Ağaoğlu Ataşehir Semasına İmzasını Attı

Ülker Arena Bu Sezon Ataşehir’i Sallayacak

Trafik Kazasında Tedavi Masraflarını SGK Üstlenecek

Yollarda Bayram Yoğunluğu

Ataşehir’de Okul Bahçesinde Sinema Keyfi

Mutlu Bir Aile Olmak

Çözümsüz kalan ve uzun süre devam eden çatışmalar için bir uzman desteğinin alınması en sağlıklı çözümdür. Eşlerin birbirini suçlayan, sürekli eleştiren ve  haklılık çabasına giren  davranışları  beraberinde  barışı asla getirmez.  Kadın ve erkeğin ebeveynlerinin, evliliğe olumsuz müdahalesi huzursuzluğun yaşanmasında sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Eşler öncelikle çekirdek aile olmayı başarmalı ve sağlıklı iletişim kurma becerisini gösterebilmelidir. Mutlu bir aile olmanın bir yolu da çocuklarla ilgili sorunların çözümünde anne ve babanın birlikte hareket edebilmesidir. Çocuk büyüme sürecinde içinde bulunduğu yaşın özelliklerine bağlı olarak  farklı sorunlarla karşılaşır ve bu sorunların çözümünde ebeveynlerinin desteğine  ihtiyaç duyar. Örneğin; ergenlik döneminde olan bir genç arkadaşları veya kendi bedeni ile ilgili karmaşık duygular yaşadığında anne ve babanın bunu fark edebilmesi ve çözüm için uygun zamanda hareket edebilmesi gerekir. Zamanında müdahale edilmeyen sorunlar, ilerleyen yaşlarda daha büyük veya çözümsüz problemler olarak ailenin karşısına  çıkabilir. Çözüm sürecinde bazı ailede anne, bazı ailede baba devrede olabiliyor. Mutlu bir ailede, aile bütünlüğünün  sağlanması, çocuğun kendisini daha fazla güvende hissetmesi için anne- baba birlikte hareket etmelidir.  Mutlu bir ailede; üzüntüler – sevinçler birlikte paylaşılır. Aile üyeleri bireysel zamanlarının dışında birbirine de zaman ayırmak için çaba gösterir.  Gelecek için birlikte planlar oluşturulur.  Aile üyeleri diğerinin  bir birey olduğunu, ona özel alanları olduğunu bilir ve ona göre davranır. Sabah kahvaltıları özellikle de akşam yemeklerinde  birlikte olmak  mutlu bir aile için çok önemlidir. Özel günlerdeki birliktelikler de unutulmamalıdır. 
 
Psikolog Eda Gökduman
 

Ramazan Sonrası Metabolizmanızı Harekete Geçirin

Halsizlik ve mutsuzluk sonucu gelişen aşırı yeme ataklarının önüne geçin

Ramazan ayının sonlarına gelinen bu günlerde herkesi bir kilo verme dürtüsü sarmaya başlar. Kilo vermeye başlama ile erteleme arasında gidip gelen düşünceler size sadece vakit kaybettirecek ve kilo vermeyi daha da zorlaştıracaktır. Çünkü bayramın bitmesi ile beraber tüm gün aç olan metabolizmamız yavaşlayacaktır ve daha da özen gösterilme ihtiyacı vardır. Bu durumda yapılması gereken kilo verme sırlarını ve metabolizmayı canlandırmak için püf noktaları sıralayacak olursak;

 

1. Öncelikle ne istediğinize karar vererek bir başlangıç yapmalısınız. Siz istemediğiniz ve hedefinizi bilmediğiniz sürece yolunuz hep yarıda kalacaktır.

2. Diyet kişiye özeldir. Bu konuda mutlaka diyetisyeninizden destek almalı ve sık takiplerle programınızı uzatmadan diyet yapmalısınız.

3. Alınan kiloları vermede en doğru adım için sizin yapabileceğiniz 2 parametre olduğunu unutmayın. Birincisi yeterli ve dengeli size özel düşük kalorili bir diyet, ikincisi de mutlaka düzenli tempolu egzersiz planıdır.

4. Beslenmenizde yapacağınız en küçük değişiklik bile hem kilo verdirecek hem de sonbaharın yorgunluğunu size unutturacaktır.

5. Öncelikle öğün düzenini sağlayarak başlamalısınız. Ramazan boyunca öğünlerin azalması ve uzun açlıklardan dolayı metabolizma yavaşlamıştır. Mutlaka kahvaltı ile güne başlamalı, en az 2 ara öğün yaparak öğle ve akşam öğünleri de yapılmalıdır. 2.5–3 saat aralıklı olacak şekilde kanda şekerin düşmesine bağlı olarak kas yıkımı başlar. O açıdan ara öğünleri kesinlikle ihmal etmeyiniz.

6. Ramazan’dan kalma bir alışkanlıkla geç saatlerde yapılan atıştırmalara dikkat etmemiz gerekmektedir çünkü özellikle gece yapılan atıştırmaları vücudumuz daha zor yakar bu nedenle de yediklerimizin yağa dönüşme ihtimali yüksektir. Fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde atıştırma yapılacaksa tercihlerde; enerjisi düşük ve bol lif içeren çeri domates, salatalık, maydanoz gibi besinlere yer vermek kalori alımı bakımından daha doğru olacaktır.

7. Beslenmedeki değişikliklerde günlük yağ alımınızı azaltarak başlamalısınız. Ramazan süresince başlangıçlar, ara sıcaklar, ağır yemekler, tatlılar, pideler derken oldukça vücudu yağlandıracak şekilde tüketim olur. Başta süt, yoğurt ve peyniri yarım yağlı ya da yağsız almalısınız. Bu hem sizi tok tutacak hem de daha az kalori aldıracaktır. Süt ürünleri karbonhidrat, protein ve yağ grubunu içeren sağlıklı ama kalorili bir gruptur.

8. Yemekler etli ise yağsız pişirilmeli kızartmalardan kaçınılmalıdır. Bunun yerine ızgara, buğulama, haşlama ya da fırında yöntemleri tercih edin.

9. Sebze yemeklerine kişi başına 1 yemek kaşığı gibi zeytin yağ koyarak pişirin.

10. Öğle ve akşam öğünlerinize salata ekleyin ancak sos olarak sadece 1 yemek kaşığı zeytinyağı, limon ve sirke kullanın. Salata sınırsız tüketilebilir. Fakat salatalarda mısır, ton balığı, ceviz, havuç ve bazı garnitürler serbest kullanılmamalıdır.

10. Yeterli düzeyde uyku en önemli unsurdur. Yetişkinler 8 saatten fazla uyumamaya özen gösterin.

11. Alınan tüm toksinleri vücuttan uzaklaştırabilmek için 8 -12 bardak su içilmelidir. Suyun; vücut ısısının dengelenmesi, besinlerin sindirimi ve emilimi sırasında hücrelere taşınması, toksinlerin vücuttan arındırılması gibi birçok görevi vardır. Vücut suyu azalınca baş ağrısı ile kendini göstermektedir.

12. Sonbaharda hastalıklardan daha uzak kalmak için bağışıklık sistemini güçlendirmek şart. Yani antioksidan besinler sofralarda yer almalıdır. Antioksidanlar, hücrelerdeki oksitlenmeyi önleyen maddeler olarak nitelendirilirler. Bunu vücuttaki bazı enzimleri artırıp, savunma mekanizmasını daha da güçlendirerek gerçekleştirmektedir. Bu sayede vücut direnci artmakta, böylelikle enfeksiyonlara yakalanma riski azalmakta, eğer hastalık oluşmuşsa daha kısa sürede atlatılmasını sağlanmaktadır.

13. Günlerin kısalması, havaların serinlemesi ve sık yağan yağmurlar ile birlikte fiziksel aktivite azalmaktadır. Artık kendinize bahaneler yaratmayın. İş yoğunluğu, trafik, ev işleri, çocuklar, dersler… Aslında herkesin egzersiz yapmayı erteleyecek bahanesi vardır. Fakat kilo vermek formda kalmak ve kendimizi daha dinç hissetmek için artık kıpırdanma zamanı gelmedi mi? Haftada 3–4 gün 40 dakika yürüyüş, bisiklete binme, dans, aerobik, jimnastik, tenis veya yüzme kalbi çalıştıran sporlardır.

14. Beslenmede lif alımını artırın. Kilo vermenize yardımcı olacaktır çünkü bu tip besinlerin yağ oranı ve kalorisi düşüktür. Çözünen lifler kolesterolü düşürücü etki de sağlar. Öncelikle beyaz ekmeği sofranızdan kaldırın. Bunun yerine tam buğday, çavdar veya yulaf ekmekler tüketin. Sebze ve meyve tüketiminizi dengeleyin. Günde en az 4–5 yemek kaşığı sebze yemeğini ve günlük 3 porsiyon meyveyi öğünlere dağıtın. Ana öğünlerde tamamlayıcı olarak meyve suları gibi kalorili içecekler değil salata kullanın. 2 haftada bir kez kurubaklagilleri sofrada eksik etmeyin.

15. Rafine ürünleri rafa kaldırın. Bu besinle hızlıca kana karışıp kilo yaparlar. Beyaz ekmek, pirinç, makarna, şeker, bal ve şerbetli tatlılar gibi birçok besini içine alır. Bunların yerine tam tahıllı ekmekler, bulgur, yeşil mercimek, kepekli makarna ve sütlü meyveli tatlılar tercih edilmelidir.

16. Sonbaharda güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanılmalı ve haftada en az 2 kere balık yenilmesine özen göstermelisiniz.

17. Kahve tüketimi sonbaharla beraber atış gösterir. Maksimum miktar günlük 2 fincandır. Bu da filtre veya yağsız sütten nescafe olarak içilmedir. Süt tozu yerine yağsız sütü tercih etmeniz daha az kalori almayı sağlar.

Unutulmaması gereken nokta; kilo vermek işin sadece görünen kısmıdır. Yaptığınız yaşam değişikliğini hayatınızın geri kalan kısmında uygulamadığınız sürece kısa vadede mutlu olacak ve işe yeniden başlamanız gerekecektir. Değişmesi gereken sadece vücut ölçünüz olmamalıdır. Beyinde bitirmeniz gereken çok şey vardır. Uyguladığınız yöntemleri mantıkla seçip uygulanabilir olmasına dikkat etmeli, vücudunuza artık zarar vermekten metabolizmanızı yormaktan vazgeçmelisiniz.

Bayram Ziyaretlerinde Kilo Almamak İçin Pratik Öneriler

Oruç tutmak bireyin beslenme durumunu, vücut ağırlığını ve biyokimyasal parametrelerini önemli ölçüde etkileyen bir durumdur. Yapılan araştırmalara göre, Ramazan ayı boyunca toplam yiyecek alımı azaldığı için kilo kaybı görülmesi gerekirken; öğün sayısının azalmasına rağmen, aşırı besin tüketmek, tatlı ve tahıl ağırlıklı beslenen Türk toplumunda, nüfusun % 25’ inde kilo artışı görülmektedir. Bu nedenle daha fazla kilo artışı olmaması için bayramda şekerli ve hamurlu gıda tüketimine dikkat etmek gerekmektedir.

Ramazan ayı boyunca oruç tutulduğundan günlük öğün sayısında azalma olmakta ve genel olarak beslenme alışkanlıklarında çeşitli değişiklikler meydana gelmektedir. Bayramda ise yeme özgürlüğüne kavuşmuş olduklarını düşünen bireyler psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimi göstermektedirler.

Bayram ikramları mide rahatsızlığına yol açmasın

Ramazan ayının sona ermesiyle ve gelenekselleşmiş olan bayram ziyaretleri nedeniyle; hızla ve fazla miktarda, yağ oranı fazla, kalori içeriği yüksek gıdalar tüketilmesi sonucunda kişilerde birçok sağlık problemi oluşabilmektedir. Fazla miktarda ve yağlı besinler ile çok miktarda çikolata ve tatlı tüketimi sonucun da kişilerde gaz, hazımsızlık, mide bulantısı gibi mide ve bağırsak sistemi rahatsızlıkları veya tansiyon yükselmesi gibi birçok sağlık problemi görülebilmektedir.

Bayram tatlısının sadece tadına bakın

Bayramlar kalp hastalığı, şeker hastalığı olan kişiler için risklidir. Bu kişiler yine beslenmelerine özen göstermelidirler. Buna bağlı olarak eski yemek alışkanlıklarına yavaş yavaş geçiş yapmak en doğru olanıdır. İkram edilen her şeyi bitirmek yerine tadına bakmak daha sağlıklı olacaktır.

Ramazan biter bitmez egzersiz başlamalı

Bayram ve bayram sonrası yavaş yavaş eski yemek düzenimize geçerken metabolizma hızının artması ve sağlıklı yaşam için mutlaka haftada 3 gün düzenli egzersize başlanmalıdır. Düzenli egzersiz alınan kiloların verilmesi, metabolizma hızının artması, kan şekerinin düzenlenmesi gibi birçok sağlık açısında olumlu etkileri vardır.

Ballı kaymaklı bayram kahvaltısı yapmayın

Bayram günü kişiler mutlaka beslenmelerine çok dikkat etmelidirler. Sabah güne hafif bir kahvaltı edilerek başlanmalıdır. Kahvaltıda peynir, zeytin, domates, salatalık, reçel, kepek ekmek, buğday gevreği, süt, meyve gibi hafif besinler yiyerek güne başlanmalıdır. Birden, fazla miktarda değil, gün içerisinde az miktarlarda öğünlere dağıtılarak yemek yenmelidir. Öğün düzeni 3 ana öğün, 3 ara öğün olacak şekilde ayarlanmalıdır. Sabah kahvaltısı ve öğle arasında meyve(taze-kuru), süt, yoğurt gibi besinler tüketilebilir. Öğle ve akşam yemekleri de küçük porsiyonlarda, yağ miktarları düşük, kan şekerini hızla yükseltmeyecek besinlerden oluşmalı, öğünler tüm besin gruplarını kapsamalıdır. Çorba, ızgara et veya etli sebze yemeği, salata, kepek ekmek, ayran gibi bir öğün küçük porsiyonlarda tutulduğunda yeterli ve dengeli bir öğün düzenlememize yardımcı olacaktır. Akşamüzeri tekrar bir ara öğün alınmalıdır. Kepekli yağsız tost, kepekli bisküvi+peynir, süt, meyve gibi seçeneklerden birisi seçilebilir. Akşam yemeğinden sonra yatmadan 2 saat önce de yine hafif bir ara öğün alınmalıdır.

Bayram ziyaretlerinizde siyah çay yerine yeşil çay tercih edin

Ramazan süresince sıvı alımı düştüğü için bayramda ayran, komposto gibi sıvı içeriği yüksek gıdalar ile su içilerek günlük sıvı ihtiyacımız olan 2-2.5 lt/gün’e ulaşmalısınız. Bayram boyunca ziyaretler sırasında çay, kahve, asitli içeceklerin tüketim miktarı artmaktadır. Fazla miktarda alındığında kafein içerikli içecekler uykusuzluk, kalpte ritim bozukluğu, huzursuzluk yapabilmektedirler. Bu yüzden çay kahve yerine yeşil çay, rezene, adaçayı, ıhlamur, ayran, komposto gibi içeceklerin tüketimi tercih edilmelidir.

Kilo almamak için bu önerilere dikkat edin

 
•Güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır. Peynir, zeytin, domates-salatalık, kepek ekmek, buğday gevreği, süt, meyve gibi besinlerden oluşan dengeli ve hafif bir kahvaltı edilmelidir.
•Yemekler 3 ana öğün, 3 ara öğün olmak üzere az az sık sık yemek yenmelidir. Ara öğün alternatifleri meyve, kepekli tost, kepekli bisküvi, peynir, meyveli yoğurt, ayran, yoğurt gibi seçeneklerden hazırlanmalıdır.
•Kızartma ve kalorisi yüksek ağır yemekler yerine hafif, ızgara, buğulama, haşlama tarzı yemekler seçilmelidir.
•Şeker, yağ ve kalori içeriği yüksek hamurlu tatlılar kan şekerini hızla yükseltir, toplam günlük kalori ve yağ artışına sebep olmaktadırlar. Bu yüzden tatlı tüketimine dikkat edilmelidir. Tatlı tüketilmek isteniyorsa sütlü tatlılar, günlük tüketilen miktarlarına dikkat edilerek, ara öğün seçeneği olarak tüketilebilirler.
•Fazla miktarda çikolata ve tatlı tüketimi mide yanması, barsak bozukluklarına yol açabileceği için tüketilen miktarlarına dikkat edilmelidir.
•Ramazan boyunca hareketin azalması, açlık, yeterli sıvı tüketememek sonucunda kabızlık görülmektedir. Kabızlığın azaltılması ve C vitaminini gibi vitamin ihtiyaçlarının karşılanması açısından meyve ve sebze tüketimi artırılmalıdır. Meyve ve sebze günde 6-7 porsiyon tüketilmelidir, her öğünde salata tüketilmeye özen gösterilmelidir.
•Günlük tüketilmesi gereken sıvı miktarlarına dikkat edilmelidir. Günde 2-2.5 lt sıvı alınmalıdır.
•Düzenli egzersiz yapılmalıdır.
•Şeker, kalp hastaları, hipertansiyon, mide ve barsak sistemi hastalıkları olan kişiler mutlaka sağlıklı beslenme ilkelerine dikkat etmelidir.
•Kızartma ve kavurma yöntemi ile pişmiş olan yemeklerden minimum miktarda alın. Izgara, buğulama, fırında ve haşlama gibi sağlıklı yöntemler ile pişmiş olan yiyeceklere yönelin.
•Fiziksel hareketsizlik her dönemde olduğu gibi bayram sürecinde de kaçınılması gereken durumlardan biridir. Besinlerle alınan enerjinin arttığı bu dönemde hareketsizlik, vücutta yağlanma ile sonuçlanır. Aldığınız fazla kalorileri yakmak için bayram süresince de günlük yarım saat orta tempolu yürüyüşlerinize devam edin.

Ataşehir Sonunda Noterine Kavuştu

Şehit Aileleri ve Gaziler Ataşehir’de İftar Yemeğinde Buluştu

Maltepe’de Yangın

Şerifali Yolu ile Bostancı Yolu Bağlantısı Yenileniyor

Küçükbakkalköy Mahallesi sınırları içinde bulunan yol hali hazırda bir gidiş bir geliş olmak üzere iki şerit olarak çalışıyor. Günde yaklaşık beş bin aracın geçtiği bu yolu en çok gümrüğe giden büyük araçlar kullanıyor. İki şeritli olması ve sathının bozuk olması sebebiyle sık sık maddi hasarlı kazalar yaşanan yolun Bostancı yolu bağlantısı can ve mal güvenliğini de tehdit ediyordu.
 
Çalışmalar boyunca iş emniyeti açısından yolun tamamının trafiğe kapatılması için Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nden gerekli izinleri alan Ataşehir Belediyesi, yol güzergâhındaki işgalleri de kaldırdı. Yol 60 gün içinde tamamlanarak hizmete açılacak.

Magicsun Solarium Ataşehir Açıldı

Ticari İhtisas Fuarı Moskova 2011 ( ITFM )

Bu forum, Rus Federasyonu‘nun güncel ekonominisini ve lojistik alanda rekabeti ön plana alarak inceleyecektir. Rus ve Alman uzmanlar mevcut pratik örnekler ile Rus fabrikalarının  en hızlı  şekilde küresel tedarikçiler zincirine nasıl entegre edileceklerini gösterecekler. Odak konu; teknik zorluklar olacaktır. Rusya pazarındaki mevcut intralojistik projeleri yönetmek, lojistik, depolama ve devreye alma sistemleri konuları ile ilişkin sorunlara çözümler sunulacaktır.
Örneğin, Volkswagen Grubu Rusya fabrika yöneticisi, Dr. Josef Baumer, otomobil üretiminde malzeme akış sistemleri uygulaması konusunu  ele alacaktır. Rusya'da bir lojistik ağ oluşturma konusunu bir sonraki konuşmacı, ZAO Schenker Rusya Genel Müdürü Uwe Leuschner tarafından sunacaktır. Rusya pazarında teknik lojistik için çeşitli gereksinimler, Arvato Genel Müdürü Michael Pötschke tarafından aktarılacaktır. Tedarik Zinciri Lojistik Rusya ZAO BASF Başkanı Roman Platonov, küresel tedarik zinciri ağı içinde bir Rus fabrika entegrasyonu örneği sunacak.   Esnek teknik lojistik sistemleri kullanılarak, stok seviyelerinin daha ekonomik hale getirilmesi konusu, Rostselmash Şirketinin Lojistik Satış Müdürü Ludmila Kovalenko tarafından işlenecektir.
Forumlara katılım, CeMAT RUSYA ziyaretçileri için ücretsizdir. Forumlarda sonra sunumlar BVL ana sayfasında PDF formatında indirilmeye hazır olacaktır.
 "Ticari İhtisas Fuarı Moskova" (ITFM) markası altında, Industrial Automation RUSSIA, Surface Technologies RUSSIA,  CeMAT RUSSIA ve MDA RUSSIA tek bir çatı altında  27 – 30 Eylül tarihleri arasında düzenlenecektir. Bu dört fuar hidrolik & pnömatik, endüstriyel otomasyon, yüzey işlem teknolojisi ve intralojistik alanlarında teknolojik çözümler sunacaktır. ITFM, Deutsche Messe’nin  yeni kurulan iştiraki OOO Deutsche Messe RUS, ve on bir ülkede şubeleri bulunan  bir İngiliz fuar organizatörü olan ITC Group Plc. tarafından ortaklaşa organize edilmektedir. Bu grup, sadece Rusya’ da her yıl 50 fuar ve konferans düzenlemektedir.
ITFM’ in 2010 senesinde organize ettiği ilk fuara 269 katılımcı ve çoğunluğu Rus olan 5.000 ziyaretçi iştirak etmiştir. Ziyaretçilerin neredeyse yarısı somut yatırım planları ile Moskova'ya geldi. Ziyaretçi dağılımı; yönetici düzeyinde yüzde 18, çalıştığı şirketlerde sorumlu bazında yüzde 34 oranında olmuştur. Sanayi dağılımı açısından makine mühendisliği yüzde 25, ulaştırma ve lojistik yüzde 16, elektrik mühendisliği ve enerji sektöründe yüzde 12 seviyelerinde ölçülmüştür.
 
Daha fazla bilgi için
Brigitte Mahnken
Tel.: +49 511 89-31024
E-mail: brigitte.mahnken@messe.de

Güneşte Fazla Kalmanın Bedeli Uçuk Olmasın

Yoğun güneş uçuğu tetikler
 
Dudak veya burun kenarında meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar ve bu bölgede küçük kabarcıklar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararma ve kabuk bağlama görülür. Özellikle yazın yoğun güneşe maruz kalmak uçukların oluşumunda tetikleyicidir. Bunun yanı sıra; özellikle uçuklayan alanların civarındaki deriye uygulanan travmalar, örneğin; kimyasal peeling, ağda ve yanıklar da yerel deri bağışıklığını düşürmesi sebebiyle enfeksiyonu tetiklerler. Bu yüzden uçuk oluşan bölgenin güneşe maruz kalması ya da deriye travma uygulamaları yapılmamalıdır.

Uçuklar sadece dudakta oluşmaz

 
Uçuk veya tıbbi adı ile “Herpes simpleks”, “Herpes virüsü”nün neden olduğu bir yerel enfeksiyondur. Toplumum %85’inden fazlasında bulunan bu virüs, eğer aile bireylerinde mevcut ise genellikle çocukluk çağında bulaşır. En sık yanak ve dudak çevresinde görülse de; yüzün, saçlı derinin ve hatta vücut derisinin herhangi bir alanında da görülebilir. Uçuk, ağız içerisinde, dil üzerinde, yumuşak damakta, diş eti üzerinde görülen, solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı, ülserleşmiş lezyonlardır. Virüs genellikle ten teması ile bulaşır; ancak bardak gibi objelerle ve vücut sıvıları ile de bulaşabilmektedir. Uçuk genellikle tek olarak seyretse de, aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.

Uçuk geçse bile sinir köklerinde uyur halde bekler

 
Uçuklar, bulaşmayı takiben; yanma, karıncalanma, kaşıntı ya da sızı arası bir his yaşatır.  Daha sonrasında grup halinde minik su kabarcıkları ortaya çıkar. Ortalama 7-10 gün içinde kabuklanarak, genellikle iz bırakmadan iyileşir. Enfeksiyonun bu görünür kısmının haricinde, virüs bir daha hayat boyu vücuttan atılamayacak şekilde sinir köklerinde yerleşir ve uyur fazda bekler. Çoğunlukla uyur halde bulunduğu sinir yolu boyunca hep aynı deri alanına ulaştığı için, tekrarlayan enfeksiyonlar da hep ortalama aynı alanda gerçekleşir.

Aşırı yorgunluk, stres ve düzensiz beslenme de uçuk nedeni

 
Virüsün sinir köklerinde uyur fazdan aktif faza geçmesinin en büyük nedeni, kişinin bağışıklık sistemindeki bir zayıflamadır. Sürekli tekrarlayan uçuklar, bağışıklık sisteminin zayıflığına işaret eder. Sık tekrarlayan ve komplikasyon gelişen uçuklarda baskılama tedavisi de yapılmaktadır. Fırsatçı bir organizma olarak adlandırıldığı için bağışıklık sisteminin boşluğundan faydalanır. Ameliyat, bir enfeksiyon geçirme, aşırı yorgunluk, düzensiz beslenme, uykusuzluk, stres, korku gibi durumlarda virüs bulunduğu sinir kökünden tekrar deriye ulaşarak geçici bir enfeksiyon yapar.

Uçuğa sarımsak sürmeyin

 
Normal şartlarda özellikle dudak civarındaki uçuklarda, eğer virüs enfeksiyonunun üzerine kaşıma gibi eklenen ikincil bir bakteri enfeksiyonu gelişmez ise iz kalmaz; ancak diğer deri alanlarında iz kalma riski, dudak çevresine göre daha yüksektir. İkincil enfeksiyonları engellemenin yerel tedavi dışındaki en önemli yolu; sarımsak sürmek ve kaşıkla dağlamak  gibi steril olmayan geleneksel yöntemlerin hasta tarafından uygulanmamasıdır. Hastalar genellikle uçuk deride belirmeden önce çıkacağını hissederler ve bu dönem virüslerin çoğalma dönemi olduğundan, viral tedavi açısından en uygun olan dönemdir. Su kabarcıkları geliştikten sonra sadece bakteri enfeksiyonundan korunmak adına tedavi yapılır.

Ataşehir’den Somali’ye Yardım Eli

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, özelde Somali genelde Afrika'da yaşanan açlığın insanlığın en büyük sorunlarından biri olduğunu belirterek, kampanyaya ilişkin şunları söyledi: “Sokağımızda, mahallemizde, ülkemizde yoksullukla nasıl mücadele ediyorsak, tüm dünyanın gözü önünde açlık nedeniyle milyonlarca insanın ölüme terk edilmesine de seyirci kalamayız. Ataşehir Belediyesi olarak Somali özelinde Afrika'daki açlıkla mücadeleye katkıda bulunmak için SMS ile kampanya başlattık. Bu kampanyaya 7'den 70'e tüm vatandaşlarımızın bir SMS'le 5 TL bağışlayarak katılmasını diliyorum. Toplanan bağışlar Türk Kızılay’ı aracılığıyla Somali’ye ulaştırılacaktır.”

18-19-21 Ağustos Sokak Şenlikleri ile 20 Ağustos Pınar Sağ Konseri İptal Edildi

Teninizde Yaz Hiç Bitmesin

Ataşehir’de Feci Kaza

Aksigorta ve AKUT 1 Milyon Kişiyi Doğal Afetlere Karşı Eğitti

Metrocity AVM önünde yapılan toplantıya; Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, AKUT Başkanı Nasuh Mahruki ve proje danışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara da katıldı. 
Halkın büyük bir ilgiyle izlediği toplantıda açıklanan ikinci yıl sonuçlarına göre; Aksigorta ve AKUT profesyonellerinden oluşan ekiplerin yanı sıra “Deprem Dede” lakabıyla, Türkiye’nin en sevilen deprem uzmanlarından olan Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın da içinde yer aldığı ikinci yıl konvoyu, iki ay içerisinde toplam 10 il, 50 ilçeyi ziyaret etti.
Ekiplerin 15 bin kilometre yol kat ederek uğradığı; Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Aydın, Denizli, Osmaniye, Elazığ, Tokat, Amasya ve Çorum ve ilçelerinde “Afet ve afetlerden korunma – sigorta bilincini artırma” seminerleri düzenlendi,  uygulamalı eğitimler ile 350 bin yetişkine; 950 okulda ise yaklaşık 220 bin öğrenciye ulaşıldı. 10 binin üzerinde fabrika çalışanı ve ailelerin yanı sıra ziyaret edilen camilerde de 45 bin kişiye eğitim verildi. Afetten korunma yollarını anlatan 500.000 kitapçık-broşür dağıtıldı.
Türkiye’nin ilk 3 boyutlu G-Force deprem simülatörü ve Afet Eğitim tırından oluşan konvoy; Hayata Devam Türkiye sosyal sorumluluk projesinin ikinci yılında da 1 milyonun üzerinde  kişiye ulaşmış oldu.
Yerel yönetimlerin desteği, halkın geniş katılımı ve büyük ilgisiyle yürütülen projenin ikinci etabında da Türkiye’nin ilk 3 boyutlu G Force deprem simülatörü ile vatandaşlar 7,4 lük 17 Ağustos depremini birebir olarak deneyimledi ve alınması gereken önlemler konusunda bilinçlendirildi.
Toplantıda bir konuşma yapan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “1999 yılında yaşadığımız Marmara Depremi felaketi hiç kuşkusuz hepimizi etkiledi ve derin bir üzüntü içerisinde bıraktı” dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bilim kuruluşlarımızın yaptığı araştırmalar, muhtemel bir deprem felaketi ile yine karşı karşıya kalabileceğimizi gözler önüne seriyor. Bu nedenle korkmadan ve telaşa kapılmadan bilgili ve bilinçli bir yaklaşım içerisinde olmalıyız. Unutmamalıyız ki, bilgi eksikliği depremden daha büyük bir tehlikedir. Afetlerden korunmak ve meydana gelecek zararları azaltabilmek için afet bilinci yüksek bir toplum oluşturmak hepimizin vazifesi. Buna öncülük yaparak Hayata Devam Türkiye projesini başlattıkları ve yılmadan uyguladıkları, Türkiye’yi karış karış gezerek halkımızı aydınlattıkları için Aksigorta’ya, Sayın Nasuh Mahruki nezdinde AKUT’a ve Sayın Ahmet Mete Işıkara’ya huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Bu çalışma, Türkiye’nin önde gelen çalışmalarından biri olmuştur.”
Sosyal sorumluluk ve sigorta bilinci yaratma konusunda önemli adımlar atmış olmanın huzurunu yaşadıklarını söyleyen Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen de konuşmasında, bu proje ile iki yılda 20 il ve 100 ilçeyi dolaşarak 2 milyondan fazla kişiyi  bilinçlendirmiş olmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Gülen, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yüzde 95’i risk altında bir coğrafyada yaşıyoruz ancak halkın büyük bölümü bu felaketler sırasında ne yapacağını, felaketlere karşı nasıl güçlü bir biçimde ayakta durabileceğini ne yazık ki hâlâ bilmiyor. Aksigorta ve AKUT’un bilgi ve deneyimini birleştiren projemiz sona erdiğinde, vatandaşlarımızın doğal afetlere karşı daha donanımlı, daha güçlü bir biçimde ayakta duracağına inanıyorum. Doğal afetleri engelleyemeyiz ama Aksigorta olarak yaraları sarabileceğimize inanıyoruz.”
AKUT Başkanı Nasuh Mahruki ise konuşmasında, AKUT olarak doğal afetler sırasında pek çok can kurtarmış olmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyduklarını belirtti. Mahruki, “Bir daha böyle acılar yaşanmasın diye AKUT ve Aksigorta olarak bilgimizi ve gücümüzü birleştirerek Hayata Devam Türkiye dedik ve iki yıllık turumuz sırasında vatandaşlarımızın böyle özel bir çalışmaya ne kadar ihtiyaçlarının olduğunu gördük. Aksigorta’ya afet eğitimi konusunda yaptığı öncülük için teşekkür ediyorum” dedi.
Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara da toplantıda bir konuşma yaptı.  “Ülkemizde gerçekleşen doğal afetlere baktığımız zaman depremlerin %61’lik bir oranla ilk sırada yer aldığını görüyoruz. Su baskını, heyelan, orman yangını gibi afetlerle karşılaştırdığımızda, pahası olmayan can kayıpları ve ekonomik zarara neden olan afetlerin başında deprem gelmektedir. Doğal afetlerin zararlarının azaltılması konusu özellikle 17 Ağustos depreminden sonra ilk sıraya yerleşmiştir. Depremden korunmanın en önemli yollarından biri de toplum bilincini arttırmaktır. Depreme hazırlıklı olursak ve depremle yaşayan bir toplum olabilmeyi başarırsak, zararlarını da o denli azaltabiliriz. Tüm bu açılardan baktığımız zaman Aksigorta ve AKUT’un yürüttüğü Hayata Devam Türkiye projesi çok büyük anlam taşımaktadır. Bu projenin zarar azaltma kültürü ve farkındalık yaratma açısından da büyük yarar sağladığı kanaatindeyim” dedi. 

Aksigorta Hakkında:
28 Nisan 1960 tarihinde idare merkezi Adana’da ve iş merkezi İstanbul’da olmak üzere, Sabancı Topluluğu şirketlerine hizmet vermek amacıyla kurulan Aksigorta A.Ş. “Yaşamı daha güvenceli kılmak” vizyonu ile toplumda sigorta bilincini arttırarak, çoklu dağıtım kanalı, ürün çeşitliliği, kaliteli ve yaygın hizmet ağı ile, müşterilerin ilk tercih ettiği, en kolay ulaşılan ve en beğenilen sigorta şirketidir. TNS PİAR bağımsız araştırmasında “Akla İlk Gelen Sigorta Şirketi” olarak seçilen Aksigorta, Synovate tarafından bağımsız olarak yapılan araştırmaya göre de sektörün “En Prestij ve Statü Sahibi” sigorta şirketi olduğu belirlendi. Aksigorta; İstanbul’da 4, İzmir, Adana, Ankara, Samsun, Bursa ve Antalya’da 1’er olmak üzere, toplamda 10  Bölge Müdürlüğü ve 3 Bölge  Temsilciliği ile  578 çalışanıyla tüm yurtta faaliyet göstermektedir. Aksigorta, 960 Akbank şubesi ve 1.500’ü aşan acentesi ile tüm Türkiye’de müşterilerine hizmet vermekte olup 4.500’ün üzerinde anlaşmalı kurum ağı ile de Türkiye’nin en yaygın hizmet ağına sahip sigorta şirketlerinden biridir.

Sosyal sorumluluk bilinciyle yangın, sel, deprem, eğitim gibi birçok konuda ilk uygulamalara imza atan Aksigorta, 1996 yılında kurduğu Yangın ve Deprem Merkezi’ni (YADEM) daha fazla kişiye ulaşabilmek amacıyla Şişli Belediyesi’ne hibe etmiştir. Bugün, yılda 400 bin çocuk YADEM’de deprem ve yangın simülatörleri eşliğinde, uzmanlar tarafından eğitilmektedir. Gelecek nesillerin dikkatini çekmek amacıyla, yangın ve deprem konulu resim yarışmasını da geleneksel hale getiren Aksigorta, özellikle DASK ve konut sigortasını yaygınlaştırma konusunda çalışmalar yapmaktadır.
www.aksigorta.com.tr
AKUT Hakkında:
AKUT; Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış 25 ekibi ve yaklaşık 1200 gönüllüsüyle, operasyonel gücünü harekete geçirecek uluslararası standartlarda teknik donanımıyla, ülkemizin ilk ve önde gelen arama kurtarma grubudur.
AKUT 14 yıldır bir yandan büyüyüp kendi insan kaynağını en verimli biçimde kullanmaya çalışırken, bir yandan da üzerine düşen sorumluluğun gereği olarak örnek projelerle toplumda bilinçli bireylerin artması için çaba göstermektedir.
AKUT; olağanüstü durumlarda yurt içinde ve dışında görev alabileceği her yer ve zamanda misyonu doğrultusunda operasyonlar düzenlemekte, eğitim çalışmaları, tatbikatlar yapmakta, yerel ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirlikleri oluşturmakta, yurt içinde ve yurt dışında talep edilen her yerde bilgi ve deneyimlerini paylaşmaya devam etmektedir.
“Gönüllülük, dürüstlük, güvenirlilik, yardımseverlik, insan hayatına saygı” değerleriyle bu güne kadar 714 operasyonda 1025 hayat kurtarmış olmanın sevincini ve gururunu yaşayan AKUT, sosyal sorumluluk projeleriyle de misyonunu gerçekleştirmeyi sürdürmektedir.
www.akut.org.tr
İletişim:Ahu Güngör Ağca
Mese İletişim Danışmanlığı
ahu@mese.com.tr / 0212 245 33 23

Muhteşem Bir Doğada Unutulmaz Bir Gezi

08:00 Külüpten hareket
10:00 Acarlar Langozu’nda köy kahvaltısı
11:00 Tekne ile Langoz turu, doğa yürüyüşü
15:00 Yöresel öğle yemeği
16:00 Kulübe dönüş
Hillside City Club Trio’nun adres ve telefonu için tıklayınız…

Longoz Nedir?
Subasar Ormanı olarak da bilinen Langoz, tabanı yılın her dönemi suyla kaplı, çeşitli ağaç, bitki ve kuş türleriyle dolu çok özel bir ekosistemdir.

Ataşehir’de Yine Kumar Operasyonu

Ataşehir’de Kadına Şiddet

Her Adımla Daha Yeşil Bir Dünya

Ataşehir’de Saklı Bir Cennet: Sağanak Cafe & Restaurant

Papa John’s Pizza’dan İftar Menüleri

Papa John's Menü 1
4'lü Kanat, Küçük İtalya, Çorba, Coca Cola, Cevizli Baklava – 16,50 TL 
 
Papa John's Menü 2
Soğuk Başlangıç Tabağı, 4'lü Kanat, Çorba, Coca Cola, Cevizli Baklava – 17,50 TL

Papa John's Menü 3
Soğuk Başlangıç Tabağı, Sınırsız Pizza, Çorba, Coca Cola, Cevizli Baklava– 18,50 TL

Papa John's Pizza Ataşehir'in adres ve telefonu için tıklayınız…

Ataşehir’de İndirim Siteleri Kısır Döngüsü

Ayrıca Ataşehir dışından gelen, fiyat duyarlı müşteriler genellikle ücretsiz olan her şeyi sonuna kadar tüketmeyi hedeflemekte, mekanı işgal etmekte, asıl hedef kitleyi küstürmektedir. Wings Cinecity Trio Hillside Kozyatağı ise indirim sitelerine hiç dahil olmamış, belli bir müşteri seviyesi ve kitlesini korumuştur. İndirim sitelerine dahil olmadan tekrar düşünün deriz…

Ataşehir’de 750 Çocuk Sünnet Oldu

Ataşehir Belediye Başkan Battal İlgezdi,  2,5 yaşındaki Ataşehir Belediyesi’nin 3’üncü sünnet şölenini gerçekleştirdiğine dikkat çekti ve “Genç olmak dinamik olmak, düşünmek, üretmektir. Yeni bir belediye olmamıza rağmen hızlı düşünen, çalışan üreten bir belediyeyiz.  Ataşehirlilerin tüm sorunlarına, küçük büyük demeden çözüm üretiyoruz” dedi.

Sünnet olan çocuklara da seslenen Başkan Battal İlgezdi şunları söyledi:

 
“Bu ülkenin geleceği sizlersiniz. Eğitiminize önem verin. Okuyun öğrenin araştırın ve sorgulayın. Artık çocuk olma yaşını geride bırakıyorsunuz. Hepiniz çevrenizde, sokağınızda, mahallenizde, kentinizde ve ülkede neler olup bittiğini öğrenecek ve genç olmanın insan olmanın sorumluluklarını yerine getireceksiniz. Anne-babalarınız, öğretmenleriniz, yerel yöneticileriniz olarak bizler nasıl size karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyorsak sizler de sorumluluklarınızı bilip yerine getireceksiniz”

Daha sonra sünnet olan çocuklara çeyrek altın hediye eden Başkan Battal İlgezdi, çocukların ve Ataşehirlilerin yoğun sevgi gösterileri arasında organize edilen gösterileri izledi. Sünnet olan çocuklarla tek tek fotoğraf çektiren Başkan İlgezdi, Roman Orkestrasının çaldığı oyun havaları eşliğinde yoğun istek üzerine  “Çiftetelli” oynadı.

Sunuculuğunu Tiyatro Sanatçısı Erdal Türkmen’in yaptığı Sünnet Şöleninde çocuklar; animasyon gösterileri, palyaçolar, jonglörler, illüzyon gösterileri ve yüz boyama etkinlikleri ile doyasıya eğlendi.
 
Şölen'de Ataşehir Belediyesi’nin Gezici Orkestrası çocuklara özel bir repertuar sundu. Roman müziğine yeni yorumlar katan Ahırkapı Roman Orkestrası’ nın hareketli şarkılarına  yüzlerce Ataşehirli eşlik etti. 

İstanbul’da Toplu Taşımaya Zam

MAVİ KART (AYLIK)
Tam 140,00 TL
İndirimli-Öğrenci 70,00 TL
Diğer (Öğretmen/Yaşlı) 80,00 TL
 
METROBÜS
İlk 3 durak için tam 1,45 TL
Öğrenci 0,85 TL
Diğer (Öğretmen/Yaşlı) 1,00 TL
Üç durak sonrası için tam 2,10 TL
Öğrenci 1,00 TL
Diğer (Öğretmen/Yaşlı) 1,20 TL
Tek Geçişlik Bilet 3,00 TL
İki Geçişlik Bilet 5,00 TL
Beş Geçişlik Bilet 12,00 TL
On Geçişlik Bilet 23,00 TL
 
İDO, ŞEHİR HATLARI, ÖZEL DENİZ MOTORLARI VE RAYLI SİSTEMLER
Kurumsal Bilet 2,00 TL
 
ADALAR ŞEHİR HATLARI VE ÖZEL DENİZ MOTORLARI
Tam 3,00 TL
Öğrenci 2,00 TL
Diğer (Öğretmen/Yaşlı) 2,35 TL
Jeton 4,00 TL
 
ÖZEL DENİZ MOTORLARI
Jeton (KARTAL-ADALAR) 3,50 TL
 
İDO BOSTANCI-KABATAŞ, BOSTANCI-BAKIRKÖY
Tam 4,75 TL
Öğrenci 3,15 TL
Diğer (Öğretmen/Yaşlı) 3,45 TL
Jeton 7,00 TL
 
KABATAŞ-ADALAR
Tam 6,50 TL
Öğrenci 4,75 TL
Diğer (Öğretmen/Yaşlı) 5,30 TL
Jeton 8,00 TL
 
BOSTANCI-ADALAR
Tam 3,90 TL
Öğrenci 3,30 TL
Diğer (Öğretmen/Yaşlı) 3,60 TL
Jeton 5,00 TL
 
SİRKECİ-HAREM ARABA VAPURU
Motosiklet 3,50 TL
Otomobil, Jip 6,50 TL

TOKİ’den Tanju’ya Çalım

Temmuz’da Captiva’dan Yeni Rekor

Bu anlamda Captiva SUV 4×4 segmentinde pazar payının gidişini etkileyen bir model konumundadır.

Chevrolet, 2011 yılının ilk 7 ayında 11.735 adetlik satış ile pazar payını %3,52 olarak gerçekleştirirken 8. Sıradaki yerini korudu. Chevrolet, 2011 yılı Ocak-Temmuz döneminde, geçen senenin aynı dönemine göre satışlarını %58 arttırdı.

Chevrolet Türkiye’nin yakalamış olduğu başarı, Chevrolet Avrupa’nın pazar payına büyük bir artı katıyor. 2011 yılının Ocak –Temmuz döneminde, 2010 yılının aynı dönemine göre %58’lik bir büyüme gösteren Chevrolet Türkiye’nin, Chevrolet Avrupa toplam binek pazarında Pazar payı % 3,93 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar ile Chevrolet Türkiye, Chevrolet Avrupa’nın dahil olduğu ülkeler içinde 4. Sıradaki yerini korumaktadır. 

12-13 Ağustos’ta Yıldızlar Kayacak

Perşembe Günü İstanbul 23 Derece

Islah Eden Türküler

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz olarak düzenlenen konserlerin başlama saati 22:45.
 
İletişim: Neriman Erbaş / İBB Kültür A.Ş. Basın Danışmanlığı / 02124670777 / nerbas@kultursanat.org
Hüseyin Sorgun / İBB Kültür A.Ş. Basın Danışmanı / 02124670771 / 05323040802 / hsorgun@kultursanat.org

Başkan Battal İlgezdi’den Denetimler

Hafta sonu gezisine belediyenin yol ve kaldırım yapım çalışmalarını denetleyerek başlayan Başkan İlgezdi, asfalt çalışması yapılan sokak ve caddelerde inceleme yaptı, vatandaşların isteklerini dinledi. Vatandaşlardan gelen istek ve şikâyetleri de not alan Başkan İlgezdi, bunlara ilişkin ilgili müdürlere talimat verdi. 
 
Ataşehir Belediyesi Kültür Sosyal İşler Müdürlüğü’nce organize edilen sokak şenlikleri kapsamında Ataşehir’in çeşitli noktalarında müzik sunan gezici orkestranın melodileri eşliğinde vatandaşlarla birlikte eğlenen Başkan İlgezdi, daha sonra Deniz Gezmiş Parkı’nda animasyonları izleyen Ataşehirlilerle ve çocuklarla buluştu.

Ataşehir Belediyesi Sünnet Şöleni

Palyaçolar, jonglörler, ilüzyon gösterileri ve yüz boyama etkinlikleri ile sünnet olan çocuklara, neşeli saatler yaşatılacak.
 
Şölen'de Ataşehir Belediyesi’nin Gezici Orkestrası çocuklara özel bir repertuarla sahne alacak. Ayrıca roman müziğine yeni yorumlar katan “Ahırkapı Roman Orkestrası” hareketli şarkıları ile şölene renk katacak.
 
Etkinliğin sunuculuğunu ise “Hayat Bilgisi “dizisindeki "Mennan" karakteri ile büyük beğeni toplayan, son olarak “Yahşi Cazibe” adlı dizide “Ziverbey” karakterini canlandıran Erdal Türkmen yapacak.

Bir Üç Kapılıdan Daha Fazlası: Astra GTC

Hassasiyet ve güvenliğin ön planda tutulduğu direksiyon tasarımıyla öne çıkan Astra GTC, Opel'in FlexRide şasi sistemi ile mükemmel uyum içinde sürüş keyfini arttırıyor. FlexRide sisteminde tek tuşla 3 farklı sürüş özelliği sunuluyor. "standart mod" dengeli; "tour modu" konfora dayalı ve "sport mod" aktif bir sürüşü garanti ediyor.

Astra GTC, Sürücülerin daima dönemeçli ve düz yollara erişim imkanı olmadığı kabul edilerek isteğe bağlı 19 ve 20 inç tekerleklerle (18 inç standart) çukurlu ve bozuk yollarla başa çıkabilecek şekilde tasarlandı.

PTC ASIA ve CeMAT ASIA

Önümüzdeki yıl tüm katılımcılara yer verebilmek için şu sıralar SNIEC ( Shanghai New International Expo Center) fuar alanında dört yeni hol inşaa ediliyor. Böylece tüm potansiyel müşterilerimize yer verebileceğiz." dedi. Bu yılki PTC ASIA 25 – 28 Ekim tarihleri arasında sekiz holde düzenlenecek ve şimdiden tüm alanlar satılmış durumda.
Bu yılki PTC ASIA'ya 42.000 m² alanda toplam 1.400 katılımcı beklenmektedir. 2009 yılı ile kıyasladığımız 1.250 katılımcı 31.500 m² alanda yer almıştı. En büyük katılımlar ise Çin, İtalya, Tayvan, ABD, Japonya ve Kore'den gelmektedir. PTC ASIA fuarında akışkan bölümü büyük bir artış gösterdi, 2009 yılında 21.000 m² olan alan 2011 yılında 30.000'in üzerine çıktı. Bosch Rexroth, Eaton, Parker Hannifin, Hydac, Gates, Hawe, Brevini, Atos, Daikin, Kawasaki, NOK, SKF, Seal Maker, Kastaş, Fenner, Garlock, Sel Teknik, Sofima, Pall, Airtac, Pneumax, Camozzi, Pisco, Mindman, Chelic, Chanto, Hude, Yuci, Dazhong, Leemin ve Lixin gibi tüm büyük firmalar fuarda yer almakta .
Çin, basınçlı hava ve vakum teknolojilerinin en önemli satış pazarı
PTC ASIA fuarında büyüme kaydeden başka bir bölüm ise basınçlı hava teknolojileri. 2009 yılında 1.000 m²'yken bu yıl 2.650 m²'ye çıktı. Burada da Atlas Copco, GHH RAND, Ingersoll Rand, OMIC, Sullari, TM.C.SS, VMC, Sotras ve SCROW gibi pazar liderleri yer almaktadır. Türkiye'den ise ilk defa Dalgakıran firması boy gösterecektir.
Alman üreticiler için basınçlı hava ve vakum teknolojileri konusunda en büyük satış pazarı Çin'dir. Almanya'dan 2010 yılında, 2009 yılına oranla %10,6 daha fazla, toplamda 4,5 Milyar Euro değerinde bir ihracat gerçekleşmiştir. Toplam ihracatın %13,3'ü Çin'e gerçekleşmiş, arkasından ABD, Fransa ve İtalya'ya ihraç edilmiştir.
Bu yıl uzun senelerden sonra ilk kez Türkiye'den de katılım artmıştır. Bu sene ilk kez Türkiye'den 9 firma PTC ASIA'da boy gösterecektir. Sırasıyla Alp Kauçuk, Dalgakıran Kompresör, Esmaksan Eser Makina, Hidros, Kastaş Kauçuk, Kurtman, Orval Hidrolik, Özceylanlar Hidrolik ve Sel Polimer Kauçuk gibi firmalar fuarda yer alacaklardır.
PTC ASIA fuarı ile birlikte aynı zamanda CeMAT ASIA fuarı organize edilecektir. CeMAT ASIA, bölgenin en önemli intralojistik buluşma platformu haline gelmiştir.

Unutkanlık Yaşı Giderek Düşüyor

Bir eşyamızı koyduğumuz yeri, konuştuklarımızı, öğrendiklerimizi, telefon numaralarını, en çok isimleri, yüzleri, bazen yaşanan olayları… 
 
Bazılarımız telefon numaralarını bir duyuşta ezberler, neredeyse yıllar sonra bile hatırlarlar; bazılarımız ise duygusal anlarını en ince ayrıntısına kadar hatırlar. Ama her şeyi her zaman aklımızda saklamak mümkün değildir. Hafıza, en önemli bilişsel işlevdir. Öğrenmeyle yakın olarak ilişkilidir. Öğrenme ve çevre, tecrübe ve bilgilerin depolanması ve daha sonra geri çağrılması görevini üstlenir. Bu görev, beyin hücreleri (nöron) ve bunların kendi aralarında yaptığı bağlantılar (sinapslar) ile sağlanır. Bellek, kısa ve uzun süreli olarak iki şekilde işler. Kısa süreli bellek, o sırada ihtiyaç duyduğumuz şeyleri kısa sürede kullanmamızı sağlar. Eğer bu bilgi ihtiyaç duyacağımız ve tekrar kullanacağımız bir bilgiyse, uzun süreli belleğe kaydedilir. Böylece, kütüphane gibi yıllar sonra bu bilgiye yeniden ulaşabiliriz. Bu sistem bir bilgisayar sistemi gibi de öngörülebilir.

Uykusuzluk, açlık ve yoğun stres geçici unutkanlığa sebebiyet veriyor

Tek başına bazı olayları unutmak bir hastalık ve ciddi bir sorun anlamına gelmemelidir. Ancak işimizi yapamaz, ihtiyaçlarımızı gideremez, sorumluluklarımızı yerine getiremez durumda olmak, bu konuda harekete geçmemizi gerektirir. Hatırlama; bellekle ilgili işlevler ve bilişsel fonksiyonlarımızdan yalnızca biridir. Diğer bilişsel fonksiyonlarımız arasında; zeka, algı, dikkat, konuşma, okuma, yazma ve aritmetik beceriler ile görsel ve mekansal algılama yetisi gibi işlevlerde yer almaktadır. Bunların bir ve ya ikisindeki bozulma, hastalıkla karşı karşıya olduğumuzu gösterebilir. Uykusuzluk, açlık, yoğun stresli dönemler gibi birçok durum bilişsel yetilerimizi etkilemektedir. Bunlar hepimizin hayatında mutlaka yaşadığı deneyimlerdir ve genellikle sorun kaybolduğunda, kısa sürede her şey yoluna girer.      

“Bunama” kişilerin günlük aktivitelerini yapamaz hale getirebilir

Unutkanlığın en sık nedeni bunama olarak bilinen “Demans sendromu”dur. Demans, kişinin entelektüel ve sosyal yeteneklerinin, günlük fonksiyonlarını etkileyecek şekilde ilerleyici bir kayıptır. Hastalık, doğası gereği ilerleyici özelliktedir. Demanslı bir kişide; hafıza, düşünme, mantık yürütme, yer ve zaman tayini, okuduğunu anlama, konuşma, günlük basit işleri yapma gibi işlevlerde bozukluklar görülür. Entelektüel fonksiyonlardaki bu aksaklıklar, zamanla hastanın günlük yaşam aktivitelerini sürdürmesini olanaksız hale getirir. Bu durum hastanın, yıkanma, yemek yeme gibi günlük tüm ihtiyaçlarının bir başkası tarafından karşılanmasını zorunlu kılar.

Alzheimer hastalığı giderek artıyor

Alzheimer tipi demans diğer demans hastalıklarının içinde en sık görülendir. Uzayan yaşam süresi ile birlikte sıklığı giderek artmaktadır.  65 yaş üzerindeki toplumda görülme sıklığı  %5 oranındadır ve yaşla birlikte giderek artar. Kendine özgü klinik seyri vardır. Düzenli, sağlıklı bir yaşam beyin işlevlerimizin daha etkili olmasını sağlayacaktır. Düzenli uyku, beslenme, egzersiz ve spor, temiz hava aktiviteleri önem taşır. Alkol, sigara, aşırı çay, kahve gibi besinler ve aşırı gerginlik genel sağlığımız gibi düşünce sağlığımızı da etkilemektedir. Bunun dışında sürekli beyin işlevlerini canlı tutmak için; okumak, bulmaca çözmek gibi zihin aktivitelerinde bulunmak son derece önemlidir. Günlük olağan unutkanlıkları aşan, bizi rahatsız eden durumlarda mutlaka doktora başvurmak, danışmak ve yardım almak gereklidir.

İftarda Asitli İçecek Tüketirken Dikkatli Olun

Mide ve bağırsak problemlerine dikkat!
 
Ramazan’da uzun saatler aç ve susuz kalınmaktadır. İftarda birden yenen yemeğe asitli içecekler de eklendiğinde hastalık için davetiye çıkarılmış olur. Asitli ve gazlı özellikte olmaları sebebiyle sağlıklı kişilerde bile mide ve bağırsak problemlerine neden olabilir. Bunun yanı sıra; özellikle gastrit, reflü, ülser ve kronik bağırsak hastalarında ise altta yatan hastalığın alevlenmesini tetikleyebilirler.

Ülser kapınızı çalmasın

 
Midede yanma, ekşime,  karın ağrısı, karında şişkinlik, gaz, bağırsak hareketlerinde artma veya azalma en sık görülen etkilerdir. Sindirim sisteminin iç yüzeyini döşeyen ve mukoza olarak isimlendirdiğimiz örtücü tabakada tahriş ve yaralar (ülser) oluşturabilirler.  Özellikle geçmişte veya aktif sindirim sistemi hastalığı olanlarda, kan sulandırıcı ve sindirim sistemi için irrite edici ilaçları kullananlarda ve yoğun alkol alan kişilerde olumsuz etkileri daha belirgin olur. Bu etkiler mide-bağırsak kanamaları gibi ciddi tablolar şeklinde olabilir. 

Asitli içecek tüketimi kilo alımına neden olabilir

 
Yüksek şeker içerikleri nedeniyle önemli bir kalori kaynağı olan bu içecekler insülin direnci ve obeziteyi kolaylaştırır. Daha çocukluk çağında bu alışkanlığın başlaması genellikle ileriki dönemde artarak devam ederek, obezite ve buna bağlı diyabet, kalp-damar ve karaciğer hastalıklarına erkenden davetiye çıkarılması demektir. Asitli ve gazlı içeceklerin içerdikleri katkı maddeleri sebebiyle uzun süreli ve sık tüketildiğinde toksik ve kanserojen etkiler oluşturabilirler.

Unutulmamalıdır ki; en iyi içecek “Su”dur

 
Serinleme ve susuzluğu gidermek için tercih edilmesi gereken en sağlıklı içecek sudur. Yaz döneminde günde en az 2 litre su tüketilmesine özen gösterilmelidir. Sıvı açığının yerine konması ve böbrekler tarafından toksik maddelerin uzaklaştırılması ancak bu şekilde olabilir. Taze sebze ve meyveler içerdikleri vitamin ve mineralden zengin özsuları ile rahatlatıcı, antioksidan özellikte ve susuzluğu gidermede yararlıdır. Doğal lif ve posaları bağırsakların daha düzenli çalışmasını ve kan şekerinin daha sağlıklı seyretmesini kolaylaştırırlar.