Tudem Kitapevi

Mevlana Mah. Şehit Emre Anşin Cad. Türkiş Blokları

bilgi@tudemkitabevi.com

http://www.tudemkitabevi.com

Murat Çalışkan

0216 466 81 82

0216 540 51 32

0533 483 30 02

TUDEM YAYIN GRUBU ANABAYİİ

ŞİİR ÇOCUK YAYINLARI

İYİFİKİR YAYINLARI 

Ataşehir’de Seyir Halinde Alev Alan İETT Otobüsüne Taşıma Suyla Müdahale Edildi

Koltuk İmalatı & Tamir

Atatürk Mah Girne Cad No 27

ismiye_1978@hotmail.com

http://www.atasehirkoltukdotoru.com

Murat Aslan

0216 4558273

05448133827

wedingdekor.com

http://www.weddingdekor.com

Bülent KESKİN

2164144411

weddingdekor.com, tüm düğün, nişan, sünnet, kına, nikah şekerleri, bebek ürünleri, hediyelik eşya,mumlar ve ev aksesuarları ile düğün organizasyonları için kiralık ekipman hizmeti için ulaşılabilir yapma hedefiyle Kurulduğu günden itibaren organizasyon ve aksesuarlara öncülük ederek, bu doğrultuda bir çok firma ürünlerini internette satışa sunan site oldu. En iyi müşteri deneyimini yaşatmayı hizmet anlayışının merkezine koyan weddingdekor.com, 7 gün

Modern Ataşehir Yeşil Bir Gelecek

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Türkiye’de, bir ofiste kişi başına tüketilen kağıt miktarının 0,7 kg/gün, yani ortalama 140 sayfa olduğuna dikkat çekiyor.  Kağıt tüketiminin sadece %1 oranında azaltılması ile her yıl binlerce ağaçın  kurtarılacağını vurgulayan Başkan İlgezdi,  “Yürütülen doküman, iş akış ve süreç yönetim sistemi projesi ile daha çok evrağın, daha az zamanda, daha az insan gücü ile elektronik ortamdaki akışı hedeflenmektedir. Yeni binamızda kullanılan kağıt miktarını en aza indirerek, yeşil bir gelecek için üzerimize düşeni yapmaya devam ediyoruz” dedi.

Ataşehir Belediyesi’nin MODERN ATAŞEHİR  YEŞİL BİR GELECEK nin sloganıyla yer alacağı Cebit Fuarı Yeşilköy CNR Hol-6 Kısım C-4’ te 29 Kasım -2 Aralık  tarihleri arasında saat 10.30 – 19.30 arasında gezilebilecek.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Salon Erhan

Botanik carşı no 4

ERHAN AKYÜZ

455 46 53

erhanakyuz1984@hotmail.com

http://www.salonerhan.com

Astım Çocuğunuzun Yaşamını Kısıtlamasın

İlaç tedavisi ile kontrol altına alınabilir
 
Türkiye’de çocukların yüzde 6-18’i astım hastalığı ile mücadele etmektedir. Astım özellikle ilk 6 yaşta geçici olabilir. Hastalığın tedavisinde son derece etkili ve güvenilir ilaçlar kullanılmaktadır. Pek çok astımlı çocuğun hastalığı hafif veya orta derecede seyrettiği için bu ilaçların çok düşük dozlarıyla rahatsızlık kolaylıkla kontrol altına alınabilmektedir. İlaçlar önerilen şekilde kullanıldığında; öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi şikayetler ile ortaya çıkan atakların sıklığı ve şiddeti azalmaktadır.

Grip aşısı önerilir

 
Hemen tüm çocuklarda astım atakları viral enfeksiyonlar ile tetiklenir. Özellikle yuvaya ve okula giden ya da kardeşleri olan çocukları bulaşıcı hastalıklardan tamamen korumak mümkün olmamaktadır. Ancak evde üst solunum yolu enfeksiyonu olan bir birey var ise el yıkama gibi basit önlemler bile korunmada önemli olabilir. Astımı olan çocuklara grip aşısı da önerilir.

Alerjiye yönelik önlem alın

 
Alerjisi olan çocuklarda saptanan alerjene karşı önlemlerin alınması, tedavinin önemli bir parçasıdır. Eğer çocuğun ev tozu alerjisi varsa ev tozunu azaltmaya yönelik önlemler alınmalıdır. Ev hayvanlarına karşı alerji gelişmesine rağmen evde kedi veya köpek besleniyorsa, hayvanların evden uzaklaştırılması gerekir. Astıma eşlik edebilen saman nezlesi, sinüzit ve reflü gibi hastalıkların tedavisi astım tedavisini kolaylaştırır, ilaç dozlarının azaltılmasını sağlar. Bu hastalıkların tanısının konması ve tedavi edilmesi önemlidir.

Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?

 
Astım ya da hava yolu hassasiyeti olan çocuklarda tedavi uluslararası tedavi rehberlerine göre planlanmaktadır. Bu tedavi rehberlerindeki ilk seçenek, direkt hava yollarına verilen ilaçlardır. Bu hastalarda kullanılan iki çeşit ilaç vardır:

•Koruyucu/tedavi edici ilaçlar: Buharlaştırılarak veya sprey ile alınan ilaçlar ve ağızdan alınan diğer ilaçlar (Suda eriyen toz veya çiğneme tableti).

 
•Rahatlatıcı, şikayetleri giderici ilaçlar. Tedavide eğer sprey ilaçlar kullanılıyor ise kesinlikle direkt ağıza sıkılmaz. Sprey ilaçlar çocukların yaş gruplarına göre seçilen ara cihazlar ile kullanılmalıdır.

Çocuğunuzu hastalığı konusunda bilgilendirin

•Çocuğunuz yaşıtlarının yer aldığı tüm normal günlük aktivasyonlarda yer almalı ve kendine güveni sağlanmalıdır.

 
•Mümkün olduğunca bağımsız olabilmesi için cesaretlendirilmelidir.
 
•Çocuğunuz büyüdükçe astımla ilgili olarak bilgilendirilmelidir.
 
•Çocuk ilaçları düzenli alma konusunda sorumlu olmalıdır.
 
•Çocuğun hastalığı ile ilgili acil durumlarda kimi arayacağını bilmelidir.
 
•Okuldaki sorumlu kişiler çocuğun hastalığı ve ilaçları ile ilgili bilgi sahibi olmalıdır.

Astım, tedavisi uzun sürebilen ancak kontrol altına alınabilen bir rahatsızlıktır.  Bu tedavi;

•Gün içinde çok az veya hiç astım semptomunun olmamasını

 
•Gece şikayetlerinin hiç görülmemesini
 
•Rahatlatıcı ilaçlara haftada 3 kereden fazla gereksinim olmamasını
 
•Okul ve spor aktivitelerinin kısıtlanmamasını
 
•Solunum fonksiyon testlerinin (5 yaşın üzerinde testi yapabilen çocuklar için) normal olmasını
 
•Acil doktor ziyareti ya da hastane yatışı gerektiren akut atak geçirilmemesini sağlamaktadır.

AvivaSA Tasarruf Pusulası ile Emeklilik Hesaplarınızı Doğru Yapın

Meral Eredenk: Ne kadar çok kişiye yol gösterebilirsek o kadar mutlu olacağız
 
2010 yılından bu yana düzenli olarak emeklilik dönemi tasarruf açığı konusunda araştırmalar yaptıklarını söyleyen AvivaSA CEO’su Meral Eredenk, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Aviva’nın araştırma şirketi Deloitte işbirliğiyle gerçekleştirdiği Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de 2011 ile 2051 yılları arasında emekli olacak nüfusun emeklilik dönemi beklentilerini karşılayabilmek için her yıl toplam 91 milyar Euro ek tasarruf yapması gerekiyor. Bu da ortalamada her birey için yılda 2.400 Euro ya da ayda 200 Euro ek tasarruf yapılması anlamına geliyor. Buradan yola çıkarak emekli adaylarımızın “Bugünden emekli olana kadar ayda kaç lira biriktirmeliyim ki emekli olduğumda hayat standardımı koruyabileyim?” sorusuna kolaylıkla yanıt bulabilecekleri Tasarruf Pusulası’nı web sitemizde hizmete sunduk. Tasarruf, Türkiye'nin temel sorunlarından biri ve hesaplama aracımızla AvivaSA müşterisi olsun ya da olmasın ne kadar çok kişiye yol gösterip tasarrufa yönlendirebilirsek, o kadar mutlu olacağız.”

Nasıl kullanılıyor?

 
Finansal bir bilgi gerektirmeyen Tasarruf Pusulası’nı kullanmak çok kolay. Kullanıcı, temel bilgilerinin yanı sıra yaş, brüt maaş, emeklilik dönemi için beklediği getiri, emekli olma yaşı, tahmini aylık SGK maaşı, varsa mevcut BES tutarı ve BES katkı payı gibi bilgileri sisteme giriyor. Sistem, ilk aşamada kişinin emekli olacağı yılı belirliyor. Mevcut BES fonunun getirisini, emekli olacağı yıla kadar emeklilik sözleşmesine eklenecek katkı paylarını ve bunların getirilerini yasanın öngördüğü yüzde 8 ve 10’luk standart getiriler üzerinden ilerleterek emeklilik döneminde ne kadar gelir elde edileceğini hesaplıyor.

İkinci aşamada, hayal edilen emeklilik standardından ilk aşamada elde edilen geliri çıkartarak aradaki farkı emeklilik açığı olarak belirliyor. Son aşamada ise vergi avantajını ekleyerek bu açığı aylara bölüyor ve kişinin katkı payının yanı sıra her ay yapması gereken ek tasarruf miktarını gösteriyor.

Sistemi kullanmak isteyenlerin http://www.avivasa.com.tr/tasarruf-pusulasi adresini ziyaret etmesi yeterli.

Kitap Fuarı Dolup Taşıyor Okuma Oranları Değişmiyor

Okuma alışkanlığı okul eğitiminden çok daha önce ebeveynlerin yönlendirmesi ile başlıyor. Okuma alışkanlığı çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminde oldukça önem taşıyor. Doğru kitap alışkanlığı edinen çocuğun hayal gücü gelişiyor, dil gelişimi destekleniyor, kendi doğru biçimde ifade edebilme yetisini kazanıyor, düzenli ve planlı olmayı öğreniyor.
 
Anabilim Eğitim Kurumları’ndan Okuma Alışkanlığı Kazandırmak İçin Özel Program
 
Anabilim Eğitim Kurumları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kılıç “ İngiltere ve Fransa’da düzenli okuma alışkanlığı oranı %21 iken Türkiye’de bu oranın %0.01 olması aradaki uçurumu çok net gösteriyor. Anabilim Eğitim Kurumları olarak Anaokulundan-Lise dönemine kadar öğrencilerimize özel okuma saati uygulaması vererek bu bilinci aşılamak için elimizden geleni yapıyoruz. Öğretmenlerimizin kontrolü ile öğrencilerimiz güne okuma saati ile başlıyor. 20 dakikalık özel okuma saatinin ardından, günlük eğitimlerine devam ediyorlar. Bu çalışma sonucunda yaptığımız araştırmalarda  gördük ki geçtiğimiz yıldan bu yana okulumuzda eğitim gören öğrencilerin düzenli kitap okuma alışkanlığı %15 den %21,5’lere çıktı. 

Grip Salgınları, Zatürre Oluşumuna Zemin Hazırlıyor

İngiltere ve ABD’de ölüm nedenleri arasında altıncı, Türkiye’de ise beşinci sırada yer alan zatürre akciğer dokusunun ilthaplanması olarak tanımlanıyor. Başta bakteriler olmak üzere birçok mikroorganizma zatürreye neden olabiliyor.  Bebek ve çocukların yanında, yaşlı ve müzmin hastalığı olan zatürre, erişkinlerde hem daha sık görülüyor, hem de daha ağır ve ölümcül olabiliyor. 

Zatürreye dikkat çekmek için her yıl Kasım ayının son haftasının “Zatürre Ölümlerinin Önlenmesi” haftası olarak kabul edildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kemal Tahaoğlu, şeker, kalp, akciğer, böbrek, beyin, kas ve bazı kan hastalıkları gibi kronik rahatsızlığı olanlar ile bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin zatürre bakımından risk grubunda olduğunu vurguluyor.

Grip salgınlarının da zatürre oluşumuna zemin hazırladığını ifade eden Doç. Tahaoğlu, gripten sonraki ölümlerin asıl nedeninin grip virüsünün yaptığı zatürre ya da grip sonrası bakteriler ile gelişen zatürre olduğunu söylüyor.

Tanıda geç kalmamak çok önemli

Zatürrenin en önemli belirtilerinin aniden ortaya çıkan, üşüme titreme ile yükselen ateş olduğunu belirten Doç. Dr. Tahaoğlu, “hastalar yan ağrısı, öksürük, pas renginde balgam çıkarmaktan yakınabilirler” diyor.

Alkol ve sigara kullananlarda, büyük ve uzun süre yatmaya neden olan ameliyatlar sonunda zatürre gelişme sıklığının arttığına da dikkat çeken Doç. Dr. Tahaoğlu,  ölümle sonuçlanacak bir hastalık olan zatürrede en önemli noktanın tanıda geç kalmamak ve uygun tedaviyi en kısa sürede başlamak olduğunu vurguluyor.

Korunmak için aşılanın!

 
Zatürreden korunmada aşıların da önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Dr. Kemal Tahaoğlu, zatürre risk grubunda bulunan ve 65 yaşın üstünde olan bireylerde 5 yılda bir olmak üzere zatürre aşısı yapılmasını öneriyor.

Chevrolet Spark’ın Elektrikli Modeli Los Angeles Otomobil Fuarı’nda Tanıtılacak

Chevrolet Global Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Chris Perry konuyla ilgili olarak: "Chevrolet’nin tanıtımını gerçekleştirdiği yeni ürün, özellik ve teknolojiler tüketiciye olağanüstü bir işlevsellik, konfor ve rahatlık sunmak için tasarlandı. Chevrolet bu sayede, üst üste global satış rekoru kırdığı sekiz çeyrekte yakaladığı bu ivmeyi devam ettiriyor. Spark EV ve yeni nesil MyLink, Chevrolet’nin günümüz tüketicisinin kolaylıkla benimseyeceği ve gerçek anlamda değer vereceği gelişmiş teknolojiler sunma konusundaki kararlılığını gösteriyor” dedi.

Spark, etkileyici tasarımı, geniş iç kısmı ve MyLink bağlantısı ile şimdiden ABD’deki tüketicilerden büyük ilgi gördü. Satışa sunulmasından sonraki ilk üç ayda Spark, özellikle Los Angeles pazarında olumlu sonuçlar elde etti. Bu başarıdan hareketle, Spark EV’nin plug-in elektrikli versiyonu, tüketiciye benzinli modelin bu kadar popüler olmasını sağlayan özelliklerle sunulacak. Diğer yandan elektrikli otomobilin teknolojik özelliklerini ve performansını da sergileyecek.

Mevcut MyLink, tüketiciye kullanımı kolay bir araç içi bağlantı sistemi sunuyor. 2014 Impala’nın lansmanıyla birlikte, MyLink’e yeni kişisel özellikler eklenecek ve sistem çok daha kesintisiz bir akıllı telefon entegrasyonu sunuyor olacak.

Los Angeles Otomobil Fuarı’nda Spark EV’ye ek olarak, sergilenecek diğer Chevrolet araçlar arasında yeni Impala, Malibu Turbo,Aveo/Sonic RS, Traverse ve Camaro’nun Hot Wheels® Sürümü de yer alıyor.

Chevrolet Hakkında

Chevrolet 130'dan fazla ülkede yaklaşık 4 milyon yıllık araç satışıyla General Motors’un en büyük küresel markasıdır. Satışları bakımından küresel çapta en büyük dördüncü otomobil markası olup aynı zamanda dünyadaki en hızlı büyüyen markalardan biridir. Chevrolet otomobilleri tutkuyu, cesur tasarımı ve kullanışlılığı birleştirir. Harcanan paranın karşılığını büyük ölçüde verir. Chevrolet markası 2005 yılında Avrupa’da yeniden piyasaya sürülmesinin ardından 2008 yılında satışlarını 500.000’in üzerine çıkararak iki kattan fazla arttırdı. Chevrolet 2010 yılında 477.194 adet otomobil satışıyla Avrupa’daki pazar payını yüzde 2,5'e yükseltti. Chevrolet Avrupa’da 2.700'den fazla bayi ve servis noktasından oluşan bir ağa sahiptir. Chevrolet ürün yelpazesi Spark şehir otomobilini, küçük Aveo’yu, kompakt dört kapılı Cruze’yi, Captiva SUV’u ve efsanevi Corvette spor otomobillerini kapsar. Chevrolet 2011 yılında piyasaya yedi yeni otomobil sürüyor: tamamen yeni Orlando aile vanı, yeni Captiva SUV, Corvette Grand Sport Coupé, tamamen yeni beş kapılı ve dört kapılı Aveo, beş kapılı Cruze, Camaro coupé ve kabriole ve ödüllü uzun menzilli Volt elektrikli otomobil. Chevrolet’nin Avrupa’daki en büyük pazarları Rusya, İtalya, Almanya, İspanya, Fransa ve Türkiye’dir. 1911 yılında İsviçre göçmeni Louis Chevrolet tarafından ABD’de kurulan Chevrolet markası 2011 yılında yüzüncü yıldönümünü kutluyor. Chevrolet hakkında daha fazla bilgiye http://www.chevroleteurope.com veya http://www.media.chevroleteurope.com web adreslerinden ulaşabilirsiniz.
 

 

Gebelik Öncesi Genetik Tanı ile Akdeniz Anemisine Son

Akdeniz anemisi sık sık kan nakli gerektiriyor
 
Hastalığı taşıyan bir anne ile taşıyıcı bir babanın çocuklarında %25 oranında görülen Akdeniz anemisi hastalığı; hasta henüz bebekken, ağır kansızlıkla ilk bulgularını vermektedir. Hastada gelişen kalp yetmezliği nedeniyle sık sık kan nakline ihtiyaç duyulmaktadır. Hastaya yeterli miktarda kan verilemediğinde ise, normalde kan yapımının gerçekleşmediği organlarda dahi (Karaciğer, dalak, yassı kemikler ve özellikle kafatası kemiklerinde) ilik doku gelişmeye başlar ve bu durum kemiklerin kırılmalarına neden olup, aynı zamanda çocuğun yüz şeklinde belirgin değişikliklere yol açabilmektedir. Hastanın yüzünde meydana gelen deformasyonların yanı sıra; dalak ve karaciğer büyümekte, hastanın boyu kısalmakta, çocuk hasta ergenlik çağına girememektedir. Kan nakilleriyle vücutta biriken aşırı demirin yol açtığı kalp sorunları, ileri yaşlarda çoğunlukla ölüm nedeni olabilmektedir.

Kalıcı çözüm kemik iliği nakli

 
Akdeniz anemisi hastalığının tedavisinde kan nakilleri tekrarlanabilmektedir. Öte yandan kemik iliği dışında kan yapımı ve demir birikimi nedeniyle aşırı büyümüş dalak ameliyatla alınabilir. Ancak, hastaları %70-80 oranında sağlığına kavuşturan en etkin tedavi yöntemlerinden biri kemik iliği nakilleridir. Yüzde yüz doku uyumu olduğunda, tedavide kesin başarı sağlanabilir. Bu tip kemik iliği nakillerinde ilk olarak aile içerisinde doku uyumu olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Aile dışına çıkıldıkça, hastayla uyumlu doku bulmak zorlaşırken, üremeye yardımcı tedaviler sayesinde, nakil için uygun dokuya sahip bir gebelik planlaması yapılabilmektedir.

Tecrübeli ve profesyonel bir ekip tedavi sürecini kolaylaştırıyor

 
Anne, baba ve kardeşlerin kan örneklerinden alınarak başlanan tedavide, hastalığa neden olan gendeki düzensizlik saptanmakta ve gerekli işlemlere başlanmaktadır. Tedavi normal bir tüp bebek tedavisi süreci olarak devam eder. Gelişen embriyolardan, hem “talasemi” açısından normal olan, hem de doku uyumu yüksek ya da tam olanlar seçilerek ana rahmine yerleştirilmektedir. Gebelik sağlıklı bir doğumla sonlandığı takdirde kemik iliği açısından doku uyumu olan bebek 10 kiloya ulaştığında, kemik iliği nakli gerçekleştirilebilmektedir. Tedavi süreci uzundur ve dikkat gerektirir. Bu nedenle, anne, baba ve kardeşlere yönelik desteğin en üst düzeyde olduğu profesyonel ve tecrübeli bir ekip şarttır.

Sağlıklı embriyo seçimi ile hastalığın önüne geçmek mümkün

 
Talasemi olgularında üremeye yardımcı tedavilerden fayda sağlanabilecek diğer bir durum da; henüz çocukları olmayan, ancak her ikisi de taşıyıcı olan çiftlere yapılan tüp bebek uygulamalarıdır. Süreç normal bir tüp bebek tedavisi olarak başlamakta, embriyoların gelişiminin ardından talasemi açısından genetik seçim yapılmaktadır. Bu seçim sonrasında, sağlıklı embriyolar ana rahmine nakledilir. Gebelik gelişimi ve sağlıklı bir doğum sonrasında ise bebek nakledilen embriyonun durumuna göre ya tam sağlıklı ya da taşıyıcı olarak doğacaktır. Ancak kesinlikle talasemi hastası olarak dünyaya gelmeyecektir.

Kombine Yöntemlerle, Doğum Sonrası Anne Estetiği

Her ne kadar bedenlerindeki bu bozulmadan çok üzülseler de, anneler bir suçluluk psikolojisi içinde, bu problemleri dile getirmekten çoğunlukla çekiniyorlardı. Anneler için, kendilerinden çok ailelerinin ihtiyaçları ön planda kalıyordu.Kendileri için para harcamaktan suçluluk duyuyorlardı.. Bir başka çekince de kendilerini riske etmek istememeleriydi. Ama ameliyat olduklarında , yorumlar hep aynı : “ Neden bu kadar bekledim ki? Çok daha evvel olmalıymışım, hayat kısa”. Annelik estetiği bu nedenle psikolojik ve duygusal durumu çok olumlu etkileyen ameliyatlar olarak düşünülmeye başlandı. Diğer bir olumlu yönü de kadınların giyim, kuşam ve kendilerine bakma konusunda yarattığı motivasyon. Annelik sonrası, giyimine, makyajına dikkat etmeyen, hatta cinsel yaşamında sorunlar yaşamaya başlayan kadınların, tamamen değiştiğini görmek mümkün.
 
Son yıllarda en çok yaptığımız ameliyatlardan biri de kombine yöntemlerle vücudu yeniden düzeltme ameliyatlarıdır. Sadece hamilelik sırasında değil, doğum sonrasında da, hormonal değişim, artan iş yükü, değişen sosyal yaşam, süt verme gibi faktörler de devreye girince, annenin estetik cerrahların kapısını çalması günümüzün trendi halini aldı. "Mommy makeover" ameliyatları, yani anneyi revize etme, gençleştirme  bugün ABD dahil olmak üzere dünyada birçok ülkede en popüler  ameliyatlardır.
 
Eski forma kavuşmak için bazen  diyet ve düzenli spor yeterli olmaz ve  plastik cerrahlai  devreye girer.Bu operasyonlarda genellikle karın germe+ protezli veya protezsiz meme dikleştirme+uyluk germe+liposuction kombinasyonları tek seansta uygulanabilmektedir. Bazen de vajina yapılarında oluşan deformasyonların düzeltilmesi için ameliyatlar yapılabilmektedir..
 
Bu ameliyatlar için doğumdan sonra belirli bir zaman geçmesi doğru olacaktır. En azından emzirmenin sonlandığı döneme kadar beklenmesi gereklidir.Bu dönem sonrasında meme,karın dokularının tam olarak eski formuna kavuşması, zayıflama ve toparlanma süreci de yaklaşık olarak 6 ay kadar alabilmektedir.

Doğum Sonrası Meme Estetiği
 
Emzirme döneminden sonra memeler genelde hamilelik öncesine göre hacim olarak küçülür. Buna bağlı olarak meme derisinde çatlaklar oluşabilir. Deride de fazlalık olacağından memede sarkma görülür. Bu tür doğum sonrası meme estetiğinde,memeyi hem büyütme hem de dikleştirme işini aynı anda yapmak gerekmektedir. Bazen de meme küçültülmeli ve dikleştirilmelidir. Emzirme döneminin bitiminden 5-6 ay sonra bu operasyonlar rahatlıkla yapılabilir.
 
Doğum sonrası hastalarımızda bazen tamamen içi boşalmış memelerle karşılaşabiliyoruz . Bu durumda sadece meme derisini çıkararak toparlama işlemi yapmak, memede yeterli dokunun olmaması nedeniyle istediğimiz sonucu vermez. Bu durumlarda memeye bir hacim kazandırarak dikleşmesi için bir silikon protezden yararlanmak gerekir.
 
Bazen de meme dokusu yeterli olduğunda sadece bir küçültme/toparlama operasyonu yeterli sonuca ulaşmamızı sağlar. Bu operasyonların izleri ise sadece meme başı etrafında olabileceği gibi, aşağıdaki meme katlantısına doğru uzanan izler olabilir.
 
Meme ameliyatının ardından eğer ameliyat uygun bir teknikle yapıldıysa ameliyat sonrası, yeniden doğum yaptığında yine bebeğe süt vermek mümkündür.Genelde meme küçültme işlemlerinde, meme başının altındaki süt kanallarını kesmediğimizden emzirme fonksiyonlarını korumuş oluyoruz.

Meme operasyonları sonrasında, yorucu olmayan işlere başlanması bir hafta kadar alırken, günlük yaşam temposuna dönüş 2 haftayı bulabilir

Doğum Sonrası Karın Germe
 
Doğum yapmış bir karında , hem aşırı deri+ yağ sarkmaları gelişir hem de karın duvarına sertlik, gerginlik veren ve iç organların dışarıya bombeleşmesini engelleyen kaslar oldukça gevşek ve ayrıktır. Halbuki düz ve gergin bir karna sahip olmanın ilk şartı sıkı karın adaleleridir. Karın germe ameliyatında da en önemli nokta, karın kaslarını yeteri kadar gerginleştirmektir Karın germe operasyonlarında göbek deliği altındaki sarkan ve çatlamış olan tüm deri ve yağ dokusu çıkarılmakta; orta karın bölgesi ve karın duvarındaki kas dokusu gerginleştirilmektedir. Bu operasyonda, sarkık karın görünümü dramatik bir şekilde düzelmekte, kişi düz bir karın bölgesi konturuna sahip olmaktadır.
 
Operasyon sırasında gevşek karın derisi ve yağlı tabaka kaldırıldıktan sonra, fazla deri ve yağ dokusu kesilerek çıkarılır, gevşemiş olan karın kasları birbirine dikişlerle sıkıca yaklaştırılır. Bazen de fıtıklaşma varsa onarılır. Böylece daha ince bir bel ve sıkı bir karın duvarı elde edilir. Yeni göbek deliği yapılır. Doğum yapmış olan kadınlarda karın germe operasyonu için en az 3 ay kadar beklenmelidir. Süt verme döneminde operasyon yapılması uygun olmadığından bu minimal süre en az 1 yıla kadar çıkarılabilir.
 
Sezaryen operasyonu ile aynı anda karın germe işlemi yapılmamalıdır. Rahim normalde bir armut büyüklüğündedir ve hamilelik sırasında bir basket topu büyüklüğe ulaşır.Rahmin tekrar küçülmesi ve doğum öncesi boyutlarına ulaşması en az 45 gün almaktadır. Rahim ve karın içi diğer organlar normal boyutlarına gelmeden, hormonal dengeler tekrar normale dönmeden karın germe işlemi yapmak, hamile bir bayana 3 beden küçük elbise giydirmeye benzer ve sonuç  ta doğal olarak başarısızlıktır.
 
Karın germe operasyonu sonrasında bir gece hastanede yatan hasta, aynı gün kaldırılıp yürütülür. Yaklaşık 1-2 hafta sonra hafif tempolu iş yaşamına ya da okul hayatına dönebilir. Tempolu yürüyüş ile egzersizlere 1 ay sonra başlanılabilir. Operasyondan 6 hafta sonra egzersizlerle karın kasları kuvvetlendirilir ve diyetle kilo alınması önlenirse operasyondan daha mükemmel sonuçlar alınabilecektir.
 
Doğum Sonrası Liposuction
 
Karın, bel, kalça, uyluk (üst bacak) iç ve dış tarafı, diz iç kısmı gibi vücudun belli bölgeleri diyet ve egzersize dirençli, özellikle doğum sonrası yağ birikim bölgeleridir. Bu bölgelerdeki yağlar, en son eriyen yağlardır. Fazla yağlanmanın giderilmesi için yapılacak aşırı egzersiz, sonuç vermeyeceği gibi vücudun genel metabolizmasını da bozabilir.

İşte bu diyet ve spora dirençli yağ birikimlerinin negatif basınçlı bir vakumla girilerek vücuttan uzaklaştırılma operasyonlaruna "Liposuction operasyonu” denir. Bu operasyonlar kesinlikle zayıflama operasyonları değil, kontur düzeltici operasyonlardır. Aynı zamanda, sadece vücuttan yağ alınıp atılması değil, bir heykeltraş gibi yontarak , vücuda form verilmesidir. Doğum sonrasındaki dönemde özellikle karın germe operasyonları ile birlikte çok sık uygulanan bir operasyondur.

Doğum sonrası istenilen kiloya ulaşıldıktan sonra (en az 3 ay 1 yıl arası) liposuction operasyonları da rahatlıkla yapılabilir.
 
Doğum Sonrası Genital Bölge Estetiği
 
Normal doğumun sonucu vaginada oluşan deformasyonların, vajinal daraltma operasyonlarıyla düzeltilip, cinsel hayata çok önemli katkıda bulunmak mümkündür. Vulvadaki anatomik yapıların estetik olarak düzeltilmeleri, yani büyük ve küçük dudaklardaki sarkma ve fazlalıkların giderilmesi de oldukça yüz güldürücüdür..
 
Ayrıca "mons pubis " diye adlandırdığımız vulva üstünde ve karın katlantısı altında kalan alanın liposuction ile zayıflatılması, liposculpture ile şekillendirilmesi, asılması; büyük vagina dudaklarının yağ enjeksiyonu ile veya diğer dolgu maddeleriyle şekillendirilmesi ve dolgunlaştırılması da yaygın işlemler arasındadır. Bu işlemler için doğum sonrası mutlaka ilk 6 ay kadar beklenmelidir.
  
Prof. Dr. Murat Türegün

Güçlü ve Üreten Türkiyenin Altyapısı İnovasyondan Geçiyor

Kobiler için ciddi sorun oluşturan marka yaratma, patent alma ve koruma konularının ayrıntıları ile ele alınacağı ve oturum başkanlığını  Ankara Patent Bürosu Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Kaan Dericioğlu’nun yapacağı  Panel’de “Patent Nasıl Alırım, Markamı Nasıl Korurum?” gibi sorular yanıt bulacak.
 
Kongre öncesi kısa bir açıklama yapan Kaan Dericioğlu; “İş adamları ve girişimcileriyle birlikte uzun yıllardır hayal ettiğimiz güçlü ve üreten, hatta tasarlayan Türkiye’nin alt yapısı bu tür etkinlikler ile oluşturulmaya başlandı. Devamının da bu hızla gelmesini ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.
 
Kongrede iki gün boyunca,  işletme sahibi veya yöneticisi ile çalışanlarının Ar-Ge, Ür-Ge ve inovasyon konularında detaylı bilgi edinmesi ve edinilen bu bilgileri kullanma yöntemlerini öğrenecekleri ortamı yaratmak amaçlanıyor.

Kongre takvimi

İlk Gün (27 Kasım 2012):  “Ar-ge, Ür-ge ve İnovasyonda Neredeyiz?” konulu açılış konuşmaları ile başlayacak olan kongrede, geçen yıl içerisinde eğitimi,  faaliyetlerinin bir parçası haline getirmiş ve en fazla KOSGEB eğitim desteğini kullanmış 3 firmaya  “Eğitime Gönül Veren KOBİ Ödülleri” sunulacak.

İkinci gün(28 Kasım 2012):İşletmelerini büyütmüş, uluslararası bilinirliğe kavuşan ve marka yaratan firma sahiplerinin tecrübelerini aktaracakları “Sektöründe Değer Yaratanlar” paneli ile devam edecek. İşletmelerin Ar-Ge, Ür-Ge ve inovasyon konusunda kimlere hangi yollarla başvurabileceklerinin işleneceği, yol gösterici nitelikteki “Ar-Ge, Ür-Ge ve İnovasyonda Yanınızdakiler…” başlıklı panelde Üniversite-Sanayi işbirlikleri, Teknoparklar, TÜBİTAK-MAM, TTGV destekleri gibi konulara yer verilecek. Öğleden sonra ise, büyük bir pazar olan “Afrika’daki Üretim ve Pazarlama Fırsatları” DEİK-Türk Afrika İş Konseyleri geçmiş dönem koordinatörü Tamer Taşkın tarafından anlatılacak.

Türkiye ve Çin Postaneleri Ortak Pul Çıkardı

Ortak tedavüle sunulan pullarda iletişim, alışveriş ve bağlantı anlamına gelen köprü teması işleniyor. Pullar üzerinde İstanbul Boğaziçi Köprüsü ile Çin’de bulunan Taizhou Yangtze Nehri Karayolu Köprüsü’ne yer verilirken, bu şekilde ortak ilk kez hazırlanan pullar ile iki ülke arasındaki dostluk artırılarak, kültür alışverişine katkıda bulunulacak.
 
PTT tarafından tedavüle sunulan 250 bin adet anma pulu, gömme perforajlı olarak 14×8 cm ebadında hazırlandı. Pullar yurtiçi mektup ücreti karşılığı 1 TL, blok pullar ise 2 TL değerden satışa sunuldu. Pullarla birlikte hazırlanan ilk gün zarfı da 2,50 TL’den satışa çıkarılırken, konuya ilişkin Ankara PTT Başmüdürlüğü’ne bağlı Ulus PTT Merkez Müdürlüğü filateli gişesinde 26.11.2012 ilk gün damgası hizmeti de verildi.
 
Pullar, Çin’de de yurtiçi mektup ücreti karşılığı 1.2 CNY, blok pullar ise  2.4 CNY değerden satışa sunulurken, 2013 yılı da “Çin’de Türk Kültür Yılı” olarak kutlanacak.

Uzmanından Çocuklara Hijyen

Açık alanlarda bulunan kent mobilyaları ve spor araçlar ile oyun parklarında elden ele çeşitli mikroplar taşınıyor. Özellikle, artan hava sıcaklıkları su ve besinlerle bulaşan hastalıkların artmasına yol açabiliyor. Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Dr. Hakan Gürsaç: “Umuma açık kullanım alanları ve insanların temas ettiği yüzeylerden bulaşma etkenli bakteriler farkında olmadan karşımıza çıkıyor. Halkın yoğun olarak bulunduğu umuma açık olan yerlerde kullanılan malzeme araç ve gereçlerin bakteri enfeksiyon açısından rezervuar teşkil ettiği ispatlanmıştır. Çocuk parklarında, kondisyon gruplarında, toplu taşıma aracı olan belediye otobüslerinde insanların elle temas ettikleri yerler, cep telefonları, hamam, sauna v.b. yerlerde kullanılan terlikler, internet kafelerde kullanılan araç gereçlerin bakteri bulaşmasındaki rolünü tespit için yapılan araştırmada yoğun şekilde bakteriye rastlanmıştır. Bu alanlarda hijyen sağlanması yüzde yüz şarttır ve bir uzman ekip tarafından yapılmalıdır. Özellikle çocuklar söz konusu olunca bu konuya daha da önem verilmelidir. Çünkü yetişme çağındaki çocuklarımız pek çok bakteriye bünyelerine kabul etmeye hazırdırlar.” dedi.
 
‘Toipark projesi’ içinde uzman ekipler çocuk parklarında özel hijyen çalışmaları yapıyorlar. Bakteriler ve mikroplar özel yöntemlerle yok ediliyor. Böylece çocuklar için sağlıklı ortamlar yaratılıyor. Toipark projesinden İstanbul’da pek çok kamu, kurum ve kuruluşu yararlanıyor.
 
‘Toipark projesi’ kapsamında doğaya saygı da esas alınıyor. Bu nedenle parklarda yapılan hijyen çalışması sırasında çevre dostu ürünler kullanılıyor. Bu ürünler doğada çabuk yok olup kullanım sonrası kalıntı bırakmıyorlar. Böylece çocuklar için yüzde yüz sağlıklı bir ortam yaratılmış oluyor.
 
Sağlıklı nesillerin yetişmesi hedefiyle çocukların zamanlarını geçirdiği parkların daha temiz ve hijyenik olması yolunda başlatılan Toipark projesi, oyun alanlarını her türlü kirlilikten arındırarak dezenfekte etmeyi amaçlıyor. Büyüklerin de unutulmadığı projede kondisyon grupları da aynı şekilde temizlenerek hijyenik olarak kullanım sağlanıyor. Ayrıca oyun ve kondiyon gruplarının oluşan statik elektrik problemini gideren bu proje, oluşan grafiti yazıları ürüne zarar vermeden çıkartıyor. Böylece görüntü kirliliğinin önüne geçilerek, değiştirme, boyama zahmetinden kurtarıyor ve bakım, onarım maliyetlerini düşürüyor. ‘ToiPark projesi’,  kamu kurum ve kuruluşların çoçuklarımıza verdikleri değeri bir kat daha artıyor.
 
Toirent Hakkında kısa bilgi;
 
Gencer Grup, iştiraki olan Toirent A.Ş. “Mobil Yaşam Destek Hizmetleri” kavramını Türkiye’de ilk olarak ile hayata geçiren bir kuruluştur.  Toirent, ulusal ve uluslararası organizasyonlarda; inşaat şantiyelerinde, belediye hizmetlerinde, ordu ve polis teşkilatında, başta mobil tuvalet olmak üzere, lavabo, duş, çit, her türlü ofis, büro VIP kabininin kiralanması ile bunlara temizlik, bakım ve servis hizmeti sunmaktadır.

Ataşehir Lahmacun

0216 455 37 37

0216 455 4141

engin_gokcekqhotmail.com

İrfan Temel Engin Gökçek

36

Ata 2/4 No.38

The Corner Book Store & Coffe House Ataşehir

Ataşehir Bulvarı

TTNET’lilere Dominos Pizza Lezzeti Yüzde 40 İndirimli

Türkiye’nin önde gelen lezzet markalarından Domino’s Pizza ile yapılan anlaşmayla, limitsiz paket kullanan TTNET’liler “1 Orta Boy Karışık Pizza + 1 lt Kola + 1 sufle”den oluşan 32,25 TL’lik menüyü 18,90 TL’ye tatma fırsatı yakalıyor. 
17 Aralık 2012 tarihine kadar geçerli olan kampanyadan yararlanmak isteyen TTNET limitsiz paket müşterilerinin “DOMİNOS boşluk TC kimlik numarası” yazarak 6606’ya SMS göndermeleri ve şifre almaları yeterli.
 
Dominos’s Pizza kampanyası, www.dominos.com.tr, 444 33 22 Domino’s Pizza çağrı merkezi ve  www.yemeksepeti.com üzerinden verilen siparişlerde geçerlidir. 
 
Kampanya hakkında detaylı bilgi almak isteyenler TTNET satış noktalarından, 444 0 375 TTNET müşteri hizmetlerinden veya www.ttnet.com.tr adresinden başvuru yapabilirler.

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan, müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.

 
İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
 
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır.
 

Prostat Büyümesinin Günübirlik ve Ameliyatsız Tedavisi: Prostat Askılama

Prostat ameliyatları hastaları korkutabilir

 

Prostata yönelik her cerrahi girişim, prostattan doku çıkarılması veya buharlaştırılması şeklinde gerçekleştirildiği için, prostatın normal işleyişinde az ya da çok problemler yaratır. Ameliyat sonrası en çok; idrar kaçırma, cinsel fonksiyon bozukluğu ve kanamadan korkulur. İyi bir cerrahi ameliyatta kanama, idrar kaçırma ve sertleşme problemleri hemen hemen hiç görülmezken, ameliyat sonrası “kuru orgazm” olarak bilinen, cinsel temasta meninin dışarıya akmak yerine mesaneye kaçması oldukça sık görülen bir durumdur. Kuru orgazm sorunu, hastaları hem psikolojik ve cinsel açıdan rahatsız eder, hem de çocuk isteği olanlarda doğal yoldan çocuk sahibi olmak imkansız hale gelir.

Prostat askılama ile ameliyatsız iyileşme şansı

 

Prostatın içinden geçen idrar yolu büyümüş prostat nedeniyle sıkışır. Prostat askılama ile, sıkışan bu doku çok küçük klipslerle iki yana asılarak, idrar yolunun genişletilmesi sağlanır. Bu, pencereyi kapatan perdenin kenarlara doğru asılarak camın görünür hale gelmesine benzetilebilir.

Cinsel fonksiyonlar tam olarak korunur  

Prostat büyümesi 40’lı ve 50’li yaşlarda cerrahi girişim gerektirecek düzeylerde olduğunda, ameliyat sonrası sorunlar hastayı daha çok etkiler. “Prostat askılama”, özellikle cinsel fonksiyonlarını tam olarak korumak isteyen 40-65 yaş arası hasta grubu için ideal bir yöntemdir. Ayrıca özellikle başka hastalıkları nedeniyle kan sulandırıcı ilaçlar kullanan veya anestezi almayı engelleyecek ciddi hastalıkları bulunan ileri yaşlı hastalarda da birinci seçenek olarak uygulanabilir. Prostat büyümesi için ilaç kullanması gereken, ancak kimyasal ilaçları hayat boyu kullanmak istemeyen hastalara da rahatlıkla önerilebilir.

Yaş sınırı yok 

 

Prostat askılama yöntemi, en ileri yaştaki hastalar için bile uygun olan bir yöntemdir. Ameliyat komplikasyonları beklenmediği için, çok ileri yaşta ve kronik hastalıkları nedeniyle ameliyat olmasında sakınca bulunan kişilerde de belirli sınırlama olmaksızın kullanılabilir. 

Hastaya konfor sağlar   

•Prostat ameliyatında prostattan bir doku çıkarılır yani prostat dokusu çıkarılarak doku kaybı olur. Bu durum, prostat fonksiyonlarında değişikliklere yol açar. Oysa askılama yönteminde doku çıkarılmaz dolayısıyla yara oluşturulmaz ve prostat fonksiyonlarında herhangi bir değişiklik ortaya çıkmaz. Prostatın dokusu sıkışarak hacmi bu şekilde küçültülmüş olur. 

•Prostat ameliyatlarında hangi yöntem olursa olsun, bir yara oluşturulacağı için bu yaranın iyileşme sürecini beklemek gerekir. Bu süreç de zaman zaman hastalar için sıkıntılı olabilmektedir. Askılamada ise bir yara olmayacağı için hem hasta işlemden hemen sonra fayda görür hem de iyileşmesi beklenmek durumunda kalınan bir yara oluşmaz.

•Prostat askılama, lokal anestezi altında 15 dakika içinde biten bir işlemken ameliyatlar genellikle genel anestezi altında 1 saat süren operasyonlardır.  

•Hastanın ameliyattan yarar görmesi için, yaklaşık 15 günlük bir süreye ihtiyaç duyulurken, askılamada hasta işlemden hemen sonra yarar görmeye başlar.

Ameliyata engel değil

 

Hastaların, yaşamlarının bir döneminde prostat askılama yaptırmaları, daha sonra ameliyat olmaya karar verdiklerinde bu isteklerine bir engel teşkil etmez. İşlem hasta için bir süre sonra yeterli olamayacak hale gelirse, ardından ameliyat gerçekleştirilebilir. Yani gerektiği takdirde ameliyat her zaman ikinci seçenek olarak yerinde durur. Prostat askılamanın, ameliyatı yaklaşık 5-10 yıl ötelemesi bile, hayat kalitesinin 5-10 yıl bozulmadan devam etmesi manasına gelir ki bu durum özellikle genç hastalar için çok büyük önem arz eder. İlaç kullanımı ile ameliyat arasında bir “ara formül” özelliği taşıyan askılama yöntemi, bu anlamda hasta için çok önemli, zaman kazandıran, ilaç kullanımı ve ameliyatın problemlerinden kurtaran bir işlemdir.

Ataşehir’de Bir Yıldız Doğuyor

Egzamada Tetikleyici Faktörler Tedaviyi Zorlaştırıyor

Egzama ciltte allerjik reaksiyon, tahriş edici bir faktör, bazen de bilinmeyen bir nedenle oluşan iltihabi durum olarak tanımlanıyor. Deri hastalıkları uzmanlarına başvuran hastaların en az yüzde 10’una egzama (dermatit) tanısı konuluyor. Egzamanın yüzlerce tipi bulunduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, en sık karşılaşılan egzama türleri ile ilgili bilgi veriyor.

1.SEBOREİK EGZAMA: Bu tür saç derisinde görülen kepek olarak tanımlanabiliyor. Her dört kişiden birinde görülen seboreik egzama, yalnızca saçlı deride değil, yüz orta hatta burun kenarı, kulak içi ve arkaları ile göğüs ve sırt orta bölgede de, hatta kaş içinde ya da göz kapağında bile görülebiliyor.  Bu tür egzama yani kepek hayat boyu devam ediyor. Özellikle bağışıklık sisteminin zayıflaması, mevsim geçişleri, stres, sıkıntı, ateşli hastalık, yorgunluk gibi faktörler daha da artmasına neden olabiliyor. Bu noktada doğru şampuan büyük önem taşıyor. Kepek şampuanlarında 4-5 farklı madde bulunuyor. Bu maddeler herkeste aynı sonucu vermiyor ya da 6-7 ay iyi sonuç verirken, sonra etkisini kaybediyor. Bu nedenle ürünün etkisi azaldığında, hekime danışarak farklı bir grubu kullanmaya başlamak gerekiyor.

2.KONTAKT (TEMAS) EGZAMA:  Kontakt egzamada şekilsizlik esas olmak kaydıyla, gövdede yuvarlak kızarıklıklar ve kuruluklar oluşuyor.  Daha nadir rastlanan ve allerjik egzamanın bir alt başlığı olan “numuler egzama” ise tipik, yuvarlak bir şekilde ortaya çıkıyor.
•İrritan kontakt egzama: Günlük hayatta daha sık rastlanan bu tür bir tahrişe bağlı olarak ortaya çıkıyor. Sıvı, boyalı ya da antibakteriyel sabunlar ile yağ çözücü maddeler ve deterjanlar bu tür egzamanın ortaya çıkmasında etkili oluyor. Kişinin mesleğine bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Örneğin otomobil tamiri ile uğraşan bir kişide madeni yağ ve metal temasına bağlı olarak gelişebiliyor. Bu tür egzamada tahriş edici maddeden sakınmak, hastalığın tekrarını önlüyor. En çok ellerde, nadiren vücudun farklı bölgelerinde görülüyor.

3.Allerjik kontakt egzama: Bu tür ise bir maddeye karşı var olan allerji sonucunda gelişiyor. Bu tür de bazı mesleklerde daha sık görülebiliyor. Lateks allerjisi olan bir hemşirenin lateks içerikli eldiven kullanması, egzamaya neden olabiliyor. Allerjik kontakt egzamada etken biliniyorsa, hastalar daha rahat geçirebiliyor. Etkeni belirlemek içinse, iyi bir gözlemci olmak önem taşıyor. Öte yandan Yama Testi (Patch test) yöntemiyle, kişinin allerjisi bulunan maddeler saptanabiliyor. Ancak bu test her olguda yüzde 100 sonuç vermiyor.

4.ATOPİK EGZAMA:  Genetik aktarımı olan ve çoğunlukla çocukluk çağında başlayabilen bu hastalık; dış ortamda temas edilen ev tozu, hayvan tüyü gibi maddeler ile tüketilen bir besin ya da giyilen giysiye bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Çocukluk çağında ortaya çıkan atopik egzama hastalıklarının yüzde 60-70’i ise yetişkinlikte kayboluyor. Bu tür egzamada, kol ve bacak kıvrımlarında kızarıklık, kuruma ve soyulma görülüyor. Bu arada bu tür egzamanın erken ve doğru tedavi edilmesinin, sonraki yıllarda astım ve allerjik nezlenin önüne geçebileceğini gösteren çalışmalar da bulunuyor.
Hastanın öyküsü, yaranın yerleşim yeri, başlangıç yaşı, artırıcı faktörler, banyo alışkanlıkları gibi parametrelerin tanıda büyük önem taşıdığına dikkat çeken Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, egzamanın ‘nörodermatit’ olarak adlandırılan, psikolojik kökenli olduğu düşünülen ve çok nadir görülen bir türü de olduğunu belirtiyor.

Tedavinin ilk aşaması önlem

Egzama hastalarında tetikleyici faktörlerden uzak durmak ve bazı koruyucu yöntemler kullanmak, tıbbi tedavinin etkisinin uzun sürmesi için önem taşıyor. İrritan kontakt egzamaların soğuk havanın etkisiyle artış göstermesi nedeniyle ılık su kullanmak, vücut ısısını korumak önleyici tedavi için yarar sağlıyor. Kuruluğa bağlı egzamada banyodan sonra kimyasal madde içermeyen, boyasız ve kokusuz ürünler ile cildi nemlendirmek gerekiyor. Bu tür egzamalarda banyo sıklığı da önemli bir faktör… Sabunlanma sıklığını iki-üç banyoda bire düşürmek olumlu etki gösteriyor.

Ataşehirli Öğretmenler Gönüllerince Eğlendi

“Sizlere şükran borçluyuz”
 
Öğretmenlerin gönüllerince eğlendiği gecede, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi,  öğretmenlere “ Çocuklarımızı geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimizi yetiştiren sizlere yılın bir günü değil her gün şükran borçluyuz” diye seslendi. Başkan Battal İlgezdi, “Belediye olarak, eğitimin ve eğitimcilerin yanındayız ve olmaya devam edeceğiz” dedi.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, sesi ile geceye katkı sağlayan Sanatçı Yavuz Bingöl’e de çiçek ve plaket verdi. “24 “Kasım Öğretmenler Günü Kapsamında düzenlenen kokteyl, çekilen halaylar ve hep birlikte söylenen coşkulu türkülerle son buldu.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Mevlana Caddesi Işıl Işıl

Bölgede oturan vatandaşların en büyük sorunu olarak çözüm bekleyen ışıklandırma çalışmaları için de caddeye 44 aydınlatma direği dikildi, 88 aydınlatma armatörü kullanıldı.

Çalışmalar son sürat devam ediyor
 
Aynı cadde üzerinde bulunan Mevlana Lisesi’nin duvarlarını da yenileyen Ataşehir Belediyesi, caddedeki yağmur suyu hattı döşeme çalışmalarını da tamamladı.

Ataşehir Belediyesi’nin prestij cadde ve aydınlatma çalışmaları Fetih Mahallesi Atatürk Bulvarı, Atatürk Mahallesi Girne Caddesi, İçerenköy Eski Üsküdar Yolu Caddesi, İnönü Mahallesi Ulus Caddesi, Kayışdağı Mahallesi Akyazılı Caddesi, İçerenköy Karslı Ahmet Caddesi ve Esatpaşa Mahallesi Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi'nde de devam ediyor.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

TTNET’liler Ulusoy ile Yüzde 30 İndirimli Seyahat Ediyor

31 Aralık 2012 tarihine kadar geçerli olan kampanyadan yararlanmak isteyenlerin “ULUSOY boşluk TC kimlik numarası” yazarak 6606’ya SMS göndermeleri ve şifre almaları yeterli.
 
İndirim, www.ulusoy.com.tr web sitesi üzerinden satın alınan biletler için geçerli. Bilet satın almak isteyen TTNET’liler, sitenin “Fırsat” alanından TTNET kampanyasını seçerek ve şifrelerini girerek işlemlerini kolaylıkla yapabiliyor. Kampanyada 1 şifre ile 6 kez indirimli bilet almak mümkün.
Kampanya hakkında detaylı bilgi almak isteyenler TTNET satış noktalarından, 444 0 375 TTNET müşteri hizmetlerinden veya www.ttnet.com.tr adresinden başvuru yapabiliyor.
 
*Edirne seferleri kampanyaya dahil değildir.
 
TTNET Hakkında
 
2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan, müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.
 
İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
 
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır. 
 
www.ttnet.com.tr

Dünyaca Ünlü Konuşmacılar ve Türk İş Dünyasından İlham Verici Sunumlar Marka 2012’de

Fikir liderleri ve marka liderlerinin buluşma platformu MARKA Konferansı için geri sayım başladı. 13 yıldır lider konferans kuruluşu Yürekli tarafından aralıksız düzenlenen ve 11 yıldır Yapı Kredi World ana sponsorluğunda gerçekleşen MARKA Konferansları, dünyaca ünlü konuşmacılarıyla yine marka ekiplerinin gündemini belirlemeye hazırlanıyor.
 
MARKA 2012 Konferansı 13-14 Aralık’ta Swissôtel’de düzenlenecek. MARKA 2012’nin seçkin katılımcıları, alanının en yetkin isimlerinden ilham verici sunumlar izleme fırsatı bulacaklar.
 
MARKA 2012’de kimler, hangi konuları anlatacak?
 
MARKA 2012 programında mutlaka izlenmesi gereken dünyaca ünlü konuklarla birlikte Türk iş dünyasından son derece başarılı isimler yer alıyor:

•Lauren Bush Lauren: FEED projesinin yaratıcısı ve Başkanı Lauren Buh Lauren, dünya siyasetinin en önemli ailelerinden birinin kızı, ünlü modacı Ralph Lauren’ın gelini, MARKA 2012’nin konuşmacıları arasında bulunuyor. Lauren Bush Lauren konuşmasını, “FEED'le Hayata Katkı – Doğa Dostu Tasarım & Sosyal Sorumluluk” başlığı altında yapacak. Dünya’daki aç çocukları doyurma misyonuyla yarattığı markası FEED’in örnek hikâyesini anlatacak.

•Tom Aikens: Mutfak sanatının modern ve doğal markası olarak gösterilen, 26 yaşında iki Michelin yıldızı kazanmak gibi az görülecek bir başarı yakalamış olan ünlü baş aşçı Tom Aikens, MARKA 2012’nin heyecan verici bir diğer konuğu olacak. Tom Aikens’ın konuşma konusu “Kişisel Yeteneğe

•Dayalı Marka Gücü” olacak. Sunumunu, ortağı Doors grubunun Kurucu Ortağı Levent Büyükuğur’la birlikte yapacak olan Tom Aikens’ın bir de sürprizi var. Levent Büyükuğur ve Tom Aikens MARKA 2012 sahnesinden özel bir yemek tarifini uygulamalı olarak izleyicilere anlatacak.

•Amanda Wakeley: ABD ve Avrupa’da “kırmızı halı” davetlerinin “moda belirleyicisi” Amanda Wakeley’nin büyüleyici tuvaletlerini taşıyanlar arasında Scarlett Johansson, Kate Winslet, Charlize Theron ve Angelina Jolie gibi isimler bulunuyor. İngiltere'nin önde gelen moda markası Amanda Wakeley’nin Kurucusu ve Kreatif Direktörü Amanda Wakeley, sıradışı marka serüvenini paylaşmak için MARKA 2012’de olacak. Wakeley’in konuşması “Moda Markasından Lifestyle Markasına” başlığını taşıyor.

•Shay Drohan: 1998 yılından bu yana Coca-Cola Company’de üst düzey yöneticilik yapan, son olarak Gazlı İçeceklerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Shay Drohan, dünyanın en etkili pazarlamacıları arasında anılıyor. Shay Drohan, MARKA 2012 katılımcıları için geliyor ve “Ortak Değerle ‘Ortak Değer’ Yaratmak” başlıklı konuşmasını sunacak.

•Jean-Claude Biver: İsviçre saat endüstrisinin efsane lideri, lüks saat markası Hublot’nun arkasındaki dahi CEO Jean-Claude Biver, sonsuz enerjisi ve akıl açan fikirleriyle MARKA 2012’ye damga vurmaya hazırlanıyor. Biver’ın konuşması “Yenilikçilik ve İsviçre Saat Endüstrisi” konusuna odaklanacak.

•Nicholas Ind: Şimdiye kadar The Economist, Telenor, ABN AMRO, Mexx, Greenpeace International, Unicef ve Philips gibi müşterilerle çalışan “Marka Fikir Mucidi” Nicholas IND, “Co-Creation, Yeni Marka Yönetimi & Fikri Haklar Boyutu" başlıklı konuşmasıyla MARKA 2012 katılımcılarının karşısına çıkacak.

•Angie Moxham: MARKA 2012, içeriğin “kral” ilan edildiği bu dönemde “hikâye” unsurunu masaya yatırıyor ve PR için çıkış noktası olarak “hikâye”nin önemini vurguluyor. 3 Monkeys Communication’ın kurucususu Angie Moxham, 20 yılı aşkın kariyerinin ışığında, Avrupa’da lider markaların PR’ında sihirli etkiler yaratan, iletişim alanında büyük bir şöhret. Yapacağı konuşmasında “Hikâyen nedir?” diye soracak. “PR'ın gerçek değeri yazılan bültenler değil, yaratılan hikayeler” konusuna odaklanan konuşmada,  başından sonuna PR projesi olarak yaratılan ve çok büyük başarı yakalayan 'Microsoft – Brandon Generator’ örneği anlatılacak.

•Charles Finch: Reklam ve pazarlama dünyasında çok tartışılan konulardan biri MARKA 2012’de gündeme geliyor. Cate Blanchett, Harvey Keitel, Diane Kruger, John Malkovich, Nicole Kidman, Richard Gere, Brad Pitt, George Clooney, Matt Damon, Lucy Liu, Demi Moore ve Gywneth Paltrow gibi Hollywood yıldızlarının ajansı Finch & Partners’ın Başkanı Charles Finch’in “Marka İletişiminde ‘celebrity’ / Ne Zaman Doğru, Ne Zaman Yanlış” konulu konuşması merakla takip edilecek.  Marka iletişiminde şöhretlerden yararlanmanın incelikleri, faydaları, riskleri mercek altına alınacak.

•Erik Du Plessis: Geleceğin pazarlama yöntemi olarak gösterilen “Neuro-Marketing”, MARKA 2012’de tüm yönleriyle konuşuluyor. Millward Brown Güney Afrika Başkanı, Neuro-Marketing Uzmanı Erik Du Plessis’in, “The Branded Mind: Nörobilimin beyin ve marka bilmecesi hakkında bize anlattığı gerçekler” başlıklı konuşması, konferansın en ilgi çekici konuşmalarından biri olacak.  Son yıllarda pazarlamacıların gündemine yerleşen önemli kavramlardan biri olan nöromarketing bir anlamda nörobilim, davranış bilimi ve pazarlama, reklam doğrularının çakışma noktasındaki sihirli bir değnek; Plessis bu sunumda tüketiciyi nokta atışıyla etkilemenin ve harekete geçirmenin kilidini açıyor.

•Frito-Lay Pazarlama Direktörü Alpagut Çilingir, “Dijitalin Ötesinde Marka Stratejisi” başlıklı konuşmasında, marka yönetim stratejilerinin temelinde bulunan “5i’s” modelini paylaşacak. Etkili marka yönetiminde 5i’s modelinin önemi farklı sektörlerden, renkli vakalarla desteklenirken dijital dünyanın içinde pazarlamanın nasıl konumlanması gerektiğine de ışık tutacak. Alpagut Çilingir, Frito-Lay’in bu bilgi birikimini yılın en ses getiren kampanyalarından Doritos Akademi projesine nasıl yansıttığını da canlı örnekleriyle ilk kez MARKA Konferansı’nda paylaşacak.”

•Çağdaş Türk resminin en değerli isimlerinden biri olan sanatçı Ahmet Güneştekin, deneyimli gazeteci ve televizyoncu Balçiçek İlter’le sahneyi paylaşacak; ünlü sanatçı “Yüzleşme” temalı bir sohbet gerçekleştirirken sanatını ve hayatını anlatacak. Bu özel söyleşide, kişisel marka olgusu irdelenirken sanat alanında “kimlik” kavramı ve bunun önemi ön plana çıkacak, Türkiye’de sosyal ve siyasi dengelerin bir sanatçının kimliği üstünde olumlu ve olumsuz etkileri tartışılacak.

•Kanyon'un Genel Müdürü Cem Eriç konferansa yeni bir boyut katarak “Çağdaş Şehirli Yaşam Merkezi Yaratırken Markalaşmanın Önemi” başlıklı sunumunda bir yaşam merkezi olarak markalaşmanın hikâyesini paylaşacak. Perakendenin hızla değişen, dinamik dünyasında güncel kalmanın ve sürdürülebilirliğin önemine ve kendilerinin Kanyon markasıyla bunu nasıl başardıklarına değinecek. 

•Uluslararası projeleriyle tüm dünyada parmakla gösterilen mimarlık ofisleri arasına girmeyi başaran Türk şirketi Tabanlıoğlu Mimarlık’ın arkasındaki iki beyin Melkan Gürsel Tabanlıoğlu ve Murat Tabanlıoğlu ilham verici sunumlarıyla MARKA 2012’de olacaklar. Kaostan Gelen Güç başlıklı sunumda, farklı kişilik özellikleri ve iş yöntemlerinden doğan “kaotik düzenin”, ikilinin ortak yaşamlarından nasıl beslendiği ve iş ortağı olmanın sorumluluklarıyla nasıl disipline edildiği anlatılacak. Yaratıcılığın itici gücünün benzersiz bir marka hikâyesiyle nasıl buluştuğuna tanık olacaksınız.

•MARKA 2012’de “Sanatla Markalaşan Şehirler” başlıklı panelin moderatörlüğünü kurumsal alanda olduğu kadar sosyal alanda da gerçekleştirdiği birçok liderlikle öne çıkan yönetici Okşan Atilla Sanön üstleniyor. İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, İstanbul Modern Şef Küratörü Levent Çalıkoğlu ve Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli’nin konuşmacı olarak yer alacağı panelde festivalleriyle, müzeleriyle, bienalleriyle ve sanat fuarlarıyla marka olmayı başarmış şehirler ve bu tür faaliyetlerin İstanbul markasına katkısı tartışılacak. Aynı zamanda bu seansı izleyen pazarlama yöneticileri sanat sponsorluğu konusunda çok değerli mesajları dinleme fırsatı bulacaklar.

•MARKA 2012’nin sürpriz konuklarından biri de İzzet Çapa. Yaptığı her işle gündeme oturan İzzet Çapa bu seansta deneyimli gazeteci ve televizyoncu Murat Sabuncu’nun sorularını alışık olmadığımız bir dürüstlükle cevaplayacak. İzzet Çapa’nın geniş ve renkli dünyasının her köşesine girip çıkarak adeta bir “roller coaster” yolculuğuna çıkacağınız bu seansta, Türk toplumuna sosyolojik bir neşter atılacak. Eğlence anlayışının geçirdiği değişimden siyasete, Türk medyasının gizli kurallarından magazin dünyasına, cinsel kimlikten kişisel marka olmanın zorluklarına kadar her şey konuşulacak.

•Fonsiyonellikten Akıllı Güzelliğe – Sürdürülebilir Marka Olmanın Sırları başlıklı sunumunda otomotiv sektörünün köklü markası Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün efsaneleşmiş ürünleri Ford Transit’in hikayesini anlatacak. 47 yaşını dolduran Ford Transit’in yılların yıpratıcı rüzgarına karşı durmayı nasıl başardığı, yaşamın her yerinde yer almasının arkasındaki konumlandırma formülü, yükselen teknoloji kullanımına nasıl uyum sağladığı ve sürdürülebilir pazar payı başarısı içeriğin öne çıkan noktalarını oluşturacak. Sunum otomotiv sektöründen zengin örnekler ve Ford Transit vakasından detaylarla zenginleşecek.

•TTNET Pazarlama’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı M. İlker Koçak “iletişim” ve “eğlencenin” günümüz tüketicisi için ayrılmaz bir ikili olmasının arkasındaki gerçekleri analiz edecek. Sunumda oyun, müzik, kitap, film gibi içeriklerin paylaşıldığı dijital mecralara ve yaşama şimdiden nüfuz etmiş geleceğin ürünlerine değinilecek. Kalıpların dışında düşünebilme becerisinin, sadece pazarlama ve ürün geliştirme ekiplerinin değil, tüm şirketin düşünce şeklini nasıl değiştirdiği anlatılacak.

•MARKA Konferansları’nın 13 yıldır moderatörlüğünü yaparak bu alanda bir dünya rekorunu elinde tutan BJ Cunningham yine MARKA sahnesinde tüm konuşmacılara ev sahipliği yapacak.

İş dünyasının en yenilikçi, en dinamik etkinliği olan MARKA Konferansı, olağanüstü içeriğiyle dünyanın marka gündemini Türkiye’ye taşıyacak.

Ağız İçindeki Stres Dişleri Aşındırıyor

Stres artık hayatımızın vazgeçmek isteyip de bizi terk bırakmayan bir parçası… Modern yaşamın getirdiği hız ve telaş her geçen gün daha gergin ve daha stresli olmamıza neden oluyor. Artık stresin birçok hastalığın ortaya çıkmasında tetikleyici faktör olduğu bilinse de ağız içine olan etkisinden pek söz edilmiyor…

Diş sıkmanın göründüğünden çok daha büyük etkileri olduğuna değinen Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Alper Çıldır, “Başka şikayetlerle diş hekimine başvurulduğunda dişlerde sıkmaya bağlı hasar oluştuğu görülüyor” diyor. Diş Hekimi Alper Çıldır, bu hasarın bazen başlangıç düzeyin, bazen de ilerlemiş düzeyde olduğu için çok büyük tedaviler gerektirebildiğinin altını çiziyor.

Hasarın oluşması yıllar alabiliyor

 
İlk tepkinin dişle dişetinin birleştiği düzeyde yani dişin boyun kısmında oluştuğunu belirten Diş Hekimi Alper Çıldır,  “Kama defekti olarak adlandırılan bu durumda, dişle dişeti arasında tırnak girecek kadar bir boşluk oluşuyor ve duyarlılık başlıyor. Ardından dişte aşınmalar, kırılmalar meydana geliyor. Diş minesi kalkarak altındaki, daha yumuşak olan dentin tabakası ortaya çıkıyor. Dişlerde, kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerindeki gibi halkalar görünmeye başlıyor. Aynı zamanda dişlerin yüksekliği düşüyor; sıkmaya bağlı yüz, eklem ya da kulak ağrısı hissediliyor” diyor. 

Doğanın dengesini bozmadan tedavi edilmeli

 
Dişlerini sıkan bir hastanın ağız yüksekliği düştüğünde, azı dişlerine basit dolgular yaparak öndeki dişlerin sıkılmasını engellemeye çalışmanın doğru bir tedavi yaklaşımı olmadığını belirten Diş Hekimi Alper Çıldır, “Isırma eylemi, dişlere yaklaşık 200-300 kilogramlık bir kuvvet uyguluyor. Kişi bu kuvveti sürekli azı dişlerine uygulayınca ciddi baskılar oluşuyor ve bu dişler de zarar görüyor. Bu nedenle, doğanın dengesini bozmadan tedavi etmek gerekiyor. Ayrıca kişinin alt ve üst çene kapanışını değiştirmemesi de önem taşıyor” diyor.

Hastaların dişlerini sıktığının farkına vardıktan sonra kendini bu hareketi yaparken yakaladığını belirten Diş Hekimi Alper Çıldır, “bu aşamada eşinin ya da birlikte yaşadığı kişilerin gece birkaç kez hastanın dişlerinde gıcırdama olup olmadığını dinlemesi tanıyı kolaylaştırabiliyor” diyor.

Gece koruyucusu plak kullanılıyor

 
Aşınma yeni başlamışsa ilk başvurulacak yöntemlerden birinin gece koruyucusu (night guard) kullanmak olduğunu ifade eden Diş Hekimi Alper Çıldır,  bu yöntemi şöyle anlatıyor:
 
“2 mm kalınlığında, doku dostu bir malzeme ile üst çeneye uygun plak hazırlanıyor ve hasta geceleri bu plağı takıyor. Ayrıca klinik ortamda sık aralıklarla yüzeysel olarak tekrarlanan fluoridli jel uygulamaları ile dişlerin güçlenmesi ve aşınmaya bağlı diş duyarlılığının giderilmesi sağlanıyor. Hastanın ağzında üç-dört taneden fazla, büyük dolgu varsa “Inlay” denilen, porselen esaslı, aşınmayan ve laboratuvarda ölçüye göre hazırlanan parçalar dolgunun yerine yapıştırılıyor. Ağızdaki stresin yansımasını bu porselen dolgular karşılıyor ve aşınmayı durduruyor. Ancak dişler aşındığı için, tüm dişlere bu şekilde dolgu yapmak gibi bir yaklaşım söz konusu olamıyor.“

Daha ileri vakalarda ise üst veya alt dişleri, bazen her ikisini de tamir etmek gerektiğini belirten Diş Hekimi Alper Çıldır, “Aşınan yüzeyler porselenle tamir ediliyor, bazıları da kesilip kaplanıyor. Bu parçalar ağız yüksekliğinin hesaplanmasıyla, yıllarca aynı kalacak şekilde stabil hale getiriliyor” diyor.

Tüm bu tedavilerin yanında hastanın dişlerini sıkmasının altında yatan nedenin de ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizen Diş Hekimi Alper Çıldır, bu amaçla bazı vakalarda fizik tedavi uzmanlarından da destek alındığını belirtiyor:

“Tetik noktaları değiştirilip çene kasları rahatlatılıyor. Böylece boyun ve yüz ağrılarının geçmesi sağlanıyor. İleri vakalarda hastalığın boyutuna göre psikolog veya psikiyatrist desteğine de gereksinim duyulabiliyor.”  

Sanata Nart Koruması

NART Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Levent Nart, sanata yepyeni bir sigorta anlayışı getirdiklerini anlattı. NART Sanat Sigortasıyla ” All Risk” kapsamında değerlendirdikleri değerli eserlerin yangın, hırsızlık, deprem gibi ana başlıklarla beraber en önemli teminatlar olarak kabul edilen kaza ve kırılmaya karşı da sanat eserlerini teminat altına alınmasının önemini vurguladı.
 
Kaza ve kırılmaya karşı sanat eserlerinin sigortalanması Türkiye’de henüz olmayan bir uygulama olması yönünden bir ilkin uygulanmasını teşkil ettiğini söyleten Nart, İngiltere, Almanya, İsviçre,  İtalya’da yurt dışı partnerleri ile teminatı karşıladıklarını ifade etti.
 
Türkiye’de olmayan yepyeni bir ürün oluşturduklarının en önemli farkları olduğunu söyleyen Nart, “Diğer önemli farksa bir poliçe alındığında yıl içerisinde ki tüm taşımaların buna dahil ediliyor olması, çok detaylı ve kapsamlı bir risk yönetimi söz konusu” dedi.
 
Sanat sigortası kapsamında birden fazla ve farklı sanat eserlerini tek çatı altında topladıklarını söyleyen Levent Nart, tablolar, heykeller, kıymetli eşyalar, mücevherler ve kürklerin de bu sigorta kapsamında teminat altında olduğunu söyledi.
 
Sanat Eserinin Değerini Koleksiyoner Belirliyor
 
Sanat sigortası kapsamında önemli hususlardan biri de değer belirleme süreci olduğunu ve süreci kolaylaştıracak bir yol ürettiklerini vurgulayan Nart, “Bu çalışmada; koleksiyoner sanat eserlerinin değerlerinin bir liste yaparak kendi belirliyor ve listeye yazdığı değerler sigorta şirketi tarafından kontrol edilerek değerlendirmeye tabii tutuluyor.” dedi. Büyük bir fark olmadığı sürece eserlerin bu liste üzerinden teminat altına alındığını ifade eden Nart, böylece sanat eserlerinin değerini kaybetmediğini ifade etti.
 
Levent Nart, Türkiye’nin en mühim 50 koleksiyonerinin önemli bir bölümünün NART tarafından sigortalı olduğunu vurguladı. “Müşteri kitlemiz; koleksiyonerler, galeriler ve sergi organizasyonlarından oluşuyor.” dedi.
 
Sanat Sigortasıyla Sanatsal ve Kültürel Faaliyetler Artıyor
 
Sanat sigortanın Türk sanat piyasasındaki katma değerinin çok yüksek olduğunun altını çizen Nart, “Eskiden büyük çaplı sergilerin Türkiye’ye gelmesinde teminat bulunmaması bu tip sergilerin gerçekleşmesini engelleyen önemli etmenlerdendi. NART Sanat Sigortası ile büyük eserlerin geldiği sergiler Türkiye’de daha fazla yapılır oldu” dedi. Ürünler sigortalı olduğunda kültür ve sanat etkinlikleri sayısının da aynı oranda arttığını belirtti.
 
Türk ekonomisine yaptıkları samimi katkıları vurgulayan Nart, nakliye, ekspertiz ve restorasyon firmasının bu işe daha kolay girmelerini ve entegre olmalarını sağladıklarını söyledi. Sanat eserleri sigortalanabilir olduktan sonra nakliye firmalarının bu işe girmeye daha rahat karar verir duruma geldiklerini, aynı şekilde restorasyon için de sigorta kapsamında olduğu için çalışılan kişilerin uzmanlığına çok daha fazla önem verilir hale geldiğinden bahsetti. Nart, bunların da ekonomiye önemli katma değerler sağlamasından duydukları mutluluğu dile getirdi.

Çağdaş Sanat Koleksiyonerlerin İçi Rahat

 
Nart, çok değerli olan eserlerin koruma altına alınmasıyla koleksiyonerlere maddi ve manevi çok büyük bir rahatlık hissi verdiklerini söyledi.
Koleksiyonerlerin birden fazla koleksiyon noktası olmasından hareketle, Dünya’nın her noktasında geçerli NART Sanat Sigortası’nın önemli bir avantaj yarattığını ifade etti.

Yorgunken Spor Yapmak Sakatlanma Riskini Arttırıyor

Spora yeni başlayanlar bunlara dikkat etmeli!
 
Spor yapanların yeterli ısınma ve germe hareketlerini yapmaması, spora uygun ekipman seçilmemesi, yanlış yerlerde yanlış sporların yapılması sonucu sakatlıklarda da artış gözlenmektedir. Hangi spor yapılırsa yapılsın mutlaka öncesinde 5-10 dakika ısınma ve germe hareketleri uygulanmalıdır. Spor yapacak olan kişiler asla tok karnına spor yapmamalıdır. Yapılacak spora göre ayakkabı ve giyim eşyası seçilmelidir. Sportif aktivite sırasında terleme ile sıvı ve elektrolit kaybı olacaktır. Özellikle sıcak havalarda bu çok miktarda olur ve mutlaka takviye edilmesi gerekmektedir. Bunun için 15 dakika önceden az miktarda sıvı ya da sportif içeceklerden alınmalıdır ve buna spor sırasında da belirli aralıklarla devam edilmelidir. Spor esnasında kaslarda meydana gelecek kramp ya da ağrı sonrası, yapılan spora hemen ara verilmelidir. Bir süre dinlenme sonrası kişinin şikayetleri devam edecek olursa, sporun orada kesilmesi gerekmektedir.

Halı saha maçlarında saha seçimi önemli!

 
Spor yapacak kişilerin öncelikle, o sahanın zemininin spor yapmaya elverişli olup olmadığına bakması gerekmektedir. Halı sahanın zemini, halı liflerinin uzunluğu, üzerine dökülen kumun cinsi, miktarı çok önemlidir. Daha sonra bu zemine uygun ayakkabı ve giysiler kullanılmalıdır. Halı sahaya uygun giyilecek bir ayakkabı ile zeminle ayakkabı arasında kayma sağlanabilir ve buna bağlı sakatlıklar en aza indirilebilir. Bu arada dikkat edilmesi gereken bir husus, mutlaka o sahanın ilk yardım paketlerinin gözden geçirilmesi ve ilk yardım yapacak deneyimli bir elemanları olup olmadığı kontrol edilmelidir. Çoğu halı sahada sakatlık sonrası uygulanacak buz kompresi bulunmamakta ve sakatlanan kişinin daha fazla kanama olmakta, iyileşme gecikmektedir. Yapılacak buz kompresi ve sakatlanan kısmın bandajlanması, iyileşme süresinin kısalmasını sağlayacaktır. Bu tür maçlarda sakatlık oluşması durumunda, ayağın burkulması, dizin sakatlanması, ya da adalelerin bıçak batma tarzında yanma olması durumunda meydana gelecek ikincil bir zedelenme, ciddi sakatlanmalara yol açabilir.

Geçmeyen ağrılarda mutlaka bir ortopediste başvurulmalı
 
Kısa sürede iyileşebileceğiniz bir durum yerine; menisküs yırtığı, ön çapraz bağ kopması, ayak bileğinizde bağ kopuğu ya da kırık nedeni ile ameliyata kadar uzanan önemli sakatlıklar açığa çıkabilir. Bunların oluşmaması için herhangi bir zedelenme ya da sakatlık anında derhal sporu bırakınız ve o bölgeye buz kompresi uygulayınız. Bu uygulamaya her saat başı 15-20 dakika olarak 24 saat devam edilmelidir. Bu arada sakatlanan bölge bandajlanmalı ve istirahate alınmalıdır. Eğer bu uygulamalar sonrası şikayetleriniz artan hızda devam ediyorsa mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmalısınız.

Menisküs zedelenmeleri en çok kadınlarda görülüyor

 
Her dizde iç ve dışta birer adet olmak üzere 2 menisküs vardır. Menisküs dizde uyluk ve baldır kemiği arasında conta vazifesi görür. Dizde eklem kıkırdağı kemiklerin son kısımlarını kaplar ve eklem oluşur. Eklem kıkırdağı sert ve kaygandır ve yüzeylerin birbiri üstünde hasar vermeden kaymasını sağlar. Futbolcu sakatlanması olarak bilinen fakat ameliyat ettiğimiz hastalara bakarak daha çok kadınlarda gördüğümüz menisküs zedelenmeleri her yaşta olabilir, fakat her yaş grubu için nedenler değişiktir. Genç insanlarda menisküsler sert ve lastik gibidir. 30 yaşın altında ani dönme zedelenmeleri sonrası sık görülür. Genç yaşlarda sportif aktivitelerde sık oluşur. Yaşlılarda menisküs yaşla zayıflar. Doku dejenere olur ve yırtılması kolaylaşır. Ufak bir zedelenme sonrası, çömelme sırasında, merdiven inip çıkarken ve arabadan inerken dahi yırtılabilir. Yaşlı insanlarda menisküs yırtığı genellikle dizin kireçlenmesi (osteoartritis ) ile birlikte olur. Orta yaş hanımlarda çömelerek yapılan işlerde menisküs yırtıkları sık olarak görülür.

Spor sakatlanmalarını önlemek için;

•Bir spora başlayacaksanız yeterli oranda antrenman yapmalısınız. Seçtiğiniz spora uygun belirli aralıklarla yapılan antrenmanlar, sizi yaptığınız spora daha uygun hale getirecek ve sakatlık olasılığı da bu oranda azalacaktır.

 
•Yaptığınız sporun kurallarını çok iyi bilmelisiniz. Özellikle temas sporlarında bu daha çok önem kazanır. Kurallara uyulmadan yapılan sporlarda sakatlık oranı artmaktadır.
 
•Yaptığınız spora göre dizlerimizi, ellerimizi, gözümüzü, dişlerimizi ve başımızı koruyucu araçlar kullanmalısınız. Giydiğiniz ayakkabıların içlerindeki destekler daima gözden geçirilmeli ve aşil tendonunu korumak için mutlaka topuk rampası, konulmalıdır.
 
•Sakatlıkların önlenmesinde dinlenmenin ayrı bir önemi vardır. Yorgun olarak yapılan spor sonrası sakatlık oranlarında önemli derecede artma görülmektedir. Aynı şekilde sporun uzun süre yapılması vücudunuz için zararlı olacaktır ve sakatlığa davetiye çıkaracaktır. Vücudunuzun önce dinlenmesi gerektiğini ve daha sonra spor yapmanız gerektiğini unutmamalısınız.
 
•Yapılacak her sporun öncesinde mutlaka iyi bir ısınma ve germe yapılmalıdır. İyi ve doğru bir şekilde yapılacak ısınma ve germeler, sizi yapacağınız spora daha uygun hale getirir ve sakatlık riskini azaltır.
 
•Yorgun olduğunuzda ya da ağrınız olduğunda asla spor yapmamalısınız. Ağrı size bir problem olduğunu göstermektedir. Üzerine gitmekle daha ciddi sakatlıklarla yüz yüze kalabilirsiniz.

AvivaSA, Yeni Reklam Filmiyle Tasarruf İçin Tam Zamanı Diyor

Çeşitli ortamlarda saatlerine bakan ve AvivaSA Kolay BES zamanının geldiğini gören insanlar, vakit kaybetmeden harekete geçerek AvivaSA’nın avantajlarla dolu emeklilik fırsatını yakalamayı hedefliyor. İzleyicilerin de bu filmdeki insanlar gibi harekete geçerek BES’in yeni dönemi hakkında bilgi alması isteniyor.

Young & Rubicam Reklamevi tarafından hazırlanan ve yönetmen Hakan Yonat’ın çektiği reklam filminin yanı sıra kampanya süresince gazete, dergi, internet ve radyo mecraları kullanılacak.

Kampanya Künyesi

 
Kampanya adı: Şimdi Tam Zamanı
Reklamveren: AvivaSA Emeklilik ve Hayat A.Ş.
Reklamveren Temsilcisi: Burcu Cörüt, Melis Topçu, Yüksel Şişe
Reklam Ajansı: Young&Rubicam Reklamevi
Kreatif Direktör: Ergin Köylüceli
Yaratıcı Ekip: Cumhur Güçer, Özhan Karaçam, Murat Lafçı
Müşteri İlişkileri: Burçin Yavuzarslan, İlknur Yenihayat
Prodüksiyon: Berna Öztürk
Prodüksiyon Şirketi: Kala Film
Prodüktör: Hazer Baycan, Seda Özdemir
Yönetmen: Hakan Yonat
Görüntü Yönetmeni: Emre Tanyıldız
Post Prodüksiyon: İmaj
Müzik Arenje: Ses Sanayi
Medya Ajansı: MediaCom

Arvento 3üncü Kez Deloitte Teknoloji Fast 50 Listesinde

12 müşteriden 14 bin müşteriye

Yakaladıkları başarıyı değerlendiren Arvento Mobile Systems Genel Müdürü Özer Hıncal, 2007 – 2011 yılları arasında kaydettikleri büyümenin ardında, kuruldukları günden beri teknolojiden insan kaynağına uzanan birçok farklı alana yaptıkları yatırımların olduğunu belirtti. 2005’te 12 müşteri ile başlayan yolculuklarının şu anda araç takip sistemleri alanında Türkiye’de pazar lideri olarak, 22 ülkede 14 binden fazla müşteriye hizmet veren bir şirket haline geldiklerini söyleyen Özer Hıncal, “190 binden fazla aracına hizmet vererek devam ediyoruz. Bu büyüme sürecinde, konuya yalnızca teknolojiye yatırım yapan bir şirket olarak bakmamaya, insan kaynağından sosyal projelere uzanan geniş bir alana yatırım yapmaya özel bir önem verdik. Bu yatırımlarımızın ve vizyonumuz karşılığı olarak da yurt içinde ve yurt dışında farklı organizasyonlar tarafından onurlandırılıyoruz. Bu yıl 3. kez Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye Programı’nda yer almaktan dolayı son derece gururluyuz” diye konuştu.

Süreç nasıl işliyor

Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye 2012 Programı’na katılmak isteyen şirketlerin 2007’de en az 50.000 Euro, 2011 yılında ise en az 800.000 Euro net satış geliri elde etmiş olmaları, merkezlerinin Türkiye’de bulunması ve bir “teknoloji şirketi” olması gerekiyor. Programda, faaliyet gelirlerinin önemli kısmını sağladığı bir teknolojiye sahip olan ya da gelirlerinin önemli bir bölümünü teknoloji araştırma ve geliştirme çalışmalarına ayıran firmalar, “Teknoloji Şirketi” olarak tanımlanıyor. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki Deloitte Teknoloji Fast 50 programlarında yer alan firmalar, EMEA’nın en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketinin belirlendiği Deloitte Teknoloji Fast 50 EMEA Programı’na girmeye de otomatik olarak hak kazanıyor.

Ataşehir’de Çocuk Kitapları Günleri Başladı

“1. Çocuk Kitapları Günleri” Carrefour İçerenköy Alışveriş Merkezi’nde hazırlanan standlar ve okullarda düzenlenen söyleşiler ile 25 Kasım tarihine kadar sürecek. Çocuklarda kitap okuma sevgisini arttırmak için düzenlenen etkinliğe yayınevleri ve çocuk kitabı yazarları katılıyor. İmza günlerinin de yapılacağı etkinlikte yazarlar, Ataşehir’de bulunan bazı okullara giderek söyleşiler düzenleyecek ve öğrenciler için kitaplarını imzalayacak.

“1. Çocuk Kitap Günleri”ne, çocuk kitabı yazarlarından; Henri Benazus, Sevgi Tanrısever, Pekcan Türkeş, D. Ali Gültekin, Aydoğan Yavaşlı, Derman Bayladı, Çiğdem Gündeş, Aydın Arif, Pekcan Koşar ve Ayşen İnci katıldı.

Etkinliğe katılan kitapevleri ise; Remzi Kitapevi, İş Bankası Yayınları, Biz Yayınları, Okuryazar Yayınları, Kültür Yayınları, Şirinler Yayınları, Tudem Yayınları, Turuncu Yayınları, Uçan Balık Yayınları, Blok Test Yayınları, Desen Yayınları, Mavi Yunus Yayınları, İyi Fikir Yayınları, Koca Yayınları, Karaca Yayınları, O2 Yayınları, Redhouse Yayınları, Topp Yayınları, Yapı Kredi – Deste Yayınları, Günışığı Kitaplığı, NTV Yayınları, National Geographic Kids, Cumhuriyet Kitapları, Bulut Yayınları, Bu Yayınevi, Altın Kitaplar Yayınları, Can Yayınları, Çizmeli Kedi Yayınları, Bizim Kitaplar Yayınları.

Aydoğan Yavaşlı, Çiğdem Gündeş ve Ayşen İnci etkinliğin ilk gününde okullarda söyleşide bulunurken, Yazar Pekcan Türkeş, Mustafa Öncel ilkokulu’nda 23 Kasım Cuma günü saat 11.00 ve 12.00 arasında, Yazar D. Ali Gültekin, Ş.Ö.Mehmet Fidan İlkokulu’nda 23 Kasım Cuma günü saat 13.00 ve 14.00 arasında, Yazar Aydın Arif ise Kanuni Sultan Süleyman İlkokulu’nda 23 Kasım Cuma günü saat 15.00 ve 16.00 arasında söyleşide bulunacak.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Dion Moda Evi

Cami sok.6/3 suadiye

http://www.dionmodaevi.com

0216 372 15 51

KİŞİYE ÖZEL DİKİMİN ADRESİ DİON MODAEVİ…

HİZMETLERİMİZ..

1)kişiye özel her türlü dikim işleri(abiye.günlük)

2) gardolap danışmanlığı(kombınasyon ve değerlendırme)

3)değişim ve onarım dikim tadlatlandırma(komandatura)

Ataşehir Belediyesi 1. Çocuk Kitapları Günleri

22-25 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek 1. Çocuk Kitapları Günleri’ne yayınevleri ve çocuk kitapları yazarları katılacak. İmza günlerinin de düzenleneceği etkinlikte yazarlar, Ataşehir’de bulunan bazı  okullara giderek söyleşiler düzenleyecek ve öğrenciler için kitaplarını imzalayacaklar.
 
Ataşehir Belediyesi “1. Çocuk Kitapları Günleri” Carrefour İçerenköy Alışveriş Merkezi’nde 10:00-22:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
 
“1. Çocuk Kitap Günleri”ne katılacak yayınevleri, yazarlar ve etkinlik programı şöyledir:

YAYINEVLERİ:

 
Remzi Kitapevi, İş Bankası Yayınları, Biz Yayınları, Okuryazar Yayınları, Kültür Yayınları, Şirinler Yayınları, Tudem Yayınları, Turuncu Yayınları, Uçan Balık Yayınları, Blok Test Yayınları, Desen Yayınları, Mavi Yunus Yayınları, İyi Fikir Yayınları, Koca Yayınları, Karaca Yayınları, O2 Yayınları, Redhouse Yayınları, Topp Yayınları, Yapı Kredi – Deste Yayınları, Günışığı Kitaplığı, NTV Yayınları, National Geographic Kids, Cumhuriyet Kitapları, Bulut Yayınları, Bu Yayınevi, Altın Kitaplar Yayınları, Can Yayınları, Çizmeli Kedi Yayınları, Bizim Kitaplar Yayınları.

YAZARLAR:

 
Henri Benazus, Sevgi Tanrısever, Pekcan Türkeş, D. Ali Gültekin, Aydoğan Yavaşlı, Derman Bayladı, Çiğdem Gündeş, Aydın Arif, Pekcan Koşar, Ayşen İnci.

SÖYLEŞİ PROGRAMLARI:

Yazar            Okul                    Gün            Saat
Aydoğan Yavaşlı    İhsan Kurşunoğlu İlkokulu        22 Kasım Perşembe    10.00-11.00
Çiğdem Gündeş    Akşemsettin İlkokulu            22 Kasım Perşembe    14.00- 15.00
Ayşen İnci        Yayha Kemal Beyatlı Ortaokulu    22 Kasım Perşembe    15.00- 16.00
Pekcan Türkeş        Mustafa Öncel İlkokulu        23 Kasım Cuma    11.00-12.00
D. Ali Gültekin        Ş.Ö. Mehmet Fidan İlkokulu        23 Kasım Cuma    13.00-14.00
Aydın Arif        Kanuni Sultan Süleyman İlkokulu    23 Kasım Cuma    15.00- 16.00

 
 
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Başkan İlgezdi: Mağdur Etmeden, Yerinde Kentsel Dönüşüm

Ataşehir Esatpaşa ve Örnek Mahalleleri İmar İskan Blokları’nda bulunan hak sahiplerini bilgilendirme toplantısında konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi,  İstanbul’da olası bir deprem beklentisinin uzmanlarca sürekli vurgulanmasına rağmen bugüne kadar somut herhangi bir çalışmanın yapılmadığına dikkat çekti. Doğal felaketler sonrası yapılan toplantı ve açıklamaların bir süre sonra unutulduğunu ifade eden Başkan İlgezdi şunları söyledi: “Yıllardır sağlıksız binalarda oturan vatandaşların depreme dayanıklı sağlıklı çağdaş konutlarda oturmaları için 3 yıllık bir belediye olan Ataşehir Belediyesi olarak, Yerinde Kentsel Dönüşüm çalışmalarını hızla sürdürüyoruz. Emekevler’de çalışmaları süren Yerinde Kentsel Dönüşüm projemiz İstanbul’da hatta Türkiye’de örnek bir proje. Ataşehir’de kentsel dönüşüm bölgesi olarak belirlenen Esatpaşa ve Örnek Mahallesi’ndeki İmar İskan Blokları da son derece sağlıksız ve olası bir depremde en büyük zararı görecek yerleşim yerleri arasında. Buraya ilişkin çalışmalarımız devam ediyor.”

Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği bilgilendirme toplantısında, vatandaşları “size iki daire, üç daire vereceğiz diyenlere inanmayın. İçinde Ataşehir Belediyesi’nin olmadığı hiçbir çalışma bu bölgelerde yapılamaz” diye uyaran Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Her mesleğe her kişiye saygım var. Ancak burada söz konusu olan sizlerin ve   hiçbir vatandaşın mağdur olmaması. Hak sahiplerini mağdur etmeden yıllardır oturdukları, çocuklarını büyüttüğü sokaktan mahalleden koparmadan, burada yapılacak yerinde kentsel dönüşüm için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ ile çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

Başkan İlgezdi, “Çalışmalar tamamlandığı anda Bakanlık ve TOKİ yetkilileri ile sizlerin karşısına çıkacağız ve neyi nasıl yapacağımızı sizlere anlatıp, sizlerin onay ve görüşünü alacağız. Bunun dışında sizlere yapamayacakları, yapmaları mümkün olmayan sözleri verenlere kimliği ve işi ne olursa olsun inanmayın. Belediyemiz de konu ile ilgili müdürlerimizin kapıları sizlere açık. Gelin gerekli bilgileri alın. Bizim tek amacımız sizlerin mağdur olmaması” dedi.

Bilgilendirme toplantısında vatandaşların çeşitli sorularını da yanıtlayan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “İnsanların sağlıklı, güvenilir, çağdaş konutlarda yaşaması için yapılan ve yapılacak çalışmalara siyasetin alet edilmemesi gerektiğini belirtti. Başkan İlgezdi, “İnsan yaşamı, insan sağlığı siyaset malzemesi olamaz, olmamalı. Buna izin vermem, hiç kimse de izin vermemeli”  diye konuştu.

 
Esatpaşa ve Örnek Mahallesi İmar İskan Blokları bilgilendirme toplantısına, belediye başkan yardımcıları, Ataşehir Belediyesi Meclis üyeleri ve belediye birim müdürleri de katıldı.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Kurabiyenin Adresi

Chief Bakery Officer Ataşehir

Ataşehir İstranbul

chiefbakeryofficer@gmail.com

http://chiefbakeryofficer.blogspot.com/

0 532 568 52 64

Kanada’dan Hindistan’a, Fransa’dan Sibirya’ya Uzanan Esaretin Hikayeleri

Belgesel dizide, esaret hayatındaki Osmanlı esirlerinin esaret kamplarında çıkardığı gazeteler, bayram günlerini nasıl geçirdiği, esaret günlerinde ki kültürel, sportif, eğitim v.b. çalışmaları Imperial War, Gaumont Pathe ve British Pathe isimli arşiv müzelerinden alınan gerçek görüntüler yer aldı. 
 
Sarıkamış’ta, Allahüekber Dağları’nda donarak ölen, Sibirya yollarında yaya olarak, at arabalarıyla, trenlerle binlerce kilometrelik yolculuklarda çekilen çileler, Mısır, İsrail, Filistin ve Irak’tan Hindistan ve Burma’ya uzanan yol hikayelerinin yer aldığı belgesel dizide, kanalizasyon ve yol işlerinde çalışma hayatının zorlukları, yiyecek, içecek ve giyim konusundaki kıtlıklar, salgın hastalıklar, yanlış tedaviler sonucu sakat kalmalar v.b. birçok hikaye gerçek arşiv görüntüleri ile anlatılıyor. Belgesel dizide ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin iki Cumhurbaşkanı’nın 1. Dünya Savaşı’nda Mısır’da esir düştükleri dile getiriliyor.  “Esaret” yokluk demekti. Artık özgürlükleri yoktu. Anası, babası, karısı, çocukları yoktu. Üstelik vatandan da bir haber gelmiyordu… 1. Dünya Savaşı’nda cepheye gönderilen Türk askerlerinin 200 binden fazlası aynı kaderi paylaştı..  Onlardan geriye, dinmeyen bir vatan hasreti ile unutulmuşluk kaldı. Onlar bu toprakların kayıp çocuklarıydı.
“Esaret Günlüğü” belgeseli,  kaderine terk edilmiş insanlarımızın öyküsüdür. Savaşın üzerinden geçen yaklaşık bir asrın ardından hayat bulan belgesel; bir ulusun varoluş sebebi olan, ayakta ve hayatta kalmasını sağlayan insanların dramlarını dile getiriyor.
 
“Esaret Günlüğü” belgeselinin ilk iki bölümü 24 Kasım Cumartesi günü saat 18:15’te; tekrarı 25 Kasım Pazar günü saat 14:15’te NTV’de yayınlanacak.
 
 

Ömer Kaleşi Sanatta 50. Yılını Kutluyor

Kaleşi sanatının 50. Yıl kutlamalarına İstanbul’da yirmi yedi senedir birlikte çalıştığı Tem Sanat Galerisi’nde 16 Kasım – 15 Aralık  2012’de yer alacak sergisiyle devam ediyor. Bu vesile ile Makedon yazar Jordan Plevneŝ tarafından yazılan “Ömer Kaleşi – Başlar” adlı kitap ta, yazarın hazır bulunacağı açılışta sanatseverlerle buluşacaktır.
 
1932 doğumlu Ömer Kaleşi, Güzel Sanatlar Akedemisi’ndeki öğrencilik yıllarından bu yana sanatında, bireyin duygularını, yalnızlığını ve yaşam karşısında savaşımını soyut bir dille aktarma yolunu seçmiştir. Renk yoluyla düşüncelerini yansıtan sanatçı, özellikle kırmızı rengin çekim alanında bulunuyor. Resimlerindeki en önemli konunun insan, ancak sadece insanın bir detayı olan baş olduğunu ifade eden sanatçı,”başlarla başa çıkmam mümkün değil, ama bildiğim bir şey varsa, o da hayatımın sonuna kadar onları resmedeceğim,” diyor. Sanatçıya göre, bazı başlar direnirler; o zaman, tuvalin üzerinde meyvelerden oluşan natürmortlar veya satıcı çocuklarla elmalar oluşur. Fırça yerine hep spatülle çalışan Kaleşi, tuval üzerine yaydığı boyayı, çizgiye gerek görmeden içten dışa genişleyerek soyut bir doku ile figürsel öğeleri bütünleştiren kendine özgü bir yöntem uygular.
 
Ömer Kaleşi, resminin çok yalın ve anlamlı yapısına yer yer eklediği çizgi ve oya ayrıntılarıyla derinliği, üçüncü boyutu da duyurmaktan geri kalmaz. Sanatçı, çalışmalarını üç « renkçi » döneme ayırır: kırmızı, siyah olmadan siyah ve beyaz olmadan beyaz. Kırmızı birçok kırmızının karışımı, koyu veya açık, sarı veya koyu yeşil. Siyah, koyu yeşil ile koyu kırmızının karışımı. Bu karışım siyaha yakın koyu bir renk vermekte. Beyaz, boş tuvalin beyazı. Renk olarak siyah ve beyaz sanatçının resminde asla kullanılmaz; kullandığı renklere göre Kaleşi dönemlerini şöyle açıklıyor:
 
“Kırmızıyı İstanbul’da Güzel Sanatlar’da öğrenciyken ve mesleğimin başında kullanmaya başladım. Siyah, « Balkan Dramı » temasıyla 1993’te başladı ve Eski-Yugoslavya’daki (Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Kosova) savaş boyunca devam etti.  « Tuval beyazını » 1985 yılına doğru Derviş ve çobanlarla kullanmaya başladım ve bugüne kadar, son yirmi büyük tuvalimdeki yüz başla sürdürdüm.” Resminde tuvalin beyazını büyük bir saygıyla kullandığını belirten Kaleşi, kar gibi temiz ve beyaz olduğu için, onu olduğu gibi kabul ettiğini ve üzerine ne bir leke, ne bir imza veya tarih koymadığını ifade eder.
 
Kırk küsur senedir Paris’te yaşamasına karşın  Paris’le ilgili hiç resim yapmadığının farkına varan Kaleşi, 2004’ten sonra, Paris'te kesilen at kestanesi kütüklerini yollarda içleri boşalmış görünce, bu siyah deliklere hayalindeki başları yerleştirmeğe başladı.  İnsan vücudunu andıran, bazen erotik bile olan bu ağaç gövdeleri resimlerine yansıdı.
 
Ömer Kaleşi’nin son eserlerinin üzerinde iki tarih var: 1970 / 2010. Geçen yaz atölyesinde otuz senedir unutulan eski eserlerini bulan sanatçı, bunları teker teker ele alıp onlardan yeni resimler üretti. Bu işi yaparken de iki ustanın dediklerini hatırladı: Hocası Bedri Rahmi, ressam ne kadar resmini bozar yaparsa o kadar ressam olur, yani, deconstruction ve reconstruction, diyordu hep. Picasso da şunu demişti: Bir resim atölyede kaldıkça bitmiş sayılmaz, ancak atölyeden çıktığı zaman bitmiş olur. Sergide bu resimlerden de örnekler göreceğiz.
 
Sergiyi galeride izlemek imkanını bulamayan sanatseverler, www.temartgallery.com adresinde devamlı güncel tutulan e.ağ sayfalarımızda sergiye, galeri sanatçılarına ve geçmiş sergi arşivlerine ulaşabilirler.

TTNET ile Kitaplar Parmaklarınızın Ucunda

TTNET Kitap platformu ile TTNET müşterisi olmaksızın www.ttnetkitap.com sitesinden edebiyat dünyasının en çok satan kitaplarından dünya klasiklerine, çocuk ve okul kitaplarından kültür-sanat yayınlarına kadar binlerce kitaba anında ulaşmak ve hemen okumaya başlamak mümkün. Okurlar, satın aldıkları kitapları kullandıkları 5 ayrı cihaza yükleyerek okuyabilecek.

TTNET Kitap okurları, aldıkları kitaplardaki istedikleri cümlelerin altını çizip, diledikleri sayfaya notlar alabilecek. Ayrıca kitaplardan beğendikleri bölümleri sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarıyla paylaşabilecekler. Cep telefonu ya da tabletinde kendi gezici kütüphanesini kuran okurlar, istedikleri yerden istedikleri zamanda kitaplarına ulaşabilecek. TTNET Kitap’taki eserlere platforma üye olan herkes kredi kartı ödemesiyle ulaşabilecek. TTNET müşterileri ise satın aldıkları kitapları ADSL faturaları üzerinden pratik ve güvenli olarak ödeme yapabilecek.

İlker Koçak: TTNET, kitapseverlere yeni bir okuma deneyimi sunuyor

Düzenlenen toplantıda, TTNET Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlker Koçak, TTNET’li olma şartı aranmaksızın tüm okurlara yeni bir okuma deneyimi sunduklarını söyledi. Koçak, sözlerini şöyle sürdürdü: “100’ün üzerinde yayıneviyle anlaşma yaparak hayata geçirdiğimiz TTNET Kitap platformu,kitapları e-içerik olarak online satışla kitapseverlere sunuyor. Yayınevleriyle yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda TTNET Kitap’a sürekli yeni kitaplar eklemeyi hedefliyoruz.”

Şahin Şen: Teknoloji üreten TTNET kitapseverlerin de hayatını kolaylaştırıyor

TTNET Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şahin Şen toplantıda yaptığı konuşmada TTNET’in güçlü teknolojik altyapısıyla hayatın pek çok alanına yönelik teknoloji platformları geliştirdiklerini belirtti. Şahin “Güçlü IT altyapımız sayesinde müşterilerimize bugüne kadar çok sayıda başarılı ürün ve hizmet sunduk. Yenilikçi televizyon platformumuz Tivibu, Playstore, TTNET Müzik ve bulut bilişim çözümlerimizden NETDİSK’in ardından şimdi de yepyeni bir teknoloji platformu olan TTNET Kitap’la kitapsever müşterilerimizin hayatını kolaylaştırmayı hedefliyoruz” dedi.

TTNET Kitap’ın avantajları

Mekandan bağımsız: TTNET Kitap sayesinde yurtiçi ya da yurtdışında nerede olursanız olun, istediğiniz kitapları indirebilir ve hemen okumaya başlayabilirsiniz.

Zamandan tasarruf: İstediğiniz kitabı almak için sadece arama yaparak satın almanız yeterli. Rafların arasında arayıp bulmak zorunda değilsiniz.

Taşıması kolay ve hep yanınızda: Cep telefonunuz veya tabletinizle birlikte yüzlerce kitabı yanınızda taşıyabilirsiniz.

Kolay Arama ve kişiselleştirme: Kitabınızın içinde aradığınız bir bilgiyi, sadece saniyeler içinde bulabilirsiniz., kendi okuma zevkinize göre yazı büyüklüğü ve metin biçimi ile oynayabilirsiniz

Güvenlik: TTNET İnternet faturasıyla güvenli bir şekilde alışverişini yapabilirsiniz

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi, fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.

İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
 
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır.