Anneler Günü Değil, Annelere Hediye Alma Günü

Giderek daha çok tüketip her şeyi maddesel değerlere döküyoruz. Annemize hediye alıp, mutlu etmek güzel bir şey olsa da onlar bundan çok daha fazlasını hak ediyorlar.

Ataşehir’e New York Times’dan Övgü

Teorem Dershaneleri Ataşehir

teorematasehir@teoremozel.com

Girne Cad. No:47 Ataşehir İstanbul

455 04 04

http://www.teoremozel.com/

Ataşehir Kurye

Ata 2-3 Plaza Ataşehir

469 55 46

0553 427 24 46

Bir Kapakla Sen de Engelleri Aş

Ataşehir Tane Tane Kapak Topluyor, Adım Adım Engelleri Aşıyor Kampanyası ile engelli vatandaşlar tekerlekli sandalyeye kavuşturulacak. 4 Haziran 2010 tarihine kadar sürecek olan kampanya ile ambalaj atıklarının plastik olan kapakları ilçedeki okullarda ve halktan gelecek olan talepler doğrultusunda toplanıp, anlaşmalı geri dönüşüm firmasına verilecek. Buradan elde edilen gelirle ihtiyaç sahibi engelli vatandaşlara tekerlekli sandalye alınacak.

Protokolün imzalanması ile çok önemli bir geri dönüşüm projesinin daha Ataşehir Belediyesi tarafından hayata geçirildiğine dikkat çeken Belediye Başkan Yardımcısı Zafer Nuhoğlu, “Kampanyamıza 22 Nisan günü start verdik. Ancak iş yoğunluğu nedeniyle  protokolünü bu gün imzalayabildik. Ataşeahirlilerin duyarlılığına güveniyorum. Çevre ile ilgili diğer kampanyalarımızda olduğu gibi bu kampanyamıza da gerekli desteği vereceklerinden şüphemiz yok” dedi. Ataşehir Tane Tane Kapak Topluyor, Adım Adım Engelleri Aşıyor Kampanyası’na destek vermek isteyenler Ataşehir Belediyesi Çevre Müdürlüğü’nün 0216 570 50 99  numaralı  Alo Çevre Hattı'ndan ayrıntılı bilgi alabilirler.

Fito-zayıflama: Doğada Zayıflatan Üç Çare

"Fito-zayıflama" cilt altında yıllardır biriken inatçı yağları  yok etmek umuduyla çabalayan ama başaramayanlar için.  Herbalium Bitki Merkezi'nin uzmanları bunun için doğal ve bitkisel  yolları  araştırıyor. Merkez'in yöneticisi Volkan Kurt. "Kilo nedeniyle  mücadele eden çok insan var. Adeta inatçı kilolara ve  selülitlere sahip  olanlar için tasarlanmış bitkiler mucize  yaratıyor.. Yağ yakmayı etkinleştirmek için bir tonik görevi  gören doğal güçler, kilodan kurtulmaya doğru çözüm getiriyor.  Kullananların  da tanıklıklarıyla  bütün bu uygulamanın sonucunda, yağlı ve pütürlü bögeler yok olarak  "sütun gibi"   bir vücudun yolu açılıyor.  Kurt, "Kilo, Türk  kadını  için kronik bir  sorun. İştahları ile başedemiyorlar  ve küçük bir mideyi zamanla  büyüterek daha da çok tüketmeye  başlıyorlar. Bitkilerin toz haline getirilmiş olanı iştahı  kesiyor, doğal yağların bedendeki işlemi ise inceltiyor,  yağlardan pürüzlü hale gelen vücudu yeniliyor. 1.5 ay içinde  deri altına hiçbir yağlı kalıntı bırakmıyor.  Doğal çay ise bedeni temizleyen yağların kolayca atılımını sağlayan bir sıvı görevi görüyor: Şimdiye kadar hiç doğal kombinasyon böyle bir zayıflama şansı  vermedi"  diyor.  Kadınların pek çok çoğunun fiziksel görünümüne darbe vuran   selülitli alanlardaki "portakal kabuğu' etkisi için doğal güçler devreye giriyor. O bölgeyi özel bitki yağı ile ovmak yeterli.

Kilolar gidince gevşeyen cildi  de yeniliyor

 
Doğal bitkilerin gücüne inanan herkesin başvurduğu yol, şişmanlar arasında büyük ilgi görüyor.  Yeterli yakma enerjisini içinde taşıyan biyoaktif bitki  moleküllerinin gücü, şişman bedenin her kısmı  için işlevsel. Fito-zayıflama yoluna en çok, sürekli bir  mücadeleyle yorulan kilo verme savaşçıları ilgi gösteriyor. Yeme yoluyla tüketilen öğütülmüş bitki ve tohumlardan elde edilen toz zayıflamanın sadece hızlı değil kalıcı yolunu da getiriyor.  Bitkilerden çıkan yağlardan oluşan doğal inceltici ise  hızla deri altında inip, idrar yolu ile  fazlalıkları bedenden atıyor. Üçüncü yol ise bunları devam ettirirken, kiloları yok edici özelliği buluna çaydan günde üç kez içmek. Kısa sürede sağlıklı  incelme sürecini hızlandırıyor bu üç çare..  Vücut 40 günde yağlardan arındırılırıyor, besinlerin yağ yakımı ve toksin atılımı sağlanıyor. En önemlisi ise,   bir süre  sonra kilolar gittiğinde gevşeyen cilt üzerinde gerginlik sağlanıyor. Volkan Kurt, zayıfladıktan sonra yeni yağ hücrelerinin oluşumunu  engelleyen özel "fito-zayıflama" yolunun en önemli özelliği olan  "esneklik yenileyici" yönünden de söz ediyor.  Kilodan çatlamış bölgelerin eski haline geldiğini söylüyor 

Doğal güçlerin zayıflatmada üç yönlü etkisi

 
Kolay tahriş olan ve alerjik eğilimli ciltler de dahil olmak  üzere, her türlü deri tipi için kullanılan "fito-zayıflama"da  kullanılan doğal güçler  mucize yaratıyor. Bitki doğalarındaki  vitaminler  ve mineraller yoluyla zayıfladıkça bozulan  dokuların yapısını geliştiriyor. Kadıköy Kızıltoprak'ta bulunan Herbalium'un   (www.bitkiselzayiflama.net) uzun yıllar sonra geliştirdiği ürünle, aynı anda üç farklı uygulamayla, kilolu alanlarda doğa gücünü gösteriyor.
Kilo kaybetmek umuduyla diyet yapan ama başaramayanların  zayıflamasını hızlandıran fito-zayıflama yöntemi içinde  çok ucuz olan doğal uygulamalar  da var: Yeni bebek  doğurmuş kadınlarda da etkili. Gebelikte gevşeyen karın  kaslarını güçlendiriyor. "Kadının mutluluğu yüzde 99 zayıf  olmaya bağlı" görüşünü savunan uzman, "Doğada müthiş bir denge  var, fito-zayıflama doğal güçleri kendisinden yardım almak isteyen kimseyi  yanıltmaz" diyor.
Daha fazla bilgi:
www.bitkiselzayiflama.net   

Flora Garden

Şerifali Yolu Cd. No:84 Taçspor Bölgesi

floragarden@hotmail.com.tr

572 32 00 – 572 32 31

      Ataşehir bölgesinin en şık, en sakin mekanı.

      Latin müzikleri eşliğinde huzur veren mekan

               Dünya mutfağı – pizza – pide – cafe

      Hergün ekonomik ve doyurucu öğlen menüsü

Ataşehir’de Müşteri Kılığında Hırsızlara Dikkat

Micro Plus İle Sıkılaştırma ve Toparlama Ataşehir Nutra Slim’de

Böylece hücre içinde sağlanan iyileşme ve aktifleşme selülitin yarattığı etki olan portakal kabuğu görünümündeki bozulmayı düzenler ve selülitli bölgedeki dokuların yeniden normal cilt dokusuna kavuşmasına cildin sıkılaşmasına yardımcı olur.
 
Merkezi  sinir sistemi üzerindeki etkileri düşük frekanslı titreşimlerin gevşeme durumu başlattığı EEG ile kanıtlanmıştır. Micro Plus cihazı uygulama sonucunda kaslar uyarılır. Bu da yaratılan enerji ihtiyacını karşılamak üzere enerji kaynağı olarak etrafındaki yağları kullanmasıyla sonuçlanır. Zayıflama süreci hızla ilerler.
 
Aynı seansta uzman, bölgede oluşmuş selüoit,lokal kilo yada dokularda oluşmuş sarkma ve gevşemeler üzerinde çalışabilir. 
MICRO PLUS PROGRAMLARI
 
-Selülit tedavisi
 
Karın, bacak, kalça, kol ve dizlerde etkilidir, selüliti yok eder, vücudu yeniden şekillendirir.       
      
-Zayıflama
 
Lokal kilo sorununun olduğu bölgelerde liposuction benzeri sonuçlar alınır.
 
-Sıkılaştırma, Toparlama
 
Karın, bacak, kalça, kol, göğüs ve dizlerde etkilidir.

-Yüz ve Boyun Germe
 
-Ameliyatsız Yüz Germe
 
-Göz ve Dudak Çevresi
 
-Göğüs-Dekolte Doku Lifting

-Karın-Yumuşak Doku Lifting
 
-Yüzeysel ve Derin Lenf Drenaj
 
-Ödem Atma

Çocuğum Büyüyor Ama Konuşmuyor

KONUŞMA BOZUKLUĞU KULAK BURUN BOĞAZ KAYNAKLI OLABİLİR
Bir çocukta konuşmanın olabilmesi için dil (lisan) becerisi gelişmiş olmalı, ses üretimi yapılabiliyor olmalı ve konuşma işlevini yerine getirecek organlarda bozukluk olmamalıdır. Bu durumda zekâ, işitme, görme, ağız boşluğu, üst hava yolları, akciğerler ve bunları besleyen sinir sistemi ve kas sisteminin doğal olması gerekir. Bu nedenle gecikmiş konuşması olan bir çocukta konuşma bozukluğu varlığının belirlenmesi için göz, kulak burun boğaz, beyin, sinir sistemi ve kas- iskelet sistemi problemleri araştırılmalıdır.
Konuşmada gecikmenin en önemli nedenlerinden biri işitme azlığı olmasıdır. İşitme azlığı doğumsal olabileceği gibi sonradan kazanılmış da olabilir. Çocuk daha önceden duyarken yeni başlayan bir işitme azlığı olabilir. Çocuğun yüksek sesleri duyması, bazı sesleri (sadece pes sesler, sadece tiz sesler) duyması o çocukta işitme kaybı olmadığını göstermez ancak konuşmanın başlamamasına neden olabilir. Bu nedenle konuşmasında gecikmeden şüphelendiğimiz çocukta detaylı bir işitme değerlendirmesi yapmak esastır. Edinsel (sonradan olma) işitme kaybının en sık nedeni sık üst solunum yolu geçiren çocuklarda orta kulak havalanmasının bozulmasıyla ortaya çıkan durumlardır. Bunun yanında fark edilmeyen bir (submukozal) damak yarığı, dil bağı varlığı gibi ağız içi problemleri de geç konuşma veya konuşma bozukluğu yapabilir.
KBB, çocuk nörolojisi ve çocuk psikiyatrisi, bu çocuklardaki patolojiyi ortaya koymak için birlikte çalışır. Organik bozuklukların olmadığı saptanan çocukta problem işlevseldir. Sorun işlevsel konuşma bozukluğu olabilir veya gelişimsel dil gecikmesi olabilir. İşlevsel (fonksiyonel) konuşma bozukluğunda ise herhangi bir organik neden yoktur. Bu durumda da en çok psikiyatrik rahatsızlıklar araştırılmalıdır.
 
ÇOCUK “BEKLE-GÖR” YÖNTEMİ İLE TAKİP EDİLEBİLİR
 
Konuşma için tüm bireyler içinde bulunduğu topluma ait olan dili (lisan) kullanır. Çocukta dil gelişiminin tamamlanabilmesi için öncelikle dili anlamalı, sonra dili kullanabilmelidir.  Biz bunlara “alıcı dil” ve “ ifade edici dil” diyoruz. Henüz konuşamayan bir çocukta dili anlamanın gelişmiş olmasını bekleriz. Eğer alıcı dil becerisi gelişmişse kabaca beyin ve sinir sistemi açısından bir sorun olmadığı düşünülebilir. Böyle bir çocuk henüz konuşmamaktadır ancak “bana topu getir”, “oyuncağını dolaba koy” gibi komutları yerine getirebilmektedir. Alıcı dili gelişen ancak ifade edici dili henüz oluşmamış 18-20 aylık çocuklarda gelişimsel dil gecikmesi olabilir. Bu durumda çocuk “bekle-gör” yöntemiyle izlenebilir ancak bu arada diğer patolojiler araştırılarak dışlanmalıdır. Bu çocuklarda genelde ailede geç konuşan ana, baba veya kardeş öyküsü mevcuttur.
 
GECİKMİŞ KONUŞMADAN ŞÜPHELENİLECEK DURUMLAR:
 
-Her bebek 3-6 aylık oluncaya kadar anlamsız sesler çıkarabilir ve bu o çocukta işitme kaybı olmadığını göstermez. Sağlıklı doğan her bebekte mutlaka işitme taraması yapılmalıdır.
-6-12 aylık bebek “ba ba ba”, “ma ma ma” gibi anlamlı sesler çıkarmaya başlamalıdır.
-12 aylık bebek “evet”, “hayır” gibi komutları anlamalı, ismiyle çağırıldığında bakmalıdır.
-12-16 ay arasında “dede”, “baba” gibi anlamlı 1-2 kelimesi olmalıdır.
-24. ay tamamlandığında 5-10 kelimeli bir kelime dağarcığı gelişmiş olmalıdır.
-24-36 ay arasında “bu ne?”, “top nerede?”, “ben kimim?” gibi soruları anlıyor ve anlamlı cevap veriyor olmalıdır.
-24-36 ay arasında 2 veya 3 kelimeli cümleler kurabiliyor olmalıdır.
-36. aydan sonra kullandığı kelimeler yabancılar tarafından anlaşılıyor olmalıdır.
-4-5 yaşında basit bir olayı anlatabiliyor olmalıdır.
-7 yaşında karmaşık bir olayı anlatabiliyor olmalıdır.
 
GECİKMİŞ KONUŞMANIN NEDENİ ARAŞTIRILMALIDIR
 
Çocuğun işitmesine ve konuşmasına engel oluşturan patolojiler araştırılmalıdır. Psikolojik bir engel varlığı sorgulanmalıdır. Daha sonra yaşıyla uyumlu gelişim testi, zeka testi değerlendirmeleri yapılmalıdır. Ayrıca kas ve sinir sistemini etkileyebilecek rahatsızlıklar araştırılmalıdır. Tüm bunlar normalse konuşmada gecikmeye neden olabilecek çevresel faktörler irdelenmelidir.

GECİKMİŞ KONUŞMAYA NEDEN OLAN DURUMLAR

 
– Ailesel dil gecikmesi
– Gelişimsel dil gecikmesi
– Prematüre doğum veya büyüme gelişme geriliği
– İki dil konuşulması, sağ el- sol el kullanılması gibi çatışma yaratan durumlar
– İşitme kayıpları, işitmenin algılanması bozuklukları.
– Dil bağı, yarık damak-dudak gibi ağız içi problemleri
– Otizm, zekâ geriliği yapan hastalıklar
– Psikososyal uyaran eksikliği
-“Üzerine titrenen çocuk”; çocuğa konuşma fırsatının verilmemesi
 
DİL EĞİTİMİ TÜM GÜNÜ KAPLAMALIDIR
 
Bir çocuğun geç konuşmaya başlamasının nedeni dil yetisinden yeterince yararlanamamasındandır. Bu nedenle bu çocukların aynı zamanda olabildiğince erken saptanması büyük önem taşımaktadır.
Olası nedenler araştırılıp ortaya konduktan sonra nedene yönelik tedavi yapılır. Hiçbir organik rahatsızlığı olmayan, ailede geç konuşma öyküsü olan yakını bulunan çocuk “bekle-gör” yöntemi ile takip edilebilir. Erkek çocukların kız çocuklarına göre gelişimsel dil gecikmesine daha yatkın olduğu bilinmektedir. Bu süreç içerisinde çocuğun dil eğitimine katkıda bulunmaları için ana-baba’lara eğitim önerilir. Çocuklarla yeterli ve etkin iletişim kurulmalı, konuşmaları için fırsat verilmelidir. Çocuğun istediği bir şey için önce bunu sözel olarak ifade etmesi beklenmeli, sonra istediği şey gerçekleştirilmelidir. Günlük iletişim çocuğa soru yöneltilerek ve cevaplaması için zaman ayrılarak sürdürülmeli, çocuğun kısa öyküler oluşturma çabası sağlanmalıdır. Çocuğun yakın çevresindeki tüm bireyler çocukla birlikte oldukları her anı eğitim olarak düşünüp doğru konuşma örneği vermeli ve çocuğun konuşması için fırsat sağlamalıdırlar.

Kar İnşaat & Dekorasyon LTD. .

İçerenköy Mah. Karslı Ahmet Cad. Aydın Sok. No:8 Ataşehir

info@karinsaat.net

http://www.karinsaat.net

Rehim BAYRAK

469 87 27

249 55 68

Sultanahmet Köftecisi Ataşehir Yenilendi

Astım Tedavisinde Doğru Bilinen Yanlışlar

“Astım, bulaşıcı bir hastalıktır”

Astım, altta genetik faktörlerin bulunduğu ve çevresel faktörlerle tetiklenebilen bir hastalıktır. Bir enfeksiyon hastalığı olmadığından bir kişiden diğerine bulaşması söz konusu değildir.

“Astım tedavisinde kullanılan spreyler alışkanlık/bağımlılık yapar, ciğerleri kurutur; bir kez başlarsam bir daha hiç bırakamam”

Astımda sprey ya da kuru toz şeklinde ilaçların kullanılmasının bağımlılık yapması söz konusu değildir. Bu konudaki yaygın inanışının tam tersine, tüm ilaç uygulama şekilleri arasında ‘en zararsızıdır’ denebilir. Ağızdan (tablet ya da kapsül) ve enjeksiyon şeklinde (damardan ya da kas içine) ilaç uygulandığında, verilen doz kana karışır, tüm vücuda yayılır. Oysa sprey/kuru toz uygulayıcıları kullanıldığında, sistemik uygulamaya göre çok daha küçük miktarda ilaç (mikrogram düzeyinde) verilmektedir. Bunun sebebi; ilacın hedef bölgeye vücutta dolaşmadan, doğrudan ulaşmasıdır. Bu yolla ilaç verilmesinin bağımlılık yapması söz konusu değildir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar akciğerleri “kurutmaz.” Uzun araştırmalar sonucu geliştirilmiş olan bu ilaçlar, hekim tarafından olası yarar ve zararı göz önüne alınarak hastaya verilmektedir.

“Kortizon, çok zararlıdır, ne olursa olsun kullanılmamasını gerektirecek pek çok yan etkisi bulunmaktadır”

Zararsız olduğu düşünülen vitaminler ve tamamen bitkisel olan ilaçlar da dahil olmak üzere her ilacın yan etkisi olabilir. Buna kortizon da dahildir. Önemli olan, ilacın beklenen yararının potansiyel zararından büyük olmasıdır. Yani eğer o ilacı kullanmamak hastaya yarardan çok zarar verecekse, hasta ilacı kullanmalıdır. Astımlı hastalara kortizon ancak hastalığın alevlendiği ya da kriz durumlarında, ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla verilir. Kana hemen hiç karışmayan sprey şeklindeki kortizonun ise neredeyse hiç yan etkisi yoktur. Kimi hastalarda sprey şeklindeki kortizon kullanımına bağlı ses kısıklığı ya da kuru öksürük gibi şikayetler çok basit bir önlemle, yani spreyi kullandıktan sonra ağzın çalkalanmasıyla önlenebilir.

 “Astımın asıl tedavisi alerji aşılarıdır”

Alerji aşıları, ancak belli bir yaş grubundaki ve az sayıda alerjene karşı alerjisi olan hastalarda uygulanır. Bu kararı ancak bir alerji uzmanı vermelidir. Ne yazık ki, günümüzde pek çok astım hastası, aşıyı astımlarını ortadan kaldıracak bir kurtarıcı olarak görmektedir. Aşı sadece belli bir alerjene karşı kişinin duyarlılığını ortadan kaldırabilir. Oysa her astım, alerjik olmadığı gibi; alerjik astımlarda da sadece aşı tedavisi asla yeterli olamaz. Her durumda öncelikle kişinin astımı tedavi edilmelidir. Çünkü aslında geri dönüşlü belirtileri olan astım hastalığı uygun şekilde tedavi edilmediğinde akciğerlerde kalıcı hasar bırakabilmektedir.

 “Kendimi iyi hissediyorum, şikayetlerim düzeldi, öyleyse ilaçlarımı bırakabilirim”

Astım şikayetleri ortadan kalksa da, ilaçları azaltma ya da bırakma kararı, asla hasta tarafından kendi kendine verilmemelidir. Astım her ne kadar geri dönüşlü belirtilerle seyretse de; eksik tedavi bronşlardaki daralmanın kalıcı hale gelmesine neden olabilir. Bu konuda doktora güvenilmeli ve ilaçların ne kadar süre ile kullanılması kararı uzmanlara bırakılmalıdır.

“Astımlı hastalar spor yapmamalıdır”

Doğru tedavi edilen ve iyi takip edilen astım, kişinin hayatını etkilemez. Astımlı hasta, doktorunun önerisi doğrultusunda spor yapabilir. Yalnızca, bazı hastalarda spor öncesi nefes açıcı ilaç kullanımı gerekli olabilir. Bunun yanında, spordan ziyade; örneğin çok tozlu bir spor salonu ya da aşırı su buharı ile dolu kapalı bir havuz hastanın şikayetlerini başlatabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
 

“Etrafımdaki alerjenlerin hangisinden korunayım ki? Kaçınmaktansa bırakayım, vücudum alerjenlere alışsın”

Ne yazık ki, “çivi çiviyi söker” yaklaşımı alerji için geçerli değildir. Yani, herhangi bir alerjene daha çok maruz kalmak, o alerjene “alışmayı” sağlamaz. Tam tersine, solunum yoluyla alınan alerjenlere (örneğin polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, kedi-köpek tüyleri gibi) ne kadar çok maruz kalınırsa, geçen zaman içinde alerjik şikayetler daha da artacaktır. Bu nedenle, alerjenlerden mümkün olduğunca kaçınmak gerekir.

“Hamilelikte astım ilaçları bebeğe zararlıdır”

Astımlı hastaların yaklaşık üçte birinde gebelik sırasında astım belirtileri hafifler, üçte birinde değişmez, üçte birinde ise kötüleşir. Sprey şeklindeki ilaçların neredeyse hiç yan etkisi yoktur. Bu nedenle gebelikte doktor önerisi doğrultusunda güvenle kullanılabilirler. Bebeğe asıl zarar verecek olan hekimin kontrolü altında verilecek olan ilaçlar değil, annenin astıma bağlı tedavi edilmemiş sorunlarıdır. Bu nedenle, astımlı hastaların gebelik boyunca hekim kontrolünde olmaları gerekmektedir.

Sağlıklı Beslenin Selülitsiz Bir Vucuda Kavuşun

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. E. Yasemin Sancak, selülitsiz bir vücut için alınması gereken önlemler ve sağlıklı beslenme önerileri hakkında bilgi verdi.
  
Selülitten kurtulmak için hızlı kilo vermeyin

Yazın gelmesiyle birlikte selülitlerin rahatsızlık verdiği bu günlerde, fazla kilolarınızı verebilmek için acele etmeyin. ”Hızlı Zayıflama” sağlığınızı ve cildinizi de olumsuz etkiler. Kas kaybı nedeniyle, sarkmalar, kırışmalar, selülit görüntüsünde artışlar meydana gelir. Yıllardır veya 5-6 ayda aldığınız kiloları, birkaç haftada vermeye çalışmayın… Nefesinizi tuttuğunuzda, daha derin bir nefes alma ihtiyacı hissedeceğinizi düşünün… Aşırı açlıkla uygulanan diyetler de buna benzer. Sonrasında kilo almanız kaçınılmazdır.

 
•    Tüm besin gruplarından, size uygun dengeli porsiyonlarda tüketerek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanın.
 
•    Doğru karbonhidratları seçin. Çok tahıllı, yulaflı veya çavdar ekmeği gibi tam tahıllı ekmekler, beyaz unlu makarna yerine kepekli makarna, beyaz pirinç yerine esmer pirinç veya bulgur daha doğru seçim olacaktır
 
•    Canınız tatlı istediğinde veya atıştırmalık yiyecek isterseniz, önce büyük bir bardak su veya tatlandırıcı eklenmiş meyve/bitki çayı için. İsteğiniz sürüyorsa, sebze ve meyveler ilk tercih olmalıdır. Süte veya yoğurda tatlandırıcı ve kan şekerini dengeleyen tarçın ekleyerek tüketebilir, içine meyve ekleyebilirsiniz. Yine şekersiz dondurma, şekersiz çikolata veya kalorisi düşük tatlılar da masum atıştırmalar olabilir.
 
•    Cilt sağlığınızı geliştirmek için yeterli omega-3’ü haftada 2-3 kez, ızgara, buğulama, fırında veya haşlanmış (kızartılmamış) balık tüketerek almak önemlidir. Ayrıca semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, ceviz, fındık vb. kabuklu yemişler de omega-3 içerir.
 
•    Selülit oluşumunu önlemek için yağsız et, yarım yağlı veya yağsız süt ürünleri vb. düşük yağlı besinleri tercih edin.
 
•    Özellikle mevsime uygun sebze ve meyvelerden, günde 7-9 porsiyon (en az 5 porsiyon) tüketin. Her renk besinin farklı faydaları olduğundan çeşitliliğe önem verin. Sebze ve meyveler içerdikleri vitamin ve minerallerle selülit oluşumuyla savaşmaktadır. Hem vitamin kaybı, hem yüksek kalori alımı, hem de kanserojen madde oluşabilme riski açısından, kızartma yönteminden uzak durun.
 
•    Selülit oluşumunda önemli etkenlerden biri olan dolaşımın düzenlenmesi, metabolik hızın azalmaması, sindirim, emilim gibi görevlerin yapılabilmesi, hücre, doku, organ ve sistemlerin çalışması, atıkların vücuttan atılması ve vücut ısısının dengelenmesi için, günde yaklaşık 2,0-2,5 litre su tüketimini ihmal etmeyin.
 
•    İçeceklerinize şeker eklemeyin.
 
•    Selülit oluşumu artırabileceğinden alkol alımını sınırlandırın…
 
•    Selülitlerin oluşmaması, oluştuysa azalması için mutlaka daha aktif olun. Her gün veya gün aşırı en az 30 dakika orta şiddette egzersiz yapın. İdeal olan bu miktarı yavaş yavaş artırarak günde 45 dakika – 1 saate ulaştırmaktır.
 
•    Yeterli ve Dengeli Beslenme” bir “puzzle” gibidir. Hiç bir öneri mucize yaratamaz. Dengeli beslenme için önemli olan tüm noktalar, puzzle için önemli parçalardır… Bunları uygulayabilmek ve kendinizi kontrol edebilmek için bir beslenme ve egzersiz günlüğü tutun. Yaptığınız küçük değişikliklerin başarılı sonuçlarını mutlaka takip edin.

Lavazza İddia Ettiği Gibi En İyi

Ataşehir Online 3 Yaşında

Ataşehir TEM Bağlantı Yolu Motorcuya Mezar Oldu

32 Yıl Sonra 1 Mayıs Taksim’de