Estetikte Popüler Uygulamalar

Haftada 2-3 gün de 1 ay gibi kısa bir süre de selülit oluşumunu iyileştirip cildi pürüzsüz bir görünüme kavuşturup, toparlayıp sıkılaştırır.  Aynı zamanda bu uygulama sonrasında kişilerde bölgesel incelme hatta 1-2 beden ufalma görülmüştür.

Ultrashape

Ultrashape bölgesel zayıflama tedavisi, yağ hücrelerini parçalayarak başarılı bir şekilde sonuç alan güvenli ve ameliyatsız vücut şekillendirme tedavisidir. Hedeflenen bölgede kan damarları sinir ve cilde zarar vermeden yağ hücresini parçalayan ve cilt sıkılaşması sağlayan rahat bir uygulamadır. İstenmeyen bölgesel yağları sıvılaştırarak, vücut tarafından kullanılmasını sağlar.
Ultrason dalgası, seçilen vücut bölgesinde seçici olarak yağ hücrelerini hedefler ve kan damarı, sinirler gibi çevre dokulara zarar vermeden yağ hücrelerini kırar. Tedavi sırasında yağ hücre zarları parçalanır. Parçalanan yağlar, besinlerden gelen yağ gibi doğal metabolik yollarla karaciğer tarafından işlenir. Ultrashape tedavisi karın, bel ve kalça bölgelerine uygulanır.
Yaklaşık 1-1,5 saat süren bir yöntemdir. 6 Hafta gibi kısa bir sürede istenilen sonuca ulaşılabilir.

Ozon Sauna

Vücut detoks sıcak kabin içinde deri yolu ile vücuda oksijen verilme yöntemidir. Stress selülit giderici zayıflatıcı toksin atıcı sindirim dolaşım düzenleyici cildi sıkılaştırıcı ve güzelleştirici özellikleri bulunan vücut bakım ünitesinin en önemli özelliğİ performanslı kilo vermeye yardımcı olmasıdır.
Sarkık vücutlar popo kalça karın bacaklar ve belde yerleşen yağ ve selülit depolarına son noktayı koymak için kullanılır. Isı derinin 4-6 cm altına nüfus eder. Böylelikle yağ parçaları arasında birikmiş olan toksinlere rahatlıkla ulaşılıp buharlı saunaya göre 7 kat daha fazla terleme sağlar. Sıcağın etkisiyle açılan deri gözeneklerinden emilerek vücudun kan lenf ve yağ dokusuna geçer. Lenfatik sistemi toksinlerden arındırır cildi temizler kasları gevşetir kan dolaşımını hızlandırır.

Mezoterapi

Mezoterapi yöntemi ile problemli olan bölgelerinize, yağ parçalayıcı özelliği olan ilaçlar küçük bir iğne aracılığı ile enjekte edilir. Vücudun sorunlu bölgesine enjekte edilen ilaçlar, direkt o bölgedeki yağ hücrelerini parçalar ve kan dolaşımını hızlandırarak bu parçalanan yağ hücrelerinin dolaşıma katılarak vücuttan atılmasını sağlar.

Mezoterapi ile bölgesel zayıflamada, kişinin vücudunda bulunan ve parçalanması gereken yağ oranlarına göre kişiye özel mezoterapi seansları belirlenir. Bacaklar, kollar ve karın bölgesinde kullanılabilir. Böylece zayıflamaya rağmen bazı bölgelere yerleşen, giderilmesi zor olan yağlardan kısa ve pratik yoldan kurtulmayı sağlar.

Bu uygulama haftada 1 kez olmak üzere ortalama 10 ila 15 seans sürmektedir. İlk 5-6 seans sonrası gözle görülür incelme elde edilmeye başlanır.
Tedaviden sonra kişinin günlük hayatını etkileyecek herhangi bir durum da yaşanmaz.

 
Altın İğne Uygulaması (intracel)
 
Intracel uygulaması,  kişinin cilt kalınlığı, problemin türü, cilt gevşemesinin seviyesi gibi özelliklere göre bazı sistemsel ayarlar yapıldıktan sonra uygulama başlığı cilde değdirilerek işlem başlatılır. Yüzdeki kırışıklıkları yok etmeye yönelik diğer yöntemler cildin alt tabakasına etki ederken yüzeydeki deriye de zarar verme riski oluşturabilir. Intracel uygulamasında iğneler ile cildin içine girilip en altına etki edildiği için böyle bir risk söz konusu değildir.
 
Bu uygulama ile alt tabakaya da inilerek cilt dokusunun altındaki kolajen lifleri uyarılıyor ve yenilenme, sıkılaşma, toparlama sağlayacak bölgeye radyo frekans enerjisi verirken bu enerjiyle kontrollü bir hasar yaratılıp cilt kendini onarmak için hemen harekete geçiyor. Üstelik iğneler altın olduğu için enerji iletimi çok iyi bir şekilde sağlanıyor. Tamamen doğal bir yenilenme ile sıkılaşma ve yüz germe etkisi cilt üzerinde hızlı bir şekilde görülüyor.
 
Özellikle el, boyun ve dudak çevresi kırışıklıkları gibi cerrahi müdahalenin zor olduğu bölgelerde oldukça başarılı sonuçlar veren Intracel yılın dört mevsimi yapılabiliyor. Genellikle tek seans sonrasında etkili bir yüz germe etkisine ulaşılması da en büyük avantajlarından biri.
 
Yüz boyun germe işlemlerinin yanı sıra bu tedavi yöntemi cilt lekeleri, sivilce izleri, yüzeysel kılcal damar ve çatlak tedavisinde de önemli oranda düzelme sağlayabiliyor.

Migrenden Botoks ile Kurtulun

Ramazan’da daha da artan migren ağrısı için kutu kutu ilaç içmeye son!
 
Hava sıcaklığındaki artış ve oruç, pek çok kişide baş ağrısı şikâyetlerini artırsa da uygun tedavi yöntemi ile tüm baş ağrısı tiplerinin kontrol altına alınabileceği artık biliniyor.  Örneğin, ayda 3’ten fazla atak geçiren, ağrı kesici ile tedaviye yeterli cevap alınamayan migren hastalarında atakların oluşmasını engellemeye yönelik Botoks tedavisi, bu koruyucu tedavilerin arasında öne çıkıyor.

Botoks migren tedavisinde nasıl kullanılmaya başlandı?

 
Yüzdeki kırışıklıkları yok etme amacı ile ‘botulinum toksini’(botoks) yaptıran migrenli hastaların baş ağrılarının azaldığının fark edilmesi, migren tedavisinde botoks kullanımının yolunu açtı. Yapılan araştırmalar 3 aydan fazla bir süre boyunca, ayda 15 ya da daha fazla gün, migren karakterinde baş ağrısı olarak tanımlanan kronik migren tedavisinde botoks uygulamasının etkili olduğu gösterdi. Bu etkinin, botoks’un, sinir sonlanma bölgelerinde bazı nörotransmitterlerin salınımını engellemesi yoluyla inflamatuvar ağrıyı önlemesinden kaynaklandığı düşünülüyor.

Migren tedavisinde Botoks; alın, şakaklar, ense ve boyun bölgesine uygulanıyor

 
Kozmetik amaçla sadece yüz bölgesinde uygulanan botoks, migren tedavisinde bundan farklı olarak alın, şakaklar, ense ve boyun bölgelerinde belirli noktalara derialtına botulinum toksini iğne ile verilerek uygulanıyor. Çoğu durumda uygulamaların etkisi yaklaşık 3-4 ay süreceğinden tedavinin devamı için tekrarlanması gerekiyor.

Güvenilir olması için nöroloji uzmanı tarafından uygulanmalı…

 
Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’den sonra ülkemizde de onaylanmış olan kronik migren tedavisinde botoks uygulanmasının güvenilir olması için bir nöroloji uzmanı tarafından yapılması büyük önem taşıyor.

TTNETten Samsung Galaxy Tab 2 (10.1) Alanlara Sınırsız WiFi ve 3 ay Tivibu Cep Bedava

Kampanya kapsamında, Samsung Galaxy Tab 2 (10.1) WiFi’a, 35 TL’den başlayan taksitlerle, 24 ay veya 36 ay taksitle sahip olmak mümkün.
 
Samsung Galaxy Tab 2 (10.1), bir önceki model olan Samsung Galaxy Tab’a göre daha büyük boyutlarda ve daha gelişmiş özelliklere sahip. 10.1 inç büyüklüğünde ve 1280 x 800 piksel çoklu dokunmatik özellikli ekranıyla kullanım kolaylığı sağlıyor. 256.7 x 175.3 x 9.7 mm boyutlarında ve 581 gram ağırlığında olan Samsung Galaxy Tab 2’de, Android Ice Cream Sandwich işletim sistemi kullanılıyor.
 
Samsung Galaxy Tab 2′de 1080p Full HD videoları izlemek ve grafiksel açıdan gelişmiş multimedya öğelerini kullanmak da farklı bir deneyim yaşatıyor.
 
Tivibu Cep ilk 3 ay bedava
 
Tivibu'yu cep telefonunuzdan izleyebilir, yayını dilediğiniz anda durdurur, geri alır, tekrar eder, yüzlerce kanal ve filme istediğiniz anda ulaşabilirsiniz. Okulda, vapurda, trafikte, her yerde Tivibu Cep ile televizyon izleyebilir, en sevdiğiniz filmleri, dizileri veya belgeselleri yanınızda taşırsınız. Mekana bağlı kalmaz, dilediğiniz her yerden televizyon izlemenin tadını çıkarırsınız.
 
Kampanya hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan yararlanmak isteyenler; TTNET satış noktalarından, 444 0 375 TTNET müşteri hizmetlerinden veya
 
www.ttnet.com.tr adresinden başvuru yapabilirler.

TTNET Hakkında

 
2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.
 
İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
 
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır.  www.ttnet.com.tr

Ağustos Sıcaklarını Terlemeden Geçirin

Stres üzüntü ve heyecan aşırı terleme nedeni
 
Vücudun ısı dengesini korumak, toksinlerin atılmasını sağlamak ve derinin nemlenmesine yardımcı olmak için varlığını sürdüren ter bezleri bazen aşırı derecede çalışabilir. Ter bezlerinin aşırı çalışmasına neden olan birçok faktör vardır. Bunlardan en önemlisi genetik faktörlerdir. Terleyen bir kişinin ailesine ait öykü sorgulandığında genellikle ya anne ya da babada aşırı terleme şikayeti gözlemlenmektedir. Korku, üzüntü, heyecan, depresyon, stres gibi durumlarda da vücut biyokimyasındaki değişikliğe bağlı olarak ter bezlerinin uyarılması ve aşırı ter üretimi gelişir.

Aşırı kilolar da terlemeyi tetikler

 
Hormonal aktivitelere bağlı olarak gelişen aşırı terleme çeşitlerinden en önemlisi menopozda görülür.  Tiroid bezinin aşırı çalışması da ter bezi aktivitesini artıran diğer bir hormonal durumdur. Aşırı kilolu olmak, sıcak ve rutubetli bölgede yaşamak, çok kalın giyinmek ve bazı gıdaları (acılı baharatlı gibi) aşırı tüketmek de terlemeyi artıran faktörlerdir. Özellikle gıdalarla alınan kokulu baharatlar, soğan, sarımsak gibi yiyecekler terin kötü kokmasına neden olur.

En etkili tedavi botoks

 
Aşırı terleme için geliştirilen birçok tedavi yöntemi vardır. Uzun yıllardır kullanılan, hastaları rahatlatan, ciddi yan etkileri görülmeyen en etkili tedavi botoks enjeksiyonu ile terlemenin engellemesidir. Botoks bir toksindir ve ter bezlerine gelen sinir uçlarını bloke ederek ter bezlerinin uyarılmasını engeller. Lokal olarak uygulanır ve kısa süreli bir tedavidir. Etkisi 6-9 ay gibi uzun sürer. Çoğunlukla bahar aylarında yapılan bir botoks tedavisi sonraki kış dönemine kadar etkisini gösterir. Etkisi azaldığında ise kış dönemi geldiği için zaten terleme azalmaya başlar. 3-4 aylık kış dönemi sonrasında, baharın ve sıcak havaların gelmesiyle tedavi tekrarlanır. Dolayısıyla tedavi yılda bir kez bile uygulansa kişiyi büyük ölçüde rahatlatmış olur. Bazı hastalarda soğuk havada bile aşırı terleme görülmektedir. Bu hastalara 6 ayda bir uygulamak gerekir.

En çok şikayet edilen bölge koltuk altı

Terleyen hastalara bakıldığında hastaların % 80’inde koltuk altı terlemesinin aşırı olduğu görülür. Diğer sık görülen bölgeler el ve ayaklardır. Bu bölgelerde aşırı terleme olmasının nedeni çok sayıda ter bezi içermeleridir. Dolayısıyla terleme için uyarı geldiğinde fazla salgı ve aşırı terleme görülür.

Terlemeyi durdurmak zararlı mıdır?

Tüm vücudumuzda ter bezleri vardır. Koltuk altında atılmayan ter diğer bölgelerden atılır. Bu yüzden endişe doğurabilecek bir probleme yol açmaz. Tedavi koltuk altına 10 dk, eller için 15-20 dk ve ayaklar için yarım saat sürer. El ve ayak uygulamaları ağrılıdır; fakat lokal anestezik maddelerle uygulandığında tolere edilir. Koltuk altı uygulamaları ise herhangi bir uygulamaya gerek kalmadan uygulanır. Aşırı terleme şikayeti olan hastaların bir dermatoloğa başvurması ve ilgili nedenlerin araştırılarak kişi için en etkili tedavinin seçilmesi hastaların yaşam kaliteleri açısından çok önemlidir.

Olimpiyat Açılış Törenini Kaçıranlar Üzülmesinler, Tivibu’da Tekrarı Var

Sanat direktörlüğünü 8 dalda Oscar kazanan “Milyoner” (Slumdog Millionaire) filminin yönetmeni Danny Boyle’nin yaptığı tören için Olimpiyat Stadı'na örnek bir İngiliz köyü kuruldu. Açılış töreninde efsanevi müzik grubu Beatles'in üyesi Paul McCartney’in de aralarında bulunduğu ünlü isimler sahne aldı.
 
Olimpiyatlar, Tivibu Web üzerinden herkesin kullanımına açık olacak şekilde ücretsiz olarak yayınlanırken, milli takımlarımızın maçlarıyla birlikte Türk sporcuların diğer branşlarda yapacağı karşılaşma ve yarışlar da canlı olarak izlenebilecek. Tivibu abonesi olan kullanıcılar ise “Durdur İzle”, “Geri Al İzle” ve “Tekrar İzle” özellikleri sayesinde oyunların hiçbir anını kaçırmayacak, istediklerinde bu heyecanı yeniden yaşayabilecekler. Tivibu Ev kullanıcıları oyunları isterlerse HD kalitesinde izleyebilecekler. Tivibu’nun gelişmiş yayın özellikleri seyir heyecanını ikiye katlayacak.
Taksim’de dev ekranda Olimpiyat heyecanı
 
Olimpiyat Oyunları’nı 4 ekrandan ve 6 özel kanaldan 24 saat yayınlayan Tivibu, Taksim Meydanı’ndaki dev ekrandan da yayın yapıyor. Sporseverlerin bu büyük organizasyonu kaçırmaması için kapsamlı bir yayın programı hazırlayan Tivibu, televizyon, bilgisayar, cep telefonları ve tablet bilgisayarlardan canlı olarak yaptığı yayınlara, Taksim Meydanı’ndaki dev ekranı da ekledi.

www.tivibu.com.tr

TTNET Hakkında

 
2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de  Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.
İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
 
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır. 
 

Teomanın Aşk & Gurur Remiksler Albümü, İlk Kez TTNET Müzik’te Hayranlarıyla Buluşuyor

TTNET’in dijital müzik platformu TTNET Müzik’in, Teoman hayranlarına güzel bir haberi var. Geçtiğimiz yıl müziği bıraktığını açıklayarak hayranlarını üzen ünlü rockçı Teoman, son albümü “Aşk & Gurur”da yer alan şarkıların remiks versiyonlarını “Aşk & Gurur Remiksler” isimli albümde bir araya getirdi.
 
Teoman hayranlarının özlemini giderecek olan “Aşk & Gurur Remiksler” albümü ilk kez TTNET Müzik’te yayınlanıyor. Müzikseverler, Teoman’ın son remiks albümüyle birlikte Teoman’ın kariyeri boyunca yayınladığı tüm albümleri TTNET Müzik’te yüksek kalitede ve ücretsiz olarak dinleyebilirler. “Aşk & Gurur Remiksler”i ve Teoman’ın tüm albümlerini, TTNET Müzik paketi satın alarak indirebilmek de mümkün. TTNET Müzik portalinden şarkı indirebilmek için TTNET Müzik paketi’ne ayda sadece 3TL’ye üye olabilir ve 100 şarkı indirebilir ya da mobil ödeme ile 4TL’ye 100 şarkı paketi satın alabilirsiniz.
“Aşk & Gurur Remiksler”de, daha önce Lady Gaga, Rihanna, U2, Katy Perry gibi dünyaca ünlü pek çok ismin şarkılarını emanet ettiği Chew Fu’nun hazırladığı remiks şarkılar yer alıyor. Ayrıca ünlü DJ ve aranjör İskender Paydaş’ın da albümdeki remikslerde imzası var. 
TTNET Müzik’te yer alan 3 milyona yakın şarkı, TTNET Müzik internet sitesinin yanı sıra; TTNET Müzik iPhone, iPad uygulamaları ile Android tabanlı cihazlar için geliştirilen TTNET Müzik Android uygulaması üzerinden de ücretsiz olarak dinlenebiliyor.

www.ttnetmüzik.com.tr

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de  Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.

İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır. 
 

Ataşehirliler İftarda Buluştu

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ayak Sağlığınız İçin Doğru Ayakkabıyı Seçiyor musunuz?

Ayakkabı, çoğu kadın için aksesuardan çok bir tutku; incecik topuklu stilettolar, dolgu topuklar, platformlar, babetler, bootieler, oxford ve mokasenler…  Ayakkabı seçiminde öncelik her ne kadar renk ve modele verilse de aslında ilk sırayı alması gereken konu ne kadar sağlıklı olup olmadığı. İşin içine sağlık girince hemen ilk suçlananlar yüksek topuklar oluyor. Peki, hiç topuğu olmayan babetler ayak sağlığı için uygun mu? 

Yanlış ayakkabı seçiminin ayak sağlığını olumsuz etkilemesi gibi duruş bozukluklarına, diz, kalça ve bel ağrılarına neden olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Topuksuz, düz ayakkabılar ayağa binen yük dağılımında, en az yüksek topuklu ayakkabılar kadar olumsuzluklara neden oluyor” diyor. Prof. Dr. Semih Akı, babetin sakıncalarını şöyle anlatıyor: “Babetler, yüksek topukluların aksine ayağa binen yükü topuğa kaydırarak burada yüklenmeye neden oluyor. Bu tür ayakkabılar ayağı yanlardan çok iyi kavrayamadığı için ayak ön yüzünde yer alan bağlarda da aşırı yüklenmeye sebep olarak ayak ağrılarına yol açabiliyor.  Ayak bileğini saran ayakkabılar ayak bileğine destek vererek burkulmaları önlüyor, özellikle ayak bileği burkulmaları sık olanlarda bu tür ayakkabı seçimi uygundur. Burnu dar ayakkabılar ayak başparmağını sıkıştırıyor, bu bölge sürekli uyarıldığı için de ayaklarda hallux valgus riski daha yüksek oluyor”.

Yüksek topuklular düşme riskini artırıyor

 
Yüksek topuklu ayakkabılarda ise babetlerin tam tersine, binen yükün ayak topuğundan öne doğru kaydığını ve ayak ön bölümünün aşırı stres altında kaldığını belirten Prof. Dr. Semih Akı, “Yüksek topuklu ayakkabılar aynı zamanda diz, kalça ve bel bölgesinde vücut ağırlık merkezinin değişimine neden olur. Bu bölgelerdeki bağlarda aşırı gerilmeye, eklemlerde aşırı yüklenmeye ve kaslarda aşırı çalışmaya bağlı olarak diz, kalça ve özellikle bel ağrılarına zemin hazırlar. Ayrıca yüksek topuklu ayakkabılar düşme riskini artırıp özellikle ayak bileği çevresindeki bağlarda yaralanmalara sebep olabilirler” diyor.

Doğru topuk yüksekliği 4-5 cm

 
Ayak deformasyonlarının en büyük nedenlerinin yanlış topuk seçimi olduğunu belirten Prof. Dr. Semih Akı, ayakkabı tercihindeki en önemli noktalardan birinin topuk yüksekliği olduğunun altını çiziyor. Topuk yüksekliğinin 4-5 cm ve geniş olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Semih Akı, ayakkabının ön tarafı için de parmakların yeterince rahat sığabildiği genişlikte olması gerektiğini ifade ediyor.

Ayakkabıyı en uzun parmağınıza göre alın

Ayak ölçüsünün yaşla birlikte artacağını, günün sonunda ayakların şişeceğini belirten Prof. Dr. Semih Akı, ayrıca her iki ayak ölçüsünün birebir aynı olmama ihtimalinin de bulunduğunu belirtiyor.  Bu nedenle ayakkabı alırken en uzun ayak parmağına göre seçmenin uygun olacağını vurgulayan Prof. Dr. Semih Akı, “Ayrıca yeni aldığınız ayakkabıların ayağınıza zarar vermeden uyum göstermesi için giyme süresini aşama aşama artırın. Birkaç gün sonra ayakkabı ayağınıza daha iyi uyum sağlayacaktır” diyor.

Londra Olimpiyatları Heyecanı Tivibuda Açılış Töreni ile Başlıyor

Türkiye’nin iletişim ve eğlence şirketi TTNET’in yeni dönem TV platformu Tivibu, 2012 Londra Olimpiyatları’nı 4 ekranda ve 6 farklı kanalda yayınlayarak sporseverlere farklı bir seyir deneyimi sunacak. Dünyanın en çok izlenen organizasyonlarından biri olan Olimpiyat Oyunları, 27 Temmuz’da Londra’da Olimpiyat Stadı’nda yapılacak görkemli bir açılış töreni ile başlayacak.
 
Açılış töreni TSİ 23:00 itibarıyla Tivibu’dan naklen yayınlanacak
 
‘‘Harikalar Adası” temasıyla kurgulanan açılış töreninin sanat direktörlüğünü, 8 dalda Oscar kazanan “Milyoner” (Slumdog Millionaire) filminin yönetmeni Danny Boyle yapıyor. Birçok sürprizin gerçekleşeceği açılış töreni için Olimpiyat Stadı'na örnek bir İngiliz köyü kurulacak. Açılış töreninde son James Bond Daniel Craig’in rol aldığı kısa bir film gösterilecek. Efsanevi müzik grubu Beatles'in üyesi Paul McCartney ise vereceği konserle hayranlarıyla buluşacak. Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar kişinin izlemesi beklenen açılış töreni, Türkiye’de Tivibu platformunda TRT Spor'un katkılarıyla yayınlanacak. Tivibu, açılış töreninin ardından 12 Ağustos’a kadar devam edecek olan 2012 Londra Olimpiyatları’nı, 4 ekranda 6 özel kanalda yayınlayacak.
 
Tivibu kullanıcıları nerede olurlarsa olsunlar yarışları kaçırmayacaklar
 
Londra Olimpiyatları, IPTV teknolojisi üzerinden evlerimize gelen Tivibu Ev’de, bilgisayar üzerinden izlenebilen Tivibu Web ve akıllı telefonlar ile tablet bilgisayarlardan yayın yapan Tivibu Cep’te yayınlanacak. Tivibu Ev kullanıcıları ise dilerlerse Olimpiyat Oyunları’nı HD yayın kalitesinde izleme imkanına sahip oluyorlar. 4 ekran özelliği sayesinde Tivibu kullanıcıları nerede olurlarsa olsunlar yarışları kaçırmayacaklar. Üstelik Tivibu Web üzerinden yapılacak yayınlar herkese açık olacak. Böylece tüm sporseverler, Olimpiyat Oyunları’nı tivibu.com.tr'den canlı olarak izlemenin ayrıcalığını yaşayacaklar. Tivibu’nun gelişmiş özellikleri sayesinde Olimpiyat Oyunları’nı izlemenin heyecanı ikiye katlanacak. Tivibu’nun “Durdur İzle”, “Geri Al İzle” ve “Tekrar İzle” özellikleriyle ile sporseverler yarışların hiçbir anını kaçırmayacaklar.
 
İlk gün büyük heyecana sahne olacak
 
5 kıtadaki 200 ülkeden, 10 bin sporcuyu bir araya getirecek olan 2012 Londra Olimpiyatları’na Türkiye bu yıl tarihinde ilk kez 114 sporcuyla katılıyor. Olimpiyat Oyunları, 27 Temmuz’daki açılışın ardından 28 Temmuz’daki ilk yarışlar ve karşılaşmalarla başlayacak. Türk sporcular ve Milli Takımlarımız, Olimpiyat Oyunları’na heyecanlı bir başlangıç yapacaklar.  
 
28 Temmuz Cumartesi günü “Potanın Perileri” Kadın Milli Basketbol Takımımız, Türkiye saati ile 16.30’da Angola ile karşılaşacak. Aynı gün yine Türkiye saati ile 24.00’te ise “Filenin Sultanları” Kadın Milli Voleybol Takımımız, Brezilya ile mücadele edecek. Bu iki heyecanlı karşılaşma ile birlikte Olimpiyat Oyunları’nın ilk gününde Türk sporcular; “Boks”, “Badminton”, “Masa Tenisi” ve “Bisiklet Yol Yarışı” branşlarında rakiplerine üstünlük kurmaya çalışacaklar.
Tivibu, farklı ve kesintisiz bir Olimpiyat Oyunları deneyimi için 27 Temmuz-12 Ağustos 2012 tarihleri arasında herkesi ekran başına davet ediyor. 27-28 Temmuz tarihlerindeki yayın akışını aşağıda görebilirsiniz:

YAYIN AKIŞI
 
27 TEMMUZ-28 TEMMUZ 2012
Londra Olimpiyatları’nın 27-28 Temmuz 2012 tarihlerinde Tivibu’daki yayın akışı aşağıdaki gibidir.
27 Temmuz
Kanal 1

               TSİ         UK
21:30-23:00    19:30-21:00    Stüdyo Londra
23:00-02:00    21:30-00:00    Açılış Töreni

28 Temmuz
Kanal 1       
TSİ        UK                       
12:10-15:00    10.10-13.00    Yüzme                        Seçmeler
15:00-15:30    13:00-13:30    Cimnastik Özet
15:30-15:50    13:30-13:50    Boks
16:00-16:30    14:00-14:30    Judo
16:30-18:15    14:30-16:15    Basketbol         Kadınlar        Elemeler
(Türkiye-Angola)   
18:15-18:45    16:15-16:45    Halter
18:45-20:15    16:45-18:15    İtalya-Dominik Cumhuriyeti            Elemeler
20:15-20:25    18:15-18:25    Haber Bülteni
20:25-21:30    18:25-19:30    Okçuluk-Judo-Boks Özet   
21:30-23:00    19:30-21:00    Yüzme                         Yarı Finaller
23:00-00:00    21:00-22:00    Olimpiyat Plus
00:00-00:30    22:00-23:30    Voleybol         Kadınlar        Elemeler
(Brezilya-Türkiye)   
Kanal 2        
TSİ        UK
12:00-13:00    10:00-11:00    Kürek
13:30-15:30    11:30-13:30    Artistik Cimnastik    Erkekler        Seçmeler
16:00-17:30    14:00-15:30    Futbol            Kadınlar        Elemeler
18:00-20:00    16:00-18:00    Artistik Cimnastik    Erkekler        Seçmeler
20:30        18:30        Futbol            Kadınlar        Elemeler
21:00-00:30    19:00-22:30    Badminton         Kadınlar-Erkekler    Grup Maçları
                            Tekler, Çiftler, Karışık
01:00-02:30    23:00-00:30    Günün Özeti ve Tanıtım Görüntüleri

Kanal 3   
TSİ        UK
12:00-14:30    10:00-12:30    Judo 48 kg         Kadınlar        Çeyrek Final
                Judo 60 kg        Erkekler        Çeyrek Final
15:00-15:30    13:00-13:30    Binicilik                     Takım Drenajı
16:00-18:30    14:00-16:30    Boks 56 kg, 75 kg    Erkekler        32 Round
18:30-19:00    16:30-17:00    Bant Yayın
19:00-18:30    17:00-18:30    Futbol            Kadınlar        Elemeler
21:00-22:30    19:00-20:30    Hentbol        Kadınlar        Elemeler
23:00-01:00    21:00-23:00    Boks 56 kg, 75 kg    Erkekler        32 Round
02:00-02:30    00:00-00:30    Günün Özeti ve Tanıtım Görüntüleri

Kanal 4       
TSİ        UK
11.30-12:45    09:30-10:45    Basketbol         Kadınlar         Elemeler
13:00-13:30    11:00-11:30    Bant Yayını
13:30-14:45    11:30-12:45    Basketbol         Kadınlar         Elemeler
15:00-16:45    13:00-14:45    Bant Yayını
17:00-18:45    15:00-16:45    Voleybol        Kadınlar        Elemeler
19:00-20:30    17:00-18:30    Basketbol         Kadınlar         Elemeler
20:30-22:00    18:30-20:00    Bant Yayın
22:00-00:00    20:00-22:00    Basketbol        Kadınlar         Elemeler
00:00-00:30    22:00-22:30    Bant Yayın
00:30-02:00    22:30-00:00    Basketbol        Kadınlar        Elemeler
02:00-:02:30    00:00-00:30    Günün Özeti ve Tanıtım Görüntüleri

Kanal 5       
TSİ        UK
11:30-13:00    09:30-11:00    Hentbol         Kadınlar        Elemeler
    13:00-13:30    11:00-11:20    Atıcılık 10 metre    Kadınlar        Final
                    Havalı Tabanca
    13:30-22:00    11:30-20:00    Tenis             Tekler ve Çiftler        1. Seri
    22:30-00:00    20:30-22:00    Masa Tenisi               
                                Tek Kadınlar        2. Seri
                                Tek Erkekler        2. Ser
    00:00-01:00    22:30-23:00    Hentbol        Kadınlar        Elemeler
    01:00-02:30    23:00-00:30    Günün Özeti ve Tanıtım Görüntüleri

Kanal 6       
    TSİ        UK
12:00-17:00    10:00-15:00    Bisiklet Yol Yarışı    Erkekler    
17:30-18:00    15:30-16:00    Atıcılık 10 metre     Erkekler         Final
                Havalı T    abanca
18:00-19:00    16:00-17:00    Futbol            Kadınlar        Elemeler
19:00-20:00    17:00-18:00    Okçuluk (Takım)    Erkekler        Çeyrek Final, Final
20:30-22:00    18:30-20:00    Eskrim             Kadınlar        Yarı Final ve Final
22:30-23:15    20:30-21:15    Voleybol        Kadınlar        Elemeler
23:30-00:00    21:30-22:00    Artistik Jimnastik    Erkekler        Elemeler
00:00-02:30    22:00-00:30    Günün Özeti ve Tanıtım Görüntüleri

www.tivibu.com.tr
Bilgi ve İletişim
On İletişim
İpek Özgüden Özen    Tel: (212) 291 18 48    ipek.ozguden@oniletisim.com
Efkan Kula         Tel: (212) 291 18 48    efkan.kula@oniletisim.com
Mine Alpaslan         Tel: (212) 291 18 48     mine.alpaslan@oniletisim.com

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de  Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.
İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır. 
 

Ataşehir Belediyesin’den Hayvanlar İçin Otomatik Su Kabı

Ataşehir’in her mahallesine yerleştirilecek olan su kapları da özellikle bu iş için tasarlandı. İçlerinin devamlı temiz suyla dolu olması için kaplara mevcut sulama sisteminden su bağlantısı yapılıyor. İçleri boşaldıkça sulama sisteminden kaplara otomatik olarak su doluyor. Böylece kaplar hiç boş kalmıyor. Ayrıca suyun kirlenmesi durumunda termosifon sistemi ile boşaltılan su yeniden dolduruluyor.

Bu dünyada nasıl insanların rahatça yaşama hakkı var ise minik dostlarımızın da aynı haklara sahip olduğunu belirten Ataşehir Belediye Başkana Battal İlgezdi; “Tüm Ataşehirlileri minik dostlarımıza sahip çıkmaya davet ediyorum. Belediye olarak biz belli noktalara onlar için bir kap su koyuyoruz, ama bu yeterli olmayabilir. Ataşehirlilerden ricam, onlar için bir kap su koymaları. Sıcak yaz günlerinde bizlerin nasıl suya ihtiyacı var ise; susadıklarını söyleyemeyen minik dostlarımızın da var. Onlara hep birlikte sahip çıkalım” dedi.

Ataşehirlilerden  bu yönde gelen talepler değerlendirilerek konulan su kaplarının sayısı artırılabilecek. Birkaç gün içerinde ilçenin her mahallesine su kapları yerleştirilmiş olacak.

 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Vücudunuzdaki Bazı Renkler Hastalık Habercisi Olabilir

•Albinizm: Normalde derinin rengini veren farklı miktarlardaki melanin pigmentinin; genetik olarak doğumdan itibaren olmamasıyla gelişir. Kişinin ten rengiyle birlikte saçları, kaşları ve kirpikleri de beyazdır.
 
•Piebaldism: Doğumsal olarak bedendeki bazı bölgelerde melanin pigmenti yokluğudur. Çeşitli büyüklüklerde ve bedenin farklı yerlerinde beyaz lekelerle kendinigösteren bir hastalıktır.
 
•Vitiligo: Vücutta doğuştan var olan melanin pigmenti, çeşitli nedenlerle daha sonra bölgesel olarak kaybolursa bu hastalığa “vitiligo” adı verilir.

Karaciğer ve safra kesesi hastalığının rengi

 
•Sarılık: Gerek mikropların neden olduğu, gerekse çeşitli nedenlerle karaciğer ve safra kesesinden safra akışının engellendiği hastalıklarda; cilt sarı bir renk alır. Bunun nedeni vücutta artan bilirubin maddesidir.

Turuncu renkli gıdalara dikkat!

 
•Karotenemi: Turuncu renkli gıdaların fazla miktarda tüketilmesinden kaynaklanmaktadır. Cilt rengi turuncuya yakın bir renk olabilir.
 
•Sarılık: Sarılıkların bazı durumlarında turuncuya kaçan sarı renk görülebilir.

Yeşil ve siyah renk sarılık belirtisi olabilir

 
•Verdin ikter: Sarılık hastalığı sırasında bilirubin denilen madde belli bir düzeyin üstüne çıktığında, derinin rengi yeşilimsi bir görünüm alır. Buna “yeşil sarılık” denir.
 
•Melas ikter: Sarılıkta bilirubin düzeyinin aşırı artması sonrası “siyahımsı sarılık” olabilir.

Kırmızı lekeler önemsenmeli!

 
•Eritem: Aşırı sıcakta, fazla egzersiz sırasında, güneş yanığı ve ateş yükselmesinde, döküntülü ve iltihabi deri hastalıklarında deri rengi kırmızı olabilir.
 
•Flushing: Belli bir bölgede oluşan aşırı kırmızılıktır. Yüzde ve ensede geçici olarak ya da devamlı olarak görülebilir. Alkol alımı sonrası, bazı ilaçların yan etkisi olarak, cilt altı yağ dokusunun ince olduğu kişilerde heyecan halleri sırasında oluşmaktadır.

Böbrek hastalıklarının rengi

 
•Addison hastalığı: Derinin rengi kahverengi ya da koyu kahverengidir. Böbrek üstü bezlerinin bir hastalığıdır.
 
•Böbrek yetmezliği: Deri rengi toprak rengine benzer kahverengi bir hal alır.

Kalp ve damar hastalıklarının rengi: mavi-mor

 
•Kalp- damar hastalıkları: Özellikle atardamar ve toplardamar kanının karışmasına neden olan hastalıklarda, dil, dudak, parmak uçları, ayaklar gibi bedenin uç kısımları mavi-mor renk olur.
 
•Hemoglobin hastalıkları: Kırmızı kan hücrelerinin oksijeni taşıyan bölümüdür. Doğumsal veya sonradan gelişen bazı hastalıklarda, hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi azalır. Sonucunda hastanın bedeninin rengi mavi-mor renkli olabilir.
 
•Kalp yetmezliği: Kalp yetersizliği sonucunda dolaşımın bozulduğu ve akciğerlerden oksijenlenmenin azaldığı durumlarda; bedenin rengi hastalığın ağırlık derecesine göre mavi-mor renk alabilir.
 
•Vasomotor bozukluklar: Damar kasılma ve gevşemesinin bozulduğu hastalıklarda da beden rengi mavi-mor renk alabilir.

Mor renk akciğer hastalığının belirtisi 

 
•KOAH:  Oksijenlenmenin bozulduğu hastalıklardan biride uzun süren tıkayıcı akciğer hastalığıdır. Bu hastalıkta da ağırlık derecesine göre deri rengimiz mavi-mora yakın bir hal alabilir.
 
•Şok: Dolaşım bozulduğunda, tansiyon dediğimiz damar içi dolaşım basıncı yetersiz hala gelir. Beden rengi maviden mor renk tonlarına doğru değişim gösterir.
 
•Travmalar: Özellikle deri altı yağ dokusu ince, az, zayıf olan bölgeler darbeye maruz kaldığında damar yapılarının bozulması ve cilt altına kanaması sonrası bölgesel mor renk oluşabilir. Yumruk sonrası göz morarması gibi ve günlük hayatta mor renkle ilgili olarak en çok bilinen hastalıkta muhtemelen budur.

İftarla Sahur Arasında Dört Öğün Beslenin

Ramazan bu yıl da yaz mevsiminin en sıcak dönemine denk geliyor. Hem oruç süresinin uzaması, hem terleme sonucu yaşanan sıvı kayıpları nedeniyle, sağlık için dikkat edilmesi gereken noktalar her zamankinden daha çok önem kazanıyor.

Mutlaka sahura kalkın!

Pek çok kişi sahura kalkmadan oruç tutmayı tercih ediyor. Ancak uzun süre aç kalmanın yaratacağı olumsuzlukları engellemek için mutlaka sahura kalkılması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Cemal Aytaç Ak, şu noktalara dikkat çekiyor:

•Sahurda çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı besinlerden kaçının

•Sofranızda bunları tercih edin: Yumurta, süt, yoğurt, peynir, kurubaklagiller, zeytin, peynir, esmer ekmek, çiğ sebzeler, süt veya yoğurt, meyve veya taze sıkılmış meyve suları, reçel, komposto, kurubaklagil çorbaları, etli veya etsiz sebze yemeği

•Sıvı alımına dikkat edin. Bol bol su, komposto, hafif tuzlu ayran, meyve suları, açık çay gibi içecekler tüketin

•Besinlerin midede uzun süre kalarak, daha çok tok tutabilmesi için posalı yiyecekleri tercih edin.

Aşırı sıcaklar ve uzun oruç tutma saatleri sonrasında, iftarda çok fazla yemek yenilebildiğini bunun da özellikle kalp ve mide sorunlarına yol açtığını, kilo alımına neden olduğunu vurgulayan Diyetisyen Cemal Aytaç Ak, iftar ile sahur arasında dört öğün beslenmek gerektiğine dikkat çekiyor.

Kalp hastaları mutlaka hekimlerine danışmalı

Oruç tutmak özellikle kalp ve dolaşım sistemini etkiliyor. Uzun süren açlık ve susuzluk ile beraber sıcaklar nedeniyle de artan sıvı kayıpları kronik hastalar için daha da büyük önem kazanıyor. Vücudun sıvı kaybetmesi kalbin daha çok yorulmasına neden olduğu gibi böbreklerin çalışmasını da bozuyor, zehirli maddelerin kandan temizlenmemesine neden oluyor.

Ramazan’da özellikle kalp hastalarının tedavilerinde ayarlamalar yapılması ve ilaç alım saatlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan Ökmen, eğer hekim izin vermiyorsa orucun tutulmaması gerektiğini ifade ediyor:
“Hastaların iyilik hali ancak tedavileri düzenli devam ettiğinde sağlanabiliyor. Denge bozulduğunda bunu tekrar sağlamak çok uzun ve zahmetli olabiliyor. Hatta bazen hastaneye yatışları gerektirecek düzeylere ulaşabiliyor.”

Kilo almadan geçirmek mümkün

Araştırmalar, oruç tutan kişilerin, aslında Ramazan öncesi dönemden daha az kalori tüketseler de fiziksel aktivitenin de düşmesi, metabolizmanın yavaşlaması nedeniyle kilo kaybetmediklerini hatta almaya meyilli olduklarını gösteriyor. Üstelik Ramazan’da tatlı ve kolesterol açısından zengin gıdaların tüketimine olan eğilimin de arttığını vurgulayan Diyetisyen Cemal Aytaç Ak, oruç tutarken şişmanlamak istemeyen ve sağlığını korumak isteyenlerin beslenmelerine dikkat etmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Ramazan’da Ağız Kokusunu Önlemenin Yolları

“Oruçluyken diş fırçalamanın hiçbir sakıncasının olmadığı din adamları tarafından da defalarca onaylanmıştır” diyen Diş Hekimi Alper Çıldır, diş fırçalamanın vücudu besleyen bir durum olmadığı için yutmamak kaydıyla oruca bir zararı bulunmadığını ifade ediyor. 

Ağız kokusunun yüzde 87’sinin dilden ve/veya dişeti iltihabından kaynaklandığını belirten Diş Hekimi Alper Çıldır, fizyolojik olarak her sağlıklı bireyde, sabah uyandığında sindirim kanalında biriken gazlar veya dil sırtında üreyen bakteriler nedeniyle ağız kokusunun meydana gelebileceğini ifade ediyor. 

Ağız kokusunun önüne geçmek için…

Diş Hekimi Alper Çıldır, Ramazan boyunca ağız bakımı ve kötü ağız kokusunun önüne geçmek için şu önerilerde bulunuyor:

•Dişlerinizi 2 dakika fırçalayın: Orucunuza başlamadan önce ve orucunuzu açtıktan sonra dişlerinizi mutlaka en az iki dakika fırçalayın.

 
•Tarçın yiyin: İftar ve sahurda uygun yiyecek ve içeceklere tarçın katın.
 
•Gece burnunuz tıkalı uyumayın: Gece uyurken burnunuzun tıkalı olmadığından emin olun ve ağzınızdan nefes almamaya dikkat edin
 
•Lokmalarınızı iyi çiğneyin: Lokmaların iyi çiğnenmesi sindirime yardımcı olacağından mide asidinin de daha az oluşmasını, dolayısıyla sabahları uyanıldığında ağızkokusunun oluşmamasını sağlar.
 
•Limonlu su için: Limon ağız kokusunun giderilmesinde etkili bir yiyecek olduğunu için yemeğin yanında limonlu su için.
 
•Dili ve yanakların iç kısmını da fırçalayın: Ramazan’da sadece diş fırçalamak tek başına yeterli olmaz. Ağız kokusunun önüne geçmek için dilin üstü ve bununla birlikte yanakların iç yüzeyleri de iyice fırçalanmalı.
 
•Diş ipi ve ağız gargarası kullanın: Ağız bakımında sadece diş fırçası ile de kalınmaması gerekir. Diş ipi ve ağız gargarası kullanarak ağız kokusu oluşumunun tamamen önüne geçilebilmektedir.
 
•Ramazan öncesinde Diş Hekiminizi ziyaret edin: Ramazandan önce ağız ve diş bakımınızı yaptırmanız oruç tutarken ağız kokusu problemi ile çok daha az karşılaşmanızı sağlar.

Hangi Gıdalar Ağız Kokusu Yapıyor?

1. Sarımsak ve soğanı çiğ yemek  
 
Sarımsak yiyen bir insanın kanına geçen uçucu aromatik bileşikler dışarı atılır. Kan gazlarının akciğerden atılımının sebep olduğu bu koku, hastalık değildir; ancak çevreye rahatsızlık verir. Özellikle Ramazan’da ortaya çıkan bu kokuyu önlemek için; sarımsak, soğan ve baharattan kaçınmak gerekir. Mutlaka tüketilecekse, sarımsak ve soğanın pişirilerek tüketilmesi tercih edilmelidir.

2. Süt ürünlerini fazla tüketmek 

 
Süt ürünleri çoğunlukla kötü sindirildiklerinden Ramazan’da ağız kokusu problemlerine neden olabilir. Yumurta ve peynir gibi besinler ağız kokusunu artırır. Tuzlu suyla ağzı çalkalamak, yeşil çay, her türlü çerez (ceviz, fıstık vb.), su içeriği bol sebzeler (domates, kereviz, pırasa) ve meyvelerden özellikle elma, ağız kokusunu engelleyici özellikleri nedeniyle tüketilmelidir.

3. Şeker ve baharatlı gıdalar yemek 

 
Ramazan boyunca şekerli, yağlı ve baharatlı gıdaların tüketimi minimuma indirilmelidir. Çünkü bu besinler, terleme ve nefes yoluyla dışarı atıldığından, kötü ağız kokusu sebebidir. Kek, bisküvi, çikolata çok fazla yağ, şeker ve beyaz un içeren tatlı ve gıdalardan (rafine karbonhidrat) kaçınılmalıdır. Bu tür gıdaların tüketimi, gün içi ağız ve diş bakımı yapılamayacağından, dişlerde çürüğe neden olur.

4. Bilinçsiz diyet ve zayıflama ilaçları

 
Ramazan’ın diyet mevsiminde yaşanması ve oruç tutarken de düşük karbonhidratlarla yapılan diyetler, kötü nefes kokusuna neden olur. Vücut diyette enerji kaynağı olarak keton cismi üretir ve kullanır. Keton nefesle dışarı atılır ve kötü bir kokuya neden olur. Diyette vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineraller de eksik alınır. Özellikle; folik asit, B vitamini, C vitamini, protein ve kalsiyumun diş ve diş eti sağlığı için önemi bilinmeli, bilinçsiz diyetlerden uzak durulmalıdır. Zayıflatıcı ilaçlar da ağızdaki tükürük miktarını azalttığı için ağız kuruluğu ve ağız kokusuna neden olur.

5. Enerji içecekleri tüketmek

 
Bu içeceklerin uzun süre kullanımı, diş minesinde kayıplara neden olur. İçeriğindeki asit oranına bağlı olarak dişin sert dokusunu aşındırır. Yüksek orandaki şeker de diş çürüklerini artırır. Bu da ağız hijyeninin bozulmasına ve ağız kokusuna neden olur. Bu içeceklerin sık tüketimi halinde pipet tercih edilmeli ve arkasından su içilmelidir.

6. Sigara içmek

 
Sigara, ağız hijyenini bozma özelliğinin yanı sıra diş eti hastalıklarına zemin hazırlayan bir faktördür. Sigara içen kişilerin Ramazan’ı fırsat bilerek bu alışkanlıklardan vazgeçmeleri gerekir. Ancak sigara kullanılmaya devam edilecekse, Ramazan’da ağız kokusuna neden olmaması için dikkatli diş fırçalamaya özen gösterilmeli ve ağız gargarası kullanılmalıdır. 

7. Çay, kahve ve kola tüketimi

 
İftar ve sahurda bol miktarda su içilmesi, kafeinli içeceklerden kaçınılması ağız hijyeni açısından çok önemlidir. Çünkü Ramazan’da çay, kahve, kola gibi içeceklerin tüketimi, vücuttaki su kaybını artırır, ağızda kuruluğa neden olur. Ağız kuruması ve tükürük salgılanamaması da ağız kokusuna yol açar. Asitli içecek tüketimi sınırlandırılmalı veya arkasından ağız suyla çalkalanmalı. Ramazan’da asitli içecek tüketimi sınırlandırılmalı, içildikten sonra da ağız suyla çalkalanmalıdır.

8. Lokmaları az çiğnemek

 
Gıda artıklarının ağız içinde girinti ve çıkıntılara yerleşmesi, dişlerin arasında kalması, oksijensiz ortamda yaşamayı seven bir takım bakterilerin ağız içinde birikmesine ve ağız kokusuna neden olur. İftar ve sahurda lokmaların çok çiğnenmesi, tükürük salgısının yiyeceklerle karışmasına ve ağızda yemek parçasının kalmasını önlemeye yardımcı olur. Lokmalarınızı çok çiğneyin.

9. Et ve şarküteri ürünlerini bolca yemek  

Kırmızı et, Ramazan ayında en çok tüketilen besinler arasında yer alır. Etin vücuttan atılımı, 48 saat içinde gerçekleştiği için, ağızda kötü kokuya neden olan besinler arasındadır. Pastırma başta olmak üzere; salam, sucuk ve sosis gibi şarküterinin tüketimin de sıcak Ramazan günlerinde sınırlandırılması gerekir. Bu tür baharatlı yiyecekler vücut tarafından geç atılır ve ağız kokusuna neden olur.

10. Sahurdan sonra dişleri fırçalamamak

Sahurdan sonra dişlerin fırçalanması, gün boyu ağız sağlığını korumak açısından çok önemlidir. Sahurda dişlerin fırçalanmaması, bakterilerin ağızda kolayca üremesine ve asitlenme ile birlikte çürük oluşumuna neden olur. Gün boyu ağız kokusuna neden olabilecek bu durumdan, sahurdan sonra dişlerin fırçalanması ve alkolsüz ağız gargarası kullanımı ile kurtulmak mümkündür. Diş ipi de yardımcı ürün olarak oldukça etkin bir temizlik sağlar. 

İstanbul Üniversitesi Tercih 2012 Tanıtım Günleri Başladı

İkinci aşamada ise, 30 Temmuz-10 Ağustos 2012 tarihlerinde 10:00-16:00 saatleri arasında Fakülte ve Yüksekokulların kendi yerleşkelerinde kurulan tanıtım ve tercih masalarında çalışmalara devam edilecek. Aday öğrenciler, fakülte ve yüksekokulların dersliklerini, laboratuvarlarını, sosyal yaşam alanlarını yerinde görüp, ilgili fakülte yada yüksekokulun öğretim üyeleri ile doğrudan görüşebilecekler.
 
Aday öğrenciler, İÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nün Merkez Yerleşke’de 24 Temmuz- 3 Ağustos 2012 tarihlerinde 10:00-16:00 saatleri arasında kurduğu "Tercih 2012 Tanıtım Masası"ndan İstanbul Üniversitesi'nde kariyer planlama, yurt, burs, beslenme, ERASMUS, FARABİ, öğrenim ücretleri, sağlık hizmetleri, akademik kadro ve ulaşım konuları hakkında genel bilgilere ulaşabilecekler.
 
İsteyen aday öğrenci ve aileleri İstanbul Üniversitesi Beyazıt Yangın Kulesi'ne çıkabilecekler ve Merkez Yerleşkeyi gezebilecekler.
 
Ayrıca aday öğrenciler, İstanbul Üniversitesi ile ilgili tüm bilgilere, İstanbul Üniversitesi’nin ‘iutercih.istanbul.edu.tr’ internet adresinden, Twitter, Youtube ve Facebook hesaplarından ulaşabilecekler. 
 
Kaynak: İstanbul Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

Geleneksel Ramazan Eğlenceleri Kozzy AVM’de

Program detayı için www.kozzyavm.com web sitesi ziyaret edilebilir.
 
Ayrıca, 01 Temmuz’dan itibaren Kozzy’den yapacağınız alışverişlerinizde son model bir “Mini Cooper One”  kazanma fırsatı yakalayabilirsiniz. 01 Temmuz – 30 Eylül 2012 tarihleri arasında aynı gün içinde Kozzy’den yapacağınız her 100 TL’lik alışverişinizde Mini Cooper One için hafta içi iki, hafta sonu ise bir adet çekiliş kuponu sizin olacak.

Kozzy Alışveriş ve Kültür Merkezi Hakkında

2010-2011 Türkiye’de ve Avrupa’da “En İyi Alışveriş Merkezi” ödüllerini alan, sanata ve sanatçıya verdiği önem ile tanınan Rönesans Gayrimenkul Yatırım A.Ş. iştiraki olan Kozzy AVM,  gerçekleştirdiği organizasyonlar ve etkinlikler ile Anadolu Yakası’nın gözbebeği oldu. Mahalle sıcaklığında yaşanan duygu ve davranışların yeniden canlandığı şık ve modern mimari anlayışıyla Kozzy Alışveriş ve Kültür Merkezi, 58 mağaza, yüzlerce marka, kapalı otoparkı,  400 kişilik Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi, 9 salonlu Avşar Sinemaları, sergi alanları, açıkhava konseptli restoran ve kafeleri ile temiz ve güvenli bir ortamda huzurlu alışveriş imkânı sağlamaktadır. Tüm bunların yanında, ziyaretçilerine alışveriş ve kültür sanat etkinliklerini bir arada yaşamanın ayrıcalığını sunmaktadır.
Kozzy AVM İletişim Bilgileri

Adres: Bayar Cad. Buket Sok. No: 20/1 Kozyatağı Baytur Konutları Yanı

Tel: 0216 658 00 00    

 

Nev Palladium Avm’de Hayranlarıyla Buluştu

21 Temmuz Cumartesi günü düzenlenen imza gününde Nev, en sevilen şarkılarını Palladium ziyaretçileri için seslendirdi. Sevmekten Kim Usanır, Mazideki Aşk, Kimseye Etmem Şikâyet gibi “Bir Nev-i Alaturka” albümünden en özel şarkılarını hayranları için seslendiren Nev, sevenleriyle bol bol fotoğraf çektirip sohbet etti. 2001 yılından beri Türk müzik dünyasında dikkatleri üzerine çeken Nev, Palladium 'da düzenlenen imza gününde hayranlarının yoğun ilgisiyle karşılaştı.

İstanbul 'un alışveriş ve sonsuz yaşam küresi Palladium 'da Ramazan etkinlikleri hız kesmeden devam ediyor. Palladium ziyaretçileri, Semazen Gösterileri, Neo Türk Sanat Müziği ve Trio Müzik Dinletisi gibi çeşitli etkinliklerle, Ramazan 'ı dolu dolu yaşıyor.

Volvo Kamyonlardaki Yeni I-See Fonksiyonu, Nakliye Şirketlerinin Yakıt Faturasını Azaltıyor

Kinetik enerji, bir nesnenin hızını sıfıra düşürmek için gereken mekanik güçtür. Hareket eden bir nesne yavaşladığında kinetik enerjisinin başka bir enerji biçimine dönüşmesi gerekir. Bir araç fren yaptığında, kinetik enerjisi ısıya dönüşür. Otomotiv sektöründeki pek çok üretici, kinetik enerjinin fazla ısı olarak dışarıya atılması yerine bu enerjiden yararlanılmasını sağlayacak çözümler arıyor.

Volvo Kamyon ürün geliştirme uzmanı Anders Eriksson konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada; “Kinetik enerjiden daha büyük ölçüde yararlanılabilirse, yakıt tüketiminin azaltılmasına katkıda bulunabilir. Bu hem çevre için hem de günümüzde pek çok nakliye şirketi için giderek artan bir yük haline gelen yakıt maliyetleri dikkate alındığında sektör ekonomisi için faydalı olacak" diyor.

Volvo Kamyon'un yeni I-See çözümü ile geliştirmeyi başardığı teknoloji de tam olarak kinetik enerjiden fayda sağlıyor. Sistem, aracı yokuş yukarı "itmek" için kamyonun kendi kinetik enerjisini kullanıyor. Yokuş aşağı inişlerde ise aynı enerjiden hızlanma için yararlanılıyor.

Kinetik enerji yüzde 5 tasarruf sağlayabilir

 
I-See, şanzımanın eğim sensörüne bağlıdır ve dijital olarak yolun coğrafi özellikleri ile ilgili bilgileri toplar. Sistem harita verilerine bağlı olmadığından en güncel bilgileri edinebilir ve bu nedenle daha güvenilirdir. I-See, yaklaşık olarak 4000 adet yokuşu hafızasında tutabilir. Bu da 5000 kilometrelik bir mesafeye denk gelir.

Volvo Kamyon Ürün Müdürü Hayder Wokil açıklamasında; “I-See, kamyonun hız kontrolüne bağlı olan bir otomatik pilot gibidir. Yokuşlarda vites değiştirmeyi, gazı ve frenleri kontrol ederek hepsinin en düşük yakıt tüketimi ile çalışmasını sağlar. I-See mümkün olduğunca güç harcamadan boşta ilerleme özelliğini kullanır. Böylece yolun bazı kısımlarında hiç yakıt tüketilmez ve yakıt tüketimi %5'e kadar azaltılabilir. Bu rakam simülasyonlarda ve trafiğe açık yollarda yapılan testlerde alınan sonuçlara dayanmaktadır. I-See hız sabitleticisinin kullanılmasını gerektirir ve bildiğimiz üzere sürücüler hız sabitleyicisini ortalama olarak sürüş süresinin yarısı boyunca kullanır. Yılda 140.000 kilometre giden ve normal çalışan bir kamyon için I-See ile yapılan tasarruf yıllık yaklaşık 1000 litre olacak. Bu da nakliye şirketinin kârlılığında önemli bir fark yaratacak" diyor.

Küçük yokuşlarda en büyük etki

 
I-See, kinetik enerjisini maksimum oranda kullanmak için altı farklı işlem uygulamaktadır. Örneğin, I-See yokuş yukarı çıkarken hızlanır, mümkün olduğunca uzun süre yüksek bir viteste kalır ve yokuş aşağı inerken kamyonun ağırlığını itici güç olarak kullanmak için güç harcamadan boşta ilerler.

I-See'nin üretiminden sorumlu olan Anders Eriksson; “I-See en iyi engebeli arazide çalışır. Kısmen uzun ve dik yokuşlarda, I-See motoru çalıştırmadan uzun mesafe boyunca boşta ilerlemenizi sağlar. Sistemi özel yapan da boşta ilerleme özelliği" diyor.

Kamyon boşta ilerlerken, neredeyse hiç yakıt tüketilmiyor. Ancak boşta ilerleyebilmek için çok fazla veri gerekiyor. Bu konuda Anders Eriksson; "Verilerin doğru olabilmesi büyük hassasiyet gerektiriyor. Örneğin, yolun önünüzde uzanan kısmında hızlanacak veya yavaşlayacak olduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Hafif eğimler bile belirleyici faktör olabilir" diyor.

Fark yaratan diğer faktörler ise hava direnci ve kamyonun ağırlığıdır. Sistemin toplamda pek çok bilgiyi takip etmesi ve işlemesi gerekir. I-See'yi deneyen pek çok kamyon sürücüsü, I-See'nin uyguladığı sürüş tarzını tanıdık bulacaktır.

Hayder Wokil bu konuda; “I-See, iyi sürücülerin sürüş tarzını taklit eder. İyi sürücüler, aracın kinetik enerjisini kullanırlar, zamanla hızlanırlar ve gereksiz vites değişiminden kaçınırlar. Fakat gerçek bir sürücünün aksine I-See asla yorulmaz, adeta otomatik pilot gibidir. Bu da sürücülerin akan trafiğe ve yolculuğun diğer yönlerine daha fazla odaklanmalarına imkân tanır. Ayrıca yolda ilerlemek daha rahat hale gelir. Ve tetikte olan bir sürücü daha iyi bir sürücüdür. Bu kesin olarak emin olduğumuz bir şey” diyor. 

Anders Eriksson; “Örneğin, I-See fren ve lastik aşınmasını azaltır. Ve doğal olarak bu çevrenin korunması açısından da önemli" diyerek I-See’nin yakıt tasarrufu dışında da avantaj sağlandığına dikkat çekiyor.

I-See, 2013 yılında satışa sunulacak.

http://www.youtube.com/watch?v=b98FV0Pblaw&feature=plcp adresinden I-See ile ilgili filmi izleyebilirsiniz.

http://qstream-down.qbrick.com/06674/magazine/Volvo_Trucks_2540_i-see_ENG_MASTER_engsub-Qbrick.flv

 
BİLGİLER

 
I-See yokuş üzerindeki altı farklı durum için ayrı işlevler içerir:

• Eğim başlamadan önce hızlanır.

 
• Yokuşun tepesine yakınsanız, mümkünse vites değiştirmekten kaçınır. Her vites değişimi hızın düşmesi anlamına gelir.
 
• İnişe yaklaşırken hızlanmaz. Bunun yerine bekler ve yer çekiminden yararlanır.
 
• İnişe yaklaşırken boşta ilerlemeye başlar.
 
• Yokuş aşağı iniş bitmeden önce fren yapmaya başlar.
 
• Bir sonraki yokuş için hız kazanmak amacıyla yokuşun sonunda fren yapmayı bırakır.

Başkan İlgezdi 24 Temmuz Basın Bayramı’nı Kutladı

“Demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olan basının işlevini en iyi şekilde yerine getirilebilmesi için basın özgürlüğünün korunması gerekir. Basın özgürlüğünün varlığı, demokrasinin sağlıklı işlemesi, düşünce ve fikir özgürlüğünün toplumun bütün kesimlerinde yeterince kullanılması, basının haber alma ve yaymasının önündeki engelleri kaldırmakla sağlanır.
 
Kendi çabalarıyla ayakta duran ve boyun eğmeyen basın-yayın organlarının özgür ve demokratik Türkiye'nin koruyucusu olduğu unutulmamalıdır.”

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

2013’te Pazara Girecek Opel ADAM Genç Sanatçılara İlham Veriyor

Opel Marka Pazarlama Direktörü Tomas Caetano, “Şık şehirli otomobilimiz ADAM’ın lansmanı için böyle yetenekli, genç, avantgard sanatçılarla çalışmaktan keyif duyuyoruz. Geleneksel Alman mühendislik faaliyetlerinden yola çıkarak ADAM’ın yaratım sürecinde kişiselleştirmenin en üst seviyesine ulaşabilmek için çalıştık. Bu yaratıcılık ve kişisellik sanatçıların işlerine de yansıyor” dedi. İşbirliğinin başlangıcında, henüz ilk fotoğraflar bile ortaya çıkmamışken, sanatçılara ADAM’ın özel, sahne arkası bir ön sunumu gerçekleştirildi. Sanatçılar ADAM’dan ilham alarak kendi tarzlarında yarattılar. Bu da, 3 kapılı 4 koltuklu için 3 farklı projenin ortaya çıkmasını sağladı. Zaten otomobil de 3 farklı trim, JAM, GLAM, SLAM ile pazardaki hiçbir otomobilde olmadığı kadar kişiselleştirilebiliyor.

Dinazorlardan Süper Kahramanlara

Julien Simshauser belirgin şekilde ADAM’ın iç mekanının cömertliğinden etkilendi. The Heidelberg temelli sanatçı buradan hareketle dijital bir dünya yarattı. Interaktif harikalar diyarı gibi olan bu dünyada dalgalı çizgiler ve keskin şekiller var. “ADAM’a sadece akıllı telefonla bile bağlanılabilindiği için, ziyaretçiler yüklemelerime ulaşabiliyor ve herşey onların direktifleriyle şekilleniyor” diyor.

2009’da, 23 yaşındayken “Yılın Dijital Sanatçısı” seçilen Simshauser, çalışmalarında, doğa ve teknoloji arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

Orlando Higginbottom, ya da daha bilinen adıyla “Totally Enormous Extinct Dinosaurs”, renkli başlıkları ve T-Rex kostümüyle tanınıyor. Müzik yapımcısı ve DJ, renkler ve kişiselleştirme imkanları konusuna odaklandı. Sonuç: “American Dream Bölüm II”ye eşlik eden zengin, renkli ve konfetili bir klip. Trouble isimli yeni albümde bulunan soundtrackin ismi “dünyanın en ateşli kaydı”. 26 yaşındaki İngiliz sanatçı söyle açıklıyor: “ben her zaman, renkleri birbirine çok benzeyen 15 otomobil modelinden birini kullanmayı korkunç şekilde ruhsuz bulurdum ama ADAM oldukça farklı”.

Simone Bertuzzi (28) ve Simone Trabucchi (27)’nin Invernomuto grubu ADAM’ın erkeksi ve kaslı tasarımından etkilendi. “ADAM’ın kaslı bir otomobil olmadığı açık. Diğer yanda, biz, onun zarif konturlarını yansıtmak istedik” diyorlar. Videoları tipik bir süper kahraman gösteriyor: dar bir kıyafet içinde büyük kaslar ve özenli bir maske. Tüm geceyi araba yarışında geçirmiş ve gücünü göstermiş halde. Bu, sıklıkla absürd ve espri anlayışı olan gizemli işlerle isim yapan Invernomuto için alışılmış bir iş.

Yeni ADAM’ın dünya prömiyeri 29 Eylül- 14 Ekim 2012’de Paris Motor Show’da yapılacak. Şık, şehirli otomobillerin ilki, showroomlara 2013 ilk çeyrekte gelecek.

Oruçluyken Açık Renkli Kıyafetler Giyin

Kan şekerinizin düşmesi halsizlik yapabilir
 
Temmuz-Ağustos sıcakları ile uzun günlerin birleşimi, oruç tutacak olan kişilerin Ramazan boyunca daha dikkatli olmasını gerektirir. Çünkü uzun süren açlık ile kandaki trigliseridler artar ve kan şekeri düşer. Dikkat azalır, kan basıncı düşer ya da yükselir, atletik performans azalır, halsizlik sebebi ile iş verimi azalır. Bu etkenler ile uzun süren açlık süreçleri sonucunda sağlıklı bir kişinin bile sağlığı bozulabilir.

Yapılan en büyük hata boş mideye yüklenmek

 
Ramazan ruhunu yaşatmak için sahur, normal kahvaltıdan; iftar ise akşam yemeğinden daha zengin hazırlanır. Bu nedenle de beslenme alışkanlıklarında büyük değişiklikler olur. Oysaki; Ramazan ayında da amaç, yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayabilmek olmalıdır. İftar sofrasında gün boyu süren açlığın etkisiyle boş mideye birden yüklenmek oldukça sakıncalıdır.

Sahurdan sonra yatarken başınız yüksekte olsun

 
Sahurdan sonra genelde birçok insan uykuya yattığı için hafif gıdalar tüketilmelidir. Tuzlu ve yağlı yiyeceklerden sakınılmalı; lifli gıdalar ve sıvı alımına özen gösterilmelidir. Sahur sonrası yatıldığında mutlaka baş yüksekte olmalıdır. Bu durum özellikle reflü rahatsızlığı olan kişilerin dikkat etmesi gereken bir durumdur. Mümkünse başta reflü hastalığı gibi sorunları olan kişiler sahur sonrası yatmamalıdırlar.

İftardan hemen sonra uyumayın

 
İftarda önce hafif bir çorba ile oruç açılmalıdır. Daha sonra namaz kılınacaksa kılınıp sonrasında iftar yemeğine devam edilmelidir. İftar yapıldıktan sonra tokluğun hissiyle oluşabilecek uyku en az yemekten 2 saat sonra olmalıdır. Oruç tutarken acıkmamak için tamamen hareketsiz kalmak da doğru değildir. Hafif egzersizler ya da ayaklara yürüme egzersizi yaptırılarak kan dolaşımını kolaylaştırabilmek doğru olacaktır.

Taşı olan iftardan sahura bol su içmeli

 
Taş hastalığına yatkın olan kişilerde, böbrek taşı oluşma riskinin artması gibi sağlık problemleri oruç tuttuğu dönemlerde olabilmektedir. Bu nedenle taş hastalığına yatkın olan kişilerin, iftardan sahura kadar bol sıvı alımına dikkat etmesi gerekmektedir.

İlaç saatlerinizi isteğinize göre değiştirmeyin

 
Genelde sık ve az yemek yemeği gerektiren ya da düzenli ilaç kullanımın  söz konusu olduğu bazı durumlarda oruç tutmak sakıncalıdır. Örneğin; hipertansiyon, diyabet, kalp, karaciğer ve böbrek hastalığı olanların ya da epilepsi, migren, mide, duodenum ülseri, kanser gibi kronik hastalığı olanlar gibi. Eğer oruç tutmakta ısrarcı iseniz doktorunuzun kontrolünde onun onayı ile gerçekleştirin. Gün içerisinde ilaç kullanım saatlerinde kendi isteğinize bağlı olarak değişiklikler yapmayınız.

Kan şekeri düşmesini engellemek için…

 
Oruç tutulan günlerde kişilerde gün içerisinde “uyuma isteği” oluşması da doğaldır. Açlığın hissiyle kan şekeri düştüğünden kişide uyuklama halleri yaşanabilmektedir. Kan şekerinin düşmesi ile kişide halsizlik, hatta sinirlilik görülebilir. Kan şekerinin düşmesini engelleyebilmek için sahurda lifli gıdalara yer verilmesi bir önlem olabilir. Kan şekerinin düşmesinin engellenmesi ile gün içerisinde uyuklama hallerinin de önüne geçilmiş olunacaktır. Sahur ve iftarda tükettiği ağır, yağlı, acılı ve baharatlı yemekler de uykuyu kaçırabileceğinden dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Mümkünse kısa sürelerle vücudunuzu ve zihninizi kısa öğle uykusuyla dinlendirmek gerekir.

Uyku kalitesi Ramazan sonrası normale dönecektir

 
Ramazan’da sahura kalkmak başta çalışanlar açısından uyku sürelerinin kısalmasına ve uyku düzeninin değişmesine sebep olacaktır. Uyku düzeninin değişmesi kişilerde, bazı hormonların ritminin (CTH ve Melatonin gibi) bozulmasına sebep olur. Uyku problemlerinin oluşması ve uyku problemlerinin etkisiyle günlük yaşantılarında uyum konularında sorun yaşamaları kaçınılmaz olmaktadır. Oruç tutan kişiler 24 saat içindeki toplam uyku sürelerini Ramazan öncesinde olduğu gibi tutmaya çalışması uyku sürelerini dengelemek için alınabilecek bir önlemdir. Ancak uyku açısından yaşanan bu tür problemler kalıcı bir bozukluk oluşturmadığından; uyku kalitesi oruç bittikten bir süre sonra normale döner.

Önleminizi alın sıkıntı yaşamayın

 
Oruçlu iken zaten sıvı alımı yapılamayacağı için sıcak ortamlarda bulunmak, terlemeyi artırarak vücutta var olan suyun da kaybedilmesine ve  buna bağlı olarak susuzluk hissedilmesine sebep olacaktır. Bunun sonucu olarak kanın akışkanlığı azalıp  risk grubunda olanlarda damar tıkanıklığı yaşanabilmektedir. Aşırı güneşli ve sıcak havalarda sağlıklı kişilerin bile mümkün olduğunca dışarı çıkmaması gerekir. Ancak açık havada çalışmak zorunda kalanlar olacağından. Bu kişilerin açık renkli, bol, pamuklu giysiler giymesi, geniş kenarlı şapka kullanması, baş ve yüzlerini sık sık soğuk suyla yıkaması ve imkânı olanların gün içinde duşa girmesi alabilecekleri birkaç önlem olabilir.

Eker Ramazan Tatlıları Sadece 1 TL

Eker ile Ramazan’da da tatlı yiyip tatlı konuşacağız
 
Tatlı severlere damak zevkinden ödün vermeden sağlıklı bir lezzet sunan Eker, Sütlaç, Keşkül, Sakızlı Muhallebi ve Ramazan için sınırlı sayıda üretilen Gül Sulu Su Muhallebisi’ni Ramazan ayına özel sadece 1 TL’den satışa çıkarıyor. 
Sağlığı ve hafifliği bir arada sunan Eker sütlü tatlılar, 150 gramlık kaşıklı pratik ambalajlarla raflarda.
 

Kalp Sağlığınız İçin Yumurtayı Doğru Tüketin

Prof. Dr. Nevrez Koylan, kolesterolü asıl yükseltenin gıdaların içindeki doymuş ve trans yağlar ile gıdanın şeker- nişasta içeriği olduğunu belirtiyor.
 
Yumurta sarısının yüksek miktarda (yumurta başına ortalama 212 mg) kolesterol içerdiğini belirten Prof. Dr. Koylan, ancak bu kolesterolün, kan kolesterolünü son derece sınırlı ölçüde etkilediğinin altını çiziyor: “Yumurtada kolesterol dışında yüksek miktarda protein (yumurta başına 6 gr) ve hepsi de kalp hastalığından koruyucu nitelikte olan B2, B12 ve D vitaminleri ile folik asit ve daha başka pek çok mikrobesleyici de bulunuyor. Söz konusu mikrobesleyicilerin arasında hafızayı koruyucu etki eden kolin ile görme kaybını engelleyici etki gösteren lutein ve sıralanabilir.”
 
Bir çok gıdada zaten yumurta bulunuyor
 
İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, sağlıklı bireylerin günde bir yumurta tüketmesinde sakıncası olmadığını ifade ediyor. Şeker hastaları için ise günde bir yumurtanın çok hafif de olsa riski artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Koylan, “diyabeti olanların veya kalp krizi geçirmiş olanların daha çok yumurta beyazı yemelerini, yumurta sarısını ise haftada üç defadan daha fazla tüketmemelerini öneriyor.
 
 “Ancak yumurtanın zararı olmaması, sucuklu yumurtanın veya üç yumurtalı omletlerin faydalı olduğu sonucunu çıkarmaz” diyen Prof. Dr. Nevrez Koylan, yumurtanın ayrıca kek, pasta ve daha pek çok gıda da kullanıldığını hatırlatarak, tüketimin ona göre ayarlanması gerektiğini vurguluyor.
 
Haşlamayı tercih edin
 
Yumurtanın pişirilme şekline de özellikle dikkat çeken Prof. Dr. Nevrez Koylan, yumurtanın yağda pişirilmemesini, haşlama ya da suda pişirmenin tercih edilmesi gerektiğinin altını çizerek şöyle devam ediyor: “Sonuçta yumurta da dikkatli tüketildiği takdirde yararlı bir gıda maddesidir. Tüm gıdalarda söz konusu olduğu şekilde bilinçli ve ölçülü tüketimi en iyisidir.”

Ramazan’da Yediklerinize Dikkat Edin

Hazmı kolaylaştırın
 
İftardan ortalama 2 saat sonra hafif bir yürüyüş, yapabilenler için hafif bir egzersiz programı uygulanabilir. Bunun yanı sıra hazmı kolaylaştırmak için meyve ve yeşil çay tüketebiliriz.
 
Sahurda enerji depolayın !!!
 
Gün boyu sizi ayakta tutacak olan enerjiyi sahurda tükettiğiniz besinlerden alacaksınız. Bunun için hem sizi tok tutacak hem de size enerji sağlayacak besinler tüketmelisiniz. Peynirli omlet, tam tahıllı ekmek, fındık, badem, ceviz, yulaf, meyve veya meyveli yoğurt, esmer pirinç, esmer makarna gibi besinler sahur için en ideal besinler olacaktır.
 
HERKESE HAYIRLI RAMAZANLAR DİLERİM…

Can Bahattin
Active Fitness Club

Tivibu Özel İçeriklerle Ayrıcalıklı Bir Ramazan Yaşatacak

TTNET’in yeni dönem TV platformu Tivibu, on bir ayın sultanı Ramazan ayını zengin ve renkli bir içerikle karşılıyor. Tivibu, 20 Temmuz'dan 18 Ağustos'a kadar sürecek olan Ramazan ayı boyunca “Yemek Tarifleri”, “Kuran ve Hadis”, “Gönül Dünyamız” ve “Çocuklar İçin” başlıkları altında yapacağı yayınlarla, izleyicilere ayrıcalıklı bir Ramazan ayı yaşatacak. Tivibu, “Ramazan Özel” içeriklerini 4 ekrandan yayınlayacak. Tivibu üyeleri; “Tivibu Ev”, “Tivibu Web” ve “Tivibu Cep” üzerinden içerikleri izleyebilecekler.
 
Tivibu’nun “Ramazan Özel” klasörünü “Seç İzle” servisinin altında yer alacak. “Yemek Tarifleri”, ‘Damak Tadı’ ve ‘Hızlı ama Lezzetli’ adlı bölümleriyle iftarda ne yapacağına karar veremeyenlerin yardımına yetişirken, "Kuran ve Hadis" ile "Gönül Dünyası" başlıkları altında Ramazan'a özel bilgiler verilecek, sohbetler yapılacak. "Çocuklar İçin" başlığı altında ise animasyon filmler minik izleyicilerle buluşacak. 
 
Tivibu’da “Ramazan Özel” klasörünün yer aldığı “Seç İzle” servisiyle birlikte “Tekrar İzle    “ servisi ve “Durdur İzle”, “Geri Al İzle” gibi gelişmiş özellikler bulunuyor. Tivibu, IPTV teknolojisiyle evlerimize gelen “Tivibu Ev” hizmetinin yanı sıra bilgisayar üzerinden izlenebilen “Tivibu Web” ve akıllı telefonlar ile tablet bilgisayarlardan yayın yapan “Tivibu Cep” hizmetlerini veriyor.

www.tivibu.com.tr

TTNET Hakkında

2006 yılında tüm Türkiye’yi internete bağlamak ve dünyayla tanıştırmak amacıyla kurulan TTNET, bugün kurumsal ve bireysel hizmetleriyle sektörde öncü rol oynayan,  müşterilerine bugünün ve geleceğin iletişim teknolojilerini sunan, iletişim ve eğlence şirketidir. İletişim teknolojilerinin üç temel bileşeni olan internet, televizyon ve telefonu birlikte sunan TTNET eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik ve işletmelere özel ürünleriyle Türkiye’nin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Şirketin ürün portföyünde başta ADSL/VDSL 2-hızlı internet erişimi,  fiber internet erişimi, WiFi kablosuz internet erişimi ve iPass işbirliği ile TTNET WiFi yurtdışı erişim hizmeti, G.SHDSL, Metro Ethernet, ATM ve Frame Relay internet erişim hizmetleri bulunmaktadır. TTNET; Avea işbirliği ile TTNET Mobil markası altında GSM ve 3G dahil tüm cep telefonu hizmetleri, TTNET Alo markası ile de bireysel müşterileri için sabit telefon erişimi sunmaktadır. TTNET ayrıca; sinema ve televizyonu taşınabilir hale getiren Tivibu Web ve ev ortamında TV ekranından ulaşılabilen IPTV hizmeti Tivibu Ev'i de  Türkiye’de uygulamaya başlayarak bir ilke imza atmıştır.

 
İnternet erişim hizmetlerinin yanı sıra TTNET’in katma değerli servisleri arasında milyonlarca şarkıyı ücretsiz dinleme imkanı sunan TTNET Müzik ve dijital oyun platformu Playstore bulunmaktadır. TTNET Güvenlik kapsamında güvenli internet için birçok ürün ve servisi kullanıcılarına sunmaktadır. TTNET İşyerim Paketleri ile de işletmelerin ihtiyaçlarına özel ürün ve servisler geliştirmektedir.
 
Tek faturada; internet, TV, sabit ve mobil ses hizmetlerini müşterilerine sunan TTNET, Türkiye’de bir “ilk”i daha gerçekleştirerek “dörtlü servis” dönemini başlatan ilk iletişim ve eğlence şirketi olma kimliği kazanmıştır.  www.ttnet.com.tr

Başbakan Erdoğan Mimar Sinan Camii’nin Açılışını Yaptı

Ataşehir Bulvarı’nda Doğal Gaz Borusu Patladı

Ataşehir’de İftardan Sonra Açık Hava Sineması

Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında hazırlanan bir diğer etkinlikte ise okulların bahçelerine açık hava sinemaları kurulacak. Ataşehirliler, iftar saati sonrası okulların bahçelerinde; Berlin Kaplanı, Selvi Boylum Al Yazmalım, Dedemin İnsanları ve Sen Kimsin isimli sinema filmlerini izleyecekler.
 

Sinema Günlerinin Programı
 
 
26 Temmuz

Perşembe
 
Akşemsettin İ.Ö.O Mevlana Mah.

Berlin Kaplanı

27 Temmuz

Cuma
 
Mehmet Fidan İ.Ö.O İnönü Mah.

Berlin Kaplanı

28 Temmuz

Cumartesi
 
Mustafa Zeki Öncel- Ferhatpaşa Mah.

Berlin Kaplanı

29 Temmuz

Pazar
 
Sare Selahattin İ.Ö.O Yeni Sahra-Barbaros

Berlin Kaplanı

02 Ağustos

Perşembe
 
Akşemsettin İ.Ö.O Mevlana Mah.

Selvi Boylum
 Al Yazmalım

03 Ağustos

Cuma
 
Mehmet Fidan İ.Ö.O İnönü Mah.

Selvi Boylum
 Al Yazmalım

04 Ağustos

Cumartesi
 
Mustafa Zeki Öncel- Ferhatpaşa Mah.

Selvi Boylum
 Al Yazmalım

05 Ağustos

Pazar
 
Fetih İmkb – Fetih Mah.

Selvi Boylum
 Al Yazmalım

09 Ağustos

Perşembe
 
Akşemsettin İ.Ö.O Mevlana Mah.

Dedemin İnsanları

10 Ağustos

Cuma
 
Mehmet Fidan İ.Ö.O İnönü Mah.

Dedemin İnsanları

11 Ağustos

Cumartesi
 
Mustafa Zeki Öncel- Ferhatpaşa Mah.

Dedemin İnsanları

12 Ağustos

Pazar
 
İhsan Kurşunoğlu- Örnek Mah.

Dedemin İnsanları

16 Ağustos

Perşembe
 
Akşemsettin İ.Ö.O Mevlana Mah.

Sen Kimsin

17 Ağustos

Cuma
 
Mehmet Fidan İ.Ö.O İnönü Mah.

Sen Kimsin

18 Ağustos

Cumartesi
 
Mustafa Zeki Öncel- Ferhatpaşa Mah.

Sen Kimsin

19 Ağustos

Pazar

 
(Bayramın 1.Günü )
 
Mustafa Kemal Anadolu Lisesi – Mustafa Kemal

Sen Kimsin
 

Ataşehir’deki Ramazan Davulcuları Denetim Altında

Ayrıca çıkardıkları sesin rahatsızlık yaratması sebebiyle bu sene plastik malzemeden yapılan davullara izin verilmezken, bütün davulculara deri davul kullanma zorunluluğu getirildi.
 
Vatandaşlardan istek dışı para toplanmasının önlenmesi ve diğer şikayetler için davulcular gece denetim ekipleri tarafından kontrol edilecek. Vatandaşlar, izinsiz davulcu olduklarından şüphe ettiği kişileri veya konuya ilişkin tüm şikayetlerini Ataşehir Belediyesi’nin 0216 570 50 00 numaralı santral hattına bildirebilecek. Vatandaşların memnuniyet ve şikayetleri göz önüne alınarak gelecek yıllar için önlemler alınacak.  
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Türk Halkı; Hayatı Diğer Ülkelerden Daha Riskli Görüyor, Tedbir Almıyor

Araştırma için ABD, İrlanda, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya, Singapur, Çin, Hindistan, Rusya ve Türkiye’de toplam 13 bin kişi ile görüşüldü. Türkiye’de 7 bölgede 18 yaş üstü ABC1 sosyoekonomik gruptan bin kişi araştırmaya katıldı. Araştırmanın sonuçları, AvivaSA Emeklilik ve Hayat CEO’su Meral Eredenk tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

AvivaSA CEO’su Eredenk, bireysel emeklilik sektöründe “tasarruf” kavramını sahiplenen ilk şirket olduklarına dikkat çekerek “2008 krizi sırasında Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin cari açık olduğunu herkesten önce tespit ettik ve tasarruf oranlarının artırılması gerektiğini savunduk. O günden bu yana yaptığımız tüm çalışmalarda, tasarruf bilincinin artırılması için farkındalık uyandırmaya çalışıyoruz. Tasarruf konusu bugün Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri oldu” dedi. Eredenk, araştırmanın dikkat çeken başlıklarını şöyle sıraladı:

Türk tüketicilerinin yarısı herhangi bir finansal ürün sahibi değil

 
•    Türk tüketicilerin %49’u herhangi bir finansal hizmet ürününe sahip değil, bu oran globalde %22. Yüzde 49’luk dilime girenler, önümüzdeki bir yılda da herhangi bir finansal ürüne sahip olmayı planlamıyor.
•    Türk tüketicilerinin finansal yatırım planlarında altın, gayrimenkul ve döviz gibi enstrümanları barındıran “diğer yatırım” seçeneğini tercih edenler %38’le belirgin bir ağırlığa sahip.
 
Türkler malını canından daha çok sigortalıyor
•    Kasko, ev sigortası, hayat ve özel sağlık sigortası sahipliği diğer ülkelerde Türk tüketicilere kıyasla önemli ölçüde daha yaygın. Türk tüketicilerinin %37’si herhangi bir koruma ürününe sahip değil, bu oran diğer ülkelerin iki katı.
•    Türk tüketicilerinin kasko sahipliği %43, konut sigortası sahipliği %27 iken, hayat sigortası sahipliği ise sadece %20’de kalıyor. Bu rakam, globaldeki %39’luk paya göre de oldukça düşük bir seviyede.
•    Türk tüketicisinin %60’ı önümüzdeki bir yıllık süreçte, bir sigorta ürününe sahip olmayı da düşünmüyor.

Finansal tavsiyelerde aileye güveniyoruz

 
•    Finansal hizmetlerle ilgili bilgi kaynağı olarak Türk tüketiciler en çok ailesine güveniyor (%31). Aileyi %16 ile arkadaşlar, %13 ile mali müşavirler takip ediyor.
•    Türk kadınları finansal hizmetler konusunda eşlerine, erkeklerin eşlerine duyduğundan daha çok güven duyuyor.
•    Finansal tavsiye konusu ülkelere göre incelendiğinde ise Türkiye’nin 12 ülke arasında “Önce aileme danışırım” diyen ilk üç ülke arasında yer aldığı görülüyor. Türkiye bu karşılaştırmada Hindistan ve Çin’den sonra 3’üncü sırada geliyor.

Hayat artık daha riskli

 
•    Hem Türkiye’de hem de yurt dışında yaşayanlar hayatın eskiye göre daha riskli olduğunu düşünüyor. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %76’sı, diğer ülke katılımcılarının da %70’i, genel olarak hayatı eskiye göre daha riskli buluyor.

Türk tüketicileri ülke ekonomisi hakkında daha iyimser

 
•    Önümüzdeki 12 ayda ülke ekonomisinin gidişatı hakkında diğer ülkeler, %40 oranında “kötüye gidecek” derken; Türkiye’de bu oran %37. “İyiye gidecek” diyenlerin oranı ise diğer ülkelerde %21 iken Türkiye’de %24. Önümüzdeki bir yılda kendi ailesinin maddi koşullarında olumlu gelişme bekleyenlerin oranı da Türkiye’de diğer ülkelere göre daha yüksek.

Türklerde finansal farkındalık başladı

 
•    Finansal konuları en çok yaşayan ve sorgulayanların Türkler olduğu görülüyor.
•    12 ülke arasında Türkiye ve ABD’nin yatırım seviyesini artırmada en isteksiz ülkeler olması dikkat çekiyor.

Türk tüketicileri finansal planlamada yardıma ihtiyacı olmadığını düşünüyor

 
•    Finansal planlamada yardım ihtiyacı ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor:
•    “Finansal planlama artık o kadar karmaşık hale geldi ki kendi başıma içinden çıkamıyorum” diyenlerin oranı Hindistan’da %49 iken, Türk halkı yardıma ihtiyacı olmadığını düşünüyor ve %17 ile son sıralarda yer alıyor.

Türk halkı, gençlerin geleceğinden umutlu

 
•    Türk halkının %54’ü gençlerin anne-babalarından daha iyi bir yaşama sahip olacağına inanıyor.

Yeni dünyanın formülü: BRIC > G8

 
•    Bugünün gençlerinin geleceği konusunda gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlar arasında önemli bir beklenti farkı var.
•    Aralarında Türkiye’nin de olduğu gelişmekte olan ülkelerde “gençlerin yaşamı daha iyi olacak” denirken,
•    Aralarında ABD, İtalya, Fransa ve İngiltere’nin de olduğu gelişmiş ülkelerde ise gençlerin yaşamının daha kötü olacağı düşünülüyor.

Türk tüketicileri tasarruf ve yatırımlarında “az getirsin, ama ahlaki olsun” diyor

 
•    Türk tüketiciler için tasarruf ve yatırımlarında “kazanç oranının garantili olması” %40’lık oranla en önemli kriter. Bu kriteri, “kazanç az olsun, ama ahlaki yollardan olsun” diyen %21’lik bir bölüm takip ediyor.
•    Kazancın ahlaki olması konusunda Türk tüketicileri ile diğer ülke tüketicileri arasında büyük bir fark olduğu görülüyor.

Türk tüketicileri globale göre hükümete daha fazla güveniyor

 
•    Türk tüketicilerinin %35’i hükümetin dürüstlüğüne ve hakkaniyetine güvendiklerini ifade ediyor. Bu oran diğer ülkelerde %25.

Türk tüketicileri emekliliği konusunda endişeli

 
•    Türk tüketicilerinin %70’i “Emekli olduğumda yeterli bir yaşam standardını idame ettirecek kadar paramın olmayacağından endişeliyim” diyor.
•  Türk tüketicilerinin %65’i, diğer ülke katılımcılarının %62’si ise emekliliğini finanse etmek için normal emeklilik tarihinden sonra da çalışması gerektiğini düşünüyor.
•    Burada Türk tüketicilerinin yine %65’lik oranla finansal sorunlarını bir başkasından yardım almak yerine kendilerinin çözme eğiliminde olduğu görülüyor.
•    Türk tüketicilerinin %52’si yasal zorunluluk olmadıkça emekliliği için tasarruf yapmayı düşünmüyor.

Eredenk: Finansal okuryazarlık artırılmalı

Araştırma sonuçlarını yorumlayan AvivaSA CEO’su Meral Eredenk, “Bu tablo bize global krizin özellikle Avrupa ülkelerini ne kadar derinden etkilediğini gösteriyor. Türk halkının ülke ekonomisi ve hane halkının ekonomik geleceği hakkında çizdiği iyimser tablo, hükümete güven ile birleştiğinde de önümüzdeki dönemde Türkiye’nin yatırım ve tasarruf oranlarının artırılması için taşıdığı büyük potansiyele işaret ediyor. Bu potansiyeli harekete geçirebilir ve ‘Emekliliğimde yeterli paramın olması için çalışmam gerekecek; bu konuda endişe duyuyorum’ diyenleri Bireysel Emeklilik Sistemi’ne yönlendirmeyi başarabilirsek, ülkemizin ve bireylerin tasarruf oranlarının artırılmasını sağlayabileceğiz. Bunun için öncelikle ülkemizde finansal okuryazarlığın artırılması gerekiyor” dedi.

AvivaSA Çılgın Tasarruf Fikirlerini Bekliyor

Türk halkını tasarruf konusunda düşündürtmek için sosyal medya üzerinden çılgın tasarruf fikirleri yarışması başlatan AvivaSA, ilginç fikri olanları da bu yarışmaya davet ediyor. 31 Ağustos 2012 tarihine kadar AvivaSA’nın Facebook adresinden (www.facebook.com/AvivaSA) başvurulacak yarışmada, en çok oyu alan tasarruf fikri sahipleri iPhone 4S, yeni iPad ve iPod Touch 4 ile ödüllendiriliyor.

Ramazan’da Sağlıklı Beslenin Kilo Almayın

Kol bacak ve karın yağları artabilir
 
Ramazan ayında uyku ve beslenme düzenindeki değişikliklerden dolayı metabolizmanın çalışması hızı da değişir. Özellikle uzun süren açlıkla beraber yavaşlaması söz konusu olur. Hareketsiz yaşam, gün içinde daha az enerji harcanması ve iftarda alınan yüksek kaloriden dolayı yavaşlayan metabolizma ile kilo alımı kolaylaşır. Alınan günlük toplam enerjilerin yağdan gelen kısmı büyük oranda artmaktadır. Bu sebeple kol, bacak ve karın bölgesindeki yağ yüzdeleri artar, kas alanları azalır.

Az su içmek kabızlığa neden olur

 
Oruç tutarken yetersiz sıvı alımı genellikle kabızlık riskini artırır. Sancılı karın ağrıları ve şişkinlik yaşayan bireyler daha gergin bir gün geçirirler. Bu sebeple iftar saatinden sahur bitimine kadar en az 12- 14 bardak sıvı alınması şarttır.

Yağlı yemekler kolesterolü etkiler

 
Ramazan süresince yağlı ve ağır yemekleri tercih eden kişilerin kan kolesterol düzeylerinde istenmeyen artışlar yaşanabilir. LDL yani kötü huylu kolesteroldeki bu artışlar toplam kolesterolü yükseltebilirken; günlük egzersizlerdeki azalma HDL (iyi huylu kolesterol) seviyelerini düşürebilir.

Altın öğün sahura kalkmayan gün içinde bitkin düşer

 
Sağlıklı beslenmede sabah kahvaltısı nasıl ki altın değerinde bir öğünse, Ramazan ayında da sahur günün ilk öğünüdür. Gece yatmadan önce yemek veya gece kalkıp sadece su içip yatmak sakıncalıdır. Çünkü bu durum yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18-20 saate çıkarmakta; bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine neden olmaktadır. Açlık süresinin uzun olması ve gece öğünü tüketilmemesi sebebi ile günlük enerji ihtiyacı yeterli karbonhidrat alınmadığı için depolardan kullanılır. Bu durumda kas yıkımı olur, metabolizma yavaşlar. Bu şekilde oruç tutan kişiler gün içinde çabuk yorulur ve bitkin bir gün geçirirler.

Sahurda kahvaltı yapın

 
Kilo alımını engellemek, gün içinde acıkmamak ve günü daha rahat geçirebilmek amacı ile sahurda doğru tercihler yapılmalıdır. Doygunluk içeriği yüksek besinler, lifli gıdalar ve protein içeriği yüksek gıdalar tercih edilebilir. Sahurda yapılacak en güzel öğün kahvaltıdır. Kaliteli bir protein içeriğine sahip yumurtanın tok tutma özelliği vardır. Kolesterolü yüksek ya da sınırda olmayanlar yumurtayı haftada 2-3 kez tüketebilir. Yumurta, peynir, yağlı tohumlardan ceviz, ekmek, bol yeşillik ile çeşitlilik artırılabilir. Kahvaltılık gevrekler, müsli ve yulaf ezmesi de sütle beraber tüketilerek daha pratik ve doyurucu bir tercih olabilir. Ev yapımı peynirli gözleme veya börek de yanında bir bardak ayran ya da bir çay ile sahurda tüketilebilir. Burada önemli olan sıklığını ve miktarını doğru planlamak gerekir.

Ramazan’da formda kalmak için öneriler

•Küçük bir başlangıçla iftarınızı açın. Zeytin, hurma, kuru meyve, ceviz, badem veya küçük bir parça cevizli sucuk tercih edilebilir.  Yanında bol su içmeyi ihmal etmeyin.

 
•Ilık bir çorba iftar sofralarının vazgeçilmezi olarak tüketilmelidir. Yarım ya da 1 kase yavaş bir şekilde içilebilir.
 
•15- 20 dakika sonrasında ana yemeğe geçin. Etli veya etsiz sebze yemeği, kurubaklagiller veya kızartma dışında pişirilme yöntemi uygulanarak hazırlanan et yemekleri yapabilirsiniz.
 
•Pilav ya da makarna haftada 2-3 kez tüketilebilir. Kepekli pirinç, makarna ve bulgur pilavı tercih etmek en sağlıklısıdır.
 
•Yemeğin yanında mutlaka 1 veya 2 dilim ekmek alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki; en doğru karbonhidrat kaynağı tahıllı ekmeklerdir. Sizi daha uzun süre tok tutar.
 
•Yemeklerin yanına her akşam zeytinyağı ile hazırlanmış bir salata yapılmalıdır. Salata yemenin zamanı yoktur, yemeğin ilk anlarından itibaren tüketilmelidir. Çiğ sebze, bol lif içerir ve tokluk sağlar.
 
•Yoğun egzersizlerden kaçının. Metabolizmayı hızlandırmak için iftar sonrasında orta tempolu yürüyüşler yapılmalıdır.
 
•Ramazan’da ara öğünler yemekten sonra mutlaka yapılmalıdır. 2,5 -3 saat sonrasında meyve ya da sütlü meyveli tatlılar ara öğün olarak tercih edilebilir. Tatlının ve hamur işi besinlerin sıklığı konusunda dikkatli olunmalıdır.

Ramazan’a Girerken İstanbul’un 100 Camisini Keşfedin

Özellikle Osmanlı döneminde inşa edilen camilerin ilginç hikâyelerinin de yer aldığı kitapta, İmparatorluk döneminde İstanbul’un her semtinin merkezine inşa edilen, dış estetiği kadar içindeki işlemeleri, halıları ve dayanıklılıkları ile şehrin sembolü haline gelen camilerin estetik ve teknik özellikleri anlatılıyor. Yapılan camilerin sadece bir ibadethane olmadığı aynı zamanda eğitim, kültür ve sağlık konularında da halkın temel ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde inşa edildiği vurgulanarak külliye sistemine özellikle dikkat çekilmiş. Kent kültürünün oluşmasında ve sosyal hayatın şekillenmesinde birincil rol üstlenen bu sistem, ayrı bir başlık halinde değerlendirilmiş.

Padişah Mahfili de Bulunuyor…

Kitapta yer alan bilgilere göre gelişmiş bir Osmanlı camisinde, namaz kılınan kapalı cami hacmine “sahn, şahın ya da haremsaray”, yanlarda ve giriş duvarında bulunan kimi zaman biraz yüksek tutulan sekilere “sofa”, kıble yönünü gösteren mihrap önündeki yüksekliğe “seki” deniliyor. Kimi camilerdeyse padişahın namaz kılabilmesi için ayrılmış, “hünkâr mahfili” denilen özel bir bölüm bulunuyor. Genellikle ayrı bir girişi olan ve cami zemininden yüksek yapılan bu bölüm, cami içinden görülemeyecek biçimde kafesle ayrılmış.

İşte ilginç hikâyeleri ve muhteşem estetiğiyle o camiler…
 
KENDİ ADIMA CAMİ YAPTIRDIM ADINI ŞEYHE KAPTIRDIM

LALELİ CAMİİ

Yaptırdığı hiçbir camiye adını vermeyen Sultan 3. Mustafa, Laleli Camii'ne adını vermeyi düşünmektedir. Caminin şekillendiği günlerde o civarda yaşayan Laleli Baba'yı da ziyaret eder. Ziyaret esnasında aralarında tatsız bir konuşma geçer. Sultan, bu olaydan birkaç gün sonra rahatsızlanır. Hekimler derdine çare bulamayınca 3. Mustafa'nın aklı başına gelir. “Boşuna uğraşıyoruz, bu derdin ilâcı Laleli Baba'da” der ve yaşlı dervişin huzuruna koşup affını ister. İyileşince de ince bir espriyle, “Kendi adımıza bir cami yaptırdık, onu da şeyhe kaptırdık” der ve camiye onun ismini verir.

Caminin planı kare olup kubbesini altı yarım kubbe çevrelemektedir. Hünkar mahfili sol taraftadır. Birer şerefeli iki minaresi vardır. Sol taraftaki minare, cami inşasından 6 yıl sonra yapılmıştır.Binanın ön tarafı ileriye doğru bir çıkıntı teşkil ederken yanlarda Yeni Cami’de olduğu gibi sütunlu galeriler vardır. Ortada sekiz köşeli planda yükselen orta duvarlar üzerine inşa olunan bir kasnak üstüne tek bir kubbe yerleştirilmiş ve duvar köşelerine birer ağırlık kuleleri yapılmıştır.

 

DENİZ ÜZERİNE KURULAN TEK CAMİİ

KILIÇ ALİ PAŞA CAMİİ

Kaptan-ı Derya tarafından 1580 yılında Mimar Sinan'a yaptırılan Kılıç Ali Paşa Camii denizin üzerine inşa edilmiş. Kılıç Ali Paşa, devrin padişahı 3. Murat'tan cami yaptırmak için yer ister. Padişah ise, “Sen deryaların serdarısın, gücün yetiyorsa derya üzerine bir cami yap” der. Bu duruma çok üzülen Kılıç Ali Paşa, Mimar Sinan'ı kendine mimar olarak tutar ve Tophane Rıhtımı'nın kenarına taş, toprak, moloz taşımaya başlar ve camiinin yapımına başlanır.

Kılıç Ali Paşa Camii tophane Meydanı’nda, cami, medrese, türbe, sebil ve hamamdan oluşan küçük bir külliye içindedir. Uluç Ali Reis olarak da bilinen Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa tarafından 1581 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Bu yapı, Mimar Sinan’ın yaşlılık dönemindeki son eserlerindendir.

 

AKILLARA ZİYAN BİR HESAPLAMA VE MUHTEŞEM BİR AŞK

MİHRİMAH SULTAN CAMİİ

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da Güneş ve Ay anlamına gelir. Mihrimah Sultan ile evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır. Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

Mimar Sinan evlidir  ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.

Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir.

Mimar Sinan ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimsenin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapar Mihrimah Sultan’a.

Mimar Sinan’ın hesaplamalarına göre, senede bir defa yani 21 mart’ta, güneş Edirnekapı'daki caminin tek minaresinin arkasından batarken, aynı anda Üsküdar'daki caminin iki minaresi arasından dolunay doğar.Gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart,aynı zamanda Mihrimah Sultan’nın doğum günüdür!

Mimar Sinan’ın erken dönem eserlerinden olan külliye; bir cami, medrese, türbe, sıbyan mektebi, han ve imarethane ile tabhaneden oluşmaktaydı. Bunların ancak bir kısmı günümüze gelebilmiştir.

 

ÜZERİNDE KUŞ UÇAMAYAN BİR CAMİ

ŞEMSİ PAŞA CAMİİ

Gerçek ismi Şemsi Paşa Camii olan ve Üsküdar sahilde bulunan camiinin ismine dair ilginç rivayetler aktarılıyor. Söylenenlere göre, camiye Kuşkonmaz denmesinin bir başka nedeni de Şemsi Paşa'nın kişiliğiyle ilgili. Fazlasıyla titiz bir kişi olan Şemsi Paşa, Sokullu Mehmet Paşa ile rekabet halindeymiş. Zaman zaman şakayla karışık atışırlarmış. Şemsi Paşa bir gün Sokullu'ya, “Sokullu, camiini kuşlar pislemiş” diye takılınca, “Gökyüzüne açık olan her yer kuşların pislemesine müsaittir” cevabını almış. Paşa, cami yaptırmaya karar verince Sokullu'nun sözü aklına gelmiş. Mimar Sinan'a giderek, “Bana öyle bir yerde cami yap ki üzerine kuşlar pislemesin” demiş. Sinan, bütün camilerinde yaptığı gibi iyi bir araştırmadan sonra kuzey- güney rüzgârlarının kesiştiği bu noktayı bulmuş. Dalgaların kıyıya çarpmasıyla meydana gelen titreşimleri incelemiş ve camiyi burada yapmaya karar vermiş.

Mimar Sinan’ın en küçük eseri

Şemsi Ahmed Paşa tarafından yaptırılan bu eser, Mimar Sinan’ın inşa ettiği en küçük külliyedir. İki kapısı olan cami avlusunun biri kapısı deniz tarafına, diğeri ise park yönüne açılmaktadır. Kesme taştan harpuştalı olarak yapılan bu kapıların üzerinde kitabe yoktur. Avlu duvarlarında, klasik demir parmaklıklı pencereler bulunmaktadır. Camiye park tarafındaki kapıdan girildiğinde, sağ tarafta küçük bir hazire, sol tarafta ise aptes mahalli görülür. Avlunun kuzey ve doğu tarafı‘L’ şeklindeki medreseler tarafından çevrilmiştir.

 

SON OSMANLI ŞAHESERİ

SULTANAHMET CAMİİ

Sultanahmed Camii, 1609-1616 yılları arasında Sultan I. Ahmed tarafından Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa’ya inşa ettirilmiştir. İnşa edildiği dönemde cami uzunca bir süre cuma günleri Topkapı Sarayı ahalisinin  ibadetlerini gerçekleştirdiği mekân olmuş, Ayasofya’nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, bir kez daha İstanbul’un ana camisi konumuna gelmiştir.

ŞÜKRÜN BİR İFADESİ

Zitvatorok barış anlaşması bölgeye ve Osmanlıya bir rahatlama dönemi açıp devletinin prestijini tekrar perçinleyince Sultan 1. Ahmet Allah’ a bir şükür ifadesi olmak üzere İstanbul’da o zamana kadar görülmemiş güzellikte bir mabed yükseltmeyi aklına koyar. Sultanın en büyük amacı, o zamana kadar yapılmış olan camilerin en büyüğünü ve en güzelini yapmak, özellikle de Ayasofya' yı geçerek daha görkemli  bir yapı inşa ederek kulluğunu kanıtlamak olmuştur.

50 FARKLI LALE DESENİNDEN 20 BİN İZNİK ÇİNİSİYLE SÜSLÜ

Sultan Ahmed Camii, külliyesiyle birlikte İstanbul’daki en büyük yapı topluluklarından biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkâr kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bazıları günümüze ulaşmamıştır. Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkat çeken en önemli yanı, 20.000’i aşkın 50 farklı lale deseninden oluşan İznik çinisiyle bezenmesidir. Bu çinilerin süslemelerinde sarı ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, süslemeler yapıyı sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır.

Avluya atıyla giren padişahın kordona çarpmaması için kafasını eğmesini gerekiyordu. Padişahın bile camiye girerken kendisine çekidüzen vermesi Osmanlı ‘nın ibadet alanlarına duyduğu açıkça ortaya koymaktadır.

 

ORİJİNALLİĞİNİ KORUYAN EN ESKİ SELADİN CAMİİ

BAYEZİD CAMİİ

İstanbul’un en büyük meydanı olan Bayezid meydanında Sultan 2.Bayezid tarafından yaptırılan cami İstanbul’un fethinden sonra şehre kurulan ikinci büyük selatin camii özelliğine sahiptir. Şehirdeki ilk selatin camii olan Fatih Camii orijinalliğini kaybettiğinden İstanbul’da orijinalliğini koruyan en eski selatin camii olarak kabul edilir.

Cümle kapısında Şeyh Hamdullah'ın yazdığı kitabeye göre 1501-1506 yılları arasında beş yılda tamamlanmıştır. Evliya Çelebi’nin aktardığında göre caminin açılış günü ilk namazı padişahın kendisi kıldırmıştı.

İstanbul’da 1509’da meydana gelen ve “Küçük Kıyamet” diye anılan depremden zarar gördü. Depremden sonra kısmen onarılan camiinin onarımını daha sonraki yıllarda tamamlayıp güçlendiren Mimar Sinan oldu. Onun, 1573’de caminin içinde bir kemer inşa ederek yapıyı güçlendirdiği bilinmektedir.

 

SÜLEYMANİYE CAMİİ

DEPREMİN YIKAMADIĞI EŞŞİZ BİR YAPI!

Süleymaniye Camii, bir külliye olarak Kanuni Sultan Süleyman adına, 1550-1557 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın “kalfalık eserim” dediği cami, klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biridir. Yapımından günümüze dek İstanbul'da yüzü aşkın deprem gerçekleşmesine karşın, caminin duvarlarında en ufak bir çatlak dahi oluşmamıştır.

HEM SOSYAL HEM  KÜLTÜREL BİR MERKEZ

Süleymaniye Camii, Osmanlı Devleti’nin en görkemli günlerini yaşadığı çağda yapılmıştır. İstanbul panoramasının en önemli öğelerinden olan yapı topluluğu yalnızca bir ibadethane değil, külliyenin bünyesindeki sosyal donatıları ve çevresindeki mahalleyle birlikte günümüzde bile çok önemli sosyal ve kültürel bir merkezdir.

ELMASLARLA SÜSLÜ GÖKYÜZÜ MODELİ

Çevrelediği cami avlusunun ortasında  dikdörtgen şeklinde bir şadırvan bulunmaktadır. Caminin kıble tarafında içinde Kanuni Sultan Süleyman'ın ve eşi Hürrem Sultan'ın bulunduğu bir hazire mevcuttur. Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin kubbesi yıldızlarla donanmış gökyüzü imajını vermesi için, içeriden, metalik plakalar arasına yerleştirilmiş elmaslarla süslenmiştir.

Cami süslemeleri açısından sade bir yapıya sahiptir. Mihrap duvarındaki pencereler vitraylarla süslüdür. Mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde yer alan çini madalyonlarda Fetih Suresi, caminin ana kubbesinin ortasında ise Nur Suresi yazılı bulunmaktadır.

Süleymaniye camiinin 4 minaresi vardır. Bunun nedeni Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefeninde Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işaretidir.

 

DENİZ KIYISINA İNŞA EDİLEN İLK BÜYÜK CAMİ

YENİ CAMİ

Eminönü’nde bulunan ve Mısır Çarşısı’yla birlikte 1597 yılında temeli atılan Yeni Cami, Osmanlı sultanları tarafından yaptırılan büyük camilerin son örneğidir. İnşaata çeşitli nedenlerle ara verildiğinden tam 66 yılda tamamlanan caminin yapımında üç ayrı mimar çalışmıştır.Sultan III. Murad’ın eşi ve III. Mehmed’in annesi olan Safiye Sultan, kendi adına bir cami yaptırmak için saray baş mimarı olan Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Davud Ağa’yı görevlendirilmiştir. İstanbul’da deniz kıyısında yapılan bu ilk büyük caminin temeli, 1597 yılında devrin ileri gelenlerinin bulunduğu bir törenle atılmıştır.

1603 yılında 3. Mehmed’in ölümüyle Valide Safiye Sultan,geleneklere uyularak eski saraya gönderilince,inşaat yarıda kalmış ve 57 yıl kaderine terk edilmiştir.Bu süre içinde yapı tahribata uğramış,bir yangın sonucu da büyük hasar görmüştür.4.Mehmed’in annesi Hatice Turhan Sultan,harabeye dönmüş camiyi görünce inşasının tamamlanması için emir vermiş ve hemen ardından cami üç yıl içinde bitirilerek 1663 yılında törenle ibadete açılmıştır.

TÜRK ÇİNİ SANATININ SON ÖRNEĞİ

Cami ile birlikte eminönündeki mısır çarşısı, sebil ve bir okul da yaptırılmıştır.Yeni Camiin en önemli özelliğini 17. Yüzyıl Türk mimarlığının en güzel örneklerinden biri olan hünkar kasrı ve kasrın içini süsleyen Türk çini sanatının son örneği çiniler oluşturur.Yeni Cami Osmanlı Sultanları tarafından yaptırılan selatin camilerinin son örneği olması nedeniyle de önemli bir yer taşımaktadır.

 

NURBANU SULTAN VALİDE-İ ATİK CAMİİ

Valide camii olarak bilinen caminin tam ismi ise müftülük kayıtlarına göre "Nurbanu Sultan Valide-i Atik Camii" olarak geçmektedir. Cami aslında tek başına yapılmış bir eser olmayıp, medrese, tekke, sıbyan mektebi, kervansaray, hamam, darülkurra ve darüşşifadan oluşan bir külliye içerisinde yer almaktadır.

EKMEK KIRINTISINDAN MUHTEŞEM BİR ŞAHESERE

3. Murad’ın annesi Nurbanu Sultan tarafından 1570'lerde Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.

Bir rivayete göre; Nurbanu Valide Sultan sofradaki ekmek kırıntalarını avucuna toplar ve onları yermiş. Bu durum, gelini Safiye Sultan tarafından yadırganır ve eşi Sultan III. Murat'a şikayet konusu olurmuş. Bir yemek davetinde annesinin bu hareketini gören III. Murat, annesine sert bir dille avucunu açmasını söylemiş. Nurbanu Sultan avucunu açtığında, o ekmek tanecikleri oğluna ve gelinine birer inci gibi görünmüş. Bundan şaşkınlığa uğrayan ve annesine karşı mahcup duruma düşen III. Murat bu eziklikle Mısır Seferi'ne çıkacağı sırada annesinden helallik istemiş, Nurbanu Sultan da hakkını helal etmesi için; kendi adına bir külliye yaptırmasını ve içersinde herşeyin bulunmasını söylemiş. Mısır Seferi'nden başarıyla dönen III. Murat annesine vermiş olduğu sözü yerine getirmek üzere eseri nereye yaptırmak istediğini sormuş. Annesi de başındaki yemeniyi çıkarıp rüzgara karşı bırakmış. Yemeni uçmuş ve şu anda caminin bulunduğu arazinin içerisinde bir ağaca takılı olarak bulunmuş. O devrin en gözde mimarı Mimar Sinan eserin yapılacağı yere davet edilmiş ve zemini uygun görüp, muhteşem eseri buraya yapmaya karar vermiş.

19. yüzyılda özellikle yoksul vatandaşların tedavilerinin yapıldığı bir hayır kurumuna dönüşen mekân, 1865’teİstanbul’da baş gösteren kolera salgını süresince hastane olarak kullanılmıştır. Bir süre askeri depoya da dönüştürülen yapı,1873 yılında ise akıl hastanesi olarak hizmet vermeye başlamış, bu durum 1927’de Mazhar Osman’ın buradaki hastaları Bakırköy’e nakletmeyi önermesine kadar sürmüştür. Sekiz yıl sonra bina bir kez daha kimlik değiştirerek, 1935’te Gümrük ve Tekel Bakanlığı tarafından tütün atölyesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

1976’da Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen binanın darülhadis bölümü de cezaevi olarak kullanılmıştır. Geriye kalan aşhane, tabhane ve kervansaray bölümleri meslek lisesi olarak hizmet vermiş, 1978-1982 yılları arasında da bina imam hatip lisesi olarak faaliyet göstermiştir.

 

AZİZ MAHMUD HÜDAÎ EFENDİ CAMİİ

Üsküdar’da bulunan camiyi, Mihrimah Sultan ve Rüstem Paşa’nın kızı Ayşe Hanım Sultan Yaptırmıştır. Eser 1594 tarihinde Aziz Mahmud Hüdaî Efendi adına yapıldığından, bu isimle anılmaktadır.

Aziz Mahmud Hüdaî Efendi Camii, bir bakıma Hırka-i Şerif ’in Fatih’e kattığı manevi zenginliğin bir benzerini Üsküdar’a katmıştır. Cami, çevresindeki imaret, türbe, kütüphane, hünkâr mahfili, çeşme, derviş hücreleri, şeyh evi, fırın ve bir hamamdan oluşmaktadır. Yaklaşık 10.000 metrekarelik çok geniş bir alana yayılan bu külliyede, dergâhın çok büyük olan vakıflarının hesapları yapıldığı gibi, kıymetli mücevherat da saklanmaktaydı.

3. Murat ve 1.Ahmed’in saygısını kazanan Aziz Mahmut Hüdayi’nin Sevenleri için şu duası meşhurdur: "Sağlığımızda bizi, vefatımızdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiğinde Fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde boğulmasın ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin, imanlarını kurtarmadıkça göçmesin."

 

YAHYA EFENDİ CAMİİ

Beşiktaş’ta, Çırağan Sarayı’nın arkasındaki yamaçta,Yıldız Korusu girişinin Ortaköy tarafındadır. Cami,tevhidhane ve tekkesinin, Yıldız sırtlarından sahile kadar uzandığı bu külliye, 1538’de inşa edilmeye başlanmıştır. Banisi, 16. Yüzyıl ileri gelenlerinden Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi olan Beşiktaşlı Şeyh Yahya Efendi’dir.Mimarı bilinmeyen cami İstanbul’da benzerleri içinde konumu ve manzaraya hakimiyeti açısından ayrı bir yere sahiptir.

Boğazın manevi bekçileri

İstanbul'lu denizciler Boğaz’ın dört manevi bekçisi olduğuna inanırlar. Bunlar Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdayi, Beykoz’da Yuşa Aleyhisselam, Sarıyer’de Telli Baba ve Beşiktaş’ta Yahya Efendi’dir.

Hazirenin giriş kapısının sağ tarafında, 1901 yılında Hacı Mahmud Efendi’nin yaptırdığı kütüphane bulunmaktadır. Hacı Mahmud Efendi tarafından yaptırılan bu kütüphaneye, 4.492 yazma olmak üzere toplam 7.004 kitap vakfedilmiştir. Zamanla sayısı 7.529’a ulaşan bu eserler, şimdi Süleymaniye Kütüphanesi’nde muhafaza edilmektedir.

Yahya Efendi’nin dergahına  bir fıçı şarap

Yahya Efendi’nin dergâhına denizciler sık gelir, giderler.Karadeniz’de amansız bir fırtınaya yakalanan Apostol adlı Rum, zor anlarında “Aman Ya Rabbi!” der, “Şu sıkıntıdan bir kurtulayım, Yahya Efendi’nin dergâhına en pahalısından bir fıçı şarap…”

 O telâşede Müslümanların şarap içmedikleri hatırına gelmez. Yine aynı dalgınlıkla fıçıyı dergâha getirir. Müridler bu işe bayağı bozulurlar. Hatta içlerinden ters ters bakanlar olur. Apostol yaptığı gafın farkına vardığında, çok geçtir. Tam fıçıyı açmakla, kaçmak arasında tereddütler geçirdiği anda Yahya Efendi görünür. Aman efendim! Niye zahmet ettiniz der, Hadi açın da misafirlerimizin ağzı tatlansın! Garibim fıçıyı korka korka açar, ama içinden mis gibi nar şerbeti çıkar. Büyük veli onu mahçup etmez, hatasını kerametiyle örter. İşte bu tavır üzerine Rum gemici Ey yol güneşi Vallahi senin dinin haktır diyerek Müslüman olur.

Yahya Efendi Türbesinde Yahya Efendi'nin yanı sıra, hanımı Şerife ve annesi Afife Hatunlarla oğlu Ali ve diğer şeyhler gömülüdür.

Türbeyi kendisine büyük sevgisi ve saygısı olan Sultan 2.Selim Mimar Sinan'a yaptırmıştır.

Türbeyi Sultan 2.Mahmud, Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Sultan ve 2.Abdülhamid onartmışlardır. Eskiden sefere çıkan Osmanlı denizcilerini tekkesinin olduğu tepeden Beşiktaşlı Yahya Efendi uğurlarmış…

 

FATİH CAMİİ

 Fatih Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul’un en yüksek tepesine yaptırılmış  olan cami ve külliyeler topluluğundan oluşmaktadır. Külliyede 16 adet medrese, darüşşifa (hastane), tabhane (konukevi) imarethane (aşevi), kütüphane ve hamam bulunmaktadır. Şehrin yedi tepesinden birinde inşa edilmiştir. Cami 1766 depreminde yıkıldıktan sonra  onarılarak 1771'de bugünkü halini almıştır. 1999 Gölcük Depreminde zemininde kaymalar tespit edilen camide 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından zemin güçlendirme ve restorasyon çalışmalarına başlanmıış ve 2012 yılında tekrar ibadete açılmıştır.

İlk Türkçe ezan Fatih Camii'nde okundu

Yapımına 1462 yılında başlanan ve 1470 yılında tamamlanan Fatih Camii’nin mimarı, kısaca atik Sinan olarak da bilinen Sinaüddin Yusuf bin Abdullah’tır.Cami 1509’daki büyük depremde de hasar görmüş ve 2. Bayezid döneminde onarılmıştır.Yapı 1766 yılında yaşanan bir depremden sonra harabe haline gelince Sultan 3. Mustafa 1767 ve 1771 yılları arasında camiyi Mimar Mehmet Tahir Ağaya tamir ettirmiştir.29 Ocak 1932’de ilk Türkçe ezan bu camide okunmuştur.

Evliya Çelebi’den Fatih Camii'nin ilginç öyküsü

Peygamber hadisine mashar olmuş Fatih, fetihten sonra İstanbul’un şanına uygun büyük bir cami yaptırmak için mimarbaşına emir verir.Cami  inşası bittikten sonra gördüğü cami hayallerindeki gibi olmadığından mimarbaşı Atik Sinanı yanına çağırıp azarlar.Padişahın neden Ayasofya’dan büyük bir cami yapmadın sorusuna ‘İstanbuldaki depremlere dayanmaz’ şeklinde karşılık veren mimarbaşının elleri kesilir.Bu olay üzerine Kadıya Fatih’i şikayet eden mimarbaşı haklı bulunur ve koskoca Sultan ömür boyu Atik Sinan ve ailesine bakma cezasına çarptırılır.

 

TEŞVİKİYE CAMİİ

Şişli’de, Teşvikiye semtindeki Rumeli Caddesi üzerindedir. Cami, Sultan Abdülmecid tarafından 1854’te yaptırılmıştır. Caminin ilk hali, 1794-1795 yıllarında III. Selim’in buraya inşa ettirdiği mescittir.

Padişahın gezileri sırasında namaz kılması için yapılan ahşap mescit, Nişantaşı’nın o zamanlar boş olan arazisindeki ilk binasıdır. Küçük ve bakımsız olduğundan zamanla ihtiyaca cevap veremez hale gelen mescide yapılan eklemelerle bugünkü Teşvikiye Camii’nin temelleri atılmıştır.

3. Selim ve 2. Mahmud’un atış talim alanı

Avlusunda bulunan iki menzil taşından, bir zamanlar atış talimlerinin bu civarda yapıldığı anlaşılan caminin varlığı ibadet ihtiyacını giderirken, günübirlik gezilerin de çoğalmasına vesile olmuştur. Sultan Abdülmecid’in Topkapı Sarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na taşınmasından sonra hanedan üyeleri ve ileri gelen devlet görevlileri de bölgeye yerleşmeye başlamıştır.

Camiinin avlusunda iki tane nişan taşı vardır. Üzerlerindeki kitabelerde III. Selim’in tüfekle 1.260 gezden (bir gez bir ok boyudur) su testisi hedefini, diğerinde ise II. Mahmud’un testi hedefini vurduğu anlatılmaktadır.

 

ORTAKÖY CAMİİ

Ortaköy Camii Boğaziçi’nin Rumeli yakasında yükselen 19.yüzyıl camilerindendir. Cami, Abdülmecit tarafından Nigoğos Balyan’a 1853 yılında inşa ettirilmiştir. Büyük Mecidiye Camii olarak da bilinen yapı  Neo Barok mimarisinin en  güzel örneklerindendir.

Bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Geniş ve yüksek pencereler Boğaz’ın değişken ışıklarını caminin içine taşıyacak biçimde düzenlenmiştir.

Boğaz kıyısında narin bir yapı

Ortaköy Camisi, statik açıdan oldukça narin yapılardandır. 1862, 1866 ve 1909 onarımlarından sonra Ortaköy Deresi yatağı üzerindeki temellerinin yeterli stabiliteye sahip olmadıkları ve yapının göçmek üzere olduğu anlaşıldığından 1960’larda önemli bir onarımdan geçti. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü önemli bir restorasyon projesi olarak bilinen çalışmalarda 64 fore kazık, cami beden duvarları boyunca karşılıklı olarak kullanılarak ve 80 ton çimento şerbeti enjekte edilerek zemin takviye edildi. Duvar araları oyularak içinden demir putreller geçirildi ve askıya alınmış olan kubbe sökülerek yerine özgün kubbe formunu elde etmek üzere biri içeride diğeri dışarıda iki ince betonarme kabuk yapılarak kubbe yenilendi.

“Kendi adıma camii yaptırdım, adını şeyhe kaptırdım”

Deniz üzerine kurulan tek camii

Akıllılara ziyan bir hesaplaşma ve muhteşem bir aşk

Üzerinde kuş uçmayan bir camii

Mimar Sinan'ın en küçük eseri

Son Osmanlı şaheseri

Şükrün bir ifadesi

50 farklı Lale deseninden 20 bin çini ile süslü

Depremin yıkamadığı eşsiz bir yapı

Orjinalliğini koruyan en eski seladin camii

Sosyal ve kültürel bir merkez

Elmaslarla süslü gökyüzü modeli

Ekmek kırıntısından muhteşem bir şahesere

Boğazın manevi bekçileri

Yahya Efendi'nin dergahında bir fıçı şarap

İlk Türkçe ezan Fatih Camii'nde okundu
 

Künye

Yayın:              İstanbul’un 100 Camisi

Yayınevi:         Kültür A.Ş.

Yazar:              Berica Nevin Berberoğlu

Sayfa sayısı:    213

Dağıtım:           İstanbul Kitapçısı – 0212 292 76 92 -www.istanbulkitapcisi.com

İÜ Güneş Arabası SOCRAT Dördüncü Defa Türkiye Şampiyonu Oldu

40 üniversiteden 65 takımın katıldığı yarışta ikinciliği Anadolu Üniversitesi’nin ”Sunanatolia” adlı aracı, üçüncülüğü İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ”Ariba-5” adlı aracı elde etti. Dereceye giren yarışmacılara ödülleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Kocaeli Valisi Ercan Topaca ve TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak tarafından verildi.

İÜ Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. İlhan Kocaarslanın proje yürütücülüğü ve Yrd. Doç. Dr. Erkan Atmacanın proje danışmanlığında yarışlara hazırlanan SOCRAT ekibi şu isimlerden oluşuyor: Arş. Gör. Koray Gürkan, Murat ALTUĞ, Sertel TANTA, Gökhan ERDOĞAN, Serdar ZURNACI, Ertunç KIRGÜL, Orçun KARADENİZ, Esat ERTÜRK, Tuba GÜVEN, Emre BALKI, Halil YAKAR, Aydın ALÇI, Büşra ALPDOĞAN, Metin Ayberk FİKİRLİ, Gamze AKPOLAT, Yalvaç AKGÜN, Emre Mutlu ÇELİK.

İÜ Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin projesi olan ve İÜ BAP( Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi) tarafından desteklenen SOCRAT, 16 Ekim 2011’de Avusturalya’da yapılan Dünya Şampiyonası Veolia World Solar Challenge’ı da sekizincilikle tamamlamıştı.

“Hidroist”’e en iyi tasarım ödülü

İstanbul Üniversitesi bu yıl ilk kez Hidrojen Enerjili Arabalar kategorisinde de yarıştı. İstanbul Üniversitesi’nin “Hidroist” adlı aracı yarışmayı yedinci olarak tamamladı. Hidroist ayrıca en iyi tasarım ödülünü de aldı. SOCRAT gibi öğrenci projesi olan ve İÜ BAP(Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi) tarafından desteklenen Hidroist’in proje danışmanlığını da yine Yrd. Doç. Dr. Erkan Atmaca yapıyor.

Alternatif Enerjili Formula Araç Yarışları, TÜBİTAK tarafından alternatif enerji kaynakları konusunda toplumsal duyarlılığı arttırmak ve üniversite öğrencilerinin fikirlerini üretime geçirebilmelerine imkan sağlamak amacıyla 2005 yılından bu yana yapılıyor.

Gül Sulu Su Muhallebisi

Ramazan’da duyulan tatlı ihtiyacını, ağır şerbetli tatlılar yerine hafif bir şekilde gidermeyi amaçlayan gül sulu su muhallebisi, tatlıseverlere damak zevkinden ödün vermeden sağlıklı bir lezzet sunuyor.
 
Geleneksel lezzetlere verdikleri önemi vurgulayan Eker Süt Ürünleri AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nevra Eker, yeni sütlü tatlıları gül sulu su muhallebisi ile 11 ayın sultanı Ramazan’a hazır olduklarını söylüyor. Nevra Eker, Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk gelmesinden dolayı sofralara sindirimi kolay, hafif, farklı ve lezzetli bir tatlı alternatifi sunduklarını belirtiyor.
 
Ramazan’a özel olarak sınırlı sayıda üretilen Eker Gül Sulu Su Muhallebisi, muhallebisinin içeriğinde çok az miktarda şeker bulundurmakta ve geleneksel olarak üzerine pudra şekeri ilave edilerek tüketilmektedir.
 
Eker Gül Sulu Su Muhallebisi, geleneksel tüketime uygun şekilde yanında pudra şekeri ile 150 gramlık kaşıklı pratik ambalajlarla satışa sunuldu.
 
Raflarda yerini alan ürünün satış fiyatı ise Ramazan ayına özel sadece 1 TL.

Marmara Eğitim Kurumları, 2012 Yaz Spor Okulu 1. Dönem Sonu

Mecidiyeköyde Korkutan Yangın

Ünlü Kalp Cerrahından Ramazan’da Altın Öneriler

Kalp hastalığı oruç tutmamak için yeterli bir nedendir
 
Geçmiş yıllardaki kısa günlerde oruç tutulan Ramazanlarda genel durumu uygun, ilaçları müsait olan kalp hastalarımıza oruç tutabileceklerini söylerken, bu yıl bunu büyük bir risk olarak görüyoruz. Çünkü Temmuz sıcakları uzun günler birleşince 15 saatlik açlık, kalp hastaları için tehlikeli olabilir. Bu süre içinde hayati ilaçlarını uygun aralıkla alamayacakları gibi, hastaların elektrolit, su ve tuz kaybı da dikkate alınmalıdır. 15 saat boyunca yeterli su alınamaması tansiyon düşüklüğü, fenalık hissi ile sonuçlanarak kalpte sorunlar oluşturabilir. Kanın koyulaşmasına bağlı olarak toplardamar tıkanmaları ve koroner damarların tıkanmasına bağlı kalp krizi, beyin damarlarının tıkanmasına bağlı felç olabilir.

Oruç tutulacaksa gündüz uykusu şart!

 
İftar ve sahur arasındaki uyku süresi çok kısa olduğu ve sahurdan sonra uyumak mümkün olmayacağı için Ramazan boyunca öğle saatlerinde ya da öğle sonrası 1-2 saatlik uyku, son derece dinlendiricidir, açlık ve susuzluğun yarattığı stresi azaltır. Uyuduktan sonra geri kalan zamanı daha verimli değerlendirmeyi sağlar. Öğle uykusu uyuyanların uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riski yarı yarıya düşmektedir. Çünkü uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme de vardır. Fizik olarak uykusuzluğa dayanılabilir ama ruhsal olarak dayanmak mümkün değildir. Eğer hafta içi gündüz uykusu mümkün değilse hafta sonu çok iyi uyumaya özen gösterilmelidir.
 
Ramazan’da üç ana öğün yemek yiyin! 
 
Ramazanda öğünlerin sayısının azalması metabolizmayı olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle kalp sağlığı açısından iftarda, ‘acıktım’, sahurda ‘acıkırım’ korkusu ile tıka basa yemek, mide ve kalbe baskı yapar, bu açıdan kişiye zarar verir. Bu nedenle iftarda bir çorba ile başlangıç yapılmalı, komposto veya sütlü tatlı yendikten bir süre sonra tamamlayıcı hafif bir yemek yenmelidir. Sahurda mümkün olduğu kadar tuzlu ve tatlı olmayan, doyuruculuğu yüksek yemekler seçilmelidir. Bu şekilde Ramazan’da da üç ana öğün yemek yenmiş olacak ve vücut olumsuz etkilenmeyecektir.

Kalp krizi riskine karşı sahurda çay ve kahve içmeyin!

 
Ramazan ayının çok sıcak ve uzun günlerde yaşanması, gün içinde artış gösteren sıcaklarda oruç tutulması, vücutta su kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle yeterli sıvı alımı çok önemlidir. Kişinin, gün içinde kaybettiği suyu geri kazanmak için yeterli miktarda sıvı almaması, kanın koyulaşmasına ve daralmış bacak, beyin ve kalp damarlarının pıhtı ile tıkanmasına, kalp krizlerine yol açmaktadır.  Ramazan’da su kaybına neden olan kötü bir alışkanlık da sahurda çay ve kahve tüketimidir. İdrar sökücü özelliği nedeniyle gün içinde su kaybına neden olan bu alışkanlığın iftar sonrasına bırakılması, sahurda ise su tüketilmesi gerekir.

Sahurda sigara içip yatmak kalp krizini tetikleyebilir

 
İftara sigara içerek başlamak ya da az bir miktar yemeğin hemen ardından art arda sigara içmek son derece tehlikelidir. İftarla birlikte arka arkaya 3-4 sigara içimi, ciddi karbonmonoksit zehirlenmeleri ile birlikte oluşan aritmi sonucunda ani ölümlere neden olabilir. Çünkü karbonmonoksit zehirlenmesi kalpte ritim bozukluklarını tetikler. Aritmi nedeniyle de ani kalp ölümleri ortaya çıkabilir. Kalp sağlığı açısından sahurda da sigara içmemek çok önemlidir. Çünkü sahurda sigara içimi sonrası hemen uykuya dalmak, kalp krizi riskini artırır. 
 
Sıvı alımına ve uzun süre oturmaya dikkat! 

•İftarda ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıdır.

•İftarın klasik olarak bir bardak suyla açılması uygundur. Arkasından bir çorba içilmesi ve 10 dakika ara verdikten sonra da diğer yiyeceklerin yavaş bir şekilde tüketilmesi gerekir. Ancak yemeğe oturup birden 3 kap yemek tüketmek risklidir.

•Ramazan’da alınması gereken sıvı sudur. Bol su içmeli ve tatlı olarak da sütten yapılmış olanları tercih edilmelidir. 

•Sahurda kesinlikle aşırı tatlıdan kaçırmak gerekir. Çünkü bu tatlıların tüketiminden sonra açlık ve susuzluk hissi artmaktadır. Çay ve kahve de idrar söktürücü özelliği nedeniyle sahurda tüketilmemelidir. İftarda bol çay içilebilir.

•İftar sonrası eğer kişi teravih namazına gidiyorsa ve yaşlıysa, uzun süre oturur pozisyonda olması risklidir. Çünkü uzun süre oturma halinde kan koyulaşması ortaya çıkabilir ve bu da emboliye neden olabilir. Bu nedenle ileri yaş hastaları teravih namazı kılacaklarsa, bir sandalye kullanmalıdır.

•İftar sonrası yemek yedikten bir saat sonra yarım saatlik bir yürüyüş de yararlı olabilir. Ancak aktif olarak spor yapan kişilerin Ramazan ayı boyunca spora ara vermesi uygun olur. Sporlarını Ramazan sonrasına ertelemeleri kalbi yorma riskini azaltır.

Gıda Güvenliği ve Hijyen Akadamisi Finans Merkezinde Yerini Aldı

Ataşehir’de Caddeler Prestij Kazanıyor

Prestij caddesi olarak düzenlenen yerlerde mevcut yapı kaldırılarak, kaldırımlar Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak düzenleniyor. Aydınlatma sistemleri modern ve caddeye yakışır bir şekilde tekrar yapılıyor. Görüntü kirliliğine neden olan çöp konteynerleri yer altına alınıyor. Yağmursuyu kanalları yenileniyor, olmayan yerlere yeniden yapılıyor. Cep otoparkları oluşturuluyor. Caddelerde peyzaj düzenlemeleri yapılıyor ve belli noktalara güvenlik kameraları yerleştiriliyor. Her caddenin kaldırım kaplamalarında farklı malzemeler kullanılıyor. Bu malzemelerin kaymayan ve dayanıklı malzemeler olmasına özen gösteriliyor.
 

Aksekili Mehmet Uslu Camii’nin de çevresi düzenleniyor
 
Ataşehir Belediyesi prestij caddelerini düzenlerken çevresindeki kamusal yapıları da unutmuyor. Aksekili Mehmet Uslu Caddesi düzenlenirken caddeye adını veren cami de unutulmadı. Yıllardır çevre düzenlemesi yapılamayan caminin çevre düzenlemesi de cadde ile birlikte yapılıyor. Caminin bahçesi ile girişindeki kot farkı ortadan kaldırılıyor. Bahçe düzenlemesi yapılıyor. Ayrıca caddenin dar olan kaldırımları da genişletildi. Sitelerin duvarları geri çekilerek, yeniden duvar örülüyor.

Fetih Mahallesi Atatürk Bulvarı baştan yapılıyor
 
Yıllarca bakımsız bırakılan, ağaçları budanmayan, kaldırımları bakımsızlıktan kullanılamaz hale gelen Fetih Mahallesi Atatürk Bulvarı, Ataşehir Belediyesi tarafından baştan düzenleniyor. Bulvar bölge halkının kullanabileceği, yaz sıcaklarında nefes alabilecekleri bir hale getiriliyor. Bulvar içerisinde spor alanları, spor aletleri, oturma grupları, çocuk oyun alanları, cep otoparkları yapılıyor. Bulvarın belli noktalarına süs havuzları da yerleştiriliyor.

 
Fevzipaşa Caddesi yaya trafiğine kapanıyor
 
Küçükbakkalköy Mahallesi’nin en eski caddelerinden biri olan Fevzipaşa Caddesi ve bağlı yollar Ataşehir Belediyesi tarafından araç trafiğine kapatılarak yayalaştırılacak. Ataşehir’in en önemli caddelerinden biri olacak Fevzipaşa Caddesi’nde yayalaştırma çalışmaları kapsamında; yürüyüş yolları, oturma grupları, peyzaj düzenlemeleri, aydınlatma sistemleri yenilenecek. Bölge esnafına malzeme nakli yapabilmeleri için günün belli saatlerinde araç girişine izin verilecek. 3 kilometrelik bir bölüm yayalaştırılarak Ataşehirlilerin buluşma noktası haline getirilecek.
 

Sırada yeni caddeler de var
 
Ataşehir Belediyesi prestij caddeleri bunlarla sınırlı kalmayacak.
İçerenköy Mahallesi Karslı Ahmet Caddesi, İnönü Mahallesi Ulusu Caddesi ve Kayışdağı Mahallesi Akyazılı Caddesi olmak üzere 3 farklı cadde daha yeniden düzenlenerek kullanıma açılacak.
 

İlgezdi: Ataşehir İstanbul’un en gözde yaşam merkezi olacak
 
Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Ataşehir’i kısa sürede “yaşanmak istenen bir ilçeye” dönüştürmek için çalıştıklarını ve planlanan çalışmaların yüzde 75’nin tamamlandığını söyledi. Başkan İlgezdi, çağdaş bir kentte insanca yaşamak için gerekli projelerimizden biri de prestij caddeleriydi. Çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Ataşehir en kısa zamanda İstanbul’un en gözde yaşam merkezlerinden biri olacaktır” dedi.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Başkan İlgezdi, Emekevler Halkıyla Bir Araya Geldi

Emekevler projesini tanıtan slayt gösteri ile başlayan toplantıda konuşan Başkan İlgezdi şunları söyledi: “Çağdaş yaşamın ve çağdaş konutlaşmanın en güzel örneğini sizlerle yapacağız. Kentsel dönüşümde amaç vatandaşların mağdur olmasını önlemek olmalıdır. Biz de bunu yapacağız. Hiçbir hak sahibi yerinden yurdundan olmayacak. Burada doğan çocuklarımız daha çağdaş daha güvenli daha sağlıklı yeni konutlarında büyüyecek.”

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden önce başkan adayı olarak Emekevler’de bir toplantı yaptığını ve bu toplantıda 30 yıldır hiçbir yerel hizmet görmeyen, her gün ne olacağız diye endişe ile bekleyen, sağlıksız, tek çivi bile çakamadıkları gecekondularda oturan bölge sakinlerine yenileşme ve yapılaşmaya Emekevler’den başlama sözü verdiğini hatırlatarak, “Bu sözü verirken özellikle hiçbir hak sahibinin mağdur olmayacağını yenileşme ve yapılaşmanın yerinde olacağını, sizlerin 30 yıldır yaşadığınız bu bölgeden başka bir bölgeye gitmek zorunda kalmayacağınızı vurgulamıştım. Bugün bu sözü sizlerin de desteği ile yerine getirmenin mutluluğunu yine sizlerle paylaşıyorum. Hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Başkan Battal İlgezdi, Emekevler projesini engellemek için özellikle vatandaşın haklarını savunmak yerine kişisel rant elde etmek isteyenlerin 3 yıldır vatandaşlara yalan söylediklerine dikkat çekti. “Şunu hepiniz biliyorsunuz. Burası Ataşehir Belediyesi’nin arazisi, burada belediyemizin kararı olmadan hiç kimse bir şey yapamaz. Ben, sizlerin mağdur olmaması için çalışırken, buradan siyasi ve kişisel rant elde etmek isteyenlerin oyununa gelmeyin. Kapalı kapılar ardında sizlere 2 daire, 3 daire sözü verenler, bunu nasıl yapacaklarını gelsin sizlerin önünde bana da anlatsın.

Ben, çalışma arkadaşlarımla birlikte bu projeyi yaparken ne kişisel ne de siyasi çıkar beklentisi içinde olmadım, olmadık, olmayacağız da. Ben belediye başkanı olduğum gün de söylediğim gibi Ataşehir’de yaşayan herkesin belediye başkanıyım. Bu salonda şu anda oturan hak sahipleri arasında AKP’li, MHP’li, SP’li ve diğer partilere mensup arkadaşlarımız da var. Yapacağımız Yerinde Kentsel Dönüşüm Projesine en büyük desteği de bu arkadaşlardan görüyoruz. Şunu herkesin iyi bilmesini istiyorum. Yapacağımız bu projede kazanan hak sahibi vatandaşlarımız, kaybeden ise kişisel ve siyasi rant peşinde koşanlar olacaktır. Bu proje için tüm aşamalar tamamlanmış ve Kurban Bayramı’nın hemen ardından bölgede çalışmalar başlayacaktır” diye konuştu.

Projeye ilişkin tüm bilgileri Emekevler bölgesinde kurulan irtibat bürosu ve belediyenin Emlak İstimlak Müdürlüğü’nden alınabileceğini vurgulayan Başkan Battal İlgezdi, “Davul-Zurna ile el ele omuz omuza yapacağımız Yerinde Kentsel Dönüşümün ilk ve en güzel örneğine verdiğiniz destek, bana ve çalışma arkadaşlarıma duyduğunuz güven nedeniyle hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

 
Başkan İlgezdi’nin konuşmasının dakikalarca ayakta alkışladığı toplantı, Emekevler sakinlerinin projeye ilişkin çeşitli sorularının yanıtlaması ile sona erdi.
 
 
EMEKEVLER PROJESİ NEDİR?
 
Ataşehir Belediyesi’nin vatandaşları, yıllardır yaşadıkları yerlerden koparmadan ve mağdur etmeden, çağdaş konut sahibi yapacağı “Yerinde Kentsel Dönüşüm” projesi Türkiye’de ilk kez Emekevler de gerçekleşecek.

Projeye göre, 57 bin metrekare alan üzerinde bulunan Emekevler bölgesinde 410 hane yaşıyor. Dere kenarları ile birlikte bu rakam 637 haneye çıkıyor. Aynı bölgede Ataşehir Belediyesi’ne ait 110 bin metrekarelik park alanı da bulunuyor.

Emekevler yerinde kentsel dönüşüm projesi kapsamında, 1+1’den 4+1’e farklı büyüklüklerde yaklaşık bin 400 lüks konutun bulunacağı sitede açık ve kapalı otoparkların yanı sıra her türlü sosyal donatıya yer veriliyor.

Emekevler de boşaltma ve yıkım işlemleri önümüzdeki Kurban Bayramı’nın bitimi ile birlikte başlayacak. 18 ayda tamamlanacak inşaat çalışmalarında yapılacak 637 daireden 410’u Emekevler sakinlerine kura ile teslim edilecek. 114 metrekarelik dairelerin bulunduğu bloklarda zemin ve giriş katlar kura dışında tutulacak. Noter huzurunda dairesini belirleyecek olan hak sahipleri, anahtarlarını aldıktan sonra 20 yıl boyunca 60 ile 200 TL arasında aylık taksitler ödeyecek.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi