Bıngıldağın Kapanmasını Geciktiren 5 Neden

1-Beslenme yetersizliği.

2-D vitamini eksikliği.

3-Tiroid bezinin yetersiz çalışması (hipotiroidi).

4-İskelet gelişim bozukluklarını içeren sendromlar.

5-Hidrosefali (Beyin basıncını artıran, kafatasını genişlemeye zorlayan durumlar).

Bıngıldağın gelişimi nasıl meydana geliyor?

Bebeklerde beyin gelişimi özellikle hayatın ilk iki yılında kafatasının gelişiminden çok daha hızlıdır. Bu nedenle baş büyümesinin nedeni kafatası kemikleri değil, beyin büyümesidir. Kafatası büyüyen beyine uyum göstererek büyüyor. Tabii ki bu kadar hızlı büyüyen yumuşak bir dokuya kemik gibi sert bir yapı aynı hızla eşlik edemiyor. Bu nedenle yaratılışta kafatası kemikleri arası kaynamamış haldedir ve geniş bağ doku yani kalın zardan yumuşak ara bağlantılarla birbirine tutunmuş gibi dururlar. Böylece beyin büyürken bu esnek bağlar yardımıyla kafatası da ona uyum sağlayarak genişleyebiliyor. Görüldüğü gibi ilk iki yıl beyin ve kafatası gelişiminde en hızlı dönemdir. İşte bu dönemde kafa kemikleri arasındaki bağ dokudan yapılma boşluk alanlarına fontanel, ya da halk arasında söylendiği gibi bıngıldak deniliyor. Kafada 6 adet fontanel var. Önde ve en büyük olanı ön fontanel, arkada bir tane arka fontanel, yanlarda da birer çift sfenoid ve mastoid fontaneller olarak isimlendiriliyor.

Bu dokunun kapanması ne kadar sürüyor?

Ön fontanel esas ebeveynlerin farkına vardığı, elle rahatlıkla hissedebildikleri ve bıngıldak diye nitelenen en büyük fontaneldir. Normalde aylar içinde giderek kapanıyor ve genelde 18. aya kadar tamamen kapanmış oluyor. Diğer fontaneller ise daha küçüklerdir ve doğum sonrası 2-3 ay içinde kapanırlar.

Bu kapanış nasıl oluyor, büyümeyle mi ilgili, bebeğin doğru ve yeterli beslenmesiyle de ilişkisi var mı?

Bıngıldakların kapanması bebeğin büyümesi, bununla orantılı olarak kafatası kemiklerinin büyümesi ve kemikleşme sürecini tamamlamaları şeklinde oluyor. Yani yumuşak bağ dokudan kemikleşmeye, mesafenin kemikle kapanmasına doğru bir süreçtir. Bu dönemde iyi beslenme, D vitamini yönünden takviye kemikleşmeyi sağlayan önemli unsurdur.
Bebekte bulunan başka birtakım hastalıklar bıngıldağın kapanmasını etkiler mi?
Beslenmenin yetersizliği, D vitamini eksikliği, tiroid yetersiz çalışması olan hipotiroidi, bazı iskelet gelişim bozukluklarını içeren sendromlar gibi durumlar kapanmada gecikme nedeni olabilirler. Ayrıca önemli bir durum olarak hidrosefali gibi beyin basıncını artıran, kafatasını genişlemeye zorlayan durumlar kafanın yumuşak kısımları olan bıngıldaklar aracılığıyla genişlemeye, böylece de bıngıldakta kapanamamaya hatta iyice genişlemeye neden olurlar. 

Bu yumuşak bir doku olduğundan bıngıldak bölgesine dokunmayla ilgili bir sorun var mı? Bu bölgeye yaklaşım günlük hayat pratiğinde nasıl olmalı? Bıngıldağa neler zarar verebilir?

Aslında bağ doku olsa da sert bir tabaka olarak bıngıldak dokunmakla, hafif travmayla kolay kolay zarar görecek bir yapı değildir. Günlük rutin bakımlarda, taşımada, başa dokunmada hiçbir sorun yoktur. Ancak çok sert bastırmakla, keskin bir cismin batmasıyla önemli travma olabilir.

Bu konuda anne ve babaların sık yaptıkları yanlışlar var mı, varsa nelerdir?
Açıkçası ebeveynler bu bölgeye karşı oldukça çekingen ve temkinli yaklaştıklarından genelde polikliniğimize yansıyan aile kaynaklı sorun hemen hiç görülmez. Bebeği yıkarken, saçıyla uğraşırken, taşırken çekinmelerine gerek de yoktur.

Kız çocuklarında mı erkek çocuklarında mı daha erken, daha geç kapanıyor? Böyle bir ayrım yapılıyor mu, bilimsel geçerliliği var mı?
Literatürde kabul görmüş, sınıflandırılmış bir cinsiyet farkı da yoktur, klinik olarak önemi de yoktur. 

Bıngıldak erken kapanırsa ne olur? Geç kapanırsa ne gibi sonuçlar ortaya çıkar?

Bıngıldakta geç kapanma beyin açısından bir sorun olmayıp altta yatan nedeni erken tanımak ve o hastalıkla mücadele etmek adına anlamlıdır. Bıngıldağın kendisine ait sorun olarak erken kapanması önemlidir. Çünkü erken kapanma, uygunsuz kapanma demek olup kafatasının da gereğinden küçük hacimle geliştiği, yeterince beyin gelişimine izin vermediği anlamına gelir. Bu durum tıpta “Kraniyosinostozis” olarak isimlendirilir ve beyin gelişimini bozduğu gibi beyin üzerinde basınç da yaratır. İlerleyici ve ciddi boyutta olması cerrahi tedaviyle düzeltilmesini dahi gerektirir!

Geç kapanmasından süre olarak kastettiğimiz bir zaman dilimi var mıdır?

Aslında geç kapanmasından kastımız sadece boşluk değil kafa kaynama çizgilerinin erken kaynaması sorunudur. Bunun takibinde bebeğin 6-12 aylık dönemi takip ve gerekirse cerrahi tedavi açısından önemlidir. Normal kapanma süresi olan 18 aya kadar beklemeyi de gerektirmez. Çünkü ciddi baş gelişim geriliğine, ciddi kafa şeklinde bozukluğa giden bir tablonun zamanında fark edilme ve müdahale dönemi bu ilk 6-12 aylık dönemdir.

Aileler hangi durumlarda endişelenmelidir, ne zaman doktora gitmelidir?

Ailelerin bıngıldak konusunda aşırı hassas davranmaları gerekli değildir. Takiplerini yapan pediatri hekimleri bu açıdan rutin olarak bebekleri takip etmekte, olası sorundan şüphelenmeleri halinde beyin cerrahi uzmanlarına yönlendirmektedir. Her bıngıldak sorunu diye nitelendirilen durum ciddi bir sorun anlamına gelmez. Ailelerin hemen endişeye kapılmalarını gerektirmez. Takip gerektiren önemli olmayan bir sapma ya da ailesel, hiçbir tıbbi sorun oluşturmayan bir özellik de olabilir. Kraniyosinostozis olarak isimlendirilen erken veya sorunlu kapanma durumu cerrahi tedavi ile kolayca düzeltilebilen bir sorundur. Uygunsuz kaynamakta olan kafa kemiklerinin araları açılmakta, yeniden şekillendirme yapılmakta ve kemiklere rahat gelişmeleri ve düzgün kaynamaları için yeni bir mesafe oluşturulmaktadır. Bu ameliyatlar korkulacak bir beyin ameliyatı olmayıp tamamen kafatası kemikleri üzerine planlanan ameliyatlardır. Kaldı ki bu ameliyatların yapılmasında gecikilmesinin düzeltilmesi çok zor ya da imkansız şekil bozukluğu ya da beyin gelişimine neden olabileceği unutulmamalıdır.

Ünlüler Hayat Vermek İçin Bir Araya Geldi

Amaç organ bağışının önemine dikkat çekmek
 
27 Şubat 2013 Çarşamba günü The Ritz-Carlton Otel’de kamuoyu ile paylaşılan ve Memorial Sağlık Grubu’nun katkılarıyla gerçekleştirilen “Hayat Ver” projesi kapsamında ünlü isimler, organ nakli bekleyen ve organ nakli olmuş bir hastanın hayat ve ölüm arasındaki ince çizgide yaşadıklarını aynı karede çarpıcı şekilde canlandırıyor. Fotoğraflarda ayrıca mesajlarla organ bağışının önemine dikkat çekiliyor.

Ünlüler “Hayat Ver”di

 
“Hayat Ver” sosyal sorumluluk projesinde; Ahu Sungur, Aslı Tandoğan, Bengü, Çolpan İlhan, Derya Büyükuncu, Evrim Solmaz, Gökhan Türkmen, Hülya Koçyiğit, İlker İnanoğlu, İsmail Hacıoğlu, Keremcem, Merve Sevi, Murat Başoğlu, Mustafa Ceceli, Naz Elmas, Niran Ünsal, Oya Aydoğan, Rasim Öztekin, Selda Alkor, Sema Keçik, Yeşim Ceren Bozoğlu, Yetkin Dikinciler, Yıldız Kenter, Zeynep Beşerler, Zeyno Günenç fotoğrafları ve mesajları ile yer aldı.

Organ Bağışı Konusunda Bilinçlenmeye İhtiyacımız Var

 
Türkiye’de organ bağışının istenilen düzeye ulaşmaması ve toplumda yeterli duyarlılığın oluşmamasında bilgi eksikliği ve önyargıların önemli rol oynadığını belirten Prof. Dr. Yalçın Polat, “Organ bağışı konusunda yeterli ve doğru bilginin aktarılması çok önemli. Ülkemizde kadavradan nakillere göre canlıdan canlıya gerçekleştirilen nakil operasyonları daha sık yapılıyor. Organ bağışının az olması bunun en önemli nedeni. Batılı ülkelerle aynı seviyeye gelmek için Türkiye’de bir yılda 2000 – 3000 arasında kadavra donör bağışının olması gerekiyor. Bu rakam günümüzde yalnızca 300- 400 ile sınırlı. Yani bu şartlar altında 10 kat daha fazla bağışa ihtiyacımız var. Avrupa ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 80’i kadavra, yüzde 20’si canlı kaynaklıyken; Türkiye'de ise yeterli organ bağışı olmadığı için nakillerin yüzde 75‘i canlı, yüzde 25’si kadavradan yapılıyor” diye konuştu.

“Hayat Ver” Türkiye’yi gezecek 

 
“Hayat Ver” projesi; 28 Şubat – 9 Mart tarihleri arasında Memorial Ataşehir Hastanesi’nde sergilendikten sonra, 10 – 18 Mart’ta Buyaka AVM ve 19 – 25 Mart’ta ise Palladium AVM’de gezilebilecek. Sergi daha sonra İstanbul’da farklı noktalarda ve Türkiye’nin pek çok ilinde organ bağışına dikkat çekmeye devam edecek.

Organ Nakli Bilinçlendirme Platformu hakkında

 
Organ Nakli Bilinçlendirme Platformu’nun temel amacı, organ bağışı konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek ve toplumsal duyarlılık yaratarak organ nakli olmak için bekleyen hastaların sağlığına kavuşmasına katkı sağlamaktır. Organ Nakli Bilinçlendirme Platformu, sağlık profesyonelleri ve toplum genelinde farkındalığı artırarak, organ bağışını temel toplumsal değer yapmak için projeler yürütür. Platformun en önemli hedeflerinden biri de; kamuoyuna yönelik bilgilendirme çalışmaları ile organ bağışını gündemde tutarak, ülkemizde organ nakli sayılarının artırılmasına destek vermektir.

Ataşehir’in İnternet Sitesi: Ataşehir Online.com

Ataşehir’li Kadınlar El Sanatlarını Sergilediler

Kayışdağı Lions Ataevi’nde gerçekleşen serginin açılışını Ataşehir Belediye Başkan Yardımcıları İlhami Yılmaz, Sadık Kayhan, Hüseyin Hışman, Abdullah Der ve Zülfiye Çam yaptı. Açılışa belediye birim müdürleri, kursiyerler ile el sanatlarına meraklı çok sayıda vatandaş katıldı.
 
9 ay boyunca Kurs Öğretmeni Durgül Akbaş tarafından eğitim alarak yeteneklerini bu sergide sergileyen kadınlar, Ataevlerinde aldıkları bu hizmetten dolayı Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’ye teşekkür ettiler.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Diyet Yemekleriniz Siz Neredeyseniz Oraya Geliyor, Ne Yiyelim Sorusu Tarih Oluyor

Karbonhidrat, protein ve yağ dengesinin özenle sağlandığı menüler lezzeti ve sağlığı bir arada bulunduruyor. Kilo vermek ya da sağlıklı beslenmek isteyenler, her gün beş öğün yemeğini arzu ettikleri beslenme planına uygun olarak teslim alabiliyorlar.
 
Rafinera, özenle hazırladığı web sitesinde doğru beslenme planını belirleyebilmek için bizlere yardımcı olurken, günlük kalori hesaplayıcısı ve gerektiğinde danışabileceğimiz online diyetisyeniyle; sağlıklı bir bedene kavuşmamızda önemli rol oynuyor.
 
Her pazartesi başlamaya söz verdiğimiz diyetimizi her salı bozarak kendimize kızdığımız günler geride kaldı. Rafinera lezzet, doygunluk ve sağlık hedefimize, "istikrar" prensibiyle değer katıyor.
 
Uygun Diyet Menüleri, Uygun Fiyatlarla
 
Rafinera'nın, 1.100 –  1.500 kkal/gün özellikli De-Light ve 1.600 – 1.900 kkal/gün özellikli Fit&Well beslenme planları günlük 20 TL'den başlıyor. Her biri özenli hesaplamalar yapılarak ve önemli kriterler göz önüne alınarak hazırlanan menülerin fiyatları arzu edilen öğünlere göre değişiklik gösteriyor.
 
Siz de sağlıklı ve lezzetleri yemeklerinizi her sabah kapınızdan teslim alarak, diyetinizin keyfini Rafinera konforunda sürdürün.

Rafinera Hakkında: 2012 Ekim ayında Ali Koç'un da mentorluğuyla sağlıklı ve diyet dostu yiyeceklerle özel menüler hazırlayarak, bu menüleri sahiplerine ulaştıran Rafinera 2007 yılından bu yana  faaliyet göstermektedir. Didem Altınbaşak Tulgan tarafından kurulan firma, müşterilerine taze, katkısız ve lezzetli menülerle cevaplar üreten, sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda servis özellikleri ve çalışma prensipleriyle öne çıkmaktadır. Rafinera bu alanda faaliyet gösteren ilk Türk markasıdır. 

İletişim:

 
Adres: Hürriyet Mah. Yurt Sok. No: 44/5 Çağlayan İstanbul
Telefon: 0 212 323 30 10
E-Posta: info@rafinera.com
www.rafinera.com

DE-LIGHT ÖRNEK MENÜ
 
Kahvaltı: Çörek otlu labne, lavaş kıtırları, domates-salatalık dilimleri
Labne üzerine serpiştirilmiş çörek otu, oksidan ajanları temizleyerek antioksidan sistemi harekete geçirir.
 
1.Ara Öğün: Cevizle doldurulmuş kuru incir dolmaları
Cevizdeki omega (n-3) yağ asitleri koroner kalp hastalığının önlenmesinde yardımcı olurken, kuru incir ise bağırsak sistemini düzene sokar.
 
Öğlen: Piliç soteli patlıcan beğendi, esmer ekmek ile
Piliç soteli patlıcan beğendinin yanında tüketilen esmer ekmek, tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak kilo kontrolüne yardımcı olur.
 
2.Ara Öğün: Kabak mücver, dereotlu yoğurt-salatalık dilimleri
Kabak mücver ile vücuda antioksidan kaynağı bir sebze alırken, dereotlu yoğurt- salatalık dilimleriyle de bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemi güçlenmiş olur.
 
Akşam: Burgundy usulü et köfteleri, mevsim yeşillikleri
Burgundy usulü et köfteleri özel sosu ve mevsim yeşillikleri ile servis edilir.

FIT&WELL ÖRNEK MENÜ
 
Kahvaltı: Meyveli karabuğday pancake, keçiboynuzu pekmezi
Karabuğday vücut için gerekli 8 aminoasidin tamamını içeren mükemmel bir tam tahıl alternatifidir.
 
1.Ara Öğün: Çilekli yoğurt
Cilde güzellik ve tazelik veren çileğin yoğurt ile hazırlanmış versiyonu.
 
Öğlen: Avokadolu hindi but wrap, kuru üzümlü kırmızı lahana salatası
Avokadonun içindeki yağ asitleri kandaki kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur.
 
2. Ara Öğün: Çikolata soslu muz dilimleri
Ev yapımı %70 kakaolu özel çikolata sosu ile kaplanmış muz dilimleri.
 
Akşam: Bezelye ve nane pestolu bonfile, kök sebze püresi ve ıspanaklı bulgur pilavı
Ev yapımı bezelye ve nane pesto ile pişirilen bonfile dilimleri, yanında karışık kök sebze püresi ve ıspanak ile lezzetlendirilmiş bulgur pilavı ile servis edilir.

FİYATLAR

 
Paket fiyatlarımız almak istediğiniz öğünlere ve beslenme planına göre değişiklik göstermektedir.
Tam günlük program (Kahvaltı, öğlen, akşam ve 2 ara öğün içerir)
Program Uzunluğu    De-Light    Fit&Well
30+ gün                    29      31 
0-30 gün arası            32      34 
 
Öğlen veya Akşam öğünsüz program (Kahvaltı, öğlen veya akşam, 2 ara öğün içerir)
Program Uzunluğu    De-Light    Fit&Well
30+ gün                     25      27 
0-30 gün arası            27      29 
 
Kahvaltı öğünsüz program (Öğlen, akşam ve 2 ara öğün içerir)
Program Uzunluğu    De-Light    Fit&Well
30+ gün                     27      29 
0-30 gün arası            30      32 
 
Gündüz programı (Öğlen ve 2 ara öğün içerir)
Program Uzunluğu    De-Light    Fit&Well
30+ gün                     20      22 
0-30 gün arası            22      24 

Hiç Spor Yapmayanlara Formül: Haftada 5 Gün 30 Dakika

“Ancak bu sporu yaparken yaşımız, hastalıklarımız, taşıdığımız riskler, spora yaklaşımımız bile sağlığımızı etkileyebiliyor. Örneğin erkekler daha iddialı, yarışmalı dediğimiz örneğin halı saha futbolu gibi sporları daha çok tercih ettiğinden sakatlık ve kalp problemi yaşama riski de yüksek oluyor. Spor yapmaktaki amaç sağlığımızı korumaya yönelik olmalı ve sakatlık riski en az olanları tercih etmeliyiz” diyor.
Düzenli bir şekilde yapılan sporun etkisini bir-üç ayda görebilmenin mümkün olduğuna değinen Dr. Utku Zor, “Ama egzersiz çok nankördür, yapmayı bırakırsanız yararlı etkileri kısa sürede kaybolur. Profesyonel sporcu da olsanız, bıraktığınız zaman bu etkiyi yaşarsınız ve geçmişte yaptığınız spor ileri yaşlarda size avantaj sağlamaz. Daha önce hiç spor yapmayan kişilere tavsiyem, kalp kontrolünden geçtikten sonra haftanın beş günü en az yarım saat veya haftada 3 gün 1 saat orta tempoda egzersiz yapmalarıdır” diye konuşuyor. 
Spora başlama yaşı, kimlerin spor yapabileceği, hangi sporları, ne kadar süreyle yapmamız gerektiği hakkında sık sorulan soruları yanıtlayan Dr. Utku Zor, şu bilgileri veriyor:

Kimler hangi sporu yapmaya uygundur?

•Belirgin bir yakınması olmayan, belirli düzeyde aktivitesi olan yani tamamen hareketsiz bir hayat sürmeyen bireyler basit düzeyde (orta tempolu yürüyüş gibi) bir aktiviteye her yaşta doktor kontrolü olmaksızın başlayabilir.

•Ancak yaşamının önemli bir bölümünü hareketsiz geçirmiş, anlamlı kilo fazlalığı olan (vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanlar), diyabetik, hipertansif, sigara içen, kolesterol yükseliği olan yani kalp damar hastalıklarının gelişimi için geçerli olan risklerden en az birini barındıran  bireylerin bir egzersiz programına başlamadan önce mutlaka kardiyolojik muayeneden geçmeleri önerilir.

•Tamamen sağlıklı bireylerin ciddi düzeyde sportif aktiviteye başlamadan önce kardiyoloji kontrolünden geçmeleri yine önerilir, özellikle erken yaşlarda soruna yol açabilen ve sportif aktivite açısından mutlak risk taşıyan bazı özel rahatsızlıkların (Örn: Kardiyomyopatiler gibi) tespiti bu muayeneler ile sağlanabiliyor.

Özellikle de 40-50 yaşında olup daha önce hiç spor yapmayan kişiler spora nereden başlamalı, günde ne kadar hangi sporu yapmalı?

Bir insanın yapması gereken egzersizin düzeyi belirlenirken yanıtlanması gereken 3 temel soru mevcuttur:

1. Kişi kaç yaşında? Özellikle 35 yaş üstü bireylerde erken gelişebilecek koroner arter hastalığı yönünden daha dikkatli davranılmalıdır.

2. Günlük aktiviteler esnasında herhangi bir alarm yakınması mevcut mu? Egzersizle ilişkili göğüs ağrısı, anormal yorgunluk hissi, nefes darlığı, çarpıntı ve bayılma gibi belirtilerin olup olmadığına bakılmalıdır. 

3. Kişinin günlük aktivite düzeyi nedir? Günlük yürüyüş mesafesi, ev içi fiziksel aktivite, iş yerindeki hareket düzeyi, haftalık bazda egzersize ayırdığı zaman gibi konuların araştırılması gerekiyor. Aktivite düzeyi çok düşük olan bireylerde başlanması düşünülen egzersizin temposu da düşük olmalıdır. Egzersiz reçetesi verilirken sıklığı, şiddeti ve her bir seansın süresi önemlidir. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri aynı anda hem sıklığın, hem şiddetinin hem de süresinin aynı anda, birden artırılmaya çalışılmamasıdır.

Spor yaparken kadınlara özel karşılaşılan riskler var mıdır? Yoksa her iki cinsiyet için de risk faktörleri aynı mıdır?

Özellikle menopoz öncesinde, daha genel anlamda 60 yaş öncesinde kadınlarda kardiyovasküler hastalık, koroner arter hastalığın gelişme riski erkeklere göre daha düşüktür. Kabaca kadınlarda 10 yıllık bir gecikme ile kalp hastalıklarının başladığı söylenebilir. Menopoz dönemi sonrasında ise kadınlarda kalp hastalığı riski hızla artmakta, 60’lı yaşlarda erkekleri yakalamakta, daha sonra ise geçebilmektedir. Dolayısıyla 60 yaş öncesi kadınlarda egzersiz ile ilişkili risklerin daha düşük olduğu söylenebilir.

40-50 yaşına gelip spora yeni başladı diye insanlar umutsuzluğa kapılmalı mı? Bu yaşta da spordan fayda sağlayabilirler mi?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir; egzersizi faydaları yavaş ortaya çıkar. Fiziksel kondüsyonudaki artışın dikkat çekici bir seviyeye çıkması için ortalama 1-3 aylık bir süre geçmesi gerekiyor. Düzenli egzersiz bırakıldığında faydaları hızla ortadan kalkabiliyor, kayda değer derecede kondüsyon yitimi haftalar içerisinde olabiliyor. Her yaştan insanın egzersizden fayda görme şansı yüksektir, bu nedenle spora başlamak için geç kalınması sözkonusu değildir.

Spor yapmayı engelleyen kalp hastalıkları var mıdır?

Bazı kalp hastalıklarının akut dönemlerinde örneğin kalp krizinin ilk dönemleri, kalp yetersizliğinin alevlenme dönemleri, hastanın hayatını tehdit edebilecek ritm bozukluklarının olduğu durumlarda, ciddi şikayetlere yol açan kapak rahatsızlıkları varlığında, tedavi ile hasta stabil bir duruma gelmeden egzersiz yapılması önerilmez. Egzersiz kalp üzerinde uzun vadede kesinlikle olumlu bir etki göstermesine rağmen egzersizler esnasında kalbin oksijen ve besine ihtiyacı artıyor. Bu nedenle yukarıda saydığımız problemleri olan hastalarda egzersiz, kalp üzerinde daha da olumsuz bir etkinin ortaya çıkmasına yol açabilir.

Kişinin kalbinde ritim bozukluğu olması, tansiyon, şeker hastası olması, daha önce by-pass yaptırması, stent taktırması spor yapmasına engel midir?

Kişinin bilinen bir kalp damar sorununun, diyabetinin, hatta kalp yetersizliğinin bulunması egzersiz yapması için bir engel değildir. Tabi egzersizin şiddeti, süresi ve sıklığı hastanın durumuna ve spor yapma kapasitesine göre ayarlanmalıdır. Örneğin iki kişiyi ele alalım. Biri 45 yaşında, by-pass operasyonu geçirmiş, kalp fonksiyonları normal olan bir hasta. Diğeri ise 65 yaşında kalp krizi geçirmiş ve bunun sonucunda da kalp fonksiyonları azalmış bir hasta. Her ikisinin yapabileceği egzersizin düzeyi, uymaları gereken programları çok farklı olacaktır.

Kök Hücresi ile Saç Dökülmesine Önlem

PRP (Platelet Rich Plazma) yöntemi hakkında bilgi veren Dr. Belma Bayraktar, günümüzde saçsızlığa neden olan birçok hastalık olduğunu, bu hastalıkların önceden tespit edilerek ve saç dökülmesi tipinin ve derecesinin belirlenerek tedavi edilmesinin bilimsel bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Hekimin öncelikle bu sorunu tanımlamaya çalıştığını ardından soruna yönelik tedavi yaptığını ifade eden Dr. Belma Bayraktar, 15-20 nedeni olan saç dökülmelerini, sık görülen hastalıkları ve bunların tedavisi için neler yapıldığı hakkındaki soruları şöyle yanıtlıyor:

Saç dökülmesine en sık yol açan nedenler nelerdir?

•Antidepresanlar, kan sulandırıcı, tansiyon ve mantar ilaçları saç dökülmesine neden olabiliyor. Eğer kişi ilacı kullanmayı keserse dökülme de sona eriyor.

•Tiroid hastalığı saç dökülmesine yol açıyor.

•Bilinçsizce uygulanan tek tip beslenmeye dayanan, çok düşük kalori alınan durumlarda saç dökülmeleri olabiliyor. Bu diyetler folik asit, B vitamini, çinko, biyotin eksikliği gibi vitamin eksikliklerine neden olduklarından dolayı saçlar kaybediliyor.

•Hormonal bozukluklar, polikistik over sendromu da yüzde yağlanmaya, sivilcelere ve saçlarda dökülmeye yol açabiliyor.

•Şeker hastalığı, aşırı stres, sistemik lupus, kemoterapi almak da saç dökülmesinin nedenleri arasında yer alıyor.

•Bazı kadınların haftada 3-4 defa fön çektirmesi nedeniyle saçların köklerinden defalarca çekilmesi ve yüksek ısı uygulaması saçların yıpranmasına ve dökülmesine yol açabiliyor. Saçlarını her gün sıkı sık toplayanlarda, saçları sert bir şekilde fırçalayıp yıpratanlarda, uygun şampuan kullanmayanlarda da sorun yaşanıyor.

•Saçlı deri hastalıkları da örneğin sedef hastalığı saç dökülmesine neden oluyor. Bu hastalıkta saç derisi adeta bir zırh gibi kepeğe benzeyen kabuklanmalarla kaplanıyor ve kişi bunları elleriyle kazıdığı zaman da saç kökleri yok oluyor.

•Psikolojik bir sorun olan saç koparma hastalığı  (Trikotillomani) bazı kişileri saçlarından edebiliyor. Saçlarını kopardıklarını hekimden saklasalar da, çok sayıda kırık saç bulunması saçlarını kopardıkları konusunda onları ele veriyor.

KÖK HÜCRE TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR?

Günümüzde saçsızlığın tedavisinde birçok yöntem uygulanıyor. Bu yöntemler arasında PRP yani kök hücreyle saçsızlık tedavisi de yer alıyor. Tedavinin uygulanışı hakkında bilgi veren Dr. Belma Bayraktar, şunları söylüyor:

-Öncelikle hastadan alınan kan steril şartlarda özel bir tüpün içine konuluyor.

-Ardından içinde jel bulunan bir tüpe yerleştiriliyor.

-Sonra tüp santrifüje konularak yaklaşık 5- 8 dakika kanın içindeki maddelerin ayrıştırılması sağlanıyor.

-Kanın tronbositlerden ve büyüme faktörlerinden zengin plazma kısmı ayrıştırılmış oluyor.

-Elde edilen bu zengin karışım, saçlı deride eğer hala kıl kökleri yer alıyorsa ve kıl kökleri canlıysa enjeksiyon yardımıyla uygulanıyor. Böylece bu köklerden yeni saç çıkıyor ve mevcut saç telleri kalınlaşıyor.

-Bu yöntem tamamen saçlarını kaybetmiş ve kıl kökleri ölmüş kişilerde başarılı olamıyor. Başarılı olması için kıl köklerinin canlı olması gerekiyor.

-Yöntem 15 günde bir ortalama 6-8 seans, kişinin durumuna göre, aralarda saç mezoterapisi denilen vitamin enjeksiyonlarıyla kombine ediliyor. PRP kürü tamamlandıktan sonra yılda 1-2 kez enjeksiyonlarla işlemin devamı sağlanabiliyor.

Kandan alınan kök hücrenin saçsızlık dışında cilt gençleştirmede de başarıyla uygulandığını vurgulayan Dr. Belma Bayraktar, bu yöntemin dışında yüz mezoterapisi, vitamin-mineral enjeksiyonlarıyla da cilde genç görünüm kazandırmaya çalıştıklarını ifade ediyor.

PRP İLE YÜZ GENÇLEŞTİRME NASIL YAPILIYOR?

Kandan elde edilen büyüme faktörü, ortopedi ve göz branşlarında da bazı hastalıkların tedavisinde başarıyla uygulanıyor. Bir milimetre küp kanın içinde bir milyon tane büyüme faktörü bulunuyor. Bu yoğunlaştırılmış, özel bir sıvı haline gelmiş büyüme faktörü, deri altına enjekte ediliyor. Deriye yüzeyel olarak noktasal bir şekilde uyguladığında ciltte gençlik ve parlaklık sağlanıyor. Bu sayede ciltteki lekeler ortadan kaldırılabiliyor, gözenekler sıkılaştırılıyor, ince çizgiler kayboluyor. Cilt gençleştirme için 15 gün arayla 3-4 seans olarak uygulanıyor. Ancak bu yöntemin tiroid hastalıklarında, bağışıklık sistemi hastalıklarında, pıhtılaşma bozukluklarında dikkatli kullanılması gerekiyor.
Cilt gençleştirmede bunun dışında çeşitli vitamin-mineral enjeksiyonları da uygulanıyor. Bunları 15’er gün arayla cilde belirli seanslarda yapılıyor. Cilde biyolojik bir uyarı vererek, gençleşmesi sağlanıyor.

Türkiyenin Ünlü isimleri Hayat Vermek İçin Bir Arada

Yaşam ve Ölüm Arasındaki Hayatlar
 
26 Şubat 2013 Çarşamba günü Ritz- Carlton Otel’de kamuoyu ile paylaşılacak olan ve Memorial Sağlık Grubu’nun katkılarıyla gerçekleştirilen “Hayat Ver” projesi kapsamında; organ nakli bekleyen ve organ nakli olmuş bir hastanın hayata bakışının aynı karede çarpıcı şekilde kurgulandığı fotoğraflar ve ünlü isimlerin mesajları ile organ bağışının önemine dikkat çekildi.

“Hayat Ver” sosyal sorumluluk projesinde; Ahu Sungur,  Aslı Tandoğan, Bengü, Çolpan İlhan, Derya Büyükuncu, Evrim Solmaz, Gökhan Türkmen, Hülya Koçyiğit, İlker İnanoğlu, İsmail Hacıoğlu, Keremcem, Merve Sevi, Murat Başoğlu, Mustafa Ceceli, Naz Elmas, Niran Ünsal, Oya Aydoğan, Rasim Öztekin, Selda Alkor, Sema Keçik, Yeşim Ceren Bozoğlu, Yetkin Dikinciler, Yıldız Kenter, Zeynep Beşerler, Zeyno Günenç fotoğrafları ve mesajları ile yer aldı.
Projeye destek veren ünlü isimlerin katılımıyla gerçekleştirilecek olan “Hayat Ver” sosyal sorumluluk projesi sergi açılışı ve kokteylinde, siz değerli basın mensuplarını aramızda görmekten mutluluk duyacağız.

PROGRAM

Tarih: 26 Şubat 2013 Çarşamba
Saat:  13.00
Yer: The Ritz-Carlton, Istanbul – Büyükada Fuaye 2

TTNETten Konuşturan İnternet Kampanyası

Kampanya kapsamında yeni TTNET müşterileri modem dahil “NET6 + TTNET Alo 100 + dect telefon” paketini ayda 49,99 TL’ye; “NETLİMİTSİZ + TTNET Alo 100 + dect telefon paketini ise 69,99 TL’ye 12 ay taahhütlü olarak alabiliyor. Üstelik bu kampanyaya özel tüm TTNET Alo paketleriyle her yöne +100 dk konuşma da hediye.  
 
Ayrıca TTNET Alo’da “Akşam 7’den Sabah 7’ye evden eve ücretsiz kampanyası” ile aylık 3.000 dakika ücretsiz konuşma fırsatı da sunuluyor. Müşteriler, hediye dakikalarını akşam 19.00 ile sabah 07.00 saatleri arasındaki şehir içi ve şehirlerarası ev telefonu aramalarında kullanabiliyor.
31 Mart tarihine kadar geçerli olan kampanya hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan yararlanmak isteyenler; TTNET satış noktalarından başvuru yapabiliyor.

TTNET Hakkında

 
2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de  Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.
İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
 
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır. 
 

Boyun Fıtığı

Boyun fıtığı özellikle ofis çalışanlarını tehdit ediyor
 
Omurga, dikey yönde etki yapan vücut ağırlığı ve dış kuvvetlere karşı koymanın yanında hareket fonksiyonunu da yürütmek durumundadır. Bu yüzden sabit kalmak ve hareketli olmak gibi çatışan iki özelliğe sahip olmalıdır. Bu ikili özellik, omurganın bölümlü yapısı ve omurlar arasındaki diskler tarafından sağlanır. Diskler dikey yönde, yana eğilme ve dönme sırasında uygulanan kuvvetleri emerler. İnsanoğlunun iki ayak üzerindeki duruşu da disk üzerine yansıyan kuvvetleri artırır. Sonuç olarak omurlar arasındaki diskler yaşla belirginleşmek üzere yıpranmaktadır. Yük emme yetenekleri ve dayanıklılıkları azalır, fıtıklaşma gelişebilir. Boynun fazla ağırlık taşımamasına rağmen hareketli yapısı nedeniyle bozulması ve disk fıtığı görülme riski yüksektir. Boyun bölgesinde her omur, cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arasındaki disk dokusunun jelatin kıvamındaki iç kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar.

Kolda ağrı ve uyuşmaya neden olabilir

 
Boyun fıtığı, omurilik ve sinir köklerini etkileyen, en sık hayatın 30- 40’lı yaşlarında rastlanılan bir hastalık grubudur. Belirtileri; fıtığın yerine, hastalığın süresine ve ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Hastalar genellikle tek taraflı, kola doğru yayılan bir ağrıdan rahatsızlık duyarlar. Ağrı, parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir. Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir. Hastalar ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmekten şikayet ederler. Eğer bası daha da ilerlerse yürüme güçlüğü ve dengesizlik de oluşur.

Mutlaka doktora başvurun

 
Ağrı ve uyuşukluğun sıklaşması ve belirli sürede yatak istirahatı ile geçmemesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerekir. Detaylı öykü alma ve fiziksel muayenenin önemi çok büyüktür, sadece bunlarla tanı koymak bile mümkündür. Ama görüntüleme teknikleri ile de boyun fıtığının varlığını teyit etmek ve seviyesini saptamak gereklidir. Yapılan muayene ile sinir tahribatına ait bulgular yoksa hastaya mutlak yatak istirahati, ağrı kesici kullanımı ve fizik tedavi önerilmektedir. Ancak sinir tahribatına ait bulguların mevcudiyetinde ve diğer tedavi yöntemlerinin başarısız kaldığı durumlarda cerrahi uygulanır.

Omurganın hareket kabiliyetini korumak çok önemli

 
Şikayet oluşturan boyun fıtığına yapılan cerrahi tedavinin amacı; omurilik ve buradan çıkan sinirlerin sıkışıklığını giderirken, birçok anatomik yapıyı ve boyun omurgasının yük taşıyabilme ve hareket edebilme fonksiyonunu korumaktır. Geleneksel cerrahi yöntemler, geniş alanda normal doku tahribatına neden olur. Böylece omurilik ve sinir dokusu rahatlatılmakla beraber omurganın fonksiyonunun bozulmasına yol açar. Sonuçta hastaya ek olarak kafes, plak, vida gibi materyallerle. ameliyat yapılması zorunlu hale gelebilir. Omurganın fıtık seviyesindeki bölümünü hareketsiz hale getiren bu ameliyat tekniğinin; süresinin uzun olması, fazla miktarda kan kaybı ve ameliyat sonrası ağrılı ve uzun iyileşme süreci, yüksek oranda başarısızlık, uzun vadede diğer disklerde fıtıklaşmalara yol açması bu yöntemlerin dezavantajıdır. Diğer yandan hareketli bölümü koruma amacıyla geliştirilen disk protezi de istenilen sonuçlara ulaşılmasını sağlayamamıştır. Uzun dönemde protezlerin hareket kabiliyetini kaybettikleri izlenmektedir.

Girişimsel yöntemle boyun fıtığından kurtulabilirsiniz

 
Radyolojik görüntüleme yöntemlerindeki (MR) gelişmeler boyun fıtığına yol açan yumuşak ve kemik dokuların ayrıntılı tespitinde faydalıdır. Mikrocerrahi yönteminde 1,5 cm.lik cilt kesisi yapılır. Doğal doku planları kullanılarak disk mesafesine girilerek omurilik ve sinir dokuları rahatlatılır. Omurganın yük taşıyabilme ve hareket edebilme gücü bozulmadığı için hasta ameliyattan 3 saat sonra yürütülür ve ameliyattan 4 saat sonra taburcu olabilir. Hastanın boyunluk kullanmasına gerek kalmaz. Dikiş yoktur ve işlemden 2 gün sonra pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hasta oturabilir, yürüyebilir ve  merdiven inip çıkabilir. Ameliyattan 2 hafta sonra da egzersiz programı başlatılır. Bu “minimal invaziv cerrahi” yani girişimsel yöntemle boyun fıtığı ameliyatlarında alınan sonuçlar son derece yüz güldürücüdür. Bu ameliyat tekniği hastaların çok korktukları diğer ameliyat tekniklerine oranla; kanamanın olmaması, çok kısa sürede sosyal yaşantıya dönüş imkanı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile özelikle önerilmektedir.

Okan Üniversitesi 2012 Spor Ödülleri Sahiplerini Buluyor

Tarih: 26 Şubat 2013 Salı
 
Saat: 11.00
 
Yer: Okan Üniversitesi – Tuzla Kampüsü (İstanbul Park Pisti yanı)
 
 
“Okan Üniversitesi 2012 Spor Ödülleri”
 
Sporda Yılın Onur Ödülü
Suat Kılıç – Gençlik ve Spor Bakanı
 
Şenes Erzik – UEFA 1. Asbaşkanı – FIFA İcra Kurulu Üyesi
Halit Kıvanç – Sunucu, Spiker, Spor Duayeni
Fenerbahçe Spor Kulübü – Olimpiyatlara en fazla sporcu gönderen spor kulübü
 
Yılın Spor Yöneticisi
Turgay Demirel – Basketbol Federasyonu Başkanı
 
Yılın Spor Kulübü
Galatasaray Spor Kulübü
 
Yılın Takımı
Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı – Avrupa Şampiyonlar Ligi Şampiyonu
 
Yılın Teknik Adamı
Fatih Terim – Galatasaray Teknik Direktörü
 
Yılın Hakemi
Cüneyt Çakır – FIFA Hakemi
 
Yılın Sporcusu
Aslı Çakır Alptekin – Atletizm 1500 metre Olimpiyat Şampiyonu
 
Yılın Futbolcusu
Burak Yılmaz – Milli Futbolcu
 
Yılın Spor Adamı
Yıldırım Demirören – Futbol Federasyonu Başkanı
 
Spora Hizmet Ödülü
Türk Havayolları
 
Yılın Spor Kanalı
Lig TV
 
Yılın Spor Programı
Yüzde Yüz Futbol – NTV Spor
 
Yılın Spor Gazetesi
Fanatik
 
Yılın Spor Web Sitesi
SPORX
 
Yılın Spor Gazetecisi
Mehmet Demirkol – Fanatik Gazetesi
 
Yılın Spor Yorumcusu
Şansal Büyüka – Lig TV
 
Yılın Okan’lı Sporcusu Özel Ödülü
Nazlı Çağla Dönertaş– Olimpiyat Sporcusu (Yelken)
 
Yılın Spor Programcısı
Fuat Akdağ – NTV Spor
 
Yılın Spor Organizasyonu
WTA İstanbul Tenis Turnuvası

Çocuğunuzun Bacak Ağrılarını Ciddiye Alın

Büyüme ağrılarına masaj iyi geliyor
 
Büyüme ağrılarında, uyluk kemiğinin dize yakın kısmı (alt kısmı) ve incik kemiğinin dize yakın kısmında (üst kısmı) veya her iki bölgede de ağrı hissedilir. Bacaklarda ve bazen ayak bileğinde de ağrı olabilir. Büyüme ağrısı çoğu zaman basit masajla ve çocuğa gösterilecek şefkatle iyileşen ağrılardır.

Büyüme ağrısı çocuğun okula gitmesine engel değil

 
Gergin aile ortamı, sevgisizlik gibi faktörlerin büyüme ağrılarını tetiklediğini gösteren bilimsel çalışmalar vardır. Büyüme ağrılarının tanısı röntgen ve laboratuvar testleri yapıldıktan sonra konulmaktadır. Anne ve babaları rahatlatacak iyi karakterli bir ağrı olan büyüme ağrılarının tedavisinde, herhangi bir aktivite kısıtlamasına gerek duyulmamaktadır. Çocuğun okula gitmesinde ya da beden eğitimi derslerinden mahrum bırakılmasına gerek yoktur.

Her bacak ağrısı büyüme ağrısı olmayabilir

 
Büyüme ağrılarının çocuklarda gelişebilecek diğer bacak ağrılarından ayrıştırılması ise büyük önem taşımaktadır. Çocuklarda bacak ağrıları kemik tümörleri ve hematolojik hastalıkların tümörlerine işaret edebileceği gibi eklem iltihabı ve romatizmal eklem hastalıklarının tanısında da önemli bir bulgu olarak değerlendirilmektedir.

Büyüme ağrısını diğer hastalıklardan ayrıştırmada çeşitli kıstaslar bulunmaktadır:

•Büyüme ağrılarında çocuklar sürekli farklı eklem noktalarının ağrılarından yakınabilmektedir. Eğer ağrı hep aynı noktada ise, bu noktada şişlik, hassasiyet ve aksama söz konusuysa bu ağrı büyük olasılıkla büyüme ağrısı değildir. 

•Ayrıştırmada özellikle dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, çocuğun herhangi bir travma yaşayıp yaşamadığını sorgulamaktır. Örneğin çocuğun parkta oynarken bir yerden düşüp düşmediği, spor yaparken yaralanıp yaralanmadığı öğrenilmelidir.

•Bazen kalçada femur başında olan büyüme plağından başın kayması (femur başı epifiz kayması), perthes hastalığı veya kalçanın sinoviti gibi durumlar da dizde yansıyan ağrı yapar. Ancak bunların tamamında öykü farklıdır ve ağrıya aynı zamanda aksama eşlik eder.

•Kemik tümörleri ve hematolojik hastalıkların tümörlerinin önemli bir kısmı çocukluk çağında sık görülür. Bu nedenle ayırıcı tanıda mutlaka dışlanmalıdırlar.

•Septik artirit (eklem iltihabı) romatizmal eklem hastalıklarında ise ayırt etmek kolaydır. Bu hastalıklarda tablo, öykü ve laboratuvar testleri ayırt etmede yardımcıdır. 

•Yansıyan ağrılar, özellikle kalça ve belden vuran ağrılarda gerçek hastalığın kaynağı araştırılmalıdır. Bel ve kalça bölgesi dikkatle muayene edilmeli, gerekirse laboratuvar testleri ve röntgen istenmelidir.

Eker’e İnsana Saygı Ödülü Verildi

12. İnsana Saygı Ödülleri törenine katılarak Eker adına ödülü alan Eker Süt Ürünleri A.Ş. İnsan Kaynakları Yöneticisi Yonca Taşdemir, adayların iş arama sürecinde yaşadıkları en önemli sorunlardan birinin başvurularına olumlu veya olumsuz geri dönüş alamamaları konusu olduğunu belirterek, “İnsan kaynakları politikamız olarak çalışanlarımıza verdiğimiz değeri, bizi tercih eden adaylara da yansıtmak açısından titizlikle çalıştığımız bir konuda ayrıca ödül kazanmak bizi çok mutlu etti” diye konuştu.

İnsan kaynakları alanındaki özenli çalışmaları öne çıkarmak ve kamuoyu ile paylaşmak amacıyla düzenlenen Kariyer.net İnsana Saygı Ödülleri kapsamında, iş başvurularını en hızlı ve en yüksek oranda yanıtlayan firmaların yanı sıra en çok başvuru alan ve en çok istihdam yaratan firmalar ödül alıyor. Ayrıca adayların seçtiği en beğenilen firma ve beğenilen iş ilanı da ödüllendiriliyor.

Firmaların adayların başvurularını olumlu veya olumsuz mutlaka yanıtlamasını teşvik etmek için başlatılan İnsana Saygı Ödülleri, adayların iş arama süreçlerini kolaylaştırma yönünde önemli bir adım teşkil ederken, işveren marka iletişimi açısından da büyük önem taşıyor.

Karaca Home ile Banyolarınızı Yenilemenin Tam Zamanı

Karaca Home’un sıcak ve zarif renklerden oluşan banyo koleksiyonu farklı tasarımlarıyla seçim yapmanızı da zorlaştırıyor.  
 
Özel yaşam alanlarınıza farklı güzellikler katan Karaca Home’un banyo koleksiyonu içinde yer alan paspasları tek ve iki parça olarak satılıyor. İşlevsel kullanımı, farklı desenleri ve sımsıcak pastel renkleriyle en sevilen Karaca Home ürünlerinden olan bambu paspasları havlu ve bornoz takımlarıyla kombinleyebilir banyonuzda modern bir atmosfer yaratabilirsiniz.
 
Karaca Home ürünlerini online olarak www.karaca-home.com internet adresi üzerinden en hızlı şekilde alabilirsiniz. Üstelik ilk bir ay ücretsiz kargo avantajıyla. Karaca Home Online Satış sistemi hakkında gerekli tüm bilgileri Facebook, Twitter ve Pinterest sayfalarımızdan da takip edebilir ayrıca her türlü soru ve görüşleriniz için (0212)
 
412 44 44 müşteri hizmetleri hattımızı arayabilirsiniz.
 
www.karaca-home.com – www.twitter.com/KaracaHome – www.facebook.com/KaracaHomeTR

Karaca Home Hakkında

 
1973 yılından bu yana porselen, çatal, kaşık, bıçak ve tencere gruplarını tüketicilere sunan Karaca, 2012 yılında Karaca Home markasıyla ev tekstili sektörüne girdi.Karaca Home’un ev tekstili tasarımları dokuz farklı konseptte tüketicileriyle buluşuyor. Handmade, Ranforce, City, Saten, Teenage, Bebek ve Genç, Banyo, Solid ve Örgü Batteniye ve Yatak Örtüsü konseptlerinde 2000’e yakın artikel bulunuyor. Yüzde 100 pamuk, bambu pamuk, bambu penye ve yüzde 100 penye kullanılan ürünler, kalite ve estetik tasarımı bir araya getiriyor
 
Karaca Home koleksiyonunu İtalya, İspanya, Hollanda ve İngiltere stüdyolarından seçilmiş özel tasarımcılar hazırlıyor, bu dizaynlar Karaca Home tarafından yorumlanarak renklendiriliyor. Karaca Home’un ürünleri, şu anda Türkiye genelindeki yaklaşık 20 AVM’de satışa sunuluyor. Karaca Home, bir yıl içerisinde AVM içinde 20 mağaza açmayı, bu süre zarfında zincir mağazalar ve çeyiz mağazaları olmak üzere Türkiye genelinde 800 satış noktasına ulaşmayı hedefliyor.

Para Nette Kitap + CD

İlk online kazancınız az da olsa hayatınızda büyük bir dönüm noktası olacaktır. Eğer bir kere yapabilirseniz, tekrar edebilirsiniz, arttırabilirsiniz. Tüm yolculuklar ufak bir adımla başlar.
 
Sihirli bir formül beklemeyin. İnternetten para kazanmak için de çalışmak lazım. Belli bir seviyeye geldikten sonra ise günde sadece 1-2 saat çalışarak, internet işlerinizi, dilediğiniz yerden yürütebilirsiniz.
 
Nasıl mı? İnternetin en değerli ürününün ne olduğunu öğrenerek…
 
Ülkemizde gerçekten de para nette!
 
ISBN 978-605-63664-0-6
  
 
CD’nin İçerisinde Ne Var?
 
Hiç tecrübesi, teknik bilgisi olmayan kişiler için sıfırdan internet sitesi yapmak ile ilgili videolar var. Hem de sadece bir internet sitesi değil ileride para kazanabileceğiniz bir internet sitesi… Videolar sayesinde ilk başta sitenizin iskeletini yapacak, sonrasında içerisini dolduracak, farklılaştıracak ve para kazanması için neler yapılması gerektiğini öğreneceksiniz.
 
Kitap ve CD bir bütündür. Sizlere tavsiyemiz ilk önce kitabı okumanız sonrasında yanında gelen CD’yi ilk önce baştan sona durdurmadan izleyerek, genel bir fikir edinmeniz. En son olarak ertelemeden, üşenmeden, vazgeçmeden hemen internet sitenizi yapmaya başlamanız. Bu aşamada videoları tekrar bu sefer durdura durdura, kendinizde gösterilenleri uygulayarak izleyiniz.

TTNET 360 Vizyonuyla Dijital Yaşamın Rotasını Çizecek

TTNET Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya, şirketin yeni dönemine damgasını vuracak stratejilerini açıkladı. Değişen ve dijitalleşen dünyada TTNET’in sunacağı vizyon ve yaklaşım hakkında bilgi veren Abdullah Orkun Kaya, yeni vizyonu “Yeni Bir Müşteri Evreni: TTNET 360” olarak adlandırdıklarını belirtti.

Yeni Müşteri Evreni: TTNET 360

 
TTNET’in oluşturduğu dijital platformlar ile teknolojik dönüşümün öncüsü olduğunu ifade eden Abdullah Orkun Kaya, “TTNET; internet erişim hizmetlerinin yanı sıra Tivibu, PlayStore, TTNET Müzik, Sosyal Tivi, Netdisk, TTNET Kitap, TTNET Vitamin, TTNET İşyerim gibi servisleriyle ülkemizde dijital dönüşümün öncüsü olmuş bir şirket. Sadece “İnternet Servis Sağlayıcısı” olmanın ötesine geçen bu yaklaşımı daha da güçlendirmek,  müşterilerimizin hayatında daha fazla yer almak için yola çıktık. Müşterilerimiz ile daha yakın olacağımız ‘Yeni Bir Dijital Evren’i tasarlıyoruz. Bu vizyona, Yeni Bir Müşteri Evreni: TTNET 360 diyoruz” şeklinde konuştu.

“Dijital yollar kuruldu. Artık bunların üzerinde koşma zamanı.”

 
Abdullah Orkun Kaya, TTNET’in, internet tabanlı tüm dijital platformlarda daha güçlü bir şekilde var olacağını ve TTNET 360 yaklaşımıyla müşterilerin hayatını çevreleyecek dijital platformlar ve çözümler üreteceklerini belirtti. Abdullah Orkun Kaya, “TTNET 360 vizyonu ile dijital dünyayı sahiplenmeyi hedefliyoruz. Bunu söylem olarak değil, hayata geçireceğimiz iş ortaklıklarıyla, adım atacağımız yeni dijital iş alanlarıyla, kuracağımız işbirlikleriyle gerçekleştireceğiz. Türkiye’de internet kullanımı çok önemli seviyelere ulaştı. Artık, internet kullanımını değere dönüştürmeliyiz. Dijital yollar kuruldu. Artık bunların üzerinde koşma zamanı” dedi.

“Isınma turlarını çabuk geçtik. Hızımızı aldık, gidiyoruz.”

 
Bugüne kadar güçlü bir takımla çok önemli başarılara imza attıklarını kaydeden Abdullah Orkun Kaya, “ Yeni projelerimiz ile dijital inovasyon hedefliyoruz. TTNET ailesi olarak yeni projelerimiz ile 2013 yılına çok hızlı başladık. Isınma turlarını çabuk geçtik. Hızımızı aldık, gidiyoruz” dedi.

TTNET’in yeni projeleri hazır

 
Dijital içerik konusunda daha iddialı olacaklarını ifade eden Abdullah Orkun Kaya, çok yakında hizmete sunacakları yeni projelerden örnekler verdi. Kaya, “Yapacağımız stratejik işbirlikleriyle e-ticaret alanına adım atacağız. Hem kendi servislerimizin online satışında ivme kazanacağız hem de müşterilerimiz için e-ticarete açılan kapı olacağız. Dijital ödeme ve tahsilat sistemleri alanında yeni çözümleri müşterilerimizin hizmetine sunacağız. Daha fazla ve farklı cihaz seçeneğini sizlerle buluşturacağız. Bulut teknolojileri üzerinden bireyler ve kurumlar için yeni platformlar oluşturmaya devam edeceğiz. Fiber İnternet önceliğimiz olmaya devam edecek. Fiber İnternet’le sunabileceğimiz servisler çeşitlenecek ve portföyümüz genişleyecek” şeklinde konuştu.

Tüm televizyonlar akıllı televizyona dönüşüyor

 
Temeli, dijital çözümlerin bir parçası olmaya ve müşterilerin hayatına daha fazla katkı yapmaya dayanan 360 vizyonu kavramı hakkında bir başka örnek daha veren Abdullah Orkun Kaya sözlerine şöyle devam etti: “Çok yakın zamanda başlayacağımız uygulamayla tüm televizyonları akıllı–smart televizyonlar haline getireceğiz. Televizyonlara adeta beyin nakli yapacağız. Sunacağımız ‘Media Player’ cihazlarını kullanan herkes ‘Tivibu Smart TV’ uygulamasıyla zengin dijital içeriklere erişebilecek. Bu ve benzeri çözümlerle yeni dijital müşteri evreninin kapılarını daha geniş kitlelere açmayı hedefliyoruz.”

SOBEE birleşmesi dijital içerikteki iddiamızı daha da güçlendirecek

 
Yeni dijital evreni her geçen gün genişleteceklerini belirten TTNET Genel Müdürü Kaya, TTNET 360 vizyonunu destekleyen önemli bir güncel gelişmeyi de paylaştı. Kaya, Türk Telekom Grubu şirketi Sobee’yi, TTNET bünyesine katmak için süreci başlattıklarını belirtti ve “Bu birleşmenin; TTNET‘in 360 vizyonu çerçevesinde önemli bir sinerji yaratacağına inanıyoruz. TTNET, 1000’in üzerinde oyunu müşterilerine sunduğu Playstore oyun mağazası ile oyun sektörünün içinde. SOBEE birleşmesi dijital içerik alanındaki iddiamızı daha da güçlendirecek” dedi.

TTNET dijital iş fikri olan herkese kapısını açıyor

 
Türkiye'de dünyaya örnek olacak birçok dijital iş fikri olduğunun altını çizen Abdullah Orkun Kaya, “ Yeni dijital müşteri evrenini iş ortakları ile beraber inşa etmek istiyoruz. Birçok farklı sektörden iş ortağıyla beraber çalışarak mevcut ürün ve hizmetlerini, hayal ettikleri çözümleri dijital ortama taşıyacağız. Attığımız adımlarda yanımızda zaman zaman dünya devlerini, zaman zaman da yeni isimleri, girişimcileri, gençleri göreceksiniz” diye konuştu.

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi, fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve FrameRelay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.

İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.

Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır.

Kurumsal İletişimin Tüm İncelikleri Bu Programda

Günümüzde kurum ve kuruluşların en çok önem verdiği bölümlerin başında yer alan Kurumsal İletişim, organizasyonun iç ve dış iletişimlerindeki hayati fonksiyonuyla öne çıkıyor. Okan Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (OKSEM) de “Kurumsal İletişim” alanında çalışan ve kendilerini geliştirmek isteyen profesyonellere yönelik başlattığı sertifika programı ile bu sektöre yönelik eğitim ihtiyacına hizmet etmeyi amaçlıyor. Aralarında Okan Üniversitesi İş Geliştirme Direktörü Nurdan Tümbek Tekeoğlu ve TÜHİD Başkanı Fügen Toksü’nün de yer aldığı sektörün önemli isimleri, program kapsamında dersler verecekler.
 
OKSEM bünyesinde 1 haftalık sertifikalı eğitim programı olan “Şirketlerde Kurumsal İletişim Yönetimi Programı”nda, kurumsal iletişim planının hazırlanmasından iletişim stratejisi ve taktiklerine,  röportajlar ve basın toplantılarından sosyal medya yönetimine, sosyal sorumluluktan iç iletişime kadar farklı başlıklar halinde konunun uzmanları tarafından verilen dersler yer alıyor.
Kurumsal İletişim Yönetimi Sertifika Programında yer alan dersler, konular ve saatleri ise şöyle:

1. Kurumsal iletişim nedir? (3 saat)

 
2. Kurumsal iletişim planı hazırlanması. (15 saat)
 
Durum Analizi, SWOT, İletişim Hedefi, Hedef Kitle, İletişim Stratejisi, İletişim Taktikleri

A.Medya ilişkileri

Basın Bülteni, Röportajlar, Basın Toplantıları, Basın Gezileri, Basın Ziyaretleri, Sosyal Medya    Yönetimi

B.Sosyal Sorumluluk

C.Sponsorluk

D.Etkinlik Yönetimi

E.Kriz Yönetimi

F.Siyasal İletişim

G.İç İletişim

H.Fuar ve Sergiler

I.Basılı Yayınlar

İ.Bütçe

J.Araştırma

3.Raporlama. (3 saat)
   
Bilgi ve Kayıt için:

Okan Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi
Adres: Avni Dilligil Sok. No: 18 34394 Mecidiyeköy – İstanbul
Program Sorumlusu : Esen Çalık
E-Mail: esen.calik@okan.edu.tr
Tel: 0212 212 65 26 – 119

İŞKUR 60 Bin Kişiyi Yurtdışına Gönderdi

Yazıcı, en çok işçi gönderilen ülkeler hakkında da bilgi verdi. Listenin birinci sırasında 10 bin 584 kişiyle Irak’ın yer aldığını belirten Yazıcı, Irak’ı 9 bin 265 kişiyle Rusya, 7 bin 867 kişiyle Suudi Arabistan ve 4 bin 898 kişiyle Türkmenistan’ın takip ettiğini söyledi.

En az işçi gönderilen ülkeler arasında ise sırayla İsveç: 1 kişi Avusturya: 1 kişi Fransa: 2 kişi ve Gabon: 3 kişi  bulunuyor.

ARCHOS GamePad ile Kazanan Her Zaman Siz Olun

Quad-Core grafik sağlayıcı oyunlara gerçeklik hissi katarken, ARCHOS oyun haritası materyalleri, GamePad'in 14 tuşuyla ve çift analog baş başparmak yöneticisiyle buluşunca oyunun içerisinde yaşamanızı sağlıyor.

5 nokta kapasitif 7” ekran,  1024 x 600 piksel, 16 milyon renkle oyunun kurallarını yeniden belirliyor. 3D oyunları çift işlemcili Mali 400 MP4 GPU ile zirveye çıkaran GamePad, 1.6GHZ ve çift işlemcili CPU ile hızınızı ve akışınızı yükseltiyor.

8GB hafıza micro-SD ile 64GB' a kadar çıkabiliyor. Mini-HDMI girişiyle televizyonunuza da bağlayabileceğiniz GamePad ile şimdi oyunun tadını çıkarın!

*ARCHOS GamePad'in TÜRKİYE YETKİLİ DİSTRİBÜTÖRÜ ART SİSTEM’dir.

 
 

Türkiye Gayrimenkul Piyasası Avrupada En Cazip İkinci Pazar

Dünyanın önde gelen denetim ve danışmanlık firması Ernst & Young’ın, “The Economist Intelligence Unit” işbirliği ile gerçekleştirdiği “Avrupa Gayrimenkul Yatırımları Beklenti Göstergeleri” araştırması sonuçlandı. Araştırma kapsamında Avrupa gayrimenkul piyasasında yatırımları bulunan şirketlerin üst düzey yöneticilerine geleceğe dair beklenti ve düşünceleri soruldu. Türkiye’nin ilk defa dahil edildiği araştırmada Türkiye gayrimenkul pazarının cazibesi gözler önüne serildi.
 
Ernst & Young Kurumsal Finansman Bölümü Başkanı Müşfik Cantekinler, diğer Avrupa ülkeleri ile kıyaslanınca, katılımcıların yüzde 95’inin Türkiye’yi  “cazip”, hatta  “çok cazip” olarak gördüğünü belirtti. 
 
Araştırmada yatırımcıların başta prestijli lokasyonlardakiler olmak üzere Türkiye’deki tüm gayrimenkul türleriyle ilgilendikleri görüldü. Ankete katılanların yüzde 80’i önümüzdeki yıl ticari gayrimenkul işlemlerinde hacmin yükseleceğini, yüzde 70’i de yabancı yatırımcıların öneminin daha çok artacağını ve uluslararası işlemleri hızlandıracaklarını öngördü.
Prestijli lokasyonlarda fiyat artışı yaşanacak
 
Beklenen yüksek talep karşısında tüm gayrimenkul türlerinde, başta perakende olmak üzere fiyatların artacağının da düşünüldüğünü belirten Müşfik Cantekinler, “Ancak bu fiyat artışlarının sadece prestijli lokasyonlarda gerçekleşeceği beklentisinin de altını çizmekte yarar var” dedi.
 
Tüm Türkiye cazibe merkezi
 
Araştırmada İstanbul’daki gayrimenkul türlerine bakıldığında, yatırımcıların çoğunlukla ofis yatırımlarına yöneleceği ortaya çıkarken; yatırımcıların perakende gayrimenkul talebinin yüksekliğine karşın coğrafi olarak belirgin bir cazibe merkezi çıkmadı. Bu durumu değerlendiren Ernst & Young Türkiye Gayrimenkul işlemlerinden sorumlu kıdemli müdür Alp Şen, “Perakende gayrimenkul yatırımlarına ilgi muhtemelen 2013 yılında da belirli şehir veya bölgelerden bağımsız olarak devam edecek. Bu da demek oluyor ki; artık tüm Türkiye perakende gayrimenkul pazarı için yatırım yapılabilir hale gelmiştir” dedi.
Kentsel dönüşüm projelerinin de gerek yerli, gerekse yabancı yatırımcıları çekecek bir yapılaşma dalgası yaşatacağının altını çizen Alp Şen, bu trendin konut piyasasını daha da olumlu etkileyeceğini vurguladı.
 
Türkiye’nin yanı sıra 14 Avrupa ülkesinde, toplamda yaklaşık 500 şirketin temsilcilerinin katılımıyla yürütülen araştırmada, ofis ve perakende pazarının yanı sıra prestijli otel yatırımlarına da yoğun bir ilgi olduğu görüldü.
 
Yeşil bina standartları önem kazanıyor
 
“Araştırma için Türkiye’den görüşleri alınan şirket temsilcilerinin yüzde 60’ı yeşil bina standartlarının gelecek dönemlerdeki yatırım kararlarında çok daha etkili olacağını ifade etti” diyen Alp Şen, birçok Avrupa ülkesinde potansiyel yatırımlar değerlendirilirken sürdürülebilirlik ve enerji verimliliğinin sağlanıyor olmasının gerekli faktörler arasında görüldüğünü, bu nedenle de uluslararası yatırımcıların Türkiye’de de yeşil bina arayışında olduğunu ifade etti.
 
Avrupa’daki durum
 
Araştırmada ayrıca Avrupa Birliği’nin Euro Bölgesi dışındaki ülkeleri,  Euro Bölgesi ülkelerinden daha cazip bulundu. Bu sonuç, Euro Bölgesi’nde süregelen sorunları yansıtmakta…  Aynı nedenle, Avrupa’nın güney ve çevre ülkelerindeki gayrimenkul piyasalarına da orta veya kuzey ülkelerindekilerden daha temkinli yaklaşıldığı gözlendi. 

Ernst & Young Assurance | Tax | Transactions | Advisory

 
Ernst & Young Hakkında
 
Ernst & Young, denetim, vergi, kurumsal finansman ve danışmanlık hizmetlerinde global bir liderdir. 167.000 Ernst & Young çalışanı ortak değerleri ve kaliteye olan sarsılmaz inançları doğrultusunda hizmet vermektedirler. Ernst & Young; çalışanlarının, müşterilerinin ve içinde bulunduğu geniş çevrelerin potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olarak fark yaratmaktadır.
 
Ernst & Young, her biri ayrı birer tüzel kişiliğe sahip Ernst & Young Global Limited’e üye firmalardan oluşan global bir organizasyon olup, tüm hizmetlerini bu üye firmalar tarafından sunmaktadır. Ernst & Young Global Limited, sınırlı sorumlu bir Birleşik Krallık şirketi olup, müşteri hizmeti sunmamaktadır. Organizasyonumuz hakkında daha detaylı bilgi için, lütfen www.ey.com internet sitesini ziyaret ediniz.
© Ernst & Young 2013

Tüm Hakları Saklıdır.
 
Bu yayın özet bilgi içermekte olup sadece genel bilgi verme amaçlı hazırlanmıştır.  Ayrıntılı bir araştırmanın ya da profesyonel görüşün yerini tutmak üzere hazırlanmamıştır.  Herhangi bir kişinin, bu yayında yer alan herhangi bir bilgiye dayanarak bir aksiyon alması ya da almaması neticesi uğrayabileceği kayıplardan EYGM Limited dahil global Ernst & Young organizasyonunun hiçbir üyesi sorumluluk kabul etmez.  Spesifik konular için ilgili danışmana başvurulmalıdır.

-196 Dereceden Gelen Bebekler

Önce yumurta toplama işlemi yapılıyor
 
Kadın yumurtalıklarından ultrasonografi yardımıyla toplanan yumurta ya da kadın üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında “kriyoprotektan” adı verilen koruyucu maddelerle etkileşiminin ardından yavaş ya da hızlı dondurma işlemine tabi tutularak -196 derecede saklanması sürecini ifade etmektedir. Genellikle yumurtalıklar ilaçlar ile uyarıldıktan ve yumurta sayısı artırıldıktan sonra genel ya da lokal anestezi altında vajinal ultrasonografi probuna (ultrason cihazının inceleme sırasında vücut ile temas eden en önemli kısmı) bağlı bir iğne kullanarak vajinal yoldan toplanmaktadır.
Yumurtalar özel saklama tanklarında korunuyor
Yumurtalar ya programlı dondurma cihazlarına yerleştirilerek yavaş dondurma adı verilen yöntemle dondurulmakta ya da cihaz kullanmadan hızlı soğutmanın uygulandığı çok daha pratik bir yöntem olan “vitrifikasyon”la dondurulmaktadır. Aslında güvenilir saklanabilecek süre henüz belirlenmemiş olmakla birlikte; bu saklama süresini ülkelerin tüp bebek yönetmelikleri belirlemektedir. Ülkemizdeki yönetmelikler üreme hücrelerinin dondurulup saklanma süresini 5 yıl ile sınırlandırmıştır. 5 yıl üzerinde dondurulduktan sonra çözündüğünde gebelik elde edilen vakalar dünyada mevcuttur. Dondurulmuş yumurtalar -196 derecede sıvı azot içeren saklama tanklarında saklanmaktadır.
 
Başarı oranı yüksek
 
Dondurulan her yumurta için çözündükten sonra sağlıklı doğacak bir bebeğe ulaşma şansı % 3-5 arasında bilinmektedir. Bu rakam oldukça düşük görünse de her bir hasta için birden fazla yumurta dondurulduğu düşünüldüğünde oldukça büyük bir şans olduğu anlaşılmaktadır. Aynı şekilde normal tüp bebek uygulamalarında toplanan ve taze kullanılan yumurtalar için de toplanan her yumurtanın taze kullanıldığı zaman sağlıklı bir bebeğe ulaşma şansının % 5-8 arasında değişiyor olması yumurta dondurmanın verimsiz bir işlem olmadığını göstermektedir.
 
Üreme çağında kansere yakalanan hastalar için ideal bir seçenek
 
Bu işlem için en uygun hastalar aslında üreme çağında olup, bir kanser türüne yakalanmış olan ve kanser nedeniyle göreceği kemoterapi ya da radyoterapi nedeniyle yumurtalıklarını erkenden kaybetme, menopoza girme riski olan kadınlardır. Bazen bu gruba giren kadınlar arasında evli olanlar olabilmektedir. Böyle bir durumda toplanan yumurtaları eşlerinin spermleri ile döllenerek embriyo haline geldikten sonra dondurulabilmektedir. Fakat bu problemi yaşayıp henüz evlenmemiş ve sabit bir partneri olmayan bayanların tek çareleri yumurtalarının herhangi bir sperm ile döllenmeden saklanması olmaktadır. Hatta bazen evli kadınlar bile yumurtalarını sperm ile döllenmeden saklanmasını tercih edebilmektedirler.
 
Bu işleme ihtiyaç duyan potansiyel diğer bir grup ise; evlenmeyi herhangi bir nedenden ötürü geciktirmek durumunda kalıp, yakın gelecekte böyle bir planı olmayan, ilerleyen yaşı nedeniyle üretkenliğini kaybetme riski olan kadınlardır. Bu kişiler de yaşları ilerlemeden ve yumurtalıkları tükenmeden, ileride çocuk sahibi potansiyellerini devam ettirebilme adına bu işleme yönlenebilirler. Bu işlem, isteyen herkese uygun olmayabilir. Kadının yumurtalılarında dondurmaya değecek kadar yeterli yumurtanın olması, kadının yaşının 40’ın üzerine çıkmamış olması, kanser teşhisinden sonra alınacak kemoterapi uygulamasına kadar olan sürede yeterli hazırlığı yürütebillecek kadar bir zaman aralığının bulunması gerekmektedir. Ülkemizdeki yönetmelikler, yalnızca kanser tedavisi nedeniyle üreme hücrelerini kaybetme riski olan kadınlar için yumurta dondurulmasını izne bağlamaktadır. Fakat bunun dışında henüz aile kurma şansına kavuşamamış ama ilerleyen yaşı nedeniyle yumurtalıklarının tükenme riski olan fazla sayıdaki hasta başvurusu ve talebi ile karşılaşmaktayız.

Gebelik Döneminde Cinsel Yaşamınızı Sınırlamayın

Gebelik ruh ve beden sağlığını etkileyen önemli bir süreç
 
Gebelik, kadının ruh ve beden sağlığını etkileyen önemli bir süreçtir. Gebelik hormonlarının etkisiyle; kalp damar, solunum, sindirim, kas-iskelet, genital ve tüm diğer sistemlerde bazı değişiklikler ortaya çıkar. Anne adayı bu değişimleri aşama aşama hisseder ve  yaşar. Bu süreçte, yeni duruma adaptasyonda güçlükler, bebeğiyle doğum ve doğum sonrası ile ilgili kaygı ve korkular, vücut şeklindeki değişiklik nedeniyle beğenilmeme düşüncesi gebelik döneminde yaşanan en önemli sorunlardır.

Düzenli bir cinsel yaşam gebeliği olumlu etkiler

 
Anne adayları, gebelik sürecinde özellikle eşi ve yakın çevresinden yeterli desteği görmediğinde, bu sürecin getirdiği doğal değişimleri bir sorun olarak algılayabilir. Eşler arasındaki ilişkinin en önemli boyutu olan cinsellik de; bu dönemden ve yanlış inanışlar yüzünden olumsuz etkilenebilir. Çünkü eşler, cinsel yaşamlarındaki olumsuz gelişmeyi çoğu zaman bir problem olarak değil, gebelikte yaşanması  zorunlu bir süreç olarak kabullenir. Problem olarak görse bile doktorları ya da çevreleri ile paylaşmaktan çekinir. Zaten konuşulması bile tabu olan cinsellik konusu, konuşulmamak üzere gündeme getirilmez. Oysa ki, cinsellik gebelikten önce nasıl evlilik yaşamının önemli bir parçasıysa gebelikte de yaşanması gereken durumdur. Çünkü gebelikte düzenli cinsel ilişki, anne adayının psikolojik durumuna ve gebelik sürecine olumlu etkiye sahiptir.

Gebelikte cinsel ilişkiye engel sorunlar önemsenmeli

 
Sağlıklı bir gebelik; düşük, bebekte sakatlık ve erken doğum gibi sorunlara yol açmaz. Gebelik takibi süresince herhangi bir problem yaşanmamışsa, doğuma bir ay öncesine kadar cinsel ilişkiye girilebilir. Ancak bu dönemde eşler arasında destek ve anlayış çok önemlidir. Gebelikte; düşük ve erken doğum tehlikesi, bazı plasental hastalıklar, bazı enfeksiyonlar ve rahim ağzı yetmezliği gibi sorunlar varsa, gebelik döneminde cinsel ilişki kısıtlaması getirilebilir.

Doktorunuzla konuşmaktan çekinmeyin

 
Anne adayları, eşleri ile birlikte, cinsellik hakkındaki endişe ve önyargılarını mutlaka doktoru ile paylaşmalıdır. Sorunların çözümü ile ilgili ilk adım, bu şekilde atılmış olacaktır. Doktoruyla gerekli şekilde konuşarak gebelikte yaşayacağı tüm değişiklikleri önceden öğrenen anne adayları, normal ve normal olmayan süreçlerle ilgili bilgi sahibi olacak ve cinsel yaşamına adapte olması kolaylaşacaktır.

Ataşehir’in Voleybolda Başarısı Sürüyor

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir Belediyespor Liderin Peşinde

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Atatürk Orman Çiftliği Elmacık Su’dan Türkiye’de Bir İlk

Herbalife’ın Kalbi, Türk Kalp Vakfı ile Birlikte Atıyor

Türkiye’nin en saygın ve örnek alınan vakıfları arasında yer alan Türk Kalp Vakfı (TKV), kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanan ölümlerin en aza indirilmesi yolunda uyarma ve bilinçlendirme görevini üstleniyor. Artık Herbalife’ın kalbi, TKV ile birlikte atıyor…
 
Herbalife hakkında:
 
1980 yılında ABD’de Mark Hughes tarafından kurulan Herbalife International, hisseleri New York Borsası’nda (NYSE) işlem gören, dünyanın en büyük global ağ pazarlama şirketlerinden biridir.  Herbalife International, bilimsel olarak tasarlanmış, kilo kontrolü, gıda takviyesi ve kişisel bakım ürünleri perakende satışını, dünya çapında 80’den fazla ülkede, çok geniş bir bağımsız distribütör ağı aracılığı ile gerçekleştirmektedir.
 
Türkiye’deki faaliyetlerine Mart 1998’de başlayan ve Doğrudan Satış Yöntemi ile satış yapan Herbalife Türkiye’nin 25 bin distribütörü bulunmaktadır. Ömür boyu sağlıklı bir beslenme sistemi vaat eden Herbalife İç ve Dış Beslenme Ürünleri, Herbalife Beslenme Enstitüsü ve Bilimsel Danışma Kurulu’ndaki Nobel Ödüllü Bilim adamlarının ortak çalışmaları sonucunda tüketime sunulmaktadır. Herbalife, dinamik satış ağı ve muhteşem ürünleri ile bulunduğu tüm ülkelerde insanların yaşam kalitesini yükseltmeye yardımcı olmaktadır.
 
Lionel Messi ve F.C. Barcelona Futbol Takımı’nın resmi beslenme sponsoru da olan Herbalife ürünlerini, Herbalife Bağımsız Distribütörleri aracılığı ile satın alınabilir.

Kiriş World Hotel’i, Voyage Hotels İşletecek

Ana restoran ve Türk, İtalyan, Asya, Balık’tan oluşan 4 A la carte restoran seçenekleriyle, Kiriş World Hotel dünya mutfağının lezzet kapılarını konuklarına açıyor.
 
Hijyenik havuzları, aquaparkı ve 3 ayrı rüya gibi koyuyla Kiriş World Hotel’de cennet gibi bir tatil sizleri bekliyor. Çocuklu aileleri de düşünen Kiriş World, Mini Club’ı ile tecrübeli çocuk eğitmenleri eşliğinde ebeveynlerin tatilini daha da kolay hale getiriyor.
 
SPA’sından, masajına, Türk Hamamı’ndan, saunasına kadar ruhunuz ve bedeniniz Kiriş World sayesinde özgürleşiyor. Profesyonel masörler ise kendinizi yenilemeniz ve şımartmanız için hazır bulunuyor. Amfi tiyatrosu ve discosuyla eğlenceyi tatil boyunca sürdürecek, zamanınızın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
 
Huzurun ve mutluluğun kapısını her tarafı ağaçlarla kaplı bir doğada arıyorsanız Kiriş World siz ve sevdikleriniz için birbirinden güzel 3 ayrı koyu ile cennetten kalma bir yer olarak hazır. Çocuklu, çocuksuz aileler, çiftler ya da yalnız tatile çıkanlar için birçok alternatifin bulunduğu Kiriş World 2013’de yeni tatil adresiniz olmaya aday. Kiriş World, ayrıca yeni evlenen çiftleri de düşünerek özel balayı paketlerini değerli misafirleri için hazırladı.
 
 

Eker’den Anne Yoğurdu Tadında Doğal Bidon Yoğurtlar

2010 yılında 2 kilogramlık bidon yoğurdu piyasaya sunan Eker,  yoğurt tüketicilerinin yoğun ilgi gösterdiği bu ürün grubuna yönelik gramaj çeşidini artıracak bir yatırım daha yaptı. Özellikle ambalajı ile geçmişe özlem duyan, annesinin yaptığı yoğurdun tadını arayan modern, çalışan ve genç tüketicilerin de dikkatini çeken Eker bidon yoğurt ailesine şimdi de yeni 1 kilogramlık ürün eklendi.  Raflarda yerini alan katkısız ve doğal Eker bidon yoğurtlar, annenizin ev yapımı yoğurtlarını aratmayacak…
 
Günün her saati tüketilebilen yoğurdun faydaları saymakla bitmiyor:
 
Yoğurt yapısı ve içerdiği besin değerleri nedeniyle insan sağlığı açısından önemli faydalara sahip. Uzmanların verdiği bilgilere göre, barındırdığı kalsiyum ve protein ile kemiklerin gelişimi açısından oldukça etkili olan yoğurt, zengin besin değeri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Sindirimi kolaylaştıran yoğurt ayrıca, bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların yaşamasını da engeller.  Ayrıca yağ yakma özelliğiyle çabuk kilo vermeye ve formda kalmaya da yardımcı olur.
 
Sağlık ve lezzet için sofralarınızdan yoğurdu eksik etmeyin…

Opel Cascada – Türünün İlk Örneği

Geride kalan yıllarda Opel'in en popüler convertible modelleri, uygun fiyatlı kompakt Kadett ve Astra modelleriydi (1976 Kadett C Aero ve 1987 E Cabrio'dan 1933 ila 2010 arasındaki üç nesil Astra).

İddialı Cascada ile Opel, Kapitän ve Rekord gibi elliler ve altmışların dört koltuklu kumaş tavanlı convertible modellerinin eski ve kısmen üst sınıf geleneğine yeni, canlandırıcı bir biçimde ve çağdaş teknolojilerin en iyileriyle bağlar kuruyor. Bununla birlikte, bu daha büyük convertible modellerin çoğu Opel tarafından üretilmemiş; Autenrieth ya da Karl Deutsch (bkz. fotoğraf galerisi) gibi uzman Alman karoser ustaları tarafından dönüştürülmüş ve çok sınırlı sayıda satılmıştı. O zamanlar dış kaynak kullanarak convertible üretimi çok yaygın bir uygulamaydı. En yakın geçmişte, Kadett E Cabrio ve iki Astra Cabrio nesli de yine dış kaynak kullanılarak İtalyan karoser ustası Carozzeria Bertone tarafından üretilmişti.

Orta büyüklükte bir convertible olan yeni Opel Cascada ise yalnızca üst sınıf üreticilere özgü topraklarda. Opel değerlerine sadık bu yeni model, tüm diğer orta büyüklükte convertible otomobillerden çok daha cazip bir fiyatla açık hava zarafeti, standart üst sınıf şasi, güvenlik ve kumaş tavan teknolojilerinin yanı sıra yeni nesil bir güç aktarım mekanizması sunuyor.

 
 
 
 
 

Basının 14 Şubat’a İlgisi Azaldı

Medya Takip Merkezi (MTM)’nin hazırladığı haber ve reklam araştırmasına göre, markaların Sevgililer Günü’ne ayırdığı reklam bütçeleri geçen yıla yakın kalırken, basının ilgisi ise daha azdı…

Her yıl Şubat ayı ile başlayan Sevgililer Günü telaşı, bu yıl da markaların renkli ve eğlenceli kampanyalarıyla ekonomiye hareketlilik kattı. Markalar, TV’ye verdikleri dikkat çekici reklamlarla satış yükseltmeyi beklerken, basın da bu özel gün ile ilgili çeşitli haberler yayınladı.

Medya Takip Merkezi’nin 1-15 Şubat tarihlerini içeren araştırmasına göre, Sevgililer Günü ile ilgili TV’ye reklam veren markaların sayısında bir önceki yıla oranla yüzde 55 düşüş yaşanırken, verilen reklamların oranının ise hemen hemen aynı kalması dikkat çekti.

Sevgililer Günü’ne en büyük bütçeyi mücevher markaları ayırdı…
Sevgililer Günü ile ilgili TV’de toplamda 18 markanın 3 bin 114 reklam spotu yayınlanırken, bu özel günle ilgili reklamlar, 13 saat süreyle ekranlarda kaldı. 14 Şubat’a özel en fazla reklamı veren marka ise Favori oldu.

Sevgililer Günü’ne özel hazırladıkları kampanya ile çiftlere seslenen Favori’nin ekranlarda 867 reklam spotu yayınlandı. Reklam kampanyası ile TV’de 3 saati aşkın görünüm sağlayan marka, süreye göre de ilk sırada yer aldı.

Televizyon kanallarına 14 Şubat ile ilgili en fazla reklam veren bir diğer marka ise Zen oldu. Zen’i sırasıyla, Koçak Gold, Altınbaş, Gülaylar Gold ve Atasay izlediler.

Sevgililer Günü ile ilgili TV’ye en çok reklam veren ilk 10 markanın 8’i mücevherat sektörüne aitken, bu sektör dışında sadece Maximum Kart ve TEB, 14 Şubat temalı reklamları ile öne çıkan markalar oldular.

İnmede İlk Saatler Hayati Önem Taşıyor

İnme tek bir hastalık değildir
 
İnme 3 tipte ortaya çıkar. Bunlar: İskemik inme (beyin damar tıkanması), hemorajik inme (beyin kanaması) ve subaraknoid kanamadır (beyin kanaması) Tüm inmelerin %80’i iskemik, %20’si de kanamaya bağlıdır.

Bu yakınmalar aniden ortaya çıkıyor

 
İnme bulguları, özellikle bir vücut yarısındaki yüz, kol veya bacakta uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük, ani başlayan nedeni bilinmeyen şiddetli baş ağrısı, bilinç bulanıklığı veya bilinç kaybı, bir ya da iki gözde ani görme kaybı, görme azlığı, konuşma bozukluğu veya konuşamama şeklinde görülür. Burada anahtar nokta belirtilerin aniden ortaya çıkmış olmasıdır.
.     
Yüksek tansiyon, kolesterol ve şeker hastalığına dikkat
 
İskemik inmede değiştirilemeyen risk faktörleri; yaş, cinsiyet, ırk ve kalıtsal özelliklerdir. İnme genellikle 60 yaş üstü erkeklerde daha sık görülür. Asıl önemli olan risk faktörleri değiştirilebilir olanlarıdır. Bunlar kalp krizine yol açan risk faktörleri ile aynıdır. Hipertansiyon, sigara, şeker hastalığı ve yüksek kolesterol bunların başında yer almaktadır. İskemik inmenin bu hastalığa özgü diğer risk faktörleri içinde özellikle kalp hastalıkları gelmektedir. Kalp krizi geçiren veya ritim bozuklukları olan hastalarda kalbin içinde oluşan pıhtılar beyin damarlarını tıkayabilir ve iskemik inmeye yol açabilir. Şişmanlık ve fiziksel aktivite azlığı ile gelen metabolik sendrom, kalp ve beyin damar hastalıkları için en önemli riski oluşturan durumlardan biridir.

Vakit kaybedilmemelidir

İnme geliştikten sonra erken tanı konulması ve tedaviye başlanması hayati öneme sahiptir. Damar tıkanıklıklarında en önemli yöntem, trombolitik (pıhtı çözücü) ilaç tedavisidir. Bu ilaçlardan biri olan “Rekombinan doku plazminojen aktivatörü” (rTPA) ilk 4,5 saat içerisinde görülen hastalara toplardamar yoluyla uygulanabilir. Bazı koşullarda 6 saate kadar da pıhtı çözücü ilaç verilebilir. İlk 4,5 saatten sonra hastaneye başvuran gecikmiş hastalar acilen anjiyografi laboratuvarına alınır ve kateter yöntemi ile tıkalı damarlara ulaşır. Daha sonra tıkalı damar içindeki pıhtı, rTPA ile eritilir veya özellikli birtakım kateterler yardımıyla parçalandıktan sonra emilerek dışarı alınır. Ülkemizde de yeni uygulanmaya başlanan çok özel bir yöntem ile tıkalı bölgenin içine özel stentler ile girilerek, hızlıca damar açıldıktan sonra pıhtı dışarı çekilip alınmaktadır. Bu yöntem ile tıkalı damarlar %90 oranında açılabilmektedir.

Zamanında ve doğru merkezde gerçekleşen inme tedavisinde başarı şansı yüksektir

 
Pıhtı eritici tedavi alan hastanın diğer inme hastalarına göre sakatlık ve başkalarına bağımlı yaşama riski göreceli olarak %30 azalır. İlk 4,5 saatte pıhtı eritici tedavi alan her 7 hastanın biri tamamen iyileşir. Tedavi ilk 1,5 saatte yapılmış ise tedavi edilen her 3 hastadan biri tamamen iyileşmektedir. Tedavi yalnız felci ortadan kaldırmakla sınırlı değildir. Hasta eski hayatına, işine, ailesine, sosyal faaliyetlerine geri dönebilir. Hastalara bu tedavi seçeneğini sunabilmek yalnızca toplumun inme konusunda bilinçlenmesi, bu hastalığı acil ve tedavi edilmesi mümkün bir durum olarak algılayabilmesi ile mümkün olacaktır.

Tam donanımlı bir merkez tercih edilmelidir

 
İnme geçiren hastanın nerede ve nasıl tedavi ve bakım gördüğü önemlidir. Pıhtı eritici tedaviden sonra inmeli hastaların tedavisinde son yıllarda sağlanan en önemli gelişme, hastaların erken dönemde kalp krizi geçiren hastaların yatırıldığı koroner yoğun bakım ünitelerine benzer şekilde yapılandırılmış “İnme Ünitelerinde” bakım ve tedavi gördüklerinde belirgin fayda sağlanmış olmasıdır. Bu merkezlerde ayrıca hastalara rehabilitasyon olanakları sağlanmakta ve inmeye yol açan neden saptandıktan sonra gerekli koruyucu tedavilere başlanmaktadır. Hasta ve ailesine psikolojik destek hizmeti verilmekte, hastane sonrası tedavi ve rehabilitasyon programı da hazırlanmaktadır.

Felçli kalmak günümüzde yeterli tedavi olanaklarından faydalanamamış olmakla eş anlamlıdır. Doğru zamanda tıkalı damarı açılan, uygun tıbbi bakım, destek, rehabilitasyon ve inme tekrarından koruyucu tedavi alan her 3 hastanın 2’si inmesinin 3. ayında bağımsızlığına geri kavuşmaktadır.

TÜGİAD Suudi Arabistan’a Çıkartma Yaptı

Zirvede, TÜGİAD ile Suudi Arabistanlı genç girişimcilere kar amacı gütmeden finansal destek sağlayan The Centennial Fund tarafından sürdürülen çalışmalar ve geniş katılımlı çalıştay neticesinde karşılıklı iyi niyet mektupları imzalandı. Başkan Yücelen, organizasyonun The Centennial Fund Başkanı Prens Abdülaziz’in himayelerinde yapıldığını belirterek, şu bilgileri verdi: “The Centennial Fund,  özellikle küçük şehir ve köylerde yaşayan halkı destekleyen bir kuruluş. Şimdiye kadar desteklediği projelerin yüzde 75’i nüfusu yoğun olmayan bölgelere ait… Böylelikle, köyden kente göçü engellemeyi hedefliyorlar ve bu açıdan bize örnek olabilirler. Yaptığımız iyi niyet anlaşması doğrultusunda, Ortadoğu’da ülkelerarası ticareti arttıran, bölgenin ekonomik sorun ve beklentilerine çözüm üreten ve gündem yaratan bir platform oluşturmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın liderliğinde Ortadoğu’da  girişimcilik kültürünü yayarak güçlendirmeyi hedefliyoruz. Girişimciliğin yaygınlaşmasının, istihdamı artıracağına ve genç nüfus arasındaki işsizlik oranını azaltacağına inanıyoruz.”
 
Suudi Arabistan ziyareti sırasında Çalışma Bakanı Adel Fakir ve Yatırım Kurumu Başkanı Prens Saud Al Faysal ile de görüş alışverişinde bulunan TÜGİAD Başkanı Yücelen, bu görüşmede de, Ortadoğu’da girişimciliğin desteklenmesinin işsizliğe karşı en etkin çözüm olacağını ifade etti.

Bel Fıtığının Tekrarlanmaması İçin Alınması Gereken Önlemler

Bel fıtığı yaşamınızı yeniden kısıtlayabilir
Bel fıtığının ameliyattan sonra tekrar etmesi olası bir durumdur. Ancak bu oran bugüne kadar yapılmış araştırmalarda bel fıtığı ameliyatı için kullanılan tüm yöntemlerde %5-11 arasında değişmekle birlikte mikrocerrahi yönteminde daha az görülmektedir. Bel bölgesinde bulunan fıtıklaşmış bir disk boşaltıldığı zaman, geride daha dört adet sağlam disk kalır ve bu diskler görevlerini sürdürmektedir. Bunların zamanla bozulması, yeni bel fıtığının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. 

Sigara kullanımı ameliyat başarısını düşürüyor

 
Bel fıtığı ameliyatlarından sonra da ameliyat yerinde yapışıklık yani granülasyon dokusu oluşmaktadır. Bu yapışıklık normalden fazla görülüyorsa bir kitle oluşturarak omuriliğe ve sinirlere baskı yapmaya başlamaktadır. Bel fıtığı yerine bu sefer oluşan granülasyon dokusunun baskısı söz konusudur. Yapışıklıkların oluşmasında uygulanan cerrahi yöntemin ve hastanın sigara kullanımının büyük etkisi vardır.
 
Bel fıtığının tekrarlamaması için yapılması gerekenler;

•Bel fıtığının tekrarlanmasının engellenmesi için; hastanın ameliyat sonrası yaşamına daha fazla özen göstermesi ve ameliyat sonrası önerilere tam anlamıyla uyması gerekmektedir.

•İlk günler belde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeden yatarak dinlenilmelidir.

•Eğer sigara içiliyorsa kesinlikle bırakılmalıdır. Sigaranın içindeki nikotin ve diğer 140 adet kimyasal madde damarlarda daralmaya ve dolayısıyla ameliyat yerinde kanlanmanın azalması yolu ile yara iyileşmesinin yavaşlamasına neden olmaktadır.

•İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmak gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağın yanına diğerini getirerek çıkılmalıdır.

•Oturarak yemek yenebilir. Ancak yemek yemek için oturulduğunda sırt desteğinin olmasına özen gösterilmelidir.

•Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat edilmelidir. Bundan sonraki yaşamda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatılmamalıdır.

•Yataktan kalkarken önce tam yan dönülmeli, daha sonra eller yardımıyla yandan destek alarak oturur pozisyona geçilmeli ve öyle kalkılmalıdır.

•Alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

•Uzun süreli aynı pozisyonda oturulmamalıdır. En azından her saat başı kalkıp 5 dakika süreyle gezilmelidir.

•10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlanılmalıdır.

•Hastanın masa başı iş yaşamı varsa 1 ay sonra işe başlamalıdır. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

•İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki el de toplam 5 kg’dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösterilmelidir. Ağırlık kaldırılırken çömelerek ve olabildiğince bedene yakın olarak kaldırılmalıdır.

•Kilo almamaya dikkat edilmeli, fazla kilo sorunu varsa diyet yapılmalıdır.

Ameliyat sonrası ilk 1 ay araba kullanılmamalıdır. Sonrasında şehir içi kısa mesafelerde kullanabilir.

•Bel egzersizlerine genellikle 60.günden sonra başlanabilir. Ancak başlamak için yine de doktor onayı alınması gerekmektedir.

Tekrarlayan bel fıtığı hemen ameliyat edilmeli mi?

Hastada tekrarlayan bel fıtığı düşünülüyorsa, ilaçlı MR çekimi yapılmalıdır. Böylece ameliyattan sonra tekrar şikayetleri başlayan hastaların, tekrarlayan bel fıtığı ya da yapışıklık sorunu olduğu anlaşılmaktadır. Tekrarlayan bel fıtığı şüphesiyle gelen hastaların değerlendirilmesi çok önemlidir. Çünkü atılacak her yanlış adım bir başka adımı davet etmektedir. “Yapışıklık, ameliyat edildiği takdirde yeniden oluşmaz” diye bir kural yoktur çünkü vücut aynı granülasyon dokusunu oluşturabilmektedir. Böylece yapılan ikinci ameliyatın hiçbir faydası olmamaktadır. Ancak fıtığı tekrarlamışsa, hastanın şikayetleri çoksa ve nörolojik bulgusu varsa ikinci kez ameliyat denenebilir.

Ataşehir’de Kazancıların Belge Sevinci

Ataşehir Belediy Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman ile Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal’ın da katıldığı belge dağıtım töreninde konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, hava kirliliğinin azaltılması ve enerji tasarrufu sağlanmasında kazanların deneyimli ve ehliyetli kişilerce işletilmesinin sağlanması gerektiğini vurguladı. 
 
“Kazanı yakmak ve işletmek büyük sorumluluk ister”
 
Kalorifer kazanı yakmanın ve işletmenin büyük sorumluluk gerektirdiğini, kazanların doğru yakılmasının çevre kirliliğini önleyeceği gibi yakıt tasarrufu da sağlayacağını belirten  Başkan Battal İlgezdi şunları söyledi:
 
“Kaloriferci, yakacağı kazanı bilinçli bir şekilde takip edemezse, yakıtın boşa harcanmasından hava kirliliğine, kazan patlamalarına kadar büyük olumsuzluklar ortaya çıkabilir. Ayrıca; kazanın çalıştırılmasında en ufak hata telafisi olmayacak zararlar doğurabileceği için kalorifer ateşçisinin; kazanı, elemanlarını, tesisatı çok iyi tanıması ve bilmesi gerekiyor. O yüzden bu gibi eğitimler büyük önem taşımaktadır.”
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Dünyanın Bir Numaralı Spor Mağazası Ataşehir’de

Çölden Buzullara Sergisi

60 dereceden -20’ye
 
2001 yılında başladığı maraton macerası boyunca Sahra, Gobi ve Atamaca çöllerini geçen ve Türkiye’nin ilk ultramaratonu Likya Yolu’nu düzenleyen Prof. Dr. Taner Damcı, Türkiye’yi çöl maratonu ile tanıştırdı ve ilk çöl maratoncusu unvanını aldı. Bugüne kadar güneşte 60 dereceyi gösteren hava sıcaklıklarında koşan Prof. Dr. Damcı, Antarktika Ultra Maratonu’nda ise -20 derecede mücadele etti. 
 
Organ nakilli çocuklar için koşmak büyük mutluluk
 
Prof. Dr. Taner Damcı, organ bağışına dikkat çekmek ve her yıl daha fazla çocuğun organ nakli ile hayata dönmesini sağlamak için koştuğu maraton hakkında duygularını şöyle ifade etti:
 
“Koşarken bir amacım vardı. Organ bağışına dikkat çekmek istiyordum. Bu benim için göstereceğim performansımdan bağımsız ve çok onur vericiydi. Maratonda organ nakline dikkat çekmiş ve organ bağışının özendirilmesine katkıda bulunmuş oldum. Birkaç kişinin aklında kalıcı olsa, birkaç kişi bile organı bağışlasa ülkemiz için bir adım olacaktır diye düşünüyorum.”
 
Antartrika Ultra Maratonu’nu fotoğraflarından oluşan “Çölden Buzullara” fotoğraf sergisi, 15 Mart 2013 tarihine kadar Memorial Şişli Hastanesi Sanat Galerisi’nde sergilenecek.

Ataşehirli Çiftler, Sevgililer Gününde Mutluluğa Evet Dedi

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, nikah kıyma etkinliğine katılan davetlerinin sevgililer gününü kutlayarak, “Bu anlamlı günde evlenecek çiftlerin mutluluklarının daim olmasını, aile birliklerinin de sevgi üzerinde temellenmesini diliyorum” dedi. 
 
Kıyılan nikahlardan sonra Başkan Battal İlgezdi ve eşi Gamze Akkuş İlgezdi’nin nikaha katılanlara karanfil dağıtmalarının ardından tören sona erdi.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Yazar Nemika Tuğcu, Ataşehir’li Çocuklarla Buluştu

Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman, Yazar Nemika Tuğcu’ya konuşmasına başlamadan önce çiçek sunarken, ünlü Yazar Kemalettin Tuğcu’nun da yeğeni olan Nemika Tuğcu, kitaplarını daha önceden okuyan çocukların sorduğu sorularını yanıtladı.

14 Şubat’ın sadece Sevgililer Günü olarak hatırlandığını belirten yazar Nemika Tuğcu, bugünün aynı zamanda Dünya Öykü Günü ve Dünya Kitap Değişim Günü olduğunu söyledi. 

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Tim Cook’tan Merak Edilen Sorulara İddialı Yanıtlar

iPhone 4 ve iPhone 4S’in fiyatlarında indirime gittiklerini ve bu sayede kullanıcılara bir anlamda ucuz iPhone sağlamış olduklarını belirten Cook, maliyet hesabından çok daha iyi ürünler üzerinde çalışarak mükemmele ulaşma hedefini devam ettirdiklerinin altını çizdi. Daha önce maliyet düşürme yolunda birtakım girişimlerde bulunduklarını hatırlatan Cook, bu çabanın iPad gibi yeni bir ürünle sonuçlandığını söyledi.
 
Şirketin başındaki isim olan Tim Cook, tüm bunlara ek olarak iPhone’un potansiyelini henüz doldurmadığını ve fiyat konusunun buna herhangi bir engel oluşturmayacağı konusunda da iddialı. iPhone’un pazardaki yerini daha da ileriye götürebileceğine dikkat çeken Tim Cook, henüz tüm dünyadaki kullanıcıların sadece yarısına ulaşabildiklerini dile getirdi.
 
Bu ifadelerle birlikte Apple’ın öncelikli piyasa hedefinin tahmin edildiği gibi Çin ve Hindistan olacağı resmi ağızdan da kanıtlanırken, şirketin bu pazarlarda nasıl bir strateji izleyeceği ise hala belirsizliğini koruyor.
 
İnsanların akıllı telefonlardaki boyut konusuna fazla takıldığı gerekçesiyle rakiplerine de taş atmaktan çekinmeyen Tim Cook, Apple uygulama geliştiricilere dağıttığı paranın 8 milyar doları bulduğunu kaydetti. Geçtiğimiz ay 7 milyar olduğu açıklanan geliştiricilere ödenen miktar görünüşe göre bir aylık süreçte bir milyar dolar artmış.
 
Tim Cook ayrıca yeni açılacak Apple mağazaları hakkında da kamuoyunu aydınlattı. Tim Cook 2013 yılında Türkiye’de bir Apple mağazası açılacağını doğruladı. Apple’ın Türkiye’de açmayı planladığı mağaza için çalışan aramasıyla birlikte kesinleşmiş gözüyle bakılan bu karar Tim Cook’un ifadeleriyle de onaylanmış oldu.

Baş Ağrısından Kurtulmak İçin Yaşam Tarzınızı Değiştirin

5 hastadan 4’ü migren sorunu yaşıyor
 
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 raporuna göre; baş ağrısı nedeniyle doktora başvuran hastaların %30’u migren, %35’i gerilim tipi baş ağrısı, %12’si ise migren ve gerilim tipi baş ağrısından şikayetçidir. %6 oranında aşırı ilaç kullanımı nedeni ile baş ağrısı görülmektedir. Bunların çoğunun kökeninde migren yatmaktadır. Baş ağrısı yakınması ile doktora giden her 5 hastadan 4’ünün migren ve gerilim tipi baş ağrısında şikayetçi olduğu görülmektedir.

Işık, ses ve kokular hayatınızı çekilmez kılabilir

 
Migren, gerilim tipi baş ağrısına göre daha ciddi bir tablodur. Gerilim tipi baş ağrısı, hafif veya orta derecede; migren ise orta veya şiddetli derecede bir baş ağrısıdır. Kişinin günlük işlerini yerine getirmesini engeller. Ayrıca migrene; ışık, ses ve kokulardan rahatsızlık ile bulantı ve kusma eşlik edebilir. Gerilim tipi baş ağrısı basit ağrı kesicilere daha iyi ve daha düşük dozda cevap verir. Migren ve gerilim tipi baş ağrısının tetikleyicileri birbirine yakınlık gösterir. Son yıllarda gerilim tipi baş ağrısı ve migrenin kökende aynı olduğu, bu ağrının migrenin daha hafif bir formu olduğu düşünülmektedir. 

Tedaviden önce korunma önemlidir

 
Baş ağrılarının yaşamı olumsuz etkilememesi için önce ağrı tiplerini tanımak gerekir. İlk adım, tedaviden önce korunmadır. Migren ve gerilim tipi baş ağrısı kısaca kişi kendini ruhsal ve fiziksel olarak hırpaladığında ortaya çıkar. Her insanın tetikleyicileri farklılıklar göstermekle beraber temelde benzer özellikler gösterir.

Baş ağrılardan kurtulmak için…

•Düzenli uyku: Her gün belirli zamanlarda uyuyup uyanmalısınız. Hafta sonları çok fazla, hafta içi ise çok az uyumak sakıncalıdır. Çoğu erişkin için gece ihtiyaç duyduğu uyku süresi yaklaşık 6-8 saattir. Uykudan baş ağrısı ile uyanmak olası bir uyku bozukluğunun göstergesidir.

•Düzenli beslenme: Kan şekerinin düşmesi, baş ağrısını tetikleyebilir. Günde üç kez, düzenli aralıklarla, protein, meyve, sebze ve karbonhidrat içeren öğünler tüketilmelidir. Çok fazla şeker, kan şekerinin hızlı yükselmesine ve bu da tekrar hızlı düşmesine yol açar; sonuç olarak baş ağrısını tetikleyebilir.

•Yeterli ölçüde rutin egzersiz: Haftada 3- 5 kez yapılan yeterli ölçüde egzersiz, stresinizin azalmasına ve bedensel olarak formda kalınmasına yardım edecektir. Aşırı veya düzenli yapılmayan egzersiz ise baş ağrılarını tetikleyebilmektedir.

•Bol miktarda sıvı tüketmek: Normal bir erişkin gün içerisinde bol miktarda su içmelidir. Dehidratasyon yani vücudun susuz kalması, baş ağrısına neden olabilmektedir.

•Kafein, alkol ve ilaç alımını sınırlandırmak: Kafein uyarıcı bir maddedir ve kullanan kişilerde kafein yoksunluğu baş ağrısına neden olabilir. Kafeinin kaynağı genellikle kahve, çay, asitli içecekler ve kafein içeren ağrı kesicilerdir. Baş ağrısı için kullanılan herhangi bir ilaç, çok uzun sure ve sık alındığında baş ağrısı ortaya çıkabilir. Haftada 1-2 defa ağrı kesici kullanmak sakıncalı olmayabilir. Ancak sürekli olarak, haftada üç günden fazla bu ilaçların kullanılması baş ağrısına yol açar.

•Stresi azaltmak: Stres, baş ağrısında bir artışa yol açabilir. Gevşeme, nefes egzersizi, meditasyon ve stres yönetimi kullanılabilecek yöntemlerdir.

•Depresyon tedavisi: Kişinin sıklıkla depresif bir duygu durumunda olduğu görülüyorsa uzman yardımı alması baş ağrısının etkin bir şekilde tedavi edilmesi için önemlidir.