Spor Okulları Yayılıyor

Saatlerinizi İleri Aldınız mı?

Bir Otomobil Birçok Kişilik” Sloganıyla Lansmanı Yapılan Opel’in Yeni otomobili ADAM Türkiye Pazarın

Yeni ADAM’lar Nişantaşı sokaklarını süslerken bütün dikkatleri üzerine çekti. Jam – Glam – Slam olmak üzere üç farklı model seçeneğiyle satışa çıkan ADAM, 70 HP güç üreten 1.2 lt benzinli motora sahip.Tüm modellerde beş ileri manuel şanzıman ile yakıt tasarrufu sağlayan Start/Stop teknolojisi sunan ADAM, şimdiye kadar temsil edilmediği bir segmentte yerini aldı ve 39 bin TL. den başlayan fiyatlarla satışa çıktı.
 ADAM, birçok kişiselleştirme özelliği ve tasarımı ile ön plana çıkıyor. İki renk kayan tavanlı, 3.7 metrelik uzunluk ve 1.7 metrelik genişliğe sahip ADAM’da tüm motor seçenekleri beş ileri manuel şanzımanlı. Ayrıca EcoFlex teknolojisine uyumlu, yakıt tasarrufu sağlayan start & stop motor da opsiyonel olarak sunuluyor.

ADAM’ın 3 model seçeneği 3 farklı karakter yaratıyor. Moda meraklılarına JAM, rafine zevkleri olanlara GLAM, sportif kişilere ise SLAM hitap etmekte.

Tüketicilerin, kişisel tarzlarını yansıtabilecekleri, kişiselleştirilmiş bu 3 farklı trim tüketiciye 3 tavan rengi, farklı iç mekan renkleri, dekorlar ve çeşitli LED aydınlatma seçenekleri ile sunuyor.

ADAM’ın, A Segmentteki farklılığı; retro tabanlı tasarımı ve modern görünümü ile trendi belirlemesi ve ilk kez ön farlar ve arka stop lambalarında enerji tasarruflu LED teknolojisinin kullanılması.

ADAM, Opel’in, geleneksel sistemlere göre daha fazla uyumluluk ve esneklik sağlayan yeni bilgi-eğlence sistemlerine sahip ilk otomobili. Yeni bilgi-eğlence sistemi, GPS navigasyon gibi internet tabanlı uygulamaları içeren akıllı telefon içeriğine ulaşmayı sağlıyor. İçeriği topluyor ve ve 7” lik yüksek çözünürlüklü renkli dokunmatik ekranda gösteriyor. Ayrıca, MP3 çalarlar, ipodlar ve tabletler gibi yeni medya kaynaklarına ADAM’ın bluetooth ve USB bağlantıları sayesinde ulaşılabiliyor. USB ve Bluetooth bağlantıları olmayan müzik aygıtları için de bir güç çıkışı bulunuyor. Video ya da slideshow izlemek isteyen ADAM kullanıcıları da otomobil sabitken bunu gerçekleştirebiliyor.

Bununla birlikte Yeni nesil Gelişmiş Park Pilotu (APA II), ADAM ile sunuluyor. Sürücüler, bir düğme ile sistemi aktif hale getiriyor. Sistem otomatik olarak uygun park alanına doğru direksiyonu kırıyor. Böylece sürücünün tek yapması gereken freni, debriyajı ve vitesi kontrol etmek oluyor. Otomobillerinin verdiği direktiflere uyarak en uygun paralel park boşluğuna park ediyor. Ultrasonik sensörler kullanan Kör Nokta Uyarı Sistemi (SBSA) de bu segmentte ilk olma özelliğini taşıyor.

2311 mm’lik aks mesafesi ile şasi, aktif güvenlik ve konfor sağlamak üzere tasarlandı, 15”den 18”e kadar tekerlekler ve 17” – 18” jantlar spor şasi ile birlikte standart olarak geliyor. Elektrikli Direksiyona (EPS) entegre CITY modu ile düğmeye bir dokunuşla düşük hızda güç asistanı devreye giriyor. Bu sistemde “Yokuşta Kalkış Desteği” gibi birçok fonksiyonu da beraberinde getiriyor.

Yüksek seviyede pasif güvenlik, güçlendirilmiş çelikten yapılmış ultra sert yolcu bölmesi ile sağlanıyor. Ön, yan, perde hava yastıkları ve ön koltuklarda Çift Gergili Emniyet Kemeri ile ilave diz ve ayak koruması sağlanıyor. Ayrıca, iki ISOFIX bağlantısı ile güvenle bağlanabilen çocuk koltukları da diğer güvenlik özelliklerinden.

TTNET Çalışanlarının Ormanı Son 1 Yılda 3,7 Ton Karbon Kazanımı Sağladı

TTNET, doğaya kazandırdığı fidanların dikim çalışmaları sırasında, geleceğin yetişkinlerindeki doğa sevgisinin geliştirilmesi, sosyal sorumluluk çalışmalarına dönük farkındalığın ve katılımın sağlanması amacıyla Konya Karapınar’daki 8 ilköğretim okulunda okuyan öğrencilerin desteğini aldı. Birer fidanken okulların bahçelerine dikilen ve öğrencilerin bakımıyla büyüyen sedirler, yeterli boyuta ulaştıktan sonra 100 bin metrekarelik alana taşınarak TTNET Ormanı oluşturuldu.
TTNET Ormanı, bünyesindeki 5400 sedir ağacı ile elde edilen karbon kazanımının yanı sıra bölgesel olarak yoğun görünen rüzgâr erozyonu ile mücadeleye de önemli bir katkı sağlıyor.

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi, fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.

İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.

Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır.  www.ttnet.com.tr

H&M Anadolu Yakasına İlk Mağazasını Ataşehir’de Açtı

Uluslararası Kurumsal Yönetim ve Uluslararası Hukuk, Bilgi’de Konuşuldu

Çok disiplinli yaklaşımlara açık, geniş ufuklu bireyler yetiştirmeyi hedefleyen İstanbul Bilgi Üniversitesi, konusunun uzmanı yerli ve yabancı akademisyenleri ağırlamaya devam ediyor. Son olarak 7-8 Mart tarihlerinde gerçekleşen “Uluslararası Kurumsal Yönetim ve Uluslararası Hukuk” konferansı İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Vanderbilt Law School ile Tilburg University işbirliği ile gerçekleştirildi.

Finans piyasaları ve güvenlik alanındaki politikalar ve uygulamaların masaya yatırıldığı konferansın açılışında konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Turgut Tarhanlı, “Son uluslararası mali krizin de gösterdiği gibi, şirket yöneticilerinin kurumsal ve mali açıdan elde ettiği büyük gücün yarattığı toplumsal hasar, aslında hukuk ve siyaset alanı bakımından da geçerli bir tartışmayı doğuruyor. Zira iyi yönetim, güçlü olduğu kadar gücünü kullanmanın hesabını da verebilen bir yönetim olmalıdır; bunun temel yolu ise, kararların hangi süreçlerle, nasıl alındığı ekseninde anlam kazanıyor” dedi.

İki gün süren konferansın ilk gününde, mevcut kriz ortamında ve sonrasında şirket yöneticilerinin hak ve sorumlulukları ile finans ve sermaye piyasalarının regülasyonu konuları, kurumsal yönetim ilkeleri açısından ele alınırken; ikinci günde, kişi hakları, devletin yargı bağışıklığı ve uluslararası güvenlik bağlamında terörizmle mücadele alanları tartışıldı.

İş, ekonomi ve hukuk dünyasını yakından ilgilendiren konferansa Vanderbilt, Tilburg ve Bilgi’nin yanı sıra; Belgrad, Cambridge, Columbia, Düsseldorf, Cenova, İstanbul, Leiden, New South Wales, Sydney ve Texas üniversitelerinden araştırmacılar, Dünya Bankası, SPK gibi önde gelen finans kurumlarından ve uluslararası hukuk şirketlerinden temsilciler sunumları ile katıldı.

 
İstanbul Bilgi Üniversitesi:

1996 yılında Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla yola çıkan ve kurulduğu günden bu yana öğrencilerine uluslararası gelişim fırsatları sunmaya devam eden İstanbul Bilgi Üniversitesi, Laureate International Universities ağının Türkiye’deki tek üyesidir. Yaklaşık 800 kişilik bir öğretim kadrosuna sahip olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin 11.000’in üzerinde öğrencisi ve 15 bine yakın mezunu bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Fen-Edebiyat, Hukuk, İktisadi ve İdari Bilimler, İletişim, Mimarlık ve Mühendislik fakültelerinin yanı sıra yüksekokulları, meslek yüksekokulları ve enstitüleri çatısı altında 85 ön lisans, lisans ve doktora programı sunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin İstanbul’un merkezinde, Santral, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında ayrıntılı bilgiye www.bilgi.edu.tr adresinden ulaşılabilir.

1.3 Milyon Avealı Sesli İmza’ya Geçti

2011 yılında Avea çağrı merkezinde hizmet vermeye başlayan SESTEK Voice Verification ürünü, ses tanıma teknolojileri alanında dünyanın en gelişmiş ürünlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Kullanıcıların sesli imzalarıyla sisteme kolay ve hızlı bir şekilde girmelerini sağlayan ürün, güvenlik sorusu, şifre hatırlama gibi süreçleri ortadan kaldırarak telekom giderlerinde azalma ve zaman tasarrufu sağlıyor. Sesli imzasını oluşturan kullanıcılar artık Avea çağrı merkezini aradıklarında seslerinden tanınıyor, böylece kimlik doğrulama sadece birkaç saniyede gerçekleşmiş oluyor.

Projenin devreye alınmasının ardından geçen yaklaşık 2 yıllık süre içerisinde sesli imzasıyla kayıt olan kullanıcıların sayısı 1.3 milyonu aşmış durumda. Zorunlu olmamasına rağmen uygulamanın geniş bir kitleye ulaşmış olması ise; yarattığı müşteri memnuniyetinin göstergesi olarak kabul ediliyor.

Avea Sesli İmza ile Yılda Minimum 500 Bin TL Tasarruf Elde Ediyor

Sestek Voice Verification ürünü sayesinde her görüşmede tasarruf edilen ortalama süre ise 15 saniye civarında. Bu sayede Voice Verification teknolojisi Avea’ya telekom giderlerinde de tasarruf sağlıyor. Konuşma sürelerinde sağlanan kısalmalar ile yılda minimum 500 bin lira tasarruf elde ediliyor.

Avea’nın çağrı merkezinde dikkat çekici veriler sunan SESTEK’in Voice Verification ürünü, yakın zamanda Denizbank’ın çağrı merkezinde de kullanıma alındı ve hatrı sayılır katkılar sağlamaya başladı.

 
Sestek Hakkında:
 
Sestek, ses ve iletişim teknolojileri, çağrı merkezi uygulamaları ve müşteri hizmetleri otomasyonu alanlarında faaliyet gösteren yüksek teknoloji şirketidir. Konusunda uzman ve nitelikli kadrosuyla daima daha ileriyi hedefleyen Sestek, maliyet avantajı getiren ve verimliliği artıran çözümlerinin yanısıra engellilere yönelik hayatı kolaylaştıran ürünleriyle; 2008 yılından bu yana Deloitte Fast50 ve Fast500 listelerinde yer almasını sağlayan finansal gücüyle ve üniversite-sanayi işbirliğindeki öncü rolüyle öne çıkmaktadır.

Kurulduğu 2000 yılından bu yana hayata geçirdiği ilklerle teknolojiyi takip etmenin çok ötesine geçerek takip edilen bir lider konumuna gelen Sestek; dünyanın ticari nitelikli ilk ve tek konuşmacı dönüştürme yazılımıyla olduğu kadar Seamless Agent ve Speech Analytics gibi patentli ürünleriyle de farklılığını kanıtlamıştır. GVZ Ses Tanıma Teknolojileri şirketini 2007 yılında bünyesine katan Sestek, yüksek teknoloji çözümlerini bankacılıktan, sigortacılığa, telekomünikasyondan sağlığa, farklı sektörlerden birçok kurumla buluşturmaktadır.

Denge Kaybı ve Bulanık Görme Beyin Tümörü Habercisi Olabilir

Beyinde kalıcı hasara neden olabilir

 
Beyin tümörleri, kafatası içerisinde büyüyerek beynin üzerine baskı yapar. Bu baskı beyinde kalıcı hasarlara yol açabilir. Beyin tümörleri herhangi bir yaşta oluşabilir, ancak en çok 3-12 yaş grubu ve 40-70 yaş grubunda görülmektedir.

Cep telefonu ile konuşurken dikkatli olun

 
Beyin tümörlerinin oluşma sebepleri arasında; arıtma-lastik-boya sanayinde çalışmak, virüs enfeksiyonları ve kalıtımdan bahsedilmektedir. Şu ana kadar yürütülen bilimsel çalışmalarda cep telefonları ve beyin tümörü arasında net bir bağlantı bulunmamaktadır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, cep telefonlarını “muhtemel” kanser sebepleri arasında değerlendirmekte ve günde 30 dakika cep telefonu kullanımının beyin tümörü (glioma) riskini artırdığı bildirmektedir.

Beyin tümörlerinin belirtileri;

•Baş ağrısı: Beyninde tümör olan hastaların ancak %60’ında baş ağrısı görülmektedir. Hastalar genellikle bu ağrının son birkaç aydır ortaya çıktığını ve gittikçe şiddetlendiğini ifade etmektedir.

•Bulantı- kusma: Bulantının baş ağrısı ile birlikte olması ve gün ya da haftalarca sürmesi çok önemlidir. Ancak baş ağrısı ve kusmanın uzun sürelerdir devam ediyor olması migren hastalığını da düşündürmektedir.

•Çift görme ve görme bulanıklığı: Baş ağrısı ile birlikte veya baş ağrısı olmaksızın ortaya çıkan çift görme, bulanık görme ve görmenin azalması beyin tümörlerinin ilk belirtisi arasında yer almaktadır.

•Kol ve bacakta kuvvetsizlik ve dengesizlik: Son zamanlarda ortaya çıkan vücudun sağ ya da sol yarısında uyuşmalar, ellerde güçsüzlük, uyuşukluk ve beceriksizlik görülebilir. Yürürken “sarhoşvari yürüme” ve “dengesizlik” beyincik tümörünün belirtisi olmaktadır.

•Konuşma bozukluğu, konuşamama, anlama güçlüğü, konuşurken yanlış kelime ifadeleri ya da sarhoşvari konuşma da beyin tümörlerinin ilk bulgusu olmaktadır.

•Sara nöbetleri (epilepsi): Bilinç kaybı olarak ya da olmaksızın istem dışı kasılmalar, panik atak tarzında kendini kötü hissetmeler bir epilepsi çeşidi olabilir. Özellikle 20 yaş sonrası ortaya çıkan bu tarz nöbetler, aksi ispatlanana kadar beyin tümörüne bağlı olduğu düşünülerek araştırılmalıdır.

Her baş ağrısı beyin tümörüne işaret etmez

 
Baş ağrısının uzun sürelerdir var olması ilk etapta migren hastalığını düşündürmektedir. Ancak beynin kendisi ağrıya hassas bir organ olmadığından, beyinde gelişen bir tümör belirli bir büyüklüğe erişene kadar pek baş ağrısına sebep olmamaktadır. Özellikle büyüme hızı fazla olan tümörlerde baş ağrısı görülürken, yavaş gelişen beyin tümörlerinde beyin geriye çekilerek tümöre yer açmaktadır. Bu durumda çok büyük boyutlarda dahi baş ağrısı hastada görülmeyebilir.

Tümör büyümeden tedavi edilmeli

 
Son zamanlarda artan, daha öncekilerden farklı baş ağrısı, görme azalması, işitme ve koku hissinin azalması ya da kaybı, kafatasında ortaya çıkan şişlik ve sıklaşan bayılmalar beyin tümörü belirtisi olabilir. Küçük boyutlarda erkenden teşhis edilen tümörlerde hasta tedavisinde çok daha iyi sonuç alabilmek mümkünken, büyük boyuta ulaşmış tümörlerin tedavisi daha zor ve tehlikeli olabilmektedir.

Beyin tümörleri nasıl tedavi edilir?

 

Beyin tümörünün tedavisi; tümörünün tipi, yerleşim yeri, tümörün çapı, hastanın yaşı ve genel sağlığı gibi birçok faktöre bağlı olmaktadır. Tedavi yöntemi ve uygulama şekli çocuk ve erişkin hastalar için farklıdır. Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahi operasyon gerektiren bir hastalıktır. İster iyi huylu, ister kötü huylu olsun, tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilmektedir. Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir. Tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse; bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılmaktadır. Bu durumda sadece ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılmaktadır.

Ünlü İktisatçı Prof.Dr.Erdoğan Alkin Acıbadem Fulya Hastanesi’nde Vefat Etti

Ataşehir Belediyesi Personeli “Çağdaş Profesyonellik” Seminerine Katıldı

Ataşehir Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürlüğü tarafından iki oturumda düzenlenen eğitim seminerinde; vatandaşa sunulan hizmet kalitesinde çalışanların rolü, çağdaş profesyonel olabilmenin gerekleri, değerlerin içselleştirilmesi ve etik değerlerin önemi, duygusal zekanın önemi, zorluklar karşısında seçilecek stratejiler, işe bağlılık ve kurum içinde biz olma bilinci konuları anlatıldı. Ayrıca seminer esnasında, Ataşehir Belediyesi personeli hep birlikte son zamanların meşhur danslarından Gangnam Style Dansı yaptılar.

Ülkemizin Caz Duayenlerinden Emin Fındıkoğlu ARSU Güzel Sanatlar Akademisi’nde

Bir çok müzikalin müzik direktörlüğünü üstlenmiş, bir çoğunun ise produktörlüğünü yapmıştır. Tüm bunların yanı sıra eğitimciliği ile de bir çok müzisyene ilham kaynağı olan Emin FINDIKOĞLU, caz müziği teorisi ve çalgıdaki doğaçlama olanaklarını deneyimleriyle birlikte 31 Mart 2013 tarihinde ARSU Güzel Sanatlar Akademisi’ nde paylaşıyor.
 
Caz duayeni Emin FINDIKOĞLU’ nun  ARSU Güzel Sanatlar Akademisi’nde vereceği “Ustalar İle” master class eğitim programına katılım ve detaylı bilgi için ustalarile@arsuguzelsanatlar.com adresine başvurabilir , 0216 336 70 40’ı arayabilirsiniz.

Ataşehir’de Yangın

Ataşehirli Öğrenciler Atığını Topluyor, Maçını İzliyor

Başlangıcından bugüne kadar 50.000’dan fazla çocuğun katıldığı “Yeşil Pota Temiz Doğa” projesi sayesinde kurtarılan ağaç sayısı 425. Tasarruf edilen petrol miktarı 490 lt. iken elektrik miktarı ise 215.875 kw. Salımı engellenen CO2 (karbondioksit) miktarı da 23,55 ton oldu.

Yarışma İçeriği ve Rakamlar

• “Ambalaj Atıklarının Kaynağında Ayrı Toplanmasıyla Çevre Bilincinin Yerleştirilmesi ” İşbirliği Protokolü 10 Ekim 2012 – 18 Haziran 2013 tarihleri arasında sürecek.

• İki aylık periyodlarla düzenlenen okullar arası ambalaj atığı yarışmaları sonucunda dereceye giren okullara toplam 200 adet basketbol maç bileti hediye ediliyor,

• Yarışmanın birinci ayağında, ilk ve orta dereceli okullar arasında yapılan yarışmaya 23 okul, 11.102 öğrenci katıldı; toplanan 9.297 kg geri dönüşümlü atık ile 85 ağacın kesilmesi önlendi, 100 litre benzin, 41.250 kW elektrik tasarrufu yapıldı ve 4,5 ton CO2 (karbondioksit)’nin salımı engellendi.

• Yarışmanın, liseler arasında yapılan ikinci ayağına 38 okuldan 22.783 öğrenci katıldı. Toplanan 16.068 kg geri dönüşümlü atık ile 136 ağacın kesilmesi önlendi. 150 litre benzin, 75.625 kW elektrik tasarrufu yapıldı. 8.25 ton CO2 (karbondioksit)’nin salınımı engellendi.

• Yarışmanın üçüncü ayağında, ilk ve orta dereceli okullar arasında yapılan yarışmaya 49 okul, 29257 öğrenci katıldı. Toplanan 24025 kg geri dönüşümlü atık ile 204 ağacın kesilmesi önlendi. 240 litre benzin, 99000 kW elektrik tasarrufu yapıldı. 10.8 ton CO2 (karbondioksit)’nin salımı engellendi.

• Her ay önceden duyurulan 1 basketbol maçında 20 adet karışık ambalaj atığı (plastik, metal, kompozit, kağıt ) getiren ilk 50 çocuğa maç bileti hediye ediliyor. Bu kapsamda bugüne kadar 31 Aralık’ta oynanan Fenerbahçe Ülker –Erdemir ve 4 Mart’ta oynanan Fenerbahçe Ülker – Pınar Karşıyaka maçlarında toplam 100 çocuk Ülker Sports Arena’da konuk edildi.

• Maçlara katılan çocuklara kitap, tişört, basketbol topu gibi hediyeler verildi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Zayıflayamıyorum.com Yayında

Kahve Dünyası ve Can Yayınları Kahve ile Edebiyat Keyfini Aynı Çatı Altında Buluşturuyor

Gabriel Garcia Marquez’den Susanna Tamaro’ya, Paulo Coelho’dan Albert Camus’a, Franz Kafka’dan Milan Kundera’ya kadar yüzlerce unutulmaz eser, Kahve Dünyası mağazalarındaki Can Yayınları raflarında kitapseverlerle buluşacak.

Türkiye’nin kahve kültürüne yön veren Kahve Dünyası mağazaları, Can Yayınları ile gerçekleştirilecek yazar buluşmaları, imza günleri gibi etkinlikler ile edebiyat sohbetlerinin de adresi olacak…

Kahve Dünyası’nda artık kahve siparişinizi “bir kahve, bir de kitap” olarak verebilirsiniz…

Çocuğunuzun Kalbini Koruyacak 7 Öneri

Bir bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelebilmesi anne, baba adaylarının en büyük hayali. Ancak maalesef ki bu hayale kavuşmak her zaman mümkün olmayabiliyor. Diğer birçok hastalığın yanı sıra ülkemizde her yıl 13 bin bebek doğuştan kalp hastası olarak dünyaya geliyor. Ayrıca sağlıklı doğan bir bebek geçirdiği enfeksiyonlar ya da ameliyatlar sonrasında kalp hastası olabiliyor. Ailede bir bebeğin doğuştan kalp hastası olması durumunda, kardeşlerinin de aynı hastalığı taşıma ihtimali yüzde 2 civarında. Aynı risk faktörü annesi doğuştan kalp hastası olan bebekler için de geçerli.  Doğuştan kalp hastalıklarının oluşumunda hiç kuşkusuz genetik faktörler de büyük rol oynuyor. Ancak çocuklarda sonradan oluşan kalp hastalıklarının görülme oranları, alınacak bazı basit önlemlerle düşürülebiliyor. Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, anne karnından çocukluk dönemine kadar çocuklarda kalp hastalıklarını engellemek adına ailelere özel önerilerde bulunuyor.

ANNE KARNINDAYKEN NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

1-Hamileyken kızamıkçık aşınızı yaptırın

Doğuştan kalp hastalıklarını önlemek için anne adaylarının özellikle kızamıkçık aşısı yaptırması gerekiyor. Kızamıkçık hastalığının nedeni olan Rubella virüsü anne kanından gebelik sırasında bebeğe bulaştığında gözlerde katarakt, kalp hastalığı, sağırlık ve zeka geriliği ile sonuçlanan ağır hastalıklar meydana gelebiliyor. Virüs, bebekte, hem hücresel düzeyde hasara,  hem de damar iltihaplanmasını (vaskülit) tetikleyerek kalp ve diğer organ hastalıklarına neden oluyor.

2-Sigara ve alkolden uzak durun

 
Hamilelik döneminde sigara ve alkolden uzak durun. Ayrıca doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç kullanmayın ve röntgen çektirmeyin. Annenin hamilelikte sigara kullanımı bebekte kan oksijen düzeyinin azalmasına ve kırmızı kan hücre sayısının artmasına yol açarak bebekte kalp yetmezliği oluşturabiliyor.  Alınan alkol de bebekte kalp atışlarının yavaşlamasına, bazı ilaç ve röntgen ışınları ise gelişmekte olan kalp ve damarların normal gelişim basamaklarını etkileyerek kötü gelişmelere ve böylece yapısal kalp hastalıklarının oluşmasına yol açabiliyor.

3-Hamilelikte sağlıklı beslenin

 
Hamileliğinizin başladığı günden itibaren yediğiniz besinler bebeğinizin büyümesini ve zihinsel gelişimini etkiliyor. Hamileyken sağlıklı beslenmeniz bebeğin kalp sağlığı açısından da önemli.  Bu nedenle mutlaka beslenmenize özen gösterin. Gelişmekte olan toplumlarda yaşanan kötü beslenme alışkanlıkları ve fast-food  tipi beslenmeden bu dönemde uzak durun. Çünkü anne karnından itibaren bebeklerin maruz kaldığı bu tip diyetler, şişmanlık, kolesterol ve yüksek tansiyonla birlikte kalp hastalıklarına yakalanma yaşını her geçen gün düşürüyor.

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

4-Bebeğinizi kalabalık ortamlara sokmayın

 
Bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişmemiş olan bebeğinizi mümkün olduğu kadar kalabalık ortamlara sokmayın. Ayrıca hasta olan kişilerin bebeğinize yaklaşmasına izin vermeyin, bu kişi, siz bile olsanız. Eğer bir rahatsızlığınız varsa maske kullanın. Bebeğinize geçen bazı enfeksiyonlar, kalbinde sorun olarak karşımıza çıkabiliyor.

5-Çocuğunuza sağlıklı sofralar hazırlayın

 
Çok nedenli bir bozukluk olan yüksek kolesterol, diyet ve fiziksel aktivite tipi çevresel faktörlerden etkileniyor.  Damar sertliğine neden olan yüksek kolesterol sorunu çocukluk çağında başlıyor. Bu nedenle çocuklara henüz çok küçükken sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılması gerekiyor. Beslenme düzenlerinde yeşil sebze ve meyve ağırlıklı, beyaz et ve balıketi bakımından zengin, zeytinyağının tercih edildiği, karbonhidratların makul derecede tutulduğu yiyeceklerin yer alması hem çocukluk ve hem de erişkinlikte sağlıklı bir kalbe sahip olunmasına yardımcı oluyor.

6-Her öğünden sonra dişlerini fırçalayın

 
Çocuğunuzun ağız hijyenine dikkat edin. Özellikle yumuşak fırçalarla, dişetini kanatmadan, her öğün sonrasında dişlerini fırçalayın. Özellikle doğuştan kalp hastalığı olan çocuklarda zaman zaman ağızda oluşan çürük dişlerdeki bakteriler, sakız ve benzeri ürünlerin ağız içerisinde oluşturduğu küçük yırtıklardan kana karışıp kalp zarının iltihaplanmasına neden olabiliyor.

7-Çocuğunuzu spora yönlendirin

 
Uzun süre bilgisayar başında vakit geçirmek ve saatlerce televizyon izlemek çocuğun hareketsiz bir yaşam sürmesine neden oluyor. Bu durum da obeziteye ve dolayısıyla da kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor. Çocuğunuzu mümkün olduğu kadar sokakta oyun oynamaya ya da spora yönlendirmeniz kalplerinin sağlığı için çok önemli.

Varis Tedavisi

Varis bacaklarda şişlik ve uyuşmaya sebep olabilir
 
Toplardamarlardaki yetmezlik sonucu bacaklarda ve yüzde ortaya çıkan, “varis” adı verilen kılcal damar genişlemeleri, hem sağlık hem de estetik görünüm açısından olumsuz tablolara neden olabilmektedir. Çoğu zaman bacaklarda şişlik, ağrı, karıncalanma, uyuşma, çabuk yorulma gibi giderek artan şikayetlere yol açan kılcal varisler, günümüzde lazer teknolojisi ile kolayca tedavi edilebilmektedir.

Toplardamar sistemi, cildin yüzeyinde ince damarlar vasıtasıyla hemen her alana dağılmaktadır. Yeterince iyi çalışamayan sistem zaman içerisinde bacaklardaki yüzeysel damarlarda morumsu bir renkle belirgin hale gelebilmektedir.

Fazla kilolar ve hareketsizlik varis nedeni

 
Varislerin oluşumunda en önemli faktör genetik yatkınlıktır. Kadınlarda erkeklerden fazla görülür. Hamilelik, aşırı kilo, hareketsizlik, sürekli oturmak, çok dar giysiler giymek venöz sistemin çalışmasını kötü yönde etkilemekte yani varise neden olmaktadır.

Lazerle varis tedavisini uzmanına yaptırın

 
Lazerle varis tedavisi, uzun yıllardır kullanılmakta olan ve giderek yaygınlaşan bir yöntemdir. Ayrıca, uzman hekimler tarafından uygulandığında oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır ve hasta memnuniyeti yüksektir. Varis tedavileri, genişlemenin görüldüğü damar tipine göre belirlenir. Ameliyat, skleroterapi (köpük tedavisi), lazer uygulamaları birbirlerinin yerine kullanılabilecek tedavi seçenekleri değildir. Öncelikle hangi tedavinin için uygun olduğunun doktorunuz tarafından belirlenmesi gerekmektedir.

Tedavi süresi uygulama alanının genişliğine bağlıdır

 
Lazer tedavisi çok geniş olamayan mor-kırmızı renkli yüzeyel damarların tedavisinde en uygun yöntemdir. Tedavi süresi uygulama alanını genişliğine bağlıdır. 1. seansın ardından en az 2 ay beklenilmesi gerekmektedir. Bazı durumlarda bu bekleme süresi 6 aya kadar uzayabilmektedir. 3. seans uygulanmasına genellikle ihtiyaç duyulmamaktadır.

Güneş o bölgede lekelenmelere neden olabilir

 
Uygulama için herhangi bir hazırlık sürecine ihtiyaç duyulmamaktadır. Yapıldıktan kısa süre sonra hasta işine dönebilir ve günlük aktivitelerine devam edebilir. Yaklaşık 2 hafta kadar kızarıklık ve morlukların devam etmesi normaldir. Güneş gören uygulama alanlarında leke oluşmaması için lazer yaz aylarında uygulanmamaktadır.  Bronz cilt için de aynı durum geçerlidir. Güneş temasından 2 ay geçtikten sonra uygulanması önerilmektedir.

Bacaktaki varisler dışında yüzdeki damar belirginleşmelerinde, kılcal damarlarda da lazer uygulamaları yapılmaktadır. Akne rozasea (gül hastalığı) hastalarının tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır.

Ataşehir’de Elektrik Kesintisi

4 Nisan Perşembe günü, 09.00 ile 15.00 saatleri arasında İnci 1, 2, 3, Yakut Sokak, Yakup Sitesi, Turkuaz B Sitesi, Sedef Blokları, Ağaoğlu. 6 Nisan Cumartesi günü 09.00 ile 15.00 saatleri arasında Ferhatpaşa Mahallesi Çoban Tur, Mng Lojmanları, G-31, 39, 45, 47, 65 sokaklar. 7 Nisan Pazar günü 09.00 ile 15.00 saatleri arasında Ferhatpaşa Mahallesi G-30, 55, 75 sokaklar, Hür Kağıtçılık, Wilo Pompa civarı, otobüs son durak yanı ile Akdeniz Caddesi. 
 
Kaynak: AYEDAŞ

Kanserden Korunmanın 10 Altın Kuralı

1-Sigara içmemek. Kanserden ölümlerin %30’ undan, akciğer kanseri vakalarının % 87’sinden sigara sorumludur. Ayrıca sigara; ağız, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, pankreas, mide, böbrek, idrar kesesi kanserine de yol açmaktadır. İçinde 100’e yakın kansere yol açan madde içeren bu sigaradan uzak durmak kanserden koruyucu önlemler arasındadır.

2-Alkol almamak. Alkol ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, kalın bağırsak, pankreas ve meme kanserinin bilinen sebeplerindendir. Özellikle sigara ile beraber alkol almak kanser riskini oldukça artırmaktadır.

3-Radyasyondan uzak durmak. Güneş ışığına yani ultraviyole B ışınlarına uzun süre maruz kalmak deri kanserine yol açmaktadır. Uzun süre solaryuma girmek de kanser riskini artırmaktadır. Yaz aylarında 11.00- 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş ışığından uzak kalınmalı ve koruyucu kremler kullanılmalıdır.

4-Enfeksiyonlardan korunmak. Dünyada tüm kanserlerin 1/5’i kronik enfeksiyonlara bağlıdır. Human Papilloma virüsü rahim ağzı kanserine, Hepatit B virüsü karaciğer kanserine neden olmaktadır. Ayrıca AIDS hastalığı olanlarda birçok kanser daha fazla görülmektedir. Güvenli bir cinsel yaşam ve aşılanma ile bu enfeksiyonlardan ve kanserden korunulabilir.

5-Sağlıklı beslenmek.  Kanser riskini artıran gıdalardan uzak durmak, kısa zamanda yüksek ateşte pişirme gibi yöntemlerden kaçınmak önemlidir. Kanserle savaşan besin ögeleri içeren gıdalar tüketilmeli, günde en az 2-2.5 litre su içilmelidir. Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durulmalıdır. Günde 2-3 gramdan fazla tuz tüketmemek gerekir. Fazla kırmızı et tüketimi, kalın bağırsak kanseri riskini artırdığı için haftada en fazla yarım kilo kırmızı et tüketilmeli, bunun yerine; balık, tavuk, hindi gibi beyaz etler tercih edilmelidir. Bakla, kuru fasulye, nohut, börülce, mercimek gibi bitkisel proteinler sofralardan eksik olmamalıdır. Şeker ve yağ tüketimine de dikkat edilmelidir. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve yenilmelidir. Ispanak, kara lahana, brokoli, pazı, marul gibi koyu yeşil; domates, pancar, nar gibi koyu kırmızı; havuç, bal kabağı, kayısı gibi koyu sarı-turuncu; kırmızı lahana, patlıcan gibi mavi-mor; sarımsak, soğan gibi beyaz sebzeler meyveler ile beslenilmeli yani sofralar renkli olmalıdır. İşlenmiş tahıl ürünleri yerine tam buğday, tam çavdar, tam yulaf tercih edilmeli yani kanserden koruyucu besinleri almak için “tam” beslenilmelidir.

6-Egzersiz yapmak. Her gün düzenli olarak en az 30 dakika egzersiz yapanlarda; meme, kalın bağırsak, rahim ve prostat kanseri daha az görülmektedir.

7-Kilo dengesini korumak. Aşırı kilolar başta meme kanseri olmak üzere; kalın bağırsak, rahim, yemek borusu, böbrek, pankreas, prostat ve yumurtalık kanseri ile çok yakın ilişkilidir. Kilo vermek ile kanser riski belirgin olarak azalmaktadır.

8-Kanserin erken belirti ve bulgularını bilmek. Açıklanmayan kilo kaybı, ateş, halsizlik, ağrı, deri değişiklikleri, bağırsak ve idrar alışkanlıklarındaki değişiklikler, beklenmedik ve anormal kanamalar ile akıntılar, iyileşmeyen yaralar, vücutta ele gelen kitleler, şişlikler, yutma güçlükleri, hazımsızlık ve ses kısıklığı kanserin belirtileri olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde en kısa zamanda doktora başvurulmalıdır.

9-Kanser riskini bilmek ve kanser tarama programlarına girmek. Kişide herhangi bir şikayet olmasa bile, belli yaşlarda yapılan tarama testleri ile kanser erken evrede saptanabilmektedir.

10-Stresle başa çıkmak. Stres, dolaylı olarak kanseri tetikleyebilmektedir. Egzersiz, meditasyon, danışmanlık ve konuşma tedavileri, grup terapileri, sosyal destek, depresyon ve anksiyete giderici ilaçların kullanımı gibi yaklaşımlar stresle başa çıkmak için önemli yöntemlerdir.

Kemal Kılıçdaroğlu 30 Mart’ta Ataşehir Belediyesi Yeni Binasını Açacak

Ataşehir’de Anlamlı Sergi

Irak Savaşı’nın 10. yılında, “Bana olan oldu, bari çocuklarım savaş görmesin” çağrısını dile getiren bu sergi, dünyada aynı zaman diliminde birçok farklı noktada açılan en büyük fotoğraf sergisi olma özelliğini de taşıyor. Türkiye’de 22 farklı ilde ve İngiltere, Hindistan, İsveç ile KKTC’de, toplam 31 mekanla birlikte Ataşehir Belediyesi Cemal Süreyya Sergi Salonu’nda açılan sergi “Savaşa Hayır-Barışa Evet” çağrısını içeriyor.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Eşi Gamze Akkuş İlgezdi, Belediye Başkan Yardımcıları ve ünlü fotoğraf sanatçısı Nico Guido’nun ev sahipliğini yaptığı serginin açılışına; Ataşehirli ve İstanbullu sanatseverlerle birlikte, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil, CHP’li Milletvekilleri Celal Dinçer ve Aykut Erdoğdu, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da katıldı.

Fotoğraf sergisine ev sahipliği yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, savaşın acı yüzünün yıllar geçse de silinmesinin çok zor olduğunu bu sergide bir kez daha yakından gördüklerini belirterek, “Tüm halkların barış içinde yaşadığı bir dünya hepimizin hayali. Atılan o bombalar, yıllarca etkisini özellikle çocukların üzerinde gösteriyor. Biz de sanatçı Guido ile birlikte bir kez daha 'Savaşa hayır barışa evet' diyoruz” diye konuştu. Başkan Battal İlgezdi, “Ataşehir Belediyesi olarak bu sergiye ev sahipliği yaparken, insanlık dünyasına barış diliyorum. Barışın egemen olacağı bir coğrafyada, bir dünyada yaşamak özleminde olan herkesi bu sergiye davet ediyorum” dedi.

Fotoğraf sanatçısı Nico Guido da Amman’a son gidişinden oldukça etkilendiğini belirterek, “ Yüzünde otuzun üzerinde ameliyat olmuş bir Iraklı, ‘Sizin medeniyetinizi, paranızı, modern yaşantınızı istemiyoruz. Sadece bizi yalnız bırakın!’ diyordu. Bu Iraklının isyanı sergiye adını verdi. 3 bin kişinin öldüğü 11 Eylül saldırılarının 10. yıldönümünden tüm dünya haberdar iken, milyonun üzerinde insanın öldüğü, yaralandığı, acı çektiği Irak Savaşı’nı herkes unuttu. Bu sergiyi insanlara göstermek istediğimizde engellemelerle karşılaştık. Bu esnada Ataşehir Belediyesi bize destek verdi. Ataşehir Belediyesi’nin destekleriyle bu sergi, Amman, Paris ve New York’ta da sergilenecek. Bu sergide savaşın, halklar üzerinde nasıl korkunç izler bıraktığını anlattık” dedi. Nico Guido konuşmasının sonunda barışın egemen olduğu bir dünya dileğinde bulundu. Konuşmalar sonrası Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi tarafından Fotoğraf Sanatçısı Nico Guido’ya teşekkür plaketi ve çiçek sunuldu.

Ayrıca sergi konsepti uyarınca, fotoğrafı çekilen her Iraklının 5 dakikalık ses kaydının da alındığı serginin ses kayıtlarını, Iraklı savaş karşıtı tiyatro sanatçıları seslendirdi. Bu kayıtlarda, yaralı sivil Iraklılar kendilerini tanıtıp, bombadan önce nasıl bir hayatları olduğunu ve bomba sonrası hayatlarının nasıl değiştiğini anlatıyor.
Sergilenen her fotoğrafın altında bir kulaklığın yer aldığı sergide, sanatseverler Iraklıların sözlerine tercüman olan sanatçıların sesi aracılığıyla fotoğraftaki kişinin hislerini paylaşıyor.

Sergi İçin Adres: Ataşehir Belediyesi Cemal Süreya Sergi Salonu -Küçükbakkalköy Mahallesi, Novada Ataşehir AVM. Kat:3- Ataşehir)

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Dünya Starı Kickboks Sporcumuz Gökhan Sak, Carrefour İçerenköy AVM’de Sporseverlerle Buluşacak

Bilgesoy Okulları Sanat Akademi

Vatan Caddesi No:11 Ataşehir

bilgesoy@bilgesoy.com

http://www.bilgesoy.com

0216 456 16 59

BİLGESOY OKULLARI SANAT AKADEMİ DE MÜZİK TİYATRO EĞİTİMLERİMİZ BAŞLAMIŞTIR SİZLERDE KALİTELİ BİR SANAT EĞİTİMİ ALMAK İSTİYORSANIZ BİLGESOY OKULLARI SANAT AKADEMİ TAM MERKEZİ

 EĞİTİMLERİMİZ: KLASİK GİTAR , ELEKTRO GİTAR , PİYANO , YAN FLÜT , KEMAN ,  ÇELLO , ŞAN ( SES EĞİTİMİ) SOLFEJ EĞİTİMİ

 

TİYATRO EĞİTİMİ: 9-15 YAŞ (ÇOCUK TİYATROSU)

    &nb

4. Ataşehir Tiyatro Festivali Başlıyor

Festival boyunca Genco Erkal, Rutkay Aziz, Emre Kınay, Cem Davran, Erkan Can ve Enis Fosforoğlu gibi Türk tiyatrosunun önemli isimleri Ataşehir’de oyunlarını sergileyecek.

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde startını verecek festivalin ilk oyunu;
İşler Güçler dizisinin Salih Abisi’ni canlandıran Burak Satıbol ve Antrenman Koçu Münir Bey’i canlandıran Ayhan Taş’ın da oyuncuları arasında yer aldığı Mahşer-i Cümbüş’ün Tiyatro Sporu ile başlayacak.

Festival hakkında bir açıklama yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi şunları söyledi: “Bir yandan daha yeşil ve daha modern bir Ataşehir için hizmet verirken, öte yandan da çağdaş sanatın oluşumuna ve yayılmasına katkıda bulunuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, sanatına ve sanatçısına sahip çıkmayan bir toplum refaha ulaşamaz. Bunun için kültür merkezleri kuruyor, sergi salonları açıyoruz. Çocuklarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı her fırsatta sanat kursları ve etkinlikleri ile buluşturuyoruz. Bu bağlamda artık gelenekselleşen ve ilgi ile beklenen Ataşehir Tiyatro Festivali’nin dördüncüsü ile sizleri buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu yıl da ülkemizin yetiştirdiği değerli tiyatro sanatçılarımızı ağırlayacak ve birbirinden güzel yapıtları sizlerin beğenisine sunacağız” dedi.

Festival Programı

 
Tarih     Oyun – Sahneleyen     Başlangıç Saati
 
27 Mart Çarşamba     Tiyatro Sporu – Mahşer-i Cümbüş     21:00
 
28 Mart Perşembe     Deli Dumrul -Tiyatro Formül     20:30
 
29 Mart Cuma     Deli Dumrul -Tiyatro Formül     20:30
 
02 Nisan Salı     Adalet, Sizsiniz- Aysa Pro. Tiyatrosu     21:00
 
03 Nisan Çarşamba     Sakıncasız- Ankara Meydan Sahnesi     21:00
 
05 Nisan Cuma     Çocuğum- Enis Fosforoğlu Tiyatrosu     20:30
 
08 Nisan Pazaetesi     Eski Moda Komedya- Tedbil-i Mekan     20:30
 
09 Nisan Salı     Eski Moda Komedya- Tedbil-i Mekan     20:30
 
12 Nisan Cuma     Giderayak- Ankara Sanat Tiyatrosu     20:30
 
13 Nisan Cumartesi     Selamün Kavlen Karakolu- Ankara San. Tiy.     20:30
 
15 Nisan Pazartesi     Nafile Dünya- Duru Tiyatro     21:00
 
16 Nisan Salı     Bezirgan / Tartuffe- İstanbul Halk Tiy.     20:30
 
17 Nisan Çarşamba     Sivas'93- Dostlar Tiyatrosu     21:00
 
18 Nisan Perşembe     Can Ataklı ile Canın Sağolsun Türkiyem     20:30

Davetiyeler için Adres:

Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu
Novada Ataşehir AVM (4.Kat) – Küçükbakkalköy Mah. Şehit Şakir Elkovan Cad. No: 20, Ataşehir, İstanbul

Oyunlar için Adres:

Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi ve A.S.O.
Ataşehir Girişi BP Benzin İstasyonu Arkası, Merdivenköy Yolu No:1 Ataşehir, İstanbul

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Bitik Pilini Makineye Atan Kazanıyor

Alınan her bir kupon 10 puan değerinde. Kuponların toplamı belirlenmiş puan değerlerine ulaştığı zaman belirli hediyeler kazanılacak. Belirlenen hediyeler, 27 Mayıs-5 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek olan 4.Çevre Haftası etkinlikleri kapsamında verilecek.

Kazanılacak hediyeler ile puanlar şu şekilde;

 
PSP ( Play Station Portable) :15.000
Tablet Bilgisayar : 10.000
Fotoğraf makinesi : 5.000
Mp3 Çalar : 2.000
Kulaklık : 1.500
Flash Bellek(8gb) : 1.000
 
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Türkiye’de Tablet Pazarı Büyüyor, Servis Endişesi Artıyor

Özellikle son yıllarda ciddi bir yükseliş içinde olan tablet ürünleri, birçok farklı marka tarafından Türkiye’de kullanıcılara sunuluyor. Piyasadaki bu yoğun rekabet 2013 yılıyla birlikte 150 markaya ulaşmış durumda. Yakın gelecekte büyük bir karmaşaya gebe bu süreç, ilk etapta fazla dikkat çekmeyen teknik servis problemini ve tüketici mağduriyetlerini de beraberinde getiriyor.
Türkiye pazarındaki hızlı büyüme, özellikle teknik servis konusuna pek yansımıyor.  Piyasadaki firmaların çok azı yeterli teknik desteği sağlayabiliyor. Birçok tablet markası küçük adetlerle, yedek parça ve servis güvencesi olmadan adeta ‘‘merdiven altı’’ şekilde pazara sunuluyor. Düşük fiyatların cazibesiyle bu ürünlere yönelen kullanıcılar, herhangi bir arıza durumunda ise mağdur oluyor.
 
Türkiye’de kullanıcılara uygun fiyatlı tabletleri, 2 yıl garanti ve arıza durumunda tüketici dostu hizmetlerle 72 saatte çözüm desteği sunan EZCOOL’un Türkiye Genel Koordinatörü Garip Erzen, Türkiye’de merdiven altı koşullarda ithalat yapan birçok tablet markası olduğunu dile getirerek uzun vadede kullanıcıların bu durumdan zarar görebileceğini dile getirdi. Erzen’in sözleri şöyle;
 
‘’Türkiye tabletleri sevdi ve pazarı kısa sürede bu noktalara getirdi. İki yıl gibi bir sürede pazar hacmi 4.400 adetten 200.000 adet seviyelerine çıktı. Bu artışın bundan sonra da katlanarak devam etmesini bekliyoruz. Kullanıcılar, en çok 7 inch lik ürünleri tercih ediyor. Fakat özellikle uygun fiyatlı ürünlerin bulunduğu bu segmentte satılan modellerin teknik servis desteğine dikkat etmek gerekiyor. Maalesef piyasada satış sonrası hizmetler ve yedek parça konusuna yatırım yapan çok az firma var. Çok sayıda tüketicinin mağdur olduğu olayları son dönemde sıkça duymaya başladık. Satın alınan ürünlerde iki yıllık garanti sürecinin de yakın dönemde sona ereceğini göz önüne alırsak, mağduriyet olaylarında artış kaçınılmaz olacaktır.  Bu durum tablet ürünlerine olan güveni de sarsabilir. Bu noktada tüketicilere, teknoloji sektöründe  bir geçmişi olan, bilinen ve  güvenilir markaları tercih etmelerini öneriyoruz.’’
 
Hızlı bir şekilde büyüyen tablet pazarında artık fiyat konusunda satış sonrası hizmetler ve müşteri memnuniyeti, en önemli konulardan birisi olacak. Kullanıcıların da tablet tercihini yaparken marka ve servis güvencesine dikkat etmesi gerekiyor.

Rakamlarla Türkiye’de tablet pazarı;

– 2010 yılında 4.400 adet tablet satıldı.

– 2011 de ise 127.000 adet tablet satıldı  ve  pazar 2010 yılına göre 32 kat büyüdü.

– 2011 Ocak-Haziran arası 36.000 adet tablet satıldı.

– 2012 Ocak-Haziran arasında 171.800 adet tablet satılmış durumda.  Sadece bu döneme bakıldığında bile % 300 artış söz konusu.

– Kullanıcıların % 67’si tabletinden kitap okurken % 78’si gazete ve dergiler tabletinden takip ediyor.

– Satılan tabletlerin % 40’ını 7 inch modeller oluşturuyor ve özellikle bu kategoride 120 küsur marka mevcut.

– Tablet kullananların yaklaşık % 90’ı akıllı telefon kullanıyor.

– Tablet aksesuar pazarı ise 4 milyon USD’ye yükseldi.

Yeni Opel Cascada: Cazibe ve Tarzın Birlikteliği

Aynı zamanda pazara sunulacak dizel motor 121 kW/165 HP 2.0 CDTI, 6 vitesli otomatik şanzımana sahip ve 350 Nm’ye kadar tork üretiyor. Sadece Cosmo model seçeneği ile satışa sunulacak bu modelin fiyatı 117.500 TL olarak açıklandı.

50 km/s’e kadar hızlarda 17 saniyede açılan sofistike kumaş tavan sistemine sahip Opel Cascada üst sınıf convertible özellikleri ve zengin donanıma sahip.

Tavan kapalı iken 280 litre olan bagaj hacmi kumaş tavan açıldığında 380 litreye çıkıyor. Bu rakamlar Cascada’yı bagaj alanı anlamında en başarılı convertible modelleri arasında konumlandırıyor.

Opel Cascada’yı tanıtan, Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik şunları söylüyor: “Cascada, mevcut ürün yelpazemizin en yeni üyesi. Elektrikli Ampera, sub-compact SUV Mokka, şık, şehirli ADAM ve şimdi bu zarif orta sınıf convertible ile portföyümüzü genişletiyor ve tümüyle yeni segmentlere adım atıyoruz. Bugüne dek yalnızca üst sınıf üreticilerin pahalı otomobillerinin yer aldığı orta sınıf cabriolet segmentine girmekten gurur duyuyoruz. Cascada ile Opel artık açık hava düşkünlerine, bir orta sınıf convertible otomobile özgü tüm özellikleri ve üst sınıf donanımları ulaşılabilir bir fiyatla sunuyor”.

Mayıs ayından itibaren Opel bayilerinde satışa sunulacak yeni dört mevsim convertible modeli Cascada, zarif, uzatılmış bir siluete ve yüksek kaliteli bir kumaş tavana sahip, şık bir dört kişilik otomobil. Opel’in model yelpazesinin son üyesi olan Cascada, yalnızca boyutlarıyla (uzunluk: yaklaşık 4.696 mm; genişlik: 2.020 mm, aynalar dahil) değil aynı zamanda cazibesi, üst sınıf teknolojiler ve sunduğu pek çok özellikle de rakiplerinden ayrılan bir orta sınıf convertible.

Opel Cascada’nın, burulma direnci rijiditesi oldukça etkileyici, gelişmiş HiPerStrut ön süspansiyon (ilk olarak yüksek performanslı Insignia OPC için geliştirilmiştir) ve FlexRide adaptif sönümleme sistemiyle keskin bir sürüş deneyimi sunuyor. 50 km/s’e kadar olan hızlarda sürüş esnasında veya araç park halindeyken uzaktan kumanda vasıtasıyla tek bir dokunuşla 17 saniyede açılan üst sınıf kumaş tavanı sayesinde tüm yolcular açık havada otomobille yolculuk yapmanın keyfine varabiliyorlar. Elektrikli emniyet kemeri uzatıcılar, elektrikli Kolay Giriş sistemi, özel Napa deri döşeme, havalandırmalı ergonomik tasarımlı koltuklar ve görünmez güvenlik sistemleri gibi gerçek anlamda üst sınıf özellikler, hayatı konforlu ve güvenli hale getirmek üzere bir araya getirilmişlerdir.

Duruş: Kumaş tavan zarafeti, eksiksiz bir açık hava keyfi sunuyor

Geniş duruşu ve Opel’e özgü, heykelsi biçimlerin akıcı sürekliliğiyle Cascada’nın tasarımı, göz kamaştırıcı ve mazide kalmış bir çağa ait “Grandes Routières”in klasik ve modası geçmeyen zarafetini yansıtıyor. Açık hava sürüşü için tavanı açık halde Cascada, kesinlikle düzgün bir profile sahip. Hızlı ve zarif biçimde eğimlenen A direklerinin ardında, bu pürüzsüz silueti bozacak hiçbir görünür tavan örtüsü ya da devrilme koruması yok. Bu basit hatlara bir miktar görsel canlılık katacak şekilde, alt gövde kısmındaki ince bir Opel bıçak çizgisi, gövdeyi saran arka lambalara uzanan keskin bir kıvrıma yansıyor. Nazikçe yukarı kıvrılan bel çizgisi, zarif biçimde kokpite uzanan bir krom şeritle vurgulanıyor. Bu şerit, tavanla gövde arasındaki sınırı akıcı ve zarif biçimde belirliyor.

“Cascada’nın gövdesine bu canlılığı, onu tüm diğer convertible otomobillerden farklı kılması için ekledik,” diyor Opel Baş Tasarımcısı Malcolm Ward. “Ve çoğu convertible otomobil yalnızca tavanı açık halde şık görünüp tavanları kapatıldığında biçimsiz görünürken, Cascada her zaman zarif bir görüntüye sahip. Tavan kapalıyken bile kusursuz, kesintisiz bir profili var."

Amaca yönelik olarak zarif biçimde tasarlanmış bombeli motor kaputu, cesur krom uygulamalarına sahip derin bir ızgaradan geriye doğru uzanıyor. Sis lambaları, krom insertlerle görsel olarak vurgulanan ters çevrilmiş “köpek balığı yüzgeci” elemanlara yerleştirilmiştir. Hem farların içinde bulunan ve LED teknolojisini kullanan gündüz farları hem de arka lambalar, Opel'in imzası haline gelen kanat biçimini taşıyorlar. Arka taraftaki yeni nesil 3D homojen LED modüller, üst sınıf otomobillere özgü keskin, yoğun bir aydınlatma sağlıyorlar. Bagaj kapağına yerleştirilen aydınlatma ünitelerini bağlayan belirgin bir krom çubuk, ön taraftaki cesur krom trimi yansıtıyor.

Kusursuzluk: Cascada’nın kumaş tavanı için en iyi mühendislik çözümleri

Cascada’nın kumaş tavan sisteminde, prestijli üst sınıf convertible otomobillerin tedarikçilerinden seçilmiş en yüksek kalitede malzemeler ve mühendislik çözümleri kullanılıyor. Cascada’nın yapısında ağırlığını sınırlayan magnezyum parçalar kullanılıyor ve arka cam penceresi, bugüne dek yalnızca lüks roadster otomobillerde mevcut bir uygulama seviyesiyle, kumaşla neredeyse kusursuz biçimde birleşiyor. Cascada’nın üst sınıf kumaş tavanı ayrıca dış ve iç astarlar arasına yerleştirilen özel bir polyester muflon tabakasının sağladığı üstün akustik ve termal yalıtım özelliklerine sahip.

Ön koltukların arasındaki bir anahtarla çalıştırılan bir standart elektro hidrolik motor sistemi, 50 km/s’e kadar olan hızlarda tavanı yalnızca 17 saniyede açıyor; bu özellik Cascada’yı kumaş tavanın çalışması bakımından pazar liderleri arasına koyuyor. Tavanı açmak ve kapatmak için anahtarlıkta bulunan bir uzaktan kumanda da tüm modeller için standart donanımdır. Black, Malbec-Red ve Sweet Mocca olmak üzere üç farklı renkte kumaş tavan sunuluyor. Bunlar, sportif Blue Buzz’dan zarif Phantom Grey ve lüks Dark Mahagony renklerine uzanan 10 gövde rengiyle combine edilebiliyorlar.

Zevk: Olağanüstü konfor ve fonksiyonelliğe sahip sanat eseri kokpit

Cascada’nın heykelsi kabini ince, elle işlenmiş detaylarla vurgulanan çarpıcı ve sportif tasarım unsurlarına sahiptir. Kanat şeklindeki gösterge paneli (yumuşak, Morrocana sarılı yüzeylerinde otantik dikişler bulunuyor) kapılara uzanarak ön yolcuları dinamik biçimde sarıyor. Tüm koltuklar zengin zengin biçimde işlenmiş olup, zarif kabartmalı kumaşlar ve derilerle sunuluyorlar. Üst düzey AGR belgeli ergonomik koltuklar, zengin kumaş veya iki farklı deri döşemeye sahiptir: siyah, perforeli döşeme daha sportif bir görüntü sağlarken yumuşak, gösterişli ve sıcak Napa deri konfor ve lüks görüntüsü veriyor. Koltuk ısıtma doğal olarak her iki ön koltukta da mevcut; deri koltuklar ayrıca ısı yansıtma korumasına ve bir havalandırma sistemine de sahip: sıcak, güneşli günlerde, ön yolcu konforunu optimize etmek üzere deliklerden temiz hava çekiliyor.

Cascada aynı zamanda yalnızca üst sınıf ve lüks convertible otomobillerde mevcut özellikler de sunuyor: elektrikli emniyet kemeri uzatıcılar ön emniyet kemeri tokasını kolayca erişilebilecek bir noktaya getirmek üzere bir teleskopik koldan faydalanırken, elektrikli bir Kolay Giriş sistemi arka koltuğa erişimi büyük ölçüde kolaylaştırıyor ve arka koltukta yolculuk edenler için daha fazla diz mesafesi sunuyor.

Opel Cascada, dört mevsim günlük kullanım için konforlu ve kullanışlı ve bir convertible için oldukça cömert bir saklama ve depolama kapasitesine sahip. Sürücünün etrafında pek çok kullanışlı, geniş saklama alanı bulunmakta: kapıda, gösterge panelinde ve altında ve, Elektrikli Park Freni (üst sınıf Cosmo donanımında standart) sayesinde orta konsolda; tam da saklama alanına en çok ihtiyaç duyduğunuz yerlerde.

Tavan kapalı iken 280 litre olan bagaj hacmi kumaş tavan açıldığında 380 litreye çıkıyor. Bu rakamlar Cascada’yı bagaj alanı anlamında en başarılı convertible modelleri arasında konumlandırıyor. Yük hacmini artırmak veya olağandışı uzun nesneleri (örn. snowboard veya kayak takımları) taşımak için Opel Cascada, 50:50 bölünmüş arka koltuk sırtlıklarını elektrikli olarak çözen ve aşağı katlayan FlexFold sisteminden faydalanıyor. Metal tavanlı convertible otomobillerde sunulamayan bu özellik, bagaj bölmesinin kapasitesinin 750 litreye çıkarılabilmesine ve 1.818 mm uzunluğunda nesnelerin bile taşınabilmesine imkan sağlıyor.

Her tür havada dört mevsim kullanılabilecek bir convertible olan Opel Cascada, kış mevsiminde bile hiçbir kısıtlama olmaksızın günlük kullanıma imkan tanıyan tüm özelliklere sahip. Kumaş tavanının kusursuz termal yalıtımına ek olarak Cascada aynı zamanda ısıtmalı bir direksiyon simidi, önceden ısıtma ve hızlı ısıtma sistemleri ile otomobilin günlük kullanışlılığını ortaya koyan diğer özellikleri sunuyor.

Mükemmellik: Olağanüstü şasi teknolojisiyle bir araya getirilmiş burulma direnci rijiditesi

Sürüş dinamikleri, direksiyon hassasiyeti, akustik, güvenlik ve konfor üzerinde büyük bir etkiye sahip olan burulma direnci rijiditesi, üstü açık araçlar için kilit öneme sahip bir gereklilik. Yüksek rijidite aynı zamanda gerçek bir kalite ve güvenilirlik hissi veriyor. Cascada'ya burulma be bükülme direnci arasında üstün bir denge kazandıran pek çok önlem bulunuyor. Gövde altındaki etkileyici çapraz çelik barlar ve güçlendirilmiş yan eşikler de bunlar arasında. Bu güçlü yapı, süspansiyon parçalarının çalışması için sağlam bir zemin sunuyor ve ses, titreşim ve sertlik bakımından önemli ölçüde bir azalmaya katkıda bulunuyor. Opel’in bir önceki nesil convertible modeli Astra TwinTop ile kıyaslandığında Cascada’nın gövdesi burulma anlamında %41 ve bükülme anlamında %27 daha sert.

Yeni orta sınıf Opel Cascadanın etkileyici ayakizi kontrol ve dengenin yanı sıra otomobilin görsel çekiciliğini de artırıyor. Dingil mesafesi (2.695 mm) Insignia’nın dingil mesafesinden yalnızca 40 mm kısa. Ön ve arka iz genişlikleri 1.587 mm. Ön iz genişliği Insignia’nın ön iz genişliğinden 2 mm daha geniş.

Cascada’nın ön aksı, ilk olarak Insignia OPC için geliştirilmiş olan bir HiPerStrut (Yüksek Performanslı Helezonlu Amortisör) süspansiyon düzeniyle, Opel'in en iyi şasi teknolojisine standart olarak sahip. HiPerStrut, sönümleme ve yönlendirme işlevlerini ayırarak optimum çekiş ve dönüş hassasiyetinin yanı sıra tüm yol koşullarında daha düşük tork kumandası ve daha iyi yol tutuş sağlıyor.

Opel Cascada, hız duyarlı yardım sistemine sahip elektrikle çalışan kremayer ve pinyonlu direksiyona sahip. Daha fazla doğrudan direksiyon hissi ve hassasiyeti için elektrik motoru direksiyon sütununun tabanı yerine kremayer üzerine monte edilmiştir.

Opel’in 3 farklı ayara (Standard, konfora yönelik Tour ve Sport modları) sahip tümüyle adaptif şasi kontrol sistemi FlexRide da elbette Cascada’da mevcut. Bu sistem, farklı sürüş koşulları ve sürüş tarzlarının yanı sıra sürücünün seçtiği tercihlere kendini otomatik olarak uyarlayarak sürüş kalitesini, kontrolü ve güvenliği artırıyor. Opel Cascada 17 inçten 20 inçe kadar jantlarla donatılabiliyor.

İncelik: Yeni nesil Doğrudan Püskürtmeli 1.6 SIDI Turbo ECOTEC benzinli motor

Opel Cascada convertible’da geniş bir güç aktarma organı yelpazesi mevcut. Motor portföyü 1.4 litrelik bir benzinli Turbo ile başlıyor. Bu motor altı vitesli bir şanzımanla birlikte ve 88kW/120bg veya 103kw/140bg güç değerleriyle sunuluyor. Her iki versiyon da overboost işleviyle 220 Nm'ye kadar tork üretebiliyor.

Lansmanda Cascada’nın 1.6 SIDI Turbo ECOTEC benzinli motoru test edildi. Bu orta sınıf, doğrudan püskürtmeli ünite, ilk kez Opel’in bu yeni convertible modeliyle sahneye çıkan ve ürün yelpazesindeki diğer orta sınıf ve kompakt modellerde de kullanılacak olan tümüyle yeni nesil motor yelpazesinin bir parçası. 1.6 SIDI Turbo ECOTEC motor, olağanüstü kusursuzlukta güç ve tork üretiminin yanı sıra çoğunlukla gezinti için kullanılan bir convertible otomobile mükemmel biçimde uyan yüksek düzeyde bir inceliğe sahip. 4.250 ila 6.000 devir arasında 125kW/170bg güç ve bir overboost işlevi sayesinde 280 Nm’ye kadar tork üretiyor; bu rakam, bu güç kategorisindeki bir 1.6 Turbo motor için en iyi tork değeri. Bu motor, Start/Stop sistemli, 6 vitesli bir düz şanzıman veya yeni nesil 6 vitesli otomatik şanzımanla tercih edilebiliyor. 1.6 SIDI Turbo ECOTEC motor aynı zamanda performans (son hız 222 km/s ve 0-100 km/s ivmelenme 9.6 saniye) ve yakıt ekonomisi (6.3 litre/100 km, 148 gr/km CO2) arasında mükemmel bir denge sunuyor.

Dizel tarafında ise, 143 kW/195 bg güç ve 400 Nm’lik yüksek torka sahip yeni, sofistike 2.0 CDTI BiTurbo motor, yazdan önce piyasada olacak. Son teknoloji ürünü, sıralı çift turbolu dizel teknolojisini kullanan bu motor, yüksek performans (en yüksek hız 230 km/s ve 0-100 km/s ivmelenme 9.4 saniye) ve mükemmel yakıt ekonomisinin (5.2 litre/100 km ve yalnızca 138 g/km CO2) olağanüstü bir kombinasyonunu sunuyor. Bu motora Start/Stop sistemli 6 vitesli düz bir şanzıman eşlik ediyor.

Tasarruflu 121 kW/165 bg’lik 2.0 CDTI, 6 vitesli düz ve otomatik şanzıman seçenekleriyle sunuluyor. Bu motor, overboost devreye girdiğinde 350 Nm’ye kadar tork üretebiliyor.

Cascada, Opel’in ürün yelpazesinde yeni nesil düşük sürtünmeli 6 vitesli otomatik şanzımanın kullanıldığı ilk model. Daha sportif bir sürüş deneyimi için manuel vites değişimine imkan tanıyan bir Active Select fonksiyonuna sahip.

Huzur: Sofistike teknoloji ve güvenlik özellikleri

Cascada, açık havada araç kullanma deneyimini Opel teknolojisinin en iyisiyle bir araya getiriyor. Bu, 10’a kadar otomatik işleve sahip akıllı AFL+ Adaptif İleri Aydınlatma sistemini, yeni geliştirilmiş işlevleriyle (geliştirilmiş Trafik İşareti Tanıma ve Şeritten Ayrılma Uyarısı, yeni bir Takip Mesafesi Göstergesi ve Önden Çarpma Uyarısı) ikinci nesil Opel Eye ön kamerayı, park manevralarını kolaylaştıran bir geri görüş kamerası ve bir Gelişmiş Park Yardımı sistemini, ultrasonik tabanlı bir Yan Kör Nokta Uyarı sistemini, ergonomik ön koltukları, ısıtmalı direksiyon simidini ve Yokuş Kalkış Desteğini içeriyor.

Cascada’nın son derece sağlam gövdesi, temelde yüksek dayanımlı çelikten üretilmiştir ve bir çarpışma durumunda mümkün olan en fazla yaşam alanını sağlamak üzere gövde deformasyonunu en düşük seviyeye indirir. Kapılarda köşeden köşeye monte edilmiş, ultra yüksek dayanımlı çelik kirişler ve bel çizgisinde takviyeler bulunuyor. Ön camı destekleyen A direkleri presle güçlendirilmiş çeliktir. Ve devrilme koruması için, arka koltukların arkasında bulunan ve piroteknik olarak çalışan yay yüklemeli yüksek dayanımlı çelik barlar otomatik olarak açılıyor. Bu açılır devrilme barları, devrilme dışındaki diğer ciddi çarpışma durumlarında da (hava yastıkları açıldığında) aracın devrilmesine yol açabilecek olası ikincil darbelere hazırlık olarak açılıyorlar. Her iki ön koltukta da aktif, iki yönlü kafalıklar ve ikili emniyet kemeri ön gergi mekanizması bulunuyor; ve arka emniyet kemerlerinde bile ön gergi mekanizmaları var.

Almanya’da tadarlanan ve geliştirilen Cascada, Opel’in Polonya’nın Gliwice kentindeki teknoloji harikası üretim tesisinde üretiliyor.

Türkiye’de İlk Kez Su Yürüyüşü Yapıldı

İstanbul Bağdat Caddesi 22 Mart Dünya Su Günü’nde çok renkli bir etkinliğe sahne oldu. Türkiye’de ilk kez bir su yürüyüşü yapıldı. Hayatın kaynağı olan suyun verimli kullanılmasına ve azalan su kaynaklarına dikkat çekmek için gerçekleştirilen “Su İçin Yürüyoruz” adlı etkinlik, pompa ve pompa sistemleri üreticisi WILOTürkiye ve Kozyatağı Rotary Kulübü’nün işbirliği ile düzenlendi.
 
“Su için bir adım da siz atın” mesajının verildiği etkinlik, başta öğrenciler olmak üzere doğaya ve suya karşı duyarlı olan herkesi bir araya getirdi. 22 Mart’ta saat 12.00’de İstanbul’da Bağdat Caddesi-Şaşkınbakkal’dan başlayan yürüyüş için özel etkinlikler yapıldı. Yürüyüşün neşe kaynağı olan öğrenciler, bando eşliğinde şarkılar söylediler.
 
Su yürüyüşünde WILO Pompa Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Ercüment Yalçın da bir konuşma yaptı. Dünyanın dört bir yanında suyu bir noktadan başka bir noktaya taşıdıklarını belirten Ercüment Yalçın, WILO olarak suyun değerini çok iyi bildiklerini ve bu değerin herkeste oluşması için çaba sarf ettiklerini söyledi. Yalçın konuşmasına şöyle devam etti:
 
“Hepinizin bildiği gibi dünyamızın kaynakları giderek azalıyor. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için tüm doğal kaynakları olduğu gibi suyu da verimli kullanmamız gerekiyor. Biz WILO olarak suyun temiz kalması ve ihtiyacı olan insanlara ulaşması için çaba sarf ediyoruz. Dünya Su Günü’nde böyle anlamlı bir etkinlikte bizlere birlikte olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum.”
 
Su yürüyüşünün varış noktası olan Caddebostan’da bir “manifesto duvarı” oluşturuldu. Manifesto duvarında 50 çocuk puzzle parçalarını bir araya getirerek, “SU manifestoSU”nu yazdı. Öğrencilerin manifestosu şu dört maddeden oluştu: “Suyu tüketirken daha dikkatli olacağız”, “Suyun israf edilmesine izin vermeyeceğiz”, “Çevremizdekileri su tasarrufu için uyarmakla sorumluyuz”, “Su bilincinin artması için çalışacağız.” Yürüyüşün sonunda öğrenciler, “Tükeniyorum-Farkında mısın?” adlı bir de tiyatro gösterisi sundular.

WILO Hakkında: Dünyanın en büyük pompa sistemleri üreticilerinden biri olan WILO'nun temelleri 1872 yılına, Louis Opländer'in bronz ve bakır parçalar işleyen atölyesine kadar uzanıyor. Dünyanın WILO sirkülasyon pompalarıyla ilk tanışması, 1928 yılında oğlu Wilhelm Opländer'in sirkülasyon pompasını icat etmesi ve bu alandaki ilk patenti alarak üretime başlamasıyla gerçekleşti. Bugün, tüm dünyada, yapılardan endüstriyel proseslere, ziraattan genel amaçlı temiz ve kirli su transferine, altyapı yatırımlarından arıtma tesislerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, insanlığın gereksinim duyduğu pek çok alanda WILO'nun tamamlayıcı özellikte tesisat ekipmanları kullanılıyor. Dünyada 71 ülkede yerleşik kendi satış firmaları ve 7000’i aşkın çalışanı ile 1,20 milyar Euro’yu aşan ciroya sahip olan WILO, Türkiye’deki faaliyetlerine ise 1992’de başladı. Bu tarihten sonra Türkiye gittikçe artan bir hacimde WILO'nun dünyadaki üretim merkezlerine ihracat yapar hale geldi. 2009 yılında alınan yatırım kararı ile sektörün en teknolojik tesisini Türkiye’ye kazandıran WILO, bu sektörde Avrupa’daki LEED Gold Sertifikası’na sahip ilk yeşil binada faaliyet gösteriyor. WILO Türkiye gösterdiği başarılı performansla 2010’da yakın bölgedeki 9 ülkenin (Azerbaycan, Irak, Lübnan, Suriye, İsrail, Ürdün, Filistin, Gürcistan ve Ermenistan) operasyonlarının Türkiye Ofisi’ne bağlanmasını sağladı. Böylece Türkiye ile birlikte toplam 10 ülkenin operasyon yönetimi WILO Türkiye’de yapılır hale geldi.

www.wilo.com.tr

Ataşehir Brandium AVM 29 Mart’ta Kapılarını Açıyor

Yörük Evden Eve Nakliyat

Buket Sokak No: 35/1 Ataşehir

yoruknakliyat@hotmail.com

http://www.yoruknakliyat.com

Koray

0532 285 95 93

0216 469 84 89

Gedizler Nakliyat

Şemsettin Günaltay Cad. No 142 kat:1 büro 15 Kazasker – Kadıköy – İst

sayirkan@yahoo.com

http://www.evdenevenakliyeci.biz

Olcay Erkan

0216 469 67 63

Ataşehirin heryerinden evden eve nakliyat hizmeti

Psikolog Cem Kaya

Yaşam Danışmanlık Ata 2-2 Blok, Kat 3, Daire:71 (Denizbank Üzeri) Ataşehir

cem@cemkaya.net

http://www.cemkaya.net

Cem Kaya

0531 790 79 26

Uğur Kurye

Motorkuryem istanbul içi motor kurye hizmetinde kuryemiz sizin acil gönderiniz için hizmet etmektedir. Gönderiniz İstanbul içi yakın mesafede 45 dakika uzun mesafede 90 dakika içinde kuryelerimiz tarafından alınır ve yerine ulaştırılır. Kuryemiz gönderinizi teslim ettiğinde bilgi verir. Normal motosikletli kurye gönderilerinizi alır ve adreslerine teslim eder. Şu an İstanbul içi tüm semt ve ilçelerde motorlu kuryele

Casio’dan Akıllı Saat

Akıllı G-Shock’ların titreşim özelliği de bulunuyor. Tüm bu heyecan verici özelliklere şu an sadece iPhone kullanıcıları sahip olabiliyor. Casio G-Shock BG-5600 ve BG-6900’un iPhone ile iletişimini Casio G Shock+ uygulaması sağlıyor. Akıllı saatlerin Türkiye satış fiyatı 319 TL olarak açıklandı.
 
 

Ataşehir Belediyesi YGS İçin Önlem Aldı

Gençlerin, ülkenin geleceği olduğunun altını çizen Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, onlara sağlıklı bir sınav ortamı sağlamak için Zabıta Müdürlüğü’nün tüm ekiplerinin alanda çalışma yürüttüğünü belirtti. Başkan İlgezdi, “Tüm öğrencilerimize sınavda başarılar diliyorum” dedi.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Organ Bağışına The Ritz-Carlton İstanbul’dan Büyük Destek

En değerli yaşam hediyesi

Massimiliano Zanardi, organ bağışına desteklerinin devam edeceğini belirterek, “Bu anlamlı organizasyona kendimi ve kurumumuzu çok yakın hissediyorum. Organ bağışı son derece medeni ve önemli bir karar. Ben de organlarımı bağışladığım için çok mutluyum. Organ bağışının başka insanların yaşamalarına fırsat verip, aileleri için umut haline geldiğini ve en değerli yaşam hediyesi olduğunu düşünüyorum” dedi.
 
Organ yetersizliği nedeniyle insanların hayatını kaybetmesi kader olmaktan çıkmalı

Organ bağışı etkinliğinde Memorial Şişli Organ Nakli Merkezi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Koray Acarlı, The Ritz-Carlton İstanbul çalışanlarına organ bağışının önemini
anlattı.

 
Prof. Dr. Acarlı, Türkiye’de 60 binin üzerinde kişinin organ nakline ihtiyaç duyduğunu ve bu rakama her yıl yüzlerce kişi daha eklendiğini belirterek, “Türkiye’de nakil sayısı ne kadar artmış olursa olsun, aslında sadece canlıdan nakiller artış gösteriyor. Yani biz bu organ nakillerini başka bir canlıyı onun sağlığına zarar vermeden ameliyat ederek gerçekleştiriyoruz. Halbuki diğer yandan binlerce insan ölüp gidiyor ve organları toprağa karışıyor. Bizim derdimiz bu kadavralardan uygun olanların organlarını alarak diğer insanları kurtarmak. Bunun için de insanları bilgilendirerek,  toplumdaki farkındalığı artırmak ve gerekli bakış açısını oluşturmak çok önemli.” diye konuştu.

Ataşehir Belediyesi Yaşlıları Unutmadı

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kadınların Hayatını Kabusa Çeviren 5 Sorun

Son yıllarda jinekolojik hastalıkların görülme oranlarında büyük bir artış yaşanıyor.  Bu jinekolojik sorunların büyük bir kısmını gebe kalamama ve jinekolojik kanserler oluşturuyor. Vajinal enfeksiyonlar ve adet düzenleriyle ilgili sorunlar da sık rastlanan kadın hastalıkları arasında yer alıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şule Selvi, kadınlarda en sık rastlanan jinekolojik sorunlar hakkında bilgi veriyor.
 
Eğitim ve çalışma hayatı kadın hastalıklarını da değiştirdi
 
İletişim çağında bilgilenme, bilinçlenme ve doğru yönlenmenin de etkisiyle, kadınlar artık sorunlarını çok daha rahat paylaşıyor. Kadınların eğitim ve çalışma hayatına daha fazla katılması gebelik ve doğum oranlarında düşüşe, jinekolojik problemlerde ise artışa neden oldu. Ortak tuvalet kullanımı ve korunmasız cinsel hayat, enfeksiyonların yayılım hızını artırırken, yaşam süresinin uzaması da menopoz sonrası dönemdeki sıkıntıların ve jinekolojik kanser sayılarının yükselmesine neden oluyor.  Yaşanılan bölge ve mevsimsel farklılıklar nedeniyle değişim gösterse de en sık görülen jinekolojik sorunlar şu şekilde sıralanıyor.

1.Vajinal enfeksiyonlar: Bu enfeksiyonlar genellikle akıntı şikayetiyle kendini gösteriyor. Ancak zaman zaman mevcut doğal akıntıdan farklı olarak renk değişikliği, koku, yanma, kaşıntı, ilişki sırasında ağrı ve hatta kanama ile seyredebiliyor. Tedavinin ilk basamağını genital hijyenin doğru bir şekilde yapılması oluşturuyor. Pamuklu iç çamaşırı giymek, genital asitliği ayarlanmış hijyen ürünleriyle temizlik yapmak, gereksiz günlük ped kullanmamak çoğu zaman tedavi edici ve önleyici olabiliyor. Hijyen kurallarına uyarak enfeksiyonun önüne geçmek mümkün olamıyorsa tedavi antibiyotiklerle sağlanıyor.

2.Adet düzensizliği: Her kadının adet döneminin kendine has özellikleri vardır. Kimileri bu dönemi çok şiddetli ağrı ve kanamalarla geçiriyor. Kimileri içinse durum tam tersi… Kanama ister az, ister çok isterse de aralıklı olsun bu durum çoğu zaman hormonal düzensizliğin etkisiyle birçok önemli hastalığın belirtisi olabiliyor. Bu hastaların öncelikle muayene ve ultrasonla değerlendirip altta yatan bir hastalığın olup olmadığının ortaya çıkartılması ve varsa sebebe yönelik tedavi uygulanması gerekiyor. İlaç ya da ameliyat gerektiren bir durum yoksa bazen tedaviye bile ihtiyaç duyulmayabiliyor. Kısa dönemli basit hormonal düzenleyiciler uygulanabiliyor. Adet kanaması normalleri ve anormallikleri konusunda bilinçlendirme ve kişiye özel durumları değerlendirmek çok önemlidir.

3.Gebe kalamama: Bebek sahibi olmak isteyen çiftler çoğu zaman sabırsız olabiliyor. İlk denemelerinden sonra hamile kalamayan kadınlar hemen “acaba kısır mıyım?” gibi bir endişeye kapılıyor. Ancak kısırlık tanısının konulabilmesi için 1 yıl süreyle düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik olmaması gerekiyor. Kısırlık, kadınlar kadar erkekleri de ilgilendiren bir sorun. Polikistik over sendromu, endometriosis(çikolata kisti) ve ileri yaş kadınlarda kısırlığa neden olan en önemli nedenler arasında yer alıyor. Ancak kadınların yaklaşık üçte birinde kısırlığın sebebi bulunamıyor. Kısırlık şüphesi olan çiftlerin değerlendirilmesine öncelikle erkekten başlanıyor. İlk olarak sperm testi yapılıyor, ardından ise kadınlarda yumurtlama sorunu ve tüplerde tıkanıklık olup olmadığı değerlendiriliyor. Çıkan sonuçlar doğrultusunda uygun tedavi uygulanıyor. Gerekli durumlarda ise çiftler yardımcı üreme tekniklerine yönlendiriliyor.

4.Pelvik kist ve kitleler: Sıklıkla adet düzensizliği ve ağrı şikayeti ile başvuran hastalarda yapılan muayenede yumurtalık kist, kitleleri veya rahimde miyom adı verilen kitleler görünüyor. Kist veya kitleler değerlendirilirken hastanın şikayet derecesi, yaşı, gebelik beklentisi de mutlaka göz önünde bulunduruluyor. Bu hastalara bazen ilaç tedavisi veya cerrahi müdahale gerekebiliyor. Bazen ise takip dışında herhangi bir tedaviye ihtiyaç duyulmuyor. Hastaların tedavisinde en önemli kriter kist veya kitlenin iyi yada kötü huylu olup olmadığının tespitinden geçiyor.  Bu sorunlarda artış yaşanmasının en önemli sebebi ise teşhis olanaklarının eskiye oranla çok daha etkili olması.

5.Şiddetli adet sancısı: Bazı kadınlar için adet dönemleri dayanılmaz ağrıların yaşandığı günler olarak geçiyor. Yaşam kalitesini inanılmaz derecede düşüren bu ağrılara zaman zaman acil müdahale bile gerekebiliyor. Çoğu zaman bu ağrıların altında yatan sebep tam olarak ortaya çıkartılamıyor. Ancak şiddetli adet sancısı yaşayanların mutlaka doktora görünmeleri gerekiyor. Altta yatan başka bir neden yoksa tedavi genellikle şikayete yönelik gerçekleşiyor. En sık rastlanan sebep kronik enfeksiyonlar ve endometriozis sorunu. Ağrı kesici, ödem çözücü, gerekirse psikolojik destek sağlanması gibi kişiye özel uygulamalar yapılması gerekebiliyor.

Unutkanlık Nedenini Bir Test ile Öğrenmek Mümkün

Depresyondaki kişi; kendi hayatı, gelecek, diğer kişiler ve olaylar ile ilgili olumsuz kavramları zihninde geliştirmeye yatkındır. Bir olaydan genelleme yaparak her şeyin olumsuz ve kötü gittiğine dair çıkarımlarda bulunabilir. Depresyonla beraber; iş performansında düşme, algılama sorunları, eşyaların yerini unutma, yeni bilgileri daha önceki performansından düşük şekilde öğrenebilme ve odaklanamama gibi sorunlar sıklıkla görülmektedir.

Bunama ileri yaşlarda daha sık görülüyor

Yaşlı bir kişinin unutkanlıkla ilgili şikayetleri varsa, çevre tarafından oldukça normal karşılanabilir. Normal yaşlılık unutkanlığında kişi, günlük yaşamında tümüyle bağımsızdır. Kendi işlerini halledip, planlama yapabilmektedir. Ancak çağımızın hastalığı olan bunama(demans), yaşam süresinin uzamasıyla beraber insanı tehdit eder duruma gelmiştir. Özellikle “Alzehimer Tipi Demans” yaşlılık öncesi ve yaşlılıkta en çok görülen bunama nedenidir. Bu hastalığın başlangıç döneminde tanı koymak oldukça güç olduğundan, gerçek sıklığı saptamak çok mümkün görünmemektedir. Genel olarak 65 yaşın üstündeki nüfusta %2-4 arasında görülür ve 75 yaş üstü sıklık artmaktadır. Hafif demanslı kişilerde işte ve ev dışında bağımsızlık bozulmaya başlamaktadır. Orta demanslılarda bağımlılık artar, kişi yaşamı ve kendi bakımında sorunlar yaşar. Ağır demanslı hastalarda ise sürekli bakım gerekir ve  kişi tümüyle çevresine bağımlı hale gelmiştir.

Hastanın günlük yaşantısını olumsuz etkiliyor

Hafif evredeki demanslı hasta çalışıyorsa işinde verimliliğini yitirir.  Yakın geçmişe ait olayların hatırlanmasında güçlük çekme, aynı soruların tekrarlanması ve kelime bulma güçlükleri hastanın yakınlarının dikkatini çeken başlıca özellikler arasında yer almaktadır. Hasta kendi bildiği mekanları dolaşabilse de, yabancı mekanlarda kaybolabilir.  Yeni telefon numaralarını öğrenememe, yemek yaparken malzemeleri unutma ve uyku kalitesinde bozulma görülmektedir. Bu bozukluklarla beraber depresyon da tabloya eşlik edebilir.

Unutkanlığınızın nedeni Depresyon mu? Bunama mı?

Unutkanlıkla ilgili durumlarda nöropsikolojik değerlendirme, nörolojide yardımcı muayene yöntemlerinden biridir. Bu muayene beyin-davranış ilişkisi temeline oturan nöropsikolojik testlerle gerçekleştirilmektedir. Alzheimer hastalığının erken dönemlerinde beynin hareket ve duyu sistemleri dışında kalan bölgeler de etkilenmektedir. Beyin bölgelerinin aracılık ettiği mental işlevleri değerlendiren ve bunlardaki bozulmaları gösteren nöropsikolojik testlerdir. Klinik olarak özellikle ayırt edilmesi zor olan depresyon ve bunamanın ayırt edici tanısında nöropsikoloji yardımcı olmaktadır. Bu tip testlerle; hastanın basit dikkat, dikkati sürdürme, bellek, soyutlama, planlama, görsel mekansal algı ve yapılandırma özelliklerine bakılıp unutkanlığın neye bağlı olduğuna dair fikir oluşturulabilmektedir.

Fotoğraf Sanatçısı Niko Guido’nun Ataşehir Sergisi

Çok sayıda ülkeden yüzlerce gönüllünün çalışmasıyla gerçekleştirilen dünyanın bu en büyük fotoğraf sergisine ev sahipliği yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, serginin Irak Savaşı’nın başlamasının 10. yılında ülkemiz de ve dünyada aynı anda milyonlarca kişiyle buluşacağına dikkat çekti. Başkan Battal İlgezdi, “Ataşehir Belediyesi olarak bu sergiye ev sahipliği yaparken, insanlık dünyasına barış diliyorum. Barışın egemen olacağı bir coğrafyada, bir dünyada yaşamak özleminde olan herkesi bu sergiye davet ediyorum” dedi.

TARİH: 23 MART 2013 CUMARTESİ
SAAT: 19.00
YER: ATAŞEHİR BELEDİYESİ CEMAL SÜREYYA SERGİ SALONU
(Küçükbakkalköy Mahallesi. Novada Ataşehir AVM. Kat:3- Ataşehir)

Kaynak: Ataşehir Belediyesi