4 Sektör’ün 2011 Medya Verileri

Yeni ürününü piyasaya sunan üretici için ürün tanıtımlarında, reklamlar kadar haber ve teknoloji magazin programları da iyi bir fırsat. Bu diğer sektörlerdeki firmalar için de göz ardı edilemeyecek önemli bir unsur.

Teknolojiyi elektronik eşyalar ve onları oluşturan donanım grupları dışında telekomünikasyon şirketleri de çok yakından takip ediyor. Telekomünikasyon şirketleri, çıkan yeniliklere uygun teknolojiler, yenilikler ve kampanyalarla basında oldukça geniş yer alıyor. Sosyal sorumluluk projeleri de en az teknoloji kadar yakından takip edilen unsurlar arasında yer alıyor.

PRNet Halkla İlişkiler Araştırma ve Değerlendirme A.Ş. tarafından, 4 dev sektör, Telekomünikasyon, Bilgi Teknolojileri, Enerji ve Gıda sektörlerinin 01 Ocak – 30 Kasım 2011 basın verileri analiz edildi.

TELEKOMÜNİKASYON SEKTÖRÜ

Türkiye’de faaliyet gösteren telekomünikasyon şirketlerinden Türk Telekom, 20.817 haberle liderliği kimseye kaptırmadı ve haber sayısı açısından açık ara farkla diğer firmaları geçti. 2’nci sırada GSM şirketi Turkcell Türk Telekom’u yakından takip ederken; Vodafone 3’üncü, TTNET 4’üncü ve Avea 5’inci sıradan rekabete katıldı.

Telekomünikasyon şirketleri, özellikle çıkardıkları en yeni kampanyalarla birbirleriyle rekabet ettiler ve bu yarışları da medyada oldukça geniş yer buldu.

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SEKTÖRÜ

Ocak-Kasım döneminde; Apple firması, 12.946 haber sayısıyla büyük rakibi Google’ı geçiyor. 2’nci sırada bulunan Google’ı, Microsoft 3’üncü sıradan takip ediyor. Sektörün diğer devlerinden Sony, 4’üncü ve Samsung da 5’inci sırada bulunuyor. Apple’ın haber sayılarının artış nedenlerinden biri de şüphesiz efsane CEO Steve Jobs’ın sağlık sorunları ve nihayetinde gelen ölüm haberleri ve yorumları oldu…

Bilgi teknolojileri sektöründeki liderlik yarışında, Google ve Apple firmalarının kıyasıya rekabetini ve haber sayıları açısından eski ve büyük rakipleri Microsoft da dahil; pek çok sektör firmalarını açık ara farkla geçtiğini görüyoruz.

GIDA SEKTÖRÜ

Gerek temel ihtiyaç unsuru, gerekse ürün çeşitliliği açısından medyada geniş yer tutan sektörlerden biri de gıda. Birbirleriyle yarış içerisinde olan gıda firmalarından Ülker, gerek sponsorluğu, gerek yatırımları, gerekse ürün bültenleriyle rakiplerini geride bırakarak liderlik koltuğuna oturdu. Ülker’in 17.126 haberi bulunuyor.

ENERJİ SEKTÖRÜ

Son olarak ülkemizde yatırımı bulunan enerji sektörü firmalarının Ocak-Kasım 2011 dönemi haberlerini analiz ettiğimizdeyse; ülkemize yatırım yapan yabancı şirketlerin, yerli markaları geçerek üst sıralarda yer aldığını görüyoruz. Bunun da nedeni petrol şirketlerinin yurdumuzdaki faaliyetlerinin yanı sıra, yurt dışı faaliyetlerinin de yakından takip edilmesidir. Özellikle 6.262 haberle enerji sektöründe en çok haberi bulunan BP’nin ilk sırada yer alışında, Meksika Körfezi'ndeki kaza ve petrol sızıntısının yankılarının büyük etkisi olduğu söylenebilir.

PRNet Medya:

PRNet medya veri madenciliği ve takip sağlayıcılığı konularında uzman 110 kişilik bir kadro ile “Okur verileri”, “Net Etki analizleri”, online “yazılı basın arşiv”  içeren araştırma hizmetleri ile Medya Takibi konusunda 1998’den beri seçkin müşterilerine hizmet vermektedir.

Amerika’da En Sevilen AntiVirüs Markası Türk Comodo Oldu

Sosyal medyada 1806 kişi Comodo'nun ürünleri ile ilgili görüş dile getirirken, bunların 1737'si olumlu yönde yorum yaptı. Sosyal medyada yer alan ve McAfee hakkında görüş bildiren 1277 kişiden 1141'i markadan nefret ettiğini söyledi.

Yapılan yorumlara göre markaların nefret yüzdeleri belirlendi. Norton kullanıcılarının yüzde 60'ı, Symantec kullancılarının yüzde 85'i, Symantec'in alt şirketi olan Altiris Inc. deneyimi olanların yüzde 57'si, yine Symantec'in yan kolu olarak faaliyet gösteren ve web güvenlik servisi sunan MessageLabs'ın yüzde 57'si bu markalardan nefret ediyor.

Comodo CEO'su Melih Abdulhayoğlu, Amplicate sitesinin sonuçlarını, ''Kullanıcılarımızın ürünlerimizden memnun olduğunu Amplicate'deki yorumlar aracılığı ile de görmek bizi memnun etti. Bilgisayar kullanıcıları tarafından yapılan değerlendirmeler bizim için çok önemli ve onların güvenini kazandığımız için gurur duyuyoruz,'' diye değerlendirdi.

Bir günde Comodo pozitif görüş bildirenlerin oranı yüzde 56-96 aralığında olurken, yapılan yorumlarda, Comodo'nun ürünlerine yapılan övgüler dikkat çekti.

Ataşehir Örnek Mahallesi’nde Örnek Toplantı

Belediye Başkan Yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve belediye birim müdürlerinin de katıldığı toplantı Örnek Mahallesi Muhtarı İdris Taşkın’ın konuşması ile başladı.

Mahalleye yapılan hizmetler nedeniyle belediye Başkanı ve tüm belediye çalışanlarına teşekkür eden Muhtar Taşkın, “1960 yılından beri yaşadığım Örnek Mahallesi’nde en büyük hayalim, mahallemize bir Kültür Merkezi yapılmasıydı. Bunu gerçekleştiren Belediye Başkanımıza özellikle teşekkür ediyorum” dedi.
 
Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi yaptığı konuşmada; yapılan hizmetlerin “önce İnsan” sloganı ile gerçekleştirildiğini, belediyenin tüm hizmetlerinde; parti rozetinin değil, insanların öncelikli olduğunu vurguladı ve “Belediyemizin tüm birimlerinde, vatandaşlarımızın sorunlarını çözerken; onların din, dil,ırk, mezhebine bakmıyor, insanların sağlıklı ve mutlu yaşaması için hizmet veriyoruz. İnsanların sağlıklı ve mutlu yaşaması için bir çivi çakana, hizmet verenlere, destek olanlara da hem şahsım hem Ataşehirliler adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.
 
Binası bile olmayan Ataşehir Belediyesi’nin kurucu başkanı olarak 29 Mart 2009’da başladığı belediye başkanlığı görevinde ilçenin yıllardır hizmet görmeyen mahallelerindeki sorunları çözmek için yapılan planlamanın çok önünde olduklarını belirten Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Örnek Mahallesi’nin kanayan yarası olan tapu sorununun çözüldüğünü ve 610 kişiye tapu verdiklerini, yoğun yağışlarda yıkılan Tamirhane Köprüsü’nü yeniden yaptıklarını, başta İsmet İnönü Parkı olmak üzere 3 yeni park yapıldığını, var olan 8 parkta ise yenileme çalışmalarının tamamlandığını anlattı. Mahallenin sokaklarına ve 27 caddesine 10 bin 500 ton asfalt serildiğini, 12 bin 200 metrekarelik alana da parke taşı döşendiğini ifade eden Başkan Battal İlgezdi, çöp toplama, denetim gibi rutin belediye hizmetlerinin ise aralıksız devam ettiğini söyledi.

Ataşehir genelinde yapılan çalışmaları da kısaca anlatan Başkan Battal İlgezdi şunları söyledi: “2012 yılı Ataşehir için hasat yılı olacak. Önümüze çıkarılan engellere rağmen göreve geldiğimiz andan itibaren yapılan ve vatandaşların büyük desteği ile gerçekleştirdiğimiz yatırım ve hizmetlerin meyvesini hep beraber toplayacağız. Ben yola çıkarken sizlere sizler de bana güvendiniz. Karşılıklı güven ve destekle yeniden kurduğumuz Ataşehir artık bir çekim merkezi. Ben inanıyorum ki herkes Ataşehirli olmak isteyecek Ataşehir’de yaşamak isteyecek, çünkü gelecek burada”
 
Başkan Battal İlgezdi konuşmasının ardından vatandaşların sorularını yanıtladı, sorunlara ilişkin toplantıda bulunan başkan yardımcıları ve birim müdürlerine talimat verdi. Başkan İlgezdi, toplantının ardından salondan yoğun alkış ve sevgi gösterileriyle ayrıldı.

Anadolu Vakfı Sosyal Sorumluluk Çalışmalarına Devam Ediyor

İlk olarak hastaneyi gezen öğrenciler, daha sonra Anadolu Sağlık Merkezi iç hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu ile uzmanlık alanıyla ilgili sohbet ettiler. Öğrenciler hastaneden ayrılmadan önce Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Gökçen tarafından göz muayenesinden geçirildi.

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:

Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Ustalık Hükümetinin Medya Performansı

61.Hükümet Bakanlar Kurulu Listesi BASIN HABER ADET

1.Başbakan, Recep Tayyip Erdoğan 73.707
2.Dışişleri Bakanı, Ahmet Davutoğlu 12.731
3.Ekonomi Bakanı, Zafer Çağlayan 9.451
4.Başbakan Yardımcısı , Bülent Arınç 9.259
5.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Faruk Çelik 9.186
6.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Taner Yıldız 8.777
7.Maliye Bakanı, Mehmet Şimşek 7.830
8.Avrupa Birliği Bakanı, Egemen Bağış 7.583
9.Kültür ve Turizm Bakanı, Ertuğrul Günay 7.459
10.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Nihat Ergün 7.364
11.Milli Eğitim Bakanı, Ömer Dinçer 7.338
12.Ulaştırma Bakanı, Binali Yıldırım 7.222
13.Gençlik ve Spor Bakanı, Suat Kılıç 7.123
14.Başbakan Yardımcısı, Ali Babacan 6.712
15.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, Fatma Şahin 6.555
16.Başbakan Yardımcısı, Beşir Atalay 6.511
17.Çevre ve Şehircilik Bakan, Erdoğan Bayraktar 5.810
18.Tarım ve Hayvancılık Bakanı, Mehdi Eker 5.588
19.İçişleri Bakanı, İdris Naim Şahin 5.562
20.Sağlık Bakanı, Recep Akdağ 5.315
21.Milli Savunma Bakanı, İsmet Yılmaz 4.983
22.Başbakan Yardımcısı, Bekir Bozdağ 4.703
23.Gümrük ve Ticaret Bakanı, Hayati Yazıcı 4.311
24.Orman Su İşleri Bakanı, Veysel Eroğlu 4.214
25.Adalet Bakanı, Sadullah Ergin 4.119
26.Kalkınma Bakanı, Cevdet Yılmaz 3.031

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 73 bin 707 rekor haberini takiben, ikinci sırada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu görmekteyiz. Haber adetlerinde, Bakan Davutoğlu’nu takip eden tecrübeli Bakan Zafer Çağlayan oldu.

Başbakan Yardımcıları arasında birinci, tüm bakanlar kurulu arasında 4. sırayı alan Bülent Arınç’ı, Devlet Bakanlığından Çalışma ve Güvenlik Bakanlığına getirilen Bakan Faruk Çelik izledi.

“Usta Bakan” olarak eski kabine üyelerinin başları çektiği sıralamada, Başbakan Erdoğan’ın atadığı 6 yeni Bakandan biri olan Gençlik ve Spor bakanı Suat Kılıç 13. Sırada yer alarak, yeni atanan Bakanlar arasında birinciliği göğüslemiş oldu.

Yaş ortalaması 53 olan tecrübeli kabinenin aynı zamanda en genç üyesi olan Kılıç 40 yaşında.

Kabinenin en tecrübeli Bakanı Recep Akdağ, Cumhuriyet tarihinde arka arkaya 4. Defa Sağlık Bakanlığına atanan tek isim olarak, haber sıralamasında 20. sırada yer alırken, Başbakan Yardımcılığına yeni atanan Bekir Bozdağ, 22. Sırada yer aldı. Bozdağ daha önce Ak Parti Grup Başkan Vekiliydi.

www.ajanspress.com.tr

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi Örnek Mahallesi’nde

Tüm Örnek Mahallesi sakinleri davetlidir.

Tarih: 29 Aralık 2011

Saat: 19.00

Yer: Örnek Mahallesi

Sarıgül Düğün Salonu

Ataşehir’de Yılbaşı Hindisinin Adresi: Atacity Gourmet Cafe

Burger House Ataşehir

Ataşehir’de Yangın

Avrupa’daki Otobüs İşletmeleri Allison Hibrid Teknolojisini Tercih Ediyor

İstanbul, Türkiye – Norveç ve Almanya'daki otobüs işletmeleri kısa bir süre önce Allison H50EP ile donatılmış otobüsler ile hizmet vermeye başladı. Allison’ın hibrid tahrik sistemi ile donatılmış beş adet körüklü Solaris Urbino 18 model otobüs, Oslo, Norveç'te yolcu taşıyor. Unibuss'un filosuna katılan bu otobüsler, Ruter Ulaşım adına şehir içi ulaşım hizmetinde kullanılıyor. Dresden, Munih, Bochum, Leipzig, Düsseldorf ve Neuss'ta birçok otobüsün test sürüşleri ise devam ediyor.

Diğer Alman şehirlerinde olduğu gibi, Hanover'deki Allison hibrid sisteminin satışları da test döneminden sonra artış gösterdi. Yılda 159 milyon yolcu taşıyan Üstra Verkehrsbetriebe AG, hepsi yenilikçi Allison H50EP hibrid tahrik sistemiyle donatılmış 10 adet daha Solaris Urbino 18 hibrid otobüsü daha hizmete sundu. Daha önce, Allison H50EP Sistemiyle donatılmış ilk Solaris körüklü otobüsler Üstra ve Fraunhofer Ulaşım Enstitüsü tarafından Dresden'de bir yıl boyunca denenmişti. Test sürüşlerinin sonuçlar etkileyiciydi. Eşdeğer dizel otobüslerle karşılaştırıldıklarında, Allison hibrid sistemi ile ortalama olarak, şehirde %23 ila %30'a varan yakıt tasarrufu sağlandı. Aynı zamanda, CO2 salınımı da şehir merkezinde yakıt tüketim oranlarıyla yaklaşık olarak aynı oranlarda azaltılabildi.

Üstra, Alman hükümetinin çevre, doğa koruma ve Nükleer Güvenlik Federal Bakanlığı'nın finansman sağlama şartlarını yerine getiren tek seçenek olması nedeniyle Allison hibrid sevkli Solaris hibrid otobüsleri seçti. Bakanlığın sağladığı finansmana hak kazanmak için, Almanya'daki toplu taşıma kurumlarının hibrid teknolojiye sahip olmayanlarla kıyaslandığında en az yüzde 20 daha düşük yakıt tükettiği kanıtlanmış hibrid otobüsler satın alması gerekiyor. Bu nedenle Allison hibrid sistemi, yakıt tasarrufu ile Üstra için ilk tercih oldu.

Allison hibrid sistemi ile donatılmış otobüsler hem yolcular, hem de şehirde yaşayan halk tarafından da yakıt verimliliği sağlaması, düşük salınımlı ve sessiz olması nedeniyle destekleniyor. Yeni otobüslerin azot oksit salınımı EEV standardını karşılıyor ve yeni bir kapalı parçacık filtre sistemi de bulunuyor.

Düsseldorf Rheinbahn ise Ağustos 2010'dan bu yana Allison hibrid sistemiyle donatılmış ilk iki otobüsünü kullanıyor. Paralel hibrid teknolojisinin bölgesel yerel ulaşım için uygun olduğunu belirten Rheinbahn, 2011’de Allison H50EP hibrid sistemli beş adet daha Solaris Urbino 18 Hibrid şehir otobüsünü teslim aldı. Düsseldorf'un şehir merkezinden başlayan ve aynı zamanda düşük salınım bölgesinden geçerek çevresindeki şehirlere ulaşan hatlarda, paralel teknolojiye sahip olan hibrid otobüsler kendini kanıtladı. Dizel tüketimi ve salınımlar azaltıldı.

Allison Transmission, bu gelişmeler ile dünyada hibrid otobüs pazarında lider olmaya devam ediyor. Şu anda, dokuz ülkede toplam 216 şehirde hizmet veren Allison H40EP ve H50EP İki Mod Paralel Hibrid Sistemine sahip 4,600'ün üzerinde otobüs bulunuyor. Bu otobüsler 600 milyon kilometrenin üzerinde kullanılarak 75 milyon litrenin üzerinde yakıt tasarrufu sağladı ve 197.000 ton CO2'yi ortadan kaldırdı.

Allison Transmission, A.Ş. hakkında

Allison Transmission, A.Ş (Allison) orta ve ağır ticari araçlar, Amerika Ordusu orta ve ağır askeri araçlar için dünyanın en büyük tam otomatik şanzıman üreticisi ve transit otobüsler için hibrid sevk sistemleri sağlayıcısıdır. Allison şanzımanları, uzun yol kamyonları (dağıtım, atık, inşaat, itfaiye ve ambulans), otobüsler (çoğunlukla okul otobüsleri ve transit), karavanlar, uzun yol harici araçlar ve ekipman (çoğunlukla enerji ve madencilik) ve askeri araçlar (tekerlekli ve tırtıklı) gibi farklı alanlarla kullanılmaktadır. 1915’te kurulan Allison’ın Genel Müdürlüğü Indianapolis, Indiana, A.B.D.’dedir ve yaklaşık 2,750 çalışanı bulunmaktadır. Çin, Hollanda, Brezilya, Hindistan ve Japonya’da ise kendini işine adamış destek çalışanlarının bulunduğu Bölgesel Genel Müdürlükler faaliyet göstermektedir. Allison global olarak 80 ülkede, 1,500 bağımsız distribütör ve bayi lokasyonuna sahiptir. Allison hakkında daha fazla bilgi, www.allisontransmission.com’dan edinilebilir.

Bu basın bülteninde geleceğe yönelik beyanlar bulunabilir. Geçmişle ilgili gerçekler dışındaki beyanlar, geleceğe yönelik beyanlardır. Bazı durumlarda, geleceğe yönelik beyanları; "labilir," "lacak," "meli," "beklemek," "planlar," "proje," "beklemek," "inanmak," "tahmin etmek," "öngörmek," “niyetlenmek,” “önceden tahmin etmek,” “olabilir,” "olası," "devam" gibi terminoloji veya bu terimlerin olumsuz veya benzerleriyle anlayabilirsiniz. Geleceğe yönelik beyanlar gelecekteki performansı garantilemez ve bilinen veya bilinmeyen riskleri içerebilir. Gerçek sonuçların geleceğe yönelik beyanların yapıldığı zamandan farklı olmasına neden olan etkenler aşağıdakileri içerir ve onlarla sınırlı değildir: önemli müşterilerimizden birinin kaybı veya konsolidasyonu; finansal sağlığımızı kötü şekilde etkileyebilecek, faaliyetlerimizi kısıtlayacak ve yükümlülüklerimizi yerine getirmemizi engelleyecek olan büyük miktarda borçlanmamız; rakiplerimizin hareketlerinin ters etkileri; önemli bir tedarikçisi olduğumuz bir araç modelinin üretiminin durdurulması; yeni modellerin piyasaya sunulmasının gecikmesi, kampanyaların durdurulması ve/veya artan garanti maliyetleri ve gelecekteki satışların azalmasına neden olacak ürünlerimizde hataların bulunması; hammaddelerin temininde aksaklıkların veya maliyetlerin artması; ham petrol ve enerji fiyatlarının artması ve genel ekonomik koşullar ve küresel ekonomik ortamda dalgalanma. Bu tür geleceğe yönelik beyanların makul tahminlere dayandığına inanmamıza rağmen, beklentilere ulaşılacağı ve sapmanın gerçekleşmeyeceği konusunda garanti veremeyiz. Tüm bilgiler bu basın bülteninin tarihi esaslıdır ve hiçbir geleceğe yönelik beyanı gerçek sonuç veya beklentilere uydurmak için güncelleme yükümlülüğü altına girmiyoruz.

Huawei Türkiye, İTÜ Öğrencilerine Telekomünikasyon Sektörünü Anlattı

Huawei Türkiye yöneticileri, İTÜ Endüstri Mühendisliği Kulübü’nün 14’üncü “Sektör Günleri” organizasyonunda, öğrencilere telekomünikasyon sektörünü ve Huawei’de staj ve çalışma olanaklarını anlattı. Üniversite öğrencilerinin gelecekte çalışabilecekleri sektörler, firmalar ve bölümler hakkında fikir sahibi olmalarını amaçlayan İTÜ Sektör Günleri, firma yöneticilerini ve öğrencileri bir araya getiriyor.

Öğrencilerin bilgilendirmek ve vizyoner bir bakış açısına sahip olmalarını sağlamak için İTÜ sektör günlerine destek olmaktan mutluluk duyduklarını belirten Huawei Türkiye Cihaz Yönetimi Pazarlama Direktörü Bilgin Demir, özellikle genç nesilin teknolojik taleplerine anlattı. Mobil iletişimdeki değişim sayesinde arz ve talepte önemli değişimler yaşandığına dikkat çeken Demir, gençlerin azla yetinmediklerini ve yaşamın her anında mobil olmak istediğini söyledi. Farklı dijital platformlara erişimin vazgeçilmez bir gereksinim olduğunu anlatan Demir, Huawei Cihaz Grubu olarak akıllı telefonlar, tabletler ve akıllı cihazlarla bu talebi karşıladıklarını ve inovasyon ile sürekli gelişim sağladıklarını söyledi. Mobil geniş bant hızının 300 Mbps’ye yükseldiğinin altını çizen Demir, 2011 Haziran ayı itibariyle 3 milyon 600 bin kişinin 3G kullandığını, Bulut Bilişim teknolojisi sayesinde artık her cihazın bir sim kartı olacağını belirtti. Bilgin Demir’e göre sim kartlar sayesinde uzaktan kontrol edilebilecek olan akıllık cihazlar sayesinde akıllı ev ve ofislerle hem ev hem de iş yaşantısında önemli değişimler yaşanacak.

Dünyadaki 2.En büyük uluslararası AR-GE yatırımını Türkiye’de gerçekleştiren Huawei’nin Ar-Ge Merkezi Direktörü Kamil Şahin de öğrencilere Huawei’nin vizyoner ve inovatif yapısını anlattı. Huawei’nin Ar-Ge çalışmaları ile hem finansal hem de ürün-servis alanında her geçen gün gücünü artırdığını söyleyen Şahin, Huawei Türkiye’nin patent başvurularının, Türkiye’deki Ar-Ge çalışmalarının en büyük inovasyon göstergesi olduğunu söyledi. Yüzde yüz Türk mühendislerinin geliştirmeleriyle çok sayıda patent başvurusu yapıldığını anlatan Şahin; Huawei Türkiye’nin Ar-Ge yapısını; “26 yaş ortalamasıyla genç, üretken ve her zaman yenilikçi ürün ve servisler geliştiren bir üs” olarak tanımladı. Huawei Türkiye AR-GE merkezindeki mühendislerin geliştirdiği yazılımlarla, Türkiye’nin ilk 5 Ar-Ge ihracatçısı konumuna gelmesini hedeflediklerini belirten Şahin; Huawei’nin, genç mühendislere verdiği eğitim ve sağladığı imkanlarla onları dünya standartlarında bir mühendis haline getirdiğini anlattı. Huawei’nin, istihdama katkı yapmanın yanı sıra istihdam edilen nitelikli personele de katma değer sağladığını belirten Şahin; genç ve dinamik yapılarının, yeni mezunlar için önemli fırsatlar sunduğunun altını çizdi.

Huawei Türkiye ve İstanbul Teknik Üniversitesi, 2008 yılında, Türkiye’nin en önemli üniversite-sanayi işbirliklerinden birine imza atarak “İTÜ-Huawei Yeni Nesil Telekomünikasyon Teknolojileri Laboratuarı’nı kurdular.

Huawei Türkiye, İTÜ Sektör Günleri’nde android işlemcili cihazlarla oynanan oyunlarda birinci olan öğrenciye Huawei U8300 Android telefon, ikinciye Huawei E5830 Wireless modem ve üçüncüye Huawei E353 HSPA+ USB Stick armağan etti.

Huawei Hakkında

Haziran 2011 verilerine göre 120.000’i aşkın çalışanı olan Huawei, yeni nesil bilgi ve iletişim teknolojilerinde dünyanın önde gelen firmaları arasında yer almaktadır. Dünya genelinde 36 eğitim ve 20 Ar-Ge merkezi ile dünyanın en büyük 50 GSM operatöründen 45’ine servis sunan Huawei, telekom operatorleri ve kurumlar aracılığıyla, 140’dan fazla ülkede, dünya nüfusunun üçte birinden fazlasına hizmet vermektedir. Bu doğrultuda, müşterileri için uzun süreli katma değer sağlayan, potansiyel gelişimin önünü açan, yenilikçi ürün ve çözümler sunmaya kendini adamıştır. 2010 Fortune Global 500 listesinde yer alan Huawei, Businessweek tarafından, dünyanın en etkili şirketleri ödülüne (The World’s Most Influential Companies by Businessweek) layık bulunmuştur. Daha fazla bilgi için, www.huawei.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Balon Katlama Dünya Şampiyonu Dündar Mercan ile Atölye Çalışması

1. GRUP;

14 Ocak 2012-Cumartesi- 50 katılımcı ile sınırlı

2. GRUP;

15 Ocak 2012-Pazar 50 katılımcı ile sınırlı

Atölye çalışmasına katılmak için size uygun olan günü seçebilirsiniz.

Giriş : 25 TL'dir..

Bilgi ve Kayıt için ;

Derya SARIKAYA & Volkan KARYADILI

0 536 371 37 37 – 0 536 272 37 36

www.huniajans.com / huniajans@hotmail.com

Yeni Yıla Yemek Yiyerek Girmeyin

31 Aralık gününe güzel bir kahvaltı ile başlayın

Yılbaşı günü yoğun bir gün geçirildiği için öğün kaçırma durumu oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak bilinmelidir ki; öğünü kaçırmış olmak açlığı tetikleyerek yeme isteğini artırmaktadır. Güne güzel ve hafif bir kahvaltı ile başlamak dinamik, enerji dolu ve mutlu bir başlangıç demektir. Sonrasında hafif bir öğle yemeği yenilmelidir. Peynirli veya tonbalıklı ya da tavuklu, sossuz bir salata güzel bir alternatif olabilir.

Yemeklerini küçük lokmalarla yiyin

Yoğun yemek sonrasında kalbe binen yük artar ve kalp krizi geçirme riski yaş gözetmeksizin oluşur. O akşam yenilen yemekler mümkün olduğunca yavaş yavaş ve küçük lokmalarla iyi çiğneyerek tüketilmelidir. Yağlı ve ağır yemekler fazla miktarlarda tüketilirse sindirim sisteminde bozukluklara yol açarak mide bulantısı, ishal, mide krampları gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Miktarlarına dikkat ederek çeşitli besinleri tüketebilirsiniz

Yılbaşında ziyafetinde bu adımları izleyin:

• Ana yemek yanına az miktarda pilav veya makarna ve salata ile akşam öğününüzü tüketerek doğru bir başlangıç yapılmalıdır.
• Akşam yemeğinde meze, zeytinyağlı, kızartma, kavurma gibi yemekler olmamasına dikkat edilmelidir.
• Yemek öncesi yemek sırası veya sonrasında su ihmal edilmemelidir.
• Yemekten en az 2 saat sonra 1 kase kuruyemiş veya patlamış mısır ilk ara öğün olarak tercih edilmelidir. Vakit geçirebileceğiniz ve lif içeriği zengin tok tutacak yiyeceklerdir.
• İlerleyen vakitlerde 1-2 porsiyon meyve ile yeme işlemi bitirilmelidir.
• Dışarıda yemek yemeyi planlayanlar bu çeşitlerin tümünü aynı anda görebilirler. Yapılması gereken öncelikle ana yemeği yemek sonrasında 2 saat aralıklarla az porsiyonlarda diğer çeşitlerden tüketmektir.
• Yağlı ve tuzlu gıdalar; cips, kızartılmış kavrulmuş besinler, salam, sosis, sucuk gibi gıdalar doymuş yağ açısından da yüksek içeriğe sahip olduklarından tüketilmemelidir.
• O akşam alkol almak isteyenler aşırıya kaçmamalıdır.
• Tatlı tüketilmek istenirse muhakkak sütlü tatlılar tercih edilmeli veya kuru ve taze meyveler ile bu istek giderilmelidir.
• Yılbaşı ertesi günü orta tempoda en az 1 saat yürüyüş yapılmalıdır.

Yeni yıl size sağlık getirsin istiyorsanız;

• Her zaman olduğu gibi taze sebze ve meyveleri hiçbir zaman sofralarımızdan eksik etmemeliyiz. Bütün bir yıl boyunca tüketilen taze sebze ve meyveler içerdikleri vitamin ve mineraller ile bağışıklık sistemimizi artırarak siz daha zinde, konsantre olmuş bir şekilde günlere hazırlar ve hastalıklara yakalanma riskini azaltır.
• Kemik, diş sağlığımız ve çocuklarımızdaki büyüme ve gelişmenin devamlılığı için süt ve süt ürünlerini mutlaka tüketelim. Özellikle son yapılan çalışmalar kalsiyum içeren beslenmenin obezite tedavisinde de kilo verme hızını arttırdığını göstermişlerdir.
• Vücudumuzdaki yapım, onarımın dışında dokularımızın yapı taşı olan aminoasitleri içeren proteinden zengin et ve et ürünleri ana öğünlerimizde mutlaka bulundurulmalıdır. Tavuk, balık, kırmızı et, yumurta, kuru baklagiller tercih edebileceğimiz en iyi kalite proteine sahip et ve et ürünleridir.
• Yeterli su tüketimi vücudumuzdaki sıvı dengesi için çok önemlidir. Günde en az 10 su bardağı su içerek hem günlük atılan sıvı kaybını karşılamış, hem böbrek fonksiyonlarının devamı için hem de vücut ısısını dengede tutmak için yeterli sıvıyı almış oluruz. Son yapılan bilimsel çalışmalar erkeklerin günde alması gereken toplam sıvı miktarının 3.7litre kadınların ise 2.7litre olması gerektiğini göstermektedir. Bu sebeple 10–12 su bardağını sudan sağlamak önemlidir.
• Liften zengin beslenme günümüz beslenmesinin en temel yapıtaşlarından birisi haline gelmiştir. Kuru ve taze meyveler, kuru baklagiller, sebze ve çok tahıllı birçok besin kolonda fermantasyona uğramadıkları için bağırsak sağlığını koruyucu, midenin boşalmasını geciktirici ve acıkmayı geciktirici besinlerdir.
• Haftada minimal 3–4 kez yapılan fiziksel aktivite ile hem kilonun kontrolünde hem de iştahın kontrolünü sağlamış oluruz. Gerek psikolojik gerek fiziksel etkileri pozitif yönlü olan aktivite bireylerde diyet tedavilerinde daha hızlı ve rahat sonuçlar alınmasını sağlamaktadır.
• Hem kalp sağlığımız hem de kilo kontrolü için her zaman yağlı besin tüketimini azaltmalı kızartma ile hazırlanmış besinlerin tüketim sıklığını azaltmalıyız. Özellikle son yapılan çalışmalar kızartmaların dışında hidrojene bitkisel yağ olan margarinin tüketimini de sınırlandırılması gerektiğini vurgulamaktadırlar. Özellikle pastacılık ürünleri ve hazır gıdalardın üretiminde kullanılan bu margarin çeşitleri kalp hastalıkları riskini arttırmaktadırlar. Bu nedenle yemeklerinizde bitkisel sıvı yağları özellikle zeytinyağını kullanmaya özen göstermelisiniz.
• Özellikle iş yeri ve ev hanımlarının çok sık tükettiği çay ve kahve tüketimi hem beraberinde alınan şeker hem de besinlerle alımından dolayı kilo alımına ve anemiye sebep olabilmektedir. Özellikle kahve tüketiminin içerdiği kafeinden dolayı günde en fazla 2 kupa ile yeterli hale getirilmesi çay tüketimini ise şekersiz ve açık olacak şekilde günde 5–6 bardağı geçmemesi gerekir.
• Kuru yemişler; içerdikleri E vitamini ve yağ asitleri ile yaşlanmayı geciktirir, bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve birçok kanser riskini azaltmaktadır. Günlük 1 avuç fındık, badem veya cevizin bu olumlu yanları dışında barsak geçişine de olumlu etki ederler. Fakat tüketiminde aşırıya kaçmak unutmamak gerekir ki kilo aldırır. O açıdan miktarı aşmadan tüketmelisiniz.
• Yapacağınız küçük egzersizler kendinizi fiziksel olarak daha dinç hissetmenizi sağlayacaktır. Kısa mesafeleri yürüyerek gidebilirsiniz. Asansör yerine merdiven kullanmayı kendinize alışkanlık edinmeniz gün içerisinde hareket etmenizi sağlayacaktır.
• Son olarak sağlıklı kilonuzda değilseniz muhakkak bir diyetisyen kontrolünde kilo vermelisiniz. Obezitenin de kronik bir hastalık olarak bilindiği bu dönemde şişman veya şişmanlığa aday olmak birçok hastalığa erken yaşlarda bile davetiye çıkaracaktır. Sağlıklı bir yıl için kendinizi iyi hissettiğiniz kiloya inmeniz hiç de zor değil!

Yeni Yılda Motorlu Taşıtlar Vergisi Yüzde 10,26 Artacak

3001-3500 cm3'e kadar 6.780
3501-4000 cm3'e kadar 10.658
4001 cm3 ve üstü 17.443

Motosikletler

100-250 cm3'e kadar 92
251-650 cm3'e kadar 189
651-1200 cm3'e kadar 480
1201 cm3 ve yukarısı 1.159

Türkiye ile Yunanistan Arasında Nefesten Dostluk Köprüsü

“Ege’nin Nefesleri”nde; santurda Andreas Katsigiannis, piyanoda Tolga Zafer Özdemir, kanunda Devrim Ekiz, udda Gürcan Yaman, perküsyonda ise Gurur Nar ve Onur Nar sanatçılara eşlik edecek.

Konserde, klarnetin iki farklı coğrafyadaki değişken icra kabiliyeti ve insanlar üzerinde bıraktığı ortak duygular dinleyiciye aktarılacak.

30.00 – 25.00 – 20.00 ve 15.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te.

Kar İstanbul’da

Sanda Spa Ataşehir’den 2012’ye Özel Yeni Yıl Hediyeleri

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi: Tarih Tarihçilere Bırakılmalı

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi "Dünyada aydınlanmanın ve düşünce özgürlüğünün en önemli savunucularının çıktığı 'Savunduğunuz fikre katılmıyorum ama onu savunabilmeniz için canımı bile verebilirim' diyen Voltaire'in ülkesi Fransa'da meclisin aldığı bu karar bu ülkenin demokratik olup olmadığını da tartışmaya açmıştır" dedi.

Tarihin tarihçiler tarafından araştırılması ve yazılması gerektiğini belirten Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, "Bu yasanın kabulü ile 1915 olaylarını tartışanları ve buna hukuki veya tarihi bir nitelemede bulunmak isteyenleri cezalandırmaya çalışan Fransa, bir fikri kabul etmeyenlerin cezalandırıldığı bir ülke haline geldiyse kendi tarihinin üstünden tankla geçmektedir" görüşünü savundu.

Türkiyenin İlk Kekemelik Forum Sitesi Açıldı

Kekemelik üzerine medyada çıkan güncel haberlerin de yer aldığı sitede, bu haberler sayesinde konu ile ilgili gelişmeleri, derlenmiş şekli ile takip edebilecek olan kekeme vatandaşlar, bu sayede akıllarına takılan sorulara da cevap bulacaklar.

Forum haricinde kekemelik üzerine geniş bilgiler bulunduran site, ayrıca makaleler ile konuya yönelik ayrıntıları desteklemektedir. Uzman görüşleri ve önerilerin de bulunduğu kekemelik.com.tr her yönüyle kekemelik sorununu yaşayan insanların tüm sorunlarına çözüm olabilmek için yine kekeme bireylerin ilgisini ve yorumlarını bekliyor.

http://kekemelik.com.tr/

Philips’in Yılbaşı Ağacı Ataşehir’de Sosyal Medyadaki Paylaşımlarla Yanıyor

Mission Impossible – Ghost Protocol – Görevimiz Tehlike 4 Vizyonda

Kalp Krizi Riskini Öğrenmenin En Kolay Yolu

Derin bir nefes alma süresinde yapılabilen kalsiyum skorlaması, kalp damarlarındaki kireçlenme miktarını ve buna bağlı olan koroner arter hastalığı riskini ortaya çıkarıyor. Kalsiyum skorlaması sonuçları, kişinin gelecek yıllarına ilişkin bilgi veriyor.

Kalp krizi riskinin önceden belirlenebilmesini sağlayan yöntemler arasında ilk akla gelenin anjiyo olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gürsel Ateş, anjiyo ile kalsiyum skorlamasının birbirinden farklı iki yöntem olduğunu vurgulayarak şu bilgileri veriyor: “Anjiyoda kişinin varolan şartları belirlenip, tedaviye gereksinim duyup duymadığına karar veriliyor. Kalsiyum skorlamasında ise kişinin damarındaki gelişmeleri görmek amaçlanıyor. Böylece, ilerleyen yıllarda kalp krizi geçirme riskinin daha iyi belirlenmesi sağlanıyor.”

40'lı yaşlara dikkat

Belirgin herhangi bir şikayet olmamasına karşın ailede kalp hastalıkları görülüyorsa kişinin kalsiyum skorlaması yaptırması öneriliyor. Dr. Gürsel Ateş, “Koroner arter hastalıkları, 40’lı yaşlardan itibaren giderek artan bir seyir izliyor. Aile öyküsü olan kişilerde, genç yaşlarda da kalp krizi riski olasılığı var. Araştırmalar, damarlarında kalsiyum birikmesine rastlanmayan kişilerin dört yıl boyunca kalp krizi geçirme riskinin çok düşük olduğunu gösteriyor” diyor.

Kalsiyum skorlamasında istenen, sonucun sıfır olması. Sonuç sıfır değilse, damardaki kalsiyum birikiminin miktarına göre kişide düşük, orta ya da yüksek derecede kalp damar hastalığı riski olduğu düşünülüyor ve çıkan sonuca göre ilaçla tedaviye başlanıyor. Ciddi bir damar tıkanıklığı saptananlara ise koroner anjiyografi uygulanıyor.

Kalsiyum skorlaması nasıl yapılıyor?

Hastaya ağızdan veya damardan hiçbir ilaç verilmeden, bilgisayarlı tomografi ile sadece bir tutumluk nefes süresinde yapılan kalsiyum skorlaması, hekimlere göre en önemli tarama testlerinden biri. Modern cihazlarla yapılan ölçüm ile daha az radyasyon alınıyor.

Kalp-damar hastalıkları açısından riskli gruplar

• Sigara kullananlar
• Trigliserid ve HDL düzeyi yüksek kişiler
• Diyabet ve hipertansiyon hastaları
• Kilo fazlası olanlar
• Metabolik hastalıkları bulunanlar
• Bel çevresi erkeklerde 102, kadınlarda ise 96 santimetreyi geçenler

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:

Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Ataşehirde İş Aksatan Elektrik Kesintisi

Ataşehir Finans Merkezi Ankarada Tanıtılıyor

Brandium Ataşehir Ödüle Doymuyor

İklim Dostu Ataşehir

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Gülçin Özsoy, Alara Tuncer ve Ayten Kartal’ın panelist olarak katıldığı panel öncesi konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, belediye olarak çevreye ilişkin çalışma ve projelerin kendileri için öncelikli olduğunu vurguladı. Başkan İlgezdi, “Ataşehir Belediyesi olarak sağlıklı bir çevrenin oluşumuna katkıda bulunmak için yapımı devam eden belediye binamızı çevre dostu olarak projelendirdik. Binamız, enerjisinin yüzde 20’sini güneşten karşılayacak. Ayrıca atık sular için de toplama ve arıtma sistemi sayesinde tekrar kullanımları sağlanacak” dedi.
 
İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Şaban Karataş ise konuşmasına çocuklardan özür dileyerek başladı ve şunları söyledi: “Gençlerden ve çocuklarımızdan özür diliyorum. Çünkü onlara giderek daha da kötüye giden, çevre kirliği artmış, kaynakları tükenmeye başlamış bir dünya bırakıyoruz. Onlardan dünyamıza, çevremize sahip çıkmalarını istiyorum. Şu an yaşadığımız dünyanın geldiği noktaya bir örnek vermek gerekirse, bundan yıllar önce Marmara ve Boğazlardan çıkan balıkların neslinin yüzde 80’i tükenmiş durumda. Bundan 30 yıl sonra belki bugün denizlerimizde yaşayan balıkların hiç biri olmayacak. Lütfen atık yağlarımızı toplayıp geri dönüşüm firmalarına verelim. Dönüşebilir atıklarımızı çöpe atmayalım.”
 
Panelistlerden İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimi Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu konuşmasına sera gazlarının iyi ve kötü yanlarını anlatarak başladı. Sera gazlarının hiç olmaması durumunda dünyamızın daha soğuk olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Kadıoğlu, “Sera gazlarının çoğu zarar. Kararınca olduğu sürece sorun yok. Mühim olan olması gerekenin üzerine çıkmaması. Bunun için bireysel olarak küçük tedbirler alabiliriz. Kullanılmayan lambaları kapatırız, kullanmadığımız elektronik aletlerin fişini çekebiliriz, bulaşıklarımızı makineye koymadan önce musluğun altında çok fazla su israfı yaparak akıtmak yerine bir kaba koyduğumuz su ile bunu sağlayabiliriz. Böylesi küçük tedbirlerle ısınmanın artmasını engellemiş oluruz. Gereksiz yere yaktığımız her lamba için daha fazla enerji harcanıyor. Sadece elektrik olarak değil onun üretimi için yakılan fosil yatıklar yüzünden de dünyamız daha fazla ısınıyor. Eviniz çok sıcak olduğu zaman kombiyi kısmak yerine camı açmanız, sadece dünyayı ısıtır” diye konuştu.
 
REC Türkiye Proje Uzmanı Gülçin Özsoy ise, “İklim Dostu Bir Memleket Mümkün müdür?” konulu konuşmasında, İstanbul ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyeleri ile Nilüfer ve Kadıköy Belediyelerinden örnekler vererek çevreye yönelik projelerini anlattı. Özsoy konuşmasına şöyle devam etti: “Yurt dışından örnekler vermek yerine kendi ülkemizden örnekler vermeyi tercih ettim. İklim Değişikliği konusunda belediyelere çok büyük tedbirler düşüyor. Meclislerinde alacakları ve uygulayacakları kararlar çok önemli. Mesela Kadıköy Belediye Meclisi iki yıl önce bir karar alarak ilçede poşet torba kullanımını yasaklamış. Bunun yerine file ve bez torba kullanımı teşvik etmiş. Bu hem eskiden annelerimizin alışverişlerinde kullandıkları fileleri yeniden hayatımıza sokmuş oldu, hem de naylon poşetlerin çevreye verdiği zarar engellenmiş oldu. İstenirse bu tür kararlar alınarak çevre için büyük işler yapılabilinir.”
 
İlkim Dostu Ataşehir panelinin konuşmacıları arasında Ataşehir Kent Konseyi Çocuk Meclisi Başkanı Alara Turcer de vardı. Tuncer konuşmasında salondaki büyüklerine adeta ders verdi. Tuncer konuşmasına iklim değişikliğini 5 yaşında izlediği bir çizgi film ile öğrendiğini ve o günden itibaren kendisine düşen görevleri yerine getirmeye çalıştığını söyledi. Tuncer şunları söyledi: “Kendi adıma ve dünyamız adına diyorum ki; çevre felaketlerini bizleri yaşatmayın. Yaptığım bir araştırmada iklim değişikliğinin en çok çocuklara zarar verdiğini okudum. Bunu bize yapmayın. Ayında benimde güvenle yaşayacağımız temiz ve sağlıklı bir çevre istiyorum. Koca koca devletlerden küçücük Alara’ya kadar herkes üzerine düşeni yapsın.”
 
Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal ise konuşmasında geri dönüşüm çalışmalarını anlattı. Kartal konuşmasında Yılda 650 ton ambalaj atığı topladıklarını belirterek, “Bu rakamın artması konusunda ilçe halkımızdan destek bekliyoruz. Bu güne kadar birçok çevre kampanyası yaptık. Ataşehir’deki evleri tek tek dolaşarak geri dönüşüm konusunda bilinçlendiriyor ve geri dönüşüm kutuları veriyoruz. Bu güne kadar 14 bin iç mekan geri dönüşüm kutusu, 195 konteyner, 68 geri dönüşüm kumbarası ilçe geneline yerleştirildi. Atık yağları, kullanılmayan araba lastiklerini de topluyoruz. Ayrıca elektronik aletlerin geri dönüşümü için de bir birim oluşturduk. Evinizde bozuk ya da kullanılmayan elektronik aletlerinizi getirerek bu birimize teslim edebilirsiniz. Eğer getirebilecek durumunuz yok ise ev ya da işyerlerinizden gelip alıyoruz” dedi.

Panelin sonunda Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi Panelistler ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Şaban Karataş’a teşekkür plaketi verdi.

İklim Dostu Ataşehir

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Gülçin Özsoy, Alara Tuncer ve Ayten Kartal’ın panelist olarak katıldığı panel öncesi konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, belediye olarak çevreye ilişkin çalışma ve projelerin kendileri için öncelikli olduğunu vurguladı. Başkan İlgezdi, “Ataşehir Belediyesi olarak sağlıklı bir çevrenin oluşumuna katkıda bulunmak için yapımı devam eden belediye binamızı çevre dostu olarak projelendirdik. Binamız, enerjisinin yüzde 20’sini güneşten karşılayacak. Ayrıca atık sular için de toplama ve arıtma sistemi sayesinde tekrar kullanımları sağlanacak” dedi.
 
İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Şaban Karataş ise konuşmasına çocuklardan özür dileyerek başladı ve şunları söyledi: “Gençlerden ve çocuklarımızdan özür diliyorum. Çünkü onlara giderek daha da kötüye giden, çevre kirliği artmış, kaynakları tükenmeye başlamış bir dünya bırakıyoruz. Onlardan dünyamıza, çevremize sahip çıkmalarını istiyorum. Şu an yaşadığımız dünyanın geldiği noktaya bir örnek vermek gerekirse, bundan yıllar önce Marmara ve Boğazlardan çıkan balıkların neslinin yüzde 80’i tükenmiş durumda. Bundan 30 yıl sonra belki bugün denizlerimizde yaşayan balıkların hiç biri olmayacak. Lütfen atık yağlarımızı toplayıp geri dönüşüm firmalarına verelim. Dönüşebilir atıklarımızı çöpe atmayalım.”
 
Panelistlerden İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimi Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu konuşmasına sera gazlarının iyi ve kötü yanlarını anlatarak başladı. Sera gazlarının hiç olmaması durumunda dünyamızın daha soğuk olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Kadıoğlu, “Sera gazlarının çoğu zarar. Kararınca olduğu sürece sorun yok. Mühim olan olması gerekenin üzerine çıkmaması. Bunun için bireysel olarak küçük tedbirler alabiliriz. Kullanılmayan lambaları kapatırız, kullanmadığımız elektronik aletlerin fişini çekebiliriz, bulaşıklarımızı makineye koymadan önce musluğun altında çok fazla su israfı yaparak akıtmak yerine bir kaba koyduğumuz su ile bunu sağlayabiliriz. Böylesi küçük tedbirlerle ısınmanın artmasını engellemiş oluruz. Gereksiz yere yaktığımız her lamba için daha fazla enerji harcanıyor. Sadece elektrik olarak değil onun üretimi için yakılan fosil yatıklar yüzünden de dünyamız daha fazla ısınıyor. Eviniz çok sıcak olduğu zaman kombiyi kısmak yerine camı açmanız, sadece dünyayı ısıtır” diye konuştu.
 
REC Türkiye Proje Uzmanı Gülçin Özsoy ise, “İklim Dostu Bir Memleket Mümkün müdür?” konulu konuşmasında, İstanbul ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyeleri ile Nilüfer ve Kadıköy Belediyelerinden örnekler vererek çevreye yönelik projelerini anlattı. Özsoy konuşmasına şöyle devam etti: “Yurt dışından örnekler vermek yerine kendi ülkemizden örnekler vermeyi tercih ettim. İklim Değişikliği konusunda belediyelere çok büyük tedbirler düşüyor. Meclislerinde alacakları ve uygulayacakları kararlar çok önemli. Mesela Kadıköy Belediye Meclisi iki yıl önce bir karar alarak ilçede poşet torba kullanımını yasaklamış. Bunun yerine file ve bez torba kullanımı teşvik etmiş. Bu hem eskiden annelerimizin alışverişlerinde kullandıkları fileleri yeniden hayatımıza sokmuş oldu, hem de naylon poşetlerin çevreye verdiği zarar engellenmiş oldu. İstenirse bu tür kararlar alınarak çevre için büyük işler yapılabilinir.”
 
İlkim Dostu Ataşehir panelinin konuşmacıları arasında Ataşehir Kent Konseyi Çocuk Meclisi Başkanı Alara Turcer de vardı. Tuncer konuşmasında salondaki büyüklerine adeta ders verdi. Tuncer konuşmasına iklim değişikliğini 5 yaşında izlediği bir çizgi film ile öğrendiğini ve o günden itibaren kendisine düşen görevleri yerine getirmeye çalıştığını söyledi. Tuncer şunları söyledi: “Kendi adıma ve dünyamız adına diyorum ki; çevre felaketlerini bizleri yaşatmayın. Yaptığım bir araştırmada iklim değişikliğinin en çok çocuklara zarar verdiğini okudum. Bunu bize yapmayın. Ayında benimde güvenle yaşayacağımız temiz ve sağlıklı bir çevre istiyorum. Koca koca devletlerden küçücük Alara’ya kadar herkes üzerine düşeni yapsın.”
 
Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal ise konuşmasında geri dönüşüm çalışmalarını anlattı. Kartal konuşmasında Yılda 650 ton ambalaj atığı topladıklarını belirterek, “Bu rakamın artması konusunda ilçe halkımızdan destek bekliyoruz. Bu güne kadar birçok çevre kampanyası yaptık. Ataşehir’deki evleri tek tek dolaşarak geri dönüşüm konusunda bilinçlendiriyor ve geri dönüşüm kutuları veriyoruz. Bu güne kadar 14 bin iç mekan geri dönüşüm kutusu, 195 konteyner, 68 geri dönüşüm kumbarası ilçe geneline yerleştirildi. Atık yağları, kullanılmayan araba lastiklerini de topluyoruz. Ayrıca elektronik aletlerin geri dönüşümü için de bir birim oluşturduk. Evinizde bozuk ya da kullanılmayan elektronik aletlerinizi getirerek bu birimize teslim edebilirsiniz. Eğer getirebilecek durumunuz yok ise ev ya da işyerlerinizden gelip alıyoruz” dedi.

Panelin sonunda Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi Panelistler ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Şaban Karataş’a teşekkür plaketi verdi.

Kansızlığı Olan Yaşlıların Düşme Riski Artıyor

Araştırmalar, hemoglobin düzeyi 11’in altında olan yaşlılarda yaşam kaybı riskinin, kalp krizi ya da kalp yetmezliğine bağlı riskten daha yüksek olduğunu ve kansızlığın fiziksel durumu daha fazla bozduğunu gösteriyor. Kansızlık, başka hastalıklar veya cerrahi müdahaleler için hastaneye yatan hastaların tedavi sürelerini de uzatıyor.
Belirtilere dikkat!

Kansızlığı olan yaşlı bireylerde en sık görülen şikayetler; solukluk, halsizlik, yorgunluk, en hafif günlük aktivitelerde nefes darlığı ve çabuk yorulma, baş dönmesi, bayılma, kulak çınlaması, çarpıntı ve baş ağrısı olarak kendini gösteriyor. Kansızlık, fiziksel performansta ciddi azalmalara yol açarken, kas gücünü de azaltıyor. Kansızlığı olan yaşlılar, olmayanlara göre üç kat daha fazla düşme riski ile karşı karşıya kalıyor ve bu hastalarda kırık vakası da daha fazla görülüyor.

Kansızlık nedenleri…

 
Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, beslenme yetersizliği ve mide-barsak sisteminden kaynaklanan kanamalar başta olmak üzere, birçok kronik hastalık ve kanserlerin kansızlık nedeni olabileceğini belirterek, şunları söylüyor: “Hemoroidler, barsaklardaki polip veya divertiküller, bazı ağrı kesici ve romatizma ilaçları ile aspirin kullanımına bağlı mide-barsak kanamaları demir eksikliğine bağlı kansızlık nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yaşlı erkeklerde azalmış testosteron düzeyi de kansızlığın sorumlusu olabilirken, kas erimesi ile kansızlık arasında da yakın ilişki olduğu gözleniyor.”
 
Tedavide amaç eksik olanı yerine koymaktır
 
“Yaşlılarda yeterli ve dengeli beslenme, diğer birçok konuda olduğu gibi kansızlığın önüne geçilmesi için de esastır” diyen Prof. Dr. Öktenli, açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Tıbbi tedavide prensip,  eğer varsa kan kaybına neden olan problemi çözmek ve eksik olanı yerine koymaktır. Demir eksikliği olan yaşlı hastaların mide-barsak sisteminden kan kaybı olup olmadığını kontrol etmek için gastroskopi ve kolonoskopi yapılması uygun olur. Demir eksikliğine bağlı kansızlıklarda ağızdan demir preparatları kullanılarak tedavi mümkündür. Kansızlığın derin olduğu durumlarda demir preparatları ile tedavi süresi çok uzar. Bu nedenle damardan uygulanan demir preparatları kullanılabilir. Folat eksikliği de ağızdan alınan folat içeren ilaçlar ile tamamlanabilir. Ancak, vitamin B12’nin mide-barsak sisteminden emilimi çok iyi olmadığı için kas içine enjeksiyon formunda kullanılması daha uygundur.”
 
Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:
 
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.
 
Johns Hopkins Medicine Hakkında:
 
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Erken Doğum Riskinizi Belirlemek İçin Geç Kalmayın

Özellikle rahim uzunluğu ölçümü erken doğum riskinin belirlenmesi açısından son derece önemlidir. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Arda Lembet, erken doğum riskinin belirlenmesi ve alınabilecek önlemler konusunda bilgi verdi.

Birçok bebek erken doğum sebebiyle 1 yaşına girmeden kaybediliyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre; 20. gebelik haftasından sonra doğumun ister ağrıların başlaması veya suyun gelmesi isterse de başka bir nedenle 37. gebelik haftasından önce gerçekleşmesi “erken doğum” olarak adlandırılır. Dünyada her yıl 13 milyon “prematür bebek” doğmakta ve bunların 1 milyonu henüz 1 yaşına girmeden kaybedilmektedir. Anne karnındaki bebek ve yeni doğan (ilk 28 gün) dönemindeki tüm ölümlerin %80’i erken doğumlardan kaynaklanmaktadır.

Erken doğumu engellemede yeni yaklaşım

Daha evvel yapılan çalışmalar geçmişinde erken doğum öyküsü bulunan gebelerde cervix (rahim ağzı) uzunluğu ölçümünün erken doğumu tahminde önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Rahim uzunluğu ne kadar kısa ise; erken doğum ve rahim içi enfeksiyon ihtimali de o derece artmaktadır. Yakın dönemde uygulamaya giren tedavi yaklaşımlarından biri de geçmişinde erken doğum öyküsü olan hastalara progesteron tedavisi verilmesi ile erken doğumun anlamlı şekilde azaltılmasıdır.

Progesteron tedavisi erken doğum riskini azaltır

Temmuz 2011 de yapılan çok merkezli bir çalışmada görülmektedir ki; geçmişinde erken doğum öyküsü bulunmayan ve risk faktörü olmayan 19-24. gebelik haftasını içeren grupta rahim uzunluğunun kısa ölçüldüğü durumlarda, vajinal yoldan yapılan progesteron tedavisinin erken doğumu anlamlı şekilde azalttığı gözlenmiştir.

Tüm gebeler rahim uzunluğu ölçümü yaptırmalı

Tüm hamilelik süreçlerinde erken doğumu tahmin ve engellemede izlenecek yol rahim uzunluğu ölçümü ile tarama gerçekleştirmektir. Çünkü erken doğuma giren hastaların yarısında geçmişinde bir risk faktörü bulunmamaktadır.

Erken doğumun getireceği olumsuzluklar

Genel gebe popülasyonunda sıklığı %12.5’e varan erken doğum, anne karnındaki ve ilk 28 gündeki bebek kayıplarının % 70' inden sorumludur. Tüm cerebral plasylerin (beyin felci) % 50’si ve çocukluk çağı körlüklerinin % 30'u erken doğuma bağlıdır. Anne, fetüs sağlığı ve genel toplum üzerine olan etkilerinden dolayı erken doğumu erkenden tanımak, tahmin etmek, engellemeye çalışmak azami derecede önemlidir.

Erken doğan bebekleri bekleyen en önemli riskler

• Solunum problemleri
• Beyin içi kanamalar
• Yeni doğan retinopatisi (körlük)
• Zeka ve motor fonksiyon bozuklukları
• Bağırsak problemleri

Bir kadın risk faktörü taşımasa da erken doğum yapabilir mi?

Şu an itibariyle erken doğumun tüm nedenleri maalesef bilinmemektedir. Yüksek risk taşımayan hastalar da erken doğum yapabilmektedirler. Ancak önceki gebeliklerin erken doğumla sonlanmaması ve gebelik izlemi boyunca tetkik, inceleme ve genel sağlık halinin iyi gittiği durumda bu risk çok daha aşağı çekilmektedir.

100 Karede İstanbulun 100 Spor Kulübü

'İstanbul'un Yüzleri Serisi' projesi kapsamında spor muhabiri Hacı Hasdemir tarafından hazırlanan ve kapsamı genişletilerek 2011 baskısı yapılan kitapta, tarihsel olarak İstanbul'da çeşitli spor dallarında faaliyet gösteren diğer kulüpler hakkında da bilgiler veriliyor.

Her sayfada birbirinden ilginç 100 ayrı karenin yer aldığı İstanbul'un 100 Spor Kulübü kitabında ayrıca Okmeydanı'nda golf oynayan şair Yahya Kemal'in ve Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nun 1930'lu yıllardaki halini gösteren fotoğraflar da yer alıyor.

Saltanat kayıkları arasında kürek yarışları

Askerlerin savaşta daha fazla yararlılık göstermesi ve dönemin padişahları tarafından özel olarak desteklenen okçuluğun gelişimi amacıyla İstanbul'un 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesinin ardından, bugünkü 'Okmeydanı' semti bir fermanla resmen okçuluk için ayrıldı ve bölgelerdeki okçuluk çalışmasının nasıl yapılacağına dair bir nizamname dahi yayınlandı. O dönem kurulan ve ismine 'Okçuluk Tekkesi' ismi verilen kuruluşların, bugünkü spor kulüplerinden pek bir farkı bulunmuyordu.

Çeşitli dönemlerde kurulan güreş tekkelerinin çalışma yöntemlerinin günümüzde bile geçerliliğinin koruyacak kadar ileri ve modern olduğu da anlaşılıyor. Osmanlı saraylarında özel padişah gösterileri için 'Hasan Pehlivan Bölüğü' kurulmuş, özellikle padişahlar 4. Murat ve Abdülaziz dönemlerinde pehlivanlara büyük önem verilmişti.

Saltanat kayıkları arasında yapılan iddialı kürek yarışları da, büyük ilgi görürken, ilk modern sporlar 1481'de kurulan  Galatasaray Lisesi'nde yapılmaya başlandı.

İlk maç Rum takımıyla

Futbol, Osmanlı İmparatorluğunda ilk kez 1870'li yıllarda payitaht İstanbul'dan uzak kentlerde, Selanik ve İzmir'de oynanmaya başlandı. Bu oyun o dönemlerde dini inançların da etkisiyle Müslüman Türkler arasında rağbet görmediğinden ilk defa gayrimüslim ve yabancı uyruklular arasında oynandı. 1890'lı yıllarda İstanbul'un Moda semtinde yaşayan bazı İngiliz aileler futbolu İstanbul'a getiren ilk kişiler oldu.

O dönemlerde istibdat yönetiminin hüküm sürdüğü payitaht İstanbul'da, insanların amacı ne olursa olsun bir araya gelmelerine şüpheyle yaklaşılıyor, en az 22 oyuncuya ihtiyaç duyulan futbola da soğuk bakılıyordu.

Türk gençlerinin, gayrimüslim ve Levantenlerin oynadıkları bu oyuna uzak kalmalarının temel nedeni bu olurken, Sultan 2. Abdülhamid'in tahtta olduğu bu dönemde Türk gençlerinin dernek kurmaları da yasaktı.

Müslüman Türk gençleri bu oyunu oynamak için her türlü tehlikeyi göze alırken, 1899'da devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatinden kaçmak için bazı gençler 1899'da Black Stockings (Siyah Çoraplılar) takımını kurdu.

Siyah çorap ve kırmızı formalarla mücadele eden bu ilk Türk futbol takımı, ilk maçını 26 Ekim 1901'de bir Rum takımıyla yaptı. Rum takımına 5-1 yenilen Black Stockings'in bu maçı aynı zamanda son maçı oldu. Tüm tedbirlere rağmen takımın Türk oyunculardan oluştuğu anlaşılınca maçtan sonra kulüp, hafiyelerin baskınına uğradı ve takım hemen dağıtıldı.

Bu arada, 1903'te Beşiktaş, 1905'te Galatasaray ve 1907'de Fenerbahçe futbolda yeni bir dönem başlatırken, 1908'de 2. Meşrutiyet'in ilanıyla doğan özgürlük ortamıyla birlikte art arda kulüpler kuruldu.

Okmeydanı'nda golf

İstanbul'a golfun ilk defa hangi tarihte oynandığı kesin olarak bilinmemekle beraber, bu oyunu kentte ilk kez oynayan kişinin İskoçyalı bir iş adamı olan babası tarafından İstanbul'daki St. Andrews Lisesi'ne eğitim görmesi için gönderilen Ernest Thompson olduğu biliniyor.

Thompson'un bu oyunu İstanbul'daki birkaç arkadaşına öğreterek kısa sürede oyuncu sayısının artmasını sağlamasına rağmen, o dönemde kentte golf sahası bulunmuyordu.

Bu nedenle Beyoğlu'na yakın tepelerdeki otlaklar da çok zor şartlarda oynanmaya başlanan golf, 1. Dünya Savaşı öncesinde İstanbul'da hiç de elverişli olmayan alanlarda yapılmaktaydı.

Avrupa'nın en eski dördüncü golf kulübü olan ve 1895'te 'Constantinapole Golf Club' adı altında kurulan İstanbul Golf Kulübü, 12 çukurlu olarak Okmeydanı civarında kurulmuştur. 1911'te kulübün adı 'Bosphorus Golf Club' olarak değiştirildi. Bebek civarındaki 9 çukurlu olarak faaliyetini sürdüren bu yeni kulüp, 1920'a kadar varlığını korudu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk spor kulübü

Osmanlı İmparatorluğunun ilk spor kulübü olan Tatavla Heraklis Jimnastik Kulübü, Tatavla (bugünkü Kurtuluş) semtinde oturan Rum gençleri tarafından 1896'da kuruldu. Kırmızı siyah renklere sahip kulübün ilk sporcuları genellikle Galatasaray Lisesi ve Robert Koleji öğrencilerinden oluşuyor.

Jimnastik ile başlayan sportif faaliyetleri daha sonra atletizm, boks, güreş, basketbol ve futbol branşlarıyla devam etti.

Ankaragücü'nün temelleri İstanbul'da atıldı

Günümüzün Spor Toto Ligi takımlarından biri olan Ankaragücü kuruluş aşaması da İstanbul'da gerçekleşti.

Sultan Ahmet Sanat Okulu'nun ikinci sınıf öğrencilerinin 1910'da 'Altın Örs', son sınıf öğrencilerinin ise 'Sanatkârın Gücü' adı altında kurdukları iki kulüp, 1913'te bir araya gelerek 'Turan Sanatkârın Gücü' adı altında birleşti.

7 yıl süresince İstanbul Cuma Ligi'ne katılan ve varlık gösteremeyen takımın futbolcuları, 1920'de Milli Mücadelenin başlamasıyla Ankara'ya gitti. Böylece takım Ankara'ya taşınmış olurken, Milli Mücadele'de görev alan takım oyuncularından bazıları da şehit düştü.

Takım, 1930'da Ankaragücü adı altında faaliyetlerini sürdürme kararı aldı.

Ata sporlarından olan okçuluğa karşı büyük ilgi gösteren Atatürk'ün talimatıyla da, okçuluğun geliştirilmesi, canlandırılması amacıyla 1937'de atılan ilk adımın sonucu olarak, Beyoğlu Halkevi'nin bünyesinde Ok Spor Kurumu kuruldu.

İstanbul'un 100 spor kulübünün tarihçesi kitaplaştırıldı. Kitapta şair Yahya Kemal'in golf oynarken çekilmiş fotoğrafı da Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nun 1930'lardaki halinin fotoğrafı da bulunuyor. Futbolcu geçmişi bilinen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da daha önce görmediğimiz fotoğrafları kitapta yer aldı.

2012 Avrupa Spor Başkentliğine seçilen İstanbul'un 100 spor kulübünün tarihçesi kitaplaştırıldı. ''İstanbul'un 100 Spor Kulübü'' adıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Kültür AŞ tarafından hazırlanan kitapta, İstanbul'a golf ve futbolun, girişi başta olmak üzere ilginç tarihi bilgiler yer alıyor.

''İstanbul'un Yüzleri Serisi'' projesi kapsamında bir gazetede spor muhabirliği yapan Hacı Hasdemir tarafından hazırlanan ve kapsamı genişletilerek 2011 baskısı yapılan kitapta, tarihsel olarak İstanbul'da çeşitli spor dallarında faaliyet gösteren kulüpler hakkında bilgiler veriliyor.

Kitapta Avrupa’nın en eski dördüncü golf kulübünün 1895'te ''Costantinapole Golf Club'' adı altında Okmeydanı'nda kurulması, siyah çorap ve kırmızı formalarla mücadele eden ilk Türk futbol takımının 1899'da Black Stockings adı altında kurulduğu gibi ilginç bilgiler de yer alıyor. İlk maçını 26 Ekim 1901'de bir Rum takımıyla oynayan Black Stockings, bu maçın ardından dağıtıldı.

İstanbul'un 100 Spor Kulübü kitabında ayrıca Okmeydanı'nda golf oynayan şair Yahya Kemal'in ve Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nun 1930'lu yıllardaki halini gösteren fotoğraflar da yer alıyor.

Atacity Gourmet Cafe Açılışını Yaptı

Baybars Altuntaş Çırağını Arıyor

Damacana ve Ambalajlı Su Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

-Kapakta farklı isim, etikette farklı, damacananın üzerinde farklı isim olamaz.
-Kapakta ve emniyet bandı üzerinde suyun adı yazmalıdır.
-Halkımız bu konuda duyarlı olmalıdır.
-Bu durumlara uymayan su satıcılarının ilçe sağlık grup başkanlıklarına veya İl Sağlık Müdürlüğü'ne bildirilmelidir.

iPhone 4S Türkiye’de Satışa Sunuldu

Tarihi Yarımadada Her Renkten, Dilden, Dinden Mistik Sanat

Aya İrini’de Sema’nın sesinden Mevlid!

Festivalin ilk günü olan 16 Aralık Cuma günü saat 18.30’dan itibaren 2 ayrı mekânda 3 etkinlik gerçekleştirilecek. Dünyaca ünlü resim sanatçısı İsmail Acar’ın Türk İslam Eserleri Müzesi’nde “Semâ” isimli sergisi açılacak. 50 yağlı boya tablodan oluşan sergi, ziyaretçilerini semazen resimleri eşliğinde tasavvufun derinliklerine doğru yolculuğa çıkarmayı amaçlıyor.

Aynı akşam saat 20.00’de, taş plak sesli Sema, son peygamber Hz. Muhammed’e yazılan Mevlid-i Şerif ve yaratılanı yaradandan ötürü hoşgören Yunus Emre’nin ilahileriyle Bizans’ın en büyük ibadethanesi Aya İrini’de sanatseverlerle buluşacak.

Ensemble Galatia ile Orta Çağ mistizmine bir yolculuk

“Ensemble Galatia”; müziğin kilise tarafından günah kabul edildiği Ortaçağ’ın şarkılarını, Ortaçağ’ın enstrümanlarıyla 16 Aralık akşamı saat 21.00’de Aya İrini’de seslendirecek. Adını Antik Krallık Galatia’dan alan topluluk, konser için hazırladığı özel seçkide, büyük ölçüde kaybolmuş dönem dillerini bugüne taşıyan farklı tınılarla dinleyenlerin kulaklarının pasını silecek. Ensemble Galatia konserini farklı kılan bir başka özellik ise seslendirdiği şarkıların hikayelerini de dinleyiciyle paylaşıyor olması.

Derviş’in Değişimi

Dansçı ve koreograf Ziya Azazi, Sufizm’de anlatılan temel yolculuk prensiplerini göz önünde bulundurarak sahnelediği “Dervish in Progress” başlıklı gösterisi ile 18 Aralık’ta, saat 20.00’de Aya İrini’de olacak. Azazi bu eşsiz gösterisinde adeta dervişin vardığı son noktanın keyfine varmasını resmediyor.

Manas’ın kalbinden öz Türkçe “ır”lar

Adını Kırgızistan’la Çin’i birbirine bağlayan ve “Kutsal Dağlar” anlamına gelen sıra dağlardan alan Tengir Too, öz Türkçe seslendireceği destanları, kahramanlık ve aşk hikayeleri ile süsleyecek. 18 Aralık Pazar akşamı saat 21.00’de Aya İrini’de gerçekleşecek konserde topluluk mistik öğelerle süslü destansı müziklerini, geleneksel çalgılarıyla icra edecek.

İran Sinemasının muhalif yönetmeni Kemal Tebrizi Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde olacak.

Kamerasıyla İranlılara İslam Devrimi’nin gerçekte nasıl olması gerektiğini gösteren, sisteme yönelik başarılı taşlamalarıyla güldürürken düşündüren, insan odaklı filmleriyle sadece ülkesinde değil tüm dünyada yankı uyandıran İran sinemasının başarılı yönetmeni Kemal Tebrizi, 19 Aralık Pazartesi akşamı, saat 18.30’da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde sinemaseverlerle buluşacak.

Mistik Sanat Festivali kapsamında Kemal Tebrizi’nin “Şeyda” isimli filminin de aralarında 9 film Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde gösterimde olacak. 18 – 19 – 20 Aralık tarihlerinde izleyiciyle filmlerin isimleri şöyle: Sonsuzluk ve Bir Gün, Kurdun Günü, İşaretler ve Mucizeler, Mim Misli Mader(Annem Gibi), Şeyda, Beyaz Oda, Saklı, Dinle Ney’den, Birleşen Yollar, Sonsuzluk ve Bir Gün.

Festival kapsamında Resul Molla Kulipur’un yönettiği ve Veysel Karani’yi konu alan Mim Misli Mader(Annem Gibi) filminin Türkiye’de ilk gösterimi 19 Aralık’ta, saat 15.30’da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleşecek.

Şairin “Dönemeç”i

III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali kapsamında Serhat Üstündağ’ın yazdığı ve Engin Kurt’un yönettiği “Dönemeç” isimli tiyatro oyunu 17 Aralık Cumartesi akşamı saat 20.00’de Eminönü Halk Eğitimi Merkezi’nde sahnelenecek.

Dönemeç, bohem bir hayat yaşayan ve bunalımları içinde savrulan bir şairin iç dünyasına yaptığı yolculuğu anlatıyor.

Yerebatan’da şiir gibi bir akşam

Harun Yöndem, Yusuf Ziya Özkan ve Emin Baykırkık’ın okumaları ve Hayal Musiki Korosu’nun tınılarıyla hayat bulacak olan şiirler, 20 Aralık Salı akşamı, saat 19.30’da İstanbul’un en mistik mekanlarından biri olanYerebatan Sarnıcı’nda yankılanacak.

Mistik Sayfalar

Değişik din ve kültüre ait birçok kitabın sunulacağı sergi, 16-20 Aralık tarihleri arasında Kızlarağası Medresesi’nde gezilebilecek.

III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali kapsamında tüm etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

Rezervasyon: Zeynep Küçükakdere 02123470739 ve 0534 9695303’tür.

İletişim: Sümeyra Gümrah Teltik / İBB Kültür A.Ş. Basın Danışmanlığı / 02124670776 / 05057929448 / sgumrah@kultursanat.org

Hüseyin Sorgun / İBB Kültür A.Ş. Basın Danışmanı / 02124670771 / 05323040802 / hsorgun@kultursanat.org

Futbol Terörüne Ataşehir’de Tiyatrolu Çözüm

Usta oyuncu Enis Fosforoğlu’nun yazıp yönettiği tiyatro oyununda futbolun nasıl teröre dönüştürüldüğü esprili bir dille anlatılarak geleceğin taraftarı olan çocuklara sporda sevgi, saygı ve centilmenlik kavramları anlatılıyor. Oyunun sonunda Enis Fosforoğlu sahneye çıkarak çocukları selamladı ve onlara, “Geleceğin seyircileri sizlersiniz. Futbolun bir oyun bir spor olduğunu unutmayın” dedi.

Ataşehir Belediyespor Üçüncü Maçından da Galip Ayrıldı

Kendi sahasında oynadığı 3. hafta karşılaşmasında Gazi Üniversitesi Kızılcahamam Belediyesi MNT Spor Kadın Futbol Takımını ağırlayan Ataşehir’in Sultanları, maç boyunca üstünlüğü elinde tuttu. Reyhan Şeker, Evi Onome ve Tatiana Matveeva’nın golleri ile misafir takımı 3-1 yenen Ataşehir Belediyespor liderliğini korudu.

Ataşehir Doğa Koleji İlk Apple Training Center Oldu

Sağlam Omurgaya Sahip Olabilmek İçin:

Duruş bozukluklarını, kayropraktik ile omurganın düzeltilmesi ve eklemlerin doğru çalışmasını sağlayarak önlemenin mümkün olduğunu söyleyen Dr. Burak Esendal, “Kayropraktik sorunun temel sebebiyle ilgilenir ve ileride oluşabilecek farklı sorunları da engeller. Bu nedenle, düzenli diş hekimi kontrolleri gibi omurganın da kayropraktik uzmanı tarafından kontrol edilmesinde yarar var” diyor.

Omurganızı korumak için öneriler

•İş gereği vücudunu yanlış kullanan, özellikle uzun süre masa başında bilgisayarla çalışan kişilerde duruş bozukluğu yaygın olarak görülür. Doğru duruş ekranın göz hizasında olmasıyla sağlanabilir.

•Bacak bacak üstüne atarak oturmak, bel ve kalçaya zarar vereceği için buna dikkat edilmeli.

•Yüzüstü uyumak boyun, sırt ve bel kaslarını olumsuz etkiler, şikayetleri artırır. Yan yatanların ise başıyla vücudunun aynı eksende olmasına dikkat etmesi gerekir. Beden için en rahat dinlenme şekli sırt üstü uyumaktır.

•Sırttan bükülerek değil, kalça ve dizleri kullanarak eğilmek ve bir eşyayı sırtı düz tutup bacaklardan alınan kuvvetle kaldırmak omurgayı korur.

Kayropraktik nedir, nasıl uygulanır?

Kayropraktik, Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen, ameliyat gerektirmeyen ve enfeksiyondan kaynaklanmayan bel, sırt ve boyun ağrılarında kullanılan bir tedavi yöntemidir. Avrupa ve Amerika başta olmak üzere toplam 89 ülkede uygulanan kayropraktik, insan organizmasının kendi sağlığını koruyabileceği tezinden yola çıkıyor. Kayropraktik tedavisiyle, belirtilerin giderilmesi yerine vücut sağlığının doğal yollardan korunması ve direncin geliştirilmesi amaçlanıyor. Kayropraktik uzmanları, Amerika’da üniversite eğitiminden sonra aldıkları dört yıllık eğitimle; ağırlıklı olarak radyoloji, nöroanatomi ve manipülatif tedaviyi öğreniyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:

Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

İstanbul’da Taksi Ücretleri %8 Zamlandı