3 Boyutlu Garfield 29 Ocakta Vizyonda

''Garfield, köpek arkadaşı Odie ve ev sahipleri Jon ile 'Karikatür Dünyası'nda yaşayan, tembel bir ev kedisidir. Garfield, hayatını kendini salmış bir halde geçirmektedir ve herhangi bir çaba gerektiren herhangi bir şeye dahil olmaktan veya karışmaktan sakınmaktadır. Bir süper kahraman ile bir kötü 'Çizgi Roman Dünyası'ndan çıkagelip huzurlu dünyasına girince, Garfield istemeden de olsa onların arasındaki savaşa dahil olur. Tüm zorluklara rağmen 'Karikatür Dünyası'nı kurtarmak adına verilen bir savaşın ön saflarında yer almak veya arka planda kalmak arasında bir seçim yapması gerekecektir.''
Filmde Garfield'a hayat arkadaşı Arlene, sevecen arkadaşı Odie, ''Çizgi Roman'' boyutundan gelen süper kahraman Garzooka ve kötü karakter Vetvix eşlik edecek. AA

Tarihi Cezaevinde Taş Gülleler Bulundu

İç kalenin kuzey kısmında yıkılan bazı bölümlerin altındaki dolgu toprağının alımı sırasında, mancınıklarda kullanıldığı tahmin edilen ''taşlar'' bulundu. 40 dolayındaki taş gülle buradan alınarak Sinop Arkeoloji Müzesi'ne taşındı.
Yetkililer, zamanında kalenin savunmasında kullanıldığı tahmin edilen güllelerin hangi döneme ait olduğunun araştırma sonucu belirleneceğini bildirdiler.
Yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahip tarihi Sinop Cezaevi, çeşitli uygarlıkların mimari yapısının izlerini taşıyor.
Önceleri iç kale olarak savunma amaçlı kullanılan yapı, 1214 yılında Selçuklular tarafından tersane haline getirilmiş. 1568 yılında cezaevine dönüştürülen yapı, 1996 yılına kadar bu amaçla kullanıldı.
Aralarında Sebahattin Ali, Mustafa Suphi, Burhan Felek ve Refik Halit Karay gibi isimlerin de yer aldığı çok sayıda tanımış kişinin kaldığı tarihi cezaevi, 2000 yılından bu yana resmi olarak ziyarete açık tutuluyor. AA

Dizilerle Türk Malı Kullanımını Artırabiliriz

Çağlayan, şunları kaydetti:
''Biz de dedik ki; kendimize durumdan bir vazife çıkartabilir miyiz? Madem böyle bir pazar yakalamışız. Biz burada ne yapabiliriz? Biz burada Türkiye'yi çok ciddi bir şekilde tanıtabiliriz. Türk imajını ve Türk malı kullanımını çok ciddi bir şekilde artırabiliriz. Çok kısa bir süre içinde dizi ve film yönetmenlerini Ankara'ya davet edeceğim veya biz İstanbul'a gideceğiz. Bunlarla bir araya geleceğiz. Burada Türk malı ve Türk imajını vurgulayalım diye… Diyeceğiz ki; örneğin, bu film ve dizilerde bir arabaya binilecekse yerli arabaya binilecek, bir kıyafet giyilecekse yerli kıyafet giyilecek. Türk ürünleri ve markaları bu dizilerde vurgulanacak.
Arap ülkelerinde gösterilen ve büyük ilgi gören Türk dizileri aracılığıyla Türkiye'nin imajını ve Türk malı kullanımını ciddi oranda artırabiliriz. DTM'nin ihracat destekleri kapsamında Arap ülkelerinde gösterilen, Türkiye'nin imajına ve Türk malı kullanımına katkı sağlayacak dizilere tanıtım teşviki vermeyi düşünüyoruz. Bunu kafamızda ham olarak çalışıyoruz. Bunlar bir düşünce, buradan mutlaka bir şey çıkartmamız lazım. Şimdi bunlar bilinçsizce yapılıyor, bunu bilinçli yapmamız lazım. Bunu yönetilebilir, bilinçli hale getirebilmek ve bundan azami en büyük faydayı sağlayabilmeyi amaçlıyoruz. Bu film ve dizilerde sadece Türk malının kullanımını sağlamak değil, aynı zamanda Türk yaşam tarzını da tanıtmak istiyoruz.''

İHRAÇ EDİLEN DİZİ VE FİLMLER

 
Türk dizileri ve filmlerinin, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu, Afrika ve Balkan coğrafyasındaki birçok ülkede seyredildiğini hatırlatan Çağlayan, bunları şöyle sıraladı:
''Yunanistan'da Yabancı Damat ve Bir İstanbul Masalı var. Bulgaristan ve Romanya'da Gümüş dizisi var. Hollanda'da Asmalı Konak, Romanya'da Binbir Gece… Kazakistan ve Özbekistan'a satılan diziler; Asmalı Konak, Deli Yürek, Kınalı Kar, Acı Hayat, Zerda, Berivan, Kurtlar Vadisi, Aliye, Bir İstanbul Masalı, Çocuklar Duymasın ve Aşka Sürgün…
Azerbaycan'da ise Çocuklar Duymasın, Kurtlar Vadisi, Binbir Gece, Asmalı Konak, Deli Yürek, Kınalı Kar, Acı Hayat, Zerda, Berivan, Aliye, Bir İstanbul Masalı ve Aşka Sürgün. MBC kanalı 22 Arap ülkesine yönelik yayın yapıyor. Bu kanalda yayınlanan dizi ve filmler ise şöyle; Çemberimde Gül Oya, Ihlamurlar Altında, Gümüş, Elveda Derken, Kırık Kanatlar, Yersiz Yurtsuz ve Babam ve Oğlum…''
Çağlayan, MBC'de yayınlanmayı bekleyen film ve dizilerin de, ''Kabuslar Evi'', ''Haziran Gecesi'', ''İki Aile'', ''Menekşe ile Halil'', ''Sıla'', ''Asmalı Konak'', ''Bir İstanbul Masalı'', ''Aliye'', ''Annem'', ''Arka Sokaklar'', ''Asi'', ''Berivan'', ''Bıçak Sırtı'', ''Genco'', ''Kavak Yelleri'', ''Kınalı Kar'', ''Yabancı Damat'', ''Yaprak Dökümü'' ve ''Yılan Hikayesi'' olduğunu bildirdi.
Türkiye'nin hizmet ihracatının 2008 yılında 34 milyar dolar, ithalatının ise yaklaşık 17 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirten Çağlayan, Türkiye'nin hizmet ihracatında 17 milyar dolar fazlası olduğunu kaydetti.
Bakan Çağlayan, Türkiye'nin Orta Doğu, Afrika ve Balkan coğrafyasında olan Türk dizi ve filmlerine olan ilgiyi çok iyi değerlendirmesi gerektiğini, bunun Türk ekonomisine ciddi anlamda bir katkısı olacağını vurguladı.
Çağlayan, yoğun iş temposundan dolayı dizi izlemeye vakti olmadığını da sözlerine ekledi. AA

Turizmin Kazanan Ve Kaybedenleri

Dünyada kazananlar arasında ilk sırayı Türkiye'nin aldığını dile getiren Baraner, küresel ekonomik krizin, Türk turizmcilerinin verdiği ilk ''Kriz imtihanı'' olmadığını, daha önce birçok krizle karşılaşan Türk turizm sektörünün, bu krizlerden çok şey öğrendiğini ifade etti. Bu bilgiler ışığında Türk turizm sektörünün krize hızlı, etkili ve doğru tepkiler verdiğini bildiren Baraner, şöyle devam etti:
''Ülke tanıtımında ve pazarlamasında derhal Avrupalı tur operatörleriyle iş birliği yolunu seçen Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, bu çalışmalarının meyvelerini gecikmeden aldı ve bu meyveleri 2010 yılında da sepetinde bilecek. Türk otelcilik sektörü, kısır ve sonu gelmeyen tartışmalara girmeden, 'Herşey Dahil' pazarına kaliteyi düşürmeden kendini hızla adapte etti ve pazarlama stratejilerini kriz ortamına uyarladı.''
Baraner, başta Türk Hava Yolları (THY) olmak üzere Sunexpress, Pegasus, Atlasjet, Sky, Onur Air, Anadolujet ve Türk bayraklı diğer hava yolu şirketlerinin, büyük yabancı şirketleri pazar dışında tutmasını ve akıllı yatırımlarla Türkiye'ye yönelik yurt içi ve yurt dışı uçuş pazarının kontrolünü ele geçirdiğini de ifade etti.

THY

 
Dünya havacılık devleri birer birer küçülme veya iflas yolunu seçerken, THY'nin, istikrarlı şekilde büyüyerek, bu endüstrinin dikkatini çektiğini de belirten Baraner, Lufthansa, British Airways, Air France/KLM gibi devlerin, kapasite küçülttüklerini, dünyada önemli 70'den fazla namlı hava yolu şirketinin seferlerini durdurduğunu, kimilerinin şirket birleşmeleriyle kurtulduğunu ama bu dönemde THY'nin yolcu sayısı ve filo açısından sürekli büyüdüğünü hatırlattı.
Baraner, Türkiye'de kazananlar arasında, Gloria Otellerinin tekrarcı müşteri oranıyla ve yılın 365 günü yüksek doluluk oranıyla, Silahtaroğlu ailesinin Türkiye'de daha önce bulunmayan ''LinksGolf'' (denize sıfır golf sahası) yatırımıyla kazananlar arasında yer aldığını ifade etti.
Yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarını artıran iş adamı Fettah Tamince, Pegasus Hava Yollarını uluslararası platformda akılda kalan ve başarısıyla konuşulan bir marka haline getiren ve TUI'nin de hisse sahibi olduğu Almanya'nın en büyük ikinci hava yolu olan Air Berlin'e yüzde 19 oranında ortak olan Ali Sabancı'nın da kazananlardan olduğuna dikkati çekti. Baraner, Suriye'de otel açan, Ürdün, Irak ve başka Arap ülkelerinde otel açma girişimlerinde bulunan Dedeman'ın da 2009'da kazananlar arasına girmeyi başardığının altını çizdi.
Avro'nun dolar karşısında değer kazanması, buna karşılık yüzde 15 fiyat indirimine gidilmesinin de ABD turizm sektörünü kazananlar listesine yerleştirdiğine değinen Baraner, özellikle Avrupa'da giderek yayılan ''ucuz otel'' zincirlerinin de kazananlar listesine dahil edilmesi gerektiğini bildirdi.
Baraner, 2009'da kruvaziyer turizmi, Avrupa'da yaygınlaşan yurt içi turizm ve pazarlama ve tanıtım atağına geçen Mısır'ın da bu kazananlar arasında yer almayı başardıklarını belirtti.

KAYBEDENLER

 
Hüseyin Baraner, aynı araştırmada, yıllardır Avrupa'nın en büyük iki pazarı Almanya ve İngiltere'den en büyük payı alan İspanya'nın, bu bilincin verdiği rehavetle kriz ortamına yeterince hızlı ayak uyduramadığını, 60 yıl öncesi oluşan güneş, kum, deniz, ucuz içki, boğa güreşi ve müzeler imajını yenileme ihtiyacı duymaması nedeniyle 2009'da bunun acısını çekmeye başladığını ve kaybedenler listesinin ilk sırasına yerleştiğini bildirdi.
İçe kapanıklığı, yabancılar tarafından zamanla garipsenen bir çeşit ''milliyetçiliği'' ve ısrarla fiyat indirmeme politikası, Fransız turizmine bu sene pahalıya mal olduğuna işaret eden Baraner, Türkiye'nin hem komşusu hem rakibi olan Yunanistan'ın kaybedenler listesine girme nedeninin şöyle açıkladı:
''Yunanistan son 15 yılda üretim değil, tüketim toplum olmaya hızlı adımlarla ilerledi. Üretimi gemi taşımacılığı, zeytinyağı, şarap ve turizmden ibaret olan Yunanistan, gelirine orantılı olarak dünyanın en borçlu ülkelerinden biri haline geldi. Son beş yılda sadece AB yardımıyla ayakta kalabilen ülke, Avrupalılar tarafından 'Avrupa'nın şımarık çocuğu' damgasını yedi. Bu imaj, turizmde etkisini gösterdi. Zira bu şımarıklık, turizm sektöründe bire bir yaşandı. Tesisler yenilenmedi, turizm çalışanlarının yüzlerindeki şımarıklık ve bıkkınlık ifadesi iyice belirginleşti, nasıl olsa gelirler düşüncesi ile fiyatlarda rekabet gücünü yakalayamadılar. Yeni turizm ürünleri geliştirilmedi. Ama en önemlisi, artık AB musluğu kesilince aşırı bir kemer sıkma politikasına giren Atina, ülkenin dış tanıtım ve pazarlama bütçesini kıstı, hatta yurt dışındaki tanıtım bürolarının üçte ikisini kapattı.''
Güney Kıbrıs Rum kesiminin de birçok alanda olduğu gibi, turizm konusunda da ''büyük kardeş Yunanistan'' ile aynı rotaya girdiğini ve aynı hataları yaptığını ifade eden Baraner, fiyatları aşırı şişen turizm ürünlerinin, Güney Kıbrıs'ı Akdeniz çanağının en pahalı hedefleri arasına sürüklediğini ve kaybedenler listesinde yerini aldığını belirtti.
Dubai'nin kaybetme nedenini de ''Fazla şişen ve kabuğu ince olan balon, patlamaya mecburdur'' sözleriyle izah eden Baraner, Dubai ile ilgili şu bilgileri verdi:
''Oysa balonun kabuğu ince olduğu kadar, şaşaalı, parlak, cilalı ve bol ışıklıydı. Henüz gelen turistin 5 katı kadar yatak yaratan yerel ve uluslararası yatırımcılar, zaman içinde bu yatakların dolacağını hesaplamış olsalar da otellerin astronomik konaklama fiyatları talep etmedikleri sürece bu hesabın tutamayacağını gördüler. Ve olan oldu, turistler gelmedi, fiyatlar aşağı çekildi ve küresel kriz sonucu yatırımcılar desteklerini geri çekti. Uzun yıllar paranın ve servetin sınırsız olduğu zannedilen Dubai, kendini 300 milyarlık borç batağında buldu ve sorunlar hızla nefesini kesmeye başladı. Dubai'nin sihri bitti. Artık normalleşme devri başlıyor.''
Baraner, 2009'da, İsrail'le çalışan turizmcilerin de kaybedenlerden olduklarını, Belediye Başkanı Mustafa Gül'ün, ''müstehcen'' saydığı bir heykeli yerinden söktürmesi ve aynı ilçedeki bir otelde, 3 Alman gencinin sahte içki yüzünden ölmesinin, Kemer'in kaybedenler listesinde yer almasına yol açtığına dikkati çekti.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmalarının da başarısız olduğunu savunan Baraner, uçuş güvenliğiyle ilgili evrak eksikliği sorunu yüzünden 4 uçağı uçuştan men edilen Onur Air, geleceğin önemli turizm hedefleri arasında yer alması beklenen ancak hızla betonlaşan Anamur'un, Öger Tours'a stratejik ortak olacağını açıklayan Rus iş adamı Lebedev'in kaybedenler listesinde yerlerini aldıklarını kaydetti. AA

Bel Boyun Ağrılarına Akıllı Sandalye

Türkiye Fizyoterapistler Derneği Başkan Yardımcısı Murat Dalkılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun süre masa başında hareketsiz çalışılmasının vücudun özellikle bel ve boyun kısımlarında ağrıya yol açabileceğini söyledi.
İş yerinde, evde ve okulda gün boyu bilgisayar kullanmak zorunda kalan milyonlarca kişinin ağrı, gerginlik ve uyuşma gibi şikayetlere neden olan ciddi sağlık problemleri yaşadığını belirten Dalkılınç, ağrıların bir süre kronikleşebildiğini ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini ifade etti.
Akıllı sandalyenin özellikleri hakkında bilgi veren Dalkılınç, şunları kaydetti:
''Akıllı sandalyenin görünümü diğer sandalyelere benzese de temel özelliği bizi hareket etmeye yönlendirmesidir. Sandalye, sahip olduğu ilginç özellikler sayesinde kullanıcının oturma şekli ve süresine göre uyarı verebilecek özelliktedir.
Sandalyenin üç yöne farklı hareket özelliği ve çeşitli sensörleri var. Kişi uzun süre oturuyorsa, uzun süre yanlış oturuyorsa sandalye sensörler ile bu hatayı algılayıp harekete geçiyor. Bu durumda ya kişi kalkıp çalışmaya ara veriyor, ya da kalkmak istemezse sandalye onun omurgasını hareket ettiriyor. Kan dolaşımı artarak kişinin yorulan kaslarına taze kan ulaştırılıyor ve eklemlerin bu hareketle dinlenmesi sağlanıyor.''
Projeni tamamlanabilmesi için üretici firmadan destek alınması gerektiğini ifade eden Dalkılınç,''Eğer AR-GE ve tasarım yapabilen bir üretici firmanın desteği olursa proje rahatlıkla hayata geçebilir. Projeye Türkiye'de destek bulunamaması halinde yurt dışındaki firmalardan birisine devredilecek'' diye konuştu.
Dalkılınç, projenin noter tarafından onaylandığını ve en kısa sürede patent almak için başvuruda bulunulacağını bildirdi. AA

Glokom Sinsice İlerleyip Kör Ediyor

Glokomun, sarı nokta ve diyabet hastalığından sonra en sık körlüğe neden olan hastalık olduğuna dikkati çeken Yüksel, şöyle konuştu:
''Glokom bir anda oluşan hastalık değildir. Yıllar içinde devam edebilir ve bu süreçte hasta hiç bir şey hissetmez. Glokomun en önemli özelliği, gizli seyretmesi ve erken tedavi edilmediği takdirde kalıcı körlüğe neden olmasıdır. Başlangıçta görme alanı kaybı, tünel görme ve tüp görme dediğimiz görme şekilleri ortaya çıkmakta, en son olarak da körlük oluşmaktadır. Erken tanıda tedavi şansı bulunurken, glokoma bağlı görme kayıplarında geri dönüş söz konusu değildir. Hiçbir belirti vermeyen bu sinsi hastalık ancak göz muayeneleriyle saptanabiliyor.''
Halkın bu konuda yeteri kadar bilgili olmadığını, birçok kişini hastalığın adını dahi duymadığını dile getiren Yüksel, ''Tedavisi daha kolay olan uzun görme bozukluğu veya katarakt, glokomdan daha çok biliniyor. Kalıcı hasar yaratan glokoma karşı 40 yaş ve üzerindekilerin yılda bir kez göz tansiyonuna bakılması gerekir'' diye konuştu.
Yüksel, özellikle ailesinde glokom hikayesi, migren ve diyabet olanların risk grubunda bulunduğunu, bu tür kişilerin glokoma karşı daha dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekledi. AA

Gelişme Geriliği “Talasemi” Habercisi Olabilir

Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tansu Sipahi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında Akdeniz Anemisi olarak bilinen Talasemi'nin Akdeniz ülkelerindeki ırklarda görülen, doğacak çocuğa anne-babasından kalıtımsal olarak geçen bir çeşit ''kansızlık'' hastalığı olduğunu söyledi.
Kanda alyuvarların yapısında yer alan ''hemoglobin'' maddesinin yapımındaki kusurun kansızlığa yol açtığını belirten Sipahi, ''Hemoglobin molekülünde, globin zincirlerinden bir veya birkaçının sentez hızında azalma veya tüm yokluk mevcuttur'' dedi. Sipahi, kansızlığı dengeleyebilmek için kemik iliğinin alyuvarların yapımını arttırdığını, kemik iliğinin çok çalışması ve genişlemesi sonucunda da özellikle yüz kemiklerinde değişiklikler olduğunu ve yüzün görünümünün bozulduğunu anlattı.
Sipahi, talaseminin, kalıtsal geçiş göstermesine rağmen önlenebilir bir kan hastalığı olduğunu söyledi.
Sipahi, iyi tedavi edilemeyen hastalarda burun kökünün basık, elmacık kemiklerinin belirginleşerek özel yüz görünümlerinin ortaya çıktığını, demir birikimine bağlı olarak da kalp, karaciğer, pankreas gibi organlarda büyümenin olabileceğini söyledi.

TAŞIYICILARIN TEK YAKINMALARI HALSİZLİKTİR

Hastalığın anne ve babadan gelen genlerle ilgili olduğunu, her iki gende de mutasyon (bozukluk) olması halinde bebeğin hasta olarak doğduğunu belirten Sipahi, anne veya babadan gelen bir gende bozukluk olması durumunda bebeğin hasta değil taşıyıcı olacağını ifade etti. Sipahi, bu kişilerin ilerde taşıyıcı bir kişi ile evlenmeleri halinde (özellikle akraba evliliklerinde) bebeğin talasemi hastası olarak dünyaya gelebileceği uyarısında bulundu.
Sipahi, "Talasemi taşıyıcılığında kişilerin tek yakınmaları halsizliktir. Bazen tesadüfen yapılan kan sayımları sonucunda teşhis konur, bazen de halsizlik nedeniyle yapılan tetkikler sonucunda kansızlık saptanır. Tüm dünyada 250-270 milyon civarında talasemi taşıyıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde taşıyıcı sıklığı yüzde 2.1 (1 milyon 400 bin) olarak hesaplanmaktadır'' dedi. AA

Kanserde Kişiye Özel İlacı Saptayan Test

Ulukaya, teşhisi aynı olsa bile her kanser hastasının moleküler düzeyde diğerinden farklı olduğunu, dolayısıyla aynı ilaçla ve yöntemle tedavinin herkeste başarılı sonuç vermeyeceğini belirterek, onkogramla bu sakıncaların ortadan kaldırılmaya çalışıldığını vurguladı.
Onkogramda yapılan analizlerle kişiye uygun ilaçların belirlenebildiğini, ancak bu testlerin oldukça pahalı olduğunu ifade eden Ulukaya, şunları söyledi:
''Bu test yöntemi ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılıyor. 'ATP-TCA' olarak da isimlendirilen yöntemde, temel olarak kanserli hastadan alınan doku örneği, kültür hücresine dönüştürülüyor ve hastanın hangi kanser ilaçlarına karşı direncinin, hangilerine karşı duyarlılığının olduğu belirleniyor. Bu test kanser tedavisinde başarıyı artırmak için oldukça önemli. Bu yöntemle, kanser hastalarında gereksiz ilaç kullanımı olmayacağı için ilaçların yan etkileri de son buluyor.
Kanser tedavisinde kullanılan şimdiki yöntem, sonuçlarından tam emin olunamayan bir tedavi şekli. Onkolojik hastalıkların tedavisinde ülkenin harcadığı oldukça önemli bir bütçe var. Bu bütçenin yaklaşık yüzde 40'lık bölümü, sırf onkolojik ilaçların yarattığı yan etkileri tedavi etmek amacıyla kullanılıyor. Dolayısıyla hasta, bir ilaca karşı dirençliyse, bizim metot da eğer bunu söylüyorsa, o zaman onkolog o hasta için en azında bu ilacı kullanmayayım diyebilir. Bu metot hastanın hangi ilacı kullanmaması gerektiğinin belirlenmesi noktasında güvenilir bir metottur.''
Kanser tedavisinin oldukça pahalı olduğuna işaret eden Ulukaya, onkogram testi yaptırılmasının hastayı gereksiz ilaçlarla zaman kaybetmekten, devleti de pahalı tedavi yükünden kurtaracağını ifade etti.
Maliyetinin fazlalığı nedeniyle hala rutin bir test haline gelmeyen bu yöntemin geliştirilmesiyle ilgili çalışmaların son aşamada olduğunu dile getiren Ulukaya, şunları kaydetti:
''Ülkemizdeki medikal onkologların son derece az bir kısmı bu teste ilgi göstermektedir. Çok büyük çoğunluğu ise halen yapılan yayınlardan habersizdir. Fakültemizde maliyeti azaltıcı çalışmalar son aşamaya gelmek üzeredir. Şu an itibarıyla, maliyetinin yüzde 30-40 oranında azaltıldığını söylemek mümkündür. Yurt dışından ithal edilen ve Avrupa'da hasta yararına kullanılabilmesi için gerekli CE ve IVD belgelerine sahip bir ticari kit ile alınan sonuçlarla, bizim çalışma sonuçlarının uyumluluk gösterdiğini görmekteyiz. Böyle giderse, ülkemizde bu testin maliyetinin çok yakında makul ölçülere indiğini görebileceğiz.''
Ulukaya, onkogramın SGK tarafından karşılanabilir bir yöntem haline gelmesi için başvuru yapmaya hazırlandıklarını bildirdi. AA

Her İlaca Bir Kimlik

Dev Petrol Arama Platformu Sinop’ta

Vali Mustafa Hakan Güvençer, AA muhabirine yaptığı açıklamada 2 gün önce boğazları geçen dev platformun Sinop'a ulaştığını, Leiv Eiriksson'un Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin altından geçebilmesi için kesilen 120 metre uzunluğundaki kulesinin ise Sinop Limanı'nda monte edileceğini söyledi.
Güvençer, platformun, monte edilmesinin ardından 2010 Şubat ayı ortalarında sondaj operasyonlarına başlayacağını bildirdi. AA

Aralıkta Zam Rekortmeni Fasulye

İnci’den Elektrikli Arabaya Akü

İsrail’den Gazze’ye Saldırı

Uçakların hava saldırısının, Perşembe gecesi Gazze Şeridi'ndeki Filistinli militanlar tarafından sınırdaki İsrail kasabası Netivot'a atılan Grad füzelerine karşılık olduğu belirtiliyor. İsrail radyosu, iki Grad'tan birinin Netivot'a düştüğünü, diğerinin açık alana isabet ettiğini bildirmişti. AA

Korsan Taksiye Karşı İlginç Öneri

İstanbul'un en büyük sivil toplum örgütü olduklarını dile getiren Kaçanoğlu, ''İstanbul'daki 146 meslek örgütünün içinde en çok ceza yiyen, asker ve polisten sonra en çok görevi başında öldürülen meslek grubu biziz'' diye konuştu.
Binlerce esnafın, 1970'li yıllardan bu yana işlerini ve aşlarını çalan, illegal çalışan, ne olduğu belirsiz olan ''korsan'' taşımacılığın sona erdirilmesini istediğini anlatan Kaçanoğlu, insanların yasalara uygun taksi işletmeciliği yapmaları için, Karayolları Trafik Kanunu'nda tarif edilen ticari otomobile sahip olması, son vergi kanunu hükümlerine göre, basit usul veya gelir vergisi mükellefi olması ve esnaf odasına kaydının bulunması gerektiğini vurguladı.

BAŞBAKAN KONUYA EL ATTI

 
Korsan taşımacıların yasalara uymadıkları gibi, kendi ücret tarifelerini bastırarak haksız rekabet ortamı oluşturduklarını belirten Kaçanoğlu, şunları söyledi:
''Günümüze kadar çığ gibi büyüyerek gelen korsan taksi olgusu, şoför esnafına karşı yapılan büyük bir haksızlıktır. Sorunun çözümü için çalmadık kapı bırakmadık. Ekmeğimizi çalan, ekmeğimizi elimizden alan binlerce korsan taksi türedi. 18 bin taksi var, 18 binin üstünde de korsan taksi olduğunu düşünüyoruz. Geçen hafta İstanbul Valisi Muammer Güler, bizi çağırdı. Bize gülerek, 'Taksici esnafına yeni yıl müjdesi veriyorum'' dedi. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, 'İstanbul'da korsan taksi sorununu bitireceğim, İstanbul'da kısa süre içinde korsan taksi kalmayacak' demiş. Başbakanımız bu konuya el attı. Bütün esnafım adına teşekkür ediyorum. Ekmeğimizi çalan hırsızları umarım ortadan kaldırır.''
Yakalanan korsan taksiye 5 gün el konulduğunu ve sürücüsüne 470 TL para cezası kesildiğini anlatan Kaçanoğlu, bu araçların beş gün sonra yine trafiğe çıktığını dile getirdi.
Korsan taksi sorununun çözülmesi için, daha ağır cezalar verilmesi gerektiğini savunan Kaçanoğlu, ''Sigara yasağı ile ilgili bir yasa çıktı. Taksici esnafının yüzde 97'si buna uydu. Aynı yasanın korsan taksiye de uygulanmasını istiyoruz. Korsan araba yakalandığı zaman müşteriye ve şoföre 5 bin TL para cezası kesilmeli. Bu 'rent a car' adı altında yapılıyorsa 20 bin TL ceza verilmeli. Bunun yanında araç altı ay trafikten men edilmeli'' diye konuştu. AA

İDO’nun Bazı Seferleri İptal

Kartalkaya’da Yeni Yıl

Dişimiz Ağrımadan Doktora Gitmiyoruz

Şikayetler başladığında ise uygulanacak tedavinin masraflarının da arttığını ifade eden Kurt, ''İnsanlarımız düzenli diş kontrolü yaptırmadıkları için, öncesinde basit bir operasyonla önüne geçilebilecek sağlık sorunları bize büyüyerek geliyor. Bunun için de kullanılan malzeme ve harcanan mesai doğal olarak artıyor. Bunlar da ciddi masraflar oluşturuyor'' dedi.
Diş tedavisinde istenilenin hastanın diş kaybı yaşamaması olduğunu ve diş hekimlerinin hastanın kendi sağlıklı dişlerini korumaya öncelik verdiklerini eden Kurt, son yıllarda doğal dişlere en iyi alternatifin implant tedavisi olduğunu anlattı.
İmplantın, bir nevi diş ekimi olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kurt, çene kemiğine titanyumdan üretilen vida formunda implantın yerleştirildiğini bunun üzerine de protezin uygulandığını, çene kemiği erimediği sürece imlantların uzun süre kullanıldığını kaydetti.
İmplant tedavisinin pahalı bir tedavi olduğunu hatırlatan Kurt, ağız ve diş sağlığının korunması için düzenli diş fırçalama, ağız ve diş sağlığı kontrolü yaptırılması gerektiğini sözlerine ekledi. AA

“Fast Food” Diyabet Riskini Artırıyor

Araştırma, haftada bir veya iki kez "fast food" türü yiyecekler tüketen kadınların bu 10 yıllık süre zarfında kilo aldıklarını ve diyabet hastalığına yakalanma risklerinin bu tür bir alışkanlığı olmayanlara nazaran neredeyse 2 kat arttığını ortaya koydu. AA

Tüketicilerin İlginç Şikayetleri

Bilirkişiler de görevlendirilerek alınan kararların adil olması için özen gösteren hakem heyetine gelen şikayetler zaman zaman görevlileri güldürüyor.
Sadece özel günlerde giyilebilen bu kıyafetleri düğünde nişanda giyenler, ertesi gün bir bahane ile hakem heyetine getirip, parasının iadesini istiyorlar.

APARATI EKSİK ÇIKTI

 
Tüketiciler, ''ayakkabım dar geliyor'', ''çorabımın teli kaçtı'', ''kuaförüm saçımı yaktı'', ''teleshoptan cinsel ürün aldım, aparatı eksik çıktı'', ''iç çamaşırı alırken satıcı 'bu size olur' dedi ama beni yanıltmış, dar geliyor, giyemiyorum'', ''fotoğrafta karımdan çirkin çıkmışım paramı geri istiyorum'', ''ambalajında kalpli görünen ten çorabı açınca çiçekli çıktı parasını istiyorum'', ''aldığım çorap kaçtı'' gibi yüzlerce şikayetle başvuruda bulunuyor.

SÜT GELMEDİ

 
Tüketici Hakem Heyetine başvuran bir kadın, yeni doğum yaptığını ancak, eczaneden aldığı anne sütü sağım makinesinin bozuk olduğunu ileri sürdü. Genç kadın, hakem heyetinde görevli kadını ikna etmek için bu makineyi denemekte ısrar edince erkek personel dışarı çıkarıldı. Kadın, görevli kadın personelin gözünün önünde göğsünden sütü sağmaya çalışırken, aslında sorunun makineden değil kadının sütünün olmamasından kaynaklandığı anlaşıldı.

ÖNCE YEDİ SONRA ŞİKAYET ETTİ

 
Kent merkezindeki bir lokantada döner yiyen kişi, Tüketici Hakem Heyeti'ne gelerek, lokantanın dönerin gramajını düşük tuttuğunu ileri sürerek şikayetçi oldu. Görevli memur, ''dönerin gramajının eksik olduğunu nasıl kanıtlayacağız, döner nerede?'' diye sorunca, şikayet sahibi döneri yediğini söyledi.
Bir başka vatandaş ise PTT'ye gittiğini ancak, fotokopi cihazı arızalı olduğu için dışarıdan fotokopi çekip getirilmesinin istendiğini belirterek, 35 kuruşluk fotokopi ücretinin söz konusu kurumdan tahsil edilerek tarafına ödenmesini istedi.
Başvurulardaki ilginçliklere rağmen, ön elemeden geçtikten sonra değerlendirmeye alınan şikayetlerin yüzde 80'i tüketici lehine sonuçlanıyor. Hakem heyetlerine yapılan başvurulardan ücret alınmıyor. Heyet, kararını en geç 3 ay içinde veriyor. Karar, her iki tarafa iadeli taahhütlü posta ile bildiriliyor. Bu nedenle 5 TL'lik bir ürün için bile posta bedeli olarak 15 TL para harcanıyor. AA

Karadeniz Kıyıları Atıklardan Kurtarılacak

Hazine garantisiyle sağlanan kredi kapsamında yapılacak tesisler için işi üstlenen konsorsiyumun İspanyol, Alman ve Türk ortağı firmalara yer teslimi ocak ayı içinde gerçekleştirilecek.
Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeyle ilgili çalışmalara 1997'de Türkiye ve İspanya hükümetlerinin kredi anlaşmasıyla başlandığını söyledi.
O dönemde 2 kez İspanya'ya giderek görüşmeler yapıldığını, 2002'de de tesisin projesinin hazırlandığını anlatan Eşref, şunları kaydetti:
''Daha sonra göreve seçilmediğim dönemde işin ihalesi yapıldı. 2005'ten 2009'a kadar da krediye Hazine garantisi sağlanmasıyla uğraşıldı. Kefaletin sağlanmasıyla da projenin hayata geçmesi için yer teslimi aşamasına geldik. Çevresel Etki Değerlendirme Raporu tamamlandı. Kıyı çizgisinde yapılacak dolgu için Kozlu Belde Belediyesi Meclisi de gerekli kararı aldı. Şu anda yurt dışından gelecek malzemelere yönelik teşvik belgesi çıkartmak için Hazine ile görüşmelerimiz sürdürülüyor. İspanya'dan arıtmayla ilgili gelecek malzemelerin gümrük ve KDV muafiyetinin sağlanması için teşvik belgesi şart. Ocak ayında yer teslimini yapıp işe başlanmasını planlıyoruz.''

KARADENİZ KİRLİLİKTEN KURTULACAK

 
Belediye Başkanı Eşref, 22 milyon 300 bin avroya mal olacak projenin Karadeniz için önem taşıdığına dikkati çekerek, şöyle dedi:
''Yaklaşık 3 yılda tamamlanacak projeyle Karadeniz kıyılarımız evsel atıklardan kurtarılacak. Yaklaşık 12 yıl önce başlayan girişimlerin sonucunda hayata geçecek proje çevre kirliliğini önleyecek, derelerimiz kanalizasyon atığı taşımayacağından temiz görünüme kavuşacak. Kurulacak 27 bin metrekare alandaki kurutma ve oksijenlendirme havuzlarında arıtılmış temiz su, denizin derin bölgesine deşarj edilecek. Deniz kıyısında yaşayan vatandaşlarımız bazı bölgelerde kirlilikten denize giremiyordu. Proje tamamlanınca sahillerimiz dolup taşacaktır.''
Proje kapsamında sağlanan kredinin 30 yılda çok düşük faizle geri ödeneceğini belirten Eşref, ''Arıtma tesisi inşasında 100'ün üzerinde insan çalışacak. İşletme safhasında da çok sayıda kişi istihdam edilecek. Ayrıca, kente 3 yıl süreyle 48 milyon liranın üzerinde para girecek'' dedi. AA

Okullu Çoban Dönemi Başlayacak

Schumacher Direksiyona Ocak Sonunda Geçecek

Mercedes GP Takımı'nın iki pilotu Michael Schumacher ve Nico Rosberget'in Almanya'nın Stuttgart kentinde 2010 Mercedes GP otomobiline oturarak, bu otomobili tanıtacakları açıklandı. AA

Memur GSS’li Oluyor

Genel sağlık sigortasına devredilecek kamu personelinin ve bakmakla yükümlü bulundukları aile fertlerinin sağlık hizmetlerine ilişkin işlemlerde, 14 Ocak dahil devir tarihine kadarki uygulamalar, Tedavi Tebliği hükümlerine göre yürütülecek. Tedavi giderleri de kamu personelinin kurumu tarafından ödenecek.
15 Ocak'tan itibaren ise SGK mevzuatı devreye girecek ve tedavi giderlerini bu kurum karşılayacak.
Kamu idareleri, Maliye Bakanlığı ile SGK tarafından yapılacak düzenlemeler çerçevesinde devir sürecini tamamlayacak. Bu süreçte oluşacak tereddütler de, söz konusu kurumlarca ortaklaşa giderilecek.

SEVK İŞLEMLERİ

 
Tebliğ uyarınca, kamu personeli ve bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleri, devir tarihinden itibaren, kurum tabiplikleri dahil birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına, sevkli olarak veya doğrudan, TC kimlik numarası ve kimlik tespiti için gerekli bir belge (nüfus veya evlenme cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport) ile birlikte, sağlık karnesi olmadan müracaat edebilecek. Kamu personeli için ayrıca hasta sevk kağıdı da düzenlenmeyecek.
Sağlık hizmetlerinin faturalandırılması işlemlerini de belirleyen Tebliğ çerçevesinde, 15 Ocak'tan itibaren sağlık işlemlerine ilişkin tedavi faturaları SGK tarafından ödenecek. Devir tarihinden önce başlayıp, devir tarihinde veya takip eden günlerde devam eden tedaviler için sağlık kuruluşları tarafından dönem sonlandırması yapılacak.
İlaç bedellerinin ödenmesinde de, ilaçların reçete edildiği tarih esas alınacak. Devir öncesi döneme ilişkin faturalar, kamu personelinin kurumu, 15 Ocak'tan sonra ise SGK tarafından ödenecek.
Kamu personeli ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri, devir tarihinden itibaren reçete edilen ilaçlarını, SGK ile anlaşması bulunan herhangi bir eczaneden alabilecek.

HARCIRAH İŞLEMLERİ

 
Kamu personeli ve aile fertlerinin sağlık hizmetlerinin devir tarihinden itibaren SGK tarafından karşılanacak olması nedeniyle, bu kişiler hakkında Harcırah Kanunu ve Tedavi Tebliğinin gündelik, yol masrafı ve refakatçi giderlerine ilişkin hükümleri uygulanmayacak.
Bu tür gündelikler, 15 Ocak'tan itibaren SGK tarafından ödenecek. Aynı şekilde, tedavi amacıyla memuriyet mahalli dışına sevk edilenlerin refakatçileri için de 15 Ocak'tan itibaren kamu personelinin kurumunca yol masrafı ve gündelik ödemesi yapılmayacak.
Katılım payı ve yurt dışında tedavide de, SGK uygulaması başlayacak.
Bu arada kamu personelinin ölümü halinde, cenazenin başka yere nakil işlemi dahil cenaze giderleri, personelin kurumunca ödenmeye devam edilecek. AA

İstanbul’da Parakende Fiyatı Arttı

Bu endeksin 2009 12 aylık artış oranı yüzde 9,78 olurken, bu oran 2008 yılında yüzde 12,95 olarak belirlenmişti. 2009 Aralık ayı itibariyle 12 aylık ortalama artış oranı da yüzde 8,37 olarak gerçekleşti. 2008 Aralık ayı itibariyle 12 aylık ortalama artış oranı 12,95 olmuştu.

1995 BAZLI ENDEKSİN ALT GRUPLARI

 
Yıllık bazda, İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksinde yer alan gıda harcamaları grubunda yüzde 10,37 artış görüldü. Konut harcamaları grubundaki yıllık artış yüzde 3,85, ev eşyası harcamaları grubundaki artış yüzde 22,87, giyim harcamaları grubunda yüzde 7,04, sağlık ve kişisel bakım harcamaları grubundaki artış yüzde 7,91, ulaştırma ve haberleşme harcamaları grubundaki artış yüzde 3,11, kültür-eğitim ve eğlence harcamaları grubundaki artış yüzde 19,84 ve diğer harcamalar grubundaki yıllık artış da yüzde 5,58 olarak gerçekleşti.

ARALIK AYI DEĞİŞİMLERİ

 
Aylık bazda ise, İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksinde yer alan gıda harcamaları grubunda yüzde 0,97 artış görüldü. Konut harcamaları grubundaki aylık artış yüzde 1,31, ev eşyası harcamaları grubundaki artış yüzde 1,37, sağlık ve kişisel bakım harcamaları grubundaki artış yüzde 0,25, ulaştırma ve haberleşme harcamaları grubundaki artış yüzde 0,36 ve diğer harcamalar grubundaki aylık artış da yüzde 1,88 olarak gerçekleşti.
Aralık ayında giyim harcamaları grubunda yüzde 1,03, kültür-eğitim ve eğlence harcamaları grubunda da yüzde 3,52 azalış izlendi.

1963 BAZLI TOPTAN EŞYA FİYATLARI İNDEKSİ

 
Toptan fiyatlarda, Kasım ayında yüzde 0,63 artış izlenen endeks bu yılın Aralık ayında yüzde 0,81 oranında artış gösterdi. Aralık ayları itibariyle söz konusu endeks 2007 yılında yüzde 0,12, 2008 yılında da yüzde 0,29 azalış kaydetmişti.
1963 bazlı Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde Aralık ayı bir önceki yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında yıllık artış yüzde 3,85 ve 2009 Aralık ayı itibariyle 12 aylık ortalama artış oranı da yüzde 1,23 olarak gerçekleşti. 2008 yılında yıllık değişim yüzde 7,86, yıllık ortalama değişim yüzde 11,44 olmuştu. AA

Lojman Kiralarına Zam

Türk Telekom’a Ödül

Romanya Vatandaşlarına Vize Muafiyeti

78 Kişiye Yılbaşı Gözaltısı

İDO Seferleri İptal

Banka Hesaplarında Yeni Dönem

THY’den Yeni Yıl Hediyesi

İstediği bir dış hat noktasına gidiş-dönüş hediye bilet kazanan Münire Akar, ''Yolculuğum şansız başladı. Biraz gecikmeli geldik, ama burada bu organizasyonla karşılaşmak benim için sürpriz oldu. Normalde şanssız bir insanım'' dedi.
Bu arada, THY ile Bağdat'a uçacak Atif İdris Ali ise THY'nin 2010 yılındaki ilk yolcusu olarak, hediye bilet kazandı.
Türkiye'ye ilk kez geldiğini belirten Ali, ''Şu anda çok mutluyum. Ne diyeceğimi bilemiyorum'' şeklinde konuştu. AA

Karadeniz’de Petrol Arayacak

Bu platformun Norveç'ten yola çıktığını ve dünyanın en büyük ikinci platformu olduğunu vurgulayan Yıldız, bunun, Enerji Bakanlığının yürüttüğü önemli projelerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin hem petrol hem doğal gazda önemli bir ithal ülkesi olduğunu belirten Yıldız, ithalatı önlemenin yolunun tüketimi tamamen düşürmekten değil, üretimi yerli yapabilmekten geçtiğini ifade etti.
2006 yılında başlayan bu projenin hem iki hem de üç boyutlu sismik araştırmalarının tamamlandığını bildiren Yıldız, şimdi sıranın sondaja geldiğini kaydetti.
Türkiye'de başlıca yerli kaynak araştırmalarına yönelik, petrol ve doğal gazla alakalı son 7 yılda çok ciddi bir hamle yapıldığını belirten Yıldız, bu sondaj çalışmasının bu hamlelerin en büyük parçalarından biri olacağını vurguladı.
Taner Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Biz bu sondaj sonunda petrol ve doğal gazı bulabilecek miyiz, bulamayacak mıyız? Bunun cevabını şimdiden vermek mümkün değil. Buna 'evet' demek şimdiden mümkün değil. Bunu peşinen söylüyorum. Adı üstünde, bir sondaj yapılıyor. Petrol ve doğal gaz çıkabilir de, çıkmayabilir de… 5-6 ay gibi bir çalışma sonucunda belli donelere ulaşmış olacağız. Bu platformun bir yerden bir yere taşınması bile kolay olmuyor. Çünkü 5 bin 500 metre derinlikte çalışacak ve 122 metre kule yüksekliği olan bir platform. 2 Boğazı geçmesi için bu kulelerin kesilmesi gerekiyordu ve kesildi. Bu platform yaklaşık 10 bin metre derinlikte çalışabiliyor. Yani 33 bin fit derinliğine inebilecek bir platform.''
Yıldız, Türkiye'nin çıkarları için Petrobras ile yapılan bu konsorsiyumun yerli kaynaklara ulaşabilmek açısından önemli bir adım olduğuna inandıklarını ve bu yönde çalıştıklarını ifade etti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, ''Bu sondaj çalışması sonucunda petrolü ve doğal gazı bulamayabiliriz. Ama biz bulmak için uğraşıyoruz. Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Hatay'a, Karadeniz ve Akdeniz'in de içinde bulunduğu bütün alanlarda yurt içi ve dışı operasyonlarla petrol ve doğal gaza ulaşmak için çaba gösteriyoruz. Bu çabalarımız artan dozda devam edecek'' diye konuştu.
Açıklamasının ardından Bakan Yıldız, beraberindekilerle Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne ait kurtarma botlarıyla ''Leiv Eiriksson'' adlı sondaj platformunun bulunduğu alana doğru hareket etti.

ŞU ANA KADAR %85 BAŞARILI

 
''Leiv Eiriksson'' adlı sondaj platformunun şu ana kadar Kuzey denizindeki aramalarda yüzde 85'lik bir başarı sağladığını dile getiren Yıldız, platformun dalabildiği derinlik ve yapabildiği sondaj derinliği açısından son derece etkileyici ve dünyanın ikinci büyük platformu olduğunu kaydetti.
Bakan Yıldız, bu platformun deniz seviyesinden 10 kilometre daha aşağıda sondaj yapabildiğini ifade ederek, Karadeniz'de 2 ve 3 boyutlu tamamlanan sismik araştırmalar sonucunda platformun 5 bin 500 metrede arama faaliyetinde bulunacağını belirtti.

GÜNLÜK KİRASI 1 MİLYON DOLAR

 
Taner Yıldız, günlük kirası yaklaşık 1 milyon dolar civarında olan platformun yaklaşık 3 yıl Karadeniz'de görev yapacağını ve görev süresinin 2 yıl daha uzatılabileceğini dile getirerek, global krizin tesiriyle bir kısım arama faaliyetlerinin dünyada durdurulduğunu, arama faaliyetleriyle alakalı yüzde 20'lere varan azalmanın söz konusu olduğunu ifade etti.
Bu arada, İstanbul Boğazı'nda saatte 7 mil süratle ilerleyen ''Leiv Eiriksson'' adlı sondaj platformu, Boğaz'ın Yeniköy mevkisinde seyrini sürdürüyor. AA