YGS Sonuçları Açıklanıyor

Oyuncaklar Çocukların Mesleklerini Belirliyor

Oyuncak, çocukta merak uyandırmalı, kasları çalıştırmalı, girişimciliği ve hayal gücünü arttırmalı. Daha da önemlisi çocuğu problem çözmeye yönlendirmelidir. Bu nedenle çocuk için en iyi oyuncak tekrar tekrar oynamak istediği ve her defasında daha fazla haz aldığı oyuncaktır. Evde bulunan kaplar, makaralar, hamurların tümü çocuğa istediği gibi şekillendireceği bir oyun ortamı sağlar. Oyun çocuğa yaşam deneyimi sağlayarak, kendini farklı durumlara uyarlamasına da yardımcı olur.
Her Yeni Bilgi Yeni Bir Oyuncaktır
Oyuncakların çocukların yaş grubuna göre seçilmesi gerekmektedir.  Yaş grubu, çocuğun ne ile oynayacağının yanında, nasıl oynayacağını da belirler. 0-2 yaş arası çocuklar tüm duyularını uyaran renkli ve sesli çıngırak gibi oyuncaklardan hoşlanırken, okul öncesi çağda olan çocuklar yaratıcı yönlerini destekleyen her türlü nesneden ve resim yapmaktan hoşlanırlar. Çocukların yaşına uygun becerileri geliştirecek oyuncaklara daha duyarlı olduğu bilinmektedir. Çünkü çocuk için edindiği her yeni beceri aynı zaman da bir oyundur. Objelerin yer değiştirmesi ve objelerle çıkartılan sesler bile onun için en zevkli oyunların başında gelebilir.
Bebeklerin Oyuncak Seçimi Müziğe Olan İlgilerini Ortaya Çıkartır
Objelerle çıkartılan seslere olan ilgisi onun müzik yeteneğinin bir göstergesi olabilir. Oradan çıkan bir tını bebeğin müziğe olan ilgisini keşfettirebilir. Keşfettiği yeni renkler ve sesler sanata olan ilgisini ortaya çıkartabilir. 6. aydan sonra annenin iyi bir gözlemci olması bebekteki bir takım davranışların anlamlı olduğunu farkettirecektir. Örneğin, ses yapan iki objeyi birbirine vurduğunda bu ses hoşuna gidiyorsa onu yapmakta israr eder. Çok dikkat kesilir sürekli tekrarlamak ister. O hareketi kestiğiniz zaman ağlayabilir huysuzluk yapabilir. Hoşuna gittiği oradan anlaşılabilir. Hatta bebeğe anne karınındayken bile klasik müzik dinletilebilir. İlk 6 ayda müziğe yetenekli olan çocukların agulaması bile farklıdır. Daha yüksek frekansta ve daha uzun süre ses cıkartabilir. Binlerce bebek üzerinde yapılmış araştırmalarda özellikle ilk 6 ayda hepsinin ağlamalarındaki ses tonları birbirinden farklı olarak saptanmış, dışardan bakıldığında aynı gibi gözükse de bu farklılık detaylı incelemelerde ortaya konmuştur. Bu bağlamda müziğe ilgisi olan bebekler erkenden saptanarak müzik eğitimi için yönlendirilebilir.
Oyuncaklar Çocukların Meslek Seçimlerinde Dahi Etkendir
Oyuncak, çocukların kişilik ve yetenek gelişimini sağlayarak, yetişkin dünyasına hazırlanmasına yardımcı olmaktadır, doğru seçilen oyuncağın çocukların psikolojik gelişimi kadar, kültürel gelişimine ve hatta ileride meslek seçimine de fayda sağlamaktadır. Örneğin arabalara merakı çok yoğun olan bir çocuğun ileride yarış sporlarına ilgisi olması, lego ya da el hamurlarına ilgisi olan bir çocuğun da mimar ya da mühendis olması olasıdır.  Oyuncaklara olan ilgi çocukların içinden gelmektedir ve çocuğu zorla başka bir oyuncağa yönlendirmek imkansızdır. Önemli olan çok küçükken yeteneğini keşfetmek ve ona göre çocuğu yönlendirmektir.  Bu nedenle yaş grubuna göre çocuğa uygun oyuncağı almak ve sıkı gözlemci olmak gerekmektedir.
Hayal Kahramanları Çocuğu Travmaya Götürebilir
Hayal kahramanları, tabanca, tüfek gibi oyuncakların çocukların ruhsal gelişimine olumsuz etkileri bulunmaktadır.  Onlar çocuğu şiddete meğilli hale getiriyor ve bu durum travmaya neden olabiliyor. Çocuğun özellikle 5 yaşına kadar soyut somut kavramı gelişmediği için gerçek hayatla hayal dünyasını karıştırabiliyor. Ailelerin bu konuda dikkatli olması ve çocukları ne kadar isterse istesin bu oyuncaklardan edinmemeleri gerekmektedir.
Yüzeylerdeki Kimyasal Maddelere Dikkat
Oyuncak alırken dikkat edin; ebeveynlerin oyuncak alırken oyuncağın kullanımından kaynaklanan riskleri de dikkate almak gerekmektedir. Oyuncağın parçaları sağlam ve zorlamalara dayanıklı olmalı, yüzeyleri zararlı olan kimyasal madde ile kaplı olmamalı, kenarı ve çıkıntıları fiziksel yaralanmaları en aza indirecek şekilde tasarlanmalı, oyuncaklar ve özellikle çocuğun ağzına soktuğu yüzeyi boyalı olan oyuncakları almamalarını öneriyoruz. parçaları boğulma riski taşımamalıdır. 4- 5 yaşından önce nefes borusuna kaçabilir. 4- 5 cm’den küçük parçalar içeren oyuncaklardan kaçınılmalıdır.

Ay Ay Oyuncaklar ve Faydaları
0-3 Ay Arası Oyuncaklar
Hareketli, özellikle müzikli parlak renkli ve basit biçimli olanları seçin. Bebeğin dikkatini toplamasına ve şekil tanımasına yardım eder.
Plastik Halka: El denetimi ve eşgüdümü geliştirir.
Çıngırak: El denetimini ve el göz uyumunu geliştirir; bebeğe bedenin bittiği oyuncağın başladığı yeri öğretir.
4-6 Ay Arası Oyuncaklar
Bez bebekler ve diğer yumuşak oyuncaklar: Düşsel oyuna teşvik eden, avutucu nesneler.
Yumuşak top: El-göz uyumunu geliştirir.
Ayna: Benlik kavramını besler
Parlak renklerde ve farklı şekillerde yumuşak bloklar: Renk ve şekilleri tanımaya yardımcı olur.
Oyun minderi- oyun merkezi: Etki tepkiyi öğretir.
Diş çıkarma halkaları: Rahatsız dişetlerini yatıştırır.
Kumaş kitaplar: Dokunma deneyimi kazandırır; kitap sevgisini besler.
6-9 Ay Arası Oyuncaklar
Bloklar: Boyut algısını güçlendirir, renk ve şekil tanımayı sağlar.
Toplar: El göz uyumunu ve dengeyi sağlar.
Ayna: Benlik duygusunu geliştirir.
Tahta kitaplar: Eğlenceli, sözcük dağarcığını çoğaltır.
Telefon: Yaratıcı oyun sunar, iletişim becerilerini arttırır.
Kutudaki yaylı kuklalar: Nesne kalıcılığını öğretir.
9-12 Ay Arası Oyuncaklar
Kaplar: Nesne kalıcılığını öğretir.
Üstüste yığılan oyuncaklar: Boyut algısını güçlendirir.
Delikli herhangi bir şey: Nesne kalıcılığını öğretir.
Banyo oyuncakları( Duş,kepçe,kova) : Ölçme ve tartmaya yardım eder, yeni ortamları keşfetmeye cesaretlendirir; güvenli özgür oyunla tanıştırır.
Direksiyon: Düşsel oyun sunar.
13-15 Ay Arası Oyuncaklar
Şekil sıralama: Şekiller arasındaki ilişkiyi öğrenmesini sağlar.
Oyuncak kamyon ya da yürüteç: Denge kurmayı sağlar ve yürümeyi pekiştirir.
Üsüste yığılan halkalar: Sıralama becerisini kazandırır.
Basit yapbozlar: Kas becerisini geliştirir, okuma öncesi beceriler kazandırır.
Ayıcık halkaları: El becerisine yardım eder.
Eşleme oyuncakları: Eşleme ilk matematik becerisidir.
Sıralama çantası: Sıralamayı teşvik eder, ilk matematik becerisi.
Şekil yerleştirici: Sıralama becerilerine yardım eder, boyut algısını güçlendirir.
16-18 Ay Arası Oyuncaklar
Bebekler ya da doldurulmuş hayvanlar : Hayal gücünü geliştirici oyun sunar.
Oyuncak at: Fiziksel becerileri teşvik eder.
Kalın pastel boyalar: Çizim ve el becerisini geliştirir.
Sabundan balonlar yapan oyuncak: İlk bilimsel kavramları öğretir. Bazı maddeler biçim değiştirir.
2-3 Yaş Arasında Doğal Oyuncaklar Yaratıcılıklarını Arttırır
Bu aylar arasında çocuklar hayal gücüne dayalı oyunlar geliştirir. Bu nedenle çocuğu kendi kendine yeni birşeyler oluşturacağı malzemeleri tercih edin. Oyun hamurları, kum, su , gazete kağıdı, tahta ya da plastik çekiç, tornavida, keskin olmayan makas, boyalar, kağıtlar, basit tahmin oyunları(hayvanları tanıma gibi) , boyama kitaplarını tercih edebilirsiniz. Bu dönem ve sonrasında çocuğunuza sunulan oyuncakların doğal malzemeler olması hem yaratıcılığını arttıracak hem de kendini ifade etmesine daha fazla fırsat verecektir.
Bütünü parçalara ayırma, parçalardan bütünü oluşturma gibi zeka ve yaratıcılık isteyen oyuncaklar, mutfak eşyaları, oyuncak telefon, bebek ve arabalar da bu dönemde ilgisini çekmektedir.
Üç tekerlekli bisiklet çocukların en çok sevdiği oyuncaklardan biridir. Bisikletle bacaklarını , el ve ayakları ile birlikte kullanmayı öğrenirler ve yön duyguları oluşur.
Yaratıcılığını geliştiren tahta ve plastik bloklar, oyun hamuru, kum gibi malzemeler el becerisini arttırır. Hayallerini gerçekleştirmeye çaba gösterir. Oyun parklarıysa sosyalleşmeye başlamasını sağlar.
 Doktor korkusu olan bu yaş grubu çocuklara, doktor seti alarak bununla oynaması sağlanmalı (sizi muayene edebilir !) böylece zamanla doktor korkusunu aşmasına yardımcı olunabilir.
3-5 Yaş Arasındaki Oyunlarda Kavga Çıkabilir

Okul öncesi çocuklar gerçekçi ayrıntıları ve işleyen parçaları olan oyuncakları tercih ederler. Bu yaş dönemindeki çocuklar yakın zamanda yaşadıkları olayları ve gözlemlerini, oynadıkları oyunlar ve çizimleri aracılığıyla yansıtırlar. Bu yüzden, bu dönemdeki çocukların özellikle sembolik anlatılarında kullandıkları karakterlere, isimlere ve oyun içeriğine ailelerin dikkat etmesi tavsiye edilir.

Bu yaş grubunda çocuklar 2-3’erli gruplar halinde oyunlar kurmaya başlarlar. Ancak oyunlar sırasında paylaşım kavgaları yaşanabilir. Eğer kavga devam ediyorsa barış sağlanması için çocukların da düşüncesi alınarak ortak bir karara varılmalı ve çocuklardan bu karara saygı duymaları beklenmelidir.

3-5 yaş arası dönemdeki çocukların ayrıca taklit ve canlandırma oyunlarına karşı ilgileri artar ve beş yaşında bu ilgi tepe noktasına ulaşır. Kukla oyunlarına karşı ilgileri de çok yüksektir.

Genellikle planlı veya hedefe yönelik lego oyunları oynarlar. Küçük figürler ve arabalarla çeşitli canlandırma oyunlarına ilgileri de tepe noktasına ulaşır.

Bu yaştaki çocukların çoğu küçük parçalar içeren oyuncaklarla oynayabilir. Ancak çocuk hala nesneleri ağzına götürme eğilimi gösteriyorsa küçük parçalar içermeyen oyuncakları tercih etmelisiniz. Oyuncaklar sert yapılı olmalı, keskin kenar veya köşeleri olmamalı, kolayca kırılmamalı ve parçalarına ayrıldığında keskin köşeler çıkmamalıdır. Bir yetişkin gözetiminde olmadığı sürece elektrikli parça içermemelidir.

Sampi Pide, Bulvar Üzerine Taşındı

Üçüncü Köprü Garipçe, Poyrazköy Arasında Yapılacak

Stresli Günlerde Yemeğe Sarılmak Stresi Arttırır

Stres, bizi zorlayan, kısıtlayan ve engelleyen olaylar, durumlar karşısında verdiğimiz tepkilerin tümüdür. Birçok insanın düşündüğü gibi sadece üzerimizde hissettiğimiz baskı ve gerginlikle sınırlı değildir. Özellikle de endüstriyel toplumlarda yaşayan insanlar kentleşme ve buna bağlı olarak kalabalıklaşma, gürültünün artması, hızla zorlaşan yaşam şartları, trafik sorunu ve benzeri durumlarla sıklıkla karşılaşmaktadır.
 
Modern çağın hastalığı olarak bilinen stres karşısında bedenin 3 aşamada tepki gösterdiği kanıtlanmıştır.
 
1.    Alarm tepkisi,
2.    Direnme dönemi
3.    Tükenme dönemi
 
Alarm aşamasında stres yaratıcı faktörler fark edilmekte ve biyokimyasal tepkiler harekete geçirilmektedir. Beden kendini korumaya hazırlamaktadır. Stres yaratıcı faktörler ortadan kalkmayıp etkisini sürdürmeye devam ettiğinde ise beden tükenme aşamasına gelmektedir.
Stres birçok hastalığın oluşmasından sorumlu olabilir!
Stres kalp hastalıklarının, inmenin, kanserin, solunum yolları hastalıklarının, eklem iltihaplarının, mide- bağırsak bozukluklarının, uykusuzluğun, depresyonun, psiko-somatik rahatsızlıkların, deri hastalıklarının, kronik ağrı ve sancıların ve şişmanlığın başlıca nedenlerindendir. Özellikle son yapılan çalışmalarda; fazla kilolu olma ( overweight ), obezite ve tıkarcasına yemek yeme ( binge eating ) gibi beslenme bozukluğuna da bağlı bu durumların oluşumunda stres faktörü büyük rolü oynamaktadır. Obezite yüksek yağlı ve karbonhidratlı besinlerin tüketimi ile ilişkilendirilirken günlük yaşam stresinin artmasında da motivasyonu arttıran besinler ilişkilidir.
Stresin olağan dışı sürelerde devam etmesi halinde bedende sistematik yıpranmalara neden olmaktadır. Stresli bir yaşam insanın duygusal gerginlik hissetmesine, toplumla bütünleşmeme ve uyumsuz kişilik sergilemesine neden olmaktadır. Stresin tırmanma süreci gösteren belirtileri; sürekli telaş içinde olmak espri anlayışını yitirmek, karar almada ve bu karara bağlı kalmada güçlük çekmek, giderek sabırsızlanmak, unutkanlık, alınganlık, sürekli kusur bulma ve başkalarını azarlama, değersizlik, yetersizlik, terkedilmişlik duyguları, sigara ve içki eğiliminde artma, aşırı hayal kurma, sağlığa aşırı ilgi ve uyku bozukluğudur.
Bedendeki değişimler ise şöyle olmaktadır: nefes alış verişi ve kalp atış hızı yükselir, enerji düzeyi artar, tansiyon yükselir. Besinlerin emilim hızı azalır. Vücut harekete geçmeye hazırlanırken kas gücü artar. Gözbebekleri büyür, tükürük miktarı artar, mide asidi artar, solunum derinleşir, ter bezleri faaliyeti artar, tüm duyu organları hassaslaşır.
Stresle baş edebilmede beslenme çok önemlidir. Sağlıklı beslenme günlük stresi azaltır anlamına gelmez, sağlıklı beslenme vücudun stres ile mücadele etmesinde ve hastalığa yenilmemesinde yardımcı olur.
Stresli zamanlarda bazı kişilerde yeme isteği artabilir!
Stresin kaynağı ister fiziksel ister duygusal olsun vücut adrenalin salgılayarak reaksiyon vermektedir. Stres döneminde salgılanan hormonlardan bazıları kortizol ve seratonindir. Stresin besin ögeleri gereksinimine etkisi tam olarak bilinememekle birlikte metabolizmada bazı değişiklikler oluşmasına neden olmaktadır. Serotonin hormonu beyindeki sinir hücrelerine iletileri taşıyan hormondur. Beyin hücreleri daha fazla stres altındayken daha fazla serotonine gerek vardır. Karbonhidrattan zengin yiyecekler seratonin üretimini arttırırlar. Stres sürecinde vücudun yakıta ihtiyacı vardır. Bu yakıt karbonhidratlar ve yağdır. Stresli zamanlarda tatlı, cips, kızartma, çikolata kuruyemiş ve benzeri kalorili gıdaların ilk tercih olma sebebi hem yağ hem karbonhidrat içermeleridir. Alınan gıdaların tek dezavantajı kalori açısından zengin besin değeri açısından düşük olmalarıdır. Bu da fazla tüketimin ve sık tüketimin olduğu dönemde stresle beraber kişide kilo artışına sebep olmaktadır.

Stres döneminde aşırı tüketilen yağlı ve karbonhidratlı besinler karın çevresinde yağlanmayı arttırır!
Yapılan çalışmalar atıştırmalık olarak alınan yağlı besinlerin vücutta en çok karın çevresinde yağlanmayı arttırdığını göstermektedir. Özellikle vücut gereğinden fazla tüketilen bu besinlerdeki karbonhidratı da vücutta yağa dönüştürerek depolar. Bu da bel çevresi adipoz doku yani yağ dokusunun artmasına sebep olur. Kalp hastalıkları ve birçok kronik hastalığa zemin hazırlayan bel karın çevresi yağlanması  ( halk değimi ile simit oluşumu) gittikçe önem kazanmaktadır.

Peki stresli dönemlerde hangi besinleri rahatça tüketebiliriz?

SERATONİN! Mutluluk hormonu adı da verilen seratonin insanı dinç kılan, performansını artıran ve aktif bir hayat sürmesini sağlayan enerjiyi verdiğinden insanın mutlu olmasını da sağlamış olmaktadır. Görüldüğü gibi, insanın hayatını optimal ve ideal bir düzeyde sürdürebilmesi aldığı gıdalarla da yakından ilişkilidir. Bu hormon, daha çok B1 ve B2 vitaminlerinde bulunmaktadır. Bulgur, nohut, süt ve süt ürünleri, çikolata,  muz, hindi eti, kırmızı biber, portakal gibi besinler vücutta endorfin salgılanarak seratonin yani mutluluk verici hormonun üretimini sağlarlar.

 
TRİPTOFAN! Triptofan aminoasidini içeren gıdalarda vücutta aynı şekilde etki ederek stresle baş edebilmede yardımcıdır. Bu amino asit vücutta üretilemez fakat strese iyi gelen seratonin ve melatonin hormonunun üretiminde yardımcı olmaktadır. Bu gıdalar; tavuk ve dana eti, kahverengi pirinç, fındık, balık, süt, yumurta, peynir, muz, yulaf ve avakadodur. Muzu ara öğünlerde, yulafı sütle kahvaltıda, avokadoyu salatanın içinde kullanabilirsiniz.
 
TAURİN! Taurin bir aminoasit olup merkezi sinir sisteminde anksiyete önleyici özellikler taşımaktadır. Yapılan son çalışmalar, eksikliğinde obezitenin oluşabileceğini göstermektedir. Özellikle tavuk eti, kırmızı et balık ve yumurta süt gibi iyi kalite protein içeren besinler bu özelliğe sahip olup tok tutucu ve mutlu edici besinler arasındadır. Öğünlerinize bu zamanlarda eti eksik etmemek, yumurtayı haşlayarak veya menemen türü pişirerek öğünlere koyarak hem doymuş hem mutlu olabilirsiniz.
 
KARBONHİDRATLAR! Karbonhidratlı yiyecekler tokluk hissi yaratırlar. Özellikle bu dönemde doğru karbonhidrat kaynaklarını tercih edersek strese ve bu dönemdeki kazınma hissine iyi gelmektedir. Ana öğünlerde makarna veya bulgur pilavı yiyebilir, ara öğünlerde yapılan çalışmalarda sıkça bahsedilen kuru meyveleri sıklıkla tercih edebilirsiniz. Bunlardan kuru siyah çekirdekli üzüm, kuru erik, kuru elma ve kuru dut yatıştırıcı sakinleştirici ve kan şekerini düzenleyici rol alırlar.  Ayrıca tam buğdaylı ekmekler, kekler veya kurabiyelerde içerdiği B vitaminden dolayı mutluluk hormonu salgılatan besinlerdir. Yemeklerde tam buğday ekmeği veya ara öğünlerde tam buğdayla yapılmış 1 dilim kek veya 2 adet kurabiye güzel alternatiflerdir.
 
KROM! Krom bir mineraldir. Tokluk hissi yaratır vücutta insülin dengesini ayarlar, kan şekerini dengeler. Krom’un bulunduğu gıdalar; ceviz, fındık, tuzsuz beyaz leblebi, tam tahıllı ekmek, et, yeşil fasulye, brokoli ve baharatlardır. Ara öğünlerde küçük bir kâse kuru yemişin hiçbir zararı yoktur.
 
OMEGA–3! Sinir sistemine de çok iyi gelmekle birlikte vücuttaki kolesterol ve yağ seviyeleri üzerinde, bağışıklık sistemini güçlendirmede, göz ve cilt üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır.  Haftada 2 kez yapılan balık stresimizi azaltmada önemli rol oynamaktadır. Yine ara öğünlerde 10 adet fındık veya 3–4 adet cevizde rahatlamak için bire bir!
 
TATLI OLARAK; Bol tarçınlı bir sütlaç içeriğindeki tarçın ve pirinç sebebi ile sakinleştirici etki yaratır. Yine dondurma tüketilebilinecek hafif bir tatlıdır. Yağsız yoğurt ve taze meyvelerden muz, ananas, kivi, elma kuru dut ve kuru üzüm ile hazırlanan karışım oldukça keyifli bir alternatiftir. Yağsız sütle yapılan meyveli milkshake hem tokluk hissi yaratır hem stresi azaltır. Çikolata tercihinde sütlü değil bitter olanı tercih etmek kakao içeriği açısından daha tatmin edici kalori açısından daha düşüktür.

Dikkat edilmesi gereken günlük püf noktaları;

 
* Tek tip beslenme, yetersiz karbonhidrat alımı, aşırı yağlı yiyecek tüketimi, alkol ve aşırı kafein alımı; depresif duygu durumunuzu artırabilir. Uzun süre aç kalmak ve düzensiz saatlerde beslenmek ise; kan şekeri düşüklüğü, sinirlilik ve tahammülsüzlük gibi sıkıntılar yaratır.
 
* Rahatlamayı sağlayan sıvı içeceklere ağırlık verilebilinir. Özellikle bitki çaylarından elma çayı ve melisanın dinlendirici özelliği vardır.
 
* Doymuş yağdan zengin pastane ürünleri, hamurlu ve şerbetli tatlılar, fast-food, şarküteri ürünleri ve kızartmaların stres döneminde tüketildiği birçok çalışmada açıkça görülmektedir. Fakat bu gıdaların kilo arttırıcı dezavantajlarının yanında çalışmalarda kişilerin rahatlamak yerine tam tersi gün içinde kendilerini uykulu ve yorgun hissettiği görülmüştür. Poğaça ve açma gibi katı yağlı yiyecekler yerine kepekli ekmek arası peynir veya üzümlü veya cevizli bir ince dilim kek çok daha tatmin edici daha az yağlı ve doyurucu alternatiflerdir.
 
* Günde en azından bir öğün protein içeriği yüksek gıdalara yer verilmesi gerekir. Eğer proteinsiz beslenirseniz; hem metobolizma hızınız düşer, hem de vücudunuzda kansızlık, halsizlik ve kas kaybı oluşur. Bu sebeple daha güçsüz ve yorgun hisse sebep olur.
 
* Çok demli çay ve aşırı kahve ya da kola tüketimi, fazla asit ve kafein alımına sebep olur. Bu da; kansızlık ve demir eksikliğine yol açabilir.
 
*Stresli dönemlerinizde immün sistemin baskılanması sonucunda enfeksiyon ve hastalıklara yakalanma sıklığı artmaktadır. Uzun süreli streslerde artan adrenalin düzeyine bağlı olarak daha fazla C vitamini tüketilmelidir. İnsan organizması gereksinimini C vitaminden zengin portakal, kivi, biber, patates, brokoli gibi yiyeceklerden karşılamaktadır. Havuç, koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı- turuncu meyvelerde bulunana beta karotenin de immün (bağışıklık)  sistemi olumlu etkilediği bilinmektedir.
* Stresi azaltmada beslenme dışında; 15- 20 dakika ayırarak derin nefes alıp verme teknikleri, 15- 20 dakika yerde oturarak hafif bir müzik eşliğinde boyun ve diğer vücut egzersizleri ve erken saatte orta tempolu bir yürüyüş de en iyi tedavi olarak bilinmektedir.

Bu dönemde olumsuz düşüncelerden mümkün olduğunca uzak kalın. Yemek yiyerek stresi azaltamayız. Değişen pek bir şey olmadığı gibi tam tersi tıkanırcasına yemek yeme sizi daha da mutsuz edecektir.

Darülaceze Bağışları İşportada

IDO’nun Bazı Seferleri İptal

Yeni 100 Dolarlık Banknot Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Eşsiz Bir Tanıtım: ABD hükümeti 100 dolarlık banknot kullananlara yönelik olarak, yapılan değişikliklerle ilgili dünya çapında bir eğitim programını başlatıyor. 

Eski Tasarımlı 100 Dolarlık Banknotları Değiştirmeye Gerek Yok: Hem eski, hem yeni tasarımlı banknotlar aynı anda tedavülde olacak ve değerlerini koruyacak. 

Özelliklerini Öğrenin. Gerçek Olduğundan Emin Olun: Sahteciliğe karşı mücadelenin başarısı, toplumun ABD para birimindeki güvenlik özelliklerini nasıl kullanacağını bilmesine bağlı.

 
– Tedavülde bulunan ABD dolarlarının yüzde birinden daha azının sahte olduğu bildiriliyor, 100 dolarlık banknot ABD dışında kullanılan en yaygın ve çoğunlukla da en fazla sahtesi olan paradır.
– Yeniden tasarlanan 100 dolarlık banknotlarda, kalpazanların gerçeğe çok yakın sahte para üretmesine karşı güçlü bir önlem olan, yeni ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle kendinizi koruyun.

Banknotun gerçek olup olmadığını anlamada hem basit hem ustaca tasarlanmış bir yöntem olarak gelişmiş ve kullanımı kolay iki güvenlik özelliği ekledik: 

– 3B Güvenlik Şeridi: 100 dolarlık banknotun ön yüzünde çan ve 100 rakamı resimlerini içeren mavi bir şerit.
– Şeride bakarak banknotu öne ve arkaya doğru veya yanlamasına eğin. Kağıdı oynatırken çanların 100 rakamına dönüştüğünü göreceksiniz. 
– Banknotu yanlamasına eğerseniz çanlar ve 100 rakamları aşağı ve yukarı hareket eder. Öne ve arkaya doğru eğerseniz, yana doğru hareket ederler. 
– Şerit, ileri düzey bir mikro teknolojiyle kağıdın dokusuna işlenmiştir, üzerine basılmamıştır. Hareketli çan ve 100 rakamları görüntüsünün oluşturulması için yaklaşık bir milyon mikrolens kullanılmıştır.
– Mürekkep hokkası içindeki çan: Banknotun ön yüzünde bakır renkli mürekkep hokkası içinde rengi değişen çan. 
– 100 dolarlık banknot, oynatılıncaya kadar mürekkep hokkası ve çan bakır renktedir. Banknot oynatılınca çanın bakır renkten yeşile döndüğü görülür, bu da hokkanın içinde bir görünüp bir kaybolduğu görüntüsünü verir.   

 

Güneş Gözlüğünüz Olmadan Sokağa Çıkmayın

Atmosfer, zararlı ışınların büyük bir kısmını filtre etmesine rağmen, güneş ışığında göze zarar verecek derecede UV (mor ötesi)  ve IR (kızıl ötesi) ışınları vardır. Ozon tabakasının incelmesiyle,  insan cildine ve gözüne zararlı ışınlar dünyaya daha fazla miktarda ulaşmakta ve bunun sonucunda cilt ve göz sağlığımız bundan daha fazla etkilenmektedir.  UV –B ışınları, önlem alınmadığında cilt yanıkları oluştururken; UV-A ve özellikle de UV-B ışınları göze verebilecekleri zararlar açısından önemlidir. Özellikle yaz aylarında güneş gözlüğü takmadan güneşe çıkılmamalı ve çocuklara daha fazla özen gösterilmelidir. Bu zararlı ışınlardan gözlerimizi korumak, ideal bir güneş gözlüğü ile mümkün olacaktır. İdeal bir güneş gözlüğü camı, UV ve IR ışınlarını etkili oranlarda emerek, bunların göze zarar vermesini engeller. Özellikle açık renkli gözler, allerjik konjonktivit, kuru göz, retinitis pigmentoza, albinizm gibi göz hastalıkları olanlar güneş ışınlarından daha fazla etkilenmektedirler.                                                                                                            
 
Göz kuruluğu ve kaşıntının yanı sıra; katarakttan kalıcı körlüğe kadar ciddi tablolar görülebilir
 
Güneşe ışınlarına uzun süre maruz kalmanın gözdeki kısa vadedeki olumsuz etkileri deride oluşan güneş yanıklarına benzer. Korneada kuruluk, kaşıntı, batma, yanma, ağrı, kanlanma gibi şikayetler gelişir ve birkaç günde ilaç tedavisiyle düzelir. Orta vadede ise, konjonktivada kalınlaşma ve göz eti oluşmasına neden olabilir. Ayrıca gözleri devamlı kısarak bakmak göz çevresinde kırışıkların artmasına ve buradaki cildin erken yaşlanmasına neden olacaktır. Asıl ciddi olumsuz etkiler ise uzun dönemde sürekli UV ışınına maruz kalmakla ortaya çıkan makula (sarı nokta) dejenerasyonu ve katarakt gibi körlükle sonuçlanan iki önemli hastalıktır. UV ışınları, göz merceğinin içindeki proteinlerde bozulmaya yaparak daha erken yaşta katarakt gelişmesine neden olabilir. Aynı şekilde keskin görmeyi sağlayan makuladaki görme hücrelerinde hasara yol açarak makula dejenerasyonuna ve kalıcı görme azalmasına neden olur. Ciddi olan bu etkiler uzun dönemde ortaya çıkacağı için birçok insan günlük önlemler almayı ihmal eder, oysa bu tür hasarlar geliştiğinde ne yazık ki kalıcıdır ve körlükle sonuçlanabilirler.                                    
 
Gözlüğünüzün UV korumalı ve polarize cam olmasına özen gösterin                                                                            
 
Güneş gözlüğü seçimi dikkat gerektiren, estetik görünüm dışında, göz sağlığını etkileyecek ciddi bir iştir. Güneş gözlüğünün koruma sağlayabilmesi için yüksek derecede (en az yüzde 70-80) UV süzen bir camdan yapılması gereklidir. Polarize camlar rahatsız edici parlama ve yansımaları   % 99 oranında ortadan kaldırır  %100 UV korumalı polarize güneş gözlükleri gözlerimizi zararlı ışınlardan korur, aynı zamanda da çok daha net ve rahat bir görüş sağlayabilir.         
                                                                
Modelini beğendiniz diye taklit gözlük kullanmayın                   
 
Sağlık Bakanlığı, ithal güneş gözlükleri için sertifika mecburiyeti getirmiştir. Sahte olmayan güneş gözlüklerinin UV ışınlarını süzdüğüne dair bir sertifikası vardır. Gözlük alırken bu belge soruşturulmalı,  sertifikası olmayan güneş gözlükleri alınmamalıdır. Sahte gözlükler, güneşten gelen zararlı ışınlara karşı gözü korumadığı gibi, aksine gözbebeğini genişleterek göze gelen zararlı ışınların miktarını artırıp göz sağlığını daha da bozmaktadır. Sahte gözlük takmaktansa hiç takmamak daha iyidir. Bu nedenle, güneş gözlüğü alırken ve seçerken çok dikkatli olunması gerekir. İyi bir koruma sağlayabilmesi için güneş gözlüğünün çerçevesi de kişinin yüz yapısına uygun olmalı ve göz çevresini kapatarak, gözlere yakın durmalıdır, gözü üstten ve yandan gelen ışınlara karşı da koruması gerekir. Güneş gözlüğü takamayan küçük çocuklar için ise alınacak önlemler; güneşin çok etkili olduğu 10.00 – 17.00 saatleri arası direkt güneşe çıkartmamak ve geniş ön siperli şapkalar kullanmak olmalıdır.

Kadıköy’e Gidecekler Dikkat

Bedelli Askerlik Başka Bahara

Sena Esmeray Ataşehir’in Belediye Başkanı

Buz Müzesi 23 Nisan’da Açıldı

Bu Gece Yıldız Yağmuru Var

Akordiyon sihirbazı Kimmo Pohjonen 27 Nisan’da Cemal Reşit Rey’de

Kimmo Pohjonen, Proton Yaylı Çalgılar Dörtlüsüyle CRR’de sergileyeceği performansta, “sampling” maestrosu Juuso Hannukainen tarafından dönüştürülüp başkalaştırılmış seslerin ilave edildiği bir gösteriyle Uniko kompozisyonunu seslendirecek. Pohjonen’in İstanbullu müzikseverlere boyutlar arası bir tecrübe yaşayacak; sıra dışı, heyecan verici bu ses ve ışık şovunu kaçırmayın.
29 ve 19 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!
Kimmo Pohjonen Hakkında:
Kimmo Pohjonen, sanat yaşamını ses ve performans kabiliyetini ve akordiyonun faaliyet alanını genişletmeye adamış bir müzisyen. Sahne üstünde Pohjonen, canlı kaydedilen ses döngülerini ve efektlerini “surround” ses sistemi ve ışıklarla güçlendiriyor. 10 yaşından beri müzikle uğraşan Yetmişten fazla albüme imza atan Pohjonen; rock, folk, tiyatro ve dans müziği, klasik, doğaçlama ve avangard müzik grupları ve orkestralarında otuz yılı aşkın süredir çalıyor. Sanatçı şimdiye kadar birçok caz ve folk müzik ödülü aldı, müziği birkaç farklı ülkede bale performanslarında kullanıldı. Pohjonen’in diğer projeleri, solo konserler, Duo Kluster konserleri, Kluster ve Tapiola Sinfonetta ile yer aldığı Kalmuk projesi, multimedia sanatçısı Marita Liulia ile yaptığı “Animator” ve Fransız perküsyoncu Eric Echampard’la yaptığı doğaçlama Duo’dan oluşuyor. Pohjonen ayrıca Kosminen ile birlikte David Bowie’nin Meltdown festivalinde Londra Queen Elizabeth sahnesinde, davulcu Sami Kuoppamäki’yle Patti Smith’in Meltdown festivali ve Jimi Hendrix şarkıları konserlerinde yer aldı. Parçası olduğu başka bir proje ise King Crimson’dan Pat Mastelotto ve Trey Gunn’a üçüncü olarak eklendiği KTU triosudur. Pohjonen, İngiltere ve Avustralyalı çiftçilerin makineleri, araç-gereçleri ve hayvanlarıyla canlı olarak katkıda bulunduğu “Earth Machine” müzik projesiyle bu ülkelerde turneler düzenledi. İngiliz yapımı olan sessiz film “Flickerman” ve “Ivory Skinned Woman”ın,  Rus yapımı “Majak”ın film müziklerinin yanısıra Samuli Kosminen ile birlikte besteledikleri “Jade Warrior”ın film müzikleriyle “Finlandiya Jussi Ödülleri En İyi Film Müziği” ödülünü kazandı. Ayrıca Helsinki Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen 2009 tarihli Hardcore Humppa dans gösterisinin müziklerini besteledi. Pohjonen şu anda Turku 2011 Kültür Başkenti dahilindeki bir Akordiyon/Güreş projesi üzerinde çalışıyor.

Bırakın Cildinizin Işıltısı Göz Kamaştırsın

INGRID MILLET Laboratuarları, ileri teknoloji pigmentleri, güçlü etken malzemeleri ve harika dokuları ile bütün gün mükemmel bir cilt görünümü sunmak için çok etkili bir fondöten sunuyor. Hafif bir konsantre olan ışıltılı sıvı fondöten cildin ışığını, maksimum pırıltı ve yarı saydamlık özelliği ile ortaya çıkarıyor. Hafif, narin dokusu, cildin içinde eriyerek etkileyici, doğal bir cila yaratıyor.

İçeriğinde Bio-Marin karışım, Bal Sütü, Skualen, Hidro-Glikollar ve Renkli Sedefler olan INGRID MILLET ışıltılı sıvı fondöten ile cildiniz tazeleniyor ve ışıldıyor. Havyar Özü ile deniz yaşantısı için gerekli diğer elementlerden oluşan benzersiz bir karışıma sahip olan Bio Marin Karışım cildi yeniliyor. Amino asitler, mineral tuzlar, oligo-elementler ve vitaminler bakımından zengin olan Bal Sütü, cildi besliyor ve yumuşatıyor. Hidro-Glikollar ile Skualen bileşimi cildi nemlendiriyor. Değerli Renkli Sedefler cilt görünümüne hızlı bir doğal ışıltı vermek üzere, bir ışık halesi yaratıyor.

Doğal, yarı saydam bir cilası olan “ikinci bir cilt” fondöten arayışındaki bayanlar için üretilen bu özel fondötenin dört rengi bulunuyor. Eğer siz de doğallıktan yanaysanız INGRID MILLET ışıltılı sıvı fondötenin kendinize uygun rengini seçmeniz yeterli.

INGRID MILLET TEINT LUMIÈRE Işıltılı Sıvı Fondöten, tüm seçkin yetkili eczanelerde.

Oyuncaklar Çocukların Mesleklerini Belirliyor

Oyuncak, çocukta merak uyandırmalı, kasları çalıştırmalı, girişimciliği ve hayal gücünü arttırmalı. Daha da önemlisi çocuğu problem çözmeye yönlendirmelidir. Bu nedenle çocuk için en iyi oyuncak tekrar tekrar oynamak istediği ve her defasında daha fazla haz aldığı oyuncaktır. Evde bulunan kaplar, makaralar, hamurların tümü çocuğa istediği gibi şekillendireceği bir oyun ortamı sağlar. Oyun çocuğa yaşam deneyimi sağlayarak, kendini farklı durumlara uyarlamasına da yardımcı olur.
Her Yeni Bilgi Yeni Bir Oyuncaktır
 
Oyuncakların çocukların yaş grubuna göre seçilmesi gerekmektedir.  Yaş grubu, çocuğun ne ile oynayacağının yanında, nasıl oynayacağını da belirler. 0-2 yaş arası çocuklar tüm duyularını uyaran renkli ve sesli çıngırak gibi oyuncaklardan hoşlanırken, okul öncesi çağda olan çocuklar yaratıcı yönlerini destekleyen her türlü nesneden ve resim yapmaktan hoşlanırlar. Çocukların yaşına uygun becerileri geliştirecek oyuncaklara daha duyarlı olduğu bilinmektedir. Çünkü çocuk için edindiği her yeni beceri aynı zaman da bir oyundur. Objelerin yer değiştirmesi ve objelerle çıkartılan sesler bile onun için en zevkli oyunların başında gelebilir.
 
Bebeklerin Oyuncak Seçimi Müziğe Olan İlgilerini Ortaya Çıkartır
 
Objelerle çıkartılan seslere olan ilgisi onun müzik yeteneğinin bir göstergesi olabilir. Oradan çıkan bir tını bebeğin müziğe olan ilgisini keşfettirebilir. Keşfettiği yeni renkler ve sesler sanata olan ilgisini ortaya çıkartabilir. 6. aydan sonra annenin iyi bir gözlemci olması bebekteki bir takım davranışların anlamlı olduğunu farkettirecektir. Örneğin, ses yapan iki objeyi birbirine vurduğunda bu ses hoşuna gidiyorsa onu yapmakta israr eder. Çok dikkat kesilir sürekli tekrarlamak ister. O hareketi kestiğiniz zaman ağlayabilir huysuzluk yapabilir. Hoşuna gittiği oradan anlaşılabilir. Hatta bebeğe anne karınındayken bile klasik müzik dinletilebilir. İlk 6 ayda müziğe yetenekli olan çocukların agulaması bile farklıdır. Daha yüksek frekansta ve daha uzun süre ses cıkartabilir. Binlerce bebek üzerinde yapılmış araştırmalarda özellikle ilk 6 ayda hepsinin ağlamalarındaki ses tonları birbirinden farklı olarak saptanmış, dışardan bakıldığında aynı gibi gözükse de bu farklılık detaylı incelemelerde ortaya konmuştur. Bu bağlamda müziğe ilgisi olan bebekler erkenden saptanarak müzik eğitimi için yönlendirilebilir.
 
Oyuncaklar Çocukların Meslek Seçimlerinde Dahi Etkendir
 
Oyuncak, çocukların kişilik ve yetenek gelişimini sağlayarak, yetişkin dünyasına hazırlanmasına yardımcı olmaktadır, doğru seçilen oyuncağın çocukların psikolojik gelişimi kadar, kültürel gelişimine ve hatta ileride meslek seçimine de fayda sağlamaktadır. Örneğin arabalara merakı çok yoğun olan bir çocuğun ileride yarış sporlarına ilgisi olması, lego ya da el hamurlarına ilgisi olan bir çocuğun da mimar ya da mühendis olması olasıdır.  Oyuncaklara olan ilgi çocukların içinden gelmektedir ve çocuğu zorla başka bir oyuncağa yönlendirmek imkansızdır. Önemli olan çok küçükken yeteneğini keşfetmek ve ona göre çocuğu yönlendirmektir.  Bu nedenle yaş grubuna göre çocuğa uygun oyuncağı almak ve sıkı gözlemci olmak gerekmektedir.
 
Hayal Kahramanları Çocuğu Travmaya Götürebilir
 
Hayal kahramanları, tabanca, tüfek gibi oyuncakların çocukların ruhsal gelişimine olumsuz etkileri bulunmaktadır.  Onlar çocuğu şiddete meğilli hale getiriyor ve bu durum travmaya neden olabiliyor. Çocuğun özellikle 5 yaşına kadar soyut somut kavramı gelişmediği için gerçek hayatla hayal dünyasını karıştırabiliyor. Ailelerin bu konuda dikkatli olması ve çocukları ne kadar isterse istesin bu oyuncaklardan edinmemeleri gerekmektedir.
Yüzeylerdeki Kimyasal Maddelere Dikkat
Oyuncak alırken dikkat edin; ebeveynlerin oyuncak alırken oyuncağın kullanımından kaynaklanan riskleri de dikkate almak gerekmektedir. Oyuncağın parçaları sağlam ve zorlamalara dayanıklı olmalı, yüzeyleri zararlı olan kimyasal madde ile kaplı olmamalı, kenarı ve çıkıntıları fiziksel yaralanmaları en aza indirecek şekilde tasarlanmalı, oyuncaklar ve özellikle çocuğun ağzına soktuğu yüzeyi boyalı olan oyuncakları almamalarını öneriyoruz. parçaları boğulma riski taşımamalıdır. 4- 5 yaşından önce nefes borusuna kaçabilir. 4- 5 cm’den küçük parçalar içeren oyuncaklardan kaçınılmalıdır.

Ay Ay Oyuncaklar ve Faydaları

 
0-3 Ay Arası Oyuncaklar
 
Hareketli, özellikle müzikli parlak renkli ve basit biçimli olanları seçin. Bebeğin dikkatini toplamasına ve şekil tanımasına yardım eder.
Plastik Halka: El denetimi ve eşgüdümü geliştirir.
Çıngırak: El denetimini ve el göz uyumunu geliştirir; bebeğe bedenin bittiği oyuncağın başladığı yeri öğretir.
 
4-6 Ay Arası Oyuncaklar
 
Bez bebekler ve diğer yumuşak oyuncaklar: Düşsel oyuna teşvik eden, avutucu nesneler.
Yumuşak top: El-göz uyumunu geliştirir.
Ayna: Benlik kavramını besler
Parlak renklerde ve farklı şekillerde yumuşak bloklar: Renk ve şekilleri tanımaya yardımcı olur.
Oyun minderi- oyun merkezi: Etki tepkiyi öğretir.
Diş çıkarma halkaları: Rahatsız dişetlerini yatıştırır.
Kumaş kitaplar: Dokunma deneyimi kazandırır; kitap sevgisini besler.
 
6-9 Ay Arası Oyuncaklar
 
Bloklar: Boyut algısını güçlendirir, renk ve şekil tanımayı sağlar.
Toplar: El göz uyumunu ve dengeyi sağlar.
Ayna: Benlik duygusunu geliştirir.
Tahta kitaplar: Eğlenceli, sözcük dağarcığını çoğaltır.
Telefon: Yaratıcı oyun sunar, iletişim becerilerini arttırır.
Kutudaki yaylı kuklalar: Nesne kalıcılığını öğretir.
 
9-12 Ay Arası Oyuncaklar
 
Kaplar: Nesne kalıcılığını öğretir.
Üstüste yığılan oyuncaklar: Boyut algısını güçlendirir.
Delikli herhangi bir şey: Nesne kalıcılığını öğretir.
Banyo oyuncakları( Duş,kepçe,kova) : Ölçme ve tartmaya yardım eder, yeni ortamları keşfetmeye cesaretlendirir; güvenli özgür oyunla tanıştırır.
Direksiyon: Düşsel oyun sunar.
 
13-15 Ay Arası Oyuncaklar
 
Şekil sıralama: Şekiller arasındaki ilişkiyi öğrenmesini sağlar.
Oyuncak kamyon ya da yürüteç: Denge kurmayı sağlar ve yürümeyi pekiştirir.
Üsüste yığılan halkalar: Sıralama becerisini kazandırır.
Basit yapbozlar: Kas becerisini geliştirir, okuma öncesi beceriler kazandırır.
Ayıcık halkaları: El becerisine yardım eder.
Eşleme oyuncakları: Eşleme ilk matematik becerisidir.
Sıralama çantası: Sıralamayı teşvik eder, ilk matematik becerisi.
Şekil yerleştirici: Sıralama becerilerine yardım eder, boyut algısını güçlendirir.
 
16-18 Ay Arası Oyuncaklar
 
Bebekler ya da doldurulmuş hayvanlar : Hayal gücünü geliştirici oyun sunar.
Oyuncak at: Fiziksel becerileri teşvik eder.
Kalın pastel boyalar: Çizim ve el becerisini geliştirir.
Sabundan balonlar yapan oyuncak: İlk bilimsel kavramları öğretir. Bazı maddeler biçim değiştirir.
 
2-3 Yaş Arasında Doğal Oyuncaklar Yaratıcılıklarını Arttırır
 
Bu aylar arasında çocuklar hayal gücüne dayalı oyunlar geliştirir. Bu nedenle çocuğu kendi kendine yeni birşeyler oluşturacağı malzemeleri tercih edin. Oyun hamurları, kum, su , gazete kağıdı, tahta ya da plastik çekiç, tornavida, keskin olmayan makas, boyalar, kağıtlar, basit tahmin oyunları(hayvanları tanıma gibi) , boyama kitaplarını tercih edebilirsiniz. Bu dönem ve sonrasında çocuğunuza sunulan oyuncakların doğal malzemeler olması hem yaratıcılığını arttıracak hem de kendini ifade etmesine daha fazla fırsat verecektir.
Bütünü parçalara ayırma, parçalardan bütünü oluşturma gibi zeka ve yaratıcılık isteyen oyuncaklar, mutfak eşyaları, oyuncak telefon, bebek ve arabalar da bu dönemde ilgisini çekmektedir.
Üç tekerlekli bisiklet çocukların en çok sevdiği oyuncaklardan biridir. Bisikletle bacaklarını , el ve ayakları ile birlikte kullanmayı öğrenirler ve yön duyguları oluşur.
Yaratıcılığını geliştiren tahta ve plastik bloklar, oyun hamuru, kum gibi malzemeler el becerisini arttırır. Hayallerini gerçekleştirmeye çaba gösterir. Oyun parklarıysa sosyalleşmeye başlamasını sağlar.
Doktor korkusu olan bu yaş grubu çocuklara, doktor seti alarak bununla oynaması sağlanmalı (sizi muayene edebilir !) böylece zamanla doktor korkusunu aşmasına yardımcı olunabilir.
 
3-5 Yaş Arasındaki Oyunlarda Kavga Çıkabilir

Okul öncesi çocuklar gerçekçi ayrıntıları ve işleyen parçaları olan oyuncakları tercih ederler. Bu yaş dönemindeki çocuklar yakın zamanda yaşadıkları olayları ve gözlemlerini, oynadıkları oyunlar ve çizimleri aracılığıyla yansıtırlar. Bu yüzden, bu dönemdeki çocukların özellikle sembolik anlatılarında kullandıkları karakterlere, isimlere ve oyun içeriğine ailelerin dikkat etmesi tavsiye edilir.

Bu yaş grubunda çocuklar 2-3’erli gruplar halinde oyunlar kurmaya başlarlar. Ancak oyunlar sırasında paylaşım kavgaları yaşanabilir. Eğer kavga devam ediyorsa barış sağlanması için çocukların da düşüncesi alınarak ortak bir karara varılmalı ve çocuklardan bu karara saygı duymaları beklenmelidir.

3-5 yaş arası dönemdeki çocukların ayrıca taklit ve canlandırma oyunlarına karşı ilgileri artar ve beş yaşında bu ilgi tepe noktasına ulaşır. Kukla oyunlarına karşı ilgileri de çok yüksektir.

Genellikle planlı veya hedefe yönelik lego oyunları oynarlar. Küçük figürler ve arabalarla çeşitli canlandırma oyunlarına ilgileri de tepe noktasına ulaşır.

Bu yaştaki çocukların çoğu küçük parçalar içeren oyuncaklarla oynayabilir. Ancak çocuk hala nesneleri ağzına götürme eğilimi gösteriyorsa küçük parçalar içermeyen oyuncakları tercih etmelisiniz. Oyuncaklar sert yapılı olmalı, keskin kenar veya köşeleri olmamalı, kolayca kırılmamalı ve parçalarına ayrıldığında keskin köşeler çıkmamalıdır. Bir yetişkin gözetiminde olmadığı sürece elektrikli parça içermemelidir.

Yaza Güzel Ve Sağlıklı Bir Cilt İle Girmek İçin Altın Öneriler

Cildiniz nemlenmek ister

Cildin aşırı kuruması; kaşıntı ve egzamalara neden olabilir. Özellikle kuruyan derimize koruyucuların yanı sıra nemlendiriciler kullanılmalıdır. Nemlendiriciler her kişinin derisine özel olarak yağ bazlı yada su bazlı olmalıdır. Banyo sonralarında ve daha deri nemli iken uygulanacak nemlendiriciler daha kalıcı ve etkili olmaktadır. Yüze sürülen A; C, E vitaminler ile selenyum içerikli nemlendiricilerin hasarları engelleyici rolleri daha iyidir.

Cildiniz soluk görünümden nasıl kurtulur?

Kış boyunca soğuk hava ve çevresel kirlilikten etkilenmiş soluk ciltler için nemlendiriciler yine kurtarıcıdır. Yalnız yazın gelmesiyle UV nin hasarlarına maruz kalınmaması için filtre içerikli olanlar tercih edilmelidir. Yine meyve asitleri, A,C,E vitaminleri, antioksidan özellikli yüz kremleri yıpranmış soluk görünümü engelleyebilir. Aralıklı  olarak yaptırılan peeling (yüz soyma ) yüzün daha canlı, pürüzsüz ve genç görünmesini sağlar. Botox ile ifade kırışıklıkları yokedilirken, dolgu maddesi enjeksiyonuda genç ve sağlıklı bir görünüm kazandırır. Mezoterapi ve lazer tedavileri ile ciltte dolgun ve parlak görüntü sağlanır.

Çatlamış, pullanmış ciltlere en ideal tedavi yöntemi yağ içerikli, üre, lanolin ve gliserin ihtiva eden nemlendiriciler kullanmaktır. Deri tipine uygun nemlendiriciler mutlaka uzman hekimlerce planlanmalıdır.

Sağlıklı saçlar güzelliğin simgesidir

Parlak, nemli ve biçimli saçlar herkesin hayalidir. Çevresel koşullardan etkilenen saçlar için dengeleyeci ürünler bu hayali gerçekleştirmeye yardımcı olur. Yalnız yaz boyunca herhangi bir koruyucu ürün kullanılmadan saçların, özellikle de boyalı saçların, uzun süre güneşe maruz kalması son derece zararlıdır. Çok fazla güneş ışınlarına maruz kalan saç telleri, kısa sürede kurur, çatallaşır, donuk ve mat bir görünüm alır. Yazın ortalarına doğru süpürgeye benzeyen saçlarla kalakalmanız içten bile değil. Hele bir de güneşin zararlı ışınlarına deniz ve klorlu havuz suyunun yıpratıcı faktörü ekleniyorsa… Kısaca tıpkı cildinizi koruduğunuz gibi saçlarınızı da güneşten korumalısınız.  Peki saçlarımızı güneşten korumanın yolu ne? Bunun en garantili yolu bir şapka ya da eşarpla onları tamamen kapatmaktır. Son yıllarda, kremden spreye ve şampuana pek çok çeşidi bulunan saçlara özel güneş ürünleri de, tıpkı bir şapka gibi  saçların güzelliğini, parlaklığını garanti altına almaktadır.  Ancak güneşe çıkarken bileşiminde alkol ya da formaldehyde olan ürünleri kullanmaktan kaçınmak gerekir…

Selülit korkulu rüyamız!

Yaz aylarında en sık karşılaştığımız yakınmalardan biri de hiç şüphesiz ki selülitlerdir. Kadınların sıkça sorduğu sorulardan biri “kremlerin selülit tedavisinde etkili olup olmadığıdır? “ Kremlerin selülit tedavisine etkileri çok azdır. Selülit tedavisinde kullanılan en etkili yöntemler lipoliz, mezoterapi ve karboksiterapi yöntemleridir. Lipoliz de deri içerisine soyadan elde edilen yağları yakan “lesitin” adlı bir madde injekte edilir. Mezoterapi yönteminde ise cilt altına dolaşımı hızlandıran, ödemi azaltan, yağ hücrelerinde yıkımı hızlandıran maddeler verilir. Karboksiterapide de  deri içerisine özel bir cihazla, yine yağları parçalamak için karbondioksit gazı verilir.
Doğru ve dengeli beslenerek, metabolizmayı hızlandırmak, tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durmak, bol su tüketmek ve spor yapmak da selülitle savaş için vazgeçilmez bir önem taşır.

Bebeksi topuklar için…

Kalınlaşan el ve ayak derisine uygun tedavi her zaman yüz güldürücüdür.  Özellikle peeling etkisi yaratarak deriyi soyan, ölü derinin atılmasını kolaylaştıran ve genelde de hazırlanarak elde edilen bu ürünlerle kolaylıkla ince derili topuklara kavuşmak mümkündür ve yaz gelmeden tedaviye başlamak gerekir. Yine kalınlaşmış ve sararmış tırnaklar kontrolden geçmeli, mantar hastalığı açısından değerlendirilmelidir. Yaz gelmeden, varsa ; mantar hastalığı mutlaka tedavi edilmelidir.

Yaza hazırlandık, bu yeter mi?

Hayır … yazın başlamasıyla önlem alınmazsa oluşacak problemler kalıcı, tedavisi zor ve tehlikeli buyuta ulaşabilir.
Deri bilindiği gibi organizmada iç ortam dengesi ile dış çevrenin potansiyel zararları arasında bir bariyer oluşturarak yaşamsal bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla çevrede oluşan değişiklikler ilk ve doğrudan deriyi etkilemektedir. Son zamanlarda insan kaynaklı çevre değişiklikleri artan oranda dikkat çekmekte, medyada hemen her gün ozon katmanı incelmesi, asit yağmurları, global ısınma ve bunların sonuçlarına ilişkin haberler yer almaktadır. Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte, bir takım cilt hastalıklarının görülme sıklığında artmalar saptanmaktadır. Özellikle üzerinde önemle durulması gereken durum, güneş ile deri kanseri görülme sıklığının doğru orantılı olarak artmasıdır. Mantar hastalıkları, isilik, güneş allerjisi, güneş yanıkları, kaşıntı gibi hastalıklara da daha sık rastlarız.

Bronz bir ten güzel, ama..

Hepimiz her yaz olduğu gibi, hemen bronz bir tene sahip olmak isteriz. Ama yaz öncesi veya tatil öncesi yapmamız gereken bakımlarımızın olması gereklidir. Öncelikle temiz bir ciltle , doğru koruma faktörlü bir ürün kullanarak güneşlenmeliyiz. Koruma faktörü konusunda mutlaka bir cilt doktoru kontrolünde ve takibinde daha sağlıklı bronzlaşabiliriz. Belki de bilmemiz gereken en önemli nokta her cilt tipinin farklı olduğu ve farklı bakılması gerektiğinin bilincine varmaktır. Kullanılacak ürünlerin kişinin cilt tipine uygun olması gerekmektedir. Bazı ciltler kimyasal veya fiziksel içerikli koruyuculara allerjik reaksiyon gösterebilir. Bu durumda mineral içerikli koruyucular kullanılmalıdır. Koruyucu kullanılmazsa cildin kolajen ve elastin tabakası etkilenir, erken kırışıklığa, lekelenmeye ve ciltte matlaşmaya neden olur. Cilt kanserine yatkınlık ortaya çıkar. Güneşe çıkış saatine dikkat edilmelidir. Sabah saat 11.00 ile öğleden sonra 15.00 saatleri arasında güneşe çıkılmamalıdır. Plajda şemsiye altında oturulsa dahi gerek atmosferde saçılan ultraviyole (UV) ışınları, gerekse de yansıyan UV ışınları nedeniyle güneş yanığı oluşabilmektedir. Günümüzde de tüm uyarılara rağmen güneşlenme sürmekte, en popüler tatil mekanları deniz kıyıları olmaktadır. UV ışınlarının geç etkileri arasında bulunan melanom ve melanom dışı deri kanserlerinin görülme sıklığı ozon tabakasının incelmesi nedeniyle artış göstermiştir.

Deri kanseri gelişiminde UV’nin etkilerinin kesinleşmesi güneşten korunmanın önemini ortaya koymaktadır. Ancak günümüzdeki popüler kozmetik anlayış nedeniyle güneş banyoları ve solaryumlar toplumlarda büyük rağbet görmektedir. Kişilerin yanlış uygulamaları da oluşan zararlara katkı yapmaktadır.

Mantara dikkat!

Yaz aylarında çok sık görülen diğer bir hastalık grubu mantar hastalıklarıdır. Özellikle ayak ve kasık bölgelerinin mantarları ile gövdede görülen ve “tinea versicolor” denilen mantar çeşidine oldukça sık olarak rastlanmaktadır. Ayak mantarı erkeklerde sıktır. Sıcak ve nemli hava, kapalı ayakkabılar, aşırı terleme kolaylaştırıcı faktörlerdir. Mantarlı zeminlerde çıplak ayakla dolaşma sonucunda bulaşır. Özellikle yaz aylarında; asla çıplak ayakla yürümeyin. Ayaklarınızı serin ve kuru tutun. Böylece mikropların burada yaşaması önlenmiş olur. Ellerinizi ve ayaklarınızı yıkadıktan sonra parmak aralarınızın iyice kurumasına dikkat edin. Bunun için daima kendi kişisel havlunuzu kullanın. Bu havlular düzenli aralıklarla değiştirmeli ve yüksek sıcaklıklarda yıkanmalıdır. Kolay hava alan ve terletmeyen ayakkabılar tercih edilmelidir. Dar giysiler giymekten kaçınılmalıdır. Eşyalar ortak kullanılmamalıdır. Halka açık alanlarda (özellikle ortak kullanılan hamam, otel odaları vs) çıplak ayakla dolaşılmamalıdır.

Yaza Formda Girmek İçin Bu Önerilere Kulak Verin

Şok diyet, mucize ilaç – besin desteği yalanına kanmayın.
 
Kilo vermek zor değildir. Önemli olan "Korumayı Başarmak"tır. Kısa sürede verdiğiniz büyük kilolar incelmeyi sağlayan yağ yerine, kas ve su kütlenizden olur. Şok diyetlerle verilen kilolar, sonradan fazlasıyla alınıp, vücutta deformasyonlara, kas kaybına ve metabolizmada yavaşlamaya yol açarak, hem sağlığınızı bozabilir, hem de sizi “Kilo Alma Adayı” haline getirebilir. "Kalıcı Kilo Kontrolü" için doğru yöntem tektir. Metabolizma hızı ölçülmeli, detaylı vücut analizi yapılmalı, kişinin sağlık durumu, yaşam şekli, beğenileri vb. diğer tüm özelliklerine dayanarak “diyetisyen” tarafından önerilen sağlıklı beslenme programı uygulanmalı ve bu yaşam şekli haline getirilmelidir.
Bu döneme özel beslenme ipuçlarını incelerken lütfen uygulama hedeflerinizi ve uygulama programınızı not edin. “Diyetinizde yapacağınız küçük ve kalıcı değişikliklerin, olumlu etkilerine inanamayacaksınız…”
 
“Sağlıklı Beslenme Programı” uygulayacağınız zaman;

1.Metabolizma Hızı Ölçümü:

Her bireyin enerji ihtiyacını, en doğru şekilde saptayabilmek için, bireyin metabolizma hızının ölçülmesi gereklidir. Metabolizma hızı, parmak izi gibidir. Kişiye özel bir beslenme programından söz edilecekse en temel nokta, metabolizmanın formülle hesaplanmayıp, oksijen tüketimiyle ölçülmesidir.
Metabolizma Hızınız Daha Önce Hiç Ölçüldü mü?
Pek çok birey buna evet demiş olabilir ama;
Eğer nefes alıp vermenize dayanan, yaklaşık 10-15 dakikalık bir ölçüm yapılmadıysa metabolizma hızınız ölçülmemiştir. Uzanarak ölçüm yapan, vücuda elektrot bağlanan cihazlar veya tartı aletleri metabolizma hızını bir formülle hesaplar.
 
Doğru Ölçüm Nasıl Yapılmalıdır?
 
Yapılması gereken, kişinin oksijen tüketimi ile yapılan ölçümdür. Yaklaşık 10-15 dakika arası süren bu ölçümde, ağız ve burun bir maske ile örtülür. Tüm solunum tek merkezden yapılır ve oksijen tüketim kapasitenize göre metabolizma hızınız ölçülür.

Metabolizma Nasıl Hızlandırılır?

 
*Sık Öğün Tüketimi: 3 ana öğüne ek olarak, mutlaka ara öğünlerin tüketilmesi önerilir. Ara öğün tüketmek vücudu çalıştırıp, metabolizma hızınızı sürekli yüksek tutar.

*Egzersiz Yapmak: Düzenli hareket edip kalori harcayarak kısa vadede ve kas kütlenizi artırarak uzun vadede metabolizma hızınızı artırmak oldukça faydalıdır.
*Yeterli ve Dengeli = OPTİMAL BESLENME: Diyette değişiklikler yapılması, farklı yiyeceklerin, farklı zamanlarda tüketilmesi metabolizmanın kendini korumaya almaması, kilo vermeye devam etmesi için çok önemlidir. Optimal Beslenme, vücuda gerekli olan tüm besin öğelerinin, tüm öğünlerde yeterli ve dengeli miktarlarda alınmasıdır. Önerilenden fazlasının tüketimi kilo alımına neden olacağı gibi, azı da metabolizmayı yavaşlatabilir. Bu nedenle metabolizma hızınızın oksijen tüketiminizle ölçümü sonrasında, diyetisyeninizin önereceği miktarların azını veya fazlasını tüketmemelisiniz. 

*Sıvı Tüketimi: Metabolik hızın azalmaması, sindirim, emilim gibi görevlerin yapılabilmesi, hücre, doku, organ ve sistemlerin çalışması için, atıkların vücuttan atılması ve vücut ısısının dengelenmesi için; uyanık olduğunuz her saat dilimi içerisinde 1 küçük bardak su tüketmeye özen gösterin. Özel bir sağlık probleminiz yoksa, toplam 2,0-2,5 litre su tüketimini ihmal etmeyin.

*Bunun dışında, metabolizma hızını artırdığı söylenen besin destekleri, karışım çaylar, bazı baharatlar, sabah sıcak, limonlu su veya greyfurt suyu içmek gibi öneriler duyabilirsiniz. Bunların birçoğunun kanıta dayalı etkileri yok denecek kadar azdır. Kendinize ve başaracağınıza inanmak en büyük destek olacaktır.

2. “Detaylı Vücut Analiziniz”,

 
Özel ölçüm cihazıyla, vücut ağırlığınız, yağ oranı ve miktarınız, bölgesel yağ dağılımınız,  kas ağırlığınız, su oranınız, kemik mineral oranınız, ödem miktarınız, metabolizma yaşınız, doku altı ve organ çevresi yağlanmanız gibi pek çok değerin her görüşmede ölçümü yapılmalı, kilo takibiniz buna göre şekillenmelidir.
 
3. “Besin Tüketim Kaydınız” ve “Yaşam Şekli ve Beğenileri”niz göz önüne alınarak, Diyetisyeniniz tarafından hazırlanan, sağlıklı ve kalıcı kilo yönetimi programı kullanılmalıdır.
 
4. Hekim tarafından “Genel Muayeneniz” yapılarak, öngördüğü tiroit, şeker, kolesterol gibi “Biyokimyasal Bulgularınız”, “değerlendirilmelidir.
 
Yaza Girerken Kalıcı Kilo Kontrolü İçin İpuçları:

-Kilo kaybı konusunda gerçekçi olun. 1 kilo yağdan vermek için 7000 kalori harcamak gereklidir. Günlük ortalama 500 kalori azaltılarak, haftada ancak yarım kilo verilebilir. Bunun için haftada yarım veya 1 kilo arası kaybı hedefleyin. Haftada 1 kez tartılın.

-*”Hızlı Zayıflama” sağlığınızı olumsuz etkiler. 5-6 ayda aldığınız kiloları, birkaç haftada vermeye çalışmayın… Nefesinizi tuttuğunuzda, daha derin bi nefes alma ihtiyacı hissedeceğinizi düşünün… Aşırı açlıkla uygulanan diyetler de buna benzer. Sonrasında kilo almanız kaçınılmazdır.

-*Kilo verme hızınız yavaşlarsa moralinizi bozmadan azimle diyetinize uymaya devam edin, hareketinizi artırın. Direnç kırıldığında, kendinizle gurur duyacaksınız.

-*Mutlaka kahvaltı edin. Geceden düşen kan şekerini dengeleyen, güne başlarken bedensel ve zihinsel fonksiyonlar için çok gerekli olan enerjiyi sağlayan kahvalyıtı asla ihmal etmeyin. Diyetteyken tüm gün, tok ve enerjik hissetmek için, ana ve ara öğünleri atlamayın.

KAHVALTI VE ARA ÖĞÜNLER İÇİN UYGULANABİLİR İPUÇLARI:

 
*Yeterli ve dengeli bir kahvaltı ile enerji dengeniz için ilk pozitif adımı atmış olursunuz. (Miktarlar ve içerikler kişilerin kilo, boy, metabolizma hızı, vücut analizi, sağlık durumları ve beğenilerine göre beslenme uzmanı tarafından dengelenmelidir.)
Klasik Kahvaltı tercih edenler için; Tam tahıllı ekmek, peynir, haftada 2 kez yumurta (haşlanmış, sebzeli menemen halinde veya peynirle yağsız omlet yapılmış), zeytin, mevsime dikkat ederek domates, salatalık, renkli biberler, maydonoz, tere, roka, marul ve diğer yeşillikler tüketilebilir. Bu kahvaltı karbonhidrat, yağ, protein, posa, vitamin ve mineraller içerir ve dengeli bir kahvaltıdır.
Ayrıca yulaf gevreği, tam tahıllı kahvaltılık gevrek veya müsli, orta yağlı süt, yoğurt veya probiyotik yoğurtla, arzu edilirse meyve de eklenerek tercih edilebilir.
Gün içinde, metabolizmaya destek bazı ara öğün örnekleri:
Ana öğünler arası köprü niteliğinde olan ara öğünler 2-3 saatte bir tüketilebilir.
-Kuru veya taze meyveler, yağsız veya az yağlı süt, yoğurt, peynir, prebiyotik yoğurt, kefir, light dondurma gibi alternatiflerle veya uygun miktarlarda fındık, ceviz, badem vb. besinlerle dengelenerek ara öğünde tüketilebilir.
-Tam tahıllı bisküvi, grisini veya ekmek, yağsız beyaz peynirle tüketilebilir. Tam tahıllı ekmekle hazırlanan tost tercih edilebilir. Yanında şekersiz meyve veya bitki çayı içilebilir.
-Ara öğün tüketmek için yeterli vakit yoksa, 1 bardak ayran veya 1 kutu yağsız süt içilebilir veya 1 çay bardağı kadar beyaz veya sarı leblebi yenebilir…

*Tüm besin gruplarından, size uygun dengeli porsiyonlarda tüketerek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanın. Karbonhidrat-Protein ayrımı vb. besin gruplarını ayırmak bilimsel değildir.
 
*Doğru karbonhidratları seçin. Çok tahıllı, yulaflı veya çavdar ekmeği gibi tam tahıllı ekmekler, beyaz unlu makarna yerine kepekli makarna, beyaz pirinç yerine esmer pirinç veya bulgur daha doğru seçim olacaktır.

*Canınız tatlı istediğinde veya atıştırmalık yiyecek isterseniz, önce büyük bir bardak su veya tatlandırıcı eklenmiş meyve/bitki çayı için. İsteğiniz sürüyorsa, sebze ve meyveler ilk tercih olmalıdır. Süte veya yoğurda tatlandırıcı ve kan şekerini dengeleyen tarçın ekleyerek tüketebilir, içine meyve ekleyebilirsiniz. Yine şekersiz dondurma, şekersiz çikolata veya kalorisi düşük tatlılar da masum atıştırmalar olabilir.
 
*Güneşin olumsuz etkisinden korunmak için yeterli omega-3’ü haftada 2-3 kez, ızgara, buğulama, fırında veya haşlanmış (kızartılmamış) balık tüketerek almak önemlidir. Ayrıca semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, ceviz, fındık vb. kabuklu yemişler de omega-3 içerir.
 
*Yağsız et, yarım yağlı veya yağsız süt ürünleri vb. düşük yağlı besinleri tercih edin.
 
*Özellikle mevsime uygun sebze ve meyvelerden, günde 7-9 porsiyon (en az 5 porsiyon) tüketin. Her renk besinin farklı faydaları olduğundan çeşitliliğe önem verin. Hem vitamin kaybı, hem yüksek kalori alımı, hem de kanserojen madde oluşabilme riski açısından, kızartma yönteminden uzak durun.
 
*Yaz ve kış beslenmesi arasındaki en temel fark sıvı tüketimidir. Metabolik Hızın azalmaması, sindirim, emilim gibi görevlerin yapılabilmesi, hücre, doku, organ ve sistemlerin çalışması, atıkların vücuttan atılması ve vücut ısısının dengelenmesi için, günde yaklaşık 2,0-2,5 litre su tüketimini ihmal etmeyin.

*İçeceklerinize şeker eklemeyin. Kaç tane şeker kullandığınızı gözden geçirin. Günde sadece 1 adet küp şeker azaltarak yılda yaklaşık 1 kilo verebilirsiniz…

*Özellikle dışarıda yemek yerken porsiyon kontrolüne dikkat edin. Yemeği arkadaşınızla paylaşın.
 
*Daha aktif olun. Günde en az 30 dakika orta şiddette egzersiz yapın. İdeal olan bu miktarı yavaş yavaş artırarak günde 45 dakika – 1 saate ulaştırmaktır.
 
*Alışkanlıkları pekiştirmek ve problemleri tesbit etmek için bir günlük tutun. Bu sayede, diyetinize uyumunuz ve başarınız artacaktır. Diyetinize harfiyen uymanızı engelleyen durumları ve canınızın istediklerini hafta boyunca tesbit edip not alabilir, haftasonunda ödül olarak en çok istediğinizi seçip, aşırı olmayacak makul porsiyonda tüketebilirsiniz.
 
*Kışın giysilerle örtülen fazla kiloların rahatsızlık verdiği bu günlerde, kilolarını verebilmek için acele etmeyin.

*Yeterli ve Dengeli Beslenme” bir “puzzle” gibidir. Hiç bir öneri mucize yaratamaz. Yukarıda saydığım tüm noktalar bu puzzle için önemli parçalardır…

 
Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. E. Yasemin Sancak

Hillside Üyeleri Haftasonları Açık Havada Antrenman Yapıyor

Memorial Ataşehir Hastanesi Hizmete Başladı

ANADOLU YAKASI’NIN KALBİ MEMORIAL ATAŞEHİR’DE ATACAK

21 bin metrekarelik alan üzerine kurulu, 143 yatak kapasiteli Memorial Ataşehir Hastanesi modern mimarisi, konforlu hasta odaları, hasta psikolojisini pozitif etkileyici şekilde dekore edilmiş poliklinikleri; tam teşekküllü dijital cihazlardan oluşan Radyoloji Bölümü, hastaların radyolojik incelemeler sırasında kendilerini rahat hissetmeleri için Ambians teknolojisi ile hazırlanmış MR ve BT odaları, PACS sistemi, Koroner Yoğun Bakım, Genel Yoğun Bakım, KVC Yoğun Bakım ve Yeni Doğan Yoğun Bakım Üniteleri, Koroner Anjio, Anjio servisi ve tam donanımlı ameliyathaneleri ile bir dünya hastanesi olacak.

Memorial Hastanesi’nin her alanda hizmet veren tam donanımlı bir sağlık merkezi olması avantajı ile her branşın ihtiyacı doğrultusunda tedavi alanları oluşturduklarının altın çizen Memorial Sağlık Grubu Genel Müdürü Uğur Genç, ‘Memorial, her yıl binlerce hastaya sunduğu kaliteli sağlık hizmetini şimdi de Ataşehir Hastanesi ile Anadolu yakasında sürdürecek. Memorial Sağlık Grubu olarak Ataşehir Hastanemiz için 50 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Anadolu yakasının en önemli sağlık merkezlerinden biri olma hedefi ile gerçekleştirdiğimiz Ataşehir yatırımının, önümüzdeki dönemlerde Memorial Şişli Hastanesi gibi ülkemizin dört bir yanından ve yurtdışından gelen hastalarımıza şifa dağıtmasını bekliyoruz. Kaliteli hekim kadrosu, hasta bakımı ve güvenini ön planda tutan hemşire kadrosu, güleryüzlü çalışanları ve ileri teknoloji cihazları ile Ataşehir Memorial Hastanesi, Türk Sağlık Sektöründe önemli bir oyuncu olacaktır.
 
Ataşehir’in merkezinde, Kadıköy, Ümraniye, Beykoz, Üsküdar, Kartal, Çekmeköy ve Pendik gibi bölgelerden rahatça ulaşılabilecek konumda olan Memorial Ataşehir Hastanesi; tecrübeli hekim kadrosu, güler yüzlü çalışanları, üstün altyapı ve teknik donanımı ile her branşta 7 gün 24 saat sağlık hizmeti sunacak.

Hizmet birimleri:

Kalp ve Damar Cerrahisi
IVF (Tüp Bebek)
Genel Cerrahi
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Gastroenteroloji
Kardiyoloji
Ortopedi ve Travmatoloji
Tıbbi Onkoloji
Üroloji
KBB
Nöroloji
Nöroşirurji
Radyoloji
Enfeksiyon hastalıkları
Genel Yoğun Bakım
KVC Yoğun Bakım
Yeni Doğan Yoğun Bakım
Dahiliye
Nefroloji 
Hematoloji
Göğüs Hastalıkları
Dermatoloji
Fizik Tedavi
Bakteriyoloji ve Mikrobiyoloji
Biyokimya
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Çocuk Cerrahisi
Pediatrik Gastroenteroloji
Pediatrik Kardiyoloji
Pediatrik Allerji
Anestezi ve Reanimasyon
Göz Hastalıkları
Diş

Ağaoğlu Yarın İhaleye Çıkıyor

Yanardağı Külü Türkiye’de

mera

Daha Temiz Çevre İçin Maket Yarışması

Bir hafta sürecek etkinlikler kapsamında fidan dikimi, çocuklar için tiyatro gösterileri, çevre konulu seminerler ve maket yarışmasına katılarak dereceye girenlerin  ödüllerinin dağıtım töreni yapılacak. 
 
Temiz bir çevre için geri dönüşüm projelerinin yoğun olarak hayata geçirildiği Ataşehir’de 1. Çevre Şöleni Haftası Etkinlikleri kapsamında, geri dönüşümlü malzemelerden yapılmış “Maket Yarışması” ile ilköğretim çağındaki çocukların hem geri dönüşüm konusunda bilinçlenmesi hem de üretkenliklerinin artırılması hedefleniyor.

Konularında uzman jüri üyelerinden oluşacak seçici kurulun değerlendireceği Maket Yarışmasına katılım için son başvuru tarihi 17 Mayıs 2010.  Bu tarihe kadar maketlerini teslim etmiş okullar arasından birinciliğe değer görülen maket sahibi okula Projeksiyon Makinesi, ikinciliği kazanan okula Masa Tenisi Takımı, üçüncü okula Spor Malzemesi, dördüncü okula mansiyon ödülü olarak okul bahçesinin çiçeklendirilmesi,  beşinci okula ise kırtasiye malzemesi ödül olarak verilecek. Yarışmaya katılan her okula 10 tane fidan hediye edilecek.
Ödüller maket yarışması ile sınırlı değil…

Ataşehir Belediyesi 1. Çevre Şöleni Haftası etkinlikleri kapsamında 2009-2010 Eğitim öğretim yılı içerisinde en çok geri dönüşüm malzemesi toplayan okula, “En Çevreci Okul” ödülü verecek. Bu yarışmada birinci olan okula spor malzemesi paketi verilirken, ikinciye 3 tane flaş disk, üçüncü okula ise kırtasiye malzemesi verilecek. Geri dönüşüm konusunda en çok katkıda bulanan sitenin ise bahçe ağaçlandırılması yapılacak. 1. Çevre Şöleni Haftası etkinliğine ilişkin daha geniş bilgi almak isteyen  Ataşehirlilerin 0216-  570 50 99 numaralı “ALO ÇEVRE HATTI’nı aramaları gerekiyor.

Sony 3D TV’ler İlk 3D Dünya Kupası İçin Hazır

Belirli 3D TV’ler ve Blu-ray oynatıcılarla birlikte 3D Blu-ray disk filmler veriliyor. En yenilikçi ve kapsamlı 3D Blu-ray oynatıcı ve Ev Sinema Sistemleri hazır. Sony ve Mars Entertainment Group işbirliği ile sinemaseverler, çok ayrıcalıklı bir 3 boyutlu yolculuğa çıkıyor.
Sony, 3D’ye ilişkin yeni teknoloji ve ürünleri hakkında bugün yapmış olduğu duyuru ile yarattığı eşsiz “3D Dünyası”nda, tüketici elektroniği, film yapımı ve oyunlardaki uzmanlığını bir kez daha kanıtlıyor. Buna göre Sony 3D TV’ler ve Blu-ray oynatıcılar, FIFA Dünya Kupası™ 2010 heyecanının başlayacağı Haziran ayında mağazalarda olacak. Sony, dünya kupası kapsamında da bir ilke daha imza atacak ve 2010 FIFA World Cup South Africa™ resmi 3D filmini çekecek. Ayrıca şirket, tüketicilerin, ilk 3 boyutlu televizyon deneyimini Sony ile yaşamaları için tercih sebepleri olacak yeni ürün serileri, hizmet ve ücretsiz içeriklerini de duyurdu. 

BRAVIA® HX800’den sonra en yeni Sony 3D TV’ler de yolda

 
Sony, 3D deneyimini evinde yaşayabilmeyi heyecanla bekleyen tüm tüketicileri için HX800 serisi 3D televizyonunu tanıttı. 3 boyutlu sinema deneyimini mümkün kılacak olan HX800, eşsiz Monolithic Design konseptindeki tasarımı ve teknolojisi ile de çok ayrıcalıklı. HX800’ün tanıtımını takiben önümüzdeki haftalarda yeni Sony 3D TV modelleri de lanse edilecek. 

Sony’nin en yeni 3D teknolojisi, doğal olarak tüm yeni çıkacak BRAVIA 3D TV'lerde de olacak. Sony’nin, izleyicilerin 3D deneyimini, Full HD 1080p çözünürlük kalitesinde yaşamalarına olanak tanıyan en son 200Hz Motionflow teknolojisine, 3’ü de Sony’ye ait olan ‘High Speed Precision’, ‘LED Boost’ ve ‘Simulated 3D’ teknolojileri de dahil edilerek, 3D görüntü kalitesi daha da artırılıp, geliştirilmiş. Bu sayede Sony, 3D görüntünün çok daha net, parlak ve gerçek bir deneyim olmasını sağlıyor. 

3D stereoskopik PS3™ oyunları, Sony 3D TV’lerin hediyesi

 
Sony 3D TV’lerin pazara sunulmasıyla birlikte, PlayStation 3 kullanıcıları için 3D stereoskopik oyunlar en önemli gündem maddelerinden biri haline geliyor. HX800’ün tanıtılmasıyla eş zamanlı olarak, Sony Computer Entertainment Europe, PlayStation Ağı üzerinden kullanılabilecek olan 4 adet 3D stereoskopik PS3 oyunu yayınlayacak ve bu oyun koleksiyonu BRAVIA 3D TV satın alanlara hediye olarak verilecek.

Heyecan dolu Wipeout ®HD ve Motorstorm Pacific Rift oyunları ile PAIN ve Super Stardust™ HD eğlence oyunları Türkiye’de PlayStation Network Store açıldıktan sonra indirilebilir duruma gelecek. 

Özel Sony 3D ürünleri ile özel 3D Blu-ray filmleri 

 
Ayrıca Sony, gişe rekortmeni Cloudy with a Chance of Meatballs (Köfte Yağmuru) ve Deep Sea (Derin Deniz) filmlerini, belirli 3D ürünleri ile birlikte paketlenmiş olarak, 3D Blu-ray diskte sunacak.

3D gözlükler ve verici aksesuarları

 
Sony’nin Full HD 3D görüntü kalitesini en mükemmel şekilde sağlamak için active shutter teknolojisini kullanan, esnek ve ayarlanabilir yan sapları ve her yüze uyum sağlayabilecek burun koruyuculara sahip 3D gözlükleri, hem konforlu hem de dayanıklı. Aynı zamanda, yaklaşık 100 saate kadar pil ömrü bulunan ve ebat olarak daha küçük olan pembe ve mavi gözlükler, daha küçük yüzlü insanlar ve özellikle çocuklar için oldukça ideal. Otomatik kapama fonksiyonuna da sahip olan Sony 3D gözlükler, 3 boyutlu aksiyonu daha uzun yaşamaya olanak tanıyor.  

Bazı Sony 3D TV'ler, kısa bir süre için 3D gözlük ve dahili verici ile birlikte sunulacak. HX800 3D modeli de, 2 set gözlük ve 3D vericinin dahil olduğu özel bir 3D aksesuar paketi ile görücüye çıkacak.

3D Blu-ray oynatıcılar ve Ev Sinema Sistemleri 3D ev eğlencesini tamamlıyor
Sony, yeni 3D TV modellerini tamamlamak üzere oldukça iddialı ve kapsamlı 3D Blu-ray oynatıcılar ve ev sinema sistemleri tasarladı.

Oldukça uygun fiyatlı S470 "3D ready" Blu-ray oynatıcılar da bu ay itibariyle satışa sunulacak. Haziran ayının başında satışa çıkacak yeni Sony 3D TV’ler ile birlikte, bir 3D firmware güncellemesi de çıkarılacak. Mayıs ayı ortasında çıkacak S570 modeli ise 3D playback özellikli ilk model olacak. 

BDV-E370’in öncülük ettiği bu yılki Sony Blu-ray Ev Sinema Sistemleri ürün yelpazesi “3D Ready” özelliğine sahip. 

Sony, futbol heyecanına 3. bir boyut katıyor

 
Sony’nin yarattığı 3D dünyasından bir haber de dünyada milyonların nefeslerini tutarak beklediği FIFA Dünya Kupası™ ile ilgili. Sony ve FIFA’nın işbirliği ile tarihte bir ilke imza atılacak ve kupa kapsamında, toplamda 25 maç 3D olarak çekilecek. Aynı zamanda, dünya genelinde kamuya açık belli alanlarda 3D canlı yayınlar yapılacak, her maç için özel 3D tanıtım filmleri hazırlanacak ve bu filmler, Avrupa genelinde yaklaşık 1.300 mağazada Sony 3D TV’lerde izlenebilecek. Ayrıca, Sony Pictures Home Entertainment da Sony tarafından çekilecek 2010 FIFA World Cup South Africa™ resmi 3D filmini, 2010 yılı içinde, Blu-ray Disc formatında dağıtma planları olduğunu açıkladı.

Sony 3D dünyası, Mars Sinemaları’nda 3 boyutlu sinema keyfi sunuyor

 
Sony ve Türkiye’de eğlence sektörünün lider şirketi Mars Entertainment Group, 3D film gösterimleri için bir işbirliği yaptığını duyurmuştu. Bu sayede sinemaseverler, Sony’nin katkılarıyla ve Real D 3D farkıyla Cinebonus Sinemaları’nda, 3D film keyfi yaşıyor. Ayrıca, Türkiye’ye gelen ilk Sony 3D LCD TV’ler her hafta farklı Mars Sinemalar’ında teknolojiseverler ile buluşuyor.

Sony 3D TV’ler ve Blu-ray oynatıcıların Özellikleri

BRAVIA® 2010 3D TV SIGNATURE Serisi
LX900

 
•    Yeni nesil ev eğlence TV'si
•    Tümleşik Full High Definition 3D deneyimi
•    Çevrimiçi hizmetlere ve içeriğe Wi-Fi ile erişim
•    Dahili MPEG-4 AVC HD TV tuner
•    Ebatlar: 40” (102cm), 52” (132cm), 60” (152cm)

BRAVIA® 2010 3D TV CINEMATIC Serisi
HX900

 
•    Mükemmel ev sinema deneyimi
•    Etkileyici yüksek kontrast ve renk kalitesi ile canlı görüntüler
•    Opsiyonel olarak sunulan 3D Sync Transmitter ve 3D gözlükler ile Full HD 3D deneyimine hazır
•    Dahili MPEG-4 AVC HD TV tuner
•    Ebatlar: 46” (117cm), 52” (132cm)

HX800

 
•    Yenilikçi "Dynamic Edge LED" arka aydınlatma teknolojisi ile yüksek kontrastlı resim kalitesi ve incecik görünüm
•    Motionflow 200Hz Pro teknolojisinin sahip olduğu görüntü bulanıklığını azaltma özelliği ile çok daha akıcı ve hareketli görüntüler
•    Opsiyonel olarak sunulan 3D Sync Transmitter ve 3D gözlükler ile büyüleyici Full HD 3D deneyimi
•    Dahili MPEG-4 AVC HD TV tuner
•    Ebatlar: 40” (102cm), 46” (117cm)

Blu-ray oynatıcılar

 
BDP-S470
 
•    3D TV'de muhteşem 3D aksiyon ile yeni nesil ev eğlencesi (3D özelliği cihaz yazılımı güncellemesiyle etkinleştirilebilir)
•    Monolithic Design konsepti, oturma odanıza eşsiz bir tarz katar
•    BRAVIA Internet TV özelliği çevrimiçi içeriğe hızlı erişimin keyfini çıkarın
•    DivX HD ve MKV formatlarını destekler
•    iPhone ya da iPod touch, Blu-ray Disc oynatıcınızın uzaktan kumandası gibi kullanılabilir 

BDP-S570

•    3D TV'de muhteşem 3D aksiyon ile yeni nesil ev eğlencesi
•    Monolithic Design konsepti, oturma odanıza eşsiz bir tarz katar
•    BRAVIA Internet TV özelliği çevrimiçi içeriğe hızlı erişimin keyfini çıkarın
•    Dahili Wi-Fi sayesinde kablo derdini ortadan kaldırır ve online içeriğe kolay
•    iPhone ya da iPod touch, Blu-ray Disc oynatıcınızın uzaktan kumandası gibi kullanılabilir 

Chevrolet Cruze Türkiye Birinci Yılında 5500 Adet Sattı

Müşterilerden gelen yoğun talep sebebi ile 15 Nisan 2009 tarihinde yapılan lansmanı takiben geçen bir yıl süresince Chevrolet Türkiye’nin Torbalı stok sahasında bayilerin alabilecekleri Cruze stoğu oluşmamıştır. Gelen Cruze’lar Bayiler tarafından hemen alınmaktadır. Cruze için Chevrolet bayileri önümüzdeki aylara sıra yazmaya devam etmektedirler.

16V 1.6 benzinli motor, düz ve altı (6) ileri tam otomatik vites seçenekleri ve 3 farklı donanım seviyesi ile Cruze satışa sunulmaktadır. Çift renkli kokpit tasarımı, sınıfındaki en iyi arka koltuk diz ve baş mesafesi, elektronik iklim kontrollü klima, yağmur sensörü, ışığa duyarlı otomatik yanan farlar, ışığa duyarlı otomatik kararan iç dikiz aynası, grafik bilgi ekranı, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, elektrikli ön ve arka camlar, Aux-in girişi ve USB bağlantı noktası, direksiyondan kumandalı müzik sistemi, uzaktan kumandalı merkezi kilit, 16“ alaşımlı jantlar, 6’lı CD çalar ve 6 hoparlör ekipmanları donanım seviyesine göre Cruze’da sunulmaktadır.

2009 Kasım ayında zorluk derecesi arttırılan EuroNCAP güvenlik testinden rekor 5 yıldız alan Cruze, C sedan segmentinin ilk ve tek 5 yıldızlı otomobilidir. Uluslararası AUTOBEST yarışmasında „2010 Yılının En İyi Otomobili“ ünvanına sahip oldu. Oto Haber dergisi okuyucuları tarafından yapılan oylama sonucunda C-Sedan segmentinde „Yılın En İyi Otomobili“ ödülünü aldı.

Palladium’un Atları

 

 

 

 

Astra HB, Yılın İlk Üç Ayında Segmentinde Satış Lideri

Astra HB, Avrupa genelinde 100 bini aşkın siparişle beklentilerin üzerinde satış rakamına ulaştı. Bu artış, yılın ikinci çeyreğinde Opel’in Polonya-Gliwice’deki üretim tesislerine üçüncü bir vardiyanın ekleneceği anlamına geliyor.

Opel’in 1936’da Olympia Kadett ile başlattığı kompakt sınıf geleneğinden gelen Astra HB, C segmeninde her zaman Avrupa’nın en çok satan kompakt otomobilleri arasında ilk üçte olmuştur. Astra yılda ortalama 500.000’e yakın bir satış hacmi ile tüm Opel satışlarının üçte birini oluşturmaktadır. 

Marshall’den Osmanlı Renkleri

“Bir dokunuşla bambaşka” sloganıyla gerek geliştirdiği yenilikçi teknoloji ve ürünler gerekse hayata renk ve estetik katma misyonu ile “ilk”lerin öncüsü olan Marshall Boya, şimdi de asırlardır canlılığını koruyan renklere, çağdaş mekanlarda yeniden hayat vermek üzere Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün ile bir işbirliği yaptı ve yepyeni bir koleksiyon yarattı. Marshall Osmanlı Renkleri Koleksiyonu adı ile tüketicilerle buluşacak olan bu yeni serinin tanıtım toplantısı, 14 Nisan Çarşamba günü, Gülgün’ün, Osmanlı ruhunu günümüz yorumu ile yaşatan, eski bir av köşkünden muhteşem bir mekana dönüşen Çengelköy’deki muhteşem evinin özel atmosferinde gerçekleştirildi.

Marshall Boya ve Vernik Sanayi A.Ş. Genel Müdürü Feridun Uzunyol, yeni ürünler ve teknolojiler geliştirme konusuna büyük önem veren Marshall’ın, Serdar Gülgün işbirliği ile Osmanlı renklerini yeniden canlandırmaktan mutluluk duyduğunu belirterek: “Marshall olarak, her zaman yenilikçi yaklaşımlarımız ile gerek ülkemiz ekonomisine ve sektörümüze gerekse insanların hayatına hep daha iyisini sunmayı hedefliyoruz. Marshall Osmanlı Renkleri Koleksiyonu da bu temel yaklaşımımızın en son eseri aslında. Tarihin, asırların gizemini taşıyan ve sadece ülkemizde değil, modern dünyamızda hala canlılığını koruyan Osmanlı kültürünün, o zengin ve değerli mirasın en tatlı renklerini bu koleksiyona sığdırmaya çalıştık. Umarız, tüketicilerimiz de bu koleksiyondan en az bizler kadar keyif alır” dedi.

“Nasıl renksiz bir hayat düşünülebilir?”
Marshall Osmanlı Renkleri Koleksiyonu fikrinin çıkış noktasının çok insani bir soru ile başladığını vurgulayan Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün ise konuşmasında şunları dile getirdi: “Renksiz insan, renksiz tabiat, renksiz tarih, renksiz mekan… Renksiz bir hayat olabilir mi? Yoksa unuttuk mu renkleri? Oysa, bugün olduğu gibi dün de hatta asırlardır renk neşe olmuş, zenginlik ve asalet ifadesi olmuş. Renge ulaşmak mutluluk olmuş, başarı olmuş ve gücün kanıtı olmuş. Ve ilham almak için şöyle bir geçmişimize bakmak kafi. Biz de, geliştirdiği teknolojiler ve yenilikçi ürünler ile sektörde lider olan, sektörün önünü açan Marshall ile birlikte tam da bu bahsettiğim yerden ilham alarak, yarattık bu koleksiyonu.”

“Lokum, akide, şerbet ve kahve” tadında bir koleksiyon
Marshall Osmanlı Renkleri Koleksiyonu, “Lokum, Akide, Şerbet ve Kahve” olmak üzere renk ya da tat olarak ifade edilebilecek 4 ana temadan oluşuyor. Serdar Gülgün, bu temaları belirlerken, 4 rengin de hem asırlara meydan okuyup bugüne gelmiş lezzetler hem de Osmanlı deyince dünyada ilk akla gelen ve Osmanlı ile tüm dünyaya yayılmış tatlar olmasından yola çıkmış. Ayrıca koleksiyonda, hikayeleri ile göz kamaştıran; Çintemani, Kündekari, Balık Pulu, Zencirek, Nar, Lale ve Karanfil olmak üzere 7 önemli Osmanlı motifi de bulunuyor. Bunlar da boyanabilir duvar desenleri olarak, Marshall Osmanlı Renkleri Koleksiyonu’nun ayrılmaz birer parçalarını oluşturuyor.

Tarifi hala bir sır gibi saklanan, ünü dünyayı aşan Türk Lokumu
Osmanlı’nın hoş kokulu şekerlemesi olan lokum, bu koleksiyonun ana temalarından biri. Koleksiyonda, gül, limon, fıstık ile lezzetlendirilerek yapılan bu rengarenk şekerlemenin temsil ettiği pudralı renkler kullanılıyor. Rahatü’l – Hulkum,  “boğazı rahatlatan” anlamına gelen bu kelime, zaman içinde “latilokum” ve “lokum”a dönüşerek, günümüze ulaşıyor. Uluslararası şöhreti olan lokumun tarifini Avrupalılar senelerce merak ediyor ve bu tarifi ilk ele geçiren kişi Yunanistan Kralı I. Otto’nun şekercibaşısı oluyor. Doğu şekerciliğini araştırmak için İstanbul’a gelen şekercibaşı, esrarengiz olarak tanımladığı Türk Lokumunun nişasta, su, limon suyu ve gülyağından ibaret olduğunu keşfederek, 1838’de kitabında yayınlıyor. Bugün bile pek çok lokum imalatçısı yaptıkları lokumun tarifini bir sır olarak saklamaya devam ediyor. Marshall Osmanlı Renkleri Koleksiyonu’ndaki lokum ise içinde, kullanıldığı mekanlara, romantizm ve masumiyet katan rüya gibi renkler barındırıyor.

Padişaha bağlılığın simgesi, bir saray şekerlemesi: Akide
En sevilen Türk şekerlemelerinden biri olan akide ise koleksiyonun ikinci teması olarak öne çıkıyor. Tarçın, portakal ve susamla lezzetlendirilmiş bu şekerlemenin temsil ettiği grup, mekana aydınlık ve canlılık katıyor. Güneş ve baharat tonlarını sevenlerin vazgeçilmez renkleri olmaya şimdiden aday. Topkapı Sarayı’nda her üç ayda bir maaşların dağıtılması için düzenlenen Ulufe Törenleri kapsamında Yeniçeriler, devlete bağlılıklarını göstermek için Padişah ve devletin ileri gelenlerine o devrin parası şeklinde dökülmüş olan kendi yaptıkları akide şekerlerini sunarlarmış. Bu şekerin akide olarak anılmasının sebebi ise Yeniçerilerin padişaha bağlılık akdini temsil etmesinden geliyor. Daha sonraki yıllarda manevi değeri de olan bu saray şekerlemesi, saray dışındaki şekerlemecilerde de imal edilmeye başlıyor.

İngiliz, İtalyan ve Fransızlar’ı imrendirecek şerbet tadında lezzetli mekanlar
Osmanlı’nın en sevilen içeceği şerbet, koleksiyonun da en leziz 3. temasını oluşturuyor. Temada, olgun meyvelerden, güzel kokulu çiçeklerden, lezzetli yemişlerden elde edilen bu güzel içeceğin temsil ettiği saraylara layık renkler bulunuyor. Osmanlı Dönemi’nde İstanbul’a gelen İngiliz seyyah ve sefirler, geleneksel Osmanlı şerbetini çok sevmiş ve bu içeceği kendi memleketlerine adıyla birlikte götürmüş. Böylece İngiltere’de şerbet, Sherbet oluyor, İtalya’da ise Sorbetto adını alıyor. Fransızlar ise öğrendikleri bu tarifle karlı ya da buzlu şerbetin benzeri olan buzlandırılmış şerbeti geliştirerek, bir tür meyveli dondurma olan Sorbet’i ortaya çıkarıyor. Marshall Osmanlı Renkleri Koleksiyonu’ndaki şerbet de sahip olduğu tüm bu gizemli ve sevilen tadı ile özellikle çekici ve cazibeli mekanların vazgeçilmez renkleri olacağa benziyor.

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır
Osmanlı’dan Avrupa’ya yayılmış gizemli içecek. Kakule, misk ve hatta amber gibi kıymetli baharatlarla tatlandırılan bu içeceğin temsil ettiği grup mekana, ağırbaşlılık, asalet ve derinlik kazandırıyor. Kahve ikramı Osmanlı Sarayı’nda büyük bir törenle yapılıyor. Padişah’a kahve ikram edileceği zaman kahvecibaşı elindeki askıya oturttuğu kahvedan ile padişahın huzuruna geliyor. İkinci kahveci ise koluna attığı yuvarlak, üzeri nakışlı kahve örtüsü ile ikrama katılıyor. Onu takip eden üçüncü kahveci de bir tepsi içindeki boş fincanları kahvecibaşına getiriyor. Kahvecibaşının gözetimi ile bu kahve sunma töreni tamamlanıyor. İşte o dönemlerden bugüne vazgeçilmez bir keyif olan kahve de koleksiyonda, hatırı sayılır bir şekilde yerini alıyor.

Dünya Panoramaları 1453 Tarih Müzesi’nin Ev Sahipliğinde Toplanıyor

Almanya, İsviçre, Belçika, Avustralya, Yeni Zelanda, Hollanda, Britanya, Brezilya, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, ABD, Japonya ve Türkiye'den yaklaşık 45 akademisyen, müze yöneticisi, araştırmacı ve panorama sanatçısının katılacağı toplantıda Uluslararası Panoramalar Birliği Başkanı Ernst Strom ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Nevzat Bayhan da hazır bulunacak. Panorama 1453 Tarih Müzesi, dünyanın ilk tam panoramik müzesi olması açısından önem taşıyor.

Ağaoğlu My Office 20 Nisan’da İhaleye Çıkıyor

Ani Sevgi Gösterilerine Dikkat

Göğse gelen toplar ani ölümle sonuçlanabilir! 
 
Kalbe travma sonucu kalp durmasına neden olan olaylar % 30 oranında, sporla ortaya çıkmaktadır. Genellikle rekabet içeren ve hızlı çarpmaların olduğu; hokey, beyzbol, futbol, basketbol gibi çarpışmaların yoğun olduğu sporlar ani kalp durması riski oluşturur. Özellikle hokey ve beyzbol gibi sporlarda göğse alınan travma sonrası ölüme gidiş çok hızlıdır. Bu hızlı gidişin ana nedeni, göğüs duvarına çarpan topun etkisi ile kalpte ölümcül ritim bozukluklarının gelişmesi ve anında müdahale edilmediği takdirde ortaya çıkan ani kalp durmasıdır. Bu tür travmalarda olağandışı bir güç sarfiyatına da gerek yoktur. Ani ölümler, sporun kuralları içinde ortaya çıkabilir. 10-12 metrelik mesafelerden 45 – 80 kilometre/ saat hız aralığındaki topların çarpması bu etkiyi yaratmaktadır. Bu tür ölümle sonuçlanan spor karşılaşmaları sırasında göğüs duvarını koruyan kıyafetlerin giyilmesi kalbin korunmasında etkili bir rol oynamaktadır.

Dövüş sporlarındaki travmalara dikkat! 

 
Göğse gelen darbe en çok göğüs duvarının ortasına ve sol meme üzerinde etkili olmaktadır. Travma ne kadar küçük bir alanda ve hızlı yaşanırsa, ölüm daha çok görülmektedir. Bunlar da vücut vücuda çarpışma, yuvarlanma, tekme, karate, judo gibi dövüş sporlarında oluşan darbelerle ortaya çıkmaktadır.
  
Beden eğitimi derslerinde çarpışmalar ölümle sonuçlanabilir
 
Ani ritim bozulması ile ortaya çıkan ölümlerin en önemli nedenlerinden biri de % 30 oranında, okul alanlarında beden eğitimi derslerindeki çarpışmalar ve göğse gelen darbelerdir. 12-13’lü yaşlarda beden eğitimi derslerinde öğrenciler çarpmalar sonucu ani kalp ölüm nedeniyle kaybedilmektedir.
Ailesinde erken yaşta ve ani kalp ölümü hikayesi bulunan gençlerin özellikle kalp hastalıkları yönünden değerlendirilmesi gerekir. Çünkü yapısal bir kalp hastalığı, fark edilmeyen ritim bozukluğu ve kalp kası hastalıkları olanlar, ani çarpma ve travmalar nedeniyle, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya gelebilir. Bu nedenle çocukların küçük yaşlardaki şikayetlerinin dikkate alınması çok önemlidir. Nefes daralması ve çarpıntı gibi şikayetler dile getiren çocukların, kalp hastalıkları yönünden tahlil ve tetkiklerinin yaptırılması gerekir. Okullarda beden eğitimi derslerinde kullanılmak üzere, çarpmanın etkisi ile kalbi duran kişiye eğitimli profesyonel personel tarafından, kalp masajı ve defibrilatörle elektroşok uygulanmalıdır.  

Evde beslediğiniz hayvana ve çocuğunuza da dikkat edin! 

 
Kalbin ölümcül bir aritmi ile durmasının en önemli nedenlerinden biri de, göğse gelen travmaların
% 15 oranında, geniş bir alanda etkili olmasıdır. Evcil hayvan beslemek, stres alıcı ve rahatlatıcı etkisi ile kalp sağlığına olumlu etki yapmaktadır. Ancak evde beslediğiniz kedi ya da köpeklerin de ani pati darbeleri, ritim bozukluklarına neden olabilir. Göğse gelen ani darbelerin yıkıcı bir etki yapması için çok sert ve küçük bir alanı kaplaması gerekir. Ancak aniden göğsünüze doğru atlayan ve patileri ile sert bir darbe oluşturan ev hayvanlarına da dikkat edilmesi gerekir. Aynı şekilde küçük çocukların da yumruk ve kafa darbelerine karşı dikkatli olunmalıdır. Çünkü ani bir şekilde göğsünüze alacağınız bir kafa darbesi ya da koşarak hızlı bir şekilde göğüs bölgenize atlayan çocuğunuzun oluşturduğu darbe, ani ritim bozukluklarına yol açabilir.    

Hayvan darbeleri ölümcül olabiliyor! 

 
Yalnızca evde beslenen evcil hayvanlar değil, özellikle Anadolu’da hayvan toslaması ya da göğse alınan çifte darbeleri kalp damarlarına geldiğinde damar tıkanmasına ve enfarktüse neden olmaktadır. Ancak bu tür sert darbeler daha çok ani ritim bozukluğuna bağlı ölümlere yol açmaktadır.
Kalpte organik bir sorun varsa, darbeye bağlı ölümler daha sık görülmektedir.

Trafik kazalarında otomobil direksiyonu riski! 

 
Trafik kazaları sırasında otomobil direksiyonu ve bazı durumlarda yeterince açılmayan hava yastıklarının göğüs duvarına çarpması ile kalp üzerinde travmatik bir etki oluşturmaktadır. Bu etki ile kalp, göğüs kemiği ile sırt kemikleri arasında sıkışarak ciddi ölümcül durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu durumlar ani kalp ölümü, ölümcül aritmiler, kalp duvarlarının veya kapaklarının yırtılması gibi ciddi durumlar olarak sıralanabilir.

Kalpte ani ritim bozukluğuna bağlı ölümlere neden olan günlük aktiviteler: 

 
Oyun amaçlı yapılan boks maçı
 
Hıçkırıkların geçmesi için göğse uygulanan baskı
 
Hızlı ve sert kartopunun göğse isabet etmesi
 
Trafik kazaları
 
(Trafik kazalarında esnek olan göğüs ön kemikleri ile sırttaki omur kemikleri arasında kalbin sıkışması, ritim bozukluğuna ve kalbin durmasına neden olabilir) 

Ani kalp durmasında saniyeler çok önemlidir!

 
Ani kalp durması saniyeler içinde solunum durması ile sonuçlanır. Bu durumda yaşam desteği (resüssitasyon) adı verilen kalp akciğer canlandırma işleminin kurallarına uygun olarak yapılması hayat kurtarıcıdır. Ani kalp durmasından itibaren ilk 4 dakikada canlandırma işlemine başlanması gereklidir. Çünkü 4 dakikadan sonra beyinde hücre kaybı başlamaktadır. 10 dakikadan sonra ise geri dönüşümsüz beyin hasarı ve beyin ölümü söz konusu olmaktadır.

Microsoft’da Cep Telefonu Çıkardı

Gülen Çocuk Oyun Grubu’ndan Anlamlı Proje

Bu Tarifelerle Pazar Günü Tüm Gün Konuşmak Bedava

Ev Avantaj Akşam paket tarifesiyle, akşam 18.00'dan sonraki gün sabah 08.00'e kadar şehiriçi bedava konuşma imkanına sahipken, şimdi aynı zamanda şehirlerarasını da aynı saatler arasında bedava arama imkanına kavuştu. 
 
Ev Avantaj Uzun paketiyle ise, 15 kuruş karşılığında tam bir saatlik şehiriçi ev ve iş telefonu yönüne arama yapılabiliyor. Şimdi aynı şartlar, şehiriçi aramalarına ek olarak şehirlerarasına da tanınarak tarifenin avantajları genişletildi. Hem EV Avantaj Akşam hem de Ev Avantaj Uzun paket tarifelerini kullanan Türk Telekom müşterileri, ayrıca tanınan imkan ile Pazar günü tüm gün şehiriçi ve şehirlerarası bedava konuşma imkanına sahip oldu.  
 
AVANTAJLI KAMPANYALAR
Hem Ev Avantaj Akşam hem de Ev Avantaj Uzun paket tarife kullanıcıları, ayrıca yılsonuna kadar akşam 7'den sabah 7'ye kadar şehiriçi ve şehirlerarası bedava konuşma kampanyasından ve ev telefonundan cep telefonunu 30 Haziran 2010’a kadar tüm vergiler dahil dakikası 6.5 kuruşa arama avantajlarından da faydalanabiliyor. Böylece Ev Avantaj tarifeleri ile ev telefonundan sadece ev telefonları değil cep telefonları da ucuza aranabiliyor.

ŞEHİRİÇİ VE ŞEHİRLERARASI AYNI FİYAT: 9,9 KURUŞ

Ev Avantaj Akşam ve Ev Avantaj Uzun paket tarifeleri, yenilenen avantajlarıyla aylık tüm vergiler dahil 19.90 TL fiyatıyla Türk Telekom müşterilerine sunuluyor. İki tarifede de aylık 3 bin dakikalık adil kullanım limiti uygulanıyor. Limiti aşan dakikalar ile 08.00-18.00 arasında yapılan şehir içi ve şehirler arası görüşmeler 9,9 kuruş olarak ücretlendiriliyor. GSM aramalarının dakika ücreti ise tüm vergiler dahil 37 kuruş olarak uygulanıyor.  Ev Avantaj Akşam ve Ev Avantaj Uzun tarifelerini kullanan Türk Telekom müşterileri, aynı zamanda 2010 yılı sonuna kadar “7’den 7’ye Bedava” ve 30 Haziran’a kadar “Cepten Evi Aramanın En Ucuz Yolu (6,5 kuruş/ dakika)” kampanyalarından da yararlanabiliyor.

Betofiber Yanmaz Dış Cephe Sistemi Üretti

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük GRC fabrikasına sahip olan Betofiber, bu yıl 33.'sü düzenlenen Uluslararası Yapı – Turkeybuild 2010 İstanbul Fuarı’na cephe kaplamada yeni bir sayfa açan ürünü ile katılıyor. Bina dış cephe sistemlerinde olması gerekli tüm kriterleri, TEK BİR SİSTEMDE taşıyan Avrupa Standartlarında bir marka olan Betofiber, Isı Yalıtımlı Cephe Panel Sistemi ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Betofiber Yalıtımlı GRC Panelleri, bölge koşullarına göre gerekli kalınlıkta yanmaz yalıtım malzemesi ile GRCA normlarında üretilen, binalarda yalıtım ihtiyacını da karşılayan kompozit bir malzeme olarak yeni bir çözüm getiriyor.

BETOFIBER, tüm dünyada Stud Frame GRC Cladding Panel System (Karkaslı Elyaf Katkılı Beton Cephe Panel Sistemi) olarak bilinen cephe panel sistemini, A1 yanmazlık sınıfında bir izolasyon malzemesi olan Alüminyum Folyolu Taşyünü ile birleştirdi. Betofiber Isı Yalıtımlı Panel Sistemi, muadili panel sistemlerine göre yüzde 50 oranında binaya daha az yük getirirken, yangın yönetmeliğinin zorunlu tuttuğu A1 yanmazlık sınıfını sağlamakta, üzerinde bulunan alüminyum folyo ile de yeni TS 825’e göre incelendiğinde yoğuşmayı tamamıyla engelliyor.
BETOFIBER Isı Yalıtımlı Panel Sistemi, binaya 55-65 kg / m2 gibi muadillerine göre yüzde 50 oranında daha az yük getirmesi yanında, A1 yanmazlık sınıfına sahip, ısıl iletkenlik değeri, yoğunluğu, sertifikalı olarak belgeli ve her noktada eşit kalınlıkta kullanılan alüminyum folyolu taşyünü ile tam bir izolasyon sağlıyor. Betofiber, yoğuşma problemine de taşyünü üzerinde bulunan alüminyum folyo ile engel olarak, tüm gerekli kriterleri TEK BİR SİSTEMDE taşıyan Avrupa Standartlarında bir marka olarak üretime başladı.

Betofiber Panel ve Dekoratif Elemanlar

 
Dış cephe tasarımında, mimarlara tasarım özgürlüğü sağlayan Betofiber GRC Panel ve Dekoratif Elemanlar, istenilen ebat, kesit ve detaylarda üretilebilmektedir. İç mekan dekorasyonlarında da kullanılması mümkün olan Betofiber Dekoratif Elemanlar, özellikle malzeme kalitesi, dayanıklılığı ve tasarım özgürlüğü ile diğer alternatiflerini geride bırakmaktadır. Betofiber Dekoratif Elemanlardan, pencere prekastlarında, doğramalar için ayrıca körkasa gerekmez, prekast üzerine direk montaj yapılabilecek şekilde üretilir.
Betofiber GRC Paneller ise sistem olarak, statik hesaba göre gerekli kesit boylarına sahip çelik karkas ile desteklenerek, özel kanal tipli ankraj malzemeleri ile binaya tespit edilir. Mimari tasarıma uygun olarak, modüler hale getirilen Betofiber GRC Panel, betonarme iskeleti tamamlanmış yapıya montajı yapılırken, bina iskeletinde olabilecek şakül ve ölçü problemleri önceden belirlenmek suretiyle kolayca çözümlenebilmesine olanak tanır.
Kullanım alanı yaygınlaşıyor
Betofiber, pürüzsüz yüzeyi, yüksek ısı ve ses yalıtımı özelliği ve hızlı montaj avantajıyla Isı Yalıtımlı Cephe Panel Sistemi konusunda öncü konumdadır. Bunun yanı sıra binalarda estetik görünümlü Betofiber Dekoratif elemanlar giderek daha çok tercih edilmektedir. Cam elyaflı betonun ince ve çok sağlam yapısı, Betofiber’e endüstriyel olarak da pek çok kullanım sahası yaratmaktadır. Betofiber cam elyafı katkılı prekast elemanlar estetik ve sağlamlığı nedeniyle, tünel içi kaplama panellerinden sulama kanallarına kadar inşaat mühendisliğinin birçok alanında tercih edilmektedir.
Betofiber GRC ürünler, rezidans, villa, apartman, eski binalar, business center, toplu konut ve her türlü betonarme ve çelik yapıda, standart dışı projeye özel cephe kaplaması olarak, mimari plana uygun söve, dairesel elemanlar, french balkon, pencere prekast tasarımları, sütun, kolon ve başlıkları ile bina girişlerinde istenilen ebat, kesit ve detaylarda uygulamaya olanak tanır. Betofiber GRC ürünler, ülkemizde dış ve iç cephelerde dekoratif eleman ve panel kaplama olarak kullanılmasının yanında, dünyada; Çevre, Yol, Kaldırım, Meydan Düzenleme Tamamlayıcı Elemanları, Bahçe düzenlemeleri, Endüstriyel Sahalarda, Bordür, Ses Bariyerleri, Kanal ve Drenaj girişleri, Elektrik panoları ve konteynırlar gibi diğer alanlarda da kullanılmaktadır. Betofiber GRC, ülkemizde bu alanlarda da hizmet vererek, standart malzemelere göre daha dayanıklı, uzun ömürlü ve kaliteli bir alternatif sunmaktadır
Betofiber Cephe Panel Sistemi katma değer yaratır
Beton yüksek basınç dayanımına sahiptir fakat çekmeye karşı aynı şey söz konusu değildir. Cam elyafı takviyeli beton içindeki özel elyaf sayesinde hem çekmeye, hem de basınca karşı mukavimdir. Örnek vermek gerekirse, cam elyafının çekme dayanımı çeliğin 3 katı, elastisite modülü de 3-4 katı kadardır. Ayrıca elyaf paslanmayacağı için malzeme çok uzun ömürlüdür. Betofiber Isı Yalıtımlı Cephe Panel Sistemi, pürüzsüz ve hatasız yüzeyleri ile binaların bir mücevher gibi diğerlerinden ayırt edilmesini sağlar. İster cephe panelleri olsun, ister dekoratif elemanlar tüm Betofiber ürünleri binalarda yaratıcı ve estetik tasarımlara olanak sağlar. Betofiber doğal renkleri ile kullanılabileceği gibi istenilen renkte de boyanabilir. Her şekilde kalıcı ve uzun ömürlü temiz bir yüzeye sahiptir. Betofiber Isı Yalıtımlı Cephe Panel Sistemi ve Dekoratif elemanları alternatif cephe sistemlerine göre daha kolay ve hızlı monte edilebilmektedir. Betofiber Isı Yalıtımlı Cephe Panel Sistemi sandviç sistemi içinde içerdiği A1 yanmazlık sınıfına sahip alüminyum folyolu taşyünü ile her iklim koşulu için çok yüksek ısı yalıtımı sağlamaktadır. GRC iyi bir akustik performansa sahiptir. 10 mm kalınlığındaki GRC, ortalama 30 dB üzerinde ses izolasyonu sağlar. Betofiber elyaf takviyeli beton yanmaz, tutuşmaz ve hiçbir şekilde yanarak duman vermez. Ayrıca St. Gobain Cem-Fil Alkali dayanımlı elyaf  (ARG) ile üretilen Betofiber asit ve alkaliye, biyolojik etkilere ve ultraviyole ışığa karşı dirençlidir.
Avrupa Standartlarında Üretim
Betofiber Isı Yalıtımlı Cephe Panel Sistemi, yapılara özel geliştirilen tasarımlara uygun olarak üretim tesislerimizde üretilmektedir. Üretim süreci, kalıp yapımı, karkas imalatı, döküm, izolasyon ve montaj aşamalarından oluşmaktadır.
Kalıp aşaması; üretilecek elemanların dökümü için hazırlanan kalıpların yapımını içerir. Projenin özelliğine göre kalıplar fiber, ahşap veya çelik malzemeden üretilmektedir. Bir sonraki imalat aşaması ise tüm cephe panellerinde tamamı galvanizli karkas sistemi kullanılarak gerçekleştirilir. Döküm aşamasında ise panellere ve diğer tüm üretimlerimize elyaf takviyeli betonlar için geliştirilmiş St. Gobain üretimi Cem-Fil (ARG) elyaf kullanılmaktadır. Elyaf katkılı beton üretiminde Cem-Fil veya muadili alkali dayanımlı elyaf kullanılması çok önemlidir. Piyasada satılan elyaf zaman içinde betonun içerisindeki alkali elementler ile reaksiyona girerek erimekte ve elemanlar özelliğini yitirmektedir. Bu da ileride çatlaklara neden olarak malzemenin işlevini yitirmesine ve cephede ciddi izolasyon problemlerine neden olmaktadır. 
Döküm için kullanılan tüm özel sprey sistemleri İngiltere’den ithal edilmiştir. İngiltere’den ithal edilen özel sprey sistemlerinin kullanıldığı dökümlerle imalatı yapılan panellerde, muadillerine göre hafif fakat çok etkili bir izolasyon malzemesi olan ve yangın yönetmeliğinin zorunlu tuttuğu A1 yanmazlık sınıfında alüminyum folyolu taşyünü kullanılmaktadır.
Depreme dayanıklı patentli Betofiber montaj sistemi
Üretimi tamamlanmış Betofiber Isı Yalıtımlı Cephe Panel Sistemi, binalara Avrupa ve Amerika’daki yönetmelik gereği zorunlu tutulduğu gibi bulonlu sistem olarak monte edilmektedir. Bu şekilde olası bir deprem esnasında ortaya çıkabilecek yüklerin yer değiştirmelerle tolere edilmesi sağlanabilmektedir.
Üretimimiz her aşamada sıkı bir denetim ve kalite kontrolden geçmektedir. Türkiye’de sadece 2 firmanın sahip olduğu İngiltere’de merkezi bulunan GRCA tarafından yapılan uzun denetimler sonrasında, belli kriterlerin sağlanması ile verilen GRCA AMS (Elyaf Katkılı Beton Birliği Onaylı Üretici Belgesi)’ye sahip olan firmamız, kendi bünyesinde bulunan laboratuarı ile de günlük testlerini yaparak Türkiye’de bir ilke imza atmıştır. Know how’a sahip, sürekli eğitim programlarına katılan profesyonel ekibimiz tarafından onay verilen ürünlerimiz montaj sahasına sevk edilir.
Dekoratif cephe elemanları da cephe panelleri ile aynı özellikte üretilmekte, ancak izolasyon kullanılmamaktadır. Betofiber dekoratif pencere söveleri, sütunlar ve harpuştalar yapılara estetik özellikler katar ve binaların değerine değer katar.

Ataşehir’li Süleyman Zehir Tıp Dünyasını Alt Üst Etti

Marshall Boya Sektörünün En Beğenilen Şirketi Seçildi

En beğenilen şirket olarak seçilmekten son derece büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Marshall Boya Genel Müdürü Feridun Uzunyol, “1954 yılında kurulan Marshall olarak, bu sene 56. yılımızı kutluyoruz. Ülkemizde ilk alkid boyayı üreten, ilk ISO 9000 kalite belgesi alan, ilk defa bir ‘üçlü sorumluluk’ belgesine sahip olan boya kuruluşu olmak gibi Türkiye’yi pek çok ilkle tanıştıran marka olmanın gururunu taşıyoruz. 1998’den bu yana da dünya lideri Akzo Nobel’in gücünü de yanımıza alarak büyümeye devam ediyoruz. Sektöre ve ülkemiz ekonomisine katma değer yaratırken, insanların hayatına da renk ve estetik katma misyonuyla yenilikçi ürünler geliştiriyoruz. Tüm bu faaliyetlerimiz ile araştırmaya konu olan memnuniyet, itibar, yenilikçilik ve yatırım gibi kriterleri layıkıyla yerine getirip, sektörümüzün en beğenilen şirketi seçilmiş olmaktan mutluyuz” dedi.

Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri Araştırması hakkında

Bu yıl 10’uncusu düzenlenen araştırma kapsamında ödüller, 618 şirketten 1.347 orta ve üst düzey yöneticinin yanıtladığı anket sorularına dayanılarak belirlendi. Araştırma, şirketlerin sosyal sorumluluk, çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti, itibar gibi kritik konularda profesyonel yöneticiler tarafından nasıl algılandığına ilişkin verileri içeriyor. Araştırmaya katılan yöneticilere göre kaliteli ürün sunan, tasarımcı ve yenilikçi şirketler, itibar liginde ön sıralarda yer alırken, çalışanlarına önem veren, onların gelişimlerine yatırım yapan ve haklarını samimiyetle tanıyan şirketler de yüksek beğeni puanlarına sahip oldu.