Hafta Sonu Bunalacağız

Ataşehir’in Kedi Pansiyonu Açıldı

Akşam Evden Bedava Konuşma Yıl Sonuna Kadar Uzadı

7’den 7’ye Bedava Kampanyası’nda Türk Telekom müşterileri, ev telefonlarından akşam 7’den sabah 7’ye kadar yaptıkları şehir içi ve şehirlerarası aramalar için herhangi bir ücret ödemiyorlar. Kampanyada ayda 3 bin dakikalık adil kullanım limiti uygulanıyor.
 
Yıl sonuna kadar devam eden bu kampanyanın yanı sıra tarifelere özel kampanyalar da devam ediyor.  Ev Avantaj Tarifesi müşterilerine yönelik, süresi Eylül ayı sonuna kadar uzatılan “Ev Avantaj Uluslararası 6,5 kuruş” kampanyası, 1. Kademe uluslararası sabit telefon görüşmelerini dakikası tüm vergiler dahil 6,5 kuruştan yapma imkanı sunuyor.  Yine Eylül ayına kadar uzatılan “Evden Cebi Aramanın En Ucuz Yolu” kampanyası ev telefonundan cep telefonu yönüne tüm vergiler dahil dakikası 6,5 kuruştan arama yapma fırsatı sağlıyor.
 
KlasikHatt da 7'den 7'ye Bedava Kampanyası'ndan yararlanabilen Türk Telekom tarifeleri arasında yer alıyor. KDV-OIV dahil 13.93 TL'lik yeni paket ücretiyle sunulmaya devam edilecek Klasik Hatt müşterileri 7’den 7’ye Bedava kampanyasının yanı sıra cep telefonu aramalarını da akşam 7'den sabah 7'ye kadar yüzde 50 indirimli yapma fırsatından da yararlanıyorlar. Ağustos ayı sonuna kadar devam edecek evden cep telefonu aramalarında yüzde 50 indirim kampanyası KlasikHATT kullanıcılarına önemli bir fayda sağlıyor.
 
Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan 7’den 7’ye Bedava kampanyasının süresini müşterilerinin yoğun ilgisi üzerine uzatma kararı aldıklarını belirterek şunları söyledi:
 
“Müşterilerimizin yoğun ilgi gösterdiği 7’den 7’ye Bedava kampanyamızın süresini birkaç kez uzattık. Son olarak kampanyamızın 2010 yılı sonuna kadar devam etmesi kararını aldık. Bunda, kampanyadan yararlanan müşterilerimizin sayısında yaşanan hızlı artışın etkisi oldu. Ramazan ayı öncesinde duyurduğumuz bedava konuşma müjdesinin müşterilerimizi sevindireceğine inanıyoruz.  Kampanyalarımızın gördüğü ilgi, müşterilerimizin hayatına değer katma konusunda başarılı olduğumuzun bir göstergesi. Ev Avantaj tarifelerimiz de giderek daha fazla müşterimiz tarafından kullanılıyor.  Hayata değer katan kampanyalar düzenlemeye devam edeceğiz.” 

Inception, Başlangıç Sinemalarda

BP Türkiye’den Yeni Web Sitesi

BP Club üyeleri, yeni açılan web sitesinde BP Club Kataloğu içeriğine, program ortakları ve programa üye istasyonlarla ilgili bilgilere ulaşabiliyor, yeni kampanyalar ile ilgili duyurulardan haberdar ediliyor. Ürünler ve kampanyalar ile ilgili bilgiler, BP’nin yeni web sitesinde sürekli güncelleniyor, BP Club üyeleri her an hangi kampanyaların devam etmekte olduğunu, başlatılan yeni kampanyaları www.bpclubcard.com adresinden izleyebiliyorlar. BP Club üyeleri topladıkları puan karşılığında seçtikleri ürünlerin bazılarını www.bpclubcard.com adresinden sipariş edebiliyor, LCD televizyon gibi bazı ürünler ise eve teslim ediliyor. Üyeler ayrıca, ayın fırsatı köşesinde belirli bir süre için yararlanacakları fırsat ürünleriyle ilgili bilgileri ve sadece web üzerinden sunulan avantajları da takip ederek fırsatları değerlendiriyorlar. BP müşterileri öneri ve şikayetlerini de web sitesi aracılığı ile iletip, en sık sorulan soruların cevaplarını da sitede bulabiliyorlar.

BP Club kısa süre önce üyelerine sunduğu imkanları geliştirerek, işbirliği yaptığı marka sayısını 16’ya, hediye seçeneklerinin sayısını 62’ye çıkarmış, 1 lt’ye karşılık gelen puan değerlerini de arttırmıştı. Yenilenen BP Club Kart, iş ortaklarının sayısı açısından üyelerine en fazla fırsatı sunan kartların başında geliyor. BP Club programı, üyelerini hediyeleriyle en hızlı şekilde buluşturuyor, benzer programlardaki uygulamalardan farklı olarak, yapılan alışverişlerde bir depoluk alımlarda bile kazanılabilecek hediyeler sunuyor.

DIGITURK/Lig TV, AFM Sinemaları, Kamil Koç, Dedeman zincir otelleri, Sixt Rent a Car, Türkiye genelinde 15 mağazası bulunan Media Markt, BP Club kataloğunda yer alan program ortaklarından bazıları. BP Club kart sahipleri, KFC, Pizza Hut, Gloria Jean’s Coffees ile gerçekleştirilen işbirliği çerçevesinde kazandıkları puanları, nakit yerine kullanabiliyorlar. Turkcell ve Vodafone’dan konuşma paketleri alabiliyorlar. BP Club Kart ile kazandıkları puanları çocukları için harcamak isteyenler Toyzz Shop ve Mothercare’i, kendileri ya da eşleri için harcamak isteyenler  Boyner hediye çekini tercih ediyorlar. Ya da puanlarını Park Bravo Group mağazalarında yapacakları alışverişlerde para yerine kullanıyorlar. Farklı bir gün geçirmek isteyenler ise Türkiye’nin ilk ve tek dev akvaryumu Turkuazoo’da su altının büyülü dünyasını, BP Club fırsatıyla yaşayabiliyorlar.

CeBIT Bilişim Eurasia, Dünyayı Ağırlayacak

Bilgi teknolojileri, telekomünikasyon, yazılım ve servislerine yönelik bölgenin en büyük uluslararası ticari fuarı olan CeBIT Bilişim Eurasia, yerli ve yabancı bilişim firmalarıyla Anadolu’daki şirketleri buluşturmak için, iş dünyasında bölgesinin lokomotifi kabul edilen Anadolu şehirlerini ziyaret etti.

Antalya, Denizli, İzmir, Bursa, İzmit, Adapazarı, Gaziantep, Adana, Mersin, Konya ve Kayseri’de düzenlenen “Anadolu Buluşmaları”nda, firmalara fuardan en az maliyetle en yüksek verimliliği elde etme yolları aktarıldı. Anadolu turu kapsamında Türkiye ekonomisine katkıda bulunan firmaların ve yerel basının yanı sıra, geçtiğimiz yıldan farklı olarak Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, bölge Üniversiteleri ve Belediyeler de ziyaret edildi.
 
“YENİLENEN BÖLÜMLERİMİZLE DAHA İDDİALIYIZ”

 
Bu yıl 11’inci kez kapılarını açacak fuarın yenilenen içeriği ile de ilgili olarak CeBIT Bilişim Eurasia Fuar Direktörü Murat Özer; “Bu yıl hem katılımcı hem de ziyaretçiler için yeni bölümlerin olduğu bir fuar hazırladık. Bu anlamda CeBIT Bilişim Eurasia hedef büyütenlerin ortak adresi olacak. Geçtiğimiz yıllarda var olan ‘İş Dünyası’ ve ‘Dijital Yaşam’ ana bölümlerine, ‘Kamu Sektörü’ ve ‘Medya & Özel Sunumlar’ adında iki ana bölüm daha ekledik. Fuarın ‘Özel Sunumlar’ bölümünde yer alan, e-devlet, e-belediye, akıllı kentler, kamu, Green IT, akıllı ev teknolojileri, web teknolojileri, 3D teknolojiler, yeni görüntüleme ve baskı sistemlerine yönelik çözümler sunan firmalar, gerek standlarında sergiledikleri ürün ve hizmetlerle gerekse konferans, seminer ve paneller ile hedef kitleleri ile buluşacak” dedi.

“6 MİLYAR EURO’LUK İŞ HACMİ”

 
CeBIT Bilişim Eurasia’nın bu yılki en büyük yeniliklerinden birinin, “b2fair Matchmaking” aktivitesi olduğuna da değinen Murat Özer, bu etkinlik kapsamında hedef bölgelerinde işini büyütmek isteyen katılımcı firmaların, hedefledikleri sektörlerin karar vericileriyle randevulaşarak yüz yüze iş görüşmeleri gerçekleştirebileceklerini söyledi. Özer, program çerçevesinde aralarında ÇHC, Hindistan, Rusya, Kanada, Polonya, Brezilya, Arabistan, İran, Katar, Nijerya, Mısır, Cezayir, Libya, Ürdün, ABD G.A.C. Meksika, Şili, Peru, Güney Kore, Endonezya, Malezya, Vietnam, Pakistan, Umman, BAE, Ukrayna, Kazakistan, Türkmenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Irak, Suriye, Tunus, Lübnan, İsveç, Hırvatistan, Kosova, Kenya, Gana, Senegal ve Tanzanya’nın da olduğu  ülkelerden satın almacıların masrafları karşılanarak Türkiye’ye davet edildiğini söyledi.

Geçtiğimiz yıl CeBIT Bilişim Eurasia’da fuara katılımcı şirketlerin gerçekleştirdiği toplam iş hacminin 5 milyar Euro civarında olduğunu belirten, Murat Özer bu yıl ki hedefin 6 milyar Euro’luk iş hacmine ulaşmak olduğunu dile getirdi.

AKILLI KENTLER / SMART CITIES

 
CeBIT Bilişim Eurasia 2010’da kişi ve kurumların günlük hayatta yaşam kalitesini değiştirecek olan “Akıllı Yaşam Konseptleri” bölümü de ön plana çıkacak konulardan birisi olacak. Bu konsept çerçevesinde  “Akıllı Kentler”, e devlet ve e-belediye hizmetleri 5. salonda oluşturulacak özel bir bölümde ele alınacak.

İçinde bir forum alanı ve seminer salonu da bulunan bu bölümde, sektör duayenlerinin de katılımları ile gerçekleştirilecek olan panel ve seminerler ile yakın gelecekte hepimizin hayatını etkileyecek olan akıllı yaşam konseptleri ile buluşacaklar. 6. holde ise belediyeler ve kamu kurumlarının gerçekleştirdikleri e-dönüşüm projeleri ve teknolojik uygulamaları kamu ile buluşacak.

Türkiye’nin 81 ilinden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden davet edilen ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri, Belediye Başkanları, Belediye Başkan Yardımcıları, bilgi işlem yetkilileri, VIP davetlileri; fuar alanında uygulamaları birinci elden görmelerinin yanı sıra bu yıl ilk kez 5. salonda yer alan “Forum Alanı” ve “Seminer Salonu”nda düzenlenecek olan etkinlikler ile Akıllı Kentler / Smart Cities uygulamaları ve dönüşümleri hakkında sektörün duayenlerinden detaylı bilgi alma imkanı bulacaklar.

Yine Ataşehir Yine Kumar Operasyonu

Prostatla Gelen Cinsel İşlev Kaybı Da Vinci Robotik Cerrahi İle Son Buluyor

Prostat sorunu, gece uykusunun sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını engelleyebiliyor. Her erkekte, geceleri uykunun REM döneminde en az 3 kez ve en az 10 dakika olarak gerçekleşen ereksiyonlar olur. Bu ereksiyon sırasında penis oksijenli kanı alarak beslenir ve anatomik yapısını korur. Ereksiyon olmayan penis beslenemez ve anatomik yapısında incelme-kısalma meydana gelmeye başlar. Gece sık aralıklarla 4-5 kez tuvalet ihtiyacı için uyanan kişiler, uykunun REM dönemine giremediği için ereksiyon olamayabilir. Bu nedenle de geceleri istenilen seviyede beslenemeyen penise bağlı cinsel fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar.

Da Vinci Robotuyla mevcut şikayetlere son

Erkeklerde yaş ilerledikçe özellikle boşalma ile ilgili sorunlar artmakta ve ağrılı boşalma şikayetleri ortaya çıkmaktadır. İleri yaş, sertleşme sorununu da beraberinde getirmektedir. 70 yaş grubundaki hastaları değerlendirdiğimizde prostat şikayetlerini hafif, orta ve ağır olarak derecelendiriyoruz. Henüz sonuçlarını yayınlamadığımız bir araştırmamızda, 70 yaş grubundaki hastalarda ereksiyon ve boşalma sorunları görülmektedir. Ancak prostat şikayetleri ortaya çıktığında bu sorunlarda da artış olur. Yani idrar yapma sorunu ile birlikte ağrılı boşalma, meni miktarında ve sertleşme oranında azalma da ortaya çıkmaktadır. Bu 60 yaş için de 50 yaş için de geçerli bir durum. 50 yaşındaki bir kişinin prostat şikayeti varsa, boşalma ve ereksiyon şikayetleri de ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle hastaların prostat şikayetlerini tedavi ettiğimiz zaman ereksiyon ve boşalma fonksiyonunun sorunlarında da iyileşme sağlanabilmektedir. Hastanın ameliyattan sonra ereksiyonunun başlaması için belli bir sürenin geçmesi gerekir. Ameliyat sırasında ne kadar korunsa da o bölgedeki sinirler bir şekilde sağa sola çekilmekten etkilenmektedir. “da Vinci Robot” bu çekilme etkisini de en aza indirir.

da Vinci Robot cerrahisi ile sağlanan sinir koruması erkeklerin cinsel sağlığını koruyor

da Vinci Robotik Sistem ile gerçekleştirilen prostat ameliyatlarında, deneyimli laparoskopik cerrah için, 3 boyutlu, “high definition” kalitesinde ve 10-20 kat büyütmeli olarak görüntü sağlanır ve robot kollarının vücut içindeki 3 boyuttaki 540° hareket kabiliyeti ile sinirler ve damarlar en zor yerde bile rahatlıkla korunarak kanserli prostat çıkartılır ve radikal tedavi sağlanır.

Penis rehabilitasyonu gerekebilir

 
Ameliyat sonrası ereksiyonları başlamayan hastalara penis rehabilitasyonu uygulanır. Hastaya bazı ilaçların penise haftada 2-3 kez uygulanması öğretilir. Böylece hasta ve eşi haftada 2-3 kez cinsel ilişkilerine devam edebilme avantajını kazanır. Oluşan ereksiyon ile penis beslenir, anatomik yapısını ve sertleşme dokuları özelliklerini kaybetmez. Hastalar kendiliğinden ereksiyon olmaya başlayıncaya kadar penis rehabilitasyonu sürdürülür.

İki hafta sonra iş başı

 
da Vinci robotik ve laparoskopik cerrahi sonrası hastaların % 95’i, 1-2 gün hastanede kaldıktan sonra evlerine gitmektedir. Hastanın açık radikal ameliyatlarda iyileşme süresi 7-10 gündür. Prostat kanserinin da Vinci robotla cerrahisi sonrası hastalar %96-98 oranında normal şekilde idrar tutabilmekte, % 80-90 oranında da ek tedavi almadan cinsel fonksiyonunu gerçekleştirebilmektedir.

Hamilelikte Düzenli Kahve İçmek Bebeğin Doğum Kilosunu Düşürüyor

Kafein bebeğe geçiyor

Kafein, doğada en az 63 bitkinin tohumlarında ve yapraklarında bulunan bir maddedir. Neredeyse hemen her gün çay, kahve, kola gibi içeceklerle herkesin tükettiği bir maddedir. Gebelik dönemlerinde de anne adayları tarafından kafein tüketimi, bilerek veya bilmeyerek içecekler, yiyecekler aracılığıyla alınmaktadır. Kafein içeceklerle alındığında hızla vücuda geçmekte ve plasenta aracılığı ile bebeğe gitmektedir. Vücuda 200 mg kafein alındığında bebeğe kan gönderen plasentanın içindeki akım % 25 azalmakta ve kafein de bebeğe geçmektedir. Anne adaylarının göz ardı etmemesi gereken tehlike de burada başlamaktadır. Anne adayının sahip olduğu kafein yıkımını sağlayan metabolizma, bebek ve plasentasında bulunmamaktadır. Bu yüzden de yıkımı sağlanamayan kafein, bebekte daha yüksek düzeylerde bulunabilmektedir. Annenin metabolik özellikleri; bebeğe geçen kafein miktarını etkilemektedir, kafein metabolizması genetik ve çevresel faktörlerden(nikotin gibi) etkilenerek bireysel farklılıklar gösterebilmektedir. Kafeini hızlı bir şekilde metabolize ederek yıkan bir anne adayı ile geç metabolize eden bir anne adayı, aynı miktarda kafeini alsalar dahi, bebeklerine geçen kafein miktarı farklı olmaktadır.

Kafeinin her miligramı bebeğinizin kilosundan çalar

Uzun süre kafein alan anne adaylarının bebeklerinde, gelişme geriliği görüldüğü bilinmektedir. Alınan kafein miktarının, bebek gelişimini nasıl bir şekilde etkilediği ise cevaplanması zor bir sorudur. Annenin; bireysel, metabolik, çevresel ve genetik faktörlerinin değişken olması net bir cevap vermeyi zorlaştıran etkenlerdir.

Konu ile ilgili olarak yayınlanan bilimsel bir çalışmanın sonuçlarına göre; günde 200 mg kafein alındığında bebek kilosundaki azalma 60-70 gr olmaktadır. Aynı araştırmada gebelik öncesi günde 300 mg kafein alan; ancak gebelik sürecinde bu miktarı günde 50 mg a düşüren anne adayları ile kafein miktarı alımını 300 mg de devam ettiren anne adaylarının bebeklerinin de ağırlıkları karşılaştırılmıştır. Kafein alımını azaltmayan anne adaylarının bebeklerinin ağırlıklarında 160 gr. azalma saptanmıştır. Öne çıkan başka bir veri de kafein alımı arttıkça orantısal olarak bebekteki gelişme geriliğinin de artmasıdır; yani her mg kafein, bebek gelişimine olumsuz yönde etkili olmaktadır.

Bebeğin sağlıklı gelişiminin iki düşmanı: alkol ve kafein

Kafein alımı alkol alımına benzer şekilde bebekte gelişme geriliği yapmaktadır; hatta her ikisinin birlikte alınması bu olumsuz etkiyi kat kat artırmaktadır. Vücuttaki nikotin miktarı da bu süreçte, kafeinin bebek üzerindeki olumsuz etkilerini de adeta şiddetlendirmektedir. (Nikotin miktarı sigara içimi ile direkt ilgili olduğu bilinmektedir.) Toplumumuzda da sigara ile çay ve kahvenin sıklıkla birlikte tüketildiği düşünülürse; bu konu gebelik planlayan anne adaylarının dikkat etmesi gereken bir noktadır; çünkü bebeklerinin gelişimini etkileyecek olan bir riskle karşı karşıya kalabilirler.

Demir emilimini de bozuyor

Gebelikte bilindiği üzere demir ihtiyacı artmaktadır. Kafeinin olumsuz etkilerinden biri de burada ortaya çıkmaktadır; çünkü gebelikte demir emilimini %40’lara varan ölçülerde bozmaktadır. Kısacası bir anne adayının; demir ihtiyacını sağlamak amacıyla aldığı demir içeren gıda ve ilaçların sağlayacağı fayda, tüketilen kafein nedeniyle engellenmektedir.

Çay, çikolata ve asitli içeceklerin bilinmeyen yüzü

Kafein alımını sağlayan tek suçlu sanıldığının aksine kahve değildir. Günlük olarak alınan kafeinin ancak  %20-40’ını kahve sağlamaktadır. Özelikle ülkemizde, bu konuda masum gibi görünen suçluların başında çay gelmektedir. Çayı; 60 gramında 10-50 mg kafein yer alan çikolata, kola gibi kafeinli meşrubatlar takip etmektedir.

Yeşil çay da masum değil

Günlük olarak tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin kafein içeriğine bakmak en iyi yol olarak gözükmektedir. Bu yol ummadığımız içecek ve yiyeceklerde kafein miktarlarını da öğrenmemizi sağlamaktadır. Örneğin; “siyah çayda kafein var; yerine yeşil çay içeyim” diyen çoğu kişi yeşil çayın da azımsanmayacak oranda kafein içerdiğini bilmemektedir. Bu açıdan bakıldığında her anne adayı kendi yeme içme alışkanlığını gözden geçirerek almakta olduğu günlük kafein miktarının farkına varmalıdır. Anne adayı, gebe kalmayı düşündüğü zaman kafeini mümkünse diyetinden kaldırmalı ya da en azından yarıya düşürmelidir. İngiltere ve Amerika’da kadınların hamilelik planladıklarında ve hamileliklerinde günlük kafein alımını 300 mg altında tutmaları önerilmektedir.
   
Sonuç olarak kafein; gebelik sürecinde bebekte gelişme geriliği yapan ve tüketim miktarının artırılmasıyla da bebekte görülen olumsuz etkiyi de pekiştiren bir maddedir. Gebelik öncesi ve sırasında kafeini, diyetinizde bulunan hangi yiyecek ve içeceklerle aldığınızın farkına vararak;  kafeini mümkün olduğunca en düşük miktarda tüketmek ve gebelikte bu alışkanlıklarınız üzerinde düzenlemeler yapmanız bebeğinizin gelişimi üzerinde olumlu etki yaratacaktır.

İşte bu konuda size yol gösterecek olan günlük yaşantımızdaki yiyecek ve içeceklere ait kafein oranları;
 

1 fincan filtre kahve    135-200 mg
1 fincan espresso    100 mg
1 fincan cappuccino    100 mg
1 fincan türk kahvesi    57 mg
150 cc hazır kahve    57 mg
150 cc dekafeine kahve     5 mg
175 cc demleme çay     20 – 110 mg
330 cc buzlu çay     70 mg
200 cc hazır çay     30 mg
1 kutu kola    30 – 56 mg
1 kutu diyet kola    38 – 45 mg
1 kutu meşrubat    50 mg civarı
1 kutu meyveli gazoz    0 mg
1 bardak çay    50 mg
1teneke kutu ‘enerji’ verici içecek    80 mg
50 g ağırlığında çikolata    50 mg
100 gr sütlü çikolata    20 mg

Sigarayı Bırakırken Kilo Alır mıyım?

Sigara kullanımı, vücutta hücrelerin hasar görmesine ve hücre ölümüne sebep olan serbest radikallerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu serbest radikaller, vücutta doku hasarına, hücre yaşlanmasına ve hücre ölümüne kadar giden süreçleri başlatıp ilerletirler. Bu durum, gerek aktif içici gerekse pasif içicileri tehdit eden bir unsur olarak görülür. Kanda antioksidanların düşük olması; yaşlanma sürecini hızlandırdığı gibi şeker, kalp, kanser gibi birçok kronik hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırabilir.

Türkiye dünyada en fazla sigara tüketen ilk 10 ülke içerisinde yer alıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yayınladığı Global Tütün Salgını 2008 adlı raporda; dünyada tütün 20.yüzyılda 100 milyon insanın ölümüne sebep olan küresel düzeyde en önemli ölüm sebebi olduğu, eğer önlem alınmazsa bu rakamın 21. yüzyılda 1 milyara çıkabileceği belirtiliyor.

Erkekler daha fazla sigara içiyor

Ülkemizdeki yetişkinlerde tütün kullanım oranlarına bakıldığında; erkeklerde
% 52, kadınlar ise % 17,3 oranları göze çarpıyor. Dünyada ölüme yol açan 8 hastalıktan 6’sı ( kalp ve dolaşım sistemi, akciğer ve solunum yolları hastalıkları ) için tütün kullanımının başlıca etken olduğu biliniyor. Üstelik bu durum sadece tütün kullanan kişilerde değil, sigara dumanına maruz kalan kişilerde de sıklıkla oluşuyor.

4 bin zehir bir arada…

Sigaranın içinde 4 bin’den fazla kimyasal madde bulunuyor. Bunlardan biri olan nikotinin beyin ve sinir sistemi üzerine baskılayıcı, uyuşturucu etkisi var. Nikotin sindirimi yavaşlatıyor, kalp atışlarını hızlandırıyor, kan basıncını yükseltiyor, kanın pıhtılaşma riskini artırıyor ve organların yeterli kan alımını engelliyor. Sigara dumanında bulunan karbon monoksit gazı da kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltıyor. Dolayısıyla yeterli oksijen alamayan hücrelerimiz düzenli çalışamamakta ve yetersiz sindirilen besinlerinde hücreler tarafından etkin bir şekilde kullanılamaması sonucunda kişinin, yeterli ve dengeli beslenmesi olumsuz yönde etkileniyor.

Sigara iştah azaltıp öğün atlatıyor

Yapılan birçok araştırmada sigara içme davranışının beslenme alışkanlıklarını, fiziksel aktiviteyi kısacası sağlıklı yaşam tarzını olumsuz etkilediği gösterilmiş. Sigara içen bireylerin birçoğunun içmeyenlere göre iştahının daha az olduğu, gün içerisinde sık sık öğün atladıkları, sigarayla beraber kafeinli içeceklerin tüketiminin arttığı, sebze ve meyve tüketiminin yeterli olmadığı, bu durumun da beslenme durumunu olumsuz etkilediği biliniyor.

Bol bol limon, domates ve kayısı tüketin

Sigara dumanındaki pek çok madde oksidan olarak etki göstererek serbest radikal oluşumunu ve lipit peroksidasyonunu arttırıyor. Dolayısıyla sigara içen bireylerin vücut için gerekli olan antioksidan tüketimi içmeyenlerden daha fazla olduğunu ve C vitamini ile β karotenden zengin sebze ve meyveleri daha az tükettikleri gösterilmiş. Sigara içenlerin ve dumanına maruz kalanların mutlaka öncelikli olarak portakal, kivi, limon, mandalina, domates, kuşburnu, havuç, kayısı ve yeşil yapraklı tüm sebzeler ve meyve tüketimlerini de artırmaları yaşam kaliteleri için mutlaka gerekli.

Sigarayı bırakırken kilo alır mıyım?

Sigarayı bırakırken kilo alma ve iştah artması sık karşılaşılan bir durumdur. Çünkü sigara kullanımı genellikle iştahı azaltır. Tütünden dolayı bozulmuş olan tat alma duyusu sigarayı bırakmakla normale döner ve yiyeceklerin tatları daha iyi hissedileceğinden yiyeceklere yönelme artar. Kişiler el alışkanlığını geçiştirmek için yiyeceklere yönelir ve tercihler hep yüksek kalori besinlerdir. Nikotin eksikliğinden dolayı metabolik hız, sigara kullanımındaki döneme göre biraz yavaşlama gösterir. Bu sebeplerden dolayı sigarayı bırakan kişilerde genellikle 3 – 5 kg ’ lık artışlar beklenir ve bir çok kişi bu durumdan rahatsız olduğu için sigarayı bırakmamak veya tekrar başlamak için bunu gerekçe gösterir. 

Peki, ne yapmalısınız?

 
-Sigarayı bırakmadan önce yakınlarınızdan size destek olmalarını isteyin ayrıca bir beslenme ve diyet uzmanına bırakma dönemi ve sonrası nasıl beslenmeniz gerektiği konusunda danışın.
 
-Düzenli spor yapmaya başlayın. Hem kilo kontrolüne hem de nikotin eksikliğinden dolayı oluşabilecek huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik durumlarını önlemeye yardımcı olur.
 
-Sigara içmek istediğinizde isteğinizi baskılamak için yüksek kalorili besinler yerine haşlanmış veya çiğ sebze, meyve veya meyve suyu, şekersiz çiklet tercih edin.
 
-Kafeinli içecekler sigarayı hatırlattığı için bu içeceklerden mümkün olduğunca uzak durun, bunların yerine meyve suyu veya bol su tüketin.

Sıcak Havalar Çocuğunuzu Sağlığından Etmesin

İsilik sıcağı seviyor

İsilik; kaşıntılı, deriden hafif kabarık ve pembemsi deri döküntüsü ile karakterizedir. Ter bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Sıcak ve nemli hava döküntülerin artmasına yol açar. Kaşıntı sonucunda deride tahribat oluşursa enfeksiyon da tabloya eklenebilir. Önlemek için sık banyo yapılması, pamuklu giysiler giyilmesi ve derinin mümkün olduğunca hava alması gerekir.

Pişiği önleyin

Pişik, bebeklerde en sık görülen deri hastalıklarından biridir. Bezin temas ettiği kalça ve uyluk bölgesinde kırmızı renkte, kabarık lezyonlar şeklinde görülür. Pişikler, bebeğiniz bez kullandığı dönem boyunca tekrarlayabilir, yazın sıcak ve nemin etkisi ile görülme sıklığı artabilir.
•    Bebeğinizin bezini sık sık değiştirin
•    Bez değiştirme sonrası mümkünse altını ılık suyla durulayın, özellikle bebeğinizin cildinin hassas olduğu ilk aylarda ıslak mendilleri alt temizliğinde kullanmayın. Daha sonraki aylarda ise alkol ve parfüm içermeyenlerini tercih edin.
•    Temiz bir havlu ile nazikçe kurulayın ve bebeğinizin altını havalandırın. Böylece cildin kuruması daha çabuk olacaktır.
•    Bezi çok fazla sıkmayın ve cildinin hava aldığından emin olun.
•    Her bez değişimi sonrası çinko oksit içeren pişik koruyucu kremleri kullanmanız pişiklerin önlenmesinde faydalı olacaktır.

Yaz ishali 0-5 yaş arası çocukları tehdit ediyor

Yazın ishale yol açan nedenlerin başında enfeksiyonlar gelmektedir. Yazın ishal yapan mikroplar; virüsler, bakteriler ve parazitlerdir. Bu mikropların bir kısmı yaz-kış ishal yapabilmekte iken; bir kısmı kış aylarını bir kısmı ise yaz aylarını tercih etmektedir.
İshaller en sık 0-5 yaş grubunda görülmekte olup, gelişmekte olan ülkelerde ilk 2 yaştaki ölüm nedenlerinin başında gelmektedir.
•    Hafif ishal vakalarında tedavi evde yapılır. Anne sütü alan bebeklerde emzirmeye devam edilir. Anne sütü almayan 6 aylıktan büyük bebek ve çocuklara alışık oldukları sıvı gıdaların yanı sıra; pirinç lapası, muz, elma püresi, yoğurt, ayran gibi gıdalar verilir. İshal geçene kadar lifli ve yağlı gıdalardan uzak durulur. Öğün aralarında su verilmesi önerilir.
•    Orta ağırlıkta ishal vakalarında hastanede ağız yolu ile sıvı tedavisine başlanır. (Elektrolit solüsyonları) Tedaviye yanıt iyi ise 4-6 saat sonra beslenme başlanır ve hasta eve gönderilir. Kusma olursa tedaviye ara verilip tekrar denenir, aşırı kusma ve genel durumda bozulma durumunda damar yolu ile sıvı tedavisine geçilmesi gerekebilir.
•    Ağır ishal vakalarında hastaya hastaneye yatırılarak damar yolu ile sıvı tedavisi uygulanır.
Dışkıda kan ve iltihap hücreleri varlığında veya ishalin 7 günde düzelmemesi durumunda dışkı kültürü alınmalı ve gerekiyorsa antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.

Çocuğunuz sarışın ya da kızıl saçlı ise daha çok dikkat edin

Uzun süre güneşe maruz kalındığında ciltte önce kızarıklık oluşur (birinci derece yanık), daha uzun süreli hasarlarda cilt üzerinde su dolu kabarcıklar izlenir (ikinci derece yanık). Çocuğunuz açık tenli, sarışın veya kızıl saçlı, renkli gözlü, çilli ise güneş yanıklarına karşı daha hassastır.
•    Çocukları güneş ışınlarının en yoğun geldiği saatler olan 11:00 ile 16:00 arasında güneşe çıkartmayın.
•    Çocuğunuza açık renk, pamuklu kumaştan, bol giysiler giydirin ve başına geniş siperlikli şapka takın.
•    Çocuğunuza güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce güneş koruyucu faktörü (SPF) 30’dan yüksek olan (açık tenli çocuklar ve bebekler için koruma faktörü 50 nin üzerinde olmalı) koruyucu losyon sürün ve 3-4 saat ara ile tekrar edin.
•    Çocuğunuz gölgede bile olsa kum ve denizden/havuzdan yansıyan ışınlarla yanabileceğini unutmayın.
•    Çocuğunuzun gözlerini de güneşten koruyun ve UV korumalı güneş gözlüğü takmasını sağlayın.

Sokakta oynamaya çıkan çocuğunuzu güneş çarpabilir

Çok sıcak günler, terlemeyi zorlaştıran nemli hava, güneş ışınlarının en etkili olduğu öğle saatleri, rüzgarsız günler güneş çarpması riskini artırmaktadır. Çocuğunuzda yazın dışarıda oynadıktan sonra; deride solukluk, baş dönmesi, 38-40 derece ateş, zayıf nabız, terleme varsa güneş çarpmasından şüphelenmelisiniz. Eğer; havale, solunumda düzensizlik, 45 derece üzerinde ateş, deride kızarıklık gibi belirtiler varsa sıcak koması söz konusudur.

Sivrisinek, arı ve böcek sokmalarında panik yapmayın

Isırılan bölgeye soğuk kompres ve buz uygulayın, iğne varsa cımbızla çekerek değil, bıçak sırtı ile sıyırarak uzaklaştırmaya çalışın. Kaşıntıyı azaltmak için çeşitli pomatlar sürmenin yanısıra; ağızdan şurup verilebilir. Ağrı varsa ağrı kesici şurup da alınabilir. Arı sokmasında nadiren anafilaksi adı verilen şok tablosu gelişebilir ve acil müdahale gerektirebilir.

Bahriye Üçok Hasta Konuk Evi Hizmete Başladı

Ülkenin en önemli sorunlarından birinin sağlık olduğuna dikkat çeken Başkan Battal İlgezdi, insan sağlığında da teşhis,tedavi ve tedavi sonrası hasta bakımının önemine dikkat çekti. Türkiye'de sağlık sorunlarına çözüm bulmak için hergün yüzlerce vatandaşın İstanbul'a akın ettiğini belirten Başkan İlgezdi, özellikle anadolunun çeşitli illerinden İstanbul'a gelip kanser tedavisi gören hastaların tedavinin ardından bir süre dinlenmeleri gerektiğini vurguladı. Ancak çok sayıda hastanın ekonomik nedenlerle bu olanağı bulamadığına dikkat çeken Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “kentlerine dönemeyen vatandaşlarımızı hastane bahçelerinden parklardan veya hijyen olmayan yerlerde kalmalarını önlemek için Bahriye Üçok Hasta Konukevi'ni hazırladık.” dedi.

Ataşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdür Vekili Gamze Akkuş İlgezdi de hasta konukevi'nin çalışma ve hasta kabul koşullarına ilişkin şunları söyledi: “ Buraya gelen hastalar önce genel bir sağlık taramasından geçirilecek. Konuk Hastaların ayakta tedavi görmesi şartı aranıyor. Yatarak tedavisi olmadığı için riskli hastaları Hasta Konuk Evimize kabul edemiyoruz.” Küçükbakkalköy Sağlık Ocağı’nın üst katında ücretsiz olarak hizmet veren Bahriye Üçok Hasta Konuk Evi’nde 24 yatak bulunuyor. Hasta Konuk Evi’ne başvurular saat 17.00’a kadar alınıyor. Konuk Evi’nde kalmak isteyen hastalar başvurularını Türkan Saylan Tıp Merkezi’ne ya da www.atasehir.bel.tr internet adresindeki iletişim numaralarından yapabiliyorlar.

Ataşehir Belediyesi 3 İftar Çadırı Kuruyor

Birarada olmanın, birarada iftar açmanın manevi güzelliklerinin yaşanacağı iftar çadırlarında aynı anda 750’şer kişi iftar yapabilecek. İftar çadırları; Küçük Bakkalköy Mahallesi’nde Festival Alanı’na, Örnek Mahallesi’nde Mevlana Cami yanına ve Yeni Çamlıca Mahallesi’nde de Aksekili Mehmet Uslu Cami yanına kurulacak. Bu üç çadırda günde ortalama üç bin 500 – 4 bin kişinin iftar yapması bekleniyor.

4 Milyon Türk Telekom Müşterisi Ev Avantaj Tarifelerini Tercih Etti

Türk Telekom’un geçtiğimiz günlerde açıkladığı 2010 yarı yıl finansal sonuçlarına göre 4 milyondan fazla müşteri Ev Avantaj tarifelerinden yararlanıyor. Ev ve iş telefonlarından cep telefonu aramalarında da önemli avantajlar sağlayan, Ev Avantaj tarifeleri, 7'den 7'ye bedava konuşma,  uluslararası aramaların tüm vergiler dahil dakikasının 6,5 kuruşa yapılması gibi katma değerli kampanyalarıyla da büyük ilgi görüyor. 
 
Ev Avantaj tarifelerinin müşteri ihtiyaçları göz önüne alınarak hayata geçirildiğini ve hızla benimsendiğini belirten Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan şunları söyledi:
 
“Türk Telekom olarak sahip olduğumuz tüm olanakları, müşterilerimizin hayatına daha fazla değer katmak için kullanıyoruz. Bugüne kadar birbirini takip eden kampanyalarla müşterilerimizin birçok beklenti ve gereksinimine yanıt verdik. Özellikle ev ve iş telefonlarının katma değerini artıran, iletişim giderlerinde önemli oranlarda tasarruf sağlayan tarife ve kampanyalarımız müşterilerimizden büyük ilgi görüyor. Ayrıca Ev Gibisi Yok konseptimiz çerçevesinde müşterilerimize sunduğumuz güvenlik, ev sigortası gibi katma değerli uygulamalarımızın da bu ilgide önemli bir payı olduğunu düşünüyoruz. Müşterilerimizden aldığımız güç ve cesaretle önümüzdeki dönemde avantajlı kampanyalarımızı sürdüreceğiz.”
 
Ev Avantaj tarifesi kullanmak için çok neden var.
 
Ev Avantaj tarifeleri, 7’den 7’ye Bedava Kampanyası ile ev ve iş telefonlarından akşam 7’den sabah 7’ye kadar bedava görüşme fırsatı sunuyor. Kampanyada 3 bin dakikalık adil kullanım limiti uygulanıyor. “Ev Avantaj Uluslararası 6,5 kuruş” kampanyasında ise Türk Telekom müşterileri, 1. Kademe uluslararası sabit telefon görüşmelerini tüm vergiler dahil dakikası 6,5 kuruştan yapabiliyorlar. Kampanya Almanya, Fransa, İngiltere, İsviçre, Çin, ABD ve Avustralya gibi genel olarak en çok aranan ülkeleri kapsıyor.
Ev Avantaj tarifeleri ev ve iş telefonlarından cep telefonu aramalarında da önemli avantajlar sağlıyor. “Cebi Aramanın En Ucuz Yolu” kampanyası ile Türk Telekom müşterileri, tüm gün boyunca GSM yönüne aramalarını dakikası tüm vergiler dahil sadece 6.5 kuruşa yapabiliyorlar.
 
Ev Avantaj tarifeleri, ev ve iş telefonlarının katma değerini artıran çok çeşitli hizmetleri de kapsıyor. Tarife kapsamında güvenlik ve sigorta gibi konularda ev ve iş telefonları ile hizmet almak mümkün hale geliyor.

Ataşehir Bulvarı’nda Trafik Kazası

 
 

BBQ Chicken Ataşehir Açıldı

İstanbul 4 Gün Daha Bunalacak

Genç Ciltlerdeki Saflık ve Tazelik, Creme Aroma Tiquel İle Devam Ediyor

Normal ve karma ciltlerde oluşan parlaklık ve yağlanmayı azaltmak için hazırlanan özel formüllü INGRID MILLET Créme Aromatique, cildinizin yağ dengesini düzenliyor. Açık gözenekleri sıkıştırıp toksinlerden arındırarak saf ve temiz bir görünüme kavuşmanızı sağlıyor. Üç farklı işlemi bir arada sunan bitkisel – aromatik içeriği ile cildi arındırıyor, oksijen veriyor ve fazla parlaklığı gideriyor.

Doğallığı, mükemmel derecede saflaşmış ve oksijen almış ferahlığı cildinizde hissetmek istiyorsanız INGRID MILLET Creme Aromatique’den vazgeçemeyeceksiniz.

Daha yüksek ve kalıcı etki için INGRID MILLET Fluide Fruité ferahlatıcı, nemlendirici ve parlaklık önleyici sıvı emülsiyon ile kullanmanızı öneririz.

INGRID MILLET ürünleri tüm seçkin yetkili eczanelerde!

INGRID MILLET Creme Aromatique Dengeleyici Aromatik Krem’in tavsiye edilen son tüketici fiyatı; 50 ml, 191 TL ( KDV Dahil)

Son Hava Bükücü, Ataşehir’in Açık Hava Sinemasında

Adet Tarihiniz Tatil Planlarınızı Altüst Etmesin

Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Altuğ Semiz, adet geciktirici ilaç kullanımı” hakkında bilgi verdi ve kadınlara tavsiyelerde bulundu.

3-4 gün öncesinden ilaç kullanmaya başlayıp tatilde rahat edebilirsiniz

Regl tarihi tatil planı yapılan günlere denk gelen hanımlar adet kanamalarını geciktirebilmek için progesteron hormonu olarak etki eden bir preparat kullanabilirler. Bu ilaç kullanıldığı süre zarfında adet görülmeyecektir. İlaç için ideal başlama tarihi beklenen adet kanamasının başlangıç tarihinden 3-4 gün öncesidir. İlaç günde 3 defa birer adet kullanılır.

Kanama miktarında değişiklik ve vücutta şişkinlik görülebilir
 
Bu ilacın bilinen büyük bir yan etkisi bulunmamaktadır. İlacı karaciğer bozukluğu olan bayanlar kullanmamalıdırlar. Daha önce emboli geçirmiş bayanlarda da kullanılmaması gerekir. Görülebilecek diğer küçük yan etkiler ise adet kanama miktarında değişiklik, vücutta şişkinlik, göğüslerde şişkinlik yapabilmektedir. Genellikle ilacı bıraktıktan 2-3 gün sonra kanama başlamaktadır. İlacı bıraktıktan sonraki ilk adet normalden biraz daha ağrılı ve kanama değişikliği ile beraber olabilmektedir. Bazı kadınlarda ilaçtan sonraki adet döneminde de düzensizlik görülebilmekteyse de vakaların büyük çoğunda ikinci adetle herşey normale dönebilmektedir.
 
İlaç zamanında kullanılmazsa beklenen gecikme sağlanmayabilir

İlaç kullanıldığı hemen hemen her durumda etkili olmaktadır. Eğer ilacı geç kullanmaya başlanmış ise bu durumda adet gecikmesi sağlanamayabilir. Özellikle vücut kitle indeksi yüksek bayanlarda ilaç dozu yetersizliğine bağlı olarak uygulamanın başarısız olma ihtimali yükselmektedir. Bu ilaçla beraber alkol kullanmanın hiçbir sakıncası bildirilmemiştir. Yine de ilaç kullanımı ile alkol alımı arasındaki zamanın artırılması iyi olacaktır.

Adet düzensizliği dikkat gerektirir
 
Adet düzensizliği olan kadınlarda öncelikle bu düzensizliğe neden olabilecek nedenler araştırılmalıdır. Bu amaçla genel bir jinekolojik muayene yapılmalıdır. Yumurtalık kistlerinden erken menopoza kadar bütün olasılıklar muayene ile tamamlanmalıdır. Özellikle adet gecikmeleri olan genç bayanlarda gebelik kesinlikle araştırılmalıdır. Aktif cinsel hayatı olan bütün genç bayanlar adet gecikmesi durumunda öncelikle gebelik testi yapmalı ve test negatif olduğu halde adet gecikmesi devam eden durumlarda doktora başvurmalıdır. Adet gecikmeleri ya da düzensizliğinde eğer altta yatan neden muayenede saptanamamışsa hormon testleri ile tiroid hastalıkları, prolaktin bozuklukları araştırılmalıdır. Genel olarak adet düzensizliği olan bayanlarda özellikle strese bağlı gecikmeleri yahut hızlı kilo alıp verme gibi durumları olanlarda doğum kontrol hapları ile adetler düzenlenebilir. Bunun dışında sık adet gören bayanlarda “luteal faz yetmezliği” progesteron ilaçları ile düzeltilebilmektedir. Bu tarz ilaçları düzensizlik görüldüğü an hastanın kendi başına kullanmaması gerekmektedir. Özellikle doğum kontrol hapları kullanmayı planlayan bayanlar mutlaka doktor kontrolünden geçmeli ve tercihan ilaç öncesi meme muayene / ultrasonografileri yasılarak olası bir meme kisti açısından taranmalıdır. 

Pizza Pizza Ataşehir Açıldı

Succeed: Güler Sabancı: Türkiye’nin Önder Kadını

“Sabancı Topluluğu gibi şirketler, dünya genelinde tanınırlığa sahip. Türk şirketlerinin güçlü yönleri ve gelişme potansiyeline sahip oldukları alanlar nelerdir?” sorusuna yönelik olarak Güler Sabancı, “Türkiye'deki iş ortamı büyük bir potansiyele sahip. Bu da ülkeyi küresel oyunculardan biri haline getiriyor. Öncelikle, Türk nüfusunun yarısı genç ve ekonomiyi geliştirme potansiyeli var. GSYİH'nin önümüzdeki yıllarda yüzde 5-6 oranında büyümesinin beklendiği düşünüldüğünde, bu genç nüfus Türk pazarının en güçlü yönlerinden biri. Diğer yandan, yüksek vasıflı Türk profesyonelleri üstün liderlik, eğitim ve girişimcilik becerilerine sahip olmaları nedeniyle halen çokuluslu şirketlerde kritik pozisyonlarda görev alıyor. Bu yönetsel beceriler, hem Doğu hem de Batı şartlarına adapte olabilmelerini sağlıyor. Pek çok yetenekli Türk, dünya genelinde önemli yönetim pozisyonlarda görev alıyor ve Türk girişimcileri Batı şirketleriyle önemli bağlara sahip. Araştırma ve geliştirme ile inovasyon alanlarına yatırım yapılması gerekliliği Türkiye’deki iş ortamının zayıf yönü olarak görünüyor. Ancak farklı bir perspektiften bakıldığında, bu da bir potansiyel arz ediyor” yanıtını verdi.

Sabancı Holding’in 2010 ve 2011 hedefleri ile ilgili olarak ise Sabancı “2010'da, şirketlerimiz karlı büyüme hedefini sürdürecek. 2010 yılı boyunca ekonomideki belirsizliğin bir önceki yıla nazaran daha düşük olacağını ve bu yılın büyüme yılı olacağını söylemiştik. 2010'da, konsolide net gelirimizin yüzde altı oranında büyümesi ve konsolide operasyonel gelirimizin de 4 milyar Türk Lirası'na erişmesini planlıyoruz. Hedefimiz, ihracat miktarının 1,1 milyar ve yatırımlarımızın 1,6 milyar USD olması yönünde. 2010'da, çalışan sayımızın yaklaşık 58.000 civarında olmasını bekliyoruz” dedi.

“KARBON EKONOMİSİ VE ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GELECEKTE ZORUNLULUK OLACAK”

 
“Sabancı Topluluğu için gelecekte dikkat çekici pazarlar nelerdir?” sorusuna karşılık ise, Güler Sabancı “Karbon ekonomisi ve çevresel sürdürülebilirlik gelecekte zorunluluk olacak. Tüm paydaşlarımız ve çevre için değer yaratacak yenilenebilir enerji kaynakları ve atık yönetimi uygulamaları gibi yeni sürdürülebilir iş olanaklarını değerlendiriyoruz. Rüzgar tedarik zinciri alanında da stratejik fırsatları araştırıyoruz. AB uyum süreci doğrultusunda, katı atıkların imhası için belirli yatırımlar gerekecektir. Çevrenin sürdürülebilirliğini sağlamak adına katı atık yönetimi alanında da arayış içindeyiz. Ayrıca, kurumsal çevresel konulara da başlıca öncelik tanıyoruz. Holding ve şirketlerimiz en iyi çözümleri üretmek için SA Kurumsal Çevre Platformu, SA Çevre Grubu ve SA Çevre Portalı platformlarında birlikte çalışıyor” cevabını verdi.
 “Geçen yıl kaydedilen negatif GSYİH'nin ardından, Türkiye'nin GYSİH'sinin yüzde 5-6 oranında büyümesi bekleniyor. Kısa bir süre önce Goldman-Sachs uzmanları, 2050 yılı itibariyla Türkiye'nin Almanya'nın ekonomik gücüne yetişebileceğini ifade etti. Bu görüşe katılıyor musunuz?” sorusuna ise Sabancı’nın yanıtı şöyle oldu, “Makroekonomik koşullardaki iyileştirmeler ve bankacılık sistemi, kamu finansmanı ve diğer önemli ekonomik faaliyet alanlarında uygulanan kurumsal reformlarla birlikte, Türkiye ekonomisi bugün, geçmiş yıllara göre çok daha güçlü bir hale geldi ve kaydedilen büyüme daha sürdürülebilir bir niteliğe ulaştı. Elbette, modern bir ekonominin hızla değişen bir dünyada güçlü ve rekabetçi halde kalabilmesi için, yapısal reform ihtiyaçları asla son bulmaz. Makroekonomik istikrarın sürdürülmesi, dengeli ve hızlı ekonomik büyümenin ön koşuludur. Reformların ve makroekonomik istikrarın devam edeceğine, Türk ekonomisinin önümüzdeki on yıllar içinde küresel ekonomiden daha hızlı bir ivmeyle büyüyeceğine ve sonunda bugünün büyük Avrupa ekonomilerinin birçoğuna yetişip geçeceğine yürekten inanıyorum”.
 
“EKONOMİMİZ SOFİSTİKE”
 
Sabancı, Türk ekonomisinin temel güçlü yönleri olarak ise şunları belirtti “Ekonomimiz oldukça sofistike bir yapıya sahip. Ağırlıklı olarak otomotiv, dayanıklı mallar, makine, kimyasallar, demir ve çelik gibi yüksek performans sergileyen özel sektörlerdeki devamlı verimlilik kazanımlarıyla sürdürülüyor. Türkiye'nin gelecekteki ekonomik gücü, demografik profilini aşmaktadır. Sahip olduğu insan kaynakları, uzmanlık birikimi ve teknolojik zemini uzun vadeli büyüme potansiyeli arz ediyor. Türk ekonomisinin dışa açıklığının önümüzdeki yıllar içinde, daha çok verimlilik, teknoloji ve yönetim becerisi sağlayacak olan ticari hacimdeki ve doğrudan yabancı yatırım akışlarındaki büyümeyle daha da artacağına inanıyorum. Türkiye, iç pazarı ve Avrupa, Asya ve Afrika'ya kolaylıkla erişilebilirlik sağlayan benzersiz coğrafi konumuyla daha çok sayıda yabancı yatırımcıyı etkileyebilecek bir ülke. AB ile olan yaklaşım ve sürdürülen makroekonomik ve politik istikrar bu bağlamda çok önemli olacak. AB katılım süreci yalnızca daha çok sayıda yabancı yatırımcının ilgisinin çekilmesine değil, aynı zamanda hızlı ve sürdürülebilir büyüme ve politik istikrarın başlıca unsurları olan ekonomik reform ve demokratikleşme süreçlerinin hızlandırılmasına da yardımcı olacaktır. AB katılım sürecinin hükümetlerin başlıca hedefi olmaya devam edeceğine inanıyorum”.
Sabancı Türkiye’yi bekleyen zorluklar için de şunları söyledi,”Türkiye, daha hızlı bir büyümeyi sürdürmek için, insan kaynağı gelişimine daha fazla yatırım yapmalıdır. Bugün Türkiye'nin insan sermayesine ilişkin göstergeler, halen BRIC ülkeleri ve gelişmekte olan dünya ülkelerinin ortalamasının üzerinde yer almaktadır. Ancak Türkiye, AB ortalamaları ile aradaki farkı azaltmak için, bu alana daha fazla yatırım yaparak özellikle tüm seviyelerdeki eğitim kalitesini yükseltmeli ve orta ve yüksek öğrenim seviyelerinde okullaşma oranını artırmalıdır. İnsan kaynağı potansiyelinin tam olarak kullanılması ve beceri profillerinin geliştirilmesi, daha hızlı ve sürekli büyüme sağlayacaktır”.
“Türkiye, Batı Avrupa şirketleri için giderek daha popüler bir iş ortağı haline geliyor. Ancak, bazı Batılı şirketler Türkiye pazarına girmekten korkuyorlar. Bunun sebebi nedir?” sorusunu ise Sabancı, şu şekilde yanıtladı, “Türkiye pazarına girmekten korkan Batılı şirketlerin, önümüzdeki dönemde dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerinden birinde yer alma fırsatını kaçırdığını söyleyebilirim. Türkiye, yabancı şirketleri kendisine yatırım yapmaya ikna etmek için yoğun çaba harcamaktadır. Bu amaçla, Türkiye'deki eğitim seviyesini, özellikle de yabancı dil becerilerini ve teknik eğitimi geliştirmek adına daha fazla iş yapılacağını göreceksiniz. Enerji sektöründeki reformlar; fiyatlandırma, serbestleşme ve özelleştirme dahil olmak üzere devam edecektir. İş piyasası esnekliğinin artırılması, ulaşım ve bilgi teknolojileri altyapısının iyileştirilmesi, kamu yönetiminin geliştirilmesi ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin mevzuatın uygulanmasının güçlendirilmesine yönelik daha fazla ilerleme kaydedilecektir. Kayıtdışılığı azaltma amaçlı önlemler de güçlendirilecektir”.
Sabancı Holding’in sosyal sorumluluk çalışmalarından bahsedilen yazıda, Sabancı’ya bu konunun kişisel önemi de soruldu. Güler Sabancı şu yanıtı verdi “Esasında, bu bizim en önemli konularımızdan biri. Haziran ayında, Sakıp Sabancı Müzesi'nde İstanbul'un 8.000 yıllık tarihi hakkında bir sergi açtık. Sergide, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Türk ve İslam Sanatları Müzesi'nin yanı sıra, Türkiye'nin diğer devlet müzelerinden ödünç alınan eserler sergileniyor. Londra'daki British Museum, St. Petersburg'daki Hermitage Museum, Florence'daki Bargello Museum, Paris'teki Louvre ve Vatican Museum gibi Avrupa'nın çeşitli koleksiyonlarında yer alan sanat eserleri bu çok kapsamlı sergide gösteriliyor. Ayrıca, şehrin Bizans günlerinden bugünlere kadar olan sürede meydana gelen gelişimi, dünya tarihi üzerindeki etkisi ve çağdaş şehirlerle olan etkileşimleri de gözler önüne seriliyor. Sergi boyunca, bugün bile herkesçe bilinmeyen İstanbul tarihi, eğitim programları ve konferansları aracılığıyla ziyaretçilerle paylaşılıyor”.

İstanbul’a Kuvvetli Yağış Uyarısı

Havalar Isınınca Mide Rahatsızlıkları Artar mı?

Yaz sıcaklarında; bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan kişilerin susuz kalmaması ve sıcaktan korunması gerekir. Aşırı sıcaklarda bedensel aktivite ile çalışmak zorunda kalanların sıvı ve elektrolitler yönünden sebze, meyve ağırlıklı beslenmeleri ve susuz kalmamaları çok önemlidir. 
 
Yaz döneminde ortaya çıkan mide rahatsızlıkları, alışkanlıkların mevsime göre değişmesinden kaynaklanmaktadır.
 
•    Tatil öncesi yaza daha formda ve kilo vermiş olarak girme kaygısı ile yapılan dengesiz diyetler sonucu; hazımsızlık, ülser, gastrit ve reflü gibi hastalıklar ortaya çıkmaktadır.
•    Yazın geç saatlere kadar ayakta kalma ve uyku saatlerinin değişmesi , gece geç saatlerde yeme yemek alışkanlıklarını da beraberinde getirmektedir. Uyumadan çok kısa bir süre önce yenen yemekler; hazımsızlık ve reflüye neden olmaktadır. 
•    Artan hava sıcakları nedeniyle sıvı alım ihtiyacının artması ile vücudu serinlettiği düşünülen gazlı ve buzlu içeceklerin kontrolsüz olarak tüketimi; hazımsızlık, gastrit, reflü gibi şikayetlre yol açmaktadır.
•    Alkol alma alışkanlıkları da yaz tatili ile birlikte değişmektedir. Tatilde alkol tüketiminin artması; reflü, ülser, gastrit gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır.
•    Yaz sıcakları nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan besinlerin daha kolay bozulması ve bunlara bağlı gıda zehirlenmeleri ile ishal ve hazımsızlık gibi sorunlar daha sık görülmektedir.
Yaz aylarına özgü ortaya çıkan mide rahatsızlıklarına karşı mide koruyucu önlemler alınması gerekir. Ancak bu önlemler sadece mevsimsel değil, kişilerin mide sağlığı için ömür boyu uyması gereken genel kurallardır.
 
Yaz sıcaklarında mide sağlığınızı korumak için neler yapmalısınız?
 
•    Bilinçsiz ve dengesiz beslenerek diyet yapmayın, tek yönlü beslenmeyin, yaz aylarında beslenmenizde sebze ve meyve ağırlığını artırabilirsiniz, susuz kalmayın. Diyetisyeninizin önerilerine uyun.
•    Az az, sık sık ve iyi çiğneyerek yemek yiyin. Yemek yediğiniz zaman midenizi tam olarak doldurmayın. Sofradan tam olarak doymadan kalkın.
 
‘Doydum, daha fazla yiyemeyeceğim’ diyorsanız, midenize fazla yük yüklemişsiniz demektir. Yatmadan önce yemek yemeyin. 
 
•    Sigara içmeyin, tatilde alkol miktarını artırmayın ve minimum düzeyde tüketin.
•    Aşırı soğuk, aşırı sıcak, aşırı baharatlı, aşırı yağlı, aşırı salçalı yiyecek ve içeceklerden uzak durun.
•    Genel temizlik ve hijyen kurallarına uyun.
•    Kronik rahatsızlıklarınız varsa özel diyetinizi ihmal etmeyin ve ilaçlarınızı düzenli olarak alın.
•    Stres ile başa çıkma yollarını deneyin, düzenli bedensel aktivite yapın, gerektiği kadar dinlenin. 

Pide Ramazan’da 1 TL Olacak

Zamanın İnce Ayarı İstanbul Muvakkithaneleri

Her şehir ve kasabada bir Muvakkithane bulunurdu…
 
Osmanlı-Türk medeniyetinde imaret adıyla bilinen kamu binalarından olan muvakkithaneler, hemen her şehir ve kasabada cami veya mescitlerin bahçesinde bir iki oda halinde bulunurdu. Muvakkithaneler bulundukları külliyenin vakfı tarafından idare edilir, buralarda çalışan kimselere ise zamanı ayarlayan kişi anlamında “muvakkit” denilirdi.
 
Özellikle İstanbul’da adım başında bir muvakkithane vardı. En acele işi olanlar bile onların penceresi önünde durarak cebinden altın, gümüş, kordonlu, kordonsuz saatlerini çıkarır ve kurarlardı.
 
Evliya Çelebi’nin Gözdesi Bayezid Muvakkithanesi…
 
Emeviler döneminde ortaya çıkan muvakkithaneler, Osmanlılarda özellikle İstanbul’un fethinden sonra yaygınlaştı. Şehr-i Şehir’de ilk inşa edilen muvakkithane, 1470 tarihli Fatih Camii Muvakkithanesi en meşhuru ise Bayezid Camii Muvakkithanesiydi. Evliya Çelebi bu ünün, muvakkithane saatlerinin çok dakik olmasından ileri geldiğini söylüyor.  Teşvikeye, Yavuz Selim, Fatih, Şehzade, Eminönü ise İstanbul’un diğer meşhur muvakkithanelerdendi.
 
Astronomi dersleri de verilirdi…
 
İsteyenlere basit astronomi derslerinin de verildiği muvakkithanelerde bazı muvakkitler, senelik takvim ile Ramazan ayı için imsakiye hazırlardı.  Muvakkitlerin hemen hemen tamamı basit astronomi aletlerini kullanmayı bildikleri gibi içlerinde bu sahada eser verecek seviyede bilgi sahibi olanlar da vardı.
 
Muvakkithaneler, muvakkitlerin bilgisine göre hem bir astronomi eğitimi yeri ve hem de basit bir gözlemevi idi. Bu yüzden İstanbul’daki bazı muvakkithanelerin, müneccimbaşıların(astrolojik hesaplara dayanarak uğurlu zamanı padişaha belirtmekle görevli kişi) yetişmelerinde önemli bir yeri bulunmaktaydı.
 
Osmanlının son dönemine kadar varlıklarını sürdürdüler
 
Muvakkithaneler, Osmanlının son dönemlerinde özellikle Sultan Abdülmecid döneminde (1839- 1861) meydan saatlerinin yapılmaya başlanması ve mekanik saatlerin yaygınlaşması ile önemini yitirmeye başlasalar da, İstanbul beyefendileri, saattlerinin ayarlarını kontrol için, muvakkithanelerin saatlerinin doğruluğuna inanarak buralara uğramaya devam etmişlerdir.
 
Cumhuriyetin ilanı ile “Başmuvakkitlik” adı altında kurulan yeni bir müesseseye devredilen muvakkithaneler, 20 Eylül 1952’de kapatıldı. Bu gün bazı muvakkithanelerin binaları halen mevcut olmakla beraber, ne yazık ki çoğu metruk ya da başka amaçlarla kullanılıyor.

Wingiez Ataşehir’den Ekonomik Lezzetler

TFF-Ülker Futbol Köyleri Başarıyla Tamamlandı

Türkiye’nin dört bir yanından gelen çocukları futbol çatısı altında birleştirerek, sosyal-kültürel-kişisel gelişimlerine katkı sağlamayı hedefleyen proje kapsamında 240’ı kız, 320’si erkek olmak üzere 12 yaşındaki 560 çocuk eğitim gördü. Erkek köyleri Sakarya, Sivas, Erzurum ve Sinop illerinde, kız köyleri ise Kocaeli, Trabzon ve Malatya illerinde gerçekleştirildi.

Türkiye’nin 81 illinde gelerek erkek köylerinde 7 gün, kız köylerinde 9 gün boyunca eğitim olan çocuklar unutulmaz anılarlar evlerine döndüler. Futbolun yanı sıra ilk yardım, çevre, afet yönetimi, satranç gibi farklı konularda eğitim gören çocuklar aynı zamanda, projeye bu yıl dahil olan Dr. Yasemin Bradley’den dengeli beslenmenin kurallarını öğrendiler ve usta sanatçı Ayla Algan yönetimindeki Ekol Drama’dan yaratıcı drama dersleri aldılar.

Futbol köylerinde çocukların sadece futbol yeteneklerini geliştirmekle kalmayıp futbolun özünde var olan kardeşlik, centilmenlik, paylaşma ve dayanışma ruhunu da keşfettiklerini belirten Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Genel Direktörü Ersun Yanal, “Çocuklarımıza sunduğumuz eğitim olanaklarının hem gelişimlerinde hem de hayatlarında önemli bir fark yaratacağına inanıyoruz” dedi. Yanal, projenin öncelikli hedefinin profesyonel futbolcu yetiştirmek olmamasına rağmen Futbol Köyleri sayesinde yetenekli çocukların genç milli takımlara kadar yükselebildiğini de sözlerine ekledi.

Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker,  yıllardır sporun içinde yer alan bir marka olarak Türk sporunun geleceği olan çocuklara yönelik projelere destek vermeyi çok önemsediklerini vurguladı. Şeker: “Çocuklarımızın; eğitim almalarına, sosyalleşmelerine olanak sağlayan, ülkemizdeki potansiyelin verimli bir şekilde değerlendirilmesine ve yetenek havuzunun genişletilmesini sağlayan bu projeye 4 yıldır destek veriyoruz. Çocuklarımıza burada futbol dışında sunduğumuz eğitim olanaklarının hayatlarında önemli bir fark yaratacağına inanıyoruz. Daha çok çocuğun spor yapabilmesi amacıyla Türkiye Futbol Federasyonu ile işbirliği içerisinde hayata geçirdiğimiz HERKESiçinFUTBOL projeleriyle, şu ana kadar 50 bin çocuğa ulaştık. Hedefimiz bu sayıyı 100.000’e ulaştırmak” dedi.  

İlki 2007 yılında Van’da düzenlenen Futbol Köyleri’nde, bu yıl 64 antrenör eşliğinde toplamda 192 saat futbol antrenmanı ve kampın 6. gününden itibaren şenlik formatında düzenlenen turnuva organizasyonunda 28 maç yapıldı. Futbol eğitiminin yanı sıra 25.5 saat satranç, 55 saat yaratıcı drama çalışması gerçekleştirildi.

Uzmanlar eşliğinde düzenlenen eğitim programlarının uygulandığı TFF-Ülker Futbol Köyleri aracılığıyla 2007’den bu yana toplam 2640 çocuğa ulaşıldı.

BP Club’dan Yaz Hediyesi

BP Club kartlarını kullanarak kampanyadan yararlanan BP Club üyeleri, bir yandan da  BP Club puanlarını kazanmaya da devam edecekler. Kampanyadan faydalanan müşterinin BP Club kartından herhangi bir puan düşümü de olmayacak.
Tek seferde 100  TL ve üzeri akaryakıt veya toplamda 100 TL otogaz alan ve müşteriler, BP Club kartları ile puan kazanma işlemi gerçekleştirdiklerinde BP Club POS cihazından çıkacak puan kazanma slibinde yer alan şifreyi POS cihazındaki "Şifreli işlem menüsü" aracılığı ile POS'a girererek hediyelerini alabilecekler.

Suya Balıklama Atlarken Boyun Travmalarına Dikkat

En çok gençlerin başına geliyor
 
Yaz aylarında hastanelerin acil servis ve beyin cerrahi bölümlerine boyun (servikal) travması sebebi ile getirilen hasta sayısında artış izlenmektedir. Boyun travmalarının en sık nedenleri arasında trafik kazaları, yüksekten düşme ve havuz veya denizde özellikle sığ sulara yapılan balıklama atlayış hareketleri sayılabilir. Boyun travması geçiren hastaların nispeten genç yaşta olmaları dikkat çekicidir.

Sığ suya atlamak boyun travmasına davetiye çıkarıyor

 
İnsan vücudunda omurganın en önemli görevleri, vücut ağırlığının taşınmasına yardım etmek, vücut hareketlerine katkı sağlamak ve omurga kanalı içinden geçen omuriliği ve sinirleri korumaktır. Omurga sisteminin en hareketli bölgesi boyun bölgesidir. Baş ağırlığını taşıyan ve her yöne hareketi destekleyen bu bölge aynı zamanda omuriliğe de koruma sağlar.

Yapılacak yanlış bir hareket ile meydana gelecek olan boyun travması, boyun omurlarından bir veya birkaçında kırıklara, omurların birbiri üzerinde kaymasına (listezis) ya da omurların bir arada durmasını ve kafatasına tutunmasını sağlayan bağlarda hasara neden olarak omurilik yaralanmasına yol açabilir.

Yanlış ilk yardım daha kötü sonuçlar doğuruyor

 
Boyun travması geçirdiği bilinen ya da şüphe edilen kişiler, boyun bölgesi sabit hale getirilerek, mümkün olduğunca kısa sürede tam donanımlı bir sağlık merkezine ulaştırılmalıdır. Hızlı hareket etme endişesi ile hastalara daha çok zarar verebilecek transfer şekillerinden kaçınılmalı, hastanın mevcut olan pozisyonu uzman bir hekim tarafından görülene kadar korunmaya çalışılmalıdır.

Doğru tanı ve tedavi yaklaşımı çok önemli

 
Yeterli donanıma sahip bir merkezde boyun travmalı hastalara, uzman hekim tarafından muayene edildikten sonra birtakım tetkikler uygulanır. Bu tetkikler; radyografi, fonksiyonel grafi, tomografi ve manyetik rezonans görüntülemeyi kapsar. Tetkiklerin neticesinde cerrahi girişim gerektirecek bir durum saptanacak olursa, gerekli donanımı olan bir merkezde, yeterli tecrübeye sahip bir cerrahi ekip tarafından girişim uygulanmalıdır.

Ataşehir Belediyesi’nden Sağlık İçin Dev Adım Türkan Saylan Tıp Merkezi

Ataşehir için oluşturulan ATASES projesinin en önemli ayaklarından biri olan Tıp Merkezi'nin son teknolojiye sahip tıp cihazları ile tam donanımlı olarak hizmet vermeye hazır olduğunu söyledi. Ataşehirlilere çağdaş yaşamın en önemli ayaklarından biri olan sağlık hizmetlerini sunmak için başlatılan çalışmaların meyvesini vermeye başladığını belirten Başkan İlgezdi, Tıp Merkezine Türk kadınının yüz akı, bilim insanı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı eski Başkanı Prof. Dr Türkan Saylan'ın isminin Belediye Meclisinin kararı ile verildiğini açıkladı.
 
TÜRKAN SAYLAN TIP MERKEZİ

Ataşehir Küçük Bakkalköy Mahallesi, Vedat Günyol Caddesi üzerinde, 1200 metrekare alan üzerinde, 8 katlı olarak kurulan Ataşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdüdrlüğü Türkan Saylan Tıp Merkezi 1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren SGK ile yapılan protokol gereği SGK'lı vatandaşlara sağlık hizmeti vermeye başlayacak.

Ataşehir Belediye Başkanlığı Sağlık İşleri Müdürü Gamze Akkuş İlgezdi, Tıp Merkezinin fiyat politikasının; diğer belediyelere bağlı sağlık hizmet merkezleri ve Kızılay gibi kurumların fiyatlarının baz alınarak belirleneceğini açıkladı. Gamze Akkuş İlgezdi, “Ataşehir Belediyesi olarak; bu merkezin yanısıra her mahallede sağlık ocaklarının yaygınlaşması ve daha çok Ataşehirlinin sağlık hizmetlerinden faydalanmasını hedeflediklerini de” vurguladı.
    
Sağlık İşleri Müdürü Gamze Akkuş İlgezdi, Tıp Merkezi'nde kulak, burun, boğaz, göz hastalıkları, dahiliye, çocuk hastalıkları, kadın hastalıkları, pedagoji, aile hekimi uzmanlığı, acil servis ve diş polikliği, laboratuar bölümünde; röntgen, ultrason, kemik yoğunluğu ölçümü hizmetlerinin yanısıra evlilik, işe giriş ve ehliyetle ilgili sağlık raporlarının da verileceğini söyledi.

 
Ataşehir Belediyesi Türkan Saylan Tıp Merkezi'nde 21 kadrolu hekim, 9 hemşire, 2 acil tıp teknisyeni, 2 röntgen teknisyeni, 1 diş teknisyeni, 3 diş hekimi yardımcısı, 1 pedagog, 1 psikiyatri uzmanı, 2 laborant ve 20 kişilik yardımcı personel görev yapıyor.

EEkol Lojistik Dünya Liderlerinden BASF İle Anlaştı

“Gerçekleştirdiğimiz anlaşmaya göre ilk etapta üç yıl olmak üzere sektörünün lideri BASF’ın Belçika-Türkiye arası karayolu taşımacılık operasyonlarını yürüteceğiz. Yarattığımız ileri teknoloji altyapılı ve çevreci çözümler; hizmet kalitemizin yanı sıra müşterilerimizin bize olan güvenini de arttırıyor. BASF gibi dünya devlerini ailemize katmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yaptığımız bu anlaşmayla uzun soluklu bir çözüm ortaklığının temellerini attık. İlerleyen süreçte BASF’ın Belçika taşımalarının yanı sıra Almanya taşımalarını da almayı hedefliyoruz” dedi.

iPad Türkiye’de İlk Olarak Migros’ta Satışta

2290 TL, 64 GB'ın ise 2490 TL. Sanal mağazası, Kangurum’u hareketlendirmek için Migros daha önce de iPhone’larda kayda değer bir indirim yapmıştı.

Uluslararası İş Dünyasından Turkcell’e 13 Ödül

www.turkcell3g.com ile ‘Pazarlama Web Sitesi’, ‘Garanti e-trader’ ile ‘Finansal Servisler’ ve ‘AdinAction Geliştirme Takımı’ ile ‘Yılın Ürün Geliştirme Takımı’ kategorilerinde birinciliğin sahibi olan Turkcell, 7 farklı kategoride de 10 “Onur Ödülü” aldı. Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, “Avrupa’da Yılın Yöneticisi” dalında “Onur Ödülü”ne layık bulunurken, “Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi” kategorisinde hem Kardelenler hem de Gönül Köprüsü projeleri onur ödülü kazandı.
 
‘Onur Ödülü’ alan diğer dallar ve ödüller ise şöyle:
*Yılın Yönetim Takımı kategorisinde;  Turkcell Yönetim Takımı
*Yılın İletişim Takımı kategorisinde;  Turkcell Kurumsal İletişim Takımı
*Yılın Pazarlama Kampanyası kategorisinde;  Turkcell VINN
*Yılın Yeni Servisleri kategorisinde; TıklaKonuş ve Turkcell Konuşanİlan
*Yılın Yeni Telekomünikasyon Servisleri kategorisinde; Turkcell Mobil Öğrenme ve Turkcell – NTV Haber Paketi

Ödül töreni İstanbul’da

 
International Business Awards töreni, 27 Eylül’de İstanbul’da Ritz Carlton Oteli’nde gerçekleşecek bir gala gecesiyle sahiplerini bulacak.
Turkcell Genel Müdür Yardımıcısı Koray Öztürkler;  “Turkcell olarak öncelikli hedeflerimizden biri şirketimizi dünyanın en büyük iletişim ve teknoloji şirketleri arasına taşımaktır. İş dünyası alanında dünyanın en prestijli organizasyonlarından biri tarafından 13 ödüle birden layık bulunduk. Bu ödüller yolumuzda emin adımlarla ilerlediğimizin önemli bir göstergesidir ve Turkcell ailesi için onur vericidir” dedi.
Turkcell hem Türk şirketlerine hem de birçok dünya şirketine fark attı
7 senedir verilen International Business Awards’da bu yıl 28 ülkeden şirketler birçok kategoride yarıştı. Uluslararası iş dünyası nezdinde dünyadaki en prestijli ödüllerden biri olan yarışmada Turkcell bu sene AT&T, Roche, Coca-Cola, Samsung ve Microsoft gibi birçok dünya devi ile yarıştı. 
Yılın en başarılı şirketleri, takımları, ürünleri; yaratıcılık, inovasyon, büyüme ve odaklılık gibi kriterlerle “Jüri Üyesi ve Danışmanlar Kurulu” tarafından iki aşamada değerlendiriliyor. Yönetim, Şirket, Yeni Ürün, Yaratıcılık, Müşteri Hizmetleri, İnsan Kaynakları, Bilişim Teknolojileri, Pazarlama, Halkla İlişkiler gibi ana kategorilerin çeşitli dallarında; birinci ve madalya verilecek olan “Onur Ödülü” sahipleri seçiliyor.

AvivaSA Müşterilerine Kasko Ve Ev Sigortasında İndirim

%10 indirim avantajından faydalanmak isteyen AvivaSA müşterilerinin, Aviva Sigorta’nın 0216 444 28 00 numaralı çağrı merkezini arayarak AvivaSA müşterisi olduklarını beyan etmeleri; adlarını, soyadlarını ve müşteri numarası bilgilerini vermeleri yeterli olacak. 
AvivaSA müşterileri bu avantajla birlikte poliçelerini de hızlı bir şekilde alabilecekler. AvivaSA müşterilerinin Aviva Sigorta’nın çağrı merkezi üzerinden aldıkları teklifin poliçeleşmesi durumunda poliçeleri e-posta yoluyla kendilerine ulaştırılıyor.

LYS Sonuçları Açıklandı

Sıcak Hava Kalbi Yoruyor

Hava sıcaklıklarının artması, özellikle kalp hastaları açısından bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Kalp krizleri mevsimsel olarak yazın artış gösteriyor. Bunun en önemli nedeni tuz ve elektrolit kaybı ile birlikte kanın pıhtılaşma oranının artması. Olası bir kalp krizini önlemek için özellikle kalp hastası olan kişilerin bol sıvı alarak güneşin zararlı etkilerinden korunmaları çok önemli.

Sıcak ve nemli havalar kalp hastaları için risk faktörlerini beraberinde getiriyor
 
Aşırı sıcak ve nemli havanın özellikle kalp damar hastaları, hipertansiyon ve kalp yetersizliği olan hastalar için artmış bir risk meydana getirdiği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Vücut ısısını sabit tutan en önemli mekanizmalardan biri cildin kan dolaşımıdır. Cildi besleyen damarlar soğukta büzüşerek, sıcakta ise genişleyerek vücuttaki ısı kaybını azaltmaya veya artırmaya çalışır. Bu durum kalbin daha fazla çalışmasını gerektirir. Kalp yetersizliği bulunan hastalarda kan akımının ağırlıklı olarak cilde yönlenmesi, hayati organlara olan kan akımının azalmasına yol açabilir.

Su ihtiyacı dengelenmezse kalp yetersizliği oluşabilir 

 
Vücudun sıcağa karşı aldığı en etkili yöntem terlemedir. Nemli deriden su buharlaşırken cilt de soğumaya başlar. Doğal olarak bu durumda sıvı ve elektrolit denilen tuz ve mineraller kaybedilir. Damarlarda dolaşan sıvı hacminin azalması, kanın akışkanlığının ve böbreklerden geçen kan miktarının azalmasına neden olur. Bu durum, yeterli sıvı alınmadığı takdirde böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açabilir. Bunu dengelemek üzere böbrek ve böbreküstü bezlerinden salgılanan maddeler damarların büzüşmesine ve ani tansiyon yükselmeleri ile kalp yetersizliği bulgularının artmasına neden olabilir.

Hipertansiyon hastalarının ilaçlarını yaza göre düzenlenmeli

 
Hipertansiyonu bulunan ve idrar söktürücü ilaçlar kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı almaları çok önemlidir. Aksi takdirde ani tansiyon düşmeleri, böbrek fonksiyonlarında bozulmalar ortaya çıkabilir. Bunun yanında tansiyon düşürücü olarak kalsiyum kanal blokeri kullanan bazı hastaların sıcaklarla birlikte bacaklarında ve ayak bileklerinde gözlenebilen şişliklerde artış olmaktadır. Bu durumdaki hastalar tuz kısıtlamasına biraz daha fazla dikkat etmelidir.
 
Hipertansiyon çoğunlukla herhangi bir şikayete yol açmayan bir hastalık olduğundan çoğu hasta kan basıncındaki değişikliklerin farkına varamaz. Özellikle mevsim değişikliği dönemlerinde kan basıncındaki değişiklikleri daha yakından izlemekte yarar vardır. Bu nedenle, yüksek tansiyonu bulunan hastalar yaz aylarında herhangi bir sorun yaşamamak için doktorlarına danışmalıdır. Böylelikle bu hastaların ilaç kullanımları eğer hekimleri tarafından gerekli görülürse yaz dönemi için yeniden düzenlenebilir.

Aşırı sıcaklarda kalp krizleri artıyor

 
Aşırı sıcak ve nemli günlerde, kalp krizi geçiren veya kalp ve damar hastalığı nedeni ile yaşamını yitirenlerin sayısı artış göstermektedir. Aşırı sıcak dalgalarının yaşandığı yıllarda yapılan gözlemsel çalışmalarda özellikle yaşlı ve yandaş hastalıkları olan hastaların daha fazla etkilendiği görülmüştür. 

Ani bir kalp spazmı ya da krizinde ne yapılmalı?

 
Böyle günlerde daha önceden kalp damar hastalığı olan hastaların, mümkün olduğu kadar serin yerlerde kalmaları, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetleri başlarsa, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları çok önemlidir.

YAZ MEVSİMİNDE KALP SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN ÖNERİLER:

 
Sıcak havanın metabolizmanın çalışmasını olumsuz etkilemesini engellemek ve yaz aylarını sağlıklı geçirmek için alınacak bazı temel tedbirleri ise şöyle sıralamak mümkün.

•    Yaz aylarında açık renkli, rahat ve bol, terlemeyi artırmayan kumaştan yapılmış giysileri tercih edin.
•    Ağır, yağlı yemeklerden kaçının, az ve sık aralıklarla, sebze ve meyveden zengin bir tarzda beslenmeye çalışın.
•    Alkol alıyorsanız dikkatli olun. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde açık havada güneş altında kesinlikle alkol almayın.
•    Yaz aylarında günlük sıvı ihtiyacı 2-3 litreye çıkmaktadır. Yazın günde 2-2.5 litre su tüketmeye özen gösterin.
•    Soda ve maden suyu tüketiminde dikkatli olmalıdır. Kontrolsüz maden suyu ve soda tüketimi tansiyonu yükselteceği gibi, kalp yetmezliği bulgularının da ortaya çıkmasına ya da daha ağırlaşmasına neden olabilir.
•    Özellikle güneşin dik olduğu saatlerde açık havada dolaşmayın.
•    Terle birlikte vücudumuzda elektrolit, özellikle de sodyum kaybı fazla olacağından, doktorunuzun fikri doğrultusunda tuz kullanın.
•    Denize, sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girin, kumda güneş banyosu yapmayın, denizde kıyıya paralel olarak yüzün. Açıklarda yüzmeyin.
•    Doktorunuza danışarak hipertansiyon ilaçlarınızın yaza göre düzenlenmesini sağlayın. 
•    Uzun seyahate çıkmadan mutlaka kalbiniz ile ilgili kontrollerinizi yaptırın.

Tatilde Açık Büfelerin Cazibesine Bu Önlemlerle Karşı Koyun

Açık büfe ya da zengin mönülü restoranlarda yeterli ve dengeli beslenmek için sağlıklı beslenme bilinci ile hareket etmek çok önemlidir. Aksi halde tatilde ince görünmek için verdiğiniz birkaç kilo fazlasıyla geri yerine gelecektir. Ancak birkaç basit önlemle açık büfenin çeşitliliğini sağlığınızı korumak için bir fırsata dönüştürebilirsiniz.

•    Yemek tercihlerini günün geri kalan kısmında ne yiyeceğinizi düşünerek yapın.
•    Fiziksel aktiviteyi ihmal etmeyin. Yemeklerden sonra kısa bir yürüyüş yapabilir, bulunduğunuz yerin imkânlarına göre yüzme, aerobik vs… yapabilirsiniz.
•    Herhangi bir öğünü fazla kaçırdığınızda başka bir öğünü atlamamalısınız. Gün içerisine yapacağınız ufak ara öğünler, hem iştahınızı azaltır ve hem de enerji harcamanızı artırarak kilo almanızı engeller.
•    Tabağınızdaki yiyeceklerin içindekileri ve pişirilme yöntemini öğrenin.
•    Etrafınızdaki insanların seçtiği yiyeceklerden etkilenmeyin, kendi seçimlerinizi yapın.
•    Sadece salatayla öğününüzü geçiştirmeyin. Yanında mutlaka et, tavuk ya da balık gibi protein içeren bir besin tüketmeye özen gösterin.
•    Salata sosları, yağlı peynirler, kızartılmış ekmekler, yağlı tohumlar, patates veya makarna salatası gibi yüksek yağ içeren besinler, salata çeşitlerinden yüksek kalorilidir. Bu nedenle tercihlerinizi yaparken dikkatli olun.
•    Yüksek yağ ve mayonez içeren soslardan uzak durun.
•    Yemeğinizi yavaş ve sakin bir şekilde yiyin; aşırı doymuş hissetmeden önce yemeyi bırakın. Doyduğunuzu hissettiğiniz anda tabağınızı bırakın.
•    Yemeğinizi yavaş ve sakin bir şekilde yiyin; aşırı doymuş hissetmeden önce yemeyi bırakın. Doyduğunuzu hissettiğiniz anda tabağınızı bırakın.
•    Denemek istediğiniz yiyecekleri sıraya koyarak, farklı öğünlerde bir tanesini az miktarda deneyin. Böylece öğünlerinizde daha dengeli besleneceksiniz ve öğünleriniz daha çeşitli olacaktır.

Tatildeyim ama kendi yemeğimi kendim yaparım diyorsanız…

 
•    Öğün atlamak bir sonraki öğünde daha fazla yemek yenilmesinin yanında farkında olunmadan yağ miktarının artmasına, kas ve su kaybının olmasına neden olmaktadır.
•    Özellikle güneş ışınlarının daha dik geldiği tatil beldelerinde sıvı alımına daha çok dikkat etmek gerekmektedir. Günlük su tüketimi de azalırsa vücutta depolanan yağ miktarı artar.
•    Şeker ve şekerli tüm besinlerden uzak durulmalıdır (Çay şekeri, bal, reçel, pekmez, çikolata, pasta, hazır meyve suları, meşrubatlar, kolalı içecekler, tatlılar…). Şekerin fazlası da vücutta yağ olarak depolandığı için mümkün olduğunca az tüketilmesi uygun görülmektedir.
•    Margarin, tereyağı gibi katı yağlar yerine bitkisel sıvı yağları tercih edin. Süt, yoğurt ve peynirde de doymuş yağlar bulunduğu için yarım yağlı veya yağsız (light) olanlarının tüketilmesi önerilmektedir.
•    Kırmızı et yerine beyaz ete daha çok ağırlık verin. Ancak beyaz et de olsa aşırıya kaçmayın. Öte yandan etin görünen yağını ve tavuğun derisini mutlaka ayırın.
•    Enerji değeri yüksek, besin değeri düşük; kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi aşırı yağlı yiyeceklerden kaçının.
•    Yiyecekleri kızartmak, kavurmak yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerini kullanarak hazırlayın. Besinler kızartıldığı veya kavrulduğu esnada %10 – 15 oranında yağ çekerler.
•    Yağ alımını azaltmak adına etle pişen yemeklere yağ koymayın.
•    Tereyağı, margarin gibi katı yağlar yerine; zeytinyağı, mısırözü yağı, soya yağı, kanola yağı, fındık yağı veya bitkisel karışım yağları kullanın. Ayrıca kullanılan yağ zeytinyağı bile olsa mucize bir yağ değildir, ekmeği bandırarak tüketmeyin.
•    Pasta, kek, kurabiye, börek vb hamur işlerinde de bol miktarda yağ, şeker, un, yumurta kullanıldığı için mümkün olduğunca bu besinleri yemekten kaçının.
•    Sebze – meyve tüketimi de artırılmalıdır. Ancak posa kabuk ve kabuğa yakın yerlerde bulunduğu için, soyulmadan yenilebilenleri (gaz, şişkinlik yaratmıyorsa) kabuklarıyla birlikte, en azından çok ince soyarak tüketin. Mevsiminde en çok bulunanı seçmek fiyat, hormon ve besin kaybını önlemek açısından her zaman için daha avantajlıdır.

Temassız Kart, Akbil’in Yerini Alacak

Facebook’tan İngiliz Çocuklara Panik Tuşu