Ataşehir Bulvarı Felç

Bir Evde Yüzlerce Ölü Hayvan

Kefken’de 6 Camgöz Yakalandı

Türkiye’de Fanatizm Üst Boyutta

''Türkiye'de bence fanatizm üst boyutta. Normal olarak her maçta galibiyet bekleniyor'' diyen İbrahim, ''Ama hiçbir zaman bir futbolcu 'ben kötü oynayayım' ya da 'şu golü kaçırayım' gibi bir düşüncede olmaz ki… Her futbolcu her maçta elinden gelenin en iyisini yapmak ister. Ama maalesef bazen böyle olmuyor. İnsanlara saygı duymak lazım'' şeklinde konuştu.
Ailesinden evlenmesi için talep ya da baskı olmadığını anlatan, kendisinin de evlenme isteğinin bulunmadığını anlatan İbrahim Kaş, futbolculara karşı toplumda bir ön yargı olduğunu, bunun da kendileri için zor bir durum olduğunu söyledi.
İbrahim Kaş, ''Öncelikle sizin ciddiyet taşıyan bir insan olduğunuzu düşünmüyorlar. Bizim açımızdan bu durum çok zor. Benimle birlikte olmak isteyen kişi, acaba gerçekten beni seviyor mu, değer veriyor mu, gibi konular çok önemli. Aşkı bulmak çok zor. Bence özellikle İstanbul'da bunu yaşamak çok zor. İlk olarak seni gerçekten tanımaması, ne iş yaptığını ve ekonomik durumunu bilmemesi lazım. Ancak o zaman karşılıklı bir şeyler hissedilir gibi geliyor'' ifadelerini kullandı.
En çok giysiye ve ayakkabıya para harcadığını belirten İbrahim Kaş, özellikle siyah ve beyaz renklere takıntısının olduğunu vurguladı.
İbrahim, sinemaya gitmeyi çok sevdiğini anlatarak, en son ''2012'' filmini izlediğini ve çok gerildiğini ifade etti.
Evde olduğu zaman da film izlediğini dile getiren İbrahim Kaş, ancak son aylarda sürekli okey oynadıklarını söyledi. AA

Sporda 2010 Takvimi

Yılın ikinci önemli organizasyonuna da Kanada'nın Vancouver kenti evsahipliği yapacak. 12-28 Şubat tarihleri arasında 21. Kış Olimpiyat Oyunları ve bünyesindeki her türden kış sporları, kuzeyin bu soğuk kentini spor ateşiyle ısıtacak.
2010 yılı, sporda Türkiye için de büyük önem taşıyor. Türkiye, ilk kez düzenleyeceği ve Ankara, İstanbul ve İzmir'in yanısıra Kayseri'de gerçekleştireceği Dünya Basketbol Şampiyonası finalleriyle gelecekte bir Olimpiyat Oyunları evsahipliği için önemli bir sınav verecek. Basketbolun yanısıra Antalya da tarihinde 2. kez Dünya Halter Şampiyonası'na evsahipliği yapacak.
Türkiye ayrıca otomobil sporlarında Formula 1 Dünya Şampiyonası ve Dünya Ralli Şampiyonası'nın birer ayağını düzenlemeyi 2010'da da sürdürürken, yıl içinde buz hokeyi, salon hokeyi, judo, karate, okçuluk, tenis ve satranç dallarında da uluslararası organizasyonlara imza atacak. AA

Doğalgaz Abone Bağlantı Bedeli 289 TL

Tüketicilerin bazı dağıtım şirketlerinin sayaç değiştirmek istemediği yönündeki şikayetleri üzerine EPDK Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinde değişiklik yaptı.
Buna göre yarından itibaren yürürlüğe girecek yeni düzenleme ile bağımsız bölüm maliki, binanın veya tesisin sahibi ya da bunların yetkili temsilcilerinin yazılı talebi doğrultusunda, dağıtım şirketi tarafından mevcut mekanik sayaç ön ödemeli sayaç ile değiştirilebilecek. Dağıtım şirketi sayaç değişimi hususunda müşterilerini hiçbir şekilde zorlamada bulunmayacak.

70 DOLARLIK UCUZLUK

 
Kurul, gaz dağıtım şirketlerinin yeni abone olacaklardan sayaçlara göre farklı abone bağlantı bedeli almasına da son verdi.
Daha önce yeni abone olacaklardan mekanik sayaç için 180, ön ödemeli (kartlı) sayaç için 250 dolar bedel alınıyordu. Yeni düzenleme ile her iki sayaç türü için de abone bağlantı bedeli 180 dolar olarak belirlendi.
Ayrıca Kurul 180 dolarlık yeni bağlantı bedelini Hazine'nin 2010 yılı dolar öngörüsüne göre TL'ye çevirerek her iki sayaç için de 289 TL olarak sabitledi. Böylece yeni abonelerin ön ödemeli sayaç bedeli ucuzlatılırken tüketicilerin kur riskinden dolayı mağdur olması da engellendi.
Kurul kararına göre daha önce mekanik sayaç taktırmış ancak bunu ön ödemeli sayaç ile değiştirmek isteyenler de dağıtım şirketine 112 TL fark ödeyerek bu işlemi yaptırabilecek.
Bu bedeller 2010 yılı için aralarında İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir, Konya, Kayseri ve Erzurum'un da yer aldığı 30'un üzerinde şehirlerdeki tüketicileri kapsayacak.
EPDK ihaleleri sonucunda daha düşük abone bağlantı bedeli belirlenen şehirlerde ise 5 yıllık süreler dolana kadar ihalelerde oluşan bedellerin uygulanmasına devam edilecek. AA

Araç Satış Ve Devir İşlemleri Noterden

Satış ve devir işlemleri, her türlü harçtan, damga vergisi ve değerli kağıt bedelinden istisna tutulacak. Bu istisnalar 1 Ocak 2010'dan itibaren geçerli olacak.
Noterler, satış ve devre ilişkin her türlü işlem karşılığında 20 TL maktu ücret alacak.
Noterler, araçla ilgili sorgulamayı online olarak yapacak.
Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersiz olacak.
Satış ve devir işleminin, siciline işlenmek üzere üç iş günü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilmesiyle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılacak.
Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler, yeni malik adına bir ay süreyle geçici belge düzenleyecek.
Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilecek.
Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gereken değerli kağıtların bedelleri de satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilecek.
Bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TL, hükümlere uymayan noterlere ise her bir işlem için 1000 TL idari para cezası verilecek.
Düzenleme, uyum ile ilgili çalışmaların tamamlanması amacıyla 1 Mayıs 2010 tarihinde yürürlüğe girecek.
Ancak, satış ve devir işlemlerinde harç, damga vergisi ve değerli kağıt bedelleri istisnası ile 20 TL artı KDV şeklindeki noter ücreti uygulaması 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olacak. AA

Rüya Projede İlk Adım Atıldı

KKTC'nin hem içme hem de sulama suyu hacmine önemli katkı sağlayacak projede 78 kilometrelik HDPE boru hattıyla yılda 75 milyon metreküp su taşınacak. Bunun 15 milyon metreküpü içme suyu amaçlı, geriye kalan 60 milyon metreküp ise sulama suyu olması planlanıyor.
Devlet Su İşleri (DSİ) 6. Bölge Müdürü Numan Doğan Gündüz, yaptığı açıklamada, Alaköprü Barajı'nın yapım ihalesinin 2010'da gerçekleştirileceğini belirterek, ''Proje Kıbrıs'a hem içme suyu, hem de orada yaklaşık 5 bin hektar arazinin sulanmasını sağlayacak'' dedi.
Gündüz, şöyle devam etti:
''Saniyede 2,83 metreküp debi kapasiteli olacak su, dünyada ilk olacak bir uygulama ile deniz altından HDPE boru hattı ile Kıbrıs'a taşınacak. Tatlı su taşıyacak Türkiye-Kıbrıs arasındaki 78 kilometrelik boru hattının yüzmesini önlemek için belirli aralıklarla özel malzemeden imal edilecek kablolar yardımıyla borular deniz tabanına sabitlenecek''  AA

Alışveriş Merkezlerine Düzenleme

Bakan Ergün, burada yaptığı konuşmada, büyük kentlerde alışveriş merkezlerinin düzensiz bir şekilde kurulmasının büyük bir sıkıntı oluşturduğunu ifade ederek, nerede kurulacakları kararının bilimsel ölçütlere göre ve bir analize dayalı olarak verilmediğini söyledi.

Bazı yerlerde bir hesap hatası olduğunu dile getiren Ergün, çok kısa aralıklarla, birbirinin içine girmiş şekilde alışveriş merkezlerinin kurulduğunu, şu an gelinen noktanın, mevcut alışveriş merkezleri ve büyük mağazaları da mağdur ettiğini belirtti.
Ergün, bunun çok sağlıklı bir gelişme olmadığını kaydederek, ''Nüfus, şehrin altyapısı, trafik ve çevre gibi etkenleri değerlendirmeden plansız bir şekilde kurulan alışveriş merkezleri, aynı zamanda talep analizi de yapılmaksızın gelişme göstermektedir. Bu alana bir kural getirmek artık kaçınılmaz hale geldi. Fransa başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede buna benzer uygulamalar var ve sistem, bu kurallar çerçevesinde düzenli bir şekilde işliyor'' diye konuştu.
Hem üretici ve tedarikçileri hem satıcıyı hem de tüketicilerin çıkarlarını gözeten bir yasa taslağı hazırladıklarını dile getiren Ergün, kamunun düzenleyici ve denetleyici rolü çerçevesinde, müdahaleci anlayıştan uzak bir şekilde sağlıklı şehirleşme, çevreye duyarlılık, tüketici memnuniyeti, üretici ve tedarikçilerin eşit rekabet koşullarında ticaret yapabilmeleri ile piyasa ekonomisi işleyişine uygunluğu gözeten bir düzenleme yapmak durumunda olduklarını anlattı.
Ergün, organize perakende ticaretinin, dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye'de de önemli gelişimler gösterdiğini belirterek, ''Bakanlık olarak, bu alanı düzenlerken sektörü temsil eden kuruluşlar başta olmak üzere her kesimin görüş ve önerilerine değer veriyoruz. Uzun süredir kamuoyunu işgal eden bu konuyu önümüzdeki aylar içerisinde çözüme kavuşturacağımızı ümit ediyorum'' dedi. AA

Gazprom İle Anlaşmaya Varıldı

Akaryakıt Ürünlerine Zam

Otoyol Ve Köprülere Zam

YTL’de Son Gün

İstanbul’da Lodos Uyarısı

Vatandaşlarımızın, özellikle amatör denizciler ile balıkçılar ve küçük teknelerin denize çıkmamaları ve teknelerin bulundukları mahallerde gerekli tedbirleri almaları, lodosun etkisine karşı ısınma sistemlerini kontrol etmeleri, özellikle baca zehirlenmelerine karşı dikkatli olmaları, fırtınanın etkisiyle birlikte binalardan düşebilecek materyallere karşı dikkatli ve tedbirli olmaları, kendi can ve mal emniyetleri açısından büyük önem arz etmektedir.'' AA

Bomba Şakasına 15 Ay Hapis

Vapurdaki yolcular telaşa kapılınca 1 Nisan şakası yaptığını söylediğini ancak daha sonra gözaltına alındığını ifade eden Alas, hakkında İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinde ''halk arasında korku ve panik yaratma'' suçundan dava açıldığını belirtti.
Alas, mahkemenin kendisi hakkında verdiği 15 ay hapis cezası kararını 2006 yılının ekim ayında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına temyize gönderdiğini ve daha sonra da memleketine döndüğünü kaydederek, şöyle konuştu:
''Yargıtay bu talebi reddetti. 15 aylık hapis cezasını çekmeye mahkum oldum. 4 Ocakta cezaevine gidip teslim olacağım. Çok pişmanım. Amacım sadece şaka yapmaktı. Ancak iş nereden nereye geldi. Keşke o şakayı yapmasaydım. İstanbul'da seyyar satıcılık yapıyordum. Daha sonra memleketime döndüm, bir süre önce de evlendim. Şimdi bir şaka yüzünden 15 ay hapis yatacağım. '' AA

TCDD’de Görevine Dönmeyen Kalmadı

Diziler İsim Modasını Değiştirdi

Çolakova, Türk dizilerinden bilinen Orhan, İnci, Ege, Onur, Berk, Atilla, Nuri, Kenan, Defne, Eliz gibi isimlere hastanenin doğum kütüğünde sıklıkla rastladıklarını belirterek, "Türk isimleri adeta moda haline geldi" diye konuştu.
Çolakova, 2009 yılı öncesi dönemde hastane kayıtlarında İvan, Maria, Georgi ve Nikola gibi tipik Bulgar isimlerinin çoğunlukta olduğunu ifade ederek , "Ancak artık bu isimlerin sayısı giderek azalıyor" dedi.
Bulgaristan'da özel televizyon kanallarında aralarında "Gümüş", "Dudaktan Kalbe" ve "Yabancı Damat"ın da bulunduğu 10'a yakın Türk dizisi gösteriliyor. AA

Prenses Ve Kurbağa En İyi Film

Yılın en iyi filmleri sıralamasında ikincilik koltuğuna yine animasyon filmi "Yukarı Bak" (Up), üçüncülük koltuğuna da animasyon yapımı "Fantastik Fox" (Fantastic Mr. Fox) oturdu.
Time'a göre, yılın en iyi diğer filmleri ise sırasıyla şöyle:
"Ölümcül Tuzak" (The Hurt Locker), "Aklı Havada" (Up in the Air), "Beyaz Kurdele" (The White Ribbon), "Yalnız Bir Adam" (A Single Man), "Zaman ve Şehre Dair" (Of Time and the City), "Yasak Bölge 9" (District 9), "Kan Arzusu" (Thirst).
Dergi, "Yılın en iyi televizyon dizilerini" de belirledi. Listenin en başında 9 Emmy ve 3 Altın Küre dahil birçok ödül kazanan, Türkiye'de de beğeniyle izlenen "Mad Men" yer alıyor.
İkinciliği komedi türündeki "Modern Family"nin, üçüncülüğü de drama dalındaki birçok ödüle sahip "Breaking Bad"ın aldığı sıralamadaki diğer en iyi televizyon dizileri de şöyle:
"Big Love", "Battlestar Galactica", "Lost", "Friday Night Lights", "Glee", "Sons of Anarchy" ve "(Tie) The Office/Parks and Recreation".  AA

Altın Küre Yıldızlardan

Türkiye’yi İstanbul Kurtardı

İstanbul Business Traveller’da

Miola haberinde, ''Türkiye Avrupa Birliği'nin resmi üyesi olmadan önce 2010 Avrupa Kültür Başkenti oldu'' derken, bunda İstanbul'un özellikle moda ve turizm alanındaki atılımlarının etkisini olduğuna dikkati çekti.
Haberde Miola, İstanbul'un gece yaşamının kozmopolit yapısına dikkati çekerken, Asya ve Avrupa'nın buluştuğu Boğaz manzaralı kesimleri ile Taksim, Beyoğlu, Nişantaşı, Etiler, Levent, Ortaköy ve Bebek'in ziyaret edilmesi gereken yerlerden olduğunu belirtti.
Okurlara Topkapı Sarayı'nda özellikle haremi görmelerini tavsiye eden yazar Ally Miola, Ayasofya ve Sultan Ahmet Camii'nin de görülmeye değer yerlerden olduğunu ifade etti.
Kültürel deneyim kazanmak isteyenlere Cağaloğlu Hamamı'nın önerildiği haberde, hamamın İstanbul'da yapılacak ''en otantik seçim'' olduğu ve daha önce Franz Liszt, Florence Nightingale ve Harrison Ford'un da bu deneyimi yaşadığı vurgulandı.
Haberde İstanbul'a geleceklerin rakının da mutlaka tadına bakmaları gerektiğini vurgulayan Miola, rakının anasondan yapılan bir çeşit likör olduğunu belirterek, rakı için, ''Herkese uygun olmayabilir fakat sınırsız sohbetin yakıtı'' ifadesini kullandı. AA

2025 Yılı Erkekler İçin Zor Olacak

Türkiye'de yapılan bir çalışmada da, 40 yaş üstü erkeklerde, değişik derecelerde olmak üzere sertleşme sorununun görülme sıklığının yaklaşık yüzde 35 olduğunun belirlendiğini vurgulayan Usta, ''Başka bir deyişle, her üç erkekten biri, yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan sertleşme sorunu ile karşı karşıya kalmakta'' dedi.
1950 ve 1960'lı yıllarda erkekte sertleşme sorununun kökeninde psikojenik nedenlerin olduğu düşünülürken, günümüzde bu sorunun daha çok cinsel organın damarsal ve sinirsel yapılarından kaynaklanan bazı hastalıklara bağlı ortaya çıktığının kanıtlandığına dikkati çeken Doç. Dr. Usta, şöyle konuştu:
''Genel olarak damar sertliği, tansiyon yüksekliği ve şeker hastalığı gibi damar ve sinir yapılarını bozan hastalıklar ile kronik böbrek yetmezliği gibi daha nadiren karşılaşılan hastalıklar, erkekte sertleşme sorununa eşlik etmektedir. Öte yandan yaşlanan erkeklerde sıklıkla karşılaşılan prostat bezi hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisinde uygulanan bazı ilaç ve cerrahi girişimler de sertleşme sorununa neden olabilmektedir. Örneklemek gerekirse, şeker hastalarının yaklaşık yarısında, değişen derecelerde olmak üzere sertleşme sorunu olduğu bilinmektedir. Prostat kanseri nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan hastaların da yaklaşık yüzde 40-90'ında sertleşme sorunu ile karşılaşılmaktadır.''

ÇARESİZ SANIYORLAR

 
''Bu hastaların çok önemli bölümü, sertleşme sorununun, sahip oldukları hastalığın doğal ve kabul edilmesi gereken bir sonucu, tedavinin ise olanaksız olduğunu var sayarak, herhangi bir tedavi talebinde bulunmuyor'' diyen Doç. Dr. Usta, bunların yanı sıra çekingenlik, utanma ve sorunu hekim ya da bir başkasıyla paylaşmama isteğinin de sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada birçok hastanın tedavisiz kalmasına neden olduğunu vurguladı.
Usta, sözlerini şöyle tamamladı:
''Hastaların önemli bölümünde; sadece hasta değil, hastanın eşi de sertleşme sorununu doğal bir süreç olarak kabulleniyor. Böylece cinselliğin yaşanamaması gibi bir sonuç ile karşılaşılmaktadır. Oysa ki günümüzde, gerek bunun altında yatan hastalığın tedavi ile kontrol altına alınması, gerekse sertleşme sorununun kendisine yönelik olarak uygulanan bir çok tedavi olanağı var.'' AA

İstismar Edilen Çocuk, İstismar Ediyor

Çocuk ihmali ve istismarında, çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesinin, sağlık ve güvenliğinin tehlikeye girmesinin söz konusu olduğunu ifade eden Öztop, ''Cinsel istismar, çocuk istismarı tipleri içerisinde saptanması en zor olanıdır. Çoğunlukla gizli kalan ve gün yüzüne çıkmayan cinsel istismar, özellikle kısa ve uzun dönemli etkileri açısından önemli bir olgudur'' dedi.
Cinsel istismarın ''sözel istismar, telefon konuşmaları, teşhircilik, röntgencilik, cinsel ilişkiye tanık etme veya olma, bedenine cinsel amaçla dokunma, müstehcen yayınlara konu etme, fuhuşa itme, ırza geçme, ensest-yasak sevi gibi çeşitleri olduğunu dile getiren Öztop, çeşitli çalışmalarda çocuklukta cinsel istismar sıklığının yüzde 10-40 olarak bildirildiğini kaydetti.
Öztop, cinsel istismarın çocukluk çağı ve erişkin hayatta çeşitli sonuçlara neden olabileceğine dikkati çekerek, ''Çocukluk çağı cinsel istismarı, kompleks bir yaşam olayıdır. Bir tanı veya bir bozukluk değildir. Benlik saygısı ciddi hasara uğramaktadır'' dedi.

CİNSEL DUYGU VE TUTUMLARDA SAPMA

 
İstismarcının, çocuğun ona duyduğu güvenin sarsılmasına ve çocukta ihanete uğrama duygularının yerleşmesine neden olacağına işaret eden Öztop, çocuğun istek ve iradesi dışında cinsel amaçlı kullanıldığı ve bunu engelleyemediği zaman çaresizlik ve acizlik duygusuna kapılacağını anlattı.
Öztop, cinsel istismarın çocukta tekrarlayıcı, rahatsız edici düşüncelere neden olacağını ve olayla ilgili kabuslar göreceğini dile getirerek, uykuya dalma güçlüğü, öfke patlamaları, irkilmeler, konsantrasyon güçlüğü görülebileceğini söyledi.
Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar sergileyebileceğine dikkati çeken Öztop, şöyle devam etti:
''Cinsel davranışlarda artma, mastürbasyon, yaşadıkları cinsel travmayı yeniden yaşama ve tekrarlama eğilimi, cinsel oyunlar oynama, erişkinleri ayartıcı davranışlarda bulunma, kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu görülebilir. İstismarın erken döneminde, unutkanlık, hatırlayamama, bellek kaybı, aşırı fantezi kurma, trans benzeri durumlar ve uyurgezerlik ortaya çıkabilir. Psikojenik bayılmalar, yüksek oranda depresyon, intihar düşünceleri ve girişimleri, kendine zarar verme davranışları, cinsel kimlik bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, cinsel duygu ve tutumlarda sapma, yüksek riskli cinsel eylemler görülmektedir.''

İSTİSMAR EDİLEN, İSTİSMAR EDİYOR

 
Yrd. Doç. Dr. Didem Behice Öztop, cinsel taciz öyküsü olan kadınlarda, erken başlayan cinsel yaşam, ergenlik çağında gebe kalma, birden fazla cinsel eş, korunmasız cinsel ilişki ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların sıklığında artma saptandığını kaydetti.
Cinsel istismar öyküsü olan çocukların da daha fazla cinsel saldırıda bulunduğunu belirten Öztop, cinsel istismarda bulunan kişilerin yüzde 60-95'inde bu öykünün pozitif olduğunu söyledi.
Öztop, çocukların kendilerine inanılmayacağından ya da başlarının belaya gireceğinden korktukları için cinsel istismarı söylemeyebileceğini dile getirerek, şöyle dedi:
''Çocuklar istismarcının tehditlerinden korkarlar. İstismarcıyı korumak isteyebilir, sevebilir ama yaptıklarını sevmezler. Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler. Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler. Arkadaşları tarafından dışlanabileceklerinden korkarlar. Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkarlar. Büyüklerle cinsel konuları konuşmaktan utanırlar, korkarlar. Gammaz olarak adlandırılmak istemezler. İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmasının doğru olmadığı söylenmiştir. Bu ve bunun gibi nedenlerde cinsel istismara uğradıklarını söylemeyebilirler.''

KENDİLERİNİ KORUMAYI ÖĞRETİN

 
Cinsel istismarı ortadan kaldırmanın en etkin yolunun oluşmasını önlemek olduğunu belirten Öztop, buna yönelik programlar geliştirildiğini anlattı.
Öztop, çocuklara yönelik bu programların, olası istismar durumlarını tanımalarını, uygun bir yolla tepki göstermelerini ve böyle bir durumda güvendikleri bir erişkine olayı anlatmalarının hedeflendiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Toplumda duyarlılık oluşturmak, anne-babaları ve halkı bu konuda bilinçlendirmek çok önemlidir. İstismar olgularının gizli kalmaması, uygun kuruluşlara bildirimi, tedavi ve rehabilitasyon açısından çok önemlidir. Kendilerini cinsel açıdan kötüye kullanmak isteyen kişilere 'hayır' demeleri ve rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına sahip oldukları öğretilmelidir. Kendilerini cinsel yönden kötüye kullanmaya kalkışan biriyle karşılaştıklarında oradan hemen uzaklaşmaları ve yüksek sesle bağırmaları gerektiği söylenmelidir. Cinsel istismara uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun kendi suçları olmadığı belirtilmelidir.'' AA

Horlama Bir Yastıkta Kocatmıyor

Horlamanın çeşitli nedenleri olduğunu anlatan Küçüker, şu bilgileri verdi:
''Horlama, ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçimindeki ses olarak biliniyor. Sebebi dengesiz beslenme, boğaz-burun bölgelerindeki rahatsızlıklar ve hastanın yatak üzerinde dengesiz yatması olabiliyor. Alkol ve sigara da aynı şekilde horlamaya neden olabilir. Yine kişi eğer çok yorgun ise horlama başlar. Burada önemli unsur horlamanın sürekli olmasıdır.''
Çocuklarda görülen horlamaların ise genellikle kilodan kaynaklandığını ve bu konuda ailelerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Küçüker, horlamanın ciddi bir sorun teşkil ettiğini kaydetti.
Horlamanın sosyal olarak evli çiftler arasında da soruna neden olabildiğini vurgulayan Küçüker, şunları dile getirdi:
''Horlayan kişi ailenin diğer bireyleri için de uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. En önemlisi evli çiftler ilk olarak yataklarını ayırır, sonra odalarını ayırır, sonuçta da bu boşanmaya kadar gidebilir. Bu nedenle horlama hali hafife alınmamalı.''
Horlamanın tedavi yöntemleri hakkında bilgi de veren Dr. Küçüker, çeşitli önerilerde bulundu.
Yetişkin kişilere spor yapmalarını öneren Küçüker, ''Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı. Uykudan 4-5 saat önce alkol almaktan kaçınılmalı. Uykudan 3 saat önce ağır yemek yenilmemeli. Aşırı yorgunluktan sakınmalı. Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Aileler, çocukların kilo almasının önüne  geçmeli. Kişinin burun ve boğazında rahatsızlık söz konusu ise mutlaka hekime başvurulmalı'' diye konuştu. AA

Hasta Yeterince Aydınlatılmalı

OMÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde ameliyat edilen 306 hastaya, öğrenim durumu, hastalığı ve yapılan ameliyat türü ile bu hastalığı sırasındaki aydınlatma ve hastalıkları hakkında bilgi sahibi olup olmadıkları konusunda sorular yöneltilerek veriler değerlendirildi.
Çalışmayla ilgili bilgi veren OMÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Cihat Dündar, hastaların hastalıklarını yeterli düzeyde bilmelerinin önemli olduğunu söyledi.
Hastanın yaşına, eğitim düzeyine, sağlık anlayışına uygun aydınlatma yapılması gerektiğini belirten Dündar, araştırmayla ilgili şu bilgileri verdi:
''Hastaların hastalıkları hakkında bilgilendirilmesi önem taşıyor. Yapılacak tedavi öncesi hasta gerektiği ölçüde bilgilendirilmelidir. Hastalığın tanısı ve tedavisinin nasıl yapılacağı, hangi yöntemin uygulanacağı, müdahale esnasında ve sonrasında ortaya çıkması olası komplikasyonların neler olabileceği, müdahalenin yarar ve sakıncaları konusunda hasta bilgilendirilmelidir. Hasta sağlıklı karar verebilecek ölçüde aydınlatılmalıdır.''
Hekim ile hasta arasındaki bilgisel eşitsizliğin gereken oranda giderilmesi ve hastanın düşünüp, karar verip kendisi için uygun gördüğü eylemi uygulayabilmesinin gerekli olduğunu da vurgulayan Dündar, ''Tıbbi müdahalelerde, hekimin iyileştirme ödevi ve sorumluluğu ile hastanın kendi varlığı ve sağlığı hakkında kendisinin karar verme hakkı arasında hassas bir dengenin kurulması zorunludur. Bu bağlamda özellikle hekime önemli görevler düşmektedir'' dedi.
Araştırmada, hastalara sorulan sorulardan ilginç sonuçlar toplandığını da anlatan Dündar, hastaların yüzde 85'inin ameliyat sonrası kaç gün hastanede kalacaklarını bilmediğini, yüzde 83'ünün ameliyat sonrası yaşamlarında olabilecek değişiklikler konusunda ve yüzde 75,2'sinin de ameliyat türü ve bölgesi konusunda bilgisi olmadığı sonucunun ortaya çıktığını kaydetti.
Hekimlerin hastalarını aydınlatma işlemini davranış modeli haline getirmeleri gerektiğini ifade eden Dündar, ''Araştırmamıza bakıldığında hasta-hekim ilişkisinin önemli yasal ve etik unsurlarından birisi olan hastalıkların hastalara anlatılması işleminin halen istenilen seviyeye ulaşmadığı görülmektedir'' görüşünü bildirdi. AA

Kenesavar Tavuklar Geliyor

Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Adnan Gencer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sülün üretim istasyonunda Türkiye'de nesli azalan bazı yerli türleri üreterek, doğadaki varlıklarını artırmak için çalıştıklarını söyledi.
Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bu tip istasyonlar bulunduğunu ifade eden Gencer, Karacabey'deki istasyonda üretilen sülünlerin Türkiye'nin değişik bölgelerindeki doğal yaşam ortamlarına salındığını belirterek, ''Son 4 yılda 25 bin sülün, ülkenin değişik yerlerine gönderildi. Bunların bir kısmı doğada kalıyor, bir kısmı yaban hayvanlarınca yok ediliyor. Ama yüzde 10-15 civarında doğada kalmaları bizim için yeterli oluyor'' dedi.
Gencer, sülünlerin doğada özellikle süne, kımıl zararlısı ve kenenin doğal düşmanı olduğuna dikkati çekerek, sünenin bu zararlıların doğada çoğalmalarını önlediğini ve dengede tuttuğunu kaydetti.
Özellikle KKKA hastalığına neden olarak her yıl çok sayıda insanın ölümüne neden olan kenelere karşı, bu yıl Karacabey'deki istasyonda Türkiye'de ilk kez beç tavuğu üretimine başladıklarını anlatan Gencer, şunları söyledi:
''Beç tavuğu, kene zararlısına karşı mücadelede kullanılan bir hayvan. Onları yiyerek çoğalmalarını önlüyor. Onun için bu yıl istasyonumuzda üretmeye başladık. 10 tane anaçtan, 100 tane yavru ürettik. Bunlar çoğaltılarak, özellikle kene ısırmalarının yaşandığı, kene populasyonunun yoğun olduğu bölgelerde doğaya salınacak. Böylece kene sayısının dengede tutulmasına çalışılacak. Beç tavuğu sadece Karacabey istasyonumuzda üretiliyor. Gelecek yıl sonbaharda, elimizdeki beç tavuğu sayısı yeterli sayıya gelince doğaya salmaya başlayacağız.'' AA

Grip Önlemlerinde Çocuklara Dikkat

Nokia Apple’a Yeni Savaş Açtı

Nokia'dan bir sözcü, ITC'nin konuyla ilgili 30 günde karar vermesini beklediklerini söyledi. Apple'ın patent ihlali suçlamasına yol açan ürünlerinin satışının yasaklanmasına ilişkin muhtemel bir mahkeme kararının 2011 yılı başına kadar alınması beklenmiyor.
Apple'dan ise konuya ilişkin açıklama yapılmadı.
Nokia, Ekim ayında da Apple'ın iPhone ürününde Nokia'nın GSM, kablosuz ağ (WLAN) güvenlik, şifreleme konuşma kodlaması dahil olmak üzere 10 patenti ihlal ettiği iddiasıyla bu şirkete karşı dava açmıştı. Finlandiyalı şirket yaklaşık 40 firmanın kendi teknolojilerini kullanmak için anlaşma yaptığını, ancak Apple'ın anlaşmaya yanaşmadığını öne sürmüştü.
Apple da hakkındaki iddiaları reddederek, bu ay Nokia'nın, Apple markalı 13 teknolojisini yaşadışı kullandığı iddiasıyla Finlandiyalı şirkete karşı dava açmıştı.
Nokia'nın ürünlerinde İphone'un görünümlerin kopyalamakla suçlayan Apple, Nokia'nın ayrıca cep telefonlarının bilgisayara bağlanması, telekonferans ve dokunmatik menüler gibi teknolojilerde patent haklarını ihlal ettiğini iddia etmişti.
Asya ve Avrupa'da önemli bir pazar payına sahip olan Nokia, Apple'ın iPhone ve Research in Motion şirketinin BlackBerry ürününün sert rekabeti nedeniyle ABD'de küçük bir oyuncu konumunda bulunuyor.
Uzmanlar, potansiyel olarak yıllık yüz milyonlarca dolar patent ücretini kapsayan anlaşmazlığın, cep telefonların giderek el bilgisayarlarına dönüşmesi yüzünden cep telefonu sektöründe güç dengesinin değişimini gösterdiğini ifade ediyorlar.
Nokia'nın, küresel cep telefonu piyasasının yüzde 38'ine hakim olduğu tahmin ediliyor. AA

E-İmza’da Süre Uzatımı

Matematikte Başarının Anahtarı Sesli Düşünme

Öğrencilerin problemleri çözme yöntemini ve süresini karşılaştıran bilim adamları, problemi şekillere döken ve sesli düşünenlerin, diğerlerinden daha başarılı olduğunu saptadı. Problemleri şekillerle ifade etmenin matematiksel kavramaya ve çözüme yönelik daha esnek bir düşünce tarzının geliştirilmesine yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, yüksek sesle düşünmenin de konsantre olmada önemli rol oynadığını söyledi.
İnsanların kendilerini dinleyerek düşünmelerinin olası hatalarının farkına varmalarına da yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, öğrencilere matematik ödevlerini şema ve grafikler kullanarak ve sesli düşünerek yapmaları tavsiyesinde bulundu. AA

2010 Sınav Takvimi Netleşti

Sınav tarihlerinde ise değişiklik yapılmadı.
Buna göre, YGS 11 Nisan 2010'da, LYS 19-20 Haziran ve 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Üniversiteye giriş sınavının ikini aşaması olan LYS'nin tarih, saat ve süreleri şöyle:
• LYS-1 (Matematik), 19 Haziran 2010, saat 10.00, 120 dakika.
• LYS-5 (Yabancı dil), 19 Haziran 2010, saat 14.30, 120 dakika.
• LYS-4 (Sosyal bilimler), 20 Haziran 2010, saat 10.00, 135 dakika.
• LYS-3 (Edebiyat, coğrafya), 26 Haziran 2010, saat 10.00, 120 dakika.
• LYS-2 (Fen bilimleri), 27 Haziran 2010, saat 10.00, 135 dakika.

11 FAKÜLTEYE DEKAN ATANDI

 
YÖK Genel Kurulu toplantısında 11 fakülteye dekan ataması yapıldı.
Fakülteler ve atanan dekanlar şöyle:
• Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Prof. Dr. Eser Köker,
• Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Prof. Dr. Rıfkı Hazıroğlu,
• Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Metin Başarır,
• Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Prof. Dr. Turhan Baykal,
• Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Nail Ünsal,
• Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Orhan Yalçın,
• Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Prof. Dr. Celal Tümer,
• Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Prof. Dr. Lütfiye Ömür Demirezer,
• Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Prof. Dr. Uğurcan Akyüz,
• Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Raşit Küçük,
• Uşak Üniversitesi Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Fatma Acun.
Toplantıda; Başarı Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı ile Tanrıverdi Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Vakfı'nın Samsun'da kurmak istediği "Canik Başarı Üniversitesi", Sistem Eğitim ve Kültür Vakfının kurmak istediği "Süleyman Şah Üniversitesi", Türkiye Diyanet Vakfının kurmak istediği "İstanbul Ön Asya Üniversitesi"ne ilişkin sunumlar izlendi ve olumlu görüşle Milli Eğitim Bakanlığına bildirilmesine karar verildi. AA

En Çok Kitap Okuyan Öğrenci Gezecek

Kampanyayı düzenlemedeki en önemli nedenin kitap okuma sayesinde öğrencilerin öz güvenlerinin artırılması olduğuna işaret eden Çelik, ''Kampanyamızda ödül ikinci planda. Ödülü öğrencileri daha fazla teşvik etmek amacıyla koyduk. Kampanyamızda okullarımıza daha fazla kitap sağlayabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz'' diye konuştu.
Kampanya kapsamında okullardaki edebiyat öğretmenlerinin, öğrencilerin kitabı okuduktan sonra çıkarttıkları özeti inceleyeceklerini ifade eden Çelik, şunları söyledi:
"Ancak zaten çocukların okumadan 'okudum' diyeceklerine inanmıyorum. Biz çocuklarımıza güveniyoruz. Ama bir değerlendirme kriteri de olması gerekiyor. Kampanya kapsamında birkaç ayda bir en çok kitap okuyan çocuklara çeşitli hediyeler veriyoruz. Yıl sonunda yapacağımız değerlendirme sonucunda da Mayıs ayında en çok kitap okuyan ilköğretimden 3, liselerden de 3 öğrenciyi hayırsever bir iş adamımızın katkısıyla yurt içi gezisine göndereceğiz. Ayrıca öğrencilerimizi altınla ödüllendireceğiz." AA

“Sigara İzmariti” Yakıyor

Çıkış nedenlerine bakıldığında, yangınların 16 bin 965'ine yanık halde unutulan veya atılan sigara izmariti, 1968'ine de kibrit, çakmak ya da elektrikli ev aletleriyle oynayan çocukların sebep olduğu görüldü. Elektrik kontağı sonucu 3 bin 855 yangın çıkarken, baca yangınlarının sayısı 1024 olarak raporda yer aldı. AA

Dar Gelirlinin Çizmesi Moda Oldu

Bir alışveriş merkezinde ayakkabı dükkanı bulunan Mehmet Erim, söz konusu çizmeleri, ayaklarını üşütmek istemeyen ve şıklıklarından taviz vermeyen müşterilere sattıklarını söyledi.
Yağmur çizmelerinin, pek çok markanın kış koleksiyonunda yer aldığını belirten Erim, bu nedenle müşterilerin seçim yapmakta çok zorlandıklarını anlattı.
Erim, canlı renkleri ve çeşitli modelleriyle beğeni toplayan çizmelerin her ayakkabı mağazasının vitrinini süsler hale geldiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
''Yağmur çizmeleri, temizliklerinin kolay olması ve boya gerektirmemesi nedeniyle de çok avantajlı. Bu çizmeler ayakları soğuk kış günlerinin olumsuz etkisinden koruyor. Ayakların çizme içindeki rahatlığı ise başka bir keyif sunuyor. Kalın çoraplarla dahi rahatlıkla kullanılabiliyor.''
Yağmur çizmelerinin, tahminlerinden çok daha fazla ilgi gördüğünü belirten Erim, ''Bu tarzın bu kadar tutulmasında ünlü isimlerin de bu çizmeleri sıkça kullanmasının etkili olduğunu düşünüyorum'' dedi. AA

73’lük Nine Diksiyon Kursunda

Yörük Çocuğu Olmak Zor

Rekabet Kurulundan Turkcell’e Ceza

Açılan soruşturma sonucunda, tespitler ve ilgili tarafların savunmaları, toplanan tüm bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu, ek yazılı görüş ve sözlü savunma toplantısındaki açıklamalar değerlendirilerek, 23 Aralık 2009 tarihinde yapılan Rekabet Kurulu toplantısında Turkcell'e dönük nihai karar alındı.
Buna göre, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin, GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarında hakim durumda bulunduğuna oybirliği ile karar verildi.
Turkcell'in ilgili pazarlardaki hakim durumunu; ''Kontör/dakika hediye edilen kampanyalara diğer operatörlerin katılımının reddedilmesi, kontör/dakika hediye edilen kampanyalarda rakip GSM operatörlerin başta kontör/dakika olmak üzere GSM faydası hediye etmesinin engellenmesi, Turkcell tarafından kontör/dakika hediye edilecek kampanyalarda alıcı firmalara münhasır çalışılmaması durumunda mecra ve barem indirimlerinin uygulanmaması, 'Turkcell'liler Kazanır' logosunun tanıtım görsellerinde kullanılması karşılığında indirim sağlanması yollarıyla fiili münhasırlık yaratmak suretiyle GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarında kötüye kullandığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanunun 6. maddesini ihlal ettiğine'' karar verildi.

UYARI VE PARA CEZASI

 
Bu doğrultuda, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin ihlal oluşturduğu tespit edilen uygulamalarla aynı sonucu doğuran ya da doğurabilecek niteliğe sahip uygulamalardan kaçınarak ihlale son vermesi gerektiğinin teşebbüse bildirilmesini kararlaştırıldı.
Kurul, Kanunun ilgili maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle, yine Kanunun ilgili fıkrası  ve ''Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik'' uyarınca da Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'ye 2008 mali yılı sonunda oluşan 8 milyar 16 milyon 51 bin 327,94 TL tutarındaki gayri safi gelirinin binde 4,5'u oranında olmak üzere 36 milyon 72 bin 230,98 TL idari para cezası verilmesine, Başkan Vekili Nurettin Kaldırımcı ve Kurul Üyesi Reşit Gürpınar'ın farklı gerekçesiyle oybirliği ile karar verdi.
Gerekçeli kararın da Danıştay yolu açık olmak üzere taraflara tebliğ edilmesini takiben Kurumun internet sitesinde yayınlanacağı bildirildi. AA

Eski Araçlar Bedelsiz Alınacak

Ömrünü tamamlamış araçlardan çıkarılan parçalar, araç güvenliği ve çevre standartlarını karşılamaları durumunda yeniden kullanılacak. Yeniden kullanılamayan parçalar çevresel açıdan uygunsa geri dönüştürülecek. Bu faaliyetler hava emisyonları, gürültü kontrolü gibi çevresel gerekliliklere uygun olarak yapılacak.

HANGİ ARAÇLARI KAPSIYOR?

 
Yönetmelik, 18 Temmuz 1997 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 3. maddesinde tanımlanan M1 ve N1 kategorisindeki araçları, motosiklet ve motorlu bisiklet haricindeki üç tekerlekli araçları, bu kategorilerdeki ömrünü tamamlamış araçları ve bunlara ait aksam parçalar ve malzemeleri kapsıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde kayıtlı bulunan araçlar Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna teslim edilecek.
28 Haziran 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliği ekine göre onay almış bazı araçlar da bu Yönetmeliğin 16, 18, 19 ve 20.  maddelerinden, söz konusu Yönetmelik ekindeki XI'de belirtilen Özel Amaçlı Araçlar 16. maddesinden, 1970 yılı ve öncesinde üretilmiş araçlar 16 ve 18. maddelerinden muaf tutulacak.
23 Aralık 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan İki veya Üç Tekerlekli Motorlu Araçların Tip Onayı Yönetmeliği kapsamında yer alan motosiklet ve motorlu bisiklet haricindeki üç tekerlekli araçlara bu Yönetmeliğin 12, 13, 14 ve 15. maddeleri uygulanacak.
Yönetmelik hükümleri, ''araçların kullanım ömürleri süresince ne şekilde bakım gördüklerine veya onarıldıklarına ve bu işlemler sırasında değiştirilen aksam parçaların ve yedek parçaların ilgili mevzuata uygun olup olmadığına bakılmaksızın, özellikle güvenlik standartları, hava emisyonları, gürültü kontrolü ile toprak ve suyun korunmasıyla ilgili ulusal mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla'' uygulanacak.

YÜKÜMLÜLÜKLER

 
Araç sahipleri, ömrünü tamamlamış araçlarını teslim yerlerine, geçici depolama alanlarına ya da işleme tesislerine, yönetmelikte belirlenen kurallara uygun olarak teslim etmekle ve aracı teslim alandan araca ait ''onaylı araç kayıttan düşme ve bertaraf formunu'' almakla yükümlü olacak.
Ekonomik operatörler, ömrünü tamamlamış araçlar ile araçların bakım ve onarımından kaynaklanan yedek parçaların toplanmasını sağlamak amacıyla araç teslim yerlerini ve geçici depolama alanlarını kuracaklar.
Ömrünü tamamlamış araç teslim yerleri araç yoğunluğuna bağlı olarak yeterli sayıda ve araç sahibinin kolaylıkla ulaşabileceği mesafelerde tesis edilecek. Teslim yeri bulunmayan veya yetersiz olan illerde bu yerler araç üreticileri tarafından oluşturulacak. Teslim yerinde 10 adetten fazla araç bekletilmeyecek ve bekletme süresi 60 günü geçemeyecek. Ekonomik operatörler teslim yerlerini ilgililerin kolaylıkla erişebileceği şekilde duyuracak. 

ARAÇ SAHİBİNDEN BEDEL TALEP EDİLMEYECEK

 
Üreticiler, negatif piyasa değeri olan ömrünü tamamlamış araçları araç sahibinden bir bedel talep etmeden teslim alacak. ''Bedelsiz geri alma'' zorunluluğu, ''Mevcut aracın, Karayolları Trafik Kanununa göre tescil işleminin yapılmamış olması; aracın şanzıman, diferansiyel, katalizatör, motor, elektronik kontrol üniteleri, lastik, üstyapı gibi önemli parçalarının bulunmaması, araca ait olmayan atık veya hurda malzemenin bulunması, aracın bu Yönetmeliğin kapsamı dışındaki bir araç sınıfına dönüştürülmesi'' durumunda ortadan kalkacak.
Araç sahipleri araçlarını teslim ederken ''haciz, rehin, tedbir gibi şerhlerin bulunmadığına dair trafik tescil kuruluşlarından alınmış belgesi'' ile ''trafikten çekilmiş araçlar hariç, ilgili vergi dairesinden alınmış, motorlu araçlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezası, trafik idari para cezası, geçiş ücreti ve idari para cezası borcu bulunmadığına dair ilişik kesme belgesi'' ibraz edecek.
Ömrünü tamamlamış araçların trafik kaydının silindiğinin ve çevreyle uyumlu olarak bertaraf edildiğinin belgelenebilmesi için ''Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu'' kullanılacak.  Bu form, ekonomik operatörler tarafından bastırılacak ve araç teslim yerleri ile lisanslı geçici depolama alanları tarafından araç sahibine bir bedel alınmadan verilecek. AA

Yeni Asgari Ücret 577 TL

Asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise brüt 621, net 499.62 lira olarak tespit edildi. 16 yaşını doldurmamış işçiler için belirlenen asgari ücretin işverene maliyeti ise 793.94 lira olacak.

KÜMÜLATİF ARTIŞ 9.74

 
Asgari ücret; 16 yaşından büyükler için gelecek yılın birinci 6 ayında yüzde 5.2, ikinci 6 ayında yüzde 4,3 artırılacak. Asgari ücrette, yıllık kümülatif artış yüzde 9.74 olacak.
Buna göre; asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yılın birinci 6 ayında yüzde 5.2 artırılacak. Böylelikle asgari ücret, brüt 729, net 577.01 liraya yükselecek.  
Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yüzde 4.3 oranında artırılacak. Böylece asgari ücret, brüt 760.50, net 599.58 lira olacak.  
16 yaşından büyükler için asgari ücrete yapılan zam 2010 yılında kümülatif yüzde 9.74'ü bulacak.
Asgari ücretin birinci 6 ayda işverene maliyeti 885.73, ikinci 6 ayda 924.01 liraya çıkacak.
Asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için gelecek yılın birinci 6 ayında brüt 621, net 499.62 liraya ulaşacak.
Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için brüt 648, net 518.97 liraya çıkacak.
16 yaşını doldurmamış işçiler için uygulanacak asgari ücretin işverene maliyeti yılın birinci 6 ayında 793.94, ikinci 6 ayında 828.39 liraya ulaşacak.
Kapıcılar için asgari ücret, yılın ilk 6 ayında brüt 729, net 619.65 lira, yılın ikinci 6 ayında brüt 760.50, net 646.42 lira olacak.
Asgari ücret, halen 16 yaşından büyükler için brüt 693, net 546.48 lira, 16 yaşından küçükler için brüt 589.50, net 472.32 lira olarak uygulanıyor.

ÖDENMESİ ARZU EDİLEN BİR ÜCRET DEĞİL

 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Ali Kemal Sayın, ''Elbette bu işçilere ödenmesi arzu edilen bir ücret değildir ancak küresel ekonomik krizin etkileri ve içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar dahilinde hem işçilerimizin hem de iş verenlerimizin durumu dikkate alınarak bir tespitte bulunulmuştur'' dedi.  
Sayın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda gerçekleştirilen Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, asgari ücretin bir refah ücreti olmadığını dile getirdi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda işçi ve iş veren temsilcilerinin de bulunması gerektiğini, komisyon çalışmalarının her aşamasına katılmanın çalışma hayatının aktörleri bakımından temel bir görev ve sorumluluk olduğunu vurgulayan Sayın, şunları söyledi:
''Kamuoyunun da bildiği gibi Türk-İş temsilcileri ilk toplantıda ve daha sonraki toplantıda çağrılmalarına rağmen çalışmalarımıza ne yazık ki katılmamıştır. Gönül isterdi ki işçi temsilcilerimiz de burada olsalardı. Çünkü asgari ücret tespit çalışmalarının her aşaması, örgütlü-örgütsüz bütün çalışanlarımız başta olmak üzere çalışma hayatımız içinde büyük önem taşımaktadır. Çalışma hayatının tüm taraflarının katkıda bulunması, görev ve sorumluluk alması bu bakımdan büyük önem arz etmektedir.''
Asgari ücretin, işçilerin normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve gıda, konut, giyim, ulaşım gibi zorunlu ihtiyaçlarını asgari düzeyde karşılamaya yönelik bir ücret olduğunu anlatan Sayın, ''Elbette bu işçilere ödenmesi arzu edilen bir ücret değildir ancak küresel ekonomik krizin etkileri ve içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar dahilinde hem işçilerimizin hem de iş verenlerimizin durumu dikkate alınarak bir tespitte bulunulmuştur. Asgari ücrette 2010 yılında beklenen enflasyon oranının iki katına yakın artış sağlanmıştır'' dedi.

ASGARİ ÜCRETE TEPKİ

 
Türk-İş Yönetim Kurulu'ndan yapılan açıklamada, 2010 yılında geçerli olacak asgari ücretin ''güvenilir, objektif ve bilimsel veriler yerine hükümetin keyfi yaklaşımı ile belirlendiğini'' öne sürülerek, ''Böylece tespit edildiği andan itibaren asgari ücret yetersiz, çelişkili ve tutarsız olmaktadır. insanca bir yaşama düzeyi sağlamaktan uzak, 'açlık ücreti' bile değildir'' denildi.  AA

Çiçek Sepeti Türkiye’nin En Büyüğü Oldu

Bir sebepte, artık hepimizin insan ilişkilerini minimize etmek istemesi. Bu sayede kendimize daha çok vakit kalıyor, yanlış yazılan adres, isim bilgileri olmuyor ve hizmet zamanı, kalitesi daha ölçülebilir oluyor.