Motorola RAZR” İncelik ve İnovasyon Bir Arada

Motorola RAZR muhteşem görünümlü cam ön yüzü,  elmas kesimli alüminyum vurguları ve inanılmaz canlılıkta resimler sağlayan hiper parlak 4,3 inçlik gelişmiş Super AMOLED Advanced ekranının yanı sıra KEVLAR® lifleri ve Corning® Gorilla® Glass camla donatılarak çizilmelere ve sürtünmelere dayanıklı hale getirildi. Kullanılan özel bir kaplama ise Motorola RAZR'ın elektronik devreleri de dahil her bölümünü su sıçramalarına karşı koruyor.

Herkes çarpıcı dış görünüşüne hayranlıkla bakarken, Motorola RAZR kullanıcıları cihazın içindeki üstün özelliklerle de diğerlerinden bir adım önde olmaya devam ediyor. RAZR’da bulunan 1 GB RAM, çift çekirdekli 1.2 GHz'lik işlemci ve Android™ 2.3.5 işletim sistemi birlikte çalışarak son derece hızlı bir kullanıcı arayüzü ve çoklu işlem gücü sağlıyor. Böylelikle kullanıcılar bir yandan e-postalarına bakarken aynı anda fotoğraflara göz gezdirip, listelerindeki müzikleri rahatlıkla dinleyeyebiliyor. Üstelik bunların hepsini aynı anda ve hiç gecikme yaşamadan yapıyor. Motorola RAZR’a önceden yüklenmiş Motorola MotoCast™ uygulaması1 ile ev veya iş bilgisayarındaki içeriği telefona yüklemek veya doğrudan dinleyip izlemek mümkün hale geliyor. Böylece kişisel bilgilere her zaman erişilebiliyor.

Hayatı sanata dönüştürün

 
Filmleri LCD HDTV'lerin çoğundan daha geniş bir renk aralığını destekleyen ekranında izleyebilen RAZR kullanıcıları, başkalarının filmlerini izlemekten sıkılırlarsa kendi filmlerini çekmek için gereken her türlü ekipmana da sahip. Muhteşem görüntü sabitleme teknolojisi ile desteklenen sinema kalitesindeki 720p HD Video kamera veya arka yüzdeki 8 megapiksellik 1080p kamerayı kullanarak keskin görüntüler yakalayan kullanıcılar hiç zahmet çekmeden hayatı sanata dönüştürebiliyor.

Akıllı Çalışın

 
Motorola RAZR’ın e-postalarını, kişilerini ve takvimlerini koruyan gelişmiş şifreleme sistemi ile kullanıcılar iş dünyasının ihtiyaçlarına da hazır durumda. Günlük işleri otomatik hale getirerek pil ömrünü uzatan önceden yüklenmiş Smart Actions uygulaması ile Motorola RAZR kullanıcıları akıllıca çalışıyor. Kullanıcılar işe adım atıldığı anda zil sesini kapatma veya eve gelindiğinde GPS ve Bluetooth ayarlarını değiştirerek pilden tasarruf yapabilen, bir çağrıya cevap veremediğinde SMS gönderebilen Smart Actions ile dikkatini dağıtmadan kendileri için daha önemli olan konulara odaklanabiliyor.

Kampanya detayları için: www.turkcell.com.tr   www.motorola.com/razr  veya www.facebook.com/motorolaturkiye

 
Motorola Mobility Hakkında
 
Motorola Mobility In. (NYSE:MMI) insanların yaşamını kolaylaştıran, bağlayan ve zenginleştiren deneyimler yaratmak için yenilikçi teknolojileri insan sezgisiyle bir araya getiriyor. Motorola Mobility’nin ürün yelpazesinde akıllı telefon ve tabletler gibi mobil yakınsama cihazları, kablosuz aksesuarlar, uçtan uca video ve veri dağıtımının yanı sıra yönetimsel çözümler, set üstü ve veri erişim cihazları yer alıyor. motorola.com/mobility adresini ziyaret edebilirsiniz.

Şebekeye bağlı olarak belli özellik ve servisler tüm bölgelerde elverişli olmayabilir; ek koşullar ve/veya değişiklikler söz konusu olabilir. Ayrıntılar için servis sağlayıcınızla temasa geçebilirsiniz. Ürünle ilgili tüm özellikler ve işlevler önceden haber verilmeksizin değiştirilebilir.

 
MOTOCAST çok sayıda popular dosya formatı ve kodeki desteklemektedir. Desteklenmeyen dosyaların kullanılabilmesi için ek yazılım gereklidir. DRM korumalı içerik desteklenmemektedir. Yalnızca MOTOCAST kullanarak telif sahiplerinin haklarına saygılı olabilirsiniz.
 
MOTOROLA ve stilize edilmiş M harfi logosu Motorola Trademark Holdings LLC’nin tescilli markalarıdır.    Android, Google Docs ve Android Market, Google Inc’ın tescilli markalarıdır. KEVLAR, DUPONT’un tescilli markasıdır ve lisanlı olarak kullanılmıştır. Bluetooth markalarının mülkiyeti kendi sahiplerine aittir.  Bütün diğer ürün ve hizmet isimlerinin mülkiyeti kendi sahiplerine aittir. © 2012 Motorola Mobility, Inc. Her hakkı mahfuzdur.
 
 

Ataşehirli Öğrencilerden Sokak Hayvanlarına Proje

Mobilya malzemelerinin haricinde geri dönüşüm kutularını da kullanan öğrenciler, kutuları ters çevirerek içlerine strafor döşedi ve her birine ayaklar takarak, sokakta yaşayan kedi ve köpeklerin kullanabilecekleri birer kulübeye dönüştürdü.
 
Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, öğrencilerin mobilya atığından yaptıkları kulübelerin sergisinin açılışına gönderdiği mesajda, Ataşehir’de bilinçli ve yaşadıkları bölgenin sorunlarına duyarlı genç bir kuşağın yetiştiğine dikkat çekti ve “Buna öncülük eden öğretmenlerimize ve bu öğrencilerimizin ailelerine teşekkür ediyorum” dedi.

Çalışmaya katılan öğrencileri plaketle ödüllendiren Ataşehir Belediyesi, öğrencilerin yaptıkları kulübeleri, parklar ve site bahçelerine yerleştirecek.

 
Yaptıkları kulübelerin, Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin talimatı ile parklara, sitelere ve hayvan barınaklarına teslim edileceğini ve bundan mutlu olduklarını belirten öğrenciler proje hakkında şunları söyledi: “Sokaklarda yaşayan küçük dostlarımızı görüyor ve üzülüyorduk. Daha sonra onlar için bir şeyler yapmak istedik. Bu konuda ailelerimiz ve öğretmenlerimiz bizlere çok destek oldular. Herkes mahallesindeki, sokağındaki kedilere, köpeklere sahip çıksa, onlara zarar vermese daha yaşanabilir bir dünyamız olurdu.”
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Ataşehir’de Yangın, 2 Ölü

Actual Archaeology Magazine – Anatolia

Avrupa ve ABD’de gazete – dergi satış noktaları, havaalanları büyük kitapçılardayerini alan Actual Archaeology Magazine, aynı zamanda Türkiye’de de yabancı yayınların bulunduğu kitapçılarda ve havaalanlarında okurlarla buluşmaktadır.

Çocuğunuz Spora Hazır mı?

Özellikle büyük şehirlerde çocuklar oyun alanlarından yoksun büyüyen, zamanlarını televizyon ya da bilgisayar başında geçiren çocuklar, hantal ve sağlıksız bireyler olarak yetişiyorlar. Bunun farkında olan ve bilinçlenen aileler, çocuklarına spor yapma fırsatı yaratma çabasındalar.

Atma, koşma, atlama gibi temel becerilerin öğrenildiği yaşlardan sonra genellikle 6-7 yaş  civarında çocukların spora başlayabileceklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Resmiye Beşikçi, sporun çocuğun gelişimine etkilerini şöyle anlatıyor: “Erken yaşlarda sporla tanışmak çocuklara; spora başladıkları ilk yıllarda  fiziksel aktivitenin yanı sıra oyun ve eğlence ortamı sunar, daha sonraki yaşlarda da onlara sağlıklı bir  kas ve iskelet sistemi, düzgün bir postür kazandırır, sağlıklı büyümeye yardım eder. Daha da önemlisi kalp ve damar sağlığına ömür boyu sürecek olumlu katkılar sağlar. Düzenli spor yapmanın yaşam tarzı haline gelmesinin ilk adımları erken yaşlarda atılır. Özellikle takım sporlarında yer almak  çocuklarda işbirliği, sorumluluk ve disiplin gibi kavramların gelişimine de yardım eder. “

Spor en çok kalbi etkiliyor

Egzersiz yapmak, tüm vücut fonksiyonlarında değişiklikler yaratmakla birlikte en çok kalbi etkiliyor. Çünkü spor sırasında vücudun oksijen ihtiyacı artıyor. Bu da kalbin daha hızlı çalışması ve daha çok kanı pompalamasını sağlıyor. Bu nedenle dinlenme halindeyken hiç bir şikayete yol açmayan bazı kalp hastalıkları ağır efor gerektiren sporları yaparken yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, gögüste ağrı, bayılma şeklinde  belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Zaman zaman bu belirtilerin en korkulanı  olan “ani ölüm” bile  görülebiliyor.

Profesyonel ya da amatör bazı sporcuların medyaya yansıyan ani ölüm haberleri bu konuyu zaman zaman gündeme getiriyor. Yapılan araştırmalarda, sporculardaki ani ölümlerin % 95’inin kardiyovasküler nedenlerden olduğu biliniyor.

Spor yapıldığı sürece düzenli kontrol şart

Bütün bunların sporun aslında belirli kurallar ve sınırlar  içerisinde  yapılması gerektiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Dr. Beşikçi, bu kuralların başında da sağlık kontrollerinin geldiğini belirtiyor. Dr. Resmiye Beşikçi, konuyla ilgili şunları söylüyor:
“Özellikle ağır efor gerektiren basketbol, voleybol, futbol, yüzme gibi yarışmalı sporlara başlamadan önce çocukların mutlaka kalp kontrolünden geçirilmesi gerekir. Genç sporcularda  ani ölüm, özellikle altta yatan ve genelde önceden bilinmeyen doğumsal kalp hastalıklarına bağlıdır. Kalp kasının aşırı kalınlaşması, koroner arter anomalileri, kalp ritm bozukluğuna sebep olan bazı durumlar, doğuştan ya da sonradan olan kalp kapak bozuklukları egzersiz sırasında belirti oluşturabilecek hatta ani ölüme yol açabilecek ilk akla gelen kalp hastalıklarıdır. Çocuğun sadece spora başlarken değil spora devam ettiği sürece de belli aralıklarla kalp kontrolleri mutlaka yaptırılmalıdır.”

Kalbini Koru Rahat Ye

Sağlıklı beslenmeyi tamamen bırakmamak için küçük kaçamaklar yapılabilir.

Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Deniz Şener, hem kalbi korumanın hem de damak zevkinden vazgeçmeden beslenmenin yollarını anlattı. 

Haftada bir dilediğinizi yiyin

İnsanların tüm yaşamlarını sağlıklı beslenme alışkanlıklarına dayalı olarak yaşaması mümkün değildir. Bir süre sonra bıkkınlığa neden olur ve sağlıklı beslenmeyi tamamen bırakmak gibi sonuçlara götürür. Kişilerin zaman zaman örneğin haftada bir kez canının çektiği şekilde istediği besinleri tüketmesinde sakınca yoktur. Seyrek olarak bu tür kaçamakların yapılması sağlıklı beslenmeye zarar vermez. Ancak bunun dışındaki 6 günde kuralların dışına çıkmadan beslenmelidir.

Hafta sonu kırmızı hafta içi beyaz et

Haftanın 5 günü beyaz et, iki günü kırmızı et tüketilebilir. 5 gün balık ya da tavuk veya hindi, 2 gün yağsız sığır eti ızgara olarak tercih edilmelidir. Dengeli beslenme içinde kırmızı etin de yeri vardır. Bir öğünde 100-200 gram arasındaki et tüketilebilir. Et ızgara olarak yenecekse, yağları eridikten sonra alınıp, haşlama olacaksa suyu içilmeden yenmelidir. Etin kalorisi yüksektir. O nedenle kırmızı eti hafta sonu tüketmek daha uygundur. Çünkü spor ve egzersiz programları daha çok hafta sonu yapılır ve yenilen etin kalorisi bu dönemde harcanabilir.

Sebzelerden semizotu etlerden balık

Kalp için en sağlıklı et, balıktır. Daha sonra hindi ve tavuk ardından da kırmızı et gelir. Bu üçünün tüketimi dengeli beslenme açısından önemlidir. Etin dışında sebze ve meyvelerin yanı sıra kurubaklagillerin kolesterolü düşürücü özellikleri ile sağlıklı beslenme açısından çok büyük önemi vardır. Sebzeler içinde en yararlı olanı semizotudur. Çünkü balıkta bulunan omega 3 ve 6’yi içerir. Enginar da kalp için en çok yararlı olan ikinci sebzedir. Kuruyemişlerden; badem, fındık ve cevizde iyi huylu kolesterolü yükselten yağlar bulunur. Ancak bunların kalorisi yüksek olduğu için sınırlı tüketim gerekir. Kalp için yararlı olan bir besin de ketentohumudur. Bütün bunların yanında rengi kırmızı olan besinlerden; nar ve siyah üzüm tüketimi de kalp için oldukça yararlıdır.

Sebzeyi et ve kıymayla pişirmeyin!

Eti tencere yemeği şeklinde yemek, etle birlikte sebzenin birlikte piştiği yemekler zararlıdır. Çünkü etin eriyen yağı sebzeye karışır. Et ayrı ızgara olarak, sebze de sıvı yağda pişirilmelidir. Tavuğu haşlayıp suyuna pilav ve çorba yapmak, pişen sebzenin içine kıyma ya da et koymak kalp sağlığı açısından yanlış bir beslenme alışkanlığıdır. 

Güne poğaça ile başlamak kalbi yorar!

 
Yağlardan kalp için en zararlı olanı margarinlerdir. Tereyağı ve kuyruk yağı margarine göre daha kabul edilebilir düzeydedir. Tüm bu uyarılara rağmen margarin tüketimi ülkemizde çok fazla miktardadır. Özellikle unlu mamuller bu anlamda sakıncalı yiyeceklerdir. Bunların yapımında bildiğimiz margarinlerin ötesinde de son derece sağlıksız yağlar da kullanılmaktadır. Pastanelerden alınan poğaça, açma, simit gibi unlu mamulün içinde bulunan yağlar kalp sağlığı açısından son derece zararlıdır ve mümkün olduğunca tüketmemek gerekir. Çünkü zeytin, peynir ve domates gibi kahvaltılıklar yerine; börek, poğaça, açma gibi ürünlerle kahvaltı yapmak, güne bu kadar ağır yiyeceklerle başlamak kalbi yorar. Böyle bir kahvaltı ile güne başlamak, canlılığın yitirilmesine de neden olur. 

Rafine şeker kalp için tehlikeli!

 
Şekerin tam olarak sofradan kaldırılması mümkün değildir. Ancak son zamanlarda çok önemli hale gelen şeker metabolizması ve insülin direnci nedeniyle, şekerin de en sağlıklı olanını tercih ederek kalbi korumak mümkündür. Bunun için rafine şekerden uzak durmak önemlidir. Şekerin türlerinden en çok şeker kamışından elde edilen şekerlerin tercih edilmesi gerekir. Beyaz şeker yerine esmer olanı tüketilmelidir. Bazı tatlıları yaparken meyvenin kendi şekerinin tadı ile yapmak daha mantıklıdır.

Her besinin organik olanını alın!

 
Beslenmede en önemli nokta organik ürünlerin seçilmesidir. Kalp sağlığı için tavsiye edilen yiyeceklerin sağlıklı olarak tüketimi de çok önemlidir. Bunun için;
•Kalp için çok yararlı olan balığın nereden yakalandığı, hangi şartlar altında üretildiği çok önemlidir.
•Kaliteli bir protein olan ve haftada 3-4 adet yenmesinde bir sakınca bulunmayan, özellikle de beyaz kısmı oldukça yararlı olan yumurtanın da hangi koşullarda elde edildiği de önemli bir konudur.
•Tavuk eti tüketirken; tavuğun nasıl beslendiğinin ve yaşam koşullarının önemi vardır.
•Yiyecekleri organik olarak üretildiği bilinen yerlerden almaya özen gösterilmelidir. Organik tarım ürünlerinin satıldığı pazarların sayısı artırılmalı ve devlet denetiminde desteklenmelidir. Organik tarımın desteklenmesi ve üretimin de artması ile talep yükselmesini sağlanarak bu tarz pazarlarda satılan ürünlerin fiyatları da önemli ölçüde aşağı çekilebilir.
•Özellikle kana çabuk karışan beyaz pirinç ve ekmek tüketimi kalp için zararlı olduğundan, bunun yerine tahıllı ekmek ve bulgur tercih edilmelidir. Ancak sağlıklı ve kaliteli ekmek elde edebilmek için de imalatların çok iyi denetlenmesi gerekir. Tahıllı unların sağlıklı bir şekilde üretilerek, sağlıklı ekmekler olarak sofralara gelmesi çok önemlidir.   

Kalbin Performansını Arttırmak Mümkün

Kalbin çevre dokuların ihtiyacını karşılamak için gerekli pompalama fonksiyonunu yapamamasına “kalp yetersizliği” adı verilmektedir. Kalp damar hastalığı, kalp kapak hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp kası hastalıkları kalp yetersizliğine yol açmaktadır.

Çarpıntı bacak veya karında şişme gibi şikayetler olabilir

 
Kalp yetersizliği; öncelikle eforla, sonrasında istirahatte nefes darlığına yola açar. Ayrıca yorgunluk, çarpıntı, göğüs ağrısı, bacak ve karında şişme kalp yetersizliği sorunu yaşayan hastaların şikayetleri olabilir.

Erken tanı için…

 
Kalp yetersizliğinin teşhisinde hastanın şikayetlerinin değerlendirilmesi, yapılan muayene, elektrokardiyografi ve göğüs filmi önemli yer tutar. Ayrıca ekokardiyografi ile kalp boyutları, kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonları ve kapak fonksiyonları ortaya konabilir. Kalp yetersizliğinin tanısının konulmasında koroner anjiografi ve kalp kateterizasyonu ve gerekirse kalp biyopsisi de önemlidir.

Kalp yetersizliğinde bazen kalp içi iletide gecikmeler görülür. Elektrokardiyografi ileti gecikmelerini ortaya koyar. İleti gecikmelerinden olan sol dal bloğunda, kalbin sol karıncığının kalp fonksiyonlarına zamanında katılmasını engellenir. Bu şekilde kalp performansı düşer ve kalbin senkron olarak fonksiyon görmesi mümkün olmaz. Sağ dal bloğunda da sağ karıncığın performansı azalır. Sol dal bloğunun, sağ dal bloğuna göre kalp performansını azaltıcı etkisi daha belirgindir.

İlaç tedavisi kalbin pompa fonksiyonunu düzeltmeye yardımcıdır

 
Kalp yetersizliğinin tedavisinde beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, kan basıncının azaltılması, kilo verilmesi, sigara ve alkolden kaçınılması, hareketli yaşam faydalıdır. Ayrıca ilaç tedavisi hem kalbin pompa fonksiyonunu düzeltmeye yardımcıdır hem de kalp yetersizliği nedeni ile oluşan fazla sıvı yükünün azaltılmasına yardımcı olur. Kalp yetersizliğinin tedavisinde cihaz tedavileri ile kalp nakli de olabilmektedir.

Üç odacıklı kalp pilleri ile kalbin performansı artırılabilir

 
Kalp yetersizliğinde hastalığın gidişini belirleyen iki temel faktör bulunur. İlki kalbin pompa fonksiyonun düzeltilmesi, ikincisi kalp yetersizliği nedeniyle oluşan aritmilerin önlenmesidir. Cihaz tedavileri içerisinde ilki kalbin performansını arttırmak için kalp pili takılmasıdır. Kalp pilleri bu amaçla kalbin üç odacığına takılır; çünkü amaç kasılması azalmış ve gecikmiş kalp boşluğun kalp siklusuna uygun şekilde katılmasını sağlamak ve yetersiz kalbin performansını artırmaktır. Kalp performansının artması, hastanın şikayetleri azaltacak ve günlük yaşantısının sorunsuz bir şekilde devam etmesini sağlayacaktır.

Piller ölümcül ritim bozukluklarının tedavisinde de kullanılıyor

Üç odacıklı kalp pili takılan hastalarda yapılan uzun dönemli araştırmaların sonucunda hastaların pil takılma öncesine göre yaşam kalitelerinde artış olduğunu, nefes darlığı, yorgunluk ve efor kapasitesinde düzelme olduğu görülmüştür. Objektif kanıtlar arasında; kalp boyutlarının küçüldüğü, kalbin kasılma fonksiyonlarının düzeldiği, kalp kapak bozukluklarının azaldığı, kalbin gevşeme fonksiyonlarının toparlandığı görülmüştür. Yapılan araştırmalar; üç odacıklı kalp pillerinin kalp yetersizliğinin sadece gidişini düzeltmediğini; ayrıca hastalığa bağlı ölüm riskini de azalttığını göstermektedir. Belirtilmesi gerekli önemli noktalardan biri, bu pillerin tüm kalp yetersizliği hastalarına takılamadığıdır. Uygun hasta seçimi; hastanın kalp yetersizliği durumuna, elektrokardiyografi ve ekokardiyografik parametrelerin uygunluğuna göre yapılmaktadır. Üç odacıklı kalp pilleri, sadece kalp kasılma fonksiyonunu değil; aynı zamanda bu pillere eklenen şok verme özelliği ile kalp yetersizliğine bağlı öldürücü aritmilerin tedavisinde de faydalıdır.   

Ataşehir’de Ağırlanan Depremzedeler Van’a Dönüyor

Ataşehir’de Bomba Evi Basıldı

Artık Yaşlı Nüfusa Sahip Ülkeler Arasındayız

Geçtiğimiz yüzyılda gelişmekte olan ülkelerde ortalama yaşam sürelerinde önemli bir artış olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, sağlık sektöründeki gelişmelerin, beslenme ve yaşam koşullarının iyileşmesinin de etkisiyle tüm dünyada, yüzyılın başında 40 yıl olan ortalama ömür beklentisinin 68 yıla ulaştığını söylüyor.
 
Bununla birlikte hala gelişmiş batılı ülkeler (ortalama yaşam süresi 80 yıl) ile az gelişmiş Afrika ülkeleri (ortalama 54 yıl) arasında büyük bir uçurumun bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Çağatay Öktenli, Türkiye’deki durumla ilgili şu bilgileri veriyor: “Ülkemizde 1950’li yılların sonunda kadınlarda 50 yıl, erkeklerde 46 yıl olan ortalama yaşam beklentisi, bugün kadınlarda 74 yıl, erkeklerde ise 70 yıl. 1980’li yıllarda genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde 65 yaşın üzerindeki bireylerin oranı o zamanlarda % 4’ün altında iken bugün % 7’yi geçmiş durumda. Artık yaşlı nüfusa sahip ülkeler sınıfında yer alıyoruz. İleriki yıllarda bu oranın daha da artarak 2050 yılında % 18’lere ulaşacağı tahmin ediliyor. Halen ülkemizde 5 milyon civarında 65 yaş üstü birey mevcutken bunun 2025 yılında 8 milyona ve 2050 yılında da 12 milyona ulaşacağı hesaplanıyor. Bu sayı dünya üzerindeki bir çok ülkenin toplam nüfusundan fazladır.”

Yaşlanan nüfus, toplum dinamiklerini nasıl etkileyecek?

85 yaş üzeri kişi sayısının katlanarak artmasıyla birlikte önümüzdeki yarım yüzyılda yaşlılık kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyen Prof. Öktenli, “Birçok batılı ülkede 55 yaş artık yeni orta yaş olarak kabul ediliyor ve bunun gelecekte 65 yaş olması sürpriz olmayacaktır. Geçmişte 65 yaşına geldiğinde emekli olanlar ortalama ömür beklentilerinden yalnızca bir kaç yıl önce emekliye ayrılmış oluyorlardı. Eğer sistem böyle devam edecek olursa bizim çocuklarımız emekli olduktan sonra 30 yıldan fazla yaşayacaklar. Bunun sonucu emeklilik yaşının yeniden belirlenmesi gerekecek” diye konuşuyor.

Hastaneye kabüllerin ve toplam hastane hizmetlerinin % 36’sının ve tüm sağlık harcamalarının % 50’ye yakın kısmının 65 yaş üstü bireyler tarafından kullanılmasının da bir başka problem sahası olduğunu söyleyen Prof. Öktenli,  ileride hastanelerin böyle bir yükün altından kalkmasının  çok zor bir olasılık olarak görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Öktenli, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte yaşanabilecek değişimleri şöyle sıralıyor:
“Evde bakım hizmetlerine daha fazla ağırlık verilmesi gerekecek. Bu büyük sorunların yanında toplumun dinamik ve alışkanlıkları da hızla değişecek. Dünya üzerinde kullanılabilir zenginliğin yaklaşık % 70’inin 50 yaş üstü kesimde olduğu hesap edilmektedir. Eğlence, seyahat, giyim, otomobil gibi bir çok sektör reklamda hedef kitle olarak daha genç ve orta kesimi alıyor. İleriki yıllarda yaşlıların tüketim sektöründe odak noktası olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Aynı şekilde yaşlıların internet ve teknoloji kullanımında da radikal değişimler olacağının işaretleri alınmaktadır. Facebook’ta en hızlı büyüyen yaş diliminin 55 yaş üzeri olduğu açıklanmıştır.”

Çözüm nedir?

Daha iyi yaşam koşullarının, beslenmenin ve sağlık hizmetlerinin ömrümüzü uzatmış olması kaçınılmaz gibi görünüyor ama yaşamımıza eklenen yılları hasta ve bağımlı geçireceksek, daha uzun yaşamanın iyi bir şey olduğunu söyleyebilir miyiz? Prof. Dr. Öktenli, dünyada bu konuya yaklaşım ve üretilen çözüm önerileri hakkında şunları anlatıyor:
“Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşlılık ile ilgili politikaları ve programları öncelikle yaşam kalitesi ve genel sağlığı daha iyi hale getirmeye odaklanmakta ve üretken, başarılı ve bağımsız bir yaşlanma hedeflenmektedir. Aktif yaşlanma ile amaçlanan sadece iyi bir sağlık durumu değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal yönden de aktif bireylerin günlük yaşamda sosyal, ekonomik, kültürel aktivitelerde bulunmasıdır. Aktif yaşlılar toplumsal yaşama önemli katkılarda bulunabilmekte ve gönüllü aktiviteler ve torunlara bakmak gibi ailevi görevlerin ekonomiye olumlu katkısı tartışılmazdır. Ayrıca, bireylerin sağlıklı yaşlanmasını sağlamak ve kamu kaynakları üzerindeki maddi baskıyı azaltma açısından çok önemlidir.”

Aktif çalışma hayatında yaşlılar daha fazla yer bulacak

Yaşlıların aktif olmaları ve bağımsız yaşama yetilerini korumaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Öktenli, “Teknolojideki gelişmeler bir çok kronik hastalığın evde takip edilebileceği internet bağlantılı takip sistemleri hayata geçirmektedir. Böylece evde bakım hizmetleri, yakın gelecekte tamamen uzaktan kontrol edilebilecek gelişmelere sahne olacak ve bakım maliyetleri azaltılmaya çalışılacaktır. Bir çok şirket yaş haddini doldurmuş, tecrübeli çalışanlarını kaybetmemek için esnek emeklilik uygulamaları ile yaşlı bireyleri istihdam etmeye başlamıştır. Artık aktif çalışma hayatında daha fazla yaşlı çalışanla karşılaşmamız sürpriz olmayacak” diyor.

Ataşehir’de Başlayan Macera

Ataşehir Öğretmenleri Değişim İçin YETGEDER’de

Geçtiğimiz yıl Marmara Üniversitesi TOG ile işbirliği yaparak 11 kişilik uzman kadrosu ile “Beyazı Renklerine Ayırıyorum” adlı projeyi gerçekleştirdi. Eğitimler 4 yıldır alanında deneyimli öğretmenlerin özverisi ile ücretsiz olarak verildi.

Gerek “BEYAZI RENKLERİNE AYIRIYORUM”  gerekse "ÖĞRETMEN DEĞİŞTİRİR" projesinin sürdürülebilirliği ve yaygınlaştırılması için özel kuruluşların ilgisine ve maddi katkılarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Dernek Başkanı Ayşen Ertürkler ‘‘ Türkiye’nin geleceğine gönül verdik. Bunun için öğretmenlerle el ele vererek  öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine katkıda bulunmak istiyoruz. Çünkü günümüzde öğretmen tanımı öğrenciye bilgi veren kişi olmaktan çok öğrencinin  doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan öğrenme liderliğidir. Proje kapsamında bir hizmetiçi eğitim semineri planladık. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde çalışma başlattık. Ataşehir ilçesinde,resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerine duyurular yapıldı.1. ve 2. kademede görev yapan öğretmenlerden yoğun ilgi ve isteğin olması bizi sevindirdi. Katılımcıların ve eğitimcilerin gönüllülük esasına dayalı olarak yapılan ‘eğiticinin eğitimi’ uygulamalarının çocuklarımız için bir ışık olmasını diliyorum’’ diye konuştu.

İletişim Bilgileri:

Tel:0535 767 65 49 Yazışma adresi: info@yetenekgelistir.org

YETGEDER Adres: Atatürk mah. Meriç cad. No:2   Ataşehir – İSTANBUL

Ataşehir Şampiyonluğa Koşuyor

Final grubundaki çıktığı ilk maçta Trabzon İdmanocağı’nı 2-0, ikinci maçta da Konak Belediyespor’u 1-0 mağlup eden Ataşehir Belediyespor, bir sonraki maçını 08 Nisan Pazar günü Gazi Üniversitesi Kızılcahamam MNTSpor Takımı’yla deplasmanda saat:13:30’ da oynayacak.

Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Hayata Devam Türkiye Konvoyu Üçüncü Yıl Turuna Başladı

Türkiye’nin ilk 3 boyutlu G-Force deprem simülatörü Hayata Devam Türkiye tırında İstanbulluları 7.2’lik Van depremi ile sallayan Aksigorta ve AKUT, katılımcılara deprem başta olmak üzere doğal afetlerden korunmanın yollarını anlattı.
Türkiye’nin kendi alanlarında en güvenilir kurumları olan Aksigorta ve AKUT’un, doğal afet ve sigorta bilincini artırmak amacıyla başlattıkları “Hayata Devam Türkiye” sosyal sorumluluk projesinin üçüncü etabı başladı. Hayata Devam Türkiye Ekibi, Anadolu turuna çıkmadan önce Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda İstanbullularla buluştu. Düzenlenen törene Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Nasuh Mahruki ve Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan ile halk katıldı. 
 
Hayata Devam Türkiye ekibi üçüncü yılında; İstanbul’un ardından, Eskişehir Kütahya, Muğla, Burdur, Isparta, Kayseri, Sivas, Erzincan, Yozgat, Sakarya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Antalya’da toplam 60 noktayı ziyaret edecek. Kent merkezleri ve ilçelerinde meydanlara kurdukları deprem simülasyon tırıyla eğitimler verecek olan ekip;  okulların yanı sıra resmi ve özel kurumları ziyaret ederek halka doğal afetlerden korunma yollarını anlatacak.
Uğur Gülen: Depremlerde her yıl ortalama 9 bin konut hasar görüyor.
 
Toplantıda bir konuşma yapan Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, Türkiye’nin sadece depremlerde kaybettiği insan sayısı açısından dünyada üçüncü, depremden etkilenen insan sayısı açısından ise sekizinci sırada yer aldığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye topraklarının yüzde 96’sı farklı oranlarda risk altında olan bölgeler. Ve nüfusumuzun yüzde 98’i bu bölgelerde yaşıyor. Bu oranlar, ne yazık ki ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Her yıl ortalama 5-6 büyüklüğünde bir deprem yaşanan Türkiye’de, her yıl yaklaşık 1000 vatandaşımız hayatını kaybediyor, 9 bin konut hasar görüyor. Dolayısıyla, doğal afetlerle ilgili bilinç ve bilgi sahibi olmak bizim gibi ülkelerde hayati önem arz ediyor. Aksigorta ve Akut ekipleri, projemizin ilk iki yılında 20 il ve 100 ilçeyi dolaşarak 2 milyondan fazla kişiyle doğal afetlere karşı bilinçlendirme çalışmaları yaptı. Projemiz 5’inci yılını tamamlayarak sona erdiğinde, vatandaşlarımızın doğal afetlere karşı daha donanımlı olacağına ve daha güçlü bir biçimde ayakta duracağına inanıyoruz.”

Van’da depremden sonra sigortalılık oranı arttı

 
Gülen konuşmasında Van’daki deprem felaketine de değindi: “Van’da yine pek çok can kaybettik… Tüm Türkiye’yi acıya boğan bu felakete maruz kalanların canı ise yine iki kere yandı. Yakınlarını kaybetmenin acısını yaşayamadan ekonomik sorunlarla karşı karşıya geldiler. Biz diyoruz ki, geride kalanların bu zor ve acı dolu günlerini biraz olsun kolaylaştırmak için yapabileceği şeyler var…  Bunlardan en önemlisi, sigorta. 1999 Kocaeli depreminde Türk sigorta sektörü çok başarılı bir performans gösterdi. Çok kısa bir süre içinde 750 milyon dolar hasar ödemesi yaptı. Van depreminde de aynı başarı gösterildi. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’ın da açıkladığı gibi Van felaketinden sonra Doğal Afet Sigortaları Kurumu DASK, konutları hasar gören sigortalı ev sahiplerine bugüne kadar 61 milyon lira ödeme yaptı. Bu rakamın önümüzdeki dönemde 80 milyon liraya ulaşması bekleniyor. Sayın Babacan, DASK ile birlikte tüm sigorta sektörünün Van için yaptığı hasar ödemesinin de 150 milyon lira civarında olduğunu belirtti. Depremden önce Van'da sigortalılık oranının Türkiye'deki en düşük oran olduğunu ancak depremden sonra bu oranın hızla artarak yüzde 19’a yükseldiğini açıkladı. Bugün Marmara’da büyük bir deprem olursa yaklaşık ekonomik zararın 50 milyar dolar olacağını tahmin ediyoruz. Sigortalılık oranı düşük olduğu için de devletin uğrayacağı zarar çok büyük olacak. Doğal afetleri engelleyemeyiz ama Aksigorta olarak yaraları sarabileceğimize inanıyoruz.”

AKUT Başkanı Nasuh Mahruki ise konuşmasında, AKUT olarak doğal afetler sırasında pek çok can kurtarmış olmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyduklarını belirtti. Mahruki, “Bir daha böyle acılar yaşanmasın diye AKUT ve Aksigorta olarak bilgimizi ve gücümüzü birleştirerek Hayata Devam Türkiye dedik ve iki yıllık turumuz sırasında vatandaşlarımızın böyle özel bir çalışmaya ne kadar ihtiyaçlarının olduğunu gördük. Aksigorta’ya afet eğitimi konusunda yaptığı öncülük için teşekkür ediyorum” dedi.

 
Türkiye’de konutların sadece % 23’ü sigortalı
 
•    DASK’ın açıkladığı yaklaşık verilere göre; Türkiye’de 16 milyon 375 bin 840 konut bulunuyor. Bunlardan sadece 3 milyon 803 bin konutun sigortası var.

•    Yani konutların yüzde 23'ü sigortalı, milyonlarca konutun ise sigortası yok. 

•    Yine DASK verilerine göre, sigortalılık oranı en fazla olan bölge Marmara. En düşük sigortalılık oranı ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde.

•    İstanbul'daki 3 milyon 422 bin 380 konutun sadece 1 milyon 85 bin 654'ü sigortalı. Yüzde 31 sigortalanma oranına sahip İstanbul'un ardından Ankara'daki 1 milyon 387 bin 650 konutun 422 bini sigortalı. Ankara’nın sigortalı konut oranı ise yüzde 30.

•    Türkiye'nin 3. büyük şehri İzmir'de sigortalı konut sayısı da diğer büyükşehirlere oranla daha az. İzmir'in sigortalı konut oranı yüzde 27.

•    Bursa'da da 4 konuttan sadece biri sigortalı. Sigortalı konut oranı yüzde 23.

•    Sigortalılık oranı bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin göstergelerinden biridir. Türkiye’de hayat dışı sigorta sektörünün Gayrisafi Milli Hasıladan aldığı pay sadece %1.1’dir. Bu oran Amerika’da %3.2, dünyada ise %3 civarındadır.

Ataşehir’de Levent Kırca Fırtınası

Levent Kırca’nın kendi hayatından kesitlerle, günümüzde yaşanan olaylara mizahı bir yaklaşımla eleştiri getirdiği Azınlık oyunu, sık sık alkışlarla kesildi.
 
Ergenekon davası nedeniyle Silivri Cezaevi’nde bulunan tutukluların yaşamlarından kesitlerin de anlatıldığı oyunda, Kırca, güldürürken düşündürdü. Tutuklulara uygulanan psikolojik şiddetin boyutlarını da gözler önüne serdi.
 
Oyunun sonunda Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Kırca’ya teşekkür plaketini oyunu izlemeye gelen gazeteci Tuncay Özkan’ın kızı Nazlıcan Özkan ile birlikte verdi.

Çocuklar İçin Kaya Tırmanma Eğitimi

PYP Eğitim Modelinde Çocuklar İçin Spor Tırmanış Eğitimi

PYP 3-12 yaş arası çocuklar için anlamlı olan , onlara çekici gelen ve mücadele etmelerine olanak sağlayan alanlar üstü bir eğitim programıdır. PYP Bilginin tek başına yeterli olmadığını , bunun yanında uygun kavramların , becerilerin ve tutumlarında geliştirilmesi gerekliliğini ilke edinir. Eğitim merkezinde öğrenme aracı olarak sorgulama yer almaktadır.
Program, Öğrencide anlama çabasının arttırılması, gerekli bilginin ve becerilerin ediniminde istek uyandırma, olumlu tutumların geliştirilmesi ve olumlu davranışlar sergileme fırsatının sağlanması arasında bir denge kurmaya çalışmaktadır.

Kavramlar;

 
Öğrencilerimizden neleri anlamalarını istiyoruz.

Sebep-sonuç ilişkisi: tırmanışta becerinin uygulanmasında başarı veya başarısızlıkta sebep sonuç ilişkisinin öğrenci tarafından sorgulanmasının sağlanması

Bakış açısı : Problem çözme odaklı olan tırmanış sporunda, öğrencinin farklı bakış açıları bularak, problemi keşfetmesini ve sorunu çözmeye uygun bakış açısını bulmasını sağlamak

Sorumluluk : Tırmanış sporunda öğrencinin sorumluluklarını bilmesi.sorumluluklarını uygulaması,güvenlik prensiplerine uygun şekilde arkadaşının emniyetini almayı öğrenmesi

Dönüşümlü düşünce ; Öğrencinin Güç ve zayıflıklarını keşfetmesi onarması ve geliştirmesi için harekete geçmesi gerektiğinin farkına varması

Beceriler;

 
Öğrencilerimizin neleri yapabilmelerini istiyoruz?

Sorumluluğu kabul etme: Öğrencinin tırmanış sporu gibi sevdiği bir spor dalında uyguladığı becerilerle sorumluluklarının farkına varması, sosyal ve toplumsal hayatında da sorumluluk sahibi bir birey olmasının sağlanması
Başkalarına saygı
Başkaları ile beraber çalışabilme
Çatışmaları çözümleyebilme
Grup kararı alabilme
Araştırma becerileri
Soru oluşturma
Gözlem
Planlama
Veri toplama
Verileri kaydetme
Verileri düzenleme
Verileri yorumlayabilme
Araştırma sonuçlarını sunma
Düşünme becerileri

Tutumlar ;
Öğrencilerimizden ne hissetmelerini bekliyoruz?

Tırmanış esnasında öğrencilerimizin şu tutumları gelişmektedir;
Değer verme
Kararlılık
Kendine güven
Yardımlaşma
Yaratıcılık
Merak
Kendini başkalarının yerine koyabilme
İstekli olma
Bağımsız davranabilme
Dürüstlük ve adil olma
Saygı
Hoşgörü

ÇOCUKLARDA SPOR TIRMANIŞ KURS PROGRAMI

Spor tırmanış ve kısa kaya tırmanışı spor dallarında emniyet tedbirlerinin öğretimi
Kısa kaya tırmanışında kullanılan malzemeler
Rota nedir? Nelerden oluşur?
Kısa kaya tırmanışında güvenli mindere düşme ve atlama teknikleri
Kısa kaya tırmanışında yan geçiş çalışması
Kısa kaya tırmanışında partnerinin emniyetini alma tekniği
Kısa kaya tırmanışında farklı zorluk derecelerinde rota çalışması
Kısa kaya tırmanışında öğrencinin yaratıcılığını kullanarak rota hazırlaması
Kısa kaya tırmanışında rota oluşturma hakkında taktik ve strateji belirleme çalışması
Eğlenceli Kısa kaya yarışmaları ve kuralları
Spor tırmanışta malzeme bilgisi
Spor tırmanışta düğüm teknikleri
Üstten emniyetli (top-rope) tırmanış tekniğinde tırmanış ve güvenlik tedbirleri çalışması
Üstten emniyetli rotalarda tırmanış çalışması

İple iniş teknikleri

Kurs süresi haftada birbuçuk saat olmak üzere toplam 4 derstir.
Eğitimlerimiz Pazar günleri 11:00 – 12:30 saatleri arasında salonumuzda uygulanmaktadır.
Kurs ücreti kişi başına 175 TL + KDV dir.

BİLGİ VE KURS KAYIT MÜRACAAT İÇİN

info@boulderistanbul.com
boulderistanbul@gmail.com

Kamil YAY

0 216 337 51 92
0 535 203 58 93
 
 
 

Ataşehir Belediyespor Bayan Voleybol Takımı 3. Lige Yükseldi

Yalova ayağını şampiyon tamamlayarak 3. Lig’e yükselmeye hak kazanan Ataşehir Belediyespor Bayan Voleybol Takımı, 2012-2013 sezonunda Aroma Bayanlar Voleybol 3. Ligi’nde mücadele edecek.
 
Kaynak: Ataşehir Belediyesi

Kıyafetlerimizin Altında Sakladığımız Yağlardan Kurtulma Zamanı Geldi

Yazın dış mekanlarda spor yapmak için sıcaklığın daha az olduğu sabah veya akşam saatleri tercih edilmeli ve mutlaka sıvı ve tuz kaybını normal seviyelerde tutmak için bol sıvı tüketimi veya özel sporcu içecekleri tüketilmelidir. Günün büyük bir kısmında sıcaklık yüksek derecelerde olacağından dolayı kapalı spor merkezlerinin tercih edilerek bir antrenör eşliğinde çalışmak, sizleri hem yazın sıcağından koruyacak hem de sakatlanma riskinizi ortadan kaldıracaktır.
 
Ataşehir Active Fitness Club eğitmenleri sizleri en doğru şekilde amacınıza ulaştırabilmek için düzenli olarak vücut analizleri yapmakta ve sizleri istediğiniz vücut ölçülerine ulaştırmak için en doğru antrenman programlarını sizlere sunmaktadırlar. Tesis içerisinde en doğru fitness antrenmanlarını yapabileceğiniz gibi Pilates, Fit Plus, H.A.T gibi grup egzersizleriyle sıkılaşıp, Tae-bo, Fat Burn, Zumba gibi aerobik egzersizlerle de fazla yağlardan kurtulabilirsiniz. Sauna da ise günün yorgunluğunu atabilirsiniz.
 
Bu stresli iş hayatında “ çok yoğunum “ demeyin ve 48 saatte sadece 1 saatinizi  kendi sağlığınız için spora ayırın…

Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti

Sabah saatlerinde polen alerjenlerine dikkat
 
Alerji, "zararlı" olarak kabul edilmeyen çevresel etkenlere karşı vücudun aşırı tepkisidir. Duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olan maddelere "alerjen" denir. Alerji, genetik eğilimi olan kişilerde çevresel faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkabilmektedir.
Ağaç polenleri daha çok Şubat-Mayıs, ot polenleri Mayıs-Haziran aylarında, yabani ot polenleri ise; yaz ortasından sonbahara dek yakınmalara neden olabilmektedir. Polenler ya da diğer adıyla çiçek tozları, bitkilerin erkek tohumlarıdır. Sabah saatlerinde havadaki polen miktarı genellikle daha fazladır.

Sıcak ve rüzgarlı günlerde polen artar

 
Yağmurlu günlerde havada uçuşan polen miktarı azaldığından polen alerjisi olan kişiler rahat eder. Tam tersine sıcak ve rüzgarlı günlerde polen yayılımı artar. Bu durumda hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalıdır. Dışarı çıktığında yapabiliyorsa polen maskesi kullanmalıdır. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Yine gözlerin yan taraflarını kapatan güneş gözlüklerinin faydası olabilir.

Ev ne zaman havalandırılmalı?

 
Polenler daha çok sabah saat 05.00-10.00 arasında yayıldıklarından ev öğleden sonra havalandırılmalıdır. Varsa evde ve arabadaki klimaların polen filtreleri sık sık değiştirilmelidir. Ev içi hava temizleyiciler eve giren polenlerin ortadan kaldırılmasında faydalı olabilir. Örneğin; evcil hayvanların da yatak odasına sokulmamalıdır. Bu hayvanların dışarıda gezdiklerinde tüylerine yapışan polenler de alerjiye neden olabilir. Araba ile yolculuk yapıldığında camlar kapalı tutulmalıdır. Böylelikle polenlerin otomobilinize dolmasını engellemiş olursunuz. Polen tutucu hava filtreleri olan otomobilleri tercih etmeniz faydalı olacaktır. Otomobilinizin bakımı esnasında polen filtrelerini değiştirmeyi unutmayın.

Polen saçlara yapışabilir

 
Dışarıdan eve gelindiğinde hemen giysiler değiştirilerek yıkanmalıdır.  Mümkünse burun içini dahi yıkayarak banyo yapılmalıdır. Saçların yıkanması, yapışan polenlerin temizlenmesi açısından yarar sağlamaktadır. Çamaşırlarınızı yıkadıktan sonra dışarıda kurutmanız üstlerine polen yapışmasına sebep olabilir. Böylelikle gün boyunca nereye giderseniz gidin polenler sizinle olacaktır. Mümkünse polen mevsiminde çamaşır kurutma makinesi kullanılmalıdır.

Toz ve sigara dumanından da uzak durulması gerekir

 
Polen mevsiminde toz, sigara dumanı, boya kokusu, parfüm gibi irritanlardan uzak durmak, polen alerjisi olan kişinin şikayetlerinin ağırlaşmasını engeller. Unutulmamalıdır ki; kişi kalıtsal olarak alerjiye eğilimli de olsa, alerji gelişiminde çevrenin rolü yadsınamazdır. Alerjiye genetik yatkınlığı olan kişilerin alacağı alerji karşıtı önlemler, alerjik yakınmaların ortaya çıkmasını engeller ya da geciktirir.

İlaç tedavisi gerekiyorsa

 
Nefes darlığı, hava açlığı, öksürük, balgam çıkarma, göğüste tıkanma hissi gibi belirtilerle seyreden astım, bahar aylarında polenlerin yayılmasıyla kötüleşebilmektedir. Polen alerjisi olan astımlı hastaların alerjik oldukları polenlerin yayıldığı haftalar/aylar boyunca şikayetleri artabilir. Bu dönemde hastanın ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekebilir.

Ne zaman hekime başvurulmalı?

 
Polenler, saman nezlesi (alerjik nezle) ve astım belirtilerini tetikleyebilirler. Alerjik nezlesi olan bazı hastalar, mikrobik bir solunum yolu enfeksiyonu geçirdiklerini düşünebilirler. 1-2 haftayı geçen şikayetleri olan hastalar, mutlaka bir hekime başvurmalıdır.

Alerjiniz olan polen belirlenmeli

 
Saman nezlesinden korunmada ilk adım, hastanın hangi polene karşı alerjisinin olduğunun saptanmasıdır. Bu amaçla hızlı ve kolay uygulanan deri testlerinden, kimi zaman da kan testlerinden yararlanılır. Alerji yapan etken saptandığında, kişi bundan olabildiğince uzaklaşmalıdır. Tedavide alerji önleyici ilaçlardan yararlanılır. Uygun kişilerde aşı tedavisi de belirtilerin giderilmesine yardımcı olabilir.

Ataşehir’de Film Gibi Takip