç kalmamak lazım, ne kadar erken bırakılırsa kalp krizi riski başta olmak üzere hayatı tehdit eden riskleri büyük oranda azalıyor” diye konuşuyor.
Sigara bağımlılığının oluşum mekanizması, sigarayı bırakmanın yararları hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Dr. Derya Yenibertiz, şu bilgileri veriyor.

Vücutta sigara bağımlılık düzeyini ölçmek mümkün müdür? Bunun bir testi var mıdır?

Sigara bağımlılığı birçok kullanıcının, yokluğuyla uzun bir dönem mücadele etmesi gereken kronik ve nüksedici bir durumdur. Sigaranın bırakılmasıyla sigara bağımlısı bir kişinin sağlayacağı yarar çok önemlidir. Başarılı girişimler için kullanımın sürmesine neden olan ve kesilmesini engelleyen bazı faktörlerle (kişisel nedenler, ailevi sorunlar, sosyo- ekonomik problemler) mücadele edilmesi şarttır. Sigara ne kadar erken bırakılırsa yararı da o kadar artıyor.
Sigara içmek veya dumanını solumak zamanla bağımlılık oluşturuyor. Tütünde esas bağımlılık yapan madde nikotindir. Sigara sadece fiziksel değil, ruhsal etkisi ve sosyal yönüyle de bağımlılık yaratıyor. Kişi sigara içmeyince yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor. Bu etkiler nedeniyle sigara içimi bağımlılık düzeyinde devam ediyor. Sigara bağımlılık düzeyini ölçmek için çesitli testler geliştirilmiştir. En sık kullanılanı “Fagerström” testidir.

Sigaranın en büyük zararı hangi organlara oluyor?

*Her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde bulunuyor. Bunlardan en az 81 tanesinin doğrudan kansere neden olduğu ispatlandı.
* Sigara akciğer kanseri başta olmak üzere, ağız, dil, yutak, gırtlak, tükürük bezi, diş eti, yemek borusu, mide, karaciğer, pankreas, bağırsak, anüs, böbrek, mesane, penis, rahim ağzı ve kan kanserleri gelişme riskini artırıyor. Sigara içenlerin kanserden ölüm oranları içmeyenlerinkine göre 15-25 kat fazladır.

Sigara içenler neden bırakmakta zorlanıyor?

•Sigara içmek beyinde uyarıcı ve mutluluk verici dopamin denilen maddenin salınımına neden oluyor.

•Bu madde kanda azaldığı zaman kişide huzursuzluk, sinirlilik, uykuda bozukluk, konsantrasyon güçlüğü iştahta artış, depresyon, halsizlik gibi yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor. Bu da kişinin sigara bağımlısı olmasına yol açıyor.

•Birçok içicinin acıkmışçasına daha çok içmesi için, nikotin beyinde bir çeşit dürtü yaratan değişikliklere neden oluyor.

•Eğer kişi bir süre sigara içmezse bu dürtü artıyor. Bu da daha çok sigara içme isteği yaratıyor. Bu nedenle sigara içen kişilerin beyinleri değişime uğrar ve içmediklerinde bir nevi nahoş ruh hali ve bir takım fiziksel semptomlar ortaya çıkabilir. 

•Sigara içmeye devam etmenin en önemli nedeni yoksunluk belirtileridir. Sosyal etkiler nikotin kullanımını belirleyebilir. Bu etkinin yönü sigara içmek ya da içmemek doğrultusunda olabilir.

•Sigarayı bırakmaya doğru değişen davranış modelleri, düşünme öncesi dönem, düşünme dönemi, hazırlık dönemi ve harekete geçme döneminden oluşuyor.

•Sigara içenlerin yüzde 67’si sigarayı bırakmak istiyor. Ancak sadece yüzde 3'ü bu süreci başarıyla tamamlayabiliyor.

•Yapılan çalışmalarda günde 10 adetten daha az sigara içenlerin sigarayı bırakmaya yönelik olarak daha az istek duydukları tespit edilmiş. Bu istek azlığının temelinde ise, ‘Bana bir şey olmaz ya da ben ne zaman istersem bırakabilirim’ düşüncesinin etkili olduğu saptanmış.

Sigara bağımlılığı güçlü bir bağımlılık mıdır?

Sigarayı bırakmak isteyen bireylerde bırakmayı düşünme, hazırlanma, deneme ve yeniden başlama süreçleri bazen bir kısır döngüye girebiliyor. Bu noktada kişinin bırakma isteğinin en yüksek seviyede olması bu kısır döngüyü tek başına kırabildiği gibi, bazen yeterli olmayabiliyor, hatta tıbbi yardım gerekebiliyor. Nikotin bağımlılığı küçümsenmemesi gereken bir bağımlılıktır. Alkolden 15 kat, kokainden 5 kat daha fazla bağımlılık yapan bir maddedir. Ancak buradan sigara yerine bu maddeleri deneyin anlamını çıkarmamak gerekiyor. Çünkü uyuşturucu bağımlılığı da alkol bağımlılığı da kullananların ölümüne yol açan maddelerdir.

Sigara bırakmanın kişiye sağlayacağı faydalar neler?
 
•24 saatte: Akciğer mukus ve diğer sigara artıklarını temizlemeye başlar.

•48 saatte: Karbonmonoksit vücuttan atılır. Koku ve tat alma duyusu belirgin şekilde düzelir.

•72 saatte: Nefes almak kolaylaşır. Bronşlar gevşer ve enerjileri artar.

•2-12 haftada: Dolaşım düzelir.

•3 – 9 ayda: Akciğer fonksiyonları yüzde 10 oranında artar. Öksürük, hırıltı ve nefes problemleri düzelir.

•1 yılda: Kalp krizi riski yüzde 50 azalır.

•10 yılda: Akciğer kanseri riski yüzde 50 oranında düşer.

•15 yılda: Kalp krizi riski hiç sigara içmemiş birinin risk düzeyine iner.

Avenue Bodrum AVM Yılda 3 Milyon Ziyaretçi ve 50 Milyon Euro Ciro Hedefliyor

Bodrum, artık 4 mevsim yaşanacak…

Avenue Bodrum Avm Genel Müdürü Dilek Kurt ise“Bodrum artık 4 mevsim yaşanacak” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti; “Cadde ve Bodrum evleri konseptine sahip Avenue Bodrum AVM içinde yer alan tüm mağazalar “Exclusive Consept”  anlayışı ile konumlandırıldı. AVM’nin hem fiziksel yapısı hem de etkinlik ve aktivitelerimiz ile sadece yaz aylarında değil yılın on iki ayı boyunca alışveriş, eğlence, aktivite, kültür-sanat, yeme içme kompleksleri ile ziyaretçilerimize farklılığımızı hissettireceğimize inanıyoruz.”
Gündüz ve gece yaşamına keyif katacak etkinlik-aktiviteleri ile birçok farklı hizmetin yer aldığı Avenue Bodrum AVM, alışveriş yapmayı seven ve modayı takip eden, marka algısı yüksek, zengin damak tadına sahip yeni lezzetler denemekten çekinmeyen, kültürel ve sanatsal etkinlikler ile sürekli kendisini geliştiren, sosyal sorumluluk bilinci yüksek ve Bodrum’a aşık ziyaretçilerini bekliyor.

 
Avenue Bodrum AVM

Merkez Mah. Atatürk Bulvarı No: 25-29, 48400 Konacık-Bodrum / 0 (252) 444 3 719

Hatalı Ara Öğünler Şişmanlatabilir

Çünkü yanlış ara öğünler kilo verdirmek yerine tıpkı ana öğünlerde olduğu gibi aksine daha çok şişmanlatıyor. Örneğin karbonhidratlı yapılan ara öğünler fazla insülin salgılanmasına, bunun sonucunda hemen acıkmaya, dolayısıyla ana öğünlere fazlaca yüklenmeye neden oluyor. Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek böylece kilo kaybı sağlamak yerine kilo sabitlenmesi veya artışı oluştuğuna dikkat çekerek. “Hem sağlıklı beslenmek, hem ideal kiloya ulaşmak, yani zayıflamak için kişinin yaşam şekli ile sağlık durumuna göre gerekli sayıda ve doğru ara öğün besinleriyle beslenmesi çok önemli.” diyor.

Ara öğünün 4 amacı var

Beslenme ve diyet uzmanı Oya Yüksek ara öğünün 4 amacı olduğunu belirterek bunları şöyle sıralıyor:

1-Kişinin alması gereken kalori hesabını tamamlamak

2-Kan şekeri ve insülin dengesini sağlamak

3-Psikolojik olarak oluşan atıştırma hissini doğru seçimlerle baskılamak

4-Ana öğünlere yüklenmeyi önlemek

Genellikle 2 ara öğün yeterli geliyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, günde kaç öğün yenilmesi gerektiğinin tamamen bireyin kendisine özel olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Kişinin gerçekte hangi saatte acıktığını belirlemesi veya bunun beslenme uzmanı tarafından iyi bir değerlendirmeyle tespit edilmesi gerekiyor.  Çünkü her bünye kendine özeldir. Genel olarak sağlık problemi bulunmayan kişilerin günde 2 kez ara öğün tüketmeleri yeterli geliyor. Ancak diyabet, hipoglisemi (düşük kan şekeri), hamilelik ve hamilelik diyabeti ile enerji (kalori) ihtiyacının çok olduğu durumlarda 3 ara öğün almak gerekiyor.”

Kim, hangi ara öğünü atlamamalı?

•Kahvaltıyı geç yapacaklar için: Gece ara öğünü önemli

•Öğlen yemeğini geç yiyecekler için: Kuşluk önemli

•Akşam yemeğini geç yiyecekler için: ikindi önemli

Gece ara öğünü önemli, çünkü…

Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, hipoglisemi, bir başka deyişle kan şekeri düşüklüğü sorunu yaşayan kişilerde gece ara öğününün çok önemli olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri veriyor: “Hipoglisemi hastalarının bazen uyku sırasında veya sabah uyandıklarında kan şekerleri çok düşük çıkabiliyor. Bunun sonucunda baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk, iç ezilmesi veya saldırır tarzda yemek yeme gibi sorunlar oluşabiliyor. Çünkü gece uzun bir süreç ve bu yüzden gece ara öğün alınması çok önemli. Ancak doğru ara öğünler seçmek şartıyla. Ara öğünün gece yatmadan yarım saat veya 45 dakika önce alınması yeterli geliyor.

Sağlıklı ara öğünler nasıl olmalı?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek kan şekerimizi yavaş yükselten ve belli bir dengede sabit kalmasını sağlayan besinlere “düşük glisemik indeksli” besinler denildiğini belirterek şu noktaya dikkat çekiyor: “Ancak unutmamak gerekir ki böyle belirlenen her besin herkese iyi gelecek diye bir kural yok. Doğruya deneme yanılma yoluyla ulaşmak en mantıklı olanı.” diyor.

Doğru ara öğün seçimleri

•Yoğurt-süt-ayran

•Peynir+ ekmek

•Meyve+yoğurt

•Kuru meyve +yoğurt

•Diyet bisküvi+süt-ayran

•Latte veya sütlü filtre kahve

•Protein barı ( haftada 2 defa gibi)

•10 adeti geçmeyecek şekilde tuzsuz (kavrulmamış) badem

Yanlış ara öğün seçimleri

•Gofret tarzı şekerli atıştırmalar

•Tek başına meyve, kuru meyve

•Pasta-börek tarzı atıştırmalar

•Gazlı içecekler

•Hazır meyve suları

•Reçel-bal
 

Sınıflandırma    Gİ düzeyi        Örnekler
Düşük Gİ    40-55 veya daha az    Karışık tahıl ekmeği, tam buğday ekmeği, bulgur pilavı, süt-yoğurt, kuru elma, kuru erik, kuru kayısı, portakal, şeftali, armut, erik, çilek, kuru baklagiller(nohut,mercimek,kuru fasulye), kuru yemişler, kivi.
Orta Gİ        56 – 69    Arpa ekmeği, yulaf ekmeği, esmer pirinç, çavdar ekmeği, fırın patates, közlenmiş patates, havuç.
Yüksek Gİ    70 veya daha yüksek    Patates püresi, haşlama patates, beyaz ekmek, pirinç, beyaz şeker, işlenmiş meyve suları, gazlı içecekler, karpuz,kavun,üzüm,muz(olgun),ananas, kuru üzüm, şerbetli tatlılar, mısır gevrekleri

Çevreci Kedi Çevki’den, 4. Çevre Şöleni’ne “Merhaba”

Çevre Şöleni’nin etkinlik takvimi:

28 Mayıs 2013 – Atölye çalışması (Bez Torba ve Uçurtma Boyamaca) – Nazım Hikmet Parkı, saat:10:00

31 Mayıs 2013 – Ödül Töreni (Maket yarışması ve En Çevreci Okul) – Zübeyde Hanım Öğretmenevi saat: 10:00

02 Haziran 2013 – Bisiklet Turu Etkinliği – TEB Ataşehir İlkokulu başlangıç ve bitiş noktası, saat 10:00

02 Haziran 2013 – Geri Dönüşüm Malzemelerinden Kıyafet Defilesi- Küçükbakkalköy Mahallesi Fevzi Paşa Cad, saat: 17:00-19:00

05 Haziran 2013- Kısa Film Yarışması Ödül Töreni- Novada AVM, saat 19:00

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Meme Ağrısı Olanlarda Kanser Çıkma Oranı Yüzde 5

Kadınlara meme sağlığı konusunda bilgiler veren Dr. Nazım Güreş, bu konuda merak edilen soruları şöyle yanıtlıyor:

Her meme ağrısına kanser habercisi olarak mı yaklaşılır? Meme ağrılarının başka nedenleri var mıdır?

Meme ağrısıyla başvuran hastaların yüzde 5’inden azında kanser saptandığını biliyoruz. Muayenesi ve radyogramları normal olan hastada meme ağrısının gizli bir kanseri gösterme olasılığı çok düşüktür. Bu nedenle meme ağrısı öncelikle memenin kistik değişiklileri, fibroadenom gibi, iyi huylu oluşumları akla getiriyor. 

Meme kanserinin belirtileri nelerdir, memedeki başka sorunlarla karışan belirtileri de var mıdır?

Memedeki iyi huylu kitleler, meme iltihapları, meme cildini tutan dermatolojik hastalıklar meme kanseri ile karışabiliyor. Bunun dışında meme kanserinin belirtilerini şöyle sıralamamız mümkündür:

•Memede veya koltuk altında ele gelen kitle (sertlik, şişlik).

•Meme başında akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli).

•Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu.

•Meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma).

•Meme cildinde yara veya kızarıklık.

•Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması  (portakal kabuğu görünümü).

•Memede büyüme, şekil bozukluğu, asimetri ya da renk değişiklikleri (kızarıklık vs).

Meme kanseri teşhisi konulduktan sonra hangi hastalara ameliyat önerilir?

Öncelikle meme koruyucu cerrahiye uygunluğu araştırılıyor. Meme koruyucu cerrahiye uygun olmayan durumlarda memenin tamamen çıkarılması (mastektomi) ameliyatı yapılıyor. 

Kimlere meme koruyucu cerrahi uygulanır, kimlere uygulanmaz?

Meme koruyucu cerrahinin amacı mastektomiye eşdeğer bir hayatta kalma süresi sağlayabilmektir. Kozmetik olarak iyi sonuç elde edebilmek ve tedavi edilen memede nüks oranını azaltmaktır. Tek kesiyle çıkarılamayacak olan ve çok merkezli tümörü bulunan hastalar, mamografide küçük kireçlenme odakları olanlar, daha önce aynı bölgeye radyoterapi uygulanmış hastalar, hamileliğin ilk altı ayı içinde olanlar, inflamatuar meme kanseri (bir tür meme kanseri tipi ) olan veya yaygın cilt ve cilt lenfatiği olan hastalar dışında kalanlara meme koruyucu cerrahi uygulanabilir. Tümör boyutu veya yaş tek başına bu ameliyatın yapılması için engel değildir.

Meme koruyucu cerrahide neler yapılıyor?

Meme tümöral doku ve bu dokunun etrafındaki bir miktar sağlam doku ile beraber çıkarılıyor. Koltukaltı lenf bezleri için sentinel (bekçi) lenf nodu biyopsisi standart bir uygulamadır. Bu uygulamada meme tümörünün ilk olarak yayılım gösterdiği lenf nodu bulunuyor. Eğer tümör saptanmaz ise koltuk altındaki diğer lenf nodlarının çıkarılması gerekmiyor. Ameliyat sonrası dönemde radyoterapi veriliyor.
Memesinin tamamı alınan kadınlara mutlaka protez takılmalı mıdır? Memenin yokluğu vücudun fiziksel dengesini de bozar mı? Özellikle de büyük memeye sahip kadınlarda bu sorun olabiliyor. Büyük memesi olanlara protez daha mı öncelikli olmalıdır?
Memenin yeniden yapılması için kişinin kendi dokusundan veya protezlerden yararlanabiliyoruz. Çok büyük memesi olan kişilerde vücut dengesi etkilenebiliyor. Bu nedenle kişinin sağlam memesine küçültme yapılıyor. Kanser nedeniyle çıkarılan meme yerine protez veya otolog  (kendi dokusu) kullanılarak meme yapılabiliyor. 

Kişiye kendi dokusundan mı meme yapılması daha doğrudur? Protez takılması mı?

Her iki tekniğin de birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Protez ile yeniden yapılandırma hızlı ve diğerine göre daha basit bir tekniktir. Ancak kişinin kendi dokusundan yapılan meme, kozmetik olarak daha iyi sonuç veriyor. Her iki teknik de memenin alınması ameliyatı ile beraber veya daha geç dönemde uygulanabiliyor. Erken evre ve radyoterapi gerektirmeyen tümörlerde erken rekonstrüksiyon psikososyal olarak  ve tek seansın yeterliliği açısından daha avantajlı oluyor.

Bu protezlerin varlığı emzirmeye, yeniden oluşan bir kitlenin teşhisine engel olur mu?

Meme koruyucu tedavi sonrası çıkarılan dokunun yeri vücut tarafından doldurulduğundan memenin yeniden yapılması işlemleri memenin tamamen çıkarılmasını takiben uygulanıyor. Kişi diğer memesi ile tedavisi bittikten sonra emzirebiliyor. Yeniden yapılandırılan memelerin altında özellikle göğüs duvarında kanserin nüksetmesi olasılığına karşın dikkatli olunması gerekiyor. MR bu konuda bize yardımcı oluyor.

Meme kanseri ameliyatlarında uygulanan yeni teknikler var mıdır?

Yukarıda bahsedilen teknikler meme kanserindeki güncel cerrahi tedavilerdir. Amaç kişiye minimal olarak hasar vermek, doğal görüntüsüyle mümkün olduğunca az oynamak veya çıkarılanı doğala yakın bir şekilde yerine koymaktır. Bu yönde de oldukça mesafe alındığını düşünüyorum. 
 

Çocuğunuzu Yaz Hastalıklarından Koruyun

Yaz aylarında en fazla ishal, güneş çarpması, deri hastalıkları ve sıvı kayıplarına bağlı hastalıklar çocukların sağlığını tehdit etmektedir. Ayrıca çocukların park ve bahçe gibi açık alanlarda daha çok zaman geçirmesi; böcek sokmalarını, oynarken düşme, çarpma gibi kazaları ve burun kanamalarını beraberinde getirmektedir. Havuz ve deniz mevsiminin açılması ile göz ve kulak enfeksiyonlarında da artış yaşanmaktadır.

Güneşi özledik ama dikkat

Güneş çarpması ve yanıkları, güneşten kaynaklanan başlıca hastalıklardır. Aşırı sıcaklar vücutta sıvı ve elektrolitlerin kaybına yol açar. Güneş çarpması ise bunun sonucunda bayılma ile ortaya çıkar. Güneş çarpmasından çocukları korumak için birkaç basit önlem alınmalıdır. Bunların başında; bütün çocukların özellikle 6 aydan küçük bebeklerin saat 10.00- 16.00 arasında güneşe çıkartılmamaları, güneşte kalma süresinin 10 dakika ile başlayıp yavaş yavaş artırılması ve mutlaka yüksek koruyuculuğu olan güneş kremlerinin kullanılması gerekmektedir.

Çocuğunuz eve halsiz geldiyse…

Ateş yükselmesi, halsizlik, baygınlık ve kusma güneş çarpmasının en önemli belirtileridir. Sıvı ve elektrolit kaybı sonucu meydana gelen güneş çarpması için öncelikle yapılması gerekenler, çocuğun ateşinin düşürülmesi ve kaybedilen sıvı ve elektrotların yerine konulmasıdır. Çocuğun ateşini düşürmek için ilk müdahale ılık su ile yapılmalıdır. Ilık suya sokulan çocuk ateşi düşürüldükten sonra mutlaka bir sağlık kurumuna götürülmelidir. Birinci derece güneş yanıklarında ise kızarıklık ve deride gerginlik hissi oluşur. Çocuklarda görülen bu tür yanmalarda ilk yapılması gereken çocuğu yine ılık suya sokulmak ve nemlendirici kremlerle derideki gerginlik hissini azaltmaktır. Hastanın ağrısı varsa doktoruna sormadan ağrı kesici kullanılmamalıdır. Çocuklar yaz aylarında bol sıvı gıdalar tüketmelidir. Yaz ayları meyve açısından zengindir. Özellikle karpuz, kavun gibi sulu meyveler tercih edilmelidir. Yemekler hafif  yenmeli, çok ağır yemeklerden kaçınılmalıdır.

Güneş kremi seçimi çok önemli 

Güneşin zararlı etkilerini azaltmanın en etkili yollarında biri de güneş koruyucu kremi kullanmaktır. Çocuklarda kullanılan kremlerin faktörünün 30’dan yüksek olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca kimyasal koruma içeren güneş kremleri yerine mekanik koruyucu içerenler tercih edilmelidir. Bunların dışında geniş kenarlıklı şapkalar ve ince kumaştan (penye veya tülbent) hazırlanmış bol bir giysi çocukların güneşten korunmalarına yardımcı olacaktır. Çocukken güneşe fazla maruz kalan ciltler hem daha erken yaşlanır, hem de cilt kanserine yakalanma riski artar.

Havuzlardaki bulaşıcı hastalık riskine dikkat

Yazın çocuklar için havuzdan çok deniz tercih edilmelidir. Sağlık ve hijyen kurallarına uyulmayan havuzlar enfeksiyon hastalıklarının oluşumuna neden olur. Ayrıca fazla klorlanmış havuzlar ise çocuklarda deri, kulak ve göz gibi organların alerjik hastalıklara neden olabilir. Bu nedenlerle özellikle 4 yaşın altındaki çocukların havuza sokulmaması önerilmektedir. Temizliği iyi yapılmamış havuzda bulunan mikroplar ciltteki küçük bir çizikten girerek iltihaplı yaraların oluşmasına neden olur. İdrar yolları ve mantar enfeksiyonlarının yazın daha çok görülmesinin nedeni yine yeteri kadar temizlenmeyen havuzlardır.  Havlu ve terlik gibi eşyaların ortak kullanımı da mantar enfeksiyonlarının hızla yayılmasına neden olmaktadır.

Ataşehir Novada AVM Büyük Abilerine Konserle Yetişmeye Çalışıyor

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi: “Muhtarların Yetkileri Artmalı”

“Muhtarlar yerel yönetimlerde yer almalı”

Toplantıda konuşan Başkan İlgezdi, “Muhtarlar yetkisiz. Yetkileri ellerinden alındı. Onlar seçimle iş başına geldi. Ama söz hakları yok. Muhtarlarımızın yerel yönetimlerde temsil hakları olmalı. Belediye başkanlarını halkın seçtiği gibi muhtarları da halk seçiyor. Yerel yönetimlerde yer almalılar ve onlara yerel yönetimlerden maaş verilmeli” diyerek, muhtarlara desteğin artması gerektiği yönünde konuştu.

Ataşehir Belediyesi’nin kendilerine her zaman yardımcı olduğunu belirten muhtarlar ve azalar, belediyenin mahallelerine sunduğu hizmetten memnun olduklarını söylediler.

Konuşmalar sonrası birlikte yemek yendi, sanatçı Bedri Ayseli de söylediği şarkı ve türkülerle geceye renk kattı.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Maket Yarışması Değerlendirmeleri Yapıldı

Değerlendirmeler neticesinde dereceye giren okullar, 31 Mayıs Cuma günü Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi’nde saat: 10.00’da düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi 4. Çevre Şöleni 27 Mayıs’ta Başlıyor

Geleneksel hale gelen Çevre Şöleni süresince çevre bilincinin geliştirilmesi için Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından çalışmalar yapılacak.

Çevre Şöleni’nin etkinlik takvimi:
27 Mayıs 2013- “Çevreci Kedi Çevki Geri Dönüşüm Yolunda” Tiyatro gösterisi -Novada AVM, saat: 10:00

28 Mayıs 2013- Atölye çalışması (Bez Torba ve Uçurtma Boyamaca) – Nazım Hikmet Parkı, saat:10:00

31 Mayıs 2013- Ödül Töreni (Maket yarışması ve En Çevreci Okul) – Zübeyde Hanım Öğretmenevi saat: 10:00

02 Haziran 2013- Bisiklet Turu Etkinliği – TEB Ataşehir İlkokulu başlangıç ve bitiş noktası, saat 10:00

02 Haziran 2013 -Geri Dönüşüm Malzemelerinden Kıyafet Defilesi Küçükbakkalköy Mahallesi Fevzi Paşa Cad, saat: 17:00-19:00

05 Haziran 2013- Kısa Film Yarışması Ödül Töreni- Novada AVM, saat 19:00

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

“Şok Hizmet” Ataşehr Fatih Sultan Mehmet Hastanesi’nde

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

İş kadınları Dar Gelirli Kadınlara Danışmanlık Yapacak

Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen Girişimci Danışmanlığı Sertifika Töreni’nde konuşan Okan Üniversitesi Muhammed Yunus Uluslararası Mikrofinans ve Sosyal Girişimcilik Merkezi Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ezgi Yıldırım Saatçi, “Bu projeyi hayata geçirirken dar gelirli ihtiyaç sahibi insanlara yardım edecek danışmanları arttırmamız gerektiğini düşünerek hareket ettik. İş hayatında önemli hizmetler vermiş kadınlarımızı bir araya getirerek onlara Girişimci Danışmanlığı eğitimi verdik. Bu eğitimlerde üniversitemizin altyapısını ve fakültelerinin imkanlarını da kullandık” diye konuştu. Projenin en önemli özelliğinin tamamen kadınların birbirine destek olması ve danışmanlık yapması olduğunu belirten Saatçi, “Bu projeyi sürekle hale getirip onbinlerce kadına ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

2023 hedefine ulaşmak için kadınlarımıza destek şart

Törende konuşan Tuzla Halk Eğitim Merkezi Müdürü Mustafa Yıldız, aile içinde kadının üretici olmasının sadece aileyi değil tüm toplumu olumlu etkilediğini söyledi. Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürü Nazmi Yekrek de, “Yuvayı dişi kuş yapar derler. Yuvayı yapan kadınlarımız o yuvaya aynı zamanda saadet de verendir. Bu proje ile kadınlarımız kendilerini yetiştirip daha özgüvenli olacaklar” diye konuştu. Topluma destek projelerinin, en az eğitim öğretim kadar önemli olduğunu belirten Okan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Enar Tunç, “Girişimcilik üniversitemiz için en önemli konulardan biri. Tüm öğrencilerimiz Girişimcilik Dersi alıyor. 2023 için devletimizin koyduğu hedefler agresif hedefler olabilir ama ben bu hedefleri destekliyorum. Bir ekonomiyi geliştirmek ve büyütmek için küçük ve orta ölçekli işletmelere ihtiyaç var. Kadınlarımızı iş gücüne ve ekonomiye katarsak hedeflerimize daha kolay ulaşabiliriz. Bu proje bir kartopu. İnşallah büyüyüp çığ haline gelecek” dedi.
 

Ürünlerini kermeste tanıttılar

Törene katılan Tuzla Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Çelikel ise, şunları söyledi: “Belediye olarak her türlü desteğe hazırız. İstihdam projelerimiz kapsamında ilçemizdeki 30 bin eve girdik. 2800-3000 civarında ailenin ekonomik açıdan büyük sıkıntıda olduğunu gördük. Onlara mesleki eğitim ve psikolojik destek vererek destek oluyoruz.”

Konuşmaların ardından projeye katılan 11 kadın, Girişimci Danışmanlığı sertifikalarını proje kapsamında eğitim veren Okan Üniversitesi akademisyenlerinin elinden aldılar. Akademisyenlere de Tuzla Halk Eğitim Merkezi’nde eğitim gören kadınların ürettikleri el yapımı hediyeler verildi. Törenin ardından Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde kurulan kermeste Tuzlalı kadınların üretmeyi planladıkları ürünlerin tanıtımı yapıldı.

Metabolizmayı Hızlandırmanın 12 Püf Noktası

Dolayısıyla bazal metabolizmanız hızlıysa şanslısınız, çünkü bu durumda vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor. Bunun aksine bazal metabolizma hızınız yavaşsa, kilo alma ihtimaliniz de o kadar yükseliyor. Ancak beslenme ve yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız değişikliklerle metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Olcay Barış metabolizmanızı hızlandırmanın püf noktalarını anlattı.

BU ÖNERİLER METABOLİZMAYI HIZLANDIRIYOR

İlerleyen yaşla birlikte metabolizmamız da yavaşlamaya başlıyor ve bunun sonucunda daha kolay kilo alır hale geliyoruz. Ayrıca yaptığımız hatalı diyetler, hareketsiz bir yaşam sürmek, kilomuz, çeşitli hastalıklar ve genlerimiz de metabolizmamızın yavaş çalışmasında rol oynayan önemli faktörleri oluşturuyor.

1-Uyanır uyanmaz kahvaltı edin

 
Akşam yemeği ile kahvaltı arasında yaklaşık 11-12 saatlik bir süre geçiyor. Kahvaltı yapılmadığında bu süre 16 -17 saate çıkıyor. Uzun süreli açlık, metabolizma hızını yavaşlatacağı için kilo alımına yol açıyor. Metabolizmanızı harekete geçirmek için sabah uyanır uyanmaz, en geç 1 saat içinde kahvaltınızı yapın. Kahvaltıda  karbonhidrat, protein, lifli gıdalar, vitamin ve mineralden zengin ve az yağlı besinleri tercih edin. Böylece günün ilerleyen saatlerinde atıştırma dürtüleri ortadan kalkar ve kan şekeriniz belli bir seviyede kalacağı için açlık krizleri çekmezsiniz.

2-Günde 6 öğün yiyin

 
3 ana 3 ara öğün olmak üzere, en az 6 öğün tüketmek metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca yemekleri yavaş yavaş yemeniz de sindirim sistemi düzeni açısından çok önemli. Az az ve sık sık yemenin en önemli etkisi ise kan şekerini belli bir seviyede tutarak, ani düşüş ve yükselişleri önlemek. 2-3 saatte bir, az da olsa bir şeyler yemeyi ihmal etmeyin ve sık beslenerek metabolizmanızı hızlandırın.

3-10-12 bardak su için

 
İnsan vücudundan normal koşullarda günlük ortalama 2,5 litre su kaybı oluyor. Su miktarında azalma ise vücutta depolanan yağ miktarının artmasına neden oluyor. Ayrıca az su tüketimi yüzünden böbrekler çalışmayınca, bu organın görevini karaciğer üstlenmek zorunda kalıyor. Bu durumda karaciğer daha az yağı enerjiye dönüştürebiliyor.

4-2-3 fincan yeşil çay yudumlayın

 
Yeşil çay metabolizma hızını artırarak, yağ yakımına yardımcı oluyor. Çayın miktarı ve demine göre farklılık göstermekle birlikte günde 2-3 fincan yeşil çay tüketebilirsiniz. Ancak unutmayın, bu miktardan fazlası çarpıntı ve uykusuzluk oluşturabiliyor.

5-Proteinsiz kalmayın

 
Vücudumuz et, balık, peynir ve yumurta gibi proteinleri sindirirken daha fazla enerji harcıyor ve metabolizmayı hızlandırıyor. Ancak hiç karbonhidrat almadan sırf protein tüketilerek yapılan diyetlerden kaçının.  Bu tür diyetlerle hızla kilo verseniz bile sonrasında verdiğiniz kiloları hızla almanızın yanı sıra damar hastalığına yakalanma riskiniz de artar.

6-Posa tüketimini arttırın

 
Lif oranı yüksek olan yiyecekler, özellikle taze sebze ve meyveler, kuru baklagiller ile tam tahıllı ürünleri de düzenli tüketmeniz şart. Çünkü lif metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca posa, besinlerin kan şekerinin yükselme hızını düşürüyor ve vücudun insüline olan ihtiyacını azaltarak diyabete karşı koruyor.

7-Bir dilim peynir veya 3 bardak süt

 
Yapılan son çalışmalarda diyette kalsiyum arttırılmasının yağ yıkımını hızlandırarak kilo vermeyi desteklediği ortaya kondu. Süt ve süt ürünleri, pekmez, fındık, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru meyveler iyi birer kalsiyum kaynağıdır. Yeterli kalsiyum almak için her gün 1 dilim kaşar peyniri veya 3 bardak süt yeterli gelecektir.

8-Yemeklerinize ve içeceklerinize tarçın katın

 
Tarçın kan şekerini dengeleyen bir etkiye sahip. Tarçının içerdiği krom minerali insülinin etkisini iyileştirdiği için daha az insüline ihtiyaç oluyor. Hem kendinizi daha uzun süre tok hissetmek, hem de kan şekerinizin dengede kalması için yarım çay kaşığı tarçını içeceklerinizde veya yemeklerinizde kullanabilirsiniz.

9-Bu üçlüyü sofranızda bulundurun

 
Acı biberin içerdiği kapsaisin adlı madde metabolik hızı arttırıyor. Zencefilin köklerindeki yumrular dolaşım ve sindirim sistemini uyarıyor.  Ayrıca yapılan çalışmalarda badem tüketen kadınların, badem tüketmeyen kadınlara göre daha kolay kilo verdiği ortaya konmuş. Günde 1 çay kaşığı acı biber, 1 çay kaşığı zencefil veya 6-8 adet badem tüketmenizde fayda var.

10-Soğan veya sarımsaksız olmaz

 
Soğan ve sarımsağın içinde yer alan alicin maddesi kan dolaşımını uyarıyor, sindirimi harekete geçiriyor, vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra metabolizmayı hızlandırarak, yağ yakımını arttırıyor. Soğan, sarımsak ve taze soğanı hem yemeklerinize hem de salatalarınıza eklemeyi unutmayın.

11-Yemeklerden önce greyfurt yiyin

 
Yapılan bir çalışmada yemekten önce tüketilen yarım greyfurdun kilo vermeye yardımcı olduğu  ortaya kondu. Ayrıca greyfurt içerdiği limonoids ve likopen ile kansere karşı koruyucu etki gösteriyor.

12-Fiziksel aktivitenizi arttırın.

 
Her gün yapılan fiziksel aktiviteyi, günlük yaşantınızın bir parçası haline getirin. Fiziksel aktivite daha enerjik hissetmenizi, hareketli ve zinde kalmanızı sağlayarak metabolizmanızı hızlandıracaktır. Bu yüzden günlük olarak en azından yarım saat hızlı tempoda yürümeniz yararlı olacaktır.

Günde en az 6 saat uyuyun

Fazla ya da az uyumak metabolizma hızını olumsuz yönde etkiliyor. Bu yüzden uzmanlar günde en az 6, en fazla 8 saat uyumanızı öneriyor. Vücudumuz için en sağlıklı uyku saatleri ise gece 23.00- 06.00 arasıdır. Bu saatlerde uyanık olmak metabolizma hızı üzerinde olumsuz etki yaratacaktır.

Ataşehir’de Fırtına Vakıfbank’ı Vurdu

Annelerin Çocukların Beslenmesinde En Sık Yaptığı 9 Hata

‘Çocuğum ıspanak yemeye mecbursun!’ diyen bir anne, kendisi ıspanak yemiyorsa çocukta ıspanak yeme davranışı gelişmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm aile bireylerinin dengeli ve düzenli beslenme kurallarını kendi hayatlarına uygulaması gerekiyor” diyor.

Annelerin günlük yaşamda çocuklarının beslenmesi konusunda en sık yaptıkları 9 hatayı sıralayan Evrim Demirel, bu yanlışların yerine hangi doğru beslenme alışkanlıklarının konulması gerektiği hakkında şu bilgileri veriyor:

1-İLK 6 AY ANNE SÜTÜNDE ISRARCI OLMAMAK: Bebeğin doğumundan itibaren ilk altı ay anne sütüyle beslenmesi büyük önem taşıyor. Çünkü bu ilk 6 ayda bebeğin gelişimi ve kilo alımı yeterli ise anne sütü dışında herhangi bir ek gıdaya veya mamaya ihtiyaç kalmıyor. Eğer bebeğiniz anne sütünü düzenli olarak alıyorsa hastalık durumlarında bile su, bitki çayı veya meyve suyuna ihtiyaç duymaz.

2-DOĞAR DOĞMAZ ŞEKERLİ SU VERMEK: Bazı yanlış inanışlar ve bilgiler nedeniyle bebeğe doğar doğmaz şekerli su verilmesi, bebeğin açlık duygusunu yok ederek emme refleksini engelliyor.

3-EK GIDALARA ERKEN AYLARDA BAŞLAMAK: Eğer annenin sütü yeterli değilse ve bebeğin büyümesini olumsuz etkiliyorsa, hekimin kontrolünde doğum ayına uygun mamalar veya ek gıdalar başlanılmalıdır. Anne sütü az da olsa ek gıdalara geçiş 4. aydan itibaren olmalıdır. Gelişimi normal sadece anne sütü alan bebeklerde 6 aydan sonra ek besinlere başlanması uygundur. Ek besinlere başlamanın iki ana nedeni vardır. Birinci ve gerekli ilk neden anne sütünün artık yeterli olamadığı besin ögelerini aya göre takviye etmektir. İkinci önemli diğer neden de bebeği katı kıvamlı olduğu kadar değişik tattaki çeşitli besinlere alıştırmak ileriki yaşlarda daha kolay ve çok yönlü yeme alışkanlığı kazandırmak, sağlıklı, kaliteli bir yaşama hazırlamaktır.

4-TÜM GIDALARI BLENDERDEN GEÇİRİP YEDİRMEK: Ek gıdalara geçişlerde annelerimizin yaptığı en önemli hatalardan biri tek tek gıdaları denemeden tüm yiyecekleri karıştırarak ve pütürsüz blenderden geçirerek bebeğe vermeleridir. Anneler yedinci ve sekizinci aylarda daha pütürlü gıdaları, sekizinci ve 12. ayda ise, çatalla ezilmiş katı gıdaları bebeklerine vermelidir. Bebek yaşından itibaren de evde pişen yemeklerden yemeye başlayabilir.

5-BİR YAŞINDA BEBEĞE BULAMAÇ VERMEK: Annelerin beslenmede sık yaptığı hatalardan biri de, tüm yiyecekleri yaşına geldiği halde hala karışık bulamaç şeklinde vermeleridir. Bebeklerin bir yaşına gelmenden artık bulamaç şeklinde değil, besinlerin tatlarını tek tek tanıyarak ve algılayarak yemeleri gerekiyor. Tek tek besinleri verdiğimizde bulamaçtaki gibi çeşitli gıdaları bir seferde yemediğini düşünen anneler, yaşını geçmiş çocuklarına hala bulamaç kıvamında yiyecekleri vermeye devam ederler. Ama bebekler bir yumurtanın veya peynirin tadını ayrı ayrı almalı ve damak zevkleri gelişmelidir.

6-BİR YAŞINDAN ÖNCE TUZLA TANIŞTIRMAK: Bebekler bir yaşına kadar bebeğe yedirilen yemeklere ve çorbalara tuz ilave edilmemesi gerekiyor. Anneler yaptıkları çorbaların lezzetsiz olduğunu düşündükleri için tuz ilave ediyor. Oysa bebek bir yaşına gelene kadar ilave edilmemesi, bir yaşından sonra da az tuzlu yemeklerle beslenmeleri önem taşıyor.  

7-TELEVİZYON KARŞISINDA, OYUN OYNARKEN YEMEK YEDİRMEK: Yemek yeme alışkanlıkları ve düzeninin, bebeklere doğumdan itibaren aile içersinde kazandırılması gerekiyor. Annelerin çocuklarının yemek yemesi için televizyon karşısında ya da oyun esnasında yemek yedirmeye çalışmaları yine annelerin yaptığı beslenme hatalarından biridir. Son yıllarda çocukluk çağındaki şişmanlığın en önemli sebeplerinden biridir. Yemeğin aileyle aynı zamanda, yemek masasında yenilmesi konusunda alışkanlık erken yaşta kazandırılmalıdır.

8-SEVMEDİĞİ GIDADA ISRARCI OLMAK: Çocuklar bir yaşından itibaren ayrı ayrı gıdaların tadını aldıktan sonra geliştirdikleri damak zevkiyle yemeklerde seçici olma davranışı göstermeye başlıyor. Çocukların evde o gün hangi yemek pişmişse onu tüketmesinin sağlanması gerekiyor. Bu nedenle çocuklara sevmediği ya da istemedikleri için, anneleri tarafından başka bir alternatif yiyecek sunulmaması önem taşıyor. Bebeğin veya çocuğun, sevmediği gıdalar konusunda çok ısrarcı olunmaması, bu gıdaların arada sırada verilmeye devam edilmesi ve pişirme yöntemlerinin de değiştirilmeleri gerekiyor.

9-EVDE SÜREKLİ ABUR-CUBUR BULUNDURMAK: Çocukların kilo almaması ve sağlıksız, yetersiz beslenmemesi için bazı yiyecek gruplarını ev içinde bulundurmamaya özen göstermek gerekiyor. Özellikle annelerin çalışmasına bağlı olarak çabuk hazırlanan hazır gıdalar, sosis, salam, sucuk gibi gıdaların evde çocuklar tarafından tüketilmemesinin sağlanmasında yarar görüyoruz. Çabuk tüketilen abur cubur gıdalar arasında yer alan cips, çikolata ve bisküvi tarzı gıdaları evde bulundurmanın yanı sıra, bu gıdalarla çocukları ödüllendirip yemek yemeye teşvik etmek yanlıştır. Bunun yerine evde daha çok meyve, fındık veya ceviz gibi daha sağlıklı atıştırmalıklar tüketilmesi sağlanmalıdır.

Ataşehir Belediyesi 4. Çevre Şöleni 27 Mayıs’ta Başlıyor

Geleneksel hale gelen Çevre Şöleni süresince çevre bilincinin geliştirilmesi için Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından çalışmalar yapılacak.

Çevre Şöleni’nin etkinlik takvimi:
27 Mayıs 2013- “Çevreci Kedi Çevki Geri Dönüşüm Yolunda” Tiyatro gösterisi -Novada AVM, saat: 10:00

28 Mayıs 2013- Atölye çalışması (Bez Torba ve Uçurtma Boyamaca) – Nazım Hikmet Parkı, saat:10:00

31 Mayıs 2013- Ödül Töreni (Maket yarışması ve En Çevreci Okul) – Zübeyde Hanım Öğretmenevi saat: 10:00

02 Haziran 2013- Bisiklet Turu Etkinliği – TEB Ataşehir İlkokulu başlangıç ve bitiş noktası, saat 10:00

02 Haziran 2013 -Geri Dönüşüm Malzemelerinden Kıyafet Defilesi Küçükbakkalköy Mahallesi Fevzi Paşa Cad, saat: 17:00-19:00

05 Haziran 2013- Kısa Film Yarışması Ödül Töreni- Novada AVM, saat 19:00

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Yaz Konserleri Sertap Erener ile Başlıyor

Yaz konserlerinin ikincisi ise 01 Haziran’da Yalın’la devam edecek. İlçede, Ataşehir Belediyesi ve Novada Ataşehir AVM işbirliği ile yaz ayları sevilen sanatçıların konserleriyle renklenecek. Ataşehir’deki yaz konserlerinde Yalın’ın ardından da sürpriz sanatçılar sahne alacak.

Tarih: 25 Mayıs Cumartesi
Saat: 20.00
Yer: Novada Ataşehir AVM
Adres: Küçükbakkalköy Mahallesi, Şehit Şakir Elkovan Cad. No:20 Ataşehir, İstanbul

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Selülite Dur Demek İçin Uzman Yardımı Alın

Sadece estetik görünümü değil sağlığı da olumsuz etkiliyor
 
Selülit, cilt ve cilt altı dokulardaki kan ve lenfatik dolaşımın bozulması; bağ dokularının cildi aşağı doğru çekip portakal kabuğu görüntüsüne yol açan çökmelere neden olması, yağın cilde doğru fıtıklaşması ve ciltte bu çekme ve itmeye bağlı olarak incelmeler meydana gelmesi sonucu oluşur. İlk aşaması dolaşım bozukluğu ile başlar. Bunun sonucu damar duvarlarından sızan serum, doku aralıklarında toplanarak doku ödemini oluşturur. Ödem bir taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken; diğer taraftan bağ dokusunun yapısının bozularak, setleşmesine neden olur. Bunun sonucu elastikiyetini kaybetmiş bantlarla çevrili, aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşur. Bu ikinci aşama olup, selülite özgü portakal kabuğu görünümü ile kendini gösterir. Üçüncü aşama ise patolojik sürecin devam etmesi sonucu, nodüllerin birbirine yapışarak daha büyük nodülleri oluşturması aşamasıdır. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine basısı nedeniyle ağrı oluşabilir.

Dar elbise ve korseler selülit nedeni

Genetik yatkınlık, östrojen hormonu artışı, gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, menopoz, bölgesel dolaşım bozukluğu (dar elbiseler ve korse kullanımı), kalorili ve kafeinden zengin beslenme, alkol ve sigara kullanımı, hareketsiz yaşam selülitin başlıca nedenleri arasındadır.

Selüliti önlemek için;

1.Doğru beslenin: Şeker, tuz, un ve yağ tüketimi minimuma indirilmelidir. Çay, kahve, çikolata gibi kafeinden zengin gıdalar fazla miktarda tüketilmemelidir. Sebze, meyve ve lifli gıdalar daha fazla yenmelidir. Sigara, damarlarda daralmaya yol açarak bölgesel kan akımını azalttığından, zaten dolaşımı bozuk olan selülitli bölgenin kan akımının daha da azalmasına yol açabilmektedir.

2.Masaj yaptırın: Lenf drenajının yönü boyunca aşağıdan yukarıya doğru iki elle yumuşak bir şekilde masaj yapılmalıdır. Normal duş sonrası selülit olan bölgelere birkaç dakikalık soğuk su uygulaması ya da yine aynı bölgelere 5 dakika ara ile birkaç dakikalık buz uygulaması kan dolaşımını hızlandırarak olumlu yönde etki gösterdiği bilinmektedir.

3.Düzenli egzersiz yapın: Tempolu yürüyüşler, bisiklete binmek, yüzmek tedavide oldukça önemlidir. 

4.Antiselülit kremleri işe yarayabilir: Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri özellikle erken evre selülit tedavisinde faydalı olabilmektedir.

5.Bol su için: Metabolizmanın hızlanması ve zararlı maddelerin vücuttan atılması için günde 2 litre su içmek gerekmektedir.

Selülitinizin derecesine göre en uygun tedaviyi seçin

Medikal tedavide selülit giderici kremler, radyofrekans, ultrason, karboksiterapi, vakum terapi, elektroterapi, pressoterapi, yağ dokusu arasındaki fibröz bantları yıkan lazer tedavileri ve artan yağ dokusunu eriten, dolaşımı düzenleyen mezoterapi gibi tedaviler tek başlarına ya da kombine olarak kullanılabilmektedir.

Tedavinizi güzellik uzmanı değil dermatolog gerçekleştirmeli

Selülit tedavisinde cihaz ile tedavi olması gereken hastalar merkez seçerken mutlaka dermatolog gözetiminde bir yer olmasına ve de mezoterapi ya da lazer gibi işlemlerin mutlaka dermatolog tarafından bizzat yapılmasına dikkat etmelidir. Kullanılan cihazlarda FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayı bulunması önemli bir noktadır. Bu onay hastanın etkili, aynı zamanda güvenilir bir cihaz ile tedavi edildiğinin garantisini sunabilmektedir.

Ataşehir’in Açık Hava Sineması Sezonu Açıyor

Ataşehir Belediyesi Parklarda Halkı Dinliyor

Çalışmaların başında bulunan Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Kabakçı, sabah erken saatlerde spor yapmak için parka gelen vatandaşların istek ve şikayetlerini dinlerken, belediye çalışanları da spor yapan vatandaşlara su dağıttı.

Spor yapmak için parka gelen Ataşehirliler, mahallelerindeki sorunları belediye yetkililerine bu kadar kolay iletmekten duydukları memnuniyeti belirttiler. Mahalleliler daha sonra spor öğretmeni eşliğinde hep birlikte sabah egzersizleri yaptılar.

İlkbaharda Mide Sorunları 3 Kat Artıyor

Yine bahar aylarında ortaya çıkan çeşitli alerjenler de bu etkileri artırıyor. Ayrıca çiğ sebze ve meyvelerin tüketiminin artması, kızartma tarzı yiyeceklerin daha fazla yenilmesi ve yemek saatlerinin ileriye kayması da mide şikayetlerini tetikliyor. Öyle ki var olan şikayetler artıyor, olmayanlarda ise mide sorunları başlıyor. Mide hastalıklarının artışında her ne kadar mevsim geçişleri etkili olsa da genetik yatkınlık, stres ve yaş gibi durumlar da oluşumda büyük rol oynuyor.  Aile Hastanesi Bahçelievler İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Uslu, ilkbaharda artan mide sorunları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi veriyor. 

Bozulan mide tabakası hastalıklara zemin hazırlıyor

Gastrit, ülser, reflü gibi hastalıklar en sık karşılaşılan sindirim sorunları arasında yer alıyor. Bu sorunların oluşmasına ise sindirim sistemini koruyan bariyer tabakanın bütünlüğünün bozulması neden oluyor. Alerjenler, işlenmiş ürünlerin tüketilmesi ve kirli sular nedeniyle artan asit salgısı ve midede var olan helicobakteri pylori mikrobu, mide tabakasının bozulmasında büyük rol oynuyor. Koruyucu tabakanın altındaki doku, mide salgılarına karşı hassastır ve oluşan irritasyon bu tabakada bir iltihap meydana getiriyor. Midedeki ve onikiparmak bağırsağındaki iltihap yüzeyel olduğunda gastrit, daha derin tabakalara indiğinde ise ülser olarak karşımıza çıkıyor. Yine benzer şekilde mide salgılarının yemek borusuna doğru geri kaçmasına bağlı olarak yemek borusu iltihaplanması meydana geliyor ve reflü oluşuyor. 

Mide sorunlarına karşı alınacak özel önlemler

Bahar ayları ile birlikte artış gösteren şikayetleri önlemek ya da azaltmak için beslenme düzeninde bir takım kurallara özelikle dikkat etmek gerekiyor.

1- Kızartmalarla, asitli içeceklerden uzak durun: Kızartmalarla asitli içecekler, midedeki bariyer tabakayı doğrudan tahriş ediyor. Bu tahriş midenin asit salgısı bozulmasına, sonuç olarak da yemek borusu ,mide ve onikiparmak bağırsağının yüzeyinde tahriş oluşmasına neden oluyor.

2- Çok soğuk su, buzlu meyve suyu ve fazla miktarda dondurma tüketmeyin: Bu gıdaların tüketilmesi gerek yemek borusu gerekse midede spazma neden oluyor.

3- Çay, kahve ve kolalı içeçekleri içmeyin: Kafein ve tein içeren bu içecekler mide yapısı ve asit düzenini bozuyor. Bu içecekler fazla tüketildiğinde içeriğindeki tein yemek borusu ve mide arasındaki bölgenin gevşemesine ve mide asidinin geriye kaçısının kolaylaşmasına neden oluyor.

4- Sigara kullanmayın: Sigara içeriğindeki nikotin nedeniyle mide fonksiyonlarını bozuyor. Nikotin hem doğrudan mide duvarını tahriş edebiliyor, hem de mide sinirlerini uyararak asit salgısını artırabiliyor. Ayrıca bağırsak hareketlerini de etkiliyor.

5-Saat 20.00’den sonra yemek yemeyin: Geç saatlerde yemek yenildiği taktirde gece boyunca sindirim işlemi devam ediyor ve yatar pozisyonda mide içeriği daha kolay yemek borusuna kaçıyor. Midenin dinlenme periyodu olmadan çalışması hazımsızlık sorunları dışında kiloya da davetiye çıkarıyor.

6- Süt ve süt ürünleri tüketin: Süt ve süt ürünleri şişkinlik ve gaz şikayeti yaratmadığı sürece tüketilebilir. Ancak ülserli hastaların çok fazla bu ürünleri tüketmesi önerilmiyor. Çünkü başlangıçta mide asidini nötralize etmekle beraber sonrasında daha fazla asit salgılanmasına neden oluyor.

7- Çiğ sebzelerden uzak durun: Özellikle kabuklu sebzeler mideye daha fazla dokunuyor.  Ancak mide rahatsızlığı yaratmıyorsa, kişisel hassasiyetler ve gıda alerjisi söz konusu değilse tüketebilirsiniz.

8-Tahıllı ürünleri tercih edin: Bu tür ürünler içerdiği lif ve zengin k vitamini sayesinde mide ve bağırsak hareketlerini düzenliyor, tahrişi azaltıyor.

9- Aşırı miktarda kırmızı et tüketmeyin: Etin sindirilmesi için daha mide ve onikiparmak bağırsağı daha fazla asit salgılamak durumunda kalıyor. Bu durum da organların zarar görmesine neden oluyor.

10- Tuzu azaltın: Özellikle kronik mide şikayetleri olanlarda tuz, kanser gelişiminde bir risk teşkil ediyor.

11- Uyku düzenine dikkat edin: Uykusuzluk ve yorgunluk sırasında salgılanan stres hormonları nedeniyle mide ve bağırsak sistemi zarar görüyor.

Mide hastalıkları açısından risk taşıyanlar…

Ailesinde mide rahatsızlıkları ve mide kanseri bulunanlar, fazla kilolular, kan grubu A veya 0 olanlar, midesinde helikobakter pylori mikrobu bulunanlar, stres altındakiler, sigara içenler, başka hastalıkları nedeniyle ağrı kesici ve romatizma ilaçları kullananlar, fazla tuz ve et tüketenler, sebze ve meyveden fakir beslenenler mide hastalıkları açısından riskli grupta yer alıyor.

Ataşehir’de Bankamatiklerin Hali Perişan

Bebeğinizin Sağlığını Riske Atmayın

Yenidoğan yoğun bakım ünitelerine ihtiyaç artıyor

Türkiye’de yılda yaklaşık 1.5 milyon doğum gerçekleşmekte ve bu doğumların %10’luk kısmını prematüre yani erken doğan bebekler oluşturmaktadır. Yenidoğan yoğun bakım üniteleri, 34. gebelik haftasından önce doğan prematüre ve bu haftadan büyük doğan hasta bebeklerin, bakım ve tedavilerinin gerçekleştirildiği servislerdir. Günümüzde hızla gelişen yardımcı üreme teknikleri ile özellikle çoğul gebeliklerde artış, erken doğumların artmasına ve dolayısıyla da yenidoğan yoğun bakım servislerine olan ihtiyaca neden olmaktadır.

Prematüre bebeklere hızlı müdahale önemli

Doğumların yenidoğan yoğun bakım ünitesi ile 24 saat boyunca çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı bulunan hastanelerde yapılması büyük önem taşımaktadır. Böyle bir ünitenin olmadığı durumlarda doğumdan hemen sonra sağlıksız veya prematüre bebekler yoğun bakım ünitesi olan kurumlara sevk edilmek zorunda kalmaktadır. Bu sevk süresinin uzaması da zaten hasta olan bebeğe daha fazla stres yüklemektedir. Prematüre bebeklerin önemli sorunlarından bir de kafa içi kanamalara yatkın olmalarıdır. Bebeğin doğduğu hastaneden uzun mesafelerdeki hastaneye yapılan sevk, bu riskin artmasına neden olmaktadır. Çünkü bebek sevkinde en iyi yol, anne karnında olanıdır.

Tedaviye erken başlanmalı

Prematüre bebeklerde karşılaşılan en önemli sorun akciğer problemleridir. Çünkü bebekler akciğer gelişimlerini 34’üncü haftada tamamlar bu haftadan önce doğan bebeklerde akciğerlerde solunum güçlüğü olabilir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan hastanelerde bu sorunun tedavisine doğumdan hemen sonra başlanabildiği için herhangi bir süre kaybı yaşanmaz ve beyinlerinin oksijensiz kalma riski azalır. Tedaviye erken başlamak hastalığın ağırlığını azaltıp tedaviye daha hızlı yanıt almayı sağlar ve sevk sırasında karşılaşılabilecek olumsuzluklardan bebeği korumuş olur.

Bebek anneden ayrılmamalı…

Bebeğin, annenin yatmakta olduğu hastaneden başka bir hastaneye gönderilmesi anne ile bebek arasındaki ilişkiyi keser. Bu da bazen, beslenmeye başlayacak bebek için anne sütü temin edilememesine neden olur ve prematüre bebek kendisi için en önemli besini alma şansını kaybeder.

Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Dikkat Edelim

Güneş çarpması : Uzun süre güneşte kalındığında kaybedilen su yerine konulmazsa ateş, halsizlik gibi belirtiler görülebilir. Su ve elektrolit kaybının şiddetine göre şoka kadar varan tablolar oluşabilir. Güneş çarpması sık sık su, ayran veya meyve suyu verilmesi, dışarıda güneşin yoğun olduğu saatlerde uzun süre kalarak oyun oynanmaması ile önlenebilir. Ortaya çıktığında ise bol sıvı verilmeli, ağızdan yeterli sıvı alamıyor ya da kusuyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak damar yoluyla sıvı verilmesi sağlanmalıdır.
 
Güneş yanığı: Korunmak için güneş ışınları 45 dereceden daha dik iken güneşlenmemek gerekir. 10.00 ile 16.00 saatleri arasında açık havaya mümkün olduğunca çıkılmaması, bol sıvı tüketilmesi, en az 30 koruma faktörlü koruyucu güneş kremi kullanılması büyük önem taşır. Dikkat edilecek konu; bu kremlerin güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi, her 3 saatte bir de tekrarlanmasıdır. Özellikle yüzü korumak için de kıyıda oynayan çocuklara geniş kenarlı şapka takmak yararlı olabilir.
 
İsilik: Çevre ısısı arttıkça, deriden ter salgılanması artar. Aşırı sıcaklarda ter bezleri kanalları tıkanır ve halk arasında isilik denen boyun, omuzlarda daha sık olmak üzere vücudun daha fazla terleyen bölgelerinde küçük kırmızı ve kaşıntılı cilt lezyonları belirir. Tedavisinde her gün ılık suyla banyo yapılması önerilir. Ayrıca, cildin nefes almasını önleyecek yağlı kremleri vücuda sürmekten kaçınmak gerekir.
 
Mantar infeksiyonları: Yeterince temizlenmeyen havuz kenarı,duş, tuvalet gibi ortamlardan, genel kullanıma açık havlu, terlik gibi eşyalardan bulaşabilir. Kaşıntılı, kabuklu görünümdedir. Doktor kontrolünde uygun sürede bir mantar ilacının kullanılması gerekmektedir.
 
Deri alerjileri: Dıştan bazı bitkilerin temasına bağlı kızarma, kaşınma olabilir. Güneş ışığına bağlı deride kızarma, kaşınma, hatta ödem gelişebilir. Bazen soğuk su, hatta sadece su bile deride ürtiker ve anjioödem denen kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı yapabilir. Hemen antialerjik ilaç verilmeli, tedavisi için de sağlık kurumuna başvurulmalıdır.

Dr. Pınar Berik Keskin

19 Mayıs Ataşehir’de de Törenle Kutlandı

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Türkiye’de Her Beş Hastadan Biri Yüksek Tansiyonundan Habersiz

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı ve Türkiye Aile Hekimliği Vakfı tarafından 18 Mayıs 2013, Cumartesi günü Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ömer Kozan, hipertansiyon hastalığının yaygınlığının yanısıra ölümle sonuçlanan kronik hastalıkların da başına geldiğini, bu nedenle hastalığın önlenmesinde başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, hastaneleler, dernekler ve vakıflarla birlikte en önemli görevin birinci basamakta sağlık hizmeti veren aile hekimlerine düştüğünü söyledi. Türk Kardiyoloji Derneği’nin de katkılarıyla televizyon kanallarında Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan yüksek tansiyonla ilgili kamu spotları sayesinde, bu konudaki farkındalığın eskiye kıyasla 3 kat arttığını belirten Prof. Dr. Ömer Kozan, “Yüksek tansiyon oluşumunun önlenmesinde yapılacak en önemli işlerden biri de tuz tüketiminin azaltılmasıdır. Ülkemizde hala tuz tüketimi oldukça yüksektir. Devletin bu konuda ekmeklerdeki tuz oranını azaltmış olması önemli bir adımdır” diye konuştu.

2025 YILINDA DÜNYADA 1,5 MİLYAR YÜKSEK TANSİYON HASTASI OLACAK

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Dağdelen de, 2000’li yıllarda yapılan araştırma verilerine göre dünyada 45 yaşın üzerindeki erişkinlerde 972 milyon kişide hipertansiyon hastalığı görülürken, 2025 yılında bu rakamın 1,5 milyara ulaşmasının beklendiğini ifade etti. Hipertansiyon olarak adlandırılan yüksek tansiyonun tedavi edilmesinin neden önemli olduğunu açıklayan Prof. Dr. Sinan Dağdelen, şunları söyledi: “Hipertansiyon birçok organa zarar veriyor. Hastaların felç geçirmesine, kalpte ritm bozukluklarına, diyabete, göz rahatsızlıklarına, kalp yetmezliğine, kalp damarlarının tıkanmasına ve daha birçok sağlık sorununa yol açıyor. O yüzden tansiyon deyip geçilmemesi lazım. Bu çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. En çok konserve ve hazır gıdalarla tuz bulunduğundan, fazla tuz alımı da tansiyonun yükselmesine neden olduğundan günde 6 gramın altında tuz tüketilmesi gerekiyor. Her gün düzenli spor yapmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli tansiyon ölçtürmek, alkol ve sigara kullanmamak, tansiyonun kontrolünde çok önemli faydalar sağlıyor.”

Türkiye Aile Hekimliği Vakfı (TAHEV) Mütevelli Heyeti Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer de, vakıflarının aile hekimliği mesleğine sahip çıkmak amacıyla kurulduğunu, şimdiye kadar çok sayıda ulusal kongrenin yanı sıra, uluslar arası 8 kongreyi de düzenlediklerini belirtti. Doç. Dr. Tamer, vakıf olarak hipertansiyon gibi toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren önemli sağlık sorunlarına ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla çalışmalar yaptıklarını söyledi. Her yıl aile hekimliği ihtisası yapan hekimlerin en iyi 3 tezine finansal desteğin yanı sıra yurtdışında yayın yapabilmeleri konusunda da yardımcı olduklarını ifade eden Doç. Dr. İsmet Tamer, “Hipertansiyonun önlenmesinde, halkımızda hipertansiyonun yarattığı zararlara ilişkin farkındalığın artırılmasında birinci basamakta görev yapan aile hekimlerimize önemli görevler düşüyor. Bu hastalık nedeniyle birçok başka organımızın zarar gördüğünü düşünecek olursak, bu organlarda oluşan hasara bağlı ölümleri de hipertansiyona karşı koruyucu önlemler alarak azaltabileceğimizi bilmeliyiz” diye konuştu. 

HALKIN YÜKSEK TANSİYONA İLİŞKİN FARKINDALIĞI 9 YILDA YÜZDE 15,1 ARTTI

Dünya Hipertansiyon Ligi Türkiye Başkanı Prof. Dr. İstemihan Tengiz, yapılan bilimsel çalışmalara göre 2003 yılında yüzde 40 olan hipertansiyon farkındalık oranının, 2012 yılı verilerine göre yüzde 55,1’e yükseldiğini, hipertansiyon hastalarının yüzde 47,5’inin ilaç kullandığını, farkındalığın artmasında Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere bu konuda çalışan dernekler, vakıflar ve hekimlerin önemli görev üstlendiğini söyledi. Dünya Hipertansiyon Ligi Türkiye ofisi olarak ülkemizde hipertansiyona karşı farkındalığın artırılması için projeler gerçekleştirdiklerine değinen Prof. Tengiz, doğru bilgilendirme ve bilinçlendirmeyle bu sorunun üstesinden gelebilmenin mümkün olduğunu, gelişmiş ülkelerin hipertansiyon önleme programları ve kampanyalarla bunu başardığını belirtti.

TANSİYONU EN DOĞRU ÖLÇMENİN YOLLARI

Sempozyumda konuşan Dr. Aşkın Keskin Kaplan ise, birinci basamak sağlık hizmetinin verildiği merkezlerde hipertansiyona karşı bilinçlendirme ve tedavilerin aile hekimleri tarafından yapıldığını, tansiyonu doğru ölçmenin de büyük önem taşıdığını söyledi. Tansiyonu en doğru şekilde ölçmek için yapılması gerekenleri sıralayan Dr. Aşkın Keskin Kaplan şu bilgileri verdi:

•Tansiyon ölçümünde kişinin sırtını ölçümün yapıldığı koltuğun arkalığına yaslayarak dik bir şekilde oturmalıdır. Çünkü ayakta dururken bile kaslar kasılmaktadır, bu pozisyonda ölçüm yapıldığında kaslar kasılmaz.

•Ölçüm yapılınca vücudu çok sıkan, saran kıyafetlerden kaçınılmalı, özellikle de kolları serbest hareket ettirmeye elverişli giysiler giyilmelidir.

•Bacaklar düz tutulmalı, çapraz şekilde durulmamalıdır.

•Ölçümden en az 30 dakika önce sigara, alkol, kafein tüketilmemesi gerekir.

•Mesanenin boş olması önemlidir. Mesane doluyken yapılan ölçümlerde bile sapmalar olmaktadır.

•Koldan ölçüm yapılırken ilk değer yüksek çıktıysa ikinci bir defa ölçüm yapılmalıdır.

EVDE ÖLÇÜLEN TANSİYON DAHA DOĞRU ÇIKIYOR

Toplantıya katılan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur ise, son yıllarda hastaların evlerinde otomatik cihazlarla yaptıkları ölçümlerin, muayenehane, hastane, tıp merkezinde yapılanlardan daha doğru sonuç verdiğine dikkati çekti. Bunun önemli nedenlerinden birinin hastalarda  ‘beyaz önlük’ tansiyonu olarak adlandırılan bir tansiyon türünün olduğu söyledi. Bazı hastaların hastane koşullarında tansiyon ölçümü yaptırırken heyecanlanmaları nedeniyle tansiyonlarının yükseldiğine ve bu nedenle doğru sonuca ulaşmakta zorluk çekildiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur, “beyaz önlük” tansiyonuna meydan vermemek için evde ölçüm yapılmasının da sağlıklı olabileceğine işaret etti. Bazen de hastaların muayenehane ortamında tansiyonlarının normal çıktığını ancak bunun aldatıcı olabildiğini söyleyen Prof. Batur, “Gizli tansiyonla dolaşan birçok hasta var. Bu nedenle bir hafta boyunca, sabah ve akşam tansiyon ölçümünün, uygun koşullarda yapılmasında yarar görüyoruz” dedi. 

Dr. Erdal Atabek: “Teknoloji, Gelişme Çağında Yararlı Değil, Zararlı”

Öğrencilerini, dünyanın en büyük eğitim kurumlarıyla yaptığı uluslararası işbirlikleri ve dünya standartlarındaki eğitim programlarıyla yetiştiren Okan Koleji, anne ve babalara da destek oluyor. Okan Koleji’nde ücretsiz düzenlenen kişisel gelişim ve çocuk psikolojisi ile ilgili konferans ve seminerlere katılan veliler, kendilerini geliştirerek çocuklarının yaşamlarında ve eğitim hayatında daha başarılı olmaları için neler yapmaları gerektiğini öğreniyorlar.

“Kendi idealleriniz doğrultusunda yönlendirmeyin”

Okan Koleji’nde düzenlenen “Ergen ve Çocuk Psikolojisi” konferansına katılan Dr. Erdal Atabek, anne ve babalara çeşitli tavsiyelerde bulundu. Çocukların ebeveynlerinin idealleri doğrultusunda değil kendi istekleri doğrultusunda yönlendirilmesi gerektiğini belirten Atabek, çatışmadan kurulan sağlıklı iletişimin çocukların geleceğini doğrudan olumlu etkilediğini söyledi. Çocuklara iyi bir eğitim vererek sorumluluk bilincinin yanında, sevgi ve saygının da öğretilmesi gerektiğini belirten Atabek, globalleşen dünya düzeninde geleceğin insanının dünya kültürünü bilen, birden fazla dil konuşup iletişim kurabilen insanlar olacağını belirtti. Atabek, “Okan Koleji’nin misyonundan çok etkilendim. Eğitim programları ve kişisel gelişim çalışmalarının yanısıra doğa içerisindeki kampüsünün öğrenciler için büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

“Çocuklarınıza sorumluluk verin”

Çocuklara sorumluluk vermenin onlara özgüven kazandıracağını belirten Dr. Erdal Atabek şunları söyledi: “Çocuklarımızın yapması gerekenleri anne babaların yapması kısa vadede yarar sağlar. Ancak bu, uzun vadede çocuklarımızın gelişimine zarar verir. Bu nedenle çocuklarınızın da sorumluluk almasını sağlayın, onları teşvik edin. Kendi başlarına da bazı şeyleri yapabileceklerini öğrensin ve bunun gururunu yaşasınlar. Özgüvenini kazanan çocuklar hayatın her alanında öne çıkar ve başarıya ulaşır.”
 

Okan Koleji Hakkında

Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nün yanıbaşında yer alan Okan Koleji’nde, fizik, kimya, fen ve teknoloji laboratuarları, teknoloji ve tasarım derslikleri, konferans salonu, yarı olimpik kapalı yüzme havuzu, tenis kortları, basketbol-futbol sahaları, çok amaçlı kapalı spor salonu, golf sahaları, kütüphane, güzel sanatlar uygulama atölyeleri, sosyal faaliyet stüdyoları ile öğrencilerin kendilerini sosyal ve sportif alanda geliştirebilecekleri fiziki imkanlar sunuluyor. Dünyanın en büyük eğitim firması Pearson ile işbirliği yapan Okan Koleji, Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Programı uyumluluğu kanıtlanmış JETSET test hizmetlerini veren ilk test merkezi olmasıyla dikkat çekiyor. Okan Koleji, anaokulundan itibaren İngilizce eğitiminin yanında Çince, Rusça, Fransızca veya İspanyolca dillerinden birini daha ikinci dil olarak öğrencilerine veriyor. Okan Koleji, Türkiye’de müfredatına golf branşını adapte etmiş ilk pilot okul olarak da spora verdiği önemi ortaya koyuyor.

Hemoroide Karşı Lifli Beslen, Su İç, Hareketi Sev

Hastalıktan korunmak için alınacak başlıca önlemler hakkında bilgi veren Dr. Gürlüler, “En önemlisi meyve-sebze ağırlıklı lifli beslenme tarzı, günde yaklaşık 2 litre su içmek, hareket etmek. Bunlar doğal çözüm yollarıdır” diye konuştu.
Hemoroidler iç ve dış olarak sınıflandırılıyor. İç hemoroid rektum ve bağırsağın iç kısmında oluşurken, dış hemoroid anüs çevresinde ele gelen dokularla ortaya çıkıyor. Hastalığın nedenlerini anlatan Dr. Ercüment Gürlüler, bunları şöyle sıralıyor:

•Kabızlık sorunu yaşamak.

•Fazla ıkınmak.

•Hamilelikte karın içi basıncındaki artış. 

•Hazır gıdalarla beslenmek.

•Meyve ve sebzeyi az tüketmek.

•Az su içmek.

•Hareket etmemek.
   
HER SAAT BAŞI OFİSTE 5-10 DAKİKALIK GEZİNTİLER YAPIN

Kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri yapılarak kabızlığın ve dolayısıyla hemoroid oluşmasının önüne geçilebileceğini vurgulayan Dr. Ercüment Gürlüler, “Ofis çalışanlarına önerim her saat başında kalkıp 5-10 dakika dolaşmalarıdır. Çünkü sürekli oturmak, hareketsiz kalmak bağırsak hareketlerinin de yavaşlamasına neden oluyor. Yeterli miktarda sıvı almak da bağırsağın çalışmasını olumlu etkiliyor. Hemoroid oluştuktan sonra da bunları yapmak faydalı, çünkü hastalığın ilerlemesini önlemiş oluyorsunuz” diyor.

DOĞAL İLAÇ DİYE BİLMEDİĞİNİZ BİTKİLERİ ALMAYIN

Hastaların bu hastalıktan dolayı utandıkları için uzun süre doktora gitmediklerini, doktora gitmek yerine aktarlardan aldıkları ilaçlarla durumu idare etmeye çalıştıklarını belirten Dr. Gürlüler, şunları söylüyor:
“Hastaların doğal ilaç olduğunu düşünerek aktardan, eczanelerden aldıkları bazı ürünler ölüme bile neden olacak sonuçlar yaratabiliyor. Bu nedenle utanmayı bir kenara bırakıp doktora gitmek, hastalığın derecesini öğrenip çaresine bakmak daha doğrudur. Bir kere utanırsınız, bunu yenince sorun kalmaz. Ama aktardan, eczaneden doğal ürün diye aldıklarınız nedeniyle hayatınızı riske atabilirsiniz. Onun yerine hareket edin, doğal gıdalarla beslenin, yeterli miktarda su için. Bunlar da doğal bir yöntemdir, başka doğal yöntemler aramayın.”

ÇOK İLERLEDİYSE İLAÇ FAYDASIZ, AMELİYAT LAZIM

Hekimler hemoroidi derecelendiriyor. Eğer birinci ikinci derecedeyse günlük yaşamında yapacağı spor, beslenme değişiklikleri, bol su içme sayesinde hastalığın ilerlemesi engelleniyor. Ancak üçüncü ve özellikle dördüncü derece hemoroid olduğu zaman ilaç tedavisinin de yararlı olmadığına dikkati çeken Dr. Gürlüler, hastalığın tedavisine ilişkin olarak şu bilgileri veriyor:
Lastik bant ligasyonu (Hemoroidin boğulması): Dışkılama sonrası dışarı sarkan iç hemoroidlerde etkili oluyor. İç hemoroidin köküne küçük bir lastik bant uygulanarak hemoroidin kan akımı kesiliyor. Birkaç gün içinde bant ve hemoroid düşüyor.
Enjeksiyon (skleroterapi): Bu yöntemde hekim, hemoroidi küçültmek için hemoroit dokusu içine bir kimyasal solüsyon enjekte ediyor. Bu enjeksiyon sayesinde oradaki dokuda nekroz oluşuyor, sorun çözümlenmiş oluyor.
Koagülasyon (kızılötesi, lazer veya bipolar):  Koagülasyon tekniklerinde  lazer veya kızılötesi ışık veya ısı kullanılıyor.
Eğer bu işlemler başarılı olamadıysa ya da hemoroid çok büyükse hekim cerrahi operasyona karar verebiliyor. Başlıca iki yöntem uygulanıyor:

Hemoroidektomi: Hemoroidleri çıkartmak için kullanılan bu cerrahi yöntem, hemoroidleri kalıcı olarak ortadan kaldırmanın en iyi yöntemidir. Hemoroidektomi kanamaya ve dışarı sarkmaya neden olan aşırı dokuyu ortadan kaldırıyor.
Stapler hemoroidektomi: Stapler denen özel bir alet yardımı ile, hemoroidal yapıların damarlarının başladığı seviyede kalın barsaktan silindir şeklinde bir halka çıkarılıyor. Kısa bir süre içinde büyümüş ve sarkmış olan hemoroidal yapılar anal kanal içindeki normal yapılarına kavuşuyor. Genellikle hemoroidektomiye göre daha az ağrılı oluyor.

Opel ADAM İstanbul Caddelerinde

IntelliLink sistemi, kullanıcının akıllı telefonu ile tam uyumla bağlantı kurarak kullanıcının kişisel çevresine, ailesine, arkadaşlarına ve en sevdiği eğlenceli uygulamalara aracında ulaşma imkanı sunuyor.

Haftasonu düzenlenen ve düzenlenecek proje kapsamında Adam’ın ruhunu yansıtan , modaya ilişkin farklı ve bir o kadar çeşitli alternatifleri sunan ve sürekli hareket halinde olan modern güzergahlar seçildi. 11-12 Mayıs 18-19 Mayıs tarihleri arasında Bagdat Caddesini, Caddebostan Sahil yolunu dolaşarak ilgililerin sorularını ve görüşlerini alarak yoluna devam etti. 25-26 Mayıs ve 1-2 Haziran tarihleri arasında da Beşiktaş, Ortaköy, Bebek, Etiler, Ulus güzergahlarında kulaklığıyla otomobilseverlerin dikkatini çekecek .

Adam’ın sosyal medya takipçilerini şaşırtmasının ardından kulaklıkla İstanbul Caddelerinde kendini göstermesi ileride başka süprizlerin habercisi olarak yorumlanabilir…

MTM Reyhanlı – Derbi Haberlerini İnceledi

06-17 Mayıs tarihlerini içeren araştırmaya göre, gazete ve dergiler Reyhanlı'daki terörist saldırıya 5 bin 704 haber ve yazıda yer ayırırken, derbinin basındaki yansıması bin 711 oldu. Reyhanlı’daki olaylara en fazla ilgiyi yerel basın gösterirken, derbinin haberleri yüksek oranda ulusal basında yer aldı. Haber adetlerine göre Reyhanlı patlaması derbinin yaklaşık 3 buçuk katı daha fazla gündeme gelirken, tirajı göreli olarak yüksek yayınların Fenerbahçe-Galatasaray derbisine daha çok yer vermesi, iki konu ile ilgili haberlerin okuyucuya ulaşma oranını 2 katına indirdi.

Araştırmada, her iki konuya basında en fazla yer veren ilk 10 gazete incelendiğinde, Reyhanlı patlamasını en çok sayfalarına taşıyan gazetelerden sadece Zaman ve Milliyet’in aynı zamanda derbiyi de en çok konuşanlar arasında yer aldığı görüldü. Spor gazeteleri çıkarıldığında ise listeye Sabah 7, Güneş Gazetesi 8, Sözcü 9, Yeni Şafak ise 10. sıradan giriyor. Derbiye en çok yer veren ulusal gazeteler sıralamasında ilk 10'da yer alan Hürriyet, Star, Takvim, Bugün, Sabah, Güneş ve Sözcü gazetelerini, Reyhanlı haberlerine yer veren gazeteler arasında ilk 10'a giremediler.  Buna karşılık spor içerikli yayınlar listeden çıkartıldığında, sadece Milliyet, Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri her iki listede de ilk 10'da yer aldılar. 
Reyhanlı patlamasına en fazla yer veren gazeteler         Derbiye en fazla yer veren gazeteler
       
No    Gazete        Haber adedi            No    Gazete    Haber adedi
1    Cumhuriyet        145        1    Fanatik        95
2    Habertürk        120        2    Hürriyet    81
3    Milliyet        111        3    Milliyet    66
4    Aydınlık Gazetesi    104        4    Zaman        60
5    Sol Gazetesi        01        5    Pas Fotomaç    55
6    Zaman            100        6    Star        54
7    Türkiye Gazetesi    99        7    AMK        48
8    Yurt Gazetesi        99        8    Bugün        40
9    Yeni Şafak        97        9    Habertürk Spor    39
10    Vatan            87        10    Takvim        39

*Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin 06-17 Mayıs 2013 tarihlerinde 2 bini aşkın gazete ve dergiler üzerinden yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.
SPOR GAZETELERİ LİSTEDEN ÇIKARTILDIĞINDA;
Reyhanlı patlamasına en fazla yer veren gazeteler         Derbiye en fazla yer veren gazeteler
       
No    Gazete        Haber adedi        No    Gazete        Haber adedi
1    Cumhuriyet        145        1    Hürriyet    81
2    Habertürk        120        2    Milliyet    66
3    Milliyet        111        3    Zaman        60
4    Aydınlık Gazetesi    104        4    Star        54
5    Sol Gazetesi        101        5    Bugün        40
6    Zaman            100        6    Takvim        39
7    Türkiye Gazetesi    99        7    Sabah        38
8    Yurt Gazetesi        99        8    Güneş        35
9    Yeni Şafak        97        9    Sözcü        34
10    Vatan            87        10    Yeni Şafak    29

TV kanalları sıralaması dikkat çekti…
MTM’nin aynı araştırmasına göre, Reyhanlı’daki patlama ve Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin görsel medyadaki yankıları incelendiğinde, Reyhanlı patlamasının derbiye oranla TV’de 3 kat daha fazla yer aldığı belirlendi. Bu oran haberlerin sürelerine bakıldığında 3 buçuk katı geçti.

Medyayı yakın aralıklarla sallayan bu iki konuya en fazla ilgi gösteren TV kanalları incelendiğinde, Reyhanlı patlamasını en çok konuşan ilk 5 kanalın, derbi haberlerindeki kanal sıralamasında daha geride kaldığı tespit edildi. Aynı şekilde derbiye en fazla yer ayıran kanallar da Reyhanlı patlamasına ilgi gösteren kanallar arasında daha alt sıralarda yer buldu.

 
Reyhanlı patlamasına en fazla yer veren TV kanalları         Derbiye en fazla yer veren TV kanalları
       
TV kanalı    Süre (sn.)        TV kanalı    Süre (sn.)
STV Haber    75.233        Beyaz TV        26.674
A Haber        74.294        Habertürk        24.841
SkyTürk 360    74.240        TRT Haber        23.540
TGRT Haber    69.136        TV 8            23.104
NTV        68.208        CNNTürk            21.662
CNNTürk        66.791        SkyTürk 360        21.284
Kanal 24    65.364        NTV            19.079
Habertürk    64.664        TGRT Haber        15.963
Ülke TV        56.721        STV Haber        15.278
TRT Haber    53.529        TRT 1            14.037

Ayrıntılı bilgi için;
Merve Seçkin
MTM Medya Takip Merkezi
Kurumsal İletişim Yönetmeni
m.seckin@medyatakip.com
0212 442 30 00
www.medyatakip.com
 
*Veriler, MTM Medya Takip Merkezi’nin 06-15 Mayıs 2013 tarihlerinde 44 TV kanalı üzerinden yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.

“Ataşehir’de Elektronik Atıklar Artık Daha İyi Toplanacak”

Proje kapsamında şu ana kadar 38 okuldan bin 200 öğrencinin konuk olduğu gezi programının 17 Mayıs Cuma günkü son konuğu ise Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulu’ndan 30 öğrenciydi. Çevre Eğitimi Gezisi’ne öğrencilerin yanı sıra ÇEP komisyon üyesi Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü İrfan Zeki Er, Ataşehir Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü Selma Özkaya ile Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal da katıldı. Gezi kapsamında çocuklara “Elektronik Atıklar ve Geri Dönüşümü” hakkında hem hazırlanan slaytlarla hem de elektronik atık toplama ve geri dönüşüm tesisinde bilgi verildi.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Bulvarın’da Bayrak Asma Çalışması Var

Kirli Suları Manyetik Sıvıyla Temizleyen Gençler Birinci Oldu

Projenin Acıbadem Kadıköy Hastanesi Dr. Şinasi Can Konferans Salonu’nda düzelenen ödül töreninde konuşan Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Güney, üniversitenin öğrencilere verdiği nitelikli eğitimin yanısıra bilime hizmet eden projelere katkıda bulunarak gençlere yeni fırsatlar yaratmak istediklerini söyledi. Bu yıl Türkiye genelindeki çeşitli eğitim kurumlarından öğrencilerin toplam 103 projeyle proje yarışmasına katıldıklarını açıklayan Prof. Dr. Güney, bunların arasından 10 projenin finale kaldığını açıkladı.

Sağlık bilimleriyle uğraşan gençleri teşvik ederek yeteneklerini geliştirmelerine fırsat sunmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Acıbadem Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şahin ise, “Bu projeler sebebiyle gençlerle buluşabilmek, üretimlerini desteklemek çok önemli. Gençlere hazırladıkları ve başarılı oldukları bu projeleri daha geniş platformalarda, bulabildikleri her türlü fırsatta sunmaları çağrısında bulunuyorum. Ne kadar geniş platformlarda projelerinizi sunarsanız, bu heyecanı başka gençlere de aktarırsınız. Türkiye’nin böyle heyecanlara, üretimlere, gençlerin enerjisine ihtiyacı var” diye konuştu.

DERECEYE GİREN 3 PROJE DE İDDİALIYDI

Törende finale kalan 10 projeyi hazırlayan gençler ve onlara danışmanlık yapan öğretmenlerine plaket sunulmasının ardından, ilk üç dereceye giren gençler ve projeleri açıklandı.
Buna göre birinciliği İzmir Fen Lisesi’nden Ezgi Tekgül ve Bahar Aydemir  “Nikel Madenlerinin Sularda Oluşturduğu Kirliliğin Manyetik Sıvı Kullanılarak Temizlenmesi” projesiyle aldı.
İkincilik ödülüne, Denizli Erbakır Fen Lisesi adına katılan Ali Çağlar Turgut ve Eren Bilen, “Kuzugöbeği mantarlarının (Morchella SPP.) Akrep Zehirine Olan Etkisinin Deneysel Olarak Araştırılması” başlıklı projeleri nedeniyle layık görüldü. Üçüncülük ödülünü ise Özel Safiye Sultan Fatih Fen Lisesi’nden İlknur öztürk ve Selma Daştan, “Gazetelerdeki Sinsi Tehlike Ağır Maden Kirliliği” projesiyle kazandı.

ÖSS’DE ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ’NE GİRMEYİ BAŞARAN BİRİNCİYE YÜZDE 50 BURS VERİLECEK

2012-2013 eğitim öğretim yılı kapsamında, Türkiye çapında liseler arasında gerçekleştirilen ve pek çok ilden katılımın olduğu “Fikrine Sağlık” Sağlık Bilimleri Proje Yarışmasında  birinciye 5.000 TL, ikinciye  3.500 TL ve üçüncüye de 1.500 TL para ödülü verildi. Proje yarışması sonucunda ayrıca, yarışmada birinci olan proje sahiplerinin, ÖSS sonucunda Acıbadem Üniversitesi’ne girmeye hak kazandığı takdirde, yüzde 50’li burslu okuma şansına sahip olabileceği de bildirildi.

Törenin sonunda proje yarışması ödül törenine katılan ve finale kalan tüm öğrenciler, proje danışmanları ve Acıdaem Üniversitesi öğretim üyeleriyle birlikte toplu fotoğraf çektirdi. Öğrenciler projelerinin yarışmada finale kalmasından duydukları mutluluğu dile getirdiler.

MTM Küpürleri Konuşturuyor

İlk olarak “Medya Gündemi”nde devreye alınan “Sesli Haber” teknolojisi, MTM abonelerinin siyaset, ekonomi, dünya ve spor gündemlerine dair özetlere dinleyerek ulaşmalarını sağlıyor.

Yeni servisleri hakkında açıklamada bulunan MTM Genel Müdürü Halef R. Vayıs, “gazete ve dergi kupürlerinin bilgisayar ya da mobil cihazların ekranlarından okunmaktan bağımsız takip edilebilir olması, iş hayatının yoğunluğunda okuma fırsatı bulamayan abonelerimize büyük avantaj sağlıyor. Çeşitli gündemleri içeren “Sesli Haber Servisi”ni, ayrıca görme engellilerin kullanımına ücretsiz sunacağız.” dedi. Vayıs ayrıca, hizmeti kısa sürede daha da geliştireceklerini ve geniş kitlelerin bu hizmetten yararlanmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi.

Ayrıntılı bilgi için:

 
Merve Seçkin
MTM Medya Takip Merkezi
Kurumsal İletişim Yönetmeni
m.seckin@medyatakip.com
+90212 442 30 00
www.medyatakip.com

Ünlü Şair Enver Gökçe Ataşehir’de

Niyazi Yaşar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen sempozyumda Leyla Şahin, Hayrettin Geçkin, Prof. Dr. Nedime Köşgeroğlu, Mehmet Altun, Prof. Dr. M. Nejat Gacar, Aslı Durak, Seyyit Nezir, Aba Müslüm Çelik, Mehmet Gözen, Yılmaz Arslan, Leyla Şahin, Metin Cengiz, Hüseyin Haydar gibi alanlarında ustalaşmış isimler konuştu. Ayrıca Metin Demirtaş, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Gülsüm Cengiz, Ahmet Özer, Tuğrul Keskin, Adnan Özer, Prof. Dr. Yusuf Alper ve Yusuf Çotuksöken’in bildirileri okundu.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyesi’nden Yaşlılara Karanfilli Kutlama

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Engelli Çocuklar Hayata Bağlanıyor

Etkinliğin açılış konuşması yapan Ataşehir Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü Duygu Övür, dünya genelinde toplam nüfusun yaklaşık olarak yüzde 15’inin bir engel türüyle yaşamına devam ettiğine değinerek, “Engelli bireyler, 21. yüzyılda bile halen toplumsal hayata katılım, sosyal hizmetlere, işe, eğitime, kişisel gelişim olanaklarına erişim konusunda bariyerlerle karşılaşıyorlar” dedi. Övür, bu bariyerlerin oluşmasında politika yapıcılar ile engelli olmayan bireylerin sosyal tutum ve ayrımcılıklarının da etkili olduğunu söyledi.

Ataşehir engelli vatandaşların yanında

Ataşehir Belediyesi’nin engelli vatandaşların da tüm ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal haklardan yararlanması amacıyla çalıştığına değinen Duygu Övür, sunulan hizmetler hakkında şunları söyledi: “Engelli vatandaşlarımızın tüm yaşamları boyunca karşılarına çıkacak bariyerleri aşmalarına yardımcı olmak adına, tekerlekli sandalye alacak gücü bulunmayıp Belediyemize başvuran vatandaşlarımıza tekerlekli sandalye sağlıyoruz. Engelli vatandaşlarımızdan kendi yemeğini yapamayacak durumda olanlara Aşevimizden her gün sıcak yemek veriyoruz. Engelli vatandaşlarımızın eve bağımlı hale gelmelerini arzulamıyoruz. Bu nedenle dışarı çıkmalarına yardımcı olmak, hastane ve benzeri tedavi merkezlerine daha kolay ulaşmalarını sağlamak için de engelli taksi gibi ücretsiz hizmetler sunuyoruz.”

Düşler Akademisi yöneticisi Ercan Tutal da 2008’den bu yana engelli çocukları sanatla buluşturarak onların sanat icra etmelerini amaçladıklarını, 2010 yılından bu yana da Ataşehir Belediyesi’nin işbirliği ve desteğiyle bu alanda büyük yol aldıklarına değinerek, “Engelli çocuklar, önlerindeki engelleri kaldırdığınızda ne kadar başarılı olabileceklerini gösteriyor” dedi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Meme Kanseri Konferansı

Tarih : 18.05.2013 CUMARTESİ

Saat: 14:00-16:00

Konu: Meme kanseri ( korunma,erken teşhis ve tedavi )

Yer: Ümraniye eski hizmet binası konferans salonu

Konuşmacılar : Uzm. Dr. Özlem YOĞURTÇU, Uzm. Dr. Ufuk ÖZAYDIN

Not : Katılımcılara ücretsiz genel cerrahi muayenesi olacaktır.

Özel Afiyet Hastanesi