Fonksiyonellik Şampiyonu Yeni Zafira Tourer

İkinci koltuk sırasının tasarımına büyük önem verilmiş. Artık bu sırada, ileri-geri hareket edebilen bank şeklinde bir koltuk yerine, birden fazla yönde hareket edebilen 3 bağımsız koltuk kullanılıyor.

*İç mekanı daha ferah, daha geniş ve özellikle de daha lüks bir yapıya sahip. 30'dan fazla saklama bölümüne sahip.

*Artırılan dingil mesafesi ve iz genişliği ile daha konforlu bir sürüş sağlayan Zafira Tourer'da 3 sürüş modu bulunuyor: Standart, Tour, Sport.

*0'dan 100'e 10.7 sn'de ulaşan Zafira Tourer 202 km/s hıza çıkabiliyor. EcoFlex motoru sayesinde 100 km'de 6.3 lt benzin yakıyor ve 148 g/km karbondioksit salınımı yapıyor.

*Enjoy ve Prestij donanımlarıyla Türkiye'ye gelen Zafira Tourer, 1.4 140 hp'lik motoru beraberinde bir dizi sürüş asistanını da getiriyor.

*2012 yılında toplam 500 adet satılması hedefleniyor.

*Diğer motor seçenekleri de sipariş üzerine getirilecek.

*Zafira Tourer'ın baz modeli fiyatının 70bin TL'den başlayacak, ancak rakam Şubat 2012'de netleşecek.

Daha fazla esneklik ve daha çok konfor sunan yeni Zafira Tourer'ın uluslararası basın lansmanı Münih'te gerçekleşti. Kompakt sınıfta MPV akımının öncüleri arasında yer alan Opel Zafira Tourer, 2012'de üçüncü nesliyle pazarlardaki yerini alacak.

27-28 Ekim'de gerçekleşen deneme sürüşü sonunda Zafira Tourer, yenilikçi koltuk esnekliği ve Opel tasarım dilinin özelliklerini taşıyan gövdesi ile hem kullanışlı, hem çekici olduğunu kanıtladı.

Tıpkı ilk iki nesil Zafira'da olduğu gibi Zafira Tourer'ın tasarımında da temel ilke; koltuklar sökülmeksizin maksimum esnekliğin sağlanması ! Opel tasarım ekibi Flex 7 koltuk sistemini geliştirdi ve 3. sıra koltuklar, bagaj bölmesinin zeminine gizlenecek şekilde katlanabiliyorken, 2. sıra koltuklar da tümüyle yeniden tasarlandı. 2. sıra artık tek parça bir koltuk takımı değil; katlanabilen 3 ayrı koltuk. Böylece tamamen düz bir yükleme zemini oluşmuş. Bu üç koltuk, standart versiyonda, birbirinden bağımsız olarak 210 mm kayabiliyor. Lounge Seating versiyonunda ise (opsiyonel) kenardaki koltuklar 280 mm kayabiliyor ve ayrıca 2. sıra orta koltuğun sırtlığı açılıp dönerek yan koltuklardaki yolcular için kolçaklar sunuyor. Aynı zamanda yan koltuklar kabinin merkezine doğru kayarak daha fazla omuz alanı yaratıyorlar ki bu gerçek bir yenilik.

Bireysel konfora yapılan bu vurgu, Zafira Tourer'ı yalnızca bir aile aracından çok daha fazlası haline getiriyor.

Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik, "Zafira, Opel'in esneklik ikonu ve biz onun 3. nesline çok daha fazla tutku ve üstün nitelikler ekledik" diyor.

Zafira'nın etkileyici ön kısmı, Ampera'da da olan, farlardan sis farlarına uzanan ünitesi, yani bumerang far yuvaları. Bir monocab için alışık olunmayan bir dinamizm sağlıyor. Böylece Zafira Tourer'ın silüeti, bir yüksek hızlı treni andırıyor.

Opel'in amiral gemisi Insignia'dakine benzer malzemelere ve görünüme sahip aydınlık ve kaliteli iç mekanda konfor standart.

Sürüş konforu içinse dingil mesafesi ve iz genişliği arttırıldı. Dingil mesafesi artık 2760 mm (57 mm daha fazla) ve iz genişliği ise önde, 1584 mm ( 96 mm daha fazla), arkada 1588 mm ( 78 mm daha fazla).

Zafira Tourer'da isteğe bağlı sunulan mekatronik FlexRide şasi, çok daha yüksek konfor, güvenlik ve sürüş dinamikleri sunuyor. Adaptif şasi kontrolü, geçerli yol koşulları, viraj alma hızı ve bireysel sürüş tarzına otomatik olarak adapte oluyor. Zafira Tourer'da 3 sürüş modu seçeneği sunuluyor. Dengeli Standart mod, konfor odaklı Tour modu ve daha aktif Sport modu.

Zafira Tourer 1.4 140 hp'lik motor ile Şubat 2012'de Türkiye pazarında olacak.

TASARIM:

Konfor ve dinamizmi bir araya getiren tasarımıyla Zafira Tourer, monocab sınıfına yenilik getiriyor. Zafira Tourer'ın tüm motor çeşitlerinde ABS ve ESP standart. Insignia'da da olan McPherson süspansiyonlar, hassas sürüş sağlarken daha uzun dingil mesafesi ve daha geniş iz aralığıyla konfor ve güvenlik bir arada sunuluyor. Dingil mesafesi artık 2760 mm (57 mm daha fazla) ve iz genişliği ise önde, 1584 mm ( 96 mm daha fazla), arkada 1588 mm ( 78 mm daha fazla). ). Ayrıca Watt's arka aks sistemi, dönüşlerde maruz kalınan kuvveti absorbe ediyor.

Şasi, yol koşullarına, hıza ve kişisel sürüş alışkanlıklarına otomatik olarak adapte oluyor. Acil durumlarda daha fazla denge ve ve güvenlik sağlıyor. Zafira Tourer ile birlikte 3 sürüş modu seçeneği sunuluyor. Standart mod günlük kullanımlar için, Tour modu daha fazla konfor için ve Sport modu daha aktif sürüşler için.

Bunun yanında Bumerang biçimli far yuvaları ile Zafira Tourer daha çekici. Otomobilin tüm dış üniteleri, ses seviyesini azaltmak için aerodinamik ve akustik olarak tasarlandı. Zafira Tourer kaslı bir otomobil !

Otomobilin içi sinema gibi bir görüş açısı elde etmek üzere tasarlandı. 2006'da Astra GTC ile opsiyonel olan panoromik cam, Zafira Tourer'da da tercih edilebilir. Alışılmış cam tavanlardan farklı olarak, görüşü bozan hiçbir bağlantı noktası yok. Böylece şoför ve tüm yolcular, görüntülerini bölen hiçbirşey olmadan manzarayı seyredebiliyor, tıpkı bir jetin kokpitinde gibi. Panoroma ekranı ve tavanı, özel bir ısı yalıtım sistemi ile donatıldı. Böylece güçlü güneş ışınlarının içeri girmesini önlüyor ve içeriyi sağlıklı gün ışığıyla buluşturuyor. Ayrıca arka camlardaki güneş koruması, içerinin çok sıcak olmasını engelliyor.

ESNEKLİK:

Yenilikçi, esnek, yüksek kaliteli ve ergonomik.

1999'da üretilen ilk Zafira, monocab segmentine 7 koltukla giriş yapmıştı. Şimdi, 3. nesil, koltuk çıkarmadan maksimum esnekliği sağlamak için geliştirildi. Insignia'nın seçkin özellikleri ve konforu Zafira Tourer ile monocab segmentine taşınmış oldu.

Tıpkı ilk iki nesil Zafira'da olduğu gibi Zafira Tourer'ın tasarımında da temel ilke, koltuklar sökülmeksizin maksimum esnekliğin sağlanması ! Bunun için Opel tasarım ekibi Flex 7 koltuk sistemini geliştirdi ve 3. sıra koltuklar bagaj bölmesinin zeminine gizlenecek şekilde katlanabiliyorken, 2. sıra koltuklar da tümüyle yeniden tasarlandı. 2. sıra artık tek parça bir koltuk takımı değil; katlanabilen 3 ayrı koltuk. Böylece tamamen düz bir yükleme zemini oluşmuş. Bu üç koltuk, standart versiyonda, birbirinden bağımsız olarak 210 mm kayabiliyor. Opsiyonel Lounge Seating versiyonunda ise yine birbirinden bağımsız olarak 280 mm kayabiliyor. Ayrıca 2. sıra orta koltuğun sırtlığı açılıp dönerek yan koltuklardaki yolcular için kolçaklar sunuyor. Aynı zamanda yan koltuklar kabinin merkezine doğru kayarak daha fazla omuz alanı yaratıyorlar ki bu gerçek bir yenilik.

Kolayca ulaşılması için renklendirilmiş kollar sayesinde (yatırmak için kırmızı, kaldırmak için siyah) koltuk arkaları tek hareketle tamamen katlanabiliyor. İsteğe bağlı olarak 0, 16, 20 ve 24 derecelik eğime ulaşan koltuk arkaları sayesinde boş alana sahip olmak için koltukları çıkartmak gerekmiyor. Bunun yanında ön koltuklar da 180 mm geriye kayabiliyor ve sürücü koltuğu 65 mm yükseltilebiliyor. Opel tasarımcıları, Zafira Tourer'ın iç mekanını, kolayca dönüştürülebilir olması için tasarladı. İster iş gezisine çıkın, ister aileniz ya da arkadaşlarınızla seyahate…

Ön yolcu koltuğu, uzun eşyaların taşınması için yatırılabiliyor.İkinci sırada yan koltuklarda, Isofix bağlantıları, çocukların güvenliği için standart olarak bulunuyor.

Zafira Tourer'da bulunan 30'dan fazla saklama ünitesi, aracınızın içinin her zaman düzenli ve kullanışlı olmasını sağlıyor. Ön kapı ceplerinde 1.5 lt'lik ve arka kapı ceplerinde 1 lt'lik içecek şişeleri dik olarak saklanabiliyor. Ayrıca cep telefonları için ayrı bir bölme bulunuyor. 3. sıradaki yolcular da koltuk aralarında, 2 bardak taşıyıcısı bulunan bir konsola sahip. Ön panelde bulunan iki gizli bölme sayesinde eşyalarınızı görünmeyecek şekilde depolayabiliyorsunuz. Şoför tarafında ise güneş gözlüğü, cüzdan, cep telefonu gibi küçük nesneler için ideal bir bölüm bulunuyor. Ayrıca, şoför ve ön yolcu koltuklarının altına isteğe bağlı olarak depolama üniteleri yerleştirilebiliyor.

EKİPMANLAR:

Zafira Tourer, pazara bir dizi sürüş destek elemanı ile geliyor.

**FlexRide: Şasi, yol durumuna, sürücünün sürüş alışkanlığına, hıza otomatik olarak uyum gösteriyor. Daha istekli ve konforlu bir sürüş ile hassas direksiyon tepkileri sunuyor. "Driving Mode Control" özelliği de FlexRide ile birlikte sunuluyor.

**Premium Aydınlatma Paketi: Far yıkama sistemi

 BiXenon farlar
 AFL+
 Gündüz Farları
 LED gündüz farları

** NAVI 600 (NAVI 600 – Radyo / CD / MP3 / WMA çalar /SD Kart okuyucu- Renkli bilgi ekranı)
** Lounge Oturma Sistemi
 ** Panoramik ön cam
** Park & GO Paketi: Elektrikli katlanır gövde rengi ve parlak siyah kaplamalı yan aynalar
NAVI 600 – Radyo / CD / MP3 / WMA çalar /SD Kart okuyucu- Renkli bilgi ekranı
 Geri Görüş Kamerası
 Kör nokta uyarı sistemi — sürücünün göremediği kör noktalara yerleştirilmiş sensörler, olası bir çarpışma öncesi uyarıyor. Turuncu LED lambasını dikiz aynasında gören sürücü, tehlikeyi farkediyor, isterse sesli uyarıyı da aktif hale getirebiliyor.
 Park sensörü: Önde ve arkada
Gelişmiş Park Pilotu — Park pilotundan daha başarılı şekilde, sürücünün park etmesini sağlıyor. Merkezi bilgisayara bağlı ultrasonik sensörler, otomobilin park edebileceği genişlikteki boşluğu algılıyor ve sürücüye hangi yöntemle bu alana girmesi gerektiğini söylüyor. Grafik bilgilendirme ile sürücüyü yönlendiriyor. Ayarlandığında park yardımcısı sağda, yolcu tarafındaki park alanlarını tarıyor. Sola ayarlandığında ise sürücü tarafındaki alanlar taranıyor.

PAZAR:

Zafira Tourer, Almanya'da 22.950 Euro'dan satışa sunulacak. Ocak 2012'de 7 koltuklu Zafira Tourer'lar alıcılarıyla buluşacak.
Şubat'ta Türkiye pazarına girmesiyle, Opel'in Türkiye'deki monocab sayısı da 3'e yükselecek: Meriva, ikinci nesil Zafira ve yeni Zafira Tourer. Opel, eski Zafira hayranları kadar, bir monocab'e sahip olmak istememişlerin de listesine girmeyi hedefliyor. Zafira Tourer, iyi hissettiren, dinamik ve kaliteli tasarımı, esnek kullanım imkanı ile yalnızca çocuklu aileler için değil, uzun yolculuklar veya iş seyahatleri için de ideal. 1999'daki ilk üretimden itibaren 2.2 milyon Zafira yollarda boy gösteriyor. Opel, Avrupa pazar payını, 2011'in geçen yarısında %6.4'e yükseltti. Aynı dönemde Zafira da monocabler içindeki pazar payını %8.7 yükseltti. Avrupa'da 2012'de 100.000 Zafira tourer satılması hedefleniyor.

MOTOR:

Türkiye'ye 1.4 140 hp'lik motoruyla gelecek olan Zafira Tourer, Opel'in daha temiz motorlar üretme hedefinin bir parçası. EcoFlex motorlar sayesinde daha az karbondioksit salınımı, daha temiz çevre demek. EcoFlex teknolojisiyle 100 km'de sadece 6.3 lt benzin yakıyor ve 148 g/km karbondioksit emisyonu var. Ayrıca, ayarlı termostatı ile motor ünitesinde ısı yönetimi yapılıyor böylece yakıt tüketimi azalıyor. 220 Nm tork üreten Zafira Tourer, 0'dan 100km'ye 10.7 saniyede ulaşıyor ve 202 km/s hızı görüyor.

Ayrıca Zafira Tourer'da kinetik enerjiyi, aküyü besleyen elektrik enerjisine çeviren bir sistem var. Sürücü ayağını gazdan çektiği anda ya da frene bastığı anda devreye giriyor.

AYETEK Wind Yılın Enerji Yatırımı Ödülüne Layık Görüldü

Yatırımcıların, Türkiye’de üretilecek olan rüzgar türbinleriyle kendi enerjilerini üretmelerini sağlayarak Türkiye’nin cari açığını kapatmasında katkıda bulunmak istediklerini vurgulayan Karaçalı misafirlerden büyük ilgi gördü.

Avrupa’da yaşayan yüksek eğitimli insanlar Türkiye’ye dönmek için cesaret göstersinler

Konuşmasının devamında Ekrem Karaçalı’nın Avrupa’da ve dünyanın her yerinde yüksek eğitimli Türk gençlerine mesajı vardı: “Bize layık görülen bu ödül, Türk insanının yüksek eğitimli ve nitelikli gurbetçilere sahip çıktığının ispatıdır. Türkiye’ye tersine göç etmek kolay olmasada, eğitimlerimizi ve deneyimlerimizi Türkiye’de ve Türkiye leyhine kullanmak için cesaret göstermeliyiz” dedi.

Karaçalı, son olarak, bu ve benzeri konularda ilgililerin info@ayetek.com adresinden kendilerine ulaşılabileceklerini belirtti. 

Defter Sepeti’nden Van’a Anlamlı Yardım

Gönderim adresi olarak sadece “Van” yazarsanız, paketiniz Kızılay’ın dağıtım noktasına gidiyor. Defter Sepeti.com’u tebrik eder, sosyal sorumluluk projelerinin devamını dileriz.
İsterseniz firmanın 36.Ada, Ata 2-1 Blok'ta yer alan mağazasından da aynı kampanyaya katılablirsiniz.

Defter Sepeti.com’un adres ve telefonu için tıklayınız…

Kurban Kesim Yeri Ataşehir

Anadolu Vakfı ve Anadolu Sağlık Merkezi Van’da Yaraları Sarıyor

Sağlık Bakanlığı Kriz Komuta Merkezi’nin belirlediği bölgelerden biri olan Erciş merkezine kurulan ilk yardım TIR’ında, gereksinimleri karşılayabilecek biçimde muayene odası, kan alma-müdahale bölümü, seyyar röntgen cihazı ile gerekli ilaç ve ihtiyaç malzemeleri bulunuyor.

Büyük felaketi duyar duymaz Sağlık Bakanlığı ile iletişime geçerek hazırlıklara başladıklarını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Tıbbi Hizmetler Direktörü Prof. Dr. Metin Çakmakçı, ortopedi uzmanı, genel cerahi uzmanı, iç hastalıkları uzmanı, göğüs hastalıkları ve yoğun bakım uzmanı, aile hekimi, hemşireler ve acil tıp teknisyenlerinden oluşan 19 kişilik sağlık ekibinin ilk yardım TIR’ıyla birlikte deprem bölgesine desteğini sürdürdüğünü belirtiyor.

İlk günden bu yana deprem bölgesinde Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hişam Alahdab ise Van’daki çalışmalarla ilgili şu bilgileri veriyor: “Anadolu Vakfı tarafından sağlanan giysi, bebek bezi ve maması, çocuk botu, çorap, elektrik sobası ve yiyecek maddeleri bulunan aracımız ve tıbbi malzemeler ile donatılmış TIR’ımız ile geldiğimiz deprem bölgesinde üç ayrı koldan hizmetlerimizi sürdürüyoruz. İlk gece sahra hastanesine destek verdik. Şu anda sahra hastanesine ihtiyaç duyuldukça destek vermeye devam ediyoruz. İkinci çalışmamız poliklinik hizmetlerimiz oldu. Çadırda kurduğumuz sağlık ünitesinde hızla hasta bakmaya başladık. Baktığımız hasta sayısı 300’ü geçti. Üçüncü hizmet kolumuzu ise seyyar ekiplerimiz oluşturuyor. Bir hekim ve hemşire ile gerekli yardım malzemelerinin bulunduğu ambulansımız ulaşımın zor olduğu köylerde sağlık hizmeti veriyor. Şu anda polikliniğimize ağırlıklı olarak enfeksiyonlar, kırıklar, yaralar, yaralanmalar, bronşit, tansiyon yükselmesi, ritim bozukluğu, diyabet, üst solunum yolu enfeksiyonları ve idrar yolu enfeksiyonu şikayeti olan hastalar geliyor. Çocuklarda ise ağırlıklı olarak gribal enfeksiyon ve ateş gözleniyor. Tüm ekibimiz bölge halkı için çalışmaya devam ediyor.”

Yardıma ihtiyacı olan tüm depremzedeler, Erciş merkezde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi “İlk Yardım TIR”ına ulaşabilirler.

 
 

Ataşehir’de 29 Ekim’e Buruk Tören

Törende Kaymakam Turgut Çelenkoğlu, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ve Garnizon Komutanı Albay Ali Şarlak’ın  yanı sıra siyasi partilerin ilçe örgütleri ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri anıta çelenk koyup saygı duruşunda bulundu. Çelenk koyma töreninin ardından Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları için bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu ve tören sona erdi.

Cumhuriyetimizin 88. Yılı Kutlu Olsun

Feng Shui ile Evinize ve İşyerinize Mutluluk Katın

5000 yıllık bir geçmişi olan Feng Shui öğretisi “rüzgâr” ve “su” anlamına gelir. Temelleri Çin'e dayanır ve “hava ve suda bulunan ruhları kontrol etmek” için uygulanırdı. Feng Shui bize enerjinin döngüsünün bir tesadüf olmadığını ve bizim de bunun bir parçası olduğumuzu öğretiyor. Asıl amaç, mutlu, huzurlu ve ferah bir yaşamdır.
Evimiz sadece dört duvardan oluşmaz, orayı severek seçtik ve içinde yaşamımızı sürdürüyoruz. Hayatımızda önemli birçok olay evimizde gerçekleşmiştir. Buradaki enerjinin doğru sirküle etmesi hayatımızı etkileyebilir. Aşk, ilişki, para, başarı, kariyer, sağlık, zindelik, çocukların korunması, yetenek gibi birçok kavram ele alınır ve istenen durum Feng Shui ile sağlanmaya çalışılır.
 
Feng Shui uygulama alanları:
•  Beklenmedik olumsuz olaylar
•  Aile içi geçimsizlikler
•  İşinizi kaybetmemiz
•  Uyku ve sağlık problemleri
•  Aşk ve evlilikte olumsuz ilişkiler
•  İnsanlardan destek görememek ve yalnızlık.

2.) Feng Shui'nin temeli: Chi

 
Feng Shui öğretisinin temelini “Chi” oluşturuyor. Asıl amaç görünmez ama etrafımızda mevcut olan yaşam enerjisini Feng Shui kurallarına uyarak arttırabilmek. Eviniz veya işyerinizde bulunan pozitif Chi'yi arttırmak ve doğru yönlendirmek, sağlık, başarı ve uyuma yol açacaktır. İki farklı Chi vardır: Sheng Chi ve Sha Chi. Sheng Chi yani olumlu ve mutlu enerji, herşeyin yolunda gitmesini ve başarılı olmayı simgelerken Sha Chi hayatta herşeyin kötü ve olumsuz gittiğinde ortaya çıkan Chi'dir.

3.) Kua sayınız kaç?

 
Kua sayınızın hesaplanması Feng Shui‘de kendiniz ile ilgili ilk adımınızdır. Kua sayınızın hesaplanması için cinsiyetiniz, doğum tarihiniz ve doğum yeriniz gözönünde bulundurulur. Kua sayınız ile, ait olduğunuz yaşam grubunuz ve yönlerin üzerinizde faydalı veya zararlı olan etkileri belirlenir

4.) Feng Shui yaşam alanları

 
Feng Shui‘de 9 ayrı yaşam alanı bulunmaktadır:
 
1. KAN – Su: Kariyer ve bereket
2. KUN –  Toprak: Aşk ve ilişki
3. CHEN – Gök gürültüsü: Aile ve sağlık
4. SUN – Rüzgar: Para ve finans
5. TAI CHI – Merkez Denge
6. QUIEN – Gökyüzü: Yardımcı olabilecek  insanlar ve arkadaşlık
7. TUI – Deniz: Çocuk ve yaratıcılık
8. KEN – Dağ: Bilgi ve aydınlık
9. LI – Ateş: Şöhret
Bagua planı doğrultusunda ev veya işyeriniz düzenlenir ve olumsuz bölgede kalan yaşam alanlarınız dengelenir. Bu yöntem yardımıyla ayrıca ev veya işyerinizde eksik olan yönler de tespit edilir. Çünkü olumsuz olan yönlerin yanısıra eksik olan bir yön de evdeki veya işyerindeki dengeyi bozabilir.

5.) Sahte Feng Shui uzmanlarına dikkat!

 
MADDE US olarak tavsiyemiz evinizi veya işyerinizi mutlaka profesyonel bir Feng Shui uzmanı tarafından planlatmaktır. Feng Shui bir trend olmaya başladıkça sahte Feng Shui uzmanların sayısı arttı. Artık Feng Shui eğitimi almış mimarların yanı sıra mobilyacılar, dekorasyoncular ve yaşam koçları da Feng Shui danışmanlığı yapmaktadırlar. Uzmanınızı seçerken referans listesini olduğuna ve danışmanlık hizmeti sunarken size bir rapor teslim etmesine önem verin.
 
6.) MADDE US kimdir?
 
MADDE US, çok yönlü bir tasarım stüdyosudur. Akıllı ve sürdürülebilir çalışma alanları, satışı artırmayı hedefleyen mağaza tasarımı, doğru ve sağlıklı tasarlanmış yaşam alanları yaratan MADDE US http://www.maddeus.com, müşterilerinin farklı ihtiyaçlarının olduğunun ve farklı görünmesi gerektiğinin bilinciyle hizmet veriyor. Almanya’da edindiği tecrübeler ve gerçekleştirdiği seçkin projelerden sonra Türkiye’de tasarım, kullanışlılık ve verimli çalışma alanları konusundaki eksiklikleri tespit eden ve bu eksikliklerin giderilmesi için hizmet veren profesyonel bir ekiple çalışan MADDE US, bütün müşterilerine hayatını sürdürdüğü alanlar için profesyonel tasarım desteği sunuyor.

Madde Us Mimarlık hakkında: Madde: Duyularla algılanabilen nesne. Us: Akıl.
Madde Us, çok yönlü bir tasarım stüdyosudur. Akıllı ve sürdürülebilir çalışma alanları, satışı arttırmayı hedefleyen mağaza tasarımı, doğru ve sağlıklı tasarlanmış yaşam alanları yaratıyoruz. Her müşterimizin sadece farklı ihtiyaçlarının olduğunu değil, farklı görünmesi gerektiğinin de bilincindeyiz. İletişim: www.maddeus.com veya (0212) 225 43 85

Ataşehir Belediyesi’nin Yardım Kampanyası Büyüyor

Van’da deprem olduğuna ilişkin ilk bilgilerin gelmesinin ardından Ataşehir Belediyesi olarak yardım masası oluşturduklarını belirten Başkan Battal İlgezdi, “Üç gün içerisinde 3 bin kişiden destek geldi. 
 
Biz bu yardımları depremzede vatandaşlarımıza ulaştırılmak üzere tutanak karşılığı teslim aldık. Van’a 9 TIR dolusu yardım malzemesi gönderdik, bugün 3 TIR daha göndereceğiz. Gönderilen malzemeler içerisinde; her türlü kuru gıda, giyecek, battaniye, yorgan, ısıtma cihazları, hijyen malzemeleri, çocuk bezi, bebek mamaları ve su bulunuyor” dedi.
 
Ataşehir Belediyesi olarak, Türkiye’nin en büyük arama kurtarma derneği olan AKUT ile işbirliğine gideceklerini ve son aşamaya gelen protokolle Ataşehir’de AKOM oluşturacaklarını belirten Battal İlgezdi, “Başta belediyemizin personeli olmak üzere ilçede bulunan tüm kamu personelinin yangın, deprem, sel gibi afetlere karşı eğitim almasını sağlayacağız. Mahallelerimizde de afet gönüllüleri merkezleri oluşturacağız” dedi.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Van’da meydana gelen depremde hayatını kaybedenlere Tanrı’dan rahmet, yaralananlara acil şifalar ve Türkiye’ye başsağlığı dilediği konuşmasında, İstanbul’da ki olası depreme dikkat çekti.

Başkan İlgezdi şunları söyledi: “Ülkemizde maalesef sık sık depremler yaşanıyor. Temennimiz bundan sonra olabilecek depremlere karşı tedbirler almak. İstanbul da deprem kuşağı üzerinde bulunuyor. Merkezi idare ve yerel yönetimlerin ortak bir anlayış çerçevesinde, İstanbul’da meydana gelebilecek bir depreme karşı tedbir alması gerekiyor. Deprem olduktan sonra yakınmak anlamsız kalıyor. Van ve çevresine yardım eli uzatan yardımsever tüm vatandaşlara teşekkür ediyorum.” 
 

Kampanyaya katılmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getiren Pascal Nouma ise, 2 çocuk babası olduğunu hatırlattı ve Van’daki depremden etkilenen bölgedeki çocukların yemek yiyemediğini belirterek, oğlu Noah ile birlikte Van’a ulaştırılmak üzere 15 bin litre sütü Ataşehir Belediyesi’ne teslim ettiğini söyledi. Nouma, oğlu Noah’ın deprem sonrasında neler yapabiliriz diye kendisine sorduğunu, Noah’ın sütü çok sevdiğini bu nedenle bölgeye süt yardımında bulunduklarını vurguladı ve yardımsever tüm vatandaşlara teşekkür etti.

Brandium AVM Ataşehir

Hafta Sonu Saatinizi Geri Almayı Unutmayın

Ataşehir Belediyesi Deprem Bölgesine Yardım Elini Uzatıyor

Van’daki deprem haberini alır almaz, başkan yardımcıları ve birim müdürlerini toplayan Başkan Battal İlgezdi,  Ataşehirlilere  “Deprem bölgesine yardım için” çağrı yaparken, deprem bölgesinde kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarına katılmak için deprem bölgesine gidecek bir ekip oluşturulmasını istedi.  
 
Ataşehirlilerin deprem bölgesine gönderilmek üzere yapacakları yardımların Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Garajı ile Ataşehir  Belediyesi  Zabıta Müdürlüğü’nün yanındaki kriz merkezinde toplanacağını açıklayan Belediye Başkanı Battal İlgezdi,  bu akşam (24 Ekim 2011 Pazartesi) günü saat 18.00’de Ataşehir Belediyesi Merkez Bina önünden toplanan yardımlarla birlikte enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmalarına katılacak ekiplerin Van’a hareket edeceğini söyledi. Deprem bölgesine yardım için (0216) 570 50 00 numaralı telefondan Ataşehir Belediyesi Çağrı Merkezi aranarak detaylı bilgi alınabilir.

Ataşehir’de Kafasına Kale Direği Düşen Genç Öldü

Meme Kanseri ve Cyberknife

Meme kanseri riski yaş ile birlikte artıyor. Kadınların kendilerini muayene etmeleri ve memede ya da koltuk altında herhangi bir kitle hissettiklerinde hemen hekime başvurmaları gerekiyor.

Meme başından gelen kanlı akıntı, ileri evrelerde portakal kabuğu gibi deride ödem, meme derisinin içeriye doğru çekilmesi gibi belirtilerin görülebildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Tıbbi Hizmetler Direktörü, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, önemli olanın ise hiçbir şikayet ve belirti olmadan tarama testlerinde kanseri daha çok küçükken yakalayabilmek olduğunu belirtiyor.

Her kadının 40 yaşından sonra düzenli olarak mammografi çektirmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Metin Çakmakçı, mammografinin tümörleri görme oranının yaklaşık yüzde 85 olduğunu söylüyor. Gerek duyulduğunda daha ileri bir tarama yöntemi olan MR’a da başvurulabildiğini ifade eden Prof. Dr. Çakmakçı, erken tanı için anne ya da teyze gibi yakınlarında meme kanserine rastlanan kişilerin hekim kontrolüne daha sık gitmeleri gerektiğine dikkat çekiyor.

Meme kanseri, deri kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen kanser türü. Kansere bağlı ölüm nedenlerine bakıldığında akciğerden sonra ikinci sırada kadınlarda meme kanseri geliyor. Yeni doğmuş bir kız çocuğunun ömrü boyunca meme kanserine yakalanma riski yüzde 13 gibi yüksek bir oranı teşkil ediyor.

Avrupa CyberKnife Klinik Sempozyumu’nda da meme kanseri konuşuldu

Meme kanserinin tedavisinde ise cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi  ile hormonal tedavi) ve radyoterapi gibi seçenekler kullanılıyor. Dünya onkologları, tedavide daha iyi sonuçlar alabilmek için araştırmalarını sürdürüyor.

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Sağlık Merkezi’nde uluslararası bilim insanlarını bir araya getiren  ve kanser tedavisinde umut verici gelişmelerin ortaya konulduğu Avrupa CyberKnife Klinik Sempozyumu’nun da en önemli gündem maddelerinden birisini meme kanseri oluşturdu. Günümüzde, meme kanseri vakalarında radyasyon tedavisi ameliyat sonrasında tüm memeye ve daha sonra da ek doz olarak sadece tümörün olduğu noktaya verilirken, gerçekleştirilen yeni bir çalışma ile meme kanseri vakalarında ek doz olarak verilen ikinci doz ameliyat öncesinde tümöre CyberKnife ile veriliyor. Ve patolojik yanıtta da yaklaşık yüzde 10’luk bir artış sağlanıyor. Bu çalışma da meme kanserinde artık CyberKnife yönteminin daha fazla rol oynayacağına işaret ediyor.

                              

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında

 
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine (JHM) ile devam eden işbirliği Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Kurulduğu günden buyana gerçekleştirdiği çalışmalarla ‘Sağlığın Merkezi’ konumuna ulaşan Anadolu Sağlık Merkezi; onkoloji, kalp damar sağlığı, kadın hastalıkları ve tüp bebek, nöroloji, cerrahi bilimler ve iç hastalıkları dahil olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor

Johns Hopkins Medicine Hakkında

 
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Tarihi Yapılardan 4 Bin Yılllık Deprem Dersi

Jeoloji uzmanı Ali Bayraktar tarafından kaleme alınan ''Tarihi Yapı Temellerinde Uygulanan Deprem Sönümleme Sistemleri '' başlıklı yazıda, Kabe, Augustus Tapınağı, Ayasofya ve Süleymaniye Camisi'nin temellerinde de aynı sistemin kullanıldığı belirtiliyor.
 
Yazıda, Anadolu yapı medeniyetlerini araştıran arkeologların araştırmaları çerçevesinde, ''tarihi yapılarda, taşıyıcı beden duvarlarının altına isabet eden temel duvar kısımların tabaka tabaka, harç kullanılmadan kırık taşlarla örüldüğünü, böylelikle tabandan gelen deprem yüklerinin, yapının üst katmanlarına geçmesine engel olan sisteminin keşfedildiğini'' belirledikleri kaydedildi.

Arkeologların ''Orhostat Taş Döşeği Sistemi'' adını verdikleri bu uygulamanın görüldüğü yapılar arasında Kabe, Agustus Tapınağı, Ayasofya ve Süleymaniye Camisi'nin de yer aldığı ifade edildi.

Sistemin ilkleri ve çalışması

Yazıda, sistemin ilke ve çalışması ile ilgili şu bilgilere yer verildi:
''Temel tabakası sağlam zeminden itibaren kırık taşlarla tabaka tabaka örülen sistem yer üstüne çıkınca, 'düzleme tabakası' ile sonlandırılmış. Temelde kullanılan taşlarla mukayese dahi edilemeyecek büyüklükteki taşlarla yapı beden duvarlarına taban teşkil edilmekte. Bu tabakada kullanılan taşlar 1,50 metre genişliğinde 1,80–2,00 metre yüksekliğinde 3,0 metre ile 5,0 metre boyunda. Bu büyüklükteki taşlar, kırık taşlarla örülen temel tabanının üstüne yerleştirilir. Kırık taş taban 10-20 santimetre büyük taşlardan dışarı taşmakta. Taş döşeğin teşkili için büyük taşlar yerine yerleştirildikten sonra alt boşlukları kırık taşlar ile sıkıca doldurulmakta. Bu tabakanın altında enine, boyuna ve dikine hiçbir bağlantı yapılmamaktadır. Bu tabaka tam bir yatay derz oluşturmaktadır.''

Hazreti İbrahim'in ateşe atılma hikayesinin de ele alındığı yazıda, ateşin ortasına açılan su kuyusundan yükselen buharla ateşin sönmesi ve Hazreti İbrahim'in kurtuluşu bilimsel olarak anlatıldı.

Kendisi için hazırlanan devasa ateşten kurtulan Hazreti İbrahim gördüğü rüya üzerine Mekke'ye yola çıkar. Düşünde bildirilen su kuyusunun üstü açılır ve böylece Kabe'nin ilk yapılan temel taşlarına ulaşılır. Hazreti İbrahim kırık taşlardan oluşturduğu temelle bugün bile kullanılan Allah'ın ilk mabedini yapar.
Hazreti İbrahim'in yapı sanatının Anadolu'da 500 yıl tüm deprem bölgelerinde uygulandıktan sonra unutulduğu ifade edilen yazıda, bu döneme ait hiçbir yapının günümüze kadar ulaşamamış olmasını arkeologların bu asırları Anadolu mimarlık tarihinin kara yılları olarak nitelendirdikleri ifade edildi.

M.Ö 900 yılında bu sistemin yeniden bulunduğu ve tüm deprem bölgelerinde tekrar uygulanmasıyla mimarlık tarihinin tekrar yazıldığı kaydedilen yazıda, bu tekniğin en bilinen ve görülen uygulamasının İstanbul Sultan Ahmet Meydanı'ndaki Dikili Taş'ın temeli olduğu, M.S. 390 yılında dikildiği bilinen tek parça granit taşın, İstanbul'un önemli depremlerinde bile yerinden santim oynamadığı vurgulandı.

Anadolu yapı mühendisliğinin temelini oluşturan ve Osmanlı yapı standartlarına şekil veren bu keşfin Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması ile unutulduğu belirtilen yazıda, modern deprem yapı mühendisliğinin eskinin buluşlarından ve tecrübelerinden yoksun, tarihi geçmişi olmayan bir bilim olarak yürütüldüğü görüşüne yer verildi.

İlk uygulaması M.Ö. 1900’lü yıllara dayanan ve uygulandığı yapılar geçmişten bugüne hala ayakta kalan deprem izolatör sistemi “Orthostat” 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi’nin11. sayısında tüm yönleriyle ele alındı. Jeoloji uzmanı Ali Bayraktar tarafından kaleme alınan yazıda Kabe’nin, Augustus Tapınağı’nın, Ayasofya’nın ve Süleymaniye Camii’nin temellerinde de aynı sistemin kullanıldığı belirtiliyor.

Bilge Adam Hz. İbrahim ve Allah’ın ilk mabedi

Hz. İbrahim’in ateşe atılma hikayesinin de ele alındığı yazıda, ateşin ortasına açılan su kuyusundan yükselen buharla ateşin sönmesi ve Hz. İbrahim’in kurtuluşu bilimsel olarak anlatılmış. Kendisi için hazırlanan devasa ateşten kurtulan Hz. İbrahim gördüğü rüya üzerine Mekke’ye yola çıkar. Düşünde bildirilen su kuyusunun üstü açılır ve böylece Kabe’nin ilk yapılan temel taşlarına ulaşılır. Hz. İbrahim kırık taşlardan oluşturduğu temelle bugün bile kullanılan Allah’ın ilk mabedi yapar.

Mimarlık tarihinin kara yılları

Hz. İbrahim’in yapı sanatı Anadolu’da 500 yıl tüm deprem bölgelerinde uygulandıktan sonra unutulmuş. Unutulan asırları arkeologlar Anadolu mimarlık tarihinin kara yılları olarak niteliyor. Çünkü bu döneme ait hiçbir yapı günümüze ulaşmamış.

En büyük depremlerde bile yerinden santim oynamadı
M.Ö. 900 yılında bu sistem yeniden bulmuş, tüm deprem bölgelerinde tekrar uygulanmış ve böylece Mimarlık Tarihi tekrar yazılmış.
Bu tekniğin en bilinen ve görülen uygulaması, İstanbul Sultan Ahmet Meydanı’ndaki Dikili Taş temelidir. M.S. 390 yılında dikildiği bilinen tek parça granit taş, İstanbul’un önemli depremlerinde bile yerinden santim oynamamış.

Osmanlı’dan sonra unutuldu

Anadolu yapı mühendisliğinin temelini oluşturan ve Osmanlı yapı standartlarına şekil veren bu keşif, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması ile unutulmuş. Modern deprem yapı mühendisliği ise eskinin buluşlarından ve tecrübelerinden mahrum, tarihi geçmişi olmayan bir bilim olarak yürütülmektedir.

K2 Yetki Belgesi Nedir? Kimler İçindir?

K1yetki belgesi kendi özmal araçları ile başkasının ürünlerini taşıyan ve nakliyefaturası kesen, diğer bir deyişle nakliyecilik yapan firmalar için zorunlu olanbir belge türüdür. K1 belgesinde 3500 kg üzeri kamyon sahipleri için gerçekkişilerde 25 ton, tüzel kişilerde 75 ton taşıma kapasitesi şartı aranmakatadır.Kamyonet kullanıcıları için geçerli olan %93 oranındaki indirim 2010 yılısonuna kadar uzatıldı.

SRC Denetimleri Devam Ediyor :
 
Karayoluylayük ve yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan ticari araçlarda çalışanşoförlerin, Sürücü (SRC)Türü Mesleki Yeterlilik Belgesi almaları zorunludur.
Sürücü (SRC) Türü Mesleki Yeterlilik Belgesi almazorunluluğu olduğu halde yapılan denetimlerde Sürücü (SRC) Türü MeslekiYeterlilik Belgesi olmadığı anlaşılan sürücüler ve işletmeciler hakkındaKarayolu Taşıma Kanunu’nun 26 ncı maddesinin (k) bendinde belirtilenidari para cezası uygulanır.

Psikoteknik Belgesi :

 
Psikoteknikbelgesinde amaç sürücülerin trafikteki davranışlarını olumlu yönde değiştirmekve geliştirmektir. Bakanlığın onay verdiği sağlık kurumlarında; psikologeşliğinde similatör cihazına girilerek yapılan bir testtir. Ticari araçkullanan sürücülerde aranan bir belgedir. Trafikte 2010 yılı sonundan itibarensorulmaya başlanacaktır

Yetki Belgesi Olmayan fitmalara kesilen ceze, 2.204 TL

Krallara Layık Konser

CRR Konser Salonu, Avrupa Birliği Oda Orkestrası, 26 Ekim 2011, 20.00
Şef: Jerome Akoka
Solist: Şefika Kutluer

Avrupa Birliği Oda Orkestrası (Union Chamber Orchestra) İspanya Kraliçesi Sofia’nın himayesinde 1981 yılında kuruldu. Orkestra Avrupa müziğini teşvik etmek için konserlerinde 17. ve 21. yüzyıl arası repertuvarı seslendiriyor. Aynı zamanda yeni eserler de sipariş eden orkestra böylelikle Avrupa müziğini zenginleştirmeyi hedefliyor.

Avrupa Birliği’nin sürekli solisti…

Yılda ortalama 70 konser veren Avrupa Birliği Oda Orkestrası, Avrupa ülkelerinin dışında Amerika, Orta Doğu, Hindistan, Sri Lanka, Bangladeş, Çin ve Güney Doğu Asya’da sahne alıyor. Orkestra ayrıca gittikleri ülkelerin kral ve kraliçeleri adına da çeşitli konserler veriyor.
Orkestra “sürekli solisti” ilan ettiği Şefika Kutluer’le daha önce de dünyanın birçok ülkesinde konserler vermiş, Aspendos’taki performanslarını 5000 kişi izlemişti.

40.00 – 30.00 – 20.00  – 15.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te.

Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm Vizyonda

Tür: Aksiyon, Dram, Macera

Yönetmen: Serdar Akar

Oyuncular: Erdal Beşikoğlu, Fatih Artman, İnanç Konukçu, Berkan Şal, Tardu Flordun, Cansu Dere, Canan Ergüder, Hakan Boyav, Hazal Kaya, Ayda Aksel, Rıza Kocaoğlu, Ege Aydan, Seda Bakan, Hakan Hatipoğlu, Berke Üzrek, Tolga Tekin, Nihat İleri, Eray Eserol, Ali İpin, Zühtü Erkan, Nuri Gökaşan, Serhat Nalbantoğlu, İlhan Kantarcı

ESMOD İstanbul ile Sanat – Tasarım İlişkisine Eğiliyoruz

170 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski moda okulu ESMOD’un İstanbul’daki etkinlikleri tüm hızıyla devam ediyor. Moda üzerine atölye çalışmalarının yanısıra “Fashion talk” organizasyonları ile moda dünyasının kilit isimlerini modaseverle buluşturan ESMOD’un bu haftaki konukları Sakıp Sabancı  Müzesi Tasarımcısı Bige Ökten, moda tasarımcısı ve Lug von Siga markasının yaratıcısı Gül Ağış ve Bilstore mağazalarını hayata geçiren Selman Bilal.

22 ülkede var olan ve verdiği 3 yıllık yoğun eğitimle moda dünyasına kilit isimler kazandıran ESMOD’un bu hafta gerçekleşecek olan moda sohbetinde davetli konuşmacılar, dünyada moda ve sanat alanında işbirliklerinin artmasından ve iki alanın artık bir bütün olarak değerlendirilmesinden yola çıkarak moda tasarımında global bir vizyon sahibi olabilmek adına bu gerçeğin göz ardı edilemeyeceğinden bahsedecekler. Bige Ökten, dünya moda tarihinde sanat ve moda ortaklıklarına retrospektif bir bakış gerçekleştirerek günümüzde dünyanın en önemli müzelerinin moda odaklı sergilerinin ne denli büyük başarı sağladığını vurgulayacak. Koleksiyonlarını hazırlarken farklı sanat dallarından beslenen Gül Ağış, tasarımcı olarak dünden bugüne sanatın kendi tasarımlarına yansımasını örneklendirerek, deneyimlerini dinleyicilerle paylaşacak. Bilsar Yönetim Kurulu Başkanı ve Bilstore konsept mağazalarının yaratıcısı Selman Bilal, perakendecilik sektöründe sanat ve moda işbirliklerinin geri dönüşlerini değerlendirirken, Bilstore mağazaları çerçevesinde sanatçılarla işbirliklerini ve Bilstore konseptinde sanatın yerini aktarma fırsatı bulacak.

Günümüzde moda dünyası büyük bir evrim geçirirken ve sanat ile arasındaki çizgi gün geçtikçe şeffaflaşırken, moda ve sanat ilişkisini farklı boyutlarıyla sorgulamak modaya ilgi duyanlar ve moda tasarımı alanında ilerlemek isteyenler için benzersiz bir deneyim olacak. İnteraktif bir sohbet şeklinde gerçekleşecek organizasyon ile katılımcılar konuyla ilgili düşüncelerini paylaşma fırsatı bulacak ve Türkiye’nin bu süreçte ne aşamada olduğu tartışılacak. 26 Ekim Çarşamba günü 19:00’da gerçekleşecek bu sohbete katılımınızı bildirmek için  info@esmodistanbul.com’a mail atabilir veya 0212 249 20 54’ten ESMOD İstanbul’a ulaşabilirsiniz.

ESMOD HAKKINDA:

 
1841 yılında III. Napoléon’un eşi İmparatoriçe Eugénie’nin özel terzisi Alexis Guerre-Lavigne tarafından kurulan ve dünyanın en eski moda okulu olarak kabul gören ESMOD, 170 yıllık geçmişiyle modayı bir bütün olarak ele alıyor, yaratıcılıktan pazarlamaya sektörün her alanını kapsayan üst düzey eğitim geleneğiyle yarının moda devlerini yetiştiriyor. Bugün 14 ülkede toplam 22 okuluyla ESMOD, 4000 üzerinde öğrencisi ile küresel bir eğitim programı sunuyor, aralarında Thierry Mugler, Catherine Malandrino, Fifi Chachnil, Ece Ege, Alexandre Vauthier, Franck Sorbier, Christophe Decarnin gibi moda dehalarının da bulunduğu 20.000 mezunu ile değeri ölçülemez bir topluluk oluşturuyor. ESMOD İstanbul hakkında detaylı bilgi edinmek için www.esmodistanbul.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Ataşehir’den Van’a 5 Yardım Tırı Kalktı

Başkan İlgezdi, Ataşehirlilerin kısa sürede deprem bölgesine gönderilmek üzere teslim ettikleri malzemeler için tüm Ataşehirlilere teşekkür ederken, deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan gıda, sağlık, giysi, su gibi malzemelerin gönderilmesine devam edileceğini açıkladı.

Doğru Beslen Gripten Korun

Vücutta çinko eksik ise hastalık oluşabilir

 
Vücutta çinko eksikliği; fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeyi yavaşlatabilir ve yaşamı tehdit eden enfeksiyonlarla mücadelenizi zayıflatabilir. Bunun için vücuda çinko takviyesi yaparak bu durumu tersine çevirebilirsiniz. En iyi çinko kaynakları; kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri ile karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinlerdir. Yine fındık, ceviz, fıstık gibi kuruyemişler, süt, peynir ve kuru baklagillerden de destek alabilirsiniz.

Bitki çaylarını ihmal etmeyin

 
Özellikle kuşburnu, ıhlamur, ahududu, böğürtlen, antioksidan yönünden zengin olduğu için bu dönemde tercih edilebilir. Limonla zenginleştirerek, kendinize doğal bitki çayları karıştırabilirsiniz.

Her nar tanesi bir ilaçtır

 
Nar meyvesi ismini Latince’de ‘çok tohumlu’ anlamına gelen ‘pomegranate’den almıştır. Nar suyunda anthsiyaninler ve güçlü antioksidant flavonoidler nar suyunun rengini sağlarlar. Nar antioksidan ve anti-tümör etkisinden dolayı ilaç olarak da tanımlanabilir.

Ani ısı değişimlerinden bal ile korunmak mümkün

 
Bal, enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı; ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra; baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı önerilmiştir.

C vitamini savunma sistemini güçlendirir

 
C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar, savunma sistemini güçlendirir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. C vitamini kaybını önlemek için salatalar da meyve suları gibi tüketilmeden hemen önce hazırlanmalıdır. Hem kış hem de yaz aylarında düzenli bir beslenme programı için; et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin gruplarının dengeli bir biçimde alınması gerekir. Özellikle taze sebze ve meyveler, soğuk havalarda da sağlıklı kalmak isteyenlerin imdadına yetişmektedir. Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır. Bu besinlerin belirli ölçülerde tüketilmesi hastalıklardan korunmada önemli rol oynar.

Bırakın yoğurt ve kefir sizi korusun

 
Yoğurt ve kefir florayı güçlendirerek gastrointestinal sistem enfeksiyonlarına karşı direnç oluşturur, immün fonksiyonlara (bağışıklığa) destek verip, anti-tümör özellik gösterir.

Sarımsağın faydası kokusundan ağır basıyor

 
Sarımsağın yapısında bol miktarda su, fruktoz içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunur. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir. Sarımsağın bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyerek kansere karşı etkili bir silah olabileceği belirtilmektedir.

Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar

 
Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sisteminin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir. Maydanoz yaprakları vitamin ( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum yönünden zengindir.

E vitaminini fındık, ceviz ve bademden alabilirsiniz

 
E vitaminin vücut çalışmasındaki en önemli görevi, antioksidan özelliğidir. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerdir. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Ara öğünlerde kayısı tüketin

 
Kayısı, mineral maddelerden, potasyum ve vitaminlerden ß-karotence çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten, vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır.

En zengin meyve kivi

 
Kivinin 100 gramında ortalama 100-400mg C vitamini bulunur. Ayrıca magnezyum içeriği bakımından da en zengin, yüksek potasyum miktarı ve düşük sodyum ile yine meyveler içerisinde ön sıralarda yer almaktadır. E vitamini, bakır, fosfor, B2 vitamini ve A vitamini bakımından da iyi bir içeriğe sahiptir.

Ustalar Ataşehir’e Ses Vermeye Devam Ediyor

 

Dünyaca ünlü besteci ve piyanist Fahir Atakoğlu, 2 Kasım Çarşamba günü saat 20.30’da,  Yeditepe Üniversitesi İnan Kıraç Konferans Salonu’nda konser verecek. 16 Kasım Çarşamba günü saat 20.30’da ise Bülent Ortaçgil, doyumsuz şarkıları ve gitarıyla Zübeyde Hanım Öğretmenevi Konferans Salonu’nda Ataşehirlilerle buluşacak.

Konserleri izlemek isteyenler, “ücretsiz” davetiyelerini Ataşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden veya Ataşehir Belediyesi Batı Ataşehir Ek Hizmet Binası’ndan alabilirler.

**Konserlere 12 yaşın altındaki çocuklar alınmayacaktır.**

Yedigöller Çadır Kampı

YETGEDER’de Yetenek Geliştirme Programları

ESMOD Istanbul Yeni Dönem Kısa Kursları Başlıyor

Çarşamba Günleri Başlangıç Tarihi: 26 Ekim
 
Moda Tasarımı ve Portföy Hazırlamayı öğrenmek isteyen lise, üniversite öğrencileri ve yetişkinler, ESMOD Istanbul kampüsümüzdeki kısa kursumuza katılabilirler.
Programda çeşitli teknik ve yöntemlerin temelleri öğretilir;
 
Karışık medya kullanımıyla çizim ve boyama teknikleri
Renk kullanımlarıyla tanışma
Kıyafet tasarımı ve çizimi (Modelizm kursuyla eşzamanlı olarak etek ve gömlek tasarımı)
3D Stüdyo
Teknik ve canlı çizim
Okullara başvurularda gereken sanat çalışmaları ve sunumlarını hazırlama konusunda öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine yardımcı olacak olan Portfolyo Hazırlama tekniğiyle tanışma ve uygulama ve/veya
 
Modelizm ve Drapaj 10.00-13.00
 
Cumartesi Günleri
Başlangıç Tarihi: 29 Ekim
Modelizm öğrenmek isteyen lise, üniversite öğrencileri ve yetişkinler, ESMOD Istanbul kampüsümüzdeki kısa kursumuza katılabilirler.
Programda çeşitli teknik ve yöntemlerin temelleri öğretilir;
 
Kalıp çıkarma teknikleriyle tanışma
Etek bazının kalıbını çıkarma
Prova Mankeni üzerinde bez uygulamalar
Gömlek kolu ve yakası çalışmaları
Poplin kumaştan gömlek yapımı
 
Tüm dersler simültane olarak Türkçe’ye çevrilecektir.
 
Her bir kurs ücreti: 1560TL
 
Öğrenciler sanat malzemelerini kendileri temin edecektir.

4 El 2 Piyano Tek Ruh

İki genç sanatçı tekniklerinin ortaya çıkışını tesadüf olarak nitelendiriyor ve “Tek piyanoda dört el çalıyor olsaydık hem biz hem de piyano bölünürdü, fakat iki piyanoda bütünleşip tek karakter oluyoruz” diyorlar.
 
Gisbranco CRR’de vereceği konserde Astor Piazzolla, Egberto Gismonti, Hermeto Pascoal, Toninho Horta, Heitor Villa-Lobos, Ernesto Nazareth, Edu Lobo’nun eserlerine yer verecek.
 
25.00 – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te.

Ataşehir’de Okullar Arasında Atık Yağ Toplama Yarışması Başladı

En çok yağ toplayan okula ödül
   
Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü bu yıl da okullar arası Bitkisel Atık Yağ Toplama Yarışması düzenliyor. 17 Ekim 2011- 16 Nisan 2012 tarihleri arasında  gerçekleştirilecek olan yarışmanın ödül töreni 23 Nisan 2012 tarihinde yapılacak. Yarışmada 1’inci olan okula projeksiyon cihazı,  2’nci olan okula dizüstü bilgisayar ve 3’üncü olan okulla da çok fonksiyonlu yazıcı (yazıcı-tarayıcı-fotokopi) verilecek.

Ataşehir’de Şehit Protestosu

Hemoroid Yaşam Kalitenizi Bozmasın

Yakınmaya neden olan birinci ve ikinci derecedeki hemoroidlerde tıbbi tedavi uygulanması gerektiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ayhan Erdemir, şöyle devam ediyor: “Üçüncü ve dördüncü derecede ise öncelikle yine tıbbi tedavi ama başarısızlık durumunda ise cerrahi tedavi yapılmalıdır. Ayrıca sürekli kanaması olan ve bu nedenle yaşam kalitesi etkilenen hastaların tedavisinde de cerrahi yöntem öncelikle düşünülmelidir” diyor.
Dr. Erdemir, hemoroid oluşumunun en sık nedeninin yanlış beslenmeyle meydana gelen kabızlık olduğunu söylüyor. Posadan fakir beslenme biçimi ve az sıvı tüketimi ise kabızlığın başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Bitkilerin içeriğinde bulunan ve sindirim enzimleri ile parçalanmayan posalar, barsak çapının genişleterek hareketlerini artırıyor ve dışkının yumuşamasını sağlıyor. Hemoroid tedavisinde dışkıyı yumuşak tutmak için bol sıvı tüketmenin ve dengeli beslenmenin önemine değinerek, ayaküstü beslenme alışkanlığın hemoroid, hatta kalın barsak kanser riskini artırdığına dikkat çekiyor.
Hemoroidle baş etmenin 9 altın kuralı
Meyve kabuklarının posa açısından çok değerli olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ayhan Erdemir, hemoroidle baş etmenin yollarını şöyle sıralıyor:
1.    Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketin. Günde 3-5 porsiyon meyveyi posa açısından zengin olan kabuğuyla birlikte yiyin.

2.    Günde 0,5- 2,5 litre arasında sıvı tüketin. Sıvı ihtiyacı gün içerisinde değişiklik gösterebilir. Aldığınız kalori kadar sıvı tüketin. Sıvının ancak posalı besinlerle birlikte etkili olacağını unutmayın.

3.    Beyaz un yerine siyah unu tercih edin. Kepek ekmeği, buğday kepeği, yulaf ekmeği veya çavdar ekmeği tüketin. Buğday unu, beyaz una göre daha fazla posa içerir. 100 gr buğday kepeği 44 gr posa içerirken aynı miktarda beyaz un 3,2 gr posa içerir. Pilav, makarna, çorba yaparken de, kepekli unu tercih edin ve bol sebze ekleyin.

4.    Sebze yemeyi ihmal etmeyin. Brokoli, enginar, kereviz, pırasa, ıspanak ve bezelye gibi sebzeler posa bırakarak hemoroid sıkıntılarının azalmasına yardımcı olur. Ancak bu gıdaların aşırı tüketilmesi gaz yakınmalarını artıracağı unutulmamalıdır.

5.    Haftada iki kez kurubaklagil tüketin. İyi bir protein kaynağı ve posa bakımından zengin olan kuru fasulye, nohut, bulgur ya da mercimek haftada iki kez tüketilince barsakları yumuşatır ve hemoroid yakınmalarını azaltır.

6.    Acıya dikkat edin. Acının direkt hemoroid yapıcı etkisi yok ancak acı, makat ağzındaki yanma hissi ve tam boşalamama nedeniyle ıkınma ihtiyacı artırır. Aşırı ıkınma ise hemoroidlerin büyümesine, şişmesine ve kanamasına neden olur. Acının direkt etkisi olmasa da hemoroidleri olumsuz etkiler.

7.    Keskin lezzetlerden uzak durun. Acılı, ekşili, mayalı besinler, baharatlı gıdalar, hardal, kırmızı et, kızartma, çay ve kafeinli içeceklerden uzak durun.

8.    Kilo verin. Fazla kilo, makat ağzına bası yapar ve hormonal etkilerle hemoroidal yakınmalarını artırır. Makat ağzındaki hemoroidal damarları saran bağ dokusundaki gevşemeler; damarların genişlemesine, şişmesine, ıkınma ile makattan dışarı sarkmasına, yapısının frajil olmasına ve hafif bir travma ile kanamasına neden olur. 

9.    Egzersiz yapın. Beslenme biçimine dikkat etmek önemli. Ancak tuvalet alışkanlığını düzene soktuğunuzda ve egzersiz yaptığınızda, hemoroidal yakınmalarınız daha güçlü bir şekilde düzene girer.

Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında

Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine (JHM) ile devam eden işbirliği Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Kurulduğu günden buyana gerçekleştirdiği çalışmalarla ‘Sağlığın Merkezi’ konumuna ulaşan Anadolu Sağlık Merkezi; onkoloji, kalp damar sağlığı, kadın hastalıkları ve tüp bebek, nöroloji, cerrahi bilimler ve iç hastalıkları dahil olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor
 
Johns Hopkins Medicine Hakkında
 
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.

Ajans Press, Sosyal Medya’nın Peşinde

Merter seminer ile ilgili bilgi aktarırken “Global olarak sosyal medyanın; markalar, PR ajansları ve medya takibi şirketleri için artan önemi artık aşikar.” dedi. Merter, medya takibi şirketlerinin dünya genelinde alarma geçtiğini belirterek, "Ajans Press” olarak uluslararası gelişmeleri yerinde izliyor; yüz binlerce haber, yorum içerisinden ilgili ve kaliteli bilgileri filtreleyerek müşterilerimize en hızla şekilde sunmak için sistemlerimizi ve ekibimizi sürekli geliştiriyoruz."dedi.

Seminerde, eskiden pasif olan tüketicinin sosyal medya ile birlikte proaktif duruma gelmesi, marka yönetiminin dijital medyaya kayması konu alınırken, global medya takibi şirketlerinin en mükemmel ve güncel metotlarla sosyal medya takibini müşterilerine sunma çözümleri paylaşıldı.

Ajans Press, FİBEP’in Pazarlama İletişimi Komisyonu’na oy çokluğu ile seçilmesi sebebiyle, bundan sonra Türkiye’yi uluslararası platformda daha aktif olarak temsil edecek.

Atacity Gourmet Çok Yakında Hizmetinizde

CRR 2011-2012 Konser Sezonu Açılıyor

17 Ekim Pazartesi
 
İhsan Özer Kanun Orkestrası
“Tellerin Niyâzı”
Sanat Yönetmeni: İhsan Özer
Misafir Solist: Bekir Ünlüataer
Orkestra: Safinaz Rizeli, Hande Elmacı
Erkin Sefer, Bahadır Şener, Semih Öksüzler
Ahmet Güçlüer, Ateş Erol, Turgut Özüfler
Devrim Ekiz, Serkan Halili, Fahrettin Yarkın
“Sofi hele gel meclise dinle bu sazı
Gör nic’olur TELLERİN Allah’a NİYAZI”
Kanun çalgısının tüm icra tekniklerinin ortaya konulacağı bu konserde yer alan tüm icracılar İhsan Özer’in kanun öğrencilerinden oluşuyor. İcracı ve şef olarak sahnede yer alacak olan İhsan Özer, her biri çalgısında isim yapmış olan öğrencileri ile birlikte bir ilke imza atmış olacak. Toplu icranın yanında, bireysel kanun icraların da yer alacağı konserde, Sultan Bayezit Han, Dede Salih, Hüseyin S. Arel, Ruhi Ayangil, Refik Fersan, Hasan F. Alnar, Refik T. Alpman, L.van Beethoven, J.Brahms gibi bestecilerin eserlerinden oluşan, zengin bir repertuarla sanatseverlerle buluşacak.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    
 
18 Ekim Salı
 
Wayne Shorter Quartet
“Cazın Büyükbabası”
Saksafon: Wayne Shorter
Piyano: Danilo Perez
Bass: John Patitucci
Davul: Brian Blade
Caz tarihinin kilometre taşlarından Wayne Shorter, 18 Ekim’de, caz severlerle CRR’de buluşacak. 78’lik Shorter, etkileyici performansıyla genç cazcıları cebinden çıkaracak.
Sezonun bu en iddialı caz konserinde Shorter’a 2000 yılından beri beraber sahne aldığı Modern cazın en önemli davulcusu Brian Blade, Chick Corea’nın caz dünyasına armağan ettiği basçı John Patitucci ve Latin Grammy ödüllü piyanist Danilo Perez eşlik edecek.
Wayne Shorter, Temmuz ayında Marcus Miller, Herbie Hancock’la birlikte oluşturdukları Miles Davis Tribute ile İstanbullularla buluşmuştu.
Miles Davis’ten aldığı ilhamla…
Caz tarihinde ilk dikkat çeken çıkışını Miles Davis’in ikinci beşlisinde gösteren Shorter, Blue Note Records’tan altmışlı yıllarda yayınladığı, Juju, Speak No Evil, All Seeing Eye, The Soothsayer, Adams Apple ve Night Dreamer gibi albümlerle caz tarihinde önemli bir yere sahip oldu. Yetmişli yıllarda ise Miles Davis’ten aldığı ilhamla beraber Avusturyalı orgcu, piyanist Joe Zawinul ile kurduğu Wheather Report caz-füzyon soundunu oluşturan öncelikli gruplardan biri haline geldi. Wheather Report okulu Joe Zawinul bestleri ve Wayne Shorter aranjmanlarıyla Black Market, Heavy Wheather, Mr Gone gibi pek çok füzyon albümünü caz tarihine armağan etti. Wheather Report okulu aynı zamanda Miroslav Vitous, Jaco Pastorius, Omar Hakim, Don Alias, Peter Erksine gibi pek çok önemli müzisyeni caz dünyasına kazandırdı. Kariyerinde altı kez grammy ödülü almış sanatçıya,1999 yılında Berklee College of Music tarafından fahri doktora unvanına layık görülen sanatçı 2000 yılından beri John Patitucci, Danilo Perez ve Brian Blade ile oluşturduğu dörtlüsüyle caz sahnelerinde yerini alıyor.
Modern cazın en önemli davulcusu Brian Blade
Günümüzde modern cazının yetiştirdiği en önemli caz davulcularından biri olan Brian Blade kariyerinde, Joshua Redman, Kenny Garrett, Chick Corea, Bob Dylan gibi pek çok önemli sanatçıyla çalıştı. Eşsiz bir post bop ritim tekniği olan Blade 2000 yılından beri Wayne Shorter Quartet ile birlikte çalışmaktadır.1998 yılında çıkardığı Fellowship albümüyle solo kariyerine başlayan sanatçı 2009 yılında yayınladığı Mama Rosa albümüyle de şarkıcılığa soyundu.
Chick Corea’nın caz dünyasına armağanı John Patitucci
Chick Corea’nın caz dünyasına armağan ettiği müzisyenlerden biri olan İtalyan kökenli basçı John Patitucci, seksenli yılların sonunda elektrik basla yaptığı çalışmalarla caz-füzyon dünyasının dikkatlerini çekti. Özellikle GRP records tarafından yayınlanan On the Corner,
Sketchbook adlı çalışmaları dikkat çeken füzyon çalışmaları olarak raflarda yerini aldı.1986 yılında NARAS tarafından yaşayan en ünlü basçı ilan edilen Patitucci, doksanlı yıllardan itibaren de kontrbas da ustalığını kanıtladı. 2009 yılında Joe Lovano ve Brian Blade ile kaydettiği Rememberance adlı albüm bunun en açık örneğidir.
Herbie Hancock’u aratmayan Latin Grammy’li Danilo Perez
10 yaşında piyano çalmaya başlayan Panamalı piyanist Danilo Perez,1985 yılında Berklee’ye kabul edilmesinin ardından, Claudio Roditi, Jon Hendricks, Terence Blanchard gibi önemli caz müzisyenleriyle çalışma imkanı buldu. Aynı zamanda 1995 yılında Wynton Marsalis ile Polonya turnesine çıkarak, Marsalis’in grubunda çalan ilk latin kökenli piyanist oldu.
Kariyerinde Roy Haynes, Charlie Haden, Michael Brecker gibi pek çok ustayla çalan Perez, 2003 yılında Verve records’tan çıkardığı Till Then albümüylede caz dünyasında dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Sanatçının 2010 yılında çıkardığı Providencia adlı çalışma Downbeat’in en iyiler listesinde ilk 10’da gösterildi.
80.00 – 70.00 –  60.00 – 50.00 TL    

19 Ekim Çarşamba

 
Fazıl Say & Cihat Aşkın
“Fazıl Say’ın Kleopatra Eseri’nin Türkiye Prömiyeri”
Fazıl Say
1970 yılında Ankara’da doğan Fazıl Say, 4 yaşında piyanoya başladı. Ankara Devlet Konservatuarı’nda “Üstün Yetenekli Çocuklar için Özel Statü”de öğrenim görerek; 1987’de konservatuarın piyano ve kompozisyon bölümlerini bitirdi. Çalışmalarını Alman bursuyla Düsseldorf Müzik Yüksek Okulu’nda sürdüren sanatçımız, 1991’de konçerto solisti diplomasını aldı, 1992’de Berlin Tasarım Sanatları ve Müzik Akademisi’nde piyano ve oda müziği öğretmenliğine getirildi. Beş kıtada sürdürdüğü konserleri ve yankı uyandıran
CD’leriyle bütün dünyada aranan bir piyanist olan Fazıl Say, derinlikli yorum kavrayışı nedeniyle günümüze kadar 20 uluslararası ödülle onurlandırıldı. Sunduğu konserlerle her yıl yüz binlerce müzikseverin hayranlığını kazanan sanatçı, New York Filarmoni, St. Petersburg Filarmoni, Amsterdam Concertgebouw, Viyana Filarmoni, Çek Filarmoni, İsrail Filarmoni, Orchestre National de France, Tokyo Senfoni gibi orkestralar eşliğinde çağımızın tanınmış şefleriyle konser verdi. 2008’de Avrupa Birliği tarafından “Kültür Elçisi” unvanıyla görevlendirilen Fazıl Say, doğu ve batı kültürleri arasında yeni köprü kurmayı amaçlamaktadır.
Cihat Aşkın
Henüz çok küçükken müziğe olan ilgisini keşfeden ailesi tarafından konservatuara kaydı yaptırıldı. Olağanüstü yeteneği ve disiplinli çalışmaları ile başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Aşkın, Prof. Ayhan Turan’ın sınıfından mezun oldu. 12 yaşında ilk resitalini veren Cihat Aşkın, 15 yaşına geldiğinde tüm Paganini Kaprisler’i çalıyordu. Müzik eğitimine Londra’da bulunan Royal
College of Music’de Rodney Friend ve The City Univercity’de Yfrah Neaman ile devam etti. Ustalar, Ruggierro Ricci ve Dorothy Delay ile kısa süreli çalışmaları olan Aşkın, master ve doktora programlarını bitirerek yurda döndü. İTÜ’de 1998’de Doçent, 2006’da Profesör unvanlarını aldı.
F.Say / “Kleopatra” Solo Keman için Op.34 (Türkiye Prömiyeri)
Keman: Cihat Aşkın
F.Say / Piyano ve Keman İçin Sonat Op. 7
Introduction: Melancholy
Grotesque
Perpetum mobile
Odam Kireç Tutmuyor
Epilogue: Melancholy
Piyano: Fazıl Say
Keman: Cihat Aşkın
L.v.Beethoven/ “Spring” Keman ve piyano için sonat No. 5 in Fa
major, Op. 24
Piyano: Fazıl Say
Keman: Cihat Aşkın
Ara
F. Schubert / Sonat Sol majör Op.78 D.894
Molto moderato e cantabile
Andante
Menuetto
Allegretto
Piyano: Fazıl Say
70.00 – 60.00 – 50.00 – 40.00 TL   

20 Ekim Perşembe

 
CRR Türk Müziği Topluluğu 
Kâr-ı Nâtık
Şef: Veysel Dalsaldı
Hayatı sanatla estetize edebilmek hüneri, bütün nicelik ve nitelik dengeleriyle birlikte insana ait ise; bunu başarabilmiş toplumlar insâni medeniyetlere sahip toplumlar değil midir? Bütün insan unsuruyla “birlikte” bu hüneri gösterebilmiş olan geçmişimize müzik sanatı penceresinden baktığımızda aslında açık ve temiz bir anlatımla bugün dahi konuştuğunu duyabilir miyiz? Bu ifâde biçim ve içerik olarak alışageldiğimiz uslûba benzemiyor gibi gelse de biraz kulak verdiğimizde çok konuşup az anlaşan “iletişim çağı insanı” olan bizlere hikmet ve estetiği teklîf ettiğini duyabilir miyiz?
İnsanın salt zihnine değil de can kulağına söyleyen bir bilgeden sohbet dinler gibi “KÂR-I NĀTIK”ı bugün dinlediğimizde, yeniden “insâni medeniyet”in şifrelerini verdiğini duyuyor olabilir miyiz? Müziği müzikle öğrenen ve öğreten bir estetik teklif, “uslûb’ulîsan aynıyle insan” özdeyişimizi hatırlatıyor olabilir mi? Peki ya konuşmaktan çok işitmeye olan ihtiyacımızı anımsatıyor olabilir
mi? İsmail Dede’nin Rast ile başlayan makamlar arasında geçiş ve makam tarifi dersi niteliğindeki Rast Kâr-ı Nātık’ın her makam tarifinin ardından yine İsmail Dede’nin o makamdan bestelediği muhteşem bir eser seslendirilerek Kâr-ı Kâr-ı Nātık’ın bir nev’i açılımı yapılacak.
25.00 –  20.00 – 15.00 –  10.00 TL

22 Ekim Cumartesi

 
Duo Gisbrenco
Gisbranco, genç piyanisler Bianca Gismonti ve Claudia Castelo Branco’nun oluşturduğu ikilidir. Bianca, ünlü bestekâr ve müzisyen Egberto Gismonti’nin kızıdır. İki piyano ile enstrümantal müziğin eşsiz repertuarını oluşturan ikili, bu repertuarda Astor Piazzolla, Egberto Gismonti, Hermeto Pascoal, Toninho Horta, Heitor Villa-Lobos, Ernesto Nazareth, Edu Lobo’nun eserlerine yer verecek. Aynı zamanda repertuarlarında kendi besteleriyle güncel bestekârlardan Leandro Braga and Andre Mehmari’nin de eserleri görülür. İkili; Andre Mehmari, Gilson Peranzzetta, Egberto Gismonti, Carlos Malta, Mauricio Einhorn gidi pek çok diğer ünlü müzisyenlerin de desteklerini alarak Brezilya
enstrümantal müzikleriyle dikkat çekiyorlar. Duo Gisbranco, Brezilya’nın her yerinde birçok televizyon programı dâhil önemli caz festivalleri ve konser salonlarında performans sergiliyorlar.

Festa No Carmo (Bianca Gismonti)
Flor De Abril (Claudia Castelo Branco)
Dansa (Heitor Villa-Lobos)
Deixa (Baden Powell / Vinicius De Moraes)
Entre Amigos (Bianca Gismonti)
Serra Do Céu (Claudia Castelo Branco / Marcos Campello)
Sabiá E Beija-Flor (Bianca Gismonti)
Riscado (Claudia Castelo Branco)
Aquelas Coisas Todas (Toninho Horta)
Brejeiro (Ernesto Nazareth
Por Causa De Um Ingresso Do Festival Matou Roqueira De 15 Anos (Chico
César)
25.00 TL – 20.00 TL – 15.00 TL – 10.00 TL
                                               
23 Ekim Pazar

 
SEYAHAT-NAĞME
Solist: Bora Uymaz
Kemençe: Derya Türkan
Tanbur: Murat Aydemir
Ney: Yavuz Akalın
Kanun: Taner Sayacıoğlu
Daire ve Bendir: Fahrettin Yarkın
Sunum: Türkan Uymaz
Evliyâ Çelebi, “Seyahat Yâ Rasulallah” deyip yollara düşeli, uçsuz bucaksız Osmanlı topraklarında gezip gördüğü yerleri on ciltlik Seyahatnâmesi’nde uzun uzun anlatalı, 400 yıla yakın zaman olmuş. Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Osmanlı tarihçiliğine yüzyıllar öncesinden gönderilen büyük bir hediyedir. O olmasaydı mûsikî, kültür, dil, halkbilimi, sanat tarihi, topoğrafya, dinler tarihi, tasavvuf tarihi ve yerel tarih araştırmaları en önemli kaynağından mahrum kalacaktı. Kendisi de ciddi bir mûsikîşinâs olan, güzel sesi ve güzel Kur’an
okumasıyla da meşhur Evliya Çelebi’nin yaşadığı dönem, tam bir mûsikî cennetidir. IV. Murad, Benli Hasan Ağa, Solakzâde, Âmâ Kadri, Neyzen Yusuf Dede, Derviş Ömer, Koca Osman Efendi, Şeştârî Murad Ağa, Ali Ufki, Hafız Post, Itrî, Hafız Kömür, Çömlekçizâde Recep Çelebi, Seyyid Nuh, Hatibzâde Osman, Ali Şirügani, Hatib Zâkiri Hasan Efendi, Evliya’nın yaşadığı dönemde,
kendi ibaresiyle İstanbul’daki 4000 civârındaki mûsikîşinâsdan sadece bazıları.

Böyle bir dönemin mânevi ve kültürel atmosferini teneffüs etmiş olan Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’sindeki kıymetli mûsikî bilgilerine de icrâ edilen eserlerin arasında küçük anlatımlarla yer verilecek. Konserin ilk bölümünde Evliya Çelebi dönemindeki bestekârların saz eserleri icra edilecek. İkinci bölümünde ise aynı dönemin sözlü eserleri icra edilecek.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

24 Ekim Pazartesi

 
Viyana’dan Esintiler  “Wien Quartet&Serap Göğüş“
Klasik müziğin kalbinin attığı Viyana’da yetişmiş unutulmaz müzisyenlerin eserleriyle Viyana’da yetişmiş bir Türk solisti buluşturacak bu konser; klasik müziğin tanınmış melodileriyle dinleyicilerine hoş bir Viyana esintisi yaşatacak. Müzik eğitimine Viyana’da devam eden Serap Göğüş ve Wild Ensemble üyelerinin oluşturduğu Wien Quartet, Viyana’dan esintiler sunacak. Viyana’nın barok, klasik, romantik dönemlerinden eserlerin sergileneceği konserde Handel, Mozart, J. Strauss ve Lehar başta olmak üzere Viyana operetleri ve Viyana Liedleri seslendirilecek.
Serap Göğüş
İstanbul’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde ve Avusturya’da Viyana Konservatuarı’nda opera okuyan sanatçı, İstanbul’da Büyükşehir Belediyesi Sahnesi’nde Leyla ve Mecnun’da Leyla rolünü sahneledi. Wolfgang Amadeus Mozart’ın ünlü Saraydan Kız Kaçırma operasındaki performansı ile birçok operada sahne aldı.
Angelika Wild, çello
Viyana’da doğan sanatçı 6 yaşında Viyana Konservatuarının bir bölümü olan Rudolfsheim-Fünfhaus Müzik okulu’nda Prof. Karl Krumböck (Uzun yıllardır Viyana Filarmoni üyesi) ile çello derslerine başladı. 1986 – 1996 Viyana Konservatuarı’nda Prof. Bayrov’la çalıştı ve uygulamalı müzik bölümünden diplomasını aldı. 1992-1994 çello ve piyano için enstrümantal pedagoji bölümünde okuyan sanatçı, 1995-2005 Brunn Müzik Okulu’nda ders verdi. 1989’dan beri Avusturya ve Avusturya dışında pek çok orkestrayla konserler vermektedir. Sanatçı, 2003’ten beri Viyana Devlet Operası ve Viyana Halk Operası Orkestrası’nda yer almaktadır.
Michaela Wild, keman
Viyana’da doğan Michaela Wild, ilk keman derslerini 6 yaşında almaya başladı. Viyana Konservatuarı’nda Prof. Alexander Arenkov ile uygulamalı müzik ve enstrümantal pedagoji çalıştı. 1996 yılında uygulamalı müzik ve enstrümantal pedagoji diplomasını alan sanatçı, Haydn Filarmoni Orkestrası, Johann Strauss Orkestra, Strauss Festival Orkestrası’yla birlikte pek çok konserler verdi.
Angelika Ortner, piyano
Viyana’da doğan sanatçı, ilk piyano derslerine Elisabeth Eshwé yönetiminde Viyana Margareten Müzik Okulu’nda başladı. 1994’ten 1999’a kadar Viyana Konservatuarı’nda Prof. Roland Patik’le piyano ve aynı zamanda enstrümantal pedagoji çalışan sanatçı, 1999’da enstrümantal pedagoji ve piyano diplomasını
aldı.1992’den beri kadınlardan oluşan “Perlen aus Wien” band’ıyla 1988’den beri Wolfang Ortner Orkestrası’yla pek çok performaslar vermiştir. Ensemble Wild’ın konser moderatörlüğünü yürütmektedir. 
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL        

25 Ekim Salı 

 
Şark Bülbülleri
Ghada Shiebır&Melihat Gülses
Solistler: Ghada Shbeir&Melihat Gülses
Keman: Baki Kemancı, Tarık Kemancı
Viyola: İbrahim Şentürker
Kemençe: Neva Gülses
Viyolonsel: Murat Süngü
Kontrbas: Umut Sel
Kanun: Turgut Özüfler, Maria Makhoul
Ud: Gürcan Yaman, Afif Abou Merhej
Ney: Samir Siblini
Piyano: Şevket Aşıkuzun
Akordeon: Bekir Sakarya
Ritm: Fahrettin Yarkın
Maroun Abou Samra
Müzik Yönetmeni: Necip Gülses
19. yüzyıl sonlarına kadar Osmanlı İmparatorluğu, sınırları içinde yer alan tüm ülkelere kültür, sanat ve mimari yönden büyük katkıda bulundu. Özellikle Balkanlar, Ortadoğu ve Arap yarımadasında bu etkiler zamanımıza kadar geldi. Bugün dahi, Osmanlı mimarisini, müziğini, sosyal yaşam geleneklerini görmek mümkündür. Bu projede çok yakın zamana kadar bizim idaremiz içinde yaşayan Lübnan, buna çok güzel bir örnektir. Lübnan müzikleri, incelendiğinde kendi müzik tarzlarının yanında Osmanlının bölgede yaygınlaştırdığı ve geliştirdiği kendi müzik kültürü ile ne kadar iç içe olduğunu görmek mümkündür.
Kullanılan makamlara, usullere ve aruz vezni ile yazılmış şiirlere, şarkılar içinde kullanılan terennümlere bakıldığında Arab ve Türk kültürünün bu konudaki yakınlaşması çok açık bir şekilde ortaya çıktığı gibi; Osmanlının bu konuda ne kadar etkin bir rol oynadığını görmek kolaylaşır. Şark Bülbülleri isimli bu konserde; Türkiye’nin ve Lübnan’ın çok önemli iki ses sanatçısı olan Beyrut Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi Ghada Shbeir ve TRT Ses Sanatçısı Melihat Gülses iki ülkeden oluşturulacak olan bir orkestra ile birlikte yer alıp, kâh solo kâh birlikte seslendirecekleri özel bir repertuar ile dinleyicileriyle buluşacaktır.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL     
  
26 Ekim Çarşamba
 
European Union Chamber Orchestra (Avrupa Birliği Oda Orkestrası)
&  Şefika Kutluer
Şef: Jerome Akoka
Solist: Şefika Kutluer (flüt)
Avrupa Birliği Oda Orkestrası, ilk konserlerini 1981 yılında verdi. Avrupa Birliği tanıtım elçisi olarak kısa zamanda dünya üzerinde saygın bir yer edinen orkestra, 1992‘den 2004‘e kadar Avrupa Komisyonu tarafından Doğu Asya, Kuzey, Güney ve Orta Amerika, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da konserler vermesi için gönderildi. Orkestra, Ürdün Kraliçesi, Belçika Kralı ve Kraliçesi
adına çeşitli konserler verdi. Avrupa Delegasyonu’nun davetiyle Avrupa Birliği Oda Orkestrası, Güney Amerika’yı 7 defa, Meksika’yı 9 defa dolaştı. 1997 yılında John Cabot’un Kanada’ya ayak basışının 500. Yılı olması sebebiyle bir konser veren orkestra, 1998 yılında Hindistan’ın kurtuluşunun 50. yılı sebebiyle bir konser verdi. Yıllık olarak altmışa yakın konser veren ve 73 ülkede performans sergileyen orkestra, pek çok saygın sanatçı ile birlikte çalıştı. Bu isimler arasında Cyprien Katsaris, Lazar Berman, Mischa Maisky, Igor Oistrakh, Ivo Pogorelich,Gil Apap ve Şefika Kutluer gibi isimler yer alır.
Antonio Vivaldi ( 1678 – 1741 ) ŞEFİKA KUTLUER, Flüt
6 Concerti, Op.10            Concerto No. 1 “La tempesta di mare “
in F Major                Allegro
Largo                    Allegro
Concerto No. 2 “La notte “        in G-Minor
Largo                    Presto (“Fantasmi”)
Largo                    Presto
Largo (“il sonno”)            Allegro
Concerto No. 3 “Il cardellino”        in D Major
Allegro                    Cantabile
Allegro                    Concerto No. 4 in G Major
Allegro                    Largo                   
Allegro                    Concerto No. 5 in F-Major
Allegro ma non tanto            Largo e cantabile
Allegro                    Concerto No. 6 in G-Major
Allegro                    Largo
Allegro
40.00 – 30.00 – 20.00  – 15.00 TL

27 Ekim Perşembe

 
Dabaghyan Ensemble
Günümüzün en iyi çağdaş dudukçularından biri olan Gevorg Dabaghyan, 1965 yılında Ermenistan’ın Erivan şehrinde dünyaya geldi. 1990’da “Doğunun En İyi Enstrümanları” yarışmasının Duşanbe ayağını kazanan Dabaghyan, 1992 yılında Erivan Devlet Konservatuarı’nda yüksek lisansını tamamladı. 1992’de Erivan’da
Sayat-Nova ödülü aldı. 1995’de Celestial Harmonies’den çıkan albümü uluslararası “INDI” ödülüne layık görüldü. Dabaghyan 2002 yılından sonra “TRADCROSS” etiketiyle birçok albüm yayınladı. Gevorg Dabaghyan’ın repertuarı geleneksel halk şarkılarının, Ermeni ozanlarının bestelerinin, dini şarkıların ve çağdaş bestecilerin şarkılarının derlemesinden oluşuyor. Dabaghyan, Yuri Bashmet and Moscow Soloists, Yo-Yo Ma and The Silk Road Ensemble, saksafon üstadı J. Garbarek, kemancı Gidon Kremer, Atlas Ensemble, Xenia Ensemble gibi günümüzün büyük sanatçılarının projelerinde duduk çaldı. Ermenistan, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri, Gürcistan, Belçika, Hollanda, Almanya, Finlandiya, Rusya, Macaristan, Ukrayna, Özbekistan, İran, Lübnan, Norveç, Fransa, İsviçre, Polonya, Kanada, Birleşik Arap Emirllikleri ve Litvanya’da konserler veren Gevorg Dabaghyan, 2001 yılından beri Yo-Yo Ma’nın “The Silk Road” projesinde duduk çalmaya devam ediyor. Birçok film müziği albümünde yer alan Dabaghyan, Atom Egoyan’ın “Ararat” ve Paolo e Vittorio Taviani’nin “La Masseria Delle Allodole” filmlerinde de müzikleriyle yer aldı. Gevorg Dabaghyan 2005’den bu yana Erivan Devlet Konservatuarı’nda duduk profesörü olarak genç dudukçuları eğitmeye devam etmektedir. Gevorg Dabaghyan’ın müzik direktörlüğündeki “Dabaghyan Ensemble”ın repertuarı Ermeni halk ezgilerinden, Aşık şarkılarından ve Ermenistan’ın önemli bestecilerinin eserlerinden oluşmaktadır. Duduk sazının en özel ezgilerinin solo olarak da sunulacağı dinletiye, Ermenistan’ın etnik sazlarında üstat sayılan beş kişilik bir grup eşlik etmektedir.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL
 
30 Ekim Pazar
 
Lipkind Quartet
Gavriel Lipkind, 1977 yılında Rusya’dan göçen bir ailenin çocuğu olarak Tel Aviv’de dünyaya geldi. Altı yaşında çello çalmaya başlayan Lipkind, ilk performansını sekiz yaşındayken gerçekleştirdi. Tel Aviv Üniversitesi’nin S. Rubin Müzik Akademisi’nde klasik müzisyen Uzi Wiesel’in eğitmenliği dalında eğitim gören Lipkind, birçok yarışmada ödül aldı. 2002’ye kadar orkestralarla
çeşitli performanslarda bulunan Gavriel Lipkind, üç yıllığına repertuarını genişletmek üzere turneye çıktı. 2002’de Lipkind, Berlin’deki Grand Prix’teki Emanuel Feuermann Yarışması’nda iki özel ödül aldı. Lipkind, iki yıl boyunca piyanist Roman Zaslavsky ile bir yapım üzerine çalışarak Lipkind Quartet’i kurdu.
Ernst Bloch “Night”
Samuel Barber String Quartet Op.11 No.1
Molto allegro e appassionato
Molto adagio
Molto allegro (como primo) – Presto
Sergei Rachmaninov Quartet No. 1 (unfinished)
Romance (Andante Espressivo)
Scherzo (Allegro)
Ara
Igor Stravinsky “Trois Pieces” for String Quartet
(no movement titles)
Antonin Dvorak American Quartet
Allegro ma non troppo
Lento
Molto vivace
Finale: vivace ma non troppo
30.00 – 25.00 – 15.00 – 10.00 TL

KASIM 2011
 

 
2 Kasım Çarşamba  
 
Sözsaz İstanbul
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    
Proje: R. Hakan Talu
Solistler
Gül Yazıcı- Çiğdem Yarkın- İlhan Yazıcı
Saz Sanatçıları
Fahrettin Yarkın-Bendir
Ferruh Yarkın-Def, Daire,
Hakan Talu-Tanbur
Mete Aslan-Ud
Serkan Mesut Halili–Kanun
Sercan Halili-Kemençe
Özgür Özgüler-Viyolonsel
Şevket Aşıkuzun-Piyano

“Sözsaz İstanbul” Topluluğu, Türkiye ve dünyanın çeşitli şehirlerindeki festivaller, konser salonları, saraylar, kiliseler, tiyatrolar ve üniversiteler gibi farklı mekânlarda tek başlarına veya çeşitli gruplarla performanslar gerçekleştirmiş olan sanatçıların bir araya gelmesi ile 2010 yılında Tanburi Hakan Talu tarafından kuruldu. Sözsaz İstanbul Topluluğu, konserlerini değişik proje başlıkları altında gerçekleştirme prensibini benimsemiştir ve proje konularını Bizans’tan, Osmanlı İmparatorluğu’na uzanan geniş bir yelpaze içindeki başlıklardan seçmektedir. Bu başlıklar erken dönem müzikolojik çalışmalar ile klasik, romantik, yakın dönem ve tasavvuf müziği eserlerinden örnekler şeklinde sıralanabilecek olup, eserlerin seslendirilmesi klasik icra
tarzında yapılmaktadır. İlk albümünü 2011 Temmuz ayında “Sevdim Seni” başlığı ile yayınlayan Sözsaz İstanbul Topluluğu bu konserinde 1900’lerin başlarından günümüze kadar süre gelen zaman içinde bestelenmiş şarkı formundaki eserlerden örnekler seslendirecek.

3 Kasım Perşembe

 
Canizares
“Flâmenko’nun Dâhi Gitar Virtüözü”
Gitar: Cañizares
2. Gitar: Juan Carlos Gómez
Perküsyon: Rafa Villalba
Bas: Iñigo Goldaracena
Flamenko Dans ve Kastanyet: Charo Espino
Flamenko Dans ve Cajón: Angel Muñoz
Dünyaca tanınan müzik dehası, virtüöz Canizares, dünya turnesi kapsamında 3 Kasım Perşembe akşamı CRR’de müzikseverlerle buluşuyor! Yüzyılın büyük flâmenko müzisyenlerinden biri olan Canizares, tekniğini; ahenk, güç ve hassasiyetle birleştirip, müziğindeki sadeliği yüceltiyor ve duygu yüklü bir mesajla dinleyiciye ulaştırıyor. İspanyol müziği geleneği ve mirasını tüm dünyaya ileten sanatçı, dünyanın en ünlü müzisyenleriyle çalışmış ve solo kariyerinde de birbirinden özel albümlere imza atmıştır. Efsane isim Paco de Lucia ile on yılı aşkın süre birlikte çalışan sanatçı, şimdiye kadar 100’den fazla albüm kaydında yer almıştı. Carlos Saura gibi efsane yönetmenlerin filmlerine müzikler yapan, İspanyol Ulusal Balesi’nin projelerindeki besteleriyle büyük övgü alan İspanyol Akademi Ödüllü Canizares, flâmenkoyu İspanya’nın kokusuyla dinleyicisi ile buluşturacak.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

4 Kasım Cuma

 
İBB Kent Orkestrası
Solist: Dünya Kızılçay
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, şef Ekrem Tekeş’in yönetiminde 1989 yılında kuruldu. Bünyesindeki seçkin ve değerli müzisyenler ile ulusal ve evrensel çok sesli eserlerin, yurt içi ve yurt dışında tanıtılması, geniş kitlelere ulaştırılması için çeşitli konserler veren, turnelere katılan orkestra, başarı grafiğini her geçen gün yükseltmektedir. 31 kişilik devlet sanatçısı kadrosu ile yoluna başlayan orkestra, 1997 yılında 41 kişiye, 2009 yılında ise yaylı sazları da bünyesine katarak 51 kişiye ulaşmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası şef Kamil Coşkun yönetimindeki 51 kişilik sanatçı kadrosu ile ulusal ve uluslar arası etkinliklerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni temsil etmekte ve çalışmalarını sürdürmektedir.
Dünya Kızılçay
1982’de İstanbul’da doğan Dünya Kızılçay, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzik bölümü, Aycan Teztel Trombon Sınıfına yarı zamanlı statü ile kabul edildi. Konservatuar eğitiminin yanında Saint Benoit Fransız Lisesi’nde de öğrenim gören Kızılçay, 1996 yılından itibaren liselerarası yarışmalara trombonist ve şarkıcı olarak katılmaya başladı. 1998 yılında Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması’nda En İyi Erkek Solist Türkiye Birinciliği kazandı. 1999 yılı Mayıs ayında lise orkestrasıyla birlikte konser amaçlı Paris’e gitti. Aynı yılın ağustos ayında ise Malta Uluslararası Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etti. 2003 yılında Erdal Kızılçay ve Fuat Güner ile birlikte F.E.D. grubuna dâhil oldu ve Beatles Alaturka adlı projeyi gerçekleştirdi.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

12 Kasım Cumartesi

 
Juan Carlos Caceres
 “Yeni Tango’nun Mimarı”
Sanat tarihçi, piyanist, besteci, söz yazarı ve ressam Juan Carlos Caceres, 1940’larda Buenos Aires’te doğdu. Sanat öğrenciliği sırasında çaldığı trombonuyla efsanevi caz kulübü Cueva de Passarto’yu etkiledi. 1968’de Paris’e giden Caceres, sanatçı Marie Laforet için çaldı. 1979 yılında ünlü techno-tango grubu “Gotan”, 1972 de “Malon” ve 1992 yılında “Tangofon” gruplarını kurdu. İlham dolu, tutkulu ve ateşli bir müzisyen olan Caceres, Tango, Candombe, Murga ve Milonga’nın yeniden doğuşunu sağlayan parçalar besteledi, muhteşem sesiyle ve enstrümanıyla onları hayata geçirdi. Geçmişi günümüze taşıyan önemli sanatçılardan biri olan sanatçı, deneyselliğin ustası olarak, eserlerine hayat verirken bass klarnet, saksafon ve çelloyu bir arada kullanıyor. Dünyanın en geniş nehri, Gümüş Nehir, eskiden bir olan Arjantin ve Uruguay’ı ikiye ayırıyor. Caceres ise bu iki ülkeyi, müziklerini inceleyerek ortaya çıkardığı Afrika ve Avrupa’nın ritim fırtınasıyla birleştiriyor. Bugünü ve geleceği yaratmak üzere müzisyenlere referans olan Caceres’in müziği, onu sayısız caz, latin, dünya müziği ve büyük tango buluşmalarına götürdü. Avrupa’da,
ABD’de, Kanada’da konserler veren sanatçı, birçok ustayla aynı sahneyi paylaştı. Emir Kusturica, Richard Galliano, Tania Maria, Bebel Gilberto, Ray Barreto, Kenny Garret, Youssou N’dour, Buena Vista Social Club, Jan Garbarek, Goran Bregovic bunlardan sadece birkaçı… Juan Carlos Caceres 2005’te çıkardığı Murga Argentina, 2007’de çıkardığı Utopia ve Nisan 2011’de çıkardığı “ Noche de Carnaval” albümleri ile geleceğin tangosunu yaratmaya devam ediyor.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL
 
13 Kasım 2011 Pazar
 
Anatolia Ensemble
"Akdeniz Dalgaları"
Çello: Yelda Özgen Öztürk
Kemençe: Neva Özgen
Ud: Kyriakos Kalaitzidis
Ses: Carole Lahoud
Setar: Kiya Tabassian
Tombak, Vurmalı çalgılar: Ziya Tabassian
Anadolu’nun zengin ve bereketli toprakları Akdeniz’in dalgalarıyla buluşuyor. Toprak ve ona can veren su… Bu birbirinden ayrı düşünülemeyecek tabiat mucizeleri müziğin birleştirici etkisini de arkalarına alarak yeni maceralara yelken açıyor. Anatolia Ensemble’ın müziği bu defa da Yunanistan, İran ve Lübnan’dan konukları ağırlayacak. Anadolu’nun kendine has misafirperverliği
ve hoşsohbeti, zengin repertuar ve doğaçlamaları, dinleyiciyi Akdeniz’in dalgalarıyla serinletip adeta mavi tura çıkarıyor. Bu eşsiz yolculuk için sadece gözlerinizi kapatıp kendinizi derinlere bırakmanız yeterli…
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

14 Kasım Pazartesi

 
Reşat Aysu 101 Yaşında 
“Ufuk Açan Bestekâr”
2011 yılı, Türk Mûsıkîsi’nin son dönemine, ufuk açıcı bestekârlığıyla iz bırakan Reşat Aysu’nun 101’inci doğum yılıdır. Reşat Aysu, Dârüşşafaka’da okurken, büyük bestekârımız Zekai Dede’nin oğlu olan Hâfız Ahmet Efendi’nin öğrencisiydi. Reşat Aysu, Türk Mûsıkîsi’nde çığır açan bir bestekâr olarak tarihe geçti. Çünkü kendi kendine öğrendiği halde derinlemesine vâkıf olduğu Batı Müziği tekniğini, Türk Mûsıkîsi’nin ruhuna en uygun şekilde uygulamayı ustalıkla başardı. Eserlerinin tamamı virtüozite çizgisinde bir tekniği gerektirmesine rağmen kullandığı teknik hiçbir zaman eserlerindeki “yerli” ruhun önüne geçmedi. Özellikle saz eserleri bestekârlığı, Türk Mûsıkîsi dünyası için ufuk açıcıydı. Reşat Aysu’nun saz eserleri, yepyeni havalarıyla büyük yankı
uyandırdığından, bestekârlığının diğer kanadını oluşturan sözlü eserleri daima gölgede kaldı. “Reşat Aysu 101 Yaşında” projesi, bestekârımızın bu önemli yönünü de gündeme taşıyacağı için ayrı bir önem kazanıyor. Mehmet Güntekin tarafından hazırlanan proje, bestekârın şehri olan İzmir’den, Şef Halil İbrahim Yüksel’in yönettiği “Ege Orkestra ve Korosu” tarafından uygulanacak. İki bölümden oluşacak projenin birinci bölümünde, Reşat Aysu’nun saz eserleri; ikinci bölümünde ise sözlü eserleri icra edilecektir.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

15 Kasım Salı

 
Ralph Towner
30 yılı aşkın müzik kariyeri boyunca, modern müzik dünyasının en önemli yenilikçi figürlerinden biri olmayı sürdürüyor. 1940 yılında Washington’da dünyaya gelen Ralph Towner, müzisyen bir aileden geliyor. Babası trompetçi annesi de piyano öğretmeni olan Towner, Oregon Üniversitesi’nde bestecilik okuduktan sonra “Oregon” isimli caz topluluğunda beraber çalışacağı basçı Glen Moore ile tanıştı. Caz efsanesi Bill Evans’tan oldukça etkilenen Towner, Viyana’da klasik gitar eğitimi de aldıktan sonra New York’a yerleşerek caz dünyasındaki yerini aldı. 12 telli gitarla yaptığı kendisine özgü caz besteleriyle adını duyurdu. Artık “12 telli” denildiğinde akla hemen onun ismi geliyordu. Oregon Caz Topluluğunda bestecilik, gitaristlik ve klavyecilik yapan Towner, bir yandan da solo kariyerine devam etti. Gary Burton, John Abercrombie, Egberto Gismonti, Larry Coryell, Keith Jarret, Jan Garbarek ve Gary Peacock gibi çok önemli çağdaş müzisyenlerle çalışmalar yapan Ralph Towner, halen yenilikçi tavrıyla caz dünyasının önemli isimlerinden biri olarak anılıyor.
40.00 – 35.00 – 30.00 – 20.00 TL

16 Kasım Çarşamba

 
İncesaz
Tanbur, lavta: Murat Aydemir
Kemençe: Derya Türkan
Kontrbas: Volkan Hürsever
Kanun: Taner Sayacıoğlu
Bas gitar: Akın Aral
Vurmalı çalgılar: Türker Çolak
Gitar: Cengiz Onural
Vokal: Dilek Türkan
Vokal: Bora Ebeoğlu
İncesaz, 1997 yılında kendilerine özgü bir müzik yaratma amacıyla, Murat Aydemir, Derya Türkan ve Cengiz Onural tarafından kuruldu. İncesaz, 1999 yılında “bir/Eski Nisan” albümünü yayınladı. Bu albümle, Taner Sayacıoğlu gruba katıldı. 2001’de “iki/Eylül Şarkıları” yayınlandı, bu albümle bas gitarda Akın Aral gruba katıldı, albümün solistliğini Melihat Gülses yaptı. 2004’te “üç/
İstanbul’a Dair” albümü yayınlandı. Bu albümde eserlerin çoğunda bir yaylı çalgılar dörtlüsü İncesaz’a eşlik etti. 2005’te “dört/Mazi Kalbimde” albümü yayınlandı. Bu albümde vurmalı çalgılarda Türker Çolak gruba katıldı, albümün solistliğini Dilek Türkan yaptı. 2007’de “beş/Elif” albümü yayınlandı, türkülerin yorumlandığı bu albümün solistliğini Cengiz Özkan yaptı. 2009’da “altı/Kalbimdeki Deniz” albümü yayınlandı, bu albümün solistliğini Dilek Türkan ve Bora Ebeoğlu yaptılar. İncesaz, bu konserinde enstrümantal eserlerinin yanı sıra Dilek Türkan ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği en sevilen şarkılarını seyircisiyle paylaşacak.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL
 
18 Kasım 2011 Cuma
 
Hindi Zahra
Fas doğumlu olan Hindi Zahra, “Cheikha Rimitti” ve “Ümmü Gülsüm” gibi divaların geleneksel müziğinden, çöl Rock’n Roll’unun büyük Mali’lisi “Ali Farka Toure”nun Blues’undan ve “Ismael Lo”nun halk müziğinden etkilendi.
Daha sonra Akdeniz üzerinden Paris’e geçip Louvre’de çalışmaya başlayan Zahra, “Bu benim sanatla buluşmamdı” diyor ve ekliyor: “Çocukken düşüncelere dalıp giderdim, hep doğayla temastaydım. Tablolar da bana bu hissi verirdi. Resimler de müzik gibi her zaman huzur vericiydi. Ses her zaman benim
hayalgücümün yakıtı oldu.” 2005 yılında Hindi Zahra, bir yılda 50’den fazla şarkı yazdı. Kırk dakikalık “Handmade” albümü prodüksiyonu ve aranjmanı
tamamen kendisi tarafından yapılmış on bir şarkıyı içeriyor. İlk albümü olmasına rağmen klasikleşmiş duygusu veren olgun tavrıyla, dikkat çekiyor. Kendine has üslûbunu, halk-caz müziği ve Güney Fas köklerini bendirle, “Ganoua” bas gitarla ya da Berberi unsurlarıyla zenginleştiriyor. Hindiz Zahra, “her zaman aşkla ilgili” şarkılarını seslendirmek üzere, 18 Kasım akşamı, sevenlerini keyifli bir yolculuğa çıkaracak.
50.00 – 40.00 – 30.00 – 20.00 TL    

25 Kasım Cuma

 
Ernest Ranglin
1932 yılında Jamaika’da doğan Ernest Ranglin, küçük yaşlardan itibaren müzik kültürüyle büyüdü.Ranglin, daha sonra Amerikalı caz gitaristi Charlie Christian’dan etkilendi.Ranglin, 16 yaşına geldiğinde şehrin genç ve yetenekli müzisyenlerinden biri olarak tanındı. 1948 yılında ilk grubu olan Val Bennett Orkestrası’na katıldı. Kısa süre içerisinde diğer gruplarında ilgisini çeken Ranglin, 1950’li yılların başında Jamaika’nın en bilinen grubu Eric Deans Orkestra’da çalmaya başladı. Ranglin’in akıcı, çok yönlü gitar stili ve düzenlemelerdeki başarısı onu “Ska” türünün en aranan ismi haline getirdi. 1964 yılında kaydettiği “My Boy Lollipop” tüm dünyada çok ses getirerek
İngiltere listelerinde iki numaraya kadar yükseldi ve bu sayede “Ska” kelimesi de pop müzik literatürüne eklenmiş oldu. Aynı yıl Londra’da Ronnie Scott’ın Klübünde çalmaya başlayan Ranglin, İngiliz müzik otoritelerinden tam not alırken, Jamaika’ya döndüğünde artık uluslararası bir yıldız olmanın eşiğindeydi. Sayısız albüme düzenlemeleriyle de katkı yapan Ranglin,
Jamaika efsanesi Bob Marley ile de unutulmaz “It Hurts To Be Alone” adlı parçada beraber çalıştı. 70’lerin başında Jimmy Cliff ’in grubuyla Avrupa, Amerika ve uzak doğuyu turlayan Ranglin, 1974’de Newport Caz Festivalinde kendi Orkestrası’yla çıktığı sahnede seyirciyi büyüleyerek caz dünyasında da kendine iyi bir yer edindi. Dünyanın dört bir yanında konserler vermeye devam eden Ernest Ranglin; George Benson, Kenny Burrell, Stanley Jordan, Charlie Byrd, Barney Kessel ve Tal Farlow gibi ünlü sanatçıların da yakından takip ettiği bir usta olarak anılıyor.
80.00 – 70.00 – 60.00 – 50.00 TL

26  Kasım Cumartesi
Alissa Margulis& Plamena Mangova
Keman-Piyano Resitali

Alissa Margulis’in eşsiz keman yorumu ve Plamena Mangova’nın piyanosu 26 Kasım 2011 Cumartesi gecesi akşamı CRR’de müzikseverlerle buluşacak!

Alissa Margulis
Sıra dışı ve duygusal keman çalmasıyla bilinen Alissa Margulis, dünyanın pek çok önemli salonlarında düzenli olarak sahne almaktadır. Almanya’da doğan aslen Rus olan sanatçı, müzisyen bir aileye sahiptir. Müzisyen olan ailesinin yanı sıra eğitimini, Köln’de Zakhar Bron’la, Brüksel’de Augustin Dumay’la ve Viyana’da Pavel Vernikov’la tamamlamıştır. Halka açık ilk performansını yedi yaşında gerçekleştiren Alissa Margulis, Kremerata Baltica, Belçika Ulusal Orkestrası, Düsseldorf Senfonisi, Prag Senfoni Orkestrası gibi birçok orkestralarda performans göstermiştir. Uluslararası pek çok müzik yarışmalarından pek çok ödül alan sanatçı, aynı zamanda Avrupa Kültür Vakfı’ndan genç artistler ödülüne layık görülmüştür.
Plamena Mangova
1980 yılında Plevne’de doğan Bulgar piyanist Plamena Mangova, on sekiz yaşında 14. Paloma O’Shea Yarışması’nda üçüncülük ödülü almıştır. 1989 yılında Anna Vinnitskaya’nın veliahdı olarak görüldüğü 16. Kraliçe Elizabet Uluslararası Müzik Yarışması’nda yer almıştır.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL  

27 Kasım Pazar (11.30)

 
İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu
Gönüldeki Ateş: Sûzidil”
Şef: Fatih Salgar
Solist: Demet Gürsoy, Atakan Akdaş
Mithat Arısoy, keman
Serap Çağlayan, kanun
Volkan Ertem, Viyolonsel
Türk Mûsıkîsi’nde makamlarla özdeşleşmiş bestekârlar vardır. Kürdîlihicazkâr’la Hacı Ârif Bey, Uşşak’la Şevki Bey, Nişâburek’le Ziya Paşa nasıl iç içe geçmiş adlarsa, Sûzidil deyince Tanburi Ali Efendi, Tanburi Ali Efendi deyince de Sûzidil akla gelen ilk isimlerdir. Klasik Mûsıkîsimizin “geç kalmış klasikçilerinden biri” olarak değerlendirilen Ali Efendi’nin bir Ramazan ayı süresinde bestelediği Sûzidil Takım’ına ek olarak. İstanbul Devlet Klasik
Türk Müziği Korosu, konserinin ilk bölümünde Hisarbûselik ve Şehnazbûselik gibi diğer iki nadide makamdan da eserler seslendirecek. Konserin saz eserleri bölümünde sahne alacak olan üç sanatçı, saz Mûsıkîsi repertuarından seçme örnekler ve taksimleriyle dinleyici huzurunda olacaklar. Demet Gürsoy ile Atakan Akdaş ise Türk Mûsıkîsi’nin neoklasik dönemlerinden eserlerle sahne alacaklar.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

28 Kasım Pazartesi Mayra

Henüz 16 yaşında iken Kanada Ottawa’da gerçekleştirilen şarkı yarışmasında “Jeux de la Francophonie” altın madalyasının sahibi olan Mayra Andrade , Küba'nın başkenti Havana'da doğduğu ve ilk yıllarını Cabo Verde’de geçirdiği halde çocukluğunu Senegal, Angola, Almanya gibi farklı coğrafyalarda yaşamış bir genç yıldız. Mayra albümlerinde Cabo Verde'den Brezilya'ya kadar uzanan zengin bir repertuvara imza atıyor. Son olarak, 2010 Eylül döneminde, Paris’te , Studio 105’te kayıtlarını gerçekleştirdiği ve “Studio 105” adını verdiği ilk canlı konser kaydı albümüyle büyük beğeni toplayan yıldız, Cabo Verde'nin yepyeni Cesaria Evora'sı olarak gösterilirken, şarkılarında günlük yaşam, hayat ve aşk üzerine birbirinden ilginç hikâyeler anlatılıyor. Mayra genç yaşına rağmen, Almanya Müzik Eleştirmenleri Ödülü'nden BBC Radyo 3 Dünya Müziği Ödülü'ne kadar birçok ödülün sahibi. Cabo Verde'nin zengin müzik kültürünü farklı tarzlarla buluşturan Mayra sımsıcak şarkıları ile 28 Kasım’da, Cemal Reşit Rey’de!
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

 
29 Kasım Salı
 
Türk Mûsikîsi Vakfı – 250. Yaşında III. Selim Ve Dönemi
Türk Mûsıkîsi Vakfı
Solist: Münip Utandı Tanbur: Birol Yayla Ney: Aziz Şenol Filiz Ud: Samim Karaca Kanun: Taner Sayacıoğlu Kemençe: Lütfiye Özer Keman: Aziz Şükrü Özoğuz Viyolonsel: Volkan Ertem Sanat Yönetmeni: Fatih Salgar

2011 yılı, Osmanlı Devleti’nin 31’inci hükümdarı olarak çizdiği önemli siyasi kişiliğin yanı sıra, Türk Mûsıkîsi tarihinin de önde gelen simalarından olan Sultan III. Selim’in 250’nci doğum yıldönümüdür. III. Selim, Türk Mûsıkîsi tarihinde kendi adıyla anılan bir dönemdeki varlığı ve öncü kişiliğiyle, kendisinden sonraki Mûsıkîsi iklimine onlarca yıllık bir hayatiyet yolu açmış Mûsıkîsi adamı olarak kültür ve sanat tarihimize geçmiştir. Şehzadelik yıllarında başlayan Mûsıkîsi hayatına padişahlık yıllarında da devam etmiş; tahta geçişinden önceki yıllardan itibaren etrafına topladığı Mûsıkîsi adamlarını himaye ederek ve ufuk açıcı yönlendirmelerde bulunarak III. Selim Dönemi adını verdiğimiz ekolü kurmuştur. Galata Mevlevihanesi Şeyhi Galib Dede’ye intisab etmiş olan III. Selim, Tanburi İzak’ın talebesiydi. Himaye ettiği Dede Efendi, Abdülhalim Ağa, Vardakosta Ahmet Ağa, Küçük Mehmet Ağa, Sadullah Ağa, Emin Ağa, Numan Ağa, Şakir Ağa, Kömürcüzade Hâfız Efendi gibi isimler, III. Selim Dönemi’nin bestekârları idiler. Yine aynı dönemin önde gelen isimleri olan Hamparsum Limonciyan ve Kutbünnayi Osman Dede ise, III. Selim’in yönlendirmesiyle birer nota yazısı sistemi bulmuşlar ve eserlerin yazıya geçirilmesini sağlamışlardı. Türk Mûsıkîsi Vakfı’nın bu konser projesi, Türk Mûsıkîsi tarihinde büyük bir dönüşümün mimarı olan III. Selim’i sadece şahsıyla değil, adıyla anılan dönem itibarıyla mercek altına alacak bir etkinliği içermektedir. III. Selim’in eserlerine ek olarak dönemin en önde gelen bestekârlarının eserleri de seslendirilerek, III. Selim Dönemi bir bütün olarak ele alınacaktır. İki bölümden oluşacak konserde; III. Selim’in eserlerinden örneklere ilâveten, III. Selim Dönemi’ni oluşturan Dede Efendi, Abdülhalim Ağa, Vardakosta Ahmet Ağa, Küçük Mehmet Ağa, Sadullah Ağa, Emin Ağa, Numan Ağa, Şakir Ağa ve Kömürcüzade Hâfız Efendi gibi bestekârların eserleri de örneklenecektir.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

30 Kasım- 1 Aralık Çarşamba – Perşembe

 
Pat Metheny
“Picasso Gitarıyla CRR Sahnesinde!”
Caz tarihinin gelmiş geçmiş en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilen Pat Metheny, üçlüsüyle 31 Ekim- 1 Kasım tarihlerinde iki konser vermek için CRR sahnesinde yerini alıyor. Kariyerine kadim dostu piyanist Lyle Mays’le beraber oluşturduğu grubuyla başlayan Metheny, bu grupla kaydettiği Offramp,
Travels, First Circle gibi albümler başta olmak üzere arka arkaya 7 tane grammy ödülü alarak rekor kırdı. Müzikal kariyeri boyunca 33 gez grammy ödülüne aday olarak gösterilen sanatçı, bu ödüllerin 17 tanesini almaya hak kazandı. David Bowie ile yaptığı The Falcon and The Snowman adlı soundtrack çalışmasından çıkan This is Not America adlı single, Metheny’i dünyaca tanınan bir star haline getirdi. Çok önemli bir doğaçlama ustası olan Metheny, Ornette Coleman ile beraber 1985 yılında çıkardığı Song X adlı albüm ile caz camiasının dikkatini çekmişti. Ayrıca kariyerinde Derek Bailey, Jim Hall gibi pek çok saygı duyduğu ustasını da unutmayan Metheny, farklı tarzlarda yaptığı çalışmalarla da çok yönlü bir gitarist olduğunu gösterdi. Modern caz dünyasının en yetenekli piyanistlerinden biri olan Brad Mehldau’yla kaydettikleri albümler ve Metheny’nin bu kayıtlarda kullandığı Kanadalı lutiye Linda Manzer tarafından
Metheny için özel üretilen 42 telli pikasso gitarıyla çıkardığı tonlar, tüm müzikseverlerin dikkatini çekti. Tam bir enstrüman delisi olan Metheny, yine geçmişte yorumladığı deneysel besteci Steve Reich’ın Electric Counterpoint adlı eseri gibi deneysel bir çalışmaya el atıp ve çoğunu kendi ürettiği enstrümanlarla 2009 yılında Orchestration albümünü kaydetti. Geçtiğimiz günlerde de What’s It All About adlı bir solo gitar albümü yayınlayan Metheny, üçlüsü Larry Grenadier, Bill Stewart ve 42 telli pikasso gitarıyla bütün müzikseverleri, 31 Ekim- 1 Kasım tarihlerinde CRR’ye davet ediyor. Kayıtları tüm dünyada yirmi milyon üzerinde satan bu inanılmaz müzisyen, yedi sene sonra tekrardan İstanbul seyircisi ile buluşacak!
80.00 – 70.00 –  60.00 – 50.00 TL    

   
ARALIK 2011
   
   
2 Aralık Cuma

 
Xavier Phillips & Tchetuev
1971 yılında Paris’te doğan Xavier Phillips; çelloyla 6 yaşında tanıştı. 15 yaşındayken Paris Konservatuarına kabul edilen sanatçı, Philippe Muller ile çalışma fırsatı buldu ve 1989’da konservatuarı birincilikle bitirdi.Henüz genç yaştayken uluslararası birçok ödül kazanan Xavier Phillips, bu yarışmalardan
birinde Mrtislav Rostropovitch ile tanıştı. Bu tanışma, sanatçının ustalık mertebesine ulaşması yolunda kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Xavier Phillips, Avrupa’da ve Amerika’da en prestijli salonlarda en iyi orkestralarla birlikte konserler verdi. Xavier Phillips, dünyanın dört bir yanında farklı orkestralarla ve solo olarak konserler vermeye devam etmektedir.
Igor Tchetuev
1980 yılında Ukrayna’da doğdu. Henüz 14 yaşındayken ünlü şef Vladimir Krainev adına düzenlenen “Uluslararası Vladimir Krainev Genç Piyanistler Yarişması” nda birinci oldu. Yedi albümü ulunan Igor Tchetuev, Ukrayna’nın son yıllarda müzik dünyasına hediye ettiği en önemli yeteneklerden biri olarak, farklı kıtalarda, farklı isimlerle, orkestralarla ve solo olarak konserler vermeye devam ediyor.
Britten Cello sonata in C op.65
Schnittke Cello sonata n°1
Ara
Rachmaninov Cello Sonata in G minor, Op. 19
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

4 Aralık, Pazar  (11.30)

 
İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu 
Sanat Yönetmeni: Aylin Şengün Taşçı
Türk Mûsıkîsi eğitim sisteminin temelini oluşturan meşk sisteminin, Mûsıkîsiyle çocukluktan itibaren ilgilenen büyük bestekârların yaşamları incelendiğinde, aile geleneğinden başladığı görülür. Bu gelenek büyük bestekârların büyük isim
olacak evlatlar yetiştirmesine yardımcı olmuştur. Tanburi Büyük Osman Bey ve Numan Ağa, Sultan Abdülaziz ve Sultan 2. Mahmut, Ahmet Rasim ve Osman Nihat Akın, Tanburi Cemil Bey ve Mesut Cemil, Kanuni Hacı Arif Bey ve Zeki Arif Ataergin bu ilişki çerçevesinde ilk akla gelen babalar ve oğullardır.
Sanat Yönetmenliğini Aylin Şengün Taşçı’nın yaptığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu bu konserinde Türk Mûsıkîsi’nde iz bırakmış baba – oğul bestekârların unutulmaz güzellikteki eserlerine yer verecek.
25.0    – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

4 Aralık, Pazar

 
BAND-O-NEON
“Orquesta Típica de Tango”
Avrupa’nın yegane otantik tango orkestrası Band-O-Neon, şarkıcı, dansçı ve müzisyenleriyle çok uluslu bir topluluktur ve Arjantin tangosunu tüm dönemleri ile temsil eder. Repertuarında eski dönem (1880-1917), geçiş dönemi (1917-1935), yeni dönem (1935-1948) ve modern dönem (1948-…) tangoları yer alır. Band-ONeon, 1995 senesinde dörtlü olarak kurulmuş ve bir sene içinde
kadrosunu genişletip orkestra haline dönüşmüştür. Arjantinli kültür yetkilileri tarafından Tango’nun Altın Devrini (1930-1950) yaşatan grup olarak nitelendirilen Band-O-Neon, dünyaca meşhur tangoları Arjantin’in en tanınan
orkestralarının yorumuylarıyla seslendirir. Özgün düzenlemelerin yanında bazı tangolarda Arjantin tango okulları ve orkestralarının izleri barizdir. Örneğin “La Cumparsita”, “Felicia” Juan d‘Arienzo stilinde; “Quejas de Bandoneón“, “Sur” Aníbal Troilo stilinde; “El Once”, “Bahía Blanca” Carlos di Sarli stilinde yorumlanır. Avrupa‘nın pek çok ülkesinden Karaib Adalarına kadar çeşitli yerlerde konserler veren Band-O-Neon grubunun amaçlarından bir tanesi de Türk Tangosunu dünyaya tanıtmaktır. Bu tangolar yeniden ele alınıp gerçek tango yorumuyla düzenlenmektedir. Ülkemizde de geçmişte çok sayıda konserler vermiş olan topluluk, çeşitli vesilelerle gönüllü olarak verdiği konserlerle Türkiye’deki üniversite öğrencilerine burs sağlanmasında katkılı olmuştur.
Ertuğrul Sevsay
Arjantin’deki pekçok tango kuruluşu ve sanatçısı ile devamlı temasta olan grup 2010 Eylül’ünde Buenos Aires’te Tango Sanatçıları Federasyonu’nun
senelik toplantısında ünlü Bandoneon ve Tango ustası Leopoldo
Federico tarafından Arjantin sanatçı ve medyasına tanıtılmış, grubun
şefi Ertuğrul Sevsay’a takdirname verilmiştir. Band-O-Neon, 4 Aralık akşamı
CRR seyircisini tangonun kendi serüveninde bir yolculuğa çıkaracak.
Bilet Fiyatları: 50.00 TL – 40.00 TL – 30.00 TL – 20.00 TL

6 Aralık Salı

 
Burçin Büke "Klasik'ten Caz' a"
Piyano: Burçin Büke
Kontrabas: Volkan Hürsever
Davul: Deniz Dündar
İlk piyano derslerini müzisyen olan babasından alan Burçin Büke, daha sonra Ali Ersümer ile çalıştı. Halk önünde ilk konserini 10 yaşındayken verdi. 1977’de açılan “Harika Çocuk” sınavını kazanıp Mithat Fenmen ve Gülay Uğurata ile piyano, İlhan Baran ile de teori ve kompozisyon çalışmalarını sürdürdü. 1979 yılında Sofia Müzik Festivali’nde Türkiye’yi başarıyla temsil etti. 1982’de 11
senelik Ankara Devlet Konservatuarı’nın Yüksek Bölümü’nü 5 senede bitirdikten sonra, açılan devlet bursuyla Almanya’nın Hannover şehrinde müzik akademisinde okumaya hak kazandı. Burada sırasıyla Prof. Ebert, Goetzke, Szidon, Plagge ile çalıştı. 1984-1989 senelerinde solist ve oda müziği sanatçısı olarak Hannover Neu Musik Festivalleri’ne katıldı. 1990 senesinde cd, televizyon ve radyo kayıtları yaptı. 1992 senesinde Hannover Müzik Akademisi’nin solistlik sınavını birincilikle bitirdi. Londra’da Prof. Benjamin Kaplan ve İtalya’da da Prof. Marvulli ile özel olarak çalıştı. Uluslararası Lanciano Piyano Yarışması’nda birincilik aldı. 2002 senesinde New York’ta Carnegie Hall’da verdiği konser New York basınında geniş yer aldı. 1996 senesinde Londra’da 2002 senesinde de New York Steinway-Sons sanatçısı oldu. 2000 yılında My Dream adı altında bir CD yaptı. 2000-2003 yılları arasında Selanik Konservatuarı’nın düzenlediği Uluslararası Piyano Festivali’ne eğitmen ve solist olarak katıldı. 2000 yılında sanatçı “my dream”, “2004’de” personal touch”, 2006‘da “ it’s time”, 2007’de “Mozart for babies” ve “secret garden”, 2009’da “Haydn For Babies” albümlerini yapmıştır.
Chopin Nocturne op. posth.
Prokofiev Sonate no.3
Büke Foça Tangosu
Büke Senin için
Büke Eğlence zamanı
Büke Maya
Büke Gözyaşı
Cosmo Autum leaves
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

7 Aralık, Çarşamba

 
Yllana ve Ara Malikian Presents Pagagnini

Ylana ve Ara Malikian, birlikte hazırladıkları müzikal ve komedinin birlikte sunulduğu bu gösteri için Paganini teması üzerinde duruyorlar. Gösteri, Mozart, Pachalbel, Chopin, Boccherini, Falla, Sarasate ve Paganini’nin yanı sıra rock ve folk öğelerinden de izler taşıyor. Sanatçılar, eserleri çalmalarının yanı sıra, keman ve çello ile birlikte hazırladıkları sahne performanslarıyla seyircinin de katılımını sağlıyorlar. Paganini’nin dahi zekâsı gösterinin ana referans noktasını oluşturuyor. Bu proje, onun karmaşık besteleri, atak kişiliği, inanılmaz yeteneğiyle Paganini’ye bir saygıyı ifade ediyor. Klasik müziğin çağdaş sunumunun gerçekleştirileceği bu gösteri, 7 Aralık Çarşamba akşamı CRR seyircisine keyifli bir akşam yaşatacak!
50.00 – 40.00 – 30.00 – 20.00 TL    

8 Aralık, Perşembe

 
Philippe Catherine & Sylvian Luc & Erkan Oğur
“Ustalar Aynı Sahnede!”
Avrupa cazının iki önemli gitaristi; Belçika’dan Philip Catherine ve Fransa’dan Sylvain Luc, telli aletler üstadı Erkan Oğur ile buluşuyor. Sanatçıların her birinin eserlerinin ortak seslendirileceği konserde CRR seyircisi, modern caz gitarının bu üç enteresan isminin sürprizleriyle buluşacak…
Sylvain Luc
Gitarla henüz dört yaşındayken tanışan Luc, sonrasında keman çalmaya da başladı. Daha sonra Bayonne Konservatuarı’nda on yıl çello çalıştı. Fransa ve birçok başka ülkede kayıtlar yapan gitaristin 1993 – 2011 yılları arasında toplam 13 albümü yayınladı.
Philip Catherine
Philip Catherine, 1960’lı yıllardan itibaren Avrupa cazının önde gelen isimleri arasında yer aldı. Philip Catherine’nin, usta Fransız gitarist Sylvain Luc ile birlikte sahne aldığı birkaç konser öylesine başarılı oldu ki, ikili, düzenli olarak beraber konser verme kararı aldı.
Erkan Oğur
İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü’nden 1984 yılından mezun olan Erkan Oğur, 5 yaşındayken keman çalmaya başladı. Türk müziği seslerine olan ihtiyacı nedeniyle perdesiz gitarı yapan sanatçı, konservatuarda sınıf arkadaşı olan İsmail. H. Demircioğlu ile birlikte halk müziği çalışmalarına ağırlık verdi.
50.00 – 40.00 – 30.00 – 20.00 TL    

9 Aralık, Cuma 

 
Nobuyuki Tisujii

Dünyanın sayılı orkestraları ve salonları tarafından ilgiyle takip edilen Nobuyuki Tsujii, Japonya’da pek çok sanatçıdan daha çok tanınıyor. Yalnızca 2009-2010 sezonunda, Asya kıtası dâhil olmak üzere 50’nin üzerinde performans sahneleyen Tsujii, 2010 yazında, Ravinia Festivali’nde ilk defa sahne aldı. 2010-2011 sezonunda ise sanatçı; Mondavi Center, UCLA Performans Sanatları Merkezi’nde Takacs Quartet ve Yutaka Sado gözetimindeki BBC Filarmoni ile
birlikte performans sergiledi. Doğuştan görme engelli olan Nobuyuki Tsujii, müziğin sınırları olmadığını gösteriyor. İlk ödülünü 7 yaşındayken Japonya’da
düzenlenen Görme Engelliler Müzik Yarışması’nda kazanan Tsujii, 12 yaşındayken Tokyo Suntory Salonu’nda resitaller vermeye başladı. Japonya’nın önde gelen orkestraları ve aynı zamanda dünyanın önde gelen orkestraları ile birlikte Asya, Avrupa, Amerika ve Orta Doğu’da konserler veren sanatçı, 2005 yılında 16 yaşındayken Polonya’da düzenlenen 15. Uluslararası Frederic Chopin Piyano Yarışması’nda “Critic’s Award” ödülünü kazandı. 2009 yılında Texas’ta düzenlenen 13. Van Clibrun Uluslar arası Piyano Yarışması’nda altın madalya kazanan Nobuyuki Tsujii, halen Ueno Gakuen Üniversitesi’nde Masahiro Kawakami, Yukio Yokoyama ve Kyoko Tabe ile çalışmalarını sürdürmektedir.
W.A.Mozart / Piyano için Sonat K. 331 La Majör
L.v. Beethoven / Piyano için Sonat No. 21 Do Majör “Waldstein”
Ara
M. Mussorgsky / Bir Sergiden Tablolar
50.00 – 40.00 – 30.00 – 20.00 TL    

12 Aralık Pazartesi 

 
Soo Cho Quartet 

Piyano: Soo Cho
Büğlü: Angelo Verploegen
Bas: Janos Bruneel
Davullar: Kaspars Kurdeko
Yaşamını piyano üzerine kuran Soo Cho, üç yaşındayken klasik dersler aldı. Aynı zamanda müzik tarihi, müzik felsefesi, müzik pedagojisi ve benzeri konularda pek çok ders alan Soo Cho, ilerleyen zamanlarda caz müziğine ilgi duydu. Bu müzik üzerine çalışabilmek için Hollanda’ya yerleşen Cho, burada, Karel Boehlee, Rob van Bavel ve Kris Goessens ile birlikte çalıştı.2006 yılında Amsterdam Konservatuarı Caz Piyano Bölümü’nden mezun olan sanatçı, New York Manhattan Müzik Okulu’nda Jason Moran’dan eğitim aldı. Son yıllarda kendi parçalarını da yazmaya başlayan sanatçı, düzenli olarak birlikte çalacağı kendi triosunu oluşturdu.
40.00 – 35.00 – 30.00 – 20.00 TL

13 Aralık Salı

 
Venice Boroque Orkestra

1997 yılında klavsenci Andrea Marcon tarafından kurulan “Venice Baroque Orchestra”, dünyada dönem müziği icra eden en önemli topluluklar arasında gösterilir. Kendini 17’inci ve 18’inci yüzyılın başyapıtlarını yeniden keşfetmeye adamış olan Venice Baroque Orkestra; Cavalli’nin “L’Orione”si, Vivaldi’nin “Atenaide”si ve “Andromeda liberata”sı, Menedetto Marcello’nun “La morte
d’Adone”si gibi birçok önemli eseri icra ederek bir anlamda bu eserlerin “modern zaman prömiyerlerini” yaptı. Bu sezon Amerika Birleşik Devletleri’nde yirmi sekiz konserlik bir turne yapan, dünyaca ünlü isimlerle özel konserler veren, Avrupa’nın en prestijli salonlarında sahne alan ve Barok Müziğe önemli eserler kazandıran Handel, Cimarosa ve Galuppi gibi bestecilerin eserlerini de yorumlayan Venice Baroque Orchestra, dünyanın dört bir yanında konserler vermeye devam ediyor.
A. Vivaldi
A. Marcello
G. P. Telemann
Ara
F. Geminiani
A. Vivaldi
G.P.Telemann
50.00 – 40.00 – 30.00 – 20.00 TL    

14 Aralık Çarşamba

 
Fahreddin Dede’nin Bahâriyesi ve Neyzenler
“Hüseyin Fahreddin Dede’nin 100. Vefat Yıldönümü Anısına”
Sanat Yönetmeni: Mehmet Güntekin

İçinde bulunduğumuz 2011 yılı, Türk Mûsıkîsi tarihinin önderlerinden olduğu kadar, İstanbul’un manevi dünyasının da vazgeçilemez önemdeki mimarları arasında mümtaz bir yere sahip olan Bahâriye Mevlevîhanesi Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede’nin 100’üncü irtihal yıldönümüdür. Fahreddin Dede, mûsikî birikimini, Yağlıkçızâde, Mutafzâde ve Dede Zekâi Efendi gibi Mûsıkîsi tarihimizin büyük kutbu Dede Efendi’nin üç önde gelen öğrencisi başta olmak üzere, devrin üstatlarından elde etti. Yaşadığı dönemde en önde gelen temsilcisi olduğu Mûsıkîsi geleneğimizin günümüze ulaşmasında büyük pay sahibiydi. Zira birikimini, öğrencileri Rauf Yektâ, Subhi Ezgi, Sadeddin Arel, İsmail Hakkı Bey, Kâzım Uz, Emin Dede ve Musullu Şeyh Osman Dede gibi bir devrin
büyük Mûsıkîsi adamlarına aktarmıştı. Mûsikî tarihimizin sayılı ney virtüözlerinden ve Mûsıkîsi bilginlerinden olan Hüseyin Fahreddin Dede, âyin repertuarımızın şâheserlerinden biri olarak kabul edilen meşhur Acemaşiran Âyin’in yanı sıra saz eserleri ve sözlü eserler bestelemişti. “Fahreddin Dede’nin Bahâriyesi” adını verdiğimiz proje, tasavvuf, Mûsıkîsi, kültür ve sanat tarihimizin olduğu kadar İstanbul medeniyetinin de yapıtaşları arasında mümtaz bir yeri olan Hüseyin Fahreddin Dede’yi, 100’üncü irtihal yıldönümünde, adına ve temsil ettiği formasyona yaraşır bir ağırlıkta anmayı amaçlıyor.
İki bölümden oluşacak projenin birinci bölümünde, Hüseyin Fahreddin Dede’nin Acemaşîran Âyini; ikinci bölümde ise saz eserleri ile sözlü eserleri icra edilecektir.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

15 Aralık Perşembe

 
Gülsin Onay  
“Piyano Resitali”

“Piyanist sadece olağanüstü teknik ustalığı ile değil, müzikal zekâ ve anlayışın sık rastlanmayan bir bileşimi ile de dinleyiciyi fethediyor. İhtişam, olağanüstü cümleleme, müzikal enerji ve zekâ mükemmel biçimde dengeleniyor.” Göttinger Tagblatt Piyano eğitimine üç buçuk yaşında başlayan ve Üstün Yetenekli Çocuklar Kanunu kapsamında Paris Konservatuarı’nda eğitim gören Gülsin Onay’a 1987 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. Gülsin Onay, 1988 yılında Boğaziçi ve 2007 yılında Hacettepe Üniversiteleri tarafından Fahri Doktora ile onurlandırıldı. Sanatçının uluslararası müzik kariyeri, Arjantin’den Japonya’ya
uzanan bir coğrafyayı kapsar. Onay, Berlin, Varşova Sonbaharı, Granada, Würzburg Mozart Festivali, Newport, Schleswig- Holstein, İstanbul gibi dünyanın önemli müzik festivallerinin de eleştirmenlerce beğenilen, aranan bir ismidir. Rachmaninov yorumlarıyla müzik otoritelerinden büyük övgüler alan Gülsin Onay, ayrıca uluslararası alanda istisnai bir Chopin icracısı kabul edilir. Chopin yorumları nedeniyle Polonya Devlet Nişanı ile onurlandırılan Gülsin Onay, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solisti olup, Bilkent Üniversitesi’nin de sürekli sanatçısıdır.
L. van Beethoven, Piyano Sonatı No.21 Do Majör, Op.53 “Waldstein”
F. Liszt, Konser Etüdü “Waldesrauschen”, S.145/1
F. Liszt, Paganini Etüdü Mi bemol Majör, No.2
Ara
A.A. Saygun, Aksak Ritimler üzerine 10 Skeç, Op.58’den No.1, 3, 5, 8, 10
L. van Beethoven, Piyano Sonatı No.32 do minör, Op.111
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

 
16 Aralık Cuma
 
Alim & Fargana Qasimov Ensemble

Vokal, Def: Alim Qasimov
Vokal, Def: Fargana Qasimova
Kamança: Rauf Islamov
Tar: Zaki Valiyev
Balaban: Rafael Asgarov
Naghara: Javidan Nabiyev
Azerbaycan mugam sanatının en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Alim Qasimov’un kızı Fargana ile birlikte verdiği konserler tüm dünyada ilgiyle takip ediliyor. Ülkemizde de ciddi bir dinleyicisi bulunan Qasimov, mükemmel tekniği ve repertuarıyla 16 Aralık cuma akşamı, sevenleriyle CRR’de buluşacak!
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

17 Aralık Cumartesi 

 
Şeb-i Arûs
Semâ
“Acembûselik Mevlevî Âyini”
1765 yılında İstanbul Yenikapı’da dünyâya gelen Nâsır Abdülbâkî Dede, Mevlevî bir ailenin çocuğudur. Babası Kütahya’lı Ebûbekir Efendi, Yenikapı Mevlevîhânesi’nin şeyhi idi. Ağabeyi Ali Nutkî Dede ve küçük kardeşi Künhî Abdürrahîm Dede gibi çok erken yaşlarda mûsikî meşkine başlamış; nazariyatta ve icrâcılıkta devrinin üstadları arasına girmiştir. Ali Nutkî Dede’nin şeyhliği döneminde Yenikapı Mevlevîhânesi’nin neyzenbaşısı idi. Bu dönemde bir “nevniyâz” olan geleceğin büyük üstâdı Hammâmîzâde Derviş İsmâil’in (Dede Efendi) ney hocalığını yapmıştır. Nazariyat sahâsında da önemli çalışmaları arasında; Sultan III.Selîm’in isteği üzerine yazdığı “Tedkîk ü Tahkîk”
(İnceleme ve Gerçeği Araştırma) adlı nazariyat kitabı Türk Mûsıkîsi’nin önemli bir kaynağıdır.Nâsır Abdülbâkî Dede bu kitaba ilâve olan “Tahrîriyye” adlı bölümde kendi îcâd ettiği bir nota yazım sistemini de anlatmıştır. Bir çeşit ebced notası olan bu sistemde işaretler ebced sırası gözetmez ve kimi harfler perde isimlerinden alınmıştır. Bu sistem, benzerleri içinde en çok kullanılanı olmuştur. Mevlevîlikle ilgili Eflâkî Dede’nin “Menâkıb ul-Ârif în” ve Mûsâ Sâf î Dede’nin “Ta’rîb-i Şâhidî” adlı eserlerini de tercüme ve şerh etmiştir.“Nâsır” mahlâsıyla 3000 beyitlik bir dîvânı günümüze ulaşan Nâsır Abdülbâkî Dede’nin aşağıda yer alan Acembûselîk Âyin-i Şerîf ’inden başka Isfahan makâmında bir âyin daha bestelediği kaynaklarda yer almaktadır. Bu eser maalesef unutulmuştur. Ali Nutkî Dede’nin 1804 yılında vefâtı ile Yenikapı Mevlevîhânesi’ne şeyh olan Nâsır Abdülbâkî Dede, 1821 yılında vefât etmiş ve dergâh mezarlığına defnedilmiştir. Müzik otoriteleri tarafından sanatsal ve müzikolojik değeri tartışmasız kabul edilir.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

18 Aralık Pazar (11.30)

 
İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu
 “Şeb-i Arûs’un 738, III.
Selim’in 250. Doğum Yılı”
Sûzidilârâ Mevlevî Âyini
Şef: Fatih Salgar
Solistler: Dilek Türkan, Serhan Aytan (Ud)
İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, Hazreti Mevlânâ’nın 738. vuslat yıldönümü dolayısıyla hazırladığı konserde, 36 yıllık geleneğini devam ettiriyor ve Türk Mûsıkîsi repertuarının şâheserlerinden birini, Sûzidilârâ Mevlevî Âyini’ni seslendiriyor. Koronun 738’inci Şeb-i Arûs’ta bu eseri seçmesinin önemli bir sebebi var: Altı gün sonrası, yani 24 Aralık tarihi, dâhi bestekârımız
III. Selim’in 250’nci doğum yıldönümü. Büyük bestekârımızı, bu kadar anlamlı bir vesileyle şâheserlerinden biriyle anıyor olmak, İstanbul Devlet Korosu için ayrı bir mutluluk kaynağı. Konserin solistleri, Dilek Türkan ve ud sanatçısı Serhan Aytan ise Türk Mûsıkîsi’nin çeşitli dönemlerinden seçtikleri nadide eserlerle müzikseverlerin huzuruna çıkacaklar.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

19 Aralık Pazartesi

 
Estrella Morente  

Dünyaca ünlü flâmenko şarkıcısı Enrique Morente’nin kızı olan Estrella Morente’nin çocukluğu flâmenko sanatçılarının arasında geçti. 7 yaşına geldiğinde efsanevi gitarist Sabicas ile birlikte sahne aldı. Henüz 16 yaşlarında iken, flâmenko efsaneleri Chano Lobato ve Juan Habichuela ile birlikte “ Sobrevivire” adlı film müziği albümünde yer aldı. Sevilla’daki Teatro de la Maestranza Salonu’nda Arjantinli yıldızlar Imperio Argentina, Martirio ve Carmen Linares ile birlikte sahne aldı. Ünlü sanatçı Peter Gabriel ile birlikte çalıştı. 2001 yılının sonlarına doğru “Calle del Aire” adlı albümü çıktı. Albüm,
basın tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Estrella Morente, aynı zamanda “El Monisero” lakaplı Kübalı piyanist Pepesito Reyes ile birlikte sahne aldı. Sanatçı, en iyi flâmenko sanatçısı ödülü de dâhil olmak üzere sayısız ödül kazandı.
80.00 – 70.00 – 60.00 – 50.00 TL

21 Aralık Çarşamba

 
Nevcivan Özel Project
Tar: Nevcivan Özel
Klasik kemençe: Nevbahar Özel
Tabla ve vurmalı çalgılar: Tarık Tüysüzoğlu
Kontrbas: Volkan Hürsever
Saat: 20.00
Tar sazının Türkiye’de önde gelen temsilcilerinden olan TRT İstanbul Radyosu Tar sanatçısı Nevcivan Özel, kırk yıllık sanat birikimini, gerek kendine has besteleriyle gerekse geleneksel repertuarıyla “Taristanbul” albümünde dile getirmiştir. Nevcivan Özel’in bestelerinde bütün dünya müziklerinden kokular
bulacağınız gibi, geleneksel repertuarında da kendine has icrasını duymak mümkün. Dünyada ilk defa bir araya gelen üç enstrümanın Klasik Kemençe, Tabla ve Kontrabas kendisine eşlik etmesinin yanında, sanatçının doğaçlamalarının öne çıktığı bu albüm İstanbul’da doğup yetişmiş bir tar sanatçısının tarzıyla ve icrasıyla Türkiye adına dünyaya seslenişidir.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

25 Aralık Pazar

 
Kültür Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu
 “Halvet-i Ayini, Devran-ı Şerifi”
Tarîkat âyinleri, “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar.” meâlindeki Al-i İmrân Sûresinin 191. ayetine dayanarak “Kuûdî, Kıyâmî, Devrânî” olarak üç ana şekilde sınıflandırılmıştır. Yani, oturarak, ayakta durarak ve adım atmak şeklinde hareket ederek. Mevlevî Semâı ile Bektâşî Samah’ının bu üç ana grubun dışında incelenmesi gereklidir. Bütün âyinler oturarak başlar fakat kuûdî âyinlerde hiç ayağa kalkılmaz. Kıyâmî âyinlerde kuûddan sonra ayağa kalkılır. Devrânîlerde ise oturmak, ayakta durmak ve hareket etmek öğelerinin hepsi mevcuttur. Nakşibendîliğin bazı kolları Kuûdî; Halvetîlik ve bütün kolları ile Kâdirîliğin Eşrefî kolu Devrânî; Kâdirî, Rifâî, Bedevî, Sâdî tarîkatları Kıyâmî zikir âyini tarzlarını icra
etmişlerdir. Devrân ayîni denilince akla ilk gelen tarîkat, Müslüman Türkler
arasında en çok yayılıp, kabul gören Halvetîlik ve kırkı aşkın kollarıdır. Halvetî ayîninde sola doğru adım atılarak döndürülen zikir halkası, Kâdirîliğin Eşref î ve bağlı olarak Rûmî kollarında sağa doğru döndürülür. Devrân ayînlerinin en yaygını olan Halvetî Devrânı, devrân ayîninin bütün özelliklerini ortaya koyar. Ayağa kalkılmasıyla başlayan zikir ve devrân ile birlikte, zâkirler de ilâhî okumaya ve ritim vurmaya başlar. Ritim kendi içinde ve genellikle ilâhîden ilâhîye geçerken yavaş yavaş hızlanır. Devrânın sonunda şeyhin belirtmesi ile topluca Salâvât ve Tekbîr okunur. Tekbîrden sonra, özel düzenlenmiş dua demek olan, “Gülbank” çekilir ve devrân tamamlanmış olur. Topluluğumuz bu konserinde işte bu Halvetî Ayîn-i Şerîfi’nin müzikal seyrini sunacaktır.
25.00  – 20.00 – 15.00 – 10.00 TL    

27 Aralık Salı

 
Serkan Çağrı & Manos Achalinotopoulos
 “Ege’nin Nefesleri
Klarnet: Serkan Cağrı&
Manos Achalinotopoulos
Kontrbas: Umut Sel
Santur: Andreas Katsigiannis
Piyano: Tolga Zafer Özdemir
Kanun: Devrim Ekiz
Ud: Gürcan Yaman
Perküsyon: Gurur Nar
Perküsyon: Onur Nar
Türk ve Yunan müziğinin önde gelen klarnet icracılarından Serkan Çağrı ve Manos Achalinotopoulos aynı sahnede buluşuyor. Her ikisi de aynı zamanda akademisyen olan iki ülke virtüözleri, ortak enstrümanları olan klarnet ile iki topluma ait müzikleri birlikte yorumluyorlar. Tarihsel süreçte de pek çok ortak özellik gösteren bu iki kültürün müzik paydasında buluşması amacıyla verilecek olan konserde “Ege’nin Nefesleri” İstanbul’dan Atina’ya bir dostluk köprüsü kuruyor, böylece yüzyıllardan bugüne süzülen kültürlerarası etkileşimi de müzik diliyle sergiliyorlar. Nefesli enstrümanları etnik bir yorumla sahneye taşıyan ve
ataları Orta Anadolu’dan Atina’ya göç etmiş olan Yunanistan’ın ünlü klarnet virtüözü Manos Achalinotopoulos ile ülkemizin ünlü klarnet sanatçısı Serkan Çağrı’nın birlikte verecekleri konserde her iki ülke müziğinde de önemli bir yere sahip olan klarnetin iki farklı coğrafyadaki değişken icra kabiliyeti ve insanlar üzerinde bıraktığı ortak duygular dinleyiciye aktarılıyor.
30.00 – 25.00 – 20.00 – 15.00 TL

28 Aralık Çarşamba

 
Çaykovski Senfoni Orkestrası Yılbaşı Konseri
Sanat Yönetmeni ve Şef Kondüktör:
Vladimir Fedoseyev
Uluslararası alanda Rusya’nın en prestijli ve çok yönlü orkestralarından birisi olan Çaykovski Senfoni Orkestrası, 1930 yılında Sovyet Radyosu’nun ilk Senfoni Orkestrası olarak kuruldu. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine kadar orkestra, resmi olarak Sovyet Radyosu’nun resmi orkestrası oldu. Alexander Orlov, 1930 yılında orkestranın ilk şefi oldu ve orkestraya geniş bir repertuar kazandırdı. 1937 ‘den günümüze kadar, orkestrada pek çok değerli şef görev aldı. Yıllarca pek çok besteci, misafir şef ve solistler Moskova Radyosu Çaykovski Senfoni Orkestrası’nın gelişiminde rol aldı. 1993 yılında, orkestranın ismi; Rusya Kültür Bakanlığı tarafından büyük Rus bestekâr Peter Çaykovski’nin hatırasına bir saygı ifadesi olarak Moskova Radyosu Çaykovski Senfoni Orkestrası olarak belirlendi. Moskova Radyosu Çaykovski Senfoni Orkestrası, Shostakovich, Khachaturian, Miaskovsky, Prokofiev, Gliere, Sviridov, Boris Tchaikovsky Taktakishvili, Toradze, Oganesyan, Melikov, Barkauskas, Tormis ve Gubaidulina gibi pek çok ünlü bestecinin prömiyerinde yer aldı.
Stravinsky
‘Petroushka’ 1947 version
Ara
Tchaikovsky
The Nutcracker, 1892
Suite from the Ballet. Arrangement
of V.Fedoseyev (2006)
Valse des Fleurs
Dance des Mirlitons
Trepak
Valse
Le Cafe
Grossvater
Berceuse
Minuit Sonne. L’Arbre du Noel
100.00 – 90.00 – 80.00 – 70. 00 TL    

Evliya Çelebi’nin Musiki Dünyasına Seyahat-Nağme

Kütahyalı Çelebi
 
CRR’de gerçekleşecek olan Seyahat-nağme başlıklı konserde dönemin eserlerinin yanı sıra Seyahatname’de bahsi geçen musiki bilgilerine de yer verilecek. Konserin repertuvarında ayrıca Evliya Çelebi’nin Kütahyalı olması sebebiyle bir de Kütahya Türküsü (Ah Hamamcı) yer alıyor.
Konserde Bora Uymaz’a kemençede Derya Türkan, tanburda Murat Aydemir, neyde Yavuz Akalın, kanunda Taner Sayacıoğlu ve bendirde Fahrettin Yarkın eşlik edecek.
30.00 – 25.00 – 20.00 ve 15.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!
 
Bora Uymaz
 
1999 yılında Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı’ndan mezun olan Bora Uymaz,  öğrenciliği sırasında TRT İzmir Radyosu’nda akitli sanatçı olarak görev yaptı. Cinuçen Tanrıkorur, Akın Özkan, Vefik Ataç, Bekir Rehâ Sağbaş gibi çok değerli hocalardan özel olarak faydalanma imkânı bularak, ses sanatçısı, tanburi ve bestekâr olarak yetişti. 2004 yılında UNESCO’nun hazırladığı Dünya Kültür Miraslarımız belgeselinin Mevlevi Müziği ile ilgili bölümüne katkıda bulundu. Bora Uymaz, yurt içinde ve Amerika, Avustralya, Japonya, Çin, Yunanistan, Güney Kore, Almanya, Tunus, Kıbrıs gibi ülkelerde gerçekleştirilen konserlerde solist olarak Türk Müziği’ni en iyi şekilde temsil etmeye çalıştı. Bora Uymaz, 2005 yılından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü İzmir Klasik Türk Müziği Korosu’ndaki görevine devam etmektedir.

Türk Müziğinin Kara Kutusu Aralanıyor

Klasik Türk Müziği’nde makam bilgisi yüzyıllar boyunca genç kuşaklara Kar-ı Natık’lar yardımıyla aktarıldı. Geleneksel müziğin kara kutusu olarak nitelendirilen bu eğitici eserler, dönemin önemli bestecilerinin elinden çıktı. Estetik açıdan büyük önem taşıyan eserlerin yazılma amacı makam ve usul öğretmekti.
 
Osmanlı meşklerinde en uzun Kar-ı Natık 90 dakika ve 119 makamdı
 
Osmanlı döneminde musiki hocası talebesine bilgiyi eserleri meşk ederek aktarırdı. Önce makamları tarif eder, sonra anlattığı makamların içinde bulunduğu eserler (Kar-ı Natık) bestelerdi. Böylelikle eserler kimi zaman 20 kimi zaman 60 makamı aynı anda içerir hale geliyordu. En uzun Kar-ı Natık ise 20. yüzyılın ilk yarısında Ahmet Avni Konuk tarafından bestelendi. 90 dakika süren bu eser 119 makam ve 120 makam geçkisi içerir. Hatipzâde’nin 15 makam ve 16 usûlden oluşan eseri ise, Kâr-ı Nâtık formuna yeni ve farklı bir boyut getirdi. Bu eserin güftesinde makam adlarının yanı sıra usûl adları da zikredildiği için büyük bir ustalık örneği olarak kabul edilir.
 
25.00 –  20.00 – 15.00 –  10.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu ve Gişesi’nde.

Siz Hedefinize Odaklanın, Gerisini ASICS Halletsin

ASICS’in profesyonel ve amatör koşucular tarafından en çok tercih edilen modellerinin başında gelen GEL-Kayano, 17. sezonunda da sahip olduğu teknolojik yeniliklerle koşmayı en keyifli haline getiriyor. İlk bakışta klasik bir koşu ayakkabısına benzeyen ama devrim niteliğindeki pek çok yeniliğe sahip GEL-Kayano 17, ayakkabı seçiminde fark yaratıyor.
 
ASICS GEL-Kayano 17, ASICS’in ayağın daha doğal bir şekilde hareket etmesini hedefleyen IGS (Impact Guidance System) tasarımı ile rahatlığınızı garantiliyor. Bu tasarımda ayakkabının ayağı kontrol etmesindense, onun hareketlerine uyum göstermesi amaçlanıyor.
 
ASICS’in tüm koşu ayakkabıları içinde bir adım öne çıkmasının en önemli nedeni olarak GEL-Kayano 17 modelinde de kullanılan Arka ve Ön Ayak GEL Teknolojisi gösteriliyor. Ayakkabının her bölümüne stratejik olarak yerleştirilen GEL parçaları, koşarken hissedilen darbe etkisini maksimum seviyede emerek koşucuya pist üzerinde uçarmışcasına bir his sunuyor.
 
ASICS GEL Kayano 17 ayrıca, ayakkabı içi bakterilerine karşı etkin bir çözüm olan X-40 ComfoDry çorap çizgisi, geliştirilmiş bir verimlilik için uzatılmış Guidance Line (Kılavuz Çizgi), ayakkabının daha da hafif olması için kullanılan Solyte malzemesi ile de teknolojinin bir ayakkabıyı daha da mükemmelleştirebileceğini kanıtlıyor. 
Bir ayakkabıdan çok daha fazlasını bekleyenler için ASICS GEL-Kayano 17, geliştirdiği Assymetrcial Lacing Design ile koşu esnasında ayağın yanlara doğru hareketine fırsat vererek taban kaslarının zorlanmadan esnemesini sağlıyor. Ayağın orta kısmına maksimum destek sağlayan DuoMax Support System ile de bu model, koşucular için vazgeçilmez oluyor.

Takı geleneği GelinDamatFirsati.com’da Yaşıyor

Düğün gelenekleri eskisi kadar olmasa da hala toplumsal yaşamımızın önemli bir parçası.Türk düğünlerinin de olmazsa olmazı takı törenleri ve hediyeler. Takı törenlerinin en kısıtlı ve hoş olmayan yanı pek çok aynı hediyenin farklı kişilerce getirilmiş olması.Günümüzde bu problemin en önemli çözümü evlilik listeleri. Çiftler düğün ve ev ihtiyaçlarını bir liste halinde belirleyebiliyorlar.

Çiftlerin belirlediği bu listeler onlara hediye verecek arkadaşları için yol gösterici olabiliyor. Dileyen hediyenin tamamını veya katılacağı miktarı liste üzerinden arkadaşına hediye gönderebiliyor.

Ayrıca gelin ve damatlar oluşturdukları bu evlilik listelerini arkadaşlarıyla paylaşarak, maille listelerini haber vererek arkadaşlarının diledikleri miktarda tutarı kendilerine hediye etmelerini sağlıyor. Çiftlerin hayallerindeki fırsatları gerçekleştirmelerine arkadaşlarının katılımını sağlıyor. Ayrıca çiftler davet ettikleri arkadaşlarının yakalayacağı ilk fırsattan 10 TL değerinde puan kazanıyor.

Gelin Damat Fırsatlarından haberdar olmak için üye olmak yeterli. Hergün mail adresinize gelen fırsatları takip edebilir, hoşunuza giden fırsatları “hemen al” butonuna basarak tek adımda kolaylıkla satın alabilirsiniz. Gelin ve Damatlar bu büyük fırsatı kaçırmamak için siteye hemen üye olmanızı tavsiye ederiz.

Gelin Damat Fırsatı hakkında:

 
GelinDamatFirsati.com , 7 yıldır evlilik hazırlıkları sektörüne hizmet vermekte olan www.BeyazDuvak.com Evlilik Hazırlıkları Rehber sitesinin tecrübelerini paylaşmak, evlenecek çiftler için en uygun olacak ödeme imkanıyla hizmet ve ürünler sunmak üzere gerçekleştirdiğimiz bir projedir.
 
GelinDamatFırsatı.com olarak  kullanıcılarımıza düzenli aralıklarla en avantajlı fırsatları sunarak, hesaplı evlenme hedeflerini  gerçekleştirmelerine yardımcı olmak asıl hedefimizdir. Ayrıca kullanıcılarımıza evlilik listelerini oluşturarak akraba ve arkadaşlarının evlilik listelerini tamamlamalarında yardımcı olmalarına imkan sunmaktayız.

Ataşehir Belediyesi Kış Dönemi Sezonunu Açtı

Tören Ataşehir Belediyespor Kulübü Başkanı Sadık Kayhan'ın  konuşmasıyla başladı. Ataşehir Belediyesi'nin rutin belediye hizmetlerinin dışında spor, sanat, kültür,sağlık ve eğitim alanında dev hamleler yaptığını vurgulayan Sadık Kayhan, spor alanında geçen sezon şampiyon olan Kadın Futbol Takımı'nın yanı sıra tekvando,
voleybol, basketbol dallarında da bu sezon başarılı sonuçlar almayı hedeflediklerini belirtti.
 
Törende konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'de, belediye olarak sporun önemini bildiklerini, gençleri ve çocukları spora yönlendirerek sağlıklı bir nesil yetişmesine katkıda bulunduklarını söyledi. Sağlık, eğitim, kültür, sanat alanında Ataşehir'e yapılan yatırımların boşa gitmediğinin en güzel kanıtının Ataşehirlilerin bu alanlardaki memnuniyetlerini görmeleri olduğunu vurguladı.  Başkan İlgezdi, geçen sezon Türkiye şampiyonu olan Ataşehir Belediyespor Kadın Futbol Takımı'nın bu senede şampiyon olup, Avrupa da başarılı olacağına inandığını söyledi.
 
Ataşehir Belediyespor Kulübü sporcuları ile teknik ekiplerin tanıtımının ardından Beşiktaşlı eski şöhretlerden oluşan futbol takımı ile Ataşehir Belediyespor Bayan Futbol takımları karşılaştı. Karşılaşmanın başlama vuruşunu Belediyespor Kulüp Başkanı Sadık Kayhan ile Başkan yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi yaptı.
  
Karşılaşma Beşiktaşlı şöhretlerin 2-1 galibiyeti ile sona erdi.

Türkiye’de Sağlıklı Oyuncak Dönemi Başladı

Oyuncakların ithalat denetimlerinin Dış Ticaret Veri Sistemi üzerinden yapılmasına dair tebliğin yayınlanmasının ardından Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan yazılı bir açıklama yaparak, oyuncaklar başta olmak üzere, tüketiciye doğrudan ulaşacak ve insan sağlığı ve güvenliği açısından risk oluşturabilecek ürünlerin ithalat denetimlerine büyük önem ve öncelik vereceklerini belirtmişti. 
 
OYUNCAKLARIN İNTERNETTEN SATIŞI DA DENETLENECEK
 
Konuyla ilgili olarak Türkiye’nin ilk ahşap oyuncak üreticisi Neva Oyuncak Genel Müdürü Ayhan Eren, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın açıklamasını desteklediklerini ve kendilerinin de bu konuda üstlerine düşen ne varsa yapacaklarını söyledi. Özellikle yurt dışından gelen ve gerekli denetime tabi tutulmayan plastik oyuncakların ciddi zararları olduğunu ifade eden Eren, “İçerisinde tehlikeli kimyasallar bulundurabilen bu oyuncaklar, bedensel gelişimini tamamlamayan çocukları, ölüme bile götürebiliyor. Geç de olsa bu düzenlemeden memnun olduk” dedi. Çocukların sağlıklarının her şeyden daha önemli olduğuna değinen Ayhan Eren, şöyle devam etti:
“Yayınlanan tebliğ sonrası ithal edilecek oyuncaklar gerekli işaret ve etiketleri taşısa ve gerekli belgelere sahip olsa dahi, Bakanlık olarak ürünün güvenliğinden şüphe etmeleri halinde ayrıca tam teşekküllü bir laboratuvara gönderip test ettirmekte ve hiçbir risk taşımadığına dair test raporu alındıktan sonra ithaline izin verilecek. Testleri geçemeyen oyuncaklar hiçbir şekilde Türkiye’ye ithal olmayacak. Oluşturulan Dış Ticaret Veri Sistemi sayesinde oyuncakların internetten satışı da denetlenecek. Bu da demek oluyor ki: Türkiye’de sağlıklı oyuncak dönemi başlayacak”

SAĞLIKLI OYUNCAK PLATFORMU DA YOLDA

 
Oyuncak sektöründe yer alan tüm firmaların bu konuya hassasiyet göstermesi gerektiğini belirten Eren, şunları söyledi: “Neva Oyuncak olarak biz en kısa sürede Sağlıklı Oyuncak Platformu kurup, bu tebliğe destek vereceğiz. Devletimiz, üreticiler, satıcılar ve tüketiciler hep beraber bu konunun üzerinde durursak ve gerekli bilgilendirmeleri yaparsak çocuklarımızın sağlığını koruyabiliriz. Ailelerin güven içinde çocuklarına oyuncak alabilmesi yönünde tüm adımlar atılmalı.”

Neva Oyuncak hakkında:

 
2009 yılında” Neval Group” bünyesinde kurulan “İnterneva A.Ş.” ’i “NEVA OYUNCAK”, markasıyla kayın ağacından, sağlığa zarar vermeyen, kir tutmayan organik ahşap oyuncaklar üretiyor. 100 yakın oyuncak çeşidi  bulunan Türkiye’nin ilk ahşap oyuncak markası Neva Oyuncak’ın  felsefesi ise;  çocukları sağlıklı bir şekilde eğlendirirken, eğitimlerine de katkı sağlamak.

Ofis Verimliliğini Arttırmanın Yolları

1. Monitörün pozisyonu ve doğru oturma şekli
Monitörün, görüş açısının yatay çizgide 35 derece altında bulunması ideal görüş şartlarından en önemlisidir. Monitöre doğru yerden bakmak çalışırken meydana gelen yorgunlukları azaltır, olası sağlıksız duruş hatalarını önler ve çalışma gününü masa başında geçirenler için en doğru çalışma ortamını sağlar. Monitöre bakarken monitördeki en üst satırın görüş açısının üstünde olmamasına dikkat edilmeli. Görüş mesafesi mutlaka 50 cm'den fazla olmalıdır. 17" ve üzeri monitörlerde bu mesafe 80 cm olabilir.

2. Gerekli çalışma alanı
Çalışma alanınız; bilgisayar, klavye ve diğer gereçleri rahat bir şekilde masanızda düzenlemenize izin vermeli. Ergonomik bir çalışma masasının ölçüsü 160 cm x 80 cm olmalı. Bu ölçü kullanım şekline göre değişebilir. Çalışmanız için gerekli araçların sayısı çoğaldıkca çalışma alanınızın ölçüsü de daha büyük olmalı. Aşağıdaki tabloda çalışma masasının kullanımına göre ölçüleri verilmiştir.
Madde Us Tasarım olarak ofis mobilyası seçiminizde yüksekliği ayarlanabilir mobilyalar seçmenizi öneriyoruz.

3. Aydınlatma
Aydınlatma konusu ofis planlamasında verimlilik açısından belki de en önemli konulardan biri. En sık karşılaştığımız ofis tasarımı hatalarından biri de yanlış aydınlatmadır. Yanlış bir aydınlatma, çalışanlarda konsantrasyon bozukluklarına ve gün içinde yoğunlaşan göz yorgunluğuna neden olur.
Ağırlıklı olarak bilgisayarla çalışılan ofislerde yatay ışık gücünün yeterli seviyede olmalıdır. Aynısı toplantı odaları için de geçerlidir. Koridorlarda gerekli olan ışık gücü ise daha düşük seviyededir. Bölgesel görev aydınlatma özellikle yapılması gereken farklı işler ve bu işlerin gerektirdiği farklı aydınlatma ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir.
Dışardan gelen ışıktan olumsuz etkilenmemek için çalışma masası, pencereden gelen ışığı yandan alacak şekilde konumlandırılmalıdır. Masaları pencere önüne yerleştirmekten kaçının. Eğer pencereye sırtınız dönük oturuyorsanız monitörde yansımalar oluşabilir.

4. Ofisteki optimal sıcaklık ve nem oranı
Oturarak yapılan işlerde önerilen sıcaklık 21 ila 22°C arasındadır. Nem oranı ise %40 ila %65 arasında olmalı. Özellikle kış aylarında artan kalorifer kullanımı havadaki nemin azalmasına sebep olur ve bu durum göz kurumasına, cilt iritasyonlarına ve nezleye yol açar. Ofiste yeterli sayıda bitki bulundurarak bu sorunu engelleyebilirsiniz.

Madde Us Mimarlık hakkında: Madde: Duyularla algılanabilen nesne. Us: Akıl.
Madde Us, çok yönlü bir tasarım stüdyosudur. Akıllı ve sürdürülebilir çalışma alanları, satışı arttırmayı hedefleyen mağaza tasarımı, doğru ve sağlıklı tasarlanmış yaşam alanları yaratıyoruz. Her müşterimizin sadece farklı ihtiyaçlarının olduğunu değil, farklı görünmesi gerektiğinin de bilincindeyiz. İletişim: www.maddeus.com veya (0212) 225 43 85

 
 
 
 

Park Bravo Group’un Dünden Bugüne Hikayesini Dinliyoruz

22 ülkede var olan ve verdiği 3 yıllık yoğun eğitimle moda dünyasına kilit isimler kazandıran ESMOD’un, bu hafta gerçekleşecek olan moda sohbetinde Türkiye’nin en büyük perakende gruplarından Park Bravo Group’un yönetim kurulu üyesi Zeynep Özçoban, Park Bravo’nun geçmişten bugüne uzanan öyküsünü ve Park Bravo Group’a dönüşmesini katılımcılarla paylaşacak. Bünyesinde bulunan Park Bravo, Nine West, Enzo Angiolini, Anne Klein, Kenneth Cole, La Senza ve Inglot markaları ile, müşterilerine kaliteli hizmet ilkesinden ödün vermeden bugünlere gelen Park Bravo Group’un Ankara’dan tüm Türkiye’ye uzanan hikayesine birinci elden tanıklık etmiş olan Özçoban, bir marka yaratmak ve o markanın içinde bulunduğu dönemin gereklilikleri doğrultusunda kendini yenilemesini sürekli kılmak konusunda deneyimlerini aktaracak. 

Park Bravo Group’un marka algısından mağazacılık stratejilerine, yabancı markalarda işbirliklerinden sektöre dair değerlendirmelere, çok yönlü bir sohbetin gerçekleşeceği fashion talk, özellikle perakendecilik sektörüne ilgi duyan, geleceğini moda yönetimi alanında çizmek isteyen dinleyiciler için oldukça ilgi çekici olacak. 19 Ekim Çarşamba günü 19:00 da gerçekleşecek bu sohbete katılımınızı bildirmek için  info@esmodistanbul.com a mail atabilir veya 0212 249 20 54’ten ESMOD İstanbul’a ulaşabilirsiniz.

ESMOD HAKKINDA:

 
1841 yılında III. Napoléon’un eşi İmparatoriçe Eugénie’nin özel terzisi Alexis Guerre-Lavigne tarafından kurulan ve dünyanın en eski moda okulu olarak kabul gören ESMOD, 170 yıllık geçmişiyle modayı bir bütün olarak ele alıyor, yaratıcılıktan pazarlamaya sektörün her alanını kapsayan üst düzey eğitim geleneğiyle yarının moda devlerini yetiştiriyor. Bugün 14 ülkede toplam 22 okuluyla ESMOD, 4000 üzerinde öğrencisi ile küresel bir eğitim programı sunuyor, aralarında Thierry Mugler, Catherine Malandrino, Fifi Chachnil, Ece Ege, Alexandre Vauthier, Franck Sorbier, Christophe Decarnin gibi moda dehalarının da bulunduğu 20.000 mezunu ile değeri ölçülemez bir topluluk oluşturuyor. ESMOD İstanbul hakkında detaylı bilgi edinmek için www.esmodistanbul.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

ZEYNEP ÖZÇOBAN:

 
Zeynep Özçoban, 1 Aralık 1971 yılında Ankara’da doğdu. Ortaöğrenimini Özel Saint Michel Fransız Lisesi’nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyat bölümünden mezun oldu. Ortaokuldan itibaren, kasa, paket ve satış konuları başta olmak üzere, mağazalardaki işleyişi öğrenmek adına Park Bravo mağazalarında çalıştı. 1991 yılında Gültepe’de yer alan Park Bravo Group merkez ofisine geçti. 1991 – 1994 Yılları tasarım, üretim, vitrin ve görsel düzenleme, satış, pazarlama gibi tüm departmanlarda görev alarak öğrenme sürecini tamamladı. 1994 – 1996 arası, Tasarım Asistanlığı görevini yaptıktan sonra, 1996’da sorumluluğu devralıp, Tasarım, Üretim, Vitrin ve Görsel Düzenleme, Satın Alma ve Kurumsal İletişim departmanlarının başına geçti. 2007’den itibaren kariyerine Park Bravo Group Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam etmektedir.