Yasak Ülkenin İtibarını Yıktı

Marmara Denizi’nde Gemi Kazası

Kazada, can ve mal kaybı ile deniz kirliği yaşanmadı. Her iki gemide maddi hasar oluştu.
Yetkililer, gemilerin kazayla ilgili gerekli işlemleri yaptırmak için seyrine devam ettiğini kaydetti. AA

Mavi Tünel Çalışmaları Sürüyor

Koçaker, yerin yaklaşık 200 metre altında devam eden tünel inşaatında günde 25 metre kazı yapılarak yola devam edildiğini belirtti.
Konya Ovası'nın su rüyasını gerçekleştirecek bu projenin 100 yıllık bir proje olduğunu ifade eden Koçaker, ''KOP ülkemizin ilk sulama projesi, GAP'tan sonraki ise en büyük sulama yatırımıdır'' dedi.
Göksu'dan Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Kapalı Havzası'na aktarılacak toplam su miktarının yılda 414 milyon metreküp olduğunu ifade eden Koçaker, şunları kaydetti:
''Bunun 100 milyon metreküpü içme suyuna verildikten sonra kalan su ve sulamadan dönen sulardan da istifadeyle Konya ve Karaman ovalarında yaklaşık 150 bin hektar tarım arazisinin sulanması sağlanacaktır. Ayrıca Konya Ovası'nın yüzde 70'ini sulanabilir hale getirecek olan Mavi Tünel Projesi, aşırı yer altı suyu çekimi ve çöküntü obruklarının oluşmasını da engelleyecektir. Konya ve Karaman ovalarında 150 bin hektar tarım arazisine su sağlayacak olan bu proje ile Konya Havzası'ndaki ürün çeşitliliği ve sulu tarıma geçişte mevcut ürünlerdeki verim artacaktır. Özellikle tahıl ağırlıklı olan ve üreticilerin çoğunluğunun kuru tarım yaptığı Konya Ovası'nda KOP tamamlandığında ise ciddi oranda bir ürün artışı olacak ve yeni alanların sulu tarıma açılmasıyla Konya ve Türkiye ekonomisine büyük bir katkı sağlanacaktır.
12 projeden oluşan KOP sona erdiğinde, 130 milyon metreküp su Suğla Depolaması, 130 milyon metreküp su Gembos Derivasyonu ile 414 milyon metreküp su da Mavi Tünel ile olmak üzere toplamda 700 milyon metreküpe yakın su Konya Ovası'na aktarılacak.'' AA

Gelibolu’da Gelgit

Astsubay Başçavuş İntihar Etti

Ataşehir Ağaoğlu My World’de Konutlar Kaç Lira?

2+1 daireler, 410.000 TL – 470.000 TL
3+1 daireler, 530.000 TL – 633.000 TL
4+1 daireler, 870.000 TL – 986.000 TL
5+1 daireler, 1.400.000 TL – 1.310.000 TL arasında değişiyor.

Sil-Ay Halı Yıkama

Fevzi Paşa Cd Hasan Paşa Sk No 10

adm.ozan@hotmail.com

572 26 39

0536 6478100

Atakent Bilim ve Sanat Anaokulu

Atakent Mah. Türkler Cd. Göktürk Sk. No:19A ümraniye İSTANBUL Nihat Sami Banarlı İ.Ö.O yanı..

bilgi@bilimvesanatanaokulu.com

http://www.atakentanaokulu.com

Zeliha SÜRÜCÜ.

461 46 30

0505 388 56 37

Amacımız; yeteneklerini doğru kullanabilen, benlik algısı güçlü, bağımsız ve özgüveni yüksek, kendisine ve çevresindekilere dıuyarlı, anadilini ve en az bir yabancı dili çok iyi bilen, sorgulayan, araştıran, yaratıcı, eleştirel düşünme becerilerini kazanmış, aktif ve mutlu bireyler yetiştirmektir.

Okulumuzda; her yaş d&amp

Ataşehir Bilim ve Sanat Anaokulu

bilgi@bilimvesanatanaokulu.com

http://www.bilimvesanatanaokulu.com

Zeliha SÜRÜCÜ

4614630

0505 3885637

Amacımız; yeteneklerini doğru kullanabilen, benlik algısı güçlü, bağımsız ve özgüveni yüksek, kendisine ve çevresindekilere dıuyarlı, anadilini ve en az bir yabancı dili çok iyi bilen, sorgulayan, araştıran, yaratıcı, eleştirel düşünme becerilerini kazanmış, aktif ve mutlu bireyler yetiştirmektir.

Okulumuzda; her yaş döneminin gelişim özelliklerini dikkate alan, Aktif Öğrenmeyi -Yaşayarak Öğrenme- temel alan, ço

Dönüş Yolunda Sis Uyarısı

Kuzeydoğu kesimleri ile batı kıyılar parçalı çok bulutlu, diğer bölgeler parçalı ve az bulutlu geçecek. Sabah ve gece saatlerinde iç bölgelerde yer yer sis olayı yaşanacak.
Hava sıcaklığı; yarın kuzeydoğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacak, diğer bölgelerde önemli bir değişiklik olmayacak. Salı günü sıcaklıklarda kuzey bölgelerde 1 ila 3 derece artış bekleniyor.
Yurdun, iç kesimlerinde gece ve sabah saatlerinde görülecek yer yer sis olayına karşı başta sürücüler olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların dikkatli olmaları istendi. AA

7 Milyon 750 Bin Korsan Film

2007-2008-2009 yıllarında kaçak ele geçirilen kitap sayısı ise 1 milyon 661 bin oldu. 840 bin 860 kitapla, en çok kaçak kitap 2009'da ele geçirildi.
Son 3 yılda yapılan operasyonlarda ele geçirilen video ve teyp kaseti adedi 39 bin 639; porno yayın adedi ise 243 bin 477 oldu.
Aynı dönemde, 48 milyon 313 bin 392 adet kapak kartonet (müzik albümlerinin kapağı) ele geçirildi. Yıllara göre bakıldığında, 2007'de 8 milyon 483 bin, 2008'de 25 milyon 900 bin, 2009'da 13 milyon 929 bin kapak kartonet imha edildi.
Son 3 yılda, 58 milyon 202 bin kaçak materyal, yapılan operasyonlar sonucunda ele geçirildi. AA

Evlilik Teklifi Şakaymış

Williams (35), Avustralya'nın Sydney kentinde yeni albümü "Reality Killed the Video Star"ın tanıtımı için katıldığı canlı yayında sunucunun "Sydney'de ünlülerin evlilik teklifi yapmasının yaygın olduğunu" söylemesi üzerine, programa beraber katıldığı kız arkadaşına dönerek, "Evlenmek istediğin biri var mı" diye sormuştu. Kız arkadaşının bu soruyu garip bulduğunu söylemesi üzerine Williams, "Benimle evlenir misin" demiş, Field da olumlu yanıt vermişti. AA

Opera-Balede Tasarruf Dönemi

Başkente Tarihi Butik Otel

Deniz Seki Antalya’da Konser Verdi

“Neşeli Hayat” Hollanda’da

Nanjing Akrobasi Topluluğu İstanbul’da

Vatandaşlar tarafından ilgiyle izlenen etkinlikte, tek el üzerinde durma, hasır şapka, örtü çevirme, çemberlerden atlama, topaç, illüzyon, ip atlama, taklit, çapraz denge ve tabak çevirme gibi gösteriler sunuldu.
Kurulduğu 1957'den bugüne dünya çapında büyük başarılar elde eden topluluk, 40'tan fazla ülkede gösteri yaptı.
Uluslararası akrobasi yarışmalarında çok sayıda ödülü bulunan topluluk, 25 kişiden oluşuyor. AA

“Neşeli Hayat” Berlin’de

Osmanlı’yı “Cİhan Devleti” Yapan 150 Sır

Okullarda daha çok savaşların veya antlaşmaların öğretildiğini dile getiren Karaçam, Osmanlı'nın 60 farklı etnik grubu hoşgörü çerçevesinde yüzyıllarca bünyesinde barındırdığını, bunun doğru bir şekilde anlaşılması gerektiğini anlattı.
Karaçam, bu amaçla, tarih alanında önemli çalışmalar yapan Halil İnalcık, Yusuf Halaçoğlu, İlber Ortaylı ve birçok tarihçinin kitabını okuduğunu ve harmanladığı bilgiyle böyle bir kitap yazmaya karar verdiğini ifade ederek, kitaptaki daha çok Osmanlı'nın büyük bir devlet olmasındaki sosyal, siyasal, dini ve kültürel sırları, açıklamalar ve anekdotlarla vermeye çalıştığını bildirdi.
Ali Karaçam, ''Osmanlının üç kıtaya yayılarak güçlü bir devlet olmasındaki en önemli sır, himayesi altındaki etnik unsurlara hoşgörü çerçevesinde davranması ve onların dini özgürlüklerini kısıtlamamasıdır'' dedi.
Karaçam, kitapta, ''Osmanlı devlet yönetimi'', ''Osmanlı toplumu'', ''Osmanlı ekonomisi'', ''Osmanlı'da kültür ve sanat'' ile ''Osmanlı'da eğitim ve öğretim'' bölümlerinin yer aldığını kaydetti. 

PADİŞAH İSTEDİĞİNİ YAPAMAZDI

Osmanlı'nın, klasik döneminde çeşitli soylardan gelen ve farklı inanç sistemlerine mensup insanların, barış içinde bir arada yaşamasının başarıldığı ve bu toplum düzenine ve barışına, ''Nizam-ı Alem'' adının verildiği anımsatılan kitapta, bütün Osmanlı yöneticilerinin bu ideal uğrunda fetihler yaptığı, zaferler kazandığı, Müslim ve gayrimüslim ayrımı yapmadan insanların uzun süre huzur içinde yaşadığı anlatılıyor.
Osmanlı yöneticilerinde, ''Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim'' düşüncesinin hakim olduğu, ''İlayı Kelimetullah'' yani ''Allah'ın adını yeryüzüne yayma davası'' uğruna üç kıtaya yayılma mücadelesi verildiği aktarılan kitapta, ''ufuk gibi, yaklaştıkça uzaklaşan mekanın söz konusu olmadığı'', bir ideal olan ''Kızıl Elma''nın Osmanlı'nın ''motor gücünü'' oluşturduğu kaydediliyor.
Kitapta, padişahların günlük faaliyetlerinin programlı olduğu, genellikle üç saatin ibadet ve Kur'an-ı Kerim, iki saatin tarih ve benzeri kitaplar okumaya, altı saatin ülke sorunlarını yardımcı ve danışmanlarla görüşmeye, dört saatin gezmeye ve avlanmaya, dokuz saatin ise ailesiyle beraber olmaya ve dinlenmeye ayrıldığı ifade ediliyor.
Vatandaşın, padişahın yersiz bulduğu iradesine karşı çıkabildiği, padişahın hukuku çiğneyemediği, hiç kimsenin görevine müdahale edemediği belirtilen kitapta, şöyle bir anektoda yer veriliyor:
''1812'de 2. Mahmud, bir ramazan gecesi sesini çok beğendiği bir imamın, Beylerbeyi Camisi'nde teravih namazını kıldırmasını ister. Bu durum sarayın yüksek dereceli memuru olan silahtar ağa tarafından caminin imamına iletilir. Cami imamı, 'Buranın imamlığı görevinde bulunduğum sürece, benden başka kimse namaz kıldıramaz' diyerek padişahın isteğini reddeder.''
Padişahların sanatta halka örnek olmasının, tarihe önem vermesinin, kibirli olmamasının, devletin işleyişinin bir disiplin çerçevesinde yürümesinin, bürokratların seçiminde hassas davranılmasının, devlet kadrolarının uzmanlardan oluşmasının, padişahların ordunun başında bulunmasının, emeklilikte de hizmete devam edilmesinin, padişahların tebdil-i kıyafetle denetim yapmasının, Osmanlı'nın yönetim sırları arasında olduğu anlatılan kitapta, Osmanlı'nın çok geniş bir alana yayılması nedeniyle, idari yönden bazı ayrıcalıklara sahip bulunan sancak ve eyaletler bulunduğuna yer veriliyor.
Kitapta, sadrazamlarla vezirlerin, devlet işleriyle ilgili padişahlarla görüştükleri hususların gizli kalması için saraya zeki ancak ''Bizeban'' adı verilen işitme engellilerin alındığı belirtiliyor. 

BEKARLAR İÇİN VAKIFLAR KURULURDU

Osmanlı'nın toplumsal yaşamında, düzeni ve yönetim felsefesini, ''Daire-i adliye''yi (adalet dairesi) hakkaniyet çemberinin oluşturduğu ifade edilen kitapta, sivil toplum kuruluşlarının toplumsal yaşama katkısının büyük olduğu, sorunlu ailelerin pozitif düşüncelere yönlendirildiği, günlük yaşamda kibarlığın önemli bir değer olduğu, komşuların aileden biri olarak görüldüğü, toplumda inanç özgürlüğünün  bulunduğu, hayvanları korumak için vakıfların kurulduğuna dikkat çekiliyor.
''Bekarları Evlendirme Vakıfları'' aracılığıyla maddi durumu iyi olmayan bekar gençlere destek verildiği, bu şekilde toplumsal bir ihtiyacın giderilmeye çalışıldığı anlatılan kitapta, Osmanlı'nın toplumsal düzeni hakkında şu bilgilere yer veriliyor:
''Osmanlı'da yalancı şahitliği önlemek için çeşitli tedbirler alınmıştı. Yalancı şahitliği belirlenen kişi, kadının (hakim) emriyle muhzırlar (adli polis) tarafından uyuz bir eşeğe bindirilerek suçunu bağıran tellalın eşliğinde, caddelerde dolaştırılıp teşhir edildikten sonra serbest bırakılmaktaydı. Yalancı şahitliği tespit edilen, hayatının sonuna kadar şahitlik etme hakkını kaybederdi. Yalancı şahitlere, yapılan iş devlet güvenliğini sıkıntıya sokacaksa, hapis, padişahın şahsına zarar verecekse idam cezası verilmekteydi. Osmanlı'da ekonomik yaşamın kalbi olan çarşılar, esnafın çarşıda toplanmasının ardından dua okunarak açılırdı. Köylülerin, 'avarız akçası vakfı' adı verilen ortak bir fonu vardı. Fonda biriken paradan, borç verilmesi sebebiyle bir ölçüde sosyal yakınlaşma sağlanıyordu. Osmanlı'da toplum hayatında kitabın önemli bir yeri vardı. Öyle ki hediyeleşme geleneğe dönüşmüştü. Padişah 4. Mehmed, Edirne'de oğlunun evlenmesi dolayısıyla yapılan düğünde, hediye olarak oğluna yüklü miktarda kitap vermişti.''
Fatih Sultan Mehmed, Eyüp ve Ayasofya medreselerinde öğretmenlik okuyanlar için genel medreselerden farklı program öngörüldüğü, öğretmen adaylarına Arapça, edebiyat, dil bilgisi, matematik derslerinin yanı sıra tartışma kurallarının öğretildiği, adab-ı muhasebe ve usul-ü tedris dersleri de verildiğine dikkat çekilen kitapta, kahvehanelerin ise birer eğitim yuvası olduğu, vatandaşların kahvehanelerde, kitap okuduğu, satranç oynadığı, gazeller okuduğu, eğitim konularında sohbetler yapıldığı ifade ediliyor. AA

Çeşme Kervansarayı Otel Oluyor

Türk Sineması Hollywood’a Direniyor

Kapadokya’da Bayram Yoğunluğu

Çocukta “Öz Güven Kaybı”

Bakım ve eğitim veren kişilerin, çocuğu koruma ve kollamaya yönelik davranış ve tutumlarında dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Uslu, şunları kaydetti:
''Ebeveyn tarafından 'Oraya çıkmaya çalışma, düşersin, sonra kolun kanar', 'Merdivenden tek başına inmeye kalkma, düşersin bacağın kırılır', 'Koşma, canın yanar, hastaneye götürmek zorunda kalırız, doktor iğne yapar' gibi çocuğun özerk ve girişimci nitelikteki davranışlarının sürekli felaketlerle yol açabileceği duygusunun verilmesi yanlıştır.
Anne babanın bu tür eylemleri, çocuğun girişimciliğini kısıtlayan müdahalelerdir. Çocuğu, kendi başına karar veremeyen, ürkek, pasif, çekingen hale getirebilir, öz güven kaybına yol açabilir.''

-''KORKUTULMAMALI''-

Uslu, ebeveynlerin, çocuklarını korumak zorunda olduğunu ancak bunu yaparken dozunun ayarlanması gerektiğini ifade ederek, ''Bu ayarlanırken çocuk, eylemlerinin sonuçlarına ilişkin korkutulmamalıdır. Bu tür tutumlar, çocukta anne ve babadan ayrılma kaygısı yaşamasına yol açabilir. O zaman da çocuk, yanında anne babası olmadan hareket edemez, karar veremez, birey olamaz ve özerkliğini kazanamaz'' uyarısında bulundu.
Ayrılma kaygısının gelişmesi halinde öğretim döneminde ''okul reddi''ne yol açabileceğine de dikkati çeken Uslu, bazı anne babaların, çocuğun yerine her şeyi yapma eğiliminde olduğunu bildirdi.
Uslu, bunun ebeveynlerce bazen zamansızlıktan, yoğun iş temposundan, bazen titizlikten, mükemmelliyetçilik anlayışından, bazen de çocuğun kendi başına beceremeyeceği endişesiyle yapıldığını dile getirdi.
Bu tutumun çocuğun okul öncesi dönemde kazanabileceği becerileri olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Uslu, ''Bu durumda çocuklar, yanlarında anne baba olmadan herhangi bir şey yapamayacaklarına inanarak, güvensiz ve endişe içinde okula başlıyorlar. Anne babaları yanlarında olmadığında da kendilerini yalnız ve aciz hissediyorlar. Kendi başlarına yapabilecek becerileri geliştiremedikleri için özellikle okul döneminde panik yaşıyorlar ve öz güven kaybı geliştirerek okulu reddedebiliyorlar'' diye konuştu.
Uslu, özellikle öz güven kaybı ve endişe yüzünden okula giderken sorun yaratan çocuklara karşı ailelerin temkinli olması, çocuğuna karşı anlayışlı olması, öfke ile bağırmaması ya da çocuğunu azarlamaması tavsiyesinde bulundu. Çocuğun okula gitmekten çekinmesinin başkalarıyla paylaşılmaması, çevrenin çocuğa yorumda bulunmalarına izin verilmemesi gerektiğini de vurgulayan Uslu, ''Hala sınıfa girmedin mi?', 'Arkadaşların sınıfta, sen ne geziyorsun koridorda?' ya da 'Ayıp ayıp, hala anneni bırakamıyor musun?', 'Hala büyümedin mi? gibi yaklaşımlardan uzak durulmalı'' önerisinde bulundu.
Uslu, çocuğa karşı kararlı olunması ancak ihtiyacı olduğunda ailesinin her zaman yanında olacağı güvenin hissettirilmesi gerektiğini ifade ederek, çocuğa istediğinde sorunlarıyla baş edebileceği konusunda güvenildiğinin hissettirilmesi gerektiğinin altını çizdi. AA

Sistinozis Hastalığına Dikkat

Dünyada 2 bin, Türkiye'de ise 100 dolayında tanı konulan sistinozis hastası bulunduğunu, sayının çok yüksek olmamasına rağmen hastalığın aileleri derinden etkilediğini anlatan Topaloğlu, şunları söyledi:
''Hastalık, bebeklerde ilk 6 aydan sonra bulgu vermeye başlar. Bol su içip, sık idrara çıkan, iştahsız ve büyüme sorunu yaşayan çocuklara dikkat edilmelidir. Hastalığın tanısı 1.5 yaşındaki bebeklerin göz muayenesinde, korneada biriken sistin kristalleri ile mümkündür. Daha erken yaşlarda gözden muayene ile tanı konulamaz.''
Hastalık tüm dünyada gözükse de akraba evliliklerinden dolayı Türkiye'de daha sık karşılaşıldığını vurgulayan Topaloğlu, ''Hastalık dünyada 100 binde bir çocukta görülürken, ülkemizde daha yaygın olduğu düşünülüyor'' dedi.
Türkiye'deki hastaların büyük bölümünün, geçtiğimiz aylarda Ankara'da düzenlenen 1. Doğu Akdeniz Bölgesi Uluslararası Sistinozis Konferansı'nda bir araya geldiğini belirten Topaloğlu, toplantının, ailelerin hastalığı daha yakından tanıması açısından çok yararlı geçtiğini söyledi. AA

Seyahat Ağrıları Kabusunuz Olmasın

Uzun süreli oturmanın, bel, sırt ve boyun bölgesine bir süre sonra ek yük bindirdiğini belirten Akı, özellikle uzun süre koltukta otururken vücudun aldığı kötü pozisyonun omurga üzerine daha fazla stres bindirdiğini vurguladı.
Uçak, otobüs ya da araba yolculukları sırasında düzenli olarak yapılacak esneme hareketlerinin yolculuğun yol açtığı ağrıların azalmasına yardımcı olduğuna dikkati çeken Akı, şu tavsiyelerde bulundu:
''Boynunuzu gevşetmek için başınızı sola çevirin ve yaklaşık beş saniye süreyle bu konumda tutun. Başınızı yeniden öne çevirin, daha sonra sağa çevirin ve beş saniye bu şekilde tutun. Beş kez tekrarlayın. Omuzlarınızı ve boynunuzu gevşetmek için, kollarınızı vücudunuzu kenarında tutarken omuzlarınızı yukarı kaldırıp bu pozisyonda yaklaşık beş saniye durun ve daha sonra istirahat pozisyonuna dönün.
Dik ve oturur konumdan öne doğru eğilerek gövdenizi yavaşça dizlerinize yaklaştırın. Kollarınızı yana bırakın ve daha sonra kollarınızla bacaklarınızı sarın. Derin nefes alıp verirken bu pozisyonda 20 saniye durun, daha sonra normal oturur pozisyona dönün. Ayakta dururken ellerinizi sırtınızın alt kısmına koyun ve belinizi geriye doğru yavaşça esnetin. 10 saniye bekleyin, gevşeyin ve vücudunuzu dik duruma getirin. Beş kez tekrarlayın. Ellerinizi kalçalarınızın üzerine koyun ve vücudunuzu sola bükün. Bu pozisyonda 5 saniye süreyle bekleyin. Dik pozisyona geri dönün, sağa esneyin ve beş saniye bekleyin.''
Oturur durumdayken ayakları, parmak uçları yerle temas halindeyken topukların üzerinde yükseltmenin de çok faydalı olduğunu anlatan Akı, ''10 saniye süreyle bu pozisyonda bekleyin. Topuklarınızı tekrar yere değdirin ve 10 kez tekrarlayın. Bu gerçek bir baldır gerdirme egzersizi olsa da tüm belinizin esnediğini hissedeceksiniz'' diye konuştu. AA

İnternetten Doktor Randevusu

Araştırmaları sonucunda benzer bir örneğin iki senedir New York'ta başarıyla uygulandığını gördüklerini belirten Jeff Szymczak, Temmuzda kurdukları ve ''www.doktoragit.com '' adını verdikleri sitenin doktorla hasta arasında randevu alımını pratikleştirmeyi amaçladığını söyledi.
Siteye doktor ve kullanıcıların üye olduğunu belirten Jeff Szymczak, doktorların üye kaydı yaptıktan sonra siteye profillerini, eğitimlerini, tecrübelerini, fotoğraflarını, google haritasında işaretli muayenehane adreslerini ve randevu saatlerini girdiklerini kaydetti.
Randevu almak için siteye giren kullanıcının, kayıtlı doktorları gördüğünü ve istediği doktoru seçtiğini belirten Jeff Szymczak, sitenin, telefonda sekreterle konuşmayı azalttığını hem hastaların hem de doktorların işini kolaylaştırdığını dile getirdi.

HER SAAT RANDEVU ALINABİLİR

Jeff Szymczak, sistemin, online randevular dolduğu zaman devreden çıktığını, o zaman da sekreterin verdiği randevuların sisteme işlenebildiğini ifade ederek, ''Her iki tarafa da randevu detayları e-mail veya sms olarak gönderiliyor. Ayrıca randevudan bir gün önce de hastaya hatırlatma mesajı gidiyor. Çünkü randevuya sadık olmama, doktorları mağdur eden bir durum'' diye konuştu.
Sistem sayesinde muayenehane kapalıyken de randevu almanın mümkün olduğunu belirten Jeff Szymczak, ''Hastalar, site sayesinde, evlerinden, iş yerlerinden hatta seyahatteyken bile kolaylıkla randevu alabilecek. Çalışan kesim için avantajlı olacağını düşünüyorum. Hasta gece yarısı bile doktorun boş olan tüm randevularını görebilecek ve kendisi için en uygun olanı alabilecek'' dedi.
Bir hastanın randevusunu iptal etmesi durumunda da randevunun anında başka hastalar için müsait olarak göründüğünü bildiren Jeff Szymczak, bu sayede son dakika iptallerinden doğan kayıpların azalacağını kaydetti.
Szymczak, randevu alan kullanıcıların, sisteme girdiği rahatsızlıklarının doktorların e-postasına gönderileceğini belirterek, sitenin güvenliğine önem verdiklerini, kullanıcı ile doktor arasında gerçekleşen bilgi alışverişinde gizli bilgilerin en son teknoloji şifreli bağlantı kullanılarak aktarıldığını anlattı.
Jeff Szymczak, randevu almanın kullanıcılar için tamamen ücretsiz olduğunu vurgulayarak, sistemin şu anda doktorlar için de bedava olduğunu ama gelecekte ücretlendirmeye başlayacaklarını söyledi. Jeff Szymczak, ''Ücretlendirmeye başladığımızda da doktorların hiçbir riski olmayacak, hastası yoksa ücret de alınmayacak'' dedi.
Sisteme şu anda 12 doktorun üye olduğunu, referansla gittikleri doktorlara sistemi tanıttıklarını belirten Szymczak, bu aşamadan sonra hem doktor portföyünü genişletme hem de sitenin kullanıcılara tanıtımı yönünde çalışmalarına devam edeceklerini söyledi.
Szymczak, kullanıcı kayıtlarının ''https://www.doktoragit.com/kayit'' adresinden yapıldığını bildirdi. AA

Çin’de Virüs Mutasyona Uğradı

Cesedi Açmadan Otopsi

Yüzyılın Deneyinde Her Şey Yolunda

Deneylerdeki ana amaçlardan biri, bu çarpışmalar sonucunda parçalanacak olan proton parçacıklarının ortaya saçacağı alt parçacıkları (atom altı parçacıklar) gözlemlemek. Evrenin ortaya çıktığının düşünüldüğü, milyarlarca yıl önceki Büyük Patlama anından, saniyenin 1 ila 2 trilyonda biri süre sonrası ortamda bulunan parçacıkları gözlemlemek amaçlanıyor. Bilimciler bu çerçevede, "karanlık madde, anti-madde ve süper simetri" adı verilen bazı gizemli olguları da gözlemlemeyi ve anlamayı umuyor.
Proton demetlerinin, 1600 tane süper iletken mıknatısla hızlandırılarak ışığınkine yakın bir hızda, dairesel tünel içerisinde yol almaları sağlanıyor.
İlk denemelerde, tünel içerisinde hızlandırılan proton demetlerinin enerjisinin 450 milyar elektron volttan 540 milyara yükseltildiğini, ancak yeni keşiflerin yapılması, evrenin, maddenin yapısındaki sırların ortaya konması için çok daha üst enerjilere ihtiyaç olduğunu belirten Gillies, "İlk keşifler muhtemelen gelecek yılın ilk yarısında yapılır" dedi.
Bu kapsamda ilk aşamada bu yıl içerisinde 1,2 tera volt'a (TeV- trilyon elektron volt) ulaşılacak. Bu da Cenevre'deki hızlandırıcıyı dünyanın en güçlü parçacık çarpıştırıcısı haline getirecek. ABD'de Chigaco'da bulunan Familab hızlandırıcısı 1 TeV düzeyinde çalışıyor.
Çarpıştırıcının ilk bilimsel testleri ocak veya şubat ayında yapılacak. Ancak ilk keşiflerin, çarpıştırıcının gücünün 3,5 TeV'a çıkarılması ile yapılması bekleniyor. 
Üzerinde yapılacak değişikliklerle çarpıştırıcının proton demetlerini her iki yönde 7 TeV ile taşıyabilecek ve çarpıştıracak güce eriştirilmesi de amaçlardan biri. Bu da ABD'deki rakibinin gücünün 7 katı anlamına geliyor. Enerjinin ve tünele gönderilen bir huzme içerisinde yer alan proton sayılarının artması, gözlemlenecek parçacık çeşitliliğinin ve güçlerin de artması anlamına geliyor.
Fizikçi Tejinder S. Virdee'ye göre hedeflerden biri de varlığı, teorik düzeyde savunulan Higgs bozonu adlı parçacığı gözlemlemek. Higgs bozonunun, atom altı parçacıklara, dolayısıyla evrendeki her şeye, kütlelerini verdiği düşünülüyor. Bu nedenle bu parçacığın gözlemlenmesinin çok zor olduğu, ortaya çıkarılabilmesi için çok yüksek enerjili çarpıştırıcıya ihtiyaç olduğu belirtiliyor. AA

Türkiye En Fazla Spam Yayan 2. Ülke

Acarer, dünyada yaygın olarak kullanılan ve ''İnternet Protokolü''nün 4. sürümü olan IPv4 protokolünün, internet kullanıcı sayısının hızla artması, yeni araç ve cihazların internete bağlanmaya başlaması ve yeni hizmetlerin sunulması nedeniyle, IP adresi (internete bağlı cihazların, ağ üzerinden birbirleri ile veri alışverişi yapmak için kullandıkları adres) ihtiyacını karşılamakta yetersiz kaldığını belirtti. Bunun üzerine hem çok daha fazla IP adresini destekleyebilen hem de mobilite, güvenlik ve hizmet kalitesi açısından gelişmiş özelliklere sahip yeni bir sürüm olan ''IPv6 protokolü''nün geliştirildiğini ifade eden Acarer, internete bağlı her cihazın bir IP adresinin bulunmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.
Mobil, veri, ses ve görüntü hizmetlerinin tümünün internet altyapısı üzerinden verilebildiğine dikkati çeken Acarer, şunları kaydetti:
''Bu hizmetlerin sunulmasına olanak sağlayan IP tabanlı olan ürünlerden bazıları, akıllı sayısal yardımcılar, akıllı telefonlar, kullanıcılara IPTV (televizyonların internet üstünden yayınları almasını sağlayan ve isteğe bağlı program izlemeyi mümkün kılan sistem), VoIP (internet üzerinden ses iletimi protokolü) ve internet işlevlerini aynı cihaz üzerinde sunan set üstü kutular, mobil oyun konsolları, birbirine ve ağa bağlı ev gereçleri, araç navigasyon sistemleri, kablosuz algılayıcı ağlar ve akıllı ulaşım sistemleridir.
IPv4 adreslerinin tükenmesi nedeniyle IPv6'ya geçiş bir tercih sorunu değil kaçınılmaz bir sonuçtur. Ancak geçiş sürecinde teknik ve ekonomik açıdan bazı sorunlar yaşanabilecek. Ani geçişler, önceden planlanan ve belirli bir takvime göre ilerleyen geçişlere göre daha maliyetli olacak. Bu nedenle, dünyada yaşanan gelişmelere de paralel olarak ülkemizde IPv4'ten IPv6'ya geçiş çalışmalarının başlatılması gerekiyor. Bu amaçla TÜBİTAK, Gazi Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ülkemizde IPv6'ya geçişe ilişkin farkındalık oluşturulması, yol haritasının hazırlaması, ihtiyaç duyulan tedbir ve politika önerilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaya başladık. 'Ulusal IPv6 Altyapısı Tasarımı ve Geçişi Projesi'ni Şubat 2011'de tamamlayacağız ve Türkiye IPv6'ya geçecek.''
Acarer, IPv4'ün kapasitesinin 4 milyar 294 milyon 967 bin 296 olduğunu, IPv6'nın kapasitesinde ise sınır bulunmadığını belirterek, Türkiye'de yaklaşık 6 milyon internet abonesi ve 39 milyon internet kullanıcısı olduğunu vurguladı.

SPAM MESAJLARIN ENGELLENMESİ

Siber ortamda güveni ve güvenliği olumsuz etkileyen unsurların başında da istek dışı elektronik e-postaların (spam mesaj) geldiğine işaret eden Acarer, şunları söyledi:
''Tüm dünyadaki elektronik postaların yaklaşık yüzde 70'inin spam mesaj olduğu ifade ediliyor. Spam mesajlar, e-posta sunucularını ve kullanıcıların posta kutularını gereksiz yere işgal ederek hoşnutsuzluk yaratıyor ve aynı zamanda kötücül yazılımların yayılmasına da yardımcı oluyor. Spam mesajlar ayrıca, internet servis sağlayıcıların işletmekte oldukları şebekeleri meşgul ederek, şebeke kapasitelerini dolduruyor. Dünyadaki spam mesaj yayılımına bakıldığında Türkiye'nin en fazla spam mesaj yayan ülkelerden olduğu görülüyor. IBM X-Force Trend İstatistiklerine göre 2007'de dünya sıralamasında yüzde 3,9'luk pay ile 8. sırada bulunan ülkemiz, 2008'de yüzde 8'lik pay ile 2. sıraya yükselmiştir.''
BTK koordinatörlüğünde, TTNET, Çizgi Telekom, Doruk Net ve Mynet'in iş birliğiyle ''Spam ile Mücadele Pilot Projesi''nin uygulamaya geçirildiğini dile getiren Acarer, uygulamanın ardından spam mesaj yayan IP sayısının yüzde 99 civarında düştüğünü kaydetti. AA

Yüklenen İnternette Kalır

İçerik sorunlarının doğru olmayan bilgiler, kuşkulu materyaller, nefret içeren söylemlerden kaynaklanabildiğini kaydeden Beauchere, özellikle çocukların, sonuçlarının ne olacağını düşünmeden internete yükledikleri resim, video ve benzeri içerikler dolayısıyla "online itibar" sorunları yaşayabildiğine dikkati çekti.
Beauchere, online itibar sorununa ilişkin şunları kaydetti:
"Örneğin internette yer alan bir videoda bir çocuk bir başka çocuğu dövüyor. Çocuklar bunun gelecekte kendileri için sorun olabileceğini fark etmiyorlar. ABD'de başlatacağımız bir çalışma ile üniversitelere kabulleri gerçekleştiren görevliler, bu süreçte öğrencilerin çocukluklarında yüklenmiş bu tür kuşku uyandıracak ya da sorunlu materyalleri görmek üzere araştırmalar yapıyorlar mı diye bakacağız. Bu yüzden çocuklara her zaman şunu söylemeye çalışıyoruz; 'Bir kere online olan, her zaman online kalır. Bu yüzden online olarak yüklediğiniz şeylerin içeriğinin ne olduğunun bilincine varın'."

OKULLARDAKİ KABADAYILIK, NETTE DEVAM EDİYOR

 
İletişimden kaynaklanan riskler içinde özellikler çocuklar arasında "net kabadayılığı" (cyberbullying) sorunuyla sık sık karşı karşıya kaldıklarını anlatan Beauchere, bu yolla okullarda, oyun bahçelerinde, sokaklarda yaşanan şiddetin çocukları evlerine kadar takip ederek, MSN'de, e-maillerde, sosyalleşme sitelerinde devam ettiğini söyledi.

GÜNLÜK E-POSTALARIN YÜZDE 97'Sİ SPAM

 
Beauchere, ticaret konusunda ise spam mailler nedeniyle yaşanan sıkıntıya işaret ederek, "Günlük dolaşıma giren e-postaların yüzde 97'sinin spam olduğu tahmin ediliyor. Bloklama teknolojileri sayesinde bütün bu spamleri görmüyoruz. Örneğin Microsoft Hotmail hergün 3,3 milyar spam mesajı blokluyor" diye konuştu.

AİLE KONTROLÜ OLANLARIN SADECE YÜZDE 10'U KULLANIYOR

 
Jacqueline Beauchere, insanlara paylaştıkları bilgiler konusunda çok dikkatli olmaları tavsiyesinde bulunarak, şöyle konuştu:
"Herkesin kişisel bilgi tanımlaması farklı olabilir ama insanlar sizin hakkınızda bilgi kırıntılarını bir araya getirebilir ve kim olduğunuz konusunda yeterli bilgiye sahip olarak kimliğinizi çalabilir, sizin adınıza suç işleyebilir. Bu nedenle insanlara özellikle sosyalleşme sitelerinde çok dikkatli olmalarını söylüyoruz. Gerçek isminizi ya da isminizin tamamını paylaşmayın, fotoğraf yüklerken bu fotoğraflarda bazı bilgilerin yer almamasına dikkat edin. Örneğin bazı çocukların fotoğraflarında okullarının isimlerinin yazdığı tişörtler ya da evlerinin sokağı ve numarası görünebiliyor. Ve son olarak, 'tıklamadan önce düşünün' diyoruz."
İnternette aile koruma paketlerinin kullanımının önemine dikkati çeken Beauchere, aile kontrolüne erişime sahip ailelerin sorduk, yüzde 10'dan azının bunu kullandığını söyledi. AA

Her Çocuğa E-Posta Adresi

Çekiçbaşlı Köpekbalığı Daha İyi Görüyor

Atatürk Havalimanı’na “Kargo Köyü”

Savaş Oyunlarına Dikkat

2013’te 32 Milyon 4G’li Olacak

156 Bin Abonenin Bağlantısı Kesildi

Yarasanın Rekor Uçuşu

Yeni iPhone Virüsü

Irak Hazinelerine Google İlgisi