Mesleki Astım Artıyor

Astımın dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkilediğini dikkat çeken Dr. Alahdab, bu rakamın ülkemiz için yaklaşık 3.5 milyon kişi olduğunu işaret etti. Konuşmasında, erişkin döneminde ortaya çıkan astımın %9-15’ini oluşturan mesleki astıma dikkat çeken Dr. Hişam Alahdab, “Erişkin döneminde ortaya çıkan veya çocukluk astımının erişkin döneminde yinelediği tüm kişilerde mesleki maruziyet akla gelmelidir” dedi.
İş yerinde gelişen astımın tanısının sıklıkla atlandığını söyleyen Dr. Alahdab, sözlerine şöyle devam etti: “Mesleki astımın atlanmaması için işe girmeden önce astım semptomu olmayanlarda ve sigara içmeyenlerde yeni gelişen burun akıntısı, öksürük, hışıltı dikkate alınmalıdır. Semptomların işten uzaklaşınca düzelmesi ve işe dönünce kötüleşmesi teşhiste yardımcıdır.  Tedavinin en önemli basamağını ise hastanın iş ortamından uzaklaştırılması oluşturur.”
Mesleki astımdan korunmak adına özellikle yüksek riskli iş yerlerinin belirlenerek, buradaki çalışanların ayrıntılı sorgulanması ve incelenmesi gerektiğini ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hişam Alahdab, riskli iş kollarında çalışıp yeni riniti ortaya çıkan kişilerin özellikle yüksek riskli olarak belirtilmesi gerektiğini söyledi.

Her yaştaki astımlı hastaya eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan ve sigara içmenin riski artıran bir faktör olduğuna işaret eden Dr. Alahdab,  mesleki ajanlara maruz kalan meslek gruplarından birkaçını şöyle sıraladı; fırıncılar, çiftçiler, sağlık çalışanları, kanatlı yetiştiricileri, gemi yüklemede çalışanlar, ipek işletmeciliği, güzellik salonu çalışanları, kaplamacılar, plastik çalışanları.
Anadolu Sağlık Merkezi’nde düzenlenen İşyeri Hekimleri Sempozyumu’nda ayrıca; Dr. Esra Duman “İnhalasyon Toksisitesi”, Prof.Dr.Haluk Duman  “Yanıklarda İlkyardım”,  Dr. Elif Hakko “Akılcı AB Kullanımı”, Prof. Dr. Tuncer Süzer “Boyun ve Bel Ağrısı”, Prof.Dr. Semih Akı “Bel ve Boyun Ağrıları Konservatif Yaklaşım”,  Doç.Dr. İbrahim Akmaz “Tuzak Nöropatileri” Prof.Dr. Fatih Ağalar “Hemoroid” , Prof.Dr.Cemil Uygur “Robotik Cerrahi” konularında birer konuşma yaptılar.

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:

 
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

 
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Ülker Sports Arena’nın Açılışı Ocak Ayında

Çocuğunuzu Spora Yönlendirirken Kalp Sağlığından Emin Olun

Ergenlik çağı belki de kişinin ilk kez kalbinin varlığından bu evrede haberdar olur. Çeşitli sınavlardan çıkmış ve istediği okula kazanmıştır. Belki de karşı cinsi gördüğünde kalbinin yerinden fırlayacakmış tarzda attığını hissederek, yaşamının en önemli organı olan “kalbini” fark etmiş olacaktır. İşte o anlarda kalp teklemesi dediğimiz “ekstrasistol” ile tanışmış olacaktır. Çocuğunuzun sağlıklı bir kalp atışına sahip olabilmesi için çocukluk hatta bebeklik çağından itibaren beslenmesine, kilosuna ve spor yapmasına dikkat etmelisiniz. Bu dönemde alınacak önlemler gelecekte kalp sağlığı için önemli olacaktır.

EKG ve kalp ultrasonografisi sonucu hangi sporu yapacağına karar verin

 
Çocukluk ve ergenlik çağlarında aileler için en önemli olaylardan bir tanesi de çocuklarını spora yönlendirmektir. Günümüzde sporcuların gördüğü ilgi, kazandığı paralar ile bütün çocukların geleceğini tasarlarken futbolcu veya basketbolcu olmak rüyalarını süslemektedir. Bu süreçte herkesin spor yapması kadar güzel bir şey olamaz; ancak bu çağlarda yapılan muayene, EKG ve kalp ultrasonografisi ile kalplerinde bir sorun olup olmadığını ortaya çıkarılmalı daha sonra hangi sporu yapıp yapamayacağına karar verilmelidir. Bu tetkikler sonucunda kalp adelesinde kalınlaşmalar (kardiyomyopatı), kalp kapak bozuklukları veya kalp ritminde olan bozukluklar olup olmadığı tespit edilerek gerekli önlemler alınabilir. Bunlar yapılmadığı takdirde her gün gazete haberlerinden okuduğumuz futbol oynarken  kaybedilen çocuklarımız veya gençlerimiz en büyük üzüntü kaynağımız olabilir.

Çocukluk çağında geçirilen romatizma eklemleri yalar ama kalbi ısırır

 
Çocukluk çağında kalp açısından en korkulan problem akut eklem romatizması denilen “Beta hemolotik streptokok”larla oluşan mikrobik bir hastalıktır. Bu mikrop boğazda anjin şeklinde başlayan daha sonra eklemlere (özellikle diz eklemlerine) ulaşan; ama esas hasarı kalpte yapan bir hastalıktır. Biz bunu” romatizma eklemleri yalar kalbi ısırır” şeklinde tanımlıyoruz. Eklem romatizması geçiren çocuklar iyi tedavi edildiği takdirde hiçbir kalp hasarı olmadan iyileşebilirler. Tanısı konulamayan veya bazen farkında olmadan geçirilen bu hastalık, kalp kapaklarını ve kasını tutarak “myokardit” (kalp kası iltihabi) "endokardit” (kalp içinin enfeksiyonu) dediğimiz sorunlara neden olabilmektedir. Geçirmiş olduğu hastalıktan 10-15 yıl sonra kalp kapak bozukluğu ile karşımıza çıkabilir. Bu hastalık kalp kapaklarında büzülme (darlık) yapabildiği gibi kapak fonksiyonlarını etkileyerek kalp kapak yetmezliğine de neden olabilir. Bu hastalık bazen tek kalp kapağını tutabildiği gibi bazen iki veya üç kalp kapağını birden etkileyebilir. Bu hastalığa yakalanan çocuklar yapılan kalp ultrasonografisi(ECHO) ile izlenir. Gerekli ilaç ve korunma tedavileri verilir.

Hamilelikte kullanılan ilaçlara dikkat

 
Anne karnında “fetal echo” dediğimiz ultrason ile tetkik edilmemiş veya edilip de çözümü olan kalp problemleri var ise, çocukluk çağında bunların kontrolü, ilgili ilaç veya invaziv girişimlerle veya ameliyatla çözümlenebilir. Anne karnında iken bebeğin yaşamını sürdürebilmesi için mutlaka olması gereken kulakçıklar arasındaki delik (PFO) ve akciğerlere kan götüren damar (pulmoner arter) ile kalpten çıkan en büyük atardamar (aort), arasındaki damar (ductus arterıozus) doğumdan sonraki süreçte bazı mekanizmalar sonucunda tamamen kapanmaktadır. Şayet kapanmaz ve açık kalırlarsa yapılan tetkikler sonucunda ya ameliyatsız yöntemlerle  veya basit operasyonlarla kapatılabilinir. Çocukluk çağındaki kalp problemlerinin büyük bir kısmı kişinin kendisinden ziyade genetik geçiş, annenin rahatsızlığı, kullandığı ilaçlar veya çevresel faktörlere bağlıdır. Günümüzde bu sorunlar artık kolaylıkla çözümlenebilmektedir.

Gülcan Altan’la Dünya Turu

Kalbim Seninle Projesi Ünlüleri Bir Araya Getirdi

Ünlülerin katılımıyla Kalp Hastalıklarına karşı farkındalık yaratılıyor… Projenin amacının bebek ve çocuk kalp sağlığı konusunda aileleri bilinçlendirmek olduğunu belirten
Selçuk Kaya ve Başak Çokan, "Kalbim Seninle"nin bundan böyle her yıl farklı konseptlerde düzenli olarak gerçekleşeceğini ve böylece çocuklara ışık olmaya devam edeceklerini söylediler.

Tamer Karadağlı ve Arzu Balkan çifti fotoğraf çekimlerine kızları Zeyno ile, Yeşim Salkım Hakan Eratik çifti kızları Ada ile, Ivana Sert oğlu Ateş ile ve Esra Erol da oğlu İdris Ali ile katıldı.

Usta Fotoğraf sanatçısı Yaşar Saraçoğlu'nun görüntülediği diğer ünlü isimler ise Mustafa Sandal-Emina Sandal, Selçuk Yöntem, Deniz Seki, Demet Şener, Mehmet Ali Erbil, Berna Laçin, Perihan Savaş, Oya Başar Emel Müftüoğlu, Levent Özdilek, Emre Kınay, Sibel Turnagöl, Altan Gördüm, Nurseli İdiz, Irmak Ünal, Cengiz Semercioğlu, Burak Hakkı, Şirin Sever ve Ömür Gedik oldu. Okyanus Koleji'nin destek verdiği projede, okulun öğrencileri de tüm bu sanatçılarla röportaj yaptı ve fotoğraf çekimlerine katıldı. Kalbim Seninle projesine destek veren ünlü isimler çocukların kendileri için hazırladıkları soruları içtenlikle yanıtlayarak Türkiye'de kalp sağlığına gereken önemin verilmediğini ve bu konuda herkesin bilinçlenmesi gerektiği konusuna dikkat çektiler.

Ataşehir’in Sultanları Sezona 11 Golle Başladı

Karşılaşma öncesi soyunma odasına giden Ataşehir Belediyespor Kulübü Başkanı Sadık Kayhan, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi´nin başarı dileklerini iletti ve Başkan İlgezdi´nin geçen sezon olduğu gibi bu sezonda şampiyonluk beklediğini hatırlattı. Sadık Kayhan, futbolculara "sizlerden artık sadece Türkiye´de değil Avrupa da başarı bekliyoruz" dedi.
 

Ataşehir’li Şampiyon Sezonu Açıyor

Tarih: 26 Kasım Cumartesi
 
Saat: 12.30
 
Yer: Yenisahra Stadı-Optimum Alışveriş Merkezi arkası

KadıköyŞifa 8. Kadın Sağlığı Paneli’nde Canlı Ameliyat Yayını

Bu yıl İdrar kaçırma ve genital sarkmaların güncel Tedavisi'ni konu edinen KadıköyŞifa 8. Kadın Sağlığı Paneli'de canlı yayın ameliyat sunumunun yanı sıra birbirinden değerli Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanları konu hakkında fikir alışverişinde bulunacaklar.

KadıköyŞifa Sağlık Grubu olarak, düzenlediğimiz bilimsel etkinlikte sizleri de aramızda görmekten onur duyacağız.

Tarih:     27 Kasım 2011 / Pazar
Saat:         09.00 – 15.00
Yer:        İstanbul Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri

KADIKÖYŞİFA 8. KADIN SAĞLIĞI PANELİ PROGRAMI

İNKONTİNANS VE PROLAPSUSUN GÜNCEL TEDAVİSİ: CERRAHİ WORKSHOP

27 Kasım 2011
Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri

PANEL KONUSU
İNKONTİNANS VE PROLAPSUSUN GÜNCEL TEDAVİSİ: CERRAHİ WORKSHOP

PROGRAM
09:00-10:00       KAHVALTI ve KAYIT

10:00 -10:15      AÇILIŞ KONUŞMASI

10:15 – 10:40    İnkontinans ve Prolapsusta Hasta Değerlendirmesi
            Prof. Dr.Önay Yalçın

10:40 – 11:05    Prolapsus Cerrahisinde Konvansiyonel ve Güncel Cerrahi
            Prof. Dr. Fuat Demirci   

11:05 – 11:30    Stres İnkontinansta Güncel Cerrahi Tedavi (Midüratral ve Mini Slingler)
            Prof. Dr. İsmail Mete İtil

11:30                Öğle Yemeği İkramı (Lunchbox)

11:30 – 15:00    OPERASYONLAR (Uydudan salona canlı görüntü verilecektir) Operatör : Prof. Dr. Fuat Demirci  -KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi
    Oturum Başkanları  :  Prof. Dr. Önay Yalçın
                     Prof. Dr. İsmail Mete İtil

 
Transobturator Tape ( TOT)
Mini Sling
Vajen ön duvarına 4 kollu, arka duvarına 2 kollu mesh uygulama (Prolift)
Robotik Sakrokolpopeksi

Kanser Riskini Azaltmanın 9 Etkili Yolu

1.Sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmayın
Sigara ve diğer tütün ürünleri, tüm kanser ölümlerinin %30’undan sorumludur. Sigara kullananlarda akciğer kanseri gelişme oranı, kullanmayanlara göre 20 kat fazladır. Akciğer kanserlerinden ölümlerin yaklaşık yüzde 90’ı sigara ilişkilidir. Ağız içi, baş boyun bölgesi, ses telleri, idrar kesesi ve yolları kanserleri ile pankreas kanseri de tütün kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. Sigara kullananlarda meme kanseri riski de yükselir.
 
2.Alkolü ölçülü tüketin
Alkol doğrudan bir kanserojen olmamakla birlikte, aynı zamanda tütün ürünleri kullananlarda üst solunum yolları, ağız ve yemek borusu kanserlerine neden olabilir. Özellikle alkol derecesi yüksek sert içkiler, tütündeki kanserojenlerle birleştikleri zaman doku bozulması daha hızlı gelişir. Primer karaciğer kanseri, alkolik siroz zemininde de gelişebilir. Bırakamıyorsanız, az miktarda ve düşük alkollü bira ve şarap gibi içecekleri tercih edin.
 
3.Kilo almayın, hayvansal proteinleri, tütsülenmiş ve konserve yiyecekleri tüketmeyin
Kilo almayın. İdeal kilonuzu korumaya çalışın. Yağlı ve yüksek kalorili gıdalardan uzak durun. Hayvansal proteinleri ve özellikle kırmızı eti az tüketin. Tuzda uzun süre bekletilerek pişirilmiş, tütsülenmiş et ürünlerini ve yüksek ısıdaki ateşte barbekü yapılarak kömürleştirilen ürünleri, nitrit koruyucu ilave edilmiş konserveleri kullanmayın. Yağ ve yüksek kalori ile hayvansal proteinler; meme, kolon, uterus ve kolon kanseri riskini artırır. Yüksek lifli gıdalar, sebze, meyve ve tahıllar ise kanser riskini azaltır. Lahana, karnabahar ve brokolide, allium bileşikleri içeren soğan ve sarımsakta yoğun olarak anti-kanserojen etki vardır. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı ve koyu kırmızı renkteki meyvelerde, yeşil ve siyah çayda kuvvetli anti-kanserojen maddeler yer alır. Günlük 300 mg salisilik asitin kolon kanseri riskini azalttığı bilinmektedir.
 
4.Güneşten ve radyasyondan korunun
Solar ultraviyole radyasyon; malign melanom, yassı hücreli kanser ve bazal hücreli kanser gibi deri kanserlerinin riskini arttırır. Kanserojenik etki deri hücrelerinin DNA’sına direk hasar verir. Ultraviyole ışınları gen mutasyonlarına yol açarak da kansere neden olur. Tanı ve tedavi amaçlı iyonize radyasyona maruz kalan çocuklarda lösemi riski, normal popülasyona göre daha fazladır. Günümüzde bilgisayarlı tomografilerde yeni teknolojiler kullanarak çekim süresi kısaltılmış ve radyasyona maruziyet 5-10 kat azaltılmıştır. Yine de gereksiz ve çok sık çekimlerden kaçının. Magnetik Rezonans(MR) ile ise gösterilmiş bir risk yoktur.
 
5.Yaşadığınız çevreyi iyi seçin ve denetleyin
Yaşadığınız çevrede, toprakta ve binada asbestoz olmamasına dikkat edin. Bazı coğrafi bölgelerde topraktaki asbest nedeni ile akciğer, akciğer zarı ve karın zarında mesetelioma kanseri görülmektedir. Eski binalarda yalıtım amaçlı kullanılan asbest bir tehlike olarak varlığını sürdürmekte, binaların re-konstrüksiyonu sırasında asbeste maruziyet büyümektedir.
 
6.Biyolojik kanserojenlerden korunmak için aşı yaptrın
Hepatit B virüsü kronik karaciğer hastalığına ve karaciğer kanserine neden olabilir. B hepatit aşısı olarak, karaciğer kanserinden tamamıyla kurtulmak mümkün. Rahim ağzı kanseri HPV adlı bir virüs tarafından oluşturulur. Cinsel yaşamın başladığı yıllardan başlayarak erken yaşta aşılanmakla bu kansere karşı da korunmuş olunur. Midede yaşayan bir bakteri olan helicobacter pilori (HP), kronik gastrite ve mide lenfomasına neden olabilir. HP gastriti saptandığında uygun antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.
 
7.Hareket edin, kilo verin
Obezite ve menopoz sonrası şişmanlama meme kanseri için ciddi bir risk faktörüdür. Düzenli egzersizler ve yürüyüş, hafif spor gibi fiziksel aktiviteler meme ve kolon kanseri riskini azaltır. ABD’de ilk adet yaşının giderek çok erken yaşlara kayması ve menopoz yaşının daha ileri yaşlara kalması sonucu meme kanseri vakası artmaktadır. Bu nedenle çocuklara egsersiz programları verilerek ilk adet yaşının geciktirilmesini hedefleyen ulusal programlar uygulanmaktadır.
 
8.Günde en az 8 saat uyuyun
Bağışıklık hormonları uykuda artar. İmmün hücreler dinlenir. Kesintisiz derin bir uyku, düzenli beslenme, stresten uzak huzurlu bir aile yaşamı, iş ortamı dışında eğlenceli hobiler edinmek ve iyi bir dost çevresi, düzenli fiziksel aktivite ile desteklenirse kanserden korunmak için optimal ortam sağlanmış olur.
 
9.Erken tanıyı ciddiye alın
Yılda en az bir kez check-up yaptırın. Doktora gitmek için mutlaka hastalanmayı ve hastalığın belirtilerini beklemeyin. Unutmayın ki hastalığa ait belirtiler başladığında ve sizi doktora başvurmaya zorladığında, birçok kanser için çok geç olmaktadır. Rahim ağzı kanseri için her yıl pap smear, meme kanseri için 40 yaş ile 50 yaş arasında 2 yılda bir daha sonra yılda bir yapılacak mammografi taramaları, 50 yaş üstü kolonoskopi ve gaitada gizli kan analizleri, sigara içenlerde akciğer bilgisayarlı tomografi taramaları ile kanserleri tedavi edilebilir erken evrelerde yakalamak mümkün olabilir.
 
 
Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:
 
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

 
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Ataşehirli Öğretmenlere Ajanda ve Çiçekli Kutlama

Ataşehir Belediyesi dünyanın en kutsal mesleğini yapan öğretmenleri unutmadı. İlçede görev yapan tüm öğretmenlere 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Ajandası hediye etti. Ajandalar Ataşehir Belediyesi Başkan Yardımcıları ve birim müdürleri tarafından Ataşehir’ deki tüm okullar ziyaret edilerek  öğretmenlere sunuldu.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’de yayınladığı mesajında Öğretmenler Günü’nü kutladı. Başkan İlgezdi mesajında “Sevgili Öğretmenlerim; 24 Kasım Öğretmenler Günü’nüzü kutlarken, bir kez daha hem teröre kurban verdiğimiz, hem de depremde hayatını kaybeden öğretmenlerimize, eğitim şehitlerimize ve vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyor, her birini saygı ve minnetle anıyor, tüm öğretmenlerime saygı ve sevgilerimi sunuyorum” dedi.

Çeyrek Altından Sonra Yarı Çeyrek Altın

Konut Satışları Arttı

Yeni Chevrolet Camaro Amerika’da Güvenlik Testinden En Yüksek Puan Olan 5 Yıldızı Aldı

Yeni Chevrolet Camaro, sürücülerin güvenli bir şekilde sürüş olanağı sağlayabileceği şekilde; üstelik bir kaza durumunda da olası zararın en az seviyede olmasını sağlayacak şekilde tasarlandı.

•Arka ayna kamera sistemini kapsayan yeni arka görüş paketi
•Özellikle baş ve gövde güvenliği sağlamak için yerleştirilmiş baş,yan ve perde hava yastığını da kapsayan 6 standart hava yastığı
•Akıcı, sessiz çalışan ve fren boşalmalarına karşı daha dayanıklı standart dört-çeker diskli fren sistemi.
•Ön koltuklardaki emniyet kemerlerinde çarpma anında öne doğru ani hareketleri azaltmak için aktif gergili emniyet kemerleri standarttır.
•Elektronik Stabilite Kontrol Programı (ESC)
•Sürücülerin otomobillerini alarm çalmadan bulmalarına olanak sağlayan yeni anahtarsız giriş sistemi

Amerikan Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği Yönetimi’nin (NHTSA) 2011 yılı itibari ile yaptığı değişiklikler çerçevesinde; NHTSA'nın 5 yıldızlı kategorisine girebilmek için aşılması gereken testler ve yerine getirilmesi gereken zorunlu şartlar daha da zorlaştırıldı. Yeni Chevrolet Camaro bu zorlaştırılan kriterler de değerlendirilerek, 5 yıldız alarak güvenlikte de öncü olduğunu ispatladı.

Tofaş ve Opel Ortaklığıyla Bursa’da Üretilen Yeni Combo Banttan İndi

Bu proje kapsamında yılda 40.000 adet Combo üretilmesi planlanıyor. Üretilen bu araçların büyük bir kısmı Avrupa ülkelerine ihraç edilecek. İşbirliği anlaşmasına göre 5 yılı aşkın ortaklık süresince 250.000'den fazla Combo üretilecek. 2011 yılına ait üretim rakamı ise 5.250 adet olacak. Bunun yanında yerli tedarikçilerden toplamda yaklaşık 1milyar Euro üzerinde tedarik yatırımı yapılacak ki bu Türkiye için büyük bir istihdam olduğu anlamına geliyor.

Bursa'da gerçekleştirilen etkinlikte Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik ve Tofaş CEO'su Ali Pandır yaptıkları konuşmalarda, Türkiye'de üretilen Combo'nun Avrupa pazarlarında alıcı bulacağının ve bunun ülkemize yapılmış büyük bir yatırım olduğunun altını çizdiler. Ardından geçilen yemekte, Ali Pandır ve Özcan Keklik, basının sorularını yanıtladılar.

Tofaş CEO’su Ali Pandır, yaptığı konuşmada, “2011 Yılının Ticari Aracı” seçilerek kalitesini tüm dünyaya kanıtlayan Yeni Fiat Doblo ile aynı platformu paylaşan Opel Combo’nun üretim bandından inişini kutlamanın heyecanını yaşadıklarını dile getirdi. Ali Pandır, Türkiye’de otomotiv sanayinin öncüsü konumundaki Tofaş’ın 40 yıldır aralıksız ülke ekonomisine katma değer yaratmayı sürdürdüğünün altını çizerek, şöyle konuştu: “Dünyada 80’den fazla ülkeye ihracat yapan ve otomotiv sektörünün global oyuncuları arasında yer alan Tofaş’ın bu başarısında son yıllarda ard arda hayata geçirdiği yeni ürün yatırımlarının büyük rolü var. Son 5 yılda Ar-Ge ile birlikte Bursa fabrikasına yapılan kapasite ve modernizasyon yatırımları toplamda 2 milyar ABD dolarını aştı. Bursa fabrikasının üretim kapasitesi 250 bin adetten 400 bin adete ulaştı. Tofaş yeni ürünleri devreye sokarken birden çok markaya da üretim yapar hale geldi.”

Güçlü ortağı Fiat’ın yanı sıra MiniCargo projesiyle Peugeot ve Citroen markalarına üretim yapan Tofaş Ailesi olarak Opel/Vauxhall ile birlikte üretim yaptıkları marka sayısını 5’e çıkarmanın gurunu yaşadıklarını söyleyen Ali Pandır, “MiniCargo projesinde olduğu gibi fikri ve sınai mülkiyet hakları Tofaş’a ait olan yeni Fiat Doblo’da aynı platform üzerinde çok markalı üretimi başlatarak dünya pazarlarındaki rekabetçi konumumuzu daha da güçlendiriyoruz. Yeni Doblo, Fiat, Opel/Vauxhall ile birlikte Ram markaları için ömrü boyunca 1.5 milyon adet üretilecek. Bu üretimin % 85’i ihraç edilirken ülkemize de toplamda 11 milyar ABD dolarından fazla ihracat geliri getirecek” dedi.

Özcan Keklik ise “Türk otomotiv sektörü hızla büyüyor. Biz de bu olumlu gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Tofaş ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği çerçevesinde, Opel Combo hafif ticari aracımızın, Türkiye’de üretilmesi ve Bursa’dan tüm Avrupa pazarlarına sunulacak olması, bizim Opel olarak Türkiye pazarına ve Türk otomotiv sanayine olan güvenimizi ortaya koyuyor. Araçlarımızın Türk mühendisleri ve işçilerinin elinden çıkmasından da ayrı bir mutluluk duyuyoruz” diyerek ortaklığın önemine değindi.

Bununla birlikte Keklik, yerli tedarikçilerden gerçekleştirilecek satın alımların değerinin tahmini 1 milyar Euro üzerinde olacağını ve bunun, ülke ekonomimiz için orta ve uzun vadede büyük derecede bir katma değer yaratıldığının güzel bir örneği olduğunun altını çizdi. Özcan Keklik Türkiye`de üretilecek yıllık 40 bin dolaylarındaki hafif ticari aracın önemli bir bölümü Avrupa ülkelerine ihraç edileceğini bu nedenle Türkiye pazarına yüklü şekilde araç tedarik edilemeyeceklerini ifade etti.

Yeni Combo, 2 motor seçeneği ve daha geniş kabin hacmi ile geliyor

Yeni Combo 1.3 ve 1.6 dizel motor seçenekleriyle sunulacak. 1.6 dizel motor hem manuel hem de otomatik şanzıman opsiyonuyla sunulacak. Bunun yanında, Yeni Combo eskisinden daha uzun, daha geniş ve daha yüksek boyutlara sahip. Yeni boyutlarıyla sınıfının en geniş ve en uzun vanı konumuna geldi.

1.3 CDTI motorun karbondioksit emisyon değeri ise 133 g/km. Ayrıca Combo'nun genişliği 1831 mm, uzunluğu 4390 mm, yüksekliği 1845 mm ve kabin hacmi 3.2 metreküp.

Yeni Fiat Doblo 425 milyon Euro’luk yatırımla hayata geçmişti

 Tofaş, Fiat Auto S.p.A arasında Ekim 2007 tarihinde imzalanan anlaşma ile hayata geçen Yeni Fiat Doblo projesi dolayısıyla yapılan sabit kıymet ve araç geliştirme yatırımları için 425 milyon Euro harcanmıştır. Ürünün geliştirilmesinde ağırlıklı olarak Türk ürün geliştirme ve tasarım uzmanları çalışmış olup gerek Tofaş’ın ve gerekse de proje kapsamındaki yerli yan sanayinin araç geliştirme kabiliyetleri artırılarak gelecekte yeni projelerin Türkiye’ye gelme imkanı artırılmıştır. Yeni Fiat Doblo projesinde 120 Türk yan sanayi firması çalışmaktadır.

Lütfi Ömer Akad’ın İstanbulu

Akad’ın Filmografisinden İstanbul 

Şehri en çıplak, en sahici haliyle filmlerine yansıtan Lütfi Ömer Akad, eski İstanbul semtlerini çalışmalarında fon olarak kullandı. “Yalnızlar Rıhtımı”, “Vesikalı Yarim”, “Seninle Ölmek İstiyorum”, “Kader Böyle İstedi”, “Gelin-Düğün-Diyet” üçlemesi ve “Üç Tekerlekli Bisiklet” gibi bir döneme damgasını vurmuş yapıtları 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi inceledi. Tüm filmlerin ortak noktaları, İstanbul’du.

Lütfi Ömer Akad, 1949 yılında “Vurun Kahpeye” filmi ile başlayan sinema kariyerinin ilk yıllarında, o günkü Türk sinemasında henüz var olmayan sinema dilinin kurulması çabalarının öncüsü olmuştu. Hikâyeleri ele alış biçimi ve bunları işleyişindeki sadelik Akad’ın kendine has bir sinema dilini oluşturmasını sağlamıştı. Tiyatro kökenli sinemacıların geliştirdiği dekor üzerine kurulu, yaşamayan mekân kullanımı yerine, gerçek mekân kullanımına yönelmişti.

İstanbul ve Aşk Üçlemesi
    
Vesikalı Yarim         
Seninle Ölmek İstiyorum           
Kader Böyle İstedi           

Her ne kadar yönetmenin kendisi böyle adlandırmasa da “Vesikalı Yarim”, “Kader Böyle İstedi” ve “Seninle Ölmek İstiyorum” filmleri, genel olarak şehrin farklı köşelerinden umutsuz aşk öykülerini anlatır.

Her ne kadar yönetmenin kendisi bir İstanbul üçlemesi olarak adlandırmasa da “Vesikalı Yarim”, “Kader Böyle İstedi” ve “Seninle Ölmek İstiyorum” filmleri, genel olarak İstanbul şehrinin farklı köşelerinden umutsuz aşk öykülerini anlatır. 1968’de çekilen “Vesikalı Yarim”, büyük şair Orhan Veli’nin “Tahattur” adlı şiirinin finalinden almıştır ismini… Türkan Şoray ve İzzet Günay’ın başrollerini paylaştığı çalışma, Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden biri olarak kabul edilir. Halil (İzzet Günay), Kocamustafapaşa’da manavlık yaparak yaşayan evli bir adamdır. Arkadaşlarıyla eğlenmek için Beyoğlu’na çıkar. Yolları ünlü Çağlayan Saz’a düşer. Burada karşılarına Sabiha (Türkan Şoray) adlı bir kadın çıkar. Halil ile Sabiha arasında tutku dolu bir aşk başlar. Filmde küçük ama gönlü büyük insanların davranışları yorumlanmış, mekân kullanma, ölçülü duygusallık ve fedakârlığın küçük ama etkili hali vurgulanmıştır. Ayrıca Ali Uğur’un kamerasından İstanbul şehri, filmin içine olabildiğince etkili ve abartısız şekilde yerleştirilmiştir. Beyoğlu, Tarlabaşı, Tepebaşı, Beşiktaş Balık Pazarı, Dolmabahçe, Topağacı ve Belgrad Ormanı… Film içinde bir İstanbul gezisine çıkar seyirci. Aynı yıl çekilen “Kader Böyle İstedi”, küçük, derli toplu bir İstanbul filmidir. Ahmet (İzzet Günay) adlı kendi halinde bir dolmuş şoförüyle, Nilüfer (Nilüfer Koçyiğit) adlı çok zengin bir aile kızının umutsuz ve acı bir sonla biten aşklarının öyküsüdür anlatılan. Sade ve sahici bir aşk ve fonda İstanbul… Bu kez İstanbul üzerinde dolaşan kameranın sahibi Mike Rafaelyan’dır. Yağmurlu, puslu, sisli havalarda çekilen Bayazıt meydanı, Eminönü, Beşiktaş, Boğaziçi, Sarıyer görüntüleri filmin dokusuna son derece sağlam bir destek sunar. 1969’da çekilen “Seninle Ölmek İstiyorum”da Selma (Türkan Şoray), milyoner Rıza (Cahit Irgat) ile evli olmasına rağmen mutluluğun uzağında bir kadındır. Nihat (İzzet Günay) adlı mühendis bir gençle tanışınca umutsuz bir aşk başlar. Biri mutsuz, diğeri yalnız iki insan, onları anlamayan insanlar tarafından âdeta birbirlerine itilirler. Bu kez İstanbul üzerinde Gani Turanlı’nın kamerası gezinir.

İstanbul ve Göç Üçlemesi
   
Gelin
Düğün
Diyet

Akad’ın 1973-1974 yıllarında Erman Film adına çektiği bu üç film, bir göç üçlemesi olarak Türk sinema tarihindeki yerini almıştır. “Taşı toprağı altın” denilerek, yerini yurdunu geride bırakıp yeni hayatlara pencere açmak isteyen insanların Haydarpaşa Garı’nda başlayan İstanbul serüvenleri aslında 1950’lere kadar uzanmaktadır. 1970’lere gelindiğinde, artık “gecekondu” denilen ve yalnızca bu insanların yaşadığı derme çatma kenar mahalleler kurulmuştur İstanbul’un kıyısında bucağında… Lütfi Ömer Akad, bu insanların İstanbul’da var olma savaşlarına çevirmiştir kamerasını…“Gelin”de konu edilen aile Yozgat, Sorgunlu’dur. “Düğün”de Şanlıurfalı, “Diyet”te ise Afyonlu… Üçlemenin tamamının hikâye birliği içinde olmasına rağmen, üç filmde de ağırlık kadın kahramanın üzerindedir. Meryem gelin, Zelha bacı ve işçi kız Hacer tiplemeleri Hülya Koçyiğit üzerinden işlenmiştir. “Gelin”, trenin Haydarpaşa Garı’na gelmesiyle başlar. Yozgat, Sorgunlu Hacı İlyas’ın oğlu Veli, gelini Meryem ve küçük oğulları Osman da İstanbul’a gelmiştir. Aile önceden gelmiş, bir kenar mahallede bakkal dükkânı açmış ve kök salmaya niyetlenmiştir. Amaç İstanbul’un merkezine yürümek, büyümektir. Aslında istenen büyümek değil, değişmektir ama bedeli ağırdır. Ailenin yaşadığı yer, Mecidiyeköy’ün aşağılarında bir mahallede, dükkân ve çevresi ise Kemerburgaz’da çekilir. Filmde ayrıca Haydarpaşa Garı, Karaköy vapuru, Eyüp ve çevresi de görüntülenir. “Düğün”de Şanlıurfa’dan İstanbul’a göçmüş Zeliha, Cemile ve Habibe adında üçü kız, Halil, İbrahim ve Yusuf adında üçü erkek altı kardeşin öyküsü vardır. Zelha, tüm kardeşlerinin annesi gibidir ve bu yüzden Şanlıurfa’daki nişanlısı Ferhat’ı bırakıp İstanbul’a gelmiştir. Fakat İstanbul’da var olmak bu altı kardeşe de bedel ödetecektir. “Düğün”de kullanılan mekânlar yine Kemerburgaz ve Eyüp çevresindedir. Ayrıca Sirkeci sahil yolu, Eminönü gibi İstanbul’un kalabalık mekânları da filmde yer alır. Göç üçlemesinin son filmi “Diyet”te ise, Afyon’dan kopup babası Yusuf ile İstanbul’a gelen ve iki küçük çocuğuyla terk edilen fabrika işçisi Hacer’in öyküsü anlatılır. Hacer, çalıştığı cıvata fabrikasında hemşerisi Hasan ile tanışır ve onunla evlenir. Fakat fabrika sendikaya üye olanlarla olmayanlar arasındaki sürtüşmeye sahne olmaktadır. Hacer sendikadan yanadır ama Hasan asla… Bu karşı duruşun acı bir bedeli olacaktır. “Diyet” Gayrettepe, Mecidiyeköy ve çevresinde çekilir. Filmde ayrıca Valikonağı Caddesi ve Nişantaşı da yer alır.

Lütfi Ömer Akad filmlerinde İstanbul genel anlamda, dramatik yapının elverdiği ölçüde ve ölçülü bir seyir izlemiştir. Akad için, İstanbul’un özel anlamlar yüklenmiş ve bunu takip eden özel bir kullanımı olmamıştır. Akad’ın kamerası kimi zaman eleştirel bakmış, kimi zaman da duygusal yaklaşmıştır İstanbul’a.

Ağız ve Diş Sağlığınızı Korumak İçin Pratik İpuçları

Diş çürüğünün yanı sıra dişeti hastalıklarının da sıklıkla görüldüğü Türkiye’de, araştırmalar nüfusun yüzde 66’sının son iki yıldır herhangi bir diş hekimine kontrole gitmediğini; düzenli olarak diş hekimine gidenlerin oranının ise sadece %11 olduğu ortaya koyuyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, ağız ve diş sağlığının genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu ve onu korumanın tedavi ettirmekten çok daha kolay ve ekonomik olduğunu belirterek, sağlıklı ağız ve dişlere sahip olmanın yollarını şöyle sıralıyor:
Ağız içi bakım ürünleri nasıl seçilmeli?

 
Piyasada cazip görünen pek çok ürün var. Bu ürünlerin arasından seçim yapmadan önce diş hekiminize danışın. Çünkü, size uygun en iyi diş macunu ve fırçanın hangisi olduğu, ağzınızın durumuna göre değişiklik gösterir.
 
Diş fırçası ne kadar kullanılmalı?    
 
Bir diş fırçasının kullanım süresi en fazla 2-3 ay olmalıdır. Ancak bu süre, kullanım sıklığına ve fırçalama şekline göre değişiklik gösterebilir. Bir diş fırçasının bozulduğu, kıl demetlerinin birbirinden ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden anlaşılır.
En doğru diş fırçalama tekniği hangisidir?

Fırça 45 derecelik bir açıyla dişe yaklaştırılmalı ve dişler yatay olarak ileri-geri hareketlerle fırçalanmalıdır. Arkasından, dişetinden aşağıya doğru bir süpürme hareketiyle işlem tamamlanır. Dişlerin iç yüzeyleri, özellikle ön bölgeler dar olduğundan dik olarak fırçalanmalıdır. Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının yoğun olduğu dişlerin arka yüzleri, arka dişler ve dil de temizlenmelidir. Dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve dişler yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır.

Dişetlerinin fırçalanması neden gereklidir?

Diş fırçalama sırasında yapılması gereken diğer bir işlem de dişetlerinin fırçalanmasıdır. Fırçalama sırasında dişetlerinde kanama olsa da fırçalamaya ara verilmemeli ve doğru bir teknikle fırçalamaya devam edilmelidir. Bu sayede dişetinde, yanlış fırçalamaya bağlı olarak gelişen ödem birkaç gün içerisinde iyileşir ve kanama da kendiliğinden geçer.

Diş ipi kullanılırken nelere dikkat etmek gerekir?

 
•Diş ipi kullanımına başlarken, kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir. Ayrıca çürük gelişiminin önlenmesine yardımcı olacak fluoridli diş ipleri de tercih edilebilir.
•Diş ipi her iki elin işaret parmağına dolanarak ve başparmak yardımıyla kullanılır.
•Diş ipini yavaş hareketlerle ve kontrollü bir şekilde dişler arasından geçirmek gerekir. Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.
•Dişlerin ara yüz bölgelerini en ideal şekilde temizleyebilmek için diş ipini, dişin üzerinde, “C” harfi çizecek şekilde ileri-geri ve yukarı-aşağı doğru hareket ettirmek gerekir.
   

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:

 
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

 
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

30 Yaş, 30 Bin TL, Temel Eğitim Yok…

İnternet Filtresi Başladı

Konsept Aracın Günlük Kullanıma Uyarlanmış Hali: Astra GTC

1.4 Turbo 140 hp Astra GTC, 200 Nm tork sağlarken 0'dan 100'e 9,9 saniyede çıkıyor. 201 km/s azami hıza ulaşıyor ve ortalama yakıt tüketimi 100 km'de 5,9 lt; Karbondioksit emisyonu ise 139-159 g/km.
 
Tüm dünyada şimdiden 16.000 ön sipariş alan yeni dinamik Opel'in 2012'de 60.000 birimlik satış adetine ulaşması bekleniyor.

Sport donanımı ile satışasunulacak Astra GTC'de Flexride şasi, sürüşe duyarlı ön farlar, NAVI 600 işletim sistemi, ergonomik spor koltuklar, panoramik ön cam, 19" ve 20" jantlar opsiyonel olarak sunuluyor.

 Opel'in amiral gemisi Insignia'da da bulunan HiPerStrut ön süspansiyon sistemi geliştirilmiş olarak Astra GTC'ye de hassas ve keskin sürüş imkanı tanıyor. Opel patentli Watt arka aks ile sistem ideal biçimde uyum gösteriyor ve çok daha keyifli bir sürüş sağlıyor.

Astra GTC'nin 1.4 140 hp start/stop özellikli modelinin 61.198 TL; 1.6 180 hp modelinin de 64.614 TL gibi fiyatlarla pazarda yerini alması bekleniyor.

Opel, segmentinde liderlikten inmeyen Astra ailesinin son üyesini 18-19 Kasım'da Mallorca'da gerçekleştirilen lansman ile tanıttı. Çarpıcı hatlara sahip Astra GTC, bu özelliğiyle bir yarış otomobili olmanın yanı sıra üstün donanımı ile de bir sedanın konforunu sunuyor…Opel tasarımcılar, Astra hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak bir otomobil yaratmış.

Astra GTC'nin çekici görünümü ve belirgin hatlarının altında sağlam bir şasi ve kullanım keyfi sağlayan bir donanım var. Insignia'da da bulunan HiPerStrut ön süspansiyon sistemi, Astra GTC'de de, Opel'in patentli Watt arka akslarıyla kusursuz bir uyum sağlıyor ve çok daha hassas ve keskin bir sürüşü garantiliyor.
2006'da üretilen ilk nesil Astra GTC artık çok daha atik ve ayakları yere sağlam basan bir otomobil olarak karşımızda. Opsiyonel olarak sunulan Panoramatik ön cam sayesinde görüşü bozan hiçbir kesinti yok. Bu, geniş bir görüş açısı ve sonsuz bir özgürlik hissi sağlıyor.

Astra GTC'nin kaslı gövdesi de 3 keskin hat ile belirlenmiş. Ön kapıdan arka çamurluğun tabanına aşağı doğru uzanan, birinci hat,  Insignia'dakiyle aynı yönde bulunuyor. Kapı kolundan başlayarak arkaya doğru uzanan ikinci hat, geniş bir omuzla otomobilin heyecan verici görüntüsünü tamamlıyor. Tavan silüetini takip eden üçüncü hat da keskin bir görünüm sağlıyor.
İnceltilmiş kartal gözü biçimli ön farları, daraltılmış ve alçakta konumlanmış sportif ızgarası ve genişletilmiş hava kanallarıyla kendinizi yarış pistinde zannedebilirsiniz.

Astra 5 kapılı ile kıyaslandığında, Astra GTC'nin sürüş yüksekliği 10-15 mm azaltılmış ve tekerlek tabanı 2.685 mm'den 2695 mm'ye çıkarılmıştır. Her iki tekerlek izi de genişletilmiş ve önde 1.584 mm (+40 mm), arkada 1.585 mm (+30 mm)'ye ulaşmıştır. Dahası; 20" inç jantlar ile uyumlu bir şasi ve Brembo Fren sistemleri…

Opel tasarımcıları, Astra GTC'yi yaratırken neden esinlendiklerini gizlemiyor: Frank Miller'ın çizimlerinden sinemaya aktarılan grafik tasarım harikası Sin City filmi,

Astra GTC'nin akıllı FlexRide şasi sistemi ile 3 mod sürücünün seçimine sunulmuş: dengeli Standart Mod, konfora yönelik Tour Modu ve daha aktif Sport Modu. Daha iyi yol tutuşu ve acil durumlarda sürüş güvenliği ön planda tutularak geliştirilmiş modlar arasında sürüş anındaki keyfe göre değişiklik yapılabilir.

Astra GTC; 1.4 140 hp manuel, 1.4 140 hp otomatik ve 1.6 180 hp manuel seçenekleri ile pazarda yerini alıyor. Şubat 2012'den itibaren Türkiye pazarına da girecek olan otomobilin Şehir içi trafikte yakıt tüketimini azaltan Start/Stop teknolojisi ile Astra GTC de diğer Opel'ler gibi bir çevreci olduğunu gösteriyor.1.4 140 hp motor, 200 Nm azami tork ile 201 Km/s hıza ulaşıyor. 0'dan 100'e 9,9 saniyede çıkıyor ve yakıt tüketimi 100 km'de 5,9 lt ve karbondioksit emisyonu da 139 g/km. 1.6 180 hp'lik Astra GTC ise 230 Nm tork ile 220 km/s hıza ulaşıuor. 0'dan 100 km'ye 7.2 saniyede çıkıyor ve 168 g/km karbondioksit emisyonu var.

Astra GTC de diğer Opel'ler gibi bir dizi sürücü yardım sistemi ile geliyor.

Bi-Xenon Gelişmiş Ön Aydınlatma (AFL 4): Opel Eye ön kamera sistemi ile birlikte sunulan özellik, önündeki araca olan yakınlığı ölçüyor ve aydınlatmayı buna göre ayarlıyor. Böylece Astra GTC'yi kullanırken gereksiz parlaklıkta bir ışıkla diğer kullanıcıları rahatsız etmemiş oluyorsunuz.

FlexRide Şasi: Akıllı sistem yol durumuna, dönüş hızına, araç hareketlerine ve sürüş özelliklerine otomatik olarak uyum sağlıyor. Mükemmel denge, sürüş güvenliği ve keyfini bir arada sunuyor.

19"-20" alaşımlı jantlar

Panoramik ön cam: Hiçbir enine kesinti olmadan sürücü ve yolcular için kusursuz görünüm sağlıyor.

OPC Line İç Tasarım Paketi: OPC line direksiyon, deri spor vites topuzu, spor pedallar

5 kişilik bir spor otomobil olan Astra GTC, geniş iç hacmi ile sınıfının en iyisi. Bagaj bölmesi 380-1165 lt'lik hacmi ile rrakiplerinden 100 lt daha fazla alan sağlıyor. Kokpit depolama hacmi de önceki nesil GTC'ye göre %50 arttırılmış ve 35 lt'ye çıkarılmış.

Astra GTC'nin ön koltukları da segmentine bir yenilik getiriyor. Alman Sağlıklı Beller için Eylem (Aktion Gesunder Rücken) örgütünün bağımsız bel sağlığı uzmanları tarafından tescillenen sekiz yönlü ayarı ve dört yönlü bel desteği ile ergonomik ön koltuklar opsiyonel olarak sunuluyor.

Kış Hastalıkları Çocuğunuzu Yakalamadan Önleminizi Alın

Grip ve nezleden korumak için çocuklarınıza kişisel temizlik bilincini aşılayın
Gribal enfeksiyonlarda yüksek ateşe eşlik eden halsizlik, kırgınlık, genel durum bozukluğu olur. Çocuklarda kusma, karın ağrısı ve iştahsızlık ateşe eşlik edebilir. Aynı zamanda öksürük, burun akıntısı vardır. Nezlede ise daha çok hapşırık ve burun akıntısı vardır, çok yüksek ateş yoktur. Hastanın durumu çok kötü değildir. Bu ikisini birbirinden ayırmak gerekir.
 
Öncelikle soğuk algınlığına yakalanmamak için dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri el temizliğidir. Grip virüsü,  hapşırık ve öksürükle dışarıya atılan havadaki bu virüsü taşıyan damlacıklar yoluyla taşınır. Havada asılı kalması yoluyla bir başka kişiye bulaşır. Ama çoğunlukla bu damlacıklar direkt öksürükten ziyade öksüren kişinin eliyle ağzını kapatması sonucu, eline bulaşan virüslerin bir başkasına dokunarak bulaştırması veya yediği bir şeyi paylaşması sonucu oluşur.  Bu açıdan değerlendirdiğimizde kalabalık ortamlarda bulunmamak gerekir. Okul ve kreşe gitmek zorunda olan çocuklar için en önemli ve dikkat edilmesi gereken nokta yine el temizliğidir.

Yutkunma güçlüğü ve boğaz ağrısı bademcik iltihabına işaret edebilir

 
Çocukluk döneminde bademcik ve geniz etinde en sık görülen problemler iltihaplanmalar ve aşırı büyümedir. Bademciklerin tekrarlayan iltihapları çocukları ciddi anlamda etkilemektedir. İltihabın bademcikten başka bütün boğaza yayılmasına "anjin" adı verilir. Bademcik enfeksiyonu son derece ağrılı olup, yutkunma ve yemek yeme esnasında boğaz ağrısı kulaklara kadar vurup bazen kulak ağrısıyla da karışabilir. Enfeksiyon esnasında ateş 39-40 dereceye kadar çıkar muayene esnasında bademcikler ileri derecede kızarık ve üzerine kar yağmış şekilde beyaz bir örtüyle kaplamış olarak görünür. Vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

Zatürre ölüme kadar götürebiliyor

 
Bebek ve çocuklarda kış aylarında görülen rahatsızlıklar arasında ilk sıralarda pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklar yer almaktadır. Bu bakterinin yol açtığı menenjit ve zatürre gibi hastalıklar, çocuklarda ölüme ya da kalıcı hasara neden olabilmektedir. Pnömokokun neden olduğu hastalıklardan korunmada en etkili yol pnömokok aşısıdır. Pnömokok bakterisinin en sık neden oldugu hastalık orta kulak iltihabı, en tehlikelileri menenjit ve bakteriyemi (kana mikrop karışması), en çok öldüreni ise zatürredir. Pnömokok bakterisi özellikle kış aylarında bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda;  sinüzit, kemik, eklem, kalp zarı, karın zarı ve kan iltihapları ve beyin apselerine de yol açabilmektedir.  İki yaşın altındaki çocuklar en yüksek risk grubunu oluşturmaktadır. Pnömokok bakterisi insandan insana yakın temas ile bulaşır.  Pnömokok infeksiyonlarının tedavisi zor olabilir; çünkü son dönemlerde bakteriler antibiyotiklere karşı daha dirençli olmaktadır. Bu nedenle enfeksiyonun önlenmesi daha da önem kazanmaktadır.

Sinüzit kışın tekrarlayabilir

 
Küçük çocukların bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmemiş olduğundan, özellikle 7 yaşına kadar çocuklar burun, sinüs ve kulak enfeksiyonlarına daha yatkındırlar. Çoğunlukla nezle gibi virüslerle olan, sıradan üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben başlar. Eğer çocukta burun içerisinde geniz eti ve bazı yapısal başka etkenler de varsa sinüzit daha inatçı hale gelir. Üst solunum yolu alerjileri de sinüzite eğilim yaratan etkenlerin başında gelir. Çoğu üst solunum yolu ilaç kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşir ama çocuk bir hafta-on günlük bir süre sonrasında da halen hasta ise sinüzit açısından mutlaka değerlendirmek gerekir. Çocuğun bilinen çevresel alerjenlerden ve sigara dumanı gibi kirliliğe yol açan maddelerden uzak tutulması, varsa reflü hastalığının tedavi edilmesi ile sinüs enfeksiyonu riski azaltılabilir

İdrar yolu enfeksiyonları kız çocuklarını rahat bırakmıyor

 
İdrar yolu enfeksiyonu yenidoğan dönemi dışında kız çocuklarda daha sık görülmektedir. Ayrıca okul çağındaki kız çocuklarının %1-2’sinde idrar yolu enfeksiyonu olur. Süt çocuklarında iştahsızlık, bulantı, kusma, tartı alamama, ishal, kabızlık, huzursuzluk, ağlama ve ateş idrar yolu enfeksiyonu belirtisi olabilir. Daha büyük çocuklar ise karın/bel ağrısı, idrar yaparken yanma, idrar yapamama, sık idrar yapma veya tuvalet eğitimi tamken son zamanlarda altına kaçırma şikayetleri olabilir.
İdrar yolu enfeksiyonunun oluşumunu engellemek için çocuğun kabızlıktan korunması, tuvaletini uzun süre tutma alışkanlığı varsa bunun önlenmesi ve çocuğun iki-üç saatte bir idrarını boşaltmasına teşvik,  ayaklarını sıcak tutmayı sağlamak, küçük çocukların tuvalet sonrası altlarının yıkanması sonrasında tek kullanımlık kağıtla kurulama, tuvalet sonrası kağıt ile temizlik yapılması gerekiyorsa tek seferde önden arkaya doğru temizlik çocukları idrar yolu enfeksiyonundan koruyabilir.

Rotavirüs sıvı kaybı nedeniyle yatağa düşürebilir

 
Rotavirüs enfeksiyonu mide-bağırsak sisteminin viral bir enfeksiyonudur. Hastaların çoğu kendiliğinden iyileşirken bir kısım hasta çocuk, aşırı kusma,ishal ve hayatı tehdit eden sıvı kaybı nedeniyle hastanede tedavi almak zorunda kalabilir. İlk bulgu sıklıkla kusma ve ateştir. Kusma başladıktan sonra bir hafta içinde sulu ishal başlar ve kramplara bağlı karın ağrısı da olur çocuk huzursuzdur. İshal 3-10 gün sürebilir. Burun akıntısı,öksürük ve inatçı yüksek ateş görülebilir. Virüsler ısıya hassastır ve 70 derece üzerinde ısıtma ile ölürler. En önemli korunma yöntemi ise ellerin sık yıkanması, özellikle yuvalarda ortam temizliğine dikkat edilmesi, hasta çocukların diğer çocuklar ile temas etmelerini engellemek olacaktır. Hastalığın aşısı vardır, 2 ay ve 4.ayda ağızdan uygulanan aşı ile bu hastalıktan korunma mümkündür.

Ataşehir Bulvarı Çiçeklendiriliyor

Hırsız Ataşehir’de Tesadüfen Yakalandı

Zatürre Çocukları Tehdit Ediyor

Tüm dünyada çocuk ölümlerinin en önemli nedenlerinden birinin zatürre olduğunu, tanı ve tedavisi gecikmiş hastalarda ölüm oranının yüksek olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, soğuk algınlığı ya da üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayan hastalıklarda çocukların hekim kontrolünden geçirilmesini öneriyor.
 
Yüksek ateş, öksürük, göğüs ağrısı, karın ağrısı, solunum sıkıntısı, hızlı nefes alıp verme, halsizlik, iştahsızlık, hışıltı, balgam çıkarma, kas ağrısı gibi belirtileri olan çocukların mutlaka bir hekime görünmesi gerektiğini söyleyen Bıyıklı, risk gruplarını şöyle sıralıyor:
Kimler risk taşıyor?

•İki yaş altındaki çocuklar
•Prematüre doğan bebekler
•Düşük doğum ağırlıklı bebekler
•Doğumsal kalp hastalığı olan çocuklar
•Yetersiz beslenenler
•Sigara içilen ortamlarda bulunanlar
•Kalabalık ortamda yaşayanlar
•Kreşe giden çocuklar

Zatürreden korunmak için neler yapılabilir?

 
Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı,  çocukları zatürreden korumak için yapılabilecekleri şöyle sıralıyor: “Çocukluk aşıları dediğimiz; grip, zatürre, kızamık, boğmaca, tüberküloz aşıları zamanında ve tam olarak yapılmalı, dengeli beslenmeye dikkat edilmeli ve anneler bebeklerini özellikle ilk altı ay sadece anne sütü ile beslemelidir. Çocuklar sigara içilen ortamlarda bulundurulmamalı,  kalabalık ve iyi havalandırılmayan  ortamlarda  uzun süre tutulmamalıdır.  Nezle, grip gibi hastalıklar da zatürreye zemin hazırlar.  Mikroplar hapşırık ve öksürük yolu ile bulunduğunuz ortama yayılabilir ya da ağız – burun sekesyonları ile kirlenmiş mendil, bardak, kaşık gibi eşyalarla temas ettiğinizde bulaşabilir. Bu nedenle, hastalarla temastan kaçının, ellerinizi sık sık sabunlu su ile yıkayın ve hasta çocuklarınızı, diğer çocuklara bulaşmaması için iyileşinceye kadar yuva veya kreşe göndermeyin.”

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:

 
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

The Twilight Saga: Breaking Dawn Part 1 – Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Vizyonda

Bülent Ortaçgil de Ataşehir’e Ses Verdi

1970’lerden bu yana bestelediği şarkıları seslendiren Bülent Ortaçgil, yaklaşık bir buçuk saat boyunca eserlerini Ataşehirlilerle buluşturdu.

Konseri büyük coşku ile izleyen Ataşehirliler, sık sık usta sanatçıdan sevdikleri şarkıları çalmasını istediler. 
 

“Ustalar Ataşehir’e Ses Veriyor” etkinliğinde sahneye çıkan Bülent Ortaçgil’e plaket ve çiçek sunan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, usta sanatçıya teşekkür ederken yaptığı kısa konuşmada, Van’da meydana gelen deprem sonrası bölgeye yardım ellerini uzatan tüm Ataşehrililere de saygı ve şükranlarını sundu.

Diyabet Hareketsiz Yaşamı Sevmiyor

Hafif egzersizlerin kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olduğu, fazla kilo, kan basıncı ve kan yağlarının azalmasına katkıda bulunduğu ve böylelikle kalp krizi ile inme riskini azalttığına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Egzersiz, diyabet tedavisinin temel taşlarından biridir” diyor. 

Prof. Dr. Semih Akı, gün içinde aktif yaşamanın önemini vurgularken, diyabetlilere şu basit değişiklikleri öneriyor:

Arabaya binmek yerine olabildiğince yürüyün.
Asansör kullanmak yerine bir engeliniz yok ise merdiven inip çıkın.
Bahçede çalışın.
Evde temizlik yapın.

Prof. Dr. Akı, düzenli egzersiz konusunda ise diyabet hastalarına aerobik, kuvvetlendirme ve germe olmak üzere üç tip egzersiz öneriyor:

Aerobik yapın, dans edin…
Diyabetliler için en iyi hareket aerobik gibi düşük şiddetli egzersizlerdir. Bu egzersizleri yaparken soluk alıp vermeniz hızlanır ve derinleşir, kalbiniz daha güçlü ve hızlı atmaya başlar. Bu tip egzersizlerin başında yürüyüş, dans, bisiklet ve yüzme gelir. Bunları haftada en az 5 gün ve 20-45 dakika arası yapın. Başlangıçta düşük şiddetten başlayıp, gerekli süreleri iki partide tamamlayabilirsiniz. Egzersiz aralarını ise iki günden fazla açmayın.”

Ağırlık kaldırarak kuvvetlenin…
Ağırlık egzersizlerini herhangi bir spor salonunda veya evde ağırlıklarla ve elastik bantlarla yapabileceğiniz gibi market alışverişlerini eve taşıyarak da yapabilirsiniz. Ağırlık egzersizi yaparken, tüm büyük kas gruplarını içerecek şekilde (bacak, kol ve gövde) haftada 3 gün, günde 3 set ve 8-10 tekrar olarak yapın. Ancak ileri düzeyde diyabete bağlı göz tutulumunuz var ise yorucu ağırlık egzersizi yapmaktan kaçının.

Esneyin

Asıl egzersize başlamadan önce 5-10 dakika daha düşük tempolu bir egzersiz ve sonrasında da yine 5-10 dakika germe egzersizi yapmalısınız. Bu, bir yandan yaralanmaları azaltırken öte yandan esnekliğinizin korunmasına ve artmasına olanak sağlar. Germe egzersizlerini yaparken kasınızı en uzun boyuna getirip burada 45 saniye bekleyip bu hareketi 2-3 defa tekrarlayın. Daha sonra asıl egzersize geçin ve sonrasında yine başlangıçtaki egzersizleri yaparak bitirin.

Egzersiz yaparken bunlara dikkat edin.

Başlamadan önce mutlaka hekiminize danışın. 
Uygun bir ayakkabı giyin.
Egzersiz sırasında ayağınızda kızarıklık ve sıvı toplanması olursa mutlaka hekime başvurun.
Egzersize yeni başlıyorsanız düşük şiddette başlayın ve ekstra ağırlık kullanmayın.
Kalple ilgili sorununuz varsa spor yaparken tek başınıza olmaktan kaçının.
Ayaklarda duyu kaybı varsa düşük tempolu koşu yapmaktan kaçının; yürüme, bisiklete binme, yüzmeyi tercih edin.
Egzersiz kan şekerini düşürebileceği için eğer insülin ve kan şekeri düşüren ilaçlar alıyorsanız, egzersiz yaparken ve sonrasında da hipoglisemiye (soğuk terleme, baş ağrısı, kalp çarpıntısı, bilinç bulanıklığı, yorgunluk) karşı dikkatli olun. Spor yaparken yanınızda mutlaka peynirli krakerler, meyve suyu veya şeker bulundurun.
İnsülin kullanıyorsanız, tip 1 diyabete sahipseniz ve şekeriniz ani iniş çıkış yapıyorsa, mutlaka egzersiz öncesi, egzersiz sırasında ve sonrasında kan şekerinizi kontrol edin. Arzulanan düzeye gelmeden egzersiz yapmayın.
Yeni bir egzersize başlayacak, uzun süreli egzersiz yapacak ya da egzersizi artıracaksanız mutlaka 30 dakikada bir kan şekerinizi kontrol edin.
Diyabetli olduğunuzu belirten bir belgeyi mutlaka yanınızda taşıyın. 
Sıvı kaybını engellemek için egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında bolca sıvı tüketin.
İnsülin kullanıyorsanız, egzersize katılan kol ve bacak yerine karın ve kalçanızdan enjeksiyon yapın.

           
Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Ataşehir’de Bayan Gaspçı

Adrenalin Dolu Bir Güne Var mısın?

10 Maddede Kış Hamileliğine Hazırlanın

1 – Ispanak, pırasa beslenme listenizde olsun
Kış aylarında metabolizmanızı güçlendirmek, hastalıklara karşı direncinizi arttırmak ve daha da önemlisi bebeğinizin sağlıklı gelişimini devam ettirmek için dengeli beslenmeniz şart. Gün içinde her besin grubundan yeterli miktarda almanız ve ihtiyacınız olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri besinlerden sağlamanız gerekir. Kışın bolca yetişen pırasa, ıspanak, kereviz, lahana, karnabahar gibi demir zengini yeşil yapraklı, lifli sebzeler mönünüzün liste başında yer almayı hak eden besinlerdir.

2 – Sabah portakal mandalina, akşam muz
Kışın sağlığımız için başrol oyunculuğu yapan C vitamini; limon, portakal gibi turunçgillerde ve kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada da fazla fazla bulunuyor. Kış aylarında yine daha bol ve çeşitli meyve ve sebzelerin tüketilebilme şansı vardır ve unutulmamalıdır ki; C vitamini ile alınan demir bağırsaklardan daha fazla emilecektir ve meyve ve sebzelerin posalı oluşu bağırsak hareketlerini arttıracaktır. Bu arada meyve tüketimini akşam yatmadan önce muz (muzlu süt vb.) sabah ise; asidik olan portakal, mandalina, greyfurt ile yapmak daha doğru olacaktır.

3 – Balık, kemik ve diş gelişimi için önemli
 Yazın “D vitamini” kaynağımız olan güneş, kış mevsiminde yoksunluğunu hissettirdiğinden yerini balığa bırakıyor ve balığın da en bol ve çeşitli olduğu dönem kış aylarıdır. Faydaları saymakla bitmeyen balık haftada bir porsiyon tüketildiğinde, kemik ve diş gelişimi için önemli bir yere sahip olan D vitamini ihtiyacını da karşılayabiliyor. Somon hamilelikte tüketilmesi önerilen balık türleri arasındadır.

4 – Karbonhidratı azaltın
Gerektiğinden fazla kilo alınmasının doğum sonrasında sorun olarak karşımıza çıkacağı bu dönemde karbonhidratları azaltmalı; protein, vitamin ve kalsiyum ağırlıklı bir beslenme programı tercih etmelisiniz. Et, balık, tavuk, yumurta gibi besinlerle protein; süt, ayran, yoğurt gibi süt ve süt ürünleriyle kalsiyum; bol bol sebze ve meyve tüketerek de günlük dengeli beslenme programı dahilinde almanız gereken vitamin ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

5 – Kapalı mekanlara dikkat
Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin çoğalmasına neden olan ortamlarla beraber, değişen hava şartları da birçok hastalığa sebep oluyor. Pencereleri ve kapıları açarak evdeki havalandırmayı sağlayabilir, mutfak ve banyodaki havalandırma fanlarından yararlanabilir ve hava temizleyici cihazlardan edinebilirsiniz. Soğuk algınlığı ya da gribe yakalanmamak için, salgın dönemlerinde kapalı ve kalabalık mekanlarda uzun süre kalmamalı ve ellerinizi sık sık yıkamalısınız. Gribal enfeksiyonların yaygın olduğu bu mevsimde tokalaşmak, öpüşmek risk arttırıcı olduğundan daha dikkatli olunmalı ve bu tip yakın temaslardan kaçınılmalıdır.

6 – Pasif sigara içiciliği hamilelikte riskleri attırır
Kapalı mekanlarda daha fazla kalındığından dolayı maruz kaldığınız pasif sigara içicilik; bebeğinizde rahim içi gelişme geriliği, düşük doğum ağırlığı vb. riskleri de arttırabilmektedir. Evinizin hiç bir yerinde sigara içilmesine izin vermeyin ve sigara kullanılan, havalandırmasız mekanlardan uzak kalın.

7 –Çatlaklar cilt enfeksiyonlarını arttırır; cildinizi koruyun
Hamileliğiniz süresince cildiniz daha hassas olacak ve daha çok bakıma ihtiyaç duyacaktır. Özellikle soğuk havalarda cildiniz kuruyup çatlayabilir. Bu çatlaklar da enfeksiyon riskini arttırabilmektedir. Bu nedenle el ve yüz yıkamada soğuk su yerine ılık su kullanmalısınız. Basit nemlendirici kremleri kullanarak cildinizi nemlendirmelisiniz. Elbette ki unutulmayacak en önemli şey bol bol su içmek olacaktır.

8 – Kıyafet ve ayakkabı seçimi sağlığınızı yansıtsın
Kışın hamile giyiminde tek parça kalın kıyafetler yerine kat kat, rahatsızlık vermeyecek yumuşak kıyafetler giyilmesi önerilir. Soğuk havalarda ısınmak için giyilen sıkı, naylon, sentetik giysiler çok sağlıklı değildir. Hava geçirme özelliği olmadığından terleme ve buna bağlı mantar enfeksiyonlarına neden olmalarından dolayı bu tür giysiler, iç çamaşırları, pantolonlar tercih edilmemelidir. Kış aylarında yünlü, pamuklu, havalanabilir, yumuşak giysiler tercih edilmelidir. Ayrıca ayakkabı seçimi de çok önemlidir. Ayağınızı terletmeyecek; ama sıcak tutacak bir ayakkabının diğer önemli bir özelliği de tabanının kar ve buz gibi kaygan zeminlerde kaymayacak şekilde kauçuk ya da benzeri materyalden yapılmış olmasıdır.

9 – Yürüyüş ve yüzme sizin için en ideal spor
Hamilelik için en uygun egzersiz yürüyüş olsa da kışın ağır ve zorlu koşulları anne adaylarını eve hapsedebiliyor. Evde ya da spor salonunda zorlanmadan yürüyüş bandında yürüyüşler, yoga, pilates ya da basit bir takım egzersiz hareketleri yapabilirsiniz. Havalar uygun olmadığından yüzmek için kapalı yüzme havuzlarını kullanabilirsiniz. Gebelikte en iyi bir diğer egzersiz yüzmedir. Sağlık kurallara uygun (devir daimi olan, devamlı kontrol edilen v.b) bir havuzda haftada 2-4 kez 30 dakika yüzmek sizi çok rahatlatacaktır. Bu egzersizler sayesinde hamileliğin getirisi olan ağrılarda ve kramplarda azalma görüleceği gibi doğum sancılarının daha hafif seyretmesine, doğumun daha az acı çekilerek gerçekleştirilmesine yardımcı olabilecektir. Ayrıca doğumdan sonra vücudun forma girmesini de kolaylaştıracaktır. Doktorunuz hamileliğinizin riskli olduğunu söylemediği sürece haftanın dört günü egzersiz yapmak size çok fazla katkıda bulunacaktır. Kış aylarında güneşten daha az yaralanmakla birlikte her gün yaklaşık 30-60 dakika açık havada yürümek oturmak, gereken D vitamini için yeterli olacaktır. 

10 – Evinizi nemlendirin
Evlerde kaloriferlerinin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık, ıslak bezler ya da odayı nemlendirecek özel cihazlar gibi tedbirlerle nemlendirmek faydalı olacaktır.

EHA Bilgisayar Bilişim Teknolojileri Ataşehir

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alzheimer Riskini Azaltmak İçin Kan Şekerinizi Kontrol Altında Tutun

Kan şekeri yüksekliğinin ve yüksek tansiyonun kılcal damarları daralttığını ve hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde bellek kaybı yarattığını belirten Prof. Dr. Türker Şahiner, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Damarsal bunama, tüm bunama nedenleri arasında Alzheimer’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Alzheimer hastalığının gelişmesinde diyabetin de rol aldığını kabul eden bilim adamlarının sayısı giderek artıyor. Diyabetin hangi mekanizmayla bunamayı artırdığı konusundaki çalışmalar ise henüz devam ediyor.”

Diyabet, Alzheimer’ın gelişme hızını yükseltiyor

İsveç Uppsala Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda; uzun süreli glukoz metabolizması, insülin salınımı ve etkinliği ile Alzheimer hastalığı ve damar tıkanıklığına bağlı bunama ilişkisinin incelendiğini söyleyen Prof. Dr. Şahiner, bu araştırmanın sonuçlarını şöyle aktarıyor: “Bunaması olmayan 71 yaşındaki 1125 erkekte oral glukoz yükleme testi ile birlikte insülin düzeyleri ölçüldü. Bu hastalar 12 yıl boyunca sağlık açısından izlendi ve 257 kişide bunama veya bellek bozuklukları görüldü. Bunlardan 81’ine Alzheimer, 26’sına ise damarsal bunama tanısı konuldu. ‘Glukoz yükleme sonrasında düşük insülin salınımı’ gösteren hastaların Alzheimer riskinin yükseldiği, damarsal bunama hastalarında ise bu riskin daha da arttığı görüldü. Diyabetli kişilerde bellek çok daha hızlı şekilde bozuluyor ve Alzheimer’a zemin hazırladığı gibi hastalığın seyrini de hızlandırıyor. Alzheimer risk faktörlerini düşürmek istiyorsak öncelikle kan şekerimizi kontrol altında tutmalıyız. Böylelikle yakın gelecek için ümit veren tedavi seçeneklerini kullanma şansını yakalayabiliriz.”

Kan şekeriniz kaç olmalı?

Diyabet dünyada her geçen gün sıklığının artmasıyla birlikte başka kronik hastalıklara da neden olabiliyor. Yapılan araştırmalar, dünya genelinde 150 milyon diyabetli bulunduğunu gösterirken, bu sayının 2025 yılında 300 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mithat Bıyıklı, Türk toplumunda diyabet görülme oranının yüzde 7.2 olduğu ve diyabetin ortaya çıkmasında çok önemli olan glukoz tolerans bozukluğu yani gizli şekerlilerin oranının ise yüzde 6.7 olduğuna dikkat çekiyor.

Kan şekeri değerlerinin uluslararası klavuzlarda belirlenen güvenli aralığa çekilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Mithat Bıyıklı, ulaşılması gereken hedefleri şöyle sıralıyor:

“Hastanın gerek laboratuvarda kan testleri kontrollerinde, gerekse evde kendi şeker ölçüm cihazıyla yapacağı ölçümlerde; sabah-öğle-akşam yemeklerinden önce açlık kan şekeri değerinin 80-110 mg/dl arası olması gerekir. Açlık kan şekeri kadar önemli olan, bir başka değer de tokluk kan şekeridir. Yine her üç ana öğüne ait yemeğe başladıktan iki saat sonra bakılan tokluk kan şekerinin 80-140 mg/dl arası olması beklenir. Diyabet tedavisinde kan şekeri yüksekliği kadar düşüklüğü yani hipoglisemi de önemle üzerinde durulan bir konudur. Kan şekeri ölçümlerinde 80 mg/dl’yi alt sınır kabul ederiz. Sonuçlar 60-80 mg/dl arası değerlerde ise birtakım sorunlara neden olabilecek hipoglisemi riskine karşı tedbir alırız. Hastanın ilaç dozlarını yeniden ayarlarız ve diyetini gözden geçiririz. 60 mg/dl altında hipoglisemi değerleri, riskli kabul edilir ve acil şeker yükseltici tedbirler almayı gerektirir. Eğer açlık kan şekeri 110 mg/dl’nin, ikinci saat tokluk kan şekeri de 140 mg/dl’nin altındaysa hastanın ‘Hemoglobin A1c’değerlerine bakılır. Kan şekerine ait son ve en önemli hedef olarak kabul edilen A1c’nin önemini hastalara anlatmak için ‘Bu sizin karne notunuzdur!’ diyoruz. Çünkü A1c testi hastanın son üç aylık kan şekeri değerlerin ortalamasını yansıtır. Bir anlamda tedavinin kan şekeri düzeyi açısından başarısını gösteren Hemoglobin A1c testinin yüzde 6.5 değerinin altında sonuç vermesi beklenir.”

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında:

 
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine ile eğitim ve kalitenin geliştirilmesine yönelik devam eden stratejik ortaklık Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Anadolu Sağlık Merkezi, Onkolojik Bilimler, Kalp Sağlığı, Kadın Sağlığı ve IVF, Nörolojik Bilimler, Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Tanı ve Görüntüleme olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve hasta güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.

Johns Hopkins Medicine Hakkında:

 
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Sabahları Görülen Öksürük Nöbetleri KOAH’a İşaret Edebilir

İki hastalık bir arada
 
KOAH, “Kronik Obstrüktif (tıkayıcı) Akciğer Hastalığı” kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Hava yollarının ilerleyici ve kalıcı tıkanıklığını temsil eder. KOAH, aslında “kronik bronşit” ve “amfizem” gibi iki ayrı hastalığı tanımlamaktadır. Kronik bronşitte, hava yollarında sürekli bir iltihap söz konusudur ve balgam üretimi artmıştır. Amfizemde ise, hava keseleri arasındaki duvarlarda harabiyet vardır. Normalde bir üzüm salkımına benzeyen hava kesecikleri yer yer birleşerek, işlev görmeyen ölü hava boşlukları haline gelmiştir. Amfizem ve kronik bronşit sıklıkla bir arada bulunabilirler.

KOAH’ı tanımak için…

 
KOAH gibi halk arasında pek de bilinmeyen bir hastalığı anlamadan önce, hava yollarını anlamak gerekir. Soluk borusu, önce ana bronşlara, sonra da daha küçük bronşçuklara dallanır. Bu bronşçukların ucunda hava keseleri bulunur. Hava keselerinin etrafında ise damarlar yer alır. Soluk borusundan alınan havadaki oksijen, bu hava keselerinin etrafında yer alan damarlar yoluyla kana geçer; kandaki karbondioksit de aynı yolla hava keseleri, oradan da nefes borusu ile dışarı atılır. KOAH hastalığında normalde esnek olan bu hava keseleri ve hava yolları bu özelliklerini yitirmektedir.

Normal öksürük ve balgam yoktur

 
Sigara içen pek çok kişi, öksürük ve balgam şikayetlerinin normal olduğunu düşünür. Oysa “normal öksürük” veya “balgam” yoktur. Bu tür yakınmalar, mutlaka bir soruna işaret eder. Sigara içen kişilerin yakınmalarını önemsememeleri nedeniyle, pek çok hasta aslında KOAH’lı olduğunu bilememektedir. Sonuç olarak hastalıkların tanı ve tedavilerinde gecikmeler yaşanmaktadır.

Sigara sizi KOAH adayı yapar

 
KOAH’ın en önde gelen nedeni sigaradır. Sadece sigara değil, diğer tütün ürünlerinin (puro, pipo…) kullanımıyla da KOAH gelişebilir. Kişi kendi içmeden, sigaraya pasif olarak maruz kalınmasıyla bile KOAH gelişebilir. Çok daha nadir olarak doğuştan gelen bazı sebepler ya da ısınma amaçlı tezek yakılması, kimyasal dumanlar, madende çalışma gibi nedenler de KOAH’a yol açabilir.

Yıllardır sigara içiyorsanız

 
Sürekli öksürük, sık sık balgam çıkarma, nefes darlığı, hırıltı gibi yakınmalarınız varsa ve uzun yıllardır sigara içiyorsanız, siz de bir  “KOAH” adayı olabilirsiniz. Hastalığın tanısında gecikmemek için, bir göğüs hastalıkları hekimine başvurmalısınız. Hastalığınızın ilerlemesini durdurmak için alacağınız bu önlemler, daha kaliteli bir soluk ve sonuçta daha kaliteli bir hayat anlamına gelmektedir.

KOAH riskinizi belirlemek için…

 
Pratik bir solunum fonksiyon testi ile KOAH riski belirlenmektedir. Solunum fonksiyon testinden önce, test yapılacak kişinin boyu, kilosu ölçülür; doğum tarihi ve cinsiyeti kaydedilir. “Spirometre” adı verilen cihazda, bir “ağız parçası” bulunur. Bu parçaya tek kullanımlık bir ağızlık takılır. Kişinin burnu bir mandalla kapatıldıktan sonra, ağız aparatını eline alır ve teknisyenin yönlendirmesiyle ağızlığın içine nefes alıp verir. Test, en az 2-3 kez tekrarlanmalıdır. Cihaz, kişinin soluk kapasitesini ölçer ve bunu aynı yaş, ırk, boy, kilodaki sağlıklı ve normal kişilerin değerleri ile karşılaştırır. Buna göre, test yapılan kişinin soluk kapasitesi hem bir grafik, hem mutlak değer, hem de normale göre yüzdesel olarak rapor halinde elde edilir. Sonuçlar, bir göğüs hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Gerekli görülen durumlarda “reversibilite testi” adı verilen ilaçlı test uygulanır. Testten sonra hastaya nefes açıcı sprey verilir, 15 dakikalık bir ara sonrasında test tekrarlanır. İlaç sonrası solunum kapasitesinde ne kadar düzelme olduğu kaydedilir. Solunum testinden önce ağır yemek yenilmemeli, mümkünse sigara ve alkol içilmemelidir. Testten yarım saat öncesinde de ağır egzersizden kaçınmak gereklidir.

Tedavide ilk basamak sigarayı bırakmaktır

 
KOAH’ın tedavisinde ilk basamak, sigaranın bırakılmasıdır. Bunun yanında, nefes açıcı tedaviler, enfeksiyon hastalıklarının önlenmesi, sağlıklı ve düzenli beslenme de önem taşır. KOAH’lı hastalar, mikrobik solunum yolu hastalıkları geçirdiklerinde, KOAH’ları alevlenebilir; bu yüzden, her yıl grip aşısı yaptırmaları, özellikle kış aylarında el hijyenine uymaları ve sık sık ellerini yıkamaları, hasta kişilerle temastan kaçınmaları önerilir. KOAH’lı hastanın sadece kendisi değil, bulunduğu ortamdaki kişiler de sigara içmemelidir. Hastalığın ileri safhalarında, sürekli oksijen kullanımı gerekebilir.

Hindi Zahra 18 Kasım’da CRR’de

Zahra “Çocukken düşüncelere dalıp giderdim, hep doğayla temastaydım. Tablolar da doğadaymışım hissi verirdi. Orada Mısır, Mezopotamya, Ortadoğu ve Avrupa’nın tarihini ve sanatını bir arada yaşamak çok büyük bir şanstı. Benim için resimler de müzik gibi her zaman huzur verici oldu. Louvre’da çalışmanın bana çok katkısı olduğuna inanıyorum” diyor.
Hindi Zahra her zaman yaptığı gibi sadece “aşk”ı anlatmak için, 18 Kasım’da Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda!
50.00 – 40.00 – 30.00 – 20.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!   
Hindi Zahra Hakkında:

Fas doğumlu olan Hindi Zahra,  " Cheikha Rimitti" ve "Ümmü Gülsüm" gibi divaların geleneksel müziğinden, “çöl rock'n roll”unun büyük Mali'lisi "Ali Farka Toure" nun “blues”undan ve "Ismael Lo"nun halk müziğinden etkilendi.

Akdeniz üzerinden Paris'e geçip Louvre’de çalışmaya başladı. 2005 yılında Hindi Zahra, bir yılda 50’den fazla şarkı yazdı. Kırk dakikalık "Handmade" albümü prodüksiyonu ve aranjmanı tamamen kendisi tarafından yapılmış on bir şarkıyı içeriyor. İlk albümü olmasına rağmen klasikleşmiş duygusu veren olgun tavrıyla, dikkat çekiyor. Kendine has üslûbunu, halk-caz müziği ve güney Fas köklerini bendirle, "Ganoua" bas gitarla ya da Berberi unsurlarıyla zenginleştiriyor.

Ataşehir’de Feci Kaza

Call of Duty: Modern Warfare 3 Piyasa

Beachhead Studio tarafından geliştirilen Call of Duty Elite, son derece geniş kapsamlı bir sosyal oyun ağı. Tüm kayıtlı Call of Duty oyuncularının birbirine bağlanıp oyun oynamalarını sağlıyor. Call of Duty Elite platform ve oyun arasında kesintisiz bir bağlantı var. Oyuncular Call of Duty Elite’e cep telefonlarından, web veya konsol üzerinden erişebilecek, arkadaşlarına bağlanabilecek, Klanları veya Sosyal Grupları ile maçlar planlayabilecek, silah yüklerini ayarlayabilecek, istatistiklerini görebilecek ve çok daha fazlasını yapabilecekler. Call of Duty Elite, Modern Warfare 3 ile birlikte geliştirildiğinden sunulan özelliklerin çoğu oyuncuların oyun deneyimine kesintisiz olarak etki edecek ve oyuncular oyun içindeki Klanlarını ayarlamak, silah yüklerini seçmek, HD videolar yüklemek ve oyun içindeki Sosyal Gruplardan arkadaşlar bulmak gibi işleri kolayca halledebilecekler.
 
Call of Duty: Modern Warfare 3 ESRB tarafından Kan ve Vahşet, Uyuşturucu Referansları, Yoğun Şiddet ve Argo kullanımı yüzünden “M” (Yetişkin) ile derecelendirilmiştir ve Microsoft Xbox 360 video oyun ve eğlence sistemi, PlayStation®3 bilgisayar eğlence sistemi ve Windows® PC için piyasaya sürülmüştür.

Bayram Ataşehir Esnafını Vurdu

Emlak ve Çevre Temizlik Vergisini Unutmayın

ATAŞEHİR BELEDİYESİ BANKA İBAN NUMARALARI

EMLAK VERGİSİ : TR610001500158007294562580 Vakıfbank Şerifali Şb.

ÇEVRE TEM. VERGİSİ : TR870001500158007294562597 Vakıfbank Şerifali Şb.

Elektronik Dans Müziğinin Dahi Çocuğu DJ Marc Vedo İstanbul’da

Efsanevi sanatçı Boy George, The Chemical Brothers, Tiesto, Armin van Buuren gibi müzik dünyasının önemli isimleri ile aynı sahneyi paylaşan Marc Vedo, DJ’liğin yanı sıra yapımcı kişiliğiyle de tanınıyor. Özellikle Boy George ile birlikte imza attığı prodüksiyonlarıyla büyük beğeni topluyor. Kendi plak şirketi olan Koolwaters imzasıyla çıkarttığı “Only Love”, “Get it Out”, “String Circus” ve “Sausage Song” gibi parçalar ile yıldızı parlayan DJ Marc Vedo, tüm enerjisini müziğine yansıtıyor. 

Boy George ile “Amazing Grace” isimli single’ını 2010 yılında müzikseverlerle buluşturan Marc Vedo, 2011 yılında yine Koolwaters’dan Daren Tate ve Boy George’un işbirliğinde çıkan ‘Sunshine into my life’ ile İngiltere dans listelerinde uzun süre ilk 10’dan inmedi. Yine 2011 yılında çıkardığı single ‘Escada’ ile geçtiğimiz yazın en çok dinlenen ve en iyi parçalarından birine imzasını attı. Son olarak Paul Thomas ile plak şirketi Koolwaters’dan Ağustos ayında çıkarttıkları Fatboy Slim, Moguai, Chris Lake gibi isimlerin de yer aldığı yeni derleme albümü ‘Three Hundred & Sixty Five, Vol. 2’ ile patlama yarattı.

Şimdi ise Marc Vedo, yakaladığı bu dünya çapındaki başarısıyla Avrupa ve Malezya, Tayland, Endonezya gibi Asya ülkelerini kapsayan büyük bir tura çıkıyor.  İstanbullu müzik severleri de ihmal etmeyen DJ Marc Vedo, 360istanbul sahnesinde 12 Kasım Cumartesi gecesi bir kez daha İstanbullu dans müzik severlerle buluşuyor.

DJ Hüseyin Karadayı, DJ Tarkan ve DJ Filth Aynı Gecede 360istanbul’da Buluşuyor

Farklı tarzıyla Sezen Aksu, Tarkan, Ajda Pekkan, Burhan Öcal gibi Türkiye’nin önemli müzisyenleriyle başarılı çalışmalara imza attı. 1997 yılından bu yana birçok popüler Türkçe parçaya remix yaparak müzik listelerinde bir numaraya yükseldi. Son yıllarda Avrupa ve Türkiye’de tarzı ve yarattığı müzik sounduyla beğeni kazanan DJ – Prodüktör Hüseyin Karadayı müzik ve dans sevenleri 360istanbul’da harekete geçirmeye hazırlanıyor.
 
Türkiye’yi yurtdışında en iyi şekilde temsil eden bir diğer isim DJ Tarkan’da aynı gecede Hüseyin Karadayı ile birlikte 360istanbul’da DJ kabinini paylaşıyor. Dünyanın en iyileri olarak kabul edilen Tiesto, Paul Oakenfold, Arnin van Buuren, Sasha, Roger Sanchez gibi DJ’lerle yurtiçi ve yurtdışındaki organizasyonlarda buluşan DJ Tarkan uluslararası müzik arenasında isminden sıkça bahsettiriyor. 2005 yılında Yunanistan’ın genç ve yetenekli ismi V-Sag ile birlikte kurdukları No Smoking adlı plak şirketiyle DJ Tarkan, sigara ve uyuşturucu gibi maddelere karşı birleşerek keyif alabilmek için sadece müziğe konsantre olmanın yeterli olduğunu tüm dünyaya göstermek istiyor.  DJ Tarkan, 11 Kasım Cuma gecesi DJ Hüseyin Karadayı ile birlikte 360istanbul’da, gelirin Van’da zarar gören depremzedelerin ihtiyaçlarına aktarılacağı gecede her zamankinden daha güçlü çalacaklar.
 
Dünyadan ve Türkiye’den sayısız başarılı ismi İstanbullu müzik severlerle buluşturan 360istanbul, Türk müzik dünyasının gurur verici başarılara imza atan DJ’lerini aynı gecede ağırlıyor. Bayram tatili sonrasında yoğun iş temposuna kendinizi kaptırmadan hemen önce bir kez daha kaliteli müziğin tadını çıkartmak isteyenler için DJ Hüseyin Karadayı ve DJ Tarkan 360istanbul’da bir arada.
 
Gecenin tüm geliri, Van’da yaşanan deprem felaketinde zarar gören depremzedelerin ihtiyaçları için bağışlanacaktır.

Turkcell Global Bilgi Dünyanın En İyi Çağrı Merkezi Seçildi

Asya Pasifik, EMEA ve Amerika kıtası birincilerinin dünyanın en iyisi olmak için yarıştığı organizasyonun ödül töreni, 4 Kasım 2011 Cuma günü ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlendi.

Bahadır Pekkan: “ Turkcell Global Bilgi artık küresel bir oyuncu”
Turkcell Global Bilgi Genel Müdürü Bahadır Pekkan konu ile ilgili yaptığı açıklamada; “12 yıl önce yüzde yüz Turkcell sermayesiyle kurulan şirketimiz, %45 pazar payı ile Türkiye’nin en büyük 500 firması arasında yer alıyor. Bugün itibariyle; Türkiye’de 10, yurtdışında ise 4 çağrı merkezi olmak üzere toplam 14 ayrı bölgede 7500 masa kapasitesiyle hizmet veren bir büyüklüğe ulaştık. Şirketimiz dünyada son derece saygın bu ödülleri kazanarak bir kez daha küresel bir oyuncu olduğunu kanıtladı. Başarılarımızla aldığımız ödüllerden büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz“ dedi. 

Müşteriye sunulan hizmet ve servis kalitesi dünya birinciliğini getirdi
Turkcell Global Bilgi “Dünyanın En İyi Çağrı Merkezi” ödülünü; müşteriye sunulan hizmet ve servisler, müşteri ilişkileri yönetimi, çalışan memnuniyeti ve kapasitesine ilişkin kriterlerde kaydettiği başarılı çalışmaları ile aldı. 

Superonlar projesi, “Dünyanın En İyi Performans Gelişim Programı” seçildi
Turkcell Global Bilgi, “En İyi Performans Gelişimi Programı” kategorisindeki birincilik ödülünü Turkcell Superonline operasyonları için hayata geçirilen “Superonlar” projesi ile kazandı.   “Superonlar” hızla büyüyen Turkcell Superonline operasyonlarında kalitenin de hızla artmasını sağlayan bir gelişim programı olarak oluşturuldu. Bu proje ile müşteri sorunları çok daha hızlı çözüme ulaştırılarak, müşteri memnuniyetinin artması da sağlandı. “İnsan kaynakları gelişim merkezi”,  “Müşteri hizmetlerine özel teknolojik uygulamalar”  ve “Kaliteli hizmet anlayışı” başlıkları altında birçok aksiyonun alındığı bu proje bir yılda tamamlandı.

“Superonlar” programı kapsamında çalışanlar bireysel bazda prim, ek izin ve hediye çeki, grup bazında ise çeşitli sosyal etkinliklerle ödüllendirilirken, buna paralel olarak 100’e yakın teknik ve genel beceriye yönelik konuda, 40 bin saate yakın eğitim sunuldu. Yetkinliklerini geliştirici bu yatırımlar sayesinde çalışanların hem kalpleri hem de zihinlerinde iz bırakacak kazanımlar elde edildi. “Superonlar” ile hedefler başarıyla gerçekleştirilirken, hizmette kalite ve verimlilikte de artış sağlandı Böylelikle hem çalışanların hem de müşterilerin memnuniyeti sağlandı. 

Her yıl dünyada ilk üçe girmeyi başaran Turkcell Global Bilgi, geçen yıl ContactCenterWorld’un “2010 Top Ranking Performers” ödüllerinde “En İyi Telesatış” kategorisinde hem dünya hem de EMEA bölgesi birincisi olmuştu.

ContactCenterWorld.com “ Top Ranking Performers” hakkında :
Çağrı merkezi sektörünün dünya çapındaki en büyük organizasyonu olan “ContactCenterWorld.com”un, sektörün en iyilerini belirlemek üzere düzenlediği yarışmanın dünya finalleri “Top Ranking Performers” olarak adlandırılıyor.

Contactcenterworld.com her yıl, dünyanın en iyi çağrı merkezlerini belirlemek üzere iki aşamalı bir yarışma gerçekleştiriyor. Dünyayı AMERICAS, APAC ve EMEA olmak üzere üç ayrı bölgeye ayıran Contactcenterworld.com, birinci aşama olan kıta finallerinde bölgelerin en iyi çağrı merkezlerini belirliyor. Kıta finallerinden başarıyla çıkan çağrı merkezleri de, dünya finallerinde 9 ayrı kategoride “dünyanın en iyisi” olmak üzere mücadele ediyor. Dünyanın en prestijli organizasyonlarından biri olarak görülen yarışmaya, her yıl binin üzerinde firma katılıyor.